Yazar: admin
-

Böcek ailesinin kesin ölüm nedeni açıklandı; “Böcek ilacı zehirlenmesi”
Ailenin kesin ölüm nedenin açıklandığı raporda, kaldıkları otelde uygulanan böcek ilacına bağlı zehirlenme sonucu meydana geldiği kaydedildi.Almanya’dan 9 Kasım 2025’de turistik amaçla İstanbul’a gelerek 13 Kasım 2025’de ‘zehirlenme’ iddiasıyla hayatlarını kaybeden anne Çiğdem Böcek (27) baba Servet Böcek (38) ile 3 yaşındaki Masal ve 6 yaşındaki Kadir Muhammet Böcek’in ölümlerine ilişkin yürütülen soruşturma sürüyor.Gıda zehirlenmesi sonucu meydana gelmediği belirtildi Soruşturma kapsamında otelden alınan havlu, maske ve alınan sürüntü örneklerinden Adli Tıp Kurumu’nca rapor hazırlandı. Raporda, ailenin travmatik tesirle öldüğüne ilişkin herhangi tıbbi delil bulunamadığı ve ölümlerinin gıda zehirlenmesi sonucu meydana gelmediği aktarıldı.Raporda, aynı otelde kalmakta olan 2 kişinin daha zehirlendiğinin bildirildiği, konakladıkları otelden alınan örneklerin toksikolojik analizlerinde böcek ilacı içerisinde bulunan etken maddeler tespit edildiği kaydedildi. Otelde uygulanan ‘böcek ilacına bağlı zehirlenme’ sonucu ölümlerin meydana geldiği aktarıldı Raporda ayrıca ailenin bulundukları ortam, bulunuş şekilleri, olay yeri inceleme bulguları ve ölümlerinin meydana geliş şekli de dikkate alınarak, ölümlerinin kaldıkları otelde böcekleri öldürmek amacıyla uygulanan ‘ilaca bağlı zehirlenme’ sonucu meydana geldiği belirtildi. -

Vali Yardımcısı Büyükköse: “Türk Dünyası’nın su geleceği için teknik güç birliği şart”
Su Vakfı, Gaye Vakfı ve Akademi Vakfı iş birliğiyle düzenlenen çalıştayın geleceğe yönelik stratejik adımlara zemin hazırlamasını temenni eden Büyükköse, Türk Dünyası’nın geniş coğrafyasında artan su kıtlığı riskinin ortak bir sorun haline geldiğini vurguladı. Türkiye’nin de bu riskle karşı karşıya olduğunu hatırlatan Vali Yardımcısı Büyükköse, Falkenmark Su Kıtlığı İndeksi’ne göre ülkenin “su stresi yaşayan ülkeler” arasında yer aldığını belirtti. 2021 yılı verilerine göre kişi başına düşen yıllık su miktarının 1.323 metreküpe gerilediğini ifade eden Büyükköse, “Bu miktar 2050 yılında nüfus artışı ve iklim değişikliğinin etkisiyle 1.069 metreküpe düşebilir” dedi.
“SU VARLIKLARIMIZI KORUMAK HEPİMİZİN ORTAK SORUMLULUĞUDUR”

Kuraklık ve nüfus artışının su talebi üzerinde zincirleme etkiler oluşturduğuna dikkat çeken Büyükköse, çalıştayın temel amacının “Su İçin Teknik Güç Birliği” mottosuyla ortak irade oluşturmak olduğunu söyledi. Su yönetiminin, kaynakların korunması, kalitenin muhafazası ve en verimli kullanımın sağlanması açısından kritik önem taşıdığını vurgulayan Büyükköse, entegre su yönetimi anlayışının benimsenmesi gerektiğini dile getirdi. Türkiye’de su tüketiminin yüzde 76’sının tarımsal sulamada gerçekleştiğini hatırlatan Büyükköse, modern sulama teknolojilerinin yaygınlaştırılmasının zorunluluk haline geldiğini ifade etti. Kardeş ülkeler arasında teknoloji odaklı iş birliklerinin artırılması gerektiğini belirten Büyükköse, çalıştayın su kaynaklarının korunması, kullanılması ve yönetimine ilişkin stratejilerin kapsamlı şekilde ele alınmasına katkı sağlayacağını söyledi. Konuşmasını, “Medeniyetlerin devamlılığında hayati öneme sahip su varlıklarımızı korumak hepimizin ortak sorumluluğudur” sözleriyle tamamlayan Vali Yardımcısı Büyükköse, çalıştayın Türk Dünyası’nın su geleceğine önemli katkılar sunmasını diledi.

-

Orman ve Su İşleri Eski Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu: “SUYU YÖNETMEK ZORUNDAYIZ”
Eroğlu, konuşmasına suyun insanlık için hem fizyolojik hem kültürel hem de medeniyet inşasına yön veren stratejik bir unsur olduğunu vurgulayarak başladı. İnsan vücudunun büyük bölümünün sudan oluştuğunu hatırlatan Eroğlu, kutsal kitapta suyun “her canlı şeyin yaratıldığı öz” olarak tanımlandığını ifade etti.
“DÜNYA SUYU YANLIŞ TÜKETİYOR; KULLANILABİLİR SU TOPLAM SUYUN SADECE %1’İ”
Dünya yüzeyinin üçte ikisinin suyla kaplı olmasına rağmen tatlı su miktarının sınırlı olduğunu söyleyen Eroğlu, kullanılabilir tatlı suyun toplam suyun yalnızca %1’i olduğunu belirtti. Bu dengesizliğin küresel ölçekte ciddi sorunlara yol açtığını ifade eden eski Bakan, bugün dünya genelinde 1,7 milyar insanın temiz içme suyuna erişmekte zorlandığını, 400 milyon çocuğun içecek su bulamadığını, sağlıksız su nedeniyle her gün 25 bin kişinin hastalandığını aktardı. Son 50 yılda dünya nüfusu iki kat artarken, su tüketiminin 4,5 kat artmasının krizi daha da büyüttüğünü vurguladı.
“TÜRKİYE YARI KURAK BİR ÜLKEDİR; SUYU YÖNETMEK ZORUNDAYIZ”

Türkiye’nin yarı kurak iklim kuşağında bulunduğunu, yağışların bölgelere göre 10 kata kadar farklılık gösterebildiğini hatırlatan Eroğlu, bilimsel verilere göre Türkiye’de her 7 yılda bir orta şiddette, her 19 yılda bir çok şiddetli kuraklık yaşandığını söyledi. Türkiye’nin yıllık yağış miktarının 501 milyar m³ olduğunu belirten Eroğlu, bunun yalnızca 112 milyar m³’ünün kullanılabilir su potansiyeli oluşturduğunu ifade etti. Bu suyun büyük bölümünün (%77) tarımsal sulamada kullanıldığını söyledi.
“TÜRKİYE SU DEPOLAMA YATIRIMLARINDA DÜNYA ÇAPINDA ATILIM YAPTI”
Eroğlu, Türkiye’de su depolama ve yönetimi alanında son yıllarda tarihi yatırımlar yapıldığını belirterek şu bilgileri paylaştı: Bugüne kadar 716 baraj, 1001 gölet ve tersip bendi, 1633 sulama tesisi, 302 içme suyu tesisi, 5395 taşkın koruma tesisi inşa edildi. Bu projelerle Türkiye’nin su depolama kapasitesinin 200 milyar m³’ün üzerine çıkarıldığını aktardı. Eroğlu, Avrupa’nın en yüksek barajlarından bazılarının Türkiye’de inşa edildiğini, Melen Projesi ile İstanbul’un 2071’e kadar, Gerede Sistemi ile Ankara’nın 2050’ye kadar içme suyu ihtiyacının garanti altına alındığını söyledi.
“KKTC SU TEMİN PROJESİ DÜNYADA BİR İLKTİR”
Konuşmasında KKTC’ye su temin projesine de ayrı bir başlık açan Eroğlu, Alaköprü Barajı ile Geçitköy Barajı arasında yapılan 80 km’lik deniz altı askıda boru hattının dünyada başka örneği olmadığını ifade etti. Projenin 2015’te devreye alındığını söyleyen Eroğlu, bunun Türk mühendisliğinin gurur projesi olduğunu belirtti.
“SULAMA ALANINDA TÜRKİYE ÇAĞ ATLADI; GAP’TA 221 KM’LİK YAPAY NEHİR OLUŞTURULDU”
Türkiye’nin 28 milyon hektar ekilebilir arazisinin 8,5 milyon hektarlık kısmının ekonomik olarak sulanabilir olduğunu söyleyen Eroğlu, bugün bunun %79’unun sulandığını ifade etti. Modern sulama sistemlerine geçişle hem su tasarrufu sağlandığını hem de ürün veriminde 3 ila 14 kat artışlar yaşandığını belirten Eroğlu, sulanan arazilerin değerinin 5 ila 10 kat yükseldiğini aktardı. GAP kapsamında yapılan ana kanallar sayesinde Türkiye’nin en uzun yapay nehrinin oluşturulduğunu belirten Eroğlu, bu hattın 221 kilometre uzunluğunda olduğunu söyledi.
“ENERJİDE YENİLENEBİLİR KURULU GÜÇ 3,6 KAT ARTTI”

Türkiye’nin enerji gücünde suyun önemli bir payı olduğuna vurgu yapan Eroğlu, 2024 yılı sonunda Türkiye’nin kurulu gücünün 116 bin MW’ı aştığını, bunun %64’ünün yenilenebilir kaynaklardan oluştuğunu söyledi. Hidroelektrik enerji üretiminin 2003 yılında 26 milyar kWh iken 2024 yılında 112 milyar kWh’a yükseldiğini belirtti.
“TAŞKIN KORUMA TESİSLERİ 4,5 MİLYON DEKAR ALANI KORUYOR”
Türkiye genelinde yapılan taşkın koruma tesisleri sayesinde 4,5 milyon dekar alanın güvence altına alındığını dile getiren Eroğlu, Trabzon Solaklı Vadisi, Rize Fırtına Deresi ve Afyonkarahisar Akarçay gibi pek çok bölgenin başarılı ıslah projeleriyle yeni bir çehre kazandığını söyledi.
“ATIKSU ARITMA TESİSLERİ 145’TEN 1170’E ÇIKTI”
Çevre koruma çalışmalarındaki en kritik yatırımlardan birinin atıksu arıtma tesisleri olduğunu vurgulayan Eroğlu, 2003 yılında 145 olan tesis sayısının bugün 1170’e yükseldiğini belirtti. Böylece arıtma hizmeti verilen nüfusun %35’ten %89’a çıktığını ifade etti. Afyonkarahisar özelinde ise arıtılmış su ile 9 bin 50 dekar alanın sulandığını söyledi.
-

Türk Dünyası 1. Su Çalıştayı’nın hedefi: Su verimliliğini artırmak ve ortak teknoloji geliştirmek
26-28 Kasım 2025 tarihlerinde Korel Termal Otelde düzenlenen çalıştayın açılışına; Orman ve Su İşleri önceki dönem Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Afyonkarahisar Vali Vekili Murat Büyükköse, AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi (AFSÜ) Rektörü Prof. Dr. Adem Aslan, Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Savaş, Organizasyon Komitesi Başkanı Prof. Dr. Cumali Kınacı, AKÜ Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Zorluer, Jeotermal ve Maden Kaynakları Uygulama ve Araştırma Merkezi (JUAM) Müdürü Prof. Dr. Ahmet Yıldız ile birlikte akademik personel ve sektör temsilcileri katıldı.

Türk Dünyası 1. Su Çalıştayı, Türk coğrafyasında giderek artan su sıkıntısına karşı ortak çözümler üretmek amacıyla Afyonkarahisar’da başladı. Organizasyon Komitesi Başkanı Prof. Dr. Cumali Kınacı, çalıştayın ana hedefinin “mevcut su kaynaklarının en verimli şekilde nasıl kullanılacağının tartışılması ve su teknolojilerinde ortak bir kapasite oluşturulması” olduğunu vurguladı.
“AMACIMIZ SUYU EN İYİ ŞEKİLDE DEĞERLENDİRMEK”

Kınacı, son 150 yılda hızla artan iklim değişikliğinin Türk dünyasının büyük bölümünü etkilediğini belirterek, suyun artık en stratejik konulardan biri haline geldiğini söyledi. Su kaynaklarının paylaşımına yönelik siyasi tartışmalara çalıştayda yer verilmeyeceğini kaydeden Kınacı, “Amacımız suyu en iyi şekilde değerlendirmek, teknolojide hangi noktada olduğumuzu ortaya koymak ve Türk dünyası olarak su teknolojilerini nasıl birlikte geliştirebileceğimizi konuşmak” dedi. Çalıştayda Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, KKTC, Özbekistan ve Türkmenistan’ın yanı sıra Libya, Cezayir ve Moritanya’dan da katılımcılar yer alıyor. Toplantıda 30 bilimsel bildiri sunulacak; bu çalışmalar Türkçe, Rusça ve İngilizce olarak kitaplaştırılacak. Etkinlik boyunca sunumlar simultane olarak Türkçe ve Rusçaya çevrilecek. Ayrıca su konusunda uzman isimlerle Türk dünyasındaki su idarelerinin yöneticileri bir araya getirilerek kurumlar arası iletişimin güçlendirilmesi hedeflenecek. Kınacı, “Kendi aramızda bilgi ve tecrübe paylaşımı yapmazsak, ihtiyaç duyduğumuz teknolojiyi başkalarından çok daha pahalıya almak zorunda kalıyoruz” diyerek ortak hareket etmenin önemine işaret etti.
-

AFSÜ Rektörü Prof. Dr. Adem Aslan: “Su, Türk Dünyasının ortak stratejik gücüdür”
Çalıştaya; bakanlık temsilcileri, milletvekilleri, Afyonkarahisar Valisi, il protokolü ve Türk dünyasının farklı coğrafyalarından gelen çok sayıda uzman katıldı. Rektör Aslan konuşmasında, böylesine kritik bir buluşmaya ev sahipliği yapmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek tüm katılımcıları AFSÜ adına selamladı.
“AFSÜ ÜLKEMİZE SAĞLIK ALANINDA NİTELİKLİ KATKI SUNMAK İÇİN KURULDU”

Üniversitenin kuruluş amacı ve gelişiminden söz eden Rektör Aslan, AFSÜ’nün 18 Mayıs 2018 tarihinde sağlık hizmetlerine katkı sunmak, nitelikli sağlık personeli yetiştirmek, bilimsel araştırmalar yürütmek ve sağlık teknolojileri ile ilaç üretimine destek vermek amacıyla kurulduğunu hatırlattı. Kendisinin de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle 5 Eylül 2025 tarihinde AFSÜ Rektörlüğüne atandığını ifade eden Aslan, dört fakülte, üç meslek yüksekokulu ve lisansüstü eğitim enstitüsü ile sağlık temalı bir devlet üniversitesi olarak çalışmalarına devam ettiklerini söyledi.
PROF. DR. VEYSEL EROĞLU’NA TEŞEKKÜR

Aslan, üniversitenin kuruluşundan bu yana kendilerine destek veren ve çalıştayın gerçekleştirilmesine önemli katkılar sunan Prof. Dr. Veysel Eroğlu’na teşekkür etti.
“SU, MEDENİYETİMİZİN MERKEZİNDE YER ALAN RAHMETTİR”
Konuşmasının ana temasını “su”yun tarihsel, kültürel ve stratejik önemi oluşturdu. Suya dair Türk kültüründe “rahmet” kavramının köklü bir yere sahip olduğunu hatırlatan Rektör Aslan şunları söyledi: “Su, insanlık tarihi boyunca medeniyetlerin kurulmasına yön veren temel ihtiyaç olmuştur. 21. yüzyılda ise artık sadece bir yaşam kaynağı değil, yönetilmesi gereken küresel bir güç unsurudur. Artan nüfus, iklim değişikliği ve sanayileşme suya erişimi zorlaştırırken, iş birliğini zorunlu kılmaktadır.” Bu açıdan Türk Dünyasının su konusundaki birikimini ve tecrübesini buluşturan çalıştayın, “tarihî bir sorumluluk” taşıdığını vurguladı.
“BİLİMSEL ETKİNLİKLERDE TÜRK LEHÇELERİ KULLANILMALI”
AFSÜ’nün Türk Üniversiteler Birliği (TÜRKÜNİB) üyesi olduğunu belirten Aslan, birlik içinde alınan önemli bir karara dikkat çekti. Buna göre Türk Devletlerinin ortak bilimsel etkinliklerinde her ülkenin kendi lehçesiyle katılımının teşvik edildiğini söyledi. Rektör Aslan, Türk Dünyası Su Çalıştaylarının da bu ilkeyi benimsemesi gerektiğini belirterek, bunun Türkçenin bilim dili olarak güçlenmesine katkı sağlayacağını ifade etti.
“TÜRK DÜNYASI SU POLİTİKALARINDA GÜÇLÜ BİR ETKİ OLUŞTURACAK BİR ADIM”
Su yönetimi, teknik iş birlikleri ve ortak stratejilerin hem bölge hem insanlık açısından hayati önemde olduğunu ifade eden Rektör Aslan, Türkiye’nin kardeş Türk devletleriyle dayanışma içinde hareket ettikçe dünya siyasetinde daha güçlü bir konum elde edeceğini söyledi. Aslan, çalıştayda atılan adımların Türk Dünyasının su politikalarına yön vereceğini belirterek organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti.
-

AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş: “Su, Türk Dünyasının ortak geleceğini şekillendiren stratejik bir unsurdur”
Çalıştaya; bakanlık temsilcileri, Türk Dünyasından gelen devlet adamları ve uzmanlar, vakıf yöneticileri, bilim insanları ve kurum temsilcileri katıldı. Rektör Karakaş, törende yaptığı kapsamlı konuşmada suyun yalnızca bir doğal kaynak değil, kültür ve medeniyetin temel taşı olduğunu belirterek tüm misafirleri selamladı.
“SUYUN TÜKENME RİSKİ HER GEÇEN GÜN ARTIYOR”

Karakaş, küresel ölçekte yaşanan iklim değişikliği ve nüfus artışının su kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığını ifade ederek, bugün erişilebilir tatlı su miktarının yalnızca yüzde 1,2 düzeyinde olduğuna dikkat çekti. Bu tablonun, dünyanın ciddi bir su açığıyla karşı karşıya olduğunu açıkça gösterdiğini söyledi. Türk Dünyasının da bu krizden en fazla etkilenen bölgeler arasında yer aldığını dile getiren Karakaş, kuraklık, yağış düzensizliği, yüzey ve yeraltı su kaynaklarındaki azalma ve su kalitesindeki bozulmaların bölgesel ölçekte su güvenliği için önemli tehditler oluşturduğunu belirtti.
“SU YÖNETİMİ ULUSAL SINIRLARI AŞMIŞ DURUMDA; ORTAK TEKNİK KAPASİTE ZORUNLU”
Suyun artık ulusal sınırlarla tanımlanabilecek bir kaynak olmaktan çıktığını belirten Rektör Karakaş, entegre su yönetiminin bölgesel dayanışma ve ortak teknik kapasite gerektirdiğini vurguladı. Türk Dünyası ülkelerinin benzer ekolojik sorunlar yaşadığını ifade ederek, çalıştayın “Su İçin Teknik Güç Birliği” temasıyla bu açıdan büyük önem taşıdığını söyledi. Bu noktada bilimin ve teknik aklın rehberliğinde verimliliği artırmaya yönelik uygulanabilir politikaların geliştirilmesinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı.
“SU MEDENİYETİMİZİN DE MERKEZİNDE YER ALIR”
Konuşmasında suyun tarihsel ve kültürel boyutuna da değinen Karakaş, Şark-İslam medeniyetinin “su medeniyeti” olarak anılmasının boşuna olmadığını söyledi. Osmanlı’nın suyu “emanet” olarak gören bir anlayışla hareket ettiğini, bu nedenle su yapılarının sivil mimarinin başyapıtları hâline geldiğini aktaran Rektör Karakaş, Mimar Sinan’ın su kemerlerinin bu geleneğin en güzel örnekleri olduğunu hatırlattı.
“AFYONKARAHİSAR SU ODAKLI ÇALIŞMALAR İÇİN DOĞAL BİR MERKEZDİR”

Afyonkarahisar’ın termal kaynakları ve jeolojik zenginlikleriyle bölgesel su araştırmaları için önemli bir merkez konumunda olduğunu belirten Prof. Dr. Karakaş, AKÜ’nün bu potansiyeli Türk Dünyası’nın ortak bilimsel ve teknik birikimine sunmayı görev edindiğini söyledi.
“SU YÖNETİMİ HEM AHLAKİ HEM STRATEJİK BİR SORUMLULUKTUR”
Suyun, gelecek nesiller için korunması gereken en kritik yaşam kaynağı olduğuna dikkat çeken Karakaş, bilimsel temelli, sürdürülebilir ve iş birliğine açık bir yönetim modelinin zorunlu olduğunu ifade etti. Bu meselenin sadece devletlerin değil, bireylerin de sorumluluk üstlenmesi gereken bir konu olduğunu vurguladı.
BAŞTA VEYSEL EROĞLU OLMAK ÜZERE EMEĞİ GEÇENLERE TEŞEKKÜR
Konuşmasının sonunda çalıştayın hazırlanmasında katkı sunan tüm kurum ve bilim insanlarına teşekkür eden Rektör Karakaş, özellikle çalıştayın gerçekleşmesine öncülük eden Prof. Dr. Veysel Eroğlu ile organizasyon komitesi başkanı Prof. Dr. Cumali Kınacı’ya şükranlarını iletti. Çalıştayın Türk Dünyası açısından kalıcı bilimsel çıktılar ortaya koyacağına inandığını belirtti.
-

MGK Toplantısından “Terörsüz Türkiye” Mesajı
MGK Toplantısı’ndan sonra İletişim Başkanlığı sosyal medya hesabından yapılan açıklama şu şekilde:
“Millî Güvenlik Kurulu, 26 Kasım 2025 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanmıştır.
Toplantıda;
1. PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ terör örgütleri başta olmak üzere millî birlik ve beraberliğimiz ile bekamıza yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla yürütülen faaliyetler ile son dönemde meydana gelen uluslararası gelişmeler hakkında Kurula bilgi sunulmuştur.
2. “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda, terörün tam ve kalıcı biçimde sona erdirilmesi ile millî birlik ve dayanışmamızın tahkimine yönelik sürdürülen çok boyutlu çalışmalar ele alınmış; bölgemizin geleceğinde terörün ve şiddetin hiçbir tezahürüne yer olmadığı vurgulanmıştır.
3. Komşumuz Suriye’nin karşılaştığı zorlukların üstesinden gelerek hak ettiği uluslararası konuma erişme ve bölgesel istikrara katkı sunma hususunda kaydettiği ilerlemeden duyulan memnuniyet dile getirilmiş; Türkiye’nin, kardeş Suriye halkının tüm kesimlerinin huzuru, refahı, esenliği ve güvenliği için sunduğu desteği sürdüreceği belirtilmiştir.
4. Gazze’de sağlanan ve ülkemizin de mimarları arasında yer aldığı ateşkesin bölgedeki soykırımın durdurulması için hayati önem arz ettiği belirtilmiş; bununla birlikte, ateşkesi ihlal eden İsrail yönetiminin saldırılarına derhal son vermesi ve yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğinin altı çizilmiştir.
Türkiye’nin, ateşkesin tesisinde olduğu gibi müteakip süreçte de Gazze’de barış ve istikrarın teminatı olacak mekanizmalarda sorumluluk üstlenmeye ve Gazze’nin ayağa kaldırılması gayretlerine katkı vermeye hazır olduğu ifade edilmiştir.
5. Sudan’da yaşanan gelişmeler değerlendirilmiş; ülkenin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik desteğimiz teyit edilerek, masum sivillerin maruz kaldığı katliamların bir an evvel durdurulmasına ve ülkedeki çatışmaların sona ermesine matuf adımların atılması için başta bölge ülkeleri olmak üzere tüm uluslararası aktörlere iş birliği içerisinde harekete geçme çağrısında bulunulmuştur.
6. Rusya-Ukrayna Savaşı’ndaki son durum değerlendirilmiş, savaşın tırmanması riskine işaret eden gelişmeler karşısında diplomatik çözüm arayışlarının önemi vurgulanmış; Türkiye’nin kalıcı ve adil barışın tesisi için uluslararası ortaklarıyla birlikte çabalarını sürdüreceği kaydedilmiştir.
7. Azerbaycan ve Ermenistan arasında yürütülen barış sürecinde son dönemde kaydedilen müspet gelişmeler muvacehesinde ikili ve bölgesel iş birliği imkânları ele alınmış; Güney Kafkasya’da barış ve istikrarın tesisi ile kalkınmanın sağlanmasına yönelik irademiz teyit edilmiştir.”
-

(Video) Kadına Yönelik Şiddet, KADEM Panelinde, Psikososyal ve Hukuki Yönleriyle Ele Alındı
Panele, Afyonkarahisar Cumhuriyet Savcısı Gülşen Sezer, Sosyolog Dr. Rasime Demir Başhan ve İl Emniyet Müdürü Ahmet Birtan Erol katıldı.
Etkinlikte, toplumun kanayan yarası haline gelen kadına yönelik şiddet olgusu hem psikososyal hem de hukuki boyutlarıyla ele alındı. Uzman isimler, şiddetin nedenleri, sonuçları ve önleme yöntemlerine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
İl Emniyet Müdürü Ahmet Birtan Erol, şiddetin tüm yönleriyle detaylı şekilde analiz edilmesi gerektiğini vurgulayarak, önleyici adımlar konusunda son derece önemli görüş ve önerilerini katılımcılarla paylaştı.
-

Cezayir Cumhurbaşkanı Vekili: “Su kriz değil, doğru yönetilirse büyük bir fırsattır”
Türkiye’nin misafirperverliğinden dolayı teşekkür eden Prof. Dr. Murat, Türkiye’nin sadece coğrafi bir ülke değil, “geleceğe açılan bir kapı” olduğunu vurguladı. Türkiye’nin büyük projeleri ve kararlılığıyla imkânsız görülen birçok adımı gerçeğe dönüştürdüğünü belirten Murat, “Türkiye, sadece su alanında değil, geleceğin yeni kaynak felsefesini şekillendiren anahtar bir ülkedir” dedi. İklim değişikliğiyle birlikte su haritalarının yeniden yazıldığı bir döneme girildiğini dile getiren Prof. Dr. Murat, bu durumun ülkelerin mevcut dengelerini ciddi biçimde etkilediğini ifade etti. Suyun teknik bir konu olmanın ötesinde, “ülkelerin geleceğini belirleyen güvenlik meselesi” olduğuna dikkat çekti. Su krizinin doğru yönetildiğinde fırsata dönüşebileceğini belirten Murat, “Gelecek, sadece sözlerle değil, cesur kararlar ve samimi birlikteliklerle inşa edilir. Türkiye’nin milli ruhu, kendine has gücü ve köklü kültürel geçmişiyle bu alana çok önemli katkılar yapacağına yürekten inanıyorum” diye konuştu. Hiçbir insanın susuz kalmayacağı bir gelecek için ortak hareket edilmesi gerektiğini vurgulayan Murat, sözlerini Türkiye’nin geleceğine duyduğu sevgi ve saygıyı ifade ederek tamamladı.

-

ASKF’den amatör spor kulüplerine 6 bin TL destek
Akgün, kulüplerin yıllardır ağır mali yüklerle mücadele ettiğini, özellikle filiz lisans, vize ve transfer ücretlerinin birçok kulüp için ciddi bir külfet oluşturduğunu belirtti. ASKF Yönetim Kurulu’nun aldığı kararla, 2025-2026 futbol sezonunda Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) tarafından talep edilen lige katılım ve referans bedeli olan 2.500 TL ile amatör takım antrenörlerinin vize–referans bedeli olan 1.000 TL, toplamda 3.500 TL, kulüplerin TFF nezdinde açılmış hesaplarına ASKF tarafından yatırıldı.
“KULÜPLERİMİZE KAYNAK ARAYIŞIMIZ DEVAM EDECEK”
Başkan Akgün ayrıca, kulüplerin antrenman ve maç ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 700 adet futbol topunun Valilik desteğiyle temin edildiğini, amatör sporun güçlendirilmesi için kaynak arayışlarının süreceğini vurguladı. Akgün, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Kulüplerimiz çok zor şartlarda liglere katılmaya ve liglerde tutunmaya çalışıyor. Bu sezon filiz, vize ve transfer ücretleri de kulüplerimizi etkiledi. Bu sebeple bir nebze olsa da kulüplerimizin emeklerine katkı sağlamak amacı ile ASKF yönetim Kurulu olarak yıla ait referans bedellerinin karşılamasını uygun gördük. 2025-2026 futbol sezonunda Türkiye futbol federasyonu için lige katılım ve referans bedeli olan 2500 TL, Amatör takım antrenörü vize-referans bedeli olan 1000 TL olmak üzere 3500 TL kulüplerimizin TFF tarafından açılan hesaplarına yatırılmıştır. Diğer liglere katılacak kulüpler için de bu ücretler yatırılmaya devam edecektir. Bunun dışında ASKF’ye yatırılması gereken vize-referans bedeli olan 2500 TL’lik ücreti de kulüplerimizden tahsil edilmeyerek kulüplerimize sezon içinde 6000 TL maddi katkı sağlanmış olacaktır. Kulüplerimizin ihtiyaçlarını karşılayacak olan 700 futbol topu Valiliğimiz kanalı ile kulüplerimize kazandırılmış olup, maddi yönden kulüplerimize kaynak arayışımız devam edecektir.”
-

Anahtar Parti, üreticinin sıkıntılarını sahada dinledi
Ziyarette özellikle pazarın fiziki yetersizlikleri, resmi işlemlerde yaşanan aksaklıklar, hayvan sağlığıyla ilgili riskler ve maliyetlerdeki ciddi artışlar ön plana çıktı. Üreticiler, pazar alanının dar olması nedeniyle zaman zaman yoğunluk, düzensizlik ve hijyen sorunlarının ortaya çıktığını belirtti. Hayvan satışı sonrası Tarım İl Müdürlüğü tarafından düzenlenmesi gereken irsaliyelerin çoğu zaman verilmediğine dikkat çeken esnaf, bunun hem yasal açıdan hem de kayıt düzeni açısından büyük probleme yol açtığını ifade etti. Şap hastalığına karşı düzenli aşılama ve kontrollerin aksaması ise üreticilerin en çok tedirgin olduğu konular arasında yer aldı.

“HAYVANCILIK SEKTÖRÜ SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ RİSK ALTINDA”
Ekonomik sıkıntıların giderek arttığına vurgu yapan Aladağ, yem fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle üreticilerin kâr edemediğini, pek çok işletmenin zararına satış yaptığını belirtti. Piyasalardaki belirsizlik nedeniyle alıcı ve satıcıların geleceğe dair plan yapamadığını dile getiren esnaf, hayvancılık sektörünün sürdürülebilirliğinin risk altında olduğunu söyledi. Ziyaretin ardından değerlendirmelerde bulunan İl Başkanı Üzeyir Aladağ, üreticinin yalnız bırakılmasına izin vermeyeceklerini ifade ederek şu mesajı verdi: “Çayırbağ Hayvan Pazarı’nda gördüğümüz sıkıntılar sadece bu pazarın değil, Afyonkarahisar’ın hayvancılık geleceğinin meselesidir. Anahtar Parti olarak üreticinin sorunlarını her platformda dile getirmeye ve çözüm için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. Üreticisini yalnız bırakan bir anlayışın ne şehrimize ne de ülkemize fayda sağlayamayacağı açıktır. Anahtar Parti olarak; çözüm odaklı, şeffaf ve üreticiyi önceleyen bir siyaset anlayışıyla hareket ediyor, Afyonkarahisar’ın tüm sorunlarına olduğu gibi hayvancılık sektöründeki sorunlara da kararlılıkla eğileceğimizi taahhüt ediyoruz.”


-

Haberler.com’dan Megabirlik Medya’ya Üst Düzey Ziyaret
Haberler.com kurucusu Ekrem Teymur ve İş Geliştirme Sorumlusu Bilal Teymur, Kanal 3’ün Ankara’daki merkezini ziyaret etti.
SAYIN A.Ş Yönetim Kurulu Üyesi ve Megabirlik Medya Yönetim Kurulu Başkanı Kadir Sayın ve Kanal 3 Genel Yayın Yönetmeni Faruk Demirel’in yakından ilgilendiği konuklarıyla yayıncılık sektörü ve internet medyası üzerine verimli bir sohbet gerçekleştirildi.
Karşılıklı temennilerin dile getirilmesinin ardından ziyaret, hatıra fotoğrafı çekilmesiyle son buldu. Taraflar, ilerleyen dönemlerde yeniden bir araya gelme konusunda fikir birliğine vardı.

-

“İşçi sendikalarına karşı hiçbir ayrım yapılmadı”
Türk-İş’e bağlı Türkiye Sağlık ve Sosyal Hizmet İşçileri Sendikası Afyonkarahisar İl Başkanı Mustafa Demir, Dr. Hakkı Öztürk’ün göreve başlamasının ardından ilin sağlık alanında ciddi bir ivme kazandığını belirtti. Demir, Öztürk’ün kısa sürede uyum sağlayarak önemli yatırımlara imza attığını ifade etti.
“AFYONKARAHİSAR SAĞLIKTA İVME YAKALADI”
İl Başkanı Mustafa Demir, “İl Sağlık Müdürümüz Dr. Hakkı Öztürk Sağlık Bakanlığındaki üst düzey yöneticiliğinden edindiği tecrübesi sayesinde, ilimizden başka illere yapılan hasta sevkleri büyük ölçüde azaldı. Hastanelerimizin teknik donanım eksiklerinin giderilmesi ve doktor ihtiyacının karşılanmasıyla vatandaşlarımızın başta büyük şehirlere gitme zorunluluğu ortadan kalktı. Hastanelerin donanımı yenilendi ve ihtiyaç duyulan yeni bölümler açıldı. Sendikalar, üyelerinin hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için kurulmuş, gücünü temsil ettiği üyelerinden alan sivil toplum kuruluşlarıdır. Biz TÜRK-İŞ olarak üyelerimizin sorun ve taleplerini sahada dinler, çözümü için yasaların bize verdiği tüm hakları kullanırız. Kurum yöneticilerimizden de sendikalara eşit mesafede durmalarını bekleriz” dedi.
“ÜYELERİMİZDEN GELEN ŞİKAYETLER AZALDI”
Geçmiş yıllarda sağlık il müdürlüğünde ve hastanelerde görev yapan üyelerine yönelik sendikal baskıların yaşandığını hatırlatan Başkan Demir, Dr. Öztürk döneminde bu tür olumsuzluklara şimdiye dek rastlanmadığını belirterek, “Önceki dönemlerde bazı birim sorumluları üyelerimize baskı yaparak belli sendikalara yönlendirdikleri olurdu. Bu uygulamalara son verilmesi gerektiğini zaman zaman basın yoluyla gündeme getirirdik. Ancak Dr. Hakkı Öztürk göreve geldiğinden bu güne kadar işçi sendikalarına karşı hiçbir ayrım yapılmadı. Taleplerimizi dinledi ve çözüm üretme noktasında destek verdi. Şu anda üyelerimizden ciddi bir şikayet almıyoruz. Bu da iş barışı açısından oldukça önemli bir gelişmedir” diye konuştu.
-

Kanal 3’ten ESOB’a nezaket ziyareti
Samimi bir atmosferde gerçekleşen ziyarette, şehirdeki esnafın mevcut durumu, yerel ekonomide yaşanan gelişmeler ve bölgesel yayıncılığın esnafa katkıları üzerine kapsamlı bir istişare yapıldı.
Başkan Üstün, esnafın sorunlarının çözümünde medya kuruluşlarının desteğinin önemli olduğunu vurgulayarak, Kanal 3’ün bölgeye yönelik çalışmalarını yakından takip ettiklerini ifade etti. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Üstün, “Kıymetli misafirimiz Berna Türksoy’a nazik ziyareti için teşekkür ederiz. Yerel medya ile kurduğumuz güçlü iletişim, esnafımızın sesi olma noktasında büyük katkı sağlıyor” dedi.
Berna Türksoy ise Kanal 3 ve Gazete 3 olarak kentin ekonomik ve sosyal gelişimine katkı sunmayı sürdüreceklerini belirterek, esnafın gündemini yakından takip ettiklerini söyledi.
-

Minik yüreklerle fidan diktiler
Etkinliğe, AK Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Av. Turgay Şahin’in yanı sıra il genel meclisi başkanı, il başkan yardımcıları, il yönetim kurulu üyeleri ve teşkilat mensupları katıldı. Köyün minikleri tarafından coşkuyla karşılanan İl Başkanı Şahin, öğrenciler ve öğretmenlerle birlikte fidan dikerek doğaya can verdi. Başkan Şahin’in miniklerle yakından ilgilenmesi ve birlikte geçirdiği keyifli anlar, etkinliğe renk kattı.
“BİZLER İÇİN BÜYÜK BİR MUTLULUK”

Etkinlikte duygularını paylaşan Başkan Şahin; “Burada, geleceğimizin teminatı evlatlarımızla birlikte olmak, onların heyecanına ortak olmak bizler için büyük bir mutluluk. Her bir fidan, yarınlara umutla büyüyen bir nesli simgeliyor. Bu anlamlı etkinlikte hem öğretmenlerimizi anmak hem de doğaya katkı sunmak adına yapılan bu güzel organizasyonun parçası olmaktan memnuniyet duyuyorum” dedi. Sözlerine devam eden Şahin; “Çocuklarımızın gözlerindeki heyecanı ve sevgiyi görmek, bu ülkenin yarınlarının ne kadar parlak olduğuna bir kez daha inanmamızı sağlıyor. Eğitimin temeli sevgidir; sevgiyle yetişen her çocuk bu topraklara güzellik katacaktır. Emeği geçen tüm öğretmenlerimize, öğrencilerimize, Sarık Köyü muhtarımıza ve parti teşkilatıma gönülden teşekkür ediyorum.” İfadelerine yer verdi.

-

KOAH’a dair özel etkinlik
Mavi Salonda düzenlenen etkinliğe AFSÜ Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Aydın Balcı, Yeşilay Afyonkarahisar Şubesi Temsilcileri, akademisyenler, öğrenciler, hastalar ve hasta yakınları katıldı. Moderatörlüğünü SBF Kardiyopulmoner Fizyoterapi Ana Bilim Dalından Dr. Öğr. Üyesi Buket Engin’in üstlendiği programda, alanında uzman konuşmacılar KOAH’la ilgili güncel bilgileri paylaştı. Etkinliğin ilk konuşmasını SBF Kardiyopulmoner Fizyoterapi Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Harun Taşkın yaptı. Dr. Öğr. Üyesi Taşkın, KOAH’ın temel fizyolojisini ele alarak hastalığın solunum sistemi üzerindeki etkilerini, hastalık sürecinde meydana gelen patofizyolojik değişiklikleri ve erken tanının önemini katılımcılarla paylaştı.
SUNUMLAR YAPILDI
SBF Kardiyopulmoner Fizyoterapi Ana Bilim Dalından Arş. Gör. Beyza Nur Düzcan, KOAH yönetiminde önemli bir yer tutan solunum egzersizlerini uygulamalı örneklerle göstererek, günlük yaşamda uygulanabilecek etkili teknikleri aktardı. AFSÜ Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Aydın Balcı da detaylı sunumunda, KOAH’ın güncel tanı yöntemleri, tedavi yaklaşımları ve multidisipliner yönetimin önemi üzerine ayrıntılı bilgiler paylaşarak vaka örnekleriyle AFSÜ Hastanesinin bu alandaki hizmetlerini vurguladı. Etkinliğin son konuşmacısı, Yeşilay Derneği Afyonkarahisar Şubesinden Psikolog Hikmet Mengi oldu. Bağımlılıkla mücadele konusunda farkındalık yaratmayı amaçlayan sunumunda Psikolog Mengi, sigaranın KOAH üzerindeki yıkıcı etkilerini, bırakma süreçlerini ve destek mekanizmalarını ele aldı. Etkinlik, konuşmacılara belge takdimi ve anı fotoğrafı çekimi ile sona erdi.

-

“Tüm çabamız çocuklarımız için”
Geçmişte Çocuk Esirgeme Kurumu yurtlarında şimdi ise Sevgi Evlerinde kalan çocuklarla ilgilenmek için dernekte faaliyetler yürüttüklerini söyleyen Altınbaş, “Devletimiz çocuklarımızın tüm ihtiyaçlarını karşılıyor. Allah devletimizden razı olsun. Bizler dernek gönüllüleri olarak çocuklarımıza elimizden geldiğince sevgimizi, ilgimizi gösteriyoruz. Yaptığımız kahvaltı, piknik, yemek ve gezi gibi etkinliklerden elde ettiğimiz geliri çocuklarımız için harcıyoruz. 18 yaşını bitiren ve kurumdan ayrılan çocuklarımızın eve yerleşmesine yardımcı oluyoruz. Yine kurumdan ayrılıp yuva kuran çocuklarımızın evlenmelerine destek oluyoruz. Ne ihtiyaçları olursa karşılamaya çalışıyoruz. Derneğimize destek olmak isteyen herkesi bekliyoruz. Tüm çabamız çocuklarımız için” diye konuştu. Dünyayı iyilik ve güzelliklerin kurtaracağını söyleyen Altınbaş, “Her şey bir insanı sevmekle başlıyor. Bizler çocuklarımızı çok seviyoruz” dedi.
-

ATSO’da finans uzmanları sanayicilerle buluşacak
Panelde, Ekonomist ve Finansal Danışman Murat Sağman ile İntegral Yatırım Kurumsal Satış Direktörü Sarper Dönertaş konuşmacı olarak yer alacak. Uzman panelistler, halka arz stratejisinin şirket performansına etkileri, alternatif borçlanma araçları, yatırımcı ilişkileri ve sürdürülebilir finansman modelleri hakkında katılımcılara detaylı bilgi aktaracak. Etkinlik kapsamında ayrıca, şirketlerin büyüme ve kurumsallaşma süreçlerinde sermaye piyasalarının rolü, halka arz süreçleri ve alternatif finansman yöntemleri ele alınacak; değişen ekonomik koşullar çerçevesinde sanayi işletmelerinin finansmana erişim imkânlarının çeşitlendirilmesi güncel örneklerle değerlendirilecek. ATSO, düzenlediği bu panel ile sanayi şirketlerinin finansal bilgilendirme ve kurumsallaşma süreçlerine katkı sağlamayı amaçlıyor.
-

YILLARIN ÖĞRETMENİ
Mütevazi bir ailenin dört çocuğundan biriydi yılların öğretmeni. Annesi Anadolu kadınını tüm özelliklerini taşırdı; sessiz ve sakin. Erine bağlı, saygıda ve sevgide hiç kusur etmeyen, kızlarını “Cumhuriyet Kızları” olarak yetiştirmek için varını yoğunu ortaya döken, eli öpülesi bir kadın.
Baba dağ gibi, sırtını yasladığın, umudun yeşermesi için kız-erkek fark etmeden, birey haklarını koruyan babaların hası bir baba. Gözlerinin çakırlığı, saçlarının ipek gibi oluşu, gençliğinde kızların rüyasını süslermiş. Ama O, Lütfiye kızı eş olarak seçmiş ve çok da mutlu olmuşlar. Dört çocuğu mutluluklarının meyvesi gibiymiş. En büyüğünden, en küçüğüne kadar sevgiyle kucaklarmış eşler. Hiç ama hiç kem söz söylememişler yavrularına…
Kızların en küçüğü Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’ne gitmiş. Ders görülen amfilerde en önde oturan, hiçbir dersi kaçırmayan, çalışkan bir öğrenciymiş küçük kız. Zamanında okulunu bitirmiş, Afyon’a atanmış. Babasında bir sevinç, bir gurur, bir mutluluk tarifi imkansız!… “Haydi bin faytona!” demiş. “Hayır olmaz, ben kendim giderim” dediyse de ikna edememiş babasını küçük kız. Baba bir türkü tutturmak istemiş, küçük kız engel olmuş “Burası şehir, uluorta türkü söylenmez ki” deyip, söyletmemiş babasını!
Okulun önüne geldiklerinde baba “Haydi geldik! Sen dersini bitirince buraya gel, ben beklerim.” Kızının ardından uzun uzun bakmış, sonra ellerini açarak “Şükretmiş Allah’a “Kız müdürün kapısı önüne gelmiş, içerinin kalabalık olduğunu görmüş, cesaret edip de içeri girmemiş. İçeride bulunanlar birer, ikişer çıkmışlar. En sonunda müdür çıkmış, kapının önünde bekleyeni görünce “Kızım, zil çaldı sen dersine niye girmedin, haydi bakayım sınıfa” deyince; “Ben yeni atanan öğretmenim” diyememiş, ayrılmış kapının önünden.
Okulun önünde babasını bekler görünce “Bu saatte dersim yokmuş” deyip eve dönmüşler. Sonra kendi kendine okula gidip gelmiş küçük kız.
Kimi zaman öğrenciler çok kızdırmışlar öğretmenlerini. Her zaman sinirlerine hakim olmuş. Kendi öğrenciliği gelmiş hep aklına, yutkunmuş, bir şey söyleyememiş onlara. Müdür Yardımcısı olmuş, müdürün değil, öğrencilerin yardımcısı olmuş sanki! Onların hatalarına hoş görüyle bakmış. Dertlerini dinlemiş, çözümler üretmiş…
Öğretmen, elleriyle alın yazımızı yazar sanki. Kop koyu karanlıkları bilgisiyle aydınlatır. Yüreklerinde ne kötülük, ne karamsarlık, ne de kin bulunur. Sevgiyle, iyilikle, bilimle doludur onun yüreği.
Benim de öğretmenim olan küçük kız, öğretmen değince bende şu nitelikleri uyandırır:
Baktığı zaman berrak görür benim öğretmenim.
Dinlediklerini iyi duyar benim öğretmenim.
Görünüşü çok sıcaktır öğretmenimin.
Davranışları saygı yüklüdür benim öğretmenimin.
Konuşmaları doğrudur. Yalan söylemez, aldatmaz insanları.
İşlerini hep ciddi yapar öğretmenim.
Adaletli düşünür her zaman.
Sevgiyi en çok O, verir öğrencilerine.
Bu sene 24 Kasım’da öğretmenimizle beraber olacağız “Polis Moral Eğitim Merkezi’nde.” Tabi diğer öğretmenlerimizde olacak… Hep beraber çok mutlu olacağız. Onlar, yılların öğretmenleri. Uzak illerden gelen arkadaşlar, sağ olsunlar, var olsunlar.
Mutlu kalınız…
-

“Eğitim sistemimiz yaz-boz tahtasına döndü”
Eğitim politikaları üzerinden iktidarı eleştiren Başkan Köken, “Daha iki yıl önce büyük bir reformmuş gibi sunulan ara tatil uygulaması, bugün yine bir gecede kaldırılma hazırlığında. Neden? Çünkü sistemin temeli bilimsel ihtiyaçlara değil, turizm şirketlerinin baskılarına göre atıldı. Milli bayramları gölgeleyecek biçimde ayarlanmış tatil takvimlerinin yanlış olduğu bugün mü fark edildi? Öğrencilerin motivasyonunun düşeceğini hesap edemediniz mi? Bu milletin evlatları üzerinden yapılan bu denemelerin hesabını kim verecek?” diye sordu.
“MİLLİ BAYRAMLARIMIZ TAKVİM OYUNLARINA DEĞİL, SAYGIYA VE CİDDİYETE LAYIKTIR”
Milli bayramların takvim oyunlarına değil, saygıya ve ciddiyete layık olduğunu ifade eden Başkan Köken, “Öğretmenler, öğrenciler, veliler her yıl değişen takvimlere, sınav sistemlerine, uygulamalara ayak uydurmak zorunda bırakıldı. Eğitim, bir iktidarın keyfine göre eğilip bükülecek bir alan değildir. Bu kadar hayati bir konuda “yanlış yaptık, kaldırıyoruz” demek sorumluluk değildir; bu başlı başına bir yönetim krizidir. Biz İYİ Parti olarak diyoruz ki: Eğitimin planı 1 yıllık değil, 10 yıllık yapılır. Eğitim politikası turizm şirketlerine, siyasi hesaplara göre değil; bilime, pedagojik ihtiyaçlara göre belirlenir. Milli bayramlarımız takvim oyunlarına değil, saygıya ve ciddiyete layıktır. Sayın yetkililer, okul çağındaki çocuklarımız üzerinden politika üretmeyi derhal bırakın. Eğitimde istikrar sağlayamayan bir yönetim, geleceği yönetemez. Bugün kaldırdığınız ara tatiller gibi, yanlışta ısrar ettiğiniz her uygulamanın bedelini çocuklarımız ödüyor. Bu milletin evlatları sizin deneme tahtanız değildir” dedi.
-

“Bu millet bunu hak etmiyor”
Başkan Mısırlıoğlu “Son günlerde kamuoyuna yansıyan veriler, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun yıllardır kötü yönetimin kurbanı olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. SGK’nın kasasının ‘doluyor’ gibi gösterilmesi, gerçeğin üzerini örtmeye yönelik bir algı operasyonundan ibarettir. Çünkü bu dolan kasa, üretimden, büyümeden, istihdamdan değil; emekliden yapılan kesintilerden, düşük maaşlardan ve çalışanların yüksek prim yükünden beslenmektedir” ifadelerini kullandı.
“SGK’NIN KASASININ DOLMASININ TEK NEDENİ; EMEKLİNİN CEBİNDEN ALINAN PARA”
Muhammet Mısırlıoğlu, “Açıklanan rakamlar açıkça göstermektedir ki: 2022’de SGK açığı 143,9 milyar TL, 2023’te 94,6 milyar TL, 2024’te 38,6 milyar TL, 2025’in ilk 8 ayında bile 9,56 milyar TL olarak karşımızdadır. Yıllarca SGK’yı talan edenler, kurumun kayıplarını kapatmayı akıllarına bile getirmemiş; her krizin faturasını yine emekliye, yine dar gelirliye kesmişlerdir. Bugün SGK’nın kasasının dolmasının tek nedeni; emeklinin cebinden alınan para, çalışanın sırtına yüklenen ağır prim yükü ve kısılan haklardır. Bugün milyonlarca emekli açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edilmişken, çıkıp da “Gelirin gideri karşılama oranı %100’e yaklaştı” demek, milletin aklıyla alay etmektir. SGK’nın yıllardır süren kötü yönetimi, liyakatsiz atamalar ve popülist politikalarla eritenler; çareyi yine emeklinin lokmasında, çalışanın alın terinde aramaktadır. Bu millet bunu hak etmiyor” dedi.
“EMEKLİLERİMİZİN HAKKINI SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Muhammet Mısırlıoğlu, “İYİ Parti olarak açıkça söylüyoruz: SGK’nın açığını kapatacak olan emeklinin üç kuruş maaşı değil; israfı bitirecek akılcı yönetim, şeffaf bütçe politikaları ve sosyal adaleti önceleyen bir devlet anlayışıdır. Emeklinin parasına göz diken, yıllarca biriken açıkları emeklinin sırtına yükleyen bu anlayışı reddediyoruz. Emeklilerimizin hakkını, alın terini ve onurunu sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz. Milletimizin alın teri üzerinden kurum kurtaran düzen son bulmalıdır” ifadelerine yer verdi.
-

“Bütçe, adalet beklentisi üzerinden yapılmalı”
Taytak, Türk milletinin adalete erişiminin hızlanması, güven duygusunun güçlenmesi ve yargı süreçlerinin etkin işlemesinin büyük önem taşıdığını ifade ederek, yıllar süren davaların hem bireylerin hukuki güvenliğini zedelediğini hem de adaletin gecikmesi nedeniyle düzeni yıprattığını söyledi. Bu çerçevede adalet hizmetlerinin personel, teknik altyapı ve mevzuat yönüyle güçlendirilmesini desteklediklerini kaydetti. Kadına ve çocuğa yönelik suçlara da dikkat çeken Taytak, bu suçların toplum vicdanını derinden yaraladığını belirtti. Bu alanda verilen mücadelenin caydırıcılığı yüksek bir hukuk düzeni ile desteklenmesi gerektiğini söyleyen Taytak, karar süreçlerinin hızlandırılması ve mağdur haklarının daha da güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
“CEZALAR DERHAL AĞIRLAŞTIRILMALI VE UYGULANMALI”
Konuşmasında ayrıca “suça sürüklenen çocuklar” konusuna özel yer ayıran Taytak, çocuk adalet sisteminde ele alınan her vakayı yalnızca bir adli dosya değil, aile, eğitim ve sosyal çevre ile doğrudan ilişkili stratejik bir alan olarak değerlendirdiklerini belirtti. Günümüzde çocukların yalnızca sokakta değil, dijital mecralarda da korunması gerektiğini vurgulayan Taytak, sosyal medya yaş sınırlamaları gibi düzenlemelerin çocukların siber zorbalık, istismar ve suça sürüklenme riskinden korunması için zorunlu olduğunu ifade etti. Çocukları suça yönlendiren, istismar eden veya kötüye kullanan yetişkinlere yönelik cezaların derhal ağırlaştırılması ve kesinlikle uygulanması gerektiğini de belirten Taytak, çocukların psikolojik ve sosyal desteğe erişimi ile erken risk tespitinin hayati olduğunu söyledi.
KANUN TEKLİFİ İLE İLGİLİ
Milletvekili Taytak, 27. Dönem 6. Yasama Yılında sunduğu ve geçtiğimiz hafta revize ettiği kanun teklifinin önemine de değindi. Bazı suçların soruşturulabilmesi için mağdurun şikâyette bulunma zorunluluğunun, mağdurların çoğunlukla şikâyet hakkını kullanmalarını engellediğini ifade eden Taytak, mağdurların özellikle suç isnat edilen kişinin kimlik ve iletişim bilgilerine ulaşabilme ihtimalinden dolayı şikâyet etmekten çekindiğini belirtti. Söz konusu kanun teklifi ile mağdurların şikâyet hakkını güven içinde kullanabilmesinin sağlanacağını, suçların daha kolay ortaya çıkarılacağını ve benzer suçların yeniden işlenmesinin önüne geçileceğini belirten Taytak, bu düzenlemenin ceza adaletine duyulan güveni artıracağını ve mağdur haklarını daha etkin koruyacağını dile getirerek teklifin 11. ve 12. Yargı Paketlerine dahil edilmesi talebinde bulundu.
-

Bakan Yerlikaya’dan “Gereği Yapıldı” Paylaşımı
Bakan Yerlikaya, kısa süre önce yaşanan ve Abdullah öğretmenin hayatını kaybettiği olaya atıfta bulunarak sürücüleri uyardı:
“Aracın önünü kesip kavga ettiniz diyelim… Pişman olmayacak mısınız? Değer miydi demeyecek misiniz? Anlık öfkelerinize yenilmeyin.”Paylaşımında, Yeni Trafik Kanunu Teklifi’ne girecek madde kapsamında bu tür saldırgan sürüş davranışlarına yönelik ağır yaptırımları da açıkladı. Buna göre saldırı amacıyla araçtan inip yol kapatan sürücülere:
- 180 bin TL idari para cezası,
- 60 gün süreyle sürücü belgesine el koyma,
- 60 gün araç trafikten men
uygulanacak.
Yerlikaya, yaptırımların caydırıcı olacağını belirterek şu soruyu yöneltti:
“Sizce aracı ve ehliyeti 60 gün boyunca alınan bu sürücü aynı hareketleri bir daha yapar mı?”Vatandaşlara çağrıda bulunan Bakan Yerlikaya, trafikte benzer tehlikeli davranışlarla karşılaşıldığında 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirim yapılması gerektiğini ifade ederek paylaşımını “Biz gereğini yaparız” mesajıyla tamamladı.

-

İETT Otobüsünün Tehlikeli Geri Manevrası Kamerada
Saat 13.00 sıralarında TEM otoyolu yan yol girişinde bir İETT otobüsü, yanlışlıkla Sultangazi sapağına yöneldi. Sürücü, hatalı güzergaha girdiğini fark edince geri geri manevra yaparak otoyola dönmeye çalıştı.
Otobüsün tehlikeli manevrası nedeniyle çevredeki araçlar yavaşlamak zorunda kaldı ve kısa süreli trafik tedirginliği yaşandı.
Görüntüler ve Tepkiler
Olay anına tanıklık eden bir vatandaş, otobüsün geri geri manevra yaptığı anları cep telefonu kamerasıyla kaydetti. Vatandaş, “Yolu kaçıran otobüs geri geri gidiyor, trafiği tehlikeye sokuyor” diyerek tepki gösterdi. Kayıtlarda otobüsün kısa süre sonra tekrar otoyola bağlandığı görülüyor.