Yazar: admin

  • Günlük yaşama dokunan projeler sergilendi

    Günlük yaşama dokunan projeler sergilendi

    AFSÜ Rektörü Prof. Dr. Adem Aslan ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Ali Tuncer sergiyi ziyaret ederek öğrencilerin tasarımlarını inceledi. Toplumda erişilebilirlik ile bağımsız yaşam konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen sergide ziyaretçiler, dezavantajlı bireylerin günlük yaşam aktivitelerinde karşılaştıkları zorluklara yönelik özgün ve işlevsel ürün tasarımlarını görme fırsatı buldu. Öğrenciler tarafından geliştirilen ürünler; bağımsızlık, erişilebilirlik ve yaşam kalitesinin artırılması hedefleri doğrultusunda ergonomik ve kullanıcı odaklı yaklaşımlarla tasarlandı. Dezavantajlı bireylerin günlük yaşamda karşılaştıkları çevresel ve işlevsel engellere dikkat çekmeyi amaçlayan etkinlik öğrencilerin mesleki bilgi ve becerilerini uygulamaya aktarmalarına olanak sağladı.

  • Başkan Üstün’den Başmakçı’ya ziyaret

    Başkan Üstün’den Başmakçı’ya ziyaret

    Gerçekleştirilen ziyarette ilçedeki esnaf ve sanatkârların durumu, yürütülen çalışmalar ve karşılıklı iş birliği konularında görüş alışverişinde bulunuldu. Başkan Gönüllü, “Nazik ziyaretlerinden dolayı kendilerine teşekkür ederiz” dedi.

  • “Afyon borç içinde yanıp kül oluyor”

    “Afyon borç içinde yanıp kül oluyor”

    Başkan Katırcı, “Bugün burada Zafer Partisi olarak; sözde ‘müjde’ diye açıklanan yeni asgari ücretin, Türk milletinin refahını değil, sadece sefaletini tescillediğini haykırmak için buradayız. Bize dayatılan bu rakam, onurlu bir Türk vatandaşının ‘yaşam ücreti’ değil, sadece ‘hayatta kalma’ çabasıdır” dedi.

    HAYALLER “HEDEF ENFLASYON”, GERÇEKLER “MUTFAKTAKİ YANGIN”

    “Hükümet, ekonomideki başarısızlığının faturasını yine işçiye, emekçiye kesmiştir” diyen Başkan Katırcı, şöyle devam etti: “Eskiden ‘Gerçekleşen Enflasyon’ göre yapılan zamlar, şimdi ‘Hedeflenen Enflasyon’ adı altında bir niyet okuma oyununa dönüştürülmüştür. Buradan soruyoruz: Hangi yıl sonu hedefiniz tuttu ki, bugün Türk işçisinin kaderini bu afaki tahminlere bağlıyorsunuz? Masa başındaki ekonomistlerin şaşan hedeflerinin bedelini, neden Afyonlu vatandaş açlıkla ödüyor? Sizin hesap hatanız, bizim soframızdan ekmeğimizi çalmaktadır.”

    “TÜİK’İN MARKETİ HAYAL, AFYON’UN PAZARI GERÇEK”

    TÜİK ile Afyon pazarı arasında hayal-gerçek ilişkisine dikkat çeken Başkan Katırcı, “Ankara’daki beylerin ‘düştü’ dediği enflasyon, Afyonkarahisar sokaklarında alev alev yanmaktadır: Barınma krizi: Eskiden memur kenti olan Afyonumuzda, eli yüzü düzgün bir dairenin kirası 15.000 TL – 20.000 TL bandına dayanmıştır. Asgari ücretli, maaşını kiraya verirse taş mı yiyecektir? Isınma (AFJET): Afyon’un ayazı meşhurdur, ama faturalar ayazdan daha çok yakmaktadır. Kış aylarında ısınma gideri 3.500 TL’yi bulmaktadır. Simit hesabı bile iflas etti: 4 kişilik bir aile, günde 3 öğün sadece simit ve ayran yese, aylık maliyet 13.320 TL’dir! Bize reva görülen bu düzen, vatandaşı simit-ayran lüksünden bile mahrum bırakan bir sefalet düzenidir. Saha çalışmalarımızda görüyoruz ki; Afyonlu hemşehrimiz ‘Zammı almadan kiraya verdik’, ‘Çocuğumun beslenmesine peynir koyarken utanıyorum’ diyor. Türk milleti, kendi vatanında mülteci kadar değer görmemenin, yanlış politikalarla yoksullaştırılmanın öfkesini yaşamaktadır” ifadelerini kullandı.

    ZAFER PARTİSİ’NİN ÇÖZÜMÜ: ÜRETİM VE ADİL PAYLAŞIM

    Çözümün üretim ve adil paylaşım olduğuna dikkat çeken Başkan Katırcı, “Biz sadece eleştirmiyor, Zafer Partisi olarak çözüm de sunuyoruz. Afyonkarahisar, mermer sektörüyle, ‘Beyaz Altın’ıyla ülkeye milyarlarca dolar kazandıran dev bir üretim üssüdür. Ancak devlet, SGK Primi ve Vergi adı altında üreticinin ve işçinin sırtına öyle bir yük bindirmektedir ki, sistem tıkanmıştır. Çözüm nettir: Devlet, işçi ve işveren arasındaki ‘Vergi ve Prim Kamburunu’ atmalıdır. Mermer gibi ihracat odaklı stratejik sektörlere özel teşvikler verilmeli; devletin vazgeçeceği bu gelirler, işverenin kasasına değil, doğrudan Türk işçisinin cebine ‘Refah Payı’ olarak girmelidir. Sonuç olarak Biz Zafer Partisi olarak; Türk milletinin, tutmayan enflasyon hedeflerine ve başarısız ekonomi yönetimine kurban edilmesine izin vermeyeceğiz. Sadaka değil hak, sefalet değil refah istiyoruz. Afyonkarahisar’ın ve Türk milletinin gür sesi olmaya devam edeceğiz” dedi.

  • Elifşah İle Kahve Keyfi | 25 Aralık 2025

    Elifşah İle Kahve Keyfi | 25 Aralık 2025

    📶https://kanal3.com.tr/
    Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Ederek Son Dakika Haberleri Alabilirsiniz;
    İnstagram : https://www.instagram.com/kanal3tv
    Facebook : <a href=”https://www.facebook.com/kanal3tv” target=”_blank” rel=”nofollow”>https://www.facebook.com/kanal3tv
    X: https://x.com/kanal3tv
    Telegram : https://t.me/kanal3_tv
    Whatsapp : https://whatsapp.com/channel/0029VaFDm2rEKyZKvlSELq17
    Next : https://sosyal.teknofest.app/@kanal3tv

    #Kanal3AnaHaber #Kanal3Haber #Kanal3

  • Emirdağ OSB’de sağlık sektörüne stratejik yatırım

    Emirdağ OSB’de sağlık sektörüne stratejik yatırım

    Yaklaşık 100 milyon TL yatırım tutarına sahip olan proje kapsamında, üretim tesisinin faaliyete geçmesiyle birlikte yaklaşık 50 kişilik istihdam sağlanması hedefleniyor. Yatırıma ilişkin sözleşme, Emirdağ Belediye Başkanı Serkan Koyuncu ile yatırımcı Musa Kaplan arasında imzalandı. Emirdağ Organize Sanayi Bölgesi’nin her geçen gün büyüyen yapısına ve yatırımcılar için sunduğu imkânlara dikkat çeken Başkan Koyuncu, “Emirdağ OSB, planlı kalkınmanın, üretim odaklı büyümenin ve kalıcı yatırımların adresidir. Biz Emirdağ’ın geleceğini günübirlik değil, güçlü sanayi hamleleriyle inşa ediyoruz. OSB’ye kazandırılan her yeni yatırım, bu kararlı vizyonun sahadaki karşılığıdır. Royal Medikal’in ilçemize kazandıracağı bu önemli yatırımın Emirdağ’ımıza ve bölgemize hayırlı olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı.

  • “İstikrar dedikleri, Afyon için yoksullaşmadır”

    “İstikrar dedikleri, Afyon için yoksullaşmadır”

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Afyonkarahisar İl Başkanı Hasan Karadeniz, 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi’ne ilişkin sert eleştirilerde bulundu. “İstikrar ve refah bütçesi” olarak tanıtılan bütçenin, sahadaki ekonomik gerçeklerle örtüşmediğini savunan Karadeniz, “AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili tarafından ‘istikrar ve refah bütçesi’ olarak sunulan 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi, gerçeği yansıtmayan sunum cümleleriyle, ülkemizin ve Afyonkarahisar halkının yaşadığı ekonomik gerçekleri örtbas etmeye çalışan bir algı bütçesidir. Afyonkarahisar’daki iki üniversiteye ayrıldığı açıklanan yaklaşık 7,6 milyar TL’lik ödenek, enflasyon hesaba katılmadan kamuoyuna servis edilen nominal bir rakamdır. Türkiye’de son iki yılın ortalama yıllık gerçek enflasyonu yüzde 65-70 bandındadır. Bu gerçek dikkate alındığında, söz konusu ödenek reel olarak artış değil, açık bir erime anlamına gelmektedir” ifadelerini kullandı.

    “BIRAKIN ARTIŞI, DAHADA ALTINDA KALMAKTADIR”

    AKÜ ve AFSÜ’nün toplam öğrenci sayısının 40–45 bin civarında olduğuna dikkat çeken Karadeniz, ayrılan kaynağın bilimsel üretimi artırmaya, yeni fakülteler açmaya ya da gençlerin mezuniyet sonrası istihdam şansını yükseltmeye yetmediğini söyledi: “Bu bütçe; bilimsel çalışmalar, yayınlar, yeni laboratuvarlar demek değildir, yeni fakülte demek değildir, bilimsel üretimde sıçrama demek değildir. En önemlisi de gençlerimizin donanımlı yetişme ve mezun olduktan sonra iş bulma ihtimalini artırmamaktadır. Merkezi bütçede tarımsal destekler için ayrıldığı söylenen 888 milyar TL, çiftçinin yaşadığı ağır maliyet baskısını gizlemeye yetmemektedir. Bir önceki yılın bütçesindeki bu rakamların gerçek enflasyon oranı ile güncellendiğinde bırakın artışı, dahada altında kalmaktadır. Türkiye’de yaklaşık 2,5 milyon çiftçi bulunmaktadır.”

    “ASLAN PAYI SÖYLEMİ, MATEMATİK KARŞISINDA ÇÖKMEKTEDİR”

    Tarım destekleri için bütçede yer alan 888 milyar TL’nin de gerçeği yansıtmadığını belirten Karadeniz, şu ifadelere yer verdi: “Gübre fiyatları son 3 yılda 4–5 kat artmıştır, mazot fiyatları aynı dönemde yüzde 300’ün üzerinde yükselmiştir, ürün alım fiyatları; enflasyonun ve üretim maliyetlerinin altında kalmıştır. Bu tablo, destek değil çiftçinin üretemez hale getirilmesi, yoksullaştırılmasıdır. Sosyal yardımlar için ayrılan 917 milyar TL ise iktidarın övüneceği bir rakam değil, ülkenin içine sürüklendiği derin yoksulluğun resmidir. Eğer ekonomi gerçekten sağlıklı olsaydı, sosyal yardımlar artmaz; ücretler artar, üretici güçlenir, esnaf nefes alırdı. Afyonkarahisar’a ayrıldığı iddia edilen bütçe payı, nüfusa oranlandığında Türkiye ortalamasının altındadır. ‘Aslan payı’ söylemi, matematik karşısında çökmektedir. Açıklanan rakamların hiçbiri; Afyonlu çiftçinin cebine, Afyonlu gencin geleceğine, Afyonlu esnafın cirosuna reel olarak yansımamaktadır.”

    “ALGIYI YÖNETEN BU BÜTÇEYE AÇIKÇA KARŞIYIZ”

    Sosyal yardımlar için ayrılan 917 milyar TL’nin de övünülecek bir durum olmadığını ifade eden Karadeniz, bu rakamın ülkede derinleşen yoksulluğun göstergesi olduğunu söyledi: “Afyon’un ihtiyacı, bütçe tablolarında yazan süslü milyarlar değil, enflasyon karşısında erimeyen gelir, planlı ve sürdürülebilir tarım politikaları, gerçek üretim, ölçülebilir ve kalıcı istihdam artışıdır. Gerçek bir ‘refah bütçesi’; gençliğinin geleceğe umutla bakabildiği, emeklinin, asgari ücretlinin en azından açlık sınırının üzerinde, insanca yaşayabileceği geçinebildiği, çiftçinin üretebildiği, işsizin iş bulabildiği bir düzen yaratır. Bugün açıklanan bütçe ise bu sorunlara çözüm üretmekten uzak, algı yönetimine dayalı bir anlayışın ürünüdür.  Rakamlara boğularak, şişirerek yoksulluğu gizleyen, enflasyonu yok sayan, emeği değil algıyı yöneten bu bütçeye açıkça karşıyız. Bu anlayış; Ülkemizi, Afyonkarahisar’ımızı büyütmez, genci işsizliğe, çiftçiyi üretemez hale getirmeye ve borca, esnafı kepenk kapatmaya mahkûm eder. Halkın değil, iktidarın makyajlanmış tablolarını esas alan bu bütçe anlayışını kabul etmiyoruz.”

  • AKÜ İİBF’de iş dünyasına dijital yolculuk

    AKÜ İİBF’de iş dünyasına dijital yolculuk

    Prof. Dr. Sabri Bektöre Konferans Salonunda düzenlenen etkinlikte öğrenciler tarafından bilgi yönetim sistemleri sunumları gerçekleştirildi. Etkinliğin açış konuşmasını yapan Yönetim Bilişim Sistemleri Bölüm Başkanı Doç. Dr. Fatih Özdinç, gerçekleştirilen organizasyonla fakülte genelinde bir bilgi paylaşım ekosistemi oluşturmayı hedeflediklerini belirtti.

    “BİLGİ PAYLAŞIM EKOSİSTEMİ OLUŞTURMAYI HEDEFLİYORUZ”

    Bilginin en değerli sermaye olduğunu kaydeden Doç. Dr. Özdinç, “Bu bilgiyi edinmek kadar, paylaşmak ve yönetmek de son derece önemlidir. Amacımız, derslerde verilen eğitimlerin yalnızca bireysel kazanım olarak kalmaması, aynı zamanda bir toplumsal katkı faaliyeti olarak diğer bölümlerdeki öğrencilerle de paylaşılmasıdır. Bu sayede fakültemiz ve bölümümüz içerisindeki dayanışma kültürünü güçlendirmek istiyoruz” dedi. Dijital okuryazarlığın önemli olduğunu ifade eden Özdinç, mezuniyet sonrası rekabetçi iş ortamında fark yaratmanın önemli olduğunu söyledi.

    “YÖNETİM VE BİLİŞİM YETKİNLİKLERİNİN BİRLİKTELİĞİ KAMUDA ÖNEM KAZANACAK”

    İİBF Dekanı Prof. Dr. Gökhan Demirtaş ise konuşmasında, öğrencilerin eğitim sürecinde sadece bilgi alan taraf olmaktan çıkıp, bilgiyi aktaran ve sunan bir konuma geçmelerinin önemine değindi. Etkinliğin öğrenci odaklı yapısının, eğitim yöntemlerinin pratiğe dökülmesi açısından değerli bir örnek teşkil ettiğini belirten Prof. Dr. Demirtaş, “Bu etkinlik, öğrencilerin teknik bilgilerini paylaştığı bir platform olması açısından fakültemiz adına sevindirici bir gelişmedir” diye konuştu. Kendi kariyerinden ve bilişim sektöründeki tecrübelerinden örnekler veren Prof. Dr. Demirtaş, öğrencilere sektördeki fırsatları ve trendleri yakalamaları konusunda tavsiyelerde bulundu. Kamu yönetiminde bütünleşmiş yazılım sistemlerine duyulan ihtiyacın arttığını vurgulayan Demirtaş, “Kamuda karmaşık alanların yönetimi, yasal mevzuatların takibi ve kaynakların verimli kullanımı için bütünleşik bilgi yönetim sistemlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Gelecekte hem yönetim süreçlerine hâkim hem de bilişim yetkinliğine sahip nitelikli insan kaynağının kamuda istihdamı kritik bir öneme sahip olacaktır. Bilişim sektörü zorlukları barındırsa da geniş iş imkanları sunan dinamik bir alandır” diye konuştu.

  • AFSÜ’de ameliyat olan 87 yaşındaki  kadın artık daha iyi görüyor

    AFSÜ’de ameliyat olan 87 yaşındaki kadın artık daha iyi görüyor

    Ameliyatı AFSÜ Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Özgür Eroğul ve ekibi gerçekleştirdi. 87 yaşındaki kadın hastanın yakınları daha önce bir çok uzmana annelerini muayene ettirdiklerini kaydederek, “Annemizin gözlerinde sarı nokta hastalığı bulunduğu için katarakt yapılsa bile net göremez denildi. Özgür Hocamız ise muayene ettikten sonra ameliyatla görme kalitesinin iyileşeceğini söyleyerek annemizi katarakt ameliyatı yaptı. Sonuç hepimiz için adeta mucize gibi oldu. Annemiz eskiye göre büyük oranda görmeye başladı. Ameliyatı gerçekleştiren AFSÜ Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Özgür Eroğul ve ekibine ve hastane yetkililerine teşekkür ederiz” dediler. AFSÜ son dönemde birçok alanda uygulanan yeniliklerle dikkat çekiyor.

  • Akran zorbalığı ile mücadele sürüyor

    Akran zorbalığı ile mücadele sürüyor

    AKÜ Rektörlüğünün himayesinde ve ev sahipliğinde düzenlenen çalıştaya; AKÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şuayıp Özdemir, Sahipkıran Stratejik Araştırma Merkezi (SASAM) Başkanı Süleyman Erdem, SASAM Başkan Yardımcısı Zafer Tekin, alanında uzman akademisyenler ile Afyonkarahisar Adliyesi, Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve İl Gençlik ve Spor Müdürlüğünden temsilciler katıldı. Çalıştayda, akran zorbalığı ve suça sürüklenen çocuklar sorununun toplumsal, psikolojik ve eğitimsel boyutları ele alınarak, bu sorunların nedenleri, önleyici tedbirler ve çözüm önerileri değerlendirildi. Kurumlar arası iş birliğinin önemine vurgu yapılan çalıştayda, çocukların korunmasına yönelik ortak çözüm yolları üzerinde duruldu. Çalıştayın ardından, akran zorbalığı ve suça sürüklenen çocuklara yönelik farkındalık oluşturmak amacıyla Kamil Miras Anadolu Lisesi Şehit Kerim Üye Konferans Salonunda halka açık bir panel düzenlendi. Panelde, AKÜ Sandıklı Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Batman konuşmacı olarak yer aldı.

  • Sağlıkla Kal | Personal Trainer Kadir Can Tuğyanoğlu | 25 Aralık 2025

    Sağlıkla Kal | Personal Trainer Kadir Can Tuğyanoğlu | 25 Aralık 2025

    Sağlıkla Kal’da bu hafta merak edilen sorular masaya yatırılıyor!
    İlhan Tolay sordu, Personal Trainer Kadir Can Tuğyanoğlu yanıtladı.

    📶https://kanal3.com.tr/
    Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Ederek Son Dakika Haberleri Alabilirsiniz;
    İnstagram : https://www.instagram.com/kanal3tv
    Facebook : https://www.facebook.com/kanal3tv
    X: https://x.com/kanal3tv
    Telegram : https://t.me/kanal3_tv
    Whatsapp : https://whatsapp.com/channel/0029VaFDm2rEKyZKvlSELq17
    Next : https://sosyal.teknofest.app/@kanal3tv

    #Kanal3AnaHaber #Kanal3Haber #Kanal3

  • Hibe desteğiyle hayvancılık yapan besicilere yönelik denetim

    Hibe desteğiyle hayvancılık yapan besicilere yönelik denetim

    Afyonkarahisar Tarım ve Orman İl Müdürlüğünden yapılan açıklamada, kentte program çerçevesinde hibe desteği alan işletmelere yönelik denetimlerin devam ettiği kaydedildi. Açıklamada, “İl Müdürlüğümüz Kırsal Kalkınma ve Örgütlenme Şube Müdürlüğü teknik personelince Sandıklı ve Sinanpaşa ilçelerinde Kırsal Kalkınmada Uzman Eller Projelerinin Desteklenmesi Programıyla hibe desteği alarak büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yapan işletmelere dönemlik denetim ve teknik destek ziyaretleri sürüyor. Kırsal Kalkınma alanında yapılan projeler ile tarım ve hayvancılık potansiyelinin artırılması ve yerel ekonominin güçlendirilmesi hedeflenmektedir” ifadelerine yer verildi.

    AFYONKARAHİSAR’DA KIRSAL KALKINMADA UZMAN ELLER PROJELERİNİN DESTEKLENMESİ PROGRAMI ÇERÇEVESİNDE HİBE DESTEĞİ ALARAK BÜYÜKBAŞ VE KÜÇÜKBAŞ HAYVAN YETİŞTİRİCİLİĞİ YAPAN BESİCİLERE YÖNELİK DENETİM YAPILDI. (GÖKTEN CEYLAN/AFYONKARAHİSAR-İHA)
    Afyonkarahisar’da Kırsal Kalkınmada Uzman Eller Projelerinin Desteklenmesi programı çerçevesinde hibe desteği alarak büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yapan besicilere yönelik denetim yapıldı.
  • Kurtlar Vadisi’nde neler oluyor?

    Kurtlar Vadisi’nde neler oluyor?

    Yapımcı Pana Film ile dizinin unutulmaz müziklerine imza atan ünlü besteci Gökhan Kırdar arasındaki anlaşmazlık mahkemeye taşındı.

    KRİZİN SEBEBİ: SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMLARI

    Yaklaşık bir yıldır süregelen gerginliğin fitilini, Pana Film’in resmi sosyal medya hesaplarından paylaştığı videolar ateşledi.

    • Telif İddiası: Gökhan Kırdar ve sahibi olduğu Loopus Müzik, Pana Film’in paylaştığı videolarda yer alan müzikler için telif hakkı talebinde bulundu ve çeşitli platformlar üzerinden hak talepleri oluşturdu.

    • Pana Film’in Savunması: Yapım şirketi, geçmişte imzalanan sözleşmeler ve muvafakatnameler uyarınca tüm kullanım haklarının kendilerine devredildiğini savunuyor.

    “DİYALOG YOLU TÜKENDİ”

    Pana Film tarafından yapılan resmi açıklamada, sorunun uzun yıllara dayanan iş birliği hatırına dostane yollarla çözülmeye çalışıldığı ancak bir sonuç alınamadığı vurgulandı:

    “Uzun yıllara dayanan iş birliğine rağmen sorunun yargıya taşınmadan çözülmesi için iyi niyetli girişimlerde bulunulmuş ancak sonuç alınamamıştır. Hak taleplerinin devam etmesi üzerine hukuki yollara başvurmak zorunlu hale gelmiştir.”

    Pana Film, krizin çözümü için bağımsız mahkemeleri adres gösterdi.

    BİR DEVRİN MÜZİKLERİ TEHLİKEDE Mİ?

    Gökhan Kırdar’ın bestelediği ve dizinin ruhuyla özdeşleşen müzikler, Türkiye’de en çok bilinen dizi müzikleri arasında yer alıyor. Mahkemenin vereceği karar, dijital platformlardaki binlerce videonun kaderini belirleyecek.

  • AFSÜ, 9’UNCU SIRADA

    AFSÜ, 9’UNCU SIRADA

    Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından, 67 farklı gösterge doğrultusunda hazırlanan ve Türkiye’deki 201 üniversiteye ait analizlere yer verilen raporda AFSÜ, başarılı sonuçlara imza attı. Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi (AFSÜ), mezunların istihdama katılma oranı, ulusal ve uluslararası iş birliği ile hazırlanmış bilimsel yayın oranı ve dezavantajlı gruplara yönelik etkinlik sayısı bakımından, Türkiye’nin ilk 20 üniversitesi arasına girdi. 2024 verilerine göre lisans bölümlerinden mezunlarının yurt içi ilk 6 ayda istihdama katılma oranı %52,14 olan AFSÜ, bu oranın en yüksek olduğu Türkiye’deki ilk on üniversite arasında, 9. sırada yer alma başarısı gösterdi.

    TÜRKİYE’DEKİ İLK YİRMİ ÜNİVERSİTE ARASINDA

    YÖK raporunda yer verilen 2023-2024 akademik yılı mezunlarının yurt içinde ilk iş bulma süresini gösteren analizde, mezun sigortalılık verisine göre örgün, önlisans ve lisans programları mezunlarının mezuniyet tarihi ile istihdam edilenlerin ilk prim günü arasındaki gün sayısının üniversite bazında ortalaması alındı. Yalnızca yurt içinde istihdam edilenler değerlendirmeye alındığı bu analizde, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Yükseköğretim Bilgi Sistemi (YÖKSİS) verileri kullanıldı. AFSÜ, üniversitenin akademik ağlar içindeki güçlü konumunu ve ortak araştırma kültürünü yansıtan bir alanda daha öne çıkmayı başardı. Web of Science veri tabanında taranan dergi ve kitaplarda ulusal ve uluslararası iş birliğiyle yayımlanmış yayın oranı %64,48 olan AFSÜ, bu oranı en yüksek olan Türkiye’deki ilk yirmi üniversite arasında, 18. sırada yer aldı.

    AFSÜ, GELECEĞE YÖNELİK KARARLI İLERLEYİŞİNİ SÜRDÜRÜYOR

    YÖK raporunun ulusal ve uluslararası iş birliğiyle hazırlanmış yayınlar konusundaki analizi, 2024 yılında SCI, SCI-Expanded, SSCI, AHCI ve ESCI indeksli dergi ve kitaplarda ulusal ve uluslararası iş birliği ile kurum adresli yayımlanan yayınların, toplam yayın sayısına oranını gösteriyor. Sadece makale, derleme ve kitap bölümü değerlendirmeye dâhil edilen analizde, ilgili yayında aynı üniversiteden birden fazla öğretim elemanının yazar olması halinde, söz konusu yayın ilgili üniversite için tek bir yayın olarak değerlendirildi. Yazarlar arasında farklı üniversitelerden öğretim elemanlarının bulunması durumunda ise ilgili her üniversite için bir yayın olarak kabul edildi. Kapsayıcılık ve toplumsal entegrasyon alanında güçlü bir kurumsal kapasite geliştirme potansiyelini her geçen yıl artıran AFSÜ, 2024 yılında dezavantajlı gruplara yönelik düzenlenen 91 faaliyeti ile de bu sayının en yüksek olduğu ilk yirmi üniversite arasına, 18. sıradan girme başarısı gösterdi. Bu analiz için sisteme üniversiteler tarafından aktarılan, dezavantajlı gruplara yönelik sosyal entegrasyon ve kapsayıcılığa ilişkin 2024 yılında düzenlenen proje, panel, konferans, kongre, sanatsal faaliyet, ödül töreni gibi faaliyetlerin sayısı dikkate alındı. Türkiye yükseköğretim ekosisteminin kapsamlı bir analizini sunan “Üniversite İzleme ve Değerlendirme Genel Raporu-2025” ile kamuoyuna yansıyan veriler, AFSÜ’nün farklı alanlarda dikkat çekici bir performans sergileyerek, kalite odaklı büyüme noktasında geleceğe yönelik kararlı ilerleyişini bir kez daha ortaya koydu.

  • Adalet Bakanı Tunç: Ceza İnfaz Sistemindeki Yeni Düzenlemeden Yararlanacak Hükümlülerin İşlemleri Başladı

    Adalet Bakanı Tunç: Ceza İnfaz Sistemindeki Yeni Düzenlemeden Yararlanacak Hükümlülerin İşlemleri Başladı

    Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 11. Yargı Paketi kapsamında ceza infaz sisteminde yapılan düzenlemenin hayata geçirildiğini duyurdu. Tunç, ceza infaz kurumlarında gerekli hazırlıkların tamamlandığını ve düzenlemeden faydalanacak hükümlüler için işlemlerin başlatıldığını belirtti.

    Bakan Tunç, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, yeni düzenlemenin yürürlüğe girdiğini ifade etti. Düzenleme ile 31 Temmuz 2023 tarihi itibarıyla kapalı ceza infaz kurumunda bulunan ve daha erken açık ceza infaz kurumuna ayrılma ile denetimli serbestlikten yararlanabilen hükümlülerin kapsamının genişletildiği bildirildi.

    İnfazda Eşitlik Vurgusu

    Yeni düzenleme sayesinde, aynı tarihte veya daha önce işlenen suçlar nedeniyle hükümlü olan kişilerin de bu imkânlardan yararlanabilmesi sağlandı. Tunç, suç tarihi itibarıyla benzer durumda bulunan hükümlüler arasında ortaya çıkan farklılıkların giderildiğini ve infazda eşitlik ilkesinin güçlendirildiğini vurguladı.

    Düzenleme kapsamında, 31 Temmuz 2023 tarihi ve öncesinde işlenen suçlar bakımından hükümlülere 3 yıl daha erken açık ceza infaz kurumuna ayrılabilme ve 3 yıl daha erken denetimli serbestliğe ayrılabilme imkânı tanındı. Bu adımın, soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde hükümlünün iradesi dışında yaşanan gecikmelerin kişi aleyhine sonuç doğurmasının önüne geçmeyi amaçladığı belirtildi.

    Düzenleme Kapsamı Dışında Tutulan Suçlar

    Tunç, bazı suçların düzenleme kapsamı dışında bırakıldığını açıkladı. Buna göre, kasten öldürme suçlarının belirli yakınlara karşı işlenmesi, deprem nedeniyle bina veya diğer yapıların yıkılması sonucu meydana gelen öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, terör suçları ve örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar düzenlemeden yararlanamayacak.

    Adalet Bakanı Tunç, ceza infaz kurumlarında hazırlıkların tamamlandığını ve bugün itibarıyla düzenlemeden faydalanacak hükümlülerin işlemlerinin başlatıldığını ifade etti.

  • 2026’da su krizi kapıda: Yumaklı’dan kritik adım!

    2026’da su krizi kapıda: Yumaklı’dan kritik adım!

    İklim değişikliği ve kuraklık tehdidine karşı “kriz yönetimi yerine risk yönetimi” dönemine geçildiğini belirten Yumaklı, Su Kanunu Taslağı’nın tamamlandığını müjdeledi.

    “2026 YILINDA YASALAŞMASI ŞART”

    Bakan Yumaklı, su kaynaklarının bütüncül bir yaklaşımla korunması için hazırlanan yeni yasal düzenleme hakkında şu kritik ifadeleri kullandı:

    “Ülkemiz için son derece önemli olan Su Kanunu’nun 2026 yılı içerisinde TBMM’de yasalaşması ve yürürlüğe girmesi en büyük dileğimiz. Teknik çalışmalar tamamlandı, taslak son halini aldı.”

    KURAKLIK RAKAMLARI ALARM VERİYOR!

    Toplantıda paylaşılan veriler, su kaynakları üzerindeki baskının boyutunu gözler önüne serdi:

    • Sıcaklık Rekoru: Bu yılın Temmuz ayı, son 55 yılın en sıcak Temmuz’u olarak kayıtlara geçti.

    • Yağış Azlığı: 2025 yılı yağışları normalin %27 altında kaldı ve son 52 yılın en düşük seviyesi gerçekleşti.

    • Gelecek Öngörüsü: Bilimsel veriler; daha uzun kuraklık dönemleri ve ani sel baskınlarının artarak devam edeceğini gösteriyor.

  • AFSÜ Kalite Komisyonu’ndan 2026 vizyonu

    AFSÜ Kalite Komisyonu’ndan 2026 vizyonu

    AFSÜ Kalite Koordinatörü Doç. Dr. Öznur Gürlek Kısacık ve Kalite Komisyonu üyelerinin katılımıyla düzenlenen toplantı Yükseköğretimde kalite güvencesi çalışmaları kapsamında süreçlerin içselleştirmesi, bu süreçlere etkin katılım ve destek sağlanması amacıyla planlandı. Prof. Dr. Dündar, Yükseköğretimde kalite güvencesi süreçlerinin tüm birimler tarafından içselleştirilerek titizlikle yürütülmesinin gerekliliğini, bu süreçlere etkin katılım ve destek sağlanmasının önemini vurguladı. Bu bağlamda üniversitede Kalite Koordinatörlüğü aracılığı ile 2026 yılı itibariyle yapılmaya başlanacak olan Öz Değerlendirme çalışmaları ile akreditasyon sürecinde önemli bir adım atılacağına değinildi.

    SİSTEM 1 OCAK 2026’DAN İTİBAREN KULLANIMA BAŞLAYACAK

    Toplantıda; akademik etkinlik envanterinin çıkarılması, kurum, birim, bölüm ve kişi performanslarının ölçülerek değerlendirilebilmesi ve sürdürülebilir bir kalite güvence sisteminin oluşturulabilmesi amacıyla kullanılan akademik performans yönetim modeli olan AFSÜ Akademik Veri Yönetim Sistemine (AVESİS) akademik performansların yansıtılması konusu üzerinde duruldu. Üniversitedeki kalite güvencesi süreçlerinin bir bilgi yönetim sistemi aracılığıyla yürütülmesini sağlamak amacıyla Kalite Koordinatörlüğü ile Bilgi İşlem Daire Başkanlığı iş birliğinde geliştirilen AFSÜ Kalite Yönetim Bilgi Sistemi (AFSÜ KYBS) hakkında gerekli eğitimlerin verilmesiyle birlikte sistemin 1 Ocak 2026’dan itibaren kullanıma başlanması planlandığı da toplantıda konuşulan konulardan biriydi. Toplantı, diğer gündem maddelerinin görüşülmesi, katılımcıların görüş, öneri ve dileklerinin alınmasının ardından sona erdi.

  • Dünyada 2025 böyle geçti

    Dünyada 2025 böyle geçti

    Donald Trump, 2016-2020 döneminin ardından ikinci başkanlık dönemine başladı. ABD’de 5 Kasım 2024’te yapılan başkanlık seçimlerinde Demokrat rakibi Kamala Harris’e üstünlük sağlayan Trump, Beyaz Saray’a yeniden döndü. ABD Yüksek Mahkemesi Başkanı Yargıç John Roberts’ın yönettiği, dua ile başlayan törende yemin eden Trump, ülkesinin 47. Başkanı oldu.

    Suriye’de yeni yönetimin lideri Ahmed Şara, geçiş döneminin cumhurbaşkanı ilan edildi. Şara’nın yanı sıra Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ve ülkedeki askeri grup temsilcilerinin katılımıyla “Zafer Konferansı” düzenlendi. Konferansın bitiminde Askeri Operasyonlar İdaresi Sözcüsü Albay Hasan Abdülgani, sonuç bildirisini okudu. Abdülgani, geçiş döneminde Suriye’nin cumhurbaşkanı ilan ettikleri Şara’nın, ülkeyi uluslararası platformlarda temsil edeceğini duyurdu.

    ABD’de eski Başkan John F. Kennedy suikastıyla ilgili yaklaşık 80 bin sayfadan oluşan belge açıklandı. Kennedy suikastıyla ilgili 1123 belge, ABD Ulusal Arşiv ve Kayıtlar İdaresinin internet sitesinden halkın erişimine açıldı. Daha önce suikasta ilişkin belgeleri inceleyen analistler, ABD medya kuruluşlarına yaptıkları açıklamalarda, yeni açıklanan belgelerden çığır açacak bir şey ortaya çıkma ihtimalinin az olduğu görüşünü paylaştı.

    Almanya’da yapılan genel seçimde Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Genel Başkanı Friedrich Merz’i başbakan adayı gösteren Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partileri, yaklaşık yüzde 29 oy oranıyla birinci çıktı. CDU ve Bavyera eyaletinde teşkilatlanmış kardeş parti konumundaki Hristiyan Sosyal Birlik Partisinden (CSU) oluşan CDU/CSU’nun oy oranı, 2021’deki seçimlere göre 4,9 puan arttı. Zafer konuşmasında Merz, önceliğinin Avrupa’yı güçlendirmek olacağını, böylece ABD’den bağımsızlıklarını elde edebileceğini söyledi.

    BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, İsrail’in saldırılarını tekrar başlatmasının ardından örgütün, Gazze’deki mevcudiyetini azaltma kararı aldığını duyurdu. İsrail’in o dönemdeki ateşkesi bozarak yüzlerce sivilin ölümüne yol açan korkunç saldırılar düzenlediğine dikkati çeken BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, bunların arasında BM personelinin de bulunduğunu dile getirdi. Bu bağlamda Gazze’deki uluslararası personelin sayısının azaltılacağını ifade eden Dujarric, halihazırda Gazze’de yaklaşık 100 uluslararası BM personelinin bulunduğunu, bunlardan 30’unun bölgeden ayrılacağını bildirdi.

    Myanmar’da 28 Mart’ta meydana gelen 7,7 ve 6,4 büyüklüğündeki iki depremde can kaybı 2 bin 56, yaralı sayısı ise yaklaşık 3 bin 900 olarak kayıtlara geçti. Deprem, çevre ülkelerde de yıkıma ve can kayıplarına yol açtı.

    Brezilya, Endonezya’nın BRICS’e “tam üye” olarak katıldığını duyurdu. Brezilya hükümetinden yapılan açıklamada, Güneydoğu Asya’nın en büyük nüfusuna ve ekonomisine sahip Endonezya’nın BRICS’in yeni “tam üyesi” olduğu bildirildi.

    ABD’de Donald Trump yönetiminin nisan başında Çin’den ithal edilen birçok ürüne uygulanan gümrük vergilerinde yüzde 100’ün üzerinde artışa gitmesine karşılık, Pekin’in de Washington’dan alınan bazı ürünlere yönelik vergileri artırması, iki ülke arasındaki “tarife savaşlarını” tırmandırdı.

    Dünyanın iki ekonomik devi arasındaki bilek güreşinin olumsuz sonuçlarının kısa vadede kendisini hissettirmesiyle ABD ile Çin heyetleri, Mayıs 2025’te İsviçre’nin Cenevre kentinde yaptıkları müzakerelerde yüksek tarifeleri 90 günlüğüne önemli ölçüde düşürme konusunda uzlaştı. ​​​​​​​Temmuz sonunda İsveç’in başkenti Stockholm’deki görüşmelerde ise tarafların bu geçici tarife molasını uzatmak için çalışmayı kabul etmesiyle “tarife savaşlarındaki” tansiyon düşürüldü.

    Katolik Kilisesi’nin ruhani lideri Papa Franciscus’un 21 Nisan’da 88 yaşında iken Domus Sanctae Marthae’daki konutunda hayatını kaybetmesi, cenaze töreni ve yeni Papa’nın seçimi, dünya basınında manşetlere taşındı.

    Franciscus için Vatikan’da 26 Nisan’da cenaze töreni ve defin işlemleri yapılırken 8 Mayıs’ta ABD’li Kardinal Robert Francis Prevost, Katolik Kilisesi’nin 267. Papası olarak seçildi ve “Papa 14. Leo” ismini aldı.

    Rusya ile Ukrayna arasında doğrudan görüşmelere dair diplomatik ortam nisanda hareketlenirken 5-16 Mayıs’ta Türkiye’nin ev sahipliğinde İstanbul’da yapılan ilk doğrudan müzakereler ön plana çıktı.

    Yaklaşık iki saat süren görüşmede ateşkes sağlanamamasına karşın taraflar, 1000’er esir takası konusunda mutabakata vardı.

    2 Haziran’daki ikinci tur müzakerelerinin adresi yine İstanbul oldu. Rusya ile Ukrayna arasındaki bu görüşmelerden de esir değişimi, yaralı askerler ve cesetlerin teslimi gibi insani konularda ilerleme sağlandı.

    Gazze’ye 7 Ekim’de başlattığı kapsamlı saldırıları bölge ülkelerine genişleten İsrail’in, 13 Haziran’da İran’ın çeşitli kentlerindeki nükleer tesisler başta olmak üzere ordunun üst komuta kademesini hedef alan geniş çaplı saldırıları, haziran ayında öne çıkan gündem maddeleri arasında yer aldı.

    İran’da Genelkurmay Başkanı, Devrim Muhafızları Genel Komutanı ve bazı üst düzey komutanlar ile 9 nükleer bilim insanı saldırılarda yaşamını yitirdi. İsrail’e açıktan destek veren ABD, 22 Haziran’da İran’ın Natanz, Fordo ve İsfahan’daki 3 nükleer tesisini bombaladı.

    İran ise 23 Haziran’da Katar’daki El-Udeyd Hava Üssü’nü vurarak ABD’nin saldırısına misilleme yaptı. ABD Başkanı Donald Trump, 24 Haziran’da İran ile İsrail arasında ateşkes sağlandığını duyurdu.

    BM Genel Kurulunda çok sayıda ülke liderinin yaptığı konuşmalarda İsrail’in saldırılarını sürdürdüğü Gazze’deki insanlık krizi ve soykırımın durdurulması çağrısının yanı sıra Filistin Devletinin kurulmasına yönelik destek gündem oldu.

    İsrail’in ablukasını kırmak için Gazze’ye doğru hareket eden Küresel Sumud Filosu, küresel çapta ilgiyle takip edildi. İsrail’in filoya çeşitli dron saldırıları düzenlemesi ve katılımcıları alıkoyması, dünya genelinde tepkiyle karşılandı.

    Irak’ın Süleymaniye kentine bağlı Surdaş nahiyesi sınırlarındaki mağarada toplanan PKK’lı grup, ellerindeki silahları içinde ateş bulunan büyük bir kazana atarak imha etti.

    BM Genel Kurulunda yaklaşık 58 yıl sonra konuşan ilk Suriye lideri olan Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Suriye halkına destek veren Türkiye ile diğer ülkelere BM kürsüsünden teşekkür etti.

    Dünya basınının önde gelen yayın kuruluşlarından TIME dergisi, 8 Eylül haftasındaki kapağında AA foto muhabirlerinden Ali Jadallah’ın İsrail’in saldırılarını sürdürdüğü Gazze’de çektiği fotoğrafı, “Gazze trajedisi” başlığıyla kapağına taşıdı.

    Rusya Devlet Başkanı Putin ile ABD Başkanı Trump’ın Alaska’da yaptığı görüşme, iki lider arasındaki dördüncü zirve olarak tarihe geçti. ABD’nin Alaska eyaletindeki Anchorage kentinde bir araya gelen ikili, ilk kez Amerikan topraklarında görüştü.

    Beyaz Saray, Trump’ın 20 maddeden oluşan “Gazze Çatışmasını Sonlandıracak Kapsamlı Planı” adlı önerisini açıkladı.

    Kanada, Avustralya, İngiltere, Portekiz, Fransa, Monako, Belçika, Lüksemburg, Malta ve Avrupa’nın mikro devletlerinden San Marino, bu yıl Filistin Devletini resmen tanıdı.

    İsrail donanması unsurları, Gazze’ye yönelik ablukayı kırmak ve insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu ile Özgürlük Filosu Koalisyonu’ndaki gemileri, ekim ayı başında uluslararası sularda yasa dışı şekilde ele geçirdi.

    2025 Nobel Barış Ödülü, Venezuela’da demokratik hakları savunmak için gösterdiği çaba dolayısıyla Maria Corina Machado’ya 10 Ekim’de verildi.

    ABD Başkanı Donald Trump, 13 Ekim’de Mısır’ın Şarm el-Şeyh kentinde düzenlenen ve Gazze’de yürürlüğe giren, ateşkes sürecinin ele alındığı barış zirvesinde dünya liderleriyle bir araya geldi.

    ABD’de 34 yaşındaki Demokrat Belediye Başkan adayı Zohran Mamdani, 5 Kasım’da yapılan seçimlerde oyların yüzde 50,4’ünü alarak New York’un ilk Müslüman belediye başkanı oldu.

    ABD Başkanı Donald Trump ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın Beyaz Saray’daki görüşmesinin ardından Suriye’ye yönelik Sezar Yasası kapsamındaki yaptırımlar, 180 günlüğüne kısmen askıya alındı.

    Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Gazze’de Barış Kurulunun kurulması ve Uluslararası İstikrar Gücü’nün görev yapmasını öngören ABD tasarısını 17 Kasım’da kabul etti.

  • MSB: Kazanın meydana geliş nedeni, Libya makamlarıyla işbirliği içerisinde titizlikle incelenmektedir

    MSB: Kazanın meydana geliş nedeni, Libya makamlarıyla işbirliği içerisinde titizlikle incelenmektedir

    Milli Savunma Bakanlığınca (MSB) Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, 50’nci yılı dolayısıyla ASELSAN’da düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuştu.

    Envantere giren silah sistemleri

    Tuğamiral Aktürk, ASELSAN’ın kuruluşundan bugüne savunma sanayisinde dışa bağımlılığı azaltmaya ve oyun değiştirici teknolojiler geliştirmeye odaklandığını belirtti.

    ASELSAN’ın, hava savunma sistemlerinden radarlara, elektronik harpten elektro-optik ve aviyonik sistemlere, komuta kontrolden silah sistemlerine kadar geniş bir yelpazede tasarlayıp ürettiği sistemlerle dünya çapında bir marka haline geldiğini bildiren Aktürk, şöyle devam etti:

    “Cumhuriyet tarihimizin en büyük savunma sanayi yatırımı ‘Oğulbey Teknoloji Üssü’nü hayata geçiren ve bugün 95 ülkede 100 bini aşkın ürünü aktif olarak kullanılan ASELSAN tarafından önümüzdeki dönemde muhtelif miktarda, Alçak İrtifa Radarı ALP 100-G’nin, Alçak İrtifa Hava Savunma Füze Sistemi HİSAR-A’nın, Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi SİPER ile 35 milimetre Modernize Çekili Topun Türk Silahlı Kuvvetlerimizin envanterine kazandırılması planlanmaktadır.”

    Milli savunma sanayisinin ürettiği harp araç-gereç ve mühimmatla, Türk Silahlı Kuvvetlerinin güç ve etkinliğini artırmaya yönelik çalışmalara ilişkin bilgi veren Aktürk, “Son bir hafta içerisinde, Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda, Zırhlı Yük ve Personel Taşıyıcı Araç ile Dragoneye-2 Termal Kamera, muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanarak envantere alınmış, Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz (MKE) tarafından, başta Türk Silahlı Kuvvetlerimiz olmak üzere dost ve müttefik ülkeler ile uluslararası iş ortaklarına muhtelif adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatı tamamlanmıştır.” ifadelerini kullandı.

    Terörle mücadele

    Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Türkiye’nin varlığına yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı 7 gün 24 saat esasıyla görev yaptığını belirtti.

    Bu kapsamda yapılan çalışmalara değinen Aktürk, “Son bir haftada barınma alanlarından kaçan 4 PKK’lı terörist daha teslim olmuş, sınırlarımızda ve ötesinde arazi arama-tarama, mağara, sığınak, barınak ile mayın ve el yapımı patlayıcı tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiş, Münbiç’te imha edilen 5 kilometre tünel ile birlikte, Suriye Harekat Alanlarında imha edilen tünel uzunluğu 737 kilometre olmuştur.” değerlendirmesinde bulundu.

    Hudut güvenliği

    Tuğamiral Aktürk, kademeli güvenlik sistemi ve teknoloji destekli tedbirlerle yasa dışı geçiş ile kaçakçılıkla mücadelenin hudutlarda aralıksız devam ettiğini bildirdi.

    Bu kapsamda hafta boyunca yapılan çalışmalara ilişkin bilgi veren Aktürk, şöyle devam etti:

    “Hududu yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 1’i terör örgütü mensubu olmak üzere 123 şahıs yakalanmış, 331 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylece, yıl içerisinde sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 9 bin 806, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 65 bin 608 olmuştur. Yine, bu hafta içerisinde, Hakkari hudut hattında yapılan arama-tarama faaliyetinde yaklaşık 24 kilogram uyuşturucu madde ele geçirilmiştir.”

    Eğitim ve tatbikat faaliyetleri

    Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, eğitim ve tatbikat faaliyetleriyle kendini sürekli geliştirmeye, modern harp yeteneklerini daha da ileriye taşımaya devam ettiğini ifade etti.

    Eğitim ve tatbikat faaliyetlerine ilişkin konuşan Aktürk, 15 Aralık’ta başlayan ve İstanbul’da icra edilen SAT timleri ile Pakistan İkbal Timlerinin yer aldığı Türkiye-Pakistan Ayyıldız Tatbikatı’nın sona ereceğini belirtti.

    NATO Güvence Tedbirleri çerçevesinde, 24 Aralık’ta Polonya hava sahasında görev yapan Havadan İhbar Kontrol Uçağı’nın, bugün ise Romanya hava sahasında görev aldığını aktaran Aktürk, “Diğer yandan, Mehteran Birlik Komutanlığımız, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri ve Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı Bandoları tarafından Şehitleri Anma Günü kapsamında bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde konser icra edilmektedir.” dedi.

    Öğrenci ve personel temini

    Aktürk, personel ve askeri öğrenci temin faaliyetlerinin planlanan takvime uygun olarak devam ettiğini bildirdi.

    Bu kapsamda, 22 Aralık’ta başlayan Milli Savunma Bakanlığında istihdam edilmek üzere “2025 Yılı Sürekli İşçi Temini” başvurularının yarın sona ereceğini belirten Aktürk, 26 Aralık 2025-25 Ocak 2026 tarihleri arasında “Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ve Milli Savunma Üniversitesine Memur ve Sözleşmeli Personel Temini başvurularının alınacağını söyledi.

    Aktürk, Milli Savunma Üniversitesi Askeri Öğrenci Aday Belirleme Sınavı başvurularının ise 5-29 Ocak 2026 tarihleri arasında yapılabileceğini hatırlattı.

    Bakanlık Sözcüsü Aktürk, şunları kaydetti:

    “Ankara’ya gelişinin 106’ncı yılında, ebedi Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman silah arkadaşları, şehadetlerinin 95’inci yıl dönümünde Asteğmen Kubilay, Bekçi Hasan ve Şevki Beyler başta olmak üzere tüm aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi bir kez daha rahmet, minnet ve saygıyla yad ediyor, asil milletimiz ve personelimizin bağış ve katkılarıyla şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine, kahraman gazilerimiz ile silah arkadaşlarımıza destek olan Türk Silahlı Kuvvetleri Dayanışma Vakfının 26’ncı kuruluş yıl dönümünü şimdiden kutluyoruz.”

    Libya askeri heyetini taşıyan jetin Ankara’da düşmesi

    Bilgilendirme toplantısının ardından basın mensuplarının gündemdeki sorularına ilişkin açıklamalarda bulunuldu.

    Libya Genelkurmay Başkanı Muhammed Ali Al-Haddad ve beraberindeki 4 kişilik askeri heyet ile 3 mürettebatın içinde bulunduğu uçağın düşmesine ilişkin sorular üzerine Bakanlık tarafından, Ankara’dan Trablus’a gitmek üzere havalanan Falcon-50 tipi uçağın elektrik arızası nedeniyle acil durum ilan ettiği, bunun üzerine Esenboğa Havalimanına geri dönüş prosedürleri başlatıldığı anlatıldı.

    Bakanlıktan yapılan açıklamada, uçakla radar temasının kesilmesi üzerine, Hava Kuvvetleri Komutanlığına ait iki insansız hava aracı (İHA), bir CN-235 uçağı ve bir arama kurtarma helikopterinin derhal bölgeye sevk edildiği belirtilerek, şu bilgiler verildi:

    “Arama çalışmaları sonucunda, uçağın enkazına Ankara’nın Haymana ilçesi kırsalında ulaşılmış, uçakta bulunan Libya Genelkurmay Başkanı, Kara Kuvvetleri Komutanı, beraberindeki askeri heyet üyeleri ve uçuş ekibinin tamamının hayatını kaybettiği tespit edilmiştir. Enkaz alanında uçuşa ait kara kutuya da ulaşılmış ve teknik inceleme süreci başlatılmıştır. 24 Aralık’ta Libya’dan gelen resmi heyetle birlikte Sayın Genelkurmay Başkanımız ve Kuvvet Komutanlarımız ile Jandarma Kriminal Başkanı tarafından enkaz bölgesinde incelemelerde bulunulmuştur. Kazanın meydana geliş nedeni, devletimizin ilgili kurumları tarafından Libya makamlarıyla işbirliği içerisinde tüm yönleriyle ve titizlikle incelenmektedir. Meydana gelen elim uçak kazasında şehit olan Libya Genelkurmay Başkanı, Kara Kuvvetleri Komutanı, beraberindeki askeri heyet üyeleri ve uçuş ekibine bir kez daha Allah’tan rahmet, dost ve kardeş Libya halkına başsağlığı ve sabır diliyoruz.”

    Düşen ve düşürülen İHA’lar

    Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, düşen ve düşürülen İHA’lara ilişkin sorular üzerine, 15 Aralık’ta Karadeniz yönünden hava sahasına yaklaşan bir İHA’nın tespit edilmesinin ardından F-16’lar tarafından takip edilerek güvenli bölgede kontrollü bir müdahaleyle vurularak düşürüldüğü hatırlatıldı.

    Havada vurularak imha edilen İHA’nın enkazına, çok küçük parçalara ayrılarak geniş bir alana dağılması sebebiyle henüz ulaşılamadığı belirtilen açıklamada, şu ifadeler yer aldı:

    “Balıkesir ve Kocaeli’nde düşmüş halde bulunan İHA’lar incelenmektedir. İnceleme sonuçları kamuoyu ile paylaşılacaktır. Hava sahamızın kontrolü radarlar, elektro-optik sensörler, kara, deniz ve hava unsurları ile NATO entegre yapısı dahil olmak üzere çok katmanlı mimariyle 7 gün 24 saat esasına göre sağlanmakta ve bu konuda herhangi bir zafiyet bulunmamaktadır. Küçük, düşük irtifalı ve düşük radar kesitine sahip İHA’lar, yalnızca Türkiye’nin değil Avrupa ülkeleri dahil tüm devletlerin karşı karşıya olduğu yeni nesil bir tehdittir. Bu tür hedeflere karşı müdahalede, sivil hava trafiği ve can güvenliği öncelikli olarak dikkate alınmakta ve en uygun unsur devreye sokulmaktadır. Sonuç olarak bahse konu olaylar, bir hava savunma zafiyetinden ziyade, Ukrayna-Rusya arasında devam eden savaş sebebiyle artan İHA kullanımının bir yansımasıdır. Türkiye, İHA’lara karşı ilave tedbirler almakta, milli projeler ve müttefik entegrasyonlarıyla hava savunma kapasitesini sürekli geliştirmekte ve hava sahasının güvenliğini kararlılıkla sağlamaya devam etmektedir.”

    Suriye’de son durum

    Bakanlık tarafından, Suriye’deki son duruma ilişkin sorular üzerine yapılan açıklamada, son dönemde terör örgütü PKK/YPG/SDG’nin gerçekleştirdiği saldırıların Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve istikrarına zarar verdiği, mutabakat sürecini olumsuz etkilediği ifade edildi.

    Suriye’deki mücadelenin, birlik ve bütünlüğü sağlanan, istikrarlı ve müreffeh bir Suriye isteyenler ile istikrarsız, bölünmüş, güçsüz bir Suriye’den yana olanlar arasında olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Bölgesinde barış ve istikrar üretmeye çalışan Türkiye’nin tavrı nettir ve bu tavır herkes tarafından bilinmektedir. Türkiye, bu doğrultuda Suriye hükümetiyle yakın işbirliğini sürdürmeye ve ‘Tek Devlet, Tek Ordu’ ilkesini desteklemeye kararlıdır.” denildi.

    Yunanistan-İsrail-GKRY arasında anlaşma

    Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) faaliyetlerini, gerçekleştirdikleri üçlü zirve sonrası yapılan açıklamaları ve zirvede alınan kararlar kapsamında dile getirilen askeri işbirliği girişimlerine de değinildi.

    Açıklamada, konuya ilişkin şunlar kaydedildi:

    “Bahse konu girişimin askeri açıdan Türkiye’ye karşı bir tehdit oluşturması söz konusu değildir. Türkiye, bölgede istikrarın korunması ve diyalog ortamının sürdürülmesi yönündeki kararlılığını sürdürmektedir. İsrail’in Türkiye’ye yönelik açıklamalarının ve bölgede gerilimi artırabilecek söylemlerinin, sahadaki gerçekler ve uluslararası hukuk çerçevesinde herhangi bir karşılığı bulunmamaktadır. Ülkemiz, NATO müttefikliği temelinde Ege ve Doğu Akdeniz’de yapıcı diyalogdan yanadır, ancak müttefiklik ruhuna aykırı adımların sahadaki durumu değiştiremeyeceği bilinmelidir. Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliği ve haklarına ilişkin tutumu nettir ve değişmezdir. Türkiye garantörlüğün kendisine vermiş olduğu yetkileri kullanmaktan bugüne dek geri kalmadığı gibi bundan sonra da geri kalmayacaktır. Sonuç olarak, Ege ve Doğu Akdeniz’de gerilimi artıran taraf Türkiye değil, dışlayıcı ve tek taraflı adımlar, oldubitti yaratmaya yönelik yaklaşımlardır. Türkiye, bölgenin bir çatışma alanı haline gelmesinden ziyade, işbirliği ve istikrar havzası olarak şekillenmesinden yanadır.”

    Öte yandan açıklamada, Yunan basınında yer alan “hava sahası ihlali” iddialarına ilişkin, “Hava sahası ihlali iddialarının temelinde Yunanistan’ın bugün ve tarihte örneği olmayan kara suları ve hava sahası yaklaşımındaki tutarsızlık yer almaktadır. Ülkemizin Ege’de gerçekleştirdiği uçuşlar uluslararası hava sahasında gerçekleştirilmektedir. Türkiye, Yunanistan ile tüm sorunları uluslararası hukuk, karşılıklı iyi niyet ve iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde diyalog ve müzakere yoluyla barışçıl yöntemler ile çözme eğilimindedir.” ifadeleri kullanıldı.

  • Bu gece Regaip Kandili

    Bu gece Regaip Kandili

    İslam dünyası için büyük öneme sahip üç aylardan recep ayının ilk perşembe gününü cumaya bağlayan gece idrak edilen Regaip Kandili, “rahmet ve bereket gecesi” olarak kabul ediliyor.

    Sözlükte “kendisine rağbet edilen şey, bol ve değerli bağış” anlamına gelen regaip, hadis ve fıkıh literatüründe ise “bol sevap, mükafat, faziletli amel” anlamlarında kullanılıyor.

    Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Ömer Tiryaki yaptığı açıklamada, Kur’an-ı Kerim’de savaşın yasaklandığı aylardan birinin de recep olduğunu hatırlattı.

    Peygamberin belirli bir gün belirtmeden recep ayında oruç tuttuğuna dair rivayetlerin bulunduğunu aktaran Tiryaki, “Recep ayı, gerek manevi bir iklimin yaklaşması gerekse içerisinde Regaip ve Miraç gecelerini de barındırması sebebiyle Müslümanlar için şükür ve sevinç kaynağıdır.” ifadesini kullandı.

    Üç ayların, Müslümanların inanç, ibadet, ahlak ve sosyal sorumluluk alanlarında bütüncül bir yenilenmeye yöneldiği müstesna bir dönem olduğunu vurgulayan Tiryaki, şunları kaydetti:

    “Regaip gecesiyle başlayan üç aylar, ramazanın rahmet ikliminde kemale erer. Bu zaman dilimini en verimli şekilde değerlendirmek, düzenli ibadet, bilinçli tefekkür, ahlaki hassasiyet ve toplumsal dayanışmayı artırmayı gerektirir. Böylece üç aylar, takvayı merkezine alan bir hayatın inşası için güçlü bir zemin haline gelir.”

  • Çelebi ünvanı ilk Osmanlı Devleti’nde kullanıldı

    Çelebi ünvanı ilk Osmanlı Devleti’nde kullanıldı

    Erdal Akar Konferans Salonunda moderatörlüğünü Sultan Divani Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Ramazan Hüseyin Biçer’in yaptığı panel, Devlet Konservatuvarı Öğr. Gör. Yunus Emre Uğur’un hazırladığı; Arş. Gör. Ataberk Cingirt’in ney, Öğr. Gör. Dr. Özkan Özkoç’un ise kanun icra ettiği dinletiyle başladı. Panelde; “Çelebilik ve Afyonkarahisar’da Çelebiler” temalı sunumunu yapan Fen Edebiyat Fakültesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cüneyt Akın, çelebilik kavramının, tarihsel ve kültürel miras açısından önemli bir değer ifade ettiğini söyledi. Çelebi meşrep olmanın özendirilmesi, desteklenmesi, takdir edilmesi, teşvik edilmesi ve ödüllendirilmesi gerektiğini ifade eden Akın, “Hatta bu anlayışın sertifikalandırılması, kamusal alanlarda görünür kılınması ve toplum genelinde farkındalık oluşturacak şekilde yaygınlaştırılması gerektiği düşünülmektedir” dedi.

    “ÇELEBİ, ALLAH’IN KULU DEMEK”

    Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alper Günaydın ise “Tarihte ve Türk Kültüründe Çelebilik” sunumunu gerçekleştirdi. “Çelebi kelimesinin “Tanrı”, “Allah” ve “Rab” anlamlarında kullanılan “Çalap” kelimesinden türediğini belirtti. Çelebi kelimesinin tarihsel süreçte ilk olarak Osmanlı Devleti’nin kuruluş ve erken dönemlerinde şehzadeler için kullanıldığı söyleyen Günaydın, “Yıldırım Bayezid’in oğulları olan İsa Çelebi, Musa Çelebi, Süleyman Çelebi ve Mehmet Çelebi bu durumun açık örnekleridir. Nitekim Fetret Devri’nden sonra devleti yeniden toparlayan I. Mehmet de tarih literatüründe ‘Çelebi Sultan Mehmet’ olarak anılmaktadır. Bu bağlamda çelebi ünvanı, yalnızca bir şehzadelik ve asalet göstergesi değil; aynı zamanda okumuş, yazmış, bilgili ve yönetme ehliyetine sahip bir şahsiyeti ifade eden bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır” dedi.

    “MESNEVİ’DE “ÇELEBİ” KAVRAMI DOĞRUDAN YER ALMIYOR”

    “Mesnevi’de Çelebiliğin İzleri” konulu sunumunu yapan Felsefe Bölümünden Dr. Öğretim. Üyesi Mehmet Fatih Ünal ise Mesnevî’de, çelebi kelimesinin doğrudan kullanılmadığını kaydetti. Ünal, “Mevlânâ’nın diğer eserlerinde bu kelimenin geçip geçmediği hususunda ise kesin bir şey söylemek zordur. Bildiğim kadarıyla Mesnevî’de bu kavram açık biçimde yer almamaktadır. Divan’da ya da diğer eserlerde gözden kaçan bir kullanım olabilir; ancak bu konuda kesin konuşamam. Ayrıca Mevlânâ ile Mevlevîliği doğrudan özdeşleştirmediğimi de özellikle belirtmek isterim. Çelebi ünvanı Mevlevîlikte kullanılmıştır; ancak bu, Mevlânâ’nın bizzat kavramsallaştırdığı bir ifade değildir” dedi.

  • Bu görüntülerden sonra RTÜK devreye girdi: Program Erişime Kapatıldı!

    Bu görüntülerden sonra RTÜK devreye girdi: Program Erişime Kapatıldı!

    Programda kadınların “meta”laştırıldığı ve istismar edildiği sonucuna varan kurul, hem para cezası kesti hem de programın yayından kaldırılması talimatını verdi.

    CEZANIN GEREKÇESİ

    RTÜK’ün yaptığı incelemelerde, programın içeriğinin toplumsal cinsiyet eşitliğine aykırı olduğu ve kadın onurunu zedelediği şu maddelerle raporlandı:

    • Kadın İstismarı: Kadınların bedensel, duygusal ve psikolojik olarak bir nesne veya “meta” gibi sunulduğu tespit edildi.

    • Reyting Malzemesi: Kadınların duygusal durumlarının sadece ilgi çekmek ve reyting artırmak amacıyla sömürüldüğü vurgulandı.

    • Erkek Rekabetinde “Ödül” Konumu: Kadınların, erkek yarışmacılar arasındaki rekabette bir “ödül” veya “gerginlik sebebi” olarak konumlandırılmasının etik dışı olduğu belirtildi.

    • Katı Cinsiyet Rolleri: Kadınların belirli davranış kalıplarına zorlandığı ve karar alma mekanizmalarından dışlandığı ifade edildi.

    KANUNUN 8. MADDESİ İHLAL EDİLDİ

    Kurul, programın 6112 sayılı Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrasının (s) bendini ihlal ettiğine hükmetti. Bu madde; “Yayın hizmetleri, kadınlara yönelik baskıları teşvik eden ve kadını istismar eden programlar içeremez” hükmünü içeriyor.

    UYGULANAN YAPTIRIMLAR

    1. İdari Para Cezası: Yayını yapan dijital platforma en üst sınırdan para cezası uygulandı.

    2. Katalogdan Çıkarma: Programın mevcut tüm bölümlerinin dijital platformun yayın erişime kapatılmasına karar verildi.

  • Köpeği kolunu yaladı, kadın dehşeti yaşadı!

    Köpeği kolunu yaladı, kadın dehşeti yaşadı!

     Tatil dönüşü köpeğinin kolundaki küçük bir çiziği yalamasıyla başlayan süreç, talihsiz kadının kollarını ve bacaklarını kaybetmesine neden oldu.

    TATİL DÖNÜŞÜ ANİDEN FENALAŞTI

    2019 yılında Dominik Cumhuriyeti tatilinden dönen Marie Trainer, başlangıçta mide bulantısı ve sırt ağrısı şikayetleriyle rahatsızlandı. Durumu hızla kötüleşen ve bilinci kapanan Trainer hastaneye kaldırıldığında, doktorlar önce tropikal bir hastalıktan şüphelendi. Ancak gerçek çok daha nadir ve sinsi bir bakteride gizliydi.

    Yapılan testler sonucunda Trainer’ın kanında, kedi ve köpeklerin ağız florasında doğal olarak bulunan Capnocytophaga canimorsus bakterisi tespit edildi. Bu bakterinin, köpeğinin Trainer’ın kolundaki küçük bir çiziği yalamasıyla kan dolaşımına girdiği anlaşıldı.

    SEPTİK ŞOK 

    Bakteri vücuda yayıldığında bağışıklık sisteminin aşırı tepki vermesiyle sepsis (kan zehirlenmesi) tablosu oluştu. Kan akışı uç noktalarda durma noktasına gelince dokular hızla kangren oldu. Trainer komadayken hayati organlarını korumak için doktorlar kollarını ve bacaklarını ampute etmek zorunda kaldı. 100 gün hastanede kalan talihsiz kadın, toplamda 13 operasyon geçirdi.

    “HAYATTA KALDIĞIM İÇİN ŞANSLI OLDUĞUMU SÖYLEDİLER”

    Uyandığında kollarının ve bacaklarının olmadığını öğrenen Trainer, o anları “Hayatımın en kötü günüydü” diyerek özetledi. Protezlerle yeniden hayata tutunmaya çalışan Marie, yaşadığı büyük travmaya rağmen köpeklerini sevmeye devam ettiğini ancak artık çok daha dikkatli olduğunu belirtti.

  • Sadettin Saran hakkındaki karar belli oldu!

    Sadettin Saran hakkındaki karar belli oldu!

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında ifadesi alınan Sadettin Saran, “uyuşturucu madde temin etme” ve “uyuşturucu kullanımını kolaylaştırmak” suçlamalarıyla, yurt dışı çıkış yasağını da içeren adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi.

    SORUŞTURMA SÜRECİNDE NELER YAŞANDI?

    Süreç, Saran’ın yurt dışından dönerek savcıya ifade vermesiyle başlamıştı. İşte dosyanın kritik detayları:

    1. ATK Raporu: Adli Tıp Kurumu (ATK), Saran’ın saç örneğinde kokain testinin pozitif çıktığını; ancak kan, idrar ve tırnak örneklerinin negatif sonuç verdiğini raporladı.

    2. İtiraz: Sadettin Saran, ATK raporuna itiraz ederek bağımsız bir kuruluşa ikinci kez test yaptırdı.

    3. Gözaltı: Dün, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince “uyuşturucu madde temin etmek” ve “kullanımı kolaylaştırmak” suçlamalarıyla gözaltına alındı.

    SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK?

    Şu an Sulh Ceza Hakimliği önünde olan Saran’ın, hakimin kararının ardından serbest bırakılıp bırakılmayacağı veya adli kontrol şartlarının kapsamı belli olacak.

  • Tarih açıklandı: Emekliye zam haberi geldi!

    Tarih açıklandı: Emekliye zam haberi geldi!

    TÜİK’in açıklayacağı Aralık ayı enflasyonu öncesinde, 5 aylık verilere göre oluşan zam oranları şu şekilde:

    • Memur ve Memur Emeklisi: %17,56

    • SSK ve Bağ-Kur Emeklisi: %11,21

    “YAZIN CİDDİ ARTIŞ YAPILACAK”

    TGRT Haber canlı yayınında konuşan Cem Küçük, emekliler için 2026’nın ikinci yarısını işaret ederek aldığı önemli duyumu şu sözlerle aktardı:

    “Duyum yani kesin bilgi değil; ancak hükümetin 2026 Temmuz ayından itibaren emekli maaşlarına ciddi artışlar yapacağı yönünde bilgiler var. Yani yazın büyük bir hamle yapacaklar, ardından 2027 başında bir artış daha gelecek diye bir duyumum var.”

    5 OCAK KRİTİK EŞİK

    Emeklilerin kök maaşları ve en düşük emekli maaşına dair kesin kararlar, Aralık ayı enflasyon verisinin açıklanacağı 5 Ocak 2026 günü netlik kazanacak. Asgari ücrete yapılan %27’lik zammın ardından, emekli dernekleri ve kamuoyu, aradaki farkın kapatılması için hükümetten bir “refah payı” dokunuşu bekliyor.

    BEKLENEN EN DÜŞÜK MAAŞ TAHMİNLERİ

    Ekonomi çevrelerinde konuşulan senaryolara göre, en düşük emekli maaşının 2026 yılı itibarıyla 15.000 TL ile 17.500 TL bandına çekilmesi en güçlü ihtimal olarak değerlendiriliyor. Cem Küçük’ün paylaştığı kulis bilgisi ise asıl iyileştirmenin Temmuz döneminde yapılacağı yönünde.