Kategori: gazetecilik

  • Kalemin nöbeti hiç bitmez

    Kalemin nöbeti hiç bitmez

    Gazetecilik, yalnızca bir meslek değil…

    Gazetecilik; gecenin sessizliğinde duyulan siren sesine kulak vermek, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte şehrin nabzını tutmak, bazen bir annenin gözyaşına, bazen bir çocuğun tebessümüne, bazen de milletin ortak sevincine tanıklık etmekti…

    Takvimler 24 Temmuz’u gösterdiğinde, aslında kutlanan sadece bir gün değil.

    Kutlanan; mürekkebin alın teriyle buluştuğu, fotoğraf makinesinin deklanşörüne yansıyan emek, kameranın kaydettiği hayat ve klavyenin tuşlarında sabahlayan umutlardı

    Gazetecinin mesaisi saatle ölçülmez.

    O, gecenin üçünde gelen bir ihbarla uykusundan sıçrayabilir. Bayram sabahı da görevdedir, yılbaşı gecesi de… Kimi zaman sıcak asfaltın üzerinde, kimi zaman kar altında, kimi zaman yağmurun en sert damlaları arasında haberin peşinden koşar. Çünkü bilir ki; halkın haber alma hakkı beklemez.

    Gazetecinin en büyük sermayesi kalemidir.

    O kalem bazen adalet için konuşur, bazen sessizlerin sesi olur. Bazen bir köy okulunun eksiklerini anlatır, bazen bir şampiyonun gururunu taşır manşetlere. Kimi zaman tek bir cümleyle umut olur, kimi zaman tek bir başlıkla gündemi değiştirir…

    +++

    Kalemin nöbeti hiç bitmez

    BAŞLIK ATMAK…

    Başlık atmak, sanıldığı kadar kolay değildir.

    Bir başlık, haberin yalnızca adı değildir; ruhudur, nefesidir, ilk bakışta okuyucunun kalbine dokunan cümledir. İyi bir başlık, kelimelerin dansıdır. Harflerin ahengidir. Şairin mısraları gibi akılda kalır, bestekârın notaları gibi kulağa yerleşir. Bir gazeteci, bazen saatlerce tek bir başlık için düşünür. Çünkü bilir ki doğru başlık, haberin en güçlü imzasıdır.

    ++++

    Kalemin nöbeti hiç bitmez

    GAZETECİLİK BİRAZ DA EDEBİYATTIR

    Her haberin içinde insan vardır. İnsan varsa duygu vardır. Duygu varsa kelimeler yalnızca dizilmez; hissedilir. Bu yüzden iyi gazeteci sadece yazmaz, yaşatır. Sadece anlatmaz, hissettirir. Okuyanı olayın içine çeker. Bir cümleyle gülümsetir, bir paragrafla düşündürür.

    Kamera taşıyanın omzunda sadece birkaç kilo ağırlık yoktur.

    O omuzlarda toplumun hafızası vardır. Fotoğraf çeken objektif yalnızca kare yakalamaz; zamanı durdurur. Yıllar sonra dönüp baktığımızda geçmişi bize hatırlatan şey çoğu zaman bir gazetecinin çektiği fotoğraf, kaydettiği görüntü ya da yazdığı satırlardır.

    Belki de bu yüzden gazeteciler, tarihin sessiz yazarlarıdır.

    İsimleri çoğu zaman haberin önüne geçmez. Alkış beklemezler. Çünkü bilirler ki en büyük ödül, doğru haberi doğru zamanda okuyucusuyla buluşturmaktır.

    Dün 24 Temmuz idi…

    Sansürün kaldırılışının yıl dönümü…

    Özgür kalemin, bağımsız haberciliğin ve halkın haber alma hakkının simgesi…

    24 Temmuz; gecesini gündüzüne katan muhabirin, objektifini hiç indirmeyen foto muhabirinin, kamerasıyla hayatı kayıt altına alan görüntü yönetmeninin, montaj masasında sabahlayan editörün, sayfaya ruh veren mizanpajcının ve görünmeyen nice emekçinin günüdür.

    Kalemin nöbeti hiç bitmez

    Kaleminiz ve kalemimiz hiç tükenmesin…

    Objektifimiz hep gerçeğe odaklansın…

    Başlıklarımız, kelimelerin en güzel dansı olsun…

    Mürekkebimiz vicdandan, cümlelerimiz hakikatten beslensin.

    Çünkü bazı insanlar sadece haber yazmaz…

    Yaşadığı şehrin hafızasını yazar.

    Ve o hafıza, gelecek nesillere bırakılmış en kıymetli mirastır.

    24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramımız kutlu olsun.

    Sevgiyle kalın… Umutla kalın…

  • GAZETECİLİK ve DEMOKRASİ

    GAZETECİLİK ve DEMOKRASİ

    24 Temmuz, Türkiye’de Türk basınından sansürün kaldırılmasının yıl dönümü.

    1. Meşrutiyet’in ilan edildiği 24 Temmuz 1908’de çıkan gazeteler, ilk kez sansür memurlarına basılmadan önce sunulmadan özgürce yayınlandı.

    Türk basın tarihi için bu olay bir dönüm noktası.

    Bu yüzden 24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü kabul edilir.

    GÜNÜMÜZDE GAZETECİLİK

    Gazetecilik zor zamanlardan geçiyor.

    Bazı verileri paylaşalım…

    Yerelde ve yaygın medyada gazetecilerin iş ve can güvenliği yok.

    12 bini aşkın gazeteci işsiz.

    Basın sektöründeki işsizlik oranı yüzde 30’u aştı.

    Doğrusunu isterseniz gazeteciler yaşadıkları bölge ve yörenin hafızasıdır.

    Yayın organları kapatılıp binlerce gazeteci işsiz bırakılarak ülkenin hafızası siliniyor aslında

    ‘Basın Özgürlüğü’ lafta kaldı.

    Ya iktidar yanlısı ya da karşısı olmaya zorlanıyor.

    Günümüzde iktidar basın sektörünün yüzde 90’ına egemen durumda.

    Yayın yasakları, sansür ve oto sansürü görülmeye devam ediyor.

    Bu ortamda halkın haber alma, bilgilenme hakkını sağlamaya çalışan yoksulluk sınırında maaş alan meslektaşlarımız gazetecilik adına bazen hapiste bazen duruşma salonlarında hesap verir halde.

    Kontrol ve denetim kurumu olması gereken BİK ve RTÜK iktidarın sansür aygıtı gibi.

    BİK resmi ilan kesintisiyle, RTÜK de verdiği yayın durdurma ve para cezalarıyla bağımsız yayın organlarını ekonomik olarak zora sokacak bir işlev üstlenmemeli.

    GAZETECİ HALKIN GÖZÜ KULAĞI SESİ OLMALI

    Peki gazeteci taraf olmalı mı?

    Evet

    Gazeteci her daim taraftır.

    Güçsüzün,

    Yoksulun, ötekileştirilenin ve ‘Sesini duyuramayanların’ yanındadır…

    Gazeteci, önce halka ve gerçeğe karşı sorumludur. Ekonomik zorluk yaşayan yayın organlarında gazeteciler yoksulluk sınırında ücretle çalışıyor. Hakkaniyetli bu işi yapan şantajdan uzak olan kalemini asla satmayan medya sahibi de ekonomik kıskaç altında ne yazık ki.

    Telif ücretleri bile büyük külfet getiriyor.

    Bir anlamda bir dokun bin dinle misali dert çok peki çözüm ne?

    SORUNLARI ÇÖZMEK 

    Gazetecilere yönelik halkın haber alma hakkı için görev yapan gazetecilerin Basın İş Kanunu’na bağlı olarak çalıştırılmaları sağlanmalıdır.

    Basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünün de ancak gazetecinin sosyal hakları, çalışma koşulları, iş güvencesinin korunduğu bir ortamda gerçek anlamda var olabileceği unutulmamalıdır.

    Gazetecilerin sendikalaşması engellenmemelidir.

    İnternet medyasında çalışanlar Basın İş Kanunu kapsamına alınmalıdır.

    Gazetecilerin tutuksuz yargılanması sağlanmalıdır.

    BİK ve RTÜK kamu kurumları her medya kuruluşuna eşit uzaklıkta ve daha objektif olmalıdır.

    Ayrıca BİK ve RTÜK’te gazetecilerin ağırlıkta olması gerekir.

    Gazetecilere akreditasyon uygulamasından hakkaniyet esasına uyulmalıdır.

    Gazeteciler toplantılarda röportajlarda anlaşmalı sorular yerine özgürce sorular sormalıdır.

    Medya üzerindeki baskı sadece iktidar tarafından değil iktidarın kurdurduğu adında gazetecilik olan kuruluşlar tarafından da sürdürülmektedir.

    Tek tip gazeteci, tek tip haber anlayışını yerleştirme çabasına son verilmelidir.

    Gazetecileri hak ve sorunlarına sahip çıkması umulan ve beklenen dernek cemiyet benzeri STK yönetimlerinde alanda çalışan ter akıtan basın emekçileri bulunmalıdır.

    HALKLA İLİŞKİLER GAZETECİLİK Mİ?

    Çuvaldızı da kendimize batıralım biraz da

    Bakın

    Gazeteci halkla ilişkiler değildir. Haber adı altında gizli ve açık reklam yapmak güveni zedeler.

    Bu yüzden gazeteci kişilik haklarına saygı düsturu altında akıl vicdan ilkesine bağlı gerçeğin yanında olmalıdır.

    Çünkü

    Gazetecilik halkın haber alma, bilgilenme hakkına hizmet eden saygın, onurlu bir meslektir.

    Unutmayalım ki

    Gazetecilik demokrasinin göstergesidir.

    Mutlu ve aydınlık yarınlara…

  • ÜÇ GÜNDE HEYBEMİZDEN DÖKÜLEN

    ÜÇ GÜNDE HEYBEMİZDEN DÖKÜLEN

    Gazetecilik alanda yapılır. Masa başında kes kopyalama yapıştır haberleri ile gazetecilik yaptığını zannedenler her daim sınıfta kalıyor.

    Bu düstur ile muhabirlikten gelen bir anlayışla herkesin tatil ettiği, gezmelere veya istirahate çekildiği cuma, cumartesi ve pazar günü alanlarda dolu dolu bir zaman yaşadım.

    Cuma 1 Mayıs sonrası Gün FM’de radyo röportajı. Aynı gün ESOB seçimleri, cumartesi günü Basın Odasında Değerli Dostum Ahmet Tunca ile Faruk Bangir yönetimindeki Basın Odası. Cumartesi gecesi AKSAM konseri pazar sabahı Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu ile basın toplantısı ve pazar gecesi kar yağışından dolayı kapanan yolların haberleri. Pazartesi sabahı ise EGEMAX TV’de canlı yayın bağlantısı derken bugüne ulaştık. Şimdi Afyonkarahisar gündeminde öne çıkanları kısa kısa paylaşmak isterim.

    OKULLARDA KAR ENGELİ

    Afyonkarahisar’da yoğun bir hafta geçirdik. Yolların kesiştiği nokta ilimizde 3 Mayıs akşamı yağan kar yağışı sonrası Antalya yolunu bağlayan Damlalı rampası Şuhut yolu, Ankara yolundaki Köroğlu beli ve İzmir bağlantısı olan Dumlupınar geçidi gibi bağlantılarda sıkıntı yaşandı.

    Ağır araçların kayması sonucu yol açma çalışmaları da uzun sürdü ve trafik tam anlamıyla felç oldu.

    Trafik Karayolları, Jandarma ve AKUT ekiplerinin sıkıntılı yollarda canla başla mücadele ettiklerinin de altını çizelim.

    Aşırı yağış ve yolların geçit vermemesi üzerine Merkez İlçe, Ege havasına yatkın Dinar, Dazkırı ve Evciler ilçeleri dışındaki ilçelerde taşımalı eğitime bir gün ara verildi.

    Senelerdir görülmeyen bir 3 Mayıs yaşandı.

    Önümüzdeki günlerde artık bahar ve yaz ile tanışmanın zamanı geldi.

    1 MAYIS ÜÇ AYRI ETKİNLİK

    İlimizde 1 Mayıs İşçi Dayanışma ve Emekçi Günü dolasıyla etkinliklerde yapıldı. Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanlığı’nda toplanan partili ve bir kısım işçi, Zafer Meydanı’na kadar yürüdü. Burada Belediye Başkanı Burcu Köksal önemli ve anlamlı bir konuşma yaparak emekçilerin 1 Mayıs Günü’nü kutladı.

    Ve Gün FM mikrofonlarına Başkan Burcu Köksal özel açıklamalarda bulundu. Bir başka 1 Mayıs etkinliği İstasyon meydanında oldu. TÜRK-İŞ İl Temsilcisi Muharrem Uslu burada bir konuşma yaptı. Öğleden sonra ise KESK platformu Zafer Meydanı’nda emekçilerle buluştu. Eğitim-Sen ve Eğitim İş Başkanları konuştu. Sonrasında halaylar çekildi.

    Alanda Cumhuriyet Halk Partisi önceki dönem Parti Meclisi Üyesi olan Yalçın Görgöz ile Afyonkarahisar Belediye Meclis Üyesi Ramazan Akgöz GÜN FM mikrofonlarına düşüncelerini anlattı.

    Ayrıca Eğitim-Sen Afyonkarahisar Şube Başkanı Ender Karaaslan-Hürriyetçi Eğitim Sendikası Başkanı Nizamettin Şenol ile TÜRK-İŞ Başkanı Muharrem Uslu Gündem Özel yayına konuk oldular Gün Radyo’da.

    ESNAFLAR ÜSTÜN DEDİ

    Esnaf Zanaatkar seçiminde 33 oy farkla Cengiz Üstün kazandı. Bu seçim çok önemli bir seçimdi. Cengiz Üstün mevcut başkan olarak gece gündüz çalıştı. Öncesinde ilçe esnaf odası seçimlerinde kendi ekiplerinin kazanması adına yoğun çaba gösterdi. Sandıklı Esnaf Odası seçiminde Ali Çiçek’in kazanması ve Çiçek’in Cengiz Üstün listesinde başkan yardımcısı olması bu seçimde önemli rol oynadı.

    Sabri Can Bekle ve ekibi daha önce adaylığını da açıklayan Mehmet Karagöz ile önceki Başkan A. Kadir Konak’ın desteğini almasına rağmen ilçeden gelen bir aday olmasından dolayı seçimi kazanmasına nefesi yetmedi.

    Siyasi anlamda bakıldığında Dinar’ın CHP’li Belediye Başkanı Veysel Topçu ve CHP’ye yakın esnaflar ile bir kısım MHP’lilerin desteği Sabri Can Bekle’ye, AK Partili bir milletvekili dışındaki partililerin ise desteği Cengiz Üstün’e gitti.

    Sonuçta yeni seçilen yönetimi tebrik ediyorum. Bu seçim ekim ayında yapılacak olan Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerine de bir anlamda antrenmanı gibi olacak.

    Afyonkarahisar’da TSO seçimleri, mevcut Başkan Hüsnü Serteser ile geçen seçimde 1 oy farkla yarışı kaybeden M. Önder Artuk arasında olacak.

    Cengiz Üstün, Serteser’e Sabri Can Bekle ise Artuk’a yakın isimler olarak görünüyor.

    84 YAŞINDA SAHNELERİN TOZUNU ATIYOR

    Cumartesi gecesi AKSAM Türk Sanat Müziği konserinde yerimizi aldık. 15. yıl konserinde tam bir Türk Sanat Müziği ziyafeti çekildi.

    Sahneye 84 yaşındaki ve 8 defa kalp ameliyatı olan Savaş Demiröz’ü görünce, ‘İşte yaşama sevinci bu. Her yaşı doya doya yaşamak lazım. Her şeye rağmen’ demekten kendimi alamadım.

    Emekli Mali Müşavir olan Savaş Demiröz sekizinci ameliyatını geçen sene kalbinden oldu. Söylediği şarkı ise Abdullah Yüce’nin o dillere destan şarkısı ‘Bu ne sevgi ah/Bu ne ızdırap. Zavallı Kalbim ne kadar harap’ idi.

    Konserde bir başka dikkatimi çeken emekli öğretmen Ali Yaman. Sandıklı’da her hafta koro çalışmalarına gelen Ali Yaman 70’li yaşları devirdi. O da sahnede ‘Çile bülbülüm Çile’ şarkısını muhteşem okudu.

    KURUCU LİDER YAZIN VE BOŞ BIRAKIN BAKALIM

    Pazar sabahı Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu basın mensuplarıyla buluştu.

    Çok önemli mesajlar verdi Genel Başkan Ağıralioğlu.

    Açılım sürecini eleştiren Yavuz Ağıralioğlu, ‘Şimdi bir anket yapalım. Kurucu Önder, Kurucu Lider diyerek karşısını boş bırakalım. Verilecek tek bir cevap var. Mustafa Kemal Atatürk. Atatürk varken bebek katili güvenlik güçlerimizi şehit eden Apo’ya Kurucu Lider, Önder derseniz bu olmaz. İşte bu Kurucu lider Atatürk’ün kurduğu partiye yapılanları da tasvip etmiyorum’ dedi.

    3 Mayıs Türkçülük konusunda ise Ağıralioğlu şu görüşlerini paylaştı basın mensuplarıyla “Kökümüz bir, istikbalimiz bir! Tarih boyunca insanlığın miğferi olmuş büyük bir milletin evlatları olarak; dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın kalbi bu topraklarla atan herkesin 3 Mayıs Türkçülük Günü’nü kutluyorum. 3 Mayıs; millet olma bilincinin, ortak dilin, ortak kültürün ve tarih şuurunun güçlü bir ifadesidir. Türkçülük; ayrıştıran değil birleştiren, dışlayan değil kucaklayan bir medeniyet anlayışıdır. Köklerimizden aldığımız güçle birliğimizi ve kardeşliğimizi büyütmeye; dilimizi, kültürümüzü ve milli değerlerimizi yaşatmaya kararlıyız. Bu şuuru yaşatan herkesi saygıyla selamlıyorum”

    Bu açıklaması sonrasında 3 Mayıs Dünya Basın Günü sebebiyle soru üzerine basın mensuplarının çok büyük özellikle de yerel basının sıkıntılar içinde olduğunun altını çizerek bazı örnekler de verdi.

    Biz bu haftayı haber dolu geçirdik.

    Acısıyla tatlısıyla yaşam devam ediyor. Aslında yaşam da bir yarış. Önemli olan yaşamın her anından keyif alabilmek

    Aldığınız nefesin değerini ve kıymetini bilebilmek. Yaşınız işiniz ne olursa olsun layık olduğu ve hak ettiği gibi yaşayabilmek.

    Ülkeye millete, vatana yakışır bir yaşamı yalandan riyadan uzak ilkeli dürüst bir şekilde gerçekleştirenlere ve her daim üretenlere selamlar olsun.

    Mutlu ve aydınlık yarınlara…