Yazar: admin

  • TBMM Komisyonunda İmralı Tutanağı Özeti Okundu: Yasal Düzenlemeler Masada

    TBMM Komisyonunda İmralı Tutanağı Özeti Okundu: Yasal Düzenlemeler Masada

    TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 19. toplantısını gerçekleştirerek İmralı ziyareti sonrası ilk kez bir araya geldi. Toplantıda, Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmenin 4 sayfalık tutanak özeti okundu. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen, raporda yasal düzenlemelere de yer verileceğini belirtti.

    Okunan İmralı tutanağında, “27 Şubat çağrısında özerklik yok, silah bırakmanın olumlu karşılandığını söyledi. Öcalan, normalde PKK’yı 1993’te fesh etmesi gerektiğini söylemiş ancak her seferinde bir elin bu girişimini sabote ettiğini ifade etmiştir. Bu sabotaj sürecini darbe mekaniği olarak tanımlamıştır. 1993’ten günümüze Turgut Özal, Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan ile dolaylı görüşmelerin nihayete erememesinde de bu darbe mekaniğinin etkisinin olduğunu belirtmiştir.” ifadeleri yer aldı.

    Tutanakta Öcalan, sürecin başından beri arkasında olduğunu, koşullar el verirse teorik ve pratik imkanının bunu gerçekleştirmeye müsait olduğunu ifade ediyor. Bunun yanı sıra Öcalan silahlı yöntemden ayrıldığını, siyasi yöntemi benimsediğini, 27 Şubat çağrısı çerçevesinde PKK ile ilişkili bütün yapıların örgütsel varlıklarının son erdirilmesinin ve silahların bırakılmasının toplum tarafından iyi karşılandığını belirtiyor. Suriye ve Irak’ta daha etkili olduğunu söylüyor.

    Tutanakta, Zap bölgesi boşaltılırken örgüt üyelerinin ellerinde silahların olması kamuoyunda infial yarattığı, bu konuda yapılan çağrıya tam uymadığının görüldüğü milletvekilleri tarafından Öcalan’a söylendiği ve Suriye konusunda yeni bir çağrı yapması gerektiği vurgulanıyor. Öcalan ise,  “PKK’nın sadece elindeki silahları değil zihinsel olarak da silahları bırakması gerektiğini” belirtiyor.

    AK Parti Komisyon Üyesi Mustafa Şen, raporda örgüt üyeliği suçunun, örgütün kendini feshetmesi durumunda düşürüleceğini, suça karışmamış kişiler için ceza indirimlerinin önerileceğini açıkladı. Ayrıca, 5 yıllık adli takip şartı ve kamu vicdanını incitmeyecek düzenlemelerin planlandığını belirtti.

    TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, toplantının açılışında komisyon çalışmalarının en hassas döneme girdiğini söyledi. Kurtulmuş, İmralı ziyaretinin MİT koordinatörlüğünde gerçekleştirildiğini ve TBMM’den stenograf bulunmadığını belirtti.

    MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, dinlemenin olumlu geçtiğini, herhangi bir olumsuz durumun olmadığını vurguladı. Siyasi partiler de raporlarını komisyona teslim etti.

    Komisyon, İmralı ziyareti sonrası raporlama safhasına geçerek Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda hazırlıklarını sürdürecek. Önceki toplantı, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında 21 Kasım’da gerçekleştirilmişti.

  • Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı Grynkewich: Türkiye son derece önemli bir müttefik

    Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı Grynkewich: Türkiye son derece önemli bir müttefik

    Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı (SACEUR) Orgeneral Alexus G. Grynkewich, Belçika’nın Mons kentinde bulunan NATO Avrupa Müttefik Güçler Yüksek Karargahı’nda (SHAPE), NATO ve Avrupa Birliği (AB) arasındaki işbirliği ile Türkiye’nin Avrupa güvenliğine katkısına ilişkin soruları yanıtladı.

    İttifakın AB ile yürüttüğü işbirliğinde uyumlu olunması ve güçlü yönlerin bir araya gelmesi için çaba sarf ettiklerini belirten Grynkewich, NATO’nun askeri bir komuta yapısına sahip olduğunu ve bu çerçevede ihtiyaç duyulan teknolojik kabiliyetlere ilişkin öneriler sunduğunu, AB ile işbirliğinin iyi gittiğini ifade etti.

    “İttifak genelinde görev yapan en iyi liderlerimizin bazıları Türkiye’den geliyor”

    Grynkewich, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

    “Türkiye son derece önemli bir müttefik, son derece kabiliyetli silahlı kuvvetlere sahip. İttifak genelinde görev yapan en iyi liderlerimizin bazıları Türkiye’den geliyor. Şu anda da örneğin Kosova’daki Komutanımızın liderliğine duyulan büyük bir güven var ve bunun için gerçekten çok minnettarım.”

    “Hibrit tehditler, İttifak’a karşı varoluşsal tehdit oluşturmuyor”

    Avrupa genelinde son dönemde artan hibrit tehditlerin önemli olduğunu ve bu çerçevede saldırıların devam edeceğinin de öngörüldüğünü aktaran Grynkewich, “Bunların hepsi hibrit faaliyetler ağının bir parçası. Bir kısmı dikkatsizce, bir kısmı kasıtlı yapılıyor. Bunların bir kısmının arkasında Rusya’nın olduğunu biliyoruz, belki hepsinin değil ama kesinlikle bir bölümünün arkasında. Kamuoyumuzun da bunu bilmesi gerek.” dedi.

    Grynkewich, diğer taraftan “mesele kontrolümüzde” diyerek, “Hibrit tehditler, İttifak’ın yaptığı hiçbir şeye varoluşsal bir tehdit oluşturmuyor. Birliğimizi zayıflatmıyor. Buna karşılık verebiliyor, bunu yönetebiliyoruz.” diye konuştu.

    NATO’nun daha “proaktif” olmayı da düşündüğünü söyleyen Grynkewich, aynı zamanda NATO’nun bir savunma ittifakı olduğunun altını çizdi.

    “Rusya bizi her gün test ediyor”

    Grynkewich, Rusya’nın “potansiyel saldırganlığına” ilişkin bir soruya ise “Rusya bizi her gün test ediyor. Bence her gün sınanıyoruz.” yanıtını verdi.

    Asıl riski NATO’nun “hasımlarının birbiriyle çok yakın çalışması” olarak değerlendiren Grynkewich, Çin’in, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşını finanse ettiğini, Kuzey Kore’nin asker ve teçhizat gönderdiğini, İran’ın da ekipman ve teknoloji transfer ettiğini dile getirdi.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: Engelli vatandaşlarımızın sorunlarını çözüme ulaştırmak devlet olarak birincil önceliğimizdir

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: Engelli vatandaşlarımızın sorunlarını çözüme ulaştırmak devlet olarak birincil önceliğimizdir

    Erdoğan, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısıyla AK Parti Kongre Merkezi’nde düzenlenen, Engelsiz Türkiye Yüzyılı Dünya Engelliler Günü Buluşması’na katıldı.

    Konuşmasına, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü vesilesiyle düzenlenen programa katılmaktan memnuniyet duyduğunu söyleyerek başlayan Erdoğan, 81 ildeki engellileri temsilen davete katılarak salonda bulunan konuklara “Hoş geldiniz, safalar getirdiniz.” dedi.

    Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanındaki tüm engellilerin Dünya Engelliler Günü’nü tebrik eden Erdoğan, “Bu önemli günün, engelli kardeşlerimizle birlikte onların kıymetli aileleri ve milletimizin tamamı için hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Sizlerin vasıtasıyla hayat yolculuğunda ümitsizliğe asla alan açmayan, geleceğe hep güvenle bakan, azim ve sebatlarıyla hepimize örnek olan tüm engellilerimize selamlarımı, sevgilerimi iletiyorum.” ifadelerini kullandı.

    Programı düzenleyen AK Parti Sosyal Politikalar Başkanlığına ve emeği geçen herkese teşekkür eden Erdoğan, programda ödül verilen kurumları ve yöneticilerini kutladı, engellilerin sorunlarına gösterdikleri hassasiyet için teşekkür etti.

    “Engellilere dönük politika ve faaliyetler bağlamında çok iyi bir karneye sahibiz”

    “Engelli vatandaşlarımızın sorunlarını çözüme ulaştırmak, hem kendilerinin hem de ailelerinin talep ve beklentileri doğrultusunda yeni adımlar atmak, devlet olarak bizim birincil önceliğimizdir” diyen Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Farkındalık zeminini sürekli genişletmek, dijital teknolojiler de dahil yaşamın her alanında erişilebilirlik ilkesini etkin şekilde uygulamak yine bizim temel mesuliyetimizdir. Fakat tüm bu çalışmalar, doğası gereği işbirliği ve koordinasyonu zorunlu kılmaktadır. Merkezi idaresiyle yerel yönetimiyle akademi, sivil toplum ve iş dünyasıyla toplumumuzda bu konuda giderek artan duyarlılığı büyük bir takdir ve memnuniyetle müşahede ediyorum. Engelli vatandaşlarımızın işlerini kolaylaştıran, sosyal çevreye ve iş hayatına katılımlarını sağlayan, bu kardeşlerimizle yakından ilgilenen herkese buradan şükranlarımı sunuyorum.

    Hem hükümet hem AK Parti olarak ‘Sosyal Hizmetler’ başlığında bilhassa da engellilere dönük politika ve faaliyetler bağlamında hamdolsun çok iyi bir karneye sahibiz. Sahadaki tespit ve çalışmalarımızı, yaptığımız hukuki ve idari reformlarla desteklemeye devam ediyoruz. Engelli kardeşlerimizin haklarını, yalnızca ülkemizde değil uluslararası alanda da güçlü bir şekilde savunuyoruz. Çalışmalarımızı bu istikamette devam ettireceğiz. Şunu da açık ve net ifade etmek durumundayım, şüphesiz biz ‘Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız’ buyuran bir Peygamber’in ümmetiyiz.”

    “Doğru bildiğimiz yoldan ayrılmadan hedefe ulaşmaya çalışıyoruz”

    Millete sundukları eser ve hizmetleri de bu kavrayışla tatbik eden ve etmeye çalışan bir kadro olduklarını vurgulayan Erdoğan, “Ne yapıyorsak samimiyetle, aşkla yapıyoruz. Doğru bildiğimiz yoldan ayrılmadan hedefe ulaşmaya çalışıyoruz.” dedi.

    Tüm bunlara rağmen fark etmeden de hatalarının, eksiklerinin ve kusurlarının olabileceğini belirten Erdoğan, “Ama şunu herkesin, bilhassa da engelli kardeşlerimin bilmesini istiyorum. Kırılan kalbi onarılmamış, mahzun edilen gönlü alınmamış, gerekli imkan sağlanmamış tek bir engelli kardeşimiz kalmayıncaya dek fedakarca ve samimiyetle çalışmayı sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.

    Yaşlıların, ihtiyaç sahiplerinin, şehit yakınları ve gazilerin 7 gün 24 saat esasıyla hizmetine koşmaya, kendilerine gerekli her türlü kolaylığı sağlamaya büyük bir hassasiyetle devam edeceklerini bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Bugüne kadar nasıl olduysa, sosyal hizmet alanındaki sorumluluklarımızı tam bir adanmışlık ruhuyla yerine getireceğiz. Rabb’im yar ve yardımcımız olsun. Tarihte ne yaparsanız yapın değiştiremeyeceğiniz hakikatler vardır. Bu gerçekleri muhalif veya muvafık hiçbir çevre, hiçbir görüş, hiçbir ekol görmezden gelemez, yok sayamaz. Bunlardan biri şudur; bizi dünyanın diğer milletlerinden ayıran milli seciyemizin alametifarikası olan en temel vasfımız insan, adalet ve merhamet merkezli bir medeniyet mefkuresine sahip olmamızdır. Kalpler kazanmak, gönüllere girmek, adaleti, iyiliği, güzelliği teşmil etmek için işte bu mefkure ile seferlere çıktık.

    Selçuklu’dan bugüne tam bin yıldır Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin, o ünlü metaforunda olduğu gibi bir ayağımızı buraya, Anadolu’ya sabitlerken diğeriyle tüm dünyayı, 72 milleti dolaştık. Coğrafyamızın neredeyse her karışında, yalnızca şehirleri inşa etmekle kalmadık aynı zamanda kalpleri de ihya ettik. Şunun bir defa bilinmesi gerekiyor; asırlardır düşüncemizin merkezinde daima insan vardır. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ düsturu vardır. Başarılarımızın gerisindeki ana unsur, insana atfettiğimiz değer ve ehemmiyettir. İşte bu yüzden Ahi teşkilatımızla, bimarhanelerimizle, şifahanelerimizle, vakıflarımız ve eğitim kurumlarımızla insanın bilhassa da ihtiyaç sahiplerinin üzerine titizlikle eğildik. Batı’nın gündemine ancak Rönesans ve Reform döneminde gelen insan, kavram olarak bizim medeniyet değerlerimizin halen özünü teşkil ediyor. Kalp kırmaktan, gönül incitmekten daima çekindik. Bundan özellikle imtina ettik. Bugün de aynı hassasiyetle hareket ediyoruz.”

    “Fukara kalbine her kim dokuna, dokuna sinesi Allah okuna”

    “Fukara kalbine her kim dokuna, dokuna sinesi Allah okuna” dizelerini okuyan Erdoğan, bugünkü sosyal devlet geleneğinin asırlardan süzülüp gelen müşfik devlet anlayışının devamı olduğunu söyledi.

    Bu anlayışta hasta ve engellilerin topluma katılımının teşvik edildiğini, devletin kritik meselelerinin görüşüldüğü “Has Oda” da dahil kendilerine hem askeri hem de idari bürokraside önemli vazifeler verildiğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

    “Sanat ve zanaat sahibi olmaları için hem vakıflar hem de bu alanda eğitim veren kurumlar engellilere çok titiz bir eğitim programı uygulamıştır. Müderrislik, musahiplik, hafızlık gibi görevler icra eden çok sayıda engelli gerek topluma gerekse devlete çok çok mühim katkılar yapmıştır. Bilhassa Sultan 2. Abdülhamid, birilerinin edepsizce karaladığı o büyük padişah, 1899’dan itibaren engellilerin çok daha nitelikli bir eğitim alması için yeni okullar açtırmıştır. Sadrazam Kamil Paşa ve Maarif Nazırı Münif Paşa da özel eğitim alanında Sultan Abdülhamid Han döneminde bu eğitim yuvalarının hayata geçirilmesinde çok önemli inisiyatifler üstlenmiştir. Hepsine de rahmet olsun, Rabb’im onlardan razı olsun.”

    “Güçlü ve zengin bir geleneğin mirasçılarıyız”

    Söz konusu dönemdeki okulların müfredatında müzik ve resmin yanı sıra matematik, coğrafya, kozmografya ve mimari gibi derslerin de yer aldığını vurgulayan Erdoğan, buralarda öğrenim gören engelli gençlerin hem bilgi birikimiyle öne çıktıklarını, hem de kimseye muhtaç olmadan memleketlerine hizmet etme imkanını bulduklarını aktardı.

    Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Ahfadı olmakta iftihar ettiğimiz şanlı ecdat asırlar öncesinden bu kritik adımları atmayı, bu değerleri milletimize kazandırmayı bilmiştir. İşte biz böylesine kamil bir devletin, böylesine güçlü ve zengin bir geleneğin mirasçılarıyız. Dolayısıyla diğer tüm alanlarda olduğu gibi sosyal hizmet sahasındaki çalışmalarımızı da bu birikimin hakkını verecek şekilde geliştirmek ve uygulamak zorundayız. Hamdolsun bugüne kadar sosyal hizmet ve politikalarla üzerimize ne düşüyorsa yaptık ve yapıyoruz. Verdiğimiz samimi mücadelenin en yakın şahidi sizlersiniz.”

    “Uluslararası alanda güçlü irade ortaya koyduk”

    Erdoğan, 2002’de milletin emanetini devraldıklarında engelli vatandaşların sosyal hayata katılımının oldukça sınırlı düzeyde olduğuna dikkati çekerek, “Eğitimde, istihdamda erişilebilirlikte çok ciddi sıkıntılar, büyük eksikler vardı. Engelli bireylerin haklarını güvence altına alan çağdaş bir sistem ne yazık ki kurulmamıştı.” dedi.

    Bu tabloyu ellerinin tersiyle ittiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Bu düzene itiraz ettik ve hiçbir surette kabul etmedik. Sistemi adeta yeni baştan inşa ederek engelsiz bir Türkiye mahsulü olmaktan çıkarıp, devlet politikası haline getirdik. Bunu da engelli vatandaşlarımızı himaye edilmesi gereken kişiler olarak değil, bu ülkenin eşit, onurlu, üretken ve güçlü bireyleri olarak gördüğümüz için yaptık. Son 23 senede bu alanda çok güçlü adımlar attık. Çok önemli atılımlar yaptık. 2005 yılında Engelliler Hakkında Kanun’u yürürlüğe koyarak, bu alanda yeni bir dönem başlattık. 2009’da ilk imzacılarından biri olduğumuz Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmeyi onaylayarak uluslararası alanda güçlü bir irade ortaya koyduk.”

    “3 bin 992 erişilebilirlik belgesi verdik”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2010’da yaptıkları Anayasa değişikliğiyle engellilere yönelik ayrımcılığı açıkça yasakladıklarını ve engelli haklarını Anayasal güvenceye bağladıklarını söyledi.

    Erdoğan, şu bilgileri verdi:

    “2013’te başlattığımız ücretsiz seyahat uygulaması ile şehir içi, kara, deniz ve demir yolu ulaşımını yaşlı ve engellilerimiz için ücretsiz hale getirdik. Son 10 yılda 10 milyondan fazla engelli vatandaşımız yüksek hızlı tren ve ana hat trenlerimizden hiçbir ücret ödemeden istifade etti. Ayrıca, erişilebilirlik alanındaki belgelendirme ve denetim mekanizmalarını geçmişte hiç olmadığı kadar iyileştirdik. Kamuya mahsus binalara, toplu araçlarına ve açık alanlara tam 3 bin 992 adet erişilebilirlik belgesi verdik. Bu konudaki farkındalığı artırmak amacıyla bu sene Engelliler Haftası’nın son günü olan 16 Mayıs’ı Ulusal Erişilebilirlik Günü ilan ettik.”

    “Özel eğitim okullarımızı yaygınlaştırdık”

    Engelli vatandaşların eğitim ve istihdamının kendileri için büyük önem ve öncelik teşkil ettiğini vurgulayan Erdoğan, bu amaçla özel eğitim okullarını yaygınlaştırdıklarını bildirdi.

    Rehabilitasyon hizmetlerini sağlam bir altyapıya kavuşturduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üniversitelerimizde engelli öğrenci birimleri kurarak yükseköğretimde kapsayıcılığı artırdık. Şunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Engelli bireylerin toplumsal yaşama eşit ve bağımsız katılımının en güçlü araçlarından biri kuşkusuz istihdamdır. İş imkanlarının oluşturulması noktasında da hamdolsun çok başarılı bir sınav verdik, veriyoruz. 2002’de kamuda sadece 5 bin engelli memur istihdam ediliyordu, bugün 83 bine ulaştı.” diye konuştu.

    “Sosyal destekler alanında tam bir devrim gerçekleştirdik”

    İşverenlere sağlanan teşviklerle özel sektörde de engellilerin istihdamını desteklediklerini söyleyen Erdoğan, “Sosyal destekler alanında tam bir devrim gerçekleştirdik. Sosyal yardımları ve destek hizmetlerini insan onurunu esas alan bir bakış açısıyla geliştirdik.” diye konuştu.

    “40 bine yakın engelli vatandaşımıza yatılı hizmet sunuyoruz”

    Bakıma ihtiyaç duyan engelli vatandaşların aileleriyle ve kendi sosyal ortamlarında hayatlarını sürdürmesinin bir başka öncelikleri olduğunun altını çizen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “2002’de yalnızca 5 bin kişi evde bakım yardımından faydalanırken aylık 11 bin 702 lira ödeme yaptığımız bu destekten bugün yaklaşık 520 bin vatandaşımız yararlanıyor. Ülkemizin dört bir yanında sayısı 143’e ulaşan gündüzlü bakım merkezlerimizde engelli bireylerin aktif olarak yer aldığı sosyal, kültürel ve sportif faaliyetler icra ediyoruz. 106’sı Aile Bakanlığımıza bağlı 331’i özel sektöre ait toplam 437 bakım merkezinde 40 bine yakın engelli vatandaşımıza yatılı hizmet sunuyoruz. Bakanlığımıza bağlı merkezlerdeki hizmetleri ücretsiz verirken, özel merkezlerde kalan vatandaşlarımızın yüzde 94,4’ünün ödemelerini devlet olarak bizzat biz üstleniyoruz.”

    Erdoğan, aile temelli erken müdahale sisteminin üzerinde önemle durduklarını vurgulayarak, “Sizlerin de bildiği üzere gelişimsel riski ya da engeli olan çocuklarımızın ihtiyaç duyduğu hizmeti, mümkün olan en erken teşhisle bir an önce alınması hayati önem arz ediyor. Bu amaçla Ankara, Bursa, Kahramanmaraş ve Mersin’de devreye aldığımız erken çocukluk gelişimi merkezlerinde bu yavrularımızın sağlık, eğitim ve sosyal hizmetlerini bütüncül bir şekilde sağlıyoruz. Aileleriyle birlikte süreç içerisinde hangi adımları atabileceğimize beraberce karar veriyor, ardından hep birlikte yola koyuluyoruz. Yani anne ve babalarımız, ailelerimiz bu sistemin tam kalbinde yer alıyor. Hiçbir çocuğumuzu geride bırakmadan, her yavrumuzun hayatına dokunarak bu uygulamayı inşallah 81 ilimize yaygınlaştıracağız.” diye konuştu.

    2030 Engelsiz Vizyon Belgesi’yle engelli politikalarını bütüncül bir stratejiye dönüştürerek, eğitimden istihdama, teknolojiden afet yönetimine kadar pek çok alanda sürdürülebilir hedefler belirlediklerini ifade eden Erdoğan, “Birinci Engelli Hakları Ulusal Eylem Planı’mızla bu hedeflerin çok önemli bir kısmına başarıyla ulaştık. 2026-2028 yıllarını kapsayan ikinci eylem planımızın hazırlıklarına başlandı. Detaylarını yakında kamuoyuyla paylaşacağız. Yeni eylem planımız, engelli kardeşlerimiz başta olmak üzere ülkemiz ve milletimiz için şimdiden hayırlı uğurlu olsun diyorum.” ifadelerini kullandı.

    “Türkiye Yüzyılı’nı birlikte ‘Engelsiz Türkiye Yüzyılı’ yapacağız”

    Engellilere yönelik, “Sizler bu ülkenin eşit, güçlü ve onurlu vatandaşlarısınız” ifadesini kullanan Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Sizlerin hayatını kolaylaştırmak, sizlere en yüksek standartlarda hizmet sunmak, sorunlarınızı çözüme ulaştırmak bizim boynumuzun borcudur. Zira, devlet bunun için vardır. Biz, bunun için bu makamlarda bulunuyoruz. Bugüne kadar nasıl sizin yanınızda olduysak, inşallah bundan sonra da en güçlü şekilde size destek vereceğiz. Zorlukların üstesinden hep birlikte geleceğiz. Sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz.

    Türkiye Yüzyılı’nı sizlerle birlikte ‘Engelsiz Türkiye Yüzyılı’ yapacağız. Bu düşüncelerle sizlerin ve tüm engelli kardeşlerimin 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü bir kez daha tebrik ediyorum. Erişilebilirlik ödüllerine layık görülen kurumlarımı tekrar kutluyor, programa teşrif eden her bir misafirimize kalpten teşekkür ediyorum.”

    Notlar

    Programa, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, AK Parti Genel Başkanvekilleri Efkan Ala ve Mustafa Elitaş, AK Parti genel başkan yardımcıları ve engelli sporcular ve bireyler katıldı.

    Programın açılışında AK Parti İstanbul Milletvekili, besteci ve söz yazarı Yücel Arzen Hacıoğulları’nın bestelediği “Engel Bize Engel Değil” ve “Hem Vatan Hem Erdoğan” şarkıları seslendirildi.

    Görme engelli Zeren Türkyılmaz, Erdoğan’a, yazdığı “Karanlıkta Parlayan Işık Hazreti Muhammed’in Hayatı” kitabını ve engelliler adına çiçek takdim etti.

    Erdoğan, konuşmasının ardından Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin’e “Dijital Erişilebilirlik” kategorisinde, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar’a Engelsiz Ulaşım Projesi’yle “Ulaşım” kategorisinde, ve Fiziksel Engelliler Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Tatar’a “Erişilebilirlik” kategorisinde ödüllerini verdi.

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sosyal Politikalar Başkanı Fatma Betül Sayan Kaya ve engelli sporcular, Erdoğan’a günün anısına imzalı milli takım forması hediye etti.

  • DEVLETİN EV SAHİBİ, VATANDAŞIN KİRACI OLDUĞU EVLER…

    DEVLETİN EV SAHİBİ, VATANDAŞIN KİRACI OLDUĞU EVLER…

    İlk açıklandığı zamandan bu yana detayları merak edilen Devletin ev sahibi, vatandaşın kiracı olacağı sosyal konut projesinin detayları açıklandı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “Yüzyılın Konut Projesi’nde ilk kez İstanbul’da kiralık konutlar da olacak notuyla kiralık sosyal konut projesine ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada ilk etapta pilot olarak İstanbul’da hayata geçirilecek kiralık 15 bin sosyal konut projesiyle ilgili sistemin detayları anlatıldı.

    Türkiye asrın inşasıyla edindiği tecrübesini yılsonunda 81 ili kapsayan yeni bir inşa seferberliğine dönüştürecek. ‘Yüzyılın Konut Projesi’ kapsamında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinesinde TOKİ, 81 ilde 500 bin konut inşa edecek. Bu sayede bir yandan afet riskine karşı güvenli konutlar inşa edilirken diğer yandan vatandaşların 81 ilde uygun maliyetlerle konuta erişimi sağlanacak. Aynı proje kapsamında İstanbul’daki fahiş kira artışlarını dengelemek, vatandaşların konuta erişimini kolaylaştırmak için TOKİ eliyle ilk kez kiralık sosyal konut uygulaması da hayata geçirilecek. Piyasa rayiç bedelinin altında kiraya verilecek bu konutlardan belirlenen kriterlerdeki vatandaşlar yararlanacak. Proje ilk kez İstanbul’da ve ardından Anadolu’ya yayılacak.

    İSTANBUL İÇİN KİRALIK SOSYAL KONUT


    Bakan Kurum, sosyal medya hesabından kiralık sosyal konut projesine ilişkin görüntülü bir içerikle sürecin detaylarını paylaştı. Görüntülerde ev sahibinin devlet olacağı, kiralık sosyal konutların sadece İstanbul’da inşa edileceğinin altı çizildi. Bu kapsamda 15 bin sosyal konutun, kriterleri karşılayan vatandaşlara kura usulüyle kiralanacağı anlatıldı.

    FAHİŞ KİRA TUTARLARINA FREN

    Projenin aynı zamanda fahiş kira artışlarını da dengeleme hedefi olduğu, bunun için evlerin bölge rayiç bedelinin altında kiralanacağı belirtildi. Evlerin 3 yıllığına kiralanacağı TOKİ’nin, kiralanan konutların yönetimini, bakımını ve denetimini sağlayacağı ifade edildi.

    BAKAN KURUM DETAYLARI ANLATMIŞTI


    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum daha önce katıldığı bir röportajda kiralık sosyal konut ile ilgili şu bilgileri vermişti: Bugüne kadar yapılmamış bu projeyi de milletimize armağan ettik. İstanbul’da 15 bin kiralık konut yapacağız. Avrupa ve Anadolu yakasında olacak. Bu konutlar 3 yıllığına kiralanacak. Kira bedeli bölge rayiç bedelinin yarısı olacak. Evler 3 yıl süre ile kiralanacak. 3 yılın ardından yeni kira bedeli belirlenecek. Kira fiyatlarını düşürmek adına yaptığımız bir iş bu. Yine kontenjanlara ayıracağız dedi.

    ANADOLU’YA ULAŞMASI ÇOK ÖNEMLİ


    Aktarılan bu bilgiler ışığında projenin İstanbul’un ardından Anadolu’nun diğer illerinde gerçekleşmesi bekleniyor. Bu noktada fahiş kira artışlarının önüne geçileceğini belirten uzmanlar birçok gelişmiş ülkeler de yapılan bu sistemin Türkiye de hayata geçirilmesi çok önemli. Bu tür projelerin sayısı arttıkça kira fiyatları ev sahiplerinin tekelinden çıkacaktır görüşünü savunuyorlar.

  • ÖZEL HABER – Bölgenin en donanımlı hayvan hastanesi: AKÜ can dostlara 7/24 şifa dağıtıyor

    ÖZEL HABER – Bölgenin en donanımlı hayvan hastanesi: AKÜ can dostlara 7/24 şifa dağıtıyor

    7.600 metrekare kapalı, 21.000 metrekare açık alandan oluşan dev kampüste her tür hayvana özel muayene birimleri, hospitalizasyon alanları, yoğun bakım üniteleri ve ameliyathaneler bulunduğunu belirten Korkmaz, tüm tedavilerin alanında uzman öğretim üyeleri ve veteriner hekimler tarafından gerçekleştirildiğini ifade etti. Hastanede ortopedik cerrahi, tümör cerrahisi, hemodiyaliz, fizyoterapi, göz hastalıkları ve kardiyolojik tanı-tedavi gibi ileri düzey hizmetlerin sunulduğunu hatırlatan Korkmaz, “Aklınıza gelebilecek tüm hayvan hastalıklarının tanı ve tedavisi burada yapılmaktadır.” dedi.

    “PRATİK EĞİTİM VETERİNERLİKTE HAYATİ ÖNEME SAHİP”


    Afyon Kocatepe Üniversitesi Hayvan Hastanesi’nin yılın 365 günü, 7/24 kesintisiz hizmet verdiğini vurgulayan Korkmaz, “Gece üçte ya da sabah beşte fark etmez, canlarımızı güvenle getirebilirsiniz.” ifadelerini kullandı. Üniversite bünyesinde faaliyet göstermesinin ayrı bir avantaj sağladığını kaydeden Korkmaz, veteriner fakültesi öğrencilerinin en kaliteli pratik eğitimi bu hastane çatısı altında aldığını belirtti. Korkmaz, “Pratik eğitim veterinerlikte hayati öneme sahiptir. Öğrencilerimiz burada en uygun koşullarda bu eğitimi almaktadır.” şeklinde konuştu. Afyon Kocatepe Üniversitesi Hayvan Hastanesi, hem hayvanlara şifa sunuyor hem de geleceğin veteriner hekimlerini donanımlı şekilde yetiştirerek bölgeye değer katmayı sürdürüyor.

  • ÜNİDES’te 6. dönem başvuruları başladı

    ÜNİDES’te 6. dönem başvuruları başladı

    Afyonkarahisar’da AKÜ Genç Ofis ile AFSÜ Genç Ofis iş birliğinde sürdürülen ÜNİDES programı; üniversite öğrenci kulüplerinin faaliyetlerini güçlendirmeyi, gençlerin yoğun olarak bulunduğu eğitim alanlarında proje üretmelerini teşvik etmeyi ve genç ofislerin daha etkin kullanılmasını amaçlıyor. Program kapsamında üniversitelerin yönerge ve mevzuatlarına uygun şekilde onaylanmış tüm öğrenci kulüpleri; kapsayıcı, uygulanabilir ve sürdürülebilir projelerle başvuruda bulunabiliyor. Gençlerin sorunlarını çözmeye yönelik, yenilikçi ve katma değer üreten fikirler, ÜNİDES sayesinde hayata geçme fırsatı elde ediyor. Öğrenciler, programla ilgili detayları Gençlik Merkezleri ve Genç Ofislerden öğrenebilirken, Afyonkarahisar Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü yetkilileri gençlerin proje kültürü kazanmasına büyük önem verdiklerini belirterek ÜNİDES’in gençler için önemli bir fırsat olduğunu vurguladı. Başvuruların 6. dönem için başladığı ve son başvuru tarihinin 11 Şubat 2026 olduğu ifade edildi. Öğrenciler başvurularını ve program detaylarını genclikhizmetleri.gov.tr adresinden inceleyebilecek.

  • Özel Çocuklar, sporda buluştu

    Özel Çocuklar, sporda buluştu

    Toplumsal bilinç oluşturmayı, özel çocukların sosyal hayata daha güçlü katılımını desteklemeyi ve onların yaşam kalitesine katkı sağlamayı amaçlayan program yoğun ilgi gördü.

    Park alanında kurulan etkinlik stantlarında çocuklar; oyun, spor, ritim, sanat ve hareket aktivitelerine katılarak doyasıya eğlendi.

    Gençlik çalışanları, gönüllü gençler ve uzman eğitmenlerin eşlik ettiği programda özel çocukların enerjisi ve neşesi renkli görüntüler oluşturdu. Etkinliğe ailelerin de dahil edilmesiyle sıcak, samimi ve dayanışma dolu bir atmosfer ortaya çıktı.

    Yetkililer, bu tür etkinliklerin özel gereksinimli bireylerin özgüven gelişimine ve sosyal hayata katılımına büyük katkı sunduğunu vurguladı. Aileler ise hem çocuklarının keyifli bir gün geçirmesinden hem de bu özel günde bir araya gelerek paylaşım ortamı oluşmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi.

    Program, özel çocuklar ve ailelerine verilen yemek ikramıyla sona erdi. İkram bölümünde birlik, sevgi ve farkındalık mesajları pekiştirildi. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü yetkilileri, özel gereksinimli bireylerin hayatın her alanında aktif ve eşit şekilde yer alması için çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti.

  • “Okul sporları mı, para toplama kampanyası mı?”

    “Okul sporları mı, para toplama kampanyası mı?”

    Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından her yıl düzenlenen okul sporlarına bu yıl farklı branşlarda, üç yaş kategorisinde toplam 197 takım ve yaklaşık 2.500 öğrenci katılıyor. Demirkırkan, sağlık raporunun zorunlu olmasının normal olduğunu ancak bunun ücretinin ailelere ödetilmesini “kabul edilemez” olarak nitelendirdi: “Düzenlenen müsabakalara katılım için çocuklardan zorunlu sağlık raporu istenmesi çok doğal ve olması gereken bir durum. Ancak bunun bedelinin ailelerin sırtına yüklenmesi kabul edilemez. Sağlık raporunu almak için e- devlet üzerinden Sağlık Bakanlığına 250 tl zorunlu ücret yatırtılmasını anlamak mümkün değil. Sadece Afyonkarahisar’da yaklaşık olarak (2500×250) 625.000 TL tutarındaki para ailelerinde ceplerinden alınıyor. Konu sağlık olunca ailelere “zorunluluk”, çocukların spor yapma hakkı olunca ‘ücret’ dayatılıyor. Sporun yaygınlaşmasını teşvik etmesi gereken bir kurumun, çocuklar üzerinde maddi yük oluşturması kabul edilemez.”

    “SPORU TEŞVİK ETMESİ GEREKENLER SPORU ENGELLİYOR”


    Demirkırkan açıklamasında şunları söyledi: “Sormak istiyoruz: Her şey bitti de, devletimiz temel eğitimdeki çocuklarımızın parasına mı göz dikti? Bu organizasyon çocuklar için mi yapılıyor, yoksa aileleri ekonomik olarak zorlamak için mi? Sporu teşvik etmesi gereken bir kamu kurumu, çocukların spor yapma hakkını parayla mı sınırlandırır? Zaten geçim derdiyle boğuşan aileler, çocukları spor yapabilsin diye ekstra bir maddi yükün altına sokuluyor. Anayasada güvence altına alınmış olan spor yapma hakkı, fiilen parası olana mı tanınıyor? Parası olmayan çocuklar bu etkinliklerin dışında mı bırakılacak?”

    “SPOR LÜKS DEĞİL, HAKTIR”

    Söz konusu ücretin kaldırılması için çağrıda bulunan Demirkırkan, sağlık raporlarının ücretsiz verilmesi gerektiğini belirtti: “Buradan açıkça çağrı yapıyoruz: Bu uygulama derhal iptal edilmelidir. Çocukların sağlığı ticaret konusu yapılamamalı, okul sporlarında sağlık raporları ücretsiz sağlanmalı, çocukların spora erişimi parayla engellenmemelidir. Bu yanlıştan bir an önce dönülmesi için ilgilileri göreve davet ediyorum.”

  • Spor yatırımlarında yeni dönem başlıyor

    Spor yatırımlarında yeni dönem başlıyor

    Milletvekili Taytak, yatırımların hızlanması ve ihtiyaç duyulan yeni tesislerin sürece dahil edilmesi konusunda Afyonkarahisar’ın taleplerini ileterek; “Gençlerimizin geleceğine yapılacak her yatırımın arkasındayız. Şehrimizin spor altyapısını daha da güçlendirmek için çalışmaya devam edeceğiz. Sayın Genel Müdürümüze Afyonkarahisar ilimizin ilçe ve beldelerdeki bütün ihtiyaçlarımızı ilettik. Genel müdürümüz sağ olsun Afyonkarahisar’ımıza her zaman destek vermiştir. Gençlerimizin eğitime, spora, kültüre ve sosyal hayata erişimi onların yarınlarına yapacağımız en kıymetli katkıdır” dedi.

    Genel Müdür Süleyman Şahin, Afyonkarahisar ilinde sürdürülen projeleri yakinen takip ettiklerini, gerekli teknik çalışmalara başlanacağını ifade etti.

  • Erasmus+ projesi ile yeşil alanlarda spor altyapısı güçlenecek

    Erasmus+ projesi ile yeşil alanlarda spor altyapısı güçlenecek

    Proje; rekreatif spor faaliyetlerini güçlendirmek, toplumda spor bilincini artırmak ve yeşil alanların aktif kullanımını teşvik etmek amacıyla yürütülen önemli bir uluslararası iş birliği çalışması olarak öne çıkıyor. Program kapsamında, Afyonkarahisar’daki vatandaşların spora katılımını artırmaya yönelik yürütülen çalışmalar Macaristan’ın Budapeşte kentinde incelenecek. Burada gerçekleştirilen ulusal spor faaliyetleri, okul sporları ve rekreatif spor uygulamaları yerinde gözlemlenerek başarılı örneklerin ilimize uyarlanması hedefleniyor. Proje ekibi, inceleme ve araştırma çalışmaları doğrultusunda Ulusal Spor Faaliyetleri, Okul ve Rekreatif Spor Federasyonu tarafından hazırlanan program ve ziyaretlere katılıyor. Ekip ayrıca rekreatif spor alanları ile birlikte hentbol, atletizm, yüzme, basketbol ve fitness branşlarına yönelik tesislerde incelemelerde bulunacak.

  • KADEM’den anlamlı stant çalışması

    KADEM’den anlamlı stant çalışması

    Afet Farkındalık Meydanı’nda kurulan KADEM standı, hem ziyaretçilerin yoğun ilgisini gördü hem de vakfın kadın, aile ve toplumsal farkındalık alanındaki çalışmalarını tanıtma açısından önemli bir fırsat sundu. KADEM temsilcileri, gelen ziyaretçilere yürüttükleri projeler, eğitim faaliyetleri ve destek mekanizmaları hakkında bilgilendirme yaptı. Etkinlik süresince KADEM ekibi, özellikle engellilik konusunda toplumda farkındalığın güçlendirilmesine yönelik mesajlar verirken, sahada bulunan kurum ve sivil toplum kuruluşlarıyla yeni iş birliği fırsatlarına yönelik temaslarda bulundu. Bu görüşmelerin, ilerleyen dönemlerde ortak sosyal sorumluluk projelerine kapı aralaması bekleniyor. Program, farkındalık oluşturmanın yanı sıra toplumun tüm kesimlerini aynı amaç etrafında buluşturması bakımından takdir topladı.

  • Karahisar Kadın Platformu’nda görev devri

    Karahisar Kadın Platformu’nda görev devri

    Karahisar Kadın Platformu’nun aylık değerlendirme toplantısı, Kızılay Kadın Komisyonu Başkanı Zeynep Yaman’ın ev sahipliğinde düzenlendi. Toplantıda, Aralık ayına ilişkin faaliyet planı, iş birliği fırsatları, saha çalışmaları ve dönemsel hedefler ele alındı. Nazik ev sahipliği için Yaman’a teşekkür edildi. Toplantının kapanış bölümünde, platformun 4. Dönem Başkanı Yıldız Değer, görevini Yeşilay Kadın Komisyonu Başkanı Dr. Emine Ağtaş’a devretti. Görev süresi boyunca gösterdiği özverili çalışmalar ve katkılarından dolayı Yıldız Değer’e teşekkür edilirken, 5. Dönem Başkanı Dr. Emine Ağtaş’a yeni dönemde başarı dilekleri iletildi. >

  • “Enflasyonun sorumlusu engelliler değildir”

    “Enflasyonun sorumlusu engelliler değildir”

    Erdoğan, özellikle istihdam alanındaki yetersizliklere vurgu yaptı. Her EKPSS sınavına yaklaşık 200 bin engelli adayın katıldığını ancak yıllık istihdamın 1500 kişiyi bile geçmediğini hatırlattı. Kamu kurumlarında boş kalan engelli kadrolarının doldurulmamasının ciddi bir hak ihlali olduğunu belirten Erdoğan, “Her yıl en az 20 bin engelli ataması yapılmalı, engelli kotası %6’ya çıkarılmalıdır” çağrısında bulundu. Özel sektörde ise kotanın suistimal edildiğini söyleyen Erdoğan, bazı işletmelerin kağıt üzerinde sigortalı göstererek yasal yükümlülükten kaçtığını ifade etti. “Hem kamu hem özel sektörde istihdamın gerçek anlamda denetlenmesi şarttır” dedi.

    “SAVURGANLIKLA MÜCADELE EDİN, İSRAFI ÖNLEYİN”

    Açıklamada sosyal desteklerde yaşanan kayıplar da önemli başlıklardan biri oldu. Erdoğan, muhtaçlık aylıkları ve bakım desteklerinde aile gelirinin esas alınmasının binlerce kişinin yardım alamamasına yol açtığını belirtti. İhtiyaç için alınan araçların gelir sayılarak aylıkların kesilmesine tepki gösteren Erdoğan, “Sosyal devlet, bakıma ihtiyaç duyan her bireyin arkasında durmalıdır” diye konuştu. ÖTV muafiyetli araç alımının 10 yıla çıkarılması ve yerli üretim şartı gibi düzenlemelerin engelliler için büyük mağduriyet oluşturduğunu vurgulayan Erdoğan, sık sık değiştirilen rapor ve emeklilik yönetmeliklerinin de hak kayıplarına yol açtığını ifade etti. Engellilerin eğitimden erişilebilirliğe kadar çok yönlü sorunlarla mücadele ettiğini dile getiren Erdoğan, açıklamasını şu sözlerle noktaladı: “Enflasyonu düşürmek için engelli haklarını kısamazsınız. Savurganlıkla mücadele edin, israfı önleyin. Bizler de bu toplumun bir parçasıyız ve oy gücümüz var. Haklarımız geri verilmezse sesimizi yükseltmekten kaçınmayacağız.”

  • Polisten kalpten kalbe uzanan devriye

    Polisten kalpten kalbe uzanan devriye

    Serebral Palsi rahatsızlığı olan 14 yaşındaki Ercan Atmaca’nın ailesi, Bolvadin İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne başvurarak çocuklarının polis aracıyla gezmek istediğini belirtti.

    Bunun üzerine ekiplerin evinden alıp polis kıyafeti giydirdiği Ercan, polislerle birlikte devriye gezdi.

    Yürekleri ısıtan olayın ardından Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada, “Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü olarak engellerin sadece zihinlerde var olduğuna inanıyoruz. Biz, sadece huzur ve güvenliği sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda kalpten kalbe kurduğumuz bu bağlarla toplumumuzun gücünü artırıyoruz. Engelleri aşan azminizle gurur duyuyor; Ercan’a ve tüm özel bireylerimize sağlıklı, mutlu ve güven dolu bir yaşam diliyoruz” ifadelerine yer verildi.

    AFYONKARAHİSAR İL EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜNE BAĞLI EKİPLER ÖZEL BİR ÇOCUĞUN POLİS ARACIYLA GEZME İSTEDİĞİNİ YERİNE GETİREREK ÇOCUKLA BİRLİKTE DEVRİYE GEZDİLER. (ONUR DAL/AFYONKARAHİSAR-İHA)
    Afyonkarahisar’ın Bolvadin ilçesinde polis ekipleri, Serebral Palsi hastası 14 yaşındaki Ercan Atmaca’nın polis aracıyla gezme istediğini kırmayarak, devriye görevini Ercan ile birlikte gerçekleştirdi.
  • “Asgari ücret 33 bin TL olmalıdır”

    “Asgari ücret 33 bin TL olmalıdır”

    3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü hatırlatarak sözlerine başlayan Çağlar, engelli bireylerin daha destekleyici sosyal politikalara ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Merhum Genel Başkan Muhsin Yazıcıoğlu’nun engellilerin hakları için verdiği mücadeleyi hatırlatan Çağlar, “Engelli kardeşlerimize hem merkezi hükümetin hem de belediyelerin pozitif ayrımcılık noktasında daha fazla çalışma yapması gerekmektedir. Engelli bireylerin toplumsal hayata katılımını güçlendirmek ve ihtiyaçlarını daha iyi karşılayabilme Noktasında girişimler yapılmalıdır” dedi.

    “ZAM CEBE DEĞİL, DİREKT KİRAYA GİDİYOR”

    Gündemin en önemli konusu olan asgari ücretle ilgili güçlü eleştirilerde bulunan Çağlar, açıklanan tahmini artış oranlarının geçim şartlarını karşılamaktan uzak olduğuna dikkat çekti. “Asgari ücrete %25 zam demek sadece 5 bin TL artış demektir. Oysa 10 bin TL kira ödeyen bir vatandaşın kirası %36 artışla 14 bin TL oluyor. Zam cebe değil, direkt kiraya gidiyor. Geçen sene yaşanan %20’lik kayıp da eklenerek 2026 için en az %50 zam yapılmalı. BBP’ye göre asgari ücret 33 bin 50 TL olmalıdır” ifadelerini kullandı.

    “EMEKLİLERİN DURUMU ACİLEN DÜZELTİLMELİ”

    Emeklilerin geçim sıkıntısına da değinen Çağlar, mevcut maaşların temel ihtiyaçları karşılamaktan uzak olduğunu belirtti. “En düşük emekli aylığı 16 bin 800 TL. Emekliler için ise %20 civarında bir artış öngörülüyor. Yani bu artışla en düşük emekli maaşı 20 bin TL olacak. Hep söylüyoruz. Emekliler 2023 yılında kök maaş garabeti nedeniyle mağdur oldular.  Şu şartlarda en düşük emekli maaşı 30 bin TL seviyelerine getirilmelidir” dedi. Çağlar, Meclis’te üst düzey memurlara yönelik yapılan seyyanen zam düzenlemelerini ise sert ifadelerle eleştirdi: “Meclisimizin dar gelirli emeklilere, işçilere seyyanen zam yapması gerekirken en düşük 100 bin TL maaş alan üst düzey memurlara zam yapması büyük bir zulümdür. Böyle uygulamalarla ülkemizde KAST sistemi mi oluşturulmaya çalışılmaktadır. Böyle düzenlemeler ekonomik olarak zor zamanlardan geçen dar gelirli vatandaşlarımızın devletimize olan güvenini de sıfırlamaktadır.”

    BARZANİ TEPKİSİ: DEVLETE GÖVDE GÖSTERİSİ YAPMASINA İZİN VERİLMEMELİYDİ

    Basın toplantısının bir diğer başlığı ise Mesut Barzani’nin Şırnak’taki programa katılımı oldu. Çağlar, yapılan karşılama şeklinin kamuoyunda haklı bir tepki doğurduğunu belirterek, “Bu programda hem Barzani denilen aşiret reisine yapılan anlamsız övgüler, hem de sanki bir devlet başkanı gibi karşılama yapılıp, korumalarının tavırları Türk kamuoyunda tepkilere neden olmuştur. Daha dün Saddam’ın kimyasal silah saldırısından kaçıp Türkiye’ye sığınan ve bir astsubayımızdan randevu alabilmek için kapısında bekleyen baldırı çıplak aşiret reisi, bugün devletimize gövde gösterisi yapar hale gelmişse bu devletimizin gafilliği sebebiyledir. Bu olayda ihmali olan kim varsa haklarında soruşturma başlatılmalıdır” ifadelerini kullandı.

  • Emirdağ Belediyesi’nden dijital istihdam hamlesi

    Emirdağ Belediyesi’nden dijital istihdam hamlesi

    Yeni dijital platform, iş arayanlara uygun iş fırsatlarına kolay erişim sağlarken; eleman arayan işverenlere de ihtiyaç duydukları personeli kısa sürede bulma imkânı sunuyor. Böylece sistem, işçi ve işveren arasında dijital ve etkili bir köprü oluşturuyor. Emirdağ’ın büyüyen ekonomik yapısına dikkat çeken Belediye Başkanı Serkan Koyuncu, “Emirdağ her geçen gün gelişen, büyüyen ve üretim kapasitesi artan bir ilçe haline geliyor. İstihdamın güçlenmesi için belediye olarak üzerimize düşen her adımı atmaya devam ediyoruz. Kariyer ve İstihdam Platformu ile hemşerilerimizin iş arama süreçlerini kolaylaştırıyor, işverenlere ise doğru personeli bulma imkânı sağlıyoruz.” ifadelerini kullandı. Emirdağ Belediyesi’nin hayata geçirdiği bu platform (https://www.emirdagkariyer.com/), ilçedeki iş gücü piyasasının daha verimli işlemesine katkı sağlayarak ekonomik hareketliliği desteklemeyi hedefliyor.

  • “Hayvancılık çökerse, Türkiye çöker”

    “Hayvancılık çökerse, Türkiye çöker”

    İYİ Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Muhammet Mısırlıoğlu, düzenlediği kapsamlı basın toplantısında Türkiye’nin ve Afyonkarahisar’ın gündemindeki en kritik meseleleri tek tek ele alarak sert değerlendirmelerde bulundu. Engellilerden emeklilere, tarımdan hayvancılığa, ekonomik krize, okulda yaşanan şiddet olayına ve eğitim kurumlarındaki iddialara kadar birçok başlıkta çarpıcı açıklamalar yapan Mısırlıoğlu, yetkilileri göreve davet etti.

    “BARZANİ’NİN SİLAHLI KORUMALARLA GELİŞİ DEVLETE SAYGISIZLIKTIR”

    Mesut Barzani’nin Türkiye’ye silahlı korumalarla gelişi hakkında konuşan Mısırlıoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Mesut Barzani’nin Türkiye’ye silahlı korumalarıyla birlikte gelmesi, devletimizin egemenlik haklarına yapılmış açık bir saygısızlık ve diplomatik teamüllerin kaba bir şekilde ihlalidir. Bu ülkeye silah ancak Türk askerinin, Türk polisinin, Türk güvenlik güçlerinin eliyle girer. Bunun dışında bir tabloyu kabul etmek mümkün değildir.” Bu görüntülerin Türkiye’nin itibarına gölge düşürdüğünü söyleyen Mısırlıoğlu, bunun sadece bir protokol hatası değil, devlet ciddiyetini zedeleyen bir skandal olduğunu vurguladı.

    “EMEKLİYE %11 ZAM: ADALET Mİ, ALAY MI?”

    Enflasyon ve emekli maaşları konusuna da değinen Mısırlıoğlu, TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarını ve emekliye reva görülen zammı sert sözlerle eleştirdi: “Türkiye’de milyonlarca emekli, açlık sınırının altında kalan maaşlarla yaşam mücadelesi verirken hükümetin emekliye reva gördüğü %11 zam, ekonomik gerçeklerle değil; siyasi tercihlerle açıklanabilecek bir adaletsizliğin sonucudur. Enflasyon mutfakta %80’lerde, emekliye zam %11! Bürokrata 30 bin TL seyyanen zam, emekliye %11! Bu adalet değil, alaydır.”

    “TARIM ÇÖKÜYOR, ÜRETİCİ TÜKENİYOR, VATANDAŞ SOFRAYA ULAŞAMIYOR”

    Tarımın geldiği noktayı “alarm verici” olarak nitelendiren Mısırlıoğlu: “Türkiye’nin dört bir yanında tarlalar boş, çiftçiler umutsuz, üretim durma noktasında. Mazot, gübre, ilaç, tohum fiyatları katlanmış durumda. Çiftçi ektiğinden kazanamıyor, ekemeyen de tarlasına küsmüş durumda. Türkiye’de tarım bitme noktasına gelmiştir.” dedi. Gıda fiyatlarındaki fahiş artışın doğrudan üretimden kaçışla bağlantılı olduğuna dikkat çeken Mısırlıoğlu: “Çiftçi ekemezse millet yiyemez. Bu kadar basit. Tarım politikasını ithalat üzerine kurarsanız, hem üreticiyi bitirir hem vatandaşı sofraya hasret bırakırsınız” ifadelerini kullandı.

    “HAYVANCILIK BİLEREK ÇÖKERTİLİYOR”

    Hayvancılıkta yaşanan krizin tesadüf olmadığını söyleyen Mısırlıoğlu, İYİ Parti Milletvekili Turhan Çömez’in hastalıklı hayvan ithalatına ilişkin ortaya koyduğu belgeleri hatırlatarak: “Türkiye’ye getirilen hayvanların önemli bir bölümünün hasta, güçsüz ve taşımaya uygun olmayan şartlarda sevk edildiği, yüzlercesinin yolda telef olup denize atıldığı, şap hastalığının bu ithalatlar nedeniyle kontrolden çıktığı ortaya konmuştur. Bu sadece bir ihmal değil, tarım ve hayvancılığa karşı işlenmiş ağır bir suçtur.” dedi. Yerli üreticinin bitirilip, yabancı üreticinin zengin edildiğini vurgulayan Mısırlıoğlu: “Hayvancılık çökerse, köy çöker, üretim çöker, Türkiye çöker. Bu millet kendi hayvanını yetiştirebilecek güçteyken, başka ülkelerin çiftçisini zengin etmeye mecbur bırakılamaz. Bu düzen kabul edilemez.” şeklinde konuştu.

    İYİ PARTİ MİLLETİN YANINDA, BU DÜZENİN KARŞISINDADIR”

    Basın toplantısını Türkiye’nin genel gidişatına dair uyarı ve çağrıyla tamamlayan İYİ Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Muhammet Mısırlıoğlu: “Türkiye’de tarım bitiyor, hayvancılık çöküyor, emekli aç, asgari ücretli sefalete mahkûm ediliyor, şiddet toplumun her yanına yayılıyor, okullar bile güvenli değil. Ama ne olursa olsun susmayacağız. İYİ Parti milletin yanındadır, bu çöküş düzenine karşı mücadelemizi her platformda sürdüreceğiz.” sözleriyle mesajını net bir şekilde ortaya koydu.

    “ŞİDDET TOPLUMUN HER YANINI SARDI; ARTIK OKULLARA VE ÖĞRETMENLERE KADAR ULAŞTI”

    Mısırlıoğlu, Cumhuriyet Anadolu Lisesi Beden Eğitimi Öğretmeni Uğur Sevinç’in uğradığı saldırıyı hatırlatarak, “Beden Eğitimi Öğretmeni Uğur Sevinç, öğrenciler arasındaki kavgayı ayırmaya çalıştığı sırada şiddete uğramış, darp edilmiş, çenesi kırılmış ve devlet hastanesinde tedavi altına alınmıştır. Bir öğretmenin çenesinin kırıldığı bir ülkede, ‘şiddet yok’ diyemezsiniz. Bu münferit değil, toplumun her yanına yayılan şiddet ikliminin sonucudur.” sözleriyle tepkisini dile getirdi. Yetkililere şu çağrıda bulundu: “Bu olayın üzeri asla kapatılmamalı, sorumlular adalet önünde hesap vermelidir. Okullarda güvenlik protokolleri güçlendirilmeli, rehberlik ve psikolojik destek mekanizmaları acilen iyileştirilmelidir. Biz bu olayın takipçisi olacağız.”

  • “Gazetecilik, kamu hizmetidir”

    “Gazetecilik, kamu hizmetidir”

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Afyonkarahisar Bölge Müdürlüğüne Afyonkarahisar, Kütahya, Eskişehir ve Uşak illerinin bağlı olduğunu söyleyen Ülgen, “Teknolojinin gelişmesiyle dijital iletişim aygıtları da gelişti. Bizler bunları kullanıcı durumundayız. Dijital bir aygıtı kullanma becerisi edinme, dijital okuryazarlık olarak nitelendiriliyor. Çocuklar zaman zaman ödevlerini bu aygıtlar aracılığıyla yapabiliyorlar. Dijital aygıtlardan çocukları uzak tutmak mümkün değil. Onlara da dijital okuryazarlık bilgisini kazandırmalıyız. Yine hayattan kıdem almış büyüklerimize de bunu kazandırmamız önemli. Bunu her yaştan bireyin edinmesi gerekiyor. Bununla birlikte pandemi döneminde ortaya çıkan infodemi kavramı var. İnfodemi doğru ve yanlış bilginin hızlı bir şekilde yayılması demektir. Burada doğru bilgiyi seçmek dijital okuryazarlık sayesinde olur” dedi.

    YENİ MEDYA DEZENFORMASYONA YOL AÇIYOR


    Dezenformasyonun dijital teknolojilerle birlikte hızla yayılmaya başladığını kaydeden Ülgen, “Günümüzde yeni medya denilen bir kavram var. Eskiden bir haberin hazırlanması belli bir zaman alırdı. Şimdi, dijital mecralar aracılığıyla bir fotoğraf ve yazıyla yalan haber çok hızla yayılabiliyor. TCK’ya dezenformasyonla ilgili bir madde eklendi. Bir de CİB Bünyesinde Dezenformasyonla Mücadele Merkezi var. Bu Merkezin koordinasyonunda özellikle gençlere yönelik farkındalık eğitimleri oluyor. Aslında insanla birlikte dezenformasyon ortaya çıkmıştır diyebiliriz. Ancak teknolojiyle birlikte çok hızlı yayıldığı için günümüzde bu kavram daha da öne çıkmış durumda. Özellikle gençlerimizi sorgulayıcı ve haberin kaynağına yönlendiren bir bilinç kazandırmalıyız” şeklinde değerlendirmede bulundu.

    AFYONKARAHİSAR’DA 140 BASIN KARTI SAHİBİ GAZETECİ VAR

    Sorumlu yayıncılık anlayışı çerçevesinde Basın Kartı alan Gazetecilere dezenformasyonla mücadelede önemli görevler düştüğünü söyleyen Ülgen, “140 arkadaşımız Afyonkarahisar’da basın kartı sahibi. Bunların içinde hem sürekli basın kartı sahibi hem de göreve devam eden basın mensuplarımız var. CİMER’e ulaşan şikayetler bizim daire başkanlığımız tarafından yürütülüyor. Valiliğimizle ortaklaşa bu çalışmayı gerçekleştiriyoruz. CİMER, bilgi edinme ve dilekçe kanunu olmak üzere iki kavram üzerinde hizmet veriyor. Bizim için tüm vatandaşlarımızın başvuruları çok önemli. CİMER aracılığıyla vatandaş ile devlet arasında köprü vazifesi gören bir çalışma yürütülüyor. CİMER’e 2023 yılında 7 milyon başvuru yapılmış. Günden güne başvuru sayısı artıyor. CİMER hak arama yöntemlerini kolaylaştıran bir sistem. CİMER aracılığıyla vatandaşlarımız görüş ve önerilerini sunuyor. Aynı zamanda bilgi de edinebiliyorlar” dedi.

    “GAZETECİ BASIN ETİĞİNE UYMALI”

    Geleneksel medyanın tek taraflı etkileşim sunduğunu belirten Ülgen, “Şimdi dijital medya ile etkileşimlilik ortaya çıktı. Takipçiler yeni medya aracılığıyla sürece dahil olup, yorum ve düşüncelerini iletebiliyorlar. Gazetecilik sorumluluk gerektiren bir iş ve bir kamu hizmeti. Haberci kamu yararını düşünerek habercilik yapmalı. Basın özgürlüğü anayasa ve basın kanunu ile güvence altına alınmıştır. Bir Gazeteci bir haber aldığında basın etiğini unutmamalı. Bizler zaman zaman basın mensuplarımıza yönelik farkındalık eğitimleri veriyoruz. Bunun dışında dron eğitimleri, habercilikle ilgili teknik eğitimleri, fotoğraf eğitimleri de kurumumuz tarafından veriliyor. Basın yayın alanı sürekli gelişen bir alan. Gazetecilerimizin çağın gereklerine göre kendini yenilemesi açısından önemli diye düşünüyorum” diye konuştu.

    DEZENFORMASYONA MARUZ KALINMAMASI İÇİN NE YAPILMALI?

    Dezenformasyona maruz kalınmaması için bir haberle karşılaştığımızda doğrulama kontrolü yapılması gerektiğini kaydeden Ülgen, “Haberin kaynağını kontrol etmeliyiz. Bu bize ciddi bir fikir verir. Tık avcılığı için çarpıcı başlıklar atılabiliyor. Başlığı okuyup geçmemeliyiz. Haberin detayına bakmalıyız. Yazarın güvenilirliğini inceleyebiliriz. Arama motorlarından bu isimle ilgili bilgi toplayabiliriz. Haberin tarihini kontrol edebiliriz. Yeni mi eski mi olduğuna bakmalıyız. Haberi başka kaynaklardan da teyit etmeliyiz. Kendi görüşümüze yakın insanların yanı sıra farklı düşünen insanları da takip etmeliyiz. Buna dijital gettolaşma deniyor” dedi.

  • “Engel değil, engellenmek vardır”

    “Engel değil, engellenmek vardır”

    Özkara, “3 Aralık Dünya Engelliler Günü; engelli bireylerin toplumsal yaşamın her alanında sahip oldukları eşit hakları hatırlatan, farkındalık ve dayanışmayı güçlendiren önemli bir gündür. Bu gün, engellerin bedenlerde değil, toplumun bakış açısında ve zihniyetinde oluştuğunu bir kez daha göstermektedir. Engelli bireylerin sosyal yaşama, eğitime, istihdama ve kent hayatına tam, eşit ve bağımsız katılımının sağlanması; sadece kamu kurumlarının değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğudur. Farkındalık, yalnızca 3 Aralık’ta hatırlanacak bir konu değil, her gün sürdürülecek bir çaba ve toplumsal bilinç meselesidir” dedi.

    “ÇALIŞMALARIMIZA KARARLILIKLA DEVAM ETMEKTEYİZ”

    Başkan Faruk Özkara, “Türkiye Sakatlar Derneği Afyonkarahisar Şubesi olarak bizler; engelli bireylerin haklarının korunması, yaşam kalitelerinin artırılması, erişilebilirlik standartlarının güçlendirilmesi ve engelsiz bir şehir oluşturulması için çalışmalarımıza kararlılıkla devam etmekteyiz. Derneğimiz, engelli bireylerin sesi olmayı, çözüm önerileri sunmayı ve toplumda duyarlılığı artırmayı görev edinmiştir. Bu anlamlı günde; tüm engelli bireylerimize sevgi, saygı ve dayanışma duygularımızı iletiyor, toplumun her kesimini empatiye, eşitliğe ve daha kapsayıcı bir gelecek inşa etmeye davet ediyoruz. Unutmayalım: ‘Engel değil, engellenmek vardır” ifadelerine yer verdi.

  • Emirdağ’da Türk Eğitim-Sen rüzgarı esti

    Emirdağ’da Türk Eğitim-Sen rüzgarı esti

    Ziyaretlerin ardından akşam saatlerinde düzenlenen 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlama programı, çok sayıda eğitim çalışanının katılımıyla son derece canlı, neşeli ve birlik ruhunun hissedildiği bir atmosferde gerçekleşti. Yaklaşık 13 yıldır Emirdağ İlçe Temsilciliği görevini yürüten Yavuz Öztuncer, Türk Eğitim-Sen’e Şube Başkan Yardımcısı olarak daha fazla katkı sunabilmek amacıyla görevini devretti. İlçe Temsilciliği görevini ise Asaf Gören devraldı. Emirdağ’da Türk Eğitim-Sen bayrağını yıllarca başarıyla taşıyan Yavuz Öztuncer’e teşekkür edilirken, görevi devralan Asaf Gören’e başarı dilekleri iletildi. Programa katılarak destek veren Türk Eğitim-Sen Genel Başkan Yardımcısı Haydar Urfalı’ya da özel teşekkür sunuldu. Türk Eğitim-Sen, hak mücadelesinin adanmışlıkla yoğrulmuş bir sevda hikâyesi olarak bir kez daha Emirdağ’da güçlü bir şekilde hissedildi.

  • ATB ve AFSÜ TTO’dan iş birliği

    ATB ve AFSÜ TTO’dan iş birliği

    Protokol kapsamında; eğitim ve araştırma başta olmak üzere, ortak proje geliştirme, bilimsel yayın, kongre ve sempozyum gibi akademik ve bilimsel etkinliklerde iş birliği yapılacak. Taraflar, hem bölgesel kalkınmaya hem de bilimsel üretime katkı sağlamayı amaçlayan çeşitli program ve faaliyetleri birlikte yürütecek. İş birliği ile Afyonkarahisar’da üniversite-sanayi iş birliğinin daha da güçlenmesi ve ortak projeler sayesinde yenilikçi çalışmaların desteklenmesi bekleniyor.

  • Zabıta ekiplerinden kaldırım denetimi

    Zabıta ekiplerinden kaldırım denetimi

    Şehrin ana arterleri başta olmak üzere, yaya ve araç trafiğini engelleyecek şekilde kaldırım veya yollara duba, flama, kasa ve benzeri eşyalar koyan kişi ve işletmelere yönelik denetimler sıklaştırıldı. Zabıta ekipleri, vatandaşların güvenli şekilde yürüyebilmeleri için Kabahatler Kanunu gereği işlem uyguladı. Uygulamalar Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümleri çerçevesinde yürütülüyor. Yönetmelik gereğince, motorsuz araçlar dışındaki her türlü engelin belediye tarafından kaldırılabileceği belirtiliyor.

    AMACIMIZ DAHA DÜZENLİ BİR ŞEHİR

    Denetimlerin amacı, cezai işlemden ziyade şehrimizde yaya ve araç trafiğinin düzenli ve güvenli şekilde akışını sağlamak. Ekipler, tüm vatandaşlara ve esnafa, “kaldırımlar yayalarındır” prensibiyle hareket etmeleri çağrısında bulundu.

    ESNAF VE VATANDAŞLARIMIZA ÇAĞRIMIZDIR

    Afyonkarahisar Belediyesi’nden yapılan açıklamada, “Esnaflarımızın yaya ve araç trafiğini rahatlatmak maksadıyla satışa arz ettikleri malları ve malzemeleri yaya ve araç yollarına koymamaları, daha düzenli bir Afyonkarahisar trafiği ve vatandaşlarımızın güvenli geçişi için kurallara titizlikle uymaları önemle rica olunur” ifadelerine yer verildi.

  • Anahtar Parti’den Sandıklı ve Dinar’da görev değişikliği

    Anahtar Parti’den Sandıklı ve Dinar’da görev değişikliği

    Sandıklı İlçe Başkanı Fatih Mehmet Atasoy’un, yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle görevinden ayrılma talebi parti yönetimi tarafından kabul edildi. Atasoy’un partiye sunduğu katkılara teşekkür edilirken, sağlık durumunun bir an önce iyileşmesi temennisinde bulunuldu.

    Bu göreve, teşkilat çalışmalarına yeni bir dinamizm katacağı belirtilen Murat Koç atandı.

    Dinar’da ise İlçe Başkanı Servet Öztürk, yoğun iş temposu nedeniyle görevini sürdüremeyeceğini bildirerek ayrılma kararı aldı. Yerine yapılan değerlendirmeler sonucunda, ilçede siyasi çalışmaları güçlendireceği ifade edilen Av. Mustafa Işık görevlendirildi.

    Her iki ilçeye yönelik atama belgeleri, Sandıklı’da gerçekleştirilen toplantıda Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Dr. Ali Çelik tarafından yeni başkanlara teslim edildi.

    Toplantıya İl Başkanı Üzeyir Aladağ, il yönetim kurulu üyeleri ve teşkilat mensupları da katıldı. Parti yönetimi, yapılan değişikliklerin birer “bayrak devri” niteliği taşıdığını vurgularken, atamaların teşkilat yapısını güçlendirme amacıyla gerçekleştirildiğini dile getirdi. Anahtar Parti’den yapılan açıklamada, yeni görevlendirmelerin Sandıklı ve Dinar’da parti çalışmalarına ivme kazandıracağı belirtildi.

  • “Ayranın ne kadar olduğundan haberiniz var mı?”

    “Ayranın ne kadar olduğundan haberiniz var mı?”

    Başkan Katırcı ziyaretin ardından yaptığı açıklamada, pazarda hem alışveriş yapan vatandaşlara hem de esnafa, fiyatların nasıl olduğunu, alım gücünün nasıl olduğunu sorduklarını belirtti ve “Biz bunları soruyoruz ama zaten tablo apaçık ortada. Bizler siyasi kürsülerde konuştuğumuzda söylediklerimiz asılsız değil, halkın sesidir. Halka bu sebepten dolayı soruyoruz: halkın derdi ne? Vatandaş ne yaşıyor, esnaf nasıl geçiniyor? Esnaf ürününü satamıyor, satmak için neredeyse zararına satacak fiyatla tezgaha koyuyor. Halk bu fiyatı fazla buluyor, alırken zorlanıyor. Halk sadece pazara para ayırmıyor – kirası var, elektriği var, faturaları var, geçim masrafları var. Ay sonu geldiğinde kredi kartı borcu birikmiş oluyor, vatandaş sürekli borçla yaşamak zorunda kalıyor” ifadelerini kullandı.

    “HALK TEPKİLİ, HALK SANDIĞI BEKLİYOR”


    İktidar yetkililerini eleştiren Katırcı, “İktidar partisi mensuplarının basın açıklamalarını okurken gerçekten hayret ediyoruz. ‘Bizi alkışlarla karşıladılar, esnafımız bize kucak açtı’ gibi ifadeleri hangi yüzle yazıyorlar bilmiyorum. Biz halka indik ve bu tablonun böyle olmadığını gördük. Gerçek bambaşka. Halk tepkili, halk sandığı bekliyor. Tabii halinden memnun olanlar da vardır fakat genel tabloya baktığınızda durum böyle değil. Çoğunluk mağdur, çoğunluk sıkıntıda. Halk artık doymak değil, beslenmek istiyor. Halk artık soğan ekmek değil, meyve de yemek istiyor. Halk artık Rize çayını makarnayla değil, ayranını etle yemek istiyor. Halk artık ay sonu kredi kartından harcamak yerine, kenara para koyup yatırım olarak altın alabilmek istiyor. İnsanımız geleceğine güvenle bakmak istiyor” dedi.

    “VATANDAŞIMIZ LAYIK OLDUĞU REFAHA KAVUŞMAK İSTİYOR”


    İktidara sorularda yönelten Başkan Katırcı, “Ayranın ne kadar olduğundan haberiniz var mı? Etin ne kadar olduğundan haberiniz var mı? Meyvenin ne kadar olduğundan haberiniz var mı? Bu fiyatlar karşısında halk nasıl yaşasın, nasıl geçinsin? Sizler, makam arabalarınızın, konvoylarınızın, sarayınızın masraflarını gidermek için yeni yeni vergiler üretirken, asgari ücret artmadan her şeye zam üzerine zam getirirken bu halk eziliyor. Sizler, çocuklarınızı yurtdışında okuturken bu halk ekonomik zorluklar sebebiyle çocuklarını üniversiteye yollayamıyor. Vatandaşımız layık olduğu refaha kavuşmak istiyor. Çocuklarına düzgün bir gelecek hazırlamak istiyor. Bu ülkede yaşayan herkes onurlu bir yaşam sürmek istiyor. Bunu sağlamak iktidarın görevidir. Eğer gerçekten mertseniz, 1 gün pazara gelin, basına açık bir ziyaret yapın. Eğer gerçekten mertseniz… Türk milleti bu dünyada haksızlıkların hesabını soracak. Allah, hakkı yenilen vatandaşların hesabını ahirette soracak” diye konuştu.