Yazar: admin

  • Genç okçular, Kocatepe’de hedefi on ikiden vurdu

    Genç okçular, Kocatepe’de hedefi on ikiden vurdu

    Yoğun katılımla gerçekleşen müsabakalarda öğrenciler, geleneksel okçulukta hem bireysel hem de takım olarak hünerlerini sergiledi. Turnuva boyunca sporcuların gösterdiği performans izleyicilerden alkış toplarken, dereceye giren isimler yapılan final atışlarının ardından belli oldu. Müsabakaların sonunda başarılı olan takım ve sporculara madalya ve ödülleri takdim edildi. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü yetkilileri, organizasyona katılan tüm sporcuları tebrik ederek grup müsabakalarında başarılar diledi. Yetkililer, geleneksel sporların gençler arasında yaygınlaşmasının önemine dikkat çekerek bu tür etkinliklerin devam edeceğini belirtti. >>>Haber Merkezi

  • Afyonkarahisar’da 23 Nisan coşkusu

    Afyonkarahisar’da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı gerçekleştirilen törenlerle coşku içerisinde kutlandı.

    Kentte kutlamalar sabah erken saatlerinde Kocatepe Atatürk Parkına çelenk sunumuyla başladı. Kutlamalar daha sonra Prof. Dr. Veysel Eroğlu Spor Salonunda devam etti. Buradaki törene Vali Vekili Yalçın Sezgin, Belediye Başkanı Burcu Köksal, İkmal ve Garnizon Komutanı Tuğgeneral Dr. Yalçın Tecimer’dir, İl Emniyet Müdürü Ahmet Birtan Erol, protokol üyeleri, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.

    Kutlama programında öğrenciler tarafından hazırlanan gösterilere büyük beğeni topladı. Öğrencilerin okudukları şiir ve gerçekleştirdikleri mini konserlerde söylenen türküler zaman zaman duygusal anların yaşanmasına neden oldu. Coşku içerisinde geçen program öğrencilerin yaptığı yürüyüşün ardından sona erdi.

  • Küçük kızlarda voleybol heyecanı

    Küçük kızlarda voleybol heyecanı

    Afyonkarahisar ev sahipliğinde düzenlenen Voleybol Küçük Kızlar Kulüp Müsabakaları başladı. Organizasyon, 22-24 Nisan tarihleri arasında oynanacak karşılaşmalarla devam edecek.

    Müsabakalara Afyonkarahisar başta olmak üzere Uşak, Kütahya ve Isparta illerinden kulüpler katılım sağlıyor. Tek devreli lig usulüne göre oynanacak karşılaşmalar sonucunda grubu lider tamamlayan takım, Türkiye Şampiyonası’na katılma hakkı elde edecek. >>>Haber Merkezi

  • Şuhut’ta hastane tatbikatında ekipler zamanla yarıştı

    Şuhut’ta hastane tatbikatında ekipler zamanla yarıştı

    Şuhut Devlet Hastanesi’nde olası afet ve acil durumlara karşı hazırlık amacıyla Hastane Afet Planıyla ilgili olarak geniş katılımlı bir tatbikat gerçekleştirildi. Gerçeği aratmayan görüntülerin ortaya çıktığı tatbikatta ekipler zamanla yarıştı. Tatbikata Şuhut Belediyesi, İl ve İlçe Sağlık Müdürlüğü personelleri, AFAD ekipleri, Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE), ilçe emniyeti, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Aksa Doğalgaz ekipleri destek verdi. Senaryo gereği hastanenin arka bölümünde oksijen tüplerinin bulunduğu alanda önce patlama meydana geldi, ardından büyük çaplı bir yangın çıktı. Yangını ilk fark edip müdahale eden personel yaralanırken, yaralıya hastanede müdahale edildi. Yangının büyümesi üzerine Şuhut Belediyesi itfaiye ekipleri olay yerine gelerek yangına müdahale etti. Tedbir amacıyla cerrahi servis ile yoğun bakım ünitesindeki hastalar hastane bahçesine tahliye edildi. Yangın sırasında yaralananlara ve dışarıda görev sırasında kaza geçirerek hastaneye getirilen orman işçilerine Acil Serviste ve hastane bahçesinde kurulan çadırlarda müdahale edildi. Olası kargaşa senaryosunda ise tedavi olmak için ısrarcı davranan vatandaşa özel güvenlik ve polis ekipleri müdahale etti. Ayrıca hastane içerisinde kaybolduğu senaryosu oluşturulan bir kız çocuğu bulunarak ailesine teslim edildi. Yangının kontrol altına alınmasının ardından tatbikat başarıyla sona erdi.

    “HER OLASILIĞI CİDDİYE ALMAYA ÇALIŞIYORUZ”

    Tatbikat hakkında açıklamalarda bulunan Şuhut Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Soner Taşar, olası afet ve acil durumlara karşı hazırlıkları artırmak amacıyla tatbikatı başarıyla tamamladıklarını belirtti. Taşar, “Hem idaremiz hem de personelimiz olarak afet ve acil durumları büyük bir ciddiyetle ele alıyoruz. Bu süreci rutin bir uygulama olarak değil önemli bir sorumluluk olarak görüyoruz. Tatbikat boyunca personelimizin bu ciddiyeti yansıttığını gördük. Afet anında hem hizmetin kesintisiz sürmesi hem de hızlı ve etkili müdahale büyük önem taşıyor. Her yıl senaryoları daha kapsamlı ve gerçekçi hale getirmeyi daha fazla birimin katılımını sağlamayı hedefliyoruz. Tatbikata katılan tüm ekipler gerçek bir afet durumu varmış gibi hızlı şekilde ihtiyaçlarımıza cevap verdi. Bu tatbikatın amacı da kurumlar arası koordinasyonun etkinliğini test etmekti. Destek veren tüm kurum ve personellere teşekkür ediyorum” dedi. >>>Haber Merkezi

     

  • 23 Nisan’ın tarihsel dönüşüm boyutu

    23 Nisan’ın tarihsel dönüşüm boyutu

    Abdullah Kaptan Konferans Salonunda düzenlenen konferansa; Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Sibel Yazıcı ile birlikte öğrenciler katıldı. Konferansta; Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Öğr. Gör. Gülden Yürektürk, “23 Nisan 1920 Egemenliğin Millete Devri: Siyasal ve Tarihsel Bir Analiz” konulu sunumunda ulusal egemenliğin tarihsel arka planı, Milli Mücadele’nin hazırlık evresi ve 23 Nisan 1920’de meclisin açılmasıyla yaşanan gelişmeleri anlattı. 23 Nisan 1920 tarihinin egemenliğin yön değiştirdiği, meşruiyetin yeniden tanımlandığı ve siyasi iktidarın temelinin kökten sarsıldığı bir tarihsel kırılma anı olduğunu söyleyen Yürektürk, “Egemenliğin kaynağı değişmiştir. Meşruiyetin dayanağı değişmiştir. Siyasi iktidarın örgütlenme biçimi değişmiştir. Bu değişim, geri dönülemez değişimdir. 23 Nisan 1920 sadece bir ‘açılış’ değildir. Aynı zamanda bir kopuş ve kuruluştur” dedi.

    MAGNA CARTA’DAN FRANSIZ DEVRİMİ’NE EGEMENLİK MÜCADELESİ

    Ulusal egemenliğin tarihsel arka planını anlatan Yürektürk, şunları söyledi: “Modern devlet anlayışının temelleri ve egemenliğin kaynağının sorgulanması süreci, şüphesiz 1215 tarihli Magna Carta ile başlatılabilir. Bu belge ile ilk kez bir kralın yetkileri sınırlandırılmış, bireyin hakları kavramsal düzeyde tanınmış ve egemenliğin kaynağı tartışmaya açılmıştır. Ardından 1648 Westphalia Antlaşması ile ulus-devlet sisteminin temelleri atılmış; egemenliğin yalnızca tanrısal bir kaynaktan değil, giderek halk iradesiyle ilişkilendirilebileceği fikri güç kazanmıştır. Egemenliğin monarşiden millete geçişinin felsefi altyapısı ise özellikle John Locke ve Jean-Jacques Rousseau tarafından oluşturulmuştur. Locke, egemenliğin halka ait olduğunu ve yönetime emanet edildiğini savunmuş; bu emanetin kötüye kullanılması durumunda halkın direnme ve hatta yönetimi değiştirme hakkına sahip olduğunu savunmuştur. Rousseau ise bu düşünceyi daha ileri taşıyarak egemenliğin bölünemez, devredilemez ve yanılmaz olduğunu, dolayısıyla yalnızca halka ait olabileceğini ifade etmiştir. Bu felsefi birikimin pratiğe dönüşmesi ise 1789 Fransız Devrimi ile gerçekleşmiştir.”

    “TÜRK İNKILABI, OSMANLI MODERNLEŞMESİNİN YÜZYILA YAYILAN BİRİKİMİ”

    Osmanlı-Türk tarihindeki monarşiden kopuş ve milli egemenliğe geçiş süreci hakkında bilgiler veren Yürektürk, konuşmasına şöyle devam etti: “Avrupa’da ortaya çıkan fikirler yalnızca Batı toplumlarını etkilememekle kalmamış, Osmanlı aydınları üzerinde de derin izler bırakmıştır. 19. yüzyıl boyunca Osmanlı entelektüelleri, Aydınlanma düşüncesini kendi toplumsal yapılarıyla uyumlu hale getirmeye çalışmışlardır. Bu süreçte gerçekleştirilen ıslahat hareketleri, doğrudan bir rejim değişikliği yaratmamış olsa da yapısal dönüşümün temelini oluşturmuş ve egemenliğin kaynağının sorgulanması, Türk inkılabını hazırlayan zemini meydana getirmiştir. Bu çerçevede III. Selim döneminde Batı ile kurulan ilişkiler, özellikle Fransa ile yapılan diplomatik temaslar ve Batı düşünce eserlerinin Türkçeye çevrilmesiyle birlikte yeni bir zihinsel açılım başlatmıştır. Ardından II. Mahmut döneminde bu zihinsel dönüşüm, devlet yapısında gerçekleştirilen köklü reformlarla desteklenmiş; merkezi otorite yeniden düzenlenmiş ve Avrupa’ya öğrenci gönderilerek yeni bir aydın kuşağı yerleştirilmiştir. Abdülmecid döneminde ise Batı kültürüyle temas daha da yoğunlaşmış, Fransızca bilen, Batı’yı doğrudan okuyabilen ve yorumlayabilen bir devlet adamı profili ortaya çıkmıştır. Tanzimat ile birlikte devletin hukuki yapısında önemli değişiklikler yapılmış, padişahın yetkilerinin sınırlandırma süreci, zamanla daha ileri bir aşamaya taşınarak, yeni bir aydın hareketi olan Genç Osmanlılar ortaya çıkmıştır. Genç Osmanlıların düşünsel birikimi ile I. Meşrutiyet ve II. Meşrutiyet ilan edilmiştir. Türk inkılabı, tarihin boşluğunda ortaya çıkmış ani bir kırılma değil; Osmanlı modernleşmesinin yüzyıla yayılan birikimi üzerine yükselen tarihsel bir devamlılığın ürünüdür.”

    “KONGRELERDE; ÖN PLANA ÇIKAN TEK BİR TEMEL İLKE ULUSAL EGEMENLİK”

    19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışıyla birlikte yeni bir dönem fiilen başladığını belirten Yürektürk, “Mustafa Kemal’in önderliğinde başlatılan bu süreç, kısa sürede bölgesel direniş hareketlerini aşarak, dalga dalga yayılan ulusal bir mücadeleye dönüşmüştür. Cepheler öncesi hazırlık evresi olarak adlandırdığımız bu dönemde Havza ve Amasya Genelgeleri ile Erzurum ve Sivas Kongrelerine baktığımızda, kongrelerin satır aralarında ön plana çıkan tek bir temel ilke görürüz; ulusal egemenlik” diye konuştu. Ulusal egemenliğin, yalnızca teorik bir ifade değil; aynı zamanda yürütülen mücadelenin yönünü belirleyen siyasi bir irade olduğunu kaydeden Yürektürk;  “Amasya Genelgesi bu sürecin adeta bir manifestosu, bir yol haritası ve aynı zamanda açık bir başkaldırı niteliğindedir. Erzurum ve Sivas Kongreleri ile daha da somut ve kurumsal bir nitelik kazanır. Erzurum Kongresi’nde bölgesel gibi görünen kararların aslında ulusal bir perspektife sahip olduğu görülürken; Sivas Kongresi ile bu hareket tamamen ulusal bir kimlik kazanmıştır” ifadelerini kullandı.

    “MİSAK-I MİLLİ’DEN MECLİSE: ULUSAL EGEMENLİĞİN İNŞASI”

    Yürektürk, Mustafa Kemal’in 108 gün boyunca Sivas’tan Milli Mücadele’yi yönettiğini Aralık 1919’da Ankara’ya geldiğini ifade ederek, şöyle konuştu: “Ankara bu tarihten itibaren hem askeri operasyonların koordine edildiği hem de siyasi örgütlenmenin yürütüldüğü stratejik bir merkez haline gelmiştir. Aynı dönemde gerçekleştirilen Meclis-i Mebusan seçimleri, milliyetçi kadroların İstanbul’daki parlamentoya güçlü bir şekilde girmesiyle sonuçlanmış ve Misak-ı Milli kabul edilmiştir. Ancak bu gelişme uzun ömürlü olmamış; 16 Mart 1920’de İstanbul’un İtilaf kuvvetleri tarafından resmen işgal edilmesi ve Meclis-i Mebusan’ın kapatılmasıyla yeni bir kırılma noktası ortaya çıkmıştır. Fakat bu durum beklenmedik bir dağılma yaratmamış, aksine dağınık enerjiyi merkezi bir iradeye dönüştürmüştür. Mustafa Kemal, bu gelişmeye hızlı ve kararlı bir şekilde yanıt vermiştir. Bir yandan valilere ve komutanlara gönderdiği genelge ile olağanüstü yetkilere sahip yeni bir meclisin Ankara’da toplanacağını bildirmiş, diğer yandan seçim çalışmaları başlatmıştır. 23 Nisan 1920 tarihi, rastlantısal bir gelişme değil; uzun bir hazırlık sürecinin birikiminin doğal ve kaçınılmaz sonucu olarak ortaya çıkmıştır. TBMM’nin açılması, sıradan bir parlamento açılışı değil; egemenlik anlayışında köklü bir kırılmanın ilanıdır.” Konferans, soru cevap bölümün ardından sona erdi. >>>Haber Merkezi

  • Vali Aktaş: “İscehisar mermeri dünyanın dört bir yanında yapıları süslüyor”

    Afyonkarahisar Valisi Dr. Naci Aktaş, dünyaca ünlü mermer yataklarının bulunduğu İscehisar ilçesinde çıkarılan mermerlerin geçmişte Roma yapılarında olduğu gibi günümüzde de dünyanın birçok şehrinde yapıları süslemeye devam ettiğini kaydetti.

    Vali Aktaş, ilçe temasları çerçevesinde beraberindeki kent protokol üyeleriyle birlikte İscehisar ilçesini ziyaret etti. Vali Aktaş ilk olarak sektörel anlamda kurulan ve Türkiye’nin ilk İhtisas OSB’lerinden olan İscehisar Mermer İhtisas Organize Sanayi Bölgesini ziyaret etti. OSB’nin mevcut durumu ve yürütülen çalışmalara dair bilgi alan Vali Aktaş, ardından bölgenin ilk müteşebbis heyet toplantısına başkanlık yaptı. Sektöre yeni ve katma değerli ürün kazandırmak amacıyla kurulan, nitelikli iş gücü yetiştiren ve mermerde kaliteyi ISCe ile markalayan Mermer Akademisi hakkında da bilgi alan Vali Aktaş, atölyede üretilen ürünleri de inceledi.

    “Mermerimiz dünyanın dört bir yanına gönderiliyor”

    Vali Aktaş ikinci ziyaretini ise İscehisar Mermerciler Derneği ve Karamehmet Mermer Yönetim Kurulu Başkanı Remzi Özcan’a gerçekleştirdi. Yönetim kurulu üyeleri Cihan Özcan, Cihat Özcan ve Ceyhun Özcan’ın da hazır bulunduğu ziyarette fabrikada da incelemelerde bulunan Vali Aktaş’a ilçede çıkarılan ve işlenen mermerin kalitesi ve özellikleri anlatıldı.

    Ziyarette konuşan başkan Özcan, yer altından çıkarılan her bloğun, İscehisar’ın binlerce yıllık mirasını taşıdığını, sabırla işlenip ustalıkla şekillendiğini ve dünyanın dört bir yanına gönderilen birer değere dönüştüğünü vurguladı. Özcan, “Toprağın derinliklerinden doğan Afyon mermeri, emeğin ve ustalığın ellerinde sanata dönüşüyor” dedi.

    Öte yandan, Vali Aktaş ilçede kurum müdürleri ve muhtarlar ile de bir araya gelerek ilçenin genel durumu hakkında bilgi aldı.

  • Prof. Dr. Altıntaş’tan TBMM’nin kuruluşuna tarihi bakış

    Prof. Dr. Altıntaş’tan TBMM’nin kuruluşuna tarihi bakış

    Erdal Akar Konferans Salonunda düzenlenen, konuşmacı olarak Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ahmet Altıntaş’ın yer aldığı etkinliğe; Teknoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayhan Erol, Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gürsoy Şahin ile birlikte öğretim elemanları ve öğrenciler katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan konferansın açış konuşmasını Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gürsoy Şahin gerçekleştirdi. Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışının 106. yıl dönümünü anmak ve bu tarihi dönüm noktasının anlamını yeniden düşünmek üzere bir araya geldiklerini söyleyen Şahin, “23 Nisan 1920 hem yeni bir meclisin teşekkül ettiği hem de millet iradesinin egemenliğe dönüştüğü, bağımsızlık idealinin kurumsal bir kimlik kazandığı bir başlangıçtır. Bu anlamlı günde, geçmişin sorumluluğunu ve geleceğin yükümlülüklerini birlikte hatırlayarak verimli bir konferans geçirmeyi diliyorum” diye konuştu.

    “MUTLAK OTORİTE, HALK LEHİNE İLK KEZ MAGNA CARTA İLE SINIRLANDIRILIYOR”

    Açış konuşmasının ardından Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ahmet Altıntaş’ın “Türkiye Büyük Millet Meclisinin Açılması ve Meclisin Düşünce Yapısı” konulu konferansına geçildi. Yönetim sistemlerinin tarihsel evriminden bahseden Prof. Dr. Ahmet Altıntaş, insanlık tarihinin başlangıcından itibaren “kimin, hangi güçle yöneteceği” sorusunun temel tartışma konusu olduğunu ifade etti. Dünya tarihinde mutlak otoritenin halk lehine ilk kez 1215 yılında İngiltere’de imzalanan Magna Carta ile sınırlandırılmaya başlandığını kaydeden Altıntaş, “1789 Fransız İhtilali ile ‘cumhuriyet’ kavramı, dünya siyaset sahnesine çıkıyor. Montesquieu’nün ‘Kuvvetler Ayrılığı’ ilkesinin ve “Toplum Sözleşmesi” anlayışının, halk iradesinin yönetime yansımasındaki en önemli teorik dayanaklardır” diye konuştu.

    “OSMANLI DEVLETİ’NDE MERKEZİ YÖNETİM YAPISI MODERNLEŞTİRİLDİ”

    Osmanlı Devleti’nde padişahın yetkilerinin sınırlandırılması sürecinin temellerinin, Sened-i İttifak ile atıldığını ve II. Mahmud döneminde ayanlarla yapılan sözleşme ile padişahın görev ve sorumluluklarının ilk kez belirli ölçüde tanımlanmasına yol açtığını ifade eden Altıntaş, “Bu gelişmeler, 1839’da ilan edilen Tanzimat Fermanı ile daha da kurumsallaştı. Tanzimat sürecinde kurulan Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye ve Encümen-i Daniş gibi meclisler aracılığıyla, padişahın yetki ve sorumlulukları yeniden düzenlendi. Aynı dönemde oluşturulan Hariciye, Dahiliye ve Adliye nezaretleriyle birlikte merkezi yönetim yapısı modernleştirildi. Geleneksel Kanun-ı Kadim anlayışının değişime açılmasıyla, devlet yönetiminde bakanlıklar üzerinden yetki paylaşımı öne çıktı. Böylece Osmanlı’da mutlak otoriteden daha sınırlı ve kurumsal bir yönetime geçiş süreci hız kazandı” dedi.

    “OSMANLI’DA FRANSIZ ETKİSİ VE MODERN YÖNETİM YAPISININ OLUŞUMU”

    Osmanlı Devleti’nde Tanzimat süreciyle birlikte yönetim yapısında köklü bir dönüşümün yaşandığını kaydeden Altıntaş, şunları söyledi: “Özellikle Fransız İhtilali’nin etkisiyle, bakanlıkların talimat, tebliğ ve kararnameleri büyük ölçüde Fransız modeline göre yeniden düzenlendi. Bu durum, Osmanlı’da yönetim anlayışının Fransız usulü çerçevesinde yeniden şekillendiğini ortaya koydu. Bu dönemde yalnızca idari yapı değil, toplumsal düzen de değişmeye başladı. II. Mahmud’a atfedilen ‘tüm tebaanın eşitliği’ vurgusu ve Mustafa Reşit Paşa’nın Tanzimat’ı eşitlik temelinde tanımlayan yaklaşımı, Müslüman–gayrimüslim ayrımının zayıfladığı ve daha eşitlikçi bir sisteme geçişin hedeflendiğini gösterdi. Yönetim reformları kapsamında Hariciye, Dahiliye ve diğer nezaretler Fransız bakanlık sistemi örnek alınarak yapılandırıldı. Bu dönüşüm, padişahın yetkilerinin dolaylı olarak sınırlandırılması anlamına gelirken, modern bürokrasiye geçişin de önünü açtı. Reformların sürdürülebilmesi için eğitim kurumlarına da ağırlık verildi. Mekteb-i Mülkiye-i Şahane, Mekteb-i Harbiye ve hukuk eğitimi veren okullar aracılığıyla yeni bir bürokrat ve yönetici sınıfı yetiştirilmeye başlandı. Bu süreçte Fransızca eğitimi yaygınlaşırken, Jean-Jacques Rousseau, Montesquieu, Voltaire ve Albert Sorel gibi düşünürlerin fikirleri Osmanlı aydınları üzerinde etkili oldu. Sonuç olarak Tanzimat dönemi, Osmanlı’da hem yönetim hem de toplum yapısının Batı, özellikle de Fransız etkisiyle yeniden şekillendiği bir modernleşme evresi olarak öne çıktı. Osmanlı Devleti’nde reform süreci, 1856’da ilan edilen Islahat Fermanı ile yeni bir aşamaya girdi. “Nizam tazeleme” olarak da değerlendirilen bu dönem, 1839’dan itibaren uygulanan Tanzimat reformlarının eksik ve aksayan yönlerinin yeniden düzenlenmesini amaçladı. Bu süreçte idari yapı daha da geliştirildi ve 1864’te çıkarılan Vilayet Nizamnamesi ile taşra yönetimi modern bir sisteme kavuşturuldu. Vergi toplama ve yerel yönetim düzenlemeleri yeniden şekillendirilerek merkezi otorite güçlendirildi.”

    “MECLİS-İ MEBUSAN VE MECLİS-İ AYAN İLE PARLAMENTER SİSTEMİN TEMELLERİ ATILIYOR”

    Osmanlı Devleti’nde anayasal ve parlamenter tecrübenin köklerinin, 1876’da Kanun-ı Esasi’nin ilanı ve II. Abdülhamid döneminde açılan Meclis-i Mebusan ile Meclis-i Ayan’a dayandığını kaydeden Altıntaş,  “Bu yapı, Osmanlı’nın meclisli yönetime geçişte önemli bir deneyim kazandığını ve modern Türkiye’deki parlamenter sistemin temellerinin daha önce atıldığını gösterir. Kanun-ı Esasi’de resmi dilin Türkçe olarak belirlenmesi, çok uluslu yapıya rağmen devletin kurucu unsurunu ve ortak zeminini tanımlayan önemli bir unsur olmuştur. Buna karşın, meclisin yapısı ve dönemin siyasi koşulları yönetilebilirlik sorunlarını da beraberinde getirmiş; bu nedenle II. Abdülhamid meclisi kapatarak anayasayı askıya almıştır” ifadelerini kullandı.

    1908’de II. Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte İttihat ve Terakki Cemiyeti öncülüğünde başlayan dönemin monarşiden cumhuriyete geçişte bir ara aşama niteliği taşıdığını ifade eden Altıntaş, “II. Meşrutiyet’te ‘hürriyet, eşitlik, kardeşlik ve milliyetçilik’ gibi kavramlar öne çıkarken, Osmanlıcılık fikri doğrultusunda tüm unsurların eşit haklarla bir arada tutulması hedeflenmiştir. Ancak kısa sürede milliyetçilik hareketlerinin yeniden güç kazanması, özellikle Balkanlar’daki ayrılıkçı gelişmeler, bu idealin sürdürülebilir olmadığını ortaya koymuştur. Böylece Osmanlı’nın son döneminde edinilen bu anayasal ve parlamenter deneyimler, hem başarıları hem de sorunlarıyla Cumhuriyet’e giden sürecin önemli bir hazırlık aşaması olmuştur” diye konuştu.

    “DESANTRALİZASYON SÜRECİ BAŞLADI”

    19.yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında, dünyada yükselen ulus-devlet anlayışının Osmanlı Devleti’ni derinden etkilediğini ve milliyetçilik akımlarının güçlenmesiyle birlikte, farklı etnik ve dini gruplar eşit haklar verilse dahi bağımsızlık arayışına yöneldiğini söyleyen Altıntaş, “Bu süreç, ‘desantralizasyon’ yani çözülme ve ayrışma dönemi olarak kendini gösterdi. İttihat ve Terakki Cemiyeti yönetimindeki Enver Paşa, Talat Paşa ve Cemal Paşa, bu dağılmayı önlemek için çeşitli politikalar geliştirse de başarılı olamadı. Özellikle Adana Olayları gibi gelişmeler, etnik grupların daha bağımsız hareket etme arayışlarını hızlandırdı. Osmanlı Devleti’nin sonunu belirleyen en önemli kırılma noktası ise I. Dünya Savaşı oldu” şeklinde konuştu.

    “OSMANLI’NIN DAĞILMA SÜRECİ VE MİLLİ MÜCADELE’NİN BAŞLANGICI”

    1.Dünya Savaşı öncesinde geniş bir coğrafyaya yayılan imparatorluğun, savaşın ardından büyük ölçüde toprak kaybına uğradığını kaydeden Altıntaş, “Sevr Antlaşması ile bu durum somutlaştı ve Osmanlı’ya çok dar bir coğrafya bırakılması öngörüldü. Bu gelişmelere karşılık olarak ortaya çıkan Türk Kurtuluş Savaşı, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının, dayatılan siyasi ve coğrafi sınırlamalara karşı yürüttüğü bir direniş hareketi oldu. Bu mücadele, yalnızca askeri bir savaş değil; aynı zamanda bağımsızlık, egemenlik ve ulus-devlet kurma iradesinin güçlü bir ifadesi olarak tarihte yerini aldı” ifadelerini kullandı.

    “MİLLİ MÜCADELE’NİN BAŞLANGICI VE ERZURUM–SİVAS KONGRELERİ SÜRECİ”

    Mustafa Kemal’in 1919’da Samsun’a çıkışıyla başlayan süreçte, Amasya Genelgesi ile ilk kez “İstanbul Hükümeti görevini yapamamaktadır, millet kendi kaderini kendisi belirleyecektir” tespitini ortaya koyduğunu ifade eden Altıntaş, “Bu, milli egemenlik fikrinin temelini oluşturdu. Ardından toplanan Erzurum Kongresi, ‘vatan bir bütündür, parçalanamaz’ ve ‘milli irade esastır’ ilkeleriyle direnişin çerçevesi belirlendi. Bu kongrede seçilen Heyet-i Temsiliye, fiilen bir hükümet gibi hareket ederek 1920’de meclis açılana kadar süreci yönetti. Sivas Kongresi ile tüm Anadolu’ya yayıldı ve direniş tek merkezde toplandı. Sivas’ta alınan ‘manda ve himaye kabul edilemez’ kararı ise, yalnızca siyasi değil ekonomik bağımsızlığın da hedeflendiğini açıkça ortaya koydu” dedi.

    “ANADOLU VE RUMELİ MÜDAFAA-İ HUKUK’TAN TBMM’YE GEÇİŞ”

    Sivas Kongresi’nde alınan “manda ve himaye kabul edilemez” kararının, yalnızca siyasi değil ekonomik bağımsızlığın da hedeflendiğini ortaya koyduğunu ve tam bağımsızlık anlayışının temelini attığını belirten Altıntaş, şunları söyledi: “Bu kongrede ayrıca tüm direniş güçleri Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti çatısı altında birleştirildi; bu yapı ilerleyen süreçte 1923’te Cumhuriyet Halk Partisi’ne dönüşecekti. Sivas’ın stratejik açıdan yetersiz kalması ve Damat Ferit Paşa’nın tehditleri nedeniyle, direnişin merkezi olarak demiryolu bağlantıları güçlü ve halk desteği yüksek olan Ankara tercih edildi. Heyet-i Temsiliye, 27 Aralık 1919’da Ankara’ya gelerek Milli Mücadele’yi buradan yönetmeye başladı. Ancak bu dönem, Mustafa Kemal Atatürk için en zorlu süreçlerden biri oldu. 27 Aralık 1919 ile 23 Nisan 1920 arasındaki zaman diliminde lider kadro mevcut olmasına rağmen düzenli bir ordu, yeterli ekonomik kaynak ve oturmuş bir siyasi yapı henüz bulunmuyordu. Bu nedenle Ankara’da, hem askeri hem siyasi hem de kurumsal altyapının oluşturulmasına yönelik yoğun bir hazırlık süreci yürütüldü. Bu hazırlıkların sonucu olarak 23 Nisan 1920’de meclisin açılmasıyla birlikte, Milli Mücadele kurumsal bir zemine kavuşarak yeni Türk devletinin temelleri atılmış oldu.”

    “ANKARA SON DERECE YOKSUL VE ALTYAPIDAN YOKSUN BİR ANADOLU ŞEHRİ”

    Milli Mücadele’nin başlangıcında Ankara’nın son derece yoksul ve altyapıdan yoksun bir Anadolu şehri görünümünde olduğunu ifade eden Altıntaş, “Mustafa Kemal Atatürk ve Heyet-i Temsiliye üyeleri burada konaklayacak yer bulamadıkları için Ziraat Mektebi’nde kalmış, yemeklerini kendi imkânlarıyla hazırlamışlardır. Aynı yokluklar Sivas ve Erzurum’da da yaşanmış; halk, elindeki sınırlı imkânlarla Milli Mücadele kadrolarına destek olmuştur” diye konuştu.

    Mustafa Kemal, İstanbul’da açılacak Meclis-i Mebusan için strateji belirlediğini ve milli hedeflerin kabul ettirilmesini istediğini söyleyen Altıntaş, konuşmasına şöyle devam etti: “Bu hedeflerin en önemlisi, 28 Ocak 1920’de kabul edilen Misak-ı Milli olmuştur. Misak-ı Milli ile milli sınırlar, bağımsızlık ve yeni devletin temel esasları ortaya konmuştur. Ancak bu kararlar İtilaf Devletleri’ni rahatsız etmiş ve 16 Mart 1920’de İstanbul’un İşgali gerçekleşmiştir. Bu gelişme, Ankara’da yeni bir meclis açılmasını zorunlu hale getirmiştir. Mustafa Kemal’in çağrısıyla İstanbul’dan gelen milletvekilleri ve Anadolu’dan seçilen temsilcilerle birlikte, 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmıştır. İlk aşamada tüm milletvekilleri katılamasa da yaklaşık 120 vekille Meclis çalışmalarına başlamıştır. Sonuç olarak bu dönem, yokluk ve imkânsızlıklar içinde yürütülen bir bağımsızlık mücadelesinin aynı zamanda siyasi ve kurumsal temelinin atıldığı; milli egemenliğe dayalı yeni bir devletin doğuş sürecini temsil etmektedir. 1920’de Ankara, hem fiziki hem de siyasi açıdan son derece zor şartlar altında yeni bir devletin merkezi haline gelmeye çalışıyordu. Henüz tamamlanmamış olan meclis binası, büyük çabalarla hazır hale getirildi; Ali Fuat Cebesoy’un kolordusuna bağlı birlikler inşaatı hızlandırırken, şehirdeki okullardan getirilen sıralar ve masalar kullanıldı. Isınma bir sac sobayla sağlanıyor, aydınlatma ise tek bir gaz lambasıyla yapılıyordu. Çatısı eksik olan binanın kiremitleri, Ankaralıların evlerinden getirdikleri malzemelerle tamamlandı. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti de maddi destek sağlayarak meclisin açılmasına katkıda bulundu. Ancak zorluklar sadece maddi değildi. 10 Nisan 1920’de yayımlanan Dürrizade Fetvası ile Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak gibi liderler ‘hain’ ilan edilerek idamla cezalandırılmak istendi. Bu fetva, Anadolu’da çok sayıda isyanın çıkmasına yol açtı; özellikle Nallıhan, Beypazarı, Bolu, Düzce ve Gerede çevresindeki ayaklanmalar Ankara’yı doğrudan tehdit etti.”

    “TBMM’NİN AÇILIŞI VE İLK MECLİS ÇALIŞMALARI”

    23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisinin, Ankara’da büyük zorluklar ve manevi bir atmosfer eşliğinde açıldığını kaydeden Altıntaş, “Açılış öncesinde Hacı Bayram Camii’nde dualar edildi, hatimler ve Buhari okumaları yapıldı; ardından dini semboller eşliğinde Meclis binasına yürünerek kurbanlar kesildi. Meclis, en yaşlı üye olan Şerif Bey başkanlığında açıldı. 24 Nisan’da Mustafa Kemal Atatürk, yapılan oylamada büyük çoğunlukla Meclis Başkanı seçildi. Mecliste kabul edilen önergeyle, geçici değil kalıcı bir hükümet kurulması kararlaştırıldı” dedi.

    TBMM’NİN YÖNETİM MODELİ VE SİYASİ GRUPLAR

    Türkiye Büyük Millet Meclisinin açıldığı dönemde “Meclis Hükümeti Sistemi” ile çalışan oldukça güçlü ve doğrudan egemenliği elinde tutan bir yapıya sahip olduğunu kaydeden Altıntaş, şunları söyledi: “Bu sistemde yürütme yetkisi tek bir hükümette değil, doğrudan Meclis’in içinden seçilen İcra Vekilleri Heyeti aracılığıyla kullanılıyordu. Bakanlar, Meclis içinde adaylık ve oylama yoluyla seçiliyor; çoğunluğu alan kişi göreve geliyordu. Bu durum, klasik parlamenter sistemden farklı olarak doğrudan Meclis egemenliğine dayalı bir yapı oluşturuyordu. Meclis Başkanı olan Mustafa Kemal Atatürk, yürütme üzerinde mutlak bir atama yetkisine sahip değildi; kararlar kolektif irade ile şekilleniyordu. Bu nedenle sistem, teorik olarak oldukça demokratik bir görünüm taşıyordu. Dönemin Meclisi içinde farklı siyasi eğilimler de yer alıyordu. Birinci grup, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu olup Mustafa Kemal’i ve Milli Mücadele’yi koşulsuz destekliyordu. İkinci grup, saltanat ve hilafetin devamını savunan, ancak ülkenin bağımsızlığını da isteyen muhafazakâr milletvekillerinden oluşuyordu. Üçüncü grup ise daha radikal bir çizgide olup, Sovyet Rusya benzeri bir yönetim modelinin emperyalizme karşı daha etkili olabileceğini savunuyordu. Bu farklılıklara rağmen Meclis’in ortak paydası ‘önce vatanın kurtarılması’ ilkesiydi. Yani ideolojik ayrılıklar ikinci planda kalıyor, bağımsızlık hedefi birleştirici unsur oluyordu. Ancak savaşın ilerlemesi ve devletin kurumsallaşmasıyla birlikte bu farklı görüşler zamanla ayrışmaya başladı. İlk büyük anayasal düzenleme olan Teşkilat-ı Esasiye Kanunu ile devletin yapısı daha netleşti. Sürecin nihai sonucu ise 29 Ekim 1923’te Cumhuriyetin İlanı ile yeni rejimin kurulması oldu.” Konferans, soru cevap bölümünün ardından teşekkür belgesi takdimi ile sona erdi. >>>Haber Merkezi

  • Sokak köpeği, tanımadığı bir adamın yanına yaklaşarak nazikçe sevgi istiyor…

    Sokak köpeği, tanımadığı bir adamın yanına yaklaşarak nazikçe sevgi istiyor…

    📶https://kanal3.com.tr/
    Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Ederek Son Dakika Haberleri Alabilirsiniz;
    İnstagram : https://www.instagram.com/kanal3tv
    Facebook : https://www.facebook.com/kanal3tv
    X: https://x.com/kanal3tv
    Telegram : https://t.me/kanal3_tv
    Whatsapp : https://whatsapp.com/channel/0029VaFDm2rEKyZKvlSELq17
    Next : https://sosyal.teknofest.app/@kanal3tv

    #Kanal3AnaHaber #Kanal3Haber #Kanal3

    The post Sokak köpeği, tanımadığı bir adamın yanına yaklaşarak nazikçe sevgi istiyor… first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Şuhut’ta 23 Nisan coşkuyla kutlandı

    Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesinde, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Cumhuriyet İlkokulu’nun düzenlenen programla büyük bir coşku içerisinde kutlandı.

    Cumhuriyet İlkokulu bahçesinde gerçekleştirilen kutlama programına; Şuhut Kaymakamı İzzet Cem Eser, Şuhut Belediye Başkanı Muhittin Özaşkın, Şuhut Cumhuriyet Başsavcısı Abdullah Eroğlu, Şuhut İlçe Milli Eğitim Müdürü Ebubekir Bozkurt, İlçe Emniyet Müdürü Atilla Çınar, İlçe Jandarma Komutanı Teğmen Mehmet Özcan, protokol üyeleri ile çok sayıda öğretmen, öğrenci ve veli katıldı.

    Programda, öğrencilerin hazırladığı renkli gösteriler ve duygu yüklü şiirler izleyenlerden büyük beğeni topladı. Miniklerin sahne performansları bayramın anlam ve önemine yakışır görüntülere sahne olurken, alanda bulunan davetliler tarafından uzun süre alkışlandı.

    Kutlama etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen çeşitli yarışmalarda dereceye giren öğrencilere ödülleri, protokol üyeleri tarafından takdim edildi.

  • Doğaltaşın kalbinde neler oluyor, Marble İzmir beklentileri karşıladı mı? İşte fuarın perde arkası ve Afyonkarahisar’ın yükselen yıldızı!

    Doğaltaşın kalbinde neler oluyor, Marble İzmir beklentileri karşıladı mı? İşte fuarın perde arkası ve Afyonkarahisar’ın yükselen yıldızı!

    Mermerin devleri İzmir’de buluştu ama gözler Afyon’daki o randevuda

    31.Marble İzmir Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı’nı geride bıraktık. 14-17 Nisan 2026 tarihleri arasında düzenlenen dev organizasyona İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu ev sahipliği yaptı. Dünyanın dört bir yanından gelen katılımcılarla sabahın erken saatlerinde start alan fuarda, 4 gün boyunca firmalar en özel eserlerini sergiledi. Kanal 3 ve Gazete 3 ekibi olarak biz de oradaydık, nabzı yerinde tuttuk.

    Bakan Bolat ve Vali Aktaş’tan Afyon stantlarına çıkarma

    Fuarın açılışını Ticaret Bakanı Ömer Bolat yaptı. Açılış konuşmasının ardından stantları tek tek gezen Bakan Bolat, firmalara bereketli satışlar diledi. İZFAŞ alanını bilenler bilir; A’dan D’ye kadar uzanan o devasa alanı adım adım gezmek her babayiğidin harcı değil. Bakan Bey de ulaşabildiği kadar firmaya moral verip ayrıldı.

    Bakan Bey’i uğurlayan Afyonkarahisar Valisi Dr. Naci Aktaş ise ATSO Başkanı Hüsnü Serteser ve AFSİAD Yönetim Kurulu Başkanı ve AFSİAD FED Kurucusu Kadir Sayın, ATSO ve AFSİAD Üyeleri  ile birlikte Afyonlu hemşehrilerimizin stantlarını adeta markaja aldı. Şehrimize yeni atanan Vali Aktaş, ilk defa katıldığı İzmir fuarında samimi ve sıcak tavırlarıyla hepimizin gönlünü fethetti. Mermer tasarımlarımızı tek tek inceleyip bilgi alan Vali Bey, mikrofonlarımıza yaptığı özel açıklamada Afyon’un ihracattaki kritik önemini bir kez daha vurguladı.

    İzmir’de durgunluk Afyon’da umut var

    Fuar görkemli başladı başlamasına ama maalesef sahadaki hava pek de öyle değildi. Aylar öncesinden büyük maliyetlerle hazırlanan firma sahipleriyle “abi kardeş” tadında sohbet ettik. Ortadoğu’da tırmanan Irak, ABD ve İsrail gerginliği fuarın üzerine gölge gibi çökmüş durumda. Geçen yıllara göre hem katılımcı hem de ziyaretçi sayısında gözle görülür bir düşüş vardı. Birçok firma sahibi, “Her yıl biraz daha zorlaşıyor” diyerek dert yandı.

    2025-Afyon Blok Mermer Fuarı

    Taş yerinde ağırdır: Şimdi sıra Afyon blok mermer fuarında

    İzmir’de yüzler biraz asık olsa da herkesin dilinde tek bir yer vardı: Afyonkarahisar! Geçtiğimiz yıl haziranda ilki düzenlenen Blok Mermer Fuarı’nı hatırlarsınız; o meşhur Afyon sıcağına rağmen rekor katılım olmuş, firmaların yüzü gülmüştü.

    İşte bu yüzden Afyonlu firmalar şimdi haziran ayındaki 2. Blok Mermer Fuarı’na kilitlenmiş durumda. İzmir’de beklediğini bulamayanlar umudunu bizim şehrimize bağladı. “Taş yerinde ağırdır” sözüyle yola çıkan bu fuar, bence dünyanın gözdesi olmaya aday. Afyonkarahisar bu fuarla birlikte dünyaya kapılarını sonuna kadar açacak inşallah!

  • “Bugün, 23 Nisan’da neyi kutlayacaklar?”

    “Bugün, 23 Nisan’da neyi kutlayacaklar?”

    Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Demokrat Lider Uysal, şu ifadeleri kullandı: “AKP iktidarında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve Ulusal Egemenliğe atfedilen, Büyük Atatürk tarafından çocuklara armağan edilen 23 Nisan önceleri gizli, sonraları ise aşikar bir saldırı, bir gayret ile kutlanacak sebeplerini yitirdi. Mevcut ve Meclisi etkisiz kılan Hükümet Sistemi öncesinde ortaya çıkardıkları ‘fiili’ durumla, yani çoğunlukçu bir anlayış, baskıcı bir tutumla ve 12 Eylül’ün, darbecilerin güçlerini tahkim ettikleri siyasi partiler ve seçim kanunu ile Ulusal Egemenliğimizi ‘beyefendi’nin keyfine bağladılar. Büyük Atatürk uyarmıştı; Şimdiye kadar milletimizin başına gelen bütün felaketler kendi talih ve geleceklerini başka birisinin eline terk etmesinden kaynaklanmıştır.”

    “BU, EGEMENLİĞİ TAMAMEN BİR KİŞİNİN RIZASINA DEVRETME HALİDİR”

    Genel Başkan Uysal, bugün ülkede her sahada büyük bir çöküş yaşandığını ifade etti: “Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik, siyasi, adli, ahlaki ve idari krizin tek sebebi bu keyfiyet, bu, egemenliği tamamen bir kişinin rızasına devretme halidir. Dünya tarihinin gördüğü en şanlı mücadelenin sonunda, insanlık için en büyük armağanın hürriyet olduğunu bilerek Büyük Türk Milletine, kendi karakterine uygun biçimde hürriyeti teslim etmek, egemenliği Milletimizin umdesinde toplamak bu mücadelenin en başat mükafatıdır. Ancak bugün, Kurtuluş Savaşı’nda vatan sevgisi, Millet sevgisi ile mücadele edip bu mükafatı elde eden Türk Milleti’nden bu mükafat gasp edilmek istenmektedir. Nihayetinde bugün ülkede her sahada büyük bir çöküş yaşanmaktadır.”

    “ÇOCUKLARIMIZI KORUYAMAZ, KOLLAYAMAZ HALE GELDİLER”

    Gültekin Uysal, “Maalesef, sadece çocuklarımıza emanet etmekle mükellef olduklarını, bugünü kutlamamıza asıl vesile olan Yüce Meclisi değil bugünün armağan edildiği çocuklarımızı da koruyamaz, kollayamaz hale geldiler. Milletin vekalet verdiği kişilerin, bu vekaleti şahsi çıkar ve hesapları için başkasına devrettiği bir keyfiyetin acısını artık yitirilen canlarla Milletçe ödüyoruz. İşte bu noktada, bugünün Türkiyesi’nde Ulusal Egemenliğin, Meclisin kıymetini daha da iyi idrak ediyoruz. Bizlere düşen en temel görev başta bugünün armağan edildiği çocuklarımızı, çocuklarımızın canını, geleceğini, refahını teminat altına alacak olan egemenliğimizi güçlendirmek, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni kuruluş ayarlarına döndürmek olmalıdır. Büyük Atatürk’ün ‘Millet ve memleket adına ve hesabına tek başvurulacak yer burasıdır; yani Yüksek Meclisinizdir. Bu yasal hakkı, bu milli hakkı, bu doğal hakkı hiçbir sebep ve bahane ile ve hiçbir düşünce ile, hiçbir kimseye ve hiçbir kurula terk edemeyiz’ sözlerini ve uyarılarını siyasetimize ve varlığımıza klavuz ederek hakkıyla kutlayacağımız günlere ulaşmak için çalışacağız. Ülkemizin bu iktidarla ve onun ‘ben dedim oldu’ anlayışı ile daha fazla maliyete katlanmamak için ivedilikle temsilde adaletin sağlandığı, Meclisin asli vasfına kavuştuğu bir düzenin tüm sorunlarımızın çözümü için nirengi noktası olduğunu biliyoruz” ifadelerini kullandı.

    “TAM DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE DİLEĞİ İLE”

    Genel Başkan Uysal, “Onca soruna sebep ekonomik krizin ve derin bir yoksulluğun en yüksek seviyede hissedildiği bugün, Ulusal Egemenlik Bayramımızda ekonominin en temel girdisinin ‘demokrasi’ olduğunu bir kez daha hatırlatıyor, çocuklarımız için kutlanacak bir geleceği kurmanın ancak egemenliği kullanabilmeleri ile mümkün olduğunu belirtmek istiyoruz. Çocuklarımızın, kardeşlik ve özgürlük duygularıyla güven içinde yaşayabilecekleri, özlemini duyduğumuz tam demokratik bir Türkiye dileği ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutluyor, bu günleri bize hediye eden başta Cumhuriyetimizin Kurucusu Büyük Atatürk olmak üzere bu mücadeleye emek veren mücadele arkadaşlarını saygı ile anıyoruz” dedi. >>>Ferhat YÜKSEL

  • Akdağ Tabiat Parkı’nın çöken yolu tamir edildi

    Akdağ Tabiat Parkı’nın çöken yolu tamir edildi

    Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesinde aşırı yağışlardan dolayı geçtiğimiz ay çöken Akdağ Tabiat Parkına giden yol tamir edilerek trafiğe açıldı.

    İlçe sınırları içersin de bulunan Akdağ Kocayayla Doğal Parkı arasında ulaşımı sağlayan ve yağışlar nedeni ile ulaşıma kapanan yol tamir edildi. Bölgede uzun süredir meydana gelen yağışlar sonrası dere ve çayların suları arttı. İlçe ile Akdağ’ın ulaşımını sağlayan yol üzerinde bulunan dere geçen gün taşarak yolun üzerinde ki köprünün bozulup ulaşıma kapanmasına neden oldu. Bunun üzerine harekete geçen Sandıklı Kaymakamlığı İlçe Özel İdare ekipleri yolun ve köprünün tamirini yaparak ulaşıma açtı.

  • Yurdunuseven, TBMM’de törenlere katıldı

    Yurdunuseven, TBMM’de törenlere katıldı

    TBMM’DE 23 NİSAN COŞKUSU

    23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 106’ncı yıl dönümü kapsamında Ankara’da bir dizi anlamlı tören ve program gerçekleştirildi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un başkanlığında düzenlenen programlara, AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Av. İbrahim Yurdunuseven’de divan üyesi olarak katıldı.

    ANITKABİR’DE RESMİ TÖREN

    Programlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Atatürk Anıtı’nda gerçekleştirilen çelenk sunma töreniyle başladı. Ardından heyet, Anıtkabir’i ziyaret etti. Burada Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün huzuruna çelenk sunularak saygı duruşunda bulunuldu ve Şeref Defteri imzalandı.

    1. MECLİS’TE TARİHİ ANLAR

    Anıtkabir programının ardından TBMM heyeti, Milli Mücadele’nin karargâhı olan I. Türkiye Büyük Millet Meclisi Binası’nda düzenlenen törene katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından TBMM Başkanı Kurtulmuş, Başkanlık Divanı üyeleriyle birlikte günün anlam ve önemine ilişkin konuşmasını gerçekleştirdi. Program, tarihi meclis binasının gezilmesiyle sona erdi.

    PROTOKOL KABULLERİ VE ÖZEL OTURUM

    Günün devamında gerçekleştirilen protokol kabullerine de katılan Yurdunuseven, TBMM Başkanı Kurtulmuş’a eşlik etti. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki programlar, Genel Kurul’da düzenlenen 23 Nisan Özel Oturumu ile devam etti.

    MİLLİ EGEMENLİK VURGUSU

    Programlarda, milli egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğuna vurgu yapılırken, Gazi Meclis’in 106 yıllık köklü geçmişi bir kez daha hatırlandı. Geleceğin teminatı olan çocuklara armağan edilen bu anlamlı gün, büyük bir gurur ve coşkuyla kutlandı. >>>Haber Merkezi

  • İsrail saldırılarında 16 Filistinli hayatını kaybetti

    İsrail saldırılarında 16 Filistinli hayatını kaybetti

    Filistin Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin, Filistinlileri ve mülklerini hedef alan saldırılarında yaşanan can kaybına ilişkin bilgi verildi.

    Açıklamada, yılın başından beri Batı Şeria’da Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler tarafından öldürülen Filistinlilerin sayısının 16’ya ulaştığı belirtildi.

    Öldürülen Filistinlilerin 13 ila 60 yaşlarında olduğu kaydedildi.

    Filistin Kurtuluş Örgütüne (FKÖ) bağlı Ayrım Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Konseyi verilerine göre, İsrail ordusu ve Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler mart ayı boyunca Batı Şeria’da Filistinlilere ve mülklerine yönelik 1819 saldırı gerçekleştirdi.

    İsrail ordusu ile Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, Batı Şeria’da neredeyse her gün Filistinlilere ve mülklerine saldırıyor.

    Filistin resmi verilerine göre, Batı Şeria’da Ekim 2023’ten bu yana Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler ile İsrail ordusunun saldırılarında artış yaşanıyor.

    Bu süreçte en az 1149 Filistinli hayatını kaybetti, yaklaşık 11 bin 750 kişi yaralandı, yaklaşık 22 bin kişi gözaltına alındı. >>>AA

  • Dünyadan 23 Nisan kutlamaları

    Dünyadan 23 Nisan kutlamaları

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün tüm dünya çocuklarına armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı tören ve etkinliklerle kutlandı.

    ​​​​​​​Türk Ajansı Kıbrıs’a (TAK) göre, kutlamalar kapsamında 09.00’da Lefkoşa Atatürk Anıtı önünde tören düzenlendi.

    Törene, KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Başbakan Ünal Üstel, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Yüksek Mahkeme Başkanı Bertan Özerdağ, 2’nci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Sebahattin Kılınç, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı (GKK) Tümgeneral İlker Görgülü, Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Sıla Usar İncirli ile bazı bakanlar, milletvekilleri, belediye başkanları, askeri yetkililer, çeşitli kurum ve kuruluşların temsilcileri, siyasi parti ve dernek yetkilileri ile vatandaşlar katıldı.

    ​​​​​​​23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla düzenlenen tören, anıta çelenklerin konulması ve saygı duruşu ile İstiklal Marşı eşliğinde bayrakların göndere çekilmesinin ardından sona erdi.​​​​​​​

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün tüm dünya çocuklarına armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı tören ve etkinliklerle kutlandı. Kutlamalar kapsamında Lefkoşa Atatürk Anıtı önünde tören düzenlendi. Törene, KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Başbakan Ünal Üstel, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Yüksek Mahkeme Başkanı Bertan Özerdağ, 2’nci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile bazı bakanlar, milletvekilleri, belediye başkanları, askeri yetkililer, çeşitli kurum ve kuruluşların temsilcileri, siyasi parti ve dernek yetkilileri ile vatandaşlar katıldı. ( Ali Ruhluel – Anadolu Ajansı )

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, Lefkoşa’da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Mavi Salon’da konser verdi.

    Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın da dinlediği konser, halka açık düzenlendi.

    Azerbaycan

    Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Bakü Türk Eğitim Kurumlarında, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla kutlama programı düzenlendi.

    Programa, Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Birol Akgün, KKTC Bakü Temsilcisi Büyükelçi Ufuk Turganer, Türk kurum ve kuruluşların temsilcileri ile çok sayıda davetli katıldı.

    Vatan için canlarını feda eden şehitler ve devlet büyükleri için saygı duruşunun yapıldığı programda, İstiklal Marşı ve Azerbaycan Milli Marşı okundu.

    Büyükelçi Akgün, yaptığı konuşmada, Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) açılışının 106. yılını ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dünya çocuklarına armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlamanın onur ve gururunu yaşadıklarını söyledi.

    Akgün, TBMM’nin bir asır önce Türkiye’nin bağımsızlığına karşı kasteden emperyalist güçlere karşı verilen istiklal mücadelesine öncülük ettiğini belirterek, TBMM’nin, büyük zaferle sonuçlanan Kurtuluş Savaşı’nın ardından bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu tüm dünyaya ilan ettiğini vurguladı.

    Modern Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini oluşturan milli egemenlik anlayışının TBMM’nin 23 Nisan 1920’de “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir” denilerek açılmasıyla hayat bulduğunu dile getiren Akgün, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün TBMM’nin açılış gününü, geleceğin teminatı çocuklara bayram olarak armağan ettiğini hatırlattı.

    Akgün, Atatürk’ün bu davranışıyla, dünyanın savaş ve çatışmalarla çalkalandığı bir dönemde, çocuk haklarını dünya gündemine taşıdığını ve çocuklara sevgisini gösterdiğini anlatarak, “Bu anlamlı günün çocuklara armağan edilmesi, yalnızca bir sevgi ifadesi değil, aynı zamanda geleceğe duyulan derin güvenin, milletimizin yarınlarına olan sarsılmaz inancın en güçlü göstergesidir. Çünkü çocuklar, sadece bir ülkenin geleceği değil, aynı zamanda onun umudu, vicdanı ve karakteridir.” ifadelerini kullandı.

    Bu anlamlı günü kardeş Azerbaycan’da idrak etmenin ayrı bir anlam taşıdığını belirten Akgün, “Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağlar, sıradan iki ülke arasındaki ilişkilerin çok ötesindedir. Bu bağlar, tarihin derinliklerinden süzülüp gelen ortak bir dilin, ortak bir kültürün, ortak bir kaderin eseridir.” dedi.

    Akgün, Azerbaycan’ın ulusal lideri Haydar Aliyev’in “Bir millet, iki devlet” sözlerinin yalnızca bir temenni olmadığını, yaşayan, hissedilen ve her gün yeniden teyit edilen bir hakikat olduğunu vurguladı.

    Yarının temsilcisi çocukların iyi yetişmesinin Türkiye ve Azerbaycan’ın ortak geleceği açısından hayati önem taşıdığını söyleyen Akgün, çocuklara bilimde, sanatta, diplomaside ve her alanda kendilerini geliştirmeleri, aynı zamanda köklerini de unutmayarak geleceğe yürümeleri tavsiyesinde bulundu.

    Akgün, “Unutmayınız ki Mustafa Kemal Atatürk’ün sizlere emanet ettiği Cumhuriyet, sadece korunması gereken bir miras değil, aynı zamanda daha ileriye taşınması gereken bir sorumluluktur. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik de sizlerin omuzlarında yükselecek ve giderek daha da güçlenecektir.” diye konuştu.

    Bakü Türk Eğitim Kurumları öğrencilerinin müzik ve dans gösterileriyle devam eden etkinlikte, okulda düzenlenen yarışmalarda dereceye giren öğrencilere ödülleri takdim edildi.

    Kırgızistan

    Türkiye’nin Bişkek Büyükelçiliğince, Bişkek Atatürk Parkı’nda Mustafa Kemal Atatürk Anıtı önünde resmi tören düzenledi.

    Anıta çelenklerin sunulmasıyla başlayan törende, saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu.

    Törene, Büyükelçilik mensupları, Türkiye’nin Bişkek’teki kurumlarının yetkilileri ve temsilcileri, KKTC Bişkek Temsilciliği yetkilileri, öğretmenler, iş insanları, Ahıska Türkleri ile Türk vatandaşları katıldı.

    Türkiye’nin Bişkek Büyükelçisi Mekin Mustafa Kemal Ökem, yaptığı konuşmada, törene katılanların 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladı.

    Büyükelçi Ökem, “Bugün, Milli egemenliğimizin simgesi, Büyük Millet Meclisimizin açılışının 106. yılını kutluyoruz. 100 yılı aşkın süre önce, 1919’da, Büyük Atatürk, yurdumuzu işgal eden düşmana karşı Kurtuluş Savaşı’mızı Samsun’da başlattı. Kendini emanet ettiği Büyük Türk milleti ile Erzurum ve Sivas kongrelerinde kucaklaştı. Ve 23 Nisan 1920’de Ankara’da, Türk Milletinin ortak idaresini bir araya topladığı Büyük Millet Meclisi’ni açtı.” dedi.

    Bu tarihten sonrasının Türk milleti için savaş, zafer ve yeniden doğuş olduğunu belirten Ökem, “Bu doğuşun adı Cumhuriyet’tir.” dedi.

    Ökem şunları kaydetti:

    “Bu yeniden doğuşun başlangıcı 23 Nisan günü sonradan çocuklara armağan edilmiştir. O çocuklar, babası, anası, Kurtuluş Savaşı’mızda şehit düşmüş öksüz ve yetimlerdir. Bir asrı aşkın süreden sonra bugün görüyoruz ki, o büyük mücadeleyi verenler, bugün özgür ve müreffeh yurdumuzu bize verenlerdir. İşte o çocuklar bizleriz. Unutmamalıyız ki, bu bayram Cumhuriyetin çocuklarına, bizlere hem armağan hem de emanet edilmiştir. ”

    Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) açılışının 106. yılı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları, Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Bişkek Türk İlkokulu’nda devam etti. >>>AA

  • Galatasaray-Fenerbahçe derbisini hakem Yasin Kol yönetecek

    Galatasaray-Fenerbahçe derbisini hakem Yasin Kol yönetecek

    Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Merkez Hakem Kurulundan (MHK) yapılan açıklamaya göre, ligde bu hafta oynanacak Galatasaray-Fenerbahçe derbisini hakem Yasin Kol yönetecek.

    Süper Lig’de 31. hafta maçlarında görev yapacak hakemler şunlar:

    Yarın:

    20.00 RAMS Başakşehir-Kasımpaşa: Yiğit Arslan

    25 Nisan Cumartesi:

    14.30 ikas Eyüpspor-Gaziantep FK: Reşat Onur Coşkunses

    17.00 Zecorner Kayserispor-Çaykur Rizespor: Gürcan Hasova

    20.00 Göztepe-Hesap.com Antalyaspor: Oğuzhan Çakır

    26 Nisan Pazar:

    14.30 Natura Dünyası Gençlerbirliği-Kocaelispor: Mehmet Türkmen

    20.00 Galatasaray-Fenerbahçe: Yasin Kol

    27 Nisan Pazartesi:

    17.00 Corendon Alanyaspor-Samsunspor: Ozan Ergün

    20.00 Beşiktaş-Mısırlı.com.tr Fatih Karagümrük: Batuhan Kolak

    20.00 TÜMOSAN Konyaspor-Trabzonspor: Halil Umut Meler >>>AA

  • İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’den Gülistan Doku açıklaması!

    İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’den Gülistan Doku açıklaması!

    Müfettiş ordusu görev başında

    Bakan Çiftçi, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, soruşturmanın geçmiş dönemlerdeki tüm detaylarını mercek altına aldıklarını belirtti. Dönemin mülki idare ve emniyet yetkililerinin herhangi bir ihmalinin olup olmadığını araştırmak üzere 4 Mülkiye Başmüfettişi ve 2 Polis Başmüfettişinin görevlendirildiğini duyuran Çiftçi, incelemelerin devam ettiğini aktardı.

    Teknik ve lojistik seferberlik

    Soruşturmanın sadece idari boyutta kalmadığını ifade eden Bakan Çiftçi, Jandarma Genel Komutanlığının yürüttüğü arama çalışmalarına teknik ve lojistik desteğin kesintisiz sağlandığını belirtti. Bakan Yardımcılarının Tunceli’de ilgili kurumlarla bir araya gelerek süreci yerinde takip ettiğini kaydeden Çiftçi, şu kararlılık mesajını verdi:

    “Hiçbir iddiayı karşılıksız bırakmadan, hiçbir ihmali göz ardı etmeden, somut gerçeğin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması için süreci sonuna kadar kararlılıkla sürdüreceğiz.”

    Adli ve idari süreçler eş zamanlı yürüyor

    Adalet Bakanı ile koordineli şekilde yürütülen çalışmalarda, Gülistan Doku dosyasına dair tüm iddiaların yeniden değerlendirildiği ve etkin bir soruşturma yürütüldüğü ifade edildi. Devletin ilgili tüm birimlerinin, olayın üzerindeki sis perdesini aralamak için sahada ve masada çalışmalarını yoğunlaştırdığı bildirildi.>>>AA

  • Laodikeia’da 2 metrelik “Athena” heykeli bulundu

    Laodikeia’da 2 metrelik “Athena” heykeli bulundu

    Bakan Ersoy, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, Laodikeia’da önemli bir keşfe daha imza attıklarını, antik kentte yeni bir buluntunun daha gün yüzüne çıktığını belirtti.

    Laodikeia Batı Tiyatrosu’nda yürütülen çalışmaların, geçmişin izlerini gün yüzüne çıkarmayı sürdürdüğünü aktaran Ersoy, şunları kaydetti:

    “Sahne binasında, yaklaşık 2 metre uzunluğunda, beyaz mermerden yapılmış Athena heykelini gün ışığına çıkardık. Homeros destanlarına sahne olan bu yapı, antik dönemde kültürel anlatımın da merkezi olduğunu ortaya koyarken Augustus Dönemi klasik üslubunu yansıtan eser, yüksek sanatsal niteliğiyle dikkat çekiyor. Geleceğe Miras vizyonumuzla, bu eşsiz mirası koruyarak geleceğe taşımaya devam ediyoruz.” >>>AA

  • Dijital dünyada çocuklar için yeni dönem: 5 soruda sosyal medya yasası

    Dijital dünyada çocuklar için yeni dönem: 5 soruda sosyal medya yasası

    İşte 5 soruda yeni dijital düzenlemenin tüm ayrıntıları:

    1- Çocuklara sosyal medya yasaklanacak mı?

    Tam bir yasak yerine “yaş sınırı ve güvenli alan” modeli geliyor. 15 yaş altı çocukların kontrolsüz sosyal medya kullanımı engellenecek. Sosyal ağ sağlayıcıları, 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamayacak ve bunu sağlamak için yaş doğrulama sistemleri kurmakla yükümlü olacak. 15 yaş üstü çocuklar için ise gelişimlerine uygun, ayrıştırılmış özel hizmet alanları oluşturulacak.

    2- Ebeveyn denetimleri nasıl olacak?

    Platformlar; kullanımı kolay, anlaşılır ebeveyn kontrol araçları sunmak zorunda kalacak. Aileler bu araçlarla:

    • Hesap ayarlarını kontrol edebilecek.

    • Satın alma, kiralama veya ücretli üyelik işlemlerini ebeveyn onayına bağlayabilecek.

    • Kullanım süresini izleyip sınırlandırabilecek.

    • Ayrıca aldatıcı reklamların çocuklara ulaşması engellenecek.

    3- Sosyal ağ sağlayıcılarına hangi yaptırımlar uygulanacak?

    Türkiye’den günlük 10 milyondan fazla erişimi olan dev platformlar, sakıncalı içerikleri en geç bir saat içinde kaldırmakla yükümlü olacak. Kurallara uymayanlara önce reklam yasağı getirilecek. Eğer 3 ay içinde yükümlülükler yerine getirilmezse, BTK internet trafiği bant genişliğini (internet hızı) yüzde 50 oranında daraltabilecek. Bu hükümler 6 ay sonra yürürlüğe girecek.

    4- Oyun platformlarının sorumlulukları neler?

    Oyun dünyası da sıkı takibe alınıyor. Derecelendirilmemiş (yaş sınırı belirlenmemiş) oyunlar platformlarda sunulamayacak. Günlük 100 binden fazla erişimi olan yurt dışı kaynaklı oyun platformları, Türkiye’de resmi bir temsilci bulundurmak zorunda olacak. Ayrıca oyun içi satın alımlar ebeveyn iznine tabi tutulacak.

    5- Oyun platformları kurallara uymazsa ne olacak?

    Yükümlülüklerini yerine getirmeyen oyun platformlarına kademeli cezalar uygulanacak:

    • İlk aşamada 1 milyon TL’den 10 milyon TL’ye kadar idari para cezası.

    • İhlal devam ederse 30 milyon TL’ye kadar ikinci bir ceza.

    • Son aşamada ise internet trafiği bant genişliğinin yüzde 30 oranında daraltılması için mahkemeye başvurulabilecek.>>>AA

  • ABD/İsrail-İran/Lübnan savaşı ve barış müzakereleri

    ABD/İsrail-İran/Lübnan savaşı ve barış müzakereleri

    Lübnan Cephesi: Ateşkese Rağmen Yıkım Sürüyor

    Lübnan’ın güneyinde işgal edilen bölgelerden gelen haberler, sahadaki durumun vahametini ortaya koyuyor:

    • Evler Ateşe Veriliyor: İsrail ordusunun, geçici ateşkese rağmen Meys el-Cebel beldesindeki yerleşim birimlerini ve evleri kasten yaktığı bildirildi.

    • Gazeteciler Hedefte: Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail’in basın mensuplarını hedef almasını “insanlığa karşı suç” olarak nitelendirerek uluslararası topluma seslendi.

    • BM Raporu: BM raportörü Rajagopal, Lübnan’ın güneyine yönelik operasyonların Gazze’deki “soykırım kampanyasına” benzer bir stratejiyle ilerlediğini vurguladı.

    İran ve ABD Hattında Ekonomik ve Askeri Hamleler

    Bölgesel güçler arasındaki mücadele sadece sahada değil, stratejik geçiş yollarında da sürüyor:

    • Hürmüz Boğazı’nda Yeni Dönem: İran, Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapan gemilerden tahsil edilen ilk gelirlerin Merkez Bankası hesaplarına aktarıldığını duyurdu. Boğazdaki mayınların temizlenmesinin ise savaş bitmeden mümkün olmadığı ve en az 6 ay süreceği tahmin ediliyor.

    • CENTCOM Ablukası: ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), İran limanlarına uygulanan ablaka kapsamında 31 geminin geri döndürüldüğünü açıkladı.

    • BM Şikayeti: Tahran yönetimi, hava sahasını ABD saldırılarına açan Arap ülkelerini Birleşmiş Milletler’e şikayet ederek bölgesel diplomatik gerilimi körükledi.

    Müzakereler ve İç Hukuk

    Barış arayışları sürerken her iki taraftan da sert adımlar gelmeye devam ediyor:

    • Beyaz Saray’dan Yalanlama: Sözcü Leavitt, Başkan Trump’ın İran’a bir anlaşma önerisi için süre tanıdığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirtti.

    • İran’da İdam: “İsrail ile işbirliği yapmak” ve “Halkın Mücahitleri Örgütü’ne üyelik” suçlamasıyla yargılanan bir kişinin idam edildiği açıklandı.>>>AA

  • Milli iradenin 106. yılında Türkiye tek yürek! 23 Nisan coşkusu tüm yurdu sardı

    Milli iradenin 106. yılında Türkiye tek yürek! 23 Nisan coşkusu tüm yurdu sardı

    Anıtkabir’de devlet zirvesi: “Çocukları korumak insanlık meselesidir”

    Kutlamaların merkezi Ankara’da ilk tören TBMM’deki Atatürk Anıtı önünde gerçekleştirildi. Ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığındaki devlet erkanı Anıtkabir’i ziyaret etti. Törene Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve bakanlar katıldı.

    Anıtkabir Özel Defteri’ni imzalayan Numan Kurtulmuş, dünyadaki çatışmaların en büyük yükünü çocukların taşıdığına dikkat çekerek, “Çocukları korumak, insanlık değerlerini ve medeniyet iddiamızı koruma meselesidir. Hedefimiz, her çocuğun güven içinde yaşadığı güçlü bir toplumsal zemini tahkim etmektir” mesajını verdi.

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin öğrencileriyle huzurda

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Maarifin Kalbinde Çocuk” temasıyla düzenlenen etkinlikler kapsamında öğretmen ve öğrencilerle birlikte Anıtkabir’i ziyaret etti. Bakan Tekin, Özel Defter’e yazdığı mesajda, “Zamanın ruhunu kavrayan, köklerinden güç alırken ufkunu insanlığa açan nesiller yetiştirmek başlıca görevimizdir” diyerek eğitimdeki kararlılık vurgusu yaptı.

    Makam aracı yerine otobüs tercihi

    TBMM Başkanı Kurtulmuş tarafından 2024 yılında başlatılan makam aracı yoğunluğunu önleme uygulaması bu yıl da devam etti. Milletvekilleri ve meclis personeli, TBMM’den Anıtkabir’e toplu halde otobüslerle geçiş yaptı.

    İstanbul ve Anadolu’da bayram sevinci

    İstanbul’daki kutlamaların adresi Taksim Cumhuriyet Anıtı oldu. İstanbul Vali Yardımcısı Elif Canan Tuncer ve İBB Başkan Vekili Nuri Aslan’ın katıldığı törende, çocuklar bayramın tadını çıkardı. Anadolu’nun dört bir yanında da benzer görüntüler vardı; Düzce’den Afyonkarahisar’a kadar spor salonları ve meydanlar, ellerinde Türk bayraklarıyla geleceğin teminatı olan çocukların sesleriyle yankılandı.>>>AA

  • EGEMENLIK VE ÇOCUK

    EGEMENLIK VE ÇOCUK

    Gökyüzü kapalı, hava gel geç duruyor.

    Hafiften esen rüzgar iliklerimize kadar ulaşıyor

    Siz çocuklar için binlerce yürek çarpıyor evrende. Amaç özgürlüklerin çoğalması…

    Binlerce yürek yıldızlar gibi.

    Evet o acılara karşı direnen çocuklar…

    Hüzün yolculuğuna çıkmış çocuklar…

    Gözleri ışıl ışıl çocuklar

    Savaşlarla ölümlerde darmadağın olmuş çocuklar…

    Bir hayatın içinde, çiçeklenmiş bir evrende, yoksulluğun tam orta yerinde nefes alan çocuklar…

    Siz çocuklara bir asır önce Mustafa Kemal Atatürk inanmış güvenmiş ve bir bayram hediye etmiş, yetmemiş cumhuriyeti kurmuş.

    Demiş ki:

    “Gençler yükselen nesil sizin eseriniz olacaktır.”

    Biz bu emanete yeterince sahip çıkamadık.

    Anlayamadık…

    Algılayamadık…

    Ne yazık ki, sizlere barut kan ve gözyaşı dolu bir dünya teslim ediyoruz..

    İLLAKİ CUMHURİYET

    İLLAKİ DEMOKRASİ

    İLLAKİ HALK İRADESİ

    Bugün 23 Nisan…

    Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı…

    Senin bayramın kutlu ola….

    Ve Ulusal Egemenliğin ilan edildiği gün.

    O günlere bakalım…

    Türkiye Büyük Millet Meclisi ilk kez 23 Nisan 1920’de Ankara’da toplandı.

    Mustafa Kemal, ilk kez “Kurucu Meclis” sözünü kullanıp, yeni bir devletin doğuşunu onaylattı.

    Cumhuriyetin kuruluş felsefesinde din, dil, ırk, mezhep, inanç ayrımcılığı ve şovenizm yoktur.

    1961 Anayasası’nın gerekçesinde ise “egemenlik” ile “iktidar” arasındaki ayrım yapıldı ve denildi ki, “Ulusal egemenlik millet varlığının bir iradesidir.”

    Siyasal iktidara ise “Anayasada yazılı şartlar, hükümet edenlerin, belli organlar tarafından kullanılan yetkileridir.

    Bu yetkiler devletin idaresini sağlamak için emirler ve yasaklar koyma ve bunlara bağlı kalma araçlarını kapsar” demiştir.

    Yani  milletin egemenliğe kayıtsız şartsız sahip olmasına karşılık, siyasal iktidar, hükümet edenlerin malı olmadığı gibi kullanılması da birtakım kayıt ve yasalarla sınırlı olduğunun altını çizer.

    Daha açıkçası egemenlik bölünemez… İktidarda ise bölünmüşlük vardır.

    Etrafımızda yaşanan gelişmelere baktığımızda emperyalizmin o acımasız saldırıyla

    kan gözyaşı hüküm sürdüğü insanların çocukların katledildiği ortamda ayakta kalmanın tek yolu var:

    Cumhuriyet ilkelerine dört elle sarılmak ve daha daha fazla demokrasi…

    Mutlu bayramlar…

    Aydınlık yarınlar…

  • Afyon’a Bereket yağdı!

    Afyon’a Bereket yağdı!

    Meteorolojinin uyarıları sonrası kentte beklenen yağış sabah erken saatlerde başladı. Etkili olan yağışa hazırlıksız yakalananlar zor anlar yaşadı. Yapılan değerlendirmelere göre yağışın gün boyu aralıklarla devam etmesi bekleniyor. Yağışla birlikte hava sıcaklıkları da hissedilir derecelere azalarak 9 derece seviyelerine düştü.>>>İHA 

  • Dünya Kupası heyecanı Afyonkarahisar’da

    Dünya Kupası heyecanı Afyonkarahisar’da

    Afyonkarahisar, uluslararası spor organizasyonlarına bir yenisini daha eklemeye hazırlanıyor. Ay-yıldızlı ekibimizin Kuzey İrlanda’yı konuk edeceği bu kritik karşılaşmanın şehrimizde yapılmasına öncülük eden Milletvekili Mehmet Taytak, konuyla ilgili açıklamalarda bulundu.

    Taytak, Türkiye’nin 2027 hedefleri doğrultusunda kadın futboluna verdiği önemi vurguladı. Taytak, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Afyonkarahisar’ımızın spor kenti kimliğine yakışır bir organizasyona daha ev sahipliği yapacak. A Milli Kadın Futbol Takımımızın Kuzey İrlanda ile oynayacağı bu dev maçı ilimize getirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bu maç, sadece bir spor karşılaşması değil, aynı zamanda kadınlarımızın spordaki gücünün de bir göstergesi olacaktır. A Milli Kadın Futbol takımımıza şampiyonluk yolunda şimdiden başarılar dilerim.  Afyonkarahisar’lı tüm hemşehrilerimi bu tarihi büyük buluşmaya davet ediyorum.”

    AFYONKARAHİSAR SPORA DOYMUYOR

    Daha önceki dönemlerde de Afyonkarahisar’ın Futbol Kamp merkezi olması, gençlik merkezi yapımı, kapalı-açık spor sahalarının şehre kazandırılması ve bir çok spor alanındaki çalışmalara yoğun mesai harcayan Taytak’ın bu müjdesi Afyonkarahisar’ın spor alanına büyük katkı sağlayacak. >>>Haber Merkezi