Yazar: admin

  • Afyonkarahisar Halk Eğitim Merkezinin kursiyerleri, “40 yıl hatırı” olan kahveyi tuvalle buluşturdu

    Afyonkarahisar Halk Eğitim Merkezinin kursiyerleri, “40 yıl hatırı” olan kahveyi tuvalle buluşturdu

    AFYONKARAHİSAR (AA) – CANAN TÜKELAY – Afyonkarahisar Halk Eğitim Merkezinin kursiyerleri, "40 yıl hatırı" olan kahveyi tuvalle buluşturdu.

    Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünün resim kursuna katılan 12 kadın ve 3 erkek kursiyer, kahveyi tuvale yansıtıyor.

    Kursiyerler, manzara, portre, natürmort ve özgün çalışmalar resmediyor. Hazırlanan resimler, merkezde sergileniyor. Kursiyerler, yaptıkları resimlerin satışından elde ettikleri gelirle ev ekonomilerine destek oluyor.

    Halk Eğitim Merkezinin resim öğretmeni Müjgan Çakar, AA muhabirine yaklaşık 5 yıldır merkezde görev yaptığını anlattı.

    – "Bir kahveyle başlayan sohbetimizi, bir kahveyle resim sergisine dönüştürdük"

    Bir kursiyerinin, "Boya dışında başka nelerden resim yapabiliriz?" diye sorduğunu belirten Çakar, şunları kaydetti:

    "Ben de 'Renk veren her şeyden resim yapabiliriz. Sanatta sınırlama olmaz hatta bu içtiğimiz kahveden bile resim yapabiliriz.' dedim. O an elimizdeki kahvelere başka gözle baktık ve kahveden resim yapmaya başladık. Bir kahveyle başlayan sohbetimizi, bir kahveyle resim sergisine dönüştürdük. Kursumuzda 15 kursiyerimiz var. Yaptığımız çalışmalarla karma sergilere katılıyoruz. Güzel çalışmalarımız oldu. 40 yıllık kahvenin hatırını sadece gönüllere değil tuvallere de bırakmak istedik."

    Kursiyerlerden emekli öğretmen Sema Aytaç (74) da meslek hayatında çok aktif olduğunu dile getirdi.

    Emekli olduktan sonra uğraş bulma çabasına girdiğini anlatan Aytaç, "Sonra bu kursa katıldım, ilk defa kahve ile resim yapıyorum, çok güzel. Hayatın içinde keyifle içtiğimiz, enerji bulduğumuz kahveyi fincandan tuvale geçirmek ayrı bir keyif oldu bizim için. İçerken verdiği keyfi, yaparken de veriyor." dedi.

    Kursiyer Sıtkı Diker (63) de kahve ile resmi ilk defa yaptıklarını söyledi.

    Diker, "İlk etapta tereddüt ederek başladım. Güzel kokusuyla yapıyoruz resimleri. Ben portre yapıyorum. Stresimi atıyorum." ifadelerini kullandı.

    Halk Eğitim Merkezi Müdürü Abdullah Cemal Tola da bu yıl ilk defa kahve ile gerçekleştirilen resim kursu açtıklarını dile getirdi.

    Yanında lokum ile tüketilen kahvenin bu kursta tuvale işlendiğini anlatan Tola, "Fırçayı kahveyle birleştirdiler, inanılmaz bir olay." dedi.

  • Süper Lig’de 22 yıl sonra bir ilk! | Mert Dokuzoğlu İle Spor Bülteni

    Mert Dokuzoğlu İle Spor Bülteni | 13 Mart 2026

    Mert Dokuzoğlu İle Spor Bülteni’yle, sahadaki mücadele, kulislerdeki gelişmeler ve spor dünyasının gündemi bu programda detaylarıyla ele alınıyor. Maç analizleri, özel röportajlar ve uzman yorumlarıyla sporun nabzı tutuluyor.
    Sporda gündemi yakalamak isteyenler için doğru adres Kanal 3.

    📶https://kanal3.com.tr/
    Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Ederek Son Dakika Haberleri Alabilirsiniz;
    İnstagram : https://www.instagram.com/kanal3tv
    Facebook : https://www.facebook.com/kanal3tv
    X: https://x.com/kanal3tv
    Telegram : https://t.me/kanal3_tv
    Whatsapp : https://whatsapp.com/channel/0029VaFDm2rEKyZKvlSELq17
    Next : https://sosyal.teknofest.app/@kanal3tv

    #Kanal3AnaHaber #Kanal3Haber #Kanal3

    The post Süper Lig’de 22 yıl sonra bir ilk! | Mert Dokuzoğlu İle Spor Bülteni first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Bir Afyonlu, dünyaya bedel

    Bir Afyonlu, dünyaya bedel

    Afyonkarahisarlı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Kadının Statüsü Komisyonunun (KSK) 70’inci Oturumu marjında gerçekleştirilen “Kadın ve Kız Çocuklarına Yönelik Şiddet” konulu toplantıya katıldı. BM Genel Kurulu salonunda Bakanlığın yürüttüğü çalışmalar ve hizmetleri katılımcı ülkelerle paylaşan Göktaş, konuşmasının ardından söz alan İsrail Sosyal Eşitlik ve Kadının Statüsünü Güçlendirme Bakanı Golan’ın konuşmasına başlaması üzerine toplantı salonundan ayrıldı. Göktaş’ın yanı sıra bazı ülke temsilcilerinin de tepki göstererek salonu terk ettiği görüldü. >>>AA

  • İsrail ateşkese rağmen saldırdı! | Beyza Acar İle Gün Ortası

    Beyza Acar İle Gün Ortası | 13 Mart 2026

    Beyza Acar ile Gün Ortası, gündemin öne çıkan gelişmelerini tarafsız, anlaşılır ve derinlemesine yorumlarla ekranlara taşıyor. Türkiye ve dünyadan sıcak başlıklar, dikkat çeken analizler ve deneyimli sunumuyla izleyiciye güvenilir bir haber kaynağı sunuyor.
    Gündemi yakalamak için Kanal 3 farkıyla Beyza Acar İle Gün Ortası’nı kaçırmayın.

    📶https://kanal3.com.tr/
    Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Ederek Son Dakika Haberleri Alabilirsiniz;
    İnstagram : https://www.instagram.com/kanal3tv
    Facebook : https://www.facebook.com/kanal3tv
    X: https://x.com/kanal3tv
    Telegram : https://t.me/kanal3_tv
    Whatsapp : https://whatsapp.com/channel/0029VaFDm2rEKyZKvlSELq17
    Next : https://sosyal.teknofest.app/@kanal3tv

    #Kanal3AnaHaber #Kanal3Haber #Kanal3

    The post İsrail ateşkese rağmen saldırdı! | Beyza Acar İle Gün Ortası first appeared on Kanal 3 Tv.

  • BİM aktüel 13 Mart | Bu Cuma BİM’de neler var?

    Ürünler hem BİM mağazalarında hem de bim.com.tr online alışveriş sitesinde satışa sunuldu.

    Teknoloji ve Elektrikli Ev Aletleri

    Evinizin ihtiyaçlarını karşılayacak televizyon, telefon ve mutfak yardımcıları bu hafta ön planda:

    • TCL 65 inç Ultra HD Google TV: 33.900 TL

    • Senna 55 inç Frameless QLED Google TV: 17.490 TL

    • Samsung A17 5G Cep Telefonu (6/128GB): 12.990 TL

    • HP Smart Tank Yazıcı: 7.500 TL

    • Arnica Elektrikli Süpürge: 3.500 TL

    • Arnica Blender Seti: 1.750 TL

    • Onvo Dijital Çay Makinesi: 1.890 TL

    2. Tadilat ve Hırdavat Ürünleri (SGS & Diğer)

    Bahar temizliği ve ev tadilatı yapacaklar için geniş bir el aleti yelpazesi sunuluyor:

    • SGS İnvertör Kaynak Makinesi: 5.250 TL

    • SGS Darbeli Matkap / Avuç Taşlama: 1.290 TL

    • SGS 12V Tek Akülü Vidalama Seti: 1.490 TL

    • Çift Taraflı 3+3 Merdiven: 950 TL

    • Polisan Tavan Boyası (ACQUA): 590 TL / İç Cephe Boyası: 490 TL

    • Sıcak Mum Silikon Tabancası (Kalın/İnce): 399 TL / 299 TL

    • Mini Makaralı Kablo: 649 TL

    The post BİM aktüel 13 Mart | Bu Cuma BİM’de neler var? first appeared on Kanal 3 Tv.

  • ”En yaşlılar” liste başında Afyonkarahisar geliyor!

    ”En yaşlılar” liste başında Afyonkarahisar geliyor!

    Afyonkarahisar en yaşlılar listesinde

    Açıklanan verilere göre Türkiye’nin en yaşlı araç parkına sahip illeri sıralamasında Burdur 21.8 yaş ortalamasıyla zirvede yer alırken, Kütahya 21.1 yaş ile ikinci sıraya yerleşti. Afyonkarahisar ise Uşak, Manisa ve Isparta ile birlikte bu listenin hemen ardından gelerek yaşlı otomobil kullanımının yoğun olduğu kritik iller arasında yer aldı. Kentteki araçların yaş ortalamasının yüksek olması, yerel ekonomide otomobil yenileme hızının yavaşladığını gösteriyor.

    Bakım maliyetleri vatandaşı zorluyor

    Afyonkarahisarlı araç sahipleri, yeni bir otomobil almanın maliyetleri nedeniyle mevcut araçlarını koruma yoluna gidiyor. Bölgedeki vatandaşlar, artan fiyatlar karşısında yeni araç sahibi olmanın zorlaştığını, bu yüzden ellerindeki araçların bakımını yaptırarak ömürlerini uzatmaya çalıştıklarını ifade ediyor. Bu durum, Afyonkarahisar sokaklarındaki araç profilinin her geçen yıl daha da yaşlanmasına neden oluyor.

    KÜTAHYA’DA TRAFİĞE KAYITLI ARAÇLARIN ORTALAMA YAŞI 21.1 (İBRAHİM ŞEN/KÜTAHYA-İHA)
    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından paylaşılan otomobil yaş ortalaması verileri, Kütahya için dikkat çekici bir tabloyu ortaya koydu. Kentte trafiğe kayıtlı araçların ortalama yaşının 21.1 yıl seviyesine yaklaşmasıyla birlikte Kütahya, Türkiye’de Burdur’dan sonra en yaşlı otomobillerin kullanıldığı ikinci il oldu.

    Sanayi esnafı için iş hacmi artıyor

    Araç parkının yaşlanması, madalyonun diğer yüzünde Afyonkarahisar ve Kütahya gibi illerdeki oto sanayi sitelerini hareketlendiriyor. Eski araçların daha sık arıza yapması ve bakım gerektirmesi; yedek parça, servis hizmetleri ve yan sanayi sektöründe iş hacminin artmasını sağlıyor. Kentteki sanayi esnafı, araçların yaşlanmasıyla birlikte onarım taleplerinde ciddi bir yoğunluk yaşandığını belirtiyor.

    Ege ve Akdeniz geçiş güzergahı yaşlı araçlarla dolu

    TÜİK verileri, sadece şehir içindeki değil, bölgedeki geçiş güzergahlarında da yaşlı araç trafiğinin yoğunlaştığını ortaya koyuyor. Afyonkarahisar’ın stratejik konumu gereği hem sanayi hem de ulaşım noktasında yaşlı araç parkının getirdiği riskler ve ihtiyaçlar, bölge ekonomisinin önemli bir gündem maddesi olmaya devam ediyor.>>>İHA

  • Sağlık Bakanlığı 2026 personel alımı: 26 Bin 673 yeni istihdam müjdesi

    Bakanlık, sağlık hizmetlerinin yetersiz olduğu bölgelerde hizmet kalitesini artırmayı hedefliyor.

    Kadro ve Kontenjan Dağılımı (Kimler Alınacak?)

    2026 yılı alım planında aslan payı uzman tabiplerin oldu. İşte merak edilen sayısal dağılım:

    • Uzman Tabip: 22.983 kişi

    • Tabip: 3.652 kişi

    • Sağlık Memuru: 25 kişi

    • Ebe: 9 kişi

    • Hemşire: 2 kişi

    • Diyetisyen: 1 kişi

    • Sağlık Teknikeri: 1 kişi

    Görev Yerleri ve Hizmet Alanları

    Yeni personelin istihdam edileceği birimler şu şekilde planlandı:

    • Yataklı Tedavi Kurumları (Hastaneler): 26.657 personel (Ağırlıklı merkez)

    • Sağlık Evleri: 8 personel

    • İlçe Sağlık ve Toplum Sağlığı Merkezleri: 7 personel

    • Acil Sağlık Hizmetleri: 1 personel

    Başvuru Şartları ve Süreç Özeti

    • Başvuru Tarihi: Başvuru süreci, kılavuzun ÖSYM tarafından resmen yayımlanmasıyla birlikte başlayacaktır.

    • Eğitim Şartı: Adayların, başvuracakları kadro için gerekli olan lise, ön lisans veya lisans diplomalarına sahip olmaları gerekmektedir.

    • KPSS Puanı: Atamalarda 2024 veya 2025 yıllarına ait KPSS puanlarının geçerli olması beklenmektedir.

    • Sözleşme Türü: Alımlar, 4/B Sözleşmeli Personel statüsünde gerçekleştirilecektir.

    • Görev Süresi ve Yer: Personeller, öncelikli olarak sağlık hizmetlerinin yetersiz olduğu bölgelerde görevlendirilecektir.

    The post Sağlık Bakanlığı 2026 personel alımı: 26 Bin 673 yeni istihdam müjdesi first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Merkez Bankası Mart 2026 anketini açıkladı: Dolar, Faiz ve Enflasyon beklentileri değişti

    TCMB verilerine göre piyasanın Mart ayı ve yıl sonu projeksiyonları netleşti.

    Dolar Kuru Beklentileri: Yıl Sonunda “50” Sınırı

    Döviz kurunda katılımcıların hem kısa hem de orta vadeli tahminleri güncellendi:

    • 2026 Yıl Sonu Tahmini: Önceki dönemde 51,09 TL olan beklenti, bu ay hafif bir gerilemeyle 50,97 TL seviyesine indi.

    • 12 Ay Sonrası Tahmini: Gelecek yılın Mart ayı için kur beklentisi ise 52,39 TL’den 52,70 TL’ye yükseldi.

    Enflasyon Tahminleri Yukarı Yönlü Revize Edildi

    Tüketici enflasyonu (TÜFE) tarafında piyasanın beklentilerinde artış gözlemleniyor:

    • Cari Yıl Sonu (2026): %24,11 olan beklenti, bu ankette %25,38‘e çıktı.

    • 12 Ay Sonrası: %22,10’dan %22,17‘ye yükseldi.

    • 24 Ay Sonrası: Orta vadeli beklenti ise %17,30 olarak kaydedildi.

    The post Merkez Bankası Mart 2026 anketini açıkladı: Dolar, Faiz ve Enflasyon beklentileri değişti first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Hayal Kırıklığı Yerine Merhameti Seçti!

    Hayal Kırıklığı Yerine Merhameti Seçti!

    8 yıldır sosyal medyada konuştuğu sevgilisinin yanına giden bir adam, karşısında çok yaşlı bir kadın olduğunu öğrenmesine rağmen onu yalnız bırakmayıp bulaşıklarını yıkıyor, ütüsünü yapıyor, evini boyuyor, ilaçlarını alıyor ve geri dönerken derin bir hüzün yaşıyor.>>>HABER MERKEZİ 
  • “Yoğun diplomasi trafiği yürütüyoruz”

    “Yoğun diplomasi trafiği yürütüyoruz”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Sergi Salonu’nda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’e “Atatürk Uluslararası Barış Ödülü” takdiminde konuştu.

    CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GENEL SEKRETERİ GUTERRES’İ KABUL ETTİ

    Birleşmiş Milletler Genel Sekreterlik görevini 2017’den beri tarafsızlık ve büyük bir ferasetle yürüten Guterres’i Türkiye’de ağırlamanın memnuniyeti içinde olduğunu belirten Erdoğan, Guterres’in Türkiye’yi her ziyaretinin ayrı bir önem ve mana taşıdığını, 2017’de genel sekreterlik görevini üstlenmesinin ardından ilk ikili ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştirdiğini söyledi. Guterres’in, müteakip her ziyaretinde, mültecilerin korunması, küresel adaletin tesisine dair projelerin uygulanması ve Ukrayna’daki savaş bağlamında mekik diplomasisine yaptığı çok değerli katkılara hep birlikte şahit olduklarını dile getiren Erdoğan, “Uluslararası barış ve güvenliğin tesisi için adeta sessiz çoğunluğun sesi olan değerli dostuma bu altıncı ziyareti vesilesiyle Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü takdim etmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum.” ifadesini kullandı. Ramazan-ı Şerif vesilesiyle her yıl Müslümanlarla dayanışma ziyaretleri kapsamında Türkiye’ye gelmesini de ayrıca anlamlı bulduğunu belirten Erdoğan, bugün barış içinde bir arada yaşama hedefine en büyük tehdidi teşkil eden yabancı düşmanlığı, kültürel ırkçılık ve ayrımcılıkla mücadele konusundaki sayısız çalışmaları için Guterres’i ayrıca tebrik etti.

    Ramazan-ı Şerif’in ülkeler ve tüm insanlık için bir kez daha hayırlar getirmesini, tüm dünyada barış, huzur ve istikrara giden kapıları sonuna kadar açmasını temenni eden Erdoğan, şunları söyledi: “Cumhuriyet’imizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten miras kalan ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ ilkesini proaktif, atılgan ve girişimci bir anlayışla yoğurarak, dış politikamızın odağında tutmayı sürdürüyoruz. İnsanlığın ortak vicdanını, küresel dayanışma iradesini ve geleceğe yönelik umudunu temsil eden Birleşmiş Milletler’in kurucu değerlerinin 80 yıldır en güçlü destekçilerinden biriyiz. Başta bölgemizdeki çatışmalar, savaşlar, zulümler ve insani krizler olmak üzere, nerede bir yangın varsa söndürmek için su taşıyoruz. Nerede bir acı varsa, dram, trajedi, gözyaşı varsa tüm gücümüzle onu dindirmeye çalışıyoruz. Tabii burada değerli dostum Guterres’in hakkını özellikle teslim etmek isterim. Sayın Guterres, 9 yıldır büyük bir başarıyla icra ettiği bu önemli vazifeyi üstlenmeden önce de barışı, diyaloğu, refahı öne çıkaran bir siyasetçiydi.”

    “YOĞUN BİR DİPLOMASİ TRAFİĞİ YÜRÜTÜYORUZ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Guterres’in Portekiz Başbakanı olarak ülkesinde refahın artmasına ve demokrasinin kökleşmesine eşsiz katkılar yaptığını, yapıcı ve uzlaştırıcı siyaset tarzıyla halkının takdirini kazandığını, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri olarak görev yaptığı 10 yıllık dönemde ise yerinden edilenlerin insanlık onuruna yakışır şekilde muamele görmeleri ve korunmaları yönünde üstün gayretler sarf ettiğini dile getirdi. Guterres’in bu süreçteki vicdanlı ve kararlı liderliğinin kendisini Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine taşıyan merhaleyi teşkil ettiğine inandığını ifade eden Erdoğan, Guterres’in Genel Sekreterliği sırasında Türkiye’nin Birleşmiş Milletler çatısı altındaki katkılarını her alanda güçlendirdiklerini, derinleştirdiklerini vurguladı.

    Erdoğan, aradan geçen 10 yılda Guterres ile gerek bölgede gerek dünyada barışı tehdit eden meseleler konusunda yakın diyalog içinde olduklarını, bu istişare ve çabaların bazen en zorlu şartlarda dahi sonuç verdiğini memnuniyetle gördüklerini söyledi. Guterres ile yoğun çaba sarf ettikleri Karadeniz Tahıl Girişimi ile küresel bir gıda krizinin önüne geçmeyi başardıklarını hatırlatan Erdoğan, Ukrayna’da barışın yeniden inşasına ve savaşın sonlandırılmasına yönelik çabalarda Birleşmiş Milletler ile yakın işbirliğini devam ettirdiklerini dile getirdi. Erdoğan, diplomasi ve diyaloğun adil ve kalıcı bir barışa giden en güvenli yol olduğuna işaret ederek, “Dolayısıyla bölgemizin bir ateş çemberine döndüğü bu zor günlerde Sayın Genel Sekreterin diplomasi ve diyalog çağrılarını bu bakımdan çok değerli bulduğumu vurgulamak istiyorum. Türkiye olarak biz de coğrafyamızı topyekün bir felakete sürükleme riski taşıyan İran merkezli şiddet sarmalının daha fazla büyümemesi için yoğun bir diplomasi trafiği yürütüyoruz. Umutları kırmak, bizi mücadelemizden vazgeçirmek isteyenlere rağmen sabırla ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

    “BÜYÜK BİR ÖZVERİYLE ÇALIŞTIĞINA ŞAHİDİM”

    BM Genel Sekreteri Guterres’in çağın en büyük mezalimlerinden birinin yaşandığı Gazze’de sergilediği duruşun her zaman övgüyle anılacağının altını çizen Erdoğan, insanlık değerlerinin sınandığı bu vahşetin karşısında Guterres’in kendisinden beklenen ilkesel tavrı güçlü şekilde ortaya koyduğunu, Birleşmiş Milletler parametreleri temelinde iki devletli çözüm yönünde çalışma kararlılığından asla taviz vermediğini belirtti. Erdoğan, Guterres’in gönlünde müstesna bir yere sahip olan mültecilerin korunmasının ise yakın işbirliği içinde çalıştıkları bir başka alan olduğunu, bunun da hiçbir zaman unutulmayacağını vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, asrın felaketinin ardından yaşanan zor günlerde dost elini uzatarak yaraların sarılmasına destek olan tüm Birleşmiş Milletler Teşkilatı’na Genel Sekreterin şahsında teşekkür etti. Erdoğan, BM Genel Sekreteri Guterres’in gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma hedefi için büyük bir özveriyle çalıştığına bizzat şahit olduğunu, kendilerinin bilhassa iklim değişikliğiyle mücadele alanında başlattığı girişimlerin önemini vurgulamak istediğini söyledi. Türkiye olarak bu çalışmalara katkıda bulunma hedefiyle Kasım 2026’da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’na ev sahipliği yapmaya hazırlandıklarını belirten Erdoğan, “Eşim Emine Erdoğan’ın öncülüğünde 2017 yılında başlattığımız Sıfır Atık Projesi’nin küresel bir girişime dönüşmesini sağlayan, Birleşmiş Milletler sürecinde desteğini esirgemeyen ve küresel sıfır atık iyi niyet beyanının ilk imzacılarından olan Sayın Guterres’e bir kez daha teşekkürlerimi iletiyorum.” dedi.

    “DAHA KAPSAYICI BİR YAPIYA DÖNÜŞTÜRMEYİ DESTEKLEYECEĞİZ”

    İstanbul’u bir Birleşmiş Milletler merkezi haline getirme vizyonu doğrultusunda, teşkilatın ofislerini aynı çatı altında toplayacak Birleşmiş Milletler Evi Projesi’ni hayata geçirmeye hazır olduklarını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu projenin Sayın Genel Sekreter’in Birleşmiş Milletler 80 girişimine de ulusal düzeyde önemli katkı sunacağını düşünüyorum. Yaşadığımız her hadise ve kriz, ilk kez bundan 13 yıl önce dile getirdiğimiz ‘Dünya 5’ten büyüktür’ tespitimizin haklılığını teyit ediyor. Adalet olmadan dünyada kalkınma, barış, istikrar olmayacağına inanan bir lider olarak, Birleşmiş Milletler’i daha kapsayıcı bir yapıya dönüştürmeyi amaçlayan tüm girişimleri desteklemeyi sürdüreceğiz. Sayın Genel Sekreter, şahsınıza ve liderlik ettiğiniz teşkilata yönelik karalama kampanyalarına rağmen Gazze başta olmak üzere insani krizlerin aşılması ve uluslararası barışın tesisi için ortaya koyduğunuz ilkeli ve özverili çabalarınızın bu müstesna ödülümüzün ruhu, manası ve hedefleriyle fevkalade uyumlu olduğuna inanıyorum. Sizin nezdinizde dünyanın dört bir tarafında çetin şartlarda barış için fedakarca görev yapan Birleşmiş Milletler personelini selamlıyor, hayatını kaybeden Birleşmiş Milletler çalışanlarını saygıyla yad ediyorum. Şahsınıza tevcih ettiğimiz Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nün Birleşmiş Milletler ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bu düşüncelerle ülkemizi ziyaretiniz için tekrar teşekkür ediyor, çalışmalarınızda muvaffakiyetler diliyorum.” Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra BM Genel Sekreteri Guterres’e Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü takdim etti. Konuşmaların ve ödül takdiminin ardından Erdoğan ve Guterres iftar programına katıldı.

    BM GENEL SEKRETERİ GUTERRES, ATATÜRK ULUSLARARASI BARIŞ ÖDÜLÜ TÖRENİNDE KONUŞTU

    Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Türkiye’nin mültecilere sağladığı güvenli geçiş ortamına dikkati çekerek “Daha önce eşi benzeri görülmemiş bir yerinden etme durumunda Türkiye kapılarını açtı ve milyonlarca insan şiddetten ve zulümden Türkiye’ye kaçtı.” dedi. Guterres, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde kendisine takdim edilen Atatürk Uluslararası Barış Ödülü töreninde konuştu. Sözlerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Türkiye hükümetine ve Türk halkına teşekkür ederek başlayan BM Genel Sekreteri, ödülün çok büyük ızdıraplar, çatışmalar, giderek derinleşen jeopolitik bölünmelerin olduğu bir dönemde geldiğini söyledi. Küresel işbirliğine olan güvenin azaldığını aktaran Guterres, ödülün barışın “soylu bir vizyonun ötesinde bir şey olduğunu” gösterdiğini belirtti. BM Genel Sekreteri, “Barış bir toplanma çağrısıdır. Eyleme çağrıdır. Ben bu ödülü kabul etmekten onur duyuyorum.” diyerek ödülü adlarına kabul ettiği BM çalışanlarının adanmışlıkla birlikte sürdürülebilir kalkınmaya ve insan haklarına tüm dünyada katkıda bulunmaya çalıştığını ifade etti.

    “ÖDÜL, GAZZE’DE HAYATINI KAYBEDEN BM ÇALIŞANLARINI ONURLANDIRDI”

    Dünyanın en zorlu yerlerinde insani yardım faaliyetleri yaptıklarını ve barış gücü olarak çalıştıklarını aktaran Guterres, ödülün aynı zamanda başta Gazze olmak üzere hayatını kaybeden BM personeline verildiğini vurguladı. Guterres, “Bu ödülün anlamı Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatı ve mirasından ayrı düşünülemez. Zorluklarla ve gösterdiği liderlikle Atatürk, barışın şans eseri ortaya çıkmadığını anlamıştır. Barış bir tercihtir. Barış, sosyal uyum içerisinde yer alan ve uluslararası işbirliğiyle gelişen bir tercihtir.” şeklinde konuştu. BM Genel Sekreteri, Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” sözünü anımsatarak bunun aynı zamanda BM Şartının ruhunu da çok iyi yansıttığını belirtti. Atatürk’ün toplumsal ilerlemeye, eşitliğe ve refaha kendini adamış olması ve bu konudaki çalışmalarının BM misyonu içinde kendisini bulduğunu kaydeden Guterres, bu mirasın Türk halkı aracılığıyla yaşamaya devam ettiğini vurguladı. Guterres, bu nedenle ramazan ayında Türkiye’de olduğuna işaret ederek, BM’de görev süresi boyunca bu ayda Müslüman toplumları ziyaret ettiğini ve iftar yaptığının altını çizdi. Bu ziyaretlerin kendisine ve dünyaya İslam’ın gerçek ruhunu hatırlatan ziyaretler olduğunu vurgulayan Guterres, ” (Türkiye ziyaretinin sebebi) Türk halkının olağanüstü ve yüce gönüllü ruhuna da dikkat çekmek için geldim.” ifadesini kullandı. Guterres, “Daha önce eşi benzeri görülmemiş bir yerinden etme durumunda Türkiye kapılarını açtı ve milyonlarca insan şiddetten ve zulümden Türkiye’ye kaçtı.” değerlendirmesinde bulundu. Genel Sekreter Guterres, BM Mülteciler Yüksek Komiseri olarak çalıştığı 10 yıl boyunca, hiçbir ülkenin mültecilere Türkiye’nin sağladığı kadar güvenli bir geçiş sağlamadığını vurguladı. 2023’te meydana gelen depremlerin ardından Suriye’de Türk ve BM ekiplerinin beraber çalıştığına işaret eden Guterres, Türkiye’nin Karadeniz Tahıl Girişimi’nde gösterdiği liderliğe de dikkati çekti.

    TÜRKİYE’NİN GAZZE’DEKİ ARA BULUCULUK FAALİYETLERİ

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın Sıfır Atık inisiyatifi kapsamında yapmış olduğu çabaları desteklediğini kaydeden BM Genel Sekreteri, bu yılın sonunda COP31’in Türkiye’de yapılacağını anımsattı. Guterres, Türkiye’nin Filistin halkının hakları ve onuru için yaptığı çalışmalara işaret ederek, Ankara’nın, Gazze’deki ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılmasındaki arabuluculuk faaliyetlerine dikkati çekti. Gazze’de Filistinlilerin yaşadıkları acıya vurgu yapan Guterres,”İnsani yardımla ilgili çok fazla kısıtlama var. Aynı zamanda Batı Şeria’da yerleşimcilerin faaliyetlerinin arttığını görüyoruz.” dedi.

    ABD VE İSRAİL’İN, İRAN’A SALDIRILARI

    Guterres, İsrail’in, Filistin’e uyguladığı işgalin son bulması, Filistinli esirlerin serbest bırakılması ve uluslararası hukuka saygı gösterilmesi çağrısında bulundu. Filistin ve İsrail’in güvenlik, huzur ve onur içerisinde yan yana yaşadığı iki devletli çözümü desteklediklerini belirten Guterres, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dünyada çok fazla barıştan konuşuluyor ama çok az barış görüyoruz. Uluslararası hukuk çiğneniyor, güç siyaseti güç kazanıyor, eşitsizlikler büyüyor, yapay zeka dahil olmak üzere yeni teknolojiler şiddet riskini artırıyor, aynı zamanda askeri harcamalar çok arttı. Bütün bunlar olurken siviller hep bedel ödüyor, ölü sayıları artıyor. Toplumların ve insanların yaşamları yıkılıyor. Orta Doğu’daki kriz bunun en trajik örneği.” BM Genel Sekreteri, ABD ve İsrail’in başlattığı saldırıların hem İran’ı hem de birçok ülkeyi etkilediğini aktararak, bölgenin kırılma noktasına sürüklendiğine dikkati çekti. Bölgedeki saldırılar nedeniyle ticaretin kesintiye uğradığına, enerji fiyatlarının arttığına ve istikrarsızlaşmanın başladığına işaret eden Guterres, bu durumdan en çok yoksul ve ihtiyaç sahibi insanların etkilendiğini anımsattı. Diyalog ve gerginliğin azaltılmasının tek çıkış yolu olduğunu vurgulayan Guterres, tüm taraflara düşmanlıklarından vazgeçip, uluslararası hukuk uyarınca sivilleri koruma ve bir an önce müzakere masasına geri dönme çağrısında bulundu.

    KALICI BARIŞIN ÖRNEĞİ KADEŞ ANTLAŞMASI

    Guterres, BM Güvenlik Konseyi’nin salonunun çıkışında Türkiye’nin hediye ettiği Kadeş Antlaşması tabletlerinin replikalarının bulunduğunu anımsatarak, bu tabletlerin eski düşmanlıkların kalıcı barışa nasıl dönüşebileceğini gösterdiğini kaydetti. Ortak sorumlulukların paylaşılmasının insanları barışa götüreceğini söyleyen Guterres, “Kadeş Antlaşması’nın hikayesi sadece tarih kitaplarına sıkışmış değil, aslında bu köprüleri kurmaya çalışanlar arasında hala yaşıyor. Çatışmayla uzlaşma arasında, ümitle ızdırap arasında hala yaşıyor.” ifadelerini kullandı. BM Genel Sekreteri, söz konusu ödülü almaktan onur duyduğunu belirterek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkürlerini sundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, “Umut Acıya Direnirken Gazzeli Gençler” sergisini gezdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Sekreteri Guterres ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde görüştü. Erdoğan ve Guterres, daha sonra Beştepe Millet Sergi Salonu’na geçti. Guterres’e Atatürk Uluslararası Barış Ödülü takdim töreni öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ve Guterres ile “Umut Acıya Direnirken Gazzeli Gençler” sergisini gezdi.

    BM GENEL SEKRETERİ GUTERRES, ANKARA İL GÖÇ İDARESİ MÜDÜRLÜĞÜNÜ ZİYARET ETTİ

    Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Ankara İl Göç İdaresi Müdürlüğünü ziyaret etti. Göç İdaresi Başkanlığının sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, şu ifadelere yer verildi: “BM Genel Sekreteri Sayın Antonio Guterres, Göç İdaresi Başkanımız Sayın Hüseyin Kök eşliğinde ülkelerine gönüllü geri dönüş yapan Suriyelilerin işlemlerinin yürütüldüğü alanı ziyaret ederek yürütülen çalışmaları yerinde gördü. Ziyaret kapsamında Genel Sekreter Sayın Guterres’e, Türkiye’nin göç yönetimi ile geçici koruma kapsamındaki Suriyelilere yönelik yürütülen gönüllü, güvenli, onurlu ve düzenli geri dönüş süreçlerine ilişkin detaylı bilgilendirme yapıldı.” >>>AA

  • Tahran’da art arda şiddetli patlamalar

    Tahran’da art arda şiddetli patlamalar

    ABD-İsrail’in 28 Şubat’ta saldırı başlattığı İran’ın başkenti Tahran’da art arda patlama sesleri duyuldu. AA Tahran muhabiri, kentte şiddetli patlama seslerinin duyulduğunu bildirdi. Bazı İran kanalları, patlamanın kentin doğu ve güney bölgelerinde meydana geldiğini aktardı. Asriran haber sitesi, Tahran’da meydana gelen patlamaların 11 ayrı bölgede gerçekleştiğini duyurdu. Bu bölgelerin, kentin kuzeyindeki Levasan, Zaferaniye, güneyindeki İslamşehr, Rey şehri, doğusundaki Tahranpars, Perdis ve batısındaki Punek, Merzdaran, Sohreverdi, Dovlet ve Naziabad olduğu kaydedildi. Konuya ilişkin henüz resmi açıklama yapılmadı. >>>AA

  • Şuhut Sağlık Meslek Lisesi’nin 98 mezunları iftar sofrasında buluştu

    Şuhut Sağlık Meslek Lisesi’nin 98 mezunları iftar sofrasında buluştu

    Afyonkarahisar Şuhut Sağlık Meslek Lisesinden 1998 yılında mezun olan öğrenciler yıllar sonra düzenlenen iftar programında bir araya gelerek eski günleri yad etti.

    Ramazan ayının manevi atmosferinde gerçekleştirilen buluşmada, yıllar geçmesine rağmen dostluklarını ve gönül bağlarını koruyan mezunlar, aynı sofrada yeniden buluşmanın mutluluğunu yaşadı. İftar programında öğrencilik yıllarına ait hatıralar paylaşılırken, samimi sohbetler eşliğinde geçmiş günler hatırlandı.

    İftar programı, fotoğraflarının çekilmesi ve iyi dileklerin paylaşılmasıyla sona erdi.

  • Samsunspor’da kayıp gece

    Samsunspor’da kayıp gece

    1. dakikada Celil Yüksel’in kullandığı serbest atışında ceza sahası içinde topa iyi yükselen Mouandilmadji’nin kafa vuruşunda meşin yuvarlağı kaleci Batalla kale çizgisi üzerinde kontrol etti.
    2. dakikada Rayo Vallecano öne geçti. Palazon’un ceza sahası içine pasında topla buluşan Alemao’nun yerden vuruşunda kaleci Okan Kocuk’un ayaklarına çarpan meşin yuvarlak ağlarla buluştu: 0-1.
    3. dakikada Samsunspor eşitliği sağladı. Makoumbou’nun ceza sahasına ortasında defanstan seken top Mouandilmadji’nin önünde kaldı. Bu futbolcu sert bir vuruşla meşin yuvarlağı ağlara yolladı: 1-1.
    4. dakikada misafir takım 2-1 üstünlüğü yakaladı. Palazon’un defansın arkasına pasında sol çaprazdan ceza sahası içine giren Garcia, sert vuruşla topu ağlara gönderdi: 1-2.

    Karşılaşmanın ilk yarısı, Rayo Vallecano’nun 2-1 üstünlüğüyle sona erdi.

    İkinci yarı

    1. dakikada Tomasson’un ortasında ceza sahasında Holse’nin kafa vuruşunda kaleci Batalla’dan dönen top Makoumbou’nun önünde kaldı. Bu futbolcunun yerden sert vuruşunda kaleci Batalla meşin yuvarlağı yatarak bloke etti.
    2. dakikada Lopez’in ceza sahası çizgisi üzerinden sert şutunda kaleci Okan Kocuk’a çarpan top oyun alanına geri döndü.
    3. dakikada Rayo Vallecano farkı 2’ye çıkardı. Alemao, iki defans oyuncusundan sıyrıldıktan sonra ceza sahası dışından sert bir vuruşla topu ağlarla buluşturdu: 3-1.

    Karşılaşmayı Rayo Vallecano 3-1 kazandı.

    “RÖVANŞ İÇİN GÜZEL BİR SKOR ALDIK”

    Rayo Vallecano’nun teknik direktörü Inigo Perez Soto, maçın ardından düzenlenen basın toplantısında, iyi bir rakibe karşı güzel bir oyun oynadıklarını kaydetti. Maçta favori olmadıklarını anlatan Soto, “Kazanmış olmamız favori olduğumu göstermiyor. Oyuncularıma teşekkür ederim. Oyuna iyi adapte olduk. Maçın etkileyici atmosferinde iyi oynadık. Nasıl atak yapacağımızı biliyorduk. Fiziksel olarak iyi bir seviye gösterdik. Futbolcuların forma giymesi için enerjik ve tam kapasite olması gerekiyor. Hak ettiğimiz bir galibiyet aldık.” ifadelerini kullandı. İspanyol teknik adam, her oyuncu için analiz yaptıklarını belirterek, “Takımda çeşitlilik var. 19 tane oyuncumuz mevcut. Bunları rotasyon olarak değil de seçim olarak görüyorum. Karşılaştığımız takıma göre oyuncuyu oynatıyorum. Onun için oyuncularımın her zaman hazır olması gerekiyor. Samsunspor’a karşı 3-1 alınan galibiyetin ardından psikolojik bir üstünlük de sağladık. Çeyrek finale gitmek için diğer maçı da görmemiz lazım. Bu galibiyeti oyuncularımla birlikte kutladık. Oyuncularım çok mutlu ve güzel bir yolculuk geçireceğiz. Rövanş için güzel bir skor aldık. Oyuncularım seviyesini gösterdi. Çok uzağa bakmak istemiyorum ama final oynamak isteriz.” şeklinde konuştu.

    “BİZİM HATA YAPMAMIZI BEKLEDİLER”

    Samsunspor’un teknik direktörü Thorsten Fink, maçın ardından düzenlenen basın toplantısında, kendileri açısından zor bir karşılaşma olduğunu kaydetti. Maçı kaybettikleri için üzüntülü olduğunu aktaran Fink, “Bizim hata yapmamızı beklediler. Hatalar da yaptık ve bunu da kullandılar. Rayo Vallecano çok olgun bir takım. Bu hataları da beklediler dediğim gibi. Topa sahip olma oranına baktığınızda top daha fazla bizdeydi. Gol beklentisi benzerdi. Tabii istatistiklere baktığımızda biz daha iyi olan taraftık. Tabii onlar daha iyi takımdı. Ezber oyun becerileri daha iyiydi. Tabii oynayacağımız ikinci bir karşılaşma var. Futbolda her şey mümkün.” ifadelerini kullandı.

    Fink, bir karşılaşma daha oynayacaklarını hatırlatarak, şöyle konuştu: “Eğer orada birinci golü erken bulabilirsek onlara zarar verebileceğimizi düşünüyorum. Tabii dediğim gibi bu karşılaşma için de ezber oyun becerilerimizi geliştirmemiz lazım. Yavaş yavaş Emre ve Coulibaly takıma dönüyor. Elayis Tavsan listeye yazılamadığı için oynamadı. Assoumou da sakat. Birçok kanat oyuncumuz eksik ama geri dönüyorlar. Önümüzdeki maçlar için onların geri dönmesi bizim için çok çok önemli. Özellikle kanat pozisyonunda. Holse ile oynamak zorunda kaldık kanatta. Normalde merkezde oynuyor. Çünkü o bizim tek kullanabileceğimiz kanat oyuncusuydu. Sakatlıktan dönen oyuncuların 60-70 dakika çıkarmaları mümkün değildi. Bu sebepten dolayı sonradan oyuna girdiler. Genel olarak fırsatlar yakalamak için zorlandık. Yani bu tür takımlara karşı bir şans bile olsa onları değerlendirmeniz gerekiyor. Yani gol beklentisini 0,55 oranında tuttuk. Ona rağmen çok fazla fırsat vermememize rağmen Konferans Ligi’nde çok güçlü bir rakibe karşı oynadık. Hatta Konferans Ligi’ni bile kazanabilirler. Boşlukları çok iyi bir şekilde kapattılar. Ama bu tür performanslar tabii güçlü rakiplere karşı oynadığınızda normaldir.”

    “TAKIMDA GEÇEN PAZAR OYNANAN FENERBAHÇE MAÇININ YORGUNLUĞU KESİNLİKLE VARDI”

    UEFA Konferans Ligi son 16 turu ilk karşılaşmasında Rayo Vallecano’ya 3-1 mağlup oldukları maçın ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan Samsunspor Kulübü Başkanı Yüksel Yıldırım, büyük umutlarla çıktıkları maçtan hayal kırıklığıyla ayrıldıklarını söyledi. Karşılaşmayı değerlendiren Yıldırım, “LaLiga ile Süper Lig arasındaki farkı, bir Anadolu takımı olarak denemiş olduk bu gece. Takım çok hızlı oynuyordu. Biz kendimizi hızlı biliyorduk, onlar bizden daha hızlıymış. Daha iyi hazırlanmışlar. Yediğimiz ikinci ve üçüncü gol Samsunspor’a hiç yakışmadı. Tamamen bizim hatalarımızı rakip takım değerlendirdi ve golleri buldu.” diye konuştu. Takımda yorgunluğun hissedildiğini anlatan Yıldırım, “Takımda geçen pazar oynanan Fenerbahçe maçının yorgunluğu kesinlikle vardı, o gözüküyor. Çok tempolu bir maç oynamıştık ve hoca aynı kadroyu çıkardı. Ondan sonra da zaten 2-1 gerideyken hocamız gerekli değişiklikleri yaptı. Sakatlıktan dönen Emre ile Kolibali girdi. Oyuna bir canlılık kattı.” ifadelerini kullandı.

    Rövanş öncesi umutlarının azaldığını dile getiren Yıldırım, şunları kaydetti: “Dediğim gibi, sanki umutlarımız tükeniyor ama bir sonraki maç var. Eğer bir sonraki tura geçmek istiyorsak, Madrid’de bu takımın elinden geleni yapması lazım. Bizim yapmak istediklerimiz son 16’ya kalmaktı, onu yaptık. Şimdi hedef çeyrek final dedik ama güçlü bir takım çıktı karşımıza. Zannediyorum bu takım çeyrek final de yarı final de oynar. Bizi elerlerse ki eleyecekler gibi gözüküyor. İnsan umudunu kaybetmek istemiyor ama gerçekçi olmak lazım. Ben gerçekçi bir insanım. Umudumuz, bu maç başlarken yüzde 50-50 idi. Şimdi yirmilere düştü. Üç farklı yenmemiz zor gözüküyor.”

    Samsunspor’un gelişim sürecine ilişkin de konuşan Yıldırım, “Biz iyi bir takım olma yolundayız. Bu takımı ben 8 sene önce 2B’de aldım. Yapılandırdık, adım adım geldik. İkinci senemizde Süper Lig’de Avrupa’ya gittik. Bu benim için büyük başarı. Ama önemli olan bundan sonra bunu sürdürülebilir yapmak.” değerlendirmesinde bulundu.

    Başkan Yıldırım, yeni sezon hazırlıklarına başladıklarını ifade ederek, “Bunu yapmak için de şimdiden hazırlıklara başladık. Hocamız yeni. Kadroda yenilenmeler olacak. Çünkü kadroda kontratı biten oyuncularımız var, ayrılmak isteyen oyuncular var, bizim de istemediğimiz oyuncular var. Sonuçta Samsunspor geleceğin temellerini atacak.” dedi.

    Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella’nın da karşılaşmayı takip ettiğini belirten Yıldırım, “Yan yana oturduk, maçı birlikte seyrettik. İkimizin ortak konusu hakemdi. Hakem kötüydü, kesin. Bazı faulleri çalmadı. Ondan sonra yapılan bazı vakit geçirmelere göz yumdu.” yorumunu yaptı.

    Montella’nın Samsun’a gelmesinin kendileri için anlamlı olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Hocama da teşekkür ediyorum. İstanbul’dan kalkıp Samsun’a gelip bize destek vermesi, maçı seyretmesi güzel ve sevinçli bir şey. Demek ki Samsunspor doğru yolda gidiyor ki milli takım hocası bile gelip destek veriyor. Bunlar bize geleceğe yönelik umut veren şeyler.” ifadelerini kullandı.

    Taraftar desteğine de değinen Yıldırım, “Çağrıda bulundum 17-18 bin kişi geldi. Destek güzeldi. Gerçek Samsunspor taraftarlarına teşekkür ediyorum.” şeklinde konuştu.

    “RAKİBİN BİRİNCİ, İKİNCİ HATTA ÜÇÜNCÜ GOLÜ BİZİM YAPMIŞ OLDUĞUMUZ TOP KAYITLARINDAN GELDİ”

    Samsunspor Futbol Direktörü Fuat Çapa, oyun anlamında iyi performans gösterdiklerini söyledi. Bireysel hatalarla goller yediklerini dile getiren Çapa, “Rakibin birinci, ikinci hatta üçüncü golü bizim yapmış olduğumuz top kayıtlarından geldi. İyi oynadığımız bölümde 2-1 geriye düştük. Devre arasına berabere girmiş olsaydık çok daha olumlu olacaktı.” diye konuştu. İstatistik olarak takımlarının önde olduğunu anlatan Çapa, şunları kaydetti: “İstatistiklere baktığımızda İspanya Ligi’nin en çok koşan, ondan sonra en çok topa sahip olan bir takımına karşı bugün biz öndeydik. Ama sonuç bizi üzdü. Önümüzdeki hafta oynayacağımız rövanş karşılaşmasında, ilk golü biz bulursak açıkçası rakibi zorlayacağımıza inanıyorum.” Tecrübeli orta saha oyuncusu Celil Yüksel ise kaybettikleri için çok üzgün olduklarını belirterek, “Mücadele olarak elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık. Basit goller yedik. Tabii ki pes etmeyeceğiz. İspanya’da tur için mücadele edeceğiz.” ifadelerini kullandı. >>>AA

  • MSB’den Yunanistan açıklaması

    MSB’den Yunanistan açıklaması

    MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuştu. Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK), ülkenin beka ve güvenliğine yönelen tehditlerle mücadelesini kararlılıkla sürdürdüğüne dikkati çeken Aktürk, “Devam eden operasyon ve arama-tarama faaliyetleri kapsamında hafta içerisinde 4 PKK’lı terörist daha teslim olmuş, kalıcı güvenliği tesis etmek amacıyla sınırlarımızda ve ötesinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir.” ifadelerini kullandı.

    Aktürk, son bir haftada imha edilen 3 kilometre tünel ile Münbiç’te tespit edilen tünel hatlarının yüzde 95’inin başarıyla imha edildiğini belirterek, “Böylelikle Suriye Harekat Alanlarında imha edilen tünel uzunluğu 764 kilometre olmuştur.” dedi.

    Tuğamiral Aktürk, hudutların, zorlu iklim ve arazi şartlarında kesintisiz devam eden, tesis edilen kademeli güvenlik sistemiyle uluslararası standartlarda korunduğuna dikkati çekerek, “Hudutlarımızda hafta boyunca yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 7’si terör örgütü mensubu olmak üzere 78 şahıs yakalanmış, 1733 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylece, yıl içerisinde sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 1278, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 13 bin 493 olmuştur.” diye konuştu.

    ABD-İSRAİL İLE İRAN ARASINDAKİ ÇATIŞMA

    İran’dan ateşlenerek Türk hava sahasına yöneldikten sonra imha edilen balistik mühimmata da değinen Aktürk, şunları kaydetti: “9 Mart’ta, İran’dan ateşlenen ve hava sahamıza giren bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirilmiştir. Bazı mühimmat parçalarının Gaziantep ve Diyarbakır’da boş araziye düştüğü olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralanma meydana gelmemiştir. ABD ve İsrail’in, İran’a saldırılarıyla başlayan, İran’ın üçüncü ülkeleri de hedef alan saldırılarıyla genişleyen çatışmalar kapsamında, hava sahamızın ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak amacıyla milli düzeyde alınan tedbirlere ilave olarak Müttefik Hava Komutanlığı Ramstein/Almanya’dan görevlendirilen bir Patriot sistemi Malatya’da konuşlandırılmaktadır. Ayrıca yaşanan çatışmalardan kaynaklanan füze ve İHA/drone tehdidi sonrasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) güvenliğinin artırılmasına yönelik kademeli planlamalar kapsamında 6 adet F-16 savaş uçağı ile hava savunma sistemleri KKTC’ye konuşlandırılmıştır.”

    Tuğamiral Aktürk, ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmalar sonrasında Türk hava sahasının güvenliğini sağlamak ve olası ihlalleri önlemek amacıyla muharip uçaklarla hava devriyesi icra edildiğine de dikkati çekerek, şöyle devam etti: “Doğu Akdeniz’de deniz ve hava unsurlarımız tarafından seyir, keşif ve gözetleme yapılmakta, herhangi bir yığılma veya olağan dışı hareketliliğin bulunmadığı İran hudut hattımızda muhtemel risk ve tehditlere karşı gerekli tedbirler devletimizin ilgili kurumlarıyla koordinasyon içinde alınmaktadır. Ülkemiz, yaşanan bölgesel gelişmeler karşısında hava sahasının, sınırlarının, vatandaşlarının ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin güvenliğini sağlamak amacıyla milli imkan ve kabiliyetlerini kullanmaya, savunma ve caydırıcılık temelinde, NATO ve müttefiklerimizle eş güdüm içerisinde gerekli tüm tedbirleri almaya ve bölgesel barış ve istikrarın korunmasına katkı sunmaya devam edecektir. Bu vesileyle masum sivillerin hayatını kaybetmesine yol açan çatışmaların derhal sona erdirilmesi ve kalıcı ateşkesin sağlanmasının önemini bir kez daha vurguluyoruz.”

    Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in, programı hakkında da bilgi veren Aktürk, Güler’in bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’i kabulüne katılacağını belirtti. Aktürk, Bakan Güler’in yarın da Atatürk’ün Kara Harp Okuluna girişinin 127’nci yıl dönümü vesilesiyle Kara Harp Okulu’ndaki törene iştirak edeceğini bildirdi.

    EĞİTİM VE TATBİKAT FAALİYETLERİ

    TSK’nın, operasyon ve görevlerinin yanı sıra çok boyutlu tehdit ortamına uyum sağlamak ve yüksek hazırlık seviyesini muhafaza etmek amacıyla eğitim ve tatbikat faaliyetlerini de kesintisiz olarak sürdürdüğünü belirten Aktürk, bu kapsamda Konya’da düzenlenen Şehit Hava Pilot Yarbay Gökhan Korkmaz Milli Anadolu Kartalı Eğitimi, Çanakkale, İzmir ve Aksaz/Muğla’da gerçekleştirilen Hava Savunma ile Kenya’daki Justified Accord tatbikatlarının yarın sona ereceğini söyledi.

    Tuğamiral Aktürk, şöyle devam etti: “16-27 Mart tarihleri arasında Almanya’da Steadfast Foxtrot tatbikatına iştirak edilmesi planlanmaktadır. TCG I. İnönü denizaltımız tarafından 10-13 Mart tarihleri arasında Durres/Arnavutluk’a liman ziyareti icra edilmektedir. Kuzey Avrupa konuşlanması kapsamında Steadfast Dart-2026 ile Dynamic Mariner/Joint Warrior/Cold Response-2026 tatbikatlarına iştirak eden Anadolu Türk Deniz Görev Kuvvetimiz 11 Mart itibarıyla dönüş seyrine başlamıştır. 5 Şubat-16 Mart tarihleri arasında NATO Daimi Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2 (SNMCMG-2) görevi kapsamında faaliyet gösteren TCG Anamur mayın avlama gemimiz tarafından 13-15 Mart tarihleri arasında Suda/Yunanistan’a, NATO Daimi Deniz Görev Grubu-2 (SNMG-2) görevi kapsamında Arnavutluk Deniz Kuvvetlerine ait Oriku gemisi tarafından 11-14 Mart tarihleri arasında İzmir’e liman ziyareti gerçekleştirilmekte, aynı görev kapsamında İtalya Deniz Kuvvetleri unsuru Fasan tarafından 17-25 Mart tarihleri arasında İstanbul’a, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) görevi çerçevesinde Bangladeş Deniz Kuvvetlerine ait Sangram tarafından 16 Mart-4 Nisan tarihleri arasında Mersin’e liman ziyaretleri yapılacaktır. Somali Deniz Görev Grubu faaliyetleri kapsamında TCG Göksu, TCG Bayraktar, TCG Bartın ve TCG Yzb. Güngör Durmuş gemilerimizin, 16 Mart’ta Doğu Akdeniz’den Somali’ye intikale başlaması planlanmaktadır.”

    SAVUNMA SANAYİ

    Yerli ve milli savunma sanayinin, kara, deniz, hava ve siber alanda geliştirdiği kritik sistemlerle TSK’nın caydırıcılığını ve harekat kabiliyetini güçlendirmeye devam ettiğini vurgulayan Aktürk, “Geçtiğimiz hafta içerisinde, Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz (MKE) tarafından muhtelif adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatı tamamlanmış, ‘Hassas Güdüm Kiti (HGK-84) Tedariki Projesi’ kapsamında Bakanlığımıza bağlı ASFAT tarafından TÜBİTAK SAGE işbirliğiyle geliştirilen çeşitli miktarda güdüm kiti Hava Kuvvetleri Komutanlığımıza teslim edilmiştir.” bilgisini paylaştı.

    Tuğamiral Aktürk, İstiklal Marşı’nın kabulünün 105’inci ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Harp Okuluna girişinin 127’nci yıl dönümlerini de kutlayarak, “18 Mart Şehitler Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümünde, Cumhuriyetimizin kurucusu ebedi Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, egemenliğimiz ve bağımsızlığımız uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi ve milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u rahmet, minnet ve saygıyla anıyor, hayatta olan gazilerimize esenlikler diliyor, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine şükranlarımızı sunuyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Şehitler Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi etkinlikleri hakkında bilgi veren Aktürk, “18 Mart’ta Deniz Kuvvetlerimiz tarafından, TCG Nusret müze gemimizin de yer aldığı 13 gemi ile Çanakkale Boğazı’nda Geçit Töreni yapılacak, törene katılacak 3 gemimiz 16-17 Mart’ta halkımızın ziyaretine açılacak, SOLOTÜRK tarafından 17-18 Mart’ta Çanakkale’de gösteri uçuşları yapılacaktır. Ayrıca Mehteran Birlik Komutanlığımız ile 5’inci Kolordu Bölge Bando Komutanlığımız tarafından 18 Mart’ta Çanakkale’de konser icra edilecektir. Söz konusu etkinliklere tüm halkımız davetlidir.” dedi.

    MSB’de düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından, Bakanlık tarafından basın mensuplarının sorularına cevaben açıklamalarda bulunuldu.

    Yunanistan’ın son dönemdeki faaliyetlerine ilişkin sorular üzerine Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, Doğu Ege Adaları’nın Yunanistan’a 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması ve 1947 tarihli Paris Barış Antlaşması ile gayri askeri statüde bulundurulma şartıyla devredildiği hatırlatıldı.

    Limni ve Kerpe Adaları’nın gayri askeri statüde olması gereken adalar olduğu, gayri askeri statünün, antlaşmaların esaslı şartı olarak düzenlendiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi: “Gayri askeri statünün ihlal edilmesi esaslı bir ihlale sebep olmakta ve bu oldu bitti çabaları hukuken tek taraflı olarak gayri askeri statünün sona erdiği sonucunu doğurmamaktadır. Bu husus devletimizin en üst kademesi tarafından da dile getirilmiştir. Yunanistan’ın usulüne uygun olarak akdedilmiş antlaşmalar hilafına adaların statülerini ihlal eden girişimleri hem hukuka aykırılık yaratmakta hem de komşuluk-müttefiklik ilişkilerimizi zedelemektedir. Coğrafyamızda süregelen güvenlik krizlerine karşı NATO müttefikleri arasında bu tarz durumların yaşanması kabul edilemezdir. Yunanistan’ın gerçek amaca hizmet etmeyen ve bölgemizde yaşanan krizleri fırsata çevirmeye yönelik girişimlerini kabul etmediğimizi ve bu doğrultuda gerekli tüm tedbirleri aldığımızı ifade ediyoruz.”

    KKTC İÇİN ALINAN TEDBİRLER

    Bakanlık tarafından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) güvenliği için alınan tedbirlere ilişkin soru üzerine yapılan açıklamada şu değerlendirmelerde bulunuldu: “KKTC’nin güvenliği ile Doğu Akdeniz’de barış ve istikrarın muhafazası, Türkiye açısından stratejik önemdedir ve bu konudaki tutumumuz net ve değişmezdir. ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan çatışmalardan kaynaklanan füze ve dron tehdidi sonrası Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne konuşlandırdığımız hava ve hava savunma unsurlarımız, caydırıcılığı tahkim etmeye, hava sahasının güvenliğini desteklemeye ve muhtemel tehditler karşısında hızlı reaksiyon kabiliyetimizi güçlendirmeye yöneliktir. Aldığımız bu ilave tedbirler sadece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin değil Ada’nın tamamının güvenliğine katkı sağlayacaktır. Bilindiği üzere Türkiye, Kıbrıs’ta Garantör ülkedir. Garantör olmayan bazı ülkelerin Kıbrıs Adası ve Doğu Akdeniz’e askeri unsur sevk ettiği bir ortamda, Türkiye’nin aldığı tedbirler son derece meşru, yerinde ve dengeli bir güvenlik yaklaşımının gereğidir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne biz yeteriz. Türkiye, bölgede gerilimi artıran değil barış ve istikrarı koruyan bir anlayışla hareket etmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliği bizim güvenliğimizdir. Bununla birlikte, Kıbrıs Türklerinin hak ve menfaatlerini hedef alan hiçbir hasmane tutuma ve oldu bittiye izin vermeyecek, garantörlüğün vermiş olduğu hak ve yetkileri kullanmaktan çekinmeyeceğiz.”

    MALATYA’DA KONUŞLANDIRILAN PATRİOT SİSTEMİ

    ABD-İsrail ile İran arasında devam eden çatışmalara ilişkin soru üzerine Bakanlık, İran’dan farklı zamanlarda ateşlenen iki balistik mühimmatın NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirildiğini hatırlattı. Yaşanan gelişmeler karşısında hava Türk sahasının ve vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla, milli düzeyde alınan tedbirlere ilave olarak, NATO müttefikleriyle yürütülen istişare mekanizmalarının da etkin şekilde devreye alındığı aktarıldı.

    Konuya ilişkin şu ifadelere yer verildi: “Bu kapsamda, NATO Müttefik Hava Komutanlığı Ramstein/Almanya’dan görevlendirilen bir patriot sistemi, hava savunma mimarisinin tamamlayıcı unsuru olarak Malatya’ya konuşlandırılmaktadır. NATO, müttefik ülkelerin hava sahalarını ve topraklarını koruma iradesine sahip bir güvenlik ittifakıdır. Türkiye ise jeostratejik konumu, güçlü ordusu ve İttifakın güneydoğu kanadındaki kritik rolüyle bu yapının en önemli unsurlarından biridir. Atılan bu adımlar, hem Türkiye’nin hem NATO’nun savunma, caydırıcılık ve müttefik dayanışması anlayışıyla, ortak güvenliğini tahkim etmeyi amaçlamaktadır.”

    S400’ÜN KULLANILMAMASI

    Türkiye’nin hava ve füze savunma faaliyetlerinin, tehdit değerlendirmeleri ve operasyonel ihtiyaçlar doğrultusunda çok katmanlı bir yapı içinde yürütülmekte olduğu belirtilen açıklamada, en uygun savunma unsurunun, angajman kuralları ve mevcut operasyonel tablo dikkate alınarak belirlendiği ifade edildi. Türkiye’nin, NATO’nun entegre hava ve füze savunma sisteminin bir parçası olduğu bilgisi verilen açıklamada, şunlar kaydedildi: “Bu sistem, erken uyarı sensörleri, komuta kontrol sistemi ve önleme füzelerinden oluşmaktadır. Bir balistik füze tespit edildiğinde, müdahale süresinin çok kısa olması sebebiyle sistem en uygun ve en hızlı önleme aracını otomatik olarak seçerek ateşlemektedir. Ülkemize yönelen balistik füze tehdidine karşı en uygun ve etkin savunma unsurları devreye alınarak söz konusu mühimmat başarıyla imha edilmiştir.”

    “İNCİRLİK BİR TÜRK ÜSSÜDÜR”

    Adana’da konuşlu İncirlik Üssü’ne ilişkin ise Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi: “İncirlik bir Türk üssüdür. Eskişehir’deki Muharip Hava Kuvveti Komutanlığımıza bağlı olarak görev yapan 10’ncu Ana Jet Üs Komutanlığımız Adana İncirlik’te konuşludur. 10’ncu Ana Jet Üs Komutanlığımızda, F-16 filomuz, Tanker filomuz ve İHA’larımız bulunmaktadır. Üzerindeki tüm tesisleri ile mülkiyeti Türkiye Cumhuriyeti’ne aittir. Üs komutanı Türk tuğgeneralimizdir. Orada Amerikan askerlerinin olması Amerikan üssü olduğu anlamına gelmez. Orada ayrıca İspanya, Polonya ve Katar askeri personeli de bulunmaktadır.” >>>AA

  • Jeopolitik gerilim ve petrol fiyatları küresel piyasaları baskılıyor

    Jeopolitik gerilim ve petrol fiyatları küresel piyasaları baskılıyor

    Bölgede devam eden jeopolitik gerginliklerden dolayı İran’ın enerji arzını daha da kısıtlayacağına ilişkin endişeler öne çıkıyor. Bu durum petrol fiyatlarını yükseltirken borsalarda satış baskısını da artırıyor.

    ABD-İsrail ve İran arasındaki çatışmaların çözüme kavuşacağına dair umutların azalması ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapalı tutacağını açıklaması piyasalarda risk algısının yüksek kalmasına neden oluyor.

    Piyasalar, çatışmanın potansiyel süresini yeniden değerlendirirken, süreçte yatırımcılar riskten kaçınıyor. Çatışmaların devam etmesinden dolayı Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) stratejik petrol rezervinin piyasaya sürme hamlesi de petrol fiyatlarındaki yükselişe ve piyasalardaki endişelerin azalmasına engel olamadı.

    ABD Başkanı Donald Trump, “dünyanın en büyük petrol üreticisi” olduklarını belirterek, bu nedenle petrol fiyatları yükseldiğinde çok para kazandıklarını ifade etti. Ancak “İran’ın nükleer silaha sahip olmasını ve Orta Doğu’yu, hatta dünyayı yok etmesini” engellemenin daha önemli olduğunu savunan Trump, bunun olmasına izin vermeyeceğini vurguladı.

    Trump, ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell’ın para politikası toplantısını beklemeden “derhal” faiz oranlarını düşürmesi gerektiğini ifade etti.

    ABD Enerji Bakanı Chris Wright da petrol fiyatlarının varil başına 200 dolara çıkmasının olası olmadığını ifade etti. Diğer taraftan ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in 15-16 Mart’ta Çin’in Ekonomik İlişkilerden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Hı Lifıng ile Paris’te bir araya geleceği bildirildi.

    Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt de enerji ürünlerinin ABD limanlarına kesintisiz ulaşmasını sağlamak amacıyla, mal taşımacılığı için Amerikan gemilerinin kullanılmasını gerektiren yasaya geçici muafiyet getirebileceklerini ancak bu adımın henüz kesinleşmediğini ifade etti.

    İran tarafının da açıklamaları takip edilirken, İran’ın yeni lideri Mücteba Hüseyni Hamaney de göreve geldikten sonraki ilk mesajında, Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmaya devam etmesi gerektiğini belirtti.

    İran Silahlı Kuvvetleri, dün Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü ellerinde tuttuklarını, ABD ve saldırının ortaklarına Boğaz’dan geçme hakkı tanımayacaklarını bildirmişti.

    Makroekonomik veri tarafında ise ABD’de ilk kez işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısı 7 Mart ile biten haftada 213 bine düşerek beklentilerin hafif altında kaldı.

    ABD’nin dış ticaret açığı da ocakta yüzde 25,3 azalışla 54,5 milyar dolara gerileyerek beklentilerin altında gerçekleşti. Diğer taraftan ABD Gümrük ve Sınır Muhafaza (CBP) birimi, Trump’ın Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası’na (IEEPA) dayandırarak uyguladığı ve Yüksek Mahkemenin yasaya aykırı bulduğu tarifelerin iadesi için geliştirilen sistemin yüzde 40 ile yüzde 80 arasında tamamlandığını açıkladı.

    Süreçte Fed yetkililerinin de açıklamaları takip ediliyor. Fed Denetimden Sorumlu Başkan Yardımcısı Michelle Bowman, bankaların sermaye gerekliliklerinde bazı düzenlemeler yapılacağının sinyalini verdi.

    Bowman, Cato Enstitüsünün Politika Forumu’nda, bankaların sermaye gerekliliklerine ilişkin konuşma yaptı. Sermaye gerekliliklerinin ihtiyatlı düzenleyici çerçevenin temelini oluşturduğunu belirten Bowman, gelecek haftalarda ABD’de Basel III’ün son aşamasını uygulamak için kurallar önereceklerini söyledi.

    Morgan Stanley ve Cliffwater’ın milyarlarca dolarlık özel kredi fonlarından para çıkışlarını sınırladığına dair haberler de piyasalarda risk algısını artıran başka bir unsur olarak öne çıktı.

    Analistler, bugün Fed’in enflasyon göstergesi olarak takip ettiği Kişisel Tüketim Harcamaları (PCE) verisinin de enflasyon konusunda piyasaya ışık tutacağını söyledi.

    Bu gelişmelerle ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,26’da seyrediyor. Fed’in faiz indirimlerine gideceğine ilişkin öngörülerin kayda değer bir şekilde zayıflamasıyla dün yüzde 3,77 ile 7 ayın en yüksek seviyesini gören ABD’nin 2 yıllık tahvil faizi de bugün yüzde 3,74 seviyelerinde dengelendi.

    Yatırımcıların güvenli liman varlıklara talebin artmasıyla dolar endeksi yüzde 0,2 artışla 99,9 seviyesinde seyrederken, altının onsu yüzde 0,5 artışla 5 bin 107 dolardan işlem görüyor.

    Brent petrolün varili yüzde 1 azalışla 98,1 dolara gerilemesine karşın hala yüksek seviyelerde bulunması piyasalarda satış baskısına neden olmaya devam ediyor.

    NEW YORK BORSASI NEGATİF SEYRETTİ

    New York borsası da petrol fiyatlarının yükselmeye devam etmesinden kaynaklı satış baskısıyla negatif seyretti. Dow Jones endeksi, yüzde 1,56, S&P 500 endeksi yüzde 1,52 ve Nasdaq endeksi yüzde 1,78 değer kaybetti. ABD’de endeks vadeli kontratlar güne yükselişle başladı.

    AVRUPA BORSALARI GÜNÜ DÜŞÜŞLE TAMAMLADI

    Avrupa borsaları, Orta Doğu’daki jeopolitik gerilim, petrol fiyatlarındaki dalgalanma ve ABD’nin yeni ticaret incelemeleri başlatacağı endişeleriyle günü düşüşle tamamladı. Avrupa genelinde enerji fiyatlarındaki oynaklık ve jeopolitik belirsizlikler borsalar üzerindeki baskıyı artırmaya devam etti. Almanya’nın önde gelen ekonomi enstitüleri yayımladıkları bahar raporlarında, enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyonu tırmandıracağı ve alım gücünü zayıflatacağı uyarısında bulundu.

    Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü (IfW), enflasyonun yüzde 2,5’e ulaşacağını ve bunun tüketicilerin alım gücünde yüzde 0,6’lık kayba yol açacağını öngördü. Ifo Enstitüsü ise büyüme tahminini 0,2 puan düşürerek bu yıl için yüzde 0,8 büyüme beklediğini açıkladı.

    Avrupa genelinde bankacılık hisseleri, Orta Doğu kaynaklı risklerle değer kaybetti. Katar şubelerini kapatan HSBC yaklaşık yüzde 6, tazminat davasıyla sarsılan Deutsche Bank ise yüzde 5,3 geriledi.

    Hindistanlı Jindal Steel ile çelik anlaşmasının çökme noktasına gelmesiyle Thyssenkrupp hisseleri yüzde 8 değer kaybetti.

    Buna karşın, İtalyan savunma şirketi Leonardo, beklentilerin üzerinde kar açıklamasıyla günü yüzde 5,7 artıda kapattı. Alman lüks otomotiv üreticisi BMW, gümrük vergisi yüklerine ilişkin uyarısına rağmen, 2025 karının beklentileri aşmasıyla yüzde 1,1 değer kazandı.

    Avrupa’nın en büyük çevrim içi moda perakendecisi Zalando, yapay zeka hamlesi ve hisse geri alım planıyla yüzde 9,5 prim yaptı. Almanya merkezli enerji şirketi RWE, yenilenebilir enerji yatırımları ve temettü öngörüsüyle yüzde 3,9 değer kazandı.

    Öte yandan İngiltere, IEA üye ülkelerin stratejik petrol rezervlerinden 400 milyon varili koordineli şekilde serbest bırakma kararı kapsamında bu miktarın 13,5 milyon varilini karşılayacağını duyurdu.

    Bu gelişmelerle, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,47, İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,71, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,71, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,21 değer kaybetti. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar güne yükselişle başladı.

    ASYA BORSALARI NEGATİF SEYREDİYOR

    Söz konusu gelişmelerin yarattığı satış baskısı Asya borsalarına da taşındı.

    Bölge, Orta Doğu’dan gelen petrol tedarikine büyük ölçüde bağımlı olduğundan dolayı uzun süreli bir tedarik kesintisinin ekonomik faaliyetlerde aksamalara yol açması bekleniyor.

    Enerji arzına ilişkin endişelerin artması nedeniyle Güney Kore’nin nafta ihracatını kısıtladığına yönelik haberler de piyasaların yönü üzerinde etkili oldu. Japon otomobil üreticisi Honda Motor’un elektrikli araç iş kolundaki yeniden yapılanma maliyetleri nedeniyle yıllık zarar öngörmesinin ardından şirketin hisseleri yaklaşık yüzde 6 gerilerken, bu durum Japonya’da piyasaları olumsuz etkileyen unsurlar arasında yer aldı.

    Söz konusu gelişmelerle kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 1,3, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,5, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,3 ve Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 2,2 değer kaybetti.

    BORSA GÜNÜ YÜKSELİŞLE TAMAMLADI

    Dün alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,65 değer kazanarak 13.286,12 puandan tamamladı.

    Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası’nda (VİOP) BIST 30 endeksine dayalı nisan vadeli kontrat ise dün akşam seansında normal seans kapanışına göre yüzde 0,19 azalışla 15.486,00 puandan işlem gördü.

    Dolar/TL, dün günü yüzde 0,1 artışla 44,1456’dan tamamlarken, bugün bankalararası piyasanın açılışında önceki kapanışın yüzde 0,1 üzerinde 44,1900’dan işlem görüyor.

    Dün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37’de, gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’te sabit tuttu.

    Para Politikası Kurulu duyurusunda, jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı ve iktisadi faaliyet üzerinden enflasyon görünümüne etkilerinin yakından takip edildiğini bildirdi.

    Analistler, bugün yurt içinde Piyasa Katılımcıları Anketi, yurt dışında ise ABD’de büyüme, Fed’in enflasyon göstergesi olarak takip ettiği Kişisel Tüketim Harcamaları (PCE) fiyat endeksi, JOLTS açık iş sayısı, başta olmak üzere yoğun veri gündeminin takip edileceğini belirtirken, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 13.400 ve 13.500 puanın direnç, 13.200 ve 13.100 puanın ise destek konumunda olduğunu kaydetti. >>>AA

  • İran’dan ABD ve İsrail’e füze saldırısı

    İran’dan ABD ve İsrail’e füze saldırısı

    İran devlet televizyonu, Gerçek Vaat-4 operasyonunun 44. dalgasına ilişkin yapılan yazılı açıklamayı yayımladı. Açıklamaya göre, İsrail’in Kiryat Şmona, Hadera ve Hayfa şehirlerinin yanı sıra ABD’nin 5. Filosu ve bölgedeki diğer üslerine füze ve kamikaze İHA’larla saldırı başlatıldı. Saldırılarda, ağır başlıklı Hürremşehr, Hayberşeken, Fettah, Emad ve Kadr balistik füzeleri kullanıldı.

    İRAN ORDUSU: IRAK’TA ABD’YE AİT YAKIT İKMAL UÇAĞI DÜŞÜRÜLDÜ

    Tesnim Haber Ajansının Devrim Muhafızları Ordusu’ndan aktardığı haberde, “Irak’ın batısındaki İran destekli grupların füzeleriyle ABD uçağının düşürüldüğü ve mürettebatının hayatını kaybettiği” ileri sürüldü.

    ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ABD Hava Kuvvetlerine ait bir KC-135 yakıt ikmal uçağının Irak’ın batısında düştüğünü ve olayın dost hava sahasında meydana geldiğini açıklamıştı.

    CENTCOM’dan yapılan yazılı açıklamada, olayın İran’a yönelik operasyon kapsamında gerçekleştiği, iki uçağın görevde olduğu ve kaza sonrası uçaklardan birinin kırıma uğradığı, diğerinin ise güvenli şekilde iniş yaptığı ifade edilmişti.

    İRAN ORDUSU: İSRAİL’İN HAYFA KENTİNDEKİ PETROL RAFİNERİLERİNE FÜZE SALDIRISI DÜZENLENDİ

    İran Öğrenci Haber Ajansı (SNN), Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan yazılı açıklamayı yayımladı. Açıklamada, İsrail’in Hayfa kentindeki petrol rafinerilerine füze saldırısı düzenlendiği ve bu saldırıların birkaç saat süreceği belirtildi.

    İRAN’DAN YAPILAN MİSİLLEMEDE İSRAİL’İN KUZEYİNDE 59 KİŞİ YARALANDI

    İsrail acil yardım servisi Kızıl Davut Yıldızı’ndan yapılan açıklamada, İran’dan yapılan yeni füze saldırısında 58’i hafif 59 kişinin yaralandığı belirtildi. Açıklamada, İsrail’in kuzeyindeki Zarzir beldesinde yalnızca 35 yaşında bir kadının sırtına şarapnel parçası isabet etmesi sonucu orta derecede yaralandığı aktarıldı. İran’dan gönderilen füzelerin ardından sirenlerin çaldığı İsrail’in kuzey bölgesinde gökyüzünde patlama seslerinin duyulduğu basına yansıdı. İsrail basını, İran’ın misillemesi nedeniyle bazı evlerde hasar meydana geldiğini bildirdi.

    SUUDİ ARABİSTAN 8 İHA SALDIRISININ ENGELLENDİĞİNİ AÇIKLADI

    Suudi Arabistan, ülkeye yönelik 8 insansız hava aracı (İHA) saldırısının hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini duyurdu. Suudi Arabistan Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, ülkeye yönelik saldırılara ilişkin bilgi verildi. Suudi Arabistan’ın hava savunma sistemlerinin ülkeye yönelik 5 insansız hava aracını düşürdüğü belirtilen açıklamada, bunlardan 2’sinin doğu bölgesinde, 5’inin El-Harc bölgesinde etkisiz hale getirildiği ifade edildi. Açıklamada ayrıca, Riyad’da büyükelçiliklerin bulunduğu Diplomasi Mahallesi’ne de İHA saldırısı girişimi olduğu ve İHA’nın etkisiz hale getirildiği kaydedildi.

    UMMAN’A YÖNELİK İHA SALDIRISINDA YABANCI UYRUKLU 2 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ

    ABD ile İran arasında yürütülen son müzakerelere arabuluculuk yapan Umman’a yönelik İHA saldırısında yabancı uyruklu 2 kişi hayatını kaybetti. >>>AA

  • Hürmüz Boğazı krizi, en büyük arz şokunu tetikliyor

    Hürmüz Boğazı krizi, en büyük arz şokunu tetikliyor

    Küresel petrol ticaretinin en kritik geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiği, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı ortak saldırıların ve Tahran’ın misillemelerinin ardından durma noktasına geldi. Sigorta şirketleri bölgedeki gemiler için savaş poliçelerini iptal ederken, önde gelen konteyner ve tanker şirketleri Boğaz’dan geçişleri askıya aldı.

    İngiltere Deniz Ticaret Örgütü verilerine göre, tarihsel ortalamaya bakıldığında Boğaz’dan günlük 138 ticari gemi geçiş yapıyordu. Ancak İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun özellikle ABD ve İsrail bağlantılı ticari gemilere yönelik saldırılarının ardından, gemi geçişlerinde ciddi düşüş gözlemlendi.

    Basra Körfezi’nin çıkışında yer alan Hürmüz Boğazı, Orta Doğu’daki petrol üretimini Umman Denizi ve Hint Okyanusu üzerinden dünya pazarlarına bağlıyor. AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, geçen yıl Boğaz’dan günlük ortalama 15 milyon varil ham petrol ve 5 milyon varil petrol ürünü sevk edildi. Bu da Hürmüz üzerinden geçen toplam hacmin günlük yaklaşık 20 milyon varile ulaştığını gösteriyor.

    Boğazdaki petrol akışını aksatan mevcut krizin devam etmesi durumunda küresel petrol talebinin yaklaşık yüzde 20’sini oluşturan arzın fiilen etkileneceği hesaplanıyor. Bu büyüklükte bir kesintinin modern petrol piyasalarında bugüne kadar görülen tüm arz şoklarını geride bırakabileceği değerlendiriliyor.

    GEÇMİŞ KRİZLER RİSKİN BOYUTUNU ORTAYA KOYUYOR

    Geçmişte yaşanan başlıca petrol krizleri, mevcut tabloyu daha da çarpıcı kılıyor. 1973’te yaşanan petrol ambargosunda küresel piyasadan günlük yaklaşık 4,3 milyon varil petrol çekildiği ve bu kaybın dönemin günlük talebinin yaklaşık yüzde 7,4’üne tekabül ettiği belirtiliyor.

    1978-1979 İran Devrimi sırasında günlük yaklaşık 5,6 milyon varil arz kaybı yaşandığı, bunun da küresel talebin yaklaşık yüzde 8,6’sına karşılık geldiği ifade ediliyor. 1980’deki İran-Irak Savaşı’nın günlük yaklaşık 4,1 milyon varil petrol arz kaybına yol açarak küresel talebin yaklaşık yüzde 6,8’ini etkilediği değerlendiriliyor. 1990’da başlayan Irak-Kuveyt Savaşı’nda ise günlük arz kaybının yaklaşık 4,3 milyon varil olduğu, bunun dönemin küresel talebinin yaklaşık yüzde 6,5’ine denk geldiği aktarılıyor.

    Daha geriye gidildiğinde, 1956’daki Süveyş Krizi sırasında günlük yaklaşık 2 milyon varil petrol arzının devre dışı kaldığı ve bunun dönemin küresel talebinin yaklaşık yüzde 11,4’üne karşılık geldiği hesaplanıyor. Ancak mutlak hacim açısından, bu kaybın günümüzde Hürmüz Boğazı’nda ortaya çıkabilecek potansiyel kesintinin oldukça gerisinde kaldığı görülüyor.

    Geçmiş krizlerle karşılaştırıldığında, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan mevcut risk, hem küresel talebe oranı hem de mutlak hacim açısından petrol piyasalarında bugüne kadar görülmüş en büyük arz şokuna işaret ediyor.

    “KISMİ KESİNTİLER AYLARCA DEVAM EDEBİLİR”

    Avrupa merkezli Montel Analytics’in Jeopolitik Enerji Analisti Andres Cala, “1973 Arap petrol ambargosundan bu yana en kötüsü olabilecek yeni bir enerji şoku kapımızda.” ifadesini kullandı.

    Cala, Hürmüz Boğazı kaynaklı arz kaybı, bölgedeki enerji altyapısındaki hasarların onarılması ve üretimin yeniden başlatılması için en iyi ihtimalle birkaç hafta gerektiğini belirterek, “Ne kadar süreceği kimsenin bilmediği bir konu. Ancak büyük olasılıkla, ilk ‘şok ve dehşet’ hava harekatı ve İran’ın sonuna kadar mücadele kararının ardından, kısmi kesintiler aylarca devam edebilir.” diye konuştu.

    Kritik dönüm noktasının kasımda yapılacak ABD ara seçimleri olduğuna dikkati çeken Cala, “Bu seçimler, Trump yönetimini şu anda sahip olduğu Kongre kontrolünü kaybetmemek için erken çıkış yolu aramaya zorlayabilir, özellikle yüksek enerji fiyatları halihazırda yüksek olan enflasyonu daha da artıracak ve faiz indirimlerini geciktirecektir.” dedi.

    Cala, ABD’nin saldırılarını küresel petrol ve gaz piyasalarında arz fazlası tahminleriyle aynı zamana denk getirmiş olsa da bu şokun daha derin olacağının altını çizerek, şunları kaydetti: “Kesinti herhangi bir krizden daha büyük, piyasanın önemli bölümünü temsil ediyor ve hem petrol hem de gaz için daha uzun sürebilir. Arap ambargosu yaklaşık 6 ay sürdü ve küresel petrol arzını yaklaşık yüzde 9 azalttı. Gaz söz konusu bile değildi. Buna karşın, devam eden Hürmüz kesintisi küresel petrol talebinin ve gaz ihracatının yaklaşık yüzde 20’sini aksatmakta ve enerjiye bağımlılığı nedeniyle Asya’yı orantısız şekilde daha fazla etkiliyor. Dolayısıyla bu noktada ekonomik etki çok daha derin. Arap petrol ambargosu gibi sadece 6 ay sürse bile, fiyatlar üzerindeki etkisi, talep düşüşü, upstream yatırımlardaki gerileme ve enerji akışlarının fiyatlardan çok arz güvenliğini önceleyecek şekilde yeniden yapılandırılmasıyla küresel enerji piyasalarında köklü dönüşüme yol açacaktır.”

    Stratejik rezervlerin ve alternatif rotaların geçici çözüm olduğunu, kayıpları telafi etmeyeceğini belirten Cala,”Basitçe söylemek gerekirse, dünya, özellikle kesintiler uzun süre devam ederse, Basra Körfezi’nden gelen arzı kolayca ikame edemez ve yeni gerçekliğe uyum sağlamak için yıllara ihtiyaç duyacaktır.” dedi.

    Cala, ülkelerin, özellikle küresel enerji piyasalarına bağımlı olanların enerji portföyü yönetimi açısından en kötü senaryoyla karşı karşıya kalacağını, bunun ise yeni enerji paradigmalarının ortaya çıkmasını gerektireceğini dile getirdi. >>>AA

  • Baharda ev ve ahırlar kara gömüldü

    Baharda ev ve ahırlar kara gömüldü

    Son yılların en fazla kar yağışının görüldüğü Ağrı’da, kışı aratmayan ilkbaharın başlangıcı mart ayında kırsal bölgede yaşam zorlu geçiyor. İl merkezine yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki Kars sınırında bulunan Aşağıkent, Ortakent ve Başkent köylerinde mart ayı kışı aratmıyor. Ev ve ahırların kara gömüldüğü köylerde yaşayan vatandaşlar, hayvanlarının bakımını güçlükle sağlıyor.

    TEK KATLI EVLER KARA GÖMÜLDÜ

    Bölgede son günlerde etkili olan yoğun karın ardından köylerdeki tek katlı ev ve ahırlar adeta kara gömüldü. Baharda kışın yaşandığı, ev ve ahırların kardan kaybolduğu köyler, dronla görüntülendi. Ortakent köyünde yaşayan Yusuf Kınat, bu sene kışın çetin geçtiğini, her yerin kar altında kaldığını söyledi. Baharda kışı yaşadıklarını belirten Kınat, “Kışın köyde 2-3 ev kaldık. Hayvancılık yapıyoruz. Bazı yerlerde kar kalınlığı 3 metreyi geçiyor. Bazı evler kardan kaybolmuş, evlerin boyunu aşmış.” dedi.

    “15 MAYIS GİBİ BAHAR GELİR”

    Başkent köyünden Halis Bayram ise kar kış demeden hayvanların bakımını yapmak için yoğun çalıştıklarını anlattı. Bölgede kışın uzun sürdüğünü ifade eden Bayram, şunları kaydetti: “Evlerimiz karla kaplı. Kar ve tipiden yollarımız kapansa da ekiplerce kısa sürede açılıyor. Burada 7 ay kış, 3 ay yaz, 2 ay da ayaz geçiyor. Kışı çok zor şartlarda geçirdik ama halen de devam ediyor. Köyde 2-3 metre kar var. 15 Mayıs gibi bahar gelir. Kar evlerin boyunu aşmış, çatılar içinde kaybolmuş.” >>>AA

  • Tokat depremi sonrası kritik uyarı: “7,0’a Ulaşabilir!”

    Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerindeki gerginliğe dikkat çeken Ercan, riskli bölgeleri tek tek sıraladı.

    İki Kritik Senaryo: Öncü mü, Ana Deprem mi?

    Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, depremin karakteristiğine göre iki ihtimalin üzerinde duruyor:

    • Senaryo 1 (Olumlu): Eğer 5,5’lik sarsıntı ana depremse, önümüzdeki 3-4 hafta içinde en fazla 4,5 büyüklüğünde artçılar görülür ve fırtına diner.

    • Senaryo 2 (Tehlikeli): Eğer bu sarsıntı bir öncü depremse, bölgenin tarihsel kapasitesi gereği ana deprem 6,4 ile 7,0 büyüklüğü arasına kadar ulaşabilir.

    Risk Altındaki İl ve İlçeler

    Ercan, özellikle Tokat’ın Erbaa, Niksar ve Reşadiye hattının çok gergin olduğunu belirterek etkilenebilecek bölgeleri doğu ve batı hattı olarak ayırdı:

    Batı Hattı (Gerginliğin Uzanabileceği Yerler):

    • Amasya: Merkez ve Merzifon ilçeleri.

    • Çorum: Dodurga ve Oğuzlar ilçeleri.

    • Samsun: Ladik ve Havza hattı.

    • Çankırı: İl genelindeki sismik gerginlik.

    Doğu Hattı (Gerginliğin Uzanabileceği Yerler):

    • Ordu: Mesudiye ilçesi.

    • Sivas: Suşehri ve Koyulhisar hattı.

    • Erzincan: Refahiye ve Tercan ilçeleri.

    The post Tokat depremi sonrası kritik uyarı: “7,0’a Ulaşabilir!” first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Eğitim camiası iftar sofrasında bir araya geldi

    Eğitim camiası iftar sofrasında bir araya geldi

    Afyonkarahisar’da Ramazan ayının bereketi ve manevi iklimi eğitim camiasını aynı sofrada buluşturmaya devam ederken, Süleyman Demirel Fen Lisesi tarafından düzenlenen iftar programında eğitim ailesi anlamlı bir buluşmaya imza attı.

    İftar programına İl Milli Eğitim Müdürü Miraç Sünnetci, kurum yöneticileri, okul idarecileri, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Samimi ve sıcak bir atmosferde gerçekleşen programda Süleyman Demirel Fen Lisesi pansiyonunda kalan öğrenciler ve Şehit Ömer Halisdemir İmam Hatip Ortaokulu Hafızlık öğrencileri ile Ramazan ayının birlik, paylaşma ve kardeşlik ruhu hep birlikte yaşandı.

  • Buşehr eyaletinde bir hastane ağır zarar gördü

    Buşehr eyaletinde bir hastane ağır zarar gördü

    Yarı resmi Tesnim Haber Ajansına göre, ABD-İsrail’in saldırılarında “Fars Körfezi Şehitleri Eğitim ve Tıp Merkezi” ağır hasar gördü. Patlamaların şiddeti nedeniyle hastaneye ait bazı binalar ve ekipmanlar tahrip olurken hastane hizmet dışı kaldı. Hastalar ise “Nükleer Bilim İnsanı Şehitler” Hastanesine nakledildi. İran’da bir banka şubesinin ABD-İsrail’in füze saldırısına uğradığı bildirildi. İran’ın Sepah Bankası tarafından yapılan açıklamada, “Bank Sepah’ın binalarından biri, çarşamba günü sabaha karşı İsrail-ABD füze saldırısının hedefi oldu.” ifadeleri kullanıldı. Açıklamada, saldırının ardından teknik ekiplerin hasar tespit çalışmalarına başladığı kaydedildi.

    İRAN: ABD-İSRAİL SALDIRILARINDA 206 ÖĞRENCİ VE ÖĞRETMEN HAYATINI KAYBETTİ

    İran Eğitim Bakanı Ali Rıza Kazımi, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarında “120 okulun hedef alındığını, 206 öğrenci ile öğretmenin öldüğünü” duyurdu. İran resmi haber ajansı IRNA’ya göre, Kazımi Tahran’da düzenlenen geniş katılımlı cenaze törenlerinin ardından açıklama yaptı. İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarında “206 öğrenci ve öğretmenin öldüğünü, 161’inin ise yaralandığını” kaydeden Kazimi, saldırılarında toplamda 120 okulun da zarar gördüğünü söyledi. Tahran’a 28 Şubat’ta başlatılan saldırılarla eş zamanlı olarak ülkenin güneyindeki Minab kentinde bir ilkokula düzenlenen saldırıda 165 çocuğun hayatını kaybettiği açıklanmıştı.

    İRAN BASINI: TAHRAN’DAKİ KONTROL NOKTALARINA DÜZENLENEN SALDIRILARDA 10 KİŞİ ÖLDÜ

    İran basınında yer alan haberlere göre, İsrail, İran içerisindeki casuslarının işbirliği ile Tahran’ın 1, 14, 15 ve 16. bölgelerine yönelik İHA saldırısı gerçekleştirdi. Saldırılar sonucunda, yol kontrolü ile görevli emniyet güçleri ile İran Gönüllü Güvenlik Güçleri’nden (Besic) 10 kişi hayatını kaybetti.

    İRAN, BÖLGEDEKİ ABD-İSRAİL İLE BAĞLANTILI BANKALARI HEDEF ALABİLECEĞİNİ AÇIKLADI

    İran, bölgede ABD ve İsrail ile bağlantılı “ekonomik merkezleri ve bankaları” hedef alabileceğini duyurdu. Hatemu’l Enbiya Karargahından konuya dair açıklama yapıldı. Açıklamada, “Dün gece, terörist Amerikan ordusu ve Siyonist rejim, askeri hedeflerine ulaşamadıktan sonra ülkenin bankalarından birini hedef aldı. Bu gayrimeşru savaş eylemiyle düşman, bölgedeki ABD ve Siyonist rejime ait ekonomik merkezleri ve bankaları hedef almamıza olanak tanıdı.” ifadeleri kullanıldı. Açıklamada ayrıca bölge halkının, bankaların bir kilometre yakınına yaklaşmaması gerektiği uyarısında bulunuldu.

    İSRAİL SAVUNMA BAKANI İRAN’A SALDIRILARIN “ZAMAN SINIRI OLMAKSIZIN” SÜRECEĞİNİ SAVUNDU

    İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, ABD-İsrail ortaklığında İran’a karşı yürütülen saldırıların “herhangi bir zaman sınırı olmaksızın” devam edeceğini iddia etti. İsrail Savunma Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, Katz’ın İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, İsrail ordusunun kuvvet komutanları ve istihbarat yetkilileriyle bir değerlendirme toplantısı yaptığı aktarıldı. Açıklamaya göre Katz, İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ve ona bağlı milis gücüne (Besic) yönelik saldırılar düzenlediklerini belirterek, saldırıların süreceği mesajı verdi. Saldırı düzenlenen her hedefle birlikte İran yönetimine zarar vereceklerini ve devirmeye yaklaşacaklarını savunan Katz, “İran halkının ayaklanıp harekete geçerek bu rejimi devirmesini sağlamak için bunu yapmaya devam edeceğiz.” iddiasında bulundu. Katz, ABD-İsrail ortaklığında yürütülen saldırıların “gerekli olduğu sürece” ve “tüm hedeflere ulaşılana kadar” devam edeceğini savundu.

    İSRAİL DIŞİŞLERİ BAKANI, BMGK’YI İRAN DEVRİM MUHAFIZLARINI TERÖR ÖRGÜTÜ İLAN ETMEYE ÇAĞIRDI

    İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni (BMGK) İran’ı kınamaya ve Devrim Muhafızları Ordusu’nu (DMO) terör örgütü ilan etmeye çağırdı. Saar, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, BMGK Başkanı ve ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Michael Waltz’a yazdığı mektubu paylaştı. İran’ın “uluslararası hukuku ihlal ederek İsrail’deki sivil yerleşim merkezlerine saldırı düzenlediğini” savunan Saar, bu saldırılarda 13 kişinin öldüğünü, yüzlercesinin yaralandığını ve büyük maddi hasar meydana geldiğini öne sürdü. Saar, Tahran yönetiminin İsrail’i yok etme emelini, balistik füze programı ve nükleer silah edinme çabalarını sürdürdüğü gerekçesiyle ABD-İsrail’in ortak saldırılar düzenlediği İran’a karşı önlem alınması gerektiğini iddia etti. ABD-İsrail saldırılarının başlamasından sonra İran’ın bölgede ABD varlığı olan ülkelere yönelik saldırılarına işaret ederek Tahran yönetiminin “sardırgan bir rejim” olduğunu öne süren Saar, BMGK’yı İran’ı kınamaya ve DMO’yu terör örgütü ilan etmeye çağırdı. >>>AA

  • Ayşegül Eraslan’ın evindeki sır perdesi aralanıyor!

    Ayşegül Eraslan’ın evindeki sır perdesi aralanıyor!

    Kanlı kağıda yazılmış sarsıcı veda

    Sosyal medyada paylaşılan ve Eraslan’ın son mesajı olduğu belirtilen notta, “Ben çok iyi bir insandım. Hepinizi çok sevdim. Hakkınızı helal edin” ifadelerinin yer aldığı görüldü. Kağıdın üzerindeki kan izleri ve yazının içeriği, olayın bir intihar mı yoksa başka bir müdahale mi olduğu konusundaki şüpheleri derinleştirdi.

    Sosyal medyada panik yaratan paylaşım

    “Siyah Sancak” gibi sosyal medya hesaplarının paylaştığı bilgilere göre, Eraslan’ın cansız bedenine ulaşılmadan sadece saatler önce bu notu paylaştığı iddia ediliyor. Takipçilerinin durumu fark edip emniyete haber vermesine rağmen, ekipler eve ulaştığında genç kadının yaşamını yitirdiği belirlendi.

    Soruşturma derinleşiyor

    İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Eraslan’ın evinde bulunan kanlı notu ve dijital materyalleri inceleme altına aldı. Notun gerçekten Eraslan tarafından mı yazıldığı yoksa bir kurgu mu olduğu yapılacak kriminal incelemelerle netleşecek. Genç kadının son dönemdeki psikolojik durumu ve yakın çevresiyle olan ilişkileri de mercek altında.

    Sevenleri büyük şokta

    Bir dönemin popüler yarışmacısının bu şekilde veda etmesi, hayranları ve moda dünyasındaki arkadaşları arasında büyük üzüntü yarattı. Adli Tıp Kurumu’ndan gelecek otopsi raporu ve kağıttaki kanın analiz sonuçları, bu trajik ölümün arkasındaki gerçekleri gün yüzüne çıkaracak.>>>HABER MERKEZİ 

  • Malatya’da Yeni Savunma Şemsiyesi

    Patriot Bataryalarının Türkiye İçin Stratejik Anlamı

    Modern savaşların karakteri hızla değişiyor. Artık cephe hatlarından çok, gökyüzü üzerinden yürütülen bir mücadele söz konusu. Balistik füzeler, seyir füzeleri ve insansız hava araçları; ülkelerin güvenlik mimarisinde hava savunma sistemlerini stratejik bir zorunluluk haline getirmiş durumda. İşte bu noktada dünyanın en bilinen hava savunma sistemlerinden biri olan Patriot sistemi yeniden denkleme girdi.

    Patriot, ABD tarafından geliştirilen ve özellikle balistik füze savunmasında kullanılan gelişmiş bir hava savunma sistemi. Soğuk Savaş döneminde geliştirilen sistem, yıllar içinde modernize edilerek günümüzün çok katmanlı hava savunma mimarisinin önemli bir parçası haline geldi. Radar, komuta kontrol merkezi ve füze lançerlerinden oluşan Patriot bataryaları; düşman füze ve hava araçlarını tespit ederek yüksek hassasiyetle imha edebilecek kapasiteye sahip.

    Patriot sisteminin en önemli özelliği, özellikle kısa ve orta menzilli balistik füzelere karşı etkin bir savunma sağlaması. PAC-3 gibi modern mühimmatlar sayesinde hedefi doğrudan çarpma yöntemiyle etkisiz hale getirebilen sistem, bugün NATO ülkeleri başta olmak üzere birçok ülkenin hava savunma mimarisinde kritik rol oynuyor.

    Malatya’nın Stratejik Konumu

    Malatya, Türkiye’nin savunması açısından sıradan bir şehir değil. Bu ilde bulunan Kürecik Radar Üssü, NATO’nun balistik füze savunma mimarisinin en kritik erken uyarı noktalarından biri konuunda.

    Bu radar sistemi, Ortadoğu ve çevresinden gelebilecek balistik füze tehditlerini erken aşamada tespit ederek NATO savunma ağının diğer unsurlarını uyarıyor.

    Dolayısıyla Malatya’ya Patriot bataryalarının konuşlandırılması yalnızca taktik bir askeri adım değil, aynı zamanda stratejik bir savunma katmanı oluşturma hamlesi olarak değerlendirilmeli.

    Çünkü bir erken uyarı radarının en büyük zaafı, fiziksel olarak korunmasız kalması. Radar tehditleri tespit edebilir, fakat kendisini koruyamaz. İşte Patriot bataryaları bu noktada devreye girerek radar tesislerini ve çevresindeki kritik altyapıyı hava saldırılarına karşı koruyan bir savunma kalkanı oluşturuyor.

    Türkiye’nin doğu ve güney sınırlarında yaşanan güvenlik gelişmeleri düşünüldüğünde, Malatya gibi stratejik bir noktaya konuşlandırılacak Patriot bataryaları yalnızca teknik bir askeri tedbir anlamına gelmiyor. Aynı zamanda bölgesel güvenlik dengeleri açısından önemli bir mesaj niteliği taşıyor.

    Malatya’nın seçilmesi tesadüf değil. Türkiye’nin doğu hattına yakın konumu, Orta Doğu’daki kriz bölgelerine olan mesafesi ve bölgedeki askeri altyapı; bu şehri hava savunma açısından kritik bir merkez haline getiriyor. Buraya konuşlandırılacak bir Patriot sistemi, geniş bir hava sahasını kapsayan erken tespit ve müdahale kabiliyeti sağlayacaktır.

    Türkiye’nin Hava Savunma Yolculuğu

    Elbette Türkiye açısından hava savunma meselesi sadece Patriot sistemleriyle sınırlı değil. Son yıllarda Türkiye, kendi milli hava savunma sistemlerini geliştirme konusunda da önemli adımlar attı.

    Alçak ve orta irtifa savunması için geliştirilen HİSAR Air Defense System sistemleri ile uzun menzilli savunma için geliştirilen SİPER Air Defense System projeleri, Türkiye’nin bu alandaki bağımsızlık arayışının önemli göstergeleri.

    Bugün Patriot gibi sistemlerin konuşlandırılması Türkiye’nin mevcut savunma mimarisini güçlendiren bir unsur olsa da uzun vadede Ankara’nın hedefi oldukça net: kendi çok katmanlı hava savunma şemsiyesini kurmak.

    Bu konuşlanma aynı zamanda NATO’nun kolektif savunma anlayışının sahadaki yansıması olarak da değerlendirilebilir. Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla NATO’nun güneydoğu kanadında yer alan en kritik ülkelerden biri. Dolayısıyla Türkiye’nin hava savunma kapasitesinin güçlendirilmesi, yalnızca ulusal güvenlik açısından değil, ittifakın genel savunma mimarisi açısından da önem taşıyor.

    Öte yandan Patriot konuşlandırmaları yalnızca askeri kapasiteyi değil, caydırıcılığı da artıran unsurlar arasında yer alıyor. Bölgesel aktörlere verilen mesaj oldukça net: Türkiye’nin hava sahası savunmasız değildir.

    Son yıllarda savaş teknolojilerinin geldiği noktaya bakıldığında, füze ve drone tehditlerinin hızla arttığı görülüyor. Bu nedenle modern devletler yalnızca saldırı sistemlerine değil, güçlü bir savunma mimarisine de yatırım yapmak zorunda. Patriot sistemleri bu mimarinin önemli bileşenlerinden biri olarak öne çıkıyor.

    Malatya’da kurulacak bir savunma şemsiyesi, yalnızca bir radar ve füze sisteminden ibaret değil. Bu aynı zamanda Türkiye’nin değişen güvenlik ortamına verdiği stratejik bir cevap anlamı taşıyor.

    Gökyüzündeki tehditlerin arttığı bir çağda, güçlü bir hava savunma ağı artık bir seçenek değil, bir zorunluluktur…

    The post Malatya’da Yeni Savunma Şemsiyesi first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Milletvekili Ali Özkaya’dan Adalet Bakanlığına ziyaret

    Milletvekili Ali Özkaya’dan Adalet Bakanlığına ziyaret

    Şehir ve ilçelerdeki projeler görüşüldü

    Sosyal medya hesabı üzerinden ziyarete ilişkin detayları paylaşan Özkaya, görüşmenin oldukça verimli geçtiğini belirtti. Afyonkarahisar merkezi ve bağlı ilçelerdeki adalet hizmetlerinin kalitesini artıracak adımların ele alındığı toplantıda, devam eden yatırımların son durumu ve yeni talepler istişare edildi.

    Bakan Gürlek’e teşekkür mesajı

    Görüşme sonrası bir açıklama yayımlayan Ali Özkaya, “Adalet Bakanımız Sn. Akın Gürlek ve Bakan Yardımcımız Sn. Sedat Ayyıldız’ı ziyaret ederek Afyonkarahisar’ımız ve ilçelerimizle ilgili konular üzerine verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Kıymetli Bakanımıza nazik misafirperverliği ve şehrimize gösterdiği ilgi dolayısıyla teşekkür ediyor, çalışmalarında kolaylıklar diliyorum” ifadelerini kullandı.

    Afyonkarahisar’ın talepleri başkentte

    Milletvekili Özkaya’nın Adalet Bakanlığına gerçekleştirdiği bu ziyaret, şehrin yargı altyapısının güçlendirilmesi ve ilçelerdeki adalet sarayı projelerinin hızlandırılması noktasında kritik bir adım olarak değerlendirildi.>>>HABER MERKEZİ