Yazar: admin

  • Yeniden Refah Partisi Afyonkarahisar’da yeni il binasını açtı

    Yeniden Refah Partisi Afyonkarahisar’da yeni il binasını açtı

    Programın açılış konuşmasını yapan Yeniden Refah Partisi Afyonkarahisar İl Başkanı Fehmi Güray Çakır, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak özellikle çiftçilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çekti. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin buğday alım fiyatını 16,5 lira olarak açıkladığını hatırlatan Çakır, değirmenlerin ise alım fiyatlarını yaklaşık 14 liraya kadar düşürdüğünü ifade etti. Çiftçinin emeğinin karşılığını alamadığını belirten Çakır, üreticinin desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak, “Üretmezsek yok oluruz. Çiftçimizin ayakta kalabilmesi için gerekli adımların atılması gerekiyor.” dedi.

    Yeniden Refah Partisi Afyonkarahisar'da yeni il binasını açtı

    Açılış töreninde konuşan Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Nureddin Gül ise yeni il binasının hayırlı olmasını dileyerek, teşkilat mensuplarına çalışmalarından dolayı teşekkür etti. Gül, yeni hizmet binasının Afyonkarahisar teşkilatına önemli katkılar sağlayacağını belirterek, milletin yüzünü güldürecek hizmetlere imza atmayı temenni etti.

    Konuşmasında Milli Görüş hareketinin geçmişine de değinen Gül, 1969 yılında merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın “Önce ahlak ve maneviyat” anlayışıyla başlattığı hareketin aynı ilkeler doğrultusunda yoluna devam ettiğini söyledi. Yeniden Refah Partisi’nin 2018 yılında kurulmasına rağmen kısa sürede önemli bir teşkilatlanma başarısı elde ettiğini ifade eden Gül, partinin bugün 703 bin üyeye ulaşarak Türkiye’nin üçüncü büyük siyasi partisi konumuna yükseldiğini dile getirdi.

    Yeniden Refah Partisi Afyonkarahisar'da yeni il binasını açtı

    31 Mart yerel seçimlerinde elde edilen oy oranının da partinin yükselişini gösterdiğini belirten Gül, teşkilatların özverili çalışmaları ve vatandaşların desteği sayesinde büyümeye devam ettiklerini söyledi. Sahada vatandaşlardan yoğun ilgi gördüklerini kaydeden Gül, bu teveccühün Milli Görüş geleneğine duyulan güven ve geçmişte yapılan hizmetlerin bir sonucu olduğunu ifade etti.

    Konuşmaların ardından yapılan dua ile birlikte Yeniden Refah Partisi Afyonkarahisar İl Başkanlığı’nın yeni hizmet binasının açılış kurdelesi kesildi. Katılımcılar daha sonra yeni binayı gezerek teşkilat çalışmaları hakkında bilgi aldı.>>>HABER MERKEZİ

  • İran Devrim Muhafızları: Hürmüz Boğazı’nda güvenli rotayı ihlal eden 2 gemi kaza yaptı

    İran Devrim Muhafızları: Hürmüz Boğazı’nda güvenli rotayı ihlal eden 2 gemi kaza yaptı

    İran’ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansı, Devrim Muhafızları tarafından yapılan açıklamayı yayımladı.

    Açıklamada, ABD’nin desteğini aldığı iddia edilen 4 geminin, seyir sistemlerini kapatarak İran Devrim Muhafızları Ordusu Hürmüz Boğazı Kontrol Merkezi’nin uyarılarını dikkate almayıp güvenli olmayan bir rotadan geçmeye çalıştığı ileri sürüldü.

    Söz konusu gemilerden ikisinin kaza yaparak bulundukları noktada durduğu, diğer iki geminin ise güvenli olmayan rotadaki seyirlerini sonlandırarak yön değiştirdiği ifade edildi.

    Açıklamada ayrıca, Hürmüz Boğazı’nın kontrolünün tamamen Devrim Muhafızlarının yetkisinde olduğu savunularak, yalnızca önceden belirlenen ve ilan edilen güvenli rotaların kullanılabileceği, daha önce de duyurulduğu üzere, petrol, doğal gaz ve kimyasal gübre taşıyan hiçbir geminin İran makamlarıyla koordinasyon ve izin olmadan Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapamayacağı ifade edildi.>>>AA

  • Yemen hükümeti, İran’a ait bir uçağın Sana Havalimanı’na inişini engellediğini duyurdu

    Yemen hükümeti, İran’a ait bir uçağın Sana Havalimanı’na inişini engellediğini duyurdu

    Yemen devlet televizyonunun haberine göre, Ulaştırma Bakanı Muhsin el-Ömeri, İran’ın Mahan Air şirketine ait uçağın Sana’ya gerçekleştirmesi planlanan uçuşun, resmi kanallar üzerinden gerekli izinleri almaması nedeniyle durdurulduğunu belirtti.

    Ömeri, uçağın Umman hava sahasındayken Sana’ya uçuşunu sürdürmesine izin verilmediğini ve geri dönmek zorunda bırakıldığını söyledi.

    İranlı yetkililer ile Husilerden konuya ilişkin henüz açıklama yapılmadı.

    Yemen hükümeti, yaklaşık bir hafta önce de İran’a ait başka bir uçağın Sana Havalimanı’na inişini engellediğini açıklamıştı.

    Yemen hükümeti ile İran destekli Husiler arasında son haftalarda “İran uçağı krizi” tırmanıyor.

    Yemen yönetimi, İran’a ait Mahan Air şirketinin Husilerin kontrolündeki Sana Havalimanı’na doğrudan uçuşlarını ülkenin egemenliğinin ihlali olarak değerlendirirken, resmi makamlardan izin almayan hiçbir uçağın Yemen hava sahasını ve havalimanlarını kullanmasına izin verilmeyeceğini belirtiyor.

    Geçen hafta Yemen hükümeti, İran’dan gelen bir uçağın Sana Havalimanı’na inişini engellemek amacıyla havalimanı pistini hedef aldığını açıklamış, İran uçağı ise rotasını değiştirerek ülkenin batısındaki Hudeyde Havalimanı’na inmişti.

    Bu gelişmenin ardından Yemen hükümeti ile Husiler arasında karşılıklı sert açıklamalar yapılırken, Husiler genel seferberlik ilan etmiş, Yemen Başkanlık Konseyi ise Husilere karşı askeri seçeneğin gündemde olduğu mesajını vermişti.

    Yemen’de yaklaşık 4 yıldır büyük ölçüde korunan kırılgan ateşkes, İran uçuşları nedeniyle yaşanan gerilimle yeniden ciddi şekilde sınanıyor.>>>AA

  • TÜRKSAT Gölbaşı Veri Merkezi’nin temeli 22 Temmuz’da atılacak

    TÜRKSAT Gölbaşı Veri Merkezi’nin temeli 22 Temmuz’da atılacak

    Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 35 bin 300 metrekarelik alanıyla Türkiye’nin en büyük veri merkezlerinden biri olacak TÜRKSAT Gölbaşı Veri Merkezi’nin temelinin, 22 Temmuz Çarşamba atılacağını bildirdi.

    Uraloğlu, yaptığı yazılı açıklamada, e-Devlet başta olmak üzere Türkiye’nin dijital altyapısını kuran TÜRKSAT’ın yeni bir projeyi devreye alacağına işaret etti.

    Ankara’da kurulacak TÜRKSAT Gölbaşı Veri Merkezi’yle, kritik bilgileri barındıran kurumların tüm veri ve bulut hizmetlerine yönelik ihtiyacının yerli yazılımla karşılanacağını belirten Uraloğlu, “Gölbaşı Veri Merkezi, 35 bin 300 metrekarelik dev alanıyla Türkiye’nin en büyük veri merkezlerinden biri olacak.” bilgisini paylaştı.

    Uraloğlu, merkezin temel atma törenini 22 Temmuz Çarşamba günü gerçekleştireceklerini bildirdi.

    TÜRKSAT’ın mevcut veri merkezinin fiziksel kapasitesi artırılacak

    Merkezin, 6 sistem salonu, 2 adet 20’şer kabinlik yüksek performans odası ve 6 bin 300 metrekare beyaz alana sahip olmasının planlandığına dikkati çeken Uraloğlu, tesiste 200 kişi kapasiteli ofis alanının da bulunacağını ifade etti.

    Uraloğlu, yatırımla TÜRKSAT’ın mevcut veri merkezinin fiziksel kapasitesinin ilk fazda 3 kat, ikinci fazda da 8 katın üzerinde artırılacağını belirterek, şu değerlendirmede bulundu:

    “33 megavolt-amper (MVA) kurulu güç kapasitesi bulunacak merkez, enerji verimliliğinde LEED-Gold sertifikasına, veri merkezi standartlarında ise ‘Uptime Institute TIER-III’ ve TSE 50600 uyumlu olarak kurulacak. Merkez, yapay zeka uygulamaları, derin öğrenme, veri madenciliği, makine öğrenmesi gibi başlıklar altında veri analizi, veri kümelerinin işlenmesi, algoritmaların eğitimi, modelleme, tahmin, sınıflandırma, yüksek hızlı matematiksel hesaplamalar yapılması gibi hizmetlerin sunumu için gerekli altyapıya sahip olacak. Merkez, Türkiye’nin en büyük kurum ve kuruluşlarının olağanüstü durumlarda dahi güvenli ve kesintisiz hizmet almasını sağlayacak. Hatta özellikle kamu hizmetleri amacıyla kullanılacak ülkemizin en büyük veri merkezi olacak.”

    “Tüm veri ve bulut hizmetleri tek çatı altında toplanacak”

    Düşük karbon salımı ve yüksek enerji verimliliğiyle, çevreye de duyarlı bir tesisi ülkeye kazandırmayı planladıklarını belirten Uraloğlu, şunları kaydetti:

    “Bu projenin bir diğer temel amacı, kamu kaynaklarında maksimum verimliliği sağlamak. Veri merkezi sayesinde kamunun kendi bünyesinde ayrı ayrı sistem odaları kurmasına, mükerrer donanım yatırımları yapmasına ve bakım-işletim maliyetlerine katlanmasına gerek kalmayacak. Tüm veri ve bulut hizmetleri tek çatı altında toplanacak, e-Devlet Kapısı’nı kuran ve işleten TÜRKSAT güvencesiyle en üst düzeyde korunacak.”>>>AA

  • Dikey Geçiş Sınavı yapıldı

    Dikey Geçiş Sınavı yapıldı

    Sınav, 81 il ve Lefkoşa’daki 103 sınav merkezinde, 624 bina ve 9 bin 904 salonda uygulandı.

    Saat 10.15’te başlayan 2026-DGS’de adaylar, saat 10.00’dan sonra sınav binalarına alınmadı.

    Sayısal ve sözel testlerden 100 sorunun sorulduğu sınavda, adaylara 135 dakika cevaplama süresi verildi. 239 bin 681 adayın başvurduğu sınavda, emniyet görevlileri dahil 32 bin 567 kişi görev yaptı.

    Kimlik kartını kaybeden, nüfus cüzdanı olmayan veya nüfus cüzdanında kimlik numarası ve fotoğraf bulunmayan adaylar için il ve ilçe nüfus müdürlükleri açık bulunduruldu.

    Sınavın sonuçları 13 Ağustos’ta açıklanacak ve sadece 2026-2027 eğitim öğretim yılı için yapılacak yerleştirmede geçerli olacak.

    DGS puanları, adayların sınav sonuçlarından hesaplanan sözel ve sayısal standart puanlarının ve ön lisans öğrenimlerinde elde ettikleri akademik not ortalamalarından hesaplanan ön lisans başarı puanlarının (ÖBP) belli katsayılarla çarpılarak toplanmasıyla elde edilecek.>>>AA

  • Akrep zehri laboratuvarda hayat kurtaran seruma dönüşüyor

    Akrep zehri laboratuvarda hayat kurtaran seruma dönüşüyor

    Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü bünyesindeki Mikrobiyoloji Referans Laboratuvarları ve Biyolojik Ürünler Dairesi Başkanlığında yürütülen üretim kapsamında yılda yaklaşık 10 bin doz antivenom (panzehir) hazırlanıyor.

    Laboratuvar sorumlusu Veteriner Hekim Mehmet Ali Kanat, AA muhabirine, panzehir üretiminde Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinden temin edilen akreplerden yararlanıldığını söyledi.

    Laboratuvara getirilen akreplerin kontrollü koşullarda bakılıp beslendiğini belirten Kanat, “Antivenomu, yani akrep panzehrini, akreplerden belirli aralıklarla zehir sağımı yaparak elde ediyoruz.” dedi.

    Kanat, doğrudan elde edilen venomun üretimde kullanılmadığını belirterek, “Akrepten alınan zehrin içinde farklı doku kalıntıları da bulunuyor. Bunların ayrıştırılması gerekiyor. Aksi halde venom kısa sürede bozulabiliyor. Bu nedenle uzun ve titiz bir saflaştırma sürecinden geçiyoruz.” bilgisini paylaştı.

    Akrep zehri laboratuvarda hayat kurtaran seruma dönüşüyor

    Panzehir üretiminde 10 at kullanılıyor

    Saflaştırılan venomun protein ve enzim analizleriyle kalite kontrol testlerinden geçirildiğini aktaran Kanat, “Bizim akrep panzehri ürettiğimiz atlarımız var. Şu anda panzehir üretiminde kullandığımız 10 atımız var. Bu atlara düşük dozlarda enjeksiyonlar yapıyoruz. Bu enjeksiyonlardan sonra belli aralıklarda bu atlarımızın kanındaki panzehir miktarını ölçüyoruz.” diye konuştu.

    Atların bağışıklık sisteminin oluşturduğu antikor seviyesinin düzenli olarak takip edildiğini dile getiren Kanat, şöyle konuştu:

    “Yeterli düzeye ulaşıldığında atlardan plazma alıyoruz. Daha sonra bu plazmayı tamamen saflaştırıyoruz. Son üründe yalnızca akrep zehrine karşı etkili antikorlar kalıyor. Tüm kontroller yapıldıktan sonra sağlık müdürlüklerimize veriyoruz ve bütün illere dağıtıyoruz. Şu anda Türkiye’nin her yerinde bol miktarda akrep panzehrimiz bulunmakta ve vakaların tedavisinde kullanılmaktadır.”

    Kuzey Afrika ve Orta Doğu’daki akrep türlerine karşı daha etkili

    Türkiye’de üretilen panzehrin özelliğine dikkati çeken Kanat, “Bizim özellikle panzehir üretiminde kullandığımız akreplerimiz, Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki ‘androctonus crassicauda’ adında bir akrep türü. Bunun zehri çok zengin bir protein yapısı bulunuyor. Bu nedenle buna karşı ürettiğimiz bir panzehir neredeyse Kuzey Afrika’da, Orta Doğu’daki birçok akrep sokma vakalarının tedavisinde kullanılmaya uygun bir panzehir. Böyle de bir avantajı var aynı zamanda.” açıklamasında bulundu.

    Akrep zehri laboratuvarda hayat kurtaran seruma dönüşüyor

    Panzehir ihtiyacı yılda 10 bin doz

    Yaz döneminde özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri ile Adana çevresinde akrep sokması vakalarının arttığını ifade eden Kanat, kırsal bölgelerde çadırda veya damda uyuyanların daha fazla risk altında bulunduğunu söyledi.

    Kanat, “Panzehrimiz çok etkili ve bütün merkezlerde bulunduğu için herhangi bir ölüm vakası şu ana kadar görülmüyor. Son yıllarda da ciddi bir ölüm vakası görülmedi.” dedi.

    Bir yıllık bir emek sonunda ancak bir antivenomun üretilebildiğini ifade eden Kanat, “Ülkemizin akrep panzehri ihtiyacı yılda 10 bin doz. Biz bunu rahatlıkla üretiyoruz. Gerekli olduğu durumlarda kapasitemizi de artırabiliriz.” diye konuştu.

    Çadırda kalanlar ve dışarıda yatanlar dikkatli olmalı

    Kanat, akrep sokmalarına karşı uyarılarda da bulundu.

    Özellikle yaz dönemi dışarıda yatanlar ve kırsalda çadırda kalanların kıyafetlerine, ayakkabılarına dikkat etmesi gerektiğine dikkati çeken Mehmet Ali Kanat, şunları kaydetti:

    “Kıyafet içindeki akreplerin sokma vakaları daha şiddetli oluyor. Birkaç yerden sokabiliyorlar. Çizme ve ayakkabı içinde birkaç defa sokabiliyor. Bu da vatandaşın aldığı zehir miktarının artmasına ve daha ciddi sorunlara sebep oluyor. Kıyafetlerini akreplerin giremeyecekleri yerlere asmaları ya da giyerken dikkatli bir şekilde temizlemeleri veya kontrol etmelerini tavsiye ediyoruz.”>>>AA

  • Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, Batı Şeria’da bir cami ile iki evi kundakladı

    Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, Batı Şeria’da bir cami ile iki evi kundakladı

    Filistin resmi ajansı WAFA’da yer alan habere göre, El Halil’e bağlı Tevane köyü Meclis Başkanı Muhammed Rubi, yasa dışı “Havat Maon” yerleşim biriminden gelen İsrailli saldırganların köye baskın düzenlediğini söyledi.

    Rubi, İsrailli saldırganların yanıcı maddeler atarak Filistinli Kemal Musa Rubi ile Mahmud Selman Rubi’ye ait iki ev ile Tevane Camisi’ni ateşe verdiğini belirtti.

    Kundaklanan yapıların büyük kısmının yandığını aktaran Rubi, bu saldırıların İsrail güçlerinin korumasında gerçekleştirildiğinin altını çizdi.

    Rubi, söz konusu İsraillilerin ayrıca bir araç dahil Filistinlilere ait mülkleri kırıp tahrip ettiğini aktardı.

    Filistin Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı saldırıya tepki gösterdi

    Filistin Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı ise saldırıyı kınadı.

    Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, “Allah’ın evlerinden birinin ateşe verilmesinin gerginliği tehlikeli şekilde tırmandırdığı ve tüm kırmızı çizgilerin aşılması anlamına geldiği” ifade edildi.

    Filistin topraklarını gasbeden İsrailli çetelerin, Tevane Camisi’ni ateşe vermesinin, “işgalci İsrail hükümetinin desteğiyle gerçekleştirilen; tüm unsurlarıyla bir terör eylemi” olduğu vurgulandı.

    Aşırılık yanlısı İsrail işgal hükümetinin, Mesafir Yatta’daki Filistinlileri zorla yerinden etmeyi ve çatışmayı bir din savaşına dönüştürmeyi amaçladığı belirtildi.

    Bu menfur suçun ve tehlikeli yansımalarının tüm sorumluluğunun İsrail hükümetine ait olduğu vurgulanan açıklamada, bu suçlar karşısındaki uluslararası sessizliğin, bu tür saldırıları teşvik ettiği kaydedildi.

    Açıklamada, Birleşmiş Milletler, İslam İşbirliği Teşkilatı ve uluslararası insan hakları kuruluşlarına acil müdahale çağrısı yapılarak, İsrail yönetimi ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin işledikleri suçlardan dolayı hesap vermelerinin sağlanması ve sürekli tehdit altında bulunan Filistinliler ile Müslüman ve Hristiyanlara ait kutsal mekanlara uluslararası koruma sağlanması talep edildi.

    İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırı başlattığı Ekim 2023’ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de Filistinlilere yönelik gözaltı, baskın ve saldırılarda artış yaşanıyor.

    İsrail ordusu ile Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, sık sık Batı Şeria’nın çeşitli bölgelerine baskınlar düzenliyor. Bu saldırılar ölüm, yaralanma, gözaltı, mülkü tahrip etme, ekinlere ve hayvanlara zarar vermeyle sonuçlanıyor.

    İsrail ordusunun bu dönemde işgal altındaki Batı Şeria’da Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerle işbirliği halinde tırmandırdığı gerilim; 1181 Filistinlinin ölümüne, yaklaşık 13 bin kişinin yaralanmasına, 24 bine yakın kişinin tutuklanmasına ve 33 bin kişinin zorla yerinden edilmesine yol açtı.>>>AA

  • Elektrikli araçların şarj tüketimi yılın ilk yarısında yüzde 153,5 arttı

    Elektrikli araçların şarj tüketimi yılın ilk yarısında yüzde 153,5 arttı

    Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan (EPDK) yapılan açıklamaya göre, elektrikli araç kullanımındaki artışa paralel olarak Türkiye genelindeki şarj istasyonlarının kullanım yoğunluğu da yükseldi.

    Bu yılın ilk yarısında, şarj ağı işletmeci lisansı sahibi şirketler tarafından işletilen istasyonlarda 15 milyon 408 bin 578 şarj işlemi gerçekleştirildi.

    Söz konusu dönemde toplam şarj süresi 17 milyon 569 bin 444 saate ulaşırken, şarj hizmetine bağlı elektrik tüketimi 392 bin 252 megavatsaat, şarj hizmeti sunumu kapsamında kurulu şarj noktası 45 bin 97 olarak kayıtlara geçti.

    Geçen yılın ilk yarısında 7 milyon 838 bin 168 şarj işlemi gerçekleştirilmiş, toplam şarj süresi 7 milyon 400 bin 977 saat ve elektrik tüketimi 154 bin 723 megavatsaat olarak kaydedilmişti.

    Aynı dönemde şarj işlemi sayısı yüzde 96,6, toplam şarj süresi yüzde 137,4 ve şarj hizmetine bağlı elektrik tüketimi yüzde 153,5 arttı.

    Şarj noktası sayısı 45 bin 660’a ulaştı

    Açıklamada görüşlerine yer verilen EPDK Enerji Dönüşüm Dairesi Başkanı İbrahim Öz, Türkiye’de elektrikli araç kullanımı ve şarj altyapısındaki hızlı genişlemenin devam ettiğini belirtti.

    EPDK’nin yeterli ve sürdürülebilir elektrikli araç şarj altyapısı ile serbest bir piyasanın oluşturulmasına yönelik düzenlemeleri kapsamında şarj ağı işletmecilerinin yatırımlarını sürdürdüğünü aktaran Öz, Türkiye genelinde 2024 başında 12 bin 84 olan şarj noktası sayısının 2025 başında 26 bin 462’ye yükseldiğini bildirdi.

    Şarj noktası sayısının 45 bin 660’a ulaştığını belirten Öz, bunların 19 bin 903’ünün doğru akım (DC), 25 bin 731’inin alternatif akım (AC), 26’sının ise mobil şarj noktası olduğunu ifade etti.

    Öz, elektrikli araç kullanıcılarının şarj istasyonlarının coğrafi konumları, şarj ünitesi ve soket sayıları, tipleri ve güçleri, ödeme yöntemleri, müsaitlik durumları ve şarj hizmeti fiyatlarına EPDK tarafından geliştirilen Şarj@TR mobil uygulaması üzerinden anlık olarak ulaşabildiğini kaydetti.

    Elektrikli araç pazarındaki hızlı gelişmeye paralel olarak şarj ağının ülke genelindeki coğrafi kapsayıcılığını genişletmeyi hedeflediklerini vurgulayan Öz, “Şarj ağı altyapısında güçlü ve istikrarlı bir büyümenin sağlanması, Kurumumuzun önde gelen hedefleri arasında yer almaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.>>>AA

  • HAVELSAN’ın 4 yazılımı NATO sınavını geçti

    HAVELSAN’ın 4 yazılımı NATO sınavını geçti

    HAVELSAN, farklı ülkelerin ordularının, ortak operasyonlarında başarıyla görev yapmasını sağlayan çözümlerine yenilerini ekledi.

    Alınan bilgiye göre, HAVELSAN’nın geliştirdiği 4 yetenek, NATO’nun her yıl Polonya’da düzenlediği Coalition Warrior Interoperability Exploration, Experimentation, Examination Exercise (CWIX Tatbikatı) kapsamında NATO sertifikasyon sürecine dahil oldu.

    DOOB-HQ, KAPI, Embedded NONC2 ATA DLP ve LYNX yetenekleri, NATO sertifikasyonu kapsamında gerçekleştirilen Assurance Verification and Validation (AV&V) testlerini başarıyla tamamladı.

    Yetenekler, NATO Federe Görev Ağı (Federated Mission Networking-FMN) uyumluluğunun resmi olarak onaylanmasını sağlayan özel testlerden geçti.

    Ülkelerin komuta kontrol bilgi sistemlerinin hem NATO hem de diğer ülkelerin sistemleriyle karşılıklı çalışabilirliğinin test edildiği CWIX Tatbikatı’nda FMN Spiral 4 sertifikasyonlarının alınması, 2025-2027 yıllarında icra edilecek NATO görevlerine katılım açısından önemli ön şartlar arasında yer alıyor.

    HAVELSAN’ın yeni yeteneklerinin sertifikasyon sürecine dahil olması, şirket ürünlerinin NATO standartlarıyla uyum ve karşılıklı çalışabilirlik alanında ulaştığı yetkinliği ortaya koydu.

    HAVELSAN böylelikle daha önce bu alanda NATO standartlarını yakalayan ürünlerini komuta kontrol, sistem entegrasyonu, güvenli veri paylaşımı ve taktik haberleşme alanlarındaki 4 kritik yazılım yeteneğiyle genişletmiş oldu.

    Yeni milli yazılımlar NATO’da ilk kez vitrine çıktı

    HAVELSAN, geliştirdiği yeteneklerle 2012’den bu yana CWIX Tatbikatı’na aktif katılım sağlıyor.

    Şirket, 2019’da DOOB ve KAŞİF, 2023’te ADVENT CMS ve ADVENT MARTI, 2024’te KARTAL ve NONC2 ATA DLP, 2025’te ise DOOB-HQ, DOOB-TACTICAL, KAŞİF, OCTOPUS, NONC2 ATA DLP ve TDLYM ürünleriyle AV&V sertifikasyonu almaya hak kazandı.

    Bu yıl 6-26 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen CWIX Tatbikatı’na NATO ve Avrupa Birliği dahil 46 ülkeden, 20 farklı ilgi alanında 780 sistem ve 3 binden fazla personel katıldı.

    HAVELSAN ise tatbikatta 43 personel ve 16 sistemle faaliyet gösterdi.

    Şirket, MIP, TDL, MDC2, DM, COMMS, GEOMETOC, CBRN, FMNCS, AIR, MARITIME, M&S ve CYBER odak alanlarında ADVENT KALYON, ADVENT UFUK, TALAY/REI, DOOB-HEADQUARTER, DOOB-MOBILE, KAŞİF, KBRN, OCTOPUS, KAPI, NONC2 ATA DLP, Embedded NONC2 ATA DLP, LYNX, I-SMART, FIVE, RTaaS ve ICS SENTINEL sistemleriyle görev yaptı.

    HAVELSAN ayrıca bu yıl Hava Odak Alanı’na LYNX ve Embedded NONC2 ATA DLP, GEOMETOC Odak Alanı’na ADVENT TALAY/REI, FMN Ana Yetenekler Odak Alanı’na KAPI, Siber Odak Alanı’na ICS SENTINEL, Modelleme ve Simülasyon Odak Alanı’na ise FIVE yetenekleriyle ilk kez katıldı.

    ⁠Milli yazılımlara uluslararası kabul

    HAVELSAN Genel Müdürü Mehmet Akif Nacar, konuya ilişkin değerlendirmesinde, CWIX Tatbikatı’nda 4 yeni yeteneğin NATO sertifikasyon sürecine dahil olmasının, milli yazılımların uluslararası alanda kabul gördüğünün ve en yüksek birlikte çalışabilirlik standartlarını karşıladığının somut bir göstergesi olduğunu söyledi. Nacar, şunları kaydetti:

    “Uzun zamandır sahip olduğumuz NATO standartlarında sistem oluşturma ve uyuşum tecrübesini aldığımız sertifikalar ile daha da pekiştirdik. Müşterek Harekat, Siber ve Modelleme Simülasyon Odak Alanları ile artırdığımız katılımın ivmesini önümüzdeki dönemde Yapay Zeka Destekli Komuta Kontrol yetenekleri ile sürdüreceğiz. Proaktif bir yaklaşımla Türk Silahlı Kuvvetlerinin modern muharebenin gereği olan ihtiyaçlarını karşılayacak yetenekler geliştirmeye ve uluslararası alanda rekabetçi çözümler üretmeye devam etmekteyiz.”>>>AA

  • “Alev savaşçıları” yeşil vatan için 7 gün 24 saat nöbette

    “Alev savaşçıları” yeşil vatan için 7 gün 24 saat nöbette

    Alan olarak orman varlığının en fazla olduğu iller arasında bulunan Kastamonu’da, Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri, olası yangınlara karşı sürekli hazır bekliyor.

    İl genelindeki yangın gözetleme kulelerindeki ormancılar ve kameralarla bölge anlık olarak takip edilirken, Yangın Harekat Merkezinde veriler hızlı şekilde değerlendiriliyor.

    Olası yangın durumunda bilgiler hızla ilgili birimlere iletilerek yangın söndürme ekipleri en kısa sürede havadan ve karadan olay yerine varıyor.

    "Alev savaşçıları" yeşil vatan için 7 gün 24 saat nöbette

    Ahlatçık yangın ve gözetleme kulesinde görevli Faruk Ünel, AA muhabirine, kulede 2 vardiya olarak 7 gün 24 saat görev yaptıklarını söyledi.

    Gözlerinin her an ormanlarda olduğuna işaret eden Ünel, “14 senedir bu işi severek yapıyorum. En ufak bir duman veya ihbar halinde hemen Kastamonu Yangın Harekat Merkezi’ne bilgi veriyoruz ve arazözler harekete geçiyor. Yeşil vatanı korumak için buradayız. Kule artık evimiz gibi oldu.” dedi.

    "Alev savaşçıları" yeşil vatan için 7 gün 24 saat nöbette

    Yangınların büyük bölümünün insan kaynaklı olduğunu vurgulayan Ünel, “Yangınların maalesef yüzde 90’ı insan kaynaklı. Daha dikkatli ve duyarlı olursak yeşil vatanımızı daha güzel koruruz. Lütfen ormanlarımıza cam şişe ya da sigara izmariti atmayalım. Yangın gözetleme kulemizde 7 gün 24 saat alev nöbetimiz devam ediyor.” diye konuştu.

    "Alev savaşçıları" yeşil vatan için 7 gün 24 saat nöbette

    “Erken ulaşım, yangına erken müdahalede çok önemlidir”

    Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü Yangın Harekat Merkezi’nde görevli tekniker Serdar Badioğlu ise görevlerinin ormanları yangından korumak için koordinasyonu sağlamak olduğunu anlattı.

    Yangınsız bir sezon geçirmeyi istediklerini belirten Badioğlu, “Yangınla ilgili tüm bilgileri olay yerindeki yangın amirimize anında ulaştırmamız gerekiyor. Erken ulaşım, yangına erken müdahalede çok önemlidir. Burada son teknoloji elektronik sistemleri kullanıyoruz. Araç takip, kameralı gözetleme, yangın karar destek sistemimizin hepsini ekip arkadaşlarımızla beraber kullanmaktayız.” ifadesini kullandı.

    Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğünde bir helikopter ve bir de insansız hava aracı bulunduğuna dikkati çeken Badioğlu, “Helikopterimiz kalktığında ona en doğru koordinatı vermek çok önemli. Su havuzlarının koordinatını iletmek görevlerimizden biri.” bilgisini paylaştı.

    "Alev savaşçıları" yeşil vatan için 7 gün 24 saat nöbette

    “Büyümeden yangın yerine ulaşırsak daha çabuk söndürebiliyoruz”

    İl genelinde 13 aktif yangın kulesi olduğunu, 7’sinde kameralı gözetleme sistemi bulunduğunu aktaran Badioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kulelerdeki arkadaşlarımız da 24 saat görevinin başında. Oradan gelen bilgiler Yangın Harekat Merkezi ya da 112 ihbar servisine düşer. Bu bilgileri anında gerekli mercilere iletiriz. Hedefimiz, en kısa
    zamanda yangın yerine ulaşıp ilk müdahaleyi yapabilmek. Büyümeden yangın yerine ulaşırsak daha çabuk söndürebiliyoruz.”

    Sıcaklık, nem ve rüzgar hızının yangınlarda çok önemli olduğunun altını çizen Badioğlu, “Bu veriler tehlikeli seviyeye geldiğinde alarm durumuna geçiyoruz. Kulelerden gelen bilgiler ve kamera görüntüleri ile İHA’lardan gelen görüntüleri 24 saat izliyoruz. Olumsuz bir durumda anında müdahale ediyoruz. Bölge Müdürlüğümüze tahsisli dikey kalkıp yatay gidebilen İHA, bize anında bilgileri ulaştırıyor.” dedi.>>>AA

  • Çaykur Rizespor’un yeni transferi Ariss, takımına enerji katacak

    Çaykur Rizespor’un yeni transferi Ariss, takımına enerji katacak

    Fransa’nın Bastia takımından transfer edilerek Karadeniz ekibiyle 4 yıllık sözleşme imzalayan 22 yaşındaki savunma oyuncusu, yeni takımıyla Erzurum’daki Yüksek İrtifa Kamp Merkezi’nde yaptığı hazırlıkları tamamladı.

    Genç futbolcu Ariss, AA muhabirine, Erzurum’da yoğun bir tempoda çalışma yaptıklarını söyledi.

    Takımdaki diğer oyuncuların kendisini iyi karşıladığını belirten Ariss, “İçlerine hemen kabul ettiler. Kendimi burada ailenin bir parçası gibi hissediyorum. Bu anlayış zaten takımın içinde varmış.” diye konuştu.

    Ariss, mavi-yeşilli ekibin geçen sezonki performansına değinerek, “Rizespor geçen sezon ligi tarihindeki en iyi sırada tamamladı. Bu hem şehir hem de ekip için çok önemli bir sonuç. Bu sene takıma ben de katıldım ve takım arkadaşlarımla bunu daha iyi yerlere çekmeye, daha iyi yerlerde bitirmeye çalışacağız. Bu anlamda çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” ifadelerini kullandı.

    “Taraftarlarımız agresif bir oyuncu görecek”

    Türkiye’de ilk kez forma giyeceğini ifade eden Ariss, şöyle konuştu:

    “Süper Lig çok dikkati çeken bir lig. İlk kez Türkiye’de, Süper Lig’de oynayacağım ama daha önceden de takip ediyordum. Burada çok önemli takımlar var ve çok zorlu bir lig olacak. Biz de burada kendimizi en iyi şekilde gösterip tekrar ligi iyi bir yerde bitirmek istiyoruz. Beni iyi karşılayan takım arkadaşlarımla çalışmaktan mutluyum. Şehri de kısa bir süre gezme fırsatım oldu ve Rize gerçekten çok güzel bir yer. Takımın enerjisine enerji katacağımı düşünüyorum. Taraftarlarımız agresif bir oyuncu görecek. Sahada enerjisini, her şeyini veren, takımın enerjisini yükselten ve aynı zamanda çok koşan bir oyuncu görecekler. İnşallah çok güzel bir sezon geçireceğiz.”

    Ariss, 2026 Dünya Kupası’nda Fas ve Fransa’nın önemli bir mücadele ortaya koyduğunu, hayalinin Fas Milli Takımı’nda oynamak olduğunu sözlerine ekledi.>>>AA

  • Japonya’da teslim aldığı valiz kırık olduğu için kendisine aynı büyüklükte yeni bir valiz verildi…

    Japonya’da teslim aldığı valiz kırık olduğu için kendisine aynı büyüklükte yeni bir valiz verildi…

    📶https://kanal3.com.tr/
    Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Ederek Son Dakika Haberleri Alabilirsiniz;
    İnstagram : https://www.instagram.com/kanal3tv
    Facebook : https://www.facebook.com/kanal3tv
    X: https://x.com/kanal3tv
    Telegram : https://t.me/kanal3_tv
    Whatsapp : https://whatsapp.com/channel/0029VaFDm2rEKyZKvlSELq17
    Next : https://sosyal.teknofest.app/@kanal3tv

    #Kanal3AnaHaber #Kanal3Haber #Kanal3

  • Kırmızı bültenle aranan uyuşturucu şüphelisi İstanbul’da yakalandı

    Kırmızı bültenle aranan uyuşturucu şüphelisi İstanbul’da yakalandı

    İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, uluslararası seviyede aranan kişilerin yakalanmasına yönelik çalışma başlattı.

    Bu kapsamda, Moğolistan adli makamlarınca ülkeye iadesi talebiyle kırmızı bültenle aranan D.T’nin (58) Kağıthane’de bulunduğu tespit edildi.

    Ekiplerce 16 Temmuz’da düzenlenen operasyonda yakalanan şüpheli D.T. gözaltına alındı.

    Şüphelinin yapılan sorgulamalarında çeşitli kodlarla tahdit kayıtlarının bulunduğu belirlendi.

    Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheli, hakkında yürütülen adli ve idari süreç kapsamında Geri Gönderme Merkezine teslim edildi.>>>AA

  • Türk güreşi için “ekim zamanı”

    Türk güreşi için “ekim zamanı”

    Türk güreşinin altyapısını güçlendirerek yeni olimpiyat şampiyonlarını yetiştirmek için hayata geçirilen Türkiye Minikler Güreş Şampiyonası’nın ikincisi, 10 binden fazla sporcunun katılımıyla Ankara’da festival havasında geçiyor.

    Türkiye’nin dört bir yanından sporcuları buluşturan “dev organizasyon”, Ankara Spor Salonu’nda 12 minderde 8-9, 10, 11, 12, 13 ve 14 yaş kategorilerinde gerçekleştiriliyor.

    81 ilden 10 binin üzerinde sporcunun mücadele ettiği 15 Temmuz Türkiye Minikler Şampiyonası, Türk güreş tarihinin en yüksek katılımlı organizasyonu olma özelliği taşıyor.

    25 Temmuz’da tamamlanacak bu önemli altyapı organizasyonu, Türk güreşi adına geleceğe yapılan en önemli yatırımlardan biri olarak öne çıkıyor.

    Başarılı güreşçiler, Güreş Eğitim Merkezlerine kazandırılarak Türk güreşinin yarınlarını oluşturacak yolculuğa ilk adımlarını atacak.

    Başkan Akgül: “Çocuklarımıza güreşi sevdirmenin derdindeyiz”

    Geleceğin şampiyonlarının müsabakalarını salonda takip eden Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Taha Akgül, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Tarihin en büyük katılımlı Türkiye Şampiyonası’nı yaptığımız için çok gururluyum. Çünkü gerçekten bu gençlerimiz her şeyi hak ediyorlar. Onların heyecanı, onların buradaki o istekleri, arzuları bizi çok motive ediyor.” dedi.

    Akgül, 81 ilden çocukları başkentte buluşturduklarını dile getirerek, “Güreş son yıllarda kitlesini, seyircisini kaybetti. Burada ciddi bir organizasyona imza atıp o çocuklarımıza güreşi sevdirmenin derdindeyiz. Katılan her sporcumuza, 10 bin çocuğumuzun hepsine mayosuna kadar burada spor malzemesi, güreş malzemesi veriyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Bunun ciddi bir maliyet olduğuna işaret eden Akgül, “Tabii burada sponsorlarımız oldu. Ben hepsine çok çok teşekkür ediyorum. Başta Gençlik ve Spor Bakanımız Osman Aşkın Bak’a, Spor Toto Teşkilat Başkanlığına ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımıza… Sağ olsunlar, bize destek oldular. Sponsorlarımızın adını tek tek saymayacağım ama bütün emeği geçenlere çok teşekkür ediyorum. Bu malzemelerin dağıtımında onların çok büyük payı oldu.” diye konuştu.

    Türk güreşi için "ekim zamanı"

    “Kısa vadeli plan yapmıyoruz”

    Salonun dışında Etnospor etkinlik alanının kurulduğuna değinen Akgül, “Buraya gelen çocukların aynı zamanda Etnospor’daki geleneksel okçuluğu, mas güreşini, Türklerin obasını, geleneğini de tanıma şansları oluyor. Onlara Türklüğün geleneğini de öğretiyoruz. Yani burası bir kültür kaynaşması.” şeklinde görüş belirtti.

    Şampiyonaya ailelerin de ilgi gösterdiğini söyleyen Akgül, şöyle devam etti:

    “Çok ciddi bir aile katılımı var. Her sene ailelerin katılımı artıyor. Biz, aslında burada aileleri de kazanmayı amaçlıyoruz. Çünkü aileler dışarıdan güreş izlemeye gelmiyorlar ama çocuğuyla beraber güreş izlemeye geliyorlar ve güreş kitlesi oluşmaya başlıyor. Çok güzel müsabakalar oluyor. Bir karnaval havası var, hamdolsun. 9, 10, 11, 12, 13 ve 14 yaş ayrı ayrı güreşiyor. Bu çok değerli. 8-9 yaş ilk kez güreşiyor. Çok değerli, hep ilkler var. 12 minderde ilk kez maç yapılıyor. 10 bin çocuğun buraya getirilmesi, lojistiği, yerleştirilmesi, bunların madalyalarının verilmesi, daha sonra kamplarına ayrılması… Bunlar federasyonumuzun ciddi bir emeği, ciddi bir yükü. Ama biz, bu çocuklar için varız. Bu, uzun vadeli bir yatırım. Allah’ın izniyle Türk güreşi bu yatırımın meyvesini yiyecektir. Federasyonumuzda kısa vadeli plan yapmıyoruz. Allah’ın izniyle biz oluruz, olmayız ama Türk güreşi, Türk Güreş Federasyonu, bu çocukların sayesinde ileride emin ellerde olacaktır.”

    “Yeni Taha Akgüller, Rıza Kayaalpler, Yasemin Adarlar çıkacak mı?” sorusuna Akgül, “Allah’ın izniyle kesinlikle çıkacak, çıkmama ihtimali yok. 10 binde yetenekli 10 kişiyi çıkarsak, 10 tane Taha, Rıza bulsak, Türk güreşini uçururlar. Bu havuzu seneye daha da büyüteceğiz. Bu sene 9 yaşı net güreştirdik, 8’i doktor raporuyla aldık. Seneye 8’lerin hepsini de alacağız. Orada kademeli bir başlangıç yaptık çünkü 8 yaş güreş için küçük bir yaş. Allah’ın izniyle buradaki havuz, buradaki ateş, çocukların heyecanı büyümeye devam edecek. Onların heyecanını hiç bitirmeyeceğiz. Bundan sonraki süreçte gelişim kamplarıyla süreçlerimize devam edeceğiz. Burada dereceye giren, yetenekli sporcuları da Güreş Eğitim Merkezlerine yollayacağız, oraya seçilecekler. Burada şampiyonayı yaptıktan sonra yetenekli güreşçilerin takibi lazım. Onların gelişimlerini de Güreş Eğitim Merkezlerinde birebir yakından hocalarımız, federasyonumuz takip edecek.” yanıtını verdi.

    Türk güreşi için "ekim zamanı"

    “Dünyada ses getirecek uluslararası bir organizasyonun planlamasını yapıyoruz”

    Güreşi, Türkiye’nin dört bir yanına yaymayı hedeflediklerini belirten Akgül, Süper Lig finallerini Cilo Dağları Cennet Cehennem Vadisi eteklerinde düzenlediklerine işaret etti.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da bu organizasyondan övgüyle bahsettiğini hatırlatan Akgül, şunları kaydetti:

    “O organizasyonumuz bizler için çok özeldi. 3 bin rakıma çıkmak, araçların bile gitmediği bir yerde 3 bin kişiyi o alana toplamak kolay değil. Hakkari’nin insanına çok teşekkür ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın övgüsüne mazhar olmak bir federasyon için en büyük başarıdır. Allah razı olsun. Yaptığımız emeği gördü. Dünya güreş camiasında da çok büyük etki yarattı. Gürcistan’a gittim, herkes bunu konuşuyor. Dünyada daha önce açık hava organizasyonları yapıldı ama minderde ilk defa böyle 3 bin rakımlı dağın eteğinde bir organizasyon yapıldı. Bu anlamda Türk Güreş Federasyonu dünyada da bir ilke imza attı. Allah’ın izniyle gelecekte daha da güzel bir uluslararası etkinliğimiz olacak. Bunun da planlamasını yapıyoruz. Çok daha büyük katılımlı, dünyada da yine aynı şekilde ses getirecek bir organizasyonumuz olacak. Bunun da planlamasını yapacağız, daha sonra kamuoyuyla paylaşacağız.”>>>AA

  • Bakan Fidan, Katarlı mevkidaşı Al Sani ile Doha’da bir araya geldi

    Bakan Fidan, Katarlı mevkidaşı Al Sani ile Doha’da bir araya geldi

    Bakanlığın NSosyal hesabından yapılan paylaşıma göre, Fidan, Katar ziyareti kapsamında Katar Dışişleri Bakanı Al Sani ile Doha’da görüştü.

    Bakan Fidan, Katarlı mevkidaşı Al Sani ile Doha'da bir araya geldi

  • Türkiye’de son 6 ayda kapanan her bir şirket yerine 4’ten fazla şirket açıldı

    Türkiye’de son 6 ayda kapanan her bir şirket yerine 4’ten fazla şirket açıldı

    AA muhabirinin Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) verilerinden derlediği bilgiye göre ocak-haziran döneminde kurulan şirket sayısı istikrarlı seyrini sürdürdü.

    Türkiye’de yılın ilk çeyreğinde 28 bin 926 şirket kurulurken 5 bin 34 şirket faaliyetlerini sona erdirdi.

    Yılın ilk yarısında ise 57 bin 62 şirket açılırken 13 bin 484 şirket kapandı. Böylece yılın ilk 6 ayında kapanan her bir şirkete karşılık 4’ten fazla şirket faaliyete başladı.

    Son 6 ayda kurulan şirketlerin türüne bakıldığında limitet şirketlerin ilk sırada olduğu görüldü. Bu dönemde kurulan şirketlerin 2’si kollektif, 5 bin 613’ü anonim, 51 bin 447’si limitet olarak kayıtlara geçti.

    Kurulan şirketlerin üçte birinden fazlası İstanbul’da

    İstanbul, Ankara ve İzmir’de ocak-haziran döneminde kurulan 30 bin 191 şirkete karşılık 8 bin 637 şirket faaliyetlerini sonlandırdı.

    Söz konusu dönemde İstanbul’da 20 bin 872 şirket kuruluşu gerçekleşti, kapananların sayısı 6 bin 733 oldu.

    Ankara’da 6 bin 34 şirket iş başı yaparken 1164’ü kepenk indirdi.

    İzmir’de ise 3 bin 285 şirket kuruldu, 740 şirket kapandı.

    Yılın ilk yarısında en fazla şirket 20 bin 872 adetle İstanbul’da, en az ise 11 ile Bayburt’ta kuruldu.

    En fazla şirket kapanışı ise 6 bin 733 adetle yine İstanbul’da gerçekleşirken Ardahan’da 6 aydır şirket kapanışı gerçekleşmedi.

    Kadın ortakların ilk tercihi limitet şirketler

    Yılın ilk 6 ayında kadın ortaklar en çok limitet şirketleri tercih etti. Ocak-haziran döneminde yeni kurulan limitet şirketlerde 12 bin 254 kadın ortak yer alarak yüzde 16,86’lık paya sahip oldu.

    Anonim şirketlerde ise 1439 kadın ortağın oranı yüzde 14,66 olarak kayıtlara geçti.>>>AA

  • İstanbul’da sigara yasağı ihlaline son 5 yılda 694,6 milyon lira ceza

    İstanbul’da sigara yasağı ihlaline son 5 yılda 694,6 milyon lira ceza

    Türkiye’de 4207 sayılı “Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun” ile ilgili 2008 yılında yapılan düzenlemelerle kamuya açık tüm kapalı alanlarda tütün ürünlerinin tüketilmesi yasaklandı.

    İlgili yasanın kapsamının genişletilmesiyle birlikte 19 Temmuz 2009 tarihinden itibaren özel hukuk kişilerine ait olan lokanta, kahvehane, kafeterya ve birahane gibi işletmelerde de tütün ürünlerinin tüketilmesi yasaklandı. Bu kapsamda, ikamete mahsus konutlar hariç tüm kapalı alanlarda sigara içme yasağı getirildi.

    Bu yasağın getirilmesindeki temel amaç ise sigara kullanmadığı halde başkalarının kullandığı sigara dumanından zarar gören kişilerin korunması oldu.

    Öte yandan, 19 Temmuz 2009 itibarıyla Türkiye, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, tütün kontrolüne yönelik en geniş kapsamlı yasası olan Bermuda, Yeni Zelanda, Uruguay, İngiltere ve İrlanda’dan sonra dünyadaki 6’ncı, Avrupa’daki 3’üncü ülke konumuna geldi.

    5 yılda 1 milyon 349 bin 147 işletme denetlendi

    Sağlık Bakanlığına bağlı ilgili kurumlar tarafından sigara dumanına pasif maruziyetin önlemesi amacıyla ülke genelinde düzenli olarak denetimler gerçekleştiriliyor.

    AA muhabirinin İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünden aldığı bilgiye göre, kentte bu yıl itibarıyla denetim yapan 145 personelden oluşan 65 ekip bulunuyor.

    Denetimler, yetkili ekiplerce “serbest denetim”, “ihbar denetimi, “takip denetimi” ve “çapraz denetim” şeklinde yürütülüyor.

    Kapalı alanda sigara yasağı çerçevesinde ekiplerce, 5 yılda 1 milyon 349 bin 147 işletme denetlenirken, kapalı mekanda tütün kullanımına izin verdiği tespit edilen 25 bin 970 iş yerine 694 milyon 666 bin 994 lira para cezası uygulandı.

    Bu kapsamda, 2022’de 218 bin 157, 2023’te 379 bin 826, 2024’te 308 bin 567 ve 2025’te 332 bin 192 işletmede denetim yapıldı, bu yılın ilk 6 ayında ise 110 bin 405 denetim gerçekleştirildi.

    Denetimlerde yasağa uymayan işletme sayısı ise yıllara göre sırasıyla 3 bin 210, 3 bin 26, 4 bin 950, 8 bin 305 ve 6 bin 479 olarak kayıtlara geçti.

    İhlal tespit edilen işletmelere kesilen idari para cezası yıllara göre artış gösterirken, en fazla ceza tutarı geçen yıl gerçekleşti. Buna göre 2022’de kesilen toplam ceza tutarı 22 milyon 263 bin 642 lira olurken, 2023’te bu rakam 33 milyon 47 bin 275 lira, 2024’te 154 milyon 579 bin 277 lira, 2025’te 278 milyon 960 bin 429 lira oldu.

    Bu yılın ocak-mayıs döneminde ise yasağa uymayan işletmelere 205 milyon 816 bin 371 lira ceza uygulandı.

    Yasağı ihlal eden 681 işletmeye geçici kapatma cezası

    Yasağı ihlal eden bazı işletmelere geçici kapatma cezası da verildi. Bu kapsamda 2022-2026 döneminde kentteki 681 işletmeye kapatma cezası uygulandı.

    Öte yandan, ilgili yıllar arasında yasağı ihlal ettiği tespit edilen 1.958 kişiye de idari para cezası verildi.

    Vatandaşlar, şikayette bulunabiliyor

    Vatandaşlar, sigara yasağına uymayan iş yeri veya şahısları, İl Sağlık Müdürlüğüne bildirebilirken, Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezini (SABİM) 184’ü arayarak şikayette bulunabiliyor.

    Bu kapsamda İstanbul’da, 2022-2026 döneminde ihbar üzerine toplam 36 bin 509 denetimde bulunuldu.

    İstanbul'da sigara yasağı ihlaline son 5 yılda 694,6 milyon lira ceza

    “Sigaradan 8 milyon ölümün 1,2 milyonu pasif duman maruziyetinden”

    Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hasan Volkan Kara, AA muhabirine, dumansız hava sahası uygulamasının dünyada Türkiye’nin öncülük yaptığı konulardan biri olduğunu söyledi.

    İstisnasız bütün kapalı alanları kapsayan bu uygulama sayesinde öldürücülüğü ispatlı tütünün hem vatandaşlara hem de çevreye zarar vermesinin engellenmeye çalışıldığını belirten Kara, “Tütünün, sigaranın dünyaya zarar olarak hesabını yapacak olursak yılda 8 milyon kişi hayatını kaybediyor. 8 milyon çok büyük bir rakam. Çünkü 3,5 yıl süren pandemide toplamda 7 milyon kişi hayatını kaybetti.” ifadelerini kullandı.

    Kara, insanlar sigaradan uzaklaştırılabilirse sigara kaynaklı ölümlerin de engellenebileceğinin altını çizerek, “8 milyon ölümün 1,2 milyonu pasif duman maruziyetinden. Yani kendisi sigara içmeyip dumana maruz kalan insanların hayatlarını kaybetmesi. İşte dumansız hava sahasının önemli konularından biri de bu.” dedi.

    Kapalı alanlarda sigara ve dumanın olmamasının, sigara kullanmayan kişilerin sağlığını korumakla ilgili çok önemli bir davranış olduğunu vurgulayan Kara, şöyle devam etti:

    “Peki sadece dumana maruz kaldığında mı insanların sağlığı tehlikeye giriyor? Maalesef hayır. Sigara içilen, duman teneffüs edilen ortamlarda zararlı madde, partikül ve gazların 3 ila 6 ay boyunca asılı kaldığı, ortama nüfuz ettiği ve bu dönemde kullanılmaya devam edilen ortama girip çıkan insanların hayatını tehlikeye attığını biliyoruz. Bu nedenle dumansız hava sahasının en önemli koruyuculuğu, sigara kullanmayan kişilerin hayatını korumak. Peki dumansız hava sahası bunun dışında bize ne sağlıyor? Bir kere toplumda, Yeşilay, Sağlık Bakanlığı ve bütün otorite, sigara içmenin görünebilir olduğunu ortadan kaldırmak zorundayız. Çocuklar, gençler, çevrelerinde sigara içmeyi normal algılayacak her maruziyetten maalesef olumsuz etkileniyor. Bu nedenle kapalı alanlarda, topluma açık alanlarda, daha doğrusu belirlenen yerler dışında sigara içmenin önüne geçmemiz gerekiyor.”

    “İhlalleri gördüğümüzde lütfen bildirelim”

    Prof. Dr. Kara, Yeşilay ve Sağlık Bakanlığının bu konuda farkındalık arttırıcı eğitim programları yaptığını, ilkokullara, ortaokullarda ve liselerde eğitici eğitimleri verdiğini anlatarak, bununla gelecek nesillerin dumansız, sağlıklı bir ortama kavuşmasını amaçladıklarını dile getirdi.

    Bu kapsamda ücretsiz sigara bırakma tedavileri sunulduğunu kaydeden Kara, “Yeşilay Danışmanlık Merkezlerinde, Sağlık Bakanlığına bağlı sigara bırakma polikliniklerinde, ilaçlar dahil ücretsiz hizmet veriyoruz. Bu şekilde sigara içmeye devam eden kişilerin sayısını ve görünür olmayı azaltmaya gayret ediyoruz. Vatandaş olarak üzerimize ne düşüyor? Bağımlılıklarda en iyi tedavi hiç başlamamak. Sigaranın sağlığa zararlı olduğunu biliyoruz. Bu bilgiyi davranışa çevirmemiz, sigara kullanmamamız lazım. Çevremizde sigara kullanan kimse varsa onu da ikna etmemiz, bu zararlı alışkanlıktan uzak durmasını sağlamamız gerekiyor.” diye konuştu.

    Kara, kapalı birçok ortamda sigaranın kullanılabildiği dönemlerde sigara kullanmayan kişilerin sağlıksız havayı soluma mecburiyetinde kaldığını, şu anki yasaların ise bunun önüne geçtiğini belirtti.

    Bu konuda vatandaşlara da sorumluluk düştüğüne işaret eden Kara, “Temiz, sağlıklı bir hava herkesin hakkı. Bu konuda bizim de çaba içinde olmamız gerekiyor. İhlalleri gördüğümüzde lütfen bildirelim. Sigara kullanan bireylere, olumlu anlamda bırakması yönünde telkinlerde bulunalım. Profesyonel destek almaları için onları yönlendirelim. Çocukların ve gençlerin bu ürünlere başlamaması için elimizden gelen çalışmaları yapalım.” ifadelerini kullandı.>>>AA

  • Türkiye’de yılın ilk yarısında yaklaşık 7,9 milyon araç muayeneden geçirildi

    Türkiye’de yılın ilk yarısında yaklaşık 7,9 milyon araç muayeneden geçirildi

    Türkiye’de yılın ilk yarısında 320 istasyonda 7 milyon 890 bin 520 aracın muayenesi gerçekleştirildi.

    AA muhabirinin, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğü verilerinden yaptığı derlemeye göre, Türkiye’de araç muayene işlemleri Bakanlık koordinesinde yürütülüyor. Muayenelerin daha etkin ve sağlıklı yapılabilmesi için söz konusu çalışmalar kamu ve özel sektör işbirliğiyle sürdürülüyor.

    Bu kapsamda Türkiye’de 219’u sabit, 76’sı seyyar, 19’u seyyar traktör ve 7’si motosiklet olmak üzere toplam 320 muayene istasyonu bulunuyor.

    İstasyonlarda, bu yılın ilk 6 ayında 7 milyon 890 bin 520 araç muayene edildi. Bu araçların 5 milyon 804 bin 46’sının hafif kusurlu, 1 milyon 621 bin 777’sinin ağır kusurlu, 71 bin 362’sinin emniyetsiz, 393 bin 335’inin kusursuz olduğu belirlendi.

    Muayeneden geçemeyen araçlarda fren sistemleri, fren kuvvetleri ve lambaları, emniyet kemerleri, geri vites lambası, ön fren hortumları, yakıt sistemleri ile yolcu araçlarının koltukları en çok kusur tespit edilen aksam ve sistemler oldu.

    Trafikte teknik kusurlu araçların seyir halinde olmasının önüne geçiyoruz”

    Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, AA muhabirine, sadece Türkiye’de değil, dünya genelinde trafik kazalarının en fazla sürücü hatalarından kaynaklandığını belirterek, araçların teknik kusurlarının ikinci neden olarak öne çıktığını söyledi.

    Bakanlıkça düzenlenen ve operasyonları yine Bakanlığın denetiminde olan TÜVTÜRK’ün araç muayene sistemiyle bu hizmetin verildiğini dile getiren Uraloğlu, “Araçlardan kaynaklanan teknik hataların tespit edilmesi ve bu kusurların giderilerek araçların trafiğe güvenle çıkmasında çok önemli bir rol üstleniyoruz. Bu sayede trafikte teknik kusurlu araçların seyir halinde olmasının önüne geçiyoruz.” dedi.

    Muayene sürecinde ağır kusurlu veya emniyetsiz olduğundan trafik güvenliğini tehdit ettiği belirlenen araçların muayenelerinin bu kusurlar giderildikten sonra onaylandığını vurgulayan Uraloğlu, böylece risk oluşturabilecek araçların trafiğe çıkmasının engellendiğini bildirdi.

    Uraloğlu, “Bir yandan yolların altyapısını güçlendirirken diğer yandan da araç muayene sistemiyle Türkiye’de yılda ortalama 100 binin üzerinde trafik kazasının önüne geçilmesini sağlıyoruz. Kara ulaşımı kaynaklı karbon emisyonu, yakıt verimliliği ve araçların işletme giderleri gibi birçok alanda da ülkemize katkı sağlamanın gururunu yaşıyoruz.” diye konuştu.

    Bu yılın 6 ayında muayeneden geçirilen araç sayıları aylar itibarıyla şöyle:>>>AA

    Aylar Muayene Sayısı
    Ocak 1.274.346
    Şubat 1.152.253
    Mart 1.317.823
    Nisan 1.369.970
    Mayıs 1.156.111
    Haziran 1.620.017
    Toplam 7.890.520
  • Kıbrıs’ın “Tutsak Tankları” 52 yıldır sergileniyor

    Kıbrıs’ın “Tutsak Tankları” 52 yıldır sergileniyor

    Kıbrıs Barış Harekatı’nın (20 Temmuz 1974) başlamasından sonra Türk Hava Kuvvetleri’nin bölgeye yaptığı taarruzlar sonucu, Rum Milli Muhafız Ordusu’ndan ele geçirilen Rus yapımı 3 tank, köylerine tehdit oluşturabileceği gerekçesiyle Türk askerinin nezaretinde cephe hattından alınarak Akıncılar köyüne getirilerek hakim tepelere yerleştirildi.

    Kıbrıslı Türk Mücahitlerin cesaretlerinin sembolü haline gelen tanklar, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) sınırının sıfır noktasında ilk getirildikleri hakim tepelerde, “Tutsak Tanklar” adı altında sergileniyor.

    Tankları Akıncılar’a getirenler arasında yer alan Kıbrıslı Türk Mücahit İsmail Akandere, o günleri şöyle anlattı:

    “Bu tankları III. Makarios bize karşı kullanmak için almıştı, bize doğrultulmuş tankların namlularını onlara çevirdik. Tankları, Kıbrıs Türklerinin cesaretlerinin bir sembolü olarak Akıncılar’a getirdik. Bu tanklar 52 yıldır burada sergileniyor.”

    Akandere, Türk askeri Ada’ya çıktığında Rumların kendilerine taarruz etmek için cephe hattına 5 tank sürdüğünü belirterek, Türk savaş uçakları birini vurunca Rum tankçısının bunları bırakarak kaçtığını aktardı.

    Vurulmayan 4 tanktan 3’ünü çalıştırıp köye getirdiklerini ifade eden Akandere, 1974 öncesinde Rumlara karşı çok zor koşullarda direndiklerini, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yaptığı Kıbrıs Barış Harekatı’yla Kıbrıs Türkleri’nin huzur ve güvene kavuştuklarını sözlerine ekledi.

    Kıbrıs'ın "Tutsak Tankları" 52 yıldır sergileniyor

    Kıbrıs Barış Harekatı

    Türkiye, 1960 Zürih ve Londra Antlaşmaları ile tesis edilen garantörlük haklarını kullanarak, Ada’daki anayasal düzeni ve Türk halkının varlığını korumak üzere 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs Barış Harekatı düzenledi.

    Kıbrıs’ta Türkler ve Rumların ortak olduğu 1960’ta kurulan “Kıbrıs Cumhuriyeti”, Ada’yı Yunanistan’a bağlamak isteyen Rumların, silah zoru ile Türkleri önce devletten atması ardından da Kıbrıslı Türklere yönelik öldürme, sürgüne gönderme, kamplarda yaşamaya zorlama faaliyetleri sonucu 1963 yılında çöktü.

    1963’ten 1974 yılına kadar Kıbrıs Türklerine yönelik başta EOKA terör örgütü olmak üzere bazı Rum devlet görevlilerinin de karıştığı öldürme eylemleri sonucu 30 binden fazla Kıbrıslı Türk, can güvenlikleri olmadığı için 100’ün üzerinde köyü terk etmek zorunda kalarak, etrafı Rum silahlı güçleriyle çevrili izole kamplarda yaşamaya zorlandı.

    Yunanistan’daki askeri cunta tarafından desteklenen EOKA lideri Nikos Sampson’un, “Kıbrıs Cumhuriyeti” Cumhurbaşkanı Başpiskopos III. Makarios’u devirmek amacıyla 15 Temmuz 1974’te yaptığı askeri darbe sonucunda Ada’da yaşayan Türklerin durumu daha da kötüleşti.

    Darbe sonucu meşru Cumhurbaşkanı III. Makarios meselenin iç mesele olmadığını ilan ederek, garantör ülkelere (Türkiye, Yunanistan ve İngiltere) duruma müdahale etme çağrısı yaptı.

    Türk Silahlı Kuvvetleri 20 Temmuz 1974 sabahı Kıbrıs’a denizden çıkarma, havadan da indirme harekatı yaparak, Kıbrıs’taki Türk Mukavemet Teşkilatı’na mensup “Mücahitler” ile birleşti.

    Kıbrıs’ta Türk varlığını güvence altına alan Mehmetçik, Rumların ateşkesi bozması ve ateşkes görüşmelerinin başarısız olması sonucu 14 Ağustos 1974’te ikinci harekatı başlattı.

    Türk askeri birliklerinin 16 Ağustos 1974 akşamı Mağusa-Lefkoşa-Güzelyurt hattına ulaşmasıyla Kıbrıs Barış Harekatı’nın ikinci evresi de kesin Türk zaferi ile tamamlandı.>>>AA

  • KKTC Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu: Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale hakkından vazgeçmeyiz

    KKTC Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu: Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale hakkından vazgeçmeyiz

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümü dolayısıyla AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

    Kıbrıs konusunda 60 yıldır süren müzakerelerin başarısız olduğuna dikkati çeken Ertuğruloğlu, şunları söyledi:

    “Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Raif Denktaş’ın da belirttiği gibi, Kıbrıs sorunu bir statü sorunudur. Rum tarafı, bir Helen adasının hakimi, tek sahibi gibi görülürken, Türk tarafı azınlık statüsüne indirgenmek istenmektedir. Eşitlik olmadan masaya oturursanız, eşitlik olmadan kalkarsınız. Bu anlayışla 60 yıllık müzakere süreci başarısız olmuştur.”

    Ertuğruloğlu, Birleşmiş Milletlerin (BM) Rum tarafına “Kıbrıs Cumhuriyeti” statüsü vermesinin Kıbrıs sorununu oluşturduğuna işaret ederek, Avrupa Birliği’nin de (AB) 2004’te benzer bir hataya düştüğünü hatırlattı.

    “BM bu hatayı yaptı, 2004’te AB de aynı hatayı tekrarladı. Şimdi bizden bu hatalarını yasallaştırmamızı bekliyorlar. Çok beklersiniz.” diyen Ertuğruloğlu, AB’nin Kıbrıs meselesi konusunda tarafsız olamayacağına dikkati çekti.

    AB’nin Kıbrıs meselesine burada bir Türk işgali varmış gibi yaklaştığı sürece gerçeklerden uzak kalınacağını vurgulayan Ertuğruloğlu, Kıbrıs’ta Türk ve Rumlara eşit statü verilmediği sürece çözüm olamayacağını kaydetti.

    Ertuğruloğlu, KKTC dış politikasının iki egemen eşit devlet ve eşit uluslararası statü politikasından vazgeçmeyeceğini anlatarak, “Bizim devletimiz var, ana vatanımız var, askerimiz var. Kimse bizi kandırma umuduyla buraya gelmesin.” diye konuştu.

    “İngiltere ve Yunanistan garantörlük görevini yerine getiremedi”

    Bakan Ertuğruloğlu, Kıbrıs konusundaki “garantörler” konusuna da değinerek, “İngiltere ve Yunanistan tarih boyunca garantörlük görevini yerine getirmemiştir. Tek garantörlük görevini yerine getiren Türkiye Cumhuriyeti’dir.” ifadelerini kullandı.

    Kıbrıs meselesinin 1963’ten itibaren başlayan Rum saldırganlığı ve iki ortağın siyasi eşitliğinin yok sayılmasından kaynaklandığının altını çizen Ertuğruloğlu, “Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale hakkından vazgeçmeyiz. Türkiye’nin tek taraflı müdahale hakkı, Kıbrıslı Türkler için vazgeçilmezdir. Biz de bundan asla vazgeçmeyeceğiz.” şeklinde konuştu.

    “Kıbrıs Barış Harekatı sorunun başlangıcı değil, bir anlamda çözümüdür”

    Ertuğruloğlu, Kıbrıs meselesinin 1963’te başladığını, bunu kabullenmeden, “Ada’ya Türkiye’yi 20 Temmuz 1974’te durup dururken müdahale etmiş” gibi gösteren yaklaşımların tarihi gerçekler ile asla bağdaşmadığını söyleyerek, “Kıbrıs Barış Harekatı sorunun başlangıcı değil, bir anlamda çözümüdür.” dedi.

    Türk Silahlı Kuvvetlerinin 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs’a müdahalesiyle Ada’daki Türk halkının bir soykırımdan kurtularak yeniden hayata tutunduğunu hatırlatan Ertuğruloğlu, 52 yıl önce Mehmetçik ve Mücahit’in omuz omuza mücadelesiyle Kıbrıs’ın bir Helen adası olmasının engellendiğini belirtti.

    Türk ordusunun saldırgan değil caydırıcı bir ordu olduğuna dikkati çeken Ertuğruloğlu, Türkiye’nin gücünün her alanda görüldüğünü vurguladı.

    Ertuğruloğlu, Kıbrıs Barış Harekatı’nda şehit olanları rahmetle, gazileri de minnetle andıklarını dile getirerek, Türkiye var olduğu sürece, Kıbrıs Türk halkının, bir daha tarihteki o acı günleri yaşamayacağını sözlerine ekledi.>>>AA

  • Su ürünleri ve hayvansal mamulleri ihracatı ilk yarıda 1,9 milyar doları aştı

    Su ürünleri ve hayvansal mamulleri ihracatı ilk yarıda 1,9 milyar doları aştı

    Ege İhracatçı Birliklerinden (EİB) yapılan açıklamaya göre, aynı dönemde Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği’nin ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16 artışla 949 milyon dolara ulaştı.

    Açıklamada görüşlerine yer verilen Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Ufuk Atakan Demir, birliğin Türkiye’nin sektör ihracatındaki lider konumunu sürdürdüğünü belirtti.

    Demir, “Türkiye genelinde sektörümüz 1 milyar 904 milyon dolar ihracat gerçekleştirirken, birliğimiz yüzde 16 artışla 949 milyon dolar ihracata ulaştı. Böylece ülkemiz sektör ihracatının yarısı yine Ege İhracatçı Birlikleri tarafından gerçekleştirildi.” ifadelerini kullandı.

    Türkiye genelinde su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörünün 2026 yılı ihracat hedefinin 4,3 milyar dolar, 2030 hedefinin ise 5 milyar dolar olduğunu aktaran Demir, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği olarak yıl sonunda 2 milyar dolarlık ihracata ulaşmayı hedeflediklerini kaydetti.

    Su ürünleri ihracatında Türkiye’nin 2027 yılı hedefinin 2,7 milyar dolar, 2030 yılında ise 3,5 milyar dolar olduğunu belirten Demir, “Bu hedeflere ulaşabilmek için yılın ikinci yarısında da yoğun bir uluslararası tanıtım programı yürütmeye devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.>>>AA

  • Trump: İran’ın nükleer silaha sahip olmasına izin vermeyeceğiz

    Trump: İran’ın nükleer silaha sahip olmasına izin vermeyeceğiz

    Trump, Ürdün’de 2 ABD askerinin öldüğü saldırıların ardından NewsNation kanalına konuya ilişkin açıklama yaptı.

    Askerlerin ölmesinin “çok üzücü bir durum” olduğunu dile getiren Trump, “savaşın asıl amacının İran’ın nükleer silaha sahip olmasına izin vermemek” olduğunu yineledi.

    Trump, İran’ın, İslamabad Mutabakatı’na uyma yükümlülüğü olmadığı açıklamasına ilişkin, “Bu umurumda değil.” dedi.

    İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, 15 Temmuz’da ABD’nin İslamabad Mutabakatını askeri saldırılar ve deniz ablukasını yeniden uygulama girişimi nedeniyle tamamen ihlal ettiğini belirterek, “İran, bu şartlarda mutabakata ilişkin hiçbir yükümlülük hissetmiyor.” ifadesini kullanmıştı.>>>AA

  • Ticaret Bakanlığı engelli araç ithal işlemlerinde randevu sistemini devreye alıyor

    Ticaret Bakanlığı engelli araç ithal işlemlerinde randevu sistemini devreye alıyor

    Bakanlıktan yapılan açıklamada, engelli vatandaşların kamu hizmetlerine daha hızlı, planlı ve erişilebilir şekilde ulaşmasını sağlamak amacıyla dijitalleşme odaklı uygulamaların geliştirilmeye devam edildiği belirtildi.

    İlgili mevzuat kapsamında ortopedik engelli vatandaşların, gümrük vergilerinden muaf olarak özel tertibatlı araç ithal edebildiğine işaret edilen açıklamada, bu kapsamda engelli komisyonlarında gerçekleştirilen değerlendirmelere ilişkin başvuruların, e-Devlet üzerinden sunulan EAİS aracılığıyla alındığı ifade edildi.

    Açıklamada, başvuru süreçlerinin daha etkin yönetilmesi, komisyon çalışmalarının planlı yürütülmesi ve vatandaşların bekleme sürelerinin en aza indirilmesi amacıyla EAİS kapsamında geliştirilen randevu sisteminin, eylül itibarıyla kullanılacağına dikkati çekilerek, şunlar kaydedildi:

    “Yeni uygulama ile birlikte komisyon değerlendirmeleri, e-Devlet üzerinden oluşturulan randevular esas alınarak gerçekleştirilecek. Her bir başvuru için 10 dakikalık değerlendirme süresi planlanmış olup, başvuru sahibi engelli vatandaşlarımız kendileri için uygun tarih ve saat aralığını seçerek komisyon işlemlerine katılım sağlayabilecek. Randevu sistemi sayesinde komisyon çalışmalarının daha düzenli yürütülmesi, başvuru süreçlerinin daha verimli hale getirilmesi ve vatandaşlarımızın bekleme sürelerinin azaltılması hedeflenmektedir. Bakanlık olarak engelli vatandaşlarımızın kamu hizmetlerine daha hızlı, kolay ve erişilebilir şekilde ulaşmasını sağlayacak dijital uygulamaları hayata geçirmeye ve hizmet kalitesini artırmaya kararlılıkla devam edeceğiz.”>>>AA

  • Napolyon kirazındaki verim üreticinin yüzünü güldürüyor

    Napolyon kirazındaki verim üreticinin yüzünü güldürüyor

    AFYONKARAHİSAR (AA) – ARİF YAVUZ – KADİR KİPER – Afyonkarahisar'ın Çay ve Sultandağı ilçelerinde hasadına başlanan ve yüksek rekoltesiyle öne çıkan Napolyon kirazında verim, üreticiyi memnun etti.

    Sultandağı Tarım ve Orman Müdürü Fatih Sarı, AA muhabirine, bahçelerde kiraz hasadının devam ettiğini söyledi.

    Yağışların ve iklim şartlarının iyi gitmesi nedeniyle bölgedeki rekoltenin bu yıl 36 bin ton olarak gerçekleşmesini beklediklerini anlatan Sarı, "Kirazlarımız çok güzel ve kaliteli. Bölgemizde üretilen kirazları başta Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesine göndermekteyiz. Bölgemizdeki fabrikalar aracılığıyla ABD ve İngiltere'ye de dondurulmuş ve kurutulmuş kiraz ihracatı yapılmaktadır." ifadelerini kullandı.

    Sarı, bir süre önce Çin Halk Cumhuriyeti'nden alım heyetini ilçede misafir ettiklerini belirterek, yapılacak protokollerle kiraz ihracatının artırılmasının hedeflendiğini dile getirdi.

    – "Yeni pazarlar peşindeyiz"

    Çay Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sebahattin Dündar da Sultandağı ve Çay ilçelerindeki Napolyon kirazında bu yıl verimin oldukça iyi olduğunu söyledi.

    Bölgede kiraz rekoltesi yüksek olduğu gibi yurt dışında da iyi olduğunu öğrendiklerini ifade eden Dündar, "İhracat için elimizden geldiği kadar bölgemize yeni firmalar davet etmeye çalışıyoruz. Kirazın satış ve pazarlama ağını genişletmeye çalışıyoruz. Hummalı bir çaba içerisindeyiz. İhracat konusunda Tarım ve Orman Bakanlığımız, kamu çalışanlarımız ve sivil toplum örgütlerimiz yoğun mesai harcıyor. İnşallah üreticimizin yararına olacak adımları atarız. Yeni pazarlar peşindeyiz." diye konuştu.

    – "Bahçelerde verim üreticiyi sevindirdi"

    Kiraz üreticisi Ali Özcan da 30 dekarlık meyve bahçesinde Napolyon kirazı yetiştirdiğini, bu yılki rekoltenin iyi olduğunu anlattı.

    Geçen yıl don olayı nedeniyle zor günler geçirdiklerine değinen Özcan, "Bu yıl iklim şartlarımız çok iyi gitti ve bu da ürüne yansıdı. Bahçelerimizde çok güzel ve kaliteli kirazlarımız var. Aroması çok beğeniliyor. Satış ve pazarlama konusunda da beklentilerimiz var. İnşallah para kazanacağımız bir sezon olur." dedi.

    Kiraz üreticisi Meral Atmaca ise kirazda verimin çok güzel olduğunu ifade etti.