Yazar: admin

  • Vali Aktaş, dondurulmuş patates üretimini yerinde inceledi

    Vali Aktaş, dondurulmuş patates üretimini yerinde inceledi

    Vali Aktaş, ilde tarımsal üretimin sanayi ile buluşturulması, ürünlerin işlenerek katma değerli hale getirilmesi ve tarıma dayalı sanayinin geliştirilmesi amacıyla gerçekleştirilen ziyarette, firma yetkilileri yürütülen çalışmalar hakkında heyete bilgi verdi.

    Vali Aktaş, dondurulmuş patates üretimini yerinde inceledi

    Ziyaret çerçevesinde dondurulmuş patates üretim süreçlerini yerinde inceleyen Vali Aktaş ve Nagihan Aktaş, tesisin mevcut faaliyetleri, üretim kapasitesi ve istihdama sağladığı katkılar üzerine yetkililerden detaylı sunum aldı.>>>İHA

  • AK Parti Afyonkarahisar’da yeni yönetim kurulu belli oldu

    AK Parti Afyonkarahisar’da yeni yönetim kurulu belli oldu

    Hazırlanan yönetim kurulu listesi, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Teşkilat Başkanı ve Yalova Milletvekili Ahmet Büyükgümüş’ün onayıyla resmiyet kazandı.

    İl Başkanı Dr. Özgür Kavak

    Yeni yönetim kurulu listesinde AK Parti Afyonkarahisar İl Başkanı olarak Dr. Özgür Kavak yer aldı.

    1981 Afyon doğumlu olan Özgür Kavak, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Hekim olarak görev yapıyor. Kavak, yönetim kurulunda Ana Kademe kontenjanından il başkanlığı makamında yer aldı.

    50 kişilik asıl yönetim

    AK Parti Afyonkarahisar Asıl Yönetim Kurulu listesinde farklı meslek ve çalışma alanlarından 50 isim bulunuyor.

    Listede doktor, avukat, mühendis, esnaf, iş insanı, emekli, öğretmen, kamu çalışanı ve farklı sektörlerde görev yapan isimler yer aldı.

    Asıl yönetim kurulunda yer alan isimler ve meslekleri şöyle:

    • Abdulkadir Obut – Doktor
    • Ahmet Karcı – Esnaf
    • Ali Osman Genç – Tarım Bakanlığı Emeklisi
    • Ayşe Özaydın – Esnaf
    • Ceyhun Özcan – İş İnsanı
    • Cihat Tekin – İş İnsanı
    • Çetin Bayram – İş İnsanı
    • Emir Uygur – Berber / Esnaf
    • Emre Öner – İş İnsanı
    • Erman Doğan – Avukat
    • Eyüp Birliktir – Gıda Toptancısı
    • Fatih Beder – Avukat
    • Fatih Şapcı – İş İnsanı
    • Havva Emeksiz – El Sanatları Öğretmeni
    • Güldane Fındık – Ev Hanımı
    • Halil Akbulut – Esnaf
    • Hasan Özer – Dozer Operatörü
    • Hasan Uğur – Halı ve Tekstil
    • Hatice Avcı – Genel Müdür
    • İbrahim Özgül – Avukat
    • Altın Başar Doğan – Emekli Bankacı
    • Kenan Şahin – İş Adamı
    • Kübra Gül – Sosyolog
    • Mehmet Ödkaya – Esnaf
    • Meriç Kadir Tarkan – İnşaat Mühendisi
    • Mücip Karakol – Sanayici
    • Muhammed Alper Emrem – Esnaf
    • Murat Bilgiç – İş İnsanı
    • Mustafa Çelik – Emekli
    • Mustafa Genç – Emekli
    • Ahmet Yağdıran – Emekli Öğretmen
    • Nurten Bilensoy – Ev Hanımı
    • Mustafa Yeşilay – Mühendis
    • Necmi Gümüş – İşçi
    • Nureddin Karahan – Hayvancılık / Taşıma Acentası
    • Orhan Çalışıcı – Ticaret
    • Osman Ulupınar – İş İnsanı
    • Özgür Vurak – Kamu İşçisi
    • Selahattin Keskin – Emekli Belediye Başkanı / Öğretmen
    • Suat Sayın – İş İnsanı
    • Tunçbilek – Üst Düzey Yönetici
    • Tahir Uluçay – İş İnsanı
    • Tarık Demirel – İş İnsanı
    • Tolga Koç – Kırtasiye / Esnaf
    • Turgut Acar – İnşaat Mühendisi
    • Yılmaz Ulusoy – Diş Hekimi
    • Yusuf Açkan – Oto Galeri / Esnaf
    • Yusuf Tonbak – Muhasebe
    • Zekeriya Savaş – Mali Müşavir

    25 kişilik yedek liste

    Yeni yönetim kurulunun yedek listesinde ise 25 isim bulunuyor. Yedek yönetim kurulunda farklı meslek gruplarından isimler yer alırken, listede emekli, esnaf, mühendis, avukat, sigortacı, iş insanı ve çeşitli sektörlerden temsilciler bulunuyor.

    Yedek yönetim kurulunda yer alan isimler şöyle:

    1. İbrahim Seven – Emekli
    2. Ayhan Sekendiz – Elektrik Teknisyeni
    3. İsa Üresin – Emekli
    4. Hakan Yanak – Emlak / Sigortacı
    5. Ahmet Kıyak – Emekli
    6. Mehmet Savruk – Ev Tekstili
    7. Emrullah Keser – Esnaf
    8. Süleyman Karaca – Emekli Jandarma Astsubay
    9. Mehmet Selek – Emekli Belediye Başkanı
    10. Ramazan Sarıkaya – Tren Takip Koordinatörü
    11. Şemseddin Yasan – Emekli Öğretmen
    12. Süleyman Kocabıçak – Esnaf / Mühendis
    13. İsmail Kızılçay – Esnaf
    14. Ceren Çiloğlu – Optisyen
    15. Serkan Keser – İşletmeci
    16. Cemal Çakır – Emekli
    17. Hilmi Yıldız – Emekli Astsubay
    18. İhsan Çoban – Sigortacı
    19. Ali Erşahin – Avukat
    20. Bekir Cambaz – Emekli
    21. Kadir Yılmaz – Oto Yedek Parça
    22. Kamil Bayram – İş İnsanı
    23. Yunus Emre Korkmaz – İnşaat Mühendisi
    24. Nevzat Karakoçan – Emekli
    25. Rıdvan Güder – Esnaf

    Yeni dönem kadrosu netleşti

    AK Parti Afyonkarahisar İl Teşkilatı’nda yeni döneme ilişkin yönetim kurulu kadrosunun belirlenmesiyle birlikte teşkilatın asıl ve yedek yönetim yapısı da netleşmiş oldu.

    Yeni yönetimde farklı meslek gruplarından isimlerin yer alması dikkat çekerken, 50 kişilik asıl yönetim ve 25 kişilik yedek yönetim listesi Ahmet Büyükgümüş’ün onayıyla kesinleşti.

  • Fatma Betül Sayan Kaya’dan sonra bir siyasi daha: Ertan Aydın’dan fon soruşturması iddialarına yanıt

    Fatma Betül Sayan Kaya’dan sonra bir siyasi daha: Ertan Aydın’dan fon soruşturması iddialarına yanıt

    Siyaset dünyasını hareketlendiren ve eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya’nın istifasıyla genişleyen fon soruşturmasında yeni bir siyasi isim daha gündeme geldi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı ve cumhurbaşkanlığı döneminde uzun yıllar danışmanlık ile başdanışmanlık görevlerinde bulunan, eski AK Parti Ankara Milletvekili Prof. Dr. Ertan Aydın hakkında yurt dışına çıkış yasağı konuldu.

    Yurt Dışına Çıkış Yasağı Konuldu

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında adli süreç genişliyor:
    • İki Ayrı Suçlama: Ertan Aydın hakkında “Sermaye Piyasası Kanunu’na (SPK) muhalefet” ve “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçlamaları yöneltildi.
    • Hakimlik Kararı: İstanbul 11. Sulh Ceza Hakimliği, 26 Eylül tarihi itibarıyla Aydın’ın da aralarında bulunduğu 36 kişi hakkında yurt dışına çıkış yasağı uygulanmasına hükmetti.

    Ertan Aydın’dan Açıklama: “İfadeye Çağrılmadım, Tedbiren Ayrıldım”

    Gazeteci İsmail Saymaz’ın sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Ertan Aydın, adli kontrol kararını doğrularken sürece dair şu açıklamalarda bulundu:
    • Neden Soruşturmada? 2025 yılında 6 ay süreyle Tera’da Bağımsız Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptığını belirten Aydın, şirketteki diğer yöneticilerle birlikte soruşturmaya dahil edildiğini, ancak henüz ifadeye çağrılmadığını söyledi.
    • “İmza Atmadım, Kapalı Fonları Bilmiyordum”: Şirkette görev yaptığı süre boyunca hiçbir evraka imza atmadığını öne süren Aydın, kapalı fonlardan haberdar olmadığını ve ayrılmasının ardından bu fonların halka açıldığını iddia etti.
    • İstişare Ederek Ayrıldım: Bazı olumsuz durumları fark ettiğini belirten Aydın, “Benim ayrılma sebeplerimden biri, borsa işleri sıkıntılı olabilir, başıma iş açmayayım diyeydi. Büyüklerimizle istişare ederek 23 Haziran 2025’te ayrıldım” dedi.

    Lobicilik ve İş Takibi İddiaları

    AK Parti kulislerinde ve kamuoyunda Ertan Aydın’ın şirket patronu Emre Tezmen’e danışmanlık yaptığı, lobicilik ve iş takibi süreçlerini yürüttüğü iddiaları konuşuluyor. Aydın ise şirket fonlarına zaman zaman yalnızca küçük yatırımlar yapıp çıktığını ve spekülatif işlemlerde yer almadığını savundu.
  • Azerbaycanlı öğrencilerden beyin tümörleri için yapay zeka projesi

    Azerbaycanlı öğrencilerden beyin tümörleri için yapay zeka projesi

    “Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile T3 Vakfı yürütücülüğündeki Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali (TEKNOFEST), Şanlıurfa GAP Havalimanı’nda devam ediyor.

    Azerbaycan’dan 7 kişilik ekiple TEKNOFEST’e katılan Memmedzade, AA muhabirine, “UNECode” takımı olarak Cansağlığı Vakfı tarafından düzenlenen Onkolojide 3T Yarışması’na başvurduklarını ve proje kapsamında “NeuroTwin” adını verdikleri yapay zeka modelini geliştirdiklerini söyledi.

    Projenin özellikle beyin ve omurilikte gelişebilen, hızlı büyüyen kötü huylu beyin tümörü olan glioblastomaya odaklandığını belirten Memmedzade, amaçlarının doktorların hastalığı daha açık analiz edebilmesine ve işlerini kolaylaştırmasına katkı sağlamak olduğunu dile getirdi.

    Memmedzade, projeyi geliştirirken yapay zeka modelinin gerçek hastane verileri üzerinde çalışmasını hedeflediklerini, bu amaçla Azerbaycan Sağlık Bakanlığı aracılığıyla kliniklerden, hastanelerden ve tıp üniversitelerinden veri aldıklarını anlattı.

    Azerbaycanlı öğrencilerden beyin tümörleri için yapay zeka projesi

    “Hastaların MR görüntüleri üzerinde çalışıyoruz”

    Kullandıkları verilerin kişisel bilgiler içermediğini vurgulayan Memmedzade, şöyle konuştu:

    “Canlı veri, şu anda bu hastalıktan rahatsız olan insanların verileri. Tabii ki burada kişisel veriler rol oynamıyor. Hastanın ismi, soy ismi gibi veriler değil sadece hastalığıyla bağlı veriler bulunuyor. Mesela tümörün ölçüsü, boyutu, hangi ölçüde, hangi agresiflikte olduğu gibi verileri hastanelerden alıp yapay zeka modelimizi düzenliyoruz.”

    “Canlı veri” ifadesiyle halen hastalıkla mücadele eden kişilerin verilerini kastettiklerini dile getiren Memmedzade, esas olarak MR görüntüleri üzerinde çalıştıklarını belirtti.

    Memmedzade, “Glioblastoma, öyle bir hastalık ki tutulan kişiler, bazen maalesef çok yaşayamayabiliyor. Bizim kullandığımız veriler, canlı insanlardan alınan veriler. Esasen MR’lar üzerinde çalışıyoruz ve bu hastalıktan rahatsız olan insanların MR’larını bilgisayarlarımıza öğretip onlar üzerinde deneyler yapıyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Azerbaycanlı öğrencilerden beyin tümörleri için yapay zeka projesi

    “1200 hastadan 13 binin üzerinde MR sekansı”

    Projede kullanılan veri setine ilişkin bilgi veren Memmedzade, tümör analizi için 1200 hastadan 13 binin üzerinde MR sekansı aldıklarını söyledi.

    Dijital tümör çalışması için de 500 hastadan 6 binin üzerinde MR sekansı edindiklerini anlatan Aşurbey Memmedzade, bundan sonraki hedeflerinin veri sayısını artırmak olduğunu vurguladı.

    Memmedzade, “Şimdi gelecek hedeflerimiz, bu MR sayılarını çok daha fazlalaştırmak ve modelimizin sayısını çok daha yükseltmek.” dedi.

    “Her hastaya özgü tedavi süreci”

    Projenin kişiye özel tedavi yaklaşımına da katkı sunmasını hedeflediklerini dile getiren Memmedzade, tıpta kullanılan “Hastalık yoktur, hasta vardır” yaklaşımına dikkati çekti.

    Memmedzade, sistemlerinin hastaya özgü çalışmasının planlandığını belirterek, “Her hastaya farklı yöntemlerle ona özgü tedavi süreci ayarlanıyor. Sadece standart, herkes için olan bir sistem değil. Her hastanın yaşından, klinik verilerinden, geçirdiği hastalıklardan tedavi süresi ayarlanıyor.” diye konuştu.

    Geliştirdikleri yapay zeka modelinin temel hedefinin doktorların işlerini kolaylaştırmak olduğunu ifade eden Aşurbey Memmedzade, böylece hekimlerin hastalara daha fazla zaman ayırabilmesine katkı sağlamayı amaçladıklarının altını çizdi.

    Memmedzade, projenin farklı disiplinlerden öğrencilerin ortak çalışmasıyla geliştirildiğine işaret ederek, Azerbaycan Devlet Ekonomi Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri Bölümü’nde eğitim gördüğünü, takımda Azerbaycan Tıp Üniversitesi öğrencilerinin de yer aldığını söyledi.

    Memmedzade, “Hem bilgisayar bilimleri hem de tıp okuyan arkadaşlarla birlikte bu projenin üzerinde çalışıyoruz.” dedi.

    Proje üzerinde çalışmaya TEKNOFEST’in yarışma ilanının ardından başladıklarını belirten Memmedzade, süreç içinde çeşitli zorluklarla karşılaştıklarını ancak ekip olarak çalışarak bunların üstesinden geldiklerini söyledi.

    Projeye Azerbaycanlı ve Türkiye’den doktorların da destek verdiğini anlatan Aşurbey Memmedzade, bu desteğin geliştirme sürecine katkı sağladığını ifade etti.

    “Azerbaycan’da TEKNOFEST, çok büyük bir yarış”

    TEKNOFEST’in Azerbaycan’daki gençler açısından da önemli bir organizasyon olduğunu belirten Memmedzade, ülkelerinde TEKNOFEST’e büyük ilgi duyulduğunu söyledi.

    Memmedzade, “Azerbaycan’da TEKNOFEST, çok büyük bir yarış. TEKNOFEST’i kazandığınızda artık bir şeyleri ispat etmiş gibi bir görünüm sergiliyorsunuz. Bu yüzden herkes TEKNOFEST’e katılım sağlamak, burada başarılı olmak istiyor.” ifadelerini kullandı.

    Üç yıldır TEKNOFEST’e katıldıklarını anlatan Memmedzade, Azerbaycan halkının da festivale ve geliştirilen projelere destek verdiğini belirtti.

    Memmedzade, yarışmada dereceye girip girmemelerinden bağımsız olarak projeyi geliştirmeye devam edeceklerini vurgulayarak, “Bundan sonraki hedefimiz, dereceye girdik ya da girmedik projemizi Azerbaycan’a götürmek ve orada jürilerin bizlere verdiği geri dönüşlerle daha iyi hale getirmek. Kliniklerde bunu çalışan bir model haline getirmek.” dedi.

    Aşurbey Memmedzade, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Azerbaycanlı öğrenciler olarak bugün burada TEKNOFEST’te kendi projemizle yer almaktan büyük onur duyuyoruz ve TEKNOFEST’in daha da büyümesini, daha da çok gençlere, öğrencilere ulaşmasını istiyoruz.

    Bizim amacımız, TEKNOFEST ile birlikte hayallerimizi gerçekleştirmek ve yeni bir yöntemle dünyayı daha da güzel hale getirmek. Bu yüzden TEKNOFEST’in organizasyonu olarak Türkiye’ye büyük teşekkür ve minnettarlık sunuyoruz.”>>>AA

  • Dünya genelinde fabrikalarda aktif çalışan robot sayısı 5 milyonu aştı

    Dünya genelinde fabrikalarda aktif çalışan robot sayısı 5 milyonu aştı

    AA muhabirinin Uluslararası Robotik Federasyonunun (IFR) raporundan derlediği bilgiye göre, dünya genelindeki fabrikalarda faaliyet gösteren aktif endüstriyel robot sayısı, 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 9 artarak 5 milyon 79 bin ile rekor kırdı.

    2025 yılı boyunca küresel ölçekte fabrikalara kurulan yeni robot sayısı ise bir önceki yıla göre yüzde 11 artarak 600 bini aştı.

    IFR Başkanı Jane Heffner, küresel sanayideki bu dönüşümün, endüstriyel otomasyonun baş döndürücü bir hızla ilerlediğini gösterdiğini ifade etti.

    Heffner, fabrikalarda aktif durumdaki 5 milyon robotluk bu yeni eşiğin, sadece 7 yıl önceki toplam robot sayısının iki katından fazlasına denk geldiğini belirtti.

    Çin, yıllık kurulumlarını yüzde 20 artırarak 354 bin yeni robotu üretim hatlarına dahil etti

    Asya bölgesi otomasyonun merkezi olmayı sürdürürken Çin de rekor tazeliyor.

    Küresel robot pazarındaki ezici üstünlüğünü pekiştiren Çin, yıllık kurulumlarını yüzde 20 artırarak 354 bin yeni robotu üretim hatlarına dahil etti.

    Dünyadaki toplam kurulumların tek başına yüzde 59’unu gerçekleştiren Çin’de, yerli üreticilerin pazar payı yüzde 55’e ulaştı.

    Asya’nın diğer güçlü oyuncularından Japonya ise robot sayısında 2025’te yüzde 19’luk sert düşüşle 36 bin 219’a geriledi.

    Bu kayıpla birlikte küresel sıralamada ikinciliği ABD’ye kaptırarak üçüncü sıraya gerileyen Japonya pazarında, kısa ve orta vadede büyük bir toparlanma öngörülmüyor.

    Yıllık 30 bin yeni kurulumla dünya genelindeki en büyük dördüncü pazar konumunu koruyan Güney Kore’de ise otomotiv sektörünün devreye alacağı yeni yatırımlarla 2027 ve 2028 yıllarında güçlü bir büyüme bekleniyor.

    Küresel ligde Almanya’nın ardından dünya altıncısı olan Hindistan, robot kurulumunu yıllık yüzde 15 artışla 10 bin 500’e çıkardı. Hindistan, 2020-2025 yıllarındaki yüzde 27’lik yıllık ortalama büyüme oranıyla dikkati çekiyor.

    ABD pazar ikinciliğine yükseldi, Brezilya’da otomotiv patlaması yaşandı

    Amerika kıtasında ise bu alanda hareketlilik göze çarpıyor. Yeni robot kurulumlarını yüzde 12 artırarak 38 bin 500’e çıkaran ABD, Japonya’yı geride bırakarak dünyanın en büyük ikinci robot pazarı ünvanını aldı. Bu hacim, ABD istatistik tarihindeki en yüksek üçüncü veri olarak kayıtlara geçti.

    Brezilya ise Çinli otomotiv devlerinin ülkede yaptığı yatırımların etkisiyle yüzde 38’lik dev bir sıçrama yakalayarak 4 bin 300 yeni robot kurdu. Ülkedeki otomotiv sektörü, robot alımlarını yüzde 212 gibi olağanüstü bir oranda artırdı. Kıtanın diğer ülkelerinden Kanada yıllık yüzde 5 artışla 4 bin robot sayısına yaklaşırken, Meksika yüzde 7 düşüşle 5 bin 200’ün altına geriledi ve üst üste üçüncü yılı da kayıpla kapattı.

    Avrupa pazarında büyüme hız kesiyor

    Dünyanın beşinci, Avrupa’nın ise açık ara en büyük robot pazarı olan Almanya, Avrupa Birliği’ndeki toplam kurulumların yüzde 41’ini tek başına üstleniyor. Buna karşın, ülkede robot satışları yüzde 8 azalarak 25 binin altına geriledi. Almanya’da otomotiv sektörünün pazardaki payı ise küçülmeye devam ediyor.

    Avrupa’nın diğer lokomotif pazarlarında da benzer bir daralma yaşandı. Robot sayısında İtalya yüzde 11 düşüşle 7 bin 800’e, Fransa yüzde 8 kayıpla 4 bin 500’e, İspanya ise yüzde 15 düşüşle 4 bin 300’e geriledi.

    Küresel robot talebinin 2029’da 800 bini aşması bekleniyor

    IFR’nin raporunda, küresel robot talebinin uzun vadeli büyüme trendini koruyacağı öngörüldü. Yıllık yeni robot kurulumlarının 2026’da 655 bine, 2029 yılında ise 806 bine ulaşması bekleniyor.

    Rapora göre, bu büyümenin arkasında iki temel yapısal itici güç bulunuyor. İlk olarak, gelişmiş ekonomilerdeki iş gücü kıtlığı ve tedarik zincirlerini daha güvenli hale getirme çabaları, şirketleri fabrikalarını kendi ülkelerine veya yakın bölgelere taşımaya zorluyor. Yüksek ücretli bu coğrafyalarda rekabet edebilmenin yolu ise doğrudan otomasyondan geçiyor.

    İkinci olarak yapay zeka, makine görüşü ve gelişmiş sensör teknolojileri robotların yeteneklerini artırıyor. Robotları programlamanın kolaylaşması yatırım maliyetlerini düşürürken, otomasyonu KOBİ’ler için de erişilebilir kılıyor.

    Türkiye’de toplam robot stoku tarihi zirvede

    Küresel robot pazarında dünya sıralamasında 17. basamakta bulunan Türkiye’de ise yeni robot kurulumları 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 9 azalarak 3 bin 194’e geriledi. Üst üste iki yıl daralma gösteren Türkiye pazarı, buna rağmen 2023 yılındaki 4 bin 429 adetlik tarihi zirvenin ardından istatistik tarihinin en yüksek dördüncü kurulum rakamına ulaştı. Türkiye’de bu alanda 2020-2025 yıllarındaki yıllık ortalama büyüme oranı ise yüzde 10 olarak gerçekleşti.

    Yeni kurulumlardaki düşüşe karşın Türk fabrikalarında aktif çalışan toplam endüstriyel robot stoku yüzde 7 artışla 30 bin 990’a yükselerek tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.

    Türkiye, bu hacimle küresel robot stoku sıralamasında dünya 15’inciliğine yükseldi. Türkiye’deki toplam robot stoku, son 5 yılda yıllık ortalama yüzde 13 büyüme gösterdi.

    Metal sektörü otomasyonda lider, otomotiv stokta öncü

    Türkiye’de geçmiş yıllarda otomasyonun lokomotifi olan otomotiv sektörü, liderliği kaptırdığı metal sanayisinin gerisinde kalmaya devam etti.

    Metal sanayisi, 2025 yılında kurulumlarını yüzde 8 artırarak 990 yeni robotu üretim hatlarına dahil etti. Toplam pazardan yüzde 31 pay alan sektör, Türkiye’nin en büyük robot alıcısı konumunu pekiştirdi. Metal sanayisinin fabrikalardaki toplam stoku ise 6 bin 774 adede ulaştı.

    Yeni robot kurulumlarını yüzde 3 artırarak 889 adede yükselten otomotiv sektörü ise toplam pazardan yüzde 28 pay aldı. Yeni kurulumlarda ikinci sırada kalan sektör, buna karşın 11 bin 17 adetlik mevcut hacmiyle toplam aktif robot stokunun yüzde 36’sını elinde bulundurarak fabrikalardaki ağırlığını korumayı sürdürdü.

    Öte yandan, ev ve ev aletleri üretimini kapsayan beyaz eşya ve elektronik grubunda robot talebi yüzde 37’lik sert düşüşle 136 adede geriledi. Otomasyon yatırımlarında frene basan gıda ve içecek sektöründe ise robot alımları yüzde 40’lık keskin bir kayıpla 144 adede indi.

    Uygulama alanlarına göre bakıldığında, Türkiye’de kurulan yeni robotların yüzde 59’u taşıma ve yerleştirme, yüzde 16’sı ise kaynak işlemlerinde görevlendirildi.

    Türkiye’nin genç ve eğitimli nüfusuna rağmen teknik pozisyonlardaki iş gücü açığının sürdüğü belirtilen raporda, ülkedeki robot yoğunluğunun küresel ortalamalara göre hala oldukça düşük seviyede bulunduğu ifade edildi.

    Verilere göre Türkiye imalat sanayisinde her 10 bin çalışan başına sadece 52 robot düşüyor. Bu oran, otomasyonun en yoğun olduğu otomotiv sektöründe 374’e yükselirken, diğer tüm sektörlerin ortalamasında ise 35 seviyesinde bulunuyor.>>>AA

  • Bolvadin’de eğitim projeleri değerlendirildi

    Bolvadin’de eğitim projeleri değerlendirildi

    Keleş, ilçe genelinde yürütülen eğitim öğretim faaliyetlerini yerinde incelemek amacıyla gerçekleştirdiği okul ziyaretlerini sürdürüyor. Bu çerçevede Mustafa Kezban Bayramer Okulunu ziyaret eden Keleş, okuldaki çalışmalar ve eğitim süreçleri hakkında detaylı bilgi aldı.

    Bolvadin’de eğitim projeleri değerlendirildi
    Ziyaret sırasında öğretmenler ve öğrencilerle bir araya gelen Keleş, sınıfları dolaşarak öğrencilerle yakından ilgilendi ve sohbet etti. Öğretmenler odasında okul idarecileri ve öğretmenlerle düzenlenen toplantıda ise okulun genel durumu, yürütülen projeler ve eğitim kalitesinin artırılmasına yönelik çalışmalar ele alındı. Eğitim süreçlerinin başarıyla sürdürülmesi için ellerinden gelen desteği vermeye devam edeceklerini belirten Keleş, idareci ve öğretmenlere gayretli çalışmalarından dolayı teşekkür ederek görevlerinde başarılar diledi.>>>İHA

  • Devlet Hastanesi’nde ‘Günübirlik Servis’ kapatıldı

    Devlet Hastanesi’nde ‘Günübirlik Servis’ kapatıldı

    Bolvadin ilçesinde, halk arasında “Günübirlik Servis” olarak bilinen ve tedavi gören hastaların serum taktırıp taburcu olduğu bölüm hizmete kapatıldı. Bugüne kadar yaklaşık 8 bin hastanın faydalandığı servisin kapatılma kararı ilçede büyük tepkiye yol açtı.
    Servisin neden kapatıldığı ile ilgili ise herhangi bir açıklama yapılmadı.>>>İHA

  • Tarım ekipleri Evciler’de işletmeleri tek tek inceliyor

    Tarım ekipleri Evciler’de işletmeleri tek tek inceliyor

    Evciler İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik personeli, ilçede faaliyet gösteren işletmelere yönelik denetim ve inceleme ziyaretlerine devam ediyor. Yapılan saha çalışmaları çerçevesinde, işletmelerin mevcut üretim kapasiteleri ve çalışma şartları detaylı bir şekilde değerlendiriliyor.

    Tarım ekipleri Evciler'de işletmeleri tek tek inceliyor
    Hazırlanacak kapasite raporlarına esas teşkil edecek verilerin toplanması amacıyla gerçekleştirilen ziyaretlerde ekipler, tesislerin fiziki durumunu ve üretim şartlarını yerinde tespit ediyor. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri, işletmelerin mevcut durumlarının netleştirilmesi ve tarımsal, endüstriyel üretimin niteliğinin artırılmasına yönelik incelemelerin aralıksız süreceğini belirtti.>>>İHA

  • Emlakçılardan tek yetkili ofis talebi

    Emlakçılardan tek yetkili ofis talebi

    Ticaret Bakanlığınca, taşınmaz satışlarında alıcı ve satıcının dolandırıcılık ve sahtecilik riskine maruz kalmaması, kayıt dışılığın azaltılması, para transferinin güvenli ortamda gerçekleştirilmesi için Güvenli Ödeme Sistemi oluşturuldu.

    Ekim ayı itibarıyla devreye alınması beklenen sistemin uygulanmasına geçiş, gerekli teknik çalışmaların devam etmesi nedeniyle dün Resmi Gazete’de yayımlanan “Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”te yapılan değişiklikle 1 Aralık’a ertlenlendi.

    Öte yandan, yine Bakanlıkça taşınmaz ticaretinde şeffaflığı artırmak ve spekülatif fiyat artışlarının önüne geçmek için Elektronik İlan Doğrulama Sistemi (EİDS) uygulanıyor. Sistem kapsamında, taşınmaz sahipleri e-Devlet üzerinden aynı taşınmaz için birden fazla yetki belgeli emlak işletmesine ilan yayımlama izni verebiliyor.

    Emlak sektörü temsilcileri ise söz konusu alanlarda yapılan çalışmaları yakından takip ettiklerini, Güvenli Ödeme Sistemi’nin tüm çalışmaların tamamlanmasıyla en iyi haliyle devreye alınacağını belirtti. Sektör temsilcileri, Elektronik İlan Doğrulama Sistemi’nde taşınmaz satışı için birden fazla emlakçının yetkilendirilmesi yerine, sürecin tek bir işletme üzerinden yürütülmesine yönelik yeni düzenleme talep etti.

    Emlakçılardan tek yetkili ofis talebi

    “Tapu harçları yüzde 1’e düşürülmeli”

    Türkiye Tüm Emlak Müşavirleri Federasyonu Başkanı Hacı Ali Taylan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, emlak danışmanlığı faaliyetlerinin Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda yürütüldüğünü, sektörün ihtiyaçları doğrultusunda Bakanlıkla sürekli istişare halinde olduklarını söyledi.

    Güvenli Ödeme Sistemi’nin, gayrimenkul alım satımlarında nakit taşıma riskini ve tapudaki güven problemlerini ortadan kaldıracak çok doğru bir uygulama olduğunu belirten Taylan, mevcut piyasa şartlarında sistemin işlevsel olabilmesi için mali düzenlemelere ihtiyaç olduğuna dikkati çekti. Gayrimenkullerin tapuda gerçek değerinin altında gösterilmesi alışkanlığının sistemi aksatabileceğini dile getiren Taylan, şu değerlendirmede bulundu:

    “10 milyon liralık bir gayrimenkulün tapu değeri 3 milyon lira gösterildiğinde, sadece 3 milyon lira Güvenli Ödeme Sistemi üzerinden ödenecek, kalan kısım yine kayıt dışı veya elden teslim edilmek zorunda kalacak. Sistemin, otomotiv sektöründeki gibi tıkır tıkır çalışabilmesi için iki temel öncelik var. Birincisi, Hazine ve Maliye Bakanlığı’mızın tapu harçlarını yüzde 1 seviyesine düşürmesi gerekir. Bu yapıldığında vatandaş gerçek bedel üzerinden satış göstermeye yaklaşacaktır. İkincisi ise değer artış kazancı vergisidir. Geçmiş yıllarda mülkünü belediye rayiç bedeli üzerinden düşük göstererek almış vatandaş, bugün gerçek değerden satmaya kalktığında çok yüksek bir gelir vergisi yüküyle karşılaşıyor. Bu nedenle Güvenli Ödeme Sistemi’nin sağlıklı uygulanabilmesi için tapu harçlarının düşürülmesinin yanı sıra tüm vatandaşlara bir defaya mahsus değer artış vergisi muafiyeti getirilmelidir. Aksi halde sistem işlevsel çalışmayacaktır.”

    “Bir mülk için bir emlak ofisi yetkili olmalı”

    Taylan, kaçak emlakçılıkla mücadelede ise Elektronik İlan Doğrulama Sistemi’nin önemli bir adım olduğunu söyledi. Taylan, sistemin vatandaşa e-Devlet’e girerek gayrimenkulü için seçtiği emlak ofisine, 3 aylık ilan verme yetkisi tanıdığını anımsattı. Kamuoyunda bu yetkinin aynı zamanda pazarlama, satış ya da kiralama yetkisi olduğu yönünde yanlış bir algı oluştuğuna işaret eden Taylan, şöyle konuştu:

    “Bu sadece bir ilan verme yetkisiydi ve biz ayrıca ofislerimizde pazarlama sözleşmesi de yapmak durumundaydık. Bakanlığımız bu konudaki talebimizi haklı buldu. Yakın zamanda hayata geçecek düzenlemeyle, tek ekran üzerinden hem Elektronik İlan Doğrulama Sistemi yetkisi hem de pazarlama sözleşmesi yetkisi aynı anda doldurulabilecek. Böylece kağıtla yürütülen sözleşme sistemi ortadan kalkmış olacak.”

    Sistemdeki bazı açıkların kötü niyetli kişilerce suistimal edilmesini önlemek amacıyla da yeni adımlar atıldığını dile getiren Taylan, “yabancı mülk sahibi” seçeneği üzerinden yapılan sahte beyanların önüne geçilmesi için Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü ile sistem entegrasyonu sağlandığını ve yetkisiz ilanların engelleneceğini ifade etti.

    Taylan, mevcut mevzuatta, bir gayrimenkulün birden fazla emlak ofisine verilebildiğini, bunun da pazarlama sürecini olumsuz etkileyip konsantrasyon kaybına yol açtığını belirterek, “Sektör temsilcileri olarak talebimiz, 3 aylık yetkilendirme sürecinde bir mülk için yalnızca tek bir emlak ofisinin yetkili kılınmasıdır, bunun için bir yönetmelik değişikliği gerekiyor. Bakanlığımıza taleplerimizi ilettik, sürecin takipçisiyiz.” dedi.

    “Taşınmaz işlemleri gerçek değer üzerinden yapılmalı”

    Ankara Tüm Emlakçılar Meslek Esnaf Odası Başkanı Burak Arpacı da Güvenli Ödeme Sistemi’nin uygulama tarihinin 1 Aralık’a ertelenmesini olumlu bulduklarını söyledi.

    Arpacı, sistemin her tarafa entegre olması, sistem açıldığında ise satışlarda engel teşkil etmeyecek şekilde devreye girmesinin önemli olduğuna işaret ederek “Çalışmaların tamamlanmasıyla Güvenli Ödeme Sistemi dört dörtlük devreye girmiş olacak.” dedi.

    Sektörün gayrimenkulün satışında sadece bir emlak işletmesinin yetkili kılınmasını talep etme nedeninin ilan sitelerindeki fiyat karmaşası ve mükerrer ilanların önüne geçmek olduğunu belirten Arpacı, “Gayrimenkul sahipleri, hangi emlak ofisiyle, hangi emlak danışmanıyla muhatap olacağını bilsin. Tek emlakçı yetkilendirmesinin, gayrimenkul sahipleri ve danışmanlarının haklarını korumaya katkı sağlayacağını düşünüyoruz.” diye konuştu.

    Arpacı, rayiç bedel ile gerçek değer arasındaki farkın vatandaşlardan makul oranlarda alınması ve taşınmazların gerçek değerlerine ulaştırılması, tüm işlemlerin de bu değer üzerinden yapılması gerektiğini kaydetti.>>>AA

  • Etiyopya’nın kuzeyinde çatışma alarmı

    Etiyopya’nın kuzeyinde çatışma alarmı

    Federal yapıya sahip ülkenin kuzeyindeki Tigray, Amhara ve Afar bölgelerinde çatışmalar yoğunlaşırken, uluslararası toplum taraflara diyaloğa dönme çağrısı yapıyor.

    Etiyopya’da yeniden patlak veren çatışmalar, ülkedeki etnik temsil meselesini ve yerel yönetim konularını yeniden gündeme getirdi.

    Etiyopya İstatistik Kurumunun (ESS) verilerine göre ülkede 80’den fazla etnik topluluk yaşıyor. Son kapsamlı nüfus sayımının yapıldığı 2007’de Oromolar nüfusun yaklaşık yüzde 34,5’ini, Amharalar yüzde 26,9’unu, Somaliler yüzde 6,2’sini, Tigraylar yüzde 6,1’ini ve Sidamalar yüzde 4’ünü oluşturuyordu.

    Guragie, Welaita, Hadiya, Afar ve Gamo halkları da ülkenin diğer toplulukları arasında yer alıyor.

    Etnik kimlik yerel yönetimde karşılık buluyor

    Etiyopya idari yapısına ilişkin haritasına göre Etiyopya, 12 bölgesel eyalet ile Addis Ababa ve Dire Dawa adlı iki özel yönetimli kentten oluşuyor.

    Addis Ababa ile birlikte Etiyopya’nın eyalet sistemine dahil olmayan iki özerk şehrinden biri olan Dire Dawa, bölgedeki karmaşık etnik yapıyı barış içinde bir arada tutabilmek için getirilmiş idari ve siyasi bir çözüm olarak kabul ediliyor.

    Oromolar ağırlıkla Oromia’da, Amharalar Amhara’da, Tigraylar Tigray’da, Somaliler ise doğudaki Somali eyaletinde yaşıyor.

    Başkent başta olmak üzere büyük kentlerde farklı topluluklar bir arada bulunurken bazı eyaletlerin nüfusu da birden fazla topluluktan oluşuyor.

    Etiyopya Anayasası, topluluklara yaşadıkları bölgelerde kendi yönetim kurumlarını oluşturma ve dillerini geliştirme hakkı tanıyor. Eyaletlerin sınırları belirlenirken yerleşim düzeni, dil, kimlik ve halkın rızası dikkate alınıyor.

    Etiyopya Ulusal Seçim Kurulunun sonuçlarına göre Sidama’nın referandumla ayrı bir eyalet haline gelmesi, yerel yönetim talebinin ülkenin idari haritasını değiştirebildiğini gösteriyor.

    Anayasa’nın en çok tartışılan hükümlerinden biri olan 39’uncu madde, toplulukların kendi kendini yönetme hakkının yanında ülkeden ayrılma hakkını da tanıyor.

    Ancak bir topluluğun ayrılması, temsilcilerinin üçte iki çoğunlukla bu yönde karar almasını ve ardından yapılacak referandumda talebin kabul edilmesini gerektiriyor.

    Dini ve sınır ötesi bağlar da etkili

    Etnik kimlik, Etiyopya’nın toplumsal yapısının tek boyutu değil.

    ESS’nin 2007 nüfus sayımına göre nüfusun yaklaşık yüzde 43,5’i Ortodoks, yüzde 33,9’u Müslüman ve yüzde 18,6’sı Protestan.

    Anayasa, devlet ile dinin ayrı olduğunu ve ülkede resmi bir din bulunmadığını belirtiyor. Aynı topluluk içinde farklı dinlere mensup insanların yaşaması, etnik ve dini dağılımın tek bir harita gibi okunmasını güçleştiriyor.

    Son nüfus sayımının üzerinden geçen süre de bu oranlara ilişkin tartışmaları canlı tutuyor.

    Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesinin (IGAD) sınır bölgelerine ilişkin çalışmaları, Etiyopya’daki toplulukların sosyal bağlarının ülke sınırlarının ötesine uzandığını gösteriyor.

    Somaliler Somali, Cibuti ve Kenya’da, Afarlar ise Eritre ve Cibuti’de de yaşıyor. Kenya sınırının iki yanında Oromo toplulukları bulunuyor.

    Akrabalık ilişkileri, ticaret ve hayvancılığa bağlı hareketlilik, sınır bölgelerindeki gündelik yaşamı komşu ülkelerle iç içe geçiriyor.

    Etiyopya’nın etnik ve dinî çeşitliliği, hem yerel yönetim düzenini hem de ülkenin çevresiyle kurduğu toplumsal ilişkileri anlamak için önem taşıyor.

    Etiyopya’da çatışmalar

    Aralarında TPLF’nin de olduğu Etiyopya’nın farklı bölgelerinden 7 örgüt ve siyasi yapı, 20 Eylül’de federal hükümete karşı ittifak kurduklarını açıklamıştı.

    Etiyopya nüfusunun yüzde 6-7’lik kısmını oluşturan Tigray halkının temsilcisi olarak kabul edilen ve koalisyonun en etkili bileşeni olan TPLF, 1991-2018 döneminde yönetime hakim olmuş, iktidarı kaybetmesi sonrası ise 2020-2022 yıllarında ordu ile iç savaş yaşamıştı.

    TPLF’nin de aralarında bulunduğu silahlı gruplarla ordu arasında 23 Eylül’de patlak veren çatışmalar Tigray, Afar ve Amhara bölgelerinde yoğunlaştı.

    Taraflar arasındaki anlaşmazlıkların merkezinde, federal hükümetle bölgesel yönetimler arasındaki yetki paylaşımı, siyasi temsil, toprak ve güvenlik güçlerinin statüsü bulunuyor.

    Afrika Birliği (AfB), Avrupa Birliği (AB) ve Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD) başta olmak üzere uluslararası toplum, Etiyopya’nın kuzeyinde artan gerilim üzerine taraflara çatışmaları durdurmaları ve doğrudan görüşmelere dönmeleri çağrısı yapıyor.>>>AA

  • Yabancı uyrukluların nikah ücretine TİHEK’ten ayrımcılık kararı

    Yabancı uyrukluların nikah ücretine TİHEK’ten ayrımcılık kararı

    TİHEK’in kararına göre, 2024 yılında Çanakkale Belediyesinin 2025 yılı ücret tarifesinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için 2 bin 500 lira olarak belirlenen nikah kıyma ücretinin yabancı uyruklular için 25 bin lira olarak uygulanacağına ilişkin haberler üzerine kurul resen inceleme başlattı.

    İnceleme kapsamında belediyeden alınan yazılı görüşte, yabancı unsurlu evliliklerde İçişleri Bakanlığınca sağlanan e-Belediye Evlendirme Modülü’nün yabancı uyrukluları kapsamaması nedeniyle evrakların konsolosluk, elçilik, valilik veya kaymakamlıklar aracılığıyla ayrıca teyit edildiği belirtildi.

    Belediye, bu işlemlerin daha fazla personel, zaman ve idari kaynak gerektirdiğini savundu.

    Ayrıca 2025 öncesinde nikah hizmetlerinin ücretsiz sunulması nedeniyle Türkiye’nin farklı illerinden yabancı uyruklularla evlenmek isteyen kişilerin yoğun başvuru yaptığını, bunun Çanakkale’de ikamet eden vatandaşların nikah işlemlerinin aksamasına yol açtığını belirten belediye, hizmet sınırları içinde ikamet eden vatandaşlara öncelik verilmesi amacıyla ücret tarifesinde değişikliğe gidildiğini bildirdi.

    TİHEK’in incelemesinde, uygulanan ücret farkını haklılaştıracak ölçüde ek mali yükün somut verilerle ortaya konulamadığı vurgulandı.

    Yabancı uyruklu kişilerden Türk vatandaşlarına uygulanan standart nikah ücretlerine ek ücret alınmasını, karşılaştırılabilir durumdaki kişiler arasında farklı muamele olarak değerlendiren kurul, uygulamanın ayrımcılık yasağını ırk ve etnik köken temelinde ihlal ettiğine, Çanakkale Belediye Başkanlığı hakkında üst sınırdan 256 bin 357 lira idari para cezası uygulanmasına karar verdi.

    Kararın gerekçesinden

    Kurul kararında, belediyenin belirttiği teyit işlemlerinin büyük ölçüde kısa süreli yazışmalar ile telefon veya e-posta görüşmelerinden oluştuğuna işaret ederek, bunların uygulanan ücret farkını haklılaştıracak ölçüde ek mali yük oluşturduğunun somut verilerle ortaya konulmadığı vurgulandı.

    Kararda, yabancı uyruklulara uygulanan ücret farkının evlenme hakkına erişim bakımından da orantısız bir kısıtlama oluşturduğu belirtildi.

    Belediyenin ücretsiz nikah uygulamasının yerel vatandaşların işlemlerinde aksamalara yol açtığı yönündeki savunmasının da somut verilerle desteklenmediğine dikkat çekilen kurul kararında, şunlar kaydedildi:

    “Çanakkale Belediye Meclisinin 2025 Mali Yılı Ücret Tarifesi ile aynı niteliği koruyarak yürürlüğe konulan 2026 Mali Yılı Ücret Tarifesinde yer alan yabancı uyruklulara uygulanmak üzere belirlenen ek nikah kıyma ücreti düzenlemesinin, evlenme ve aile kurma hakkı kapsamında nikah hizmetine erişim bakımından haklılaştırılamayan, orantısız ve makul bir gerekçeye dayanmayan farklı bir muamele oluşturduğu, bu itibarla 6701 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinde güvence altına alınan ayrımcılık yasağının ırk ve etnik köken temellerinde ihlal edildiği kanaatine varılmıştır.”>>>AA

  • 3. Maarif Kongresi, 25-27 Kasım’da Ankara’da yapılacak

    3. Maarif Kongresi, 25-27 Kasım’da Ankara’da yapılacak

    Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, 2024’te “Öğretmen Gözüyle Eğitim Öğretim” temasıyla gerçekleştirilen 1. Maarif Kongresi’nde öğretmenlerin eğitim-öğretim süreçlerine ilişkin deneyim ve değerlendirmeleri merkeze alınmıştı.

    2025’te “Demokrasi, İnsan Hakları ve Kardeşlik” temasıyla düzenlenen 2. Maarif Kongresi’nde ise eğitimin toplumsal boyutu ile hak ve sorumluluk bilinci, milli dayanışma ve kardeşlik ekseninde öğretmenin rolü ele alınmıştı.

    Bu yıl ise “Medeniyet, Eğitim ve Gelecek Tasavvuru” temasıyla 3. Maarif Kongresi, önceki kongrelerde oluşan birikimi, eğitim, medeniyet ve gelecek ilişkisi çerçevesinde geliştirmeyi amaçlıyor.

    Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin bütüncül eğitim yaklaşımı doğrultusunda gerçekleştirilecek kongrede, eğitimin kültür ve değer aktarımındaki rolü ile eğitim, medeniyet ve gelecek arasındaki ilişki, öğretmenlerin deneyimleri ve bilimsel çalışmalar ışığında değerlendirilecek.

    Kongre kapsamında “Eğitim Yoluyla Kültür, Medeniyet ve Kimlik İnşasında Öğretmenin Rolü”, “Öğrenci Esenliği, Aidiyet ve Destekleyici Eğitim Ortamları”, “Gelecek Tasavvuru, Değişim ve Öğretmenlik” ve “Maarifin Öncüsü Olarak Öğretmen” konuları ele alınacak.

    Panellerle öğretmenin rolü konuşulacak

    Kongrenin panel oturumlarında ise, alanında uzman isimler, “Geçmişten Günümüze Öğretmenlik Rolünün Dönüşümü”, “Medeniyet Tasavvuru ve İnsan Yetiştirme İdeali”, “Öğretmenliğin Mesleki, Ahlaki ve Toplumsal Boyutları”, “Öğrenci Esenliği ve Destekleyici Okul İklimi”, “Teknolojik Dönüşüm Karşısında Eğitimin Değişen ve Değişmeyen Yönleri” ve “Sürdürülebilir Bir Gelecek ve İklim Eylemi İçin Nesillerin Yetiştirilmesinde Öğretmenin Rolü” başlıklarını ele alacak.

    Öğretmen ve akademisyenleri buluşturacak kongreyle, eğitim ortamlarından elde edilen bilgi ve deneyimlerin akademik birikimle bütünleştirilmesi, öğretmenlerin görüş ve önerilerinin bilimsel zeminde değerlendirilmesi ve paydaşlar arasında bilgi paylaşımı ile işbirliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor.

    Bildiri gönderimi için başvuruların 23 Ekim’e kadar alınacağı kongreye ilişkin detaylı bilgilere “maarifkongresi.eba.gov.tr” adresi üzerinden ulaşılabiliyor.>>>AA

  • Türk sinema sektörüne 2026’da 315 milyon liralık destek

    Türk sinema sektörüne 2026’da 315 milyon liralık destek

    Ersoy, NSosyal hesabındaki paylaşımında Türk sinemasının yeni hikayelerine, sinemacıların hayallerine destek olduklarını belirterek “Kısa film, animasyon, senaryo yazımı ve proje geliştirme alanlarında 35 projeye daha 12 milyon 325 bin lira destek sağlıyoruz. Böylece bu dört alana 2026 yılında ayırdığımız kaynağı, geçen yıla göre yaklaşık yüzde 49 artırarak, 20 milyon 902 bin 500 liraya taşıdık.” ifadelerini kullandı.

    Yıl içinde destekledikleri film ve geliştirme projesi sayısının 120’ye ulaştığını aktaran Ersoy, şunları kaydetti:

    “Sinema salonlarımıza sağladığımız desteklerle birlikte toplam kaynağımız 315 milyon lirayı aştı. Fikirden senaryoya, yapımdan beyaz perdeye uzanan yolculukta sinemacılarımızın yanında olmaya, Türk sinemasına yeni eserler kazandırmaya devam edeceğiz. Desteklerimizin sinema sektörümüze hayırlı olmasını diliyor, tüm ekiplerimize başarılar diliyorum.”

    Yeni projelere destek arttı

    Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, sinema sektörü temsilcilerinden oluşan Sinema Destekleme Kurulu, 2026/5 sayılı kararıyla dört farklı alanda 35 projeyi desteklemeyi uygun buldu.

    Karar kapsamında, 14 kısa film yapım projesine 6 milyon 20 bin lira, 6 animasyon film yapım projesine 2 milyon 825 bin lira, 13 senaryo ve diyalog yazım projesine 2 milyon 480 bin lira, 2 proje geliştirme projesine ise 1 milyon lira kaynak ayrıldı.

    Sinema Genel Müdürlüğünce sağlanacak toplam 12 milyon 325 bin liralık destekle yeni senaryoların geliştirilmesine, kısa film ve animasyon yapımlarının hayata geçirilmesine katkı sunulacak.

    Dört alanda geçen yılın destek tutarı aşıldı

    Açıklanan desteklerle kısa film yapımına 2026 yılında ayrılan toplam kaynak 10 milyon 694 bin liraya ulaştı.

    Yıllık destek tutarı animasyon film yapımında 4 milyon 308 bin 500 lira, senaryo ve diyalog yazımında 3 milyon 400 bin lira, proje geliştirmede ise 2 milyon 500 bin lira oldu.

    Bu dört alana geçen yıl ayrılan 14 milyon 69 bin liralık kaynak, 2026’da 6 milyon 833 bin 500 lira artışla 20 milyon 902 bin 500 liraya yükseldi.

    Böylece toplamda yaklaşık yüzde 49’luk artış sağlanırken dört destek türünün her birinde geçen yılın tutarı aşıldı.

    Bakanlığın 2026 yılı kurul kararları kapsamında belgesel ve uzun metrajlı film yapımları, ilk filmler, çekim sonrası çalışmalar ve ortak yapımlar da desteklendi.

    Yıl içinde desteklenen film ve geliştirme projesi sayısı 120’ye, sinema salonlarına verilen destekler dâhil toplam kaynak ise 315 milyon 242 bin 500 liraya ulaştı.​​​​​​>>>AA

  • Denizolgun’un ölümüne ilişkin 6 zanlı hakkında 3 ayrı dava

    Denizolgun’un ölümüne ilişkin 6 zanlı hakkında 3 ayrı dava

    Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosunca, Arif Ahmet Denizolgun’un 7 Eylül 2016’daki vefatına ilişkin iddialar üzerine başlatılan soruşturma devam ediyor.

    Elde edilen yeni deliller çerçevesinde, Denizolgun’un tutuklanan özel doktoru N.D. hakkında “yalan tanıklık”, Adli Tıp Kurumu görevlileri İ.Ç, Ç.K. ve S.Ç. hakkında “belgede sahtecilik”, şüpheliler A.G.D.K. ve H.T.K. hakkında ise “suç delillerini yok etme” suçlarından ayrı ayrı kamu davası açıldığı öğrenildi.

    Şüpheli ölüm iddiasına ilişkin de soruşturmanın çok yönlü devam ettiği belirtildi.

    Ne olmuştu?

    Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığından 18 Ağustos’ta yapılan açıklamada, Eylül 2016’da vefat eden Arif Ahmet Denizolgun’un ölümünün ve otopsi işlemlerinin şüpheli olduğuna ilişkin iddia ve şikayette bulunulduğu, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ilgili hükümlerince maktulün gerçek ölüm sebebinin tespitine ilişkin yeniden inceleme yapılabilmesi amacıyla fethi kabir kararı alındığı kaydedilmişti.

    Karar doğrultusunda başsavcı vekili, cumhuriyet savcısı, İstanbul Adli Tıp Kurumu uzmanları ve olay yeri inceleme ekipleri 19 Ağustos’ta Denizolgun’un kabrine gelmiş, görevlilerce açılan mezardan Denizolgun’un cesedine ait parçalar alınıp incelenmek üzere nakil aracıyla Adli Tıp Kurumuna götürülmüştü.

    Mezardan çıkarılan örnekler, işlemlerin ardından 20 Ağustos’ta yeniden kabre konulmuştu.

    Başsavcılıktan 26 Ağustos’ta yapılan açıklamada ise Denizolgun’un otopsisinde “şüpheli ölüm” tespiti yapıldığı, Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında “adam öldürme” suçundan soruşturmanın sürdürüldüğü bildirilmişti.

    Denizolgun’un mezarının açılması sonrası yapılan ön inceleme neticesinde elde edilen bilgi ve belgeler, raporlama yapılması için Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kuruluna gönderilmişti.

    Soruşturma kapsamında daha önce tanık sıfatıyla ifade veren N.D. hakkında “yalan tanıklık” suçundan soruşturma başlatılmıştı. Gözaltına alınan şüpheli N.D. tutuklanmıştı.

    Ayrıca, Denizolgun’un ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmayla ilgili sosyal medyada gerçeğe aykırı ve manipülatif içerikler yayımlayan kişiler hakkında resen soruşturma başlatıldığı bildirilmişti.>>>AA

  • Afyon’da kovalamaca: Firari hükümlü yakalandı

    Afyon’da kovalamaca: Firari hükümlü yakalandı

    İl Emniyet Müdürlüğü tarafından aranan şahısların yakalanmasına yönelik yürütülen çalışmalarda ‘Dolandırıcılık’ suçundan 3 ayrı dosyadan aranan ve hakkında 4 yıl 9 ay hapis cezası bulanan H.S., isimli şahsın peşine düşüldü. Ekiplerin takibe aldığı H.S., babasının adına kayıtlı araçla seyir halindeyken polisin “dur” ihtarına uymayarak kaçmaya başladı. Ekiplerin anında başlattığı kovalama sonucu kıskıvrak yakalanan H.S. gözaltına alındı. Yakalanan şahsa trafik kurallarını ihlal etmek ve tehlike oluşturmaktan toplam 440 bin TL cezai işlem uygulandı. Şahsın ehliyetine geçici süreyle el konulurken, kaçtığı araç ise trafikten menedildi.
    Emniyetteki işlemleri tamamlanan H.S., sevk edildiği mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.>>>İHA

  • İstanbul merkezli FETÖ operasyonunda yakalanan 20 zanlı adliyede

    İstanbul merkezli FETÖ operasyonunda yakalanan 20 zanlı adliyede

    İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen operasyonda yakalanan zanlıların emniyetteki işlemleri tamamlandı.

    Sağlık kontrolünden geçirilen 20 şüpheli, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne gönderildi.

    Operasyon

    İstanbul’da polis ekiplerince yapılan çalışmada, gizli tanıktan elde edilen dijital materyallerde kayıtları bulunan, örgüt mensuplarıyla irtibatları tespit edilen, Bank Asya hesap hareketleri ile ankesörlü ve ardışık arama kayıtları olan, örgüt içerisinde sorumlu düzeyde faaliyet gösteren şüphelilerin kimlik ve adresleri belirlenmişti.

    Çalışmalarını tamamlayan ekipler, İstanbul, İzmir, Kocaeli, Gaziantep, Kayseri ve Kırıkkale’de belirledikleri adreslere düzenledikleri eş zamanlı operasyonda 20 şüpheliyi gözaltına almıştı.

    Aramalarda birçok örgütsel doküman ve dijital materyal ele geçirilmişti.>>>AA

  • Türkiye’de yapay zeka kullanımı iki katına çıktı

    Türkiye’de yapay zeka kullanımı iki katına çıktı

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), bu yıla ilişkin “Yapay Zeka İstatistikleri” bültenini yayımladı.

    Buna göre, bireylerde ve girişimlerde yapay zeka kullanım oranı bu yıl geçen yıla göre yaklaşık iki katına çıktı.

    Yapay zeka teknolojilerinden herhangi birini kullandığını belirten girişimlerin oranı, 2025’te yüzde 7,5 iken bu yıl yüzde 14 olarak hesaplandı.

    Üretken yapay zeka kullandığını beyan eden bireylerin oranı da geçen yıl yüzde 19,2 iken bu yıl yüzde 37,6 oldu. Bu oran, cinsiyete göre incelendiğinde erkeklerin yüzde 37,2’sinin, kadınların yüzde 38,1’inin yapay zeka kullandığı görüldü.

    Yapay zeka kullanma oranı yaş grubuna göre analiz edildiğinde de en fazla yüzde 64,9 ile 16-24 yaş grubunda yer alan bireylerin yapay zeka kullandığı belirlendi. Bunu yüzde 55,7 ile 25-34 yaş, yüzde 38,1 ile 35-44 yaş grupları takip etti.

    Eğitim seviyesi arttıkça yapay zeka kullanım oranı arttı

    Yapay zeka kullanan bireyler eğitim durumuna göre incelendiğinde, yapay zeka kullanım oranının en fazla yüzde 62,7 ile yükseköğretim mezunlarında olduğu tespit edildi.

    Bunu, yüzde 45,4 ile lise veya mesleki lise mezunu, yüzde 35,5 ile ilköğretim veya ortaokul mezunu, yüzde 8,5 ile ilkokul mezunu bireyler izledi.

    Yapay zeka kullanan bireylerin yüzde 86,4’ü bu teknolojiyi özel amaçlar, yüzde 37,3’ü mesleki amaçlar için ve yüzde 32,6’sı örgün eğitim için kullandığını beyan etti.

    Kullanım amaçları cinsiyete göre incelendiğinde, erkeklerde özel amaçlı kullanım oranı yüzde 86, mesleki amaçlı kullanım oranı yüzde 43,2, örgün eğitim için kullanım oranı yüzde 29,1 olarak sıralandı. Kadınlarda bu oranlar sırasıyla yüzde 86,8, yüzde 31,2 ve yüzde 36,1 olarak kaydedildi.

    Yapay zeka teknolojilerinden herhangi birini kullandığını belirten girişimlerin oranı, 2021’de yüzde 2,7 iken bu yıl yüzde 14 oldu. Yapay zeka kullanan girişimler çalışan sayısı büyüklüğüne göre incelendiğinde, bu oran 10-49 çalışanı olan girişimlerde yüzde 12,8, 50-249 çalışanı olan girişimlerde yüzde 17 ve 250 ve üzeri çalışanı olan girişimlerde yüzde 37,1 olarak hesaplandı.

    Bu oranlar, 2021’de 10-49 çalışanı olan girişimlerde yüzde 2,3, 50-249 çalışanı olan girişimlerde yüzde 3,6 ve 250 ve üzeri çalışanı olan girişimlerde yüzde 9,6 olarak kayıtlara geçmişti.

    Yapay zeka en fazla telekomünikasyon, programlama ve bilişim faaliyetlerinde kullanıldı

    Yapay zeka teknolojilerinden herhangi birini kullandığını belirten girişimler ekonomik faaliyet grubuna göre incelendiğinde, yapay zekanın en fazla yüzde 63,7 ile “telekomünikasyon, programlama ve bilişim” faaliyeti yürüten işletmeler tarafından kullanıldığı görüldü.

    Bu ekonomik faaliyet grubunu, yüzde 57,1 ile “yayımcılık, radyo-TV ve içerik” faaliyeti ve yüzde 32,4 ile “bilgisayarların ve iletişim araç ve gereçlerinin onarımı” faaliyeti yürüten girişimler izledi.

    Yapay zeka teknolojilerinden herhangi birini kullandığını belirten girişimlerin yapay zeka kullanma amaçları incelendiğinde de girişimlerin en fazla yüzde 51 ile pazarlama veya satış amacıyla yapay zeka yazılım veya sistemlerini kullandığı tespit edildi.

    Bunu, yüzde 46,3 ile araştırma ve geliştirme veya yenilik faaliyeti amacıyla kullanım ve yüzde 43,4 ile üretim veya hizmet süreçleri amacıyla yapay zeka kullanımı takip etti.

    Yapay zeka teknolojilerinin edinilmesinde hazır yazılımlar öne çıktı

    Yapay zeka teknolojisi kullanan girişimler, kullandıkları yapay zeka yazılım veya sistemlerini edinme yöntemlerine göre incelendiğinde, girişimlerin yüzde 67,8’i açık kaynaklı yazılımları, yüzde 49,1’i kapalı kaynaklı yazılımları ücretsiz veya ücretli kullandırdığını bildirdi.

    Yapay zeka yazılım veya sistemlerini girişim için harici sağlayıcılara geliştirten girişimlerin oranı yüzde 46,5 olurken, bunları kendi çalışanları tarafından geliştiren girişimlerin oranı yüzde 32,1 olarak tespit edildi.

    Yapay zeka teknolojisi kullanan girişimlerin yüzde 16,6’sı, bu teknolojileri kullanarak bireylere ilişkin cinsiyet, yaş, meslek, eğitim durumu, adres bilgisi, satın alma kayıtları veya yüz görüntüleri gibi kişisel verileri işlediğini beyan etti. Bu oran, 10-49 çalışanı olan girişimlerde yüzde 16,9, 50-249 çalışanı olan girişimlerde yüzde 15,3 ve 250 ve daha fazla çalışanı olan girişimlerde yüzde 17 olarak hesaplandı.

    Herhangi bir yapay zeka teknolojisi kullanmadığını ancak kullanmayı düşündüğünü beyan eden girişimlerin oranı yüzde 8,3 oldu. Çalışan sayısı büyüklük grubuna göre yapay zeka kullanmayan ancak kullanmayı düşünen girişimlerin oranı, 10-49 çalışanı olan girişimlerde yüzde 7,4, 50-249 çalışanı olan girişimlerde yüzde 12,2 ve 250 ve üzeri çalışanı olan girişimlerde yüzde 14,9 olarak kayıtlara geçti.

    Yapay zeka teknolojilerinden herhangi birini kullanmadığını ancak kullanmayı düşündüğünü belirten girişimlerin yapay zekayı kullanmama nedenleri incelendiğinde, en önemli nedenin yüzde 72,3 ile girişimde ilgili uzmanlık eksiğinin bulunması olduğu görüldü.

    Bunu, yüzde 66,4 ile yapay zeka kullanımından kaynaklanan zarar durumunda sorumluluğun kimde olacağına dair hukuki belirsizlikler ve yüzde 65,4 ile veri koruma ve gizliliğin ihlaline ilişkin endişeler izledi.

    Öte yandan, yapay zeka teknolojilerinin bireyler ve girişimler tarafından kullanımını ortaya koymak ve bu alandaki gelişmeleri izlemek amacıyla hazırlanan bu bülten, “Hane Halkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması” ile “Girişimlerde Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması” sonuçlarına dayanıyor.

    Bültende yer alan bireylere ilişkin sonuçlar, 16-74 yaş grubunu, girişimlere ilişkin sonuçlar da 10 ve daha fazla çalışanı olan girişimleri kapsıyor.>>>AA

  • Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde Ebola alarmı

    Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde Ebola alarmı

    KDC Sağlık Bakanlığının son verilerine göre, salgında 2 bin 121 kişi iyileşti, ölüm oranı yüzde 48,4 olarak kaydedildi.

    Salgında 8 bin 224 vaka doğrulandı ve 3 bin 982 kişi yaşamını yitirdi.

    Salgından etkilenen 7 eyaletteki 63 bölgede hastaların tedavisi, virüsün yayılmasının önlenmesi ve sağlık ekiplerinin kapasitesini artırma çalışmaları sürüyor.

    Ebola, Afrika’da binlerce kişinin ölümüne neden oldu

    Bir tür kanamalı ateşe yol açan Ebola virüsü, ilk kez 1976’da Sudan’ın Nzara ve KDC’nin Yambuku kentlerinde eş zamanlı salgınlarla ortaya çıkmıştı.

    KDC’deki salgın, Ebola Nehri yakınındaki köyde başladığı için hastalığa bu nehrin adı verilmişti.

    Ebola virüsü, Aralık 2013’te Batı Afrika’da yayılmıştı. Gine, Liberya ve Sierra Leone’de 2014-2017 yıllarında görülen salgında 30 bin kişiye virüs bulaşmış ve hastaların 11 binden fazlası ölmüştü.

    KDC’nin doğusundaki Ituri eyaletinde açıklanan 246 şüpheli vaka ve 65 ölümün ardından 15 Mayıs’ta ülkede salgın ilan edilmişti.

    Sağlık yetkililerine göre, mayıs ayında patlak veren “Bundibugyo” Ebola varyantının onaylanmış tedavisi veya aşısı bulunmuyor.>>>AA

  • OpenAI’da 3 çalışan hassas bilgi ihlali nedeniyle işten çıkarıldı

    OpenAI’da 3 çalışan hassas bilgi ihlali nedeniyle işten çıkarıldı

    BBC’ye konuşan ismi paylaşılmayan OpenAI sözcüsü, kurumun işten çıkardığı kişilerle ilgili açıklamada bulundu.

    Açıklamada, “Soruşturmamız, bu kişilerin hassas bilgileri şirketin belirlenmiş prosedürlerinin dışında hatalı kullandığını, politikalarımızı ihlal ettiğini ve çalışmalarımız için gerekli olan güveni zedelediğini doğruladı.” ifadesine yer verildi.

    “Hassas şirket bilgilerine erişim ve bunları kullanma konusundaki politikaları ihlal ettikleri için 3 kişinin işten çıkarıldığı” belirtilen açıklamada, işlerine son verilen bu kişilerle ilgili başka bilgi paylaşılmadı.>>>AA

  • Filistinlilerin geçim kaynağı zeytin ağaçları hedef alınıyor

    Filistinlilerin geçim kaynağı zeytin ağaçları hedef alınıyor

    Filistin topraklarında ekim başı gibi başlayıp kasım ayı sonlarına kadar devam eden ve bölge halkı için önemli bir geçim kaynağı olan hasat sezonunda Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında artış yaşanıyor.

    Filistinliler için topraklara olan bağlılıklarının sembolü olan ağaçlar ve kuşaktan kuşağa aktarılan bu miras İsrail tarafından özellikle hedef alınıyor.

    İsrailliler, Filistinlilerin toprakla olan bağını koparmak ve direnişlerini kırmak için sadece ağaçları kesmekle kalmıyor aynı zamanda Filistinlilerin arazilerine ulaşmasını engelliyor.

    İsrailliler, hasat sezonu saldırılarını artırıyor

    Filistin Duvar ve Yerleşim Direnişi Komisyonu dokümantasyon birimi yetkilisi Emir Davud da İsrail’in zeytin hasadını engelleyerek Filistinlilerin topraklarına el koymaya çalıştığını söyledi.

    Davud, zeytin ağacının; toprakla olan doğrudan bağı nedeniyle sembolik ve kültürel bir değer taşıdığını ve özellikle Batı Şeria’da “C” bölgesinde yaşayan Filistinlilerin ekonomik anlamda direnmelerini sağlayan kilit unsurlardan biri olduğunu dile getirdi.

    2025’ten bu yana 50 bini aşkın ağaca saldırı oldu

    İsrail güçleri ile gaspçı İsraillilerin, Filistinlileri öldürerek, taşınır ve taşınmaz mülklerine saldırıp zarar vererek, tarım arazilerini sürerek ve çiftçilerin tarlalarına ulaşmasına engel olarak gerçekleştirdikleri ihlallerle ilgili de konuşan Davud, şunları söyledi:

    “Ağaçlara saldırılar sadece onları sökerek ya da zarar vererek olmuyor. Çiftçilerin zeytinliklerine gitmesi de engelleniyor. Bu ise işgal altındaki topraklarda daha çok toprak ele geçirip kolonizasyonu genişletmeyi hedefliyor.

    2025’ten bu yana 50 bini aşkın zeytin ağacına saldırı oldu. Bu, rekor bir rakam. Asıl önemli olan ise doğrudan saldırılardan ziyade ağaçların sökülmesine ilişkin verilen kararlar. 2026’nın başından bu yana bu şekilde 55 karar alındı. (Her bir karar belli bölgeleri hedef alıyor ve bu da yüzlerce ağacın kesilmesi anlamına geliyor) Bu rakam, 2025 boyunca alınan toplam 48 karardan bile fazla.”

    Kararların daha çok zeytin ağaçlarının olduğu bölgeleri kapsadığını anlatan Davud, Ramallah’ın kuzeybatısındaki Beyt Rima ve Deyr Nizam beldeleriyle ilgili benzer kararlar alındığı bilgisini verdi.

    Hasat sezonu saldırıları 3 boyutlu

    İsrail yönetiminin ve gaspçı İsraillilerin, yolları kapatarak ya da geçiş noktaları aracılığıyla Filistinlilerin zeytinliklerine gitmesine engel olduğunu belirten Davud, Batı Şeria genelinde bu şekilde erişim engellenen arazilerin yüzölçümünün 1 milyon 100 bin dönümü aştığını dile getirdi.

    Davud, İsrail’in tüm bu uygulamalarının ve özellikle hasat sezonu artan saldırıların, “sembolik ve kültürel, ekonomik (direnişin kırılması) ve toprakları ele geçirmek” şeklinde 3 boyutu olduğunu vurguladı.

    “Zeytin ağaçları, tarih boyunca toprak gaspı önündeki ilk savunma hattı olageldi.” diyen Davud, çiftçilerin arazilerine gitmesinin engellenmesi ve ağaçların da bakımsız kalmasıyla bu bölgelerin ileride “sahipsiz topraklar” olarak gösterilip mülkiyetine el konulmasının önünün açıldığına işaret etti.

    Batı Şeria’daki en önemli çatışma alanlarından biri hasat sezonu

    Davud, bölgede yaşanan gelişmeler ve Gazze savaşının, İsrail’e sahada istediği gibi hareket etme özgürlüğü verdiğini aktardı.

    Hasat sezonunun, toprak mücadelesinden ayrı düşünülemeyeceğini kaydeden Davud, “Çiftçilerin arazilerine erişiminin engellenmesi bir sezonun kaybı anlamına gelmiyor aynı zamanda halkın topraklarında kalma ve geçimini sağlama gücünü de baltalıyor.” dedi.

    Davud son olarak, “Direnişle, toprakla ve onu gasp etmekle bağlantılı bu mesele bu yılki hasat sezonunu Batı Şeria’daki en önemli çatışma alanlarından biri haline getirdi.” değerlendirmesinde bulundu.>>>AA

  • Afyonkarahisar’da suçlulara geçit yok!

    Afyonkarahisar’da suçlulara geçit yok!

    Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, aranan şahısların yakalanmasına yönelik çalışmalarını sürdürüyor.

    Bu kapsamda ilçe merkezinde yapılan takip sırasında H.S. isimli şahsın, babasının adına kayıtlı aracı kullandığı belirlendi. Polis ekiplerinin “dur” ihtarına uymayan H.S., araçla kaçmaya başladı.

    Ekiplerin takibi sonucu yakalanan şahsın, dolandırıcılık suçundan 3 ayrı dosyadan toplam 4 yıl 9 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunduğu tespit edildi.

    44 bin lira cezai işlem uygulandı

    Yakalanan H.S.’ye toplam 44 bin lira cezai işlem uygulandı. Şahsın ehliyeti geçici süreyle iptal edilirken, kullandığı araç da trafikten men edildi.

    Emniyetteki işlemlerinin ardından H.S., cezaevine teslim edildi.

    Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü, kentte huzur ve güvenliğin sağlanması amacıyla çalışmaların 7 gün 24 saat sürdürüldüğünü bildirdi.

  • İTO eylülde fiyatı en çok artan ve azalan ürünleri açıkladı

    İTO eylülde fiyatı en çok artan ve azalan ürünleri açıkladı

    İstanbul Ticaret Odası (İTO), eylülde İstanbul’da perakende fiyatı en fazla artan ve azalan ürünleri açıkladı.

    Eylülde bir önceki aya göre indekste yer alan 336 adet ana üründen 207’sinin fiyatı artarken, 43’ünde azalış görüldü.

    Geçen ay fiyatı en çok artan kalem yüzde 55,21 ile özel üniversite eğitim ücretleri olurken onu yüzde 50,51 ile özel lise ücretleri, yüzde 48,72 ile özel ilköğretim ücretleri, yüzde 26,7 ile okul kıyafetleri, yüzde 24,3 ile çocuk pantolonu izledi.

    Fiyat artışı patlıcanda yüzde 22,85, akaryakıtta yüzde 20,66, battaniyede yüzde 14,69, özel televizyon yayın hizmetlerinde yüzde 13,37, ıspanakta yüzde 12,59, cep telefonunda yüzde 10,49, bulaşık makinesinde yüzde 10, benzinli otomobilde yüzde 8,35, benzinde yüzde 8,17, kalemde yüzde 6,56, yumurtada yüzde 6,46 oldu.

    En çok erik ve üzümün fiyatı düştü

    Eylülde bir önceki aya göre fiyatı en çok azalan ürünler arasında başı yüzde 28,32 ile erik çekti. Onu yüzde 23,45 ile üzüm, yüzde 22,98 araç kiralama ücreti, yüzde 20,81 ile çarliston biber, yüzde 20,8 ile sivri biber, yüzde 18,76 ile kuru soğan izledi.

    Fiyat düşüşü armutta yüzde 14,92, yeşil soğanda yüzde 14,72, limonda yüzde 14,32, kavunda yüzde 8,54, dolmalık biberde yüzde 7,62, karpuzda yüzde 7,52, şehirlerarası otobüs biletlerinde yüzde 6,89, kabakta yüzde 6,58, uçak biletlerinde yüzde 6,45, elmada yüzde 6,04 olarak gerçekleşti.>>>AA

  • Mehmet Akalın: Yapay zekaya erişim eşit olmalı

    Mehmet Akalın: Yapay zekaya erişim eşit olmalı

    Fransa’nın Strazburg kentinde bulunan AKPM’nin sonbahar oturumu devam ediyor.

    Strazburg’da dün bu kapsamda AKPM üyeleri ve Avrupa Konseyi’ne üye olmayan OECD üyesi ülkelerin parlamento delegasyonlarının katıldığı “Genişletilmiş Mecliste” özel oturum düzenlendi.

    Bu oturum kapsamında “OECD yapay zekanın iş üzerindeki etkisini değerlendirme üzerindeki rolü” başlıklı rapor ve önerge görüşüldü.

    Genişletilmiş Meclis, ilgili rapor ve önergeyi 59 “evet” oyla kabul etti. 1 parlamenter çekimser oy kullandı.

    Önergede, yapay zekanın bir yandan fırsatlar sunan bir çağın kapılarını açtığı, ancak beraberinde ciddi riskler de getirdiği kaydedildi.

    Yapay zekanın insanlar, ekonomi, işgücü piyasası, eğitim, kamu hizmetleri, yönetişim üzerinde etkileri olduğuna işaret edilen önergede, teknolojiyle çalışanların müdahaleci bir şekilde gözetilmesi riski konusunda uyarıda bulunuldu.

    Önergede, yapay zekanın insanların yetkilerini azaltmak için değil, onları tamamlamak için tasarlandığı kaydedilirken, insan merkezli, haklara dayalı, kapsayıcı ve çevre için sürdürülebilir bir dijital ve yapay zeka dönüşümü çağrısında bulunuldu.

    “Yapay zekaya erişim bir öğrencinin ikamet yerine bağlı olmamalı”

    İYİ Parti Edirne milletvekili Mehmet Akalın, gençlerin yalnızca yapay zekanın nasıl kullanıldığını öğrenmekle yetinmemesi gerektiğini belirtti.

    Akalın, gençlerin yapay zekayı anlaması, sorgulaması ve bu teknolojiyi sorumlu bir şekilde kullanması beklentisini dile getirerek, “Yapay zeka, işgücü piyasasını dönüştürürken, eğitim sistemimiz de buna uyum sağlamalı.” dedi.

    OECD’nin üye ülkelerin yapay zeka konusundaki becerilerini güçlendirme konusunda önemli bir göreve sahip olduğunu kaydeden Akalın, “Yapay zekaya erişim bir öğrencinin ikamet yerine veya eğitim kurumunun maddi imkanlarına bağlı olmamalı.” dedi.

    Akalın, öğrencilerin ve öğretmenlerin uygun teknoloji, altyapı ve eğitimlere ihtiyaç duyduğunu ifade ederek, yapay zekanın öğretmenler için eğitim kalitesini artırmaya yardımcı bir araç olmasını sağlamaları gerektiğini vurguladı.

    “Yapay zeka gelirleri giderek büyük firmalar tarafından ele geçiriliyor”

    DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Berdan Öztürk, yapay zekaya ilişkin asıl önemli meselenin bu teknolojinin kime ait olduğu, kimin tarafından kontrol edildiği ve bundan kimin çıkar sağladığı olduğunu belirtti.

    Öztürk, yapay zekanın nesiller boyunca kamu fonlarıyla elde edilen bilimsel bilgilere ve milyonlarca insanın çalışmalarına dayandığını kaydederek, “(Yapay zeka) Gelirleri giderek büyük firmalar tarafından ele geçiriliyor.” dedi.

    Çalışanların ve toplumun yapay zekanın geliştirilmesi ve kullanımı konusunda gerçek bir karar yetkisine sahip olması gerektiğini dile getiren Öztürk, OECD’nin yapay zeka kaynaklı verimlilik kazanımlarının çalışanlar ve firmalar arasındaki dağılımını incelemesini istedi.

    Genişletilmiş Meclis, AKPM üyeleri ve Avrupa Konseyi’ne üye olmayan OECD üyesi ülkelerin parlamento delegasyonlarından oluşuyor.>>>AA

  • Eski Sudan Cumhurbaşkanı Beşir’in ailesi, Beşir’in yurt dışında tedavi görmesini istiyor

    Eski Sudan Cumhurbaşkanı Beşir’in ailesi, Beşir’in yurt dışında tedavi görmesini istiyor

    Ulusal basına yansıyan haberlere göre Ömer el-Beşir’in avukatı, eski cumhurbaşkanının sağlık durumuna ilişkin açıklamada bulundu.

    Açıklamada, Beşir’in sağlık sorunları nedeniyle başkent Hartum’daki askeri hastanede tedavi gördüğü belirtildi.

    Beşir’in ailesi ise Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’a çağrıda bulunarak, Beşir’in insani gerekçelerle serbest bırakılmasını ve yurt dışındaki bir sağlık kuruluşuna nakledilmesini istedi.

    – Beşir, 2019’da görevinden uzaklaştırılmıştı

    Sudan’da yaklaşık 30 yıl iktidarda kalan Ömer el-Beşir, Aralık 2018’de hayat pahalılığı nedeniyle başlayan ve hükümet karşıtı gösterilere dönüşen protestoların ardından 11 Nisan 2019’da ordunun müdahalesiyle görevinden uzaklaştırıldı.

    Görevden alınmasının ardından yargılanan Beşir, yolsuzluk ve yasa dışı finansman suçlarından Aralık 2019’da 2 yıl hapis cezasına çarptırıldı. İleri yaşı nedeniyle cezasını cezaevinde değil, rehabilitasyon merkezinde çekmesine karar verildi.

    2023’te hastaneye nakledilmişti

    Sudan ordusu, 26 Nisan 2023’te Beşir’in sağlık durumu nedeniyle başkent Hartum’daki Kuber Hapishanesi’nden askeri hastaneye nakledildiğini ve polis gözetiminde tutulduğunu duyurmuştu.

    Beşir’in hastaneye nakli, 15 Nisan 2023’te Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında başlayan çatışmaların ardından gerçekleşmişti.>>>AA