Yazar: admin

  • Letonya’daki “saatlik koca” sistemi yanlış anlaşıldı!

    Letonya’daki “saatlik koca” sistemi yanlış anlaşıldı!

    “Virs uz stundu” ile evdeki tüm teknik sorunlar çözülüyor

    Letonya’da yerel dilde “Virs uz stundu” (Saatlik Koca) olarak adlandırılan bu sistem, evinde teknik bir arıza olan veya bedensel güç gerektiren işleri tek başına yapamayan vatandaşlara hitap ediyor. Hizmet kapsamında adrese gelen profesyonel ustalar;

    • Mobilya montajı,

    • Tesisat ve elektrik arızaları,

    • Boya, badana ve duvar tamiratları,

    • Taşınma ve ağır eşya taşıma gibi akla gelebilecek her türlü ev işinde saatlik olarak görev yapıyor.

    Yalnız yaşayanlar ve yaşlılar yoğun ilgi gösteriyor

    Ülkedeki kadın nüfusunun erkek nüfusuna oranla fazla olması ve tek başına yaşayan birey sayısının her geçen gün artması, bu pratik hizmete olan talebi zirveye taşımış durumda. Özellikle yaşlılar, yalnız yaşayan kadınlar ve yoğun iş temposundan dolayı ev işlerine vakit ayıramayan kişiler, evlerindeki ufak tefek marangozluk veya tamirat işleri için bu sisteme başvuruyor.

    Saatlik ücreti 30 ila 70 euro arasında değişiyor

    Sistemde fiyatlandırma, yapılacak işin niteliğine ve harcanacak mesaiye göre belirleniyor. Sektörden edinilen bilgilere göre, “saatlik koca” hizmetinin bedeli 30 ila 70 euro arasında değişirken, tüm gün süren daha kapsamlı tadilat ve taşınma gibi işlerde bu rakam 200 euroya kadar çıkabiliyor. Sosyal medyadaki “arkadaşlık uygulaması” algısını yıkan bu sistem, Letonya’da hayatı kolaylaştıran en başarılı girişimler arasında gösteriliyor.>>HABER MERKEZİ 

  • Halil İbrahim Kalaycıoğlu’ndan İlyas Salman hakkında şok iddialar!

    Halil İbrahim Kalaycıoğlu’ndan İlyas Salman hakkında şok iddialar!

    “Sünni olduğumu öğrenince ‘seninle uğraşamam’ deyip gönderdi”

    Gençlik yıllarında oyunculuk hayaliyle yanıp tutuşurken hemşehri oldukları gerekçesiyle İlyas Salman’ın kapısını çaldığını belirten Kalaycıoğlu, aralarında geçen diyalogu şu sözlerle aktardı:

    “Ben Malatyalıyım, hemşeriyiz. Bana yardım eder misin, ne yapmam lazım bilmiyorum’ diyerek yanına gittim. İlyas Salman bana memleketimi sordu, sonra şivemle ilgili konuştu. Ardından bana, ‘Senin şiven de bozuk. Sen Sünni misin?’ diye sordu. Ben de ‘Evet abi’ dedim. Bunu duyunca ‘Ya ben seninle uğraşamam, git’ diyerek beni yanından kovdu.”

    “17 yaşımda ağır bir travma yaşadım ama hırs ettim”

    Bu reddedilişin kendisinde çok ağır bir yara açtığını ifade eden usta oyuncu, “17 yaşındaydım. Bu benim o kadar onurumu kırdı, o kadar rencide etti ki kendimi çaresiz ve kimsesiz hissettim. Bende ağır bir travma oluşturdu ama hırs ettim” dedi. Yaşadığı bu dışlanmanın ardından pes etmediğini, boş arazilerde tek başına tirat çalışarak oyunculuk sınavlarına hazırlandığını belirten Kalaycıoğlu, 385 kişinin katıldığı konservatuvar sınavlarında şivesi bozuk denmesine rağmen elemeleri geçerek kazanan tek kişinin kendisi olduğunu söyledi. Kalaycıoğlu, “İlyas Salman’ın torpille yanına getirdiği arkadaşı bile kazanamadı, ben kazandım” diyerek o dönem yaşadığı haklı gururu paylaştı.

    “Yalan diyen şerefsizdir!”

    Daha önce Cem TV’de katıldığı bir programda da bu konuyu dile getiren ve İlyas Salman tarafından “iftiracı” olarak suçlanan Kalaycıoğlu, bu kez per perdeyi tamamen kaldırdı. Söylediği her kelimenin arkasında olduğunu vurgulayan oyuncu, sert ifadeler kullanarak meydan okudu:

    “O gün bir anda onun o dönemki davranışı aklıma geldi ve tepki gösterdim. ‘Bu adam göründüğü gibi (hümanist) değil’ dedim. Erkek gibi de arkasında durup söyledim. Sevenlerini karşıma alacağımı biliyorum ama doğruyu söyledim. Allah şahittir diyorum, yemin ediyorum. Buna yalan diyenler de, iftira atanlar da şerefsizdir.”

    Yeşilçam’ın usta ismi İlyas Salman’ın, Kalaycıoğlu’nun bu sert ve yeminli açıklamalarına karşı yeni bir hukuki süreç başlatıp başlatmayacağı ise magazin ve sanat dünyasında merak konusu oldu.>>>>HABER MERKEZİ

  • Geleceğin öğretmenlerine “Etkili İletişim ve Mülakat Teknikleri” anlatıldı

    Geleceğin öğretmenlerine “Etkili İletişim ve Mülakat Teknikleri” anlatıldı

    Kurumsal İletişimden Sorumlu Rektör Danışmanı ve Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Sena Coşkun’un konuşmacı olarak yer aldığı seminere; Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcıları Doç. Dr. Mehmet Erkol, Dr. Öğretim Üyesi Manolya Tunçer, Rektörlük Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Sibel Yazıcı, Özel Eğitim Bölüm Başkanı Doç. Dr. Fatma Betül Şenol, öğretim elemanları ve öğrenciler katıldı.

    “İLETİŞİM, HAYATINIZI ŞEKİLLENDİRECEK BİR ANAHTAR”

    Öğretmen adaylarının mezuniyetle birlikte hem mesleki bir heyecan hem de mülakat süreçlerinin getirdiği bir kaygı dönemine gireceğini belirterek söze başlayan Dr. Öğretim Üyesi Sena Coşkun, bu aşamada iletişim becerilerinin sadece akademik bir konu değil, hayatı şekillendirecek bir “anahtar” olduğunu vurguladı. Sunumunda temel iletişim becerileri üzerinde durarak, doğru ve etkin iletişimin öğretmenlerin öğrenciler, veliler ve meslektaşlarıyla kuracakları ilişkiler açısından hayati derecede önemli olduğunu belirtti.

    Mülakat heyecanını profesyonel bir enerjiye dönüştürmenin mümkün olduğunu ve mülakat süreçlerini öğretmen adaylarının ilk ders anlatımı gibi değerlendirmesi gerektiğini ifade eden Coşkun, mülakat heyetlerinin karşılarında öğrencilere rol model olabilecek bir figür görmek isteyeceklerini belirterek “Mülakatta ne söylediğinizden çok, jüri üyelerinin zihninde oluşturacağınız öğretmen imajı önemli olacak” dedi. Coşkun ayrıca katılımcılara “İlk İzlenim ve Beden Dili, Teknolojik Yetkinlik ve Yenilikçilik, Kurumsal Aidiyet ve Vizyon, Alan Bilgisi ve Güncel Konular” başlıkları altında mülakatlarda dikkat edilmesi gereken hususlara dair birtakım önerilerde bulundu.

    Seminerin son bölümünde özgeçmiş (CV) hazırlama tekniklerine de değinen Coşkun, “Kusursuz bir CV elbette mülakata alınmanızı, etkili bir iletişim ise söz konusu mülakatta başarılı olmanızı sağlyacaktır. Ancak sizi ‘unutulmaz bir öğretmen’ yapacak olan şey, sınıfa girdiğinizde öğrencilerinizin kalbine nasıl dokunacağınızdır” diyerek semineri sonlandırdı. >>>Haber Merkezi

  • “Güç ve kontrol arayışı zorbalığı besliyor”

    “Güç ve kontrol arayışı zorbalığı besliyor”

    Afyon MYO Konferans Salonunda düzenlenen seminere; Çocuk Bakım ve Gençlik Hizmetleri Bölüm Başkan Vekili Öğr. Gör. Mine Ergun ile akademik, idari personel ve öğrenciler katıldı.

    Seminerde konuşmacı olarak yer alan Çocuk Ergen Psikiyatristi – Psikoterapist Aile Danışmanı Uzm. Dr. Rahime Mutlu Yaprakcı, zorbalık kavramının toplumda giderek daha geniş bir anlamda kullanılmasının, kavramın etkisini azaltabileceğini söyledi. Zorbalığın belirli kriterleri taşıması gerektiğini belirten Yaprakcı, “Çok küçük şeylere de zorbalık dersek aslında bu kavramın içi boşalıyor. Böyle olunca zorbalık normalleşiyor” dedi. Zorbalığın üç temel özelliği bulunduğunu ifade eden Yaprakcı, “Bir davranışın zorbalık olarak tanımlanabilmesi için öncelikle kasıtlı olması gerekir. Bir kişi ya da grubun karşısındakine zarar verme, acı verme, yıldırma, sindirme ya da korku verme amacı taşımalıdır” diye konuştu. İkinci unsurun güç dengesizliği olduğunu ifade eden Yaprakcı, zorbalıkta taraflar arasında fiziksel, sosyal ya da psikolojik anlamda bir üstünlük bulunduğunu söyledi. Yaprakcı, “Zorbalıkta güç dengesizliği vardır. Gücü elinde bulunduran taraf, karşısındakini baskı altına alır” ifadelerini kullandı. Tekrarlayıcılığın da zorbalığın temel kriterlerinden biri olduğunu dile getiren Yaprakcı, “Bir kere yaşanan kavga zorbalık değildir. Ancak tekrar eden güç kullanımı zorbalık olarak değerlendirilir” dedi.

    “ZORBALIK, SESSİZ VE GÖRÜNMEZ DE OLABİLİR”

    Zorbalığın yalnızca fiziksel şiddetten ibaret olmadığını, farklı biçimlerde ortaya çıkabildiğini belirten Yaprakcı, “Doğrudan zorbalık fiziksel ve sözel davranışları içerir. Fiziksel zorbalık; vurma, tekmeleme, itme, çalma, saklama ya da birinin eşyalarına zarar verme gibi davranışları kapsar. Ayrıca kişiyi istemediği bir şeyi yapmaya zorlama da fiziksel zorbalık içinde değerlendirilir” dedi. Sözel zorbalığın da yaygın görülen türlerden biri olduğunu belirten Yaprakcı, “İsim takma, alay etme, hakaret etme ve tehdit etme gibi davranışlar sözel zorbalık örnekleri arasında yer alır” diye konuştu.

    “SİBER ZORBALIK, SESSİZ AMA YIKICI”

    Dolaylı zorbalığın ise daha çok ilişkiler üzerinden gerçekleştiğini kaydeden Yaprakcı, “İlişki zorbalığında dedikodu yapma, biri hakkında söylenti ve yalan yayma, kişiyi dışlanmış ya da reddedilmiş hissettirme gibi davranışlar görülür. Oyuna almama, eşyalarına zarar verme ya da bir performans sergiler gibi biriyle arkadaşlık edip başka birini kasıtlı şekilde dışarıda bırakma da bu kapsamda değerlendirilir” ifadelerini kullandı. Dijital ortamda yaşanan siber zorbalığa da dikkat çeken Yaprakcı, “Linçleme, ifşalama, iftira atma, asılsız bilgi ve görüntü yayma gibi davranışlar siber zorbalığın örnekleridir” dedi. Zorbalığın çoğu zaman döngüsel bir yapıya sahip olduğunu belirten Yaprakcı, “Zorba davranışı başlatır. Kurban ise çekinir, korkar ve pasif kalabilir. Yardım alamadığı durumlarda daha fazla kişinin zorbalık davranışına dahil olmasıyla süreç büyüyebilir” değerlendirmesinde bulundu.

    “GÜÇ VE KONTROL ARAYIŞI ZORBALIĞI BESLİYOR”

    Zorba davranış gösteren çocukların genellikle enerjik, aktif ve fiziksel olarak güçlü bireyler olduğunu söyleyen Yaprakcı, bu çocukların zaman zaman mağdurlarından yaşça ve bedence daha büyük olabildiğini ifade etti. Zorba davranış gösteren çocukların iletişim sırasında hazır cevap, alaycı ve dalgacı tavırlar sergileyebildiklerini söyleyen Yaprakcı, “Genellikle bağımsız hareket ederler ve kendilerini güvenli şekilde ortaya koyabilirler. Otoriteyle sorun yaşadıklarında durumdan sıyrılmayı başarabilirler” dedi. Zorba davranış gösteren çocukların yaşıtları arasında popüler bir imaja sahip olabildiklerini kaydeden Yaprakcı, “Güce dayalı bir benlik algıları vardır. Kontrolü elde tutmaktan, baskın davranmaktan ve diğerlerini ezmekten hoşlanabilirler” ifadelerini kullandı. Zorba davranış gösteren çocukların problem çözme becerilerinin düşük olabileceğini belirten Yaprakcı, “Kolay öfkelenebilir, sorunları çözmek için saldırgan davranışlara başvurabilirler. Ayrıca empati kurmakta zorlanabilir, başkalarına karşı duyarsız ve sorumsuz davranabilirler” diye konuştu.

    “ZORBALIK, BİR İSTİSMAR TÜRÜDÜR”

    Zorbalığın bir istismar türü olduğunu belirterek toplumda bu konuda farkındalığın artırılması gerektiğini söyleyen Yaprakcı, “Zorbalık; zalimliktir, haksızlıktır ve hiçbir şekilde kabul edilemez” dedi. Zorbalığa maruz kalan ya da tanık olan kişilerin durumu mutlaka bildirmesi gerektiğini ifade eden Yaprakcı, “Şikâyet etmek ispiyonculuk değildir. İspiyonculukta amaç birinin başını derde sokmaktır. Burada amaç haksız eylemi durdurmaktır” diye konuştu. Zorbalığın ancak görünür hale geldiğinde önlenebileceğini vurgulayan Yaprakcı, “Zorbalık ancak bildirilerek durdurulur ve mağdura bu şekilde yardım edilir” ifadelerini kullandı.

    “BENİM ÇOCUĞUM YAPMAZ DEMEYİN”

    Yaprakcı, zorbalıkla mücadelenin ailede başladığını belirterek ebeveynlerin çocuklarına yaklaşımının büyük önem taşıdığını söyledi. Yaprakcı, “Her ebeveyn kendi çocuğunun da zorbalık yapabileceğini aklında tutmalı. ‘Benim çocuğum yapmaz’ yaklaşımı doğru değil” dedi. Çocuklara erken yaşta zorbalığın ve şiddetin kabul edilemez olduğunun öğretilmesi gerektiğini ifade eden Yaprakcı, “Şefkat de anadil gibi ailede öğrenilir. Bunun bir değer olarak çocuğa aktarılması gerekir” diye konuştu. Çocukların zorbalığa maruz kaldıklarında yardım istemeyi öğrenmelerinin önemli olduğunu belirten Yaprakcı, “Böyle bir durum yaşandığında haber vermek ve destek istemek çocuklara mutlaka öğretilmeli” ifadelerini kullandı.

    “EBEVEYNLER ÇOCUKLARINA DUYGUSAL REHBER OLMALI”

    Aile içindeki sağlıklı iletişimin koruyucu bir rol üstlendiğini kaydeden Yaprakcı, “Çocuklarla duyguları üzerine konuşmak, onların duygularını düzenleme becerilerini desteklemek gerekir. Ebeveynler bu konuda çocuklarına model olmalı” dedi. Olumsuz duyguların sağlıklı şekilde ifade edilmesinin önemine dikkat çeken Yaprakcı, “Çocuğa öfke, korku ve kaygı gibi duygularını nasıl ifade edebileceği konusunda yol göstermek gerekir. Çocukların kaygıları ve korkuları üzerine konuşmak da oldukça önemlidir” diye konuştu. Seminer, soru cevap bölümün ardından sona erdi. >>>Haber Merkezi

  • Blok3’ün avukatından açıklama: “Uyuşturucular müvekkilime ait değil!”

    Yapılan açıklamada, kolluk kuvvetlerinin yanlış adrese baskın düzenlediği ve ele geçirilen maddelerin müvekkiliyle hiçbir bağı bulunmadığı vurgulandı.

    Avukat Sedef Selçuk’un adli sürece dair yaptığı kamuoyu açıklamasının detayları şu şekildedir:

    “Baskın Yapılan Ev Blok3’ün İkameti Değil!”

    Avukat Selçuk, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince gerçekleştirilen adres aramasında çok ciddi bir teknik hata yapıldığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

    “BLOK3 ismi ile bilinen Müvekkilim Hakan Aydın ile ilgili, kolluk birimlerince yapılan adres araştırmasının müvekkilime ait olmayan bir adreste gerçekleştirildiği tarafımızca tespit edilmiştir. Önemle belirtmek gerekir ki, arama yapılan adres müvekkilim Hakan Aydın’ın ikamet adresi değildir.”

    “Ele Geçirilen Maddeler Müvekkilime Ait Değil”

    Basına yansıyan uyuşturucu ve öğütücü aparat listesinin Blok3 ile ilişkilendirilemeyeceğini ifade eden avukat, maddi gerçeğin ortaya çıkacağını belirtti:

    “Söz konusu adreste ele geçirildiği belirtilen materyallerin müvekkilim ile herhangi bir ilgisi ve bağlantısı bulunmamaktadır. Müvekkilimin resmi ikamet adresi ilgili makam ve yetkili mercilere usulüne uygun şekilde bildirilmiş olup, bu hususun açıklığa kavuşturulması ve yanlış anlaşılmanın giderilmesi amacıyla gerekli hukuki başvuru ve talepler tarafımızca yetkili makamlara iletilmektedir.”

    Kamuoyuna “Teyit Edilmemiş Haber” Uyarısı

    Soruşturmanın gidişatını etkileyecek asılsız paylaşımlardan kaçınılması gerektiği hatırlatılan duyuru, şu sözlerle noktalandı:

    “Devam eden sürecin sağlıklı yürütülebilmesi adına kamuoyunun, doğruluğu teyit edilmemiş haber ve paylaşımlara itibar etmemesini önemle rica ederiz. Soruşturma makamlarınca maddi gerçeğin kısa süre içerisinde ortaya çıkarılacağına olan inancımız tamdır.”

    Hukuk ekibinin bu itirazı ve resmi ikamet belgesini savcılığa sunmasının ardından, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın arama tutanakları ve gözaltı süreciyle ilgili nasıl bir karar vereceği merakla bekleniyor.

    The post Blok3’ün avukatından açıklama: “Uyuşturucular müvekkilime ait değil!” first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Sermaye piyasası kurumlarında eğitim fırsatları

    Sermaye piyasası kurumlarında eğitim fırsatları

    Prof. Dr. Sabri Bektöre Konferans Salonunda düzenlenen söyleşiye; UTF Öğretim Üyesi Doç. Dr. Letife Özdemir ile birlikte öğrenciler katıldı. Söyleşinin moderatörlüğünü UTF Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Adem Böyükaslan üstlenirken UTF Bölümü öğrencisi Onur İnal konuşmacı olarak yer aldı. Söyleşinin açış konuşmasını yapan Böyükaslan, sermaye piyasasının kurumlarının rekabet gücünün yalnızca teknolojik altyapıları, işlem hacimleri ya da düzenleyici kapasiteleriyle sınırlı olmadığını, bu kurumların uzun vadeli etkisinin, aynı zamanda yetiştirdikleri insan kaynağı, aktardıkları kurumsal kültür ve sektörle kurdukları güven temelli ilişkiler üzerinden de şekillendiğini ifade etti.  Borsa İstanbul gibi kurumların, sahip oldukları bilgi birikimini, iş yapma kültürünü ve profesyonel standartlarını genç kuşaklara aktararak önemli bir “soft power” ürettiğini kaydeden Böyükaslan, “Sermaye piyasalarının işleyişini yerinde gözlemleyen öğrenciler, yalnızca teknik süreçleri değil, aynı zamanda finansal kurumların karar alma biçimlerini, etik sorumluluklarını, kurumsal disiplinini ve paydaşlarla ilişki kurma pratiklerini de deneyimleme imkânı bulmaktadır. Bu yönüyle öğrenci eğitim programları, sermaye piyasası kurumlarının görünürlüğünü, güvenilirliğini ve beşerî sermaye üzerindeki dönüştürücü etkisini güçlendiren stratejik faaliyetler olarak değerlendirilebilir” diye konuştu.

    “ÜNİVERSİTE–SEKTÖR ETKİLEŞİMİ KARİYER GEÇİŞİNİ KOLAYLAŞTIRIYOR”

    Böyükaslan, şunları söyledi: “Bu tür eğitim faaliyetleri, üniversite ile sermaye piyasası kurumları arasında yalnızca geçici bir temas noktası oluşturmamakta, aynı zamanda sürdürülebilir bir profesyonel ağın kurulmasına da katkı sağlamaktadır. Öğrencilerin kurum çalışanları, uzmanlar, yöneticiler ve farklı üniversitelerden katılımcılarla bir araya gelmesi, kariyer gelişimi açısından değerli bir network alanı yaratmaktadır. Ancak bu ağın asıl değeri, yalnızca kurulmasında değil, zaman içinde korunması ve geliştirilmesindedir. Sermaye piyasaları gibi güven, itibar ve bilgi akışının belirleyici olduğu alanlarda, profesyonel ilişkileri sürdürebilmek öğrencilerin sektörü daha yakından tanımasına, kariyer fırsatlarını daha erken fark etmesine ve mezuniyet sonrası iş yaşamına daha hazırlıklı biçimde geçiş yapmasına katkı sunmaktadır.” UTF Bölümü öğrencisi Onur İnal ise Borsa İstanbul Öğrenci Eğitim Programına dair programın başvuru süreci, eğitim içeriği, kurum içi gözlemleri ve mesleki kazanımları hakkında bilgiler verdi. Söyleşi, soru cevap bölümün ardından sona erdi. >>>Haber Merkezi

  • TÜBİTAK Destekli Proje Eğitimi düzenlenecek

    TÜBİTAK Destekli Proje Eğitimi düzenlenecek

    TÜBİTAK 2237-A Bilimsel Eğitim Etkinlikleri Desteği Programı kapsamında hazırlanan etkinlik, 17-19 Haziran 2026’da Afyonkarahisar’da yapılacak. 12. Kalkınma Planı’nda belirtilen öncelikli alanlardan “İleri Malzeme Teknolojileri” üzerine kurgulanan eğitimle, katılımcıların araştırma projesi hazırlama, yazma ve yürütme becerilerinin geliştirilmesi amaçlanıyor.

    Eğitim programı ile genç araştırmacılara proje döngüsü yönetimi, bütçeleme, hedef ve çıktı belirleme ile risk analizi gibi konularda yetkinlik kazandırılması hedefleniyor. Program sayesinde araştırmacıların ulusal ve uluslararası fon kaynaklarına erişimlerinin artırılması ve yeni çalışma konuları belirleme tekniklerini geliştirmeleri sağlanacak.

    FARKLI KURUMLARDAN UZMAN AKADEMİSYENLER EĞİTİM VERECEK

    AKÜ TTO Koordinatörü Prof. Dr. Atilla Evcin’in koordinatörlüğünde ve Prof. Dr. Cahit Gürer’in koordinatör yardımcılığında yürütülecek programda, çeşitli üniversitelerden ve kurumlardan uzman isimler yer alıyor.

    Eğitim kadrosunda İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsünden Prof. Dr. Volkan Emre Uz, Erciyes Üniversitesinden Prof. Dr. Bekir Aktaş, AKÜ’den Prof. Dr. Cahit Gürer, Uşak Üniversitesinden Doç. Dr. Atike İnce Yardımcı, TÜBİTAK UME’den Doç. Dr. Yasemin Tabak ve Süleyman Demirel Üniversitesinden Öğr. Gör. Dr. Ferhat Çeçen bulunuyor.

    BAŞVURULAR 1 HAZİRAN’DA SONA ERECEK

    Proje yazma, yönetme ve fon başvurularında daha önce deneyimi bulunmayan araştırmacılara yönelik hazırlanan programa 20 kişi kabul edilecek. Değerlendirme sürecinde adayların TÜBİTAK Araştırmacı Bilgi Sistemi’ne (ARBİS) kayıtlı olması, bölgesel çeşitlilik ve kadın-erkek eşitliği gibi kriterler dikkate alınacak. Üniversitelerde, kamu araştırma enstitülerinde ve AR-GE merkezlerinde görev yapan araştırmacıların katılabileceği etkinlik için başvurular, 1 Haziran 2026’ya kadar AKÜ TTO’nun resmi internet sayfası üzerinden yapılabilecek. >>>Haber Merkezi

  • “Sır’lı Oyunlar” çini sergisi açıldı

    “Sır’lı Oyunlar” çini sergisi açıldı

    GSF Dekanı Prof. Dr. Şerife Ebru Okuyucu tarafından açılan sergide, Dekan Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Sena Coşkun, Geleneksel Türk Sanatları Bölüm Başkanı Doç. Ülkü Küçükkurt, öğretim elemanları, öğrenciler ve Afyonkarahisarlı sanatseverler yer aldı.

    Geleneksel motifler, sembolik anlatımlar ve oyun metaforlarının bir araya geldiği sergide yer alan çalışmalarda ağırlıklı olarak sıraltı tekniği kullanılırken, klasik çini anlayışı modern kompozisyonlarla yeniden yorumlandı. Geleneksel Türk çini sanatını çağdaş bir yorumla ele alan sergi, 1 Haziran tarihine kadar ziyaret edilebilecek. >>>Haber Merkezi

  • “Bireyler, yalnızca kendi fikirdaşlarıyla iletişim kuruyor”

    “Bireyler, yalnızca kendi fikirdaşlarıyla iletişim kuruyor”

    İlahiyat Fakültesi Özcan Halaç Eğitim Binası Konferans Salonunda düzenlenen seminere; İlahiyat Fakültesi Dekan V. Prof. Dr. Mebrure Doğan ile akademik personel ve öğrenciler katıldı. İlahiyat Fakültesi Din Sosyolojisi Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Büşra Kutluay Çelik, teknolojinin yalnızca araçları değil, insan ahlakını ve hakikat anlayışını da yeniden şekillendirdiğini belirtti. Çelik, dijital vicdanın, içsel ahlaki pusula olmaktan çıkarak; algoritmalar, sosyal medya normları ve dijital kalabalıklar tarafından yönlendirilen dışsal bir “performans” haline geldiğini belirterek, “Derin düşünmeye dayanan geleneksel yapının aksine, dijital vicdan, anlık ve refleksif tepkilerle hareket ediyor. Özellikle ‘slaktivizm’ yani tembel hareket kavramına göre bireyler, somut sorumluluk almak yerine sosyal medyada paylaşılan etiketler ve anlık tepkilerle vicdani bir rahatlama arayışına giriyor” dedi. Dijital izler vasıtasıyla kullanıcıları manipüle eden algoritmaların, toplumsal kutuplaşmayı ve empati yoksunluğunu artırdığını kaydeden Çelik, “Yankı Odaları ve Filtre Balonları nedeniyle bireyler, yalnızca kendi fikirdaşlarıyla iletişim kuruyor, bu da çevrim içi linç kültürünü ve siber zorbalığı besliyor. Albert Bandura’nın ‘Ahlaki Kopuş’ teorisine göre, dijital anonimlik insanları normalde meşru görmeyecekleri acımasız davranışlara sürüklüyor” diye konuştu.

    “EKRAN TEMASI EMPATİ DUYGUSUNU ZAYIFLATIYOR”

    Sosyolojinin kurucu isimlerinin teorileri üzerinden açıklamalarda bulunan Çelik, şunları kaydetti: “Émile Durkheim’ın belirttiği kolektif bilincin parçalanarak ‘mikro vicdanlar’ üreten alt dijital topluluklara bölündüğünü görüyoruz. Max Weber’in ifade ettiği rasyonalizasyon süreciyle birlikte toplum bir ‘demir kafes’ içine girmiştir; günümüzde bireysel değer artık nitelikle değil, takipçi sayısı ve etkileşim gibi niceliksel verilerle ölçülmektedir. Georg Simmel’in dikkat çektiği metropol hayatındaki aşırı uyaran bombardımanı ise dijital dünyada katlanarak artmış, bu durum insanlarda ‘şefkat yorgunluğu’ ve trajedilere karşı duyarsızlaşma, yani ‘blasé’ bir tavır yaratmıştır. Harvard Üniversitesinden Nörobilimci Joshua Greene ve sosyal psikoloji alanında Patel’in yaptığı araştırmalar da ekran aracılığıyla kurulan iletişimde fiziksel temasın kesilmesinin empati duygusunu ciddi oranda zayıflattığını ve kararları mekanikleştirdiğini gözler önüne seriyor. Peter Berger’in ‘Kutsal Şemsiye’ teorisinde de durum benzerdir. Geleneksel olarak dinin ve ulemanın elinde olan ahlaki otoritenin yerini dijital dünyada influencer’lar ve algoritmalar almıştır. Bu durum, dini bilgiyi saniyelerle sızırlı yüzeysel bir içeriğe dönüştürerek derinliğini kaybettirmektedir.” Seminer, soru cevap bölümünün ardından sona erdi. >>>Haber Merkezi

  • AKÜ bilim insanına AB projesinde önemli görev

    AKÜ bilim insanına AB projesinde önemli görev

    Erez, “CA23154 – Environmental Impact of Anthelmintics in Livestock and Alternatives to Minimize Their Use (ENVIRANT)” başlıklı Avrupa COST Aksiyonu projesinde, “GREEN FARMS: redesigning helminth control with more sustainable solutions” isimli Çalışma Grubu 3’te (WG3) eş lider olarak görev alacak. Erez, aynı zamanda projenin karar organı olan Çekirdek Grup (Core Group) üyeliği görevini de üstlenecek.

    44 ÜLKEDEN 203 ARAŞTIRMACI YER ALIYOR

    Hayvancılık sektöründe kullanılan parazit karşıtı ilaçların çevresel etkilerinin azaltılmasını ve sürdürülebilir parazit kontrol stratejilerinin geliştirilmesini amaçlayan ENVIRANT Projesi, Avrupa genelinde büyük bir bilimsel iş birliğini bir araya getiriyor. Erez, toplam 44 ülkeden 203 araştırmacının yer aldığı Çalışma Grubu 3’ün liderliğini, veteriner epidemiyoloji alanında uluslararası çalışmalarıyla tanınan Belçikalı bilim insanı Dr. Johannes Charlier ile birlikte yürütecek.

    SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇİFTLİK YÖNETİMİ VE “TEK SAĞLIK”

    Proje kapsamında; sürdürülebilir çiftlik yönetimi, çevre dostu antiparaziter mücadele yöntemleri, hedefe yönelik ilaç kullanımı ve alternatif biyolojik kontrol stratejileri üzerine bilimsel çalışmalar gerçekleştirilecek. Projeyle hayvancılıkta kimyasal kullanımını minimize ederek çevresel etkilerin azaltılmasına yönelik veri altyapısı oluşturulması ve daha sürdürülebilir uygulamaların küresel ölçekte yaygınlaştırılması hedefleniyor. Afyon Kocatepe Üniversitesinin uluslararası araştırma ağlarındaki görünürlüğünü artıran görevin, Türkiye’nin sürdürülebilir hayvancılık, veteriner parazitolojisi ve insan-çevre-hayvan sağlığını bir bütün olarak ele alan “Tek Sağlık” (One Health) alanlarındaki bilimsel temsil gücüne de önemli bir katkı sağlaması bekleniyor. >>>Haber Merkezi

  • Geleceğin mali müşavirleri sahada eğitim aldı

    Geleceğin mali müşavirleri sahada eğitim aldı

    Okul öğretmenlerinden Bilal Bulut ve Sedef Sinem Kaçar koordinesinde gerçekleşen ziyarette; Afyonkarahisar Mali Müşavirler Odası Başkanı Erdal Sayar, Başkan Yardımcısı Çiğdem Pınar Kılıç ve Oda Sekreteri Yusuf Tür öğrencileri ağırlayarak mesleğin geleceği hakkında önemli paylaşımlarda bulundu.

    “MESLEĞİMİZ TEKNOLOJİK BİR DÖNÜŞÜM İÇERİSİNDE”

    Ziyaret kapsamında Oda Başkanı Erdal Sayar ve Yönetim Kurulu Üyeleri, gençlere muhasebe mesleğinin önemi, çalışma alanları ve mali müşavir olma süreçleri hakkında kapsamlı bir sunum yaptı. Mesleğin dijitalleşen dünyadaki yerine dikkat çeken Oda Başkanı Erdal Sayar, yaptığı açıklamada şunları kaydetti: “Afyonkarahisar Mali Müşavirler Odası olarak gençlerimizin mesleki gelişimlerine katkı sunmayı görev addediyoruz. Bugün burada gelecekteki meslektaşlarımızla bir arada olmaktan mutluluk duyuyoruz. Sektörümüzün gelişen yapısını, teknolojik dönüşümünü ve sunduğu kariyer fırsatlarını gençlere aktararak rehberlik etmeye, eğitim ve bilgilendirme faaliyetleriyle geleceğin meslek mensuplarına destek olmaya kararlılıkla devam edeceğiz.” Sunumun ardından öğrencilerin sorularını yanıtlayan oda yönetimi, gençlerin sektöre dair merak ettikleri konulara ışık tuttu.

    TEORİDEN PRATİĞE: BÜRO ORTAMINDA UYGULAMALI EĞİTİM

    Programın ikinci kısmında ise öğrencilerin mesleki uygulamaları yerinde görebilmeleri amacıyla Mali Müşavir İsmail Kızar’ın bürosuna bir ziyaret gerçekleştirildi. Burada düzenlenen uygulamalı eğitimde, öğrencilere fiş ve fatura işlemleri, güncel muhasebe kayıt süreçleri ve profesyonel muhasebe programlarının kullanımı birebir uygulamalı olarak gösterildi. Büro ortamındaki günlük işleyişi ve operasyonel süreçleri yerinde deneyimleyen öğrenciler, eğitim hayatlarında kullanacakları önemli pratik bilgiler edindi. Ziyaret, günün anısına çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi. >>>Haber Merkezi

  • EŞREF TEK Afyon’un eniştesi!

    EŞREF TEK Afyon’un eniştesi!

    Afyonkarahisar doğumlu başarılı oyuncu Aslıhan Malbora, hem kariyeri hem de özel hayatıyla gündemde olmaya devam ediyor. İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği mezunu olan Malbora, oyunculuğa olan tutkusu nedeniyle kariyerini sanat dünyasında sürdürme kararı aldı.>>>Şahan KARTAL 


    Afyonkarahisar doğumlu oyuncu, 2024 yılından bu yana Eşref Rüya dizisindeki performansıyla gündeme gelen Çağatay Ulusoy ile birlikte.

  • Yunus Emre Durmuş kimdir? Beyin cerrahı Yunus Emre Durmuş kaç yaşındaydı ve neden öldü?

    Dr. Öğr. Üyesi Yunus Emre Durmuş, tıp dünyasında gelecek vadeden, akademik çalışmalarıyla tanınan bir cerrahtı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü, Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak görev yapmaktaydı. Beyin cerrahisi alanında hem teorik dersler veren hem de klinik operasyonlara katılan Durmuş, bölgedeki hastaların tedavi süreçlerinde aktif rol alıyordu. Genç yaşta hayatını kaybeden akademisyen ve cerrah vefat ettiğinde 37 yaşındaydı.

    Yunus Emre Durmuş Neden Öldü?

    Olay, Samsun’un Atakum ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre Dr. Yunus Emre Durmuş’un vefat süreci şu şekilde gelişti: Atakum ilçesindeki ikametinde aniden fenalaşan Durmuş, yakınları tarafından acilen özel bir hastaneye kaldırıldı. Hastanede yoğun bakıma alınan ve doktorların hayata döndürmek için seferber olduğu genç cerrah, yapılan tüm tıbbi müdahalelere rağmen kurtarılamayarak yaşamını yitirdi. Dr. Yunus Emre Durmuş’un bir süredir kanser tedavisi gördüğü bilinmekteydi. Bunun yanı sıra kalp rahatsızlığının bulunduğu ve son dönemde zayıflama iğnesi kullandığı yönünde bilgiler edinildi.

    Adli İnceleme Başlatıldı

    Genç yaştaki bu ani ölümün kesin nedeninin belirlenmesi ve olayda herhangi bir ihmal ya da farklı bir faktör olup olmadığının aydınlatılması amacıyla polis ekipleri ve adli makamlar geniş çaplı bir inceleme başlattı.

    Genç cerrahın vefatı, görev yaptığı üniversite hastanesindeki mesai arkadaşları ve öğrencileri arasında büyük bir yas ilan edilmesine neden oldu.

    The post Yunus Emre Durmuş kimdir? Beyin cerrahı Yunus Emre Durmuş kaç yaşındaydı ve neden öldü? first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Afyonkarahisar’ın Gururu: Mühendislikten Başrollere Uzanan Başarı Hikayesiyle Aslıhan Malbora

    Afyonkarahisar’ın Gururu: Mühendislikten Başrollere Uzanan Başarı Hikayesiyle Aslıhan Malbora

    Afyonkarahisar’dan İTÜ Kampüsüne

    Aslıhan Malbora, 27 Mart 1995 tarihinde Afyonkarahisar’da dünyaya gözlerini açtı. Çocukluk ve gençlik yıllarını bu topraklarda geçiren başarılı oyuncu, ilk ve orta öğrenimini de doğup büyüdüğü şehir olan Afyonkarahisar’da tamamladı. Memleketindeki başarılı okul yıllarının ardından, 2012 yılında yükseköğrenim hedefiyle İstanbul’un yolunu tuttu.

    Türkiye’nin en prestijli üniversitelerinden biri olan İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Gıda ve Kimya Mühendisliği bölümlerinde çift ana dal eğitimi alarak Gıda Mühendisliği bölümünden başarıyla mezun oldu.

    Afyonkarahisar’dan Taşıdığı Analitik Zeka: > Mühendisliğin kendisinde bir aile mesleği olduğunu ifade eden Malbora, içindeki oyunculuk tutkusunu üniversite yıllarında keşfetti. Akademi 35.5 Sanat Evi’nde aldığı profesyonel eğitimlerle sektöre adım atan oyuncu, röportajlarında “Kararlarımı mühendis zekası ile alıyorum” diyerek, memleketinden İstanbul’a taşıdığı disiplini ve analitik düşünce yapısını karakter analizlerinde nasıl kullandığını gururla anlatıyor.

    Afyon’dan Çıkan Yıldızın Parlama Dönemi (Kariyeri)

    2017 yılında adım attığı oyunculuk kariyerinde basamakları hızla tırmanan Afyonkarahisarlı oyuncu, hem televizyonun hem de dijital dünyanının en çok konuşulan jönfiilerinden biri haline geldi.

    • İlk Adımlar (2017-2018): Ekran yolculuğuna Seven Ne Yapmaz dizisindeki “Zeynep” karakteriyle başladı. Kısa sürede yapımcıların dikkatini çekerek Kalbimin Sultanı ve Ağlama Anne dizilerinde rol aldı.

    • Büyük Çıkış (2019-2020): Romantik komedi türündeki Her Yerde Sen dizisinde canlandırdığı enerjik ve sempatik “Ayda Akman” karakteriyle popülaritesini artırdı. Ardından Gel Dese Aşk dizisinde ve sinema dünyasına adım attığı Aile Hükümeti filminde boy gösterdi.

    • Zirve ve Küresel Başarı (2021-Günümüz): Fenomen dizi Üç Kuruş‘ta canlandırdığı gözü pek Roman kızı “Leyla Çaka” karakteriyle oyunculuk yeteneğini tüm Türkiye’ye kanıtladı. 2024 yılında ise Netflix’in küresel çapta büyük ilgi gören orijinal yapımı Kübra‘da, ünlü oyuncu Çağatay Ulusoy ile başrolü paylaşarak uluslararası arenada da memleketi Afyonkarahisar’ı başarıyla temsil etti.

    Ekrana Damga Vuran Filmografisi

    Televizyon Dizileri

    Yıl Yapım Rol
    2017 Seven Ne Yapmaz Zeynep
    2018 Kalbimin Sultanı Saliha Sultan
    2018 Ağlama Anne Zeynep Fırıncıoğlu
    2019 Her Yerde Sen Ayda Akman
    2020 Gel Dese Aşk Derin
    2021-2022 Üç Kuruş Leyla Çaka
    2022 Darmaduman Ece Servet

    Sinema ve Dijital Platformlar

    Yıl Yapım Rol Platform / Tür
    2020 Aile Hükümeti Zeynep Sinema Filmi
    2021 Geçen Yaz Ebru Netflix Filmi
    2024 Kübra Merve Netflix Dizisi

    Özel Hayatı

    Üniversite yıllarında başlayan ve yaklaşık 10 yıl süren mühendis Metin Temel ile olan ilişkisini 2024 yılının başlarında sonlandıran Aslıhan Malbora, 2024 yılının son ayları itibarıyla Kübra dizisindeki rol arkadaşı dünyaca ünlü oyuncu Çağatay Ulusoy ile birliktelik yaşamaktadır.>>>Şahan KARTAL-

  • CHP’nin 81 İl Başkanı’ndan Kemal Kılıçdaroğlu’na cevap

    CHP’nin 81 İl Başkanı’ndan Kemal Kılıçdaroğlu’na cevap

    “PARTİMİZE YÖNELİK SALDIRILARA TESLİM OLMAYACAĞIZ”

    Açıklamada, partinin meşruiyetini millet iradesinden aldığı vurgulanırken, örgüt yapısının ve seçilmiş organlarının kararlarının tartışmaya kapalı olduğu ifade edildi. CHP’nin Kuvayı Milliye geleneğine dayandığı hatırlatılarak, partinin Türkiye’de demokratik mücadelenin öncüsü olduğu savunuldu: “Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçilmiş 81 il başkanı olarak, partimizin kurumsal kimliğine, seçilmiş organlarına, hukukuna ve Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in liderliğinde sürdürülen adalet ve demokrasi mücadelesine, sonuna kadar en güçlü biçimde sahip çıktığımızı bir kez daha ilan ediyoruz. Kökleri Kuvayı Milliye mücadelesine dayanan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran Partimiz, meşruiyetini millet iradesinden, gücünü 81 il örgütünden alır. Partimizde Genel Başkanımızın ve yönetim organlarının nasıl seçileceği bellidir. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, kurultayımızın iradesiyle 4 kez Genel Başkanımız olarak seçilmiştir. Sayın Ekrem İmamoğlu da üyelerimizin ve toplumda 15,5 milyon vatandaşımızın oyuyla Cumhurbaşkanı Adayımız olmuştur. Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanı Adayımız, ülkemizde kurumları ve kuralları çürüten, toplumsal meşruiyetini kaybeden ve baskıyla ayakta kalmaya çalışan despot bir iktidarın karşısında tarihi bir direnişle, Partimizi halkımızın umudu haline getirmiştir.”

    “PARTİMİZ BİRİNCİ PARTİ”

    Metinde, CHP’nin son seçim sürecinde Türkiye’nin birinci partisi olduğu ve kamuoyu araştırmalarında da bu konumunu sürdürdüğü belirtilerek, “iktidar değişiminin artık bir takvim meselesi olduğu” görüşü dile getirildi. Açıklamada, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu üzerinden yürütülen siyasi süreçlere atıf yapılarak, partinin baskı ve müdahalelere rağmen yoluna devam edeceği ifade edildi: “Bu mücadele, Partimizi 47 yıl sonra Türkiye’nin birinci partisi yapmıştır. Bugün tüm kamuoyu araştırmalarında Partimiz Türkiye’nin birinci partisidir. Ve iktidar değişimi artık bir takvim meselesidir. Vakti gelmiş bir değişimin önünde kimse duramaz. Tam bu aşamada görüyoruz ki; 19 Mart Darbesi ile Cumhurbaşkanı Adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşlarımıza yönelen hukuksuz saldırılar, bugün de Partimizin kurumsal kimliğini ve Genel Başkanımızı hedef almaktadır. Partimiz, 19 Mart Darbecileri ile kurultayımızın hür iradesine aykırı olarak ‘butlan’ arzusu taşıyanların oluşturduğu yeni ittifakın saldırıları altındadır.”

    “ÖZGÜR ÖZEL’E SONUNA KADAR SAHİP ÇIKACAĞIZ”

    81 il başkanı, parti içi iradeye dışarıdan müdahale girişimlerini kabul etmeyeceklerini belirterek, sandık iradesine ve parti hukukuna sonuna kadar sahip çıkacaklarını vurguladı: “Herkes bilmelidir ki; Partimizin iktidar yürüyüşü hiçbir siyasi mühendislik girişimiyle ve hiçbir dış müdahaleyle yolundan döndürülemez. Örgütümüzün, delegelerimizin ve milletimizin vermediği hiçbir yetki, iktidar güdümündeki mahkemelerden ve bizatihi Adalet ve Kalkınma Partisi’nden umulamaz ve kullanılamaz. Cumhuriyet Halk Partisi örgütleri oynanan tüm oyunları görmektedir ve buna asla teslim olmayacaktır. Sandığın iradesine de partimizin hukukuna da Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’e de sonuna kadar sahip çıkacağız. Bugün daha güçlüyüz ve bu saldırılardan daha da güçlenerek çıkacağız.” >>>Ferhat YÜKSEL

  • 25 Mayıs bankalar açık mı? Bayramda EFT ve havale yapılır mı? İşte 2026 çalışma saatleri

    İşte 25 Mayıs 2026 Pazartesi günü bankaların çalışma durumu ve işlem detayları:

    25 Mayıs Pazartesi Bankalar Açık mı?

    Evet, 25 Mayıs Pazartesi günü tüm bankalar açık olacak ve tam gün hizmet vermeye devam edecek.

    Hükümet tarafından ilan edilen 9 günlük bayram tatili “idari izin” kapsamındadır. İdari izinler yalnızca kamu kurumu çalışanlarını kapsadığı için devlet daireleri kapalı olsa da özel sektör kuruluşu olan özel bankalar ve kamu bankaları (Ziraat Bankası, Vakıfbank, Halkbank) bu durumdan etkilenmez. Bankalar resmi tatil statüsünde olmayan 25 Mayıs Pazartesi günü sabah 09:00 ile akşam 17:00 saatleri arasında normal mesai düzeninde açık olacaktır.

    25 Mayıs Pazartesi EFT, Havale ve FAST Yapılır mı?

    Bankaların açık ve çalışıyor olması nedeniyle para transferi süreçleri de kesintisiz devam edecektir:

    • EFT ve Havale: Mesai saatleri (09:00 – 17:00) içerisinde yapacağınız EFT ve Havale işlemleri aynı gün karşı hesaba geçecektir.

    • FAST Sistemi: 7/24 hizmet veren FAST (Fonların Anlık ve Sürekli Transferi) sistemi sayesinde, limitler dahilindeki para transferlerinizi günün her saatinde anında gerçekleştirebilirsiniz.

    Kurban Bayramı Süresince Bankalar Açık Olacak mı?

    Kurban Bayramı’nın resmi tatil günleri olan 27 Mayıs Çarşamba, 28 Mayıs Perşembe, 29 Mayıs Cuma ve 30 Mayıs Cumartesi günlerinde tüm banka şubeleri tamamen kapalı olacaktır.

    Bayram süresince acil işlemleriniz için yalnızca ATM’ler, internet bankacılığı ve mobil uygulamalar hizmet verecektir. Şube üzerinden yürütülmesi gereken (kredi açılışı, yüksek meblağlı nakit çekimi, hesap işlemleri vb.) işlemlerinizi en geç 26 Mayıs Salı günü mesai bitimine kadar tamamlamanız önem arz etmektedir.

    The post 25 Mayıs bankalar açık mı? Bayramda EFT ve havale yapılır mı? İşte 2026 çalışma saatleri first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Darıca’da dostluk kazandı! 1. Enginar Futbol Turnuvası’nda şampiyon belli oldu

    Darıca’da dostluk kazandı! 1. Enginar Futbol Turnuvası’nda şampiyon belli oldu

    40 takım ve 480 sporcu sahaya çıktı

    Darıca Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen dev organizasyona, ilçede faaliyet gösteren farklı kurum ve hemşehri derneklerinden toplam 40 takım ile 480 sporcu katıldı. Yaklaşık 1,5 ay boyunca dostluk ve kardeşlik rüzgarlarının estiği yeşil sahada, takımlar kupayı müzelerine götürebilmek için kıyasıya mücadele etti.

    DARICA BELEDİYESİ TARAFINDAN, HEMŞEHRİ DERNEKLERİ ARASINDAKİ DAYANIŞMAYI ARTIRMAK VE KURUMLAR ARASI İLİŞKİLERİ GELİŞTİRMEK AMACIYLA DÜZENLENEN 1. ENGİNAR FUTBOL TURNUVASI FİNAL KARŞILAŞMASIYLA SONA ERDİ. 40 TAKIM VE 480 SPORCUNUN KATILIMIYLA 45 GÜN BOYUNCA SÜREN TURNUVA, DOSTLUK VE KARDEŞLİK GÖRÜNTÜLERİNE SAHNE OLDU. (MERT GÜRENÇ/KOCAELİ-İHA)
    Darıca Belediyesi tarafından, hemşehri dernekleri arasındaki dayanışmayı artırmak ve kurumlar arası ilişkileri geliştirmek amacıyla düzenlenen 1. Enginar Futbol Turnuvası final karşılaşmasıyla sona erdi. 40 takım ve 480 sporcunun katılımıyla 45 gün boyunca süren turnuva, dostluk ve kardeşlik görüntülerine sahne oldu.

    Zirve mücadelesinde ödüller sahiplerini buldu

    Büyük bir coşkuya sahne olan final müsabakalarını Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık da tribünden takip ederek sporcuların heyecanına ortak oldu. Zorlu turnuvanın sonucunda sıralama şu şekilde oluştu:

    • Şampiyon: Darıca Ultraaslan Taraftar Derneği

    • İkinci: Afyonkarahisarlılar Federasyonu

    • Üçüncü: Darıca Karslılar Derneği

    Turnuvada dereceye giren takımlara kupa, madalya ve ödülleri protokol üyeleri ile Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık tarafından büyük bir coşkuyla takdim edildi.

    Başkan Muzaffer Bıyık: “Kazanan birlik ve beraberlik ruhu oldu”

    Final maçlarının ardından sahaya inerek sporcuları tek tek tebrik eden Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık, turnuvanın amacına ulaştığını belirterek şöyle konuştu:

    “Bu turnuva, sadece bir spor organizasyonu değil, Darıca’mızdaki kardeşlik iklimini güçlendiren çok kıymetli bir buluşma oldu. Farklı derneklerimizi, kurumlarımızı ve vatandaşlarımızı aynı sahada dostluk içerisinde bir araya getirdik. Kazanan sadece kupayı alan takım değil, ilçemizin birlik ve beraberlik ruhu olmuştur. Darıca ailesi olarak aynı gönülde buluşmaya, sosyal dayanışmayı artıracak bu tarz spor organizasyonlarını sürdürmeye devam edeceğiz.”>>>İHA 

  • Roland Sallai’den flaş açıklama: “Gelecek sezon hedefimiz son 8!”

    Macar futbolcunun öne çıkan açıklamaları şu şekildedir:

    “Bu Şampiyonluk Geçen Senekinden Daha Zor Oldu”

    Türkiye’de elde edilen başarıların sürdürülebilir olması gerektiğine vurgu yapan Sallai, şampiyonluk yarışının zihinsel zorluğuna dikkat çekti:

    “Dürüst olmak gerekirse bu şampiyonluğumu geçen sene kazandığım şampiyonluktan daha zor olarak görüyorum. Türkiye’deki en iyi kulübüz, bu nedenle elimizden geldiği sürece, her sezon mümkün oldukça fazla kupa kazanmalıyız. Maalesef ki Türkiye Kupası’nı kazanamadık. Fakat bunu gelecek sezon gerçekleştireceğiz. Süper Lig’i kazandığımız için çok mutluyuz. Hiç kolay değildi, uzun bir sezon oldu.”

    “Gelecek Sezon Hedef Devler Ligi’nde Çeyrek Final (Son 8)”

    Takımın Şampiyonlar Ligi performansından gurur duyduğunu belirten yıldız oyuncu, önümüzdeki sezon çıtayı daha da yukarı koyduklarını belirtti:

    “Eğer bir sezonda 60’tan fazla maça çıkıyorsanız, zihinsel açıdan oldukça güçlü olmanız gerekir. Şampiyonlar Ligi bize ekstra motivasyon ve güç sağlıyor. En üst düzey takımlara karşı önemli galibiyetler aldık ve bu tip takımlarla aynı seviyedeyiz.

    Gelecek sezon 3 kupayı da (Süper Lig, Türkiye Kupası, Süper Kupa) kazanmamız gerekiyor. Devler Ligi’nde bu sezon son 16’ya kaldık, gelecek sezonki hedefimiz ise son 8’e (çeyrek final) kalmak olmalı.”

    “Dünyanın En İyi Taraftarına Sahibiz”

    Sallai, sarı-kırmızılı taraftarların itici güç olduğunu belirterek onlara teşekkür etti:

    “Türkiye’deki en iyi oyunculara, çalıştırıcılara ve taraftarlara sahibiz ama özellikle taraftarlarımızın sadece Türkiye’de değil tüm dünyada da büyük bir öneme sahip olduğunu belirtmeliyim. Onlara müteşekkiriz. Her zaman arkamızdalar. Bazen bizim için ne denli önemli olduklarını hayal bile edemiyorlar. Onlarla birlikte büyük şeyler başarabiliriz.”

    Okan Buruk ve Rekabet Hakkında

    Takım içindeki form yarışının kendisini beslediğini aktaran başarılı kanat oyuncusu, teknik direktör Okan Buruk ve teknik heyetle olan bağına değindi:

    “Büyük kulüplerde rekabetin olması her zaman için önemli. Bunu çok seven bir oyuncuyum. Bu benim daha çok üretmemi sağlıyor. Sezon boyunca takımda en çok süre alan 5 futbolcudan birisi olduğum için çok mutluyum. Hocamızla ve tüm teknik heyetle çok iyi bir ilişkimiz var. Burada olduğum için kendimi mutlu hissediyorum.”

    The post Roland Sallai’den flaş açıklama: “Gelecek sezon hedefimiz son 8!” first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Eren Kesimer kim? Kaç yaşında, mesleği ne ve nerelerde çalıştı? İşte biyografisi

    Ünlü şefin eğitimi, kariyer geçmişi ve uzmanlık alanları şu şekildedir:

    Eren Kesimer Kimdir? (Eğitimi ve Kariyer Başlangıcı)

    1987 yılında Ankara’da dünyaya gelmiştir. 2026 yılı itibarıyla 39 yaşındadır. Mutfak kariyerinden önce akademik olarak İşletme alanına yönelmiş, bu alanda hem lisans hem de yüksek lisans (master) eğitimini başarıyla tamamlamıştır. İşletme eğitiminin ardından tutkusu olan mutfak sanatlarına yönelen Kesimer, profesyonel aşçılık hayatına 2010 yılında İstanbul’un en lüks ve köklü mekanlarından biri olan Ulus 29’da “sıcak şefi” olarak başlamıştır.

    Mesleği ve Profesyonel Başarıları

    Eren Kesimer, mutfaktaki şeflik kariyerini zamanla üst düzey yöneticilik ve marka danışmanlığı boyutuna taşımıştır:

    Sektörün öncü markaları olan Çapamarka, Limonata ve Rudolf Karaköy gibi popüler restoranların mutfak yönetiminde aktif roller üstlenmiştir. Yiyecek-içecek sektörünün büyük oyuncularından biri olan Veranda Grup bünyesinde uzun yıllar Yönetici Şef (Executive Chef) olarak görev yapmış, markanın menü ve mutfak kimliğinin oluşmasında büyük pay sahibi olmuştur. Kesimer; mutfak ve servis ekiplerinin kurulması, sıfırdan marka ve konsept yaratma, menü planlama, satın alma operasyonları ile restoranların tüm operasyonel süreçlerinin denetlenmesi konularında uzmanlaşmıştır. Başta İstanbul, Alaçatı ve Bodrum gibi Türkiye’nin gastronomi lokomotifi olan bölgelerinde birçok ünlü markaya sürdürülebilir başarı yakalamaları için profesyonel danışmanlık hizmeti sunmaktadır.

    Neden Gündemde?

    Eren Kesimer’in ismi, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve uyuşturucu madde kullanımı ile teminini kapsayan 25 şüphelilik soruşturma dosyasında yer almaktadır. 21 Mayıs 2026 sabahı jandarma ekiplerince başlatılan operasyon kapsamında adli süreci devam etmektedir.

    The post Eren Kesimer kim? Kaç yaşında, mesleği ne ve nerelerde çalıştı? İşte biyografisi first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Motokrosa gönül veren baba ile iki oğlu yarışlara birlikte katılıyor

    Motokrosa gönül veren baba ile iki oğlu yarışlara birlikte katılıyor

    AFYONKARAHİSAR (AA) – CANAN TÜKELAY – İstanbul'da yaşayan 46 yaşındaki motokrosçu İlhan Ataş ile oğulları Kaan (18) ve Kenan (15) Ataş, birlikte yer aldıkları turnuvalarda başarı hedefliyor.

    Afyonkarahisar Motorsporları Merkezi'nde gerçekleştirilen Türkiye, Avrupa Gençler ve Balkan Motosiklet Birliği (BMU) motokros şampiyonalarına katılan İlhan Ataş MX1, oğulları Kaan ve Kenan Ataş da MX2 kategorisinde yarıştı.

    İlhan Ataş, AA muhabirine, yaklaşık 16 yıldır bu sporla uğraştığını, son 2 yıldır da oğullarıyla motokros yarışlarında mücadele ettiklerini söyledi.

    İlk yıllarda enduro yarışlarına katıldığını dile getiren Ataş, şunları kaydetti:

    "Ben ve iki oğlum motokros yarışlarındayız. Kenan 4 yaşındayken padok alanlarında denge bisikletleriyle bu spora başladı. Kaan ise 7 yaşında 50 cc ile yarışlara başladı. Güzel performanslar elde ettiler. Zaman zaman kürsüye çıktılar. Birlikte şampiyonluklar kazandık. Artık büyüdüler, bana da destek oluyorlar. Şu an baba oğul aynı yarışlarda start alıyoruz. Birlikte start almak hayalimizdi, o günlere kavuştuğumuz için çok mutluyuz."

    – "Hedefimiz Türkiye ve Avrupa şampiyonalarında mücadele etmek"

    İlhan Ataş, turnuvalara çocuklarıyla birlikte hazırlandıklarını dile getirdi.

    Tecrübelerini evlatlarına aktardığını ifade eden Ataş, "Başarılı sporcu arkadaşlarımızdan ve eğitmenlerimizden destek alıyoruz. Hep birlikte antrenmanlarımızı yapıyor ve yarışlara hazırlanıyoruz. Bu süreçte birbirimize destek oluyoruz. En azından yorgunluk, moral ve motivasyon açısından birbirimize katkılar sağlıyoruz. Bu da performansımız üzerinde çok etkili oluyor. Eşimle bazen onların yarışlarını izlerken duygulanıyoruz. Hedefimiz Türkiye, Avrupa ve Doğu Avrupa şampiyonalarında mücadele etmek." diye konuştu.

    Kaan Ataş da küçük yaşlarda babalarının kendilerini doğa sürüşlerine götürdüğünü dile getirdi.

    Sonrasında yavaş yavaş parkurlarda eğitim görmeye başladığını vurgulayan Kaan Ataş, "Bugüne kadar 4 Türkiye şampiyonluğu elde ettim. Ne kadar zor olsa da çabalayarak bir şekilde kupa kaldırmak güzel bir duygu." ifadelerini kullandı.

    Kenan Ataş ise küçük yaşlarda 5 defa Türkiye şampiyonu olduğunu anlattı.

    Babası ve kardeşiyle start almaktan keyif aldığını anlatan Kenan, "Beraber yarış yapmak büyük keyif. Bu yıl birlikte start alıyoruz. Yeni şampiyonluklar almak ve kupa kaldırmak istiyoruz." dedi.

  • Afyonkarahisar’da dijital takip devrede!

    Afyonkarahisar’da dijital takip devrede!

    4 ilçede eş zamanlı saha çalışması

    Afyonkarahisar Tarım ve Orman İl Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen geniş çaplı arazi kontrolleri; Bolvadin, Çay, Dazkırı ve İhsaniye İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine bağlı uzman teknik personeller tarafından gerçekleştiriliyor. Saha çalışmalarında; “Referans Veri Toplama, Tarımsal Üretim Planlaması ve Yem Bitkisi Desteklemeleri” kriterleri baz alınarak ürün kontrol faaliyetleri titizlikle yürütülüyor.

    “Mobil Ürün Tespit Uygulaması” ile beyanlar doğrulanıyor

    Tarımsal üretimde planlama kalitesini artırmak amacıyla teknolojiden de üst düzeyde faydalanılıyor. Konuya ilişkin Tarım ve Orman İl Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Ekili alanların genel durumu yerinde incelenmekte, bitki gelişim süreçleri takip edilmekte ve üreticilerimize gerekli teknik bilgilendirmeler yapılmaktadır. Tarımsal üretim planlaması için kullanılan ‘Mobil Ürün Tespit Uygulaması’ ile sahadan referans veri toplama ve ürün doğrulama işlemleri etkin şekilde yürütülmekte, üreticilerimiz tarafından yapılan ürün beyanlarının doğruluğu kontrol edilmektedir. Üreticilerimizin emeğinin korunması ve sürdürülebilir tarımsal üretimin desteklenmesi amacıyla sahadaki çalışmalarımız kararlılıkla devam etmektedir.”

    Yapılan denetimlerle hem devlet desteklemelerinin doğru adreslere ulaşması güvence altına alınıyor hem de bölge tarımının geleceğine yönelik sağlıklı bir veri tabanı oluşturuluyor.>>>İHA

  • Afyonkarahisar’da Kur’an kursu öğrencilerine fuar alanında neşeli piknik molası

    Afyonkarahisar’da Kur’an kursu öğrencilerine fuar alanında neşeli piknik molası

    İl Müftüsü Lütfü İmamoğlu öğrencileri yalnız bırakmadı

    İl Müftülüğüne bağlı olarak “Kur’an-ı Anlama ve İslami İlimler Eğitim Programı”nı başarıyla sürdüren Miftah Kur’an Kursu öğrencileri, Afyonkarahisar Fuar Alanı’nda bir araya geldi. Yoğun ders programının ardından stres atma fırsatı bulan öğrencilerin neşesine Afyonkarahisar İl Müftüsü Lütfü İmamoğlu da ortak oldu. Piknik alanını ziyaret ederek öğrencilerle yakından ilgilenen Müftü İmamoğlu, eğitimin yanı sıra bu tür sosyal ve kültürel etkinliklerin gençlerin motivasyonunu artırdığına dikkat çekti.

    Ezgi ve ilahilerle renkli görüntüler sahne oldu

    Fuar alanında gerçekleştirilen ve neşeli anlara sahne olan piknik programında öğrenciler çeşitli oyunlar oynayarak doyasıya eğlendi. Doğayla iç içe geçirilen günün ilerleyen saatlerinde öğrencilerin hep bir ağızdan okuduğu ezgi ve ilahiler ise pikniğe ayrı bir renk ve manevi atmosfer kattı. Kurs yetkilileri, öğrencilerin hem zihnen dinlenmesi hem de aralarındaki kardeşlik bağlarının güçlenmesi adına bu tür sosyal etkinliklerin devam edeceğini belirtti.>>>İHA

  • Afyonkarahisar’da geleceğin meslekleri tanıtıldı!

    Afyonkarahisar’da geleceğin meslekleri tanıtıldı!

    Meslek liselerinin üretim gücü stantlarda sergilendi

    Öğrencilerin ilgi, yetenek ve becerileri doğrultusunda kariyer planlamalarına yardımcı olmak amacıyla organize edilen etkinlikte, kentte faaliyet gösteren mesleki ve teknik eğitim kurumları stant açtı. Alanında uzman öğretmenler ve yetenekli öğrenciler tarafından gerçekleştirilen uygulamalı sunumlar, katılımcılara meslek liselerinde yürütülen inovatif eğitim faaliyetlerini yakından tanıma fırsatı sundu. Robotik kodlamadan endüstriyel tasarıma, gastronomiden tekstile kadar birçok alanda sergilenen projeler dikkat çekti.

    AFYONKARAHİSAR’DA MESLEKİ VE TEKNİK EĞİTİMİN TOPLUMDAKİ BİLİNİRLİĞİNİ ARTIRMAK AMACIYLA DÜZENLENEN MESLEKİ TANITIM GÜNLERİ YOĞUN KATILIMLA GERÇEKLEŞTİRİLDİ. (GÖKTEN CEYLAN/AFYONKARAHİSAR-İHA)
    Afyonkarahisar’da mesleki ve teknik eğitimin toplumdaki bilinirliğini artırmak amacıyla düzenlenen Mesleki Tanıtım Günleri yoğun katılımla gerçekleştirildi.

    İl Milli Eğitim Müdürü Miraç Sünnetci: “Nitelikli gençlerimiz Türkiye Yüzyılı’nın teminatıdır”

    Fuar alanındaki etkinliğe katılarak stantları tek tek inceleyen Afyonkarahisar İl Milli Eğitim Müdürü Miraç Sünnetci, öğrenci ve öğretmenlerle yakından ilgilenerek projeler hakkında bilgi aldı. Mesleki eğitimin Türkiye’nin ekonomik ve endüstriyel kalkınmasındaki kritik rolüne değinen Sünnetci, şu ifadeleri kullandı:

    “Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaşmamızda; üreten, donanımlı, sahadaki teknolojiye hakim ve nitelikli gençlerin rolü çok büyüktür. Meslek liselerimiz, sadece eğitim veren değil, aynı zamanda üreten ve ekonomiye can veren dinamik yapılardır. Bu organizasyonda emeği geçen tüm idareci, öğretmen ve öğrencilerimizi yürekten kutluyorum.”

    Yoğun katılımın gözlendiği Mesleki Tanıtım Günleri, ortaokul son sınıf öğrencilerinin meslek liselerini tercih etmelerine rehberlik etmesi açısından büyük bir boşluğu doldururken, il genelindeki sanayi-okul iş birliğinin de güçlenmesine katkı sağladı.>>>İHA

  • Karadağlı: Amerika Birleşik Devletleri’ne turne yapacağız

    Karadağlı: Amerika Birleşik Devletleri’ne turne yapacağız

    Karadağlı, Hatay Devlet Tiyatrosu Sahnesi’nin açılışında, Hatay’ın ardından Kars Devlet Tiyatrosunun da 1-1,5 ay içerisinde açılacağını söyledi. Tamer Karadağlı, “Hem Hatay hem de yakın zamanda açacağımız Kars Devlet Tiyatromuza oyuncu alımı ve personel alımı için sınav açacağız. Hatay’da yerleşik bir sahne olacak, burası bir turne bölgesi olmayacak. Çünkü Sayın Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy ve Devlet Tiyatroları olarak biz bu konuyu son derece önemsiyoruz.” dedi. Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk’ün Hatay için yeni bir sahne daha açılacağı müjdesini kendisine verdiğini dile getiren Tamer Karadağlı, “Hatay’da birkaç sahnemiz birden olacak. Onun müjdesini de bize vermiş oldular. Hem Sayın Valimize hem Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımıza teşekkürlerimi sunuyorum. Hiçbir isteğimizi geri çevirmediler. Tam tersine ne istiyorsak yaptılar. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Bakanımızın talimatıyla Hatay Devlet Tiyatrosunu çok hızlı bir şekilde hayata geçirdik.” dedi.

    “KARS’TA DA YERLEŞİK BİR SAHNEMİZ OLACAK”

    Hatay’ın yollarının, binalarının yeniden yapıldığını, sanat ve kültürle de gelişeceğini vurgulayan Karadağlı, “Hatay halkı bu yeniliği, sahneyi ve daha fazlasını hak ediyor. Çok hızlı bir şekilde onlara sanatı en iyi şekilde getireceğiz.” ifadelerini kullandı.

    Kars Devlet Tiyatrosu için de oyuncu ve idari personel alımı yapacaklarını belirten Tamer Karadağlı, “Kars’ta da yerleşik bir sahnemiz olacak. Önce tiyatromuzu açalım, ondan sonra oyunlara karar vereceğiz.” diye konuştu.

    “DT OLARAK ABD’YE YENİ BİR OYUNLA GİDECEĞİZ”

    Devlet Tiyatrolarının dünyada neredeyse her ülkeye turne yaptığını, bir tek ABD’ye gitmediğini belirten Karadağlı, yakın zamanda ABD’ye DT oyunlarını götürmek için bir dizi görüşmeler yaptığını söyledi. Tamer Karadağlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Devlet Tiyatroları tarihinde ilk defa Amerika Birleşik Devletleri’ne turne yapacağız. Bir Türk oyunuyla, bizim hikayelerimizi, bizim kültürümüzü anlatan bir oyunla gideceğiz. Bir sene içinde bir Türk oyununu ve Türk oyuncularla Broadway’de oynayacağız. ABD’de yaklaşık 8-10 tiyatroyla ve Broadway’de görüşmelerimiz oldu, oraya görüşmeler yapmaya gittik. Görüşme yaptığımız ABD’li yetkilileri buraya davet edeceğiz. Çok güzel gelişmeler olacak. Büyük ihtimalle DT olarak ABD’ye yeni bir oyunla gideceğiz ama mutlaka yerli bir oyun olacak.” >>>AA