Yazar: admin

  • Etimesgut Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması başlatıldı

    Etimesgut Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması başlatıldı

    Adli kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca, Etimesgut Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması başlatıldı.

    Bu kapsamda aralarında Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu’nun da bulunduğu 55 zanlı hakkında gözaltı kararı verildi.

    Gözaltına alınan Belediye Başkanı Beşikçioğlu, Gazi Mustafa Kemal Mesleki ve Çevresel Hastalıklar Hastanesinde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.

    Ankara İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince, belediye binasında arama yapılıyor.

    Şüphelilere ait 56 ikamet, 15 iş yeri ve 41 araçta arama ve el koyma işlemleri de sürüyor.

    Etimesgut Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması başlatıldı

    Başsavcılıktan açıklama

    Öte yandan, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Etimesgut Belediyesince yapılan bir kısım ihalelerde usulsüzlük, sahte belgeler düzenleme, otopark kiralama ve inşaat projelerine ilişkin olarak imar ve ruhsat işlemleri gibi konularda menfaat temin edildiği iddiaları üzerine soruşturma başlatıldığı belirtildi.

    Sayıştay raporları, etkin pişmanlık ifadeleri, müşteki beyanları, CİMER başvuruları, ses ve video kayıtları, MASAK ve HTS analizi kapsamında “suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme”, “örgüte üye olma”, “zimmet”, “rüşvet”, irtikap”, “ihaleye fesat karıştırma” ve “edimin ifasına fesat karıştırma” suçlarından Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu’nun da aralarında olduğu 42’si belediye görevlisi, 13’ü firma yetkilisi 55 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiği ifade edildi.

    Açıklamada, zanlıların yakalanmasına yönelik Ankara merkezli 9 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendiği kaydedildi.>>>AA

  • Emekli promosyon 2026 en yüksek hangi banka? İşte rakamlar!

    Emekli promosyon 2026 en yüksek hangi banka? İşte rakamlar!

    Emekli maaş zammının netleşmesinin ardından maaşını farklı bir bankaya taşımak veya mevcut taahhüdünü yenilemek isteyen milyonlarca vatandaş, bankaların 2026 yılı güncel emekli promosyon kampanyalarını mercek altına aldı.

    Bankalar arasındaki rekabetin kızışmasıyla birlikte nakit promosyon ve ek fatura/kredi kartı talimatı ödülleri dahil toplam ödeme tutarları 35.000 TL seviyesine kadar dayandı.

    İşte Temmuz 2026 itibarıyla bankaların sunduğu en yüksek promosyon teklifleri ve emeklilerin dikkat etmesi gereken kritik detaylar…

    2026 En Yüksek Emekli Promosyonu Veren Bankalar

    Kamu ve özel bankalar, maaş tutarlarına göre belirlenen yalın nakit promosyonların yanı sıra fatura talimatı, ek ürün kullanımı ve kredi kartı harcamalarına özel ek nakit ödüller sunuyor:

    • Şekerbank: Sunduğu ek kampanya ve koşulların sağlanması halinde toplamda 35.000 TL’ye varan ödeme imkanıyla zirvede yer alıyor.

    • Akbank: Belirlenen şartların (fatura talimatı, kart kullanımı vb.) yerine getirilmesi durumunda toplam 32.500 TL’ye kadar promosyon fırsatı sunuyor.

    • ING & Türkiye Finans: Ek koşullarla birlikte toplamda 32.000 TL’ye varan ödemeleriyle dikkat çeken kurumlar arasında.

    • DenizBank, Garanti BBVA, Yapı Kredi ve Albaraka Türk: Kampanya şartlarının karşılanması halinde toplam 30.000 TL’ye kadar promosyon imkanı sağlıyor.

    Promosyon Seçerken Sadece Rakama Bakmayın: Ek Şartlara Dikkat!

    Uzmanlar, emekli vatandaşların banka tercihi yaparken yalnızca afişlerde yer alan en yüksek tutara odaklanmaması gerektiği konusunda uyarıyor.

    Yüksek tutarlı promosyonların büyük bir kısmı şu ek şartlara bağlı olarak veriliyor:

    • Otomatik Fatura Ödeme Talimatı: Belirli sayıda faturanın otomatik ödemeye bağlanması.

    • Kredi Kartı Harcama Sözü: Aylık veya yıllık belirli bir tutarda alışveriş yapılması.

    • Ek Bankacılık Ürünleri: Mobil bankacılık kullanımı, esnek hesap (KMH) tanımlanması veya bireysel emeklilik/sigorta ürünlerinin tercih edilmesi.

    3 Yıllık Taahhüt Ve Maaş Taşıma Şartı Devam Ediyor

    Bankaların promosyon ödemelerinden yararlanabilmek için emekli maaşının 3 yıl boyunca aynı bankadan alınacağına dair taahhüt verilmesi gerekiyor.

    Taahhüt süresi dolmadan bankasını değiştirmek isteyen emeklilerin ise, kalan süreye tekabül eden promosyon tutarını mevcut bankalarına iade etmeleri (kıstelyevm hesabı) yeterli oluyor.

  • “Bu bir istila değil, üreme patlaması”

    “Bu bir istila değil, üreme patlaması”

    Afyon’da çekirge istilası var mı? Uzmanından kritik açıklamalar

    Prof. Dr. Uğur Cengiz Erişmiş, son dönemde Afyonkarahisar ve Türkiye’nin birçok noktasında görülen çekirgelerin “istila” olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığını belirterek, yaşanan durumun tamamen iklim koşullarının oluşturduğu doğal bir üreme patlaması olduğunu söyledi.

    “AFYON’DA YAŞANAN İSTİLA DEĞİL, POPÜLASYONDAKİ DOĞAL ARTIŞTIR”

    İlkbahar döneminde yaşanan yoğun yağışlar, uzun süren nemli hava ve bitki örtüsündeki artışın çekirgeler için ideal yaşam ve yumurtlama alanları oluşturduğunu ifade eden Erişmiş, ardından gelen ani sıcaklıkların da gelişim sürecini hızlandırdığını belirtti. Türkiye’de görülen çekirgelerin, Afrika ve Arap Yarımadası’ndan sürüler halinde göç eden çöl çekirgeleriyle karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Erişmiş, “Ülkemizde bulunan türler sürü oluşturarak istila eden çekirgeler değildir. Afyonkarahisar’da yaşanan durum bir istila değil, popülasyondaki doğal artıştır” dedi.

    “AFYON, TÜRKİYE’NİN MİNYATÜRÜ”

    Programda Afyonkarahisar’ın biyolojik çeşitliliğine de değinen Prof. Dr. Erişmiş, kentin farklı iklim kuşaklarını aynı anda barındıran ender şehirlerden biri olduğunu söyledi. “Dinar’da farklı, Sultan Dağları’nda farklı bir iklim yaşanıyor. Bu yönüyle Afyonkarahisar adeta Türkiye’nin minyatürü konumunda.” diyen Erişmiş, ilin yaklaşık 3 bin 700 bitki türüne ev sahipliği yaptığını, bunların önemli bir bölümünün endemik olduğunu ifade etti. Afyonkarahisar’ın memeli, kuş ve kelebek türleri açısından da Türkiye’nin en zengin illerinden biri olduğuna dikkat çeken Erişmiş, özellikle Sultan Dağları ve Eber Gölü çevresinin biyolojik çeşitlilik açısından büyük önem taşıdığını belirtti.

    “DOĞAYLA UYUMLU TARIM ŞART”

    Tarımsal üretimde doğal dengeye uygun planlama yapılmasının önemine vurgu yapan Prof. Dr. Erişmiş, su kaynaklarına uygun ürün desenlerinin tercih edilmesi gerektiğini söyledi. İklim değişikliğinin üretim alışkanlıklarını da değiştirdiğini ifade eden Erişmiş, üreticilerin doğaya uyum sağlayan tarım modellerine yönelmesinin hem verim hem de sürdürülebilirlik açısından büyük önem taşıdığını kaydetti.

    ANIZ YANGINLARI EKOSİSTEMİ YOK EDİYOR

    Programda anız yangınlarının doğaya verdiği zararları da değerlendiren Erişmiş, yangınların yalnızca görülebilen canlıları değil, toprağın altındaki milyonlarca faydalı böcek ve mikroorganizmayı da yok ettiğini söyledi. Toprağın verimliliğini sağlayan mikroorganizmaların zarar görmesinin ekosistemde ciddi bozulmalara yol açtığını belirten Erişmiş, vatandaşların özellikle yaz aylarında çok daha dikkatli olması gerektiğini ifade etti.

    “YABANİ ARILAR KAYBOLURSA ALARM ZİLLERİ ÇALAR”

    Doğal yaşamın korunmasının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Uğur Cengiz Erişmiş, kültür arıcılığıyla yetiştirilen arılar ile doğada kendiliğinden yaşayan yabani arıların birbirinden farklı olduğunu belirtti. “Eğer doğal yaşam alanlarında yabani arıları ve onların oluşturduğu kovanları göremiyorsak, bu ekosistemde ciddi bir bozulmanın başladığını gösterir.” diyen Erişmiş, biyolojik çeşitliliğin korunmasının yalnızca doğa için değil, insan yaşamı açısından da hayati önem taşıdığını vurguladı. Kanal 3 ekranlarında yayınlanan Gündem Analiz programında çevre, iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik üzerine önemli değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Uğur Cengiz Erişmiş, doğal dengenin korunmasının gelecek nesillere bırakılacak en önemli miraslardan biri olduğunu ifade etti. >>>Berna TÜRKSOY

  • HAKAN ÇALHANOĞLU FENERBAHÇE’YE Mİ GELİYOR? | Süper Lig için flaş transfer iddiası!

    HAKAN ÇALHANOĞLU FENERBAHÇE’YE Mİ GELİYOR? | Süper Lig için flaş transfer iddiası!

    Yeni sezon transfer çalışmalarını aralıksız sürdüren Fenerbahçe, kadrosunu dünyaca ünlü bir milli yıldızla güçlendirmek için harekete geçti. İtalya basınından ve transfer kulislerinden elde edilen bilgilere göre sarı-lacivertli yönetim, Inter’in tecrübeli orta saha oyuncusu Hakan Çalhanoğlu’nu gündemine aldı.

    TFF’nin uyguladığı yabancı oyuncu kuralı doğrultusunda kaliteli yerli rotasyonunu genişletmek isteyen Fenerbahçe’nin, İtalya’da yürüttüğü temaslarda milli futbolcunun durumunu masaya yatırdığı öne sürüldü.

    İşte dev transfer iddiasının perde arkası ve öne çıkan detaylar…

    Fenerbahçe’de Hakan Çalhanoğlu Temasları Başladı

    Transfer çalışmalarına devam eden sarı-lacivertli yönetimin, Milan’ın yıldızı Rafael Leao için yürütülen görüşmeler ve İtalya seferi sırasında Hakan Çalhanoğlu’nun şartlarını da araştırmaya başladığı ifade edildi.

    Yerli oyuncu kalitesini üst seviyeye çekmeyi hedefleyen kulübün, 32 yaşındaki milli yıldızın bonservis durumu ve olası maliyet şartları hakkında ön değerlendirme yaptığı kaydedildi.

    Türkiye’ye Dönmeye Sıcak Bakıyor

    İtalya ve Türkiye transfer kulislerinde yer alan iddialara göre, kariyerini uzun yıllardır Avrupa’nın dev kulüplerinde sürdüren Hakan Çalhanoğlu’nun da Türkiye’ye dönme fikrine oldukça sıcak baktığı öne sürülüyor.

    Öte yandan, seçim döneminde başkan adayı Hakan Safi’nin milli futbolcuyla ön anlaşma sağladıklarına dair yaptığı açıklamalar yeniden hatırlandı. Transfer sürecinin netleşmesinde teknik direktör İsmail Kartal’ın vereceği raporun belirleyici bir rol oynaması bekleniyor.

    Inter Sözleşmesi ve Güncel Piyasa Değeri

    İtalya Serie A devi Inter ile sözleşmesi Haziran 2027 tarihine kadar devam eden tecrübeli orta sahanın kariyer istatistikleri ve piyasa değeri şu şekilde:

    • Sözleşme Bitiş Tarihi: Haziran 2027

    • Geçen Sezon Ki Performansı: 30 maç 12 gol 7 asist

    • Güncel Piyasa Değeri (Transfermarkt): 16 milyon Euro

  • S Sport canlı izle: MİDTJYLLAND – BEŞİKTAŞ MAÇI CANLI İZLE

    S Sport canlı izle: MİDTJYLLAND – BEŞİKTAŞ MAÇI CANLI İZLE

    Temsilcimiz Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi 2. ön eleme turu rövanş mücadelesinde Danimarka temsilcisi Midtjylland’a konuk oluyor. İstanbul’da oynanan ilk maçı 1-0’lık üstünlükle tamamlayan siyah-beyazlılar, deplasmanda avantajını koruyarak adını 3. eleme turuna yazdırmak istiyor.

    Futbolseverlerin merakla beklediği Midtjylland – Beşiktaş karşılaşmasının yayıncı kuruluşu, maç saati ve tur senaryoları belli oldu.

    İşte dev maça dair tüm detaylar ve canlı yayın izleme bilgileri…

    Midtjylland – Beşiktaş Maçı Ne Zaman, Saat Kaçta, Hangi Kanalda?

    Siyah-beyazlı temsilcimizin Avrupa arenasındaki kritik rövanş mücadelesinin detayları şu şekilde:

    • Tarih: 30 Temmuz 2026 Perşembe (Bugün)

    • Saat: 20:00 (TSİ)

    • Stat: MCH Arena (Herning / Danimarka)

    • Yayın Kanalı: S Sport Plus (Canlı & Şifreli)

    Midtjylland – Beşiktaş Maçı Nasıl Ve Nereden İzlenir?

    UEFA Avrupa Ligi 2. ön eleme turu rövanş müsabakası Türkiye’de dijital yayın platformu S Sport Plus üzerinden canlı olarak yayınlanacak.

    Zorlu karşılaşmayı yasal ve yüksek kalitede izlemek isteyen futbolseverlerin S Sport Plus web sitesi veya mobil uygulaması üzerinden aktif bir üyeliğe sahip olması gerekmektedir. Mücadele Smart TV, bilgisayar, tablet ve akıllı telefonlar üzerinden takip edilebilecek.

    Beşiktaş Nasıl Tur Atlar?

    İstanbul’daki ilk maçı 1-0 kazanan Beşiktaş için tur senaryoları şu şekilde:

    • Galibiyet ve Beraberlik: Siyah-beyazlı ekibin alacağı her türlü galibiyet veya beraberlik durumunda Beşiktaş adını doğrudan UEFA Avrupa Ligi 3. ön eleme turuna yazdıracak.

    • Tek Farklı Mağlubiyet: Midtjylland’ın tek farklı galibiyetlerinde (1-0, 2-1 vb.) mücadele uzatmalara, eşitlik bozulmazsa penaltı atışlarına gidecek.

    • İki ve Üzeri Farklı Mağlubiyet: Danimarka ekibinin 2 veya daha fazla farklı kazanması halinde Beşiktaş tur veda edecek.

    Muhtemel Rakipler Belli Oldu

    Beşiktaş, Midtjylland’ı eleyerek bir üst tura yükselmesi halinde UEFA Avrupa Ligi 3. eleme turunda Hradec Kralove – Tromsö eşleşmesinin galibiyle eşleşecek.

    Soccer ball resting on a green grass field next to a white sideline.

    Temsilcimizin elenmesi durumunda ise yoluna UEFA Konferans Ligi 3. eleme turundan devam edecek ve Bohemian (İrlanda) – Ballkani (Kosova) eşleşmesinin kazananıyla rakip olacak.

  • MOTORİNE ZAM! | Motorine 3,71 TL zam geliyor: Fiyatlar 80 TL’yi aşacak!

    MOTORİNE ZAM! | Motorine 3,71 TL zam geliyor: Fiyatlar 80 TL’yi aşacak!

    Brent petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar ve döviz kurundaki hareketlilik, akaryakıt fiyatlarını doğrudan etkilemeye devam ediyor. Sürücülerin yakından takip ettiği akaryakıt piyasasında, geçtiğimiz günlerde yapılan indirimin ardından bu kez yüksek oranlı yeni bir zam haberi geldi.

    Sektör kaynaklarından edinilen bilgilere göre, 31 Temmuz 2026 Cuma günü gece yarısından itibaren geçerli olmak üzere motorin (mazot) grubuna dev bir zam yapılması bekleniyor.

    İşte bu gece yarısı pompaya yansıması beklenen motorin zammı ve illere göre yeni mazot fiyatı tahminleri…

    Bu Gece Motorine Ne Kadar Zam Gelecek?

    Sektör temsilcilerinin aktardığı verilere göre, 31 Temmuz 2026 Cuma günü saat 00.01 itibarıyla motorinin litre fiyatına 3,71 TL zam gelmesi öngörülüyor.

    28 Temmuz’da gerçekleşen indirimin ardından gelen bu 3,71 TL’lik artışla birlikte, büyükşehirlerde motorin fiyatları 80 TL ve 82 TL bandını aşacak.

    Benzine Zam Var mı?

    Dizel araç sahiplerini üzen 3,71 TL’lik motorin zammı beklentisinin yanı sıra benzin grubu kullanıcıları da piyasayı yakından izliyor. Mevcut verilere göre benzin grubunda bu gece için herhangi bir zam ya da indirim beklentisi bulunmuyor.

    Zam Sonrası Motorin Fiyatı Ne Kadar Olacak? (31 Temmuz 2026)

    Gece yarısı pompaya yansıması beklenen 3,71 TL’lik zam sonrasında büyükşehirlerde ortalama motorin fiyatlarının şu seviyelere ulaşması hesaplanıyor:

    • İstanbul (Avrupa): 77,21 TL -> 80,92 TL

    • İstanbul (Anadolu): 77,06 TL -> 80,77 TL

    • Ankara: 78,32 TL -> 82,03 TL

    • İzmir: 78,60 TL -> 82,31 TL

  • MEAH’ta 4 santimetrelik böbrek taşı tek seansta temizlendi

    MEAH’ta 4 santimetrelik böbrek taşı tek seansta temizlendi

    Üroloji Anabilim Dalı tarafından gerçekleştirilen operasyonda, hastaya aynı anda hem ciltten hem de doğal idrar yolundan girilerek ileri düzey kapalı böbrek taşı cerrahisi uygulandı. Dünyada ve Türkiye’de sınırlı sayıda merkezde gerçekleştirilebilen minimal invaziv ECIRS yöntemi sayesinde böbrekteki taşın tamamen temizlendiği bildirildi.

    Operasyon, Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hasan Deliktaş’ın koordinasyonunda, Dr. Öğretim Üyesi Uğur Aydın ve Dr. Öğretim Üyesi Engin Dereköylü tarafından gerçekleştirildi. Anestezi süreci ise Doç. Dr. Eylem Yaşar ve Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği ekibi tarafından yürütüldü.

    MEAH’ta 4 santimetrelik böbrek taşı tek seansta temizlendi

    Operasyona ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Hasan Deliktaş, ECIRS yönteminin üst üriner sistem taşlarının tedavisinde iki cerrahın eş zamanlı ve koordineli çalışmasını gerektiren ileri düzey bir cerrahi teknik olduğunu söyledi.

    Yöntemin özellikle büyük ve kompleks böbrek taşlarında yüksek başarı oranı sunduğunu belirten Deliktaş, “ECIRS sayesinde hastalar daha kısa sürede iyileşiyor, komplikasyon riski azalıyor ve tedavi başarısı önemli ölçüde artıyor. Kliniğimiz, teknolojik altyapısını cerrahi deneyim ve ekip çalışmasıyla birleştirerek bu yöntemi başarıyla uygulamaktadır” dedi. >>>İHA

  • Alev alan elektrikli araç bomba gibi patladı

    Alev alan elektrikli araç bomba gibi patladı

    Edinilen bilgiye göre, Hürriyet Mahallesi Şehit Miralay Nazım Bey Bulvarı üzerinde meydana gelen olayda, M.A.’ya ait 38 PT 074 plakalı elektrikli SUV tarzı araç şarj olduğu sırada henüz bilinmeyen bir sebepten alev aldı. İhbar üzerine bölgeye polis ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Polis ekipleri çevrede güvenlik önlemi alırken, itfaiye ekipleri de yangına müdahale etti. İtfaiye ekiplerinin müdahalesi sırasında araç adeta bomba gibi patladı. Patlamada yaralanan olmazken, ekiplerin yangın battaniyesi ile müdahale ettiği yangın uzun süreli çalışmalar sonucu söndürüldü. Araçta geniş çaplı maddi hasar meydana geldi. Öte yandan, patlama anı bir vatandaşın cep telefonu kamerasına saniye saniye yansıdı.

    Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. >>>İHA

  • Selden kurtarıldığını anlayan anne kedi, yavrularını güvenli bölgeye tek tek taşıdı…

    Selden kurtarıldığını anlayan anne kedi, yavrularını güvenli bölgeye tek tek taşıdı…

    Selden kurtarıldığını anlayan anne kedi, yavrularını güvenli bölgeye tek tek taşıdı…

    📶https://kanal3.com.tr/
    Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Ederek Son Dakika Haberleri Alabilirsiniz;
    İnstagram : https://www.instagram.com/kanal3tv
    Facebook : https://www.facebook.com/kanal3tv
    X: https://x.com/kanal3tv
    Telegram : https://t.me/kanal3_tv
    Whatsapp : https://whatsapp.com/channel/0029VaFDm2rEKyZKvlSELq17
    Next : https://sosyal.teknofest.app/@kanal3tv

    #Kanal3AnaHaber #Kanal3Haber #Kanal3

  • Otomobilin motorunda ilçe ilçe gezdi

    Otomobilin motorunda ilçe ilçe gezdi

    Edinilen bilgiye göre, Merkez Osmangazi ilçesinde aşırı sıcaklar sebebiyle kendine gölge yer arayan kedi yavrusu, bir otomobilin tekerlek ve amortisör kısmından girerek motora kadar ilerledi. Kendine orada yer bulan minik yaramaz sahibinin otomobili çalıştırıp hareket etmesiyle birlikte bulunduğu yerde mahsur kaldı. Araç Bursa’nın Orhaneli ilçesine kadar geldi. Araç sürücüsü otomobilinden aşağıya indiğinde araçtan kedi miyavlama sesi geldiğini farkederek aracın her yerine baktı ancak kediyi bulamadı. Bir kez daha direksiyon başına geçen sürücü otomobilini ilçedeki Büyükşehir Belediyesi itfaiye merkezine götürüp yardım istedi. İtfaiye erlerinin müdahalesiyle yavru kedi motor koruma kapağı ile yağ karteri arasından çıkartılarak kurtarıldı. Rahat bir nefes alan sürücü yavru kediyi itfaiye erlerine teslim etti. İtfaiye erleri bir süredir aç ve susuz kaldığı tahmin edilen kediyi doyurup sahiplendiler. >>>İHA

  • Trafikte şiddet, tehdit ve hakaret olaylarında yüzde 52’ye varan azalma

    Trafikte şiddet, tehdit ve hakaret olaylarında yüzde 52’ye varan azalma

    Trafik ihlallerine yönelik yaptırımların caydırıcılığını artıran 7574 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 27 Şubat 2026’da Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

    Düzenlemeyle, trafikte saldırı amacıyla başka bir aracı ısrarla takip eden veya bu amaçla araçtan inen sürücülere 180 bin lira idari para cezası uygulanması, araçların 30 gün süreyle trafikten menedilmesi ve sürücü belgelerinin 60 gün süreyle geri alınması hükme bağlanmıştı.

    Yasal düzenlemenin sahadaki etkinliğinin artırılması amacıyla denetimler de yoğunlaştırıldı. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin kamuoyuna yansıyan trafikte şiddet görüntülerinin ardından konuyu Bakanlığın öncelikli başlıkları arasına aldığı ve olaylara süratle müdahale edilmesine ilişkin talimat verdiği öğrenildi.

    Artırılan denetimler ve caydırıcı yaptırımların ardından polis sorumluluk bölgesinde 27 Şubat-28 Temmuz 2025 tarihlerinde kayıtlara geçen 4 bin 806 olay, bu yılın aynı döneminde 2 bin 328’e düştü.

    Böylece söz konusu olayların sayısı 2 bin 478 azalarak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 51,6 geriledi.

    Trafikte sürücülerin ve yolcuların güvenliğini tehlikeye atan saldırgan davranışlara yönelik denetimlerin 81 ilde kesintisiz sürdürüleceği öğrenildi.>>>AA

  • Emekli sandığı zam farkları yatırıldı: En düşük emekli maaşı zam farkları ne zaman hesaplara yatacak?

    Emekli sandığı zam farkları yatırıldı: En düşük emekli maaşı zam farkları ne zaman hesaplara yatacak?

    Temmuz 2026 maaş artışlarının ardından Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Emekli Sandığı kapsamındaki hak sahiplerinin beklediği zam farkı ödemelerini tamamladı. Ancak kök aylığı düşük olan ve TBMM düzenlemesiyle en düşük emekli aylığı 23.552 TL’ye çıkarılan SSK ve Bağ-Kur emeklileri, aradaki fark ödemelerinin ne zaman yapılacağını merakla takip ediyor.

    Peki Emekli Sandığı ödemelerinde son durum ne ve en düşük emekli aylığı alan vatandaşların 3.552 TL’lik maaş farkı ne zaman banka hesaplarına yatacak? İşte SGK ve TBMM sürecine dair güncel detaylar…

    Emekli Sandığı Zam Farkları Hesaplara Yatırıldı

    Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan açıklamada, 4C (Emekli Sandığı) kapsamında emekli, malullük, vazife malullüğü, dul ve yetim aylığı alan vatandaşların Temmuz 2026 dönemine ait zam farkı ödemelerinin 24 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla banka ve PTT hesaplarına aktarıldığı bildirildi.

    Yapılan bilgilendirmeye göre:

    • Fark Ödenen Hak Sahibi Sayısı: 2 milyon 491 bin 370 kişi.

    • Toplam Ödeme Tutarı: 14,5 milyar TL.

    Emekli Sandığı mensupları, maaş alma dönemlerine göre (1, 2 veya 3 aylık periyotlar halinde) hesaplanan 14 günlük maaş ve zam farklarını Temmuz ayının son haftasında hesaplarında gördü.

    SSK ve Bağ-Kur Emeklisi 3.552 TL Fark Ödemesini Ne Zaman Alacak?

    Temmuz ayı emekli zam oranı %17,76 olarak kesinleşmiş ve SSK (4A) ile Bağ-Kur (4B) emeklilerine rutin maaş günlerinde (%17,76 zamlı olarak) ödemeler yapılmıştı. Ancak en düşük emekli aylığını 20.000 TL’den 23.552 TL’ye çıkaran yasal düzenleme maaş takvimine yetişmediği için taban aylık alan emeklilere Temmuz ayında 20.000 TL ödeme yapıldı.

    TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen düzenleme Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra aradaki 3.552 TL’lik fark ödemesi için süreç başlayacak.

    SGK kaynaklarından edinilen bilgilere göre, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin 3.552 TL tutarındaki fark ödemelerinin Ağustos ayının ilk haftası içerisinde banka ve PTT hesaplarına yatırılması planlanıyor. Ödemeler için hak sahiplerinin herhangi bir başvuru yapması gerekmeyecek.

  • Yükseköğretimde son 3 yılda geleceğin mesleklerine yönelik 70’e yakın yeni program açıldı

    Yükseköğretimde son 3 yılda geleceğin mesleklerine yönelik 70’e yakın yeni program açıldı

    YÖK’ten yapılan açıklamaya göre Özvar, bu yıl 7’si lisans, 9’u ön lisans olmak üzere toplam 16 yeni programın ilk kez öğrenci kabul edeceğini hatırlattı.

    Yeni programların “yapay zeka”, “finansal teknolojiler”, “biyoteknoloji”, “dijital oyun teknolojileri”, “mobil güvenlik”, “ilaç üretimi”, “hayvancılık teknolojileri” ve “balıkçılık” gibi alanlarda açıldığını ifade eden Özvar, bu programların yükseköğretimin değişen teknoloji ve üretim ihtiyaçlarına uyum sağlama vizyonunun bir parçası olduğunu kaydetti.

    Özvar, özellikle “tarih ve yapay zeka”, “felsefe ve yapay zeka” ile “işletme ve yapay zeka” programlarının, yapay zekayı yalnızca mühendislik disipliniyle sınırlamayan yeni bir yükseköğretim yaklaşımını ortaya koyduğunu belirtti.

    “Yapay zeka sosyal bilimler ve yönetim bilimleriyle birlikte ele alınıyor”

    Bu programlarla yapay zekanın sosyal bilimler ve yönetim bilimleriyle birlikte ele alındığını açıklayan Özvar, yükseköğretimin disiplinler arası yeni bir eğitim modeline yöneldiğini ifade etti.

    2026-2027 eğitim öğretim yılında açılacak yeni programların Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu stratejik alanlara yönelik oluşturulduğunu vurgulayan Özvar, adaylara tercih kılavuzunda bu programları dikkatle incelemeleri tavsiyesinde bulundu.

    Türkiye’nin değişen teknoloji ve iş gücü ihtiyaçlarına göre yükseköğretim sistemini yeniden yapılandırdıklarını belirten Özvar, geleceğin mesleklerine yönelik programların hızla yaygınlaştırıldığını bildirdi.

    Özvar, yükseköğretimde geleceğin mesleklerine yönelik dönüşüm kapsamında son 3 yılda yapay zeka, tarım ve sağlıkta dijitalleşme, yeşil dönüşüm ile sektörlerin ihtiyaçları doğrultusunda 70’e yakın yeni program açıldığını kaydetti.

    “Yapay zeka programları bugün 171 üniversitede 785’e ulaştı”

    Yapay zeka alanındaki dönüşümün yükseköğretime de güçlü şekilde yansıdığını vurgulayan Özvar, yapay zekayla ilişkili programların 171 üniversitede 785’e ulaştığını, bu programların eğitim kapasitesinin sadece birkaç yıl içinde 7 kat büyüdüğünü ve ilk mezunlarını vermeye başladığını kaydetti.

    Yeni programların açılmasının tek başına yeterli olmadığının altını çizen Özvar, gençlerin bu alanları doğru tanımasını sağlamak amacıyla Yükseköğretim Kurulu ile üniversitelerin tercih döneminde Türkiye genelinde yoğun tanıtım çalışması yürüttüğünü ifade etti.

    Üniversitelerde kurulan bilim iletişimi ofisleri koordinasyonunda düzenlenen bilim kafeler ve bilim iletişimi etkinliklerinde akademisyenler, sektör temsilcileri, mezunlar ve öğrencilerin adaylarla bir araya geldiğini bildiren Özvar, gençlerin meslekleri broşürlerden değil, doğrudan o alanlarda çalışan kişilerden dinleme imkanı bulduğunu belirtti.>>>AA

  • İkinci el araç alımında “dijital bilgi” kontrolü uyarısı

    İkinci el araç alımında “dijital bilgi” kontrolü uyarısı

    Motorlu Araç Satıcıları Federasyonu (MASFED) Genel Başkanı Aydın Erkoç, ikinci el araç ticaretinin giderek daha fazla dijital platformlar üzerinden gerçekleştiğini belirterek, tüketicilerin artık yalnızca aracın fiziksel durumuna değil, dijital ortamda sunulan bilgi ve belgelere karşı da dikkatli olması gerektiğini bildirdi.

    Erkoç, AA muhabirine konuya ilişkin yaptığı açıklamada, otomotiv sektöründe dijitalleşmenin alım satım süreçlerini hızlandırıp kolaylaştırdığını, ancak teknolojinin sağladığı imkanların yanı sıra, yeni risk alanlarını da beraberinde getirdiğini anlattı.

    Son yıllarda ikinci el araç arayışlarının, büyük ölçüde internet ortamına taşındığını aktaran Erkoç, vatandaşların ilanlarda yer alan fotoğraflar, ekspertiz raporları, araç geçmişi bilgileri ve satıcı profillerini daha dikkatli değerlendirmesi gerektiğini söyledi.

    Erkoç, tüketicilerin araç satın alma sürecinin önemli bir bölümünü dijital ortamda yürüttüğüne işaret ederek, “Bu durum, zaman ve erişim açısından önemli avantajlar sağlıyor. Ancak teknolojinin gelişmesiyle birlikte, dijital içeriklerin doğruluğunu sorgulamak da her zamankinden daha önemli hale geliyor. Araç alırken sadece kaportaya, motora veya ekspertiz raporuna değil, dijital ortamda sunulan bilgilerin güvenilirliğine de dikkat edilmesi gerekiyor.” diye konuştu.

    “Güven sektörümüzün temel önceliklerden”

    İkinci el araç ticaretinde güvenin, sektörün en önemli unsuru olduğuna dikkati çeken Erkoç, yetki belgesi sahibi, kayıtlı ve kurumsal işletmelerden yapılan alışverişlerin, tüketiciler açısından önemli avantajlar sunduğunu vurguladı.

    Erkoç, işlemlerin kurumsal firmalar üzerinden yapılmasının önemine değinerek, şöyle devam etti:

    “Vatandaşlarımızın araç alım satım işlemlerini, yetki belgeli ve kurumsal işletmeler aracılığıyla gerçekleştirmeleri büyük önem taşıyor. Kurumsal işletmeler, hem mevzuata uygun hareket ediyor, hem de satış sonrası süreçlerde tüketicinin muhatap bulabilmesini sağlıyor. Dijitalleşen ticaret ortamında güven unsurunun korunması, sektörümüz açısından temel önceliklerden biridir.”

    “Bilgi doğrulama süreçleri önem kazanıyor”

    Erkoç, Türkiye’de ikinci el araç ticaretinin, her yıl milyonlarca aracın el değiştirdiği dev bir ekonomik yapı oluşturduğunu, sektörün teknolojik dönüşüme uyum sağladığını ancak tüketici farkındalığının da aynı ölçüde gelişmesi gerektiğini ifade etti. Güvenli ticaretin, bilinçli tüketiciden geçtiğinin altını çizen Erkoç, şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Artık yeni bir döneme giriyoruz. Araç alırken yalnızca mekanik kontroller değil, bilgi doğrulama süreçleri de önem kazanıyor. Tüketicilerimizin ekspertiz, araç geçmişi sorgulaması, yetki belgesi kontrolü ve satıcı güvenilirliği gibi konuları birlikte değerlendirmesi gerekiyor.”

    Erkoç, ikinci el otomotiv sektöründe dijitalleşmenin gelecek yıllarda hızlanacağını belirterek, şunları kaydetti:

    “Teknolojik gelişmelerle birlikte, güvenlik ve şeffaflık mekanizmalarının daha da güçlendirilmesi önem taşıyor. Araç almak isteyenler satın almadan önce mutlaka aracın geçmiş kayıtlarını kontrol etmesi gerekiyor. Resmi kanallardan aracın hasar ve kaza geçmişi, muayene ve kilometre kayıtları gibi bilgilerine bakılması da önem taşıyor. Ayrıca sahiplik durumuna ilişkin mevcut bilgilerin kontrol edilmesi, yalnızca satıcının söylemiyle hareket edilmemesi gerekiyor.”>>>AA

  • Denizli’de geliştirilen nohut Afyon’da da umut oldu

    Denizli’de geliştirilen nohut Afyon’da da umut oldu

    Denizli’de yürütülen Nükleer Teknikler Kullanılarak Leblebilik Nohut Islahı Projesi kapsamında tescillenen Borsa-20 nohut çeşidi üreticilerle ilk kez Nisan ayında buluşmuştu. Denizli’nin Tavas ilçesinde gerçekleştirilen nohut tohumu dağıtım töreninde ilçedeki üreticilere 3 ton, Antalya, Uşak, Afyon, Ankara ve Kütahya illerindeki üreticilere ise 1 ton 200 kilo olmak üzere toplamda 4 ton 200 kilo Borsa-20 çeşidi üreticilerle buluştu. Farklı illerde ekimi gerçekleştirilen Borsa-20, Denizli’de olduğu gibi güçlü çıkışıyla yüz güldürüyor.

    Denizli'de geliştirilen nohut Afyon'da da umut oldu

    Farklı bölgelerde gerçekleştirilen demonstrasyon ekimlerinden gelen ilk görüntüler, Borsa-20’nin güçlü gelişimi, sağlıklı bitki yapısı ve yüksek adaptasyon kabiliyetiyle üreticilere umut verdiğini ortaya koyuyor. Elde edilen sonuçlar, çeşidimizin geniş coğrafyalarda güvenle yetiştirilebileceğini gösteriyor. >>>İHA

    Denizli'de geliştirilen nohut Afyon'da da umut oldu Denizli'de geliştirilen nohut Afyon'da da umut oldu

  • Ekonomi ağustosta da yoğun veri gündemiyle sıcaklığını koruyacak

    Ekonomi ağustosta da yoğun veri gündemiyle sıcaklığını koruyacak

    AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, Türkiye ağustosta yoğun veri gündemine sahne olacak.

    Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın, 3 Ağustos’ta İstanbul’da düzenleyeceği basın toplantısında temmuz ayı dış ticaret verilerini açıklaması bekleniyor. İhracat, haziranda yıllık bazda yüzde 21,9 artışla 25 milyar dolara çıkarak, tüm zamanların en yüksek haziran ayı rakamına ulaşmıştı.

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 3 Ağustos’ta temmuz ayına ilişkin enflasyon verilerini kamuoyuna duyuracak. TÜFE, haziranda aylık bazda yüzde 0,99, Yİ-ÜFE yüzde 1,8 artış göstermiş, yıllık enflasyon tüketici fiyatlarında yüzde 32,11, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 28,09 olarak kayıtlara geçmişti.

    TÜİK, piyasaların beklediği verilerden biri olan haziran ayına ilişkin sanayi üretim endeksini de 10 Ağustos’ta açıklayacak. Endeks mayısta yıllık bazda aynı kalırken aylık bazda yüzde 2,9 azalış kaydetmişti. Kurum, aynı gün haziran ayı inşaat maliyet endeksini de duyuracak.

    Temmuz ayına ilişkin finansal yatırım araçlarının reel getiri oranları bülteni de 10 Ağustos’ta kamuoyu ile paylaşılacak.

    Haziran ayına ilişkin ticaret satış hacim ve ciro endeksleri 11 Ağustos’ta, dış ticaret endeksleri de 12 Ağustos’ta ilan edilecek.

    Gözler ödemeler dengesi verilerinde

    TCMB de 13 Ağustos’ta haziran ayı ödemeler dengesi istatistiklerini açıklayacak. Cari işlemler hesabı mayısta 1 milyar 459 milyon dolar açık verirken bu dönemde altın ve enerji hariç cari işlemler hesabında 3 milyar 626 milyon dolarlık fazla oluşmuştu.

    TÜİK, 13 Ağustos’ta temmuz ayına ilişkin konut ve iş yeri satış istatistiklerini duyuracak. Türkiye’de ocak-haziran döneminde 699 bin 516 konut satılmıştı.

    Aynı gün temmuz ayına ilişkin tarım ürünleri üretici fiyat endeksi de belli olacak.

    Haziran ayına ilişkin ücretli çalışan istatistikleri ile hizmet üretim ve inşaat üretim endeksleri, 14 Ağustos’ta duyurulacak. Ücretli çalışan sayısı mayısta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,5 artarak 15 milyon 970 bin 105 kişiye ulaşmıştı.

    Hazine ve Maliye Bakanlığı da temmuza ilişkin bütçe uygulama sonuçlarını 17 Ağustos’ta açıklayacak. Türkiye’nin merkezi yönetim bütçe gelirleri haziranda 1 trilyon 509,6 milyar lira, giderleri 1 trilyon 395,5 milyar lira olarak belirlenmişti. Bütçede haziranda 114,2 milyar lira fazla oluşurken, ocak-haziran döneminde 942 milyar 835 milyon lira açık hesaplanmıştı.

    Yılın ikinci çeyreğine ilişkin veriler belli olacak

    TÜİK, 19 Ağustos’ta yılın ikinci çeyreğine ilişkin iş gücü istatistiklerini duyuracak.

    Kurum 20 Ağustos’ta temmuz ayına ilişkin yurt dışı üretici fiyat ile haziran ayına ilişkin tarımsal girdi fiyat endekslerini açıklayacak.

    Gelecek aya ilişkin tüketici güven endeksi 21 Ağustos’ta ilan edilecek. Temmuzda tüketici güven endeksi 89,8 ile Mayıs 2023’ten sonraki en yüksek seviyesine ulaşmıştı.

    TÜİK, 25 Ağustos’ta da söz konusu aya ilişkin hizmet, perakende ticaret ve inşaat güven endekslerini kamuoyu ile paylaşacak.

    Gözlerin çevrildiği kritik veriler olan temmuza ilişkin iş gücü istatistikleri ile yılın ikinci çeyreğine ilişkin büyüme rakamları 31 Ağustos’ta belli olacak.

    Türkiye ekonomisi, yılın ilk çeyreğinde yıllık bazda yüzde 2,5 büyüme kaydetmişti. İşsizlik oranı da haziranda bir önceki aya göre 0,5 puan azalarak yüzde 7,6’ya geriledi.

    Yılın üçüncü Enflasyon Raporu açıklanacak

    TCMB Başkanı Fatih Karahan da 13 Ağustos’ta bu yılın üçüncü Enflasyon Raporu’nu kamuoyuyla paylaşacak. Enflasyon Raporu’nda yer alacak mesajlar piyasalar tarafından yakından takip ediliyor.

    Karahan, yılın ikinci Enflasyon Raporu’nun tanıtımında “Enflasyonun yıl sonunda yüzde 26, 2027 yıl sonunda ise yüzde 15 olarak gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Enflasyonun 2028 yıl sonunda yüzde 9’a geriledikten sonra orta vadede enflasyon hedefi olan yüzde 5 seviyesinde istikrar kazanacağını öngörüyoruz.” ifadelerini kullanmıştı.

    Ekonominin yol haritası belirleniyor

    Ekonominin üç yıllık yol haritası niteliği taşıyan Orta Vadeli Program’ın (OVP) hazırlık çalışmaları da ağustos ayında yoğun şekilde yürütülecek. Eylül ayında açıklanması beklenen OVP ile 2027-2029 dönemine ilişkin büyüme, enflasyon, istihdam, ihracat ve cari denge gibi temel makro göstergeler belirlenmiş olacak.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Kabine Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Önümüzde yoğun bir çalışma dönemi var. Ekonomi yönetimimiz bir yandan Orta Vadeli Program’ımızı hazırlarken diğer yandan Meclise sunulacak reformlar üzerinde çalışıyor.” bilgisini vermişti.​​​​​​​>>>AA

  • Sulama amaçlı barajlarda doluluk oranı yüzde 80’e yaklaştı

    Sulama amaçlı barajlarda doluluk oranı yüzde 80’e yaklaştı

    Sulama amaçlı baraj doluluk oranları, 1 Temmuz itibarıyla yüzde 79,1 seviyesine ulaşırken su rezervleri açısından geçen yıla göre oldukça güçlü tablo oluştuğu tespit edildi.

    AA muhabirinin, Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğünce hazırlanan, haziran ayına ilişkin İklim, Fenolojik Durum ve Sulama İzleme istatistiklerinden derlediği bilgiye göre, 1 Ekim 2025-30 Haziran 2026 dönemini kapsayan 2026 su yılında yağışlar, normalin ve önceki dönemin üzerinde gerçekleşti.

    2026 su yılında, Türkiye’de ortalama 674,6 milimetre yağış kaydedildi. Yağışların normalin yüzde 30, geçen yılın yüzde 76 üzerinde gerçekleştiği tespit edildi. Böylece, su yılı yağışları 9 aylık dönemde, son 66 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.

    En fazla yağış artışı Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde

    Ülke genelinde, su yılı yağışlarının tüm bölgelerde normallerin ve geçen yılki yağışların üzerinde olduğu görüldü. En fazla artış, yüzde 47 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşandı. Su yılının 9 aylık kümülatif döneminde Akdeniz Bölgesi’nde 66, Doğu Anadolu Bölgesi’nde 38, İç Anadolu Bölgesi’nde 15, Ege Bölgesi’nde 11, Karadeniz Bölgesi’nde son 10 yılın en yüksek yağış seviyeleri kaydedildi.

    Haziran ayı itibarıyla Türkiye genelinde, meteorolojik ve tarımsal koşullar olumlu ve dengeli seyir izledi. Haziranda yağışlar normallerine göre yüzde 30, geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 76 artış gösterdi.

    Sulama amaçlı baraj doluluk oranları, 1 Temmuz itibarıyla yüzde 79,1 seviyesine ulaştı. Su rezervleri açısından, geçen yıla göre oldukça güçlü bir tablo oluştu.

    Hububat gelişimi normal ve sağlıklı gerçekleşti

    Türkiye genelinde, tarımsal faaliyetlerin büyük ölçüde sağlıklı ilerlediği görüldü. Yağışların belirgin şekilde artmasıyla, ülke genelinde “nemli dönemin” başladığı, bu durumun toprak nemini artırarak, bitki gelişimini desteklediği belirlendi.

    Hububat başta olmak üzere, tarla bitkilerinde gelişim tüm bölgelerde genel olarak normal ve sağlıklı seyretti. Marmara, Ege, Akdeniz, İç Anadolu, Karadeniz, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde, ürün gelişimi genel olarak olumlu olup, yüksek verim potansiyelini korudu. Özellikle son aylarda artan yağışlar, sezon başında görülen kuraklık etkilerini büyük ölçüde ortadan kaldırdı.

    Fenolojik olarak tüm bölgelerde, hububat gelişiminin genel olarak normal ve sağlıklı olduğu görüldü. Mevcut meteorolojik koşulların devam etmesi halinde, ülke genelinde hububat ve diğer tarımsal ürünlerde, verim ve üretim miktarlarının beklentileri karşılayacağı tahmin edildi. 2025-2026 tarım sezonunda, haziran ayı itibarıyla Türkiye genelinde tarımsal üretim açısından olumlu, dengeli ve verim potansiyeli yüksek bir dönem yaşanırken, yaygın kuraklık riskinin bulunmadığı görüldü.>>>AA

  • Doktor Melda Kuyucu kimdir? Kaç yaşındaydı, neden öldü?

    Doktor Melda Kuyucu kimdir? Kaç yaşındaydı, neden öldü?

    Sağlık camiası ve akademik dünya acı bir kayıpla sarsıldı. Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Melda Kuyucu, 41 yaşında yaşamını yitirdi.

    Ünlü akademisyenin genç yaştaki vefatı hastaları, öğrencileri, meslektaşları ve sevenlerini yasa boğdu. Vefat haberinin ardından kamuoyunda Dr. Melda Kuyucu’nun yaşamı, uzmanlık alanı ve vefat nedenine ilişkin aramalar hız kazandı.

    İşte merhum Dr. Öğr. Üyesi Melda Kuyucu hakkındaki tüm merak edilen detaylar…

    Melda Kuyucu Kimdir?

    Dr. Öğr. Üyesi Melda Kuyucu, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı bünyesinde akademik ve klinik çalışmalarını sürdüren saygın bir hekim ve uzmandı.

    Mesleki kariyeri boyunca özellikle anne ve anne karnındaki bebeğin sağlığını doğrudan ilgilendiren kritik süreçlerde görev alan Kuyucu; bilimsel yaklaşımı, başarıları, klinik tecrübesi ve yetiştirdiği tıp öğrencileriyle sağlık dünyasında takdir toplayan isimler arasında yer alıyordu.

    Dr. Melda Kuyucu Ne Doktoruydu, Uzmanlık Alanı Neydi?

    Dr. Melda Kuyucu, Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanlığının yanı sıra bu alanın yan dalı olan Perinatoloji (Yüksek Riskli Gebelikler) alanında uzmandı.

    Uzmanlık alanı kapsamında klinik olarak şu süreçlerin takip ve tedavisinde görev yürütüyordu:

    • Yüksek Riskli Gebeliklerin Takibi ve Yönetimi

    • Detaylı (Ayrıntılı) Ultrasonografi Uygulamaları

    • Prenatal Tanı Yöntemleri ve Testleri

    • Girişimsel Prenatal İşlemler (Amniyosentez, Koryon Villus Örneklemesi vb.)

    • Çoğul Gebeliklerin (İkiz, Üçüz) Süreç Takibi

    Doktor Melda Kuyucu Kaç Yaşındaydı?

    Görevinin başında ve verimli yaşlarında hayatını kaybeden Perinatoloji Uzmanı Dr. Melda Kuyucu, 41 yaşında aramızdan ayrıldı.

    Dr. Melda Kuyucu Neden Öldü?

    Ünlü hekimin vefatına ilişkin kamuoyuna yansıyan ilk bilgilere göre Dr. Melda Kuyucu’nun bir süredir tedavi gördüğü hastanede yaşam mücadelesini kaybederek hayatını kaybettiği bildirildi.

    Vefatına sebep olan hastalığın türü veya ölüm nedeninin spesifik detaylarına dair üniversite veya ailesi tarafından yapılmış resmi ve ayrıntılı bir tıbbi detay açıklaması henüz bulunmamaktadır.

  • Doktor Medya Kuyucu kimdir? Kaç yaşındaydı, neden öldü?

    Doktor Medya Kuyucu kimdir? Kaç yaşındaydı, neden öldü?

    Sağlık camiası ve akademik dünya acı bir kayıpla sarsıldı. Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Melda Kuyucu, 41 yaşında yaşamını yitirdi.

    Ünlü akademisyenin genç yaştaki vefatı hastaları, öğrencileri, meslektaşları ve sevenlerini yasa boğdu. Vefat haberinin ardından kamuoyunda Dr. Melda Kuyucu’nun yaşamı, uzmanlık alanı ve vefat nedenine ilişkin aramalar hız kazandı.

    İşte merhum Dr. Öğr. Üyesi Melda Kuyucu hakkındaki tüm merak edilen detaylar…

    Melda Kuyucu Kimdir?

    Dr. Öğr. Üyesi Melda Kuyucu, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı bünyesinde akademik ve klinik çalışmalarını sürdüren saygın bir hekim ve uzmandı.

    Mesleki kariyeri boyunca özellikle anne ve anne karnındaki bebeğin sağlığını doğrudan ilgilendiren kritik süreçlerde görev alan Kuyucu; bilimsel yaklaşımı, başarıları, klinik tecrübesi ve yetiştirdiği tıp öğrencileriyle sağlık dünyasında takdir toplayan isimler arasında yer alıyordu.

    Dr. Melda Kuyucu Ne Doktoruydu, Uzmanlık Alanı Neydi?

    Dr. Melda Kuyucu, Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanlığının yanı sıra bu alanın yan dalı olan Perinatoloji (Yüksek Riskli Gebelikler) alanında uzmandı.

    Uzmanlık alanı kapsamında klinik olarak şu süreçlerin takip ve tedavisinde görev yürütüyordu:

    • Yüksek Riskli Gebeliklerin Takibi ve Yönetimi

    • Detaylı (Ayrıntılı) Ultrasonografi Uygulamaları

    • Prenatal Tanı Yöntemleri ve Testleri

    • Girişimsel Prenatal İşlemler (Amniyosentez, Koryon Villus Örneklemesi vb.)

    • Çoğul Gebeliklerin (İkiz, Üçüz) Süreç Takibi

    Doktor Melda Kuyucu Kaç Yaşındaydı?

    Görevinin başında ve verimli yaşlarında hayatını kaybeden Perinatoloji Uzmanı Dr. Melda Kuyucu, 41 yaşında aramızdan ayrıldı.

    Dr. Melda Kuyucu Neden Öldü?

    Ünlü hekimin vefatına ilişkin kamuoyuna yansıyan ilk bilgilere göre Dr. Melda Kuyucu’nun bir süredir tedavi gördüğü hastanede yaşam mücadelesini kaybederek hayatını kaybettiği bildirildi.

    Vefatına sebep olan hastalığın türü veya ölüm nedeninin spesifik detaylarına dair üniversite veya ailesi tarafından yapılmış resmi ve ayrıntılı bir tıbbi detay açıklaması henüz bulunmamaktadır.

  • Türkiye, dünyanın 7. büyük çelik üreticisi oldu

    Türkiye, dünyanın 7. büyük çelik üreticisi oldu

    AA muhabirinin Dünya Çelik Birliğinin “World Steel in Figures 2026 (Dünya Çelik Verileri 2026)” raporundan derlediği bilgilere göre, küresel çelik üretiminde ilk sırada yer alan Çin, 2025 yılında 960,8 milyon ton ham çelik üretimi gerçekleştirdi. Çin’in üretimi bir önceki yıl kaydedilen 1 milyar 5,1 milyon ton seviyesinin altında kaldı.

    Hindistan ise ham çelik üretimini 149,4 milyon tondan 164,9 milyon tona çıkartarak ikinci sıradaki yerini korudu. ABD 81,9 milyon tonluk üretimiyle Japonya’yı geçerek üçüncü sıraya yerleşti. Japonya 80,7 milyon tonla dördüncü, Rusya 67,9 milyon tonla beşinci ve Güney Kore 62,2 milyon tonla altıncı sırada yer aldı.

    Türkiye, 2024 yılında 36,9 milyon ton olan ham çelik üretimini 2025’te 38,1 milyon tona çıkararak, dünyanın en büyük çelik üreticileri sıralamasında bir basamak yükselerek yedinci sıraya çıktı.

    Böylelikle Türkiye, ham çelik üretimindeki başarısıyla 34,1 milyon ton üretim yapan Almanya’yı geride bıraktı. Almanya söz konusu üretimiyle listede sekizinci sırada yer aldı.

    Brezilya 33,4 milyon tonla dokuzuncu, İran ise 32 milyon tonla onuncu sırada yer aldı. İlk 10’un dışında Vietnam 24,7 milyon ton, İtalya 20,7 milyon ton ve Endonezya ise yaklaşık 19 milyon ton ham çelik üretimiyle öne çıkan ülkeler arasında bulundu.

    Dünya ham çelik üretiminde gerileme görüldü

    Rapora göre, dünya ham çelik üretimi 2025 yılında 1 milyar 848,9 milyon tona geriledi. Küresel üretimde yaşanan düşüşte, dünyanın en büyük üreticisi Çin’deki üretim gerilemesi belirleyici olurken, Japonya, Rusya, Güney Kore, Almanya, Meksika, Kanada, Fransa ve Birleşik Krallık gibi önemli üretici ülkelerde de üretim azaldı.

    Buna karşın Türkiye, Hindistan, Suudi Arabistan, Cezayir, Avustralya, Portekiz ve Katar gibi bazı ülkeler üretimlerini artırmayı başardı. Türkiye’nin üretim artışı sayesinde dünya sıralamasında bir basamak yükselmesi, küresel çelik sektöründe gelişmekte olan ekonomilerin ağırlığının arttığını ortaya koydu.

    Türkiye’nin ham çelik üretimindeki yükselişinde iç talebin yanı sıra ihracat pazarlarındaki toparlanma, üretim kapasitesinin etkin kullanımı ve rekabet gücünü artırmaya yönelik yatırımların etkili olduğu görüldü.

    Türkiye’nin küresel çelik üretimindeki payını artırması, ülkenin uluslararası çelik ticaretindeki konumunu güçlendirirken, sektörün gelecek dönemde üretim ve ihracat performansının dünya ekonomisindeki toparlanmayla şekillenmesi bekleniyor.

    “Gelişmekte olan ekonomilerde çelik üretimi büyüyor”

    Dünya Çelik Birliği, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin 2025 yılında dünyanın en büyük yedinci çelik üreticisi konumuna yükselmesini, gelişmekte olan ekonomilerde çelik üretiminin büyümesi, olgun ekonomilerde ise üretimin durağan seyretmesi eğiliminin bir yansıması olduğunu bildirdi.

    Birlik, bu eğilimin öngörülebilir gelecekte de devam etmesinin beklendiğinin altını çizdi.

    Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Genel Sekreteri Veysel Yayan ise Türk çelik sektörünün inişli çıkışlı bir seyir izlemekle birlikte dünyanın en büyük yedinci çelik üreticisi konumuna ulaştığını belirtti.

    Yayan, Türkiye’nin, Almanya’yı geride bıraktığına ve bu konumunu güçlü sanayi altyapısıyla destekleyen bir ülke olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

    “Dünyanın en büyük çelik üreticisi açık ara Çin. Çin Halk Cumhuriyeti’nin bu konumunu kaybetmesi mümkün görünmüyor. Ancak Hindistan’ın ikinci sıradaki yerini giderek güçlendirdiği, üretimini 164,9 milyon tona kadar yükselttiği ve her yıl istikrarlı bir biçimde artırdığı görülüyor.

    Hindistan’ın bu şekilde devam etmesi halinde 2047 yılına kadar 350 milyon ton seviyesine ulaşacağı öngörülüyor. Çin Halk Cumhuriyeti ise özellikle inşaat sektöründeki durgunluk ve yavaşlama nedeniyle üretimini küçük adımlarla da olsa azaltmak mecburiyetinde kalıyor.”

    Dünyanın her yerinde Çin’e karşı bir reaksiyon olduğunu ve koruma tedbirlerinin uygulandığını belirten Yayan, gelecek yıllarda Çin’in ihracatının kademeli olarak azalmasının, altyapı yatırımlarının büyük ölçüde tamamlanması ve inşaat sektöründeki daralmanın daha küçük ölçeklerde devam etmesiyle birlikte Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki üretimin de yüzde 2 ila yüzde 3 azalmayı sürdüreceğinin beklendiğini ifade etti.

    Yayan, gelecek yıllarda Çin’in üretiminin 800 milyon ton, Hindistan’ın üretiminin ise 350 milyon ton civarında görülebileceğini anlatarak, “Türkiye istikrarlı bir şekilde büyüyebilir. İthalatı 19,5 milyon ton seviyesinde kontrol altına alabilirse önümüzdeki yıllarda, orta vadede bir üst sıraya çıkabilir. Rusya veya Güney Kore’yi geride bırakabilir. Türkiye şu anda Avrupa’nın en büyük çelik üreticisi.” değerlendirmesinde bulundu.>>>AA

  • Avrupa orman yangınlarına karşı çözümü keçi ve koyunlarda arıyor

    Avrupa orman yangınlarına karşı çözümü keçi ve koyunlarda arıyor

    Politico internet sitesinde yer alan habere göre, Avrupa’nın birçok bölgesinde geleneksel çobanlık faaliyetlerinin yeniden canlandırılması, yangınların hızla büyümesini ve yayılmasını sağlayan çalılık ve kuru bitki örtüsünün doğal yollarla temizlenmesinde etkili bir yöntem olarak görülüyor.

    Son yıllarda kırsal nüfusun azalması ve hayvancılık faaliyetlerinin gerilemesiyle ormanlarda tutuşabilen bitki örtüsü hızla arttı.

    Bu durum özellikle Akdeniz ülkelerinde yangınların çok daha büyük alanlara yayılmasına neden oluyor.

    Keçi ve koyunlar, dikenli çalılar ve kuru otlarla beslenerek yangınların büyümesini destekleyen yanıcı bitkileri azaltıyor. Bu sayede doğal yangın şeritleri oluşurken, yangınların kontrol altına alınması da kolaylaşıyor.

    Bu kapsamda, İspanya, Fransa ve Portekiz başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinde yerel yönetimler ve ormancılık kuruluşları, çobanlara mali destek sağlayarak keçi, koyun ve yerli sığır sürülerinin yangın riski yüksek alanlarda otlatılmasını teşvik ediyor.

    Bu yöntem, ağır iş makineleriyle yapılan arazi temizliğine kıyasla daha düşük maliyetli ve çevre dostu bir alternatif olarak öne çıkıyor.

    Hayvanların otlatılması yangın riskini azaltmada tek başına yeterli olmazken, bunun kontrollü yakma, mekanik temizlik ve etkin arazi yönetimiyle birlikte uygulanması gerekiyor.

    Avrupa, bu yaz son yılların en büyük orman yangınlarıyla mücadele ediyor.

    Fransa ve İspanya’da yüz binlerce kişi tahliye edilirken, AB Sivil Koruma Mekanizması kapsamında aralarında Türkiye’nin de yer aldığı çok sayıda ülke yangın söndürme uçakları ve itfaiye ekipleriyle destek sağlıyor.>>>AA

  • “Dünyanın en iyi üniversiteleri” sıralamasında ilk 1000’e Türkiye’den 13 üniversite girdi

    “Dünyanın en iyi üniversiteleri” sıralamasında ilk 1000’e Türkiye’den 13 üniversite girdi

    Dünyada yükseköğretim kuruluşlarının sıralamalarını yapan yetkili 11 kuruluştan biri olan Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) URAP, 2025-2026 dünya sıralaması listesini duyurdu.

    Dünyanın ilk 3 bin üniversitesinin sıralanması için “makale sayısı”, “atıf sayısı”, “toplam bilimsel doküman sayısı”, “toplam yayın etkisi”, “toplam atıf etkisi” ve “uluslararası işbirliği” olmak üzere 6 gösterge yer aldı.

    Buna göre, göstergelerde en yüksek puanı elde ederek ilk 3 bin üniversite arasında yer alan Türk üniversiteleri belli oldu.

    Türkiye’den 500-1000 arasında 13 üniversite listeye girme başarısı gösterdi. Bu doğrultuda Hacettepe Üniversitesi 585’inci olarak ülkenin en iyi derece yapan üniversitesi oldu.

    Dünya sıralamalarında Hacettepe Üniversitesini takip eden üniversiteler şöyle:

    “İstanbul Teknik Üniversitesi 710’uncu, Ankara Üniversitesi 748’inci, Gazi Üniversitesi 824’üncü, Koç Üniversitesi 832’nci, İstanbul Üniversitesi 890’ıncı, Ege Üniversitesi 891’inci, Atatürk Üniversitesi 894’üncü, ODTÜ 936’ncı, Sağlık Bilimleri Üniversitesi 958’inci, Yakın Doğu Üniversitesi 971’inci, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa 977’nci, Yıldız Teknik Üniversitesi 981’inci.”

    Ayrıca, URAP dünya sıralamasında ilk 3 bin üniversite arasında Türkiye’den toplam 128 yükseköğretim kurumu yer aldı.

    Dünyanın en iyi üniversitesi Harvard oldu

    ODTÜ URAP’ın sıralamasında birinci olan üniversite, ABD’den Harvard Üniversitesi oldu.

    Çin’den Zhejiang Üniversitesi 2’nci, aynı ülkeden Shanghai Jiao Tong Üniversitesi 3’üncü ve Tsinghua Üniversitesi 4’üncü, İngiltere’den College London Üniversitesi 5’inci, Kanada’dan Toronto Üniversitesi 6’ncı, İngiltere’den Oxford Üniversitesi 7’nci, Çin’den Peking Üniversitesi 8’inci, ABD’den Stanford Üniversitesi 9’uncu, Çin’den Sun Yat-sen Üniversitesi ise 10’uncu olarak sıralamaya girdi.

    Böylelikle Çin, ilk 10’da 5 üniversitesinin yer almasıyla sıralamada en çok üniversitesi bulunan ülke oldu. Çin’i 2’şer üniversitesiyle ABD ve İngiltere, 1 üniversitesiyle Kanada izledi.>>>AA

  • Muğla, Antalya, Balıkesir ve Mersin’deki orman yangınlarına müdahale ediliyor

    Muğla, Antalya, Balıkesir ve Mersin’deki orman yangınlarına müdahale ediliyor

    Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Dünden beri ülke genelinde 69’u orman dışı olmak üzere 115 yangına müdahale ettik, bunların 110’unu tamamen kontrol altına aldık.” dedi.

    Bakan Yumaklı, “Balıkesir Edremit, Çanakkale Ayvacık, Antalya Kumluca olmak üzere 3 yangın daha tamamen kontrol altına alındı.” açıklamasında bulundu.

    Fethiye’deki orman yangınına müdahale ediliyor

    Muğla’nın Fethiye ilçesi Yeşilüzümlü Mahallesi’ndeki ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

    Bölgede etkili olan şiddetli rüzgar nedeniyle alevler kısa sürede yayıldı.

    İhbar üzerine bölgeye Orman Genel Müdürlüğüne bağlı arazözlerle itfaiye ekipleri yönlendirildi.

    Muğla, Antalya, Balıkesir ve Mersin'deki orman yangınlarına müdahale ediliyor

    Muğla’nın Seydikemer ilçesindeki orman yangınına müdahale sürüyor

    Muğla’nın Seydikemer ilçesinde çıkan orman yangınına da ekiplerin havadan ve karadan müdahalesi devam ediyor.

    Bayır Mahallesi’nde dün başlayan ve ardından geniş bir alana yayılan yangına, gece boyunca karadan müdahale edildi.

    Yangına, günün ilk ışıklarıyla havadan müdahale yeniden başladı.

    Muğla Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı hava ve kara araçları ile itfaiye ekiplerinin yangına müdahalesi sürüyor.

    Bayır Mahallesi’nde dün çıkan yangın, geniş bir alana yayılmış, bazı evlerde yaşayanlar ve hayvanlar bölgeden tahliye edilmişti.

    Antalya

    Antalya’nın Alanya ilçesinde ormanlık alanda çıkan yangına havadan ve karadan müdahale devam ediyor.

    Sapadere Mahallesi’ndeki ormanlık alanda dün başlayan ve ardından geniş bir alana yayılan yangına, gece boyunca karadan müdahale edildi.

    Yangına, günün ilk ışıklarıyla havadan müdahale yeniden başladı. Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı hava ve kara araçları ile itfaiye ekiplerinin yangına müdahalesi sürüyor.

    Muğla, Antalya, Balıkesir ve Mersin'deki orman yangınlarına müdahale ediliyor

    Alanya Kaymakamı Şakir Öner Öztürk, AA muhabirine, yangına 2 uçak ile diğer kara ve hava unsurlarının müdahalesinin sürdüğünü söyledi.

    Hava şartlarının elverişli olması halinde yangının bugün kontrol altına alınmasının beklendiğini ifade eden Öztürk, yangında herhangi bir evin zarar görmediğini, can kaybı, yaralanma veya mal kaybının yaşanmadığını kaydetti.

    Öztürk, kaymakamlığın sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada da yangını en kısa sürede kontrol altına almak için tüm kurumların koordinasyon içinde çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.

    Muğla, Antalya, Balıkesir ve Mersin'deki orman yangınlarına müdahale ediliyor

    Yangına 2 uçak, 2 helikopter, 93 araç, 130 ekip ve 325 personelle müdahale edildiğini aktaran Öztürk, bölgede etkili olan şiddetli rüzgar nedeniyle yangının yayılım gösterdiğini, tedbir amacıyla 45 evin tahliye edildiğini bildirdi.

    Antalya’nın Alanya ilçesinde Sapadere Mahallesi’ndeki ormanlık alanda dün henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıkmış, ekipler havadan ve karadan müdahale başlatmıştı.

    Kaş ilçesindeki orman yangınına müdahale sürüyor

    Antalya’nın Kaş ilçesinde Salı günü başlayan orman yangınına ekiplerce havadan ve karadan müdahale ediliyor.

    Üzümlü Mahallesi’nde 28 Temmuz’da sabaha karşı başlayan orman yangınını kontrol altına alma çalışmaları üçüncü gününde devam ediyor.

    Sarp, eğimli ve kayalık arazi yapısına sahip bölgede kara ekipleri, zorlu şartlara rağmen gece boyunca yangını kontrol altına almak için yoğun mücadele verdi.

    Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte helikopter ve uçaklar da çalışmalara havadan destek vermeye başladı.

    Enerjisi düşük olarak devam eden yangınını kontrol altına alma çalışmaları devam ediyor.

    Kumluca’daki orman yangını kontrol altına alındı

    Antalya’nın Kumluca ilçesinde ormanlık alanda çıkan yangın havadan ve karadan müdahaleyle kontrol altına alındı.

    Dün, Yazır Mahallesi’ndeki ormanlık alanda başlayan yangın için bölgeye Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri ile 2 uçak, 4 helikopter, 15 arazöz, 30 itfaiye aracı ve 281 personel sevk edildi.

    Muğla, Antalya, Balıkesir ve Mersin'deki orman yangınlarına müdahale ediliyor

    Ekiplerin gece boyunca da devam eden yoğun çalışmasıyla yangın kontrol altına alındı.

    Kumluca Kaymakamı Bahadır Güneş, AA muhabirine, dün öğle saatlerinde başlayan yangına ekiplerin havadan ve karadan ara vermeden müdahale ettiğini söyledi.

    Yangın bölgesinde hanelerin zarar gördüğünü belirten Güneş, “Yoğun müdahaleyle yangın kontrol altına alındı, ekiplerin yangın bölgesinde soğutma çalışmaları devam ediyor. Yangında 50 hektarlık alan ile yaklaşık 15 hane zarar gördü, yangın bölgesinde tespit çalışmalarına devam edeceğiz. Şimdilik başka bir sıkıntı görünmüyor.” dedi.

    Manavgat’ta ormanlık alanda çıkan yangın söndürüldü

    Antalya’nın Manavgat ilçesinde ormanlık alanda çıkan yangın ekiplerin müdahalesiyle söndürüldü.

    Kırkkavak Mahallesi’ndeki ormanlık alanda henüz bilinmeyen nedenle yangın çıktı.

    Taşağıl Orman İşletme Müdürlüğüne bağlı 5 arazöz, 1 su tankeri ve 40 orman işçisi yangına müdahale etti.

    Ekiplerin yoğun çalışması sonucu yangın söndürüldü.

    Yangında 2 dönüm ormanlık alan, 2 dönüm tarım arazisi zarar gördü.

    Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için çalışma başlatıldı.

    Balıkesir’in Gömeç ilçesindeki yangınlara müdahale sürüyor

    Balıkesir’in Gömeç ilçesindeki orman yangınına ikinci gününde havadan ve karadan müdahale sürüyor.

    İlçeye bağlı Kumgedik Mahallesi kırsalında dün yangın çıktığı ihbarı üzerine bölgeye yönlendirilen Orman Bölge Müdürlüğü ve itfaiye ekiplerinin söndürme çalışmaları devam ediyor.

    Edremit-Altınoluk ve Gömeç’te çıkan yangınlara 6 uçak, 5 helikopter, 30 arazöz, 16 itfaiye aracı, su tankerleri ve toplam 658 personelle müdahale edildi.

    Risk altında bulunan Ayvalık ilçesine bağlı Tıfıllar Mahallesi’nin sakinleri tedbir amaçlı tahliye edildi.

    Alevlere havadan ve karadan müdahale sürüyor.

    Yangının yer yer devam ettiği bölgeler, dronla havadan görüntülendi.

    Balıkesir’in Edremit ilçesinde ise ormanlık ve zeytinlik alanda dün çıkan yangının kontrol altına alındığı bildirildi.

    Muğla, Antalya, Balıkesir ve Mersin'deki orman yangınlarına müdahale ediliyor

    Ayvacık’taki orman yangını kontrol altına alındı

    Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde ormanlık alanda çıkan yangın tamamen kontrol altına alındı.

    Ahmetçe köyü yakınlarındaki ormanlık alanda dün öğle saatlerinde henüz belirlenemeyen nedenle çıkan yangına sabah saatlerinden itibaren yeniden havadan müdahale başladı.

    Ekiplerin müdahelesi ile yangın tamamen kontrol altına alındı.

    Mersin’de çıkan orman yangınına müdahale ediliyor

    Mersin’in Aydıncık ilçesinde çıkan orman yangınının kontrol altına alınması için havadan ve karadan çalışma başlatıldı.

    Karatepe Mahallesi’ndeki ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

    İhbar üzerine bölgeye Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri, söndürme helikopteri ve arazözler yönlendirildi.

    Ekiplerin yangına havadan ve karadan müdahalesi sürüyor.

    İzmir Dikili’de makilikte çıkan yangın kontrol altına alındı

    İzmir’in Dikili ilçesinde, Çandarlı Mahallesi Eyko Sitesi yakınlarındaki makilik alanda yangın çıktı. İhbar üzerine bölgeye İzmir Orman Bölge Müdürlüğüne ait ekipler ve itfaiye sevk edildi.

    Alevlerin yerleşim yerlerine sıçramaması için gayret gösteren ekiplerin yoğun müdahalesiyle yangın kontrol altına alındı. Bölgede çalışmalar sürüyor.

    Öte yandan, yangının sitedeki trafonun patlaması sonucu çıktığı öne sürüldü.>>>AA

  • Üniversitelerde yeni dönem: TBMM’de kritik düzenlemeler kabul edildi

    Üniversitelerde yeni dönem: TBMM’de kritik düzenlemeler kabul edildi

    Kabul edilen maddelere göre, Yükseköğretim Denetleme Kurulu üyelerinin Kurul’da geçirdikleri süreler, tabi oldukları özel kanun hükümlerine göre fiilen mesleklerinde geçirilmiş sayılacak ve terfi, birinci sınıfa ayrılma ve birinci sınıf olma sürelerinin hesabında dikkate alınacak. Üyelerin yaş haddinde, üye seçilmeden önceki kadronun yaş haddi esas alınacak.

    Öğretim üyelerinden, yaş haddini dolduracakları tarihten önce başvurmuş olup sözleşme tarihi itibarıyla öğretim üyesi kadrolarında bulunanlardan yükseköğretim kurumlarınca belirlenen bölüm ve programlarda görevlerinde kalmalarında fayda görülenler, yükseköğretim kurumunun görüşü ve Yükseköğretim Kurulunun kararı ile emeklilik yaş hadlerini doldurdukları tarihten itibaren, 75 yaşını geçmemek üzere emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanıncaya kadar ikişer yıllık sürelerle sözleşmeli olarak çalıştırılabilecek. Bu fıkra kapsamında çalıştırılacak sözleşmeli öğretim üyesi sayısını bölüm, program veya yükseköğretim kurumları itibarıyla sınırlandırmaya ve uygulamanın hizmet gerekleri ve akademik kriterlere uygun yürütülmesi amacıyla gerekli belirlemeleri yapmaya Yükseköğretim Kurulu yetkili olacak.

    Sözleşmeli öğretim üyesi istihdamının sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla yaş haddinden sözleşmeli öğretim üyesi olarak çalışan öğretim üyelerinin kadrolu öğretim üyesi olarak çalışmaktayken var olan özlük haklarının, sözleşmeli öğretim üyesiyken de devamı ve her iki statüdeki öğretim üyeleri arasında fiili çalışmaya bağlı ödemeler yönünden uygulama birliğinin sağlanması hüküm altına alınacak.

    Türk Cumhuriyetleri ve akraba topluluklarındaki yüksek öğretim kurumlarından resmi davet alan öğretim elemanlarına 3 yılı aşmamak ve bütün özlük hakları saklı kalmak üzere üniversite yönetim kurulunun kararı ve Milli Eğitim Bakanlığının onayıyla aylıklı izin verilebilecek. Uluslararası andlaşmalarla kurulan üniversitelerde ve Yükseköğretim Kurulunun taraf olduğu protokoller gereği ikili andlaşmalarla yurt dışındaki yükseköğretim kurumları bünyesinde açılan programlarda bu süre 5 yıla kadar uzatılabilecek.

    Düzenlemeyle, azami öğrenim süresi sonunda kayıtlı olduğu öğretim kurumundan mezun olabilmek için intörnlük eğitimi dönemi hariç son sınıf öğrencilerine, başarısız oldukları veya alamadıkları teorik veya uygulamalı bütün dersler için iki ek sınav veya tekrar hakkı verilecek.

    Bu öğrencilerden teorik veya uygulamalı derslerden başarılı olmuş ancak uygulamalı eğitime veya intörnlük eğitimine başlamamış veya eğitimini tamamlamamış ya da başarısız olanlara, uygulamalı veya intörnlük eğitimlerini tamamlama imkanı tanınacak. Azami öğrenim süresini dolduran ara sınıf öğrencilerine ek sınav hakkı verilmeyecek.

    Uygulamalı eğitim ve intörnlük eğitimine ilişkin esasları belirlemeye Yükseköğretim Kurulu yetkili olacak.

    Kişisel emek ve birikimine dayanmayan, başkaları tarafından ücret karşılığında veya ücretsiz olarak üretilmiş yayın ve çalışmalarını atama, yükselme, ünvan ve derece kazanılmasında kullananların yanı sıra bu fiilleri başkaları adına yapanlara veya bu fiillere aracılık edenlere yönelik de meslekten çıkarma cezası uygulanacak.

    Disiplin soruşturmasına yönelik düzenlemeler

    Kanun’da yapılan değişiklikle disiplin soruşturmasına, soruşturmasının yürütülmesi ile ifade ve savunma haklarının kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı dikkate alınarak yeniden düzenleniyor. Böylece hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri ile hukuki dinlenilme hakkının sağlanması amaçlanıyor.

    “Disiplin soruşturması, ifade alma ve savunma hakkı” başlıklı hükme göre, disiplin soruşturmasında ifade ve savunmada soruşturmacı tarafından soruşturulana gönderilecek ifadeye davet yazısında hakkındaki iddiaların neler olduğu açıkça belirtilerek 7 günden az olmamak üzere verilecek süre içerisinde ifadesinin alınacağı ve bu süre içerisinde sözlü veya yazılı ifade verilmediği takdirde dosyadaki mevcut deliller kapsamında işlem tesis edileceği bildirilecek. Soruşturmacı toplanan deliller kapsamında teklifte bulunacak.

    Disiplin cezası vermeye yetkili makam tarafından soruşturulana gönderilen savunmaya davet yazısında teklife esas alınan eylemin neden ibaret olduğu ve bu eyleme karşılık gelen disiplin cezasının ne olduğu ile 7 günden az olmamak üzere verilecek sürede savunmasını yapması gerektiği bildirilecek. Davet yazısında ayrıca soruşturulana, savunmasını verilen sürede yapmadığı takdirde savunma hakkından vazgeçmiş sayılacağı ve mevcut delillere göre hakkında karar verileceği aktarılacak. Savunmaya davet yazısında, soruşturulana savunma hakkını kullanmadan önce soruşturma evrakını inceleyebileceği bildirilecek.

    Tıpta uzmanlık mevzuatına göre yan dal uzmanlığı bulunan öğretim üyeleri ve araştırma görevlileri için ek ödeme tavan oranları, Sağlık Bakanlığında görev yapan emsallerinin aldığı ödeme oranına uygun hale getirilecek.

    Kanun’un ilgili hükümleri uyarınca ortak araştırma merkezlerinde görevlendirilen öğretim elemanları, kendi üniversitelerinde yürütülen döner sermaye faaliyetlerine olan katkıları da dikkate alınarak ilgili mevzuatları kapsamında ek ödemeden yararlanmaya devam edecek. Yürütülen proje gelirlerinden alınan dayanıklı taşınırlar koordinatör üniversitenin envanterine kaydedilerek proje kapsamında ortak uygulama ve araştırma merkezi üniversitelerine tahsis edilebilecek. Proje tamamlandığında dayanıklı taşınırların kurumlar arası bedelsiz devirle hangi yükseköğretim kurumuna verileceğine ortak uygulama ve araştırma merkezi yönetim kurulunca karar verilecek. Koordinatör üniversite değişikliğinde ortak uygulama ve araştırma merkezinin borç, alacak ve nakit bakiyeleri, yeni koordinatör üniversiteye devredilecek.

    Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu kapsamında birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinin bir önceki yıl gayrisafi hasılatının yüzde 2,5 oranı dikkate alınarak ilgili üniversitelerin bünyesinde yürütülen bilimsel araştırma projelerinin desteklenmesi amacıyla o yıla ait merkezi yönetim bütçesinde gerekli ödenek ilgili üniversite bütçesine tahsis edilecek. Birlikte kullanımdaki bir sağlık tesisinin birden fazla üniversite ile protokol akdetmiş olması halinde ise yüzde 2,5 oranı, üniversitelerin birlikte kullanımdaki sağlık tesisinde görevlendirdiği öğretim elemanı sayısıyla orantılı şekilde bölünerek hesaplanacak. Bu kapsamda yürütülecek işlemlere ilişkin usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek.

    Vakıf üniversitelerine yönelik düzenlemeler

    Düzenlemeyle, devlet veya vakıf ayrımı yapılmaksızın kanunla kurulan yükseköğretim kurumları, eğitim ve öğretime Yükseköğretim Kurulunun kararıyla başlayacak. Eğitim ve öğretime başlayan akademik birimler, sonradan ortaya çıkan sebeplerle ve ilgisine göre fakülte, enstitü ve yüksekokullar Cumhurbaşkanı kararı ile konservatuvar, meslek yüksekokulu, uygulama ve araştırma merkezi gibi akademik birimler ise Yükseköğretim Kurulu (YÖK) kararı ile kapatılabilecek.

    Vakıf yükseköğretim kurumlarına uygulanacak idari yaptırım ve önlemlerle ilgili olarak kanuni düzenleme yapılıyor. Bu kapsamda, vakıf yükseköğretim kurumlarına fiil ve işlemlerinin ağırlık derecesine göre hangi şartlarda, uyarma veya uyarma ve düzeltme isteme, yeni akademik birim kurma ve/veya program açma taleplerinin askıya alınması, öğrenci kontenjanının kısıtlanması veya öğrenci alımının durdurulması, faaliyet izninin geçici olarak durdurulması ve faaliyet izninin kaldırılması önlemleri ve yaptırımları uygulanabileceği belirleniyor.

    Faaliyet izninin geçici olarak durdurulması yaptırımının uygulanmasına yol açan gerekçeleri kurucu vakfın 3 yıl içinde ortadan kaldıramaması, bu durumun süreklilik arz ettiğinin anlaşılması hallerinde kaçınılmaz olarak vakıf yükseköğretim kurumunun faaliyet izni kaldırılacak.

    Vakıf yükseköğretim kurumunun ve kurucu vakfın mali yapısının, eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdüremeyecek kadar bozulması ve bu durumun süreklilik arz etmesi halinde, vakıf yükseköğretim kurumu, faaliyet izni kaldırılarak garantör veya YÖK’ün uygun bulacağı aynı ildeki bir devlet üniversitesine devredilecek. Garantör üniversite, faaliyet izni kaldırılan vakıf yükseköğretim kurumunun öğrencilerinin eğitim ve öğretim maliyetini, devraldığı öğrenci ücretleri ile teminat hesabından karşılayacak, ayrıca kamu kaynağı kullanmayacak.

    Yükseköğretim kurumları ortak ofis kurabilecek

    Yükseköğretim kurumları yönetim kurulları, masrafları Teknoloji Transfer Ofisleri (TTO) sermayesinden karşılanmak şartıyla Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamındaki hizmet buluşlarının hak sahipliğinin TTO adına devrine karar verebilecek. Bu durumda yükseköğretim kurumunun ilgili mevzuattan doğan hak ve yükümlülükleri TTO’ya ait olacak. TTO, kendi adına tescil edilen haklardan elde edilen gelirin 3’te birini söz konusu hakları devreden yükseköğretim kurumu döner sermayesine, 3’te birinden az olmayacak tutarı ise buluşu yapana ödemekle yükümlü olacak, kalan tutar TTO’ya kalacak. Döner sermayeye aktarılan bu tutarlardan hazine payı hariç herhangi bir kesinti yapılamayacak ve bu tutarlar Kanun’da belirtilen giderler için kullanılacak. Bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce hak sahipliği yükseköğretim kurumları bünyesinde olan buluş ve başvurular hakkında da bu madde hükümleri uygulanacak.

    Birden fazla yükseköğretim kurumu ortak bir ofis kurmak için başvurabilecek. Bu durumda yerleşkesinde veya ortağı olduğu teknoloji geliştirme bölgesinde ofis kurulan yükseköğretim kurumu, başvuruda muhatap kurum olarak belirtilecek. Ofis faaliyetlerine katkı sağlayacağı değerlendirilen diğer tüzel kişiler ofise sermaye koymak koşuluyla ortak olabilecek. Ofis, öz sermayesini veya gelirlerini kullanarak üretilen bilgi ve yapılan buluşların ticarileşmesi için yatırım yapabilecek veya kamu ve özel sektör şirketleri ile ortaklıklar kurabilecek.

    Türkiye’deki devlet yükseköğretim kurumları, Cumhurbaşkanı kararıyla yurt dışında yerleşke, akademik birim, program ve bu kapsamda ihtiyaç duyulan diğer tesisleri kurabilecek. Bu düzenleme uyarınca kurulan yurt dışı birimlerinin ihtiyacı olan akademik ve idari personel, kendi üniversitesinden veya Türkiye’deki yükseköğretim kurumlarından görevlendirme suretiyle veya mahallinden sözleşmeli ya da saat başı ücret karşılığında ilgili Kanun’daki hükümler uygulanarak çalıştırılabilecek.

    Türkiye’deki yükseköğretim kurumlarından görevlendirme suretiyle çalıştırılacak olanlar dışındaki personelin nitelikleri, ücretleri, seçim esas ve usulleri, görev yerleri ve süreleri, azami sözleşme süresi, izinleri, yurt dışındaki görevlerinin sona erdirilmesi ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenecek.

    Üniversitenin yurt dışındaki faaliyetlerinden elde edilen gelirlerin tutulacağı hesaba, yapılacak harcamalara, üniversite bütçesinden aktarılacak kaynağa, hesabın muhasebeleştirilmesi ve denetimine ilişkin usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının uygun görüşü alınarak ilgili üniversite tarafından belirlenecek.

    Akademik çalışmaları başkasına yaptıranlara yönelik yaptırımlar

    Düzenlemeyle, anket uygulaması, veri toplama gibi akademik değerlendirme içermeyen katkılar hariç olmak üzere, kişisel emeği ve akademik birikimi dışında ücretli veya ücretsiz olarak, kısmen yahut tamamen başkalarına yazdırdığı tez, makale, kitap veya yaptırdığı proje gibi çalışmalarla önlisans, lisans veya lisansüstü diploma derecesi ya da akademik ünvan alan kişiler, üniversite öğretim mesleğinden çıkarılacak, bu yolla kazanılan akademik derece ve ünvanlar geri alınacak.

    Bu kapsamdaki yayın veya çalışmaları ücretli ya da ücretsiz olarak, kısmen yahut tamamen başkaları adına yapan, üreten veya bunlara aracılık eden kişilere 5 bin günden 10 bin güne kadar adli para cezası verilecek. Fiilin, meslek edinen kişilerce işlenmesi halinde verilecek adli para cezası 10 bin günden az 20 bin günden fazla olmayacak. Bu yayın ve çalışmaları kullanmak suretiyle diploma derecesi veya akademik ünvan alan kişilere 5 bin günden 10 bin güne kadar adli para cezası verilecek.

    Bu suçtan dolayı tüzel kişilere, Türk Ceza Kanunu’nun ilgili hükümleri uygulanacak.

    Yurt dışında bulunan bir eğitim kurumu adına hareket ederek mevzuata aykırı bir şekilde Türkiye’de önlisans, lisans ya da lisansüstü program açanlar veya bu programları yürütenler 2 yıldan 4 yıla kadar hapis ve 100 günden 1000 güne, mevzuata aykırı olarak Türkiye’de yükseköğretim kurumu açanlar veya işletenler 2 yıldan 4 yıla kadar hapis ve 100 günden 1000 güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılacak. Bu kapsamda, yasaklanan kurum ve fiillerin tanıtımını yapanlara, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 50 günden 500 güne kadar adli para cezası verilecek.

    Türk veya yabancı yükseköğretim kurumlarına ait diploma, mezuniyet belgesi veya sertifika belgesini sahte olarak düzenleyen ve düzenletenler Türk Ceza Kanunu’nun “Resmi belgede sahtecilik” hükmüne göre cezalandırılacak.

    Düzenlemeyle, tıp fakültesi olan ve kendisine ait hastanesi bulunmayan vakıf yükseköğretim kurumlarına yönelik düzenleme yapılıyor. Belirlenen sürede hastane açamayan üniversitelere, mülkiyeti veya süresi 30 yıldan az olmamak üzere irtifak hakkına sahip olduğu uygun taşınmaz üzerinde yapacağı hastane inşaatına imar iptali veya yargı süreci gibi zorunlu sebeplerle henüz başlayamayan ya da başladığı inşaatı henüz bitiremeyenler ile bu hüküm kapsamındaki uygun hastanenin mülkiyetinin veya süresi 30 yıldan az olmamak üzere irtifak hakkı, işletme hakkı ve ruhsatının devralınması süreçlerine başlamış ancak devir süreçlerini tamamlayamamış olanlara bu süreçleri tamamlamaları için 30 ay ek süre verilecek. Bu sürelerin sonunda gerekli şartları sağlamayan tıp fakültelerinin öğrencileri YÖK tarafından garantör üniversiteye veya belirlenecek bir devlet üniversitesine intikal ettirilecek.

    Tekliften 1 madde çıkarıldı

    Genel Kuruldaki görüşmeler sırasında AK Parti’nin kabul edilen önergesiyle, yükseköğretim kurumları ile Sağlık Bakanlığına bağlı araştırma ve uygulama hastanelerinde yabancı uyruklu kontenjanında uzmanlık eğitimi yapmakta olanlara döner sermaye gelirinden pay verilmemesine ilişkin düzenleme tekliften çıkarıldı.

    Teklifin ilk 13 maddesinin kabul edilmesi ve ikinci bölümün tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından TBMM Başkanvekili Celal Adan, birleşime ara verdi. Aranın ardından komisyonun yerini almaması üzerine Adan, birleşimi bugün saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı.>>>AA