Kategori: Erişilebilirlik

  • Karanlıkta Yolumuzu Aydınlatan Dijital Bir Vicdan Hareketi: “İyilik Var”

    Karanlıkta Yolumuzu Aydınlatan Dijital Bir Vicdan Hareketi: “İyilik Var”

    Dünyanın dört bir yanından ardı ardına gelen yorgunluk haberleri, insanı zaman zaman umutsuzluğun gri tonlarına hapsetmeye çalışır. Kötülüğün gürültüsü, ne yazık ki iyiliğin o sessiz ve inatçı sesini bastırmak ister her defasında. Oysa insanlık tarihinin en kadim gerçekliği değişmemiştir: Nerede bir nefes, nerede bir eksiklik varsa, orada direnen ve çoğalan bir iyilik de hep var olmuştur. İşte tam da bu inancın, ezber bozan ve kalplere dokunan somut bir adımı atıldı: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından hayata geçirilen “İyilik Var” dijital gönüllülük platformu. Bu proje, sadece yardımlaşma biçimini değiştirmekle kalmıyor; modern çağın hızına inat, vicdanımızı yeniden aynı frekansta buluşturuyor.

    Dijital Çağda Ahilik Ruhu: “İyilik Kapısı”

    Bu projenin en büyüleyici taraflarından biri, geleneksel Ahilik kültürümüzü bugünün dijital imkanlarıyla harmanlayan “İyilik Kapısı” bileşeni. Mahallemizdeki terzi, bakkal, tamirci, diş hekimi ya da psikolojik danışman gibi serbest meslek erbabı ve esnaf, bu sistemle gönüllülük halkasına dahil oluyor. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımıza sunulan tek kullanımlık dijital kodlar sayesinde, hiçbir kimlik ezikliğine ya da dezavantaja yer bırakmadan, insan onuruna yaraşır bir dayanışma köprüsü kuruluyor.

    Engelleri Aşan, Kimseyi Arkada Birakmayan Bir Anlayış

    Görme engelli bir birey olarak hayatın içinde yürürken, bazen yolların sadece fiziksel olarak değil, kalplerin de taşlaşarak daraldığını hissederim. Oysa gerçek erişilebilirlik, zihinlerdeki ve vicdanlardaki engellerin kalkmasıyla başlar. “İyilik Var” platformu; çocuklardan yaşlılara, şehit yakınlarından engelli bireylere kadar toplumun her kesimini kucaklayan tematik bir etkinlik havuzu sunuyor. Engelsiz bir yaşamı sadece bir lütuf olarak değil, hak temelli bir toplumsal sorumluluk olarak gören bu yaklaşım, gönüllülüğü eğitsel modüllerle ve sürdürülebilir bir yapıyla taçlandırıyor.

    Şimdi “İyilik Var” Deme Vakti

    İyilik, parayla ölçülen bir cömertlik değil; yüreğini, vaktini ve sevgini başkasıyla paylaşma cesaretidir. Bu platform, maddi yardımlardan ziyade manevi iyilikleri, zamanı ve emeği merkeze alıyor. Toplum olarak iyiliği ifşa etmekten ziyade, onu çoğaltmaya ve yaymaya ihtiyacımız var. Gelin, bu dijital ekranda beliren geri sayımı bir aidiyet çağrısı olarak görelim. Kötülüğün sokağımızda, ekranlarımızda bu kadar kolay gezmesine izin vermediğimiz bir dünyayı ancak ellerimizi birbirine sımsıkı kenetleyerek kurabiliriz. Unutmayalım; insanın olduğu her yerde umut, umudun olduğu yerde ise mutlaka İyilik Var. Detaylı bilgi almak, bu zincirin bir halkası olmak ve gönüllük iklimine katılmak için iyilikvar.gov.tr adresini ziyaret edebilir, sen de bu iyilik hareketine imzanı atabilirsin.

    #İyilikVar #Gönüllülük #ToplumsalDayanışma #AileVeSosyalHizmetler #İyilikKapısı #Erişilebilirlik #İnsancaYaşam #SosyalSorumluluk

  • Milletvekili Özkaya’dan vatandaşlara whatsapp hattı

    Milletvekili Özkaya’dan vatandaşlara whatsapp hattı

    Özkaya, hemşehrilerinin kendilerine daha kolay ulaşabilmesi için 0312 420 62 00 hattından aktif hale getirildiğini belirterek, bu numara üzerinden günün saatinde mesaj gönderilebileceğini ifade etti. Vatandaşlardan gelecek geri bildirimlerin önemine dikkat çeken Özkaya, şehirle ilgili olarak tutulan ortak akıl ve istişare kültürünün esasını aldıklarını vurguladı. Talebin doğrudan iletilebilmesinin çözüm süreçlerini hızlandıracağını kaydeden Özkaya, “Kapımız da gönlümüz de hemşehrilerimize her zaman açık” mesajını paylaştı. Yeni sürüm, vatandaşla daha güçlü ve doğrudan iletişimin sağlanmasına katkı sağlanması hedefleniyor. >>>Haber Merkezi

    Onur Sezgin
  • Parmak Uçlarındaki Işıktan; Bağımsızlığın Simgesine

    Parmak Uçlarındaki Işıktan; Bağımsızlığın Simgesine

    Sevgili Okurlarım;

      2026 ya merhaba derken ajandamın ilk sayfalarını hak ve erişilebilirlik bilinciyle dolduruyorum.2026 yılının, dijitalden, fiziksel alanlara kadar her noktada tam erişilebilirliğin sağlandığı, fırsat eşitliğinin önündeki tüm bariyerlerin kalktığı bir dönüm noktası olmasını temenni ediyorum. Bu yıl ki ilk yazımda aydınlık bir geleceğe hep birlikte bakıyoruz.

    ​  Bu yazımda “Görme Engelli Bireyler” için ocak ayındaki iki önemli günü “Farkındalık” oluşturmak için kaleme aldım.

    Ocak ayının ilk yarısı, görme engelli bireyler için yılın ilk günleri olmasından çok daha fazlasını ifade eder. 4 Ocak’ta parmak uçlarımızla dünyayı keşfetmemizi sağlayan “Dünya Braille Günü’nü”, hemen ardından 7-14 Ocak’ta ise özgürlüğümüzün ve güvenliğimizin simgesi olan “Beyaz Baston ve Görme Engelliler Haftası’na” dikkat çekiyoruz. Bu iki tarih, görme engellilerin toplumsal hayattaki iki temel direğini temsil eder: Bilgiye erişim ve hareket özgürlüğü.

    Şimdi bu özel günlere ve görme engelliler için önemine bakalım.

    ​  4 Ocak: Karanlığı Aydınlatan Altı Nokta

    ​  Gözlerinizi kapatıp yazının ve bilginin olmadığı bir dünya hayal edin… 1800’lerin başında görme engelliler için bu bir gerçekti. Ancak 4 Ocak 1809’da doğan Louis Braille, henüz 15 yaşındayken geliştirdiği altı noktalı kabartma sistemle bu karanlığı dağıttı. Bugün “4 Ocak Dünya Braille Günü”, sadece bir alfabeyi kutlama günü değildir; bilginin engellenemez olduğunun, bir görme engellinin dünyayı okuyarak, yazarak ve öğrenerek değiştirebileceğinin kanıtıdır.

    ​ Braille, parmak uçlarımıza birer göz armağan etmiştir. Ancak bugün dijitalleşen dünyada Braille’in yanına ekran okuyucuları ve dijital becerileri de ekleyerek, bu ışığı daha da büyütmek zorundayız.

    ​    7-14 Ocak ise Bağımsızlığın Beyaz Simgesidir.

    ​  Bilgiyle donanan bireyin bir sonraki adımı, sokağa çıkmak ve hayata karışmaktır. İşte burada devreye 1921’de James Biggs’in fark edilmek için bastonunu beyaza boyamasıyla başlayan Beyaz Baston girer. Beyaz baston bir “kusur” göstergesi değil, bir “bağımsızlık” beyanıdır. Bir görme engelli beyaz bastonunu eline aldığında dünyaya şunu söyler: “Kendi yolumu kendim çizebilirim, yeter ki önümdeki yapay engelleri kaldırın.”

    ​Braille Alfabesi ve Beyaz Baston Neden Önemli? ve Neler Yapmalıyız?

    Toplum olarak sormamız gereken soru şudur: Bir görme engelli Braille alfabesiyle eğitim alabiliyor mu? Beyaz bastonuyla sokakta güvenle yürüyebiliyor mu?

    Bunlara kısa konu başlıkları ile göz atacak olursak;

     * Erişilebilir Şehirler: Sarı çizgiler süs değildir; onlar bizim navigasyonumuzdur. Bu çizgilerin üzerine araç park etmek veya eşya koymak, bir insanın özgürlüğüne kilit vurmaktır.

     * Dijital Okuryazarlık: 21. yüzyılda Braille alfabesinin yanına dijital yetkinlikleri de koymalıyız. Görme engelliler teknoloji sayesinde artık her zamankinden daha güçlü.

     * İstihdam ve Üretim: Görme engelli bireyler, uygun koşullar sağlandığında sadece tüketen değil, dijital dünyada ve iş hayatında değer üreten profesyonellerdir. İş koçluğu ve mesleki eğitimlerle bu potansiyeli açığa çıkarmalıyız.

    Topluma Genel Anlamda Mesajımız Şu Olmaktadır:Engel Olma, Fark Et!”

    Görme engellilik, dört duvar arasına hapsolmak demek değildir. Bizler; okullarda, ofislerde, sanat galerilerinde ve caddelerdeyiz. 4 Ocak Louis Braille’in mirası olan “bilgi” ve 7-14 Ocak’ta  beyaz bastonun mirası olan “hareket” gücüyle buradayız.

    ​ Sizden acıma duygusu değil, hak temelli bir yaklaşım ve duyarlılık bekliyoruz. Bizim için en büyük engel, aşamadığımız basamaklar değil, aşılamayan önyargılardır. Gelin, bu Ocak ayında bir söz verelim:

    Şehirlerimizi parmak uçlarıyla okunacak kadar şeffaf, beyaz bastonla gezilecek kadar güvenli hale getirelim.

    ​ Hemen hemen tüm yazılarımda vurguladığım gibi; Bir toplumu uygar kılan şey, en dezavantajlı halkasına sunduğu imkanlardır.

    ***

    ​  Peki, bu özel ve bir o kadar da önemli günleri sadece bir hafta boyunca kutlamak ve farkında olmak yeterli mi? “Elbette hayır.” Gerçek duyarlılık, bu farkındalığı bir yaşam biçimi haline getirmekten geçer. Bir görme engellinin dünyasına dokunmak ve hayatını kolaylaştırmak aslında sandığınızdan çok daha basit adımlarla mümkün hale gelecektir.

    Bildiğimiz ama görme engelliler için olmazsa olmazımız uygulamalar.

       – Fiziksel Engelleri Birlikte Kaldıralım:

    Sarı kılavuz çizgiler birer dekorasyon değildir; onlar birer “yol”dur. Bu yolların üzerine araç park etmek, dükkan tezgahı koymak veya çöp bırakmak, o yolu kullanan bir bireyin özgürlüğünü elinden almaktır. Unutmayın, sizin için küçük bir dikkatsizlik, bizim için aşılması imkansız bir uçurum olabilir.

     – Dijital Dünyada Bize Yer Açın:

    Günümüzde bilgiye erişim artık ekranlarda. Web sitelerinizi, mobil uygulamalarınızı ve sosyal medya paylaşımlarınızı ekran okuyucu programlara uyumlu (erişilebilir) hale getirmek, toplu taşıma araçları ve asansörlerin, Akıllı Işıklar,Akıllı Duraklar, Banka vb yerlerde sesli yönlendirme olması Louis Braille’in başlattığı o ışığı dijital çağa taşımaktır. Görsellerinize ekleyeceğiniz basit bir “alt metin” (sesli betimleme), bir görme engellinin o görseli zihninde canlandırmasını sağlar.

    ​  -“Acımak” Yerine “Eşitlik” Sağlayalım

    Toplumdaki en büyük engel, maalesef engellilere duyulan “yardıma muhtaç birey” algısıdır. Bizler acınmak değil, eşit fırsatlara sahip olmak istiyoruz. Eğitimde fırsat eşitliği, işe alımlarda yetenek bazlı değerlendirme ve sosyal hayatta tam katılım hakkı… Görme engelli bir bireyin mühendis, avukat, yazılımcı,gazeteci veya sanatçı olabileceği bir dünya, hepimizin ortak başarısı olacaktır.

    ​   –Engellilerle Doğru İletişim Kurun

    Bir görme engelliye yardım etmek istediğinizde; önce ona sorun, cevabını bekleyin ve nasıl yardım edebileceğinizi öğrenin. Kolundan tutup sürüklemek yerine, kolunuzu teklif edin. Bizler için en büyük destek, bağımsızlığımıza duyulan saygıdır.

    ​  -En Önemlisi de Engellilere Kalbin Gözüyle Bakabilmek.

    ​ Beyaz bastonun tıktık sesleri sokaklarda yankılanırken, bu sesin bir “bağımsızlık senfonisi” olduğunu fark edin. 4 Ocak’ın o gizemli altı noktasıyla örülen bilgi köprüsünden hep birlikte geçelim.

    ​ Toplumsal duyarlılık; sadece eksiklikleri görmek değil, o eksiklikleri tamamlama iradesini göstermektir. Gelin, bu haftayı bir dönüm noktası yapalım. Şehirlerimizi sadece gözle görülen değil, gönülle hissedilen ve herkes için adil olan birer yaşam alanına dönüştürelim.

    Çünkü bizler; görmediğimiz için değil, engellendiğimiz için kısıtlanıyoruz. Engelleri kaldırın, gerisini bize bırakın.

    Unutmayın ki; Engel Yoktur! Engellenen Vardır.

    Hayatı Engelsiz Sayın…