Yazar: admin

  • Doğanın bir armağanı gibi duran şelale görenleri mest etti

    Doğanın bir armağanı gibi duran şelale görenleri mest etti

    Afyonkarahisar’da son aylarda yağışların artmasıyla birlikte bölgedeki çay ve derelerde su seviyeleri yükselirken, Şuhut ilçesinde Uçak Şelalesi’de yağışların artmasıyla birlikte daha gür akmaya başladı.

    Kent son dönemde alınan yağış miktarı önceki yıllara göre önemli ölçüde arttı. Artan yağış miktarı ise çay ve dereler başta olmak üzere göllerdeki su seviyelerini arttırdı. Şuhut ilçesinde bulunan ve özellikle ilçe dışından gelenlerin büyük ilgisini çeken Uçak Şelalesi artan yağışlardan nasibini alarak daha gür akmaya başladı. Akan şelale çevresindeki bitki örtüsünü de adeta yeniden canlandırdı.

    Şelale Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nde görevli Araştırma Görevlisi Hakan Yılmaz tarafından dron ile görüntülendi. Çekilen görüntülerde doğanın adeta bir armağanı gibi duran şelalenin muhteşem güzelliğini gözler önüne serdi.

  • Emirdağ’da “Akgül” mesaisi: Muhtarlardan Kaymakam’a tam not

    Emirdağ’da “Akgül” mesaisi: Muhtarlardan Kaymakam’a tam not

    İçişleri Bakanlığı’na “Görevde kalsın” dilekçesi

    Emirdağlı muhtarlar, Kaymakam Yasin Akgül’den duydukları memnuniyeti sadece sözde bırakmayarak, hazırladıkları ortak bir dilekçeyi İçişleri Bakanlığı’na gönderdiler. Dilekçede, Akgül’ün kamu hizmetlerinin etkinliğini artırdığı, ilçenin sosyal ve idari yapısına vizyoner bir katkı sunduğu ve vatandaşların sorunlarına hızla neşter vurduğu vurgulandı.

    Devlet ve millet arasında sarsılmaz köprü

    Muhtarlar tarafından yapılan açıklamada, Kaymakam Akgül’ün adil yönetim anlayışının altı çizilerek, “Sayın Kaymakamımız, devlet ile vatandaş arasında sadece bir yönetici değil, güçlü bir köprü olmuştur. Eğitime verdiği destekten, her kesimin sorununa duyarlılıkla yaklaşmasına kadar her alanda yanımızda durmuştur,” ifadelerine yer verildi.

    Emirdağ’ın istikrarı için uzun süreli görev talebi

    İlçenin gelişimi ve kamu yatırımlarının sağlıklı bir şekilde devam etmesi için istikrarın önemine değinen muhtarlar, Kaymakam Yasin Akgül’ün Emirdağ’da uzun yıllar görev yapmasını istediklerini belirttiler. Bu ortak hareket, ilçede kamu-millet dayanışmasının ve birlik beraberlik ruhunun en somut göstergesi olarak kamuoyunda büyük takdir topladı.>>>Şerafettin KAZAK 

  • Küresel piyasalarda altın dengeleri değişiyor!

    Küresel piyasalarda altın dengeleri değişiyor!

    Polonya alımda, Türkiye satışta zirvede

    Mart ayı verilerine göre rezervlerini en çok artıran ülke 11 tonla Polonya oldu. Polonya’yı 9 tonla Özbekistan ve 6 tonla Kazakistan takip etti. Buna karşın, mart ayının en büyük satıcısı 60 tonluk çıkışla Türkiye oldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın bu hamlesinin döviz ve likidite ihtiyacını karşılamaya yönelik olduğu belirtilirken, Türkiye 2026 yılının ilk çeyreğinde toplam 79 tonluk satışla dünya genelinde en çok altın satan ülke konumuna yerleşti.

    İlk çeyrek raporu: Alım iştahı sürüyor

    2026 yılının ilk üç aylık dönemine bakıldığında, Polonya 31 tonluk toplam alımla zirvedeki yerini korudu. Çin ise mart ayındaki 5 tonluk eklemesiyle birlikte ilk çeyrekte toplam 7 tonluk alım gerçekleştirmiş oldu. Listede Çek Cumhuriyeti, Malezya ve Kırgızistan gibi ülkeler de sınırlı alımlarla yer bulurken, Rusya mart ayında 6 tonluk satışıyla dikkat çeken diğer bir ülke oldu.

    Merkez bankalarının stratejik hamleleri

    Altın rezervlerindeki bu değişimler, ülkelerin küresel ekonomik belirsizliklere karşı aldıkları pozisyonları simgeliyor. Çin gibi ülkeler rezervlerini çeşitlendirmek için altına yönelirken, Türkiye’nin mart ayındaki yoğun satışı yerel ekonomik dinamiklerin ve likidite yönetiminin bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Dünya Altın Konseyi raporu, önümüzdeki dönemde de merkez bankalarının altın tercihlerinin piyasa fiyatları üzerinde belirleyici olacağını öngörüyor.>>>HABER MERKEZİ 

  • Başkan Şahin Kızılören’de teşkilatla buluştu

    Başkan Şahin Kızılören’de teşkilatla buluştu

    AK Parti Kızılören İlçe Başkanlığı ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıya İl Başkanı Turgay Şahin’in yanı sıra İlçe Koordinatörleri Emre İleri ve Ahmet Saylık da katıldı. Şahin’i, AK Parti Kızılören İlçe Başkanı Ramazan Coşgun ve teşkilat mensupları karşıladı.

    Toplantıda mahalle ve köy teşkilatlarının çalışmaları ele alınırken, saha faaliyetleri üzerine görüş alışverişinde bulunuldu. Program öncesinde partililerle sohbet eden Başkan Şahin, teşkilat mensuplarının talep ve önerilerini dinledi.

    “BİZİM PARTİMİZ, HER GÜN, HER SANİYE TEŞKİLATÇILIK VİZYONUYLA ÇALIŞAN BİR PARTİDİR”

    Mahalle ve köy başkanlarıyla da yakından ilgilenen Şahin, teşkilatın sahadaki çalışmalarının önemine dikkat çekti. Toplantıda konuşan Başkan Şahin, AK Parti’nin güçlü teşkilat yapısına vurgu yaparak; “Kıymetli dava arkadaşlarımız, Kızılörenli hemşehrilerimiz; bu toplantıda sizlerle bir arada olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Genel Merkez Teşkilat Başkanlığımızın sizlere selamlarını getirdik. Kızılörenimizdeki kardeşlik atmosferini kutluyorum. Allah birliğimizi daim etsin inşallah. Bizim partimiz, her gün, her saniye teşkilatçılık vizyonuyla çalışan bir partidir. Partimizin siyasi yürüyüşü, 50 yıl öncesine dayanan bir dava anlayışının devamıdır. Bizler, büyük bir siyasi bilgi ve birikimin taşıyıcılarıyız.” Diyerek sözlerine yer verdi. Toplantı, teşkilat mensuplarıyla yapılan istişarelerin ardından hatıra fotoğrafı çekilmesiyle sona erdi. >>>Haber Merkezi

  • Görenler şok oldu! Yol kenarında bulundu…

    Görenler şok oldu! Yol kenarında bulundu…

    Ekiplerin titiz çalışmasıyla yakalandı

    Bölgeye ulaşan ekipler, çevre güvenliğini alarak maymunu yakalamak için çalışma başlattı. “Rhesus Maymunu” veya halk arasında “Hint Şebeği” olarak bilinen makak türü maymun, ekiplerin yoğun çabası sonucu zarar görmeden yakalanarak kafese konuldu. Doğal ortamından oldukça uzakta bulunan maymunun bitkin hali dikkat çekti.

    Beslenmesi ve sahiplenilmesi yasak

    Türkiye’de yürürlükteki mevzuat gereği beslenmesi ve sahiplenilmesi yasak olan egzotik türler arasında yer alan Hint Şebeği, koruma altına alındı. Jandarma ekipleri tarafından muhafaza edilen maymun, gerekli sağlık kontrolleri ve rehabilitasyon süreci için Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü’ne teslim edildi.

    Rehabilitasyon merkezine gönderilecek

    Milli Parklar ekiplerince teslim alınan maymunun, ilk kontrollerinin ardından uygun bir rehabilitasyon merkezine nakledileceği bildirildi. Maymunun bölgeye nasıl geldiği henüz netlik kazanmazken, olayla ilgili inceleme başlatıldı. Özellikle İç Anadolu bozkırlarında nadir görülen bu olay, bölge halkı arasında günün konusu oldu.>>>İHA 

  • Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde uluslararası hafta başladı

    Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde uluslararası hafta başladı

    Programa; Arnavutluk, Bulgaristan, Cezayir, Gana, İspanya, Karadağ, Litvanya, Lübnan, Madagaskar, Portekiz, Romanya, Rusya, Kolombiya, St. Kitts & Nevis, Arnavutluk ve Polonya’dan akademisyenler ve uluslararası ilişkiler uzmanları katılım sağladı. Etkinlik süresince uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi, Erasmus+ faaliyetleri, akademik hareketlilik imkânları ve ortak proje çalışmaları üzerine görüş alışverişinde bulunulacak.

    Erasmus Kafe’de düzenlenen programın açış konuşmasını yapan Uluslararası İlişkiler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Volkan Yüncü, uluslararasılaşmanın yükseköğretim kurumları açısından giderek önem kazandığını belirterek, “International Week” gibi organizasyonların üniversitelerarası akademik ve kültürel etkileşime katkılar yaptığını ifade etti. Açılış konuşmasının ardından gerçekleştirilen AKÜ tanıtım sunumunda; kurumun akademik yapısı, uluslararası faaliyetleri, Erasmus+ çalışmaları, araştırma altyapısı ve öğrenci imkânları paylaşıldı. Konuk üniversitelerin sunumlarıyla devam eden Uluslararası Hafta kapsamında; ikili iş birliği görüşmeleri, deneyim paylaşımları ve kültürel etkileşim faaliyetleri gerçekleştirilecek. >>>Haber Merkezi

  • Afyon MYO’da etkili iletişim konferansı

    Afyon MYO’da etkili iletişim konferansı

    “Etkili İletişim ve Takım Ruhu” konulu konferansta, akademisyen ve öğrencilerle bir araya geldi. Muhasebe ve Vergi Uygulamaları Bölümü tarafından düzenlenen Afyon MYO Konferans Salonunda düzenlenen konferansta Göksel, bireysel başarıdan çok takım ruhunun öncelenmesi gerektiğini belirtti. Gerçek rekabetin doğru anlaşılmasının önemli olduğunu kaydeden Göksel, ekip içinde uyum, dayanışma ve ortak hedef bilincinin başarıyı belirleyen temel unsurlar olduğunu söyledi. Başarının yalnızca çok çalışmakla değil, yapılan işi sevmekle mümkün olduğunu vurgulayan Göksel, “Çok çalışın ama severek. Sevmeden çalışmak, inanmadan ibadet etmek gibidir. İş disiplini de çok önemlidir. Zamanı etkin kullanan, paydos düdüğünü duymayacak kadar işine odaklanan ve sorumluluk bilinci yüksek çalışanlar işletmeler için en değerli kaynaktır” dedi.

    “DİNLEMEK, İLETİŞİMİN KALİTESİNİ ARTIR”

    İletişimin, toplumsal ve kişisel ilişkilerde vazgeçilmez bir unsur olduğunu kaydeden Göksel, “Kişiler, gruplar ve örgütler arasında karşılıklı mesaj alışverişi süreci olarak tanımlanan iletişim, sağlıklı ilişkilerin temelini oluşturur. Bu nedenle bireylerin etkili iletişim kurmaları büyük önem taşır” diye konuştu. Empatinin iletişimin en önemli tamamlayıcılarından biri olduğunu ifade eden Göksel, şunları belirtti: “Empati kuran kişi, kendisini karşısındaki bireyin yerine koyarak olaylara onun bakış açısından yaklaşmalıdır. Bu süreçte karşı tarafın duygu ve düşüncelerini doğru anlamak esastır. Ayrıca, zihinde oluşan bu empatik anlayışın karşı tarafa uygun bir şekilde iletilmesi gerekir. Empati yeteneğine sahip bireylerin değişime daha açık olduğu da bilinmektedir. Etkili iletişimin bir diğer önemli boyutu ise dinlemedir. Grup içerisinde fikirlerin düzenli olarak ifade edilmesi ve tartışılması sağlıklı bir iletişim ortamı oluşturur. Ancak dinlemek, en az konuşmak kadar önemli bir beceridir. Bu nedenle bireylerin dinlemeyi öncelemesi, iletişimin kalitesini artıran temel unsurlardan biridir.” Konferans, soru cevap bölümün ardından Afyon MYO Muhasebe ve Vergi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Banu Demirhan’ın Göksel’e plaket takdimi ile sona erdi. >>>Haber Merkezi

  • Safiye Soyman hakkında Seda Sayan’dan flaş itiraf! “Bir şey duyulsun istersem ona söylerim”

    İşte 7 Mayıs 2026 tarihli magazin turundan öne çıkan o açıklamalar…

    Seda Sayan, her fırsatta “sırdaşım” dediği Safiye Soyman ile olan ilişkisine dair çok konuşulacak itiraflarda bulundu. Sayan, dostunun her şeyini bildiğini ancak bazı sırlar konusunda Soyman’ın pek de “kapalı kutu” olmadığını ima etti.

    “Annemden Bile Daha İyi Bilir”

    Safiye Soyman’ın kendisini bir anne şefkatiyle tanıdığını belirten Seda Sayan, şu ifadeleri kullandı:

    “Safiye benim her şeyimi bilir, ben de onun her şeyini bilirim. Ondan hiçbir şey saklayamam. Sanki beni Safiye doğurmuş gibi, annemden daha iyi bilir beni. Safiye’den bir şey saklamak için ya gözümü kaçırmam lazım ya da onunla hiç görüşmemem lazım.”

    “Dedikoducu Balık”

    Açıklamalarının devamında Safiye Soyman’ın burç özelliklerine değinen Sayan, esprili bir dille dostuna takılmayı ihmal etmedi:

    “Safiye balık burcu. Ama nasıl bir balık? Dedikoducu balık! Eğer bir şeyin hemen duyulmasını, yayılmasını istiyorsam direkt gidip Safiye’ye söylüyorum. O hallediyor.”

    Sosyal Medyada Büyük İlgi Gördü

    Seda Sayan’ın bu samimi ve eğlenceli “sır saklama” yöntemi, takipçileri tarafından binlerce yorum ve beğeni aldı. Birçok kullanıcı, “Herkesin hayatında bir Safiye Soyman olmalı” yorumunda bulunarak ikilinin arasındaki samimiyete dikkat çekti.

    The post Safiye Soyman hakkında Seda Sayan’dan flaş itiraf! “Bir şey duyulsun istersem ona söylerim” first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Akademi ve sanayi öğrencilerle buluştu

    Akademi ve sanayi öğrencilerle buluştu

    Uluslararası İlişkiler Uygulama ve Araştırma Merkezi (UİM) tarafından on ikincisi düzenlenen “International Week” programı kapsamında AKÜ’de bulunan uluslararası akademisyenler ve sanayi sektörünün temsilcilerinin yer aldığı programa; Teknoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayhan Erol, Dekan Yardımcıları Doç. Dr. Halil Aytekin, Dr. Öğretim Üyesi Şükrü Ülker ile birlikte Teknoloji Fakültesi öğrencileri katıldı. İki oturumdan oluşan programın moderatörlüğünü Teknoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayhan Erol yaptı. Erol, açış konuşmasında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK ve Erasmus programları kapsamında uluslararası projelerin yürütüldüğünü ifade ederek, “Bu doğrultuda, gerçekleştirilen toplantının ortak proje arayışlarına katkı sağlayabileceği ve katılımcılar arasında yeni iş birliklerinin oluşmasına zemin hazırlayabileceği değerlendirilmektedir. Bu yönüyle toplantının, hem sizler hem de hocalarımız için önemli ve değerli bir fırsat sunmaktadır” diye konuştu.

    “FAKÜLTEMİZ, 16 YILLIK BİRİKİMİYLE MÜHENDİSLİK EĞİTİMİNE DEVAM ETMEKTEDİR”

    Açış konuşmasının ardından uluslararası akademisyenlerin yer aldığı oturuma geçildi. Teknoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayhan Erol’un moderatörlüğünde gerçekleştirilen ilk oturumda; Cezayir Tlemcen Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.  Moussaoui Djillali. Vilniaus Kolegija (Vilnius University of Applied Sciences) Dekanı Dr. Gražina Strazdienė, Öğretim Görevlisi Dr. Jolanta Pileckienė ve Öğretim Görevlisi Brigita Sustickienė konuşmacı olarak yer aldı. Oturumun açış konuşmasını yapan Erol, Teknoloji Fakültesi hakkında bilgi verdi. Erol, “Fakültemiz 2010 yılında kurulmuş olup, yaklaşık 16 yıllık geçmişe sahiptir. Fakültemizde beş farklı bölüm bulunmaktadır: Makine Mühendisliği, Elektrik-Elektronik Mühendisliği, Metalurji ve Malzeme Bilimi, Mekatronik ve Otomotiv Mühendisliği. Bu bölümler, temel mühendislik disiplinlerini oluşturmaktadır” diye konuştu.

    “TEKNOLOJİ FAKÜLTESİ, UYGULAMALI EĞİTİMLE SANAYİ DENEYİMİ KAZANDIRIYOR”

    AKÜ’de “Mühendislik Fakültesi”nin de yer aldığını söyleyen Erol, Teknoloji Fakültesi ile Mühendislik Fakültesi arasındaki farkı açıklayarak,  “Her iki fakülteden mezun olan öğrenciler de aynı imza yetkisine sahip olmakta ve mühendis olarak çalışma hakkı elde etmektedir. Ancak Teknoloji Fakültesinin eğitim programı, uygulama ağırlıklı yapısıyla farklılaşmaktadır. Bu kapsamda öğrencilerimiz, son sınıfta sanayi kuruluşlarında ‘stajyer mühendis’ olarak çalışma imkânı bulmaktadır. Bu durum, mezuniyet sonrasında iş bulma süreçlerini kolaylaştıran önemli bir avantaj sağlamaktadır” ifadelerini kullandı.

    “ÖĞRENCİLER, ALTI AY SANAYİ DENEYİMİ KAZANIYOR”

    Teknoloji Fakültesinde iki aylık zorunlu staj uygulamasının bulunduğunu belirten Erol,  “Böylece öğrencilerimiz toplamda yaklaşık altı ay süreyle sanayi deneyimi edinmektedir. Bu süreç sonunda önemli bir mesleki birikim kazanan öğrenciler, hangi alana yönelmek istediklerini daha bilinçli bir şekilde belirleyebilmekte ve kariyer hedeflerini netleştirebilmektedir” dedi.

    “ULUSLARARASI AKADEMİSYENLER, EĞİTİM VE ERASMUS FIRSATLARINI ANLATTI”

    İlk oturumda konuşmacı olarak yer alan Cezayir Tlemcen Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.  Moussaoui Djillali. Vilniaus Kolegija (Vilnius University of Applied Sciences) Dekanı Dr. Gražina Strazdienė, Öğretim Görevlisi Dr. Jolanta Pileckienė ve Öğretim Görevlisi Brigita Sustickienė sunumlarında; üniversitelerinin bulunduğu şehir, uluslararası eğitim olanakları, üniversitelerinin akademik yapısı, uygulama imkânları, Erasmus ve değişim programları, lisansüstü eğitim olanakları, sosyal ve ekonomik imkanları anlattı. İlk oturum, soru cevap bölümünün ardından teşekkür belgesi takdimi ile sona erdi.

    “SANAYİ TEMSİLCİLERİ MÜHENDİSLİK, ÜRETİM VE KARİYER SÜREÇLERİNİ ÖĞRENCİLERLE PAYLAŞTI”

    İkinci oturumda ise Artuk Grup Genel Müdürü Koray Gürbüz, Savrukoğlu Ziraat Makinaları Sanayi Ticaret Limited Şirketinden Dr. İbrahim Savrukoğlu, Makine Mühendisleri Odasından Erkan Sütpınar, Dehşetiler Makina Çelik Yapı Sistemleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi Şirket Müdürü Volkan Yurter ve Kubay Mühendislik Proje Koordinatörü Makine Mühendisi Aslı Ada öğrencilerle bir araya geldi. İkinci oturumda konuşmacılar; sanayi ve mühendislik uygulamalarında karşılaşılan güncel sorunlar, üretim süreçlerinde verimlilik ve kalite yönetimi, makine mühendisliğinin sanayideki yeri ve önemi ile proje geliştirme ve mühendislik tasarım süreçleri hakkında bilgi verildi. Ayrıca öğrencilere iş hayatına hazırlık, staj ve kariyer planlama süreçleri, sektörde aranan yetkinlikler ve mühendislikte sürekli gelişimin önemi aktarıldı. İkinci oturum; soru cevap bölümünün ardından teşekkür belgesi takdimi ile sona erdi. >>>Haber Merkezi

  • Afyonkarahisar’da dev operasyon!

    Afyonkarahisar’da dev operasyon!

    Şüpheli hareketler tırı ele verdi

    Çay ilçesinde denetimlerini sürdüren polis ekipleri, kontrol noktasını fark edince aniden güzergah değiştirerek bir dinlenme tesisine giren tırı fark etti. Durumdan şüphelenen ekipler, tırı tesis içerisinde durdurarak inceleme başlattı. Sürücünün sergilediği tedirgin hareketler üzerine arama kararı alan ekipler, tırın dorsesini açtıklarında kolilerce istiflenmiş kaçak tütün ürünleriyle karşılaştı.

    4 milyonu aşkın makaron imha edilecek

    Tırda yapılan detaylı aramada, koliler içerisine gizlenmiş tam 4 milyon 675 bin adet doldurulmuş kaçak makaron ele geçirildi. Bu dev miktardaki kaçak ürüne el konulurken, operasyon bölgedeki kaçakçılık faaliyetlerine büyük bir darbe olarak nitelendirildi. Ele geçirilen ürünlerin imha süreci için gerekli işlemler başlatıldı.

    Şüpheli gözaltına alındı

    Olayla ilgili olarak araçta bulunan İ.A. isimli şahıs, polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Şüpheli hakkında “5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu” kapsamında yasal işlem başlatılırken, polisin bölgedeki denetimlerinin kararlılıkla süreceği bildirildi.>>>İHA 

  • Everest dağı en yüksek dağ değil mi? İşte dünyanın en büyük dağı!

    İşte Everest ve Mauna Kea arasındaki o devasa farkın detayları…

    Geleneksel olarak dağların yüksekliği deniz seviyesinden itibaren ölçülür. Bu kriter baz alındığında Everest Dağı, 8 bin 848 metre ile tartışmasız liderliğini koruyor. Ancak bilim insanları, bir dağın kütlesel büyüklüğünü belirlemek için “taban noktasından zirveye” olan mesafeyi ölçtüğünde ortaya bambaşka bir tablo çıkıyor.

    Referans Noktası Her Şeyi Değiştirdi

    Everest Dağı, her ne kadar devasa görünse de bu yüksekliğinin büyük bir kısmını zaten yüksek rakımlı bir kıtasal levha (Tibet Platosu) üzerinde yer almasına borçlu. Dağın kendi tabanından (eteklerinden) zirvesine kadar olan net yükseltisi aslında 3 bin 650 ile 4 bin 650 metre arasında değişiyor. Yani kütlesel olarak Everest, sanıldığı kadar “dikey bir dev” değil.

    Yeni Şampiyon: Mauna Kea

    Hawaii’de bulunan ve sönmüş bir yanardağ olan Mauna Kea, deniz seviyesi ölçümlerinde Everest’in neredeyse yarısı kadar (4 bin 207 metre) görünüyor. Ancak Mauna Kea’nın asıl gövdesi Pasifik Okyanusu’nun derinliklerinde gizli. Dağın okyanus dibindeki köklerinden zirvesine kadar olan toplam uzunluğu tam 10 bin 210 metre. Bu hesaplamaya göre Mauna Kea, Everest’in taban-zirve yüksekliğinden yaklaşık 1.300 metre daha uzun bir kütleye sahip.

    Hangi Ünvan Kimin?

    Bilimsel veriler ışığında dünya üzerindeki rekorlar şu şekilde ikiye ayrılıyor:

    1. Deniz seviyesinden en yüksek zirve: Everest Dağı

    2. Tabandan zirveye gezegenin en büyük dağ kütlesi: Mauna Kea

    Bu kriter değişikliği, doğadaki dev yapıların büyüklük sıralamasını yeniden şekillendirirken, coğrafya meraklıları için de yeni bir tartışma konusu başlattı.

    The post Everest dağı en yüksek dağ değil mi? İşte dünyanın en büyük dağı! first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Uluslararası heyet, çalışmaları inceledi

    Uluslararası heyet, çalışmaları inceledi

    Afyon Meslek Yüksekokulunda (MYO) gerçekleştirilen program kapsamında misafirlere eğitim sunumları yapıldı ve uygulama atölyeleri gezdirildi. Afyon MYO Konferans Salonunda düzenlenen sunumlarda Uluslararası İlişkiler Uygulama ve Araştırma Merkezi (UİM) Müdürü Doç. Dr. Volkan Yüncü tarafından üniversitenin Erasmus faaliyetleri hakkında bilgi verildi. Ardından UİM Müdür Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Fatih Serttaş ise AKÜ’de yürütülen sürdürülebilirlik projelerini katılımcılarla paylaştı. Programın devamında Sürdürülebilirlik Koordinatör Yardımcısı Öğr. Gör. Dr. Pelin Sertyeşilışık ise sürdürülebilirlik kavramı ve önemine ilişkin bir sunum gerçekleştirdi. Sunumların ardından misafirler; Afyon MYO Mermer Atölyesi, İç Mekân ve Tasarım Atölyesi, Çocuk Gelişimi uygulama alanları ile inşaat atölyelerini ziyaret etti. Katılımcılar, geri dönüşüm ve ileri dönüşüm çalışmaları kapsamında üretilen ürünleri inceleyerek yapılan çalışmalar hakkında detaylı bilgi aldı. Ziyaret boyunca misafirlere, Sürdürülebilirlik Koordinatörü Prof. Dr. Emine Hesna Kandır, Afyon MYO Müdür Yardımcıları Öğr. Gör. Besim Maden ve Öğr. Gör. Zeyni Arsoy da eşlik etti. >>>Haber Merkezi

  • Yaratıcı çalışmalar sergiye dönüştü

    Yaratıcı çalışmalar sergiye dönüştü

    GSF Dekanı Prof. Dr. Şerife Ebru Okuyucu tarafından eşzamanlı olarak açılan sergilerde, öğrencilerin farklı tekniklerle gerçekleştirdikleri çalışmaları yer aldı. Fakülte öğretim elemanlarının ve öğrencilerinin yoğun katılımıyla açılan her iki sergi, 14 Mayıs tarihine kadar sanatseverlerle buluşmaya devam edecek. >>>Haber Merkezi

  • Bayat çıkışında otomobil bariyerlere saplandı!

    Bayat çıkışında otomobil bariyerlere saplandı!

    Kontrolden çıkan araç orta refüje girdi

    Edinilen bilgilere göre, F.K. idaresindeki 35  plakalı otomobil, sürücüsünün henüz belirlenemeyen bir nedenle direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu savruldu. Hızla orta refüje giren araç, burada bulunan demir bariyerlere çarparak durabildi. Çarpmanın etkisiyle araçta ciddi maddi hasar meydana gelirken, içeride bulunanlar sıkışarak yaralandı.

    Yaralılar hastaneye kaldırıldı

    Kazanın ardından olay yerine ivedilikle jandarma ve 112 Acil Sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesini olay yerinde yaptığı sürücü F.K. ve araçta yolcu olarak bulunan A.Ö., ambulanslarla en yakın hastanelere sevk edildi. Yaralıların tedavi altına alındığı ve durumlarının takip edildiği öğrenildi.

    Jandarma inceleme başlattı

    Kaza nedeniyle karayolunda trafik bir süre kontrollü olarak sağlandı. Aracın çekici yardımıyla yoldan kaldırılmasının ardından trafik akışı normale dönerken, jandarma ekipleri kazanın meydana geliş sebebine ilişkin geniş çaplı bir inceleme başlattı.>>>İHA 

  • İttihat ve Terakki dönemi üzerine akademik sunum

    İttihat ve Terakki dönemi üzerine akademik sunum

    Erdal Akar Konferans Salonu’ndaki etkinliğe Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gürsoy Şahin, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ahmet Altıntaş, akademik personel ve öğrenciler katıldı. Konferansın açılışında konuşan Prof. Dr. Gürsoy Şahin, “Ermeni meselesinin” her yıl 24 Nisan döneminde uluslararası kamuoyunda ve özellikle ABD nezdinde oluşan diplomatik hareketliliğe işaret ederek, meselenin belirli tarihlere sıkıştırılmadan bilimsel bir zeminde ele alınması gerektiğini ifade etti.

    “İTTİHAT VE TERAKKİ CEMİYETİ ÜYELERİ, VATANSEVER VE DÜRÜSTTÜ”

    Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Babacan, İttihat ve Terakki Cemiyeti üyelerinin vatanseverlik ve dürüstlük anlayışına dikkat ettiklerini belirtti. Dönemin devlet adamlarının, kısıtlı imkânlara rağmen hazineye karşı hassasiyet gösterdiklerini söyleyen Babacan, “İttihat Terakki’nin kasasının başındaki Kara Kemal, milyonlarca liralık örtülü ödeneği yönetmesine rağmen cebinde parası olmayan, dürüst bir adamdı. Talat Paşa ve arkadaşları, devlet görevlisi olarak yurt dışına gittiklerinde kendilerine verilen harcırahın artan kısmını kuruşu kuruşuna hazineye iade ederlerdi. Bugün onları eleştirenlerin aksine, onlar devletin malını korumayı namus borcu bilirlerdi” dedi.

    “ERMENİ MESELESİNİN ÖZÜ BÜYÜK İHANETLE BAŞLADI”

    Babacan, “Ermeni meselesinin” kırılma noktalarından birinin, Birinci Dünya Savaşı öncesinde Talat Paşa ile Ermeni örgüt liderleri arasında yapılan görüşme olduğunu kaydetti. Babacan, meclisteki Ermeni milletvekillerinin ikiyüzlü bir tutum sergilediğini belirterek, “Talat Paşa, savaşın eşiğinde Ermeni mebusları odasına çağırarak ‘Avrupalı devletlerin dolduruşuna gelmeyin, devletle bir sorununuz varsa birlikte çözelim’ uyarısında bulundu. Orada bulunan Ermeni temsilciler, devlete sadık kalacaklarına dair Kur’an-ı Kerim, bayrak ve silah üzerine yemin ettiler. Ancak bu yeminli toplantıdan 15 dakika sonra çektikleri gizli telgraflarla, Ruslarla iş birliği yapılması ve Osmanlı’ya karşı isyan başlatılması talimatını verdiler. Ermeni meselesinin özü bu büyük ihanetle başlamıştır” diye konuştu.

    “BALKANLAR’DAN GELEN GÖÇMENLER BÜYÜK ACILARLA ANADOLU’YA SIĞINDI”

    Balkan Savaşları sonrası Anadolu’ya göç eden Türklerin yaşadığı olayların İttihatçıların politikasında bir dönüm noktası olduğunu kaydeden Babacan, Batı Anadolu’daki Rum nüfusun güvenlik gerekçesiyle yer değiştirdiğini söyledi. Babacan, “Balkanlar’dan gelen göçmenler büyük acılarla Anadolu’ya sığındı. Bu durum üzerine Batı Anadolu’daki bazı Rum nüfusun göçü sağlandı. Dönemin Avrupalı elçileri bu durumu denetlediğinde, Rumlar korkudan değil, kendi istekleriyle gittiklerini beyan etmişlerdir” dedi. Talat Paşa’nın siyasi kariyerinin sürgünler ve mücadelelerle geçtiğini ifade eden Babacan, “İkinci Meşrutiyet’in ilanında askeri güç ve kararlılık etkili oldu. Abdülhamid dönemi disiplini ile İttihatçıların heyecanı o günün şartlarında devleti ayakta tutma çabasıydı. Tarihin bu önemli isimleri, insani yönleriyle ve o günün şartlarıyla değerlendirilmelidir” diye konuştu.

    “ERMENİ NÜFUSUNUN EN YOĞUN OLDUĞU VAN’DA BİLE ORAN YÜZDE 30’DU”

    Babacan, Anadolu’nun nüfus yapısı ile tehcir kararının sağlıklı bir şekilde değerlendirilebilmesi için dönemin demografik verilerini içeren haritaların incelenmesi gerektiğini belirtti. Ermeni nüfusunun Anadolu’nun doğusundan batısına doğru kademeli olarak azaldığını ve seyrekleştiğini belirten Babacan, Orta Anadolu’dan itibaren ise Rum nüfusunun yoğunlaştığını, özellikle İzmir ve Ayvalık gibi bölgelerde bu yoğunluğun belirginleştiğini kaydetti. Dönemin idari yapısının vilayet sistemiyle değerlendirilmesi gerektiğini belirten Babacan, “Ermeni nüfusunun en yoğun olduğu Van vilayetinde bile bu oran en fazla yüzde 30 civarındaydı. Bu durumu bir örnekle kıyaslamak gerekirse; Sırpların Balkanlar’dan Ege’ye kadar uzanan ‘Büyük Sırbistan’ hayali kurdukları bölgelerde de Sırp nüfusu benzer şekilde sadece yüzde 30 seviyesindeydi. Yani aslında Sırp çoğunluğunun olmadığı yerler üzerine bu hayaller kuruluyordu. Yunanlıların ‘Megali İdea’ hedefindeki durum da bundan farklı değildir” diye konuştu.

    “CEPHE GERİSİ EMNİYETİ’ KURALI UYGULANDI”

    Prof. Dr. Babacan, Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte Van’da Ruslarla iş birliği yapan Ermeni çetelerinin, Osmanlı ordusuna karşı isyan başlattığının belgelerle ortaya konulduğunu belirtti. Türk ordusunun Çanakale’de varlık mücadelesi verdiği bir dönemde, cephe gerisinde yaşanan güvenlik zafiyetinin “Tehcir Kanunu”nu zorunlu kıldığını ifade eden Babacan, “Dönemin askeri eğitim müfredatında yer alan ‘cephe gerisi emniyeti’ kuralı gereği, güvenliği bozan unsurların yer değiştirilmesi bir askeri yöntem olarak uygulandı” dedi. Tehcir sürecinin sanılanın aksine devlet kontrolünde ve belirli muafiyetler çerçevesinde yürütüldüğüne kaydeden Babacan, “Hasta, ama memur ve zanaatkâr Ermenilerin yanı sıra çocuklar da tehcirden muaf tutuldu. Ayrıca Osmanlı Devleti’nin, göç esnasında Ermeni vatandaşların can ve mal güvenliğini koruyamayan veya görevini kötüye kullanan kendi subaylarını askeri mahkemelerde yargılandı. Bazılarına idam cezası verildi” diye konuştu.  Babacan, Osmanlı’nın uyguladığı tehcir muafiyeti ve koruma kanunlarının uluslararası hukuk açısından “soykırım” iddialarını çürüten en güçlü kanıtlardan biri olduğunu ifade etti.

    “MESELENİN, SİYASİ BİR ARAÇ OLARAK KULLANILDIĞININ GÖSTERGESİ”

    Ermeni örgütlerin “Nemesis” adını verdikleri bir intikam planı kapsamında Talat Paşa ve Said Halim Paşa gibi devlet adamlarına yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini belirten Babacan; suikastçıların Avrupa mahkemelerinde ceza almadan serbest bırakılmasının, meselenin insani boyuttan ziyade siyasi bir araç olarak kullanıldığının kanıtı olduğunu ifade etti. Konferans, soru cevap bölümünün ardından teşekkür belgelerinin takdim edilmesiyle sona erdi. >>>Haber Merkezi

  • Şuhut’ta minik öğrenciler trafik dedektifi oldu

    Şuhut’ta minik öğrenciler trafik dedektifi oldu

    Eğlenirken trafik kurallarını öğrendiler

    Piri Reis Muhsin Düğüncü Anaokulu’nda gerçekleştirilen eğitimlerde; trafik ışıklarının anlamı, yaya geçitlerinin doğru kullanımı ve araç içerisinde emniyet kemeri takmanın hayati önemi öğrencilere aktarıldı. Uzman ekipler, çocukların dikkatini çekmek amacıyla eğitimleri oyunlar ve eğlenceli sunumlar eşliğinde gerçekleştirerek temel kuralların zihinlerde kalıcı olmasını sağladı.

    AFYONKARAHİSAR’IN ŞUHUT İLÇESİNDE TRAFİK HAFTASI ETKİNLİKLERİ ÇERÇEVESİNDE GELECEĞİN BİLİNÇLİ SÜRÜCÜLERİ VE YAYALARI OLACAK MİNİK ÖĞRENCİLERE YÖNELİK ANLAMLI BİR EĞİTİM PROGRAMI GERÇEKLEŞTİRİLDİ. (GÖKTEN CEYLAN/AFYONKARAHİSAR-İHA)
    Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesinde Trafik Haftası etkinlikleri çerçevesinde geleceğin bilinçli sürücüleri ve yayaları olacak minik öğrencilere yönelik anlamlı bir eğitim programı gerçekleştirildi.

    Polis ağabey ve ablalarından tam not

    Trafik Haftası etkinliklerinin bir diğer durağı ise Kurtuluş İhsan Küçükarslan Anaokulu oldu. Burada trafik ekipleriyle bir araya gelen minik öğrenciler, polis üniformalı ekiplerden trafik güvenliği konusunda bilgiler aldı. Uygulamalı eğitimlerle hem öğrenen hem de keyifli vakit geçiren çocuklar, trafik bilinci kazanma yolunda ilk adımlarını attı.

    Erken yaşta bilinçli nesiller hedefi

    Şuhut İlçe Emniyet Müdürlüğü yetkilileri, trafik kazalarının önlenmesinde erken yaşta verilen eğitimin en kritik faktör olduğunu vurguladı. Çocuklarda oluşturulacak trafik bilincinin, aileleri üzerinde de denetleyici bir rol üstlendiğini belirten yetkililer, eğitim faaliyetlerinin ilçe genelindeki diğer okullarda da periyodik olarak devam edeceğini bildirdi.>>>İHA 

  • Geleceğin sürücülerine güvenli trafik anlatıldı

    Geleceğin sürücülerine güvenli trafik anlatıldı

    Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesinde Trafik Haftası etkinlikleri çerçevesinde geleceğin bilinçli sürücüleri ve yayaları olacak minik öğrencilere yönelik anlamlı bir eğitim programı gerçekleştirildi.

    Şuhut İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Büro Amirliği ekipleri tarafından Piri Reis Muhsin Düğüncü Anaokulu öğrencilerine temel trafik kuralları hakkında eğitim verildi. Eğitimlerde öğrencilere trafik ışıkları, yaya geçidi kullanımı, emniyet kemerinin önemi ve trafikte dikkat edilmesi gereken temel kurallar eğlenceli ve öğretici yöntemlerle anlatıldı.

    Öte yandan Trafik Haftası etkinlikleri çerçevesinde Kurtuluş İhsan Küçükarslan Anaokulu öğrencileri de trafik ekipleriyle bir araya geldi. Minik öğrenciler polis ağabey ve ablalarından trafik güvenliği konusunda bilgiler alırken, uygulamalı eğitimlerle hem öğrendi hem de keyifli anlar yaşadı.

    Şuhut İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, çocuklarda erken yaşta trafik bilinci oluşturmanın büyük önem taşıdığına dikkat çekerek eğitim faaliyetlerinin devam edeceğini belirtti.

  • Hüseyin Cebeci kimdir, neden öldü? Kurtalan Ekspres müzisyeni Bodrum’da ölü bulundu! (7 Mayıs 2026)

    İşte olayın detayları ve başlatılan soruşturmaya dair son bilgiler…

    Barış Manço ile aynı sahneyi paylaşan ve hafızalara kazınan pek çok eserde imzası bulunan efsane müzisyen Hüseyin Cebeci’den gelen haber, sevenlerini yasa boğdu. Muğla’nın Bodrum ilçesinde yaşanan olayda, sanatçının ateşli silahla vurulmuş halde bulunduğu bildirildi.

    Yakınları Hareketsiz Halde Buldu

    Bodrum’un Müsgebi Mahallesi’nde yaşayan Hüseyin Cebeci’den bir süredir haber alamayan yakınları, durumdan şüphelenerek Müsgebi Caddesi üzerindeki evine gitti. İçeri giren yakınları, ünlü müzisyeni av tüfeğiyle vurulmuş halde yerde hareketsiz buldu. Olay yerine çağrılan sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde, Cebeci’nin hayatını kaybettiği belirlendi.

    İntihar mı Cinayet mi? Geniş Çaplı İnceleme Başlatıldı

    Polis ekipleri olay yerinde güvenlik önlemleri alarak detaylı bir inceleme başlattı. Cebeci’nin ölümüyle ilgili akıllarda soru işareti yaratan noktalar, kriminal inceleme ve Muğla Adli Tıp Kurumu’nda yapılacak otopsi sonrası netlik kazanacak. Şu aşamada olayın intihar mı yoksa başka bir nedenden mi kaynaklandığı titizlikle araştırılıyor.

    İBB Kültür’den Taziye Mesajı

    Sanatçının vefatının ardından İBB Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı bir taziye mesajı yayımladı. Mesajda, “Efsane grup Kurtalan Ekspres’in eski perküsyon sanatçısı Hüseyin Cebeci’yi kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Sanatçıya Allah’tan rahmet; ailesine, sevenlerine ve müzik camiasına başsağlığı diliyoruz” denildi.

    Hüseyin Cebeci Kimdir?

    Türk rock müziğinin efsane grubu Kurtalan Ekspres’in kadrosunda yer alan Cebeci, özellikle Barış Manço dönemindeki canlı performansları ve perküsyon ustalığıyla tanınıyordu. Anadolu rock müziğinin gelişiminde önemli payı olan sanatçılardan biri olarak kabul ediliyordu.

    The post Hüseyin Cebeci kimdir, neden öldü? Kurtalan Ekspres müzisyeni Bodrum’da ölü bulundu! (7 Mayıs 2026) first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Dazkırı MYO’da Kariyer Günleri başladı

    Dazkırı MYO’da Kariyer Günleri başladı

    Dazkırı Meslek Yüksekokulu Konferans Salonunda gerçekleştirilen söyleşiye; Dazkırı Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Cahit Gürer, Dazkırı Kaymakamı Serkan Ala ile birlikte öğretim elemanları ve öğrenciler katıldı. Söyleşinin açış konuşmasını yapan Dazkırı Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Cahit Gürer, öğrencilerin yalnızca akademik anlamda değil, kariyer planlaması ve kişisel gelişim alanlarında da desteklenmesinin önemli olduğunu belirtti. Gürer, kariyer günleri etkinliklerinin öğrencilerin mesleki vizyon kazanmasına katkı sağladığını belirterek farklı sektör ve kurum temsilcilerini öğrencilerle buluşturmaya devam edeceklerini söyledi.

    ALA’DAN KARİYER TAVSİYELERİ

    Söyleşinin konuğu Dazkırı Kaymakamı Serkan Ala ise kamu yönetimi, kariyer planlaması, mesleki gelişim ve iş hayatına yönelik deneyimlerini öğrencilerle paylaştı. Eğitim hayatının bireyin geleceğini şekillendiren en önemli süreçlerden biri olduğunu belirten Ala, öğrencilerin kendilerini yalnızca akademik alanda değil; sosyal, kültürel ve kişisel gelişim açısından da yetiştirmeleri gerektiğini söyledi. Disiplinli çalışmanın, düzenli öğrenmenin ve sürekli kendini geliştirmenin kariyer yolculuğunda önemli bir avantaj sağladığını ifade eden Ala, iletişim becerisi, sorumluluk bilinci ve özgüvenin meslek hayatındaki önemine dikkat çekti. Etkinlik, soru cevap bölümünün ardından sona erdi. >>>Haber Merkezi

  • Aşı olan bir bebek, derdini babaannesine anlattı…

    Aşı olan bir bebek, derdini babaannesine anlattı…

    Aşı olan bir bebek, derdini babaannesine anlattı…

    📶https://kanal3.com.tr/
    Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Ederek Son Dakika Haberleri Alabilirsiniz;
    İnstagram : https://www.instagram.com/kanal3tv
    Facebook : https://www.facebook.com/kanal3tv
    X: https://x.com/kanal3tv
    Telegram : https://t.me/kanal3_tv
    Whatsapp : https://whatsapp.com/channel/0029VaFDm2rEKyZKvlSELq17
    Next : https://sosyal.teknofest.app/@kanal3tv

    #Kanal3AnaHaber #Kanal3Haber #Kanal3

  • Geleneksel Türk Sanatları Mezunları deneyimlerini paylaştı

    Geleneksel Türk Sanatları Mezunları deneyimlerini paylaştı

    Geleneksel Türk Sanatları Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ülkü Küçükkurt’un moderatörlüğünde gerçekleşen panelde Afyonkarahisar Olgunlaşma Enstitüsü Usta Öğretici Sibel Demirbilek ve İhsaniye Halk Eğitim Merkezi Müdür Yardımcısı Ayşegül Türkyener panelist olarak yer aldı. Panelin açış konuşmasını yapan moderatör Doç. Dr. Ülkü Küçükkurt, bölümün kuruluş süreci, amaçları ve mezun başarılarına ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Bölümümüz 2020-2021 yılında ilk öğrencilerini alarak faaliyete geçti. Bölümümüzün amaçları arasında sanatçı yetiştirmek, araştırmacı yetiştirmek ve sanat eğitimi veren sanatçılar yetiştirmek yer alıyor. Müfredatımızda ders yelpazemiz geniş. Seçeneklerimiz var; ortak aldığımız dersler ışığında kendi branşınızı seçerek mezuniyetten sonra da devam edebiliyorsunuz. Bugün bizimle birlikte olan Sibel arkadaşımız 2024 yılında ilk mezunumuz olarak hem de bölüm birincisi olarak eğitimini tamamladı ve çalışma hayatına atıldı. Zaten ikinci üniversitesiydi. Ayşegül de geçen sene, 2025 yılında hem bölüm birincimiz hem de fakülte birincimiz olarak eğitim hayatını burada tamamladı ama yüksek lisans olarak eğitim hayatını sürdürüyor.”

    “GELENEKSEL SANATLAR KÖKLERİMİZİ YANSITIYOR”

    Afyonkarahisar Olgunlaşma Enstitüsü Usta Öğretici Sibel Demirbilek ise Geleneksel Türk Sanatları Bölümünü severek tercih ettiğini belirtti. Demirbilek, “AKÜ benim ikinci üniversitem. İlk üniversitemde Takı Tasarım ve Kuyumculuk Programı okumuştum. Bu bölümün Afyonkarahisar’da açılacağını duyunca çok heyecanlandım” dedi. Geleneksel sanatların kendisi için anlamını da paylaşan Demirbilek, şunları söyledi: “Genel olarak tamamen köklerimizi ifade ediyor. Geçmişten geleceğe uzanan bir köprü olarak görüyorum geleneksel sanatları ve unutulmaya yüz tutmuş el sanatları için üzülüyorum. Bu bölümün açılması, bizlerin de bunlara gelip değerlendirmemiz, onlara yeni nesillerimize aktarabileceğimiz bir birikim olarak görüyorum. Geleneksel sanatlarımız zamanında, o dönemin yaşanmışlıklarıyla bir şekilde kullanılmış, kullanım amaçlı yapılmış. Ama biz de bunları günümüze modernize ederek, yeni nesillere de aktarabilmek benim için gurur verici bir şey. İnşallah geleneksel sanatları daha da ileri götürürüz.”

    “BİRÇOK İŞ İMKANI VAR”

    Geleneksel Türk Sanatları Bölümünün sunduğu iş imkanlarına da değinen Demirbilek, “Lisans bölümü okuyoruz. Bunun daha yüksek lisansını, doktorasını yaparak akademik alanda ilerleyebilirsiniz, kendi markanızı oluşturarak kişisel sergilerinizi açıp bir pazar kurabilirsiniz. Aynı zamanda atölyeler açabilirsiniz. Halk eğitim merkezlerinde çalışabilirsiniz, olgunlaşma enstitüsünde çalışabilirsiniz. Birçok iş imkanı var, önemli olan kendimizi yetiştirmek; bir yerde takılıp kalmamak. Hangi dalı seviyorsak -birçok branş görüyoruz- ona odaklanabiliriz” diye konuştu.

    “KÜLTÜRÜ GELECEK NESİLLERE AKTARMALIYIZ”

    İhsaniye Halk Eğitim Merkezi Müdür Yardımcısı Ayşegül Türkyener konuşmasında sanata olan ilgisinin çocukluk yıllarına dayandığını ve bu nedenle Geleneksel Türk Sanatlar Bölümünü tercih ettiğini belirtti. Daha önce farklı üniversitelerde eğitim aldığını ifade eden Türkyener, Geleneksel Türk Sanatlar Bölümünü profesyonel sanat eğitimi almak ve kendini geliştirmek amacıyla seçtiğini söyledi.  Türkyener, “Geleneksel sanatlar; bizim kültürümüzü, inançlarımızı, değerlerimizi yansıtan, geçmişten bugüne uzanan bir köprü gibi. Nereye bakarsak bakalım, orada her şeyin bir anlamı olduğunu görüyoruz. Bunların aktarımı da bizler için; nesilden nesile sürdürebilmenin yolunu bulmamız gerekiyor. Hem de akademik olarak yetişiyorsunuz; ‘Tamam, sanatçı, artı akademik anlamda kendinizi geliştiriyorsunuz.’ Mezun oldunuz, bitti diye bir şey yok. Gelişme gösteren, yaşayan bir organizma gibi. Kültürü bir kartopu gibi büyüterek ileriki kuşaklara aktarma isteğindeyiz” dedi. Panel, soru cevap bölümün ardından teşekkür belgesi takdimi ile sona erdi. >>>Haber Merkezi

  • Koruma altındaki çocuklara sanat desteği

    Koruma altındaki çocuklara sanat desteği

    AKÜ Rektörlük Toplantı Salonunda gerçekleştirilen imza töreninde; hazırlanan protokole AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş ve Afyonkarahisar Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Bilal Erdoğan imza attı. Protokol imza törenine; AKÜ Devlet Konservatuarı Müdürü Prof. Dr. Mustafa Kemal Yıldız, Müdür Yardımcısı Öğr. Gör. Dr. Emrah Kalın, Afyonkarahisar Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdür Yardımcısı Veysi Demir ve Afyonkarahisar Çocuk Hakları İl Komitesi Çocuk Temsilcileri katıldı.

    PROTOKOL HAKKINDA

    İmzalanan protokol ile Afyonkarahisar Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi Müdürlüğü bünyesinde koruma ve bakım altında bulunan 7-18 yaş aralığındaki çocukların sanatsal yeteneklerinin desteklenmesi ve sosyal gelişimlerine katkı sağlanması amaçlanıyor. Protokol ile çocukların gelişim özellikleri, ilgi, ihtiyaç ve yetenekleri doğrultusunda bir çocuk korosu oluşturulması kararlaştırıldı. >>>Haber Merkezi

  • Çocuk gelişiminde uygulamalı eğitim vurgusu

    Çocuk gelişiminde uygulamalı eğitim vurgusu

    Afyon MYO Konferans Salonunda akademik personel ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirilen etkinliğin açılışında konuşan Çocuk Bakım ve Gençlik Hizmetleri Bölüm Başkan Vekili Öğr. Gör. Mine Ergun, program hakkında bilgi verdi. Çocuk gelişiminin sadece bir iş değil, önemli bir meslek olduğunu belirten Ergun, bu alanı seçecek kişilerin mesleğe adım atmadan önce kendilerine “Çocukları seviyor muyum?” sorusunu yöneltmesi gerektiğini belirtti.

    “OKUL ÖNCESİNDE TEMELİ BİZ ATIYORUZ”

    Okul Öncesi Öğretmeni Nihal Aydınlı ise çocukların öğretmenlerine sarsılmaz bir güven duyduğunu belirterek, “Okul öncesinde temeli biz atıyoruz. Çocuklar öğretmenlerinin her söylediğine inanır. Bu nedenle en önemli kısım, çocuğa çocuk ruhuyla yaklaşmak ve ona doğru bir rol model olabilmektir” dedi. Aydınlı, çocuk gelişimi mezunlarının sadece ana sınıflarında değil; özel kreşler, rehabilitasyon merkezleri, hastane birimleri ve belediye merkezleri gibi geniş bir yelpazede istihdam edilebildiğini kaydetti. Mesleğin kişisel özellikler gerektirdiğini ifade eden Aydınlı, çocuklara karşı adil olmanın elzem olduğunu belirterek, “Bir çocuğu severken diğerini ayırmamak, göz teması kurmak ve onlarla kendi dillerinde konuşabilmek bu mesleğin temelidir” dedi. Aydınlı, kriz anlarında öğretmenlerin duygusal olarak soğukkanlılıklarını koruması, velilerle güven odaklı iletişim kurulması ve çocukların mahremiyet eğitimine özen gösterilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Okul Öncesi Öğretmeni Songül Çayır ise okul öncesi müfredatındaki fen eğitimindeki temel amacın çocukları birer bilim insanı olarak yetiştirmek olmadığını belirtti. Çayır, “Okul öncesinde fen eğitiminin amacı çocuğun; keşfetme, sorgulama ve neden-niçin sorularını sorma becerilerini geliştirmektir” diye konuştu. Program, “Uygulamalı Çalışma Atölyeleri”nde gerçekleştirilen etkinliklerin ardından hatıra fotoğrafı çekilmesiyle sona erdi. >>>Haber Merkezi

  • Antalya ormanlarına mühür vuruldu!

    Antalya ormanlarına mühür vuruldu!

    Piknik alanlarında ateşli saatler kısıtlandı

    Genelge sadece girişleri yasaklamakla kalmadı, belirlenen mesire ve piknik alanları için de sıkı kurallar getirdi. Vatandaşların belirlenen alanlarda 21.00 ile 08.30 saatleri arasında mangal, semaver veya ateş yakmasına izin verilmeyecek. Kurallara uymayanlar hakkında hem adli hem de idari işlemlerin tavizsiz bir şekilde uygulanacağı bildirildi. Özellikle Manavgat gibi hassas bölgelerde jandarma ve orman muhafaza memurları denetimlerini sıkılaştırdı.

    Dron destekli denetim ve sözlü uyarılar başladı

    Manavgat İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Sorgun Çamlığı başta olmak üzere kritik bölgelerde devriye görevine başladı. Ekipler, orman içindeki vatandaşları anonslarla ve birebir görüşerek yasaklar konusunda bilgilendirdi. Dronların da kullanıldığı denetimlerde, orman girişlerine uyarı afişleri asıldı. Vatandaşlar, orman varlığının korunması için başlatılan bu titiz çalışmalara tam destek verdi.

    Ege ve Akdeniz hattında yangın alarmı

    Antalya’da alınan bu sert tedbirler, komşu iller ve benzer risk taşıyan bölgelerde de yakından takip ediliyor. Orman yangınlarına karşı verilen bu mücadele, sadece Antalya’yı değil, bölgenin genel ekosistemini korumayı hedefliyor. Yetkililer, vatandaşları duman veya şüpheli bir durum gördüklerinde derhal ihbarda bulunmaları konusunda bir kez daha uyardı.>>>İHA