Yazar: admin

  • İran’dan İsrail’e füzeli misilleme

    İran’dan İsrail’e füzeli misilleme

    İsrail ordusu, bugün beşinci kez İran’dan füzelerin İsrail’e doğru ateşlendiğini ve İsrail hava savunma sistemlerin İran füzelerini önlemeye çalıştığını duyurdu. Daha önce ülkenin kuzey ve güneyini de hedef alan saldırılar, bir kez daha başkent Tel Aviv’in yer aldığı merkez bölgesine yöneldi. İran füzeleri nedeniyle Tel Aviv’de art arda iki kez alarmlar çaldı, hava savunma sistemlerinin önleme çabaları nedeniyle gökyüzünden patlama sesleri duyuldu. İsrail’in Yedioth Ahronoth gazetesi, Tel Aviv yakınlarındaki Nes Ziona ve Lod’da farklı noktalara İran’dan atılan çok başlıklı füzenin parçalarının isabet ettiğini kaydetti. Bunların doğrudan füze isabeti ya da şarapnel olabileceği belirtilen haberde, saldırı sırasında ateşlenen bazı füzelerin ise açık alanlara düştüğü bildirildi. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, kurtarma ekiplerinin İsrail’in merkezinde meydana gelen olaylara müdahale ettiği belirtildi.

    İRAN’DAN YAPILAN MİSİLLEMENİN ARDINDAN İSRAİL’İN GÜNEYİNDE SİRENLER ÇALDI

    İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran’dan atıldığı tespit edilen füzelerin önlenmesi için hava savunma sistemlerinin aktive edildiği belirtildi. İsrail’de yayın yapan Kanal 12 televizyonunun haberine göre, İran misillemesi nedeniyle güneydeki Eylat kenti ve Arava bölgesinde sirenler çaldı. Füzenin hava savunma sistemlerince önlendiği bildirilen haberde, ilk belirlemelere göre saldırıda ölen ya da yaralanan olmadığı aktarıldı.

    İRAN’DAN YAPILAN MİSİLLEMENİN ARDINDAN İSRAİL’İN ORTA KESİMİNDEKİ KENTLERE ŞARAPNEL PARÇALARI DÜŞTÜ

    İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran’dan atıldığı tespit edilen füzelerin önlenmesi için hava savunma sistemlerinin devreye girdiği bildirildi. Misilleme tehdidi altındaki bölgelerde cep telefonlarına gönderilen uyarı mesajlarının ardından başta Tel Aviv olmak üzere ülkenin orta kesiminde sirenler çaldı. Tel Aviv’de İran’dan atılan füzeleri önlemek için hava savunma sistemlerinden önleyici füzelerin ateşlendiği görüldü. İsrail’de yayın yapan Kanal 12 televizyonunun haberinde, Rishon Lezion, Ramle, Bnei Brak ve Holon kentlerine füze ve şarapnel parçalarının düştüğü bildirildi. Misillemenin ardından Tel Aviv’in çevresindeki söz konusu kentlerde elektrik kesintilerinin yaşandığı aktarıldı. Düşen şarapnel parçaları nedeniyle Holon, Bnei Brak ve Rishon Lezion kentlerinde çıkan yangınların hasara yol açtığı ifade edildi. İsrail acil yardım servisi Kızıl Davut Yıldızı’ndan Kanal 12’ye yapılan açıklamada, ilk belirlemelere göre füze saldırısından ölen ya da yaralanan olmadığı belirtildi.

    İRAN’DAN İSRAİL’E DÜZENLENEN FÜZE SALDIRISININ ARDINDAN ŞİDDETLİ PATLAMA SESLERİ DUYULDU

    AA muhabiri, işgal altındaki Doğu Kudüs’te önce telefonlardan saldırı uyarısı yapıldığını, ardından gökyüzünde şiddetli patlamaların meydana geldiğini bildirdi. İsrail basını, başkent Tel Aviv’de İran’dan yapılan saldırılar sonrasında patlama seslerinin duyulduğunu aktardı. İsrail Ordusu İç Cephe Komutanlığı, dakikalar sonra tehlikenin sona erdiğini açıkladı. İsrail acil yardım servisleri, sığınaklara koşarken hafif yaralananlar dışında herhangi bir ihbar almadıklarını bildirdi.

    İRAN’DAN ATILAN FÜZE İSRAİL’İN GÜNEYİNDEKİ EYLAT KENTİNE DOĞRUDAN İSABET ETTİ

    İsrail acil yardım servisi Kızıl Davut Yıldızı’ndan yapılan açıklamada, İran’dan atılan füzeler nedeniyle Eylat kentinde biri ağır iki kişinin yaralandığı duyuruldu. Açıklamada, hastaneye kaldırılan yaralıların vücuduna şarapnel isabet ettiği belirtildi. Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, İran’dan atılan füzelerden birinin Eylat kentinde bir eve hızla düştüğü görüldü. İsrail polisinin füzenin isabet ettiği yapının etrafını kordonla çevrelediği görülürken, ordunun olayı araştırdığı bildirildi. İsrail ordusundan misillemeye ilişkin yapılan açıklamada, İran’dan yeni füze saldırısının tespit edildiği bildirildi. Misilleme tehdidi altındaki bölgelerde cep telefonlarına uyarı gönderilirken, açıklamada halktan sığınaklara girmeleri istendi. Misillemenin ardından Tel Aviv’de sirenler çalarken şiddetli patlama sesleri duyuldu. İsrail ordusunun misillemenin sona erdiğini duyurmasından yalnızca birkaç dakika sonra işgal altındaki Doğu Kudüs’te de sirenler devreye girdi. Doğu Kudüs’te İran misillemesi nedeniyle hava savunma sistemlerinin devreye girdiği görüldü. İşgal altındaki Doğu Kudüs semalarından çok sayıda güçlü patlama sesi duyuldu.

    DEVRİM MUHAFIZLARI ORDUSU: TAHRAN’DA BİR HERMES SİHA DÜŞÜRÜLDÜ

    İran’ın başkenti Tahran’da bir Hermes silahlı insansız hava aracının (SİHA) düşürüldüğü bildirildi. Yarı resmi Fars Haber Ajansına göre, Devrim Muhafızları Ordusu Halkla İlişkiler Birimi konuya ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Birkaç saat önce Tahran semalarında Devrim Muhafızları Ordusu’nun yeni gelişmiş hava savunma sistemleri tarafından bir Hermes silahlı insansız hava aracı düşürüldü.” ifadesi kullanıldı. ABD ile İsrail’in İran’a saldırı başlattığı günden bu yana 115 İHA ve SİHA’nın düşürüldüğü kaydedildi.

    İRAN’DAN YAPILAN MİSİLLEME İSRAİL’İN KUZEYİNİ HEDEF ALDI

    İran’dan bugün yapılan 6’ncı misilleme, İsrail’in kuzey bölgelerini hedef aldı. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran’dan füze atıldığının tespit edildiği ve hava savunma sistemlerinin devreye girdiği belirtildi. İran misillemesi nedeniyle İsrail’in kuzeyinde ve işgal altındaki Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimlerde sirenlerin çaldığı basına yansıdı. Kanal 12 televizyonu, İran’dan atılan füzelerin engellendiğini aktardı. İsrail acil yardım servisi Kızıl Davut Yıldızı’ndan yapılan açıklamada, ilk belirlemelere göre misillemede ölen ya da yaralanan olmadığı bildirildi. İran’dan gün içinde atılan bir füze Eylat kentine doğrudan isabet etmiş, vücuduna şarapnel isabet eden iki kişi yaralanmıştı. Ayrıca İsrail’in orta ve güney kesimlerinde bazı alanlara şarapnel parçaları düşmüştü.

    DEVRİM MUHAFIZLARI ORDUSU, BÖLGEDE “ABD İLE BAĞLANTILI SANAYİ TESİSLERİNİ HEDEF ALACAKLARINI” DUYURDU

    İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), gelecek saatlerde “bölge ülkelerindeki ABD ile bağlantılı sanayi tesislerini hedef alacaklarını” duyurdu. ABD’ye uyarıda bulunan DMO, gelecek saatlerde bölge ülkelerindeki ABD ile bağlantılı sanayi tesislerini hedef alacaklarını açıkladı. DMO, ABD’yi bölgedeki sanayi tesislerini tahliye etmesi konusunda uyardı. Yapılan uyarıda, bölgede ABD ile bağlantılı sanayi tesislerinin hedef alınacağı belirtilerek, sanayi tesislerinin yakınlarında bulunan sivil halkın bölgeyi terk etmesi istendi. DMO ayrıca, Tahran’da ABD ve İsrail’e ait üç insansız hava aracını (İHA) imha ettiğini de açıkladı.

    İSRAİL’İN KUZEYİNE YÖNELİK İRAN VE HİZBULLAH SALDIRILARI GÜN BOYU DEVAM ETTİ

    Hizbullah ve İran’ın, İsrail’in kuzeyine düzenlediği roket ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları gün boyu devam etti. İsrail’in Yedioth Ahronoth gazetesi, İsrail’in kuzeyine İHA’ların sızdığını ve bunların uzun süre vurulamadığını aktardı. İHA’ların önlenmesi için yürütülen uzun süreli çaba nedeniyle Celile ve Nahariye’de sirenlerin çaldığı belirtildi. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, saldırının önlendiği savunulurken, kaç İHA’nın İsrail’e sızdığı ve kaçının düşürüldüğü konusunda bilgi paylaşılmadı. İsrail acil yardım servisi Kızıl Davud Yıldızı’nın, inceleme için bölgeye ekip sevk ettiği kaydedildi. Öte yandan, İran ve Hizbullah tarafından düzenlenen saldırılar nedeniyle Celile ve Metula başta olmak üzere İsrail’in kuzeyindeki bölgelerde gün boyu kısa aralıklarla saldırı sirenleri devreye girdi.

    ABD MEDYASI, İSRAİL’İN FÜZE SAVUNMA MÜHİMMATLARININ “KRİTİK DERECEDE AZALDIĞINI” İDDİA ETTİ

    Amerikan haber kuruluşu Semafor, ABD’li yetkililerin, İsrail’in bu hafta ABD’ye İran’la çatışmanın şiddetlenmesi üzerine, “balistik füze savunma sistemlerinin kritik derecede azaldığı yönünde” bilgilendirmede bulunduğu iddiasına yer verdi. Haber kuruluşuna açıklamada bulunan yetkililer, İsrail’in geçen yaz İran’la yaşanan çatışmalarda kullanılan füzelerden “zaten az miktarda stokla mevcut savaşa girdiğini”, uzun menzilli savunma sistemlerinin İran’ın saldırıları altında “zorlandığını” söyledi. Bir ABD yetkilisi, İsrail’in düşük kapasitesinin farkında olduklarını belirterek, “Bu beklediğimiz ve öngördüğümüz bir şeydi” dedi ve ABD’nin kendi füze önleme sistemleri konusunda benzer bir sıkıntı yaşamadığını vurguladı. “Bölgedeki üslerimizi, personelimiz ve çıkarlarımızı korumak için ihtiyacımız olan her şeye sahibiz” diyen yetkili, İsrail’in bu eksikliği gidermek için “çözümler ürettiğini” ekledi. Haber sitesinde, “ABD’nin kendi füze savunma sistemlerinden herhangi birini İsrail’e satmayı veya paylaşmayı isteyip istemeyeceği de belirsiz; bu durum da iç tedarik üzerinde baskı oluşturacaktır. ABD, geçmişte İsrail’e sağladığı askeri yardımlara füze savunma sistemlerini de dahil etmişti.” ifadelerine yer verildi. Ayrıca haberde, Haziran 2025’te, ABD’nin İran ile 12 gün süren savaş sırasında 150’den fazla THAAD füze savunma sistemi kullandığı, bunun da o zamanki ABD envanterinin yaklaşık dörtte birine denk geldiği bilgilerine yer verildi. ABD’li yetkililerin açıklamaları, İran’la daha uzun süren askeri çatışmanın füze önleme sistemlerinin tükenmesine yol açacağı ve ABD’yi dezavantajlı bir duruma düşüreceği yönündeki daha geniş endişelerin ortasında geldi. Başkan Donald Trump, bu ayın başlarında, ABD’nin “neredeyse sınırsız” bir mühimmat stokuna sahip olduğunu söylemişti.

    İSRAİL’İN FÜZE STOKLARINDA “BÜYÜK EKSİKLİK” OLDUĞUNU ABD’YE İLETTİĞİ İDDİA EDİLDİ

    İsrail’in Yedioth Ahronoth gazetesinin haberine göre, Tel Aviv yönetimi füze stoklarındaki “ciddi azalmaya” ilişkin Washington’a bilgi verdi. ABD kaynaklarına dayandırılan haberde, bir yetkili bu eksikliğin “beklenen bir durum” olduğunu belirterek, ABD’nin “kendi önleyici sistemlerinde benzer bir eksiklik yaşamadığı” bilgisini verdi. Yetkili, ABD’nin “bölgedeki askeri üslerini ve personelini korumak için ihtiyacı olan her şeye sahip olduğunu” iddia etti. Haberde, İsrail’in önleyici füzelerindeki “büyük eksikliği” ABD makamlarına ilettiği ve Tel Aviv’in bu açığı kapatmak için çözüm arayışında olduğu kaydedildi. Habere ilişkin ABD ve İsrail’den henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

    İSRAİL, “GİZLİ, ACİL VE HAYATİ SAVUNMA ALIMLARI” İÇİN 830 MİLYON DOLAR BÜTÇE AYRILMASINI ONAYLADI

    İsrail’in Yedioth Ahronoth gazetesi, İsrail kabinesinin bütçeyi yapılan telefon görüşmesiyle oyladığını kaydetti. “Gizli, acil ve hayati öneme sahip savunma alımları” için 2,6 milyar yeni İsrail şekeli (yaklaşık 830 milyon Amerikan doları) bütçe ayrıldığı belirtilen haberde, 2026’da faiz ve komisyon ödemeleri için ayrılan bütçenin 1,5 milyar şekel (yaklaşık 500 milyon dolar) azaltılacağı, bakanlıkların bütçesinin ise 1,1 milyar şekel (yaklaşık 350 milyon dolar) azaltılacağı aktarıldı. Karar, ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve İran’ın misillemelerinin devam ettiği süreçte geldi. İsrail devlet televizyonu KAN’ın haberine göre, bakanlardan Zeev Elkin ve Gideon Saar söz konusu karar için aleyhte oy kullandı. Öte yandan İsrail Maliye Bakanlığı, İsrail ekonomisi için 2026 yılı büyüme tahminini aşağı yönlü revize etti. Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan raporda, bu yılki büyüme tahmininin yüzde 0,5 oranında düşürülerek yüzde 5,2’den yüzde 4,7’ye revize edildi. Haberde, bu tahminin İran’a yönelik saldırıların İsrail ekonomisi üzerindeki etkisinden kaynaklandığı ve saldırıların birkaç hafta süreceği senaryosuna dayandığı; savaşın uzaması veya genişlemesi durumunda tahminlerin aşağı yönlü tekrar revize edilebileceği aktarıldı.

    ABD-İSRAİL’İN İRAN’A SALDIRILARI

    İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat’ta İran’a askeri saldırı başlattı. İran da İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi. ABD-İsrail saldırılarında, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü. İranlı yetkililere göre, ABD-İsrail saldırılarında ölü sayısı 1348’i, yaralı sayısı 17 bini aştı. >>>AA

  • Oltadan “yolsuzluk” çıktı: 10 yıl hapis şoku

    Oltadan “yolsuzluk” çıktı: 10 yıl hapis şoku

    Metal detektörü gerçeği ortaya çıkardı

    Lake Fork Gölü’nde düzenlenen “Lake Fork Lures” turnuvasında, Daniels tarafından getirilen büyük ağızlı levreğin (bass) ağırlığı organizatörlerin dikkatini çekti. Balığın dış görünüşüyle tartıdaki ağırlığı arasındaki tutarsızlık üzerine yetkililer, modern bir önlem olarak metal detektörü kullandı. Detektörün uyarı vermesi üzerine yapılan incelemede, balığın midesine yerleştirilmiş üç adet kurşun ağırlık bulundu.

    Teknesindeki ağırlıklarla suçüstü yakalandı

    Olay yerine çağrılan Teksas Parklar ve Yaban Hayatı dairesi görevlileri, balığın karnını açtığında herhangi bir aşınma izi bulunmayan “taze” yerleştirilmiş ağırlıklarla karşılaştı. Yapılan aramada, Daniels’ın teknesinde de balığın içinden çıkan ağırlıklarla aynı marka ve modelde malzemeler ele geçirildi. Bu kanıtlar, hilenin bilinçli ve planlı bir şekilde yapıldığını kanıtladı.

    Ödül miktarı cezayı ağırlaştırdı

    Turnuvadaki toplam ödül miktarının 10 bin dolar sınırını aşması, olayı basit bir kural ihlalinden çıkarıp ağır bir suça dönüştürdü. Teksas yasalarına göre turnuva yolsuzluğu kapsamında “üçüncü derece ağır suç” (third-degree felony) ile itham edilen Daniels için 2 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ve 10 bin dolar para cezası isteniyor. Skandaldan önce 2 bin 500 dolarlık saatlik ödülleri kazanan balıkçının tüm ödülleri iptal edilirken, lisansının da ömür boyu askıya alınması gündemde.>>>HABER MERKEZİ 

  • Gazze’yi bu kez de kum fırtınası vuruyor

    Gazze’yi bu kez de kum fırtınası vuruyor

    Filistin resmi ajansı WAFA’ya göre, fırtınayla birlikte tüm bölgeyi kaplayan toz ve kum bulutları, özellikle çadırlarda yaşayan aileleri doğrudan etkiledi. Hasta ve solunum yolu rahatsızlıkları yaşayan Filistinliler, açık alanlarda ve yırtık çadırlarda zor anlar yaşadı. Güvenlik ve barınma koşullarının neredeyse bulunmadığı ortamda kum fırtınasının, zaten zor şartlarda yaşayan yerinden edilmiş ailelerin yükünü daha da ağırlaştırdığı belirtildi. Başta kronik göğüs hastalıklarından muzdarip kişiler olmak üzere yerinden edilen Filistinliler, yırtık çadırlardaki güvenlik eksikliği nedeniyle kum fırtınası sonucunda sağlık problemleri yaşamaktan endişe ediyor. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde güçlü ve toz taşıyan rüzgarların, yerinden edilen Filistinlilerin çadırlarını ve çevredeki ağaçları şiddetli şekilde sarstığı görülüyor. Gazze’de İsrail’in şiddetli saldırılarından kurtulabilen Filistinliler, temel ihtiyaçlar ve tıbbi malzemelerin eksikliği, yer yer etkili olan şiddetli soğuk ve fırtınalı hava ile son olarak etkili olan kum fırtınası nedeniyle ciddi zorluklar yaşıyor. Aralık 2025’te Gazze’de etkili olan soğuk ve fırtınalı hava nedeniyle İsrail’in zarar verdiği binalar yıkılmış, can kayıpları yaşanmıştı. Gazze’de 10 Ekim 2025’ten bu yana uygulanan ateşkese rağmen bölgedeki insani durumda ciddi sıkıntılar yaşanıyor. >>>AA

  • “İran’ın batı ve orta kesimlerine 400 dalga saldırı gerçekleştirdik”

    “İran’ın batı ve orta kesimlerine 400 dalga saldırı gerçekleştirdik”

    Ordudan yapılan açıklamada, İran’a yönelik saldırıların yoğunlaşmaya devam ettiği kaydedildi. İsrail savaş uçaklarının batı ve orta kesimlerinde İran’a ait 200’den fazla altyapı hedefini vurduğu belirtilen açıklamada, fırlatılmaya hazır balistik füze rampalarının, hava savunma sistemlerinin ve silah depolarının da hedef alındığı iddia edildi. Açıklamada, İran’ın batısında ateş, savunma ve üretim birimleri operatörlerini hedef alarak 400’ncü saldırı dalgasının tamamlandığı belirtildi.

    İRAN MEDYASI: ABD-İSRAİL SALDIRILARI ALTINDAKİ İRAN’IN İSFAHAN KENTİNDE PATLAMA SESLERİ DUYULDU

    İran medyasında, sabah saatlerinde meydana gelen patlamalara ilişkin haberlere yer verildi. Haberde, İsfahan kentinde savaş uçakları ve patlama seslerinin ardından göğe yükselen dumanın şehrin uzak bölgelerinden görüldüğü aktarıldı.

    TAHRAN’DA PATLAMA SESLERİ DUYULDU

    Tahran’da art arda patlamalar meydana geldi. AA Tahran muhabiri, kentin çeşitli noktalarından patlama sesleri duyulduğunu bildirdi. Öte yandan İran medyasına göre, ülkenin batısında yer alan Kirmanşah eyaletinde de gece saatlerinde iki patlama meydana geldi.

    İRAN MEDYASI: ABD-İSRAİL SALDIRILARI ALTINDAKİ İRAN’IN ŞİRAZ KENTİNDE PATLAMA SESLERİ DUYULDU

    İran medyasında gece saatlerinde meydana gelen patlamalara yer verildi. Ülkenin güney bölgesindeki Şiraz kentinde savaş uçakları ve patlama seslerinin duyulduğu belirtildi.

    İSRAİL ORDUSU, HATEMU’L ENBİYA’NIN ÜST DÜZEY İSTİHBARAT YETKİLİLERİNİ HEDEF ALDIĞINI İLERİ SÜRDÜ

    Öte yandan İsrail ordusu, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) savaşı yürüten birimi olan Hatemu’l Enbiya Merkez Karargahı’nın üst düzey istihbarat yetkililerini hedef aldıklarını ileri sürdü. Hatemu’l Enbiya Karargahı İstihbarat Dairesi’nin üst düzey yetkilileri Abdullah Celalineseb ve Emir Şeriat’ın düzenlenen saldırıda öldürüldüğü öne sürülen açıklamada, bu iki ismin İran’a saldırılar başladığında öldürülen İstihbarat Dairesi Başkanı Salih Esedi’nin yerine atandığı iddia edildi. Açıklamada, Celalineseb ve Şeriat’ın İran istihbaratı açısından kilit figürler olduğu ve İran yönetiminin üst kadrosuna yakın oldukları savunuldu.

    ABD-İSRAİL’İN İSFAHAN’DA SANAYİ BÖLGESİNE SALDIRISINDA 15’TEN FAZLA KİŞİ ÖLDÜ

    ABD ve İsrail’in İsfahan’daki sanayi bölgesine düzenlediği saldırıda 15’ten fazla kişinin öldüğü, çok sayıda da yaralı olduğu bildirildi. Yarı resmi Fars Haber Ajansının haberine göre, ABD ve İsrail, İsfahan’daki Jey Sanayi Bölgesi’ne saldırı düzenledi. Füzeyle yapılan saldırıda, ilk belirlemelere göre 15’ten fazla kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı. Saldırıda ısıtma ve soğutma ekipmanları üreten bir fabrikanın hedef alındığı ve saldırı sırasında fabrikada çok sayıda işçinin çalıştığı ifade edildi.

    İSRAİL ORDUSU, İRAN’A SALDIRILAR DÜZENLEYEN SAVAŞ JETİNİN DÜŞÜRÜLMEKTEN SON ANDA KURTULDUĞUNU İLERİ SÜRDÜ

    İsrail ordusu, İran’a saldırılar düzenleyen savaş uçağının düşürülme girişiminden son anda kurtulduğunu iddia etti. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran semalarında saldırı uçuşları gerçekleştiren İsrail savaş jetinin pilotunun hızlı reaksiyonuyla düşürülmekten son anda kurtulduğu belirtildi. İsrail savaş uçağının tipi ve modeline ilişkin detaylı bilgi paylaşılmayan açıklamada, olayın incelendiği ve elde edilen bulgular doğrultusunda değerlendirmelerin yapıldığı aktarıldı.

    İSRAİL ORDUSU İRAN’A SALDIRILARIN ARDINDAN GETİRDİĞİ KISITLAMALARI BAZI BÖLGELERDE GEVŞETME KARARI ALDI

    İsrail ordusu, ABD ile birlikte İran’a başlattığı saldırıların ardından getirdiği kısıtlamaları gevşeterek, misilleme riskinin düşük olduğu bölgelerde okulların açılmasına izin verdi. İsrail Ordusu İç Cephe Komutanlığından yapılan açıklamada, durum değerlendirmesi yapıldığı ve kısıtlamalarda tekrar güncellemeye gidildiği belirtildi. Açıklamada, pazartesi sabahı yerel saatle 06.00’dan itibaren İsrail’in kuzey ve güneyindeki bazı yerleşimlerde “temel faaliyet” düzeyinden “sınırlı faaliyet” düzeyine geçileceği ifade edildi. Söz konusu bölgelerde sığınağa yakın olması koşuluyla eğitim kurumlarının faaliyetlerine yeniden başlayabileceği, kapalı alanlarda 100 kişiye kadar, açık alanlarda 50 kişiye kadar toplantılara izin verileceği bildirildi. İsrail’in geri kalanında ise “sınırlı faaliyet” düzeyinin sürdürüleceği ifade edildi. İsrail, 5 Mart’ta da ekonomik durumun kötüleşmesi endişesiyle, İran’a başlattıkları saldırılar sonrası getirdiği kısıtlamalarda gevşemeye gitmişti.

    İRAN ORDUSU: ABD-İSRAİL SALDIRILARININ BAŞLAMASINDAN BU YANA 118 İHA DÜŞÜRÜLDÜ

    İran devlet televizyonuna konuşan Devrim Muhafızlarına bağlı Hatemü’l-Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü Albay İbrahim Zülfikari, konuya ilişkin bilgi verdi. İranlı Sözcü, “Savaşın başlangıcından bu yana keşif, muharip ve saldırı amaçlı toplam 118 İHA düşürülmüştür.” dedi. Gerçek Vaat-4 Operasyonu’nun 50. dalgası hakkında bilgi veren Zülfikari, ABD ordusuna ait El-Zafra, Füceyre, Cufeyr, Ali el-Salem, El-Ezrak üsleri ile bölgede konuşlu İsrail’i koruma görevi yapan erken uyarı radarlarına İHA saldırısı düzenlendiğini kaydetti.

    İRAN DIŞİŞLERİ BAKANI ERAKÇİ: “ASLINA BAKARSANIZ, HÜRMÜZ BOĞAZI ŞU AN İTİBARIYLA GEÇİŞLERE AÇIKTIR”

    İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD merkezli MS NOW televizyonunda, ABD’nin İran’a yönelik son saldırıları hakkındaki soruları cevaplandırdı. ABD tarafından İran’ın Hark Adası’na yapılan saldırıyı değerlendiren Erakçi, “Bu saldırıları komşularımızın topraklarından gerçekleştirdiler. Artık, bize bu tür roketlerle saldırmak amacıyla komşularımızın topraklarını bir üs olarak kullandıkları gerçeği, su götürmez bir açıklık kazanmıştır.” dedi. Erakçi, söz konusu saldırıları “an be an” takip ettiklerini belirterek, roketlerin birinin Ra’sül-Hayme’den, diğerinin ise Dubai kentine çok yakın bir mevkiden olmak üzere Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) topraklarından ateşlendiğinin “netlik kazandığını” söyledi.

    İran Dışişleri Bakanı, Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin yasaklanmasıyla ilgili soruya, “Aslına bakarsanız, Hürmüz Boğazı şu an itibarıyla geçişlere açıktır. Boğaz, yalnızca düşmanlarımıza, yani bize saldıran taraflar ve müttefiklerine ait tankerlerle gemilerin geçişine kapatılmıştır.” sözleriyle cevap verdi.

    İran’ın yeni lideri Mücteba Hüseyni Hamaney’in yüzünde kalıcı hasar bırakacak şekilde yaralandığı yönündeki iddiaların doğru olmadığını ve görevine devam edeceğini savunan Erakçi, liderlerin başına bir şey gelmesi durumunda da sistemin işlemeye devam edeceğini ifade etti.

    Erakçi, Rusya veya Çin’in İran’a askeri destek ve istihbarat sağlayıp sağlamadığına yönelik soruyu, “Rusya ve Çin bizim stratejik ortaklarımızdır. Geçmişte bu ülkelerle yakın bir işbirliğimiz olmuştur ki bu işbirliği halen devam etmektedir ve bu kapsamın içine askeri işbirliği de dahildir. Bu konunun herhangi bir detayına girmeyeceğim.” şeklinde yanıtladı.

    BMGK’NİN KINAMA KARARINI ELEŞTİRDİ

    Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) İran’ın komşu ülkelerine attığı füzelerle ilgili Tahran yönetimini kınayan bir karar tasarısının kabul edildiği hatırlatılan Abbas Erakçi, Konsey’in aldığı kararlarda ve yayımladığı tasarılarda “adalet eksikliği” olduğunu kaydetti. Erakçi, “Düşünsenize Güvenlik Konseyi’nin, kendimizi savunduğumuz için bizi kınaması, buna karşılık bu saldırganlığı başlatan ABD ve İsrail’i kınamaması nasıl mümkün olabilir? Dolayısıyla, eğer işlerlik kazanabilecek, adil ve hakkaniyetli bir karar veya tasarı istiyorlarsa, herhangi bir olayın tüm yönlerini göz önünde bulundurmalıdırlar.” ifadelerini kullandı. Komşu ülkelerdeki sivil bölgeleri hedef aldıkları iddiasını kabul etmeyen Erakçi, sadece bu ülkelerdeki “Amerikan üslerini, tesislerini, varlıklarını ve çıkarlarını” hedef aldıklarını söyledi. Erakçi, Cenevre’deki görüşmelerde ABD tarafını nükleer silahla vurma tehdidine bulunduğu iddiaları konusunda ise “Haksız ve gayrimeşru bir saldırganlık eylemini meşrulaştırmak istiyorlar. Ben hiçbir zaman nükleer bomba üreteceğimizi söylemedim.” diyerek, 26 Şubat günü Cenevre’de yaşananların “gerçek hikayesinin” bir gün ortaya çıkmasını umduğunu dile getirdi.

    “CİTİBANK’I HEDEF ALDIK”

    Diğer yandan İran devlet televizyonu Erakçi’nin konuşmasından detaylara yer verdi. İki gün önce ABD’nin bir İran bankasını hedef aldığını hatırlatan Erakçi, “Bu nedenle biz de aynı şekilde misilleme yapmaya karar verdik ve çevredeki şehirlerde (komşu ülkelerde) bulunan Amerikan Citibank’a ait bir binayı hedef aldık.” ifadesini kullandı. Erakçi, verdikleri karşılığın “dişe diş, göze göz” ilkesi çerçevesinde olduğunu belirtti. Öte yandan, İran devlet televizyonu, yüksek bir binadaki patlamayı gösteren görüntüyü “Milli Bank ve Sepah Bank’a yapılan saldırının intikamı olarak Dubai’deki (BAE) Citibank kulesi hedef alındı” başlığıyla yayınladı. Citibank, 12 Mart’ta ABD ve İsrail’in saldırılarına misilleme olarak İran’ın bölgede finans kuruluşlarını hedef alacağı yönündeki tehdidinin ardından Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki (BAE) şubelerini kapatma kararı aldığını açıklamıştı.

    İRAN’DA İSRAİL’E ASKERİ NOKTALARIN BİLGİLERİNİ GÖNDERMEKLE SUÇLANAN 20 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI

    İran’ın Urumiye kentinde askeri ve güvenlik merkezlerine ait bilgileri İsrail’e gönderme gerekçesiyle 20 kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Fars Haber Ajansına göre, Batı Azerbaycan Başsavcısı Hüseyin Mecidi konuya ilişkin bilgi verdi. Mecidi, “İsrail’e askeri ve güvenlik merkezlerine ait bilgileri gönderme faaliyetinde bulunan birkaç ağ tespit edildi.” dedi. İranlı yetkili, yargı kararıyla yürütülen soruşturmada 20 kişinin gözaltına alındığını kaydetti.

    ⁠ABD-İSRAİL’İN İRAN’A SALDIRILARI

    İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat’ta İran’a askeri saldırı başlattı. İran da İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi. ABD-İsrail saldırılarında, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü. İranlı yetkililere göre, ABD-İsrail saldırılarında ölü sayısı 1348’i, yaralı sayısı 17 bini aştı. >>>AA

  • İlber Ortaylı’nın ailesinden yüreklere dokunan vasiyet gibi paylaşım

    İlber Ortaylı’nın ailesinden yüreklere dokunan vasiyet gibi paylaşım

    İlber Ortaylı: “Zamanın kaybolmuşu yoktur. Yaşanan her şey, müspet, menfi, bizi inşa eder. Yalnız bizi değil, bizden sonraki kuşakları da… Yaşadıklarımızı anında belki en iyi şekilde inşa edemeyiz. Ama, onları değerlendirdiğimiz vakit; gelecek daha emin olur. Hayat ‘gemi’mi bilmiyorum; ‘gemicilik’ olduğu gerçektir. Yaşandıkça ve akılda tutuldukça daha iyi seyrüsefer ederiz. Herkes kendi talihinin mimarıdır. Yaşadıkları, an be an insanı oluşturur ve arkasında bıraktıkları, farkına varmadan önüne geçer. Kader, gaipten yazılmaz. İnsan, kaderini kendi yazar.” 

  • Murat Bardakçı’dan 50 yıllık dostu İlber Ortaylı’ya hüzünlü veda

    Murat Bardakçı’dan 50 yıllık dostu İlber Ortaylı’ya hüzünlü veda

    Yarım asırlık bir dünya bitti

    Murat Bardakçı, 50 yıla yaklaşan arkadaşlığın ardından yazı yazmanın zorluğunu dile getirerek başladığı veda metninde, İlber Ortaylı ile geçirdikleri zamanı “renkârenk hatıralar resmigeçidi” olarak tanımladı. Bardakçı, artık hayatta olmayan büyük alimler ve aristokrasinin son temsilcileriyle sabahlara kadar süren, tarih kokan o meşhur sohbetlerin artık bir devrin kapanışı olduğunu vurguladı.

    “Bizimki dedikodu değil biyografi”

    Yazıda, İlber Ortaylı’nın o meşhur hazırcevaplığına dair unutulmaz bir anekdot da yer aldı. Bardakçı, çevredekilerin “Amma dedikoducusunuz” yakıştırmalarına karşılık Ortaylı’nın, “Dedikodu mahalle karılarına mahsustur; bizim yaptığımız dedikodu değil, biyografi” diyerek patlattığı kahkahayı dostluğunun en canlı hatırası olarak paylaştı.

    “Keşke bu kadar gezmese de otursa idi”

    Bardakçı, yazısının sonunda İlber Ortaylı’ya dair samimi bir eleştirisini ve takdirini de dile getirdi. Ortaylı’nın sürekli seyahat etmesi ve konferanslara katılması nedeniyle evini adeta sadece uyumak için kullandığını belirten Bardakçı, “Keşke oturup çalışsa idi, eminim ikinci bir Bernard Lewis olur ve hatta onu bile geride bırakırdı” ifadelerini kullandı. Bu sözler, Ortaylı’nın sahip olduğu dehanın Bardakçı gözündeki devasa boyutunu bir kez daha ortaya koydu.

    Son yolculuğuna yarın uğurlanacak

    Yarım asırlık dostu için “Nur içinde yatsın” temennisinde bulunan Bardakçı’nın bu yazısı, sosyal medyada ve akademik çevrelerde büyük yankı uyandırdı. İlber Ortaylı, yarın düzenlenecek törenlerle ve binlerce seveninin omuzlarında ebedi istirahatgahına uğurlanacak.>>>Şahan KARTAL 

  • “Sağlık sistemimiz, hiç olmadığı kadar güçlü”

    “Sağlık sistemimiz, hiç olmadığı kadar güçlü”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü’nde 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla düzenlenen iftar programında sağlık çalışanlarıyla bir araya geldi. Buradaki konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Erdoğan, bu bereketli iftar sofrası etrafında sağlık çalışanlarıyla beraber olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Buradaki konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Erdoğan, bu bereketli iftar sofrası etrafında sağlık çalışanlarıyla beraber olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Ramazan ayının son günlerinin idrak edildiğine değinen Erdoğan, “Mübarek Ramazan-ı Şerifinizi ayrı ayrı tebrik ediyorum. Sizlerin şahsında şu anda yani iftar vaktinde bile görevinin başında olan, yaşatmayı, iyileştirmeyi, yaralara merhem olmayı hayatının merkezine alan sağlık camiamızın tüm mensuplarına buradan şükranlarımı ve muhabbetlerimi iletiyorum. Aynı şekilde yine buradaki kardeşlerimle birlikte 81 ilimizdeki tüm hekimlerimizin, hemşirelerimizin, hasta bakıcılarımızın, sağlık ordumuzun her bir mensubunun 14 Mart Tıp Bayramı’nı yürekten kutluyor, emekleri ve gayretleri için kendilerine şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan, ilk bimarhanelerin ve şifahanelerin kurulmasından bu yana kendilerini milletin sağlık ve sıhhatine adayan, bu uğurda varını yoğunu ortaya koyan ve ebedi aleme göç eden sağlık çalışanlarını da rahmetle yad ettiğini söyledi.

    Tıphane-i Amire ve Cerrahhaneme-i Amire’yi kurarak Türkiye’de modern tıp eğitimini başlatan büyük şahsiyetlere de rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Devrin müstevlilerine karşı mücadele bayrağı açmak suretiyle 14 Mart’ı bizlere Tıp Bayramı olarak armağan eden tıp fakültesi talebelerini, onlara katılan, destek veren, güç veren tüm hekimleri de yine saygıyla, şükranla ve elbette rahmetle anıyorum. İnanıyorum ki kendilerini milletimizin istiklaline adayan o doktorların, o talebelerin mücadele azmi bugün sizlerin de yolunu çok güçlü bir şekilde aydınlatıyor. İnanıyorum ki milli mücadelede cepheden cepheye koşan hekimlerimizin, hemşirelerimizin cesaret ve metaneti sizlerin de gönlünüzü, ruhunuzu coşturuyor. Rabbim cümlesine rahmet eylesin, hepsinin de ruhları şad, mekanları inşallah cennet olsun diyorum.”

    “ÜLKENİN NEREDEN NEREYE GELDİĞİNE İNATLA GÖZLERİNİ KAPATAN BİR KESİM VAR”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bazı mesleklerin eda, bazı mesleklerin ise feda mesleği olduğunu ifade ederek, “Sağlık ordumuz çok yüksek bir tempo ve özveriyle çalışarak, yeri geldiğinde ailelerine ayıracakları zamandan feragat ederek, kendilerini milletimiz için adeta feda eden bir karaktere sahiptir. Biz de tüm imkanlarımızı kullanarak, tüm kaynaklarımızı seferber ederek sağlık camiamızın yanında olmaya gayret ediyoruz. ” dedi.

    Bir konuyu büyük bir gururla ifade etmek istediğini aktaran Erdoğan, şöyle devam etti: “Sağlık sistemimiz, bugün geçmişe göre hiç olmadığı kadar güçlüdür, dayanıklıdır. Hastanelerimiz, sağlık tesislerimiz keza geçmişle kıyas kabul etmeyecek derecede modern bir donanım ve altyapıya sahiptir. Kovid-19 salgınından 6 Şubat depremlerine sağlık sistemimiz tüm zorlu sınavlardan alnının akıyla geçmeyi başarmıştır. Tıp ve fikir dünyamızın abidevi isimlerinden İbn Sina ‘Hiç kimse görmek istemeyen kadar ama değildir.’ diyor. Evet, ülkemizde de maalesef yapılanı görmemekte ısrar edenler var. Hakkı teslim etmekten gocunan, ülkenin nereden nereye geldiğine inatla gözlerini kapatan, sayısı az ama sesi çok çıkan bir kesim var.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi ülkesi ve milletinin başarılarına karşı duyarsız olanlara, kayıtsız ve bigane olanlara ne derse, ne anlatsa beyhude olduğunu kaydetti.

    Onları hiçbir zaman dikkate almadıklarını, bugün de kale almadıklarını belirten Erdoğan, “Sizlerin emeklerini, sağlık çalışanlarımızın fedakarlıklarını yok sayanları biz de ademe mahkum ediyoruz.” ifadesini kullandı.

    Erdoğan, hep işlerine baktıklarını, hizmete odaklandıklarını, sağlık hizmetlerinin standardını yükseltmenin çabası içinde olduklarını, bu anlayışla çalışarak 23 yılda yatırımlarla projelerle reform ve hizmetlerle sağlık alanında tarihi nitelikte adımlar attıklarını vurguladı.

    Sağlık alanında Türkiye’nin nereden nereye geldiğini gösteren bazı rakamları paylaşmak istediğini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti: “2002 yılında 379 bin sağlık çalışanımız vardı. Yaklaşık 4 kat artışla bu sayı 1 milyona çıktı. Hekim sayımızı 92 binden alıp 233 bine, hemşire ve ebe sayımızı ise 113 binden 330 bine yükselttik. Sadece geçen yıl 36 bin 253’ü hekim ve 14 bin 470’i hemşire olmak üzere toplam 75 bin 255 personel ataması gerçekleştirdik. Son 23 yılda mevcut hastanelerimizin yüzde 80’ini yeniledik veya yeniden inşa ettik. 794 yeni hastaneyi hizmete vererek, kamu hastanelerindeki toplam yatak kapasitemizi 173 bine çıkardık. 2002’de 18 bin olan nitelikli yatak sayımız bugün 184 binin üzerinde. Tüm sağlık tesislerimizdeki yatak sayımız ise 270 bini aşmış durumda. Göreve geldiğimizde sadece 58 olan MR sayımız 1063’e, bilgisayarlı tomografi sayımız ise 323’ten 1400’e yükseldi.”

    “BURALARA HASTANELERİN BİRER HARABEYİ ANDIRDIĞI GÜNLERDEN GELDİK”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehir hastanelerinin yalnızca yatak sayılarıyla değil, yüksek teknolojiye sahip altyapıları, modern tıp cihazları, donanımlı ameliyathaneleri ve yoğun bakım kapasiteleriyle çok kritik roller üstlendiğinin altını çizerek, “Toplamda 39 bin 367 yataklı 27 şehir hastanesini hizmete aldık. 14 bin 153 yataklı 11 şehir hastanesinin yapımı ise devam ediyor. 9 şehir hastanesi sağlık kampüsü ise ihale, proje ve arsa aşamasında.” bilgisini paylaştı. Toplamda 379 yeni Aile Sağlığı Merkezi’ni milletin istifadesine sunduklarını aktaran Erdoğan, bugün itibarıyla 8 bin 350 Aile Sağlığı Merkezi ve 30 bin 286 aile hekimi birimiyle ülkenin dört bir yanında, vatandaşa hizmet verdiklerini belirtti.

    Erdoğan, daha burada saymaya kalksa saatlerini alacak nice hizmeti, sağlık tesisini ve yatırımı ülkeye kazandırdıklarını dile getirdi. Buralara kolay gelmediklerini belirten Erdoğan, “Hastanelerin birer harabeyi andırdığı günlerden geldik. Buralara sadece hastaların değil, hasta yakınlarının akıl almaz çileler çektiği dönemlerden geldik. Buralara ‘bıçak parası’ zulmünden, ambulans hizmetlerinin yetersizliğinden, yaralıların yollarda can çekiştiği zamanlardan geldik. Yalnızca sağlık sistemini dönüştürmekle, yenilemekle, güçlendirmekle kalmadık, aynı zamanda hizmet sunumundaki zihniyeti ve paradigmayı da değiştirerek sağlıkta bir daha asla kapanmayacak tertemiz bir sayfa açtık.” ifadelerini kullandı.

    “DEVLET VE MİLLET OLARAK SİZLERİN HAKKINI NE YAPARSAK YAPALIM ASLA TAM ANLAMIYLA ÖDEYEMEYİZ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçte kendilerine verdiği destekten dolayı, sağlık sisteminin ayağa kaldırılması için gösterdikleri gayretten ötürü sağlık çalışanlarına teşekkür ederek, şöyle devam etti: “Şunun çok açık ve net bir şekilde altını çizmek istiyorum. Sağlık çalışanlarımızın fedakarlıkları bizim için çok ama çok kıymetlidir. Devlet ve millet olarak sizlerin hakkını ne yaparsak yapalım asla tam anlamıyla ödeyemeyiz. Asrın felaketini yaşadığımız dakikalarda yeni doğan bebekleri hayatta tutabilmek için çırpınan ebelerimizi unutmadık ve asla unutmuyoruz. Bir hastayı yaşatmak için gerektiğinde ameliyathanesinden yarım gün çıkmayan, operasyonu başarıyla tamamlayınca dünyanın bütün yükü omuzlarından kalkmışçasına rahatlayan cerrahlarımızı unutmadık ve unutamayız. Bir abla ve bir kardeş hassasiyetiyle bir anne şefkatiyle hastasına kol kanat geren hemşirelerimizi, doktorlarımızı unutmadık ve unutamayız. Yerine göre bir evladın bile yapmakta zorluk çekeceği hizmetleri hastası için hiç yüksünmeden yerine getiren hasta bakıcılarımızı unutmadık ve unutamayız.”

    Bir şeyi çok iyi bildiklerini dile getiren Erdoğan, “Bazı şeyler ücretle, terfiyle, teşekkürle ödenmez. Hayat kurtarmak, yaralara merhem olmak, şifa dağıtmak işte bunlardan biridir. Büyük şairimiz Yunus Emre’nin de söylediği gibi ‘Bir hastaya vardın ise bir yudum su verdin ise yarın anda karşı gele, Hak şarabın içmiş gibi.’ İşte bütün mesele budur. Sağlık ordumuzun tüm neferlerinin bu yüksek hassasiyetle çalıştığına ve çalışacağına yürekten inanıyorum.” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Maide Suresi’nin 32. ayetinde Allah’ın “Kim bir kimseyi öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir can kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.” buyurduğunu, bir insanı yaşatmanın da bütün insanlığı yaşatmak kadar aziz, kıymetli ve mukaddes olduğunu, bunun için devlet felsefesinin temelinde “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” ilkesinin bulunduğunu söyledi.

    Erdoğan, bugün dünyada insan hayatının hiçe sayıldığı, kundaktaki, kuvözdeki bebeklerin katledildiği, yanaklarında güllerle, gülücüklerle okula gönderilen çocukların bombalarla can verdiği vahşet sahnelerine tanık olduklarını ifade etti.

    Gazze soykırımında çocuklarla, kadınlarla, sivillerle birlikte doktorların, hemşirelerin ve sağlık çalışanlarının acımasızca şehit edildiğini dile getiren Erdoğan, “1700’e yakın sağlık çalışanı Gazze’de İsrail’in devlet terörünün kurbanı oldu. Gözünü kan bürümüş bir şebeke maalesef Gazze’de olduğu gibi İran ve Lübnan’da da okulları ve hastaneleri vurmaya devam ediyor. Bu cinnet hali karşısında insanları savunan, aklıselimi savunan, diyalog ve diplomasiyle krizlere çözüm arayan ülkelerin başında Türkiye vardır.” dedi.

    Türkiye’de olduğu gibi, bölgede ve dünyada da sadece yaşatmanın, sadece insani değerleri korumanın derdinde olduklarını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti: “Hadiselere, petrolün, altının, doğal gazın, merceğin değerinden bakan değil, hakkın, adaletin, merhametin, şefkatin ve insanlık onurunun nazarından bakan insani tavrımızı muhafaza edeceğiz. Burada şunu da altını çizerek ifade etmekte yarar görüyorum. Hükümet olarak dünyada barışı ve huzuru savunurken, ülkemizde buna gölge düşürecek hiçbir eyleme kayıtsız kalamayız. Sağlık çalışanlarımızın görevlerini gönül huzuruyla yapabilmeleri temel önceliklerimizden biridir. Bilhassa okulda ve hastanede şiddete asla tahammülümüz yoktur. Buna rağmen, sınırlı da olsa zaman zaman sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarına rastlıyoruz. Bu menfur hadiselerle ilgili gerekli tedbirleri de alıyoruz ve alacağız.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, şiddet konusundaki tavırlarının gayet açık ve net olduğunu dile getirerek, “Ne sağlık hizmeti almak için hastaneye giden insanımızın örselenmesine, hakarete uğramasına, oradan oraya sürüklenmesine göz yumarız ne de bu hizmeti veren sağlık çalışanlarımızın şiddete ve hakarete maruz kalmasına müsaade ederiz.” diye konuştu. Hem vatandaşlardan hem de sağlık çalışanlarından bu hususta azami hassasiyet beklediğini söyleyen Erdoğan, “Rabbim hepinizin yardımcısı olsun, işlerinizi kolaylaştırsın, çalışmalarınızı inşallah hayırlı ve sağlıklı neticelerle neticelendirsin diyorum.” ifadesini kullandı.

    Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ve ekibine, bu anlamlı günde kendilerini bir araya getirdiği için şükranlarını sunduğunu ifade eden Erdoğan, “Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan Ramazan-ı Şerif’inizi ve 14 Mart Tıp Bayramı’nızı tebrik ediyorum. Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyor, tüm meslektaşlarınıza en kalbi selamlarımı iletmenizi rica ediyorum.” dedi.

    PROGRAMDAN NOTLAR

    İftarın ardından başlayan programda, sağlık çalışanlarına ithafen video gösterimi yapıldı. Ardından Sağlık Bakanı Memişoğlu konuşma yaptı. Daha sonra “Geçmişten Geleceğe: Sağlıklı Türkiye Yüzyılı” başlıklı video izletildi. Konuşmaların ardından Bakan Memişoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, İbn-i Sina’nın 6 ciltlik “El Kanun Fi’t-Tıbb” eserini hediye etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14 Mart Tıp Bayramı Sabuncuoğlu Şerefeddin Ödülleri’ne layık görülen isimlere tek tek plaketlerini verdi. Program, fotoğraf çekiminin ardından sona erdi. >>>AA

  • Saldırılar sonrası iki hafta sonra enerjide sert dalgalanma

    Saldırılar sonrası iki hafta sonra enerjide sert dalgalanma

    Uluslararası referans kabul edilen Brent türü ham petrolün vadeli varil fiyatı, saldırılardan önceki son işlem günü olan 27 Şubat’ta 72,48 dolardan kapanırken, izleyen iki haftada keskin yükseliş ve düşüşler yaşandı. İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in de hayatını kaybettiği saldırılardan sonraki ilk işlem günü olan 2 Mart’ta jeopolitik endişelerle Brent petrol 82,37 dolara kadar yükseldi ve günü 77,74 dolardan kapattı. Brent petrolün varil fiyatı, önceki kapanışa göre yüzde 7,26 yükselerek 17 Mart 2022’den sonraki en yüksek günlük artışı gerçekleştirdi. Sonraki günlerde küresel enerji ticaretinde kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’na yönelik tehditlerin tedarik kesintisi endişelerini artırmasıyla petrol fiyatları 78-86 dolar seviyelerinde işlem görmeye devam etti. İran’ın bölgedeki ABD üslerini ve bölgedeki enerji tesislerini hedef alan misillemeleri, sigorta şirketlerinin savaş poliçelerini askıya alması, önde gelen tanker ve konteyner şirketlerinin geçişleri durdurması ve bazı üreticilerin güvenlik endişeleri nedeniyle üretimlerini kısmaları piyasadaki arz endişelerini derinleştirdi. Artan fiyatlar karşısında ABD, Hint rafinerilerinin Rus petrolü almasına geçici bir muafiyet tanısa da Brent petrolün varil fiyatı 6 Mart’ta 94,64 dolara kadar çıktı ve haftayı 92,69 dolardan tamamladı. İlk hafta sonunda Brent petrol, haftalık bazda yüzde 27,8 artışla Kovid-19 salgınının başladığı döneme denk gelen Nisan 2020’den bu yana en hızlı haftalık yükselişini gerçekleştirdi.

    PETROL FİYATLARI YENİDEN 100 DOLARI AŞTI

    İkinci haftada da keskin dalgalanmalar devam etti. Brent petrolün vadeli varil fiyatı, 9 Mart’ta önceki kapanışa göre yüzde 28,9 artışla 119,5 dolara kadar yükselerek 29 Haziran 2022’den sonraki en yüksek seviyesini gördü. Ancak G7 ülkelerinin acil petrol rezervlerini ortak kullanıma açabileceğine ilişkin beklentiler ve ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’la savaşın yakında sona erebileceğine dair açıklamalarıyla gerileyerek 98,96 dolardan kapandı. 10 Mart’ta satış baskısı derinleşti. ABD Enerji Bakanı Chris Wright’ın ABD donanmasının bir tankere Hürmüz Boğazı’nda eşlik ettiğini öne süren ve daha sonra silinen sosyal medya paylaşımı, piyasalardaki belirsizliği artırarak satışların hızlanmasına yol açtı. Brent petrolün varil fiyatı gün içinde 81,16 dolara gerilese de İran’ın Boğaz’a mayın döşediğine ilişkin ABD basınında yer alan haberlerle günü 87,8 dolardan kapattı. 9 Mart’a göre yaklaşık yüzde 11,3 gerileyen Brent petrolün varil fiyatı, son 4 yılın en güçlü günlük düşüşünü kaydetti. Ancak İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi’nin ABD ile müzakerelerin gündemde olmadığını açıklaması fiyatları tekrar yukarı yönlü destekledi. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) üyesi ülkelerin stratejik petrol rezervlerini piyasaya sürme kararı fiyatlardaki artışı bir süre sınırlasa da Basra Körfezi’deki petrol tankeri saldırılarıyla Brent petrolünün varil fiyatı 12 Mart’ta ikinci kez 100 doların üzerine çıktı. Trump’ın saldırıların süreceğine dair açıklamaları ise bölgede gerilimin kısa sürede sona ereceği yönündeki beklentileri azalttı. Saldırılarda iki hafta geride kalırken, Brent petrolün varil fiyatı, saldırı öncesi seviyelere göre yüzde 42,3 artışla haftayı 103,14 dolardan kapattı.

    GAZ FİYATLARINDA SERT YÜKSELİŞ

    Lojistik darboğaz sadece petrolü değil, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) piyasalarını da etkiledi. Dünyanın en büyük LNG ihracatçılarından Katar’ın Ras Laffan tesislerindeki üretimi saldırılar ve güvenlik riskleri nedeniyle durdurarak “mücbir sebep” ilan etmesi, küresel LNG arzının yaklaşık beşte birini etkileyebilecek bir riske yol açtı. Avrupa doğal gaz piyasasında fiyat oynaklığı belirgin şekilde arttı. Bölgenin en derin ve en likit ticaret noktası olan Hollanda merkezli TTF’te işlem gören doğal gaz kontratları, jeopolitik risklerle sert hareketler sergiledi. Nisan vadeli TTF kontratı, 27 Şubat’ta megavatsaat başına 31,9 avrodan kapanırken, saldırıların ardından piyasaların açıldığı 2 Mart’ta güçlü bir yükseliş kaydederek yüzde 39 artışla 44,5 avrodan günü sonlandırdı. Yukarı yönlü eğilim ikinci haftada da sürdü. Artan arz güvenliği endişeleriyle 9 Mart’ta 56,4 avroya kadar yükselen kontrat, saldırıların başlamasından bu yana görülen en yüksek kapanış seviyesini gördü. Saldırılarda iki hafta geride kalırken, Avrupa doğal gaz fiyatları saldırı öncesi seviyelere kıyasla yüzde 57 artışla haftayı 50,1 avrodan tamamladı.

    KÖMÜR FİYATLARINDA İKİ HAFTADA YÜZDE 15,8 ARTIŞ

    Kömür piyasasında da benzer bir eğilim izlendi. Asya piyasaları için referans kabul edilen Newcastle kömür nisan vadeli kontratı, saldırılardan önce 27 Şubat’ta ton başına 118,5 dolardan kapanırken, 2 Mart’ta yüzde 8,6 artışla 128,7 dolara yükseldi. Söz konusu kontrat, 9 Mart’ta 143,8 dolara kadar çıkarak, saldırıların başlamasından bu yana en yüksek kapanışı yaptı. ABD ile İsrail’in İran’a yönelik ortak saldırıları ve İran’ın misillemelerinde iki hafta geride kalırken, kömür fiyatları saldırı öncesi seviyelere göre yüzde 15,8 artışla haftayı 137,3 dolardan tamamladı. >>>AA

  • Evladının son anlarını kaydetti!

    Evladının son anlarını kaydetti!

    Füze doğrudan isabet etti

    Savaşın en sıcak noktalarından birinde seyir halindeyken İsrail füzelerinin hedefi olan tırda büyük bir yıkım meydana geldi. Görüntülerde, tırın çekici kısmının tamamen parçalandığı ve çevreye saçılan enkazın saldırının şiddetini gözler önüne serdiği fark ediliyor. Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, füzenin doğrudan şoför kabinine isabet etmesi sonucu Hüseyin Fırat olay yerinde hayatını kaybetti.

    Meslektaşları paylaştı

    Sosyal medyada tır şoförleri ve bölgedeki tanıklar tarafından paylaşılan görüntülerde, saldırı sonrası yolda oluşan dev çukurlar ve yanmaya devam eden tır enkazı dikkat çekiyor. Görüntüleri çeken bir diğer tır şoförünün “Hüseyin abi gitti, tır bitti” diyerek yaşadığı şoku dile getirdiği anlar ise izleyenleri derinden sarstı.

    FÜZENİN İSABET ETMESİYLE YOLDAN ÇIKAN VE HÜSEYİN FIRAT’A MEZAR OLAN TIR (AHMET ARSLAN/HATAY-İHA)
    Afganistan dönüşünde İran’ın Tebriz şehrinde tırına füzenin şarapnel parçasının isabet etmesiyle hayatını kaybeden Hataylı tır şoförü Hüseyin Fırat’a mezar olan tırı görüntülendi. Ölen evladının ayakkabılarını yanında taşıyan baba tarafından kayda alınan görüntülerde; füzenin deldiği asfalt yol dikkat çekerken şarapnel parçasının tırda açtığı hasar görüldü.

    Ailesi ve sevenleri yasta

    Afyonkarahisarlı olduğu öğrenilen Hüseyin Fırat’ın vefat haberi baba ocağında büyük bir üzüntüyle karşılandı. Uzun yıllardır uluslararası nakliyat işinde çalışan ve evine ekmek götürmek için bu riskli bölgede bulunan Fırat’ın cenazesinin Türkiye’ye getirilmesi için Dışişleri Bakanlığı’nın girişimleri sürüyor. Bölgedeki Türk şoförlerin güvenliği ise yaşanan bu son saldırının ardından bir kez daha tartışma konusu oldu.>>>İHA 

  • Trump’tan İran için açıklama

    Trump’tan İran için açıklama

    Trump, NBC News televizyonuna verdiği demeçte, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattıkları saldırılar hakkında konuştu. İran’ın ABD ve İsrail’in saldırıları karşısında diğer Orta Doğu ülkelerine saldırmasına “şaşırdığını” ifade eden Trump, “İran, bir anlaşma yapmak istiyor ama ben yapmak istemiyorum çünkü koşullar henüz yeterince iyi değil.” şeklinde konuştu. Trump, İran ile yapılacak olası bir anlaşmanın şartlarının “çok sağlam” olması gerektiğini belirtti. Saldırıları sona erdirecek olası bir anlaşmanın şartlarının ne olacağı sorusunu yanıtsız bırakan Trump, İran’ın nükleer hedeflerinden tamamen vazgeçeceğine dair bir taahhüdün anlaşmanın parçası olacağını dile getirdi. ABD’nin Hark Adası’na yaptığı saldırının adanın büyük bir kısmını “tamamen yerle bir ettiğini” söyleyen Trump, adayı “sırf eğlence olsun diye birkaç kez daha vurabileceklerini” kaydetti. Trump ayrıca petrol fiyatlarındaki artışlar karşısında, Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini sağlamak için diğer ülkelerle birlikte bir plan üzerinde çalıştıklarını aktardı. >>>AA

  • “Türkiye her türlü provokasyona karşı direnecektir”

    “Türkiye her türlü provokasyona karşı direnecektir”

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Bangladeş Dışişleri Bakanı Khalilur Rahman ile bakanlıktaki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. Bölgeyi saran bu çatışma halinin temelinde yatan asıl sorunların görmezden gelinemeyeceğini belirten Fidan, “Çok uzun süredir (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu hükümetinin yayılmacı politikalarının ve fundementalist ideolojisinin bölgemizde neden olduğu kaosa ısrarla dikkat çekmekteyiz. İsrail’in bölgede kendi jeopolitik hesaplarını dış müdahaleler yoluyla dayatmasına göz yummamız mümkün değildir.” ifadelerini kullandı.

    Fidan, Netanyahu hükümetinin Gazze’de ateşkes ihlallerini sürdürdüğünü ve sahadaki insani durumun her geçen gün ağırlaştığını söyleyerek, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve Gazzelilerin başta barınma olmak üzere temel ihtiyaçlarının karşılanmasının acil bir öncelik olduğunun altını çizdi.

    İsrail’in iki devletli çözümü sekteye uğratmak için Batı Şeria’da yeni bir oldu bitti yaratmaya yönelik adımlar attığına işaret eden Fidan, “Batı Şeria’da yerleşimciler her gün Filistinli kardeşlerimizi şehit etmektedir. Öte yandan İsrail’in Mescid-i Aksa’yı ibadete kapatması bölgemizde yeni bir infiali tetikleyebilecek son derece tehlikeli bir adımdır. Bu tehlikeli provokasyondan bir an önce vazgeçilmeli, insanlığın ortak sorumluluğu olan kutsal mekanlara gereken saygı gösterilmelidir.” diye konuştu.

    Fidan, İsrail’in Lübnan’ı da yeniden insani bir felakete ve kalıcı bir siyasi istikrarsızlığa sürüklemek istediğini vurgulayarak “Netanyahu’nun Hizbullah ile mücadele bahanesiyle yeni bir soykırıma yönelmesinden açıkçası endişe duyuyoruz. Uluslararası toplumun İsrail’in işlemeye devam ettiği suçlar karşısında bir an önce harekete geçmesi gerekmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

    “TÜRKİYE HER TÜRLÜ PROVOKASYONA KARŞI DİRENECEK”

    Fidan, ABD-İsrail’in İran’a saldırıları ve İran’ın misillemelerinin ardından bölgesel gelişmeleri Türkiye açısından değerlendirerek “Türkiye her türlü provokasyona karşı direnecektir. Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) bu noktadaki iradesi kesindir. Türkiye, bu devam eden haksız savaşta yer almak istememektedir, bizim bu savaşın içine sürüklenmemize biz kesinlikle karşıyız. Provokasyonlara gelmeme konusunda da tam bir irademiz mevcut.” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin caydırıcılık ve askeri kabiliyetlerinin son derece yüksek olduğunu kaydeden Fidan, stratejik ve hikmetli olarak düşünüldüğünde bu gücün ne zaman ve nerede kullanılacağına dair her zaman fikirlerinin olduğunu ancak bu savaşta şu anda diplomasinin bir an önce işlemesi gerektiğini dile getirdi. Bangladeş’te şubat ayında yapılan seçimlerle uzun bir aradan sonra bu ülkenin istikrarını sağlayacak çok önemli bir adımın atılmış olduğunu söyleyen Fidan, mevkidaşı Rahman’ın ilk ziyaretini Türkiye’ye yaptığına dikkati çekti. Fidan, Türkiye’nin de Bangladeş’teki bu istikrarlı süreci sonuna kadar desteklediğini belirterek, “Bangladeş’in artık gerek İslam dünyasında gerek bölgesinde hak ettiği yeri alması gerektiğini düşünüyoruz. Bunun için de hep beraber çalışmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

    Türkiye ile Bangladeş’in köklü ilişkilere sahip olduğunun altını çizen Fidan, Bangladeş’in Türkiye’nin değerli bir ortağı olduğunu dile getirdi.

    Bakan Fidan, “Bengal halkının Balkan Harbi sırasındaki yardımları ve Kurtuluş Savaşı’mıza verdiği destek bu tarihi kardeşliğin en önemli örnekleri arasında yer almıştır. Bugün de bu sağlam temeller üzerinde çok daha güçlü ve vizyoner bir ortaklık inşa etmeyi hedefliyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

    Bangladeş’in omuzladığı büyük insani sorumluluğa da işaret eden Fidan, krizin üzerinden yaklaşık 10 yıl geçmesine rağmen Arakanlı Müslüman mültecilerin maruz kaldığı trajedinin devam ettiğini hatırlattı.

    Fidan, “Bangladeş, 1 milyondan fazla Rohingya’ya (Arakanlı Müslüman mülteci) ev sahipliği yaparak tüm insanlık adına tarihi bir fedakarlık sergilemektedir. Bangladeşli kardeşlerimizin Rohingya Müslümanlarına gösterdiği örnek misafirperverlik ve insani duruş takdire şayandır.” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’nin bu yükü paylaşmak, Arakanlı Müslüman mültecilerin yaşadığı acıları hafifletmek ve Bangladeş’e destek olmak amacıyla yardımları hız kesmeden sürdürdüğünü vurgulayan Fidan, “Ülkemiz tarafından sağlanan insani yardımların toplam değeri 80 milyon dolara ulaşmış durumda. TİKA, AFAD, Türk Kızılayı ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından sağlık, barınma, eğitim ve altyapı gibi alanlarda desteklerimizi aksatmadan sürdürmekteyiz.” dedi.

    Arakanlı Müslüman mültecilerin güvenli, onurlu ve gönüllü şekilde ülkelerine dönmelerini teminen uluslararası gelişmeleri de yakından takip ettiklerini kaydeden Fidan, “Bu çerçevede Gambiya tarafından Uluslararası Adalet Divanı nezdinde açılan dava da dahil olmak üzere uluslararası hukuki girişimleri desteklemekteyiz.” diye konuştu.

    “SAVAŞIN TÜM BÖLGEYE YAYILDIĞINI ENDİŞEYLE MÜŞAHEDE EDİYORUZ”

    Bölgenin istikrarı, güvenliği, huzuru ve refahının Türkiye’nin dış politikasının temel öncelikleri arasında yer aldığının altını çizen Fidan, “Ancak ne yazık ki savaşın tüm bölgeye yayıldığını endişeyle müşahede ediyoruz. Bu yıkıcı tablonun yalnızca bölgesel güvenlik ve insani boyutta kalmadığı, küresel ekonomik istikrarı tehdit ettiği de aşikardır. Bu gelişmelerin bölgemizde telafisi imkansız kalıcı düşmanlıklara yol açmasından da endişe etmekteyiz. Bu savaşa bir an önce son verilmesi gerekmektedir.” şeklinde konuştu. Bakan Fidan, gelinen aşamada tüm tarafların diplomasi masasına dönmesi gerektiği ve kalıcı çözüme ancak diyalog yoluyla ulaşılabileceğinin açık olduğunu belirterek, “Türkiye olarak gayretlerimizi tamamen bu yönde yoğunlaştırmış durumdayız. Barış ve istikrar yönündeki samimi gayretlerimiz, sergilediğimiz anlayış ve yapıcı yaklaşım milli güvenliğimizden zerre taviz vereceğimiz anlamına kesinlikle gelmemektedir.” ifadelerini kullandı. 13 Mart’ta İran’dan ateşlenen ve Türk hava sahasına yönelen balistik mühimmata ilişkin de Fidan, “Biliyorsunuz dün ülkemize yönelen bir füze daha havada etkisiz hale getirilmiştir. Bu vahim hadiseyle ilgili olarak İranlı muhataplarımızla doğrudan temas halindeyiz.” dedi.

    DİPLOMASİ AKADEMİLERİ ARASINDA İŞBİRLİĞİ

    Fidan, küresel ve bölgesel krizlerin çözümünün ancak yetkin bir diplomasi ve güçlü kurumlarla mümkün olduğunu belirterek, bu vizyonla bugün mevkidaşıyla iki ülkenin Diplomasi Akademileri arasındaki işbirliğine yönelik mutabakat zaptını imzaladıklarını dile getirdi. Bakan Fidan, “Bu mutabakat zaptıyla Türk ve Bangladeşli diplomatların işbirliğine yeni ufuklar kazandırmayı umuyoruz.” dedi. Bangladeş’in uluslararası platformlarda mensubu bulunduğu farklı gruplarla son derece geniş bağlantılara sahip olan stratejik bir ülke olduğunu kaydeden Fidan, Bangladeş’in “Küresel Güneyin güçlü bir sesi, Asya’nın öncelikli ve yetkin bir temsilcisi” konumunda olduğunu söyledi. Fidan, Bangladeş’in kalkınma, iklim, barışı koruma ile göç yönetimi ve mültecilerin korunması gibi kritik konularda etkin bir rol oynadığının altını çizerek, “Türkiye çok taraflılığa inanan ve bunu güçlü biçimde destekleyen Bangladeş ile BM bünyesinde öteden beri yakın temas ve işbirliği içerisindedir.” diye konuştu. Bu çerçevede mevkidaşı Rahman’ın Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurul Başkanlığı görevine adaylığını da memnuniyetle karşıladıklarını ve ülke olarak da desteklediklerini belirten Fidan, “Biliyorsunuz Genel Kurul, BM sisteminde tüm üyelerin eşit biçimde temsil edildiği yegane organ olarak özel bir konuma sahip. Bangladeş’in BM’deki etkin rolü ve Sayın Rahman’ın engin BM tecrübesiyle bu önemli görevi başarıyla yürüteceğinden hiç şüphe duymuyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. Fidan, Türkiye ve Bangladeş arasındaki işbirliğinin kapsamının iki kardeş ülkeye yakışır şekilde son derece geniş olduğunu belirterek, Bangladeşli muhataplarla görüşmelerini gelecek dönemde de artırarak sürdüreceklerini ifade etti. Bakan Fidan, iki ülke arasındaki ilişkileri yeni projelerle güçlendirmek ve Güney Asya’da istikrarı, huzuru ve refahı artırmak için birlikte çalışmaya devam edeceklerini vurguladı.

    SAVAŞIN BİR AN ÖNCE DURMASI GEREKMEKTE

    Bakanların konuşmasının ardından soru cevap kısmına geçildi. Bölgede yaşanan son gelişmelere ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine Fidan, belli tutum ve tavırlar devam ederse “savaşın öngörülemez bir yayılmaya gideceğini” baştan söylediklerini, bunun da yaptıkları bu uyarı ve analizlerin ne kadar doğru olduğunu gösterdiğini söyledi. Bakan Fidan, “Bu noktada savaşın bir an önce durması ve diplomasi masasına dönülmesi gerekmekte. Aksi takdirde bölgede daha fazla bu savaşın yayılmaya başladığını göreceğiz. Bizim dediğim gibi en büyük endişemiz bölgede saldırılar devam ettikçe, İran’a yönelik saldırı devam ettikçe, İran’ın da bölge ülkelerine saldırıları devam ettikçe, bu giderek daha büyük bir içinden çıkılamaz sarmala dönüşecek. Bunu engellemek gerekiyor.” ifadelerini kullandı. Bu saldırıların sadece bölgedeki ülkeleri tehdit etmekle kalmadığını, dünya ekonomisini de etkilediğini vurgulayan Fidan, “Bu savaş aynı zamanda dünya ekonomisine de büyük bir zarar verme potansiyeline sahip, şimdiden bunun ilk etkilerini dünya ekonomisi hissetmeye başladı. Umarım kalıcı olmaz. Bunun olmaması için de elimizden geleni yapıyoruz.” değerlendirmesini yaptı. Fidan, “İran’a yapılan saldırılar bir an önce durmalı. İran’ın da bölgedeki ülkelere yaptığı saldırılar durmalı ve bir an önce diplomasi masasına dönülmeli. Bu noktada diğer ülkeler de provokasyona gelmemeli. Biz bu noktada elimizden geleni yapıyoruz.” ifadelerine yer verdi.

    “(TÜRK HAVA SAHASINA GİREN BALİSTİK MÜHİMMAT) KENDİLERİ BU OLAYI SAHİPLENMİYORLAR”

    13 Mart’ta İran’dan ateşlenerek Türk hava sahasına giren balistik mühimmatın Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurlarınca etkisiz hale getirilmesi olayından sonra da İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile görüştüklerini kaydeden Fidan, şunları kaydetti: “İranlı meslektaşımla bu son olaydan sonra da görüştük, haberleştik. Yine kendileri bu olayı sahiplenmiyorlar. Böyle bir konunun talimatını vermediklerini, böyle bir saldırıyla ilişkilerinin olmadıklarını söylüyorlar. Elde de teknik veriler var, başka konular var. Biz bu iki beyan ve gerçeklik arasındaki zıtlığı açıkçası kendileriyle konuşuyoruz. Farklı düzeylerde, askeri düzeyde bizim düzeyimizde bunlar şu anda konuşuluyor. Bizim şu anda bir numaralı önceliğimiz savaşın daha geniş coğrafyaya yayılmasını engellemek. Savaşın ömrünü kısaltmak. Mümkün olan en kısa şekilde, hemen mümkünse (savaşın) sonlanması. Ve hiçbir şekilde Türkiye’nin bu savaşın içine çekilmesine müsaade etmemek.”

    BANGLADEŞ DIŞİŞLERİ BAKANI RAHMAN: KÖRFEZ ÜLKELERİNE SALDIRILARDA 4 VATANDAŞIMIZI KAYBETTİK

    Bangladeş’teki yeni hükümetin dışişleri bakanı olarak ilk ikili ziyaretini yaptığını belirten angladeş Dışişleri Bakanı Khalilur Rahman, bunun da Türkiye’ye atfettikleri önemi ve dostluğu gösterdiğini ifade etti. Rahman, Bangladeş ile Türkiye arasında çok dostane ilişkiler bulunduğuna işaret ederek, bu ilişkilerin yüz yıllardır devam ettiğini dile getirdi. Şu anda Bangladeş olarak bilinen Bengal’in oluşumunun aslında Türklerin çabalarıyla yüz yıllar önce başladığını söyleyen Rahman, iki ülke arasında tarihe dayanan bir kardeşlik bağı bulunduğunu ve bu bağı güçlendirmeye devam ettiklerini söyledi. Rahman, Bangladeş Başbakanı Tarık Rahman’ın mesajını ileterek, 5 yıl içinde ilişkilerin çok daha farklı boyutlara gideceğini ve birçok farklı alanda işbirliği yapacaklarını ifade etti. Savunma sanayisinde üretim, eğitim, sağlık, diplomasi ve uluslararası ortamlarda işbirliği gibi alanlarda çalışacaklarını söyleyen Rahman, Bangladeş’in Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu Başkanlığı adaylığını desteklediği için Türkiye’ye teşekkür etti. Rahman, artık zamanın “Asya zamanı” olduğuna inandıklarını belirterek, Türkiye’nin, diğer dost ülkelerin ve Küresel Güney ülkelerinin desteğinin gerçekten çok önemli olduğunu ve birlikte bu adaylığın başarılı olması için çalışacaklarını dile getirdi. Bangladeş’te yeni hükümetin şubat ayında kurulmasıyla çok önemli bir dönemden geçtiklerini ve birdenbire Körfez bölgesinde çatışmaların başladığını söyleyen Rahman, “Bu sadece bölgedeki ülkeleri etkilemekle kalmadı, dünyanın geri kalanında da birçok ülkeyi etkiledi. Biz bunun sonuçlarını ilk elden yaşadık. Körfez ülkelerindeki hava saldırılarında kendi halkımızdan 4 kişiyi kaybettik, yaralanan vatandaşlarımız da var. Dolayısıyla bu saldırılardan doğrudan etkilendik. Aynı zamanda enerji piyasasındaki dalgalanmalar da bizi çok etkiledi. Deniz nakliyatının sürdürülebilmesinde önemli sorunlar yaşadık.” diye konuştu. Rahman, bu yaşananların bütün halkları etkileyecek sonuçlar getireceğine işaret ederek, “Biz bu çatışmanın en kısa zamanda sona ermesi ve tarafların tamamının müzakere masasına geri dönüp diplomasiye bir şans vermesi gerektiğine inanıyoruz.” dedi.

    “GAZZE’DEKİ KIYIMI KINIYORUZ”

    Bangladeş’in Filistin konusundaki tutumunun Türkiye’nin tutumuna benzediğini belirten Rahman, şunları ifade etti: “Biz Gazze’de gerçekleşen kıyımı kınıyoruz. Bu, dünyanın gözleri önünde güncel dönemde hiç görmediğimiz bir kıyımdı. Biz burada bir yeniden inşa sürecinin gerçekleşmesi gerektiğine inanıyoruz. Herhangi bir ara verilmeden Gazze halkının yardımlara ve diğer kaynaklara erişebilmesine inanıyoruz. Bu hak onlara şimdiye kadar verilmedi. Nihayetinde bu problemin geniş kapsamlı bir biçimde iki devletli olarak da çözülmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu anlamda 1967 sınırları içinde ve Kudüs başkent olacak şekilde Filistin devletinin kurulması gerektiğine ve bunun en kısa zamanda yapılması gerektiğine inanıyoruz. Bu konuda da birlikte çalışmaya devam edeceğiz.” Rahman, birçok alanda 1980’lerde diplomat olarak görev yaptığını ve Bangladeş’in BM Daimi Temsilcisi olduğu dönemde New York’ta Türkevinde “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” ibaresini her gün gördüğünü dile getirerek, o dönemde birlikte çalıştıklarını ve yakın işbirliği yürüttüklerini söyledi. Bugün Bakan Fidan ile imzalanan mutabakat zaptıyla iki ülkenin diplomatlarının bir araya gelerek eğitim alacaklarını ve çalışacaklarını ifade eden Rahman, kapasiteleri dahilinde bunu başarılı kılmak için ellerinden geleni yapacaklarını vurguladı. Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Rahman, yeni hükümetin Türkiye ile Bangladeş arasındaki ikili ilişkileri daha önce hiç görülmeyen bir seviyeye çıkarma konusunda kararlı olduğunu ifade etti.

    “BANGLADEŞ’TE BARIŞÇIL VE ADİL BİR SEÇİM GERÇEKLEŞTİRDİK”

    Rahman, ülkesinde yaşananlara ilişkin, “15 yıldır devam eden bir durum söz konusuydu. Halkımızın oy kullanma ve seçme hakkı elinden alınmıştı. Bu 15 yıllık dönemin sonunda en barışçıl ve adil seçimi gerçekleştirebildik ülkemizde. Bizim partimiz üçte iki çoğunlukla bu seçimi kazandı. Bu, daha önce görmediğimiz bir rekor oy seviyesiydi. Bu büyük siyasi sermayeyi ülkemizin yararına kullanmak istiyoruz. Bunun bir boyutu da Türkiye ve diğer dost ülkelerle ilişkimizi kayda değer oranda geliştirmek olacak.” diye konuştu. İlerleyen yıllarda her iki ülkenin halkına da çok büyük bir ilerleme sağlandığını gösterebileceklerine inandığını ifade eden Rahman, savunma sanayi, sağlık, eğitim, bilgi teknolojileri ve birçok farklı diplomatik ortamdaki işbirliği anlamında da bunun gerçekleşebileceğini söyledi.

    BANGLADEŞ’İN BM 81. GENEL KURULU BAŞKANLIĞI ADAYLIĞI

    Rahman, Bangladeş’in bu dönemde Türkiye ile olacağını, aynı şekilde Türkiye’nin de Bangladeş’in yanında olacağını kaydederek, Bangladeş’in BM 81. Genel Kurulu Başkanlığı adaylığının bir “Asya” adaylığı olacağını ifade etti. Ülkesinin Asya’nın merkezinde yer aldığına dikkati çeken Rahman, BM Genel Kurulunda demokratik normların korunması gerektiğine inandıklarını dile getirdi. Rahman, coğrafi anlamda rotasyon ilkesinin desteklenmesi gerektiğini belirterek, adaylıklarının Küresel Güney açısından da önem arz ettiğini söyledi. Küresel Güney ülkelerinin BM Genel Kurulunda çoğunluğa sahip olduğuna da işaret eden Rahman, bu ülkelerden destek alabileceklerine inandığını ve gerçekten enerjik bir biçimde bu gündemi ilerleyen haftalarda destekleyeceklerini kaydetti. >>>AA

  • ”Netanyahu öldüyse ABD’nin başında şu an kim var”

    ”Netanyahu öldüyse ABD’nin başında şu an kim var”

    Washington ve Tel Aviv hattına sert eleştiri

    İngiltere’nin en tartışmalı siyasi figürlerinden biri olan ve Orta Doğu politikalarına yönelik sert eleştirileriyle tanınan Galloway, “Eğer Netanyahu öldüyse, şu anda ABD’nin başında kim var?” sorusunu sorarak Washington’ın İsrail tarafından yönetildiğine dair imasını dile getirdi. Bu paylaşım, sosyal medyada kısa sürede on binlerce etkileşim alırken, ABD’nin İsrail-İran savaşındaki rolünü de yeniden tartışmaya açtı.

    Güç dengeleri ve yönetim boşluğu iddiası

    Galloway’in bu sorusu, sadece Netanyahu’nun fiziksel durumuna değil, aynı zamanda müttefik iki ülke arasındaki stratejik karar mekanizmalarına yönelik bir eleştiri olarak değerlendiriliyor. Siyasetçi, bu çıkışıyla Netanyahu’nun yokluğunun sadece İsrail’de değil, ABD’nin Orta Doğu stratejilerinde de bir yönetim boşluğu veya yön kaybı yaratabileceğini savundu.

    Beyaz Saray’dan sessizlik sürüyor

    İran Devrim Muhafızları’nın Netanyahu’yu “takip ve infaz” tehdidinin ardından gelen bu açıklama, dezenformasyon savaşının bir parçası olarak da görülüyor. Beyaz Saray ve İsrail Başbakanlık Ofisi, Netanyahu’nun hayatta ve görevinin başında olduğunu yinelerken; Galloway gibi isimlerin bu tür soruları, bölgedeki belirsizliği ve diplomatik krizi tırmandırmaya devam ediyor.

  • Genç yaşta gelen acı kayıp!

    Genç yaşta gelen acı kayıp!

    Kanser teşhisiyle başlayan zorlu süreç

    Baran Alp Vardar’ın hayatı, 2024 yılının Ağustos ayında kendisine konulan kanser teşhisiyle değişmişti. Trendyol 1. Lig ekibi İstanbulspor, o dönemde yaptığı duyuruyla genç oyuncusunun yanında olduğunu belirterek camiadan dua istemişti. Henüz kariyerinin başında olan ve geleceği parlak bir yetenek olarak görülen Baran, sahadaki azmini bu kez hastane odasında sağlığına kavuşmak için göstermişti.

    Yeşil sahalardan erken ayrıldı

    İstanbulspor altyapısında yetişen ve profesyonel takıma kadar yükselme başarısı gösteren genç futbolcu, spor camiasında efendiliği ve çalışkanlığıyla tanınıyordu. Vefat haberinin ardından Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) başta olmak üzere, Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve birçok Anadolu kulübü taziye mesajları yayınlayarak Baran’ın ailesine ve İstanbulspor camiasına başsağlığı diledi.

    Cenaze programı belli oldu

    Genç yaştaki vefatıyla spor dünyasını derin bir üzüntüye boğan Baran Alp Vardar’ın cenazesinin, yarın öğle namazını müteakip İstanbul’da toprağa verileceği öğrenildi. Kulüp tesislerinde de bir tören düzenlenmesi beklenirken, taraftarlar sosyal medyada genç yıldızın fotoğraflarını paylaşarak “Seni asla unutmayacağız” mesajları gönderiyor.

  • Usta tarihçinin gençlere mirası yine gündem oldu!

    Usta tarihçinin gençlere mirası yine gündem oldu!

    Mobilya değil dünya turu

    İlber Ortaylı denince akla gelen en ikonik tavsiyelerden biri, gençlerin hayata bakış açısını değiştirmeyi hedefliyordu. Ünlü tarihçi, “Mektebi bitirir bitirmez evlenip mobilyacı gezeceğinize dünyayı gezin” sözleriyle, gençlerin enerjilerini ve kaynaklarını eşya biriktirmek yerine vizyon geliştirmeye harcamalarını savunuyordu. Ortaylı’ya göre bir insanın en büyük zenginliği, genç yaşta tanıdığı farklı kültürler ve edindiği entelektüel birikimdi.

    Son yolculuğuna yarın uğurlanacak

    Usta tarihçi için yarın (16 Mart Pazartesi) saat 11.00’de Galatasaray Üniversitesi’nde bir anma töreni düzenlenecek. Ardından, Fatih Camii’nde ikindi namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından hocası Halil İnalcık’ın da bulunduğu Fatih Camii Haziresi’nde toprağa verilecek. Ailesi, cenazeye çiçek gönderilmemesini, bunun yerine Türk Eğitim Vakfı’na (TEV) bağış yapılmasını rica etti.

    Bir devrin sonu: “Türk halkının İlber Hocası”

    Engin tarih bilgisi, kendine has üslubu ve “Cahil” çıkışlarıyla hafızalara kazınan Ortaylı, sadece akademik çevrelerde değil, her yaştan insanın kalbinde yer edinmeyi başarmıştı. Ölümü sonrası Cumhurbaşkanı, siyasi liderler ve akademi dünyasından peş peşe taziye mesajları yayınlanırken, sosyal medya kullanıcıları usta tarihçinin videolarını ve yazılarını paylaşarak ona veda ediyor.>>>HABER MERKEZİ 

  • AKÜ’de görev değişimi!

    AKÜ’de görev değişimi!

    2016 yılında Afyon Kocatepe Üniversitesinde Mali Hizmetler Uzman Yardımcısı olarak başlayan Çiçeklitaş, Mali Hizmetler Uzmanı ve Strateji Şube Müdürlüğünün ardından 09 Mart 2026 tarihinde Genel Sekreter Yardımcısı olarak atandı.

    AKÜ Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Çiçeklitaş

    1992 yılında Aydın’ın Köşk ilçesinde doğan Çiçeklitaş, ortaöğrenimini Aydın Adnan Menderes Anadolu Lisesinde tamamladı. 2014 yılında Pamukkale Üniversitesi Maliye Bölümünden mezun olan Çiçeklitaş, memuriyet hayatına 2016 yılında Afyon Kocatepe Üniversitesinde Mali Hizmetler Uzman Yardımcısı olarak başladı. Uzmanlık tezi, yeterlik sınavı ve yabancı dil kriterlerini başarıyla tamamlayarak 2020 yılında Mali Hizmetler Uzmanı ünvanını alan Çiçeklitaş, Stratejik yönetim alanındaki özverili çalışmaları dolayısıyla 2021 yılında Afyon Kocatepe Üniversitesi tarafından “İdari Başarı Ödülü”ne layık görüldü. 2021 yılı Aralık ayında ise Strateji Şube Müdürlüğü görevine vekaleten atandı. Akademik gelişimini de eş zamanlı sürdüren Çiçeklitaş, 2023 yılında Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Maliye Anabilim Dalında yüksek lisansını tamamlayarak, aynı yıl maliye programında doktora çalışmalarına başladı. Çeşitli alanlarda akademik yayınları bulunan ve iyi derecede İngilizce bilen Çiçeklitaş, 09 Mart 2026 tarihinde Genel Sekreter Yardımcısı Vekili olarak atanmıştır. Evli ve bir çocuk babasıdır.>>>HABER MERKEZİ 

  • 23 yıllık sadakatin ödülü paha biçilemez bir miras oldu!

    23 yıllık sadakatin ödülü paha biçilemez bir miras oldu!

    Melbourne’ün St Albans semtinde yaşayan 75 yaşındaki Jane Sayner, yaklaşık yirmi yılı aşkın bir süre boyunca kirasını bir gün bile aksatmadan ödedi. Haftalık 250 dolar kira ödeyen Sayner, sadece bir kiracı olmakla kalmadı; evin bahçesine titizlikle baktı ve mülkü kendi eviymiş gibi korudu. Bu süreçte ev sahibi John Perrett ile aralarında derin bir dostluk ve güven bağı oluştu.

    Beklenmedik Bir Telefon Görüşmesi

    Hiç evlenmemiş ve çocuğu olmayan hayırsever ev sahibi John Perrett, Parkinson hastalığı ile mücadele ettiği dönemde vefatından önce Jane’i arayarak hayatını değiştirecek o haberi verdi:

    “Avukatımla konuşmanı istiyorum; oturduğun evi sana miras bırakıyorum.”

    2020 yılında hayatını kaybeden Perrett, vasiyetinde sadece Jane’e oturduğu evi bırakmakla kalmadı, bir başka sadık kiracısına daha benzer bir daire hediye etti.

    75 Yaşında Gelen Emeklilik Hakkı

    Bu miras haberi Jane Sayner için sadece bir ev sahibi olma durumu değil, aynı zamanda hayatta kalma mücadelesinin sona ermesiydi.

    • Ağır Çalışma Şartları: Jane, her sabah saat 03:00’te uyanıp bir sebze-meyve pazarında ağır işlerde çalışmak zorundaydı.

    • Ekonomik Güvence: Evin tapusunu almasıyla birlikte kira yükünden kurtulan Jane, 75 yaşında nihayet emekli olabildi.

    • Vefa Borcu: Jane, “Bu ev miras kalmasaydı muhtemelen hala pazarda çalışıyor olurdum, başka türlü geçinmem imkansızdı” diyerek ev sahibine her gün minnet duyduğunu ifade ediyor.

    18 Milyon Dolarlık Büyük Sır

    Dışarıdan oldukça sade ve mütevazı bir hayat süren John Perrett’in vefatından sonra, aslında zekice yatırımlarla 18 milyon dolarlık dev bir servet biriktirdiği ortaya çıktı. Perrett, servetinin büyük kısmını (yaklaşık 19.6 milyon dolar) yıllar önce kendisine böbrek nakli yapan Royal Melbourne Hospital’a bağışlayarak tıp dünyasına da büyük bir katkıda bulundu.>>>HABER MERKEZİ 

  • Yıllardır kardeşini görmeyen abi garson kılığında sürpriz yaptı..

    Yıllardır kardeşini görmeyen abi garson kılığında sürpriz yaptı..

    📶https://kanal3.com.tr/
    Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Ederek Son Dakika Haberleri Alabilirsiniz;
    İnstagram : https://www.instagram.com/kanal3tv
    Facebook : https://www.facebook.com/kanal3tv
    X: https://x.com/kanal3tv
    Telegram : https://t.me/kanal3_tv
    Whatsapp : https://whatsapp.com/channel/0029VaFDm2rEKyZKvlSELq17
    Next : https://sosyal.teknofest.app/@kanal3tv

    #Kanal3AnaHaber #Kanal3Haber #Kanal3

    The post Yıllardır kardeşini görmeyen abi garson kılığında sürpriz yaptı.. first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Netanyahu öldü mü, İlk defa bu karede yer almadı!

    Netanyahu öldü mü, İlk defa bu karede yer almadı!

    Toplantıdaki boş koltuk tartışmaları alevlendirdi

    Savaşın en hararetli günlerinden biri yaşanırken, İsrail’de son derece nadir görülen bu durum “Netanyahu nerede?” sorusunu beraberinde getirdi. Servis edilen resmi toplantı görüntülerinde Netanyahu’nun masada yer almaması, özellikle sosyal medyada ve bazı uluslararası haber platformlarında yayılan “öldürüldü” iddialarını güçlendirdi. İran Devrim Muhafızları’nın pazar sabahı yaptığı “Netanyahu’yu hedef almaya devam edeceğiz” açıklaması ise bu spekülasyonların üzerine tuz biber ekti.

    Başbakanlık Ofisi’nden yalanlama: “Durumu iyi”

    İsrail Başbakanlık Ofisi, dezenformasyonun önüne geçmek amacıyla bir açıklama yayımlayarak Netanyahu’nun İran’ın misilleme saldırısında hayatını kaybettiği yönündeki iddiaları kesin bir dille reddetti. Açıklamada, “Bu haberler tamamen asılsızdır, Başbakan’ın sağlık durumu iyidir ve görevinin başındadır” ifadesi kullanıldı. Ancak bu resmi yalanlamaya rağmen, başbakanın böylesine stratejik bir toplantıya neden katılmadığına dair net bir gerekçe sunulmaması kamuoyundaki şüpheleri dindirmeye yetmedi.

    Savaşta 16. gün: Tansiyon düşmüyor

    28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail’in “Yükselen Aslan Operasyonu” ile İran’a yönelik başlattığı saldırılar sonrası başlayan savaş, 16. gününde şiddetini artırarak sürüyor. İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in savaşın ilk günü öldürüldüğü bilgisi kesinleşirken, şimdi de İsrail tarafındaki liderlik belirsizliği bölgedeki kaosun boyutunu yeni bir evreye taşıyabilir. Analistler, Netanyahu’nun fiziksel olarak bir süre daha görünmemesi durumunda İsrail iç siyasetinde ciddi bir krizin patlak verebileceğini öngörüyor.>>>HABER MERKEZİ 

  • Yemekten çıkan çip skandalı büyüyor!

    Yemekten çıkan çip skandalı büyüyor!

    132 bin TL’lik bildirim cezası

    Adana Yeşiloba Hipodromu’nda üç birinciliği bulunan ve bacağındaki sakatlık nedeniyle yarışlardan çekilen atın sahibi Suat Topçu’ya, 132 bin 108 TL para cezası kesildi. Bakanlık yetkilileri, bu cezanın “hibe edilen hayvanın resmi kayıtlara bildirilmemesi” gerekçesiyle uygulandığını açıkladı. Mevzuata göre, yarış atlarının hibe edilmesi durumunda bu değişikliğin ivedilikle ilgili otoritelere bildirilmesi zorunluluğu bulunuyor.

    “İyilik yapalım derken kötülüğe vesile olduk”

    Cezanın ardından açıklamalarda bulunan iş insanı Suat Topçu, yaşananlardan dolayı büyük bir üzüntü ve yıkım içinde olduğunu dile getirdi. Sakatlanan atını iyi bakılacağı düşüncesiyle bir binicilik kulübüne ücretsiz olarak hibe ettiğini belirten Topçu, “Ben atımı güvenli bir yere emanet ettiğimi sanıyordum. Olayı bakanlık yetkilileri arayınca öğrendim. İyilik yapalım derken böyle bir vicdansızlığa vesile olmak beni kahretti” ifadelerini kullandı.

    Atın akıbeti çip sayesinde çözüldü

    Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin aşevinden yemek yiyen bir vatandaşın, etin içinden çıkan sert bir cismi fark etmesiyle başlayan süreç, Türkiye’nin en garip gıda skandallarından birine dönüştü. Laboratuvarda incelenen cismin, atların kimlik bilgilerini içeren bir mikroçip olduğu ve “Smart Latch” isimli ata ait olduğu kesinleşti. Yapılan araştırmalar, atın hibe edildiği kulüpten “öldü” denilerek başka kişilere satıldığını ve kaçak yollarla kesilerek kavurma yapıldığını ortaya koydu.

    Mersin Büyükşehir Belediyesi’nden açıklama

    Skandalın odağındaki diğer taraf olan Mersin Büyükşehir Belediyesi ise et temininin mevzuata uygun şekilde, raporlu ve mühürlü olarak tedarikçiden sağlandığını savundu. Belediye yetkilileri, sahte belgelerle kendilerine at eti satan tedarikçi firma hakkında suç duyurusunda bulunurken, Bakanlık tarafından yayınlanan taklit-tağşiş listesine aşevi de dahil edildi.>>>HABER MERKEZİ 

  • İran’dan açık tehdit: ”Er yada geç” dedi!

    İran’dan açık tehdit: ”Er yada geç” dedi!

    “Er ya da geç” vurgusu ile açık mesaj

    Tahran yönetiminden yapılan açıklamada, Netanyahu’nun bölgedeki eylemlerinin cezasız kalmayacağı belirtilerek, “er ya da geç” etkisiz hale getirileceği yönünde ifadeler kullanıldı. Bu çıkış, özellikle son dönemde karşılıklı düzenlenen füze saldırıları ve suikast iddialarının ardından, İran’ın İsrail siyasi liderliğini doğrudan hedef listesine koyduğunun en somut göstergesi olarak kabul ediliyor.

    Bölgesel güvenlik alarmı

    İran’ın bu tehditkar duruşu, İsrail ve müttefiklerini güvenlik önlemlerini en üst düzeye çıkarmaya sevk etti. İstihbarat birimleri, özellikle yurt dışındaki diplomatik temsilcilikler ve üst düzey yetkililere yönelik olası saldırı girişimlerine karşı teyakkuza geçerken, Tel Aviv yönetimi bu tür tehditlerin kendilerini caydıramayacağını bildirdi.

    Psikolojik savaş mı, operasyonel hazırlık mı?

    Askeri analistler, İran’ın bu tür doğrudan tehditleri genellikle bir psikolojik harp unsuru olarak kullandığını, ancak mevcut konjonktürde bu durumun sahada somut bir operasyona dönüşme riskinin her zamankinden daha yüksek olduğunu savunuyor. Bölgedeki tansiyonu “patlamaya hazır bir bomba” olarak nitelendiren uzmanlar, tarafların bir sonraki adımının bölgeyi geri dönülemez bir savaşa sürükleyebileceğinden endişe ediyor.>>>HABER MERKEZİ 

  • Bir dalın üzerinde yolculuk yapan köpek yavruları

    Bir dalın üzerinde yolculuk yapan köpek yavruları

    📶https://kanal3.com.tr/
    Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Ederek Son Dakika Haberleri Alabilirsiniz;
    İnstagram : https://www.instagram.com/kanal3tv
    Facebook : https://www.facebook.com/kanal3tv
    X: https://x.com/kanal3tv
    Telegram : https://t.me/kanal3_tv
    Whatsapp : https://whatsapp.com/channel/0029VaFDm2rEKyZKvlSELq17
    Next : https://sosyal.teknofest.app/@kanal3tv

    #Kanal3AnaHaber #Kanal3Haber #Kanal3

    The post Bir dalın üzerinde yolculuk yapan köpek yavruları first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Otomobil Bak | Opel Grandland | 15 Mart 2026

    Otomobil editörü Mert Seven’in tecrübesi ve binlerce kilometrelik sürüş deneyimi şimdi YouTube’da!

    Bu bölümde sahnede Opel Grandlandvar! 🚗

    Şehir içinde çevik, uzun yolda dengeli; konforu, teknolojisi ve sürüş keyfiyle dikkat çekiyor.

    Otomobil Bak, sadece bir test değil —
    gerçek sürüş deneyimi, samimi yorumlar ve teknik bakışın buluşma noktası.

    Mert Seven ile Otomobil Bak, Opel Grandland’ı performans, konfor ve dayanıklılık açısından mercek altına alıyor.
    Gerçek test, gerçek sonuçlar!

    📺 Kanal 3 YouTube kanalında Pazar 11.00’de yayında!

    https://www.instagram.com/mertsvn/

    Mert Seven’le Otomobil Bak, Her Pazar 11.00’de Kanal 3 YouTube’daMert Seven’le Otomobil Bak, Her Pazar 11.00’de Kanal 3 YouTube’da

    📶https://kanal3.com.tr/
    Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Ederek Son Dakika Haberleri Alabilirsiniz;
    İnstagram : https://www.instagram.com/kanal3tv
    Facebook : https://www.facebook.com/kanal3tv
    X: https://x.com/kanal3tv
    Telegram : https://t.me/kanal3_tv
    Whatsapp : https://whatsapp.com/channel/0029VaFDm2rEKyZKvlSELq17
    Next : https://sosyal.teknofest.app/@kanal3tv

    #Kanal3AnaHaber #Kanal3Haber #Kanal3

    The post Otomobil Bak | Opel Grandland | 15 Mart 2026 first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Türkiye’de ”İpek Böcekçiliği” sektörü | Sektörel Vizyon

    Türkiye’de ”İpek Böcekçiliği” sektörü | Sektörel Vizyon

    Sektörel Vizyon | 14 Mart 2026

    Sektörel Vizyon, farklı sektörlerden alanında uzman konukları ağırlayarak iş dünyasının güncel dinamiklerini, sektörel gelişmeleri ve geleceğe yönelik öngörüleri ekranlara taşıyor. Ekonomiden sanayiye, teknolojiden hizmet sektörüne uzanan geniş içeriklerle sektörlerin bugünü ve yarını kapsamlı biçimde ele alınıyor.

    Bilgi, deneyim ve stratejik bakış açısını bir araya getiren bu program; yatırımcılar, girişimciler ve iş dünyasını yakından takip eden izleyiciler için Kanal 3 ekranlarında güvenilir bir referans noktası sunuyor.

    📶https://kanal3.com.tr/
    Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Ederek Son Dakika Haberleri Alabilirsiniz;
    İnstagram : https://www.instagram.com/kanal3tv
    Facebook : https://www.facebook.com/kanal3tv
    X: https://x.com/kanal3tv
    Telegram : https://t.me/kanal3_tv
    Whatsapp : https://whatsapp.com/channel/0029VaFDm2rEKyZKvlSELq17
    Next : https://sosyal.teknofest.app/@kanal3tv

    #Kanal3AnaHaber #Kanal3Haber #Kanal3

  • Kızılcık Şerbeti 130. bölüm fragmanı yayınlandı! Yeni bölümde neler olacak?

    İşte 130. bölüm fragmanından öne çıkanlar ve beklenen gelişmeler:

    1. 130. Bölüm Fragmanında Neler Var?

    Yeni bölüm fragmanı, karakterler arasındaki iplerin iyice gerileceğini gösteriyor:

    • Görkem ve Fatih Gerilimi: Görkem’in aile içindeki sinsi planları devam ederken, Fatih’in bazı gerçekleri sorgulamaya başladığı sahneler dikkat çekiyor.

    • Doğa ve Giray Cephesi: Doğa’nın yeni hayatına alışma süreci ve Giray ile olan ilişkisindeki gizemli gelişmeler izleyiciyi şaşırtmaya devam edecek.

    • Kıvılcım ve Ömer: İkilinin arasındaki sarsılmaz bağ, dışarıdan gelen müdahalelerle bir kez daha test ediliyor. Fragmandaki yüzleşme sahnesi sosyal medyada en çok konuşulan an oldu.

    2. Dün Akşamki Bölümde Ne Olmuştu?

    1. bölüm fragmanını anlamak için son bölümde yaşanan kritik olayları hatırlamakta fayda var:

    • Ünal ailesinde dengeler tamamen değişti; Görkem’in yarattığı kaos Pembe Hanım’ı zor durumda bıraktı.

    • Nilay’ın yine kendine has yöntemleriyle bir sırrı ortaya çıkarma çabası, trajikomik ama riskli sonuçlar doğurdu.

    • Abdullah Bey’in aile içindeki otoritesini koruma savaşı yeni bir boyut kazandı.

    3. Yeni Bölüm Hakkında Tahminler

    • Büyük İtiraf: İzleyiciler, fragmandaki ipuçlarından yola çıkarak bu bölümde uzun süredir saklanan bir sırrın (muhtemelen Görkem ile ilgili) ifşa olacağını öngörüyor.

    • Alev’in Dönüşü/Etkisi: Alev karakterinin hikaye üzerindeki gölgesi ve bıraktığı mirasın etkileri bu bölümde daha net hissedilecek.

    • Pembe ve Görkem Savaşı: Pembe’nin artık savunmadan saldırıya geçeceği, gelin-kaynana çatışmasının zirve yapacağı bir bölüm bekleniyor.

    • Reyting Beklentisi: Dizinin bu sezonki en yüksek izlenme oranlarına ulaşması tahmin ediliyor.

    The post Kızılcık Şerbeti 130. bölüm fragmanı yayınlandı! Yeni bölümde neler olacak? first appeared on Kanal 3 Tv.