Anadolu Ajansının (AA) “Yapay Zeka Şirketlerinin Kitap Avı” başlıklı dosya haberi kapsamında küresel yapay zeka şirketlerinin Avrupa’dan sonra Türkiye’deki kitap arşivlerine yönelik adımları, yayıncılar ve meslek ilgilileriyle irdelenecek.
Yapay zeka firmalarının kitapları toplu olarak satın alıp tarayarak dijitale aktardıktan sonra imha ettikleri iddiaları Avrupa’daki sahafların tepkisini çekerken, benzer durumlar farklı ülkelerde de gerçekleşiyor.
Özellikle akademik yayınlardan ve nadir eserlerden verilen toplu siparişler şüphe uyandırırken, Türkiye’den kitap siparişi veren bazı şirketlerin etik olmayan tutumları da tartışılıyor.
“Gönüllü olarak yapay zekanın besleyicisi oluyoruz”
Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği (TBYM) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Burhan Genç, AA muhabirine, yapay zeka teknolojilerinin gelişimiyle küresel şirketlerin telif ödemeksizin yürüttüğü veri toplama faaliyetlerine dikkati çekti.
Yayıncılık sektöründe 40 yılı aşkın deneyimi bulunan Genç, dijitalleşme süreci ile yapay zeka alanındaki gelişmelerin yayın dünyası üzerindeki etkilerini değerlendirerek, akademik ve edebi mirasın korunması amacıyla yerli ve milli bir veri tabanı kurulması gerektiğini vurguladı.
Dijitalleşme sürecinin sonucunda ortaya çıkan yapay zekanın insanın istediği gibi kullanabileceği olumlu ya da olumsuz, adeta bir silah niteliğinde devasa bir araç olduğunu aktaran Genç, yapay zekanın en doğru sonuçları verebilmesi için muazzam bir külliyata ihtiyaç duyduğunu kaydetti.
Genç, bu külliyatın telif bedelleri ödenerek toplanması halinde devasa bir bütçeye mal olacağını vurgulayarak, şunları söyledi:
“O yüzden siyaset şöyle gelişiyor, yapay zekayı size, dünya insanlarına ücretsiz olarak kullanma imkanı veriyor. Aslında bu ücretsiz kullanma çok büyük bedele mal oluyor. Çünkü her sorgu, her soru dünyanın her yerinde belki binlerce bilgisayarın, hard diskin çalışması anlamına geliyor. Bu maliyeti sineye çekiyorlar ki siz yapay zekayı kullanırken, yapay zekayı eğitmek adına, kendi ihtiyacınız olan bilgileri derletmek, çalıştırmak adına elinizdeki bütün datayı sisteme yüklüyorsunuz. Yani gönüllü olarak yapay zekanın besleyicisi oluyorsunuz.
Bunun dışında da diğer imkanları kullanarak topladıkları için şu anda ve bununla ilgili de yasaların çıkması bir şekilde ağırlaştırılıyor, engelleniyor. Çünkü bunlar çok büyük şirketler. Amerikan şirketleri şu anda hukuki birtakım çerçevenin içerisine girdikleri takdirde işlerinin zorlaşacağını düşündükleri için yasal bir engel yok, toparlanıyor.”
“Bilgimiz bize manipüle edilmiş şekilde sunulacak”
Veri toplama faaliyetlerinin küresel ölçekte sürdürüldüğünü vurgulayan Genç, yeterli veri elde edildiğinde yaşanabilecek tehlikelere dikkati çekerek, “Mümkün olduğu kadar çok veriyi toplamaya çalışıyorlar. Bu veriyi toparladıkları, yeterli veriyi elde ettikleri gün karşımıza bambaşka bir dünya çıkacak tabiri caizse. Çünkü o veriyi artık bedava kullanamayacağız. Yapay zeka çok yüksek ücretlerle kullanılacak. İkincisi, hukuki engeller bir başka şirketin aynı veriyi toparlamasının önüne mali, hukuki bir sürü engel çıkartacak. Bir rakip gelişemeyecek karşılarında. Üçüncüsü, belki de en vahim olanlardan bir tanesi bu. Artık bizden aldıkları, dünyadan topladıkları bilgiyi bize sunarken manipüle edilmiş, yönlendirilmiş bir şekilde sunacaklar. Yani bu Amerika’nın ya da başka bir emperyalist gücün kontrolünde olan, onların bilmemizi, öğrenmemizi, anlamamızı istedikleri şekliyle bizim bilgimiz bize sunulacak, tehlike burada.” görüşlerini paylaştı.
Mehmet Burhan Genç, Türkiye’de akademik eserlere yönelik yürütülen veri toplama girişimine ilişkin detaylara değinerek, durumu şöyle özetledi:
“Şu anda fiili olan durumda akademik eserlerimizle ilgili böyle yoğun bir toplama faaliyetini fark etmiş durumdayız. Bir Hollanda firması önce dijital bir platformdan dijital kopyaları almaya çalışıyor. O şirket buna yanaşmayıp bu konuda işbirliği yapmayınca, şimdi hemen hemen bütün akademik yayıncılara, ellerinde külliyat bulunan akademik yayıncılara birer tane kitap siparişi geçmeye başladı aynı şirket.”
Bu sürecin yapay zekayı eğitip eğitmediğine dair belirsizliğe de işaret eden Genç, “Bu yasa dışı mı? Şu an itibarıyla hukuk engeli yok, yasa dışı değil. Ama etik mi? Değil. Yani bu, şu andaki o insanların yıllarca süren çabayla, emekle ürettikleri bütün eserler, izinsiz ve bedel ödenmeksizin kullanılıyor.” dedi.
Genç, yapay zekanın adil bedel ödemeye uygun bir altyapısı olduğunu fakat bu teknolojinin veri toplarken bilerek işletilmediğini vurguladı.
“Eser üretiminin önünde çok ciddi bir engel oluşur”
Yapay zekanın zihinsel süreçler üzerindeki etkisine de dikkati çeken Genç, “Öncelikle eser üretimi durur. Eser üretiminin önünde çok ciddi bir engel oluşur. Yani insanların artık yeni bir kitabı yazmak ve onun karşılığında bir gelir elde etmek, geçim sağlamak noktasında önleri kesilmiş olur. Yapay zekanın en büyük handikaplarından bir tanesi bu.” ifadelerini kullandı.
Genç, insanın araştırırken kendini geliştirme faaliyetinin yapay zeka nedeniyle bir şekilde köreldiğinin altını çizerek, sonraki kuşakların kendi tarihi ve kültürel bilgilerini başka kaynaklardan almak zorunda kalması tehlikesine dikkati çekti.
Kültürel hafızayı korumak için stratejik adımlar atılması gerektiğini vurgulayan Genç, şunları söyledi:
“Akademik ve edebi alanda ama akademik alan daha da öncelikli, daha stratejik bir alan çünkü. Akademik alan öncelikli olmak üzere yerli ve milli bir veri tabanı oluşturmamız lazım ve bu veri tabanını kullanan, bize ait olan bir yapay zeka sistemi içerisinde de bunun kullanılabilir olması gerekiyor. Bu durum bir ülkenin geleceği, kültür ve bilim hayatı açısından son derece stratejik bir konudur.”
TBYM Yönetim Kurulu Başkanı Genç, kitapların dijitalleştirilip bir bedel ödenmeden, izin almaksızın paylaşılmasının çok yaygın bir şekilde kullanılır hale geldiğinin altını çizerek, “Telif sisteminin mantığı, üreten insanların emeğinin karşılığını alabilmesidir. Bu karşılığı kestiğiniz zaman artık üretim durur yani fikri üretim, edebi üretim durur. Kültür hayatının olmadığı, donuklaştığı, yerinde saydığı bir toplumun gelişmesi de söz konusu olamaz.” ifadelerine yer verdi.
“Korsanla mücadele konusunda yoğun çaba sarf ediyoruz”
Kültür hayatının korunması için toplumun her kesimine büyük sorumluluk düştüğünü vurgulayan Genç, “Okuyan, araştıran, kitapla bir şekilde hemhal olan her ferdin korsan kopyalar konusunda hassas olması gerekiyor ki kültür hayatımız kendi dinamizmini muhafaza etsin. Meslek birliği olarak da biz özellikle telif bilincinin yerleşmesi ve korsanla mücadele konusunda yoğun bir çaba sarf ediyoruz.” dedi.
Genç, teknolojik gelişmenin karşısında durmak yerine kültürü destekleyici kurumsal yapıların tesis edilmesi, kamu ve akademik kurumların öncülüğünde sektörün de desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:
“Gerek kamu, gerek sivil toplum, gerek okur tarafı hassasiyetle davranırsa biz bu işi toparlarız. Büyük yaralar, büyük kayıplar almadan bunu ileriye taşıyan, yani krizi fırsata çevirecek bir şekilde değerlendiririz.”>>>AA

Bir yanıt yazın