Ötanazi: Tıbbi ve etik tartışmaların odağındaki “iyi ölüm” kavramı

Written by

in

Uygulama biçimleri ve temel farklar

Ötanazi, uygulanış şekline göre iki ana başlık altında incelenmektedir:

  • Aktif ötanazi: Hekimin hastaya doğrudan ölümcül bir doz ilaç enjekte etmesi gibi müdahaleci yöntemleri kapsar.

  • Pasif ötanazi: Hastanın yaşamını sürdürmesi için gereken tıbbi desteğin (solunum cihazı, ilaç tedavisi vb.) kesilmesi ve sürecin doğal seyrine bırakılmasıdır.

Dünyadaki yasal durum ve Türkiye’deki statü

Dünya genelinde ötanaziye bakış açısı ülkeden ülkeye keskin farklılıklar göstermektedir. Hollanda, Belçika, Lüksemburg, Kanada, İspanya ve Yeni Zelanda gibi ülkeler, oldukça sıkı denetimler ve belirli kriterler çerçevesinde bu uygulamayı yasal zemine oturtmuştur. Ancak bu ülkelerde bile talepte bulunan kişinin bilincinin açık olması ve tıbbi kurul onayının bulunması gibi katı şartlar aranmaktadır.

Türkiye’de ise ötanazi uygulaması yasal değildir. Türk hukuk sistemi ve tıbbi etik kuralları, hekimin birincil görevinin hayatı korumak ve yaşatmak olduğunu esas alır.

Etik ve dini boyutlar

Konuyla ilgili tartışmaların merkezinde “kişisel özerklik” ile “yaşamın kutsallığı” arasındaki çatışma yer almaktadır. İslam dini başta olmak üzere pek çok inanç sistemi, ötanaziyi yaşamın sonlandırılmasına yönelik bir müdahale olarak gördüğü için uygun bulmamaktadır. Tıbbi etik açısından ise hipokrat yeminine sadakat ile hastanın acılarını dindirme yükümlülüğü arasındaki ince çizgi, bu konunun daha uzun yıllar tartışılmaya devam edeceğini göstermektedir.>>>Şahan KARTAL 

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir