Genel Komutanlıktan yapılan açıklamaya göre, cumhuriyet başsavcılıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı KOM ve Asayiş daire başkanlıkları koordinesinde, il jandarma komutanlıklarınca, Aksaray, Ankara, Antalya, Artvin, Balıkesir, Batman, Bitlis, Burdur, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Düzce, Hatay, Iğdır, İzmir, Kocaeli, Konya, Mardin, Muş, Nevşehir, Ordu, Samsun, Sakarya, Şanlıurfa, Şırnak, Trabzon ve Van’da silah kaçakçıları ve ruhsatsız silah bulunduranlara yönelik operasyonlar düzenlendi. 259 şüphelinin yakalandığı operasyonlarda, 1 kaçak silah imalathanesi tespit edildi, 27 uzun namlulu tüfek, 147 ruhsatsız tabanca ve silah yapımında kullanılan muhtelif parçalar ele geçirildi. Şüpheliler hakkında 6136 Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Kanunu’na muhalefetten işlem yapıldı. >>>AA
Yazar: admin
-

İsrail, ateşkese rağmen yine saldırdı
İsrail ordusu, ateşkese rağmen Gazze’ye saldırılarını sürdürüyor. Gazze’deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, İsrail’in Ekim 2023’ten bu yana devam eden saldırılarında yaşanan can kayıplarına ilişkin son veriler paylaşıldı. Son 24 saatte Gazze’deki hastanelere 1 ölü ve 8 yaralı getirildiği kaydedildi. Gazze’de ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025’ten bu yana İsrail’in saldırılarında 615 kişinin öldürüldüğü, 1651 kişinin yaralandığı, enkaz altından ise 726 cenazenin çıkarıldığı ifade edildi. İsrail’in Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda toplam can kaybının 72 bin 73’e, yaralı sayısının 171 bin 749’a yükseldiği bildirildi. Gazze Şeridi’nde enkaz altında hâlen binlerce cenazenin bulunduğu belirtiliyor.
FİLİSTİN TOPRAKLARINI GASBEDEN İSRAİLLİLER, BATI ŞERİA’DA ZEYTİN AĞAÇLARINI KESTİ
Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, bir grup fanatik Yahudi, Batı Şeria’nın orta kesiminde yer alan Mugayyir ile Ebu Fellah köyleri arasındaki Merec Seya bölgesine baskın düzenledi. İsrailliler yaklaşık 20 zeytin ağacını kesti. Tanıklar bu saldırısının bölgede sakinleri ve arazilerini hedef alan ihlaller silsilesinin bir parçası olduğunu vurguladı. Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, işgal altındaki Batı Şeria’da sık sık Filistin köy ve beldelerine baskınlar düzenliyor, ev, tarım arazisi, ekinler ve araçlara zarar veriyor. Ayrım Duvarı (Utanç Duvarı) ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Konseyi’nin 3 Şubat’ta yaptığı açıklamaya göre, ocak ayında İsrail ordusu ve Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler tarafından toplam 1872 saldırı düzenlendi.
İSRAİL ORDUSU, BASKINLARDA 9 FİLİSTİNLİYİ GÖZALTINA ALDI
Öte yandan İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria’da düzenlediği baskınlarda en az 9 Filistinliyi gözaltına aldı. Filistinli Esirler Medya Ofisi tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre, İsrail ordusu sabah saatlerinde Batı Şeria’nın farklı noktalarına baskınlar düzenledi. Ramallah, Bire, Nablus, El Halil ve Beytullahim’de evleri basılan ve aranan bölge sakinlerinden 9 Filistinli gözaltına alındı. İsrail güçleri ayrıca Batı Şeria’nın kuzeyindeki Cenin’e bağlı Yabad beldesine de baskın düzenledi. Bölge sakinlerinden Raid Ebubekir, “İsrail ordu güçleri Yabad beldesine tüm yönlerden baskın düzenledi, evlerde arama yaptı ve çok sayıda Filistinliyi gözaltına aldı.” dedi. Ebubekir, İsrail güçlerinin, beldedeki “merasim salonunun sorgu ve gözaltı merkezine dönüştürdüğünü” söyledi. İsrail ordusundan konuya ilişkin henüz açıklama yapılmadı. İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarını başlattığı Ekim 2023’ten bu yana, işgal altındaki Batı Şeria ile Kudüs’te de baskın, gözaltı, öldürme, ev yıkımları, zorla yerinden etme ve yerleşim faaliyetleri belirgin şekilde arttı. Filistinli resmi kaynaklara göre, bu süreçte Batı Şeria’da İsrail ordusunun ve Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında en az 1116 Filistinli hayatını kaybetti, 11 bin 500’den fazla kişi yaralandı, 22 bini aşkın Filistinli gözaltına alındı.
HAMAS: FİLİSTİNLİ ESİRLERE UYGULANAN KÖTÜ MUAMELE İSRAİL HAPİSHANELERİNDE “BİR PATLAMAYA” YOL AÇABİLİR
Hamas yöneticilerinden Mahmud Merdavi, yaptığı yazılı açıklamada, İsrail’in güneyindeki Negev Hapishanesi başta olmak üzere İsrail cezaevlerinde tutulan Filistinlilere yönelik uygulamalara tepki gösterdi. İsrail hükümetinin Filistinli esirlerin iradesini kırmak ve kararlılıklarını zayıflatmak amacıyla saldırgan politikalar izlediğini belirten Merdavi, ramazan ayında tıbbi ihmalin arttığını, esirlerin yiyecek ve içecek gibi temel ihtiyaçlardan mahrum bırakıldığını ifade etti. Merdavi, söz konusu tehlikeli tırmanışın sonuçlarından ve başta hastalar ile yaşlılar olmak üzere Filistinli esirlerin hayatından tamamen İsrail’in sorumlu olduğunu vurguladı. İsrail hapishanelerinde bir “patlama” yaşanabileceği uyarısında bulunan Merdavi, “Baskıcı politikalarla esirleri hedef almak onlara boyun eğdirmeyecek, aksine kararlılıklarını güçlendirecektir.” ifadelerini kullandı. Filistinli esirlerin direnişin canlı kanıtı olduğunu vurgulayan Merdavi, Kudüs ve Batı Şeria’daki Filistinliler ile İslam dünyasına seslenerek “İsrail hapishanelerindeki esirlere destek için gösteri ve etkinlikler düzenlenmesi” çağrısında bulundu. Merdavi, Filistinli esirlerin yanında olunması gerektiğini belirterek, onlara destek amacıyla “tüm çatışma alanlarının” harekete geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
İSRAİLLİLER, DOĞU KUDÜS’TE FİLİSTİNLİLERE SALDIRDI
İşgal altındaki Doğu Kudüs çevresinde Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin sivil halka yönelik saldırıları ve ordunun yıkım faaliyetleri hız kesmeden devam ediyor. El-Baydar İnsan Hakları Örgütü’nden yapılan açıklamaya göre, Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, Kudüs’ün kuzeydoğusundaki Han el-Ahmar yakınlarında bulunan El-Hasrova Bedevi topluluğuna saldırdı. İsrail askerlerinin koruması altında hareket eden silahlı İsrailliler, bölge yerlisi iki Filistinliyi sopalarla darbetti. Saldırganların ayrıca sivillerin üzerine biber gazı sıktığı belirtildi. Öte yandan Kudüs Valiliğinden yapılan açıklamada, İsrail ordusunun Abu Dis’in doğusundaki Umm el-Şahalib bölgesinde yeni bir tebligat yayımladığını bildirildi. Açıklamaya göre, bölgedeki 23 konut ve tarım yapısı için yıkım emri verildi. Karar sonucunda onlarca Filistinli sakinin yerinden edilme ve geçim kaynaklarını kaybetme tehdidiyle karşı karşıya kaldığı vurgulandı. Ekim 2023’te Gazze Şeridi’nde başlayan saldırılardan bu yana İsrail ordusu ve Filistin topraklarını gasbeden yerleşimciler, Doğu Kudüs ve Batı Şeria’daki baskılarını yoğunlaştırdı. Bu süreçte cinayet, tutuklama ve mülk tahribatı olaylarında artış yaşanırken; zorla yerinden edilme ve yasa dışı yerleşim alanlarını genişletme faaliyetleri hız kazandı. >>>AA
-

İstanbul’un ortasında Çin işkencesi: Diri diri gömdüler!
Yemek randevusu ölüm tuzağına dönüştü
24 Ocak’ta hakkında kayıp başvurusu yapılan Yong Wang’ın, Çin’den gelen Shuyang Lion isimli bir kadın misafiriyle buluştuğu belirlendi. Güvenlik kameralarına yansıyan görüntülerde, Wang’ın kadını otelden alıp Fatih’te bir restorana götürdüğü görüldü. Yemek sonrası restoran önünde önü kesilen iş insanı, 4 kişi tarafından zorla bir araca bindirilerek kaçırıldı. O anlarda yanındaki kadının sürekli telefonla mesajlaştığı ve olaydan habersizmiş gibi davranarak yere çömeldiği tespit edildi.

Kadın kurye olaydan bir gün sonra ülkeden kaçtı
Polis ekiplerinin yaptığı araştırmada, Wang’ı tuzağa düşüren Shuyang Lion’un cinayet şebekesinin bir parçası olduğu ortaya çıktı. 19 Ocak’ta İstanbul’a giriş yapan kadının, Wang’ın kaçırılmasından sadece bir gün sonra Çin’e geri döndüğü belirlendi.

Tarlada dik şekilde gömülü bulundu
Arnavutköy Baklalı köyündeki bir tarlada yapılan kazı çalışmalarında, iş insanının cesedine ulaşıldı. Wang’ın elleri, ayakları ve ağzı bantlanmış halde, alışılagelmişin dışında bir yöntemle toprağa “dik şekilde” gömüldüğü saptandı.
Korkunç şüphe: Diri diri mi gömüldü
Adli Tıp Kurumu’nun ön raporu, vahşetin boyutunu daha da derinleştirdi. Rapora göre başına sert bir cisimle vurulan Wang’ın, bağlanarak gömüldüğü ve nefessiz kalarak boğulma sonucu hayatını kaybetmiş olabileceği belirtildi. Bu durum, talihsiz iş insanının henüz hayattayken toprağa gömülmüş olabileceği ihtimalini güçlendirdi.>>>HABER MERKEZİ
-

Galatasaray, yarın Juventus’a konuk olacak
Sarı-kırmızılılar, organizasyonun lig aşamasını 3 galibiyet, 1 beraberlik ve 4 mağlubiyetle 20. sırada tamamlayarak son 16 play-off etabına yükseldi. Bu turun ilk maçında Juventus’u 5-2 yenen Galatasaray, rövanş karşılaşmasında her türlü galibiyet ve beraberliğin yanı sıra 2 farklı mağlubiyet halinde “Devler Ligi”nde son 16 takım arasına kalacak. Üç farklı mağlubiyette maç uzayacak, 4 veya daha farklı yenilgide ise Juventus turu geçecek. Sarı-kırmızılı ekip, son 16 turuna kalması durumunda İngiltere ekiplerinden Liverpool veya Tottenham ile eşleşecek.
GALATASARAY’DA EKSİKLER
Galatasaray’da üç futbolcu statü gereği forma giyemeyecek. Arda Ünyay, Renato Nhaga ve Can Armando Güner, UEFA’ya bildirilen kadroda yer almadığı için yarınki maçta oynayamayacak.
DÖRT OYUNCU SINIRDA
Galatasaray’da dört futbolcu sarı kart ceza sınırında bulunuyor. Senegalli Ismail Jakobs, Kolombiyalı Davinson Sanchez, Hollandalı Noa Lang ve Abdülkerim Bardakcı, yarın sarı kart görmeleri halinde sonraki turun ilk maçında forma giyemeyecek.
KONYASPOR MAĞLUBİYETİNİ UNUTTURMAK İSTİYOR
Galatasaray, geçen hafta sonu Trendyol Süper Lig’de TÜMOSAN Konyaspor’a 2-0 kaybettiği maçın ardından moral bulmaya çalışacak. Sarı-kırmızılılar, Konyaspor yenilgisinin ardından Juventus karşısında turu geçerek, çıkışa geçmeyi amaçlıyor.
MARİO LEMİNA ESKİ TAKIMINA KARŞI
Galatasaray’ın Gabonlu orta saha oyuncusu Mario Lemina, yarın eski takımına karşı oynayabilir. Sarı kart cezası nedeniyle ilk maçta oynayamayan Lemina, yarın teknik direktör Okan Buruk’un görev vermesi durumunda eski takımına karşı forma giyecek. Juventus’ta 2015-2017 yılları arasında forma giyen Lemina, İtalya ekibinde görev aldığı 42 maçta 3 gol attı.
12 SENENİN ARDINDAN SON 16
Galatasaray, yarın turu atlaması halinde 12 sezon sonra yine bir Juventus zaferiyle UEFA Şampiyonlar Ligi’nde son 16 takım arasına girecek. Sarı-kırmızılı ekip, “Devler Ligi”nin 2013-2014 sezonunda İspanya devi Real Madrid, Juventus ve Danimarka temsilcisi Kopenhag ile B Grubu’nda mücadele etti. Grubun son haftasında kar yağışı sebebiyle iki gün süren maçta Juventus’u iç sahada 1-0’la geçen Galatasaray, İtalya temsilcisinin önüne geçerek ikinci sırayı aldı. Sarı-kırmızılılar, söz konusu sezonun grup aşamasını 2. sırada bitirdikten sonra son 16 turunda İngiltere’den Chelsea’ye elendi.
JUVENTUS, SON KARŞILAŞMADAN MAĞLUP AYRILDI
İtalya devi Juventus, İtalya 1. Futbol Ligi’nin (Serie A) 26. haftasında konuk ettiği Como’ya 2-0 yenildi. Allianz Stadı’nda oynanan karşılaşmadan 2-0 mağlup ayrılan Torino ekibi, 27. hafta öncesinde ligde 46 puanla 5. sırada yer alıyor.
İTALYA EKİBİ, 5 MAÇTIR KAZANAMIYOR
Juventus, çıktığı son 5 resmi müsabakada 1 beraberlik ve 4 mağlubiyet yaşadı. Söz konusu dönemde ilk olarak İtalya Kupası’nda Atalanta’ya deplasmanda 3-0 mağlup olan Juventus, ligin 24. haftasında da iç sahada Lazio ile 2-2 berabere kaldı. Sonraki haftada ligde konuk olduğu Inter’e 3-2 kaybeden Torino ekibi, Şampiyonlar Ligi’nde ise Galatasaray’a deplasmanda 5-2 yenildi. Son resmi maçında Como’ya iç sahada 2-0 yenilen Juventus, söz konusu dönemde 6 kez rakip fileleri havalandırırken, 15 golü kalesinde gördü. >>>AA
-

“Şu an dünyada Türkiye rüzgarı esiyor”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Şu an dünyada Türkiye rüzgarı esiyor. Türkiye’nin ne düşündüğü, ne yaptığı, yeni gelişmeler karşısında nerede durduğu, hangi adımları atacağı merak ediliyor.” dedi. Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslendi. İslam dünyasının son derece bereketli günlerden geçtiğini belirten Erdoğan, herkesin Ramazan’ı Şerif’ini tebrik etti, bu mübarek günlerin milletle birlikte İslam alemine ve insanlığa hayırlar getirmesini diledi. Gelişini şairlerin ve gönül erlerinin, “Merhaba ey şehri ramazan merhaba, teşrifinle aleme geldi sürur, merhaba sad merhaba ey şehri nur” diyerek selamladığı rahmet mevsimini büyük bir bahtiyarlıkla karşıladıklarını dile getiren Erdoğan, ramazanın manevi atmosferinin ülkenin her karışını kuşatmasıyla hanelerin şenlendiğini, gönüllerin huzurla, şefkatle, merhametle dolduğunu söyledi. Erdoğan, 11 ayın sultanı ramazanın kalpleri arındırmak, ruhları dinlendirmek, zihinleri günlük hayatın yoğun ve yorucu meşgalesinden kurtarıp berraklaştırmak için çok önemli bir fırsat olduğunun altını çizdi. “Gerek şahsen gerek Kabine olarak gerekse tüm kadrolarımızla merhum Sezai Karakoç’un ‘Her yıl çağrıldığımız bir ruh şöleni’ dediği bu yediveren günlerini en güzel şekilde ihya etmeye çalışıyoruz.” diyen Erdoğan, ilkini şehit yakınlarıyla yaptıkları iftar programlarının her kesimden insanla buluşma, paylaşma, kaynaşma vesilesi haline geldiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “AFAD’ımız, Kızılay’ımız, Türkiye Diyanet Vakfımız ve diğer kurumlarımız hem ülkemizdeki ihtiyaç sahiplerine el uzatıyor hem de başta Gazze olmak üzere yurt dışındaki mazlumlara yardım ulaştırıyor. Deprem bölgesinde ‘Yeni Evim İlk İftarım’ programımızla yuvalarına yerleşen depremzede kardeşlerimizin iftar sevincini paylaşıyoruz. Bakanlığımızın genelgesi doğrultusunda okullarımızda gönüllülük esasına dayalı birbirinden güzel etkinlikler düzenleniyor. Sevgili yavrularımızın tüm kara kampanyalara rağmen bu ramazanı bir başka coşkuyla idrak ettiklerini memnuniyetle müşahede ediyoruz. Okul bahçelerinde neşeyle koşturan, ışıl ışıl gözleri ve gülen yüzleriyle camilerimizi birer gül bahçesine çeviren tüm çocuklarımızın tek tek alınlarından öpüyorum. Rabbim hepsini nazarlardan saklasın diyorum.”
“KÜLLİYEDEKİ ETKİNLİKLERE DAVET”
AK Partili belediyelerin bu konuda liderliği kimseye bırakmadığını dile getiren Erdoğan, AK Partinin her biriminin görev alanı içinde çok anlamlı faaliyetlere imza attığını söyledi. Erdoğan, geçen yıl başlatılan ve milletten büyük rağbet gören Külliyede Ramazan Programı’nı bu sene de devam ettirdiklerini belirtti. Kitap stantlarından çocuk etkinliklerine, konferanslardan konserlere her yaştan insanın ilgisini çekecek, özellikle çocukların heyecanına heyecan katacak dolu dolu bir program hazırlandığını aktaran Erdoğan, hafta sonları anne babaları, çocuklarının, torunlarının ellerinden tutup, Külliyedeki etkinliklere katılmaya davet etti. Erdoğan, Ramazan-ı Şerif’in hanelere huzur, memlekete birlik ve dirlik getirmesini diledi. Geçen hafta kabinede küçük çaplı bir revizyon gerçekleştirdiklerini hatırlatan Erdoğan, İçişleri ve Adalet bakanlıklarında devir teslimlerin yapıldığını ve yeni görevlere başlandığını ifade etti. Erdoğan, Adalet Bakanlığı görevini deruhte eden Akın Gürlek ile İçişleri Bakanlığı görevini yürütecek Mustafa Çiftçi’ye yeni vazifelerinde Allah’tan muvaffakiyetler diledi, görevlerinin hayırlı, uğurlu olmasını temenni etti. Her iki bakanın da seleflerinden devraldıkları millete ve memlekete hizmet sancağını yeni bir enerjiyle, yeni bir heyecanla, tüm bunlarla birlikte omuzlarındaki ağır yükün şuuruyla taşıyacaklarına yürekten inandığını vurgulayan Erdoğan, 2,5 yıl boyunca devlete ve millete hizmet eden Yılmaz Tunç ve Ali Yerlikaya’ya fedakarlıklarından dolayı teşekkür etti. Erdoğan, “Görevi devreden arkadaşlarımız biliyorum ki yeni atanan bakanlarımızın hep yanında olacak, deneyimlerini ve birikimlerini hükümetimizin kolektif başarısını daha da artırmak için kullanacaklardır. Biz de kendileriyle farklı zeminlerde birlikte olmaya, birlikte çalışmaya, kardeşlik ve dostluk hukukumuzu her daim korumaya, gözetmeye devam edeceğiz.” diye konuştu.
“HAK VE HUKUKUMUZA SAYGILI DAVRANMALARINI BEKLİYORUZ”
Son Kabine toplantısından bu yana iç siyasette ve dış politikada oldukça yoğun bir gündemle ülkeye hizmet yolculuğunu sürdürdüklerini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti: “Küresel düzeyde gerilimlerin tırmandığı bir dönemde, özellikle de Türkiye olarak barışı, diyaloğu, müzakereyi merkeze alan politikamızla krizlerin sıcak çatışmaya dönüşmeden çözümü için çaba harcıyoruz. Tarihiyle büyük, vicdanıyla büyük, gerektiğinde cenk meydanlarında yazdığı destanlarıyla büyük bir milletin mensubu olduğumuzu unutmadan, dünyanın neresinde olursa olsun hakkı savunuyor, adaleti savunuyor, kimseden çekinmeden, doğruları cesaretli bir şekilde dile getiriyoruz. Ülkemizin hadiseler karşısındaki dik duruşu, yürekli, cesur, samimi ve ilkeli duruşu herkes tarafından takdirle takip ediliyor. Şunu aziz milletimizin ve bölgemizdeki herkesin çok iyi bilmesini istiyorum. Dünya sisteminde şiddetli depremlerin yaşandığı günümüzde Türkiye’nin yegane amacı dostlarının sayısını artırmak, yeni dostlar kazanmaktır. Anlaşmazlıklardan düşmanlık üretmek gayretinde değiliz. İhtilafları büyütmenin, sorunları derinleştirmenin hesabı içinde değiliz. Ülkelerin egemenlik haklarına saygı gösterirken, herkesten de bizim hak ve hukukumuza saygılı davranmalarını bekliyoruz. Daha önce de söylediğim gibi şu an dünyada bir Türkiye rüzgarı esiyor. Türkiye’nin ne düşündüğü, ne yaptığı, yeni gelişmeler karşısında nerede durduğu, hangi adımları atacağı merak ediliyor.” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Giriş kapısına ikna odalarının kurulduğu, kılık kıyafetlerinden dolayı genç kızların içeri alınmadığı, katsayı zulmüyle meslek liselerinin önünün kesildiği, klan dayanışmasıyla ünvanların ona buna peşkeş çekildiği, tek sesliliğin, tek tipçi dayatmaların hakim olduğu karanlık dönemler artık üniversitelerde tamamen geride kalmış, üniversitelerimiz özgürleşmiştir.” dedi.
Geçen haftalarda birçok önemli ismi Türkiye’de ağırladıklarını anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti: “11 Şubat’ta Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’i Külliyemizde misafir ettik. Görüşmelerimizde iki ülke arasındaki münasebetlerimizin yanı sıra Ege ve Akdeniz’e ilişkin tutumlarımızı değerlendirme imkanı bulduk. İmzaladığımız belgelerle ilişkilerimizin ahdi zeminini pekiştirdik. Batı Trakya Türk azınlığının eğitim ve dini haklarından tam olarak istifade edebilmesi noktasındaki beklentilerimizi Sayın Miçotakis ile paylaştım. Yunanistan ile geçtiğimiz sene yaklaşık 7 milyar dolara ulaşan ikili ticaret hacmimizi 10 milyar dolar seviyesine yükseltmek arzusundayız.” Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in 12 Şubat’ta Ankara’ya geldiğini hatırlatan Erdoğan, “Vucic ile yaptığımız görüşmede Sancak bölgesi dahil, ortak gündemimizdeki tüm konuları istişare ettik. Karşılıklı ticaret hacmimizin 3,5 milyar dolara ulaştığı Sırbistan’daki Türk sermayeli firmalarımızın sayısı 1500’ü aştı. Sivil havacılık, kültür, eğitim, enerji, ulaştırma ve turizm gibi farklı alanlarda Sırbistan’la ilişkilerimizi inşallah daha da derinleştireceğiz.” dedi.
“BOĞAZİÇİLİ GENÇ KARDEŞLERİME TEŞEKKÜRLERİMİ İLETİYORUM”
Erdoğan, 13 Şubat’ta Boğaziçi Üniversitesi Geliştirme Vakfının inisiyatifiyle yapılan 210 kişi kapasiteli erkek öğrenci yurdu ile 706 kişilik Kuzey Kampüs Kız Öğrenci Yurdu’nun resmi açılış için Boğaziçi Üniversitesine misafir olduklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kapalı otoparkları, sosyal alanları ve gelişmiş imkanlarıyla 1 milyar 150 milyon lira değerindeki yatırımları üniversitemizin ve öğrencilerimizin hizmetine sunduk. Bu eserlerde emeği geçen Boğaziçi Üniversitesi Geliştirme Vakfımıza ve İstanbul Valiliğimize bir kez daha teşekkür ediyor, yeni yurtlarımızın üniversitemiz ve öğrencilerimiz için hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Şahsımızı karanfillerle karşılayan ve coşkuyla bağrına basan Boğaziçili genç kardeşlerime teşekkürlerimi iletiyorum. Aynı merasimde yeni yatırımlarımızın da müjdesini verdik. Depreme dayanıksız olduğu için yıkılan eski kütüphanenin yerine 3 bin kullanıcı ve 1,5 milyon kitap kapasiteli modern bir eser inşa edeceğiz. Aynı şekilde, 3 milyar liralık diğer bir yatırımla Boğaziçi Üniversitesine yeni ve tam teşekküllü bir laboratuvar kompleksi kazandıracağız. Uluslararası kongre ve sempozyumlara ev sahipliği yapacak 1000 kişilik yeni bir konferans salonunu da üniversitemizin kullanımına sunacağız. Yapımı devam eden 220 kişi kapasiteli yeni kız öğrenci yurduyla birlikte toplam değeri 8 milyar lirayı aşan yatırımlarla üniversitemizin eğitim ve barınma standartlarını daha da yükselteceğiz.”
“ALLAH’IN İZNİYLE BUNDAN GERİYE DÖNÜŞ OLMAYACAK”
“Milletin kaynaklarıyla kurulan üniversiteler hiçbir marjinal ideolojinin kurtarılmış bölgesi değildir. Üniversiteler 86 milyonun evlatlarınındır, halkındır, aziz milletimizindir. Üniversiteler zenginlerin, elitlerin olduğu kadar, gariban çobanın, çiftçinin, kapıcının, esnafın, işçinin, inşaat ustasınındır, onların çocuklarınındır.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Giriş kapısına ikna odalarının kurulduğu, kılık kıyafetlerinden dolayı genç kızların içeri alınmadığı, katsayı zulmüyle meslek liselerinin önünün kesildiği, klan dayanışmasıyla ünvanların ona buna peşkeş çekildiği, tek sesliliğin, tek tipçi dayatmaların hakim olduğu karanlık dönemler artık üniversitelerde tamamen geride kalmış, üniversitelerimiz özgürleşmiştir. Çetin mücadeleler sonucunda üniversiteler birilerinin özel mülkü olmaktan çıkmış, asli sahibine iade edilmiş, halka aidiyeti teyit ve tescil edilmiştir. Allah’ın izniyle bundan geriye dönüş olmayacaktır. Üniversitelerimizi babalarının malı gibi gören, arka bahçeleri gibi gören, müstebit ve mütekebbir zihniyetin dayatmalarına boyun eğmeyeceğiz. Üniversitelerimizin eylemlerle, kavgalarla, baskılarla değil, ilime ve bilime yaptığı nitelikli katkılarla anılması için çalışmaya devam edeceğiz.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Şehit yakınlarımızla birlikte aziz milletimiz, terörün kalıcı olarak bitmesi için yürüttüğümüz Terörsüz Türkiye sürecine sahip çıkıyor. Terörden beslenenlere, terörden rant devşirenlere rağmen süreç hedefine doğru sağlam adımlarla ilerliyor.” dedi. Türkiye’nin üç kıtanın kesiştiği yerde, Avrupa, Asya ve Afrika’nın buluşma noktasında yer aldığını belirten Erdoğan, bu stratejik coğrafi konumun Türkiye’ye sağladığı avantajları etkin şekilde kullanmanın gayreti içinde olduklarını söyledi. Erdoğan, 20 yıl önce başlatılan Afrika açılımının zamanla ortaklığa dönüşerek çok ciddi mesafe kaydettiğini ifade ederek, 17 Şubat’ta Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in davetine icabetle 11 yıllık aranın ardından Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da olduklarını anımsattı. Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed ile yaptıklarını görüşmelerde enerji, madencilik, ticaret, yatırımlar, eğitim ve iletişim gibi alanlardaki ilişkileri ele aldıklarını anlatan Erdoğan, Türkiye’nin, Etiyopya’daki en büyük ikinci yatırımcı ülke olduğuna dikkati çekti. Erdoğan, Etiyopya’daki 200’ü aşkın firmanın 2,5 milyar doları aşan yatırımlarıyla şu anda 20 bin Etiyopyalının istihdamına destek olduğunu aktararak, misafirperverlikleri için Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed ve tüm Etiyopya halkına teşekkürlerini iletti. Etiyopya ziyaretinden döndükten sonra 81 ilin valisiyle Külliye’de bir araya geldiklerini anlatan Erdoğan, “Şehr-i Ramazan’a ‘merhaba’ dediğimiz 19 Şubat’ta ise ilk iftarımızı her zaman olduğu gibi yine şehit ailelerimizle yaptık. Şehit yakınlarımız, ezanı, bayrağı, vatanı ve milleti için canlarını feda eden kahramanların bizlere emanetidir. Bu emanetlere hakkıyla sahip çıkabilmek için son derece titiz ve hassas bir şekilde hareket ediyor, şehitlerimizin ruhunu incitecek, gazilerimizi ve şehit ailelerimizi müteessir edecek hiçbir girişime fırsat vermiyoruz.” diye konuştu.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNİ MENZİLİNE ULAŞTIRACAĞIZ”
Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, şunları ifade etti: “Şuna büyük bir memnuniyetle şahit oluyoruz. Şehit yakınlarımızla birlikte aziz milletimiz, terörün kalıcı olarak bitmesi için yürüttüğümüz Terörsüz Türkiye sürecine sahip çıkıyor, terörden beslenenlere, terörden rant devşirenlere rağmen süreç hedefine doğru sağlam adımlarla ilerliyor.” dedi. Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Biz de meşru dairede kalmak, milletimizin hassasiyetlerine azami hürmet göstermek suretiyle inşallah bu süreci menziline ulaştıracağız. Bu vesileyle ülkesi, milleti ve değerleri için gözünü kırpmadan can veren tüm şehitlerimizi rahmetle yad ediyor, gazilerimize ve şehit ailelerimize şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.”
20 Şubat’ta tanıtım programına iştirak ettikleri Cemre Vakfı’nın kuruluşunun hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, cumartesi günü ise orucu çiftçilerle birlikte İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde açtıklarını söyledi. Erdoğan, çiftçilerle hem aynı sofrayı hem de yeni müjdeleri paylaştıklarını hatırlatarak, küçükbaş hayvan yetiştiriciliğini teşvik başta olmak üzere açıkladıkları tüm müjdelerin çiftçiler için hayırlara vesile olmasını temenni etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü Kabine Toplantısı’nda da savunma, sağlık ve ticaret başta olmak üzere gündemlerindeki konuları masaya yatırdıklarını belirterek, “20 Şubat’ta başlayan NATO’nun en büyük ve en kapsamlı tatbikatlarından biri olan Steadfast tatbikatı Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ulaştığı seviyeyi tüm dünyaya bir kez daha gösterdi. Tatbikatta devletimizi ve milletimizi gururla temsil eden askerlerimizi tebrik ediyor, Rabbim ayaklarına taş değdirmesin diyorum.” diye konuştu. Türkiye’yi sağlık alanında nereden nereye getirdiklerini 2002 öncesi yılları dönemi hatırlayan vatandaşların çok iyi bildiğini vurgulayan Erdoğan, vatandaşların şikayetlerine de kulak vererek, eksikleri tamamladıklarını sağlık hizmetlerinin standardını yükseltmeye devam ettiklerini söyledi.
“HER TÜRLÜ BAĞIMLILIKLA MÜCADELEMİZİ DEVAM ETTİRECEĞİZ”
Erdoğan, şu anda Türkiye genelinde 8 bin 310 Aile Sağlığı Merkezi, 335 Sağlıklı Hayat Merkezi ve 973 Toplum Sağlığı Merkezi’nin bulunduğunu belirterek, son bir yılda 302 Aile Sağlığı Merkezi ile 71 Sağlıklı Hayat Merkezi’ni hizmete açtıklarını kaydetti. Birinci basamakta 30 bin aile hekimiyle hizmet sunduklarını belirten Erdoğan, “2025 yılında ülkemiz genelindeki sağlık tesislerimizde toplam 1 milyar 24 milyonun üzerinde muayene yapıldı. Bunların yaklaşık 450 milyonu aile sağlığı, 21 milyonu ise sağlıklı hayat merkezlerinde gerçekleştirildi.” bilgisini verdi. Erdoğan, akciğer kanseri başta olmak üzere birçok hastalığın nedeni olan sigara bağımlılığıyla mücadelede tavizsiz bir duruş sergilediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti: “Açtığımız 784 yeni birimle sigara bırakma polikliniği sayımızı 1349’a çıkardık. Ancak bu illetle başarılı mücadelede devletimizin gayretlerinin tek başına yeterli olması mümkün değil. Medyanın, sanatçıların, dijital mecraların ve ailelerimizin de bizlere destek olması, mücadeleyi sahiplenmesi lazım. Halkımızın sağlığını tehdit eden her türlü bağımlılıkla mücadelemizi aynı kararlılıkla devam ettireceğiz.”
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, KABİNE VE MGK ÜYELERİ İLE İFTARDA BİR ARAYA GELDİ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi ve Milli Güvenlik Kurulu (MGK) üyeleri ile iftar programında bir araya geldi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki iftar, basına kapalı gerçekleşti. >>>AA
-

Küresel piyasalar tarifelerde artan belirsizliklerle karışık seyrediyor
ABD’deki tarife gündemi piyasalar üzerinde baskı unsuru olmaya devam ederken, Trump’ın, Yüksek Mahkemenin ilave gümrük vergileriyle ilgili kararıyla “oyun oynamak” isteyen ülkelerin çok daha yüksek bir gümrük vergisi oranıyla karşılaşabileceğini söylemesi mevcut risk algısını artırdı. Trump’ın, tarife konusunda geri adım atmaması, ticaret politikalarına ilişkin öngörülebilirliği azaltmayı sürdürürken, bu konunun Trump yönetimi ile Yüksek Mahkeme arasında bir çekişme boyutuna gelmesinden endişe ediliyor. Jeopolitik tarafta İran ile ABD arasında Umman’da yapılan dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, ülkesinin nükleer silah peşinde olmadığını ve bu yönde bir niyetinin de bulunmadığını söyledi. Söz konusu açıklama, ABD-İran hattında olası bir askeri müdahale riskine ilişkin kaygıları azaltsa da, petrol arzına yönelik endişeler devam ediyor. Analistler, endüstrinin temel girdilerinden petrol fiyatlarındaki olası yükselişin enflasyonist baskıları artırabileceğini, bunun da merkez bankalarının politika alanını daraltarak faiz indirimi beklentilerinde oynaklığa neden olabileceğini kaydetti.
ABD Merkez Bankası (Fed) yetkilileri, sözle yönlendirmelerinde iş gücü piyasasının seyrine ilişkin daha fazla veri görmek istediklerini ima etti. Fed Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller, ocak ayında iş gücü piyasasında iyileşmeye işaret eden verilerin şubatta da devam etmesi durumunda, uygun para politikası konusundaki görüşünün, gelecek toplantıda faiz indirimlerinde duraklamaya doğru kayabileceğini belirtti. Piyasalarda, Fed’in gelecek ay politika faizini sabit bırakmasına kesin gözüyle bakılırken, yılın ilk faiz indirimi için temmuz ayı daha güçlü bir olasılık olarak öne çıkıyor. Makroekonomik veri tarafında, ABD’de fabrika siparişlerinin tutarı geçen yıl aralıkta yüzde 0,7 azaldı.
DOLAR GÜCÜNÜ KORUMAYA DEVAM EDİYOR
Dün, jeopolitik risklerin sınırlı olsa da varlığını sürdürmesiyle tahvil piyasasında alış ağırlıklı bir seyir öne çıktı. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,03’e indi. ABD 10 yıllık tahvil faizi yeni işlem gününde yüzde 4,05’te dengelendi. Fed yetkililerinin faiz indirimi için daha fazla veri görmek istedikleri mesajı ve ABD-İran hattına ilişkin belirsizliklerin tamamen ortadan kalkmamasıyla dolar endeksi yüzde 0,2 artışla 97,9 seviyesinde bulunuyor. Altının ons fiyatı ise dolardaki değerlenme ve İran tarafından gelen “nükleer silah peşinde değiliz.” açıklamasıyla, yeni işlem gününde yüzde 1,2 düşüşle 5 bin 172 dolardan alıcı buluyor. Söz konusu jeopolitik risklerin petrolde oluşturduğu arz endişeleri devam ediyor. Brent petrolün varil fiyatı yeni günde yüzde 0,5 artışla 71,6 dolarda işlem görüyor. Kurumsal tarafta yapay zeka şirketi Anthropic’in “Claude Code” ürünü için yeni programlama yeteneklerini açıklaması sonrasında yazılım ve siber güvenlikle ilişkili şirketlerin hisselerindeki düşüş dikkati çekti. Siber güvenlik çözümleri sağlayan CrowdStrike’ın hisseleri yüzde 10’a yakın, Zscaler’in hisseleri yüzde 10’un üzerinde, Okta’nın hisseleri yüzde 6,4 ve Fortinet’in hisseleri yüzde 5,5 geriledi. IBM’in hisseleri de günü yüzde 13’ün üzerinde değer kaybıyla tamamladı.
Analistler, Nvidia’nın yarınki bilançosundan çıkacak mesajların piyasalarda yön belirleyebileceğini kaydetti. Bu gelişmelerle S&P 500 endeksi yüzde 1,04, Nasdaq endeksi yüzde 1,13 ve Dow Jones endeksi yüzde 1,66 düştü. ABD’de endeks vadeli kontratlar güne ise pozitif başladı.
AVRUPA BORSALARI KARIŞIK SEYRETTİ
Avrupa borsalarında dün karışık bir seyir öne çıkarken, Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde’ın konuşması yakından takip edildi. Lagarde, Avro Bölgesi enflasyonunun iyi durumda olduğunu söyleyerek, bankanın faiz politikasının yerinde olduğunu belirtti. Avrupa’nın henüz tam olarak ortaya çıkmamış güçlü yönleri bulunduğunu belirten Lagarde, “Avrupa, ileri düzey yapay zeka modelleri geliştirme konusunda öncü değil. Ancak tarih bize bir şey öğretiyorsa, daha büyük ekonomik kazanç bu araçları üretmekte değil, daha geniş ekonomiye uygulamakta yatıyor olabilir.” dedi. Lagarde, pazar günü yaptığı açıklamada da ABD’nin yeni gümrük tarifesi planının “iyice düşünülmüş” olmasını ve Anayasaya uygun olmasını umduğunu belirtmişti. Öte yandan bölgede bugün İngiltere Merkez Bankasının (BoE) Başkanı Andrew Bailey’in ve ECB Başkanı Lagarde’ın, konuşma yapması bekleniyor. Analistler, son dönemde Avrupa’da liderlerinin tarifelere karşı güçlü duruş sergilediğini aktararak, bu göz önüne alındığında tarifelerde gerginliğin tırmanma riskinin bir yıl öncesine göre daha yüksek olabileceğini söyledi. Öte yandan, Avrupa Parlamentosu (AP), ABD’de tarifeler konusunda yaşanan belirsizlik nedeniyle Avrupa Birliği (AB)-ABD ticaret anlaşmasına ilişkin çalışmaları ve yapılması planlanan oylamayı askıya aldı. Bu gelişmelerle, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 1,09 ve Fransa’da CAC 40 endeksi ise yüzde 0,22 düştü. İngiltere’de FTSE 100 endeksi yatay seyrederken, İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,49 yükseldi. Avrupa’da, endeks vadeli kontratları güne karışık başladı. Analistler, petrol fiyatlarındaki yükselişten dolayı bölgede petrol ve doğal gaz şirketlerinin hisselerinde yükselişler görüldüğünü vurguladı.
ÇİN’DE KREDİ FAİZ ORANLARI SABİT BIRAKILDI
Asya tarafında tatillerin sona ermesiyle borsalar işleme açılırken, ABD’deki satış baskısının yeni günde tam olarak bölgeye taşınmadığı görüldü. Bölge ülkelerinin daha düşük gümrük vergisiyle muhatap olabileceği ve yapay zeka ile yarı iletken şirketlerinin “yüksek değerleme” endişelerinden görece uzak kalması risk iştahını destekledi. Analistler, Nvidia’nın yarınki bilançosundan alınacak sinyallerin piyasaların yönü üzerinde etkili olabileceğini anımsattı. Öte yandan, Çin’de gösterge faizi işlevi gören 1 ve 5 yıllık kredi faiz oranlarında (LPR) değişikliğe gidilmedi. Ulusal Bankalar Arası Fon Merkezi, 1 yıllık kredi faiz oranını yüzde 3’te, 5 yıllık kredi faiz oranını ise yüzde 3,5’te sabit tuttu. Çin’deki 18 bankanın, Çin Merkez Bankasının (PBoC) borçlanma faizi üzerine koyduğu kar payı bildirimlerine göre belirlenen LPR, 2019’dan bu yana ülkenin gösterge faizi işlevini görüyor. 1 yıl vadeli kredi faiz oranı kurumsal krediler, 5 yıllık faiz oranı ise emlak kredileri için referans kabul ediliyor. Kredi faiz oranlarında en son Mayıs 2025’te 10’ar baz puanlık indirim yapılmış, 1 yıllık kredi faiz oranı yüzde 3,1’den yüzde 3’e, 5 yıllık kredi faiz oranı ise yüzde 3,6’dan yüzde 3,5’e çekilmişti. Söz konusu gelişmelerle kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,9, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 1,9, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 1,2 artarken, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 2 geriledi.
BORSA GÜNÜ YÜKSELİŞLE TAMAMLADI
Dün alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,92 artışla 14.061,71 puandan tamamladı. Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası’nda (VİOP) BIST 30 endeksine dayalı şubat vadeli kontrat ise dün akşam seansında normal seans kapanışına göre yüzde 0,11 düşüşle 15.748,00 puandan işlem gördü. Dolar/TL, dünü 43,8360’tan tamamlarken, bugün bankalararası piyasanın açılışında önceki kapanışın hemen üzerinde 43,8550’den işlem görüyor. Analistler, bugün yurt içinde hanehalkı beklenti anketi, sektörel enflasyon beklentileri ve finansal kesim dışındaki firmaların döviz varlık ve yükümlülüklerinin, yurt dışında ise ABD’de konut fiyat endeksi, BoE Başkanı Bailey ile ECB Başkanı Lagarde’ın konuşması başta olmak üzere yoğun veri gündeminin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.200 ve 14.300 puanın direnç, 13.900 ve 13.800 puanın ise destek konumunda olduğunu ifade etti. >>>AA
-

Dynamic Manta 2026, İtalya’da başladı
NATO Müttefik Deniz Komutanlığının (MARCOM) organizasyonunda ve İtalya Deniz Kuvvetlerinin ev sahipliğindeki tatbikata, Türkiye, İtalya, İspanya, Yunanistan, Portekiz, Almanya, İngiltere, Kanada, Fransa ve ABD’nin aralarında bulunduğu 10 müttefik ülke katılıyor. İtalya’nın Sicilya Adası’ndaki Katanya limanından müttefik gemi ve denizaltıların sabah saatlerinde denize açılmasıyla başlayan tatbikatın ilk gününde, Türkiye’den TCG 1. İnönü, İtalyan donanmasından “Venuti” ile Yunanistan’ın “Katsonis” denizaltılarının yanı sıra İtalya’dan Schergat fırkateyni ile “Vulcano” ikmal gemisi ve İspanya’dan Navarra fırkateyni görev alırken, NATO Daimi Deniz Görev Grubu-2’de (SNMGM-2) görevli İtalya’nın “Virginio Fasan” ve Yunanistan’ın “Limnos” fırkateyni ve de İtalyan donanmasının AW101 tipi helikopterler ilk gün etkinliklerine destek verdi. Tatbikatın ilk gününde müttefik unsurları, geçiş ve “vinceks” eğitimlerinin yanı sıra helikopterle yaklaşma, denizaltıların suya dalış ve çıkış eğitimleri yapıldı. Katılımcı ülkelerin birlik ve unsurlarının, su altındaki her türlü tehdide yanıt vermesi konusunda birlikte çalışabilirlik ve yeterliliklerini artırmayı hedefleyen Dynamic Manta 2026 tatbikatının basına açık ilk gününü, AA muhabiri de İtalya Deniz Kuvvetlerinin Bergamini sınıfı fırkateynlerden Virginio Fasan’dan takip etti.

TÜRKİYE’DEN 1 DENİZALTI VE 1 P-72 DENİZ KARAKOL UÇAĞI KATILIYOR
NATO’nun planlı yıllık tatbikatlarından Dynamic Manta’ya her yıl istikrarlı şekilde katılan Türkiye, bu yıl iki unsurunu bu tatbikata gönderdi. Tatbikatta, Türk Deniz Kuvvetleri bünyesindeki “Gür” sınıfı denizaltılardan TCG 1. İnönü ile bir P-72 deniz karakol uçağı görev alacak.

“GELİŞMİŞ DENİZALTI SAVUNMA HARBİ TAKTİKLERİNİ İCRA EDECEĞİZ”
NATO Denizaltıları Komutanı ABD’li Tuğamiral Bret Grabbe, bu yılki Dynamic Manta tatbikatını açmaktan onur duyduğunu belirterek, “Bu, NATO’nun Akdeniz’deki en önemli denizaltı savunma harbi tatbikatıdır.” dedi. İtalya’nın ev sahipliğinde her yıl düzenlenen bu tatbikatın, NATO genelinden ve farklı harekat alanlarından kuvvetleri bir araya getiren üst düzey, gerçek unsurlarla icra edilen bir eğitim faaliyeti olduğunu dile getiren Grabbe, “Yunanistan, İtalya ve Türkiye’den denizaltılar, bugün burada bulunan ‘Fasan’ gemisi gibi denizaltı savunma harbi kabiliyetine sahip savaş gemileri ve 10 farklı NATO ülkesinden deniz karakol uçaklarıyla birlikte görev yapacaktır.” diye konuştu. Grabbe, tatbikat boyunca her gün savaşıyormuş gibi eğitim yapacaklarını dile getirerek, şöyle devam etti: “Su altı, su üstü ve hava olmak üzere üç harekat alanında entegre şekilde çalışacağız. Kararlıyız ve hazırız. Bunu önümüzdeki haftalarda göstereceğiz. Denizaltılar hem avcı hem de av rolünü üstlenerek görev değiştirecek. Su üstü denizaltı savunma harbi kabiliyetli gemilerimiz ve deniz karakol uçaklarımız bu tehditleri tespit etmeyi, takip etmeyi ve gerekirse etkisiz hale getirmeyi simüle etmeyi uygulayacak. Gelişmiş denizaltı savunma harbi taktiklerini icra edeceğiz, hem konvansiyonel hem de gelişmekte olan su altı kabiliyetlerini tatbikata dahil edeceğiz.”
Tuğamiral Grabbe, Türkiye’nin tatbikata katkısına ilişkin sorusuna da şu yanıtı verdi: “Özellikle NATO Denizaltları Komutanı olarak benim açımdan Türkiye, denizaltı savunma harbi kabiliyetine sahip 14 müttefik ülkeden biridir ve burada bu tatbikat kapsamında NATO Harekat Kontrolü (OPCON) altında görev yapmaktadır, tıpkı yıl boyunca rutin olarak yaptıkları gibi. Dolayısıyla, yalnızca Dynamic Manta tatbikatında değil, yıl boyunca NATO Denizaltıları Komutanlığı bünyesinde bizimle birlikte görev yapan Türkiye’den profesyonel denizaltıcıların aramızda bulunmasından büyük memnuniyet duyuyoruz.” NATO Dynamic Manta 2026 tatbikatı 6 Mart’a kadar sürecek. >>>AA

-

Besiciler kar ve dondurucu soğukla mücadele ediyor
Kış mevsiminin sert geçtiği Karayazı ilçesinin yüksek rakımlı mahalle ve mezralarında, son günlerde etkisini artıran yağışlarla birlikte yaşam koşulları daha da ağırlaştı. Kar kalınlığının yer yer 3 metreyi bulduğu bölgelerde, özellikle tek katlı evler ve ahırlar kara gömüldü. Yüksek kar örtüsü nedeniyle günlük işlerini güçlükle yerine getiren yöre sakinleri, bir yandan evlerinin çatı ve damlarında biriken karı temizlemeye çalışırken, diğer yandan da en önemli geçim kaynakları olan hayvanlarının bakımını sürdürüyor. Turnagöl ve Karaağıl mahallelerindeki vatandaşlar, hayvanlarına ulaşabilmek için küreklerle yollar açıyor ve ahırların çevresinde biriken karı temizleyerek alan oluşturuyor.
KAR ALTINDA KALAN OTLARI ZORLUKLA HAYVANLARA ULAŞTIRIYORLAR
Yazın ahırların yakınında istifledikleri otları kar altından çıkaran besiciler, yemleri zaman zaman sırtlarında, zaman zaman da naylon ve kızaklar üzerinde taşıyarak kardan temizledikleri alana seriyor. Kuzu doğumlarının başlamasıyla iş yükleri daha da artan besiciler, hem karla hem de dondurucu soğuklarla mücadele ediyor. Besicilerden Doğan Gülcü, hayvancılığı çocukluğundan bu yana yaptığını ve bölgedeki soğuk havaya artık alıştıklarını söyledi. İlçede sıcak havayı gördüklerinde şaşırdıklarını ifade eden Gülcü, “2-3 metre kar yağıyor. Bu zorlukların arasında hayvanlara kar üstünde yem vermeye çalışıyoruz. Hayvanları 6 ay içeride, 6 ay dışarıda besliyoruz. Yaklaşık 250 koyunum var. Zahmetimiz ikiye katlandı. Kışın çok zorlanıyoruz. Doğumlar yeni başladı, şu ana kadar 70-80 koyun doğum yaptı.” diye konuştu.
“KÖY KAR ALTINDA KALDI”
Mehmet Salih Küçük, mahallelerinde yoğun kar ve tipinin etkili olduğunu, yerleşim yerinin karla kaplandığını belirtti. Bu yıl yağan karın yer yer 3 metreyi bulduğunu anlatan Küçük, “Köy karın altında kaldı. Hayvanlarımızı kar üzerinde besliyoruz. Otunu ve suyunu karın üstünde veriyoruz. Şu an hayvanların doğumları başladı.” dedi. Abdurrahman Gülcü, kar ve tipi nedeniyle zor günler geçirdiklerinden bahsederek, “Burada çok yoğun şekilde kar yağıyor. Kardan dolayı elektriklerimiz zaman zaman kesiliyor. Köyde büyük sıkıntı yaşıyoruz. Her gün kar ve tipi var. Özellikle tipi olan günlerde koyunları dışarıda beslediğimizde perişan oluyoruz.” ifadelerini kullandı. Mehmet Tahir Sürmeli de bu kadar yoğun karı en son 15 yıl önce gördüğünü ifade etti. Tipi nedeniyle büyük zorluk yaşadıklarını dile getiren Sürmeli, “3 metre kar yağdı. Otu, küreklerle yol açarak getiriyoruz. Yollar sürekli kapanıyor. Geçim kaynağımız hayvancılık. Hayvanlara ot ve saman veriyor, altlarını temizliyoruz. Çok zahmet çekiyoruz.” diye konuştu. >>>AA

Erzurum’un kırsalındaki besiciler, yer yer 3 metreyi bulan kar ve dondurucu soğuğa karşı mücadele ederek hayvanlarını beslemeye devam ediyor. ( Muhammed Onur Yavrutürk – Anadolu Ajansı ) 
Erzurum’un kırsalındaki besiciler, yer yer 3 metreyi bulan kar ve dondurucu soğuğa karşı mücadele ederek hayvanlarını beslemeye devam ediyor. ( Muhammed Onur Yavrutürk – Anadolu Ajansı ) 
Erzurum’un kırsalındaki besiciler, yer yer 3 metreyi bulan kar ve dondurucu soğuğa karşı mücadele ederek hayvanlarını beslemeye devam ediyor. ( Muhammed Onur Yavrutürk – Anadolu Ajansı ) 
Erzurum’un kırsalındaki besiciler, yer yer 3 metreyi bulan kar ve dondurucu soğuğa karşı mücadele ederek hayvanlarını beslemeye devam ediyor. ( Muhammed Onur Yavrutürk – Anadolu Ajansı ) -

Antalya semalarında HÜRJET’in test uçuşları yapılacak
Valilikten yapılan açıklamada, 23 Şubat-16 Mart tarihlerinde Antalya Hava Meydan Komutanlığından kalkışlı olarak Antalya Körfezi’nden Gazipaşa’ya kadar uzanan deniz sahası üzerinde test uçuşları yapılacağı kaydedildi. Söz konusu uçuşlar sırasında hava araçlarının zaman zaman ses üstü hızlara ulaşabileceği belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Buna bağlı olarak patlama benzeri yüksek şiddetli seslerin duyulabileceği değerlendirilmektedir. Belirtilen tarihler arasında muhtemel meydana gelebilecek şiddetli seslerin bilgimiz dahilinde gerçekleşecek olan uçuşlardan kaynaklanacağından vatandaşlarımızın endişelenmesine mahal yoktur.” >>>AA
-

Kedi için istenen ameliyat bedeline bakın: İndirimli hali buysa normali ne kadar!
Yardım kampanyası sosyal medyayı ikiye böldü
Ameliyat masraflarının karşılanması amacıyla bazı sosyal medya hesapları üzerinden bağış kampanyası başlatıldı. Ancak bu durum, kullanıcılar arasında ciddi bir görüş ayrılığına neden oldu. Bir kesim kedinin hayatının kurtulması için bu adımın gerekli olduğunu savunurken, diğer kesim ise kontrolsüz para toplanmasının suistimallere açık olduğunu vurguladı.
Yasal mı yoksa vicdani bir sömürü mü
Birçok kullanıcı, sokak hayvanları üzerinden izinsiz para toplanmasının yasal olmadığını ve bu tür durumların hayvan sevgisini ranta çevirdiğini belirterek sert eleştirilerde bulundu. Hayvan hakları savunucuları ve hukukçular, bu tür operasyonların maliyetlerinin şeffaf bir şekilde paylaşılması ve bağış süreçlerinin resmi kanallar üzerinden yürütülmesi gerektiğini hatırlatıyor.
-

Dehşet saçan saldırı için flaş karar: Bakanlık özel müfettiş görevlendirdi
İçişleri bakanı talimatı verdi: mülkiye ve jandarma müfettişleri yola çıktı
İçişleri Bakanı Sayın Mustafa Çiftçi, yaşanan hadisenin her boyutuyla titizlikle araştırılması amacıyla özel bir heyet görevlendirdi. Soruşturma kapsamında hem mülkiye hem de jandarma müfettişlerinin görev alacağı açıklanırken, olayın idari ve operasyonel süreçlerinin mercek altına alınacağı bildirildi.

Vatandaşın huzuruna kastedenlere taviz yok
Bakanlıktan yapılan açıklamada, vatandaşların huzurunu bozan hiçbir girişime müsamaha gösterilmeyeceği kararlılıkla vurgulandı. Özellikle çocuklara yönelik şiddet vakalarına karşı hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde en sert duruşun sergileneceği belirtilirken, yaralanan baba ve 14 aylık evlada bir kez daha acil şifalar dilendi.>>>HABER MERKEZİ
-

Meksika tatili kabusa döndü: Hala otelde esir!
Otel kapısında barikatlar ve yanan araçlar
3 günlüğüne geldiği tatilin bir hayatta kalma mücadelesine dönüştüğünü belirten Özdemir, kaldıkları otelin hemen dışına barikatlar kurulduğunu ve araçların ateşe verildiğini söyledi. Dış dünya ile bağlarının kesildiğini ifade eden ünlü gazeteci, havalimanı yolunun kapalı olması nedeniyle mahsur kaldıklarını duyurdu.

Havalimanları kapalı uçuşlar iptal
Bölgedeki kaosun boyutlarını gözler önüne seren Özdemir, ülkede fiili bir sokağa çıkma yasağı yaşandığını ancak bu kararın hükümet tarafından değil, bizzat kartel üyeleri tarafından uygulandığını vurguladı. Havalimanlarının kapalı olması ve uçuşların iptal edilmesi nedeniyle Türkiye’ye dönüş yolunun kapandığını belirten Özdemir, çatışmaların ortasında güvenli bir çıkış yolu bekliyor.>>>HABER MERKEZİ

-

Mehmet Ali Erbil’in eşinden sürpriz karar: Kapandı!
Özel içerikler artık ücretli
Kendisinden 46 yaş büyük olan Mehmet Ali Erbil ile olan evliliğiyle dikkatleri üzerine çeken Gülseren Ceylan, Instagram hesabında “abonelik” sistemini aktif hale getirdi. Bu hamleyle birlikte Ceylan’ın özel paylaşımlarını görmek isteyen takipçilerinin belirli bir ücret ödemesi gerekecek.
Takipçiler ikiye bölündü
Ramazan ayına özel manevi paylaşımlarının hemen ardından gelen bu “paralı üyelik” kararı, sosyal medya kullanıcıları arasında geniş yankı uyandırdı. Bazı kullanıcılar bu durumu dijital dünyanın bir gereği olarak görürken, bazıları ise manevi paylaşımların ardından gelen bu ticari adımı eleştiri yağmuruna tuttu.>>>HABER MERKEZİ
-

Akaryakıtta dev zam: Mazotun litre fiyatı aldı başını gidiyor!
Mazota 2.40 tl artış
Sürücüleri ve nakliye sektörünü yakından ilgilendiren gelişmede, mazotun litre fiyatına 2.40 TL tutarında zam geldi. Döviz kurlarındaki değişim ve brent petrol fiyatlarındaki dalgalanmaların etkisiyle yapılan bu artış, akaryakıt istasyonlarındaki tabelaları saniyeler içinde değiştirdi.
Litre fiyatında tarihi zirve
Gelen son zamla birlikte motorinin litre fiyatı tarihinde ilk kez 60 TL sınırını aşarak yeni bir rekor kırdı. Özellikle ulaşım ve lojistik maliyetlerini doğrudan etkileyecek olan bu yükselişin, iğneden ipliğe birçok kalemde fiyat artışlarını tetiklemesinden endişe ediliyor. Akaryakıt istasyonlarında zammın yürürlüğe girmesinden hemen önce uzun kuyruklar oluştuğu gözlendi.>>>İHA
-

Kan donduran gece: tartışma cinayet ve intiharla son buldu!
Sokak ortasında başından vurdu
Olay, dün gece saat 22.30 sıralarında Arifbey Mahallesi’nde bulunan Adaray durağı yakınlarında meydana geldi. 54 yaşındaki Recep Kurtboz, bilinmeyen bir sebeple tartışmaya başladığı 49 yaşındaki eşi Nurcan G.’ye tabancayla ateş etti. Talihsiz kadını başından vuran Kurtboz, aynı silahı kendi başına ateşleyerek intihar girişiminde bulundu.
İkisi de hastanede can verdi
Ağır yaralı olarak farklı hastanelere sevk edilen çiftten acı haberler art arda geldi. Recep Kurtboz kaldırıldığı Sadıka Sabancı Devlet Hastanesi’nde, eşi Nurcan G. ise Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Polis ekipleri olayın perde arkasını aydınlatmak için geniş çaplı inceleme başlattı.>>>İHA
-

Resmi gazete’de eğitim dünyasını değiştirecek adım!
Anaokulu müdürlerine branş önceliği
Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle, anaokullarına müdür görevlendirmelerinde önemli bir kriter getirildi. Yeni düzenlemeye göre, anaokulu müdürlüğü başvurularında okul öncesi mezunlarına öncelik tanınacak. Bu adımın, okul öncesi eğitim kurumlarında uzmanlaşmış yönetici sayısını artırması hedefleniyor.
Üniversite yönetmeliklerinde iptal ve yeni kararlar
Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında sadece eğitim kurumları değil, üniversite birimleri de yer aldı. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi bünyesindeki Türk El Sanatları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği yürürlükten kaldırılırken, İstanbul Üniversitesi için Gözlemevi Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği resmen yürürlüğe girdi.
Yargı ve ilan bölümü ayrıntıları
Yürütme ve idare bölümünün yanı sıra yargı bölümünde de hareketlilik gözlendi. Danıştay Onuncu Dairesi’ne ait bir kararın yayımlandığı bültende; çeşitli ihale ilanları, yargı duyuruları ve Merkez Bankası tarafından belirlenen döviz kurları ile devlet iç borçlanma senetlerinin günlük değerleri de paylaşıldı.
-

ŞU RAMAZANDA BİRAZ CANINIZI SIKACAĞIM AMA ANLATMAK ZORUNDAYIM
İLK ÖNCE TEŞEKKÜR EDEYİM
Geçtiğimiz günlerde bir okuyucu dostum aradı ve şunu dedi: “Bazı yazılarında vermiş olduğun istatistik verilerini Afyon’da birçok gazetede veriyor. Senin verdiklerinde daha basit anlatım ve akılda kalıcı ayrıntılar görüyoruz. Düşün, önceden verdiğin hastane ve ilaç verilerini 88 yaşında babama bile okuduğumda; ‘ver bakayım telefonu’ diyerek gözlüklerini takarak okudu. Teşekkür ediyorum bu noktada bizleri bilgilendirdiğin için,” dedi. Ben de teşekkür ettim kendisine. Ne yazık ki bugün işte o verilerin en bilindik simalarından birisi olanlarla canınızı sıkacağım bu mübarek Ramazan ayının ilk haftasında; bundan dolayı üzgünüm. Şimdiden helal edin hakkınızı lütfen.
HAZIR OLMADIĞINIZI BİLİYORUM AMA BAŞLAYALIM
Biraz sonra aktaracağım veri ve orantıların içerisinde özel sektör, sanayici, tüccar gibi tüzel kişilerin kullandığı ticari krediler yok. Yani bu rakamın içerisinde ticari borçlar da vardır demeyin; yok çünkü. Sizlere vereceğim rakamlar direkt bireysel, şahsi borçlardan oluşuyor. Yani Afyon’un tümünde yaşayan, yolda gezen sen, o, ben gibi direkt vatandaşların borcu. Hazır olmadığınızı ve birazda olsa moralinizin bozulacağını biliyorum ama yine de başlayalım. Hadi buyurun.
CİDDİ ANLAMDA BORÇ YÜKÜN ARTTI AFYON
Her eğitim seviyesinden vatandaşların anlaması açısından bireysel yani şahsi banka borçlarının tümü; taşıt, konut ve tüketici kredileri, KMH yani kredili mevduat hesapları ve bireysel kredi kartları borçlarının tümünün toplamından oluşur. Bu noktada, Afyonkarahisar’da yaşayan gerçek kişi yani şahısların 2025 yılı sonu itibarıyla tüm bankalara yukarıda bahsetmiş olduğum kalemlerde toplam borç stoku, yani borcun tümü, 37 milyar 756 milyon 896 bin Türk lirası olarak gerçekleşti. Borcun ciddi olarak algılanması açısından şöyle bir pratik örnek vereyim: Toplam Afyon da yaşayan bireysel vatandaş bankalar borcunu il nüfusu olan 751.808 kişiye bölersek, her bir Afyonlu vatandaşın 50 bin 219 TL borçlu olduğunu düşünebiliriz. Bu orantıya soyut nüfusta kişi başına düşen borç denir ama somut açısından karşılığı yoktur. Verinin algıda kavranması için kullanılır. Velhasıl, borç vatandaş açısından büyük, sevgili Afyon. Tekrar ediyorum bu rakamda il ticari kredileri kesinlikle yok.
KREDİ KARTI BORCUMUZ BAŞI ÇEKİYOR
Peki, iki paragraf yukarıda vermiş olduğumuz kalemlerde en büyük borç hangi kalemin derseniz; tabii ki ülke genelinde cevap ilimiz için de aynı olacak. Afyon’un kredi kartı borcu, 2025 yılı sonu itibarıyla 17 milyar 773 milyon 612 bin Türk lirası olarak BDDK veri tabanlarında yerini almış durumda. Bir başka açıdan, İlimizde 2024 yılına göre kredi kartları borçları yüzde 50 oranında arttı. Bu nokta da, 2025 yılında biraz fazla cırt cırt geçirdik POS’lardan kredi kartlarını demek daha doğru olur. Neden arttı sorusunun cevabını aramaya gerek yok. Herkesin kendi geçerli sebepleri var sonuçta. Öte yanda, 2024 yılı sonu il kredi kartları borcu, 2025 yılına göre yaklaşık 6 milyar TL daha azdı. Kredi kartlarına borç ödeme alışkanlığımızı ve bu kalemdeki ödenmemiş batık borçları önümüzdeki haftalarda ayrıntılı ele alacağız.
KONUT KREDİLERİ VE TAŞIT KREDİLERİN İSE İLGİNÇ AFYON
2025 yılı boyunca Afyon’da kullanılan konut ve taşıt kredilerinde farklı bir tablo ile karşılaşıyoruz. 2025 yılında konut kredi faizleri yüksek seyretmesine rağmen Afyon, konut kredilerine net olarak toplam 3 milyar 464 milyon 431 bin TL borçlandı. 2025 yılında işlerimiz kötüydü diyen bir müteahhit olduğunu pek düşünmüyorum; sektörde işlerin kötü olduğunu söyleyen çok kişi duymadım zaten. Taşıt kredileri ise oldukça farklı bir şekilde, 2025 yılında ilimizde düşüş yaşadı. Taşıt kredileri için 238 milyon 175 bin TL araç kredilerine bağlandı.
TÜKETİCİ VE KMH KREDİLERİN UÇMUŞ DURUMDA AFYON
İşin en farklı kısmı burası işte. 2025 yılı boyunca tüketici ve KMH kredilerinin rakamı 16 milyar 280 milyon 678 bin TL olarak BDDK kayıtlarında yerini aldı. Aynı kredi kartında olduğu gibi en büyük artış yaklaşık 6 milyar TL ile bu iki grupta meydana geldi. Yani 2024 yılına göre 2025 yılında 6 milyar TL daha fazla tüketici ve KMH kredisi kullanıldı Afyon’da. Sonuç olarak 2025 yılı, bir önceki yıla göre taşıt kredisi hariç diğer bireysel gerçek kişi kredi borçlanmalarının arttığı yıl oldu.
HADİ İNŞALLAH GELİN BİR DUA BIRAKALIM ŞİMDİ
Son olarak, tüm bahsettiğimiz bu kalemlerde toplam borç miktarına karşın takipteki alacaklarda tabii ki artış var. Bu rakamları da ilerleyen haftalarda başka bir yazıda anlatalım. Mübarek Ramazan ayında sizleri daha fazla, sonuçta borç olan rakamlara boğmaya gerek yok. Net olarak şunu söyleyebilirim: Afyonkarahisar evet borçlu ama birçok ile göre takibe düşen borç noktasında geride. Bu, doğal olarak ilimiz borcunun arkasında durduğunun mesajını veriyor. Bu tümüyle sevinilecek bir şey değil kesinlikle. Borçtur neticede. İnşallah hiç kimsenin borcunun olmadığı günlere doğru yol almak dileğiyle. Ramazan ayınız tekrar mübarek olsun. Haftaya söz güzel bir konu bulmaya çalışırım.
Not: Bu yazıdaki veriler BDDK’nın kamuya açık istatistiklerinden derlenmiştir.

-

İçişleri Bakanlığı Bakan Yardımcılığına atanan Vali Yiğitbaşı için veda yemeği düzenlendi
AFYONKARAHİSAR (AA) – İçişleri Bakanlığı Bakan Yardımcılığı görevine atanan Vali Kübra Güran Yiğitbaşı'nın Afyonkarahisar'dan ayrılışı nedeniyle veda yemeği düzenlendi.
Bir termal otelde düzenlenen yemekte konuşan Vali Yiğitbaşı, bu topraklarla kurduğumuz sarsılmaz gönül bağının mesafelerle zayıflayamayacak kadar derin olduğunu söyledi.
Yiğitbaşı, "Tabii bu kurduğumuz bağdan sonra Yiğitbaşı ailesinin bir ferdi olarak şunu gördük ki bu topraklara hizmet etmiş insanlar asla unutulmuyorlar." dedi.
Dedesi Gazi Yiğitbaşı'nın hem istiklal madalyası olan hem üç dönem Demokrat Parti'de milletvekilliği yapmış, aynı zamanda çok sevilen, sayılan inançlı, dürüst, temiz, ahlaklı bir insan olduğunu anlatan Yiğitbaşı, şunları söyledi:
"Benim için bu görev süresi boyunca iki çok önemli isim vardı. Bir tanesi babam, yıllarca kaymakamlık yapmış, en son vali yardımcısı olarak emekli olmuş. Bir diğer kişi ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan. Burada tarihi bir yolu açarak, bizlere güvenerek bir Anadolu kadınının, devletin en üst kademelerinde nasıl hizmet edebileceğini gösteren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a kalbi şükranlarımı sunmak isterim."
Yemeğe, bazı milletvekilleri ve bürokratlar ile çok sayıda davetli katıldı.
Afyon Kalesi'ne lazerle "Devlet Anamız Kübra Güran Yiğitbaşı Afyon sizi çok özleyecek" yazıldı.



-

Afyonkarahisar’da Kübra Güran Yiğitbaşı’na Duygusal Veda Klipi
2022 yılından bu yana hayata geçirilen projeler, vatandaş buluşmaları ve sosyal çalışmaların yer aldığı klipte, Yiğitbaşı’nın şehirde bıraktığı iz ve ekip ruhu ön plana çıkarıldı.
-

Kübra Güran Yiğitbaşı’na Afyonkarahisar’da Lazerli Veda
Karahisar Kalesi’ne Anlamlı Mesaj Yansıtıldı
Afyonkarahisar’ın simgeleri arasında yer alan Karahisar Kalesi’ne lazer ışıkla “Devlet Anamız Kübra Güran Yiğitbaşı Afyon Sizi Çok Özleyecek” mesajı yansıtıldı. Kent merkezinden net şekilde görülen lazer gösterisi, vatandaşların da ilgisini çekti.
Kentten Duygusal Veda
Gerçekleştirilen ışık gösterisi, Kübra Güran Yiğitbaşı’na Afyonkarahisar’dan yapılan anlamlı ve duygusal bir veda olarak değerlendirildi. Bakan Yardımcılığı görevine atanmasının ardından şehirdeki son gecesinde yapılan bu sürpriz organizasyon, kent hafızasında yer edinen anlar arasında gösterildi.
-

Afyonkarahisar’da damızlık manda boğaları yetiştiricilere teslim edildi
AFYONKARAHİSAR (AA) – Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Veteriner Fakültesi Eğitim, Araştırma ve Uygulama Çiftliği'nde yetiştirilen 30 damızlık manda boğası (Comba), düzenlenen törenle yetiştiricilere teslim edildi.
Proje, İl Özel İdaresi, Afyon Kocatepe Üniversitesi ve İl Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliğinde hayata geçirildi.
AKÜ Veteriner Fakültesi Eğitim, Araştırma ve Uygulama Çiftliği'nde gerçekleştirilen damızlık manda tesliminde konuşan Vali Yardımcısı Celil Ateşoğlu projenin üniversite, İl Özel İdaresi ve İl Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliğinin somut bir örneği olduğunu söyledi.
AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş, üniversitenin temel vizyonunun bilginin sahaya ve üreticiye aktarılması olduğunu belirtti.
Dağıtımı yapılan damızlık boğaların bilimsel çalışmalar sonucunda yetiştirildiğini ifade eden Karakaş, yerli ırkların ıslahına yönelik projelerle Afyonkarahisar'da hayvancılığın güçlendirildiğini vurguladı.
Konuşmaların ardından 30 damızlık manda boğası yetiştiricilere teslim edildi.
Proje ile sürü verimliliğinin artırılması, genetik kapasitenin güçlendirilmesi ve Afyonkarahisar'da manda yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.
Törende, AK Parti Afyonkarahisar Milletvekilleri Ali Özkaya ve İbrahim Yurdunuseven de birer konuşma yaptı.

-

Bakan yardımcılığına atanan Vali Yiğitbaşı için veda programı düzenlendi
Afyonkarahisar’daki bir termal otelde gerçekleştirilen programa il protokolü, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, iş insanları ile çok sayıda davetli katıldı. Programda, Vali Yiğitbaşı’nın görev süresi boyunca kentte yürütülen çalışmalar ve hayata geçirilen projeler anıldı.
Konuşmalarda, eğitimden sosyal projelere, asayişten kadın ve aile odaklı çalışmalara kadar birçok alanda yürütülen hizmetlerin kente önemli katkılar sunduğu ifade edildi. Katılımcılar, Vali Yiğitbaşı’na yeni görevinde başarı temennilerini iletti.
Vali Yiğitbaşı ise yaptığı konuşmada Afyonkarahisar’da görev yapmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, kurumlar arası uyum ve vatandaşların desteği sayesinde önemli çalışmalar gerçekleştirildiğini belirtti. Afyonkarahisar’ın her zaman gönlünde ayrı bir yeri olacağını ifade etti.
Program, hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
-

Yiğitbaşı’ndan AFSÜ Rektörüne veda ziyareti
Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Ankara’daki yeni görevine gitmeye hazırlanan Vali Yiğitbaşı, eğitim ve sağlık projelerinde iş birliği içinde çalıştığı AFSÜ Rektörü Prof. Dr. Adem Aslan ile bir araya geldi. Ziyaret sırasında şehirdeki akademik çalışmalara verdiği destek ve üniversite ile kurulan güçlü bağlar gündeme gelirken, Vali Yiğitbaşı Rektör Aslan’a teşekkürlerini sundu.

Ankara yolculuğu öncesi son temaslar
Görev süresi boyunca “İlklerin Valisi” olarak anılan ve halkla kurduğu samimi diyaloglarla dikkat çeken Yiğitbaşı’nın bu ziyareti, şehre veda sürecinin önemli duraklarından biri oldu. İçişleri Bakanlığı bünyesinde stratejik sorumluluklar üstlenecek olan Yiğitbaşı, kurumlar arası koordinasyonu son ana kadar sürdürerek şehirden ayrılmaya hazırlanıyor.

-

Sorun, art niyetli ve iş bilmez politikalardır
Yazılı açıklama yapan Başkan Bülbül, “Türkiye’de hayvancılık meselesi artık bir tarım başlığı olmaktan çıkmış, doğrudan doğruya bir yönetim ve ekonomi sorunu haline gelmiştir. Bugün açıklanan her yeni destek paketi, geçmişte defalarca denenmiş ve başarısız olmuş politikaların tekrarından ibarettir. Sorunun kaynağı yanlış teşhis edilince ve sorunu çözme iyi niyetinden uzak olunca, ortaya konulan her tedavi de kaçınılmaz olarak sonuçsuz kalmaktadır. Türkiye’de dana etinin kilogram fiyatı bugün 21–22 dolar bandına dayanmıştır. Bu rakam yalnızca Avrupa Birliği ortalamalarının değil, Türkiye’nin komşusu olan hemen her ülkenin de açık ara üzerindedir. Bulgaristan’da, Yunanistan’da, Irak’ta, İran’da ve Gürcistan’da dana eti Türkiye’den belirgin biçimde daha ucuzdur. Daha çarpıcı olan ise, 15 yıldır iç savaş yaşayan Suriye’de dahi dana etinin Türkiye’dekinin yaklaşık yarı fiyatına satılmasıdır. Bu tablo, meselenin ne coğrafya ne güvenlik ne de hayvan varlığıyla açıklanamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Sorunun temelinde üretim maliyetleri yatmaktadır. Türkiye’de hayvancılığın maliyet yapısı bozulmuştur. Yem, toplam maliyetin yaklaşık yüzde 65–70’ini oluşturmaktadır. Türkiye ise yem hammaddelerinde büyük ölçüde dışa bağımlı bir ülkedir. Yemlik mısır, soya küspesi ve arpa gibi temel girdilerde iç üretim yetersiz kaldığı için her yıl yüz binlerce ton yem ithalatı yapılmaktadır. Dövizle ithal edilen yem, TL ile satış yapan üreticinin maliyetini sürekli yukarı çekmekte, bu maliyet zincirleme biçimde et fiyatlarına yansımaktadır” ifadelerine yer verdi.
“ÜRETİCİYE HAYVAN DAĞITMAK; MESELEYİ ÇÖZMEK DEĞİL, SORUNU ERTELEMEKTİR”
“Bu koşullar altında üreticiye hayvan dağıtmak; meseleyi çözmek değil, sorunu ertelemektir” diyen Başkan Bülbül, şu ifadeleri kullandı: “Hayvan sayısını artırmak, eğer yem maliyeti düşürülmüyorsa, yalnızca zarar eden işletme ve batan girişimci sayısını artırır. Türkiye bunu 2010 yılından bu yana defalarca tecrübe etmiştir. Canlı hayvan ithalatı yapılmış, et ithal edilerek fiyatlar geçici olarak baskılanmış, ancak her seferinde yerli üretici sistemin dışına itilmiş, birkaç yıl sonra fiyatlar daha sert biçimde yeniden yükselmiştir. Geçtiğimiz günlerde açıklanan küçükbaş destek projeleri de aynı yapısal hatayı tekrar etmektedir. Hayvan verilmekte, bakım desteği vaat edilmekte, kredi imkanı sunulmaktadır. Ancak üretici hâlâ pahalı yemle, pahalı enerjiyle, pahalı mazotla üretim yapmak zorundadır. Üstelik üreticinin satış fiyatı üzerinde hiçbir belirleyici gücü yoktur. Piyasa, ithalat sopasıyla her an baskılanabilmektedir. Böyle bir ortamda sürdürülebilir üretimden söz edilmesi mümkün değildir. Hayvancılığı ithalatla birlikte yürütmeye çalışan hiçbir ülke başarılı olamaz. Ya üreticiyi korursunuz ya da ithalatla fiyat baskılarsınız. Türkiye yıllardır bu iki tercihi aynı anda yapmaya çalışmakta, bunun bedelini hem üreticiye hem tüketiciye ödetmektedir. Sonuçta ne üretici para kazanabilmekte ne de vatandaş ucuz ete erişebilmektedir. Aynı yanlış yaklaşım beyaz ette de görülmektedir. Tavukçuluk sektörü, yıllarca ihracatla ölçek büyütmüş, maliyet avantajı sağlamışken; Ramazan öncesi fiyat artışına mani olmak için ani ihracat yasaklarıyla daraltılmıştır. Kötü ekonomi yönetiminin faturası tavuk üreticisine yüklenmek istemektedir. İhracatı durdurmak kısa vadede fiyatı kontrol ediyor gibi görünse de, orta vadede üretimi küçültmekte, maliyetleri artırmakta ve iç piyasada da fiyatların düşmesini engellemektedir. Dünya piyasasında istikrarlı üretim ve ihracat politikası izleyen ülkeler pazar payını büyütürken, Türkiye rekabet gücünü günden güne kaybetmektedir.”
ÇİFTÇİ GAYRETKÂRDIR, ÜRETİCİ TECRÜBELİDİR
Başkan Bülbül, “Bütün bu tablo bize bugün şunu göstermektedir: Türkiye’nin hayvancılık sorunu üreticinin yetersizliği değildir. Çiftçi gayretkârdır, üretici tecrübelidir. Sorun, ithalata dayalı, günü kurtaran, popülist ama iktisadi gerçeklerle çelişen art niyetli ve iş bilmez politikalardır. Hayvancılık, hayvan dağıtarak değil; yem bitkileri üretimini artırarak, girdi maliyetlerini düşürerek, ithalatı istisna haline getirip yerli üretimi esas alarak ayağa kalkar. Devletin görevi piyasaya günübirlik müdahaleler yapmak değil, üreticiye öngörülebilir bir ekonomik zemin sunmaktır. Aksi halde bugün küçükbaşta yaşanan sorun yarın büyükbaşta, bugün kırmızı ette görülen tablo yarın beyaz ette tekrar edecektir. Sonuç değişmeyecektir: pahalı gıda, üretimden kopan çiftçi ve geçim derdiyle boğuşan vatandaş… Türkiye’nin ihtiyacı yeni projeler değil, doğru bir tarım ve hayvancılık aklıdır. Bu akıl, ithalatla değil üretimle, geçici pansumanlarla değil kalıcı çözümlerle hareket etmekten geçmektedir” dedi. >>>Haber Merkezi
