Kategori: Gündem

  • Belediye başkanı geçirdiği kalp krizi sonrası hayatını kaybetti

    Belediye başkanı geçirdiği kalp krizi sonrası hayatını kaybetti

    Afyonkarahisar’ın Sinanpaşa ilçesine bağlı Güney Belde Belediye Başkanı Erol Karabacak geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

    Başkan Karabacak’ın sabah saatlerinde evinde fenalaştığı ve yakınlarının ambulans çağırması üzerine olay yerine sağlık ekiplerinin sevk edildiği ancak yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybettiği öğrenildi. Olayın ardından Başkan Karabacak’ın naaşının cenaze aracı ile alınarak morga götürüldüğü belirtildi.

    Karabacak’ın ölümünün ardından AK Parti İl Başkanlığından yapılan açıklamada ise şu ifadelere yer verildi:

    “Milletine ve memleketine hizmet etmeyi şiar edinmiş, görev süresi boyunca Güney Beldemizin gelişmesi, kalkınması ve hemşehrilerimizin refahı için büyük bir gayretle çalışan kıymetli başkanımıza Allah’tan rahmet diliyoruz.

    Merhum başkanımız, dava bilinci, samimiyeti ve çalışkanlığıyla teşkilatımızın ve hemşehrilerimizin gönlünde müstesna bir yer edinmiştir. Güney Beldemize kazandırdığı hizmetler ve ortaya koyduğu eserler daima hayırla yâd edilecektir.”

  • Jandarma hapis cezasıyla aranan şahsı yakaladı

    Jandarma hapis cezasıyla aranan şahsı yakaladı

    Afyonkarahisar’da 8 yıl 4 ay hapis cezasıyla aranan şahıs jandarmanın takibi sonrası yakalandı.

    Afyonkarahisar İl Jandarma Komutanlığına bağlı ekipler tarafından aranan şahısların yakalanmasına yönelik çalışma yapıldı. Yapılan incelemede A.D.A., isimli şahsın taksirle ölüme ve yaralanmaya sebep olma suçundan 8 yıl 4 ay hapis cezasıyla arandığı tespit edildi. Ardından şahsın peşine düşen ekipler şüpheliyi Evciler ilçesi Gökçek köyünde yakalayarak gözaltına aldı. Şahıs işlemlerinin ardından sevk edildiği mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

  • Terörist başı Abdullah Öcalan’ın son görüntüsü ortaya çıktı!

    Terörist başı Abdullah Öcalan’ın son görüntüsü ortaya çıktı!

    Ankara’daki Yılmaz Güney sahnesinde düzenlenen programa Dem Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan katıldı. Sürece dair açılış konuşmalarının yapıldığı sırada, terörist başı Abdullah Öcalan’ın İmralı’daki son halini yansıtan bir fotoğraf karesi katılımcılara gösterildi.

    Silah bırakma çağrısının yıl dönümü

    Toplantıda, İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan tarafından terörist başı Öcalan’ın gönderdiği belirtilen mesaj okundu. Mesajda, geçtiğimiz yıl yapılan silah bırakma çağrısına atıfta bulunularak, demokratik siyaset vurgusu yapıldı. “Negatif isyan dönemini aşmayı başardık” ifadesinin yer aldığı metinde, örgütün silahlı mücadele stratejisine son verme kararlarının zihnen de bir dönüşüm olduğu iddia edildi.

    İşte Terörist başı Öcalan’ın son hali:

    Örgütün fesih süreci masada

    Okunan mesajda, örgütün feshedilmesi ve şiddetten arınma kararlarının Cumhuriyet ile barışma ilanı olduğu savunuldu. Konferans ve kongrelerin bu amaca yönelik yapıldığı belirtilirken, terörist başı Abdullah Öcalan’ın siyaseti tercih ettiğine dair beyanları dikkat çekti.>>>HABER MERKEZİ 

  • 7 aylık evlilik tek celsede bitti: Boşanmasının perde arkası!

    7 aylık evlilik tek celsede bitti: Boşanmasının perde arkası!

    Otomobil ve takılar Gülseren Ceylan’da kaldı

    Boşanma protokolünün detaylarına göre taraflar arasında mal paylaşımı konusunda uzlaşma sağlandı. Mehmet Ali Erbil’in evlilik birliği süresince hediye ettiği lüks otomobil ile düğün töreninde takılan tüm ziynet eşyalarının Gülseren Ceylan’da kalmasına karar verildi. Ceylan’ın herhangi bir nafaka talebinde bulunmadığı ve Erbil ile birlikte yaşadığı evden ayrıldığı öğrenildi.

    İhlal eden yandı: basına konuşma yasağı geldi

    Protokolde yer alan en dikkat çekici madde ise tarafların ayrılık süreci ve evliliklerine dair dışarıya bilgi sızdırmasını engelleyen gizlilik şartı oldu. Mehmet Ali Erbil ve Gülseren Ceylan, basına açıklama yapmama konusunda ortak bir taahhüt imzaladı. Erbil’in avukatı Şeyda Yıldırım, bu maddeye aykırı davranılması durumunda ağır hukuki yaptırımların uygulanacağını bizzat açıkladı.

    Fırtınalı ilişki mahkemede noktalandı

    Geçtiğimiz yıl ağustos ayında dünyaevine giren çiftin ilişkisi, sık sık yaşanan ayrılık ve barışma haberleriyle gündeme geliyordu. Bir dönem TikTok canlı yayınlarında mutluluk pozları veren ikili, “evlilik birliğinin temelden sarsılması” gerekçesiyle evliliklerini tamamen bitirme kararı aldı.>>>HABER MERKEZİ 

  • Bakan Gürlek kararlı: 81 ilde eş zamanlı seferberlik başlatıldı!

    Bakan Gürlek kararlı: 81 ilde eş zamanlı seferberlik başlatıldı!

    Bilişim savcıları ve kolluk kuvvetleri masaya oturuyor

    Bakan Gürlek’in talimatıyla her ağır ceza merkezinde, bilişim suçları savcıları ile Emniyet ve Jandarma birimlerinin katılımıyla en geç 6 ayda bir “Bilgilendirme ve Koordinasyon Toplantısı” yapılması zorunlu hale getirildi. İlk toplantının bir ay içinde gerçekleştirilmesi istenirken, bu hamleyle adli merciler ile kolluk kuvvetleri arasındaki koordinasyonun en üst seviyeye çıkarılması amaçlanıyor.

    Para trafiği ve dijital deliller yakın markajda

    Toplantılarda yasa dışı bahisle mücadelenin teknik boyutları en ince ayrıntısına kadar ele alınacak. Özellikle şu başlıklar üzerinde durulacak:

    • Dijital materyallerin detaylı incelenmesi ve hızlı delil toplama süreçleri.

    • Suçtan elde edilen malvarlığına el koyma ve kapsamlı tedbir uygulamaları.

    • İstinaf ve temyiz kararlarının analizi ile kurumlar arası anlık bilgi paylaşımı.

    • Toplantı sonuçlarının raporlanarak düzenli olarak Bakanlığa sunulması.

    Bataklığı kurutmak için kurumsal seferberlik

    Cumhurbaşkanlığı’nın 31 Ekim 2025 tarihli eylem planı kapsamında atılan bu adım, sadece internet sitelerini kapatmayı değil, yurt dışı merkezli kara para ağını tamamen çökertmeyi hedefliyor. Ankara kulislerinde “Türkiye genelinde eş zamanlı seferberlik” olarak yorumlanan bu operasyonel süreçle, kiralanan hesaplar ve panel sistemleri üzerinden yürütülen bahis çarkının tamamen durdurulması planlanıyor.>>>HABER MERKEZİ -AA

  • Kurtların kardaki izleri inceleniyor

    Kurtların kardaki izleri inceleniyor

    Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün izniyle KuzeyDoğa Derneği ekibinin çalışmasıyla Sarıkamış’ta hayata geçirilen “Büyük Memeliler İzleme Projesi” çalışmaları devam ediyor. Ekipler, karlı arazide tespit edilen ayak izlerini takip ederek kurtların sürü halinde mi yoksa yalnız mı hareket ettiğini belirlemeye çalışıyor. Arazi çalışmalarında ayrıca tüy, dışkı ve av kalıntıları incelenerek kış aylarındaki beslenme alışkanlıkları analiz ediliyor.

    AYAK İZLERİ ADIM ADIM TAKİP EDİLİYOR

    KuzeyDoğa Derneği Bilim Koordinatörü Emrah Çoban, 2011 yılından beri yürütülen kurtlarla ilgili araştırma çalışmalarına devam ettiklerini söyledi. Şimdiye kadar 50 kurda uydu vericisi taktıklarını ifade eden Çoban, şöyle konuştu: “Çalışmalarımızı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğümüzle beraber yapıyoruz. Bize Zagreb Üniversitesinden Prof. Dr. Josip Kusak eşlik ediyor. Sarıkamış’ta daha önceki yıllarda uydu vericisi taktığımız kurtların ayak izlerini takip ederek onların bir sürüye mi ait olduğunu ya da yalnız mı yaşadıklarını, kış davranışlarını, beslenmelerini anlamak için arazi çalışmalarımız devam ediyor.”

    YOLLARDA YABAN HAYATI KÖPRÜSÜ YAPILMASI GEREKİYOR

    Çoban, arazi ne kadar zorlu olursa olsun kurtları ve ülkenin doğasını korumak için sahada çalışmalara devam ettiklerini belirterek, “Bu çalışmamızda üzücü bir şeyle karşılaştık. Uydu vericisi taktığımız kurda araba çarpmış, yolun kenarında onu bulduk. Tasmayı aldık, ölüm nedenini araba çarpması olarak işledik. Bu tür durumların yaşanmaması için aslında Sarıkamış’ta bir yaban hayatı köprüsü planımız vardı. Karayolları Genel Müdürlüğü de bu köprüyü yapmak için çalışmalara devam ediyor. Umut ediyoruz ki, bu köprü en kısa zamanda yapılır.” diye konuştu. Prof. Dr. Josip Kusak da 2011 yılından beri Sarıkamış’ta KuzeyDoğa Derneğiyle projede görev aldığını anlatarak, “Daha önceki kışlarda olduğu gibi bu kış da uydu vericisi taktığımız kurtların peşinden giderek onların davranışlarını anlamak için 15 yıl olmasına rağmen hala KuzeyDoğa ekibiyle çalışmaya devam ediyorum.” dedi. >>>AA

     

  • HÜRJET simülatörü İspanya’ya ihraç edilecek

    HÜRJET simülatörü İspanya’ya ihraç edilecek

    Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından geliştirilen ve testleri süren HÜRJET’in Türk Hava Kuvvetlerine yapılacak teslimatları için seri üretim faaliyetleri devam ediyor. HÜRJET, bu gelişmeler sürerken ilk ihracat başarısını da İspanya ile imzalanan sözleşme ile yakaladı. HÜRJET’in, 2027’de Türkiye’de, 2028’de İspanya’da göreve başlaması planlanıyor. Türkiye’nin lider, dünyanın önde gelen simülatör üreticilerinden HAVELSAN, HÜRJET için geliştirdiği tam görev ve uçuş eğitim simülatörünü teslimatlara hazır hale getirmek için yoğun bir çalışma yürütüyor. Bu yıl Türk Hava Kuvvetleri için hazır hale getirilecek simülatör, HÜRJET’le birlikte İspanya’ya ihraç edilecek. HAVELSAN Genel Müdürü Mehmet Akif Nacar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 22 yıl sonra HAVELSAN’a yaptığı ziyaretin kendilerini gururlandırdığını söyledi. O günden bugüne geldikleri seviyeyi ortaya koymanın kendileri için çok kıymetli olduğunu vurgulayan Nacar, “Çünkü ilk geldikleri zaman arka tarafta bulunan iki kapasiteli hangarımızda yabancı bir platformda, simülatörde ağırlamıştık. Bugün ise kapasitesini doldurduğumuz hangarımızda yerli milli platformlarımız HÜRJET ve GÖKBEY’in simülatöründe ağırlama fırsatı elde ettik.” dedi. Bu kapasite yetmediği için Kahramankazan’daki Ankara Uzay ve Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde (HAB) yeni bir tesis inşaatına başladıklarını ifade eden Nacar, bu tesis bütün fazlarıyla tamamlandığında da Avrupa’nın en büyük simülatör üretim ve entegrasyon tesisi olacağını bildirdi. HÜRJET simülatörüyle ilgili çalışmalara 3 yıl önce başladıklarını anlatan Nacar, “Biz daha önce bitmiş platformların yerli-yabancı, özellikle de yabancı olanların eğitim simülatörlerini yapıyorduk pilot yetiştirmek üzere. Ama burada bir farkı var: HÜRJET’te bitmemiş bir uçağın da mühendislik test ve doğrulamalarına, bir takım kokpit senaryolarına, bir takım manevra kabiliyetlerine katkı verdik, modeller üzerinde denemelerin yapıldığı bir mühendislik simülatörüne de imza atmış olduk.” diye konuştu. Böylelikle HÜRJET​​​​​​​’in gelişim sürecine katkıda bulunduklarını dile getiren Nacar, benzer şekilde Milli Muharip Uçak KAAN için de çalışmalar yürüttüklerini aktardı.

    “DAHA BÜYÜK PROJELERE İMZA ATACAĞIZ”

    HÜRJET ve simülatörünün ihracat potansiyeline ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Nacar, şunları kaydetti: “TUSAŞ’ın HÜRJET sattığı her ülkeye biz de simülatörünü verme fırsatı yakalayacağız. Bunun ilk örneği İspanya’ya yapılan sözleşmeyle inşallah tamamlanacak. Orada İspanya’daki simülatör üretiminden sorumlu firmaya simülatör yazılımlarını ve bütün veri paketlerini verebilme kapasitesine erişmiş olduk. Bu bizim için bir dönüm noktası. Yani geçmişte biz yabancıdan alıp burada simülatörü inşa ederken, bugün tam tersi gerçekleşmiş oluyor. Diğer bir önemli özelliği yeni nesil simülatör olması. Uçak üzerinde uçağa monte edilen gömülü simülatör sayesinde de görmüş olduğunuz ekran, görsel sistemlere gerek kalmadan, uçak üzerinde gerçek uçuşta, gerçek dış dünya ortamında pilotların görev dışında kalan zamanlarını farklı senaryoların eğitimi için kullanabileceği yeni bir konsepte geçmiş oluyoruz. Bu da gerçekten kıymetli, dünyada yeni kullanılan, bu alandaki yeni gelişmeler. Dolayısıyla HÜRJET projesiyle birlikte milli firmalarımızla, bütüncül savunma sanayi yaklaşımımızla, kendi iş ekosistemimizle ve bizim de bir parçası olduğumuz daha büyük savunma sanayii iş ekosistemiyle daha güçlü adımlar atacağız, daha büyük projelere imza atacağız.”

    MİLLİ PLATFORMLAR SİMÜLATÖR ALANINDAKİ MİLLİ ÇÖZÜMLERİN PAYINI DA ARTIRACAK

    Mehmet Akif Nacar, HÜRJET simülatörünü bu yılın son çeyreğinde Türk Hava Kuvvetleri kullanımı için hazır hale getirip, teslimatını gerçekleştireceklerini bildirdi. Nacar, HÜRJET, GÖKBEY, HÜRKUŞ, ATAK gibi milli platformların yurt dışı satışları ve bunlar için geliştirilen çözümlerle simülatör alanındaki ihracat gelirlerinin de artacağını belirtti. Nacar, “Çünkü daha önceki milli olmayan sistemlerin simülatörünü gerçekleştirdiğimizde bunları seri üretime dönüştürüp fazla sayıda üretip satma imkanları daha kısıtlıydı ama bugün TUSAŞ’la birlikte bu pazar büyüdükçe bizim de iş payımız, ihracat payımız o oranda yükselecek.” dedi. >>>AA

  • Kritik uyarı: Kanmayın, ihbar edin!

    Kritik uyarı: Kanmayın, ihbar edin!

    Sahte yardım çığlıklarına karşı uyanık olun

    Duyuruda, kendilerini “Şehit Aileleri ve Gazilere Yardım” adı altında tanıtan şahısların vatandaşları kandırmaya çalıştığı belirtildi. Kapınıza gelen veya telefonla arayarak para talep eden vakıf ve dernek yöneticisi olduğunu iddia eden kişilere asla itibar edilmemesi gerektiği vurgulandı.

    Resmi kurumlar nakit para istemez

    Vatandaşların bilmesi gereken en kritik nokta, hiçbir resmi kurumun, vakfın veya dernek yöneticisinin telefonla ya da kapıdan nakit para talebinde bulunmayacağıdır. Bu tür yöntemlerin tamamen dolandırıcılık ve istismar amaçlı olduğu hatırlatıldı.

    Şüpheli durumda hemen bildirin

    Eğer böyle bir durumla karşılaşırsanız, vakit kaybetmeden emniyet güçlerine (112) veya Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Afyonkarahisar Şubesi’ne bilgi verilmesi isteniyor. Dernek Başkanı İsmail Kumartaşlı imzasıyla yayımlanan duyuruda, vatandaşların bu hassas konuda duyarlı olması rica edildi.>>>HABER MERKEZİ 

  • ABD ile İran müzakerelerinin üçüncü turu Cenevre’de başladı

    ABD ile İran müzakerelerinin üçüncü turu Cenevre’de başladı

    İran basınına göre görüşmeler, yerel saatle 09.00 civarında başladı. İran ile ABD arasında Umman’ın aracılığında mesaj alışverişiyle dolaylı gerçekleşen görüşmeler, Cenevre’deki Umman Büyükelçiliği rezidansında yapılıyor. Cenevre’deki görüşmelerde İran heyetine Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi başkanlık ederken ABD tarafını ise ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff temsil ediyor. ABD heyetinde Trump’ın danışmanı Jared Kushner da yer alıyor. Görüşmeler, Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi’nin koordinasyonunda yürütülüyor.

    İRAN: CENEVRE’DEKİ GÖRÜŞMELERDE YALNIZCA NÜKLEER KONULAR VE YAPTIRIMLARIN KALDIRILMASINA ODAKLANILACAK

    İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, müzakere görüşmelerinin yalnızca nükleer konulara ve yaptırımların kaldırılmasına odaklanacağını söyledi. İranlı Öğrenciler Haber Ajansı’na (ISNA) göre, Bekayi, İran ile ABD heyetlerinin Cenevre’de sürdürdüğü üçüncü tur müzakere görüşmeleri öncesi açıklamalarda bulundu. Bekayi, ülkesinin görüş ve değerlendirmelerini görüşmelerde arabuluculuk yapan Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi’ye ayrıntılı şekilde ilettiğini belirterek, görüşmelerin yalnızca nükleer konulara ve yaptırımların kaldırılmasına odaklanacağını kaydetti. İran müzakere heyetinin görüşmelere tam hazırlık ve ciddiyetle katıldığını vurgulayan Bekayi, çelişkili açıklamaların diplomasinin ilerlemesine fayda sağlamayacağını vurgulayarak, ABD’li yetkililerin açıklamalarını medyaya değil müzakere masasında yapmaları gerektiğini söyledi. Bekayi ayrıca, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Mariano Grossi’nin tıpkı ikinci tur görüşmelerde olduğu gibi üçüncü tur müzakere görüşmelerine de katılacağını hatırlattı.

    ⁠İRAN İLE ABD ARASINDAKİ MÜZAKERE SÜRECİ

    İsrail ve ABD’nin Haziran 2025’te İran’a yönelik saldırılarıyla kesintiye uğrayan İran-ABD arasındaki nükleer müzakereler, başta Türkiye olmak üzere bölge ülkelerinin girişimleri ve Umman’ın arabuluculuğunda yeniden canlandırılmıştı. ABD’nin saldırı tehditleri ve devasa askeri yığınağı devam ederken taraflar, 6 Şubat’ta Umman’da dolaylı müzakereler için bir araya gelmiş ve temasların sürdürülmesi konusunda mutabakata varmıştı. Daha sonra görüşmeler 17 Şubat’ta Cenevre’de devam etmişti. Taraflar görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini bildirmiş ve daha sonra Cenevre’de 26 Şubat’ta yeniden bir araya gelinmesi konusunda anlaşmıştı. İran, nükleer programını atom bombası üretimini engelleyecek sınırlamalar çerçevesinde sürdürme karşılığında yaptırımların kaldırılmasını talep ediyor. ABD ise Tahran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını ve elindeki yüksek düzeyli zenginleştirilmiş uranyum stokunun ülke dışına çıkarılmasını istiyor. Müzakerelerde, zenginleştirme oranının hangi seviyede sınırlandırılacağı, yüzde 60 düzeyinde zenginleştirilmiş yaklaşık 440 kilogram uranyum stokunun durumu ve yaptırımların kaldırılma takvimi ve doğrulama mekanizmaları ele alınıyor. >>>AA

  • Nesli tehlike altında, albino pitona el konuldu

    Nesli tehlike altında, albino pitona el konuldu

    Yapılan kontrollerde, gösteride sergilenen Albino Burma pitonunun gerekli izin belgelerinin bulunmadığı tespit edildi.

    Yetkililer, Uluslararası Nesli Tehlike Altında Olan Yaban Hayvanı ve Bitki Türlerinin Ticaretine İlişkin Sözleşme (CITES) kapsamında koruma altında bulunan yılana el koydu. Olayla ilgili şahıslar hakkında idari işlem başlatıldığı bildirildi.

    El konulan pitonun, gerekli bakım ve koruma şartlarının sağlanması amacıyla Konya Karatay Belediyesi Hayvanat Bahçesi’nde muhafaza altına alınacağı öğrenildi. >>>Haber Merkezi

  • Dörtyol mahallesi’nde gönülleri ısıtan ramazan bereketi: sofralar dayanışmayla kuruluyor

    Dörtyol mahallesi’nde gönülleri ısıtan ramazan bereketi: sofralar dayanışmayla kuruluyor

    Sofraların vazgeçilmezi sucuk ve yumurta unutulmadı

    Dörtyol mahallesi muhtarı Mustafa Akyıldız koordinasyonunda yürütülen yardım organizasyonunda, klasik gıda kolilerinin dışına çıkıldı. Hayırseverlerin desteğiyle hazırlanan paketlerde temel gıdaların yanı sıra ramazan sofralarının vazgeçilmezi hurma, yöresel lezzet sucuk ve yumurta da yer aldı. Titizlikle belirlenen ailelere alışveriş çekleri de teslim edilerek ihtiyaçlarını diledikleri gibi karşılama imkanı sunuldu.

    Muhtar Akyıldız’dan birlik mesajı

    Çalışmaların tamamlanmasının ardından açıklama yapan muhtar Mustafa Akyıldız, mahalledeki dayanışma ruhuna dikkat çekti. Akyıldız, “Bu mübarek ayda mahallemizde birlik ve beraberliğin en güzel örneğini yaşadık. Destek veren tüm hayırseverlerimize mahallem adına teşekkür ediyorum. Rabbim yapılan hayırları kabul eylesin” diyerek yardımların süreceği mesajını verdi.

    Mahalleli tek yürek oldu

    Hayırsever vatandaşların katkılarıyla büyüyen bu gönül köprüsü, Dörtyol mahallesi sakinleri arasında büyük takdir topladı. Bereketin paylaştıkça çoğaldığını gösteren bu örnek davranış, ramazan ayının manevi atmosferini tüm hanelere taşıdı.>>>HABER MERKEZİ

  • Yoğun bakımdaki usta oyuncudan iyi haber!

    Yoğun bakımdaki usta oyuncudan iyi haber!

    Durumu iyiye gidiyor

    Yoğun bakım ünitesinde müşahede altında tutulan Türk tiyatrosunun çınarı Yalçın Özden’in vücudunun tedaviye olumlu yanıt verdiği öğrenildi. Kardeşi Mehmet Özden, ağabeyinin sağlık durumu hakkında yüreklere su serpen bilgileri paylaştı. Yapılan son kontrollerin ardından sanatçının hayati tehlikeyi atlattığı ve sürecin umut verici ilerlediği belirtildi.

    Üç gün sonra normal oda müjdesi

    Habertürk’e konuşan Mehmet Özden, duaların karşılık bulduğunu ifade ederek, “Hala yoğun bakımda ancak durumunun iyiye gittiğini öğrendik. Doktorlar üç gün sonra normal odaya alınabileceğini ifade etti” dedi. Sevenlerini korkutan usta oyuncunun, birkaç gün içinde normal servise alınarak rehabilitasyon sürecine başlaması bekleniyor.

  • Kış yağışları, Azap Gölü’ne can verdi

    Kış yağışları, Azap Gölü’ne can verdi

    Ege Denizi’nin eski bir koyu olan, Menderes’in alüvyonlarla önünü kapatması sonucu oluşan Azap Gölü, bölgede doğal hayatın canlılığını sürdürmede önemli bir görev üstleniyor. Göl, nesli tükenmekte olan tepeli pelikan ve akkuyruklu kartal başta olmak üzere yaklaşık 30 kuş türü ile saz kedilerine ev sahipliği yapıyor. Yeşilköy ve Avşar mahalleleri arasındaki 2 bin 183 hektarlık alana sahip göl, bölge sakinleri için balıkçılık imkanı da sunuyor. İklim değişikliğine bağlı kuraklık nedeniyle geçen yılın sonunda gölün büyük kısmının kuruması, çok sayıda hayvanın varlığını sürdürmesini de tehlikeye soktu. Bölgenin ocak ve şubat aylarında aldığı yağış, hem gölü hem bölgedeki canlıları rahatlattı. Yılın başından bu yana metrekareye 662,4 kilogram yağış düşen Söke’de, dolan göl ve Büyük Menderes Nehri’nin taşması sonucu yakın arazilere kadar su gelmesi, bölgede denize benzer görüntü oluşturdu. Gezmek ya da doğa fotoğrafçılığı için bölgeye gelenler, bölgenin yeniden canlandığına şahit oldu.

    “BU GÖLÜ KORUMA AMAÇLI BİR PLAN, PROJE YAPMAMIZ LAZIM”

    Yeşilköy Mahallesi muhtarı Bülent Dalkılınç, gölün eski görünümüne kavuşmasının çevrede yaşayanları sevindirdiğini söyledi. Göl için yaklaşık 2 ay önce “kuruyacak” korkusu yaşadıklarını anlatan Dalkılınç, “Gölün arka tarafları kupkuruydu, yani kuruma tehlikesi geçiren bir gölümüzdü. Ama şubattaki yağışlarla gölün debisi çok güzel bir şekilde yükselme yaptı. Köy halkı olarak çok mutluyuz gölün yükselmesinden. İleriki yıllarda da yağmurlar devam ederse böyle olur ama olmazsa bu gölü koruma amaçlı bir plan, proje yapmamız lazım.” diye konuştu. Yeşilköy Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Fahrettin Öztürk de gölün balıkçılık açısından önemli olduğunu kaydetti.

    Azap’ın 1990’lı yıllarda tamamen kuruduğunu belirten Öztürk, şöyle devam etti: “Yine o şekle gelecek diye korkuyorduk ama son yağan yağmurlarla tekrar canlanma yaptı. Bizim için önemli, buradan geçinen vatandaşlarımız var. Burası Aydın’ın tatlı su olarak en büyük gölü. Burada en çok sazan avlıyoruz. Azap Gölü’nün sazanı hiçbir yere benzemez lezzet bakımından.” Hollanda’dan tatil için Aydın’a gelen Gijs Sieben de gölü çok beğendiğini dile getirdi. Daha önce de bölgeye geldiğini anlatan Sieben, “Güzel bir göl. Eskisine göre şu an daha büyük. Yağmurlarla çok güzel ve büyük göl olmuş.” dedi. Gölü ve kuşları fotoğrafladığını ifade eden Sieben’in eşi Marianne Sieben de doğayı çok sevdiklerini, bölgede çok sayıda güzel kuş gördüklerini söyledi. >>>AA

  • “Hak ve özgürlükleri genişletmeye odaklanıyoruz”

    “Hak ve özgürlükleri genişletmeye odaklanıyoruz”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Sergi Salonu’nda gerçekleştirilen “Emek Sofrası Buluşması” iftar programındaki konuşmasına, katılımcıları selamlayarak başladı. Herkesin mübarek ramazan ayını tebrik eden Erdoğan, “İftarını bizimle açan siz emekçi kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Bizleri bir araya getiren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımıza, Sayın Bakan’ımıza ve ekibine teşekkür ediyorum.” diye konuştu. Erdoğan, Müslümanlar olarak bir taraftan 11 ayın sultanı ramazana erişmenin coşkusunu yaşarken diğer taraftan Gazze’de, Sudan’da ve daha birçok yerde sıkıntı çeken, eziyet gören, bir kuru ekmek, bir tas çorbayla iftar yapmak zorunda kalanların sızısını yüreklerinde hissettiklerini ifade etti. “10 Ekim’de bizim de çabalarımızla sağlanan ateşkese rağmen hukuk tanımaz İsrail hükümeti, Gazze ve Batı Şeria’ya yönelik saldırılarını artırarak sürdürüyor.” diyen Erdoğan, İsrail’in saldırıları sonucu 11 Ekim’den bu yana 615 Filistinlinin şehit olduğunu, 2 bine yakın Filistinlinin yaralandığını bildirdi.

    İnsani yardım malzemelerinin girişinde halen ciddi güçlükler çekildiğini vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gazze’nin nefes borusu olan Refah Sınır Kapısı’nda kısıtlamalar, zulümler, İsrail’in keyfi davranışları maalesef devam ediyor. Yıkıntılar arasında kurşun ve şarapnel izleriyle dolu derme çatma binalarda iftar yapan, son derece çetin şartlar altında oruç tutan ama bunlara rağmen zalime boyun eğmeyen Gazzeli kardeşlerimiz bir kez daha imanlarıyla tüm Müslümanlara örnek oluyor.”

    Erdoğan, bu mübarek günlerin en başta Filistin’in kahraman evlatları olmak üzere dünyanın dört bir yanında onurunu, haysiyetini ve hürriyetini korumak için mücadele eden tüm mazlumların kurtuluşuna, hasretle bekledikleri huzura kavuşmalarına vesile olmasını dileyerek, “Gönül ve kültür coğrafyamızın her köşesindeki kardeşlerimize buradan selamlarımı iletiyor, dualarımızın onlarla olduğunu ifade ediyorum. Cenab-ı Allah Gazze’deki mazlumlarla birlikte zulüm ve eziyet gören tüm kardeşlerimizin yardımcısı olsun diyorum.” diye konuştu.

    “DEVRİM NİTELİĞİNDE ADIMLAR ATTIK”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, emek, alın teri ve helal kazancın medeniyetin tam merkezinde yer alan kutsal değerler olduğunu, bu kavramların adaletle, hakkaniyetle ve refahla yoğrulmuş tarihin köşe taşları olduğunu belirtti. Asırlar boyunca Ahi teşkilatı, loncalar ve orta sandıklarının sadece işçiyle işverenin hukukunu korumakla kalmadığını aynı zamanda toplumsal düzenin en sağlam teminatlarından biri olduğunu dile getiren Erdoğan, “Ahi Evran’ın ‘Eşine, işine, aşına özen göster.’ sözü dün olduğu gibi bugün de çalışma hayatımızın temel felsefesini oluşturuyor. Emeği mukaddes gören ve alnındaki ter kurumadan emeğin karşılığının ödenmesini emreden bir dinin mensupları olarak 2002’den beri siz değerli kardeşlerimin hakkını vermeye, adil ve huzurlu bir çalışma iklimi inşa etmeye gayret gösterdik.” ifadelerini kullandı.

    İlk günden itibaren hedeflerinin işçi, işveren ve kamu görevlisi dahil herkesin hukukunun korunduğu, iş barışının en ideal seviyede sağlandığı bir sistemi ülkeye kazandırmak olduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti: “Ne ülkemizdeki malum çevreler gibi sermaye düşmanlığı yaptık ne sermayeyi renklere ayırdık ne de rızkını alın teri dökerek kazanan emekçi kardeşlerimizin haklarının gasbedilmesine göz yumduk. Dengeli, sağduyulu ve rasyonel politikalarla işçilerimizin, memurlarımızın, sendikalarımızın şartlarını iyileştirmek, refah seviyelerini yükseltmek için çaba harcadık. Yıllardır bizden önceki siyasilerin vaatlerinden öteye gitmeyen alanlarda devrim niteliğinde adımlar attık.”

    “KADINLARIN ÇALIŞMA HAYATINDAKİ HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİNİ GARANTİ ALTINA ALDIK”

    1 Mayıs’ın bu ülkede yıllarca en fazla tartışma konusu olan hususlardan biri olduğunu ifade eden Erdoğan, 1 Mayıs’ı Emek ve Dayanışma Günü olarak resmi tatil ilan ederek bütün bu gereksiz tartışmalara son verdiklerini söyledi. İşçilerin daha emniyetli koşullarda çalışmalarını temin etmek için İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nu çıkardıklarını anımsatan Erdoğan, sendikaların kuruluş şartlarını kolaylaştırdıklarını, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nu revize ederek iyileştirdiklerini belirtti. Sendikal güvenceleri ve grev hakkını güçlendirdiklerini, kamu görevlilerine toplu sözleşme hakkı tanıdıklarını anlatan Erdoğan, şunları kaydetti: “Ana muhalefet partisinin Anayasa Mahkemesine taşıyıp iptal ettirdiği toplu sözleşme ikramiyesini yeniden biz yürürlüğe koyduk. Kamuda başörtüsü yasağını kaldırarak kadınların çalışma hayatındaki hak ve özgürlüklerini garanti altına aldık. Kamu çalışanlarımız artık cuma izni, hac izni gibi haklardan tam ve etkin şekilde yararlanabiliyor. Burada şunu da önemle ifade etmek durumundayım, yıllarca örselenen, yıllarca hakları yok sayılan, keyfi yasaklarla on yıllar boyunca mağdur edilen insanlarımıza yönelik bu düzenlemelerin ülkemizdeki kimi çevreleri ciddi manada rahatsız ettiğini görüyoruz.

    Milletin, Anayasa’mızın amir hükümlerine uygun şekilde din ve vicdan hürriyetine sahip olması, inancını kamusal alanda özgürce yaşaması nedense bunlara dokunuyor, bunları adeta zıvanadan çıkartıyor. Sizler de inanıyorum ki üzülerek takip ediyorsunuz. Her karış toprağı şehit kanlarıyla yoğrulmuş, bin yıldır İ’la-yi Kelimetullah’ın sancaktarlığını üstlenmiş, yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkede işçinin, memurun, üniversite öğrencilerinin gönül rahatlığıyla cumaya gitmesine, çocukların ramazan-ı şerifin neşesini doya doya teneffüs etmesine laf ediyor, gerici azınlığın provokasyonu gibi son derece çirkin ve çirkef ifadelerle saldırıyorlar.”

    Laiklik kavramının korkakça arkasına saklanıp milletin inanç değerlerine ateş eden, 27 Mayıs’tan beri milli iradeye yönelik darbe girişimlerinde cuntacılara sivil alanlarda tetikçilik yapma dışında hiçbir görevi olmayanların bulunduğuna dikkati çeken Erdoğan, “Türkiye’nin 23 yılda yaşadığı değişimi içlerine sindiremeyen, zihnen ve fikren fosilleşmiş bu güruhun hezeyanlarına sadece gülüp geçiyoruz. Onlar ne derse desin. Hangi bildiriyi yayınlarsa yayınlasın. Biz toplumun her kesiminin hak ve özgürlüklerini genişletmeye odaklanıyoruz. İnşallah bundan sonra da aynı hassasiyetle hareket edeceğiz.” diye konuştu. Çalışma hayatına genç yaşlarda İETT’de işçi olarak adım atan bir Cumhurbaşkanı olarak, alın terinin değerini çok iyi bildiğini vurgulayan Erdoğan, “İster özel sektörde, ister kamuda olsun helal rızık peşinde koşmanın nasıl bir mücadele gerektirdiğinin gayet farkındayım. Aynı şekilde çalışmak, üretmek, ülkemiz ekonomisine katkı sunmak kadar emeğinin karşılığını almanın da ehemmiyetinin bilincindeyiz. Bunun için siyasi hayatımızın hiçbir döneminde bazıları gibi siyasi emelleri için emeği ve emekçiyi istismar edenlerden olmadık. Meydanlarda emekliye ve emekçiye bol keseden vaat dağıttığı halde göreve gelince verdiği sözleri unutanlardan olmadık. Kendi işçisi maaş alamadığı için belediye önünde eylem yaparken tropik adalarda zevküsefa içinde keyif çatanlar gibi olmadık.” ifadelerini kullandı.

    “DEVLETİMİZİN İMKANLARI GENİŞLEDİKÇE BUNDAN 86 MİLYONUN YARARLANMASINI SAĞLADIK”

    Hep sırtta yumurta küfesini, 86 milyonun emanetini ve sorumluluğunu taşımanın şuuruyla hareket ettiklerine işaret eden Erdoğan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Devletimizin imkanları genişledikçe bundan 86 milyonun tamamının elbette emekçilerin, emeklilerimizin, memurlarımızın da adil bir şekilde yararlanmasını sağladık. Maaş artışları, disiplin affı, refakat izni ve ek ödemeler gibi alanlarda yaptığımız düzenlemelerle memurlarımızın özlük haklarını iyileştirdik. Kamu görevlilerimizin ücret artış oranlarını, zam ve tazminatlarını, sosyal desteklerini enflasyona ezdirmeyecek şekilde düzenledik. Emeklilerimizin yılda iki defa olmak üzere bayram ikramiyesi ve banka promosyonu gibi yeni haklardan istifade etmelerini temin ettik. Geçmişte ilaç ve hastane kuyruklarında ömür tüketen vatandaşlarımızın tüm sorunlarını giderdik. Sağlık ve sosyal güvenlik sistemini sorunsuz şekilde işler hale getirdik. Kamu kurumlarındaki alt işveren işçilerine ve sözleşmeli personele kadro verdik. Geçici işçilerin tam yıl çalışabilmesinin önünü açtık. Daha nice düzenlemeyi, yeniliği, projeyi devreye alarak çalışanlarımızı her alanda destekledik. Teşvik ettik, güçlendirdik, inşallah bundan sonra da sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz.” >>>AA

  • Setlerde “İskender” düğümü çözüldü: İsmail Hacıoğlu’nun yerine gelen isim belli oldu!

    Setlerde “İskender” düğümü çözüldü: İsmail Hacıoğlu’nun yerine gelen isim belli oldu!

    İtiraf sonrası yollar ayrılmıştı

    Ünlü oyuncu İsmail Hacıoğlu, geçtiğimiz günlerde uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alınmış ve savcılık ifadesinde yasaklı madde kullandığını itiraf etmişti. Bu gelişmenin ardından TRT yönetimi radikal bir karar alarak, Hacıoğlu’nun “İskender” karakterine hayat verdiği diziden çıkarıldığını duyurmuştu. Oyuncunun halihazırda çekimleri tamamlanan ilk iki bölümde yer alacağı, ancak sonraki bölümlerde yeni bir ismin bayrağı devralacağı öğrenilmişti.

    Yeni başrol alperen duymaz mı

    İsmail Hacıoğlu’nun boşluğunu kimin dolduracağı merakla beklenirken, bomba bir iddia gündeme düştü. Kulislerde Taner Ölmez gibi isimlerin de adı geçse de, yapım şirketinin genç kuşağın başarılı aktörlerinden Alperen Duymaz ile el sıkıştığı öne sürüldü. “İskender” karakteriyle izleyici karşısına çıkması beklenen Duymaz cephesinden henüz resmi bir açıklama gelmese de, anlaşmanın büyük ölçüde tamamlandığı konuşuluyor.

    Fragmanlardan silindi

    Yaşanan skandalın ardından TRT, dizinin tanıtım materyallerinde de değişikliğe gitti. İsmail Hacıoğlu’nun yer aldığı sahneler fragmanlardan tek tek temizlenirken, yeni başrol oyuncusuyla birlikte çekimlerin hızla yeniden başlayacağı belirtildi. Hacıoğlu ise savcılıktaki ifadesinde, mesleki stres nedeniyle bu yola başvurduğunu belirterek pişmanlığını dile getirmişti.>>>HABER MERKEZİ 

  • Milyonerlikten çöpçülüğe!

    Milyonerlikten çöpçülüğe!

    Sekiz yılda sıfırı tüketti

    Kısa sürede kazandığı serveti uyuşturucu, kumar ve lüks yaşam uğruna harcayan adam, sekiz yılın sonunda başladığı noktaya geri döndü. Tüm parasını bitiren eski milyoner, geçimini sağlamak için yeniden eski mesleği olan çöpçülüğe dönmek zorunda kaldı.

    Piyangonun laneti mi

    Dünya basınında geniş yankı uyandıran bu olay, “piyango laneti” tartışmalarını bir kez daha gündeme getirdi. Genç adamın lüks malikanelerden çöp kamyonunun arkasına uzanan serüveni, kontrolsüz harcamanın ve kötü alışkanlıkların bir serveti ne kadar kısa sürede eritebileceğini gözler önüne serdi.>>>HABER MERKEZİ

  • Gönül sofraları şehit aileleri ve gazilerle kuruldu:  Yiğitbaşı’ndan vefa dolu ramazan mesajı

    Gönül sofraları şehit aileleri ve gazilerle kuruldu: Yiğitbaşı’ndan vefa dolu ramazan mesajı

    Vatanın emanetleri baş tacı edildi

    İftar sofrasında şehit aileleri ve gazilerle bir araya gelen Yiğitbaşı, vatanın mukaddesatı için canını feda eden aziz şehitleri rahmetle andı. Kahraman gazilere minnetlerini sunduğunu belirten Yiğitbaşı, devletin her şartta bu büyük fedakarlığın emaneti olan ailelerin yanında olduğunun altını çizdi.

    Birlik ve beraberlik vurgusu

    Ramazan-ı Şerif’in bereketini paylaşmanın önemine değinen Yiğitbaşı, paylaşımında “Rabbim tuttuğumuz oruçları kabul, birliğimizi ve beraberliğimizi daim eylesin” ifadelerine yer verdi. EMŞAV Vakfı’na da düzenlenen bu anlamlı organizasyon için teşekkürlerini ileten Yiğitbaşı’nın bu vefa ziyareti, takipçileri tarafından büyük takdir topladı.>>>HABER MERKEZİ 

  • Gastronomi Festivali için güçlü işbirliği

    Gastronomi Festivali için güçlü işbirliği

    Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ), Afyonkarahisar Belediyesi ile Afyonkarahisar Profesyonel Aşçılar Derneği arasında VIII. Uluslararası GastroAfyon Turizm ve Lezzet Festivali, Uluslararası Afyonkarahisar Aşçılık Kampı ve Afyonkarahisar Uluslararası Gastronomi Çalıştayı’nı kapsayan iş birliği protokolü imzalandı.

    Protokol; Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş ve Afyonkarahisar Profesyonel Aşçılar Derneği Başkanı Şef Hamza Kalkan tarafından imzalandı. İmza töreninde Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Elbeyi Pelit, Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Sandıkcı ile Genel Sekreter Hasan Düzgün de hazır bulundu.

    İmzalanan protokol kapsamında; UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı Gastronomi Şehri unvanına sahip Afyonkarahisar’ın ulusal ve uluslararası alanda tanınırlığının artırılması, gastro-turizm potansiyelinin geliştirilmesi ve şehrin kültürel ile ekonomik açıdan güçlendirilmesi hedefleniyor. Ayrıca VIII. Uluslararası GastroAfyon Turizm ve Lezzet Festivali ile UNESCO’ya taahhüt edilen Uluslararası Afyonkarahisar Aşçılık Kampı ve Afyonkarahisar Uluslararası Gastronomi Çalıştayı’nın eşgüdüm içinde planlanarak etkin ve koordineli şekilde yürütülmesi amaçlanıyor.

    Protokol takvimine göre;
    📌 7 Mayıs 2026’da Afyonkarahisar Uluslararası Gastronomi Çalıştayı,
    📌 8–10 Mayıs 2026 tarihleri arasında Uluslararası Afyonkarahisar Aşçılık Kampı,
    📌 3–5 Temmuz 2026 tarihleri arasında ise VIII. Uluslararası GastroAfyon Turizm ve Lezzet Festivali düzenlenecek.

  • Şehit Binbaşı Bolat’ın cenazesi memleketine uğurlandı

    Şehit Binbaşı Bolat’ın cenazesi memleketine uğurlandı

    Balıkesir’de 9. Ana Jet Üssü’nden kalkan F-16 tipi savaş uçağı gece kaza kırıma uğrayarak İzmir-İstanbul Otoyolu merkez ilçe Karesi’ye bağlı Naifli köyü kırsalında düştü. Kazada Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat şehit oldu. Şehit pilotun cenazesinin memleketine gönderilmesi dolayısıyla 9. Ana Jet Üs Komutanlığında uğurlama töreni düzenlendi. Törene, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, şehit pilotun ailesi, siyasi parti temsilcileri, askeri ve mülki erkan katıldı. Şehidin cenazesi dua okunmasının ardından askerlerin omuzlarında uçağa taşınarak memleketi İzmir’e uğurlandı. >>>İHA

    BALIKESİR’DE GECE SAATLERİNDE F-16 SAVAŞ UÇAĞININ DÜŞMESİ SONUCU ŞEHİT OLAN HAVA PİLOT BİNBAŞI İBRAHİM BOLAT’IN CENAZESİ DÜZENLENEN TÖRENLE MEMLEKETİ İZMİR’E UĞURLANDI. (UĞUR USLUBAŞ/BALIKESİR-İHA)
    Balıkesir’de gece saatlerinde F-16 savaş uçağının düşmesi sonucu şehit olan Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat’ın cenazesi düzenlenen törenle memleketi İzmir’e uğurlandı.
    BALIKESİR’DE GECE SAATLERİNDE F-16 SAVAŞ UÇAĞININ DÜŞMESİ SONUCU ŞEHİT OLAN HAVA PİLOT BİNBAŞI İBRAHİM BOLAT’IN CENAZESİ DÜZENLENEN TÖRENLE MEMLEKETİ İZMİR’E UĞURLANDI. (UĞUR USLUBAŞ/BALIKESİR-İHA)
    Balıkesir’de gece saatlerinde F-16 savaş uçağının düşmesi sonucu şehit olan Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat’ın cenazesi düzenlenen törenle memleketi İzmir’e uğurlandı.
    BALIKESİR’DE GECE SAATLERİNDE F-16 SAVAŞ UÇAĞININ DÜŞMESİ SONUCU ŞEHİT OLAN HAVA PİLOT BİNBAŞI İBRAHİM BOLAT’IN CENAZESİ DÜZENLENEN TÖRENLE MEMLEKETİ İZMİR’E UĞURLANDI. (UĞUR USLUBAŞ/BALIKESİR-İHA)
    Balıkesir’de gece saatlerinde F-16 savaş uçağının düşmesi sonucu şehit olan Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat’ın cenazesi düzenlenen törenle memleketi İzmir’e uğurlandı.
    BALIKESİR’DE GECE SAATLERİNDE F-16 SAVAŞ UÇAĞININ DÜŞMESİ SONUCU ŞEHİT OLAN HAVA PİLOT BİNBAŞI İBRAHİM BOLAT’IN CENAZESİ DÜZENLENEN TÖRENLE MEMLEKETİ İZMİR’E UĞURLANDI. (UĞUR USLUBAŞ/BALIKESİR-İHA)
    Balıkesir’de gece saatlerinde F-16 savaş uçağının düşmesi sonucu şehit olan Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat’ın cenazesi düzenlenen törenle memleketi İzmir’e uğurlandı.
    BALIKESİR’DE GECE SAATLERİNDE F-16 SAVAŞ UÇAĞININ DÜŞMESİ SONUCU ŞEHİT OLAN HAVA PİLOT BİNBAŞI İBRAHİM BOLAT’IN CENAZESİ DÜZENLENEN TÖRENLE MEMLEKETİ İZMİR’E UĞURLANDI. (UĞUR USLUBAŞ/BALIKESİR-İHA)
    Balıkesir’de gece saatlerinde F-16 savaş uçağının düşmesi sonucu şehit olan Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat’ın cenazesi düzenlenen törenle memleketi İzmir’e uğurlandı.
  • “Yerli ve milli platformlarımızı kendimiz simüle edebiliyoruz”

    “Yerli ve milli platformlarımızı kendimiz simüle edebiliyoruz”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iki ziyareti arasında geçen sürede Türk savunma sanayisi, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda “montajcı” ve “lisanslı kullanıcı/üretici” kimliğinden, “tasarımcı” ve “teknoloji ihraç eden” bir aktöre dönüştü. Erdoğan, Başbakanlık döneminin ilk yıllarında 2004’te yaptığı ziyarette, HAVELSAN tarafından geliştirilen bir CN-235 nakliye uçağı tam uçuş simülatörüne binerek test etti. İspanyol CASA ve Endonezyalı IPTN firmalarının ortaklığıyla geliştirilen bu uçak, Türkiye’de Türk Havacılık ve Uzay Sanayii tesislerinde lisanslı olarak üretildi. Bu ziyaret, Türk savunma sanayisi için yerli ve milli dönüşümde kritik önemde olan 2004 yılındaki Savunma Sanayii İcra Komitesi (SSİK) kararlarıyla eş zamanlı bir dönemde gerçekleşti. SSİK, “hazır alım” yerine “yerli ve milli üretim” modeline geçiş kararı almasıyla bugün hayata geçen birçok projenin temeli atıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 22 yıl sonraki ziyaretinde ise milli platform SANCAR SİDA (Silahlı İnsansız Deniz Aracı) hizmete alındı. Başta Milli Muharip Uçak KAAN olmak üzere bir çok projeye katkı sağlayacak tesislerin açılış ve temel atma töreni gerçekleştirildi.

    Tören öncesinde Erdoğan, aralarında Jet Eğitim Uçağı HÜRJET ve Genel Maksat Helikopteri GÖKBEY’in bulunduğu milli hava platformlarının simülatörlerinin üretildiği hangarı ziyaret etti, projeler hakkında bilgi aldı ve günün anısına GÖKBEY Helikopteri Simülatörü’nün maketini imzaladı. HAVELSAN, güvenlik güçlerinin envanterine giren GÖKBEY ve girmeye hazırlanan HÜRJET başta olmak üzere birçok milli hava, kara ve deniz platformu için simülatörler geliştirip üretiyor.

    Erdoğan’a ziyaretin anısına bir de özel hediye takdim edildi. Erdoğan’a, 2004 yılındaki ziyaretinde simülatörle gerçekleştirdiği uçuş anını resmeden illüstratif bir maket sunuldu. Bu hediye ile 22 yıl önceki ziyaretin ardından izlenen teknolojik yolculuğunun bugün hava, kara ve deniz platformlarında geldiği nokta ortaya konuldu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan da konuşmasında bu dönüşümü, “Bundan 22 sene önce HAVELSAN’a geldiğimde yabancı hava platformlarının simülatörlerini tecrübe ettiğimiz, dışa bağımlılığın sınırlarını her alanda hissettiğimiz o eski günleri çok iyi hatırlıyorum. Bugün ise yerli ve milli platformlarımızı kendimiz simüle edebiliyor, kritik süreçleri kendi yazılımımızla, kendi mühendisliğimizle yönetebiliyoruz.” ifadeleriyle ortaya koydu. >>>AA

  • Türkiye, en fazla hava seyrüsefer hizmeti üreten ülkesi oldu

    Türkiye, en fazla hava seyrüsefer hizmeti üreten ülkesi oldu

    Uraloğlu, EUROCONTROL verilerine ilişkin yazılı açıklamada bulundu. Türkiye’nin hava seyrüsefer hizmetlerinde tarihi bir rekora imza attığına işaret eden Uraloğlu, “Türkiye, ocakta 1 milyon 671 bin 405 ile EUROCONTROL sistemi içerisinde bugüne kadar kaydedilen en yüksek hizmet birim sayısına ulaştı. Ülkemiz, EUROCONTROL üyesi 42 ülke arasında liderliğini sağlamlaştırdı. Son üç aydır Avrupa’nın en fazla hizmet üreten ülkesi olarak başta Fransa olmak üzere Avrupa ülkelerini geride bıraktık.” değerlendirmesinde bulundu. Uraloğlu, hizmet birim sayısının, hava aracının ağırlığı ve katettiği mesafeye göre hesaplanan, hava sahası kapasitesinin en önemli göstergelerinden biri olduğunu aktararak, EUROCONTROL İstatistik ve Tahmin Birimi tarafından yayımlanan güncel raporda, Türkiye’nin hava trafiği büyüme ivmesi ve altyapı kapasitesiyle liderliğini uzun yıllar sürdüreceğinin öngörüldüğünü ifade etti. Ocak ayında elde edilen 1,6 milyonu aşan hizmet birimi seviyesinin, Türkiye’nin küresel havacılık ağındaki kilit rolünü açıkça ortaya koyduğunu belirten Uraloğlu, şunları kaydetti: “Uçuş emniyetini esas alan anlayışla hayata geçirdiğimiz ileri teknoloji ve vizyoner altyapı yatırımları sayesinde sistem kapasitesini en üst seviyeye çıkardık. Bu kapsamda uygulanan yenilikçi hava trafik yönetimi stratejisi, Türkiye’yi havacılıkta bölgesel transit merkezi konumunun ötesine taşıyarak Avrupa’nın tartışmasız liderlerinden biri haline getirdi. Elde ettiğimiz bu başarıyla, Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğümüz ile Türk hava sahasında sunduğumuz hizmetin kalitesi uluslararası ölçekte bir kez daha tescillendi.” >>>AA

  • Teknoloji devlerinin internetin her yerinde “gözü” var

    Teknoloji devlerinin internetin her yerinde “gözü” var

    Dijital teknolojilerin gelişmesiyle birlikte kullanıcıların verilerini toplama ve bu kapsamda geliştirilen hedeflenmiş reklamcılık alanında son yıllarda büyük gelişmeler yaşanıyor. Kişilerin takip ettiği ve ilgilendiği konulara göre sosyal medya sitelerinde reklamlar alması dijital dönemin en büyük fenomenlerinden biri olarak öne çıkıyor.

    Sosyal medya platformları ise kişilerin bilgilerini sadece kendi platformları içindeki hareketlerinden değil platform dışı hareketlerinden de edinerek, sosyal medya hesabı olmayan insanları da büyük oranda takip ediyor.

    Aralarında Google, Meta ve TikTok gibi mecraların da bulunduğu pek çok sosyal medya platformu, takip pikseli denilen ve farklı web sitelerine ve e-postalara yerleştirilen şeffaf ve çıplak gözle görülmeyen grafik dosyaları sayesinde milyonlarca kullanıcının bilgilerini edinerek büyük getiri sağlıyor.

    IP adreslerinden tıklanan ürünlere ve hatta sağlık sitelerindeki hassas tanılara kadar her şeyi saniyeler içinde dev şirketlerin sunucularına aktaran bu sistem sayesinde, reklamlar kişilere özel hazırlanıp etki gücü artırılıyor.

    “GÖLGE PROFİL” İLE SOSYAL MEDYA HESABI OLMAYANLAR DA TAKİP EDİLİYOR

    Dijital gözetimin en karanlık yönlerinden biri olarak kabul edilen “gölge profil” ile kişi, bir platformun kullanıcısı olmasa bile hakkında veri toplanıp saklanabiliyor.

    Bu profiller, kullanıcının doğrudan onayı olmadan, sosyal çevresinin sağladığı veriler ve web genelindeki hareketleri aracılığıyla inşa ediliyor.

    Bu takip, bireyin platformda bir hesabı olmasa bile IP adresi ve tarayıcı parmak izi üzerinden tutarlı bir kimlik oluşturulmasına imkan tanıyor. Böylece kişi bir gün platforma üye olmaya karar verdiğinde, şirket onun hakkında yıllardır biriktirdiği verileri anında profilinin arkasına yerleştirebiliyor.

    İNTERNETİN HER YERİNDE GOOGLE’IN “GÖZÜ” VAR

    DuckDuckGo’nun “Tracker Radar” verilerinden derlenen bilgilere göre, Google (Alphabet) internet sitelerinde en fazla takipçisi olan şirket olarak ön plana çıkıyor. Şirket, gezilen her 10 siteden yaklaşık 7’sinde kullanıcıların verilerini belli bir oranda görebiliyor. Yani internetin neredeyse her köşesinde Google’ın bir “gözü” bulunuyor. Microsoft yüzde 30 ve Facebook yüzde 19,70 ile listede ön plana çıkan şirketler olarak dikkati çekiyor. TikTok’un sahibi olan ByteDance şirketi ise yaklaşık yüzde 5 ile listede Amerikan şirketlerinin epey gerisinde yer alıyor.

    ABD’DE HASTANELERİN YÜZDE 66’SI KULLANIYOR

    ABD merkezli akademik dergi PNAS Nexus’ta yayımlanan bir makalede ABD sağlık sistemi üzerine yapılan büyük ölçekli bir çalışma, hastanelerin yüzde 66’sının takip pikselleri kullandığını ortaya koydu. Bu pikseller, hastanın hangi kliniğe tıkladığını veya hangi hastalığa dair bilgi aradığını doğrudan büyük teknoloji şirketlerine iletiyor.

    Raporda yer alan bilgilere göre, bu kapsamda ABD’de çok büyük bir mahremiyet krizi yaşandı. Amerika Birleşik Devletleri’nin en büyük kar amacı gütmeyen sağlık sistemlerinden biri olan Advocate Aurora Health (AAH), hastalarının web sitesi ve mobil uygulamalarla nasıl etkileşim kurduğunu anlamak, hizmetlerini iyileştirmek için sitelerine Meta Pixel ve Google Analytics gibi takip pikselleri yerleştirdi.

    Ancak bu pikseller, sadece tıklama verilerini değil, hastaların kişisel sağlık bilgilerini de farkında olmadan Meta (Facebook) ve Google gibi üçüncü taraf devlere gönderdi. Yaklaşık 3 milyon kişinin etkilendiği olay, şikayetler üzerine mahkemeye taşındı.

    TAKİP PİKSELLERİ BELİRLİ ŞARTLAR DAHİLİNDE YASAL

    Takip pikseli teknolojisinin kullanımı kendi başına yasadışı olmamakla birlikte bu pikseller aracılığıyla gerçekleştirilen veri toplama ve işleme faaliyetleri, Türkiye’de 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ve Avrupa Birliği’nde Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) gibi yasal düzenlemelere sıkı bir şekilde bağlı durumda bulunuyor. Piksellerin yasal olarak kullanılabilmesi için kullanıcıların mahremiyet haklarının korunmasına ve belirli hukuki şartların yerine getirilmesine bağlı oluyor. Reklam, pazarlama, kullanıcı davranış analizi veya profil oluşturma amacıyla kullanılan ve “zorunlu olmayan” tüm takip pikselleri için kullanıcının aktif ve özgür iradesiyle verilmiş açık rızası gerekiyor. Ayrıca, şirketlerin pikselleri kullanmadan önce kullanıcıları şeffaf bir şekilde bilgilendirme zorunluluğu bulunuyor. Buna göre, pikselin hangi amaçla kullanıldığı, toplanan verilerin kimlere ve hangi amaçla aktarıldığı ve kullanıcının verilerine dair hakları da açıkça belirtilmiş olması gerekiyor.

    ABD’DE META VE GOOGLE’A DAVA AÇILDI

    ABD’de de takip piksellerinin kullanımı tamamen yasak olmamasına rağmen hassas verilerin rızasız paylaşımı ciddi yasal yaptırımlara tabi tutuluyor. Ülkede özellikle sağlık alanında, piksellerin Sağlık Sigortası Taşınabilirlik ve Sorumluluk Yasası kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle Meta ve Google’a karşı 50’den fazla toplu dava açıldı. FTC (Federal Ticaret Komisyonu) de piksellerin gizli çalışmasını “aldatıcı uygulama” olarak nitelendirip şirketlere milyonlarca dolar ceza kesti. >>>AA

  • Kara yollarında akıllı ve güvenli dönüşüm atağı

    Kara yollarında akıllı ve güvenli dönüşüm atağı

    Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) 2026 Yılı Performans Programı’ndan derlenen bilgiye göre kurum tarafından yollarda güvenli seyahate olanak sağlamak, trafik kazalarını asgariye indirebilmek için çeşitli çalışmalar gerçekleştiriliyor. GPS ve kablosuz teknoloji kullanılarak kara yolları üzerinde oluşturulan ağlarla bütünleştirilen akıllı sistemler, sürücüleri buzlanma, sis, kaza, yol çalışması gibi durumlarda önceden bilgilendiriyor, olası trafik kazalarını en aza indirmek için gerekli önlemleri alma noktasında önemli rol oynuyor. Kritik noktalara kurulan dijital uyarı ve bilgilendirme ekranlarının daha geniş bir alanda kullanılması için de çalışmalar sürdürülüyor.

    AKILLI YOLLAR, ÇEVRE DOSTU SİSTEMLER ARTIYOR

    KGM’nin yürüttüğü faaliyetler sonucu yollar “akıllanırken” çevre dostu ulaşım sistemlerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalara da devam ediliyor. Genel Müdürlük tarafından trafik güvenliğine bu yıl 19 milyar 148 milyon 148 bin lira harcama yapılması planlandı. Geçen yıl 54 kilometre olan akıllı ulaşım sistemleri yapılan kesim uzunluğunun bu yıl sonunda 80 kilometreye, 2027’de 90 kilometreye, 2028’de 100 kilometreye yükseltilmesi öngörülüyor. Geçen yıl 200 kilometre olan devlet ve il yollarına tesis edilecek haberleşme altyapısının bu yılın sonuna kadar 300 kilometreye çıkarılması bekleniyor. Söz konusu altyapının gelecek yıl 400 kilometre, 2028’de 450 kilometre olması hedefleniyor.

    TRAFİK GÜVENLİĞİ ÇALIŞMALARI

    Trafik güvenliği çalışmaları kapsamında 2025’te 32 kaza kara noktasında iyileştirme çalışması gerçekleştirilirken bu yılın sonunda 27 noktada daha gerekli işlemlerin yapılması planlanıyor. Bu yılın sonuna kadar 32 milyon 300 bin metrekare yatay, 141 bin metrekare düşey işaretlemeyle 2 bin 200 kilometre otokorkuluk yapımı öngörüldü. Yorgunluk, uykusuzluk, dikkatsizlik gibi sebeplerle bulundukları şeridi terk eden veya beklenmeyen yol koşullarından dolayı uyarılması gereken sürücüler için kullanılan sarsma bantları, sürücülere sesli veya titreşimli ikazda bulunuyor. Bu kapsamda KGM, 300 kilometre olan sarsma bandının 550 kilometreye çıkarılması için çalışma gerçekleştiriyor. >>>AA

  • Araziler baharın habercisi çiğdemlerle renklendi

    Araziler baharın habercisi çiğdemlerle renklendi

    Muş’ta havanın ısınmaya başlamasıyla Donatım köyü çevresinde çiçek açmaya başlayan çiğdemler, güzel görüntüler oluşturdu. Bazı kent sakinleri de çiğdemlerle renklenen alanları cep telefonlarıyla görüntülemeye çalıştı. Hatice Karaben Ala, arkadaşlarıyla çiğdemlerin fotoğrafını çekmek için bölgeye geldiklerini söyledi. Çiçeklerin Muş Ovası’na renk kattığını ifade eden Karaben, şöyle konuştu: “İlk kez çiğdemleri burada görme fırsatı buldum. Çok güzeldi. Arkadaşlarımızla güzel vakit geçirdik. En kısa zamanda kızım ve eşimle buraya gelmek istiyorum. Burada çok güzel fotoğraflar çektik. Güzel bir gün oldu. Buranın doğası çok harikaydı.” Şuheda Tutuş da arkadaşlarıyla çiğdemleri görmeye geldiklerini belirterek, “Çok güzel bir ortam vardı. Burada yeni arkadaşlıklar edindik. Geçen yıl da çiğdemleri çekmeye gelmiştik. Burası çok güzel.” dedi. >>>AA