Kategori: basın

  • Görünmeyen kahramanlar: Kadrajın arkasındaki emek!

    Görünmeyen kahramanlar: Kadrajın arkasındaki emek!

    Afyonkarahisar’da her sabah uyandığımızda şehrin nabzını tutan, sıcak gelişmeleri önümüze getiren o karelerin arkasında, aslında hiç bitmeyen bir mesai var. Protokol açılışlarından en sert kış koşullarına, siyasetin en hararetli anlarından hüzünlü hikayelere kadar her anı ölümsüzleştiren bu isimler, basın camiasının gerçek mutfağını oluşturuyor.

    ********************

    Bizler haberi okurken ya da izlerken, o görüntünün hangi zorluklarla alındığını çoğu zaman unutuyoruz. İşte o “görünmeyen” ama şehrin hafızasını tutan kıymetli meslektaşlarımız:

    * Usame Çatlak (Valilik Basın): Devletin vitrinini en doğru açıyla sunan, nezaketi ve hızıyla kurumsal iletişimin kilit taşı olan bir emektar.

    * Bahadır Aytekin (Valilik Basın): Protokolün ağırlığını, işindeki titizliği ve profesyonel yaklaşımıyla dengeleyen, başarısıyla güven veren bir isim.

    * Mustafa Üyük (Belediye Basın): Şehrin her köşesindeki hizmeti halkın gözüyle buluşturan, çalışkanlığıyla belediye basın biriminin lokomotiflerinden.

    * Kerem Özuslu (Belediye Basın): Vizyoner bakışıyla dijital çağı sahadaki tecrübesiyle birleştiren, üretkenliğiyle takdir toplayan bir profesyonel.

     * Ahmet Han Yılmaz (Belediye Basın): Sorumluluk bilinci yüksek, çözüm odaklı yaklaşımıyla her türlü çekimde düzeni ve kaliteyi sağlayan gizli güç.

    * Tahsin Gülbaş (Kanal 3): Yılların tecrübesini vizörüne yansıtan, en zor anlarda bile sükunetini koruyarak en net görüntüyü yakalayan bir istikrar sembolü.

    * Barış Aydın (Kanal 3): Dinamik yapısı ve estetik bakış açısıyla her kayıtta fark yaratan, sahadaki enerjisiyle habere hayat veren bir isim.

     

    * Mustafa Bayer (Kanal 3 / Gazete 3): Hem görüntünün hem de anın ruhunu kavrayan, iş disipliniyle mesleğin onurunu her daim yukarıda tutan bir profesyonel.

     * Hasan Kunt (CHP Basın): Siyasi iletişimin karmaşasında doğruluğu ve hızıyla öne çıkan, basınla kurduğu samimi köprüyle takdir edilen bir isim.

    * Selçuk Aydın (AK Parti Basın): Teşkilatın nabzını tutarken her anı belgeleyen, sahadaki aktifliği ve tecrübesiyle partinin sesini duyuran bir usta.

    * Murat Emre (MHP Basın): Görev bilinciyle hareket eden, her organizasyonda detaylara verdiği önemle işini kusursuz yapan bir emekçi.

    * Hasan Öğünç (İYİ Parti Basın): Samimiyeti ve basınla olan güçlü diyaloğuyla tanınan, her kareye emeğini ve ciddiyetini katan bir dost.

    * Gizem Berk (Baro Basın): Hukukun vakur duruşunu basınla buluşturan, zarafeti ve iş disipliniyle baro iletişiminde fark yaratan bir isim.

    * Cemile Kaytan (Odak Gazetesi): Haberin kokusunu en uzağından alan, kalemiyle ve duruşuyla Afyon basınında kadın emeğinin güçlü temsilcisi.

    * Feyza Özay Topuz (Odak Gazetesi): Detaylardaki ustalığı ve titiz çalışma prensibiyle her haberde imzasını gururla taşıyan bir meslektaşımız.

    * Gökhan Kocaaslan (Odak Gazetesi): Habercilik refleksiyle her daim tetikte olan, sahadaki tecrübesini sayfalarına en etkili şekilde yansıtan bir değer.

    * Ömürhan Temiz (Odak Gazetesi): Gazeteciliği sadece bir iş değil, bir yaşam biçimi olarak gören.

    * Ramazan Şimşek (TV3): Ekranın gerisindeki teknik hakimiyetiyle yayının akışını ve kalitesini omuzlayan, işinin ehli bir profesyonel.

    * Murat Arısoy (Kocatepe Gazetesi): Köklü bir geleneğin temsilcisi olarak, şehrin tarihine not düşen her haberde emeği olan güvenilir bir isim.

    * Ceren Çiydem (Türkeli Gazetesi): Enerjisi ve merakıyla haberciliğe taze kan taşıyan, geleceğin parlak kalemlerinden biri.

    * Bekir Turan Vural (Afyonşehir): Yerel basının güçlenmesi için ter döken, çalışkanlığıyla şehre değer katan bir emektar.

    * Arif Yavuz (Anadolu Ajansı): Afyonkarahisar’ı dünyaya duyuran o önemli haberlerin arkasındaki milli güç, ajans haberciliğinin simge ismi.

    * Canan Tükelay (Anadolu Ajansı): Kadın gazeteci olmanın tüm zorluklarını başarıya dönüştüren, hızı ve doğruluğuyla örnek alınan bir profesyonel.

    * Gökten Ceylan (İhlas Haber Ajansı): Günün her saatinde fedakarca görev yapan, şehrin en aktif muhabirlerinden biri.

    İsmini buraya sığdıramadığımız, ancak aynı çatı altında ter döken tüm basın emekçilerine minnettarız. Sizler olmasaydınız, bu şehrin hikayesi eksik kalırdı. İyi ki varsınız, iyi ki o deklanşöre basıyorsunuz.

  • BİZİM AFYON BASIN MAHALLESİ; TAM BİR MÜHENDİSLİK HARİKASIDIR MESELA

    BİZİM AFYON BASIN MAHALLESİ; TAM BİR MÜHENDİSLİK HARİKASIDIR MESELA

    Kısaca ben yazılarımda ara ara “BİZİM MAHALLE” diye bahsediyorum. Yani Afyon Basın Mahallesi. Şimdi bu yazıdan sonra bana kızabilir bizim bazı mahalle sakinleri. Bazen kurumlar gibi camialarında kendilerini kamuoyu yani okuyucuları önünde “CHECK” etmesi, kendi içinde değerlendirmesi gerekir. Bu nedenle meslekten kimse kızmasın bana. Eğer ki katılmayan varsa da bu yazıma; kendi köşelerinden yazarak, fikir çeşitliliği ile mahallemizi değerlendirmemize ve geliştirmemize katkı sağlasın. Amaç kendimizi eleştirerek doğru yolda emin yol almak. Mesleğimizin ana amacı da bu değil mi zaten. Bu nedenle meslekle ilgili kişi ve kurumları kesinlikle hedef almak için değil, mesleğe dair bir gözlem ve son derece samimi bir öz eleştiri niyetiyle bu yazıyı kaleme aldığımı şahsen belirtmek istiyorum. Hadi buyurun yavaş yavaş ön bir giriş yapalım konumuza.  Türkiye’nin en farklı basın mahalleleri sıralaması diye bir araştırma yapsalar; kesinlikle metropolleri sollayıp ilk beşe gireceğini iddia edebilirim Afyon Basın Mahallesinin. Sözle anlatmaya kalksanız nefesiniz yetmez, yazayım deseniz kaç cilt ansiklopedi yazacağınıza karar veremezsiniz.  Bir bakarsınız en gereksiz konularda bir halat misali birbirine sağlam bağlıdır, en gerekli konularda pamuk ipliğine bağlı misali bir gelgitler gezegenidir bizim mahalle. Dikkat ederseniz bu hafta ki yazıda ara başlıkları, hikâye akışında okumanız için vermedim. Ben size tüm sakinlerini sevdiğim ve 26 yıldır yaşadığım bu mahalleyi anlatmaya çalışayım şimdi.

    HADİ BUYURUN ŞİMDİ BAŞLAYALIM

    Diyeceksiniz ki neden böyle bu sizin mahalle sorusunun cevabı aslında yoktur. Herkesin kendince doğrusu vardır ve o doğru tartışmasızdır. Herkesin cevabı kendince noter onayı gibi doğrudur. Mesleki anlamda bilgi ve donanıma sahip varlıklarıyla onur duyacağımız pırlantalarımızda vardır, mesleki yaklaşım farklılıklarına sahip, endamlarıyla yutkunduran, yakutlarımızda vardır bu mahallede. Dedim ya bizim mahalle aslında fevkaladenin fevkindedir. Aslında termal, mermer, sucuk, kaymak, lokum ve haşhaş’tan sonra coğrafi işaret alınabilecek belki de 7. Harika renk olabilir bizim mahalle.

    Mesela bizim basın mahallesi cemiyetler ve dernekler zenginidir. Mahallede tabela ve başkanımız çoktur. İl protokolü bile aklında tutamaz hangi gazeteci, hangi cemiyetten, hangi dernekten diye. Özel Kalem Müdürleri ve sekreterler bu konuda sürekli güncelleme yapmak zorundadır. Hele bu şehre gelen yeni kamu yöneticileri için bizim basın mahallesinin cemiyet ve derneklerine yapılacak iade ziyaretlerin tümü temasların tekrarı niteliğindedir. Bu konuda yapacakta bir şey yoktur. Aslında tüm tabelalarda ana amaç meslektir ama dedim ya tabelalarımız çoktur.

    Öte yanda, Türkiye’nin en büyük cemiyeti olan Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin tarihine bir bakın; gazeteci olmayıp, cemiyet başkanı olan iş insanı yoktur, bulamazsınız. En fazla Sedat Simavi ve Nezih Demirkent gibi gazeteci olup; gazete sahibi olan cemiyet başkanları vardır. Siz Aydın Doğan’ın bir cemiyet başkanlığını duydunuz mu? Ben duymadım. “Ben gazeteci değilim, sadece medya alanında yatırım yapmış bir iş insanıyım demiştir geçmiş dönem bir röportajında.” İşte Türkiye’de pek duymadığınız bu özelliği yani iş insanı cemiyet yönetimlerini bizim basın mahallesinde rahatlıkla dönem dönem görebilirsiniz. Yerelde bu nokta esnektir ve olağandır. Mahallemizde normal bir durumdur bu kısaca. Alışkındır mahallenin her sakini.

    Mesela bizim mahallede zaman zaman yapılan sohbetlerde, mesleğe 25-30-35 yıldan fazla bir zamanını veren yazdığı yazısı on binlerce tıklanarak okunduğunu ifade eden altın değerinde ustalarımız vardır. Aynaya baktıklarında gündem makinası olarak görebilmeleri mümkündür kendilerini. Zor değildir onlar için şehrin gündemini parmakları ile klavye arasında görmek. Kolay mı bir ömür vermişlerdir gazeteciliğe. Sen bir gazeteci ya da sahada olan bir muhabir olarak önemli bir insanı iyi tanıdığını düşünürsün; onlar enine boyuna tanıdıklarını ifade edebilirler. İşin vitrin söyleminde önemli insanlarla abi-kardeştir onlar. Samimiyet o kadar tavandır yani akıl-sır ermez. Sen ise daha dünkü çocuk; muhabir yeni yetme gazetecisindir.

    Öte yanda, bizde köşe yazarı gazeteciler çoktur. İkinci mesleğinden ziyade daha çok gazetecilik yönü ile tanınan zengin bir yelpazeye sahiptir bizim basın mahallesi. Yelpazenin her bir yaprağı cıvıl cıvıldır. Her meslekten köşe yazarlarıyla doludur her sokağımız. Öyle renklidir ki gök kuşağında yoktur o kadar renk. Aslında hepsi iyi insanlar, kardeşler, arkadaşlardır. Hepsi ayrı bir ikondur.

    Bizim mahallede, zaman zaman teyitli olmayan söylentilerin bilgi dağılımında kendi içinde inanılmaz bir hızı vardır mesela. Mahallenin bu yönü tam bir mühendislik harikasıdır. Farazi bir örnek veriyorum. Bir gazete, radyo, web sitesinin satıldığı söylentisi ortaya çıkar, mal sahibinin kesinlikle haberi yoktur. Şu gazeteci şunu yapmış, bunu yapmış, şunu almış diye bir konu konuşulur; ucunu ve sonuna tutana bravo. Birçok konuda teyitli ya da doğrulanmış haber alışkanlığına sahip olan bizim mahallede kendi içindeki teyit ve doğrulamaya pek bakılmaz. Mahalle içinde bastırılamaz bir adrenalin ve heyecan noktasıdır kısaca bu durum. Zaman zaman ben bile kaptırabiliyorum kendimi “vay be” öyle miymiş diye bu kadar yani.

    Yukarıda bahsettiğim latifeleri bir kenara bırakıp; işin aslında gazeteciliği hakkıyla yapan arkadaşlarımız gibi meslek icra edilse bu şehir de “araştırmacı gazetecilik” ve en önemli büyük bir eksik olan “özel haber” hazırlama açığımız büyük bir oranda kapanır. Onun için koskoca bu şehir de en fazla 20-30 kişiyiz araştırmacı gazetecilik gelişsin, özel haber daha fazla yapılsın diye çabalayan gazeteci, yayın kuruluşu ve medya mensubu. Düşünün, Türkiye’nin en büyük yüzölçümüne sahip şehirlerinden birisiniz, 17 ilçe ve 400 den fazla köyünüz var. Nüfusunuz 800 bini geçmiş; şehrin medyası araştırma haber ve özel haber fakiri. Ondan sonra o neden çok tık alıyor, bu neden daha çok okunuyor seremonisi başlıyor bizim mahallede.

    İşin gerçeği şu. Bu şehrin okuyucuları fark istiyor, bülten haberciliği ile birlikte özel haber, röportaj ve araştırma haber istiyor. Sıkça başvurulan ana mantık, eleştireyim, karşı taraf cevap versin istemiyor. Hadi bu dediğimi yapalım daha fazla özel haber, röportaj, araştırma haber verelim desek aldığımız ücret belli; bülten haberciliği ile bildiğimiz gibi devam edelim olur.

    Aslında okuyucunun istediği değişiklik ve farklı içerikleri hayata geçirseler, reklam geliri dâhil tiraj, okunma vs. bir çok girdi artış gösterir. Devamında kazanç çoğalır, personel sayısı artar, yatırım değeri artırılarak kalite yükseltilir. En yakın örnek, Eskişehir yerel gazetelerinde olduğu gibi ve en uzak Japonya yerel basınında olduğu gibi. Hadi Japonya uzak, gidip bir Eskişehir’e göz atın bence. Son olarak 4 gün sonra gelecek olan “Çalışan Gazeteciler Günü”nü kutluyorum bizim mahallenin.