Yazar: admin

  • Milli savaş yönetim sisteminden ilk NATO ihracat başarısı

    Milli savaş yönetim sisteminden ilk NATO ihracat başarısı

    HAVELSAN, CAm.ROMAN korvetinin Romanya’ya satışı kapsamında ihracat başarılarına bir yenisini ekledi.

    Romanya’ya ihracatı kapsayan sözleşme çerçevesinde gemiyle birlikte ADVENT de Romanya Deniz Kuvvetleri Komutanlığı kullanımına sunuldu.

    Böylece bugüne kadar Pakistan, Endonezya, Ukrayna, Katar, Umman, Nijerya, Malezya ve Şili gibi farklı kıtalardan ülkelere ihraç edilen ADVENT, ilk kez bir NATO müttefikinin envanterine girdi.

    Romanya’ya teslim edilen ADVENT, Türk donanmasında kullanılan ADVENT SYS’nin Romanya harekat ihtiyaçları için uyarlanmış versiyonu. ADVENT’in modüler mimarisi HAVELSAN’ın farklı müşteri profillerine uyarlanabilir çözüm üretme kapasitesini mümkün kılıyor.

    Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ile yakın işbirliği içinde geliştirilen ADVENT Savaş Yönetim Sistemi, tek bir gemiyi değil, birden fazla platformu aynı harekat resmi etrafında birleştiren kuvvet odaklı bir yaklaşımla tasarlandı. Sistem, tehdit değerlendirme, karar destek, hedef tespiti, silah ve sensör kontrolü gibi tüm operasyonel süreçleri kapsayarak komuta kademesine üst düzey farkındalık ve etkinlik sağlıyor.

    Çeşitli protokoller üzerinden müttefik kuvvetlerle birlikte çalışabilirlik sunan ADVENT, küçük botlardan büyük muharip gemilere, kara konuşlu komuta merkezlerinden insansız sistemlere kadar farklı ölçekteki platformlara uyarlanabiliyor. Su üstü, su altı ve hava harekat ortamlarındaki çok sayıda platformda kullanılıyor. İnsansız deniz araçları için özelleştirilen ADVENT ROTA görev yönetim sistemiyle bu kapsam daha da genişliyor.

    Milli savaş yönetim sisteminden ilk NATO ihracat başarısı

    Türk mühendisler tarafından milyonlarca satır koddan oluşan bir altyapı üzerine inşa edilen ADVENT, ilk olarak 2019 yılında Ada sınıfı korvet TCG Kınalıada’da hizmete girdi, sonrasında TCG Ufuk, TCG Anadolu ve CAm.ROMAN dahil olmak üzere giderek artan sayıda platforma entegre edildi.

    HAVELSAN, ADVENT’i son yıllarda yapay zeka entegrasyonuyla güçlendirilen “ADVENT AI” sürümüyle de geliştirmeye devam ediyor. Şirket sistemin farklı sürümlerini yeni ülkelere de sunmaya hazırlanıyor. Bu doğrultuda Romanya’ya yapılan ihracatın, ADVENT’in NATO coğrafyasındaki ilk adımı olarak gelecek dönemde benzer işbirliklerinin önünü açması bekleniyor.

    Romanya’ya teslim edilen gemi ile HAVELSAN, TÜBİTAK ile birlikte geliştirilen ve Türk Deniz Kuvvetlerinde ilk kez kullanılan YELKOVAN Elektronik Harp Sistemi, UNIROBOTICS firmasıyla geliştirilen TARGAN 12.7 mm otomatik, stabilize silah sistemi gibi pek çok yerli ve milli imkanlar ile üretilen sistemlerin de ihracının önünü açtı.

    Türkiye’nin ev sahipliğinde 7-8 Temmuz’da düzenlenecek Ankara Zirvesi’nde de Türk savunma sanayisi yeteneklerinin anlatılacağı toplantı ve etkinliklerde ADVENT’e yoğun ilgi gösterilmesi bekleniyor.

  • İletişim Başkanı Duran’dan NATO Zirvesi’ne ilişkin açıklama

    İletişim Başkanı Duran’dan NATO Zirvesi’ne ilişkin açıklama

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde liderler tarafından Avrupa-Atlantik coğrafyasına yönelik tehditler, riskler ve sınamalar hakkında stratejik düzeyde görüş alışverişinde bulunulacağını, Ukrayna’daki durumun ve İttifakın güneyinde son dönemde meydana gelen gelişmelerin ele alınacağını bildirdi.

    Duran, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde 7-8 Temmuz’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenleneceğini belirtti.

    Burhanettin Duran, şunları kaydetti:

    “Zirvede, savunma yatırımlarının artırılması kararı bağlamında atılan adımlar ve İttifakın caydırıcılık ve savunma alanındaki gayretleri 360 derecelik bakış açısıyla değerlendirilecektir. Öte yandan, liderler tarafından Avrupa-Atlantik coğrafyasına yönelik tehditler, riskler ve sınamalar hakkında stratejik düzeyde görüş alışverişinde bulunulacak, Ukrayna’daki durum ve İttifakın güneyinde son dönemde meydana gelen gelişmeler ele alınacaktır.

    Zirve kapsamında, Sayın Cumhurbaşkanımız ve Refikaları Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi, konuk Devlet ve Hükümet Başkanları ile eşlerini 7 Temmuz’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde tertiplenecek resepsiyon ve akşam yemeğinde ağırlayacaklardır. Kuzey Atlantik Konseyi, 8 Temmuz’da Sayın Cumhurbaşkanımızın ev sahipliğinde müttefik devlet ve hükümet başkanları düzeyinde toplanacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımızın Zirve marjında katılımcı devlet ve hükümet başkanlarıyla ikili görüşmeler gerçekleştirmeleri de öngörülmektedir.”

  • Akdeniz’de 4,1 büyüklüğünde deprem

    Akdeniz’de 4,1 büyüklüğünde deprem

    Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığından (AFAD) yapılan açıklamaya göre, merkez üssü Akdeniz olan 4,1 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

    Muğla’nın Datça ilçesine 155,63 kilometre uzaklıkta meydana gelen deprem, yerin 21,72 kilometre derinliğinde gerçekleşti.

  • İzmir’de ihracat yılın ilk yarısında 7 milyar doları aştı

    İzmir’de ihracat yılın ilk yarısında 7 milyar doları aştı

    AA muhabirinin, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlediği bilgilere göre, İzmir, küresel ticarette belirsizliklerin ve jeopolitik gelişmelerin ihracatı zorladığı bir dönemde dış satımını artırmayı başaran iller arasında yer aldı.

    Kentin geçen yıl ocak-haziran dönemindeki ihracatı, 6 milyar 706 milyon dolar olarak kayıtlarda yer alırken bu yılın aynı döneminde 7 milyar 162 milyon dolarlık dış satım gerçekleştirildi.

    İlk 6 aylık performansta sanayi sektörleri büyümenin lokomotifi oldu. Kimyevi maddeler ve mamulleri sektörü, 1 milyar 325 milyon dolarlık ihracata ulaşarak ilk sıradaki yerini korudu.

    Hazır giyim ve konfeksiyon sektörü, 649 milyon dolarla ikinci sırada yer alırken çelik sektörü, 618 milyon dolarlık dış satım gerçekleştirdi. Otomotiv endüstrisi de 541 milyon dolara yaklaşarak ihracata önemli katkı sundu. Demir ve demir dışı metaller sektörü ise 520 milyon doları aşan ihracat hacmine ulaştı.

    En hızlı büyüme gemi ve yat sektöründe

    İlk yarının en dikkati çeken performanslarından birini gemi, yat ve hizmetleri sektörü gerçekleştirdi.

    Geçen yılın ilk 6 ayında 33 milyon 555 bin dolarlık ihracat yapan sektör, bu yılın aynı döneminde dış satımını 80 milyon 506 bin dolara çıkardı.

    Su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörünün ihracatı da 328 milyon 426 bin doları aşarken tütün ihracatı 352 milyon 814 bin dolara ulaştı. Çimento, cam, seramik ve toprak ürünleri sektöründe de yüzde 24,2’lik artış kaydedildi.

    İlk 6 aylık veriler, ihracatta katma değeri yüksek sanayi üretiminin ağırlığını artırdığını ortaya koydu.

  • Temmuz ayı yaşlı ve engelli aylıkları hesaplara yatırılmaya başlandı

    Temmuz ayı yaşlı ve engelli aylıkları hesaplara yatırılmaya başlandı

    Bakan Göktaş, yaptığı yazılı açıklamada, engelli ve yaşlı bireylerin hayatın her alanına tam katılımlarını sağlamak ve aynı zamanda bağımsız yaşam sürmelerine destek olmak amacıyla çalıştıklarını belirtti.

    Eğitimden sağlığa, ekonomiden sosyal hayata kadar her alanda yaşlı ve engelli vatandaşların yanında olduklarını vurgulayan Göktaş, hizmetleri insan odaklı ve hak temelli politikalar çerçevesinde yürüttüklerini aktardı.

    Göktaş, engelli ve yaşlı vatandaşlara yönelik kapsayıcı ve düzenli sosyal yardım programları geliştirmeyi sürdürdüklerini belirterek Göktaş, şunları ifade etti:

    “Bu doğrultuda temmuz ayı için yaklaşık 4,7 milyar yaşlı aylığı ve yaklaşık 3,4 milyar engelli aylığı olmak üzere toplam 8,1 milyar lira tutarındaki yaşlı aylığı ve engelli aylıklarını hesaplara yatırmaya başladık. Ayrıca memur maaş katsayısındaki yeni düzenleme sonrasında yaşlı ve engelli aylıklarını bir sonraki ay hak sahiplerimizin hesaplarına artışlı bir şekilde yatıracağız. Ödemelerin tüm vatandaşlarımıza hayırlı olmasını diliyorum.”

  • A Milli Erkek Basketbol Takımı, 1063. maçına çıkacak

    A Milli Erkek Basketbol Takımı, 1063. maçına çıkacak

    FIBA 2027 Dünya Kupası Avrupa Elemeleri 1. Tur C Grubu’nun 6. ve son haftasında yarın İsviçre’yi konuk edecek A Milli Erkek Basketbol Takımı, tarihindeki 1063. maçına çıkacak.

    Tarihindeki ilk maçını 24 Haziran 1936’da Yunanistan’a karşı oynayan Türkiye, 90 yıllık süreçte 1062 karşılaşmaya çıktı. Bu müsabakaların 552’sini kazanan Türkiye, 509’undan mağlubiyetle ayrıldı.

    Milli takım, tarihinde bir kez de beraberlik yaşadı. Ay-yıldızlı ekibin 13 Haziran 1995’te İstanbul’da Makedonya ile yaptığı özel maç, 78-78 beraberlikle sonuçlandı.

    Resmi maçlardaki ilk galibiyet

    A Milli Basketbol Takımı, resmi maçlardaki ilk galibiyetini 1949 yılında Mısır’da düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nda elde etti.

    Turnuvadaki ilk iki mücadelede Yunanistan ve Fransa’ya yenilen Türkiye, üçüncü karşılaşmada Suriye’yi mağlup ederek resmi müsabakalardaki ilk galibiyetine imza attı.

    En farklı galibiyet ve mağlubiyetler

    Ay-yıldızlılar, tarihinde en farklı skorlu galibiyetini Libya karşısında elde etti.

    İzmir’de düzenlenen İslam Ülkeleri Spor Oyunları’nda 29 Eylül 1980 tarihinde Türkiye, Libya’yı 97 sayı farkla 142-45 yendi.

    A Milli Takım, tarihindeki en farklı skorlu yenilgilerini ise Hırvatistan ve Fransa karşısında yaşadı. Milliler, Almanya’da organize edilen 28. Avrupa Şampiyonası’nda, 24 Haziran 1993’te Hırvatistan’a 50 sayı farkla 113-63 mağlup oldu.

    Milliler, 3 Temmuz 2024’te Fransa ile deplasmanda oynadığı hazırlık maçında da sahadan 96-46 yenilgiyle ayrıldı.

  • Türkiye’nin havacılık gücü küresel ölçekte öne çıkıyor

    Türkiye’nin havacılık gücü küresel ölçekte öne çıkıyor

    Thomsen, AA muhabirine, hava taşımacılığının ticareti, turizmi ve küresel bağlantısallığı desteklediğini belirterek, mevcut zorlu koşullara rağmen havacılık sektöründe 2026 yılında 5 milyardan fazla yolcu taşımasının beklendiğini bildirdi.

    Politikaların, değer zinciri boyunca koordineli işbirliğinin geliştirilmesini hedeflemesi gerektiğini ifade eden Thomsen, şunları kaydetti:

    “Hava yolları, havalimanları ve hava trafik kontrolü istikrarlı bir düzenleyici çerçeve içinde birlikte çalıştığında hava yolları daha karlı olmaktadır. Buna karşılık, bunun sağlanamadığı ve pazarın son derece parçalı olduğu durumlarda hava yolları zarar etmekten kaçınmakta zorlanmaktadır. Politikalar ayrıca, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütünün tavsiyelerinde ortaya konulan uluslararası en iyi uygulamalarla uyumlu olmalıdır. Bunlardan yapılacak her yerel sapma, küresel hava taşımacılığı için hayati önem taşıyan uluslararası koordinasyonu zayıflatacak ve küresel ağın kapsamını daraltacaktır.”

    “Küresel ağın önemi, dünyanın en yoksul ülkelerine bakıldığında açıkça görülüyor”

    Thomsen, küresel ağın öneminin, dünyanın en yoksul ülkelerine bakıldığında açıkça görüldüğüne işaret ederek, bunların ağırlıklı olarak kara yolları, demir yolları, limanlar, hava taşımacılığı, hatta internet ve bankacılık gibi her türlü bağlantı altyapısından yoksun ülkeler olduğunu dile getirdi.

    Bağlantısallığın fırsatlar oluşturduğunu, onun olmadığı ülkelerin geride kalacağını aktaran Thomsen, “Gerçeği benimseyerek bağlantısallığı bu bağlamda hava taşımacılığını ekonomik kalkınmanın stratejik bir aracı ve ulusal öncelik olarak gören ülkeler en fazla yatırımı çekecek ve en büyük faydayı sağlayacaktır.” diye konuştu.

    Buna Hindistan ve Singapur gibi birçok Asya ülkesi ile Türkiye gibi diğer ülkelerin de dahil olduğunu dile getiren Thomsen, “Türkiye, Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Afrika’yı birbirine bağlayan stratejik konumu ile modern havalimanı altyapısına ve güçlü hava yolu ağlarına yaptığı önemli yatırımlar sayesinde kendisini önemli bir küresel havacılık merkezi olarak konumlandırmıştır.” ifadelerini kullandı.

    Thomsen, bu konumun, güçlü transit bağlantılar sağladığını ve Türkiye’yi küresel hava taşımacılığı ile ticaret akışlarında önemli bir merkez haline getirdiğini anlatarak, şunları kaydetti:

    “Türkiye’nin bu rolünü daha da güçlendirebilmesi için öncelik, maliyet açısından rekabetçiliğini koruması ve istikrarlı, öngörülebilir bir düzenleyici ortamı sürdürmesi olmalıdır. Verimli havalimanı ve hava seyrüsefer ücretleri ile operasyonel performans ve bağlantısallığa yönelik sürekli odaklanma, büyümenin sürdürülebilmesi açısından kritik önem taşıyacaktır. Yakın dönemde yaşanan gelişmelerin de gösterdiği gibi jeopolitik veya enerji kaynaklı dış şoklara karşı dayanıklılık da büyük önem taşımaktadır.”

    Marie Owens Thomsen, rekabetçi ve verimli bir faaliyet ortamının korunması, Türkiye’nin küresel bir havacılık ve lojistik merkezi olarak başarısını sürdürmesinin temel unsuru olacağını vurguladı.

  • Ergin Ataman, A Milli Basketbol Takımı’nda “dalya” diyecek

    Ergin Ataman, A Milli Basketbol Takımı’nda “dalya” diyecek

    A Milli Erkek Basketbol Takımı Başantrenörü Ergin Ataman, ay-yıldızlı ekibin başında 100. maçına çıkacak.

    Ataman, FIBA 2027 Dünya Kupası Avrupa Elemeleri’nde Türkiye’nin yarın sahasında İsviçre ile oynayacağı karşılaşmada önemli bir kilometre taşını geride bırakacak.

    Avrupa’nın en başarılı başantrenörleri arasında kabul edilen Ergin Ataman, kariyerinde yeni bir ilke imza atarak ikinci dönemini yaşadığı A Milli Takım’da “dalya” diyecek.

    99 maçta 55 galibiyet

    A Milli Basketbol Takımı, Ergin Ataman yönetiminde 99 müsabakaya çıktı.

    Milliler, bu maçlarda 55 galibiyet ve 44 mağlubiyet aldı.

    İlk dönemi: Mart 2014-Ağustos 2016

    Ergin Ataman’ın A Milli Erkek Basketbol Takımı’ndaki ilk dönemi yaklaşık 2,5 yıl sürdü.

    Deneyimli başantrenör, 22 Mart 2014’te büyük hedeflerle ay-yıldızlıların başına getirildi.

    Türkiye, Ataman’ın ilk döneminde 2014 FIBA Dünya Kupası, 2015 Avrupa Şampiyonası ve 2016 Rio Olimpiyat Oyunları Elemeleri’nde mücadele etti.

    2014 Dünya Kupası’na çeyrek finalde, 2016 Olimpiyat Elemeleri’ne ise yarı finalde veda eden milli takım, 2015 Avrupa Şampiyonası’nda da son 16 turunda elendi.

    Ergin Ataman, 31 Ağustos 2016’da milli takımdaki görevinden ayrıldı.

    Milli takıma dönüşü gümüş madalyayla taçlandı

    A Milli Basketbol Takımı ile başantrenör Ergin Ataman’ın yolları, Nisan 2022’de yeniden kesişti.

    Milliler, tecrübeli başantrenörün ikinci döneminde çok önemli bir başarıya imza attı.

    Türkiye, 2025 Avrupa Şampiyonası’nı ikinci tamamlayarak gümüş madalya kazandı. Ay-yıldızlı ekip, ev sahibi olduğu 2001 Avrupa Şampiyonası ve 2010 Dünya Şampiyonası’nın ardından üçüncü kez bu başarıyı elde etti.

    Ergin Ataman yönetiminde 2022 Avrupa Şampiyonası’na son 16 turunda veda eden milli takım, 2023 Dünya Kupası ve 2024 Paris Olimpiyat Oyunları’na ise katılma hakkı kazanamadı.

    Kulüp kariyerine 29 kupa sığdırdı

    Ergin Ataman, kulüpler düzeyinde 6’sı Avrupa kupalarında olmak üzere 29 şampiyonluk yaşadı.

    Anadolu Efes’te 2 Avrupa Ligi, 4 lig, 5 Cumhurbaşkanlığı ve 3 Türkiye Kupası kazanan Ataman, Beşiktaş’ta ise birer lig, EuroChallenge ve Türkiye Kupası şampiyonlukları yaşadı.

    Galatasaray’ın başında birer lig ve Avrupa Kupası kazanma başarısı gösteren 60 yaşındaki başantrenör, Ülkerspor’da ise 2’şer kez Cumhurbaşkanlığı ve Türkiye Kupası zaferi elde etti.

    İtalya temsilcisi Montepaschi Siena ile Saporta Kupası sevinci yaşayan Ergin Ataman, Türk Telekom’da da Cumhurbaşkanlığı Kupası kazandı.

    Tecrübeli çalıştırıcı, son olarak görev yaptığı Panathinaikos ile bir EuroLeague, bir Yunanistan Ligi ve iki Yunanistan Kupası şampiyonluğu yaşadı.

  • Avrupa borsalarında yılın ilk yarısında en çok kazandıran İtalya borsası oldu

    Avrupa borsalarında yılın ilk yarısında en çok kazandıran İtalya borsası oldu

    AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, yılın ilk yarısında Avrupa borsaları arasında en yüksek getiriyi yüzde 15 ile İtalya’da FTSE MIB sağlarken FTSE MIB’yi yüzde 12,5 ile İspanya’da IBEX 35, yüzde 5,7 ile İngiltere’de FTSE 100, yüzde 3,6 ile Fransa’da CAC 40 ve yüzde 2,1 ile Almanya’da DAX izledi.

    Avrupa genelini kapsayan Stoxx Europe 600 endeksi, 30 Haziran’da 641,73 puana yükselerek yılın ilk yarısında yüzde 8,4 değer kazandı. Endeks, ilk yarıyı yıl içi zirvesinin yüzde 0,3 altında tamamlarken dip seviyesinden 30 Haziran kapanışına kadar yüzde 14,8 yükseldi.

    İtalya’da FTSE MIB endeksi, aynı dönemde 51.682,43 puana çıkarak yüzde 15 yükseldi ve Avrupa’nın önde gelen endeksleri arasında en yüksek getiriyi sağladı.

    FTSE MIB, yıl içindeki en düşük seviyesini 23 Mart’ta 41.616,11 puanla, en yüksek seviyesini ise 19 Haziran’da 53.188,37 puanla kaydetti. Endeks, ilk yarıyı zirvesinin yüzde 2,8 altında tamamlarken dip seviyesinden yüzde 24,2 yükseldi.

    İspanya’da IBEX 35 endeksi, 2025 yılını 17.307,80 puandan tamamlamasının ardından 30 Haziran’da 19.471,90 puana yükselerek yılın ilk yarısında yüzde 12,5 değer kazandı.

    İngiltere’de FTSE 100 endeksi 10.497,12 puana çıkarak yılın ilk yarısında yüzde 5,7 yükseldi.

    Fransa’da CAC 40 endeksi de 2025 yılını 8.112,02 puandan tamamlamasının ardından 30 Haziran’da 8.403,99 puana yükseldi. Endeks, yılın ilk yarısında yüzde 3,6 değer kazandı.

    Aynı dönemde Almanya’da DAX endeksi ise 24.995,81 puana ulaşarak yüzde 2,1 arttı.

    Enerji şoku Avrupa piyasalarını baskıladı

    Orta Doğu’da şubat sonunda başlayan ABD/İsrail-İran Savaşı ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin durması, enerjiye bağımlı Avrupa piyasaları için yılın ilk yarısındaki en güçlü şoku oluşturdu.

    Küresel petrol ticaretinin yaklaşık 5’te birinin geçtiği Boğaz’da sevkiyatların aksaması, bölgede petrol ve doğal gaz fiyatlarının yükselmesine yol açtı.

    Enerji ithalatına bağımlı Avrupa ekonomileri bu gelişmeden olumsuz etkilenirken hava yolu, otomotiv, kimya, ulaştırma ve tüketim şirketlerinin maliyet beklentileri bozuldu.

    Petrol ve doğal gaz üreticileri ise yükselen enerji fiyatlarının etkisiyle bölge endekslerinden pozitif ayrıştı.

    Deniz taşımacılığında sigorta maliyetlerinin artması, gemilerin daha uzun rotalara yönelmesi ve tedarik sürelerinin uzaması da Avrupa’daki üretici şirketler üzerinde ilave maliyet baskısı oluşturdu.

    ABD ile İran arasında haziranda sağlanan geçici mutabakatın ardından petrol fiyatlarının savaş öncesindeki seviyelere yaklaşması, enflasyon endişelerinin azalmasına ve Avrupa borsalarında risk iştahının yeniden artmasına yardımcı oldu.

    Bununla birlikte ateşkesin kırılgan yapısı, Boğaz’daki mayın riski ve deniz trafiğinin tam kapasiteye ulaşmaması, jeopolitik risk priminin ilk yarı sonunda tamamen ortadan kalkmasını engelledi.

    Avrupa Merkez Bankası faiz artırdı

    Enerji maliyetlerindeki artışın enflasyon görünümünü bozması, Avrupa Merkez Bankasının haziran toplantısında üç temel politika faizini 25 baz puan artırmasına neden oldu.

    Kararın ardından mevduat faizi yüzde 2,25’e, ana refinansman faizi yüzde 2,40’a ve marjinal fonlama faizi yüzde 2,65’e yükseldi.

    Banka, 2026 yılı enflasyon tahminini yüzde 3 olarak açıklarken ekonomik büyüme görünümüne ilişkin aşağı yönlü risklere dikkati çekti.

    ABD Merkez Bankasının 17 Haziran’da politika faizini yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit bırakması ve bazı banka yetkililerinin yılın kalan döneminde faiz artırımına ihtiyaç duyulabileceğine işaret etmesi de küresel tahvil getirileri üzerinden Avrupa hisselerindeki oynaklığı artırdı.

    Savunma harcamaları Avrupa hisselerini destekledi

    Avrupa borsaları 2026’ya güçlü bir başlangıç yaparken Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinin savunma kapasitelerini genişletme planları, bölgedeki savunma ve havacılık şirketlerinin hisselerini destekledi.

    Almanya’nın altyapı ve savunma harcamalarını artıracağına yönelik beklentiler, mühendislik, inşaat ve sanayi şirketlerine de olumlu yansıdı. Kamu harcamalarındaki artışın ekonomik büyümeyi hızlandıracağı beklentisi, özellikle yılın ilk aylarında DAX endeksinin rekor seviyelere ulaşmasına katkıda bulundu.

    Savunma şirketlerinin artan sipariş hacimleri ve Avrupa ülkelerinin uzun vadeli askeri modernizasyon programları sektörün gelir beklentilerini güçlendirirken yılın ilerleyen dönemlerinde yüksek değerlemelere ulaşan bazı şirketlerde kar satışları görüldü.

    ABD tarifeleri ihracatçı şirketleri etkiledi

    ABD’nin ticaret politikaları, Avrupa piyasalarının ilk yarının başındaki ana gündem maddelerinden biri oldu.

    ABD Yüksek Mahkemesi, 20 Şubat’ta Trump yönetiminin Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası kapsamında uyguladığı tarifelerin büyük bölümünü iptal etti. Kararın ardından ABD yönetimi, çoğu ülkeden yapılan ithalata 150 gün süreyle yüzde 10 ek gümrük vergisi getirdi.

    ABD yönetiminin Avrupa Birliği ile daha önce varılan ticaret anlaşmasındaki tarife üst sınırına bağlı kalacağını ve bölgeden yapılan ithalatın büyük bölümünde vergi oranının yüzde 15’i aşmayacağını açıklaması, ticaret kaynaklı baskıyı kısmen azalttı.

    Bununla birlikte Çin’de büyüyen elektrikli araç pazarı ve artan rekabet, Avrupalı otomotiv şirketleri üzerinde baskı unsuru olmayı sürdürdü.

  • NATO Zirvesi 22 yıl sonra yeniden Türkiye’de

    NATO Zirvesi 22 yıl sonra yeniden Türkiye’de

    NATO ittifak tarihinin en önemli toplantılarından birine sahne olan NATO İstanbul 2004 Zirvesi’nin ardından Türkiye, bu kez de “belirsizlikler çağı” olarak adlandırılan dönemde dünya liderlerini ağırlayacak.

    Başkent Ankara’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, İttifak’ın ve küresel güvenlik mimarisinin geleceği bakımından kritik öneme sahip.

    Türkiye’nin diplomatik ağırlığını görünür kılması beklenen Ankara Zirvesi’nin, dünya liderlerini ağırlamasının yanı sıra Türkiye’nin NATO içindeki yükselen ağırlığını gösteren diplomatik bir sahne olması planlanıyor.

    Zirvenin, Türkiye’nin askeri katkısını, savunma sanayisini, kriz yönetimi kapasitesini ve lider diplomasisini aynı anda görünür kılması öngörülüyor.

    Külfet paylaşımı, zirvenin temel gündem maddelerinden birini oluşturuyor.

    Başta ABD Başkanı Donald Trump olmak üzere 32 devlet başkanı, dışişleri ve savunma bakanları, Ankara’da bir araya gelecek.

    NATO üyesi ülkelerin yanı sıra AP4 (Avustralya, Japonya, Yeni Zelanda ve Güney Kore) ülkelerinin de katılacağı zirve, Avrupa-Atlantik ve Hint-Pasifik güvenlik gündemlerini aynı masada buluşturacak.

    Savunma Sanayi Forumu

    Son 3-4 yılda NATO’nun yan etkinliği şeklinde tasarlanan Savunma Sanayi Forumu, ilk kez zirvenin resmi programının parçası haline gelecek.

    2004’te İstanbul’daki NATO Zirvesi’nde hayata geçirilen ve Katar, Bahreyn, Kuveyt ile Birleşik Arap Emirlikleri’nin yer aldığı İstanbul İşbirliği Girişimi kapsamında dışişleri bakanları düzeyinde özel oturum düzenlenecek ve NATO İstanbul İşbirliği Girişimi Dışişleri Bakanları Toplantısı yapılacak.

    Türkiye, NATO üyesi 32 devlet ve hükümet başkanının yanı sıra davetli çok sayıda lideri, yaklaşık 100 bakanı, çok sayıda üst düzey diplomatı, uluslararası kuruluş temsilcilerini ve binlerce yabancı misafiri ağırlayacak.

    Dünyanın dört bir yanından 3 bine yakın gazeteci, televizyon ekibi, foto muhabiri, dijital medya temsilcisi ve uluslararası yayın kuruluşu, zirveyi takip etmek için akreditasyon başvurusunda bulundu.

    Zirve kapsamında 48 bin 841’i emniyet, 7 bin 447’si jandarma olmak toplam 56 bin 288 güvenlik personeli görevlendirilecek.

    Ayrıca suç ve suçlularla mücadele amacıyla siber ortamda 7/24 esasıyla sanal devriye faaliyetleri için 639 personel görevlendirilecek.

    Zirve kapsamında Ankara, Esenboğa ve Mürted olmak üzere 3 havaalanı ile katılımcılara hizmet verilecek.

    Zirve marjında 28-29 Haziran’da İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’nda NATO Parlamenter Zirvesi, 6 Temmuz’da zirveye katılacak müttefik daimi temsilcileri ve Ankara’da mukim büyükelçileri için gayriresmi davet, 6 Temmuz’da SAM-Chatham House Çalıştayı, 7 Temmuz’da “NATO Ankara Summit Dialogues” başlıklı panel dizisi, 7-8 Temmuz’da SETA-MSC “Allies at Ankara” başlıklı etkinlik ve 7-8 Temmuz’da “Transatlantik Siyaset Planlamacılar Yuvarlak Masa Toplantısı”, yan etkinlikler olarak düzenlenecek.

    2004 İstanbul Zirvesi, dönüşüm sürecinin önemli dönüm noktası

    NATO’nun 55 yıllık tarihindeki 17. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi olan İstanbul Zirvesi, İttifak’ın dönüşüm sürecinde önemli bir dönüm noktası kabul ediliyor.

    Zirveye o dönem NATO üyesi 26 ülkenin yanı sıra İttifak ile işbirliği yapan 20 ülkenin devlet ve hükümet başkanları, dışişleri ve savunma bakanları ile sivil ve askeri yetkilileri katıldı. Toplam 46 ülkenin temsil edildiği toplantılar, uluslararası güvenlik gündeminin şekillendirilmesinde önemli rol oynadı.

    İstanbul Zirvesi, özellikle NATO’nun Afganistan’daki rolünün genişletilmesi, Irak güvenlik güçlerine eğitim desteği verilmesi ve 7 yeni üyenin (Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya, Romanya, Slovakya, Slovenya) İttifak içindeki ilk zirvesi olması bakımından dikkati çekti.

    Bu 7 ülke, NATO’nun Soğuk Savaş sonrası gerçekleştirdiği en büyük genişleme dalgasının parçası olarak 29 Mart 2004’te resmen üye yapıldı.

    Dolayısıyla İstanbul Zirvesi, bu ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarının NATO Zirvesi’ne ilk kez tam üye sıfatıyla katıldıkları toplantı oldu.

    Zirve, Kuzey Atlantik Konseyi (NAC), NATO-Rusya Konseyi, NATO-Ukrayna Komisyonu, Avro-Atlantik Ortaklık Konseyi (EAPC) olmak üzere 4 ana toplantıdan oluşuyordu.

    Önemli dünya liderlerinin katıldığı zirvede dönemin ABD Başkanı George Bush, İngiltere Başbakanı Tony Blair, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai, Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili, Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, İtalya Dışişleri Bakanı Franco Frattini ve birçok ülkenin üst düzey temsilcileri, İstanbul’da bir araya geldi.

    Zirve kapsamında NATO-Rusya Konseyi Toplantısı düzenlendi ancak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İstanbul’a gelmedi ve bu durum o dönemde dikkati çekti.

    Toplantı, Putin’in katılmaması ve Rus birliklerinin Gürcistan ile Moldova’dan çekilmesine ilişkin konularda ilerleme sağlanamaması nedeniyle beklenen ilgiyi görmedi.

    Dönemin Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Vaclav Klaus ise ülkesindeki hükümet krizi nedeniyle zirveye katılamadı, NATO üyeliği için bekleyen Arnavutluk, Hırvatistan ve Makedonya’ya üyelik tarihi verilmedi.

    NATO’nun Afganistan’daki varlığının genişletilmesi ile Bosna Hersek’teki operasyonun sonlandırılmasının yanı sıra Irak güvenlik güçlerine eğitim desteği sağlanması ve İttifak’ın operasyonel kabiliyetlerinin güçlendirilmesi yönünde kararlar alındı. Bunun yanı sıra yeni ortaklık girişimlerinin başlatılması da karara bağlandı.

    Eski ABD Başkanı Bush, zirveden bir gün önce Ankara’ya gelerek Türk yetkililerle görüşmeler yaptı. Zirvenin son gününde ise Galatasaray Üniversitesi’ndeki konuşmasında Türkiye’nin Avrupa ile yapay sınırlarla ayrılmasına karşı olduklarını ifade etti.

    Olağanüstü güvenlik önlemleri

    2004’te de zirve için olağanüstü güvenlik önlemleri alındı. Yaklaşık 3 bin delege ve 3 bin 500 basın mensubunun katıldığı organizasyonda İstanbul, güvenlik çemberiyle korundu.

    NATO Zirvesi nedeniyle Kapalıçarşı belirli sürelerle ziyarete kapatılırken PTT de zirve anısına özel tarih damgalı zarf ve posta materyalleri hazırladı.

    Zirvenin devam ettiği sırada uluslararası kamuoyunu etkileyen önemli bir gelişme Irak’tan geldi.

    Irak’ta egemenliğin geçici hükümete planlanandan daha erken devredildiği haberi, liderlerin İstanbul’daki toplantıları esnasında dünyaya duyuruldu.

    Böylece NATO liderleri, İstanbul’da geleceğin güvenlik politikalarını tartışırken dünya siyasetinin en önemli gelişmelerinden biri de aynı saatlerde gerçekleşmiş oldu.

    2004 İstanbul NATO Zirvesi, alınan kararlar, uluslararası katılım düzeyi ve güvenlik politikalarına etkileri bakımından NATO tarihinin en önemli zirvelerinden biri olarak kayıtlara geçti.

  • Türkiye’de kooperatiflerin varlığı ihracata olumlu katkı sağlıyor

    Türkiye’de kooperatiflerin varlığı ihracata olumlu katkı sağlıyor

    AA muhabirinin, “6 Temmuz Uluslararası Kooperatifler Günü” kapsamında yaptığı derlemeye göre, söz konusu gün, bu yıl “Barışçıl Bir Dünya İçin Kooperatifler” temasıyla kutlanıyor.

    Bu temayla kooperatiflerin sadece ekonomik kalkınmaya değil, dayanışmaya, toplumsal uyuma ve barışın güçlenmesine sunduğu katkılara dikkat çekilmesi amaçlanıyor.

    Türkiye’de kooperatifler, üretimin artırılmasından istihdamın desteklenmesine, kadın girişimciliğinin güçlendirilmesinden kırsal kalkınmaya kadar birçok alanda ekonomiye katkı sağlıyor.

    Kooperatifleri güçlendirecek yeni stratejiler oluşturuluyor

    Üreticilerin birlikte hareket ederek, daha düşük maliyetle üretim yapmasını sağlayan kooperatifler, aynı zamanda finansmana erişmelerinde ve ürünlerini daha güçlü pazarlara ulaştırmalarında önemli bir ekonomik yapı olarak öne çıkıyor.

    Bu çerçevede, ülkede kooperatiflerin daha güçlü, rekabetçi ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasına yönelik yeni strateji ve çalışmalar, her geçen gün hız kazanıyor.

    Özellikle Ticaret Bakanlığının koordinasyonunda, ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde hazırlanan, 2025-2029 Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı’na ilişkin Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, kooperatifçiliğin gelişimine uygun bir ekosistemin oluşturulması, sektörün etkin, sürdürülebilir, rekabetçi ve yenilikçi bir yapıya kavuşturulması açısından önem taşıyor. Genelge ile kooperatiflerin kurumsal ve mali kapasitelerinin güçlendirilmesi ve dijital dönüşümlerinin hızlandırılması öncelikli hedefler arasında yer alıyor.

    KOOP-DES ile proje bazında destekler veriliyor

    Ticaret Bakanlığının, “Mayıs 2026 Kooperatif Veri Bülteni”ne göre, Türkiye’de 46 türde, yaklaşık 50 bin kooperatif bulunuyor. Bakanlığın yetki alanında olan ve en fazla aktif kooperatif, 708 ile Ankara’da bulunuyor. Bu ili, 686 kooperatif ile İzmir, 493 ile İstanbul, 373 ile Muğla ve 341 ile Antalya izliyor.

    Bakanlıkça hayata geçirilen Kooperatiflerin Desteklenmesi Programı (KOOP-DES) ile 2020 yılından bu yana kooperatifler ile üst kuruluşlarına, projeleri bazında destekler sağlanıyor. Programla, özellikle ortaklarının çoğunluğunu kadınların oluşturduğu kooperatiflerin, üretim ve istihdama katkı sağlayacak projelerine, makine ve ekipman alımları ile nitelikli personel istihdamı için destek veriliyor.

    Bu kapsamda, KOOP-DES ile 2020-2025 yıllarında 848 kooperatifin 907 projesine, toplam 151,5 milyon lira hibe verildi. Ayrıca Bakanlık gözetiminde Kredi Garanti Fonu (KGF) ve Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Birlikleri Merkez Birliği (TESKOMB) arasında imzalanan protokolle 4,5 milyar liralık kredi paketi, kooperatiflerin hizmetine sunuldu.

    Destek tutarları artırıldı

    Program doğrultusunda verilen destek tutarlarında ise bu yıl artış oldu. Buna göre, bu yıl için kooperatiflerin, makine ve ekipman alımları ile ortaklarının en az yüzde 90’ını kadınların oluşturduğu kooperatiflerin, işletecekleri yaşlı ve engelli bakım merkezleri, çocuk kulüpleri, kreş ve gündüz bakımevlerinin demirbaş eşya niteliğindeki yatırım malı alımlarına yönelik destek üst limiti, 400 bin liradan 1 milyon liraya çıkarıldı.

    Kooperatif ürünlerinin tanıtımı ve pazarlanmasına ilişkin sergi ve fuar katılımlarına yönelik destek üst limiti 60 bin lira iken, 150 bin lira oldu.

    Nitelikli personel istihdamı desteği ise bir personel için yıllık 420 bin liraya, iki personel içinse yıllık toplam 840 bin liraya yükseldi.

    Kooperatifler, küçük üreticileri uluslararası pazarlara ulaştırıyor

    Küçük üreticileri uluslararası pazarlara taşımaya katkı sunan kooperatiflerin dış ticarete sağladığı katkı da son yıllarda büyüyor.

    Buna göre, 2019 yılında kooperatiflerce yapılan ihracatın toplam tutarı 61,2 milyon dolar iken, bu tutar geçen yıl 96,2 milyon dolara ulaştı. Bu yılın mayıs ayı sonunda ise kooperatiflerce 47 milyon dolarlık dış satım gerçekleştirildi.

    İhracat yapan kooperatif sayısı da son yıllarda yükseldi. Bu çerçevede, 2019 yılında 12 kooperatif dış satım gerçekleştirirken, geçen yıl bu sayı 55 oldu. Bu yılın ocak-mayıs döneminde ise toplam 73 kooperatif ülke ihracatına katkı sundu.

  • Türkiye’nin NATO yolculuğunda tarihi gün

    Türkiye’nin NATO yolculuğunda tarihi gün

    AA muhabirinin TBMM tutanaklarından yaptığı derlemeye göre, Meclis Genel Kurulu, 18 Şubat 1952 Pazartesi saat 15.00’te Refik Koraltan başkanlığında, Kayseri Milletvekili İbrahim Kirazoğlu ve Çorum Milletvekili Sedad Baran’ın katipliğinde toplandı.

    Dönemin TBMM Başkanı Koraltan, oturumu açtıktan sonra Dışişleri Komisyonu’nda ele alınarak kabul edilen “Kuzey Atlantik Andlaşmasına Türkiye Cumhuriyetinin Katılmasına Dair Kanun Tasarısı”nı görüşmeye açtı ve ilk sözü dönemin Dışişleri Bakanı ve Demokrat Parti İstanbul Milletvekili Fuat Köprülü’ye verdi.

    Köprülü, “Çarşamba günü Atlantik Konseyi Lizbon’da toplanacaktır. Bu itibarla, işin müstaceliyetine binaen bu komisyon raporunun ve kanun tasarısının ruznameye alınmasını ve diğer maddelere tercihan müstaceliyetle müzakeresini rica ediyorum ve bu hususta bir takrir veriyorum.” dedi.

    Daha sonra Köprülü’nün, bu konunun Genel Kurulda gündemdeki diğer işlerden önce görüşülmesine yönelik önergesi okunarak oylamaya sunuldu. Önergenin ittifakla kabul edilmesi üzerine Genel Kurulda sürekli ve coşkulu alkışlar duyuldu.

    Önerge üzerine söz alan Dışişleri Bakanı Köprülü, “Muhterem arkadaşlar, Birleşik Amerika Hükümeti, Atlantik Andlaşması üyesi bulunan bütün devletler namına Türkiye’yi Atlantik Andlaşmasına katılmaya resmen davet etmiş bulunmaktadır. Bu davete istinaden hazırlamış olduğumuz kanun tasarısını bugün tasdikınıza arzetmekteyiz. Şükranla arzedeyim ki tasarı Dışişleri Komisyonu tarafından oy birliğiyle tasvip edilmiş bulunuyor. Yüksek Meclis’çe de tasvip edildiği takdirde, usulü mucibince Birleşik Amerika Hükümetine, Andlaşmaya iltihakımızı bildiren vesika derhal tevdi olunacak ve bu suretle Türkiye, tam ve eşit haklarla Atlantik Andlaşması’nın üyesi olacaktır.” diye konuştu.

    Dışişleri Bakanı Köprülü, “Atlantik Andlaşması camiasının savunması için Türkiye’nin bu camiaya bağlanmasının ona mensup devletlere temin edeceği faydalar üzerinde söz söylemeye artık lüzum yoktur. Çünkü onlar bu hakikati çok iyi anladıkları içindir ki, bizi kendi aralarına katılmaya davet etmiş bulunuyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.

    “İdeallere bağlılık Türk milletinin şiarıdır”

    Dönemin TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve Demokrat Parti Samsun Milletvekili Firuz Kesim ise “Atlantik Paktına girmekle en doğru yolu seçtiğimizden hiç şüphemiz yoktur. İnandığı büyük davalara milletimiz tarihi boyunca bütün mevcudiyetiyle sarılmıştır. İdeallere bağlılık Türk milletinin şiarıdır. Kendisine has meziyetleriyle hürriyetleri ve hakları koruma sahasındaki işbirliğinde de büyük faydalar sağlayacağından yeni müttefiklerimiz emin olmalıdırlar.” ifadelerini kullandı.

    CHP adına söz alan, tutanaklara Faik Ahmed Barutçu ismiyle yansıyan Trabzon Milletvekili Mehmet Faik Barutçu, şu değerlendirmeleri yaptı:

    “İdealimize uygun olan bu neticeyi Cumhuriyet Halk Partisi, memleketin siyasi emniyetini müşterek ahde bağlayan bir vesika olarak kıymetli saymaktadır. Bugün iltihakımızla kader birliği yaptığımız devletlere, biz bir askeri kudret ve emniyet eklemiş oluyoruz. Atlantik Paktına girişimiz kuvvetli ve itibarlı bir Türkiye’nin uzun seneler her milletten ziyade yaptığı fedakarlıkların mahsulü ve cihan hadiselerinin Türkiye’nin ehemmiyetini artıran bir neticesidir. Millet olarak bu neticeyi uzun fedakarlıkların bir semeresi olarak karşılıyoruz. Atlantik Paktını milli bir eser olarak tasvip ediyoruz, memleketimiz için ve dünya sulhu için hayırlı olmasını temenni eyleriz.”

    Demokrat Parti adına söz alan Erzurum Milletvekili Rıfkı Salim Burçak, Türkiye’nin Atlantik Paktı’na katılımıyla Batı Avrupa müdafaa sisteminin bir kat daha kuvvet kazandığını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Atlantik Paktı, sağ kanadını kara Avrupa’nın en kuvvetli ordularından birine sahip ve dünyanın en ehemmiyetli stratejik noktalarından birinde kain Türkiye gibi bir devlete istinat ettirmekle çok şeyler kazanacaktır. Emniyetle söylenebilir ki, yurdumuzun mukadderatı bugünden itibaren hür milletler topluluğunun mukadderatına artık ayrılma kabul etmez bir surette bağlanmış oluyor. Bugün Türkiye Atlantik müdafaa sistemine Batı devletleriyle, eşit haklar ve eşit vazifelerle giriyorsa bunda Kore kararının ve orada bütün dünyanın takdirini kazanan kahraman ordumuzun şerefli hizmetlerinin hissesi pek büyüktür.”

    Oylama

    Genel Kurul’da milletvekillerinin değerlendirmelerinin ardından Kuzey Atlantik Andlaşmasına Türkiye Cumhuriyetinin Katılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 3 maddesi okutularak oylandı ve ittifakla kabul edildi. Kanun tasarısının tümünün oylanması tutanaklara şöyle yansıdı:

    “BAŞKAN – Kanunun tümünü açık oyunuza arzediyorum. Kabul edenler beyaz, etmiyenler kırmızı oy vereceklerdir. (Seçim çevresi itibarıyla isimler okunmak ve oy pusulaları hitabet kürsüsüne konulan sepete atılmak suretiyle oylar toplanıldı.)

    BAŞKAN – Reylerini kullananlar lütfen yerlerini alsınlar. Rey vermiyen arkadaş kaldı mı? Reylerini kullanmıyan arkadaş kalmadığına göre oy toplama muamelesi bitmiştir. Reylerin neticesini arzediyorum. Kuzey Atlantik Andlaşmasına Türkiye Cumhuriyetinin Katılmasına Dair Kanun’a rey veren arkadaşların sayısı 410’dur, 1 çekimser vardır. Muamele tamamdır. Tasarı 409 reyle yüksek tasvibinize mazhar olmuş ve kanunlaşmıştır. (Bravo sesleri, sürekli ve şiddetli alkışlar). İttifakla tasvibinize mazhar olan bu kanunun milletimiz ve insanlık için hayırlı olmasını Allah’tan dilerim. (Bravo sesleri, sürekli ve şiddetli alkışlar).”

    Tasarının kabul edilmesinin ardından Genel Kurulda okutulan bir önergede, “NATO’ya katılım dolayısıyla Adnan Menderes hükümetine teşekkür edilmesi ve Kore’de şehit olanlar için ayakta 2 dakika ihtiram sükutu yapılması” teklif edildi. Bazı milletvekilleri arasında, önergede yer alan “Hükümete teşekkür edilmesi” konusunda bir tartışma yaşandı.

    “Eser, hiç şüphe yok Türk milletinindir”

    Dönemin Başbakanı Adnan Menderes’in, Kuzey Atlantik Andlaşmasına Türkiye Cumhuriyetinin Katılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın kabul edilerek yasalaşmasının ardından Genel Kurul’daki hitabı, tutanaklarda şöyle yer aldı:

    “- (Şiddetli ve sürekli alkışlar arasında kürsüye geldi) Muhterem arkadaşlarım, bu tarihi günün büyük ehemmiyetini ona layık olan bir birlik ve tenasüt manzarasiyle ve azmü kararla tecelli ettirmiş bulunuyorsunuz. Bu güzel azim ve tesanüt manzarasını hiçbir sebeple gölgelemeyeceğim.

    – Muhterem arkadaşlar, eser, hiç şüphe yok Türk milletinindir. (Şiddetli alkışlar). Yine hiç şüphe yok ki, Türk milletinin iradesini tıpkı Türk milletinin kendisi gibi, en geniş salahiyetle yürütmekte olan sizlersiniz, binaenaleyh eser sizlerindir. Hükümete teşekkür, bu itibarla, bahis mevzuu olmamak lazımgelir. (Alkışlar)

    – Muhterem arkadaşlar, bu pakta girişimiz, hadisesinin, memleketimiz için olduğu kadar bütün dünya için de hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ederken heyecanımın daha fazla söz söylemeye müsaade etmediğini görmüş olmanızı tahmin ederek, özür diliyorum ve huzurunuzdan ayrılıyorum. (Bravo sesleri, şiddetli ve sürekli alkışlar.)”

    Başbakan Menderes’in konuşmasının ardından TBMM Başkanı Refik Koraltan, Kore’de şehit olanların hatıralarını anmak için Genel Kurul’u saygı duruşuna davet etti, bunun üzerine iki dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Daha sonra Koraltan, birleşimi, 20 Şubat Çarşamba saat 15.00’te toplanmak üzere 17.58’de kapattı.

    Türkiye’nin NATO üyeliği

    NATO, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Sovyet tehdidine karşı kolektif savunma oluşturma amacıyla 1949’da kuruldu.

    Türkiye, NATO’ya resmen 18 Şubat 1952’de katıldı.

    Bugün 32 üyesi bulunan İttifak içinde Türkiye, kapasitesi yüksek hava, kara ve deniz unsurlarıyla NATO’nun önemli misyonları ve tatbikatlarında kritik roller üstleniyor.

    Türkiye, 74 yıldır üyesi olduğu NATO’da hem sağladığı katkılar hem de savunma sanayisiyle öne çıkıyor.

  • Kripto para piyasasının değeri yılın ilk yarısında yaklaşık 1 trilyon dolar eridi

    Kripto para piyasasının değeri yılın ilk yarısında yaklaşık 1 trilyon dolar eridi

    Yılın ilk yarısında ABD/İsrail-İran Savaşı ile tırmanan jeopolitik gerilim, artan enflasyonist baskılar, merkez bankalarının sıkı para politikalarına adım atması, dolara olan talebin artması ve tahvil faizlerindeki yükseliş yatırımcıların riskli varlıklardan çıkmasına neden oldu.

    Böylece borsalarda, emtia piyasasında işlem gören ürünlere kadar birçok riskli varlıkta satış baskısı öne çıkarken kripto para piyasası da bu satış baskısına en çok maruz kalan varlık grupları arasında yer aldı.

    ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz artırımına gideceğine yönelik öngörülerin gücünü koruması ve bu yıl en az bir faiz artırımına gideceğine yönelik fiyatlamalar, kripto para piyasasındaki düşüşlerin önde gelen nedenleri arasında bulunuyor.

    Kripto paralar gibi getiri sağlamayan, spekülatif varlıklar yüksek faiz oranlarında genellikle düşük performans gösteriyor. Yükselen tahvil getirileri ve faiz oranları, kriptoya yatırım yapmanın fırsat maliyetini artırıyor.

    Diğer taraftan, kripto para piyasasının yönünde bireysel yatırımcılardan ziyade kurumsal sermaye akışları daha çok belirleyici olabiliyor.

    Kurumsal şirketlerin bitcoin alımlarını azaltması da bu satış baskısında etkili oldu.

    Bitcoin yüzde 33 düştü

    Kripto piyasasındaki tüm kripto paraların toplam değerini ifade eden Total Market, bu yılın ilk yarısında yaklaşık 919 milyar 860 milyon dolar azalarak 2 trilyon 956 milyar 470 milyon dolardan 2 trilyon 36 milyar 610 milyon dolara geriledi.

    31 Aralık 2025’te 87 bin 524,9 dolar olan bitcoin haziran ayında 58 bin 635,1 dolara düştü. Bitcoin böylece yılın ilk yarısında yüzde 33 değer kaybetti.

    Ethereum da yılın ilk yarısında yüzde 47 düşüşle 2 bin 976 dolardan 1575 dolara indi. Ethereum haziran ayında 1505,7 dolarla Nisan 2025’ten bu yana en düşük seviyeyi gördü.

    “Kripto para piyasası sadece kendi iç dinamikleriyle fiyatlanmıyor”

    ​​​​​​​Blokzincir ve Kripto Varlık Stratejisti Mete Ali Başkaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kripto para piyasasında yılın ilk yarısındaki sert satış baskısını tek bir nedene bağlamanın doğru olmayacağını söyledi.

    Başkaya, Fed’in faizleri yüksek seviyelerde tutması, küresel likidite koşullarının sıkı kalması, spot ETF tarafındaki çıkışlar, kurumsal yatırımcı talebindeki zayıflama ve jeopolitik risklerin aynı anda fiyatlanmasının özellikle ABD-İran gerilimi ve Hürmüz Boğazı üzerinden enerji arzına ilişkin endişelerin küresel risk iştahını baskıladığını vurguladı.

    Kripto piyasasının kendi içindeki kaldıraçlı pozisyonlarının çözülmesinin de düşüşü hızlandırdığına işaret eden Başkaya, şunları kaydetti:

    “Bitcoin görece daha dirençli kalırken ethereum ve altcoin tarafında likidite kaybı daha sert hissedildi. Bu süreç bize kripto para piyasasının artık yalnızca kendi iç dinamikleriyle değil, Fed politikası, ETF akımları, dolar likiditesi, jeopolitik riskler ve kurumsal sermaye hareketleriyle birlikte fiyatlandığını gösteriyor. Ben bu dönemi kripto para piyasasının bittiği bir dönem olarak değil, piyasanın kalite ayrımı yaptığı, daha olgun bir düzeltme süreci olarak görüyorum. Kalıcı toparlanma için yeniden güçlü ETF girişleri, daha yumuşak Fed beklentisi, jeopolitik tansiyonun azalması ve piyasaya yeni bir güven hikayesinin gelmesi gerekiyor.”

  • ABD’de istihdam verilerinin zayıf gelmesi emtia piyasalarını hareketlendirdi

    ABD’de istihdam verilerinin zayıf gelmesi emtia piyasalarını hareketlendirdi

    ABD’de tarım dışı istihdam haziranda 57 bin kişi artarak piyasa beklentilerinin altında gerçekleşti. İstihdamda, profesyonel ve ticari hizmetler, sosyal yardım ve sağlık hizmetleri alanlarında artış eğilimi sürerken eğlence ve konaklama sektöründe ise istihdam kaybı yaşandı.

    Nisan ayında kaydedilen artış 179 binden 148 bine, mayıs ayında yaşanan artış ise 172 binden 129 bine revize edildi. İşsizlik oranı da haziranda, piyasa beklentisi olan yüzde 4,3’ün aksine yüzde 4,2’ye geriledi.

    Analistler, işgücüne katılım oranındaki düşüşün işsizlik oranının gerilemesinde etkili olduğunu, bu düşüşün gelecek aylarda tersine dönerek işsizlik oranını yeniden yükseltme riski taşıdığını belirtti.

    Beklentilerin altında gelen istihdam verileri, Fed’in gelecek dönemde faiz patikasında daha esnek hareket edebileceğine yönelik fiyatlamaları desteklerken, yatırımcıların faiz artırımı beklentilerini de aşağı çekti. İstihdam raporunun ardından Fed’in eylül ayında faiz artırımına gitme ihtimali yüzde 67’den yüzde 63’e geriledi.

    Önde gelen merkez bankası yetkililerinin açıklamalarının da yakından izlendiği haftada, 2026 Avrupa Merkez Bankası Merkez Bankacılığı Forumu’nun kapanış günündeki politika panelinde konuşan Fed Başkanı Kevin Warsh, enflasyon beklentileri ile enflasyona ilişkin risklerin son haftalarda gerilediğini belirterek, “Piyasalardaki oynaklık artmadı, azaldı, tahvil getirileri yükselmedi, geriledi, enflasyon beklentileri de düştü.” diye konuştu.

    Warsh, “Bu merkez bankasının yüzde 2’nin üzerinde bir enflasyon hedefiyle rahat edeceğini düşünenler varsa sanırım hayal kırıklığına uğrayacaklar.” dedi.

    Bu gelişmelerle ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi 11 baz puan artışla yüzde 4,49’a çıkarken, Fed’in faiz oranlarını yakın zamanda artıracağına dair öngörülerin zayıflamasıyla dolar endeksi haftayı yüzde 0,5 azalışla 100,8 seviyesinden tamamladı.

    Değerli metallerde zayıf istihdam verisi desteği

    ABD’de tarım dışı istihdamın beklentilerin altında kalması, Fed’in faiz artırımı ihtimalini ve dolar endeksini düşürerek değerli metallere alım getirdi.

    ​​​​​​​Faiz artırımı ihtimalinin azalması, faiz getirisi olmayan değerli metalleri elde tutmanın maliyetini düşürerek özellikle gümüş ve paladyuma yönelik güçlü alımları beraberinde getirdi.

    Bu gelişmelerle birlikte değerli metallerde ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 5,9, paladyumda yüzde 5,4, altında yüzde 2,5 ve platinde yüzde 0,9 arttı.

    Baz metallerde arz ve talep dinamikleri ayrıştı

    Baz metallerde ise zayıf dolar kaynaklı makro destek ile emtia bazında farklılaşan arz görünümü fiyatlamalarda etkili oldu.

    Bakırda, zayıf istihdam verisinin ardından altın ve gümüşle birlikte gelen alımlar fiyatları destekledi.

    Alüminyumda, Hürmüz Boğazı’ndaki taşımacılığın normalleşmesiyle Körfez Bölgesi’nden arzın yeniden piyasaya girme beklentisi ile Çin ve Endonezya’daki üretim artışı satış baskısı oluşturdu.

    Nikelde Endonezya’nın maden kotalarına ilişkin gevşeme sinyalleri ve Çin’de zayıf seyreden paslanmaz çelik talebi satışları desteklerken, çinkoda kar satışları öne çıktı.

    Bu gelişmelerle birlikte baz metallerde tezgah üstü piyasada libre bazında fiyatlar çinkoda yüzde 1,3 ve bakırda yüzde 0,5 artarken, alüminyumda yüzde 3,5, nikelde yüzde 2,4 ve kurşunda yüzde 0,7 geriledi.

    Brent petrolde jeopolitik iyimserlik hakim

    Enerji grubuna bakıldığında, Hürmüz Boğazı’ndaki ticari taşımacılığın normalleşmesi petrol fiyatlarını aşağı çekerken, ABD’deki sıcak hava tahminleri doğal gaz fiyatlarını destekledi.

    Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri’nin ihracatını savaş öncesi seviyelere yaklaştırması, petrol fiyatları içindeki risk priminin gerilemesine neden oldu.

    Doğal gaz ise ABD’de etkili olan sıcak hava dalgasının soğutma amaçlı talebi artırmasıyla petrolden ayrıştı. Buna karşın üretimin ve stokların yüksek seyretmesi yükselişi sınırladı.

    Bununla birlikte, haftalık bazda doğal gazın İngiliz termal birimi cinsinden fiyatı yüzde 0,4 artarken, Brent petrolün varil fiyatı yüzde 2,1 düşüşle 72 dolara indi.

    Tahıllarda buğday USDA verileriyle ayrıştı

    Tarım emtialarında tamamlanan haftada, ABD Tarım Bakanlığının (USDA) haziran ayı çeyreklik stok ve ekim alanı raporları fiyatlamalarda etkili oldu.

    Buğdayda, ABD’nin haziran başı stoklarının beklentilerin altında kalması ve ekim alanının tahminlerin gerisinde açıklanmasıyla alıcılı bir seyir izlendi.

    Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası’nda kile başına fiyatlar buğdayda yüzde 1,8 artarken, pirinçte yüzde 2,3, soya fasulyesinde yüzde 0,8 ve mısırda yüzde 0,2 geriledi.

    Kahvede Brezilya’daki hasat gecikmeleri sert yükselişe neden oldu

    Yumuşak emtialarda tamamlanan haftada, hava koşulları kaynaklı arz endişeleri fiyatlamalarda öne çıktı.

    Kahve fiyatları, Brezilya’da yeniden etkili olan yağışların hasadı geciktirmesi ve borsada kayıtlı arabica kahve stoklarının 377 bin 465 çuvalla Mart 2024’ten bu yana en düşük seviyeye gerilemesiyle yükseldi.

    El Nino hava olayının Brezilya’da eylül-ekim döneminde ağaçların çiçeklenme sürecini geciktirerek 2026/2027 sezonu rekoltesini olumsuz etkileyebileceği endişesi de yükselişi destekledi.

    Kakaoda, Fildişi Sahili’nde liman girişlerinin geçen yılın yüzde 18,4 üzerinde seyretmesiyle güçlü arz görünümü ve zayıf talep sinyalleri, iki haftalık sert yükselişin ardından bir miktar geri çekilmeye yol açtı.

    ABD’de Intercontinental Exchange’te libre bazında fiyatlar kahvede yüzde 10,6, şekerde yüzde 2,1 ve pamukta yüzde 1 artarken, kakaonun ton başına fiyatı yüzde 1,5 geriledi.

  • Altının onsunda 5 hafta sonra gelen yükseliş yatırımcısının yüzünü güldürdü

    Altının onsunda 5 hafta sonra gelen yükseliş yatırımcısının yüzünü güldürdü

    ABD’de açıklanan istihdam verileri ve jeopolitik gelişmelere ilişkin iyimserlikten kaynaklı pozitif etkilerle altının onsu temmuz ayına pozitif başladı.

    ABD’de tarım dışı istihdam haziranda 57 bin kişi artarak piyasa beklentilerinin oldukça altında gerçekleşti. İstihdamda, profesyonel ve ticari hizmetler, sosyal yardım ve sağlık hizmetleri alanlarında artış eğilimi sürerken eğlence ve konaklama sektöründe ise istihdam kaybı yaşandı.

    Tarım dışı istihdamda nisanda kaydedilen artış 179 binden 148 bine, mayıstaki artış 172 binden 129 bine revize edildi.

    ABD’de işsizlik oranı haziranda yüzde 4,2’ye geriledi. Piyasa beklentileri bu dönemde işsizlik oranının mayısta olduğu gibi yüzde 4,3 seviyesinde gerçekleşmesi yönündeydi. Bu durum, Fed’in gelecek dönemde faiz patikasında daha esnek hareket edebileceğine yönelik fiyatlamaları desteklerken yatırımcıların faiz artırımı beklentilerini düşürmesine yol açtı. Bu gelişmeyle dolara olan talebin azalması da altın başta olmak üzere değerli metal fiyatlarını destekledi.

    Altının onsu ABD’de beklenenden düşük gelen istihdam verilerinin ardından Fed’in faiz artırımı beklentilerini düşürmesiyle 5 haftanın ardından haftalık bazda yüzde 2,5 artarak 4 bin 175 dolara çıktı ve ilk haftalık kazancını elde etti.

    Öte yandan, jeopolitik gerginliklerin azalmasıyla petrol fiyatlarının savaş öncesi seviyelere gerilemesi de altın fiyatlarını desteklerken geçen hafta teknoloji hisselerinde görülen düşüşlerden dolayı yatırımcıların riskli varlıklardan uzaklaşması da fiyatlardaki yükselişte etkili oldu.

    Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmelerin enflasyonist baskıları güçlendireceğine yönelik endişeler ve bu endişelerin Fed’e yönelik “şahin” beklentileri artırması bu yıl altın fiyatlarındaki düşüşte etkili olurken altının onsu yılın ilk yarısında yüzde 7,1 değer kaybetmişti.

    “(ABD’nin tarım dışı istihdam verisi) Bu da getiri açısından altına destek sağladı”

    Avustralya merkezli KCM Trade Global Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, altının bu hafta doların geçirdiği hafif düşüşten fayda sağladığını belirtti.

    Beklenenden zayıf gelen tarım dışı istihdam verilerinin doların ivmesini bir miktar kırdığını ve bunun da altının yükselişine katkıda bulunduğunu ifade eden Waterer, “100 bin artışın altında açıklanan tarım dışı istihdam verisi, Fed’in faiz artırımlarına yönelik aciliyeti bir dereceye kadar azalttı, bu da getiri açısından altına destek sağladı.” dedi.

    Waterer, petrol fiyatlarının düşük seviyelerde seyrettiğini ve bu durumun da enflasyon açısından altına destek olduğunu kaydetti.

    Altın için daha iyi bir hafta olduğunu ancak yılın başlarında yakaladığı ivmeyi henüz geri kazanamadığını vurgulayan Waterer, “Altının yükseliş ivmesini daha da artırabilmesi için doların daha da değer kaybetmesi gerekecektir. ” değerlendirmesinde bulundu.

  • Hızlı trende hedef “48 saatte tüm Türkiye’yi gezmek”

    Hızlı trende hedef “48 saatte tüm Türkiye’yi gezmek”

    Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, AA muhabirine, ulaşım olmadan ticaretin olamayacağını, ticaret olmadan üretimin güçlenemeyeceğini, üretim güçlenmeden de kalkınmanın sürdürülebilir hale gelemeyeceğini söyledi.

    Ulaştırma projelerinin sadece fiziki yatırımlar olmadığını, aynı zamanda üretimi, ihracatı, istihdamı, bölgesel kalkınmayı ve ülkeler arası işbirliğini destekleyen stratejik adımlar olduğunu vurgulayan Uraloğlu, son 24 yılda 355 milyar dolarla ulaştırma ve altyapı alanında tarihi yatırımlar gerçekleştirdiklerini bildirdi.

    Uraloğlu, Türkiye’yi bölünmüş yollarla, otoyollarla, yüksek hızlı tren hatlarıyla, limanlarla, havalimanlarıyla, lojistik merkezlerle ve güçlü haberleşme altyapısıyla donattıklarına işaret ederek, özellikle 2002’den itibaren başlattıkları gelişim hamleleriyle demir yollarını devlet politikası olarak ele aldıklarını dile getirdi.

    Demir yollarında yapılan yatırımların ulaşım ağlarını geliştirmenin ötesinde ekonominin ve şehirlerin ritmini değiştirdiğine dikkati çeken Uraloğlu, 2002’de yaklaşık 11 bin kilometre olan demir yolu ağının bugün 2 bin 251 kilometresi yüksek hızlı tren hattı olmak üzere 14 bin 9 kilometreye yaklaştığı bilgisini verdi.

    “11 bin kilometrelik demir yolu ağını modernize ettik”

    Uraloğlu, sadece yeni hatlar inşa etmediklerini, 11 bin kilometrelik demir yolu ağını da modernize ettiklerini aktararak, Halkalı-Kapıkule, Ankara-İzmir, Bandırma-Bursa-Yenişehir-Osmaneli, Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep gibi hızlı tren hatlarında inşa çalışmalarının devam ettiğini ifade etti.

    Yapım çalışmaları süren Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu Demir Yolu ile Türkiye Ermenistan-Azerbaycan arasındaki demir yolu bağlantısını güçlendirdiklerini, Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinde hayata geçirilecek demir yolu bağlantısıyla İstanbul Boğazı’ndan Marmaray’a alternatif yeni demir yolu hattına kavuşulacağını belirten Uraloğlu, bu projede ihale sürecinin ardından bu yıl inşa çalışmalarına başlamayı planladıklarını anlattı.

    Uraloğlu, ana hatların yanı sıra 439 kilometrelik 286 iltisak hattı işletildiğini dile getirerek, şunları kaydetti:

    “2028 yılına kadar 608 kilometre iltisak hattına ulaşmayı planlıyoruz. 13 olan lojistik merkezi sayımızı 25’e çıkarmayı planlıyoruz. Demir yolu hatlarımızı 2028’e kadar 17 bin 287 kilometreye, 2053 yılında ise 28 bin 590 kilometreye yükseltmeyi hedefliyoruz. Halen 4 bin 164 kilometrelik hatta yapım çalışmalarımıza devam ediyoruz. 2028’e kadar doğrudan hızlı trenle bağlanan il sayımızı 11’den 27’ye yükselteceğiz. 2053 yılında da ülkemizin dört bir yanını hızlı tren hatlarıyla birleştirerek 48 saatte tüm Türkiye’yi gezeceğiz.”

  • Yeşil Vatan projesine milyonlar katıldı

    Yeşil Vatan projesine milyonlar katıldı

    Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin “Köklerden Geleceğe” vizyonu doğrultusunda yürütülen “Yeşil Vatan-Benim Okulum Geleceğe Çare” etkinlikleri, eğitim öğretim yılı boyunca okul, aile ve toplum işbirliğiyle çevre bilincinin yaygınlaşmasına önemli katkı sağladı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2025-2026 eğitim öğretim yılının açılışında, “Her Çocuk Bir Fidan, İlk Ders Yeşil Vatan” yaklaşımıyla başlatılan etkinliklerin, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in imzasıyla illere gönderilen yazı doğrultusunda okullarda koordineli şekilde uygulanması sağlandı.

    Öğrencilerin çevreye duyarlı, erdem sahibi, değerlerine sahip çıkan, vatanını koruma sorumluluğunu üstlenebilen ve bu doğrultuda harekete geçebilen bireyler olarak yetişmelerini amaçlayan etkinlikler kapsamında, okul öncesinden liseye kadar tüm eğitim kademelerinde çevre ve sürdürülebilirlik odaklı çalışmalar yürütüldü.

    150 binden fazla etkinlik yapıldı

    Etkinliklerin ülke genelindeki tüm okullarda koordineli ve verimli şekilde uygulanması amacıyla yayımlanan 10 aylık “Yeşil Vatan Tematik Takvimi Uygulama ve Yönetim Rehberi” doğrultusunda her ay için ayrı bir tema belirlendi.

    Ulusal ve uluslararası düzeyde öne çıkan özel gün ve haftalar dikkate alınarak hazırlanan rehber kapsamında eğitim materyalleri, ders planları, tematik etkinlikler, eğitim ve farkındalık çalışmaları, kurumsal işbirlikleri ile kültürel ve sosyal faaliyetler planlandı.

    Haziran ayı sonu itibarıyla program kapsamında 150 binden fazla etkinlik yapıldı. Yıl boyunca süren bu etkinliklerde, ülke genelindeki öğrencilerin birçoğu birden fazla çalışmada yer aldı. Etkinliklere, 25 milyon 825 bin 717 öğrenci, 1 milyon 794 bin 14 öğretmen, 3 milyon 894 bin 95 veli ve 577 bin 802 personel katıldı.

    Tüm paydaşların katkısıyla yürütülen çalışmalar sayesinde çevre bilinci toplumsal düzeyde yaygınlaştırıldı.

    Her ay farklı tema, farklı etkinlik

    İlk tema olan “Tohum, Toprak ve Temiz Hava Ayı” kapsamında, eylül ayında eğitim öğretim yılının ilk dersi ülke genelindeki tüm okullarda “Her Çocuk Bir Fidan İlk Ders Yeşil Vatan” filmiyle başladı. Öğrenciler, öğretmenler ve gönüllü ailelerin katılımıyla okul bahçelerinde ve uygun alanlarda fidan dikim etkinlikleri düzenlendi.

    “Afetler ve Dayanıklılık Ayı” olarak belirlenen ekim ayında Afet ve Acil Durum Kontrol Listesi hazırlandı. Milli Eğitim Bakanı Tekin’in yayımladığı video mesajla öğrenci ve öğretmenler başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerinde afetlere karşı alınabilecek önlemlere ilişkin farkındalık oluşturuldu. Ayrıca MEB AKUB ve AFAD koordinasyonunda eğitim ve bilinçlendirme faaliyetleri yürütülürken okullarda eş zamanlı tatbikatlar yapıldı.

    Kasım ayında “Orman Ayı” teması kapsamında 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü ile 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü dolayısıyla ülke genelinde fidan dikim etkinlikleri düzenlendi. Öğrenciler, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e duydukları sevgi ve bağlılığı diktikleri fidanlara iliştirdikleri mesaj kartlarıyla ifade etti.

    Aralık ayında “Tasarruf ve Tüketim Bilinci Ayı” kapsamında öğrencilerin israfın önlenmesi konusunda farkındalık kazanmaları ve yerli ile milli üretime yönelik bilinç geliştirmeleri amacıyla Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası çerçevesinde milli teknoloji ürünleri ve geleneksel sanatları kapsayan keşif gezileri, sergiler ve atölye çalışmaları düzenlendi.

    Ocak ayında “İklim Değişikliği Ayı” kapsamında hazırlanan İklim Münazaraları Örnek Uygulama Kılavuzu doğrultusunda ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik iklim münazaraları gerçekleştirildi.

    Şubat ayında “Sürdürülebilirlik Ayı” kapsamında ortaokul ve lise öğrencilerinin çevre sorunlarını fark etmeleri ve bu sorunlara yönelik somut çözüm önerileri geliştirmeleri amacıyla “Sürdürülebilir Tasarım ve Fikir Maratonu” etkinlikleri yapıldı.

    Öğrencilerin doğaya karşı sorumluluk bilincinin güçlendirilmesi hedeflendi

    Mart ayında “Su Verimliliği Ayı” kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı işbirliğiyle hazırlanan “Su Verimliliği Seferberliği” eğitim materyalleri doğrultusunda tüm eğitim kademelerine yönelik ders içerikleri planlandı.

    Nisan ayında “Sıfır Atık Ayı” kapsamında tüm eğitim kademelerinde geri ve ileri dönüşüm odaklı “sürdürülebilirlik” temalı Sıfır Atık Atölyeleri gerçekleştirildi. Bunun yanı sıra atık sanat sergileri, geri dönüşüm tesisi gezileri, kitap ve oyuncak takas şenlikleri ile “Atıksız Gün” etkinlikleri düzenlendi.

    Mayıs ayında “Ekolojik Tarım ve Biyoçeşitlilik Ayı” kapsamında öğrencilerin Ata tohumu, yerli ürünler ve ekolojik tarım uygulamalarını tanımaları amacıyla “Geleceğe Miras Tohum-81 İlimizde Köklerden Geleceğe” etkinliği planlandı ve tanıtım filmi hazırlandı.

    Haziran ayında ise “Çevre Ayı” kapsamında yıl boyunca gerçekleştirilen çalışmalar, özellikle COP31 süreci çerçevesinde 81 ilde düzenlenen “Yeşil Vatan: ÇevreFest’26” etkinliklerinde sergilendi.

    Program kapsamında eğitim öğretim yılı boyunca yürütülen çalışmalarla öğrencilerin çevre okuryazarlığı, sürdürülebilir yaşam becerileri ve doğaya karşı sorumluluk bilincinin güçlendirilmesi hedeflenirken, okul, aile ve toplum işbirliğiyle çevre duyarlılığının yaygınlaştırılmasına yönelik önemli adımlar atıldı.

  • Hasan Aycın’ın yaklaşık 50 yıllık çizgi birikimi dijital ortama aktarıldı

    Hasan Aycın’ın yaklaşık 50 yıllık çizgi birikimi dijital ortama aktarıldı

    Projede sanatçının bugüne kadar muhtelif mecralarda yer almış çizgileri ile henüz gün yüzüne çıkmamış eserleri, taslakları, eskizleri ve kişisel notları kayıt altına alındı.

    Kapsamlı arşivde ayrıca Aycın’a ait fotoğraflar, belgeler, defterler ile sanatı üzerine kaleme alınmış yazı ve araştırmalar da bir araya getirildi. 4 bin 312’si orijinal olmak üzere 4 bin 458 çizgi, 21 defter, 327 fotoğraf, 168 mektup ve 520 eskizden oluşan arşiv, fiziksel tasnifin ardından dijital ortama aktarıldı.

    Hasan Aycın Koleksiyonu, “dspace.bisav.org.tr” adresindeki BİSAV e-Arşiv platformu üzerinden sanatseverlerin ve araştırmacıların dikkatine sunuldu.

    Proje kapsamında BİSAV’ın Fatih’teki merkezinde “Siyah Beyaz Arasında Bir Çizgizar: Hasan Aycın” Paneli düzenlendi.

    Programın açılışında konuşan projenin koordinatörü Betül Demir, Aycın’ın yaklaşık 50 yıldır çizgiyi yalnızca anlatım biçimi olarak değil hakikati aramanın yolu olarak kullanan çok kıymetli bir sanatçı olduğunu söyledi.

    Demir, böylesine önemli bir üretimin korunması, düzenli arşiv yapısına kavuşturulması ve araştırmacıların erişimine açılması düşüncesiyle bu projenin hayata geçirildiğini belirterek, emeği geçenlere teşekkür etti.

    BİSAV’ın Kurucu Başkanı Mustafa Özel de yaptığı çeşitli alıntılarla teorik perspektiften Hasan Aycın’ın çizgi serüvenini inceleyerek sanat üretiminde ilhamın önemini anlattı.

    Panelin moderatörlüğünü üstlenen Cemal Şakar, Aycın’ın kişisel koleksiyonunun nasıl oluştuğunu aktararak, bir arşivin titizlikle oluşturulmasının kıymetine dikkati çekti.

    Panelde “Mesleki Eğitim ve Araştırma İmkanı Olarak Hasan Aycın’ın Çizimleri” başlıklı konuşmasında akademisyen Hediyetullah Aydeniz, akademik medya çalışmalarıyla Hasan Aycın’ın sanatının kesişiminin imkanları üzerine değerlendirmelerde bulundu.

    Akademisyen Yusuf Ziya Gökçek de “Çizgiden Metne Geleneksel Estetik: Hasan Aycın Eserlerinde Biçim ve Mukavemet” başlıklı konuşmasında Aycın’ın çizgisindeki estetik unsurlarını 5 aşamada incelediğini belirtti.

    Yönetmen Murat Pay, “Hasan Aycın’ın Görsel Dünyasında Animasyon ve Anlatı İmkanları” başlıklı konuşmasında Aycın’dan yaptığı alıntılarla sanatçının anlatı imkanlarının kaynaklarına, anlatı imkanı olarak çizgisine ve çizgilerinin animasyon tekniğine verdiği ilhama dair görüşlerini ifade etti.

    Aycın’ın çizgileriyle hazırlanmış animasyon gösterimiyle tamamlanan program, katılımcıların soru ve katkılarıyla sona erdi.

  • Fırtına, Sırbistan karşısında durdu

    Fırtına, Sırbistan karşısında durdu

    Turkcell Basketbol Gelişim Merkezi’nde oynanan yarı final karşılaşması basketbolseverlerin yoğun ilgisine sahne olurken, maçın tüm biletleri tükendi.
    TRT Spor Yıldız’dan naklen yayınlanan müsabakayı FIBA Başkanı Şeyh Saud Ali Al Thani, Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak, TBF Başkanı Hidayet Türkoğlu, TBF Başkan Vekilleri Harun Erdenay ve Mehmet Fatih Öztürk, FIBA Avrupa ve TBF Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Beşok, TBF Yönetim Kurulu Üyeleri, TBF Eğitim Kurulu Başkanı Aydın Örs, A Erkek Milli Takımımızın Başantrenörü Ergin Ataman ve Milli sporcularımız ile 20 Yaş Altı Ümit Erkek Milli Takımımız takip etti.

    Fırtına, Sırbistan karşısında durdu
    Ay-yıldızlılarımız müsabakaya Ömer Kutluay, Darius Karutasu, Demir Öztürk, Beşir Briant ve Rüzgar Öpçün beşiyle başladı. Karşılaşmanın ilk periyodunu 19-16, ilk yarısını 40-32, üçüncü periyotu da Sırbistan 55-54 önde tamamladı. Maç ise 76-71 sırbistanın üstünlüğü ile sona erdi.
    Millilerimiz, üçüncülük maçında bronz madalya için 5 Temmuz Pazar günü (yarın) saat 17.15’te Avustralya ile karşılaşacak.

  • Balıkçıların yeni sezonda umudu palamut

    Balıkçıların yeni sezonda umudu palamut

    Karadeniz’de 1 Eylül’de başlayacak yeni balık avı sezonu öncesi balıkçılar teknelerin boya ve bakımlarını sürdürüyor. Tekneler yeni av sezonuna hazırlık için bakıma alınırken ağ bakım işleri büyük ölçüde tamamlandı. Trabzon’un Çarşıbaşı ilçesinde bulunan Yoroz limanında teknelerin bakım çalışması sürerken, hazırlıkların 1 Eylül’e kadar süreceği belirtildi.

    Yeni sezonda özellikle palamut avından umutlu olduklarını belirten tekne sahiplerinden Resul Yılmaz, “Sezonumuz bitti. Şu anda teknelerin bakım ve tadilatını yapıyoruz. Ağların bakımı tamamlandı. Tekneler karaya çekilerek raspa ve boya işlemleri yapılacak. Eksik olan cihazlar tamamlanacak, makineler elden geçirilecek. Dolayısıyla şu anda 1 Eylül’e kadar bakım çalışmalarımızı sürdürüyor, yeni sezona hazırlık yapıyoruz. Ağ işimiz bitti. Bu sene beklentimiz yüksek. Havalar iyi gidiyor. İnşallah palamut olacak gibi görünüyor. İnşallah hamsi de olur. Beklentimiz var. 25 yıldır bu işi yapıyorum. Babamın dedesi de bu işi yapıyordu. Biz dördüncü kuşak balıkçılarız. Geçtiğimiz sezon çok balık tuttuk ancak değerini tam olarak bulmadı. İğneada tarafında bol miktarda hamsi avladık. Masraflarımız çoktu, bu nedenle çok fazla para kazanamadık. Yine de Allah’a şükürler olsun” diye konuştu.

    Şahin Balıkçılık tekne sahiplerinden Rahmi Şahin, teknelerin genel bakımını yaptıklarını kaydederek, “Şu anda teknemizi yeni sezona hazırlıyoruz. Genel bakımlarını yapıyor, raspa ve boya işlemlerini tamamlıyoruz. Her yıl düzenli olarak yaptığımız bakım çalışmalarını bu sezon öncesinde de sürdürüyoruz. Bu dönemlerde teknenin tüm bakım işleri yapılırken, ağ bakımları ise daha önceden tamamlanıyor. Bir iki ay içerisinde bu işlemleri bitirdiğimizde zaten yeni sezon başlamış olacak. Biz ağ bakımlarımızı tamamladık. Ancak hâlâ bakım çalışmalarını sürdüren ve işlerini bitiremeyenler var. Yeni sezondan beklentimiz palamut yönünde. Henüz bunu gösterecek net bir işaret görmedik ancak umudumuz o yönde. İnşallah bereketli bir sezon olur” dedi.

  • Eber Gölü’nde umut yeniden kanatlandı: Flamingolar geri döndü

    Eber Gölü’nde umut yeniden kanatlandı: Flamingolar geri döndü

    Uzun süredir çevre sorunlarıyla ve kuruma tehlikesiyle gündeme gelen Eber Gölü’nde, doğaseverleri heyecanlandıran bir gelişme yaşandı. Eber Gölü Yaşasın Hareketi tarafından paylaşılan görsel kayıtlarda, göçmen kuşların ve flamingoların havzada yeniden boy gösterdiği, doğal yaşamın canlanmaya başladığı görüldü.
    “YAĞIŞLARA BIRAKILAMAZ, KALICI ÇÖZÜM ŞART”
    Konuya ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Eber Gölü Yaşasın Hareketi Başkanı Ekrem Önder Çiftçi, flamingoların dönüşünün sevindirici olduğunu fakat tehlikenin henüz geçmediğini vurguladı. Doğanın şans verildiğinde kendini yenileyebildiğini belirten Çiftçi, şu ifadeleri kullandı:
    “Flamingoların gelişi hepimizi mutlu etti ancak kimse bu manzaraya bakıp sorunun çözüldüğünü düşünmesin. Eber Gölü’nün geleceği yalnızca yağışlara bırakılamaz. Akşehir ve Eber Gölleri Eylem Planı ivedilikle uygulanmalı, Akarçay Havzası etkin şekilde korunmalı ve kirlilikle mücadele ertelenmemelidir.”
    DÜNYANIN ORTAK MİRASI
    Eber Gölü’nün sadece bölgenin değil, dünyanın ortak doğal mirası olduğunu hatırlatan Çiftçi, göldeki her canlı varlığının insanlığa bir mesaj niteliği taşıdığını söyledi. Kamu kurumlarına, yerel yönetimlere ve vatandaşlara ortak sorumluluk çağrısı yapılan açıklamada, gölün tamamen eski canlılığına kavuşana kadar mücadelenin kararlılıkla süreceği ifade edildi.

  • Orhan Hakalmaz, kulakların pasını sildi

    Orhan Hakalmaz, kulakların pasını sildi

    Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan festivalde, halk oyunları ekiplerinin gösterileri ilgiyle izlendi. Ardından sahne alan ritim ekibinin darbuka performansı etkinliğe renk katarken, 10. Yıl Marşı da katılımcılar tarafından hep bir ağızdan söylendi.

    Orhan Hakalmaz, kulakların pasını sildi
    Gecenin finalinde sahne alan Orhan Hakalmaz, “Karahisar Kalesi”, “Ah Yalan Dünya” ve “İki Keklik” başta olmak üzere sevilen eserlerini seslendirerek dinleyicilere müzik dolu anlar yaşattı. Festival alanını dolduran vatandaşlar, sanatçının türkülerine eşlik ederek gece boyunca eğlendi.

    Orhan Hakalmaz, kulakların pasını sildi
    Konserin ardından Yeşilçiftlik Belediye Başkanı Devrim Ölmez, Orhan Hakalmaz’a festivale katkılarından dolayı çiçek ve plaket takdim etti.
    Festival sonunda konuşan Belediye Başkanı Devrim Ölmez, etkinliğe katılan ve destek veren herkese teşekkür ederek, Yeşilçiftlik’te birlik ve beraberlik içerisinde geleneksel festivalleri sürdürmeye devam edeceklerini ifade etti.

  • Yerli ve milli uydu için çalışmalar hızlanıyor

    Yerli ve milli uydu için çalışmalar hızlanıyor

    Bakan Uraloğlu, AA muhabirine, uydu teknolojileri, bilişim ve kablo hizmetlerinde Türkiye’nin bayrak taşıyıcısı konumundaki TÜRKSAT’ın sermayesi tamamen kamuya ait ticari bir şirket olduğunu söyledi.

    Şirketin uydu, kablo ve dijital dönüşüm olmak üzere üç stratejik alanda faaliyet gösterdiğini ifade eden Uraloğlu, kurumun hem uzaydaki hakların korunması hem de Türkiye’nin dijital altyapısının inşasında kritik bir rol üstlendiğini bildirdi. Uraloğlu, TÜRKSAT’ın, tamamı Türk mühendislerince geliştirilen Türksat 6A ile birlikte yüksek yörüngede hizmet veren 6 aktif haberleşme uydusuna sahip olduğu bilgisini verdi.

    Yerli ve milli uydu için çalışmalar hızlanıyor

    “Hedefimiz her alanda dünyada ilk 10’da yer almak”

    Stratejik bir alan olan uydu sektöründe Türkiye’nin varlık göstermesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Uraloğlu, hedeflerinin her alanda dünyada ilk 10’da yer almak olduğunu dile getirdi.

    Uraloğlu, Asya’nın doğusundan Avrupa’nın batısına uzanan ve dünya nüfusunun üçte ikisini kapsayan dev bir coğrafyaya hizmet verdiklerine dikkati çekerek, şöyle konuştu:

    “Uzaydaki yörünge hakları ülkelerin tapusu niteliğindedir. Ömürlü sistemler olan uydular için yeni yatırımların yapılması gerekiyor. Bu kapsamda yeni nesil Türksat 7A Projesi’nde süreci başlattık. Uydumuzu tamamen yerli ve milli imkanlarla, Türk uzay endüstrisinin gücüyle üretmeyi planlıyoruz. Yıl sonuna kadar çalışmalarına başlamayı planladığımız uydumuzu 2030 yılında hizmete almayı hedefliyoruz.”

    Türksat 7A hakkında

    TÜRKSAT’ın uzaydaki haberleşme kapasitesini artırma hedefi kapsamında Türksat 7A’ya ilişkin finansman desteğini kapsayan protokol, şirket ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Araştırmaları Merkezi Başkanlığı arasında 19 Haziran 2025’te imzalanmıştı.

    Söz konusu protokolle, Türksat 7A’nın yapım sürecine ilişkin Bakanlık tarafından sağlanacak desteğin çerçevesi belirlendi.

    2030’da hizmete alınması planlanan Türksat 7A uydusunun, daha yüksek veri kapasitesi, daha güçlü kapsama alanı ve esnek kaynak yönetim kabiliyetiyle Türkiye’nin dijital gelecek vizyonunun taşıyıcısı olması hedefleniyor.>>>AA

  • Mahalle Genç Ofisi’nde ücretsiz yaz kursları başlıyor

    Mahalle Genç Ofisi’nde ücretsiz yaz kursları başlıyor

    Burmalı Mahallesi’nde bulunan Valilik Yokuşu Mahalle Genç Ofisi’nde gerçekleştirilecek kurslarla çocukların yaz tatilini verimli, eğitici ve sosyal etkinliklerle değerlendirmesi hedefleniyor. Program kapsamında Kur’an-ı Kerim, keman, resim, cümbüş, zekâ oyunları, geri dönüşüm, sağlık için spor ile kurdele ve bileklik yapımı gibi farklı alanlarda eğitimler verilecek.

    Afyonkarahisar Muhtarlar Derneği Başkanı Suat Uygur, tüm velileri çocuklarını ücretsiz kurslara kayıt yaptırmaya davet ederek, mahalle muhtarlarından da duyurunun vatandaşlara ulaştırılması konusunda destek istedi. Uygur, daha fazla çocuğun bu imkânlardan faydalanmasının önemli olduğunu belirtti.

    Hafta içi her gün farklı branşlarda gerçekleştirilecek kurslara 9-16 yaş arasındaki tüm çocuk ve gençler başvuru yapabilecek. Kurslara katılımın tamamen ücretsiz olduğu belirtilirken, kayıt işlemlerinin 0505 607 46 04 numaralı telefondan Şeref Bey aracılığıyla yapılabileceği bildirildi.