Kategori: istihdam

  • ”Dazkırı OSB’nin sorunlarını bir bir çözüyoruz”

    ”Dazkırı OSB’nin sorunlarını bir bir çözüyoruz”

    Dazkırı Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) yatırım yapan iş insanları ve yeni yatırımcı adaylarının katılımıyla gerçekleştirilen toplantıya; Dazkırı Kaymakamı Serkan Ala, Dazkırı Belediye Başkanı Fatih Çiçek ve AK Parti Dazkırı İlçe Başkanı Ahmet Ali Özdemir de iştirak etti. Toplantı, Milletvekili Ali Özkaya başkanlığında gerçekleştirildi. Dazkırı OSB’nin mevcut durumu, altyapı ihtiyaçları, yatırım süreçlerinde karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerilerinin kapsamlı şekilde ele alındığı toplantıda konuşan Milletvekili Özkaya, bölgenin kuruluş sürecinden bugüne kadar kat edilen mesafeye dikkat çekti. Özkaya, toplantıda, “Dazkırı Organize Sanayi Bölgesi bundan sonraki süreçte Karma OSB olarak yoluna devam edecek inşallah. Yine burada üst yapıda eksiklerimiz var bunları çözeceğiz, yolların yapımı için gayret sarf edeceğiz. Takibimiz neticesinde bitme aşamasına gelen trafo 2 ay sonrasında hizmete başlayacak, enerji kesintilerine kesin çözüm bulmuş olacağız” dedi.

    Dazkırı OSB’ye doğalgazı kazandıracağız

    Özkaya konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Dazkırı OSB’nin temellerini attığımız günü dün gibi hatırlıyorum. Yoğun gayretler ve güçlü bir takip süreci neticesinde bugün çok önemli bir aşamaya geldik. Afyonkarahisar Organize Sanayi Bölgeleri artık bölgesel kalkınmanın lokomotifi haline gelmiştir. Türkiye’nin en önemli üretim merkezlerinden biri olma yolunda ilerleyen Merkez 2 (Sinanpaşa) OSB’de de çalışmalarımızı büyük ölçüde tamamladık. Biz hizmet anlayışımızda şehrimizin hiçbir noktasını ihmal etmiyoruz. İlçelerimizin tamamının eş zamanlı ve dengeli kalkınmasını önemsiyoruz. İnşallah doğalgazın da gelmesi için çalışmalarımız sürüyor. Dazkırı OSB’ye doğalgazı da kazandıracağız. Dazkırı’da iş dünyamız, kaymakamımız, belediye başkanımız ve ilçe başkanımızla birlikte son derece verimli bir istişare toplantısı gerçekleştirdik.”

     

    Ankara’da yürüttüğü temaslara da değinen Özkaya, merkezi hükümetin Afyonkarahisar’a verdiği öneme vurgu yaparak “Hükümetimiz, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde şehrimize büyük önem vermektedir. Dazkırı, coğrafi konumu ve yatırım potansiyeli itibariyle önümüzdeki süreçte parlayan bir yıldız olacaktır. OSB’nin daha fazla yatırımcıya kavuşmasıyla birlikte çevre ilçelerden de istihdam sağlanacak; bu da Dazkırı’nın ve bölgemizin ekonomik olarak daha ileri bir seviyeye ulaşmasına katkı sunacaktır. Elbette yatırımlar bir anda gerçekleşmiyor. Altyapı, enerji ve üstyapı çalışmalarının her biri planlama ve zaman gerektiriyor. Ancak güçlü takip ve koordinasyonla önemli mesafeler kat ettik. Temel hedefimiz; vatandaşlarımızın iş sahibi olması, üretim temelli ekonomimize katkı sunması ve bölgemizin sürdürülebilir kalkınmasını sağlamaktır.” dedi.

    Toplantı, yatırım süreçlerinin hızlandırılması ve kamu-özel sektör iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerle sona erdi.>>>Haber MERKEZİ 

  • Piyasaların kafası karışık: Yeni haftaya bakın nasıl başladı!

    Piyasaların kafası karışık: Yeni haftaya bakın nasıl başladı!

    Altın 5 bin dolar seviyesinin üzerine çıktı

    Haftanın ilk işlem gününde spot altın, yüzde 1,3 artış göstererek 5 bin 26,04 dolar seviyesine ulaştı. Ons altın tarafındaki bu ivme, iç piyasadaki fiyatları da doğrudan etkiledi: Gram altın, haftaya yüzde 1,3’lük yükselişle 7 bin 30 lira seviyelerinde başladı. ABD altın vadeli işlemleri yüzde 1,4 artışla 5 bin 46,10 dolara yükseldi. Analistler, doların zayıflamasının ve dipten gelen alımların altını yeniden kritik eşiğin üzerine taşıdığını belirtiyor.

    Gümüş rekor sonrası yükselişini sürdürdü

    Geçtiğimiz günlerde tarihi zirveleri gören gümüş, yeni haftada da prim yapmaya devam etti. Spot gümüş fiyatı yüzde 4,3 artarak 81,11 dolar/ons seviyesine çıktı. Gümüş, 29 Ocak tarihinde 121,64 dolar ile tüm zamanların en yüksek seviyesini test etmişti. Diğer metallerde ise paladyum yüzde 1 artışla 1.723,37 dolara çıkarken, platin hafif bir düşüşle 2.091,54 dolardan işlem gördü.

    Gözler ABD istihdam verilerinde

    Piyasaların yönünü belirleyecek en kritik gelişme, çarşamba günü açıklanacak olan ABD tarım dışı istihdam verisi olacak. ABD’deki kısmi hükümet kapanması nedeniyle ertelenen bu veri, Fed’in faiz politikası hakkında önemli ipuçları verecek: San Francisco Fed Başkanı Mary Daly, iş gücü piyasasını dengelemek için faiz indirimlerinin gerekebileceğini ifade etti. Piyasalar, 2026 yılı içinde haziran ayından itibaren başlamak üzere en az iki faiz indirimi bekliyor. İstihdam verilerinde yaşanacak olası bir zayıflığın, faiz getirmeyen altın fiyatlarını daha da destekleyebileceği öngörülüyor.>>>Haber MERKEZİ 

  • “Üretenin, ihraç edenin, istihdam sağlayanın yanındayız”

    “Üretenin, ihraç edenin, istihdam sağlayanın yanındayız”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Hangi makamda olursak olalım, hiçbir ayrım yapmadan Türkiye için aşkla koşacağımızın sözünü vermiştik. Allah’a hamdolsun 23 yıldır milletimize olan ahdimize sadık kalıyoruz. 23 yıldır 86 milyonun her bir ferdine hizmetkarlık ediyoruz.” dedi. Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslendi. İslam aleminin Leyle-i Berat’ını tebrik eden Erdoğan, huzur ve afiyet içerisinde 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’e erişilmesi temennisinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsanlarımızın manevi duygularının ziyadeleştiği, gönüllerimizin iyiliklere ve güzelliklere yöneldiği bu mübarek gün ve gecelerin bizi birbirimize daha sıkı bağlamasını, kardeşliğimizi daha da pekiştirmesini diliyorum.” ifadelerini kullandı. Bugün 2025-2026 eğitim-öğretim yılının ikinci yarı yılının “Bayrak Sevgisi” temalı dersle başladığını belirten Erdoğan, yeni dönemin hem öğrenciler hem eğitim camiası hem de aileler için hayırlara vesile olmasını diledi.

    Göreve geldiklerinde, Türkiye’yi her alanda kalkındıracaklarını, yurdu daha emniyetli, huzurlu, müreffeh ve bayındır hale getireceklerini, Türkiye’nin itibarını uluslararası alanda artıracaklarını ifade ettiklerini anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti: “Hangi makamda olursak olalım, hiçbir ayrım yapmadan Türkiye için aşkla koşacağımızın sözünü vermiştik. Allah’a hamdolsun 23 yıldır milletimize olan ahdimize sadık kalıyoruz. 23 yıldır 86 milyonun her bir ferdine hizmetkarlık ediyoruz. 23 yıldır aşkla koşuyor, ‘Aşkınan koşan yorulmaz’ diyoruz. Ana muhalefet partisi gibi ‘Atam izindeyiz’ deyip, yılın tamamında izin yapanlardan, maaşını alamayan emekçi kardeşlerimiz eylemdeyken, tropik adalarda keyif çatanlardan değiliz. İlk günkü heyecanımızla Türkiye’yi bir baştan diğer başa ihya etmenin, millete hizmet meşalesini daha da yükseltmenin samimi gayreti içindeyiz.”

    Turqia mirëpret çdo hap që ndihmon paqen dhe stabilitetin në Siri dhe që mbron unitetin e saj territorial dhe politik, tha presidenti Recep Tayyip Erdogan, pas mbledhjes së Kabinetit në kryeqytetin Ankara. ( Mehmet Ali Özcan – Anadolu Agency )

    “ESER SİYASETİMİZİ HIZ KESMEDEN SÜRDÜRDÜK”

    Erdoğan, son Kabine toplantısından bu yana millete ve memlekete hizmet yolunda çalışmaları büyük bir coşkuyla devam ettirdiklerini belirterek, şöyle konuştu: “Dış politikada Suriye ve İran bağlamında kritik gelişmeleri yakından takip ederken, içeride de eser siyasetimizi hız kesmeden sürdürdük. Bugünkü toplantımızda alınan kararlara geçmeden evvel bu çalışmaları sizlerle ve milletimizle kısaca paylaşmak istiyorum. 20 Ocak’ta Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri ile Yaşayan İnsan Hazineleri Ödüllerini sahiplerine tevdi ettik. Ortaya koydukları seçkin eserlerle kültür ve sanat mirasımızı yarınlara taşıyan ödül sahibi 10 usta ismi ve üç kuruluşumuzu bir kez daha şahsım ve milletim adına tebrik ediyorum. 22 Ocak’ta Türkiye Girişimci İş İnsanları Konfederasyonu’nun (TÜGİK) 7. Olağanüstü Genel Kurulu’na iştirak ederek iş dünyamızla bir araya geldik. Bünyesindeki 6 federasyon, 60 dernek ve 500 farklı sektördeki 10 bine yakın üyesiyle TÜGİK ekonomimize çok önemli katkılar yapıyor. Bu katkılar için kendilerine bir kez daha teşekkür ediyorum.”

    “AYDIN’A HİZMETTE ENGEL TANIMAYACAĞIMIZIN MÜJDESİNİ VERİYORUM”

    Erdoğan, 24 Ocak’ta toplu açılışlar, yeni konutların anahtar teslim ve kura çekimi törenleri için Aydın’ı ziyaret ettiklerini anımsatarak, şunları kaydetti: “Aydınlı kardeşlerimizle kucaklaştık. 500 Bin Sosyal Konut Projesi kapsamında Aydınımızın merkez ve ilçelerinde inşa edeceğimiz toplam 6 bin 973 konutun kuralarını çektik. Efeler şehrinin farklı mahallelerinde yapımı tamamlanan 1467 konut ve iş yerini Aydınlı vatandaşlarımıza teslim ettik. Ege’nin incisine çok ama çok yakışan Aydın Şehir Hastanemizin de kurdelesini kesmek suretiyle Aydınlı vatandaşlarımızın hizmetine verdik. Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak da faaliyet gösterecek 1300 yataklı hastanemizin içerisinde tam 365 poliklinik ve 34 ameliyathane var. Eğitim kurumlarından spor tesislerine, 176 kilometrelik sinyalizasyon projesinden hükümet konaklarına, yeni köprülerden yangın, havuz ve göletlerine, onlarca yatırımı Aydınlı kardeşlerimizin kullanımına sunduk. Ziyaretimizde Aydın Büyükşehir Belediyemizin projelerini de hizmete aldık. Açılışlarını yaptığımız yatırımların Aydın halkı için hayırlı uğurlu olmasını diliyor, tüm bakanlıklarımızı, tüm kurumlarımızı, özellikle Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığımızı tebrik ediyor, inşallah bundan sonra da Aydın’a hizmette engel tanımayacağımızın müjdesini buradan vermek istiyorum.”

    “AFRİKA KITASIYLA İLİŞKİLERİMİZ HER ALANDA GÜÇLENİYOR”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, 27 Ocak’ta ise dünyanın dört bir yanında üstlendikleri projelerle başarıdan başarıya koşan yurt dışı müteahhitlik ve teknik müşavirlik sektörünün temsilcilerine ödüllerini tevcih ettiklerini hatırlatarak, “Dünyanın en büyük 250 uluslararası müteahhitlik firması listesinde 45 Türk firması ile ikinci sırada bulunuyoruz. Küresel ekonomideki olumsuzluklara karşın uluslararası projelerden 20,8 milyar dolar gelir elde eden bu firmalarımızın 8’i ilk 100, 2’si ise ilk 50 arasında yer alıyor. Yüzde 90’ı iktidarlarımız döneminde olmak üzere bugüne kadar 138 farklı ülkede yürütülen 12 bin 816 projeyle 557 milyar doları aşkın iş alan firmalarımıza ayrı ayrı teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum.” dedi.

    Aynı gün Nijerya Cumhurbaşkanı Bola Ahmed Tinubu ve heyetini Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ağırladıklarını anımsatan Erdoğan, şunları ifade etti: “21. yüzyılın yükselen yıldızı olan Afrika kıtasıyla ilişkilerimiz hamdolsun her alanda güçleniyor. Kıtadaki büyükelçilik sayımızı 44’e çıkardık. Hedefimiz ise 50. Ankara’da 38 Afrika ülkesinin büyükelçiliği faaliyet gösteriyor. Türk yükleniciler Afrika’da toplam değeri 100 milyar doları bulan 2 binden fazla projeyi üstlenmiş durumda. Kıta genelindeki yatırımlarımızın piyasa değeri 15 milyar doları aştı. 2025 yılında kıtayla dış ticaret hacmimiz yüzde 10 artışla 35 milyar dolara yaklaştı. Türk üniversitelerinde kıtanın farklı köşelerinden on binlerce öğrenci eğitim alıyor. Türkiye mezunları, Afrika’nın birçok ülkesinde siyasetten iş dünyasına, akademiden sivil topluma her alanda aktif görevler üstleniyor. Karşılıklı saygı, eşit ortaklık ve kazan kazan temelinde kıtanın tamamıyla olduğu gibi Nijerya’yla da ilişkilerimizi inşallah geliştireceğiz.” Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm imalat sanayi işletmelerine açık, 100 milyar lira büyüklüğünde, uygun koşullu bir finansman paketini devreye aldıklarını belirterek, “6 ay anapara ödemesiz ve 36 aya kadar vade imkanı sunulacak pakette, finansman maliyeti oranları piyasa şartlarının altında olacak.” dedi.

    Türkiye’nin dış politikasında Türk dünyasının müstesna bir konuma sahip olduğunu vurgulayan Erdoğan, yaklaşık 300 milyon nüfusa, 4,5 milyon kilometrekarelik bir alana ve 2 trilyon dolarlık ekonomik hacme ulaşan Türk dünyasının, çok ciddi bir gücü ve potansiyeli temsil ettiğini dile getirdi. Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında hayata geçirilen projelerle bu devasa potansiyeli en güzel şekilde değerlendirmeye çalıştıklarını aktaran Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı’nın 13’üncü zirvesine bu yıl Türkiye’nin ev sahipliği yapacağına dikkati çekti. Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in 29 Ocak’taki ziyaretinin bu bakımdan ayrıca anlamlı olduğuna işaret eden Erdoğan, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin Dördüncü Toplantısı’nı Mirziyoyev ile gerçekleştirdiklerini ve 10 yeni anlaşma imzaladıklarını hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özbekistan’la ikili ticaret hacmini son 10 yılda 3 kat artırdıklarını, 5 milyar dolarlık yeni hedefe de yakında ulaşacaklarını kaydetti. Özbekistan’ın, asrın felaketi olan 6 Şubat depremlerinin yaşandığı günlerde Türkiye’nin yardımına koşan ilk ülkelerden biri olduğunu anımsatan Erdoğan, TOKİ’nin Hatay’ın Arsuz ilçesinde inşa ettiği 3 bin 93 konuttan oluşan projede Özbekistan’ın 308 konutun yapımını üstlendiğini belirtti. Erdoğan, Mirziyoyev ile birlikte bu konutların anahtar teslim törenini ve aynı zamanda Özbekistan’ın yurt dışında inşa edeceği ilk eğitim kurumu olan okulun “taş koyuş merasi”mini icra ettiklerini söyledi.

    “BÖLÜNMÜŞ YOL VE OTOYOL YATIRIMLARIMIZ HER YIL 303 MİLYAR LİRALIK EKONOMİK FAYDA SAĞLIYOR”

    Yapımı tamamlanan bölünmüş yolların 30 bininci kilometresini hizmete almanın gururunu 30 Ocak’ta yaşadıklarını kaydeden Erdoğan, göreve geldiklerinde bölünmüş yol ağının sadece 6 bin 101 kilometre olduğunu, yalnızca 6 ilin bölünmüş yollarla birbirine bağlı olduğunu aktardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Ülkemiz genelinde büyük bir ulaşım seferberliği başlatarak bölünmüş yollarımızın uzunluğunu 30 bin 49 kilometreye, bölünmüş yollarla birbirine bağlanan şehirlerimizin sayısını da 77’ye çıkardık. Bunları, daha başka bahane bulamadıkları için ‘Yol mu yiyeceğiz?’ diyen, ‘Bölünmüş yollarla milleti bölecekler’ diyerek bu yatırımlara karşı çıkan hizmet ve eser düşmanı zihniyete rağmen başardık. Bakınız biz her zaman şunu söylüyoruz; yol medeniyettir, yol ufuktur, yol vizyondur. Yol demek ulaşım demektir. Sanayi, üretim, turizm, kalkınma demektir. Bölünmüş yol ve otoyol yatırımlarımız her yıl yaklaşık 303 milyar liralık ekonomik fayda sağlıyor. Ayrıca senede 6,3 milyon ton karbon emisyonunun önüne geçiliyor. Yol kusurlarından kaynaklı kazalar hamdolsun neredeyse sıfıra indi. Yani ülkemize kazandırdığımız her bir kilometre, bize çevreden ticarete, turizmden istihdama geniş bir yelpazede katbekat geri dönüyor. ‘Daha çok yol yaparsak trafik daha çok sıkışır’ argümanıyla beceriksizliklerini örtmeye çalışanların bunları öğrenmesi gerekiyor.” Her alanda olduğu gibi ulaştırmada da hedeflerinin büyük olduğunu ifade eden Erdoğan, halihazırda 3 bin 49 kilometre olan bölünmüş yol ağını ilk aşamada 31 bin 250 kilometreye, ardından da 38 bin 60 kilometreye çıkaracaklarını vurguladı. Erdoğan, “Milyarlarca liralık yolsuzluklarla belediyelerden yolunu bulanlara rağmen biz, milletimiz için yeni yollar inşa etmeye, Türkiye’nin yolunu ve ufkunu açmaya sabırla devam edeceğiz.” diye konuştu.

    “2026 YILI İÇİN HEDEFİMİZ 68 MİLYAR DOLAR TURİZM GELİRİ ELDE ETMEK”

    Küresel ölçekte belirsizliklerin arttığı 2025 yılının, enflasyondan ihracata temel ekonomik göstergelerde ümitvar bir şekilde kapatıldığını hatırlatan Erdoğan, geçen günlerde açıklanan verilerin turizmde de yüzlerin gülmesine vesile olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, oldukça iyi başlayan ancak bölgesel krizler sebebiyle bir ara zorlanan Türk turizminin 2025 yılını rekorla tamamladığının altını çizdi. TÜİK tarafından açıklanan en son verilere göre, 2025 yılında turizm gelirinin yüzde 6,8 artışla 65,2 milyar dolara ulaştığına dikkati çeken Erdoğan, tüm zamanların rekoru olan bu rakamla 64 milyar dolarlık hedefin de üzerine çıktıklarını kaydetti. Erdoğan, “Bizim için önemli bir diğer veri, kişi başı gecelik harcama. Orada da rekor kırıldı. 2025 yılında yabancı ziyaretçilerin kişi başı gecelik harcaması yüzde 5,2 artışla ortalama 114 dolara yükseldi. Tüm ziyaretçiler açısından ise bu rakam 100 dolar oldu. 2002 yılında 13 milyon olan ziyaretçi sayımız, 2025 yılında 63,9 milyonu buldu. Turizm rakamlarımızın hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. 2026 yılı için hedefimiz 68 milyar dolar turizm geliri elde etmek. İnşallah bu hedefimize ulaşarak yeni bir rekora imza atacağız.” ifadesini kullandı.

    “HÜKÜMET OLARAK ÜRETENİN, İHRAÇ EDENİN, İSTİHDAM SAĞLAYANIN YANINDAYIZ”

    Sadece turizmde değil, ekonomiye dair diğer başlıklarda da müspet haberler aldıklarını dile getiren Erdoğan, Merkez Bankasının rezervlerinin artmaya devam ettiğini söyledi. İktidarı devraldıklarında 27 milyar dolar olan rezervlerin, geçen hafta itibarıyla 215,6 milyar dolara ulaştığını belirten Erdoğan, bunların milletçe herkesi sevindiren, umutlandıran, heyecanlandıran gelişmeler olduğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah çok daha iyi yerlere geleceğiz. Her fırsatta millete karamsarlık aşılayan, güya ekonomist kılıklı operasyon aparatlarının bu ülkenin bahtını karartmasına izin vermeyeceğiz. Şunu her bir vatandaşımın, özellikle iş dünyamızın çok iyi bilmesini isterim. Hükümet olarak üretenin, ihraç edenin, istihdam sağlayanın yanındayız.” değerlendirmesinde bulundu.

    İMALAT SANAYİSİ İŞLETMELERİ İÇİN UYGUN KOŞULLU FİNANSMAN PAKETİ

    İmalat sanayisini güçlü şekilde desteklemeye devam ettiklerini vurgulayan Erdoğan, geçen haftalarda emek yoğun sektörlere yönelik 2026 yılında uygulayacakları İstihdam Koruma Programı’nda istihdam başına aylık 3 bin 500 liralık desteğin müjdesini verdiklerini anımsattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şimdi de imalat sanayi işletmelerimizin finansmana erişimde yaşadıkları zorlukları hafifletecek yeni bir müjdeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Tüm imalat sanayi işletmelerine açık, 100 milyar lira büyüklüğünde, uygun koşullu bir finansman paketini devreye alıyoruz. 6 ay anapara ödemesiz ve 36 aya kadar vade imkanı sunulacak pakette finansman maliyeti oranları piyasa şartlarının altında olacak. İstihdam yoğunlukları ile orantılı olarak işletme başına 50 milyon liraya kadar cazip kredi imkanını sunacağız. Finansman paketini aynı zamanda kredi kefalet paketiyle de destekliyoruz. KOBİ’lerimiz teminat sorunu yaşamadan bu kredi imkanına ulaşabilecek. Ayrıca istihdamını koruyan KOBİ’lerimize KOSGEB aracılığı ile 10 puan indirim imkanı sağlayacağız. Bu destekler ile imalat sanayimize finansmana erişim ve finansman maliyeti konusunda önemli bir kolaylık sağlamış oluyoruz. Yeni kredi paketimiz de hayırlı uğurlu olsun.” Erdoğan, “Suriye’de barışa ve istikrara katkı veren, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini garanti eden her adım bizim için makul ve makbuldür.” dedi. Suriye’nin 911 kilometre ile Türkiye’nin kara sınırlarının en uzun olduğu komşusu olduğunu hatırlatan Erdoğan, Suriye’nin, bunun da ötesinde çok köklü dini, kültürel, tarihi, ticari ve beşeri bağlarla kardeş bir ülke olduğunu söyledi. “Dicle ve Fırat ne kadar kardeşse, biz de başta Suriye olmak üzere güneydeki komşularımızla işte öyle kardeşiz.” ifadelerini kullanan Erdoğan, yıllardır Türkiye’nin Suriye ile niçin bu kadar yakından ilgilendiğini muhalefet çevrelerinin bir türlü anlayamadığını dile getirdi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: ” ‘Orta Doğu bataklığı’ dediler. ‘Bize ne Suriye’den’ dediler. Suriye ile Türkiye’nin güvenliğinin iç içe geçtiğini görmek, bu gerçeği kabullenmek istemediler. 13,5 yıl boyunca, Suriye’deki gelişmeleri doğru okuyamayanlar, bugün de aynı çizgide politika yapmaya, söylem üretmeye maalesef devam ediyorlar. Kimin kim olduğunun, bu ülkede ne olup bittiğinin farkında bile değiller. Buna son üç haftada bir kez daha şahitlik ettik. Başta Ana Muhalefet Partisi olmak üzere Suriye’deki hadiselere, ideolojik taasubla bakanlar yine çuvalladı, bu kardeşlik sınavından yine sıfır çekti. Suriye’nin meşru yöneticilerini hedef olarak, insanları ayrıştırarak, bu mesele üzerinden siyasi prim hesabı yaparak bir kez daha sınıfta kaldılar. Türkiye, Suriye yönetimi ile yakın işbirliği halinde her türlü insani yardımda bulunuyorken, gerilimin düşürülmesi, çatışmanın önlenmesi, anlaşmanın sağlanması için elinden geleni yapıyorken, ‘Kürt düşmanı’ gibi son derece çirkin ifadelerle ülkemize iftira attılar. Bir defa şunun bilinmesinde fayda görüyorum. Biz, bölgemizin her karışında barıştan, huzurdan, istikrardan, uzlaşmadan, toplumlar arası kucaklaşmadan yanayız. Sınırlarımızın ötesinde yangın varsa, çatışma, savaş varsa, bizim burada kendimizi güvende hissetmemizin mümkün olmadığını çok iyi biliyoruz. Türkiye olarak komşumuz Suriye’nin bir an önce iç barışını tesis etmesini samimiyetle arzu ediyoruz.”

    “SORUNUN, TEK ORDU, DEVLET VE SURİYE TEMELİNDE ÇÖZÜLMESİ ÖNEMLİ”

    Türkiye’nin yanı başında sürekli istikrarsızlıkla boğuşan değil, Arap, Kürt, Türkmen, Nusayri, Hristiyan fark etmeksizin, Suriye halkının tüm kesimlerinin barış, esenlik ve huzur içinde yaşadığı bir komşu görmek istediklerini vurgulayan Erdoğan, bütün mücadelenin, önce Suriye’de, ardından diğer çatışma bölgelerinde bunun sağlanmasına yönelik olduğunun altını çizdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları ifade etti: “Suriye’de barışa ve istikrara katkı veren, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini garanti eden her adım bizim için makul ve makbuldür. Suriye’nin kuzeyindeki sorunun kan dökülmeden, tek ordu, tek devlet ve tek Suriye temelinde çözülmesi çok önemlidir. Suriye hükümeti ile SDG denilen yapı arasında 18 Ocak ve 30 Ocak’ta varılan anlaşmaları bu zaviyeden değerlendiriyoruz. Son anlaşmalarla Suriye halkının önünde yeni bir sayfa açılmıştır. Temennimiz bu yeni sayfanın çatışma ve gerilimle değil, huzurla, barışla, kalkınma ve refahla doldurulmasıdır. Her kim bunu dinamitlemeye teşebbüs ederse, açık ve net söylüyorum, bunun altında kalacaktır. Bugün veya gelecekte, ne uğruna olursa olsun, terörden medet umanlar, teröre başvuranlar hiçbir şekilde sonuç alamayacaklarını bilmelidir. İpe un serme, ayak direme, oyalama gibi ucuz hesaplara başvurulmadan, anlaşmanın ruhuna uygun bir şekilde hayata geçirilmesini ümit ediyoruz. Türkiye, çatışmaları körükleyen, gerilime yatırım yapan, insan hayatını hiçe sayan, bütün kan tüccarlarının karşısında kararlılıkta duracaktır.”

    “DAYANIŞMA RUHUNUN ZEDELENMESİNE FIRSAT VERMEMELİYİZ”

    “Şu değişmez gerçeği bir kere daha hatırlatmak istiyorum. Hangi kökenden, mezhepten, inançtan olursak olalım, bizler komşuyuz. Hepimiz asırlardır buradayız. İnşallah kıyamete kadar da burada olacağız.” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Başımız dara düştüğünde, yine birbirimizin kapısını çalacağız. Zor günlerimizde başkalarına değil, yine birbirimize sığınacağız. Atalarımızın hikmet dolu şu sözü herkese ibret olmalıdır. ‘Sel gider, kum kalır.’ Evet Suriye’de de toz bulutu dağıldıktan, taşlar yerine oturduktan sonra biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bu iklimin, bu dayanışma ruhunun zedelenmesine fırsat vermemeliyiz. Tüm vatandaşlarımdan, sınırlarımızın ötesindeki tüm kardeşlerimden bu konuda çok dikkatli olmalarını özellikle istirham ediyorum. Kardeşi kardeşe kırdırmak isteyenleri aramıza almayacağız. Nefreti, öfkeyi, husumeti körükleyenleri aramıza almayacağız. Pusuda bekleyenleri, ellerini ovuşturanları, kardeşliğimizi kundaklamaya çalışan fitne tüccarlarını aramıza almayacağız. Kendi ikbalini Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın, Nusayri’nin izmihlaline bağlayan özellikle o habis odakları aramıza almayacağız. Gerisi Allah’ın izniyle gelecektir. Rabb’im kardeşliğimizi daim ve kaim eylesin.”

    “TÜM MAZLUM VE MAĞDURLAR İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Erdoğan, Suudi Arabistan ve Mısır’ı kapsayan iki günlük bir yolculuğa çıkacağını belirterek, her iki kardeş ülkede yapacakları görüşmelerde, ikili ilişkilerin yanında, bölgedeki sıcak gelişmeleri de ele alacaklarını bildirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazze’nin güvenlik ve inşasında hangi ortak adımları atabiliriz, İran krizinin daha fazla tırmanmaması için neler yapabiliriz, inşallah bunları değerlendireceğiz.” dedi. Asrın felaketinin 3. yıl dönümünde Osmaniye’de olacağını ve Osmaniyelilerle hasret gidereceğini dile getiren Erdoğan, “Rabb’im ömür verdikçe, 86 milyon vatandaşımızla birlikte tüm mazlum ve mağdurlar için çalışacak, ter dökecek, mücadele edeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk milletinin her ne pahasına olursa olsun, başını yere eğdirmeyecek, bu büyük devleti ve milleti şanla, şerefle, başı dik ve onurlu bir şekilde temsil etmeyi inşallah sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.

    İLETİŞİM BAŞKANI DURAN’DAN KABİNE TOPLANTISI’NA İLİŞKİN PAYLAŞIM

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Kabine Toplantısı sonrası yaptığı açıklamalar, Türkiye’nin son 23 yılda yürüttüğü kalkınma ve güçlenme sürecinin kapsamlı bir özeti niteliğindedir.” ifadelerini kullandı. Duran, Nsosyal hesabından, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kabine Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamalara ilişkin paylaşımda bulundu. “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Kabine Toplantısı sonrası yaptığı açıklamalar, Türkiye’nin son 23 yılda yürüttüğü kalkınma ve güçlenme sürecinin kapsamlı bir özeti niteliğindedir.” ifadesini kullanan Duran, ulaştırmadan sanayiye, turizmden finansal istikrara kadar paylaşılan verilerin, Türkiye’nin istikrarlı kalkınma modelinin somut göstergesi olduğunu belirtti. Bölünmüş yol ağının 30 bin kilometreyi aşmasının, turizm gelirlerinin 62 milyar dolara ulaşmasının, Merkez Bankası rezervlerinin 215 milyar dolar seviyesine çıkmasının, atılan güçlü adımların yansıması olduğuna dikkati çeken Duran, şunları kaydetti: “Cumhurbaşkanımızın Türk Dünyasına ve Suriye’ye ilişkin mesajları, Türkiye’nin hem tarihsel sorumluluk bilinciyle hem de bölgesel istikrar vizyonuyla hareket ettiğini göstermektedir. Türk Devletleri Teşkilatının 13. Zirvesi’ne ev sahipliği yapılacak olması, bu vizyonun kurumsal bir boyuta taşındığını göstermektedir. Suriye konusunda ise Türkiye, terörden arınmış, toprak bütünlüğünü koruyan bir komşu hedefiyle hareket etmektedir. Gazze, İran ve bölgesel gelişmelere dair değerlendirmeler de Türkiye’nin kriz dönemlerinde yapıcı ve insani diplomasi anlayışını sürdürdüğünü ortaya koymaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin başını öne eğdirmeyeceğiz’ ifadesi, hem içeride milli birliğe hem de dışarıda onurlu bir duruşa olan bağlılığın güçlü bir ifadesidir.” Duran, paylaşımında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından bazı bölümlere de yer verdi. >>>AA

  • Bolvadin tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgesi müteşebbis heyeti toplandı

    Bolvadin tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgesi müteşebbis heyeti toplandı

    Üretim ve istihdamda yeni dönem başlıyor

    Toplantıda, bölgenin en büyük TDİ OSB’si olma özelliğini taşıyan devasa alanın altyapı çalışmaları, etaplama süreci ve yatırım takvimi ayrıntılı olarak ele alındı. Projenin tamamlanmasıyla birlikte Bolvadin’in tarımsal üretim kapasitesinin artırılması ve bölge ekonomisine yüksek katma değer sağlanması hedefleniyor. Sürdürülebilir kalkınma vizyonuyla hazırlanan projenin, ilçedeki istihdam sorununa da köklü bir çözüm getirmesi bekleniyor.

    Bolvadin bereketin merkezi olacak

    Belediye Başkanı Derviş Aynacı, yatırımın Bolvadin’in ekonomik geleceği için stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Aynacı, “Tarıma ve hayvancılığa dayalı üretimi güçlendirecek bu büyük adım, Bolvadin’i üretimin ve bereketin merkezi haline getirecek. Projemizi planlı bir şekilde ilerleterek hem üreticimize hem de ilçemize güçlü bir destek sağlamayı amaçlıyoruz,” dedi.

  • Teknoloji şirketleri küçülürken yapay zekâ neden büyüyor?

    Teknoloji şirketleri küçülürken yapay zekâ neden büyüyor?

    Merhaba bu hafta yapay zekanın şirketler üzerindeki etkilerini çalışma hayatındaki değişimlerini ele alacağız.

    Son dönemde teknoloji dünyasında dikkat çekici bir tabloyla karşı karşıyayız. Küresel ölçekte binlerce çalışanın işten çıkarıldığı bir süreç yaşanırken, yapay zekâ yatırımları aynı hızla artmaya devam ediyor. İlk bakışta çelişkili gibi görünen bu durum, aslında teknolojinin yön değiştirdiğini gösteriyor.

    Google, Meta, Amazon gibi küresel şirketler ciddi küçülmelere giderken; aynı şirketler yapay zekâ altyapılarına ve büyük dil modellerine milyarlarca dolar yatırım yapıyor. Bu tablo artık Türkiye’de de hissedilmeye başlandı.

    Kriz Değil, Yeniden Yapılanma

    Yaşanan süreç bir çöküşten çok yeniden yapılanma olarak okunmalı. Pandemi döneminde hızla büyüyen teknoloji şirketleri, dijitalleşmenin kalıcı olacağı varsayımıyla büyük istihdam yarattı. Ancak pandemi sonrası normalleşme, artan maliyetler ve ekonomik belirsizlikler bu büyümenin sürdürülebilir olmadığını gösterdi.

    Türkiye’de de benzer bir tablo var. E-ticaret, yazılım ve dijital hizmet alanlarında faaliyet gösteren bazı şirketler son iki yılda kadrolarını daraltırken, yapay zekâ ve otomasyon projelerine yatırımı artırdı. Özellikle bankacılık ve telekom sektöründe müşteri hizmetleri, veri analizi ve operasyonel süreçlerde yapay zekâ kullanımı hızla yaygınlaşıyor.

    Yapay Zekâ Neden Tercih Ediliyor?

    Şirketler açısından yapay zekâ sadece bir teknoloji değil, aynı zamanda güçlü bir maliyet ve verimlilik aracı. Yazılım geliştirme, çağrı merkezleri, içerik üretimi ve raporlama gibi alanlarda yapay zekâ, daha az insanla daha hızlı sonuç alınmasını sağlıyor.

    Türkiye’de birçok banka, müşteri temsilcisi ihtiyacını azaltan yapay zekâ destekli dijital asistanlara yönelmiş durumda. Benzer şekilde medya ve reklam sektöründe içerik üretimi, çeviri ve video kurgulama süreçlerinde yapay zekâ kullanımı artıyor. Bu durum, özellikle orta seviye pozisyonların risk altına girmesine neden oluyor.

    İnsan Yerine Algoritma mı?

    Asıl kırılma noktası burada. Şirketler artık “insanla büyüme” yerine “sistemle büyüme” modelini benimsiyor. Yapay zekâ, yorulmuyor, izin istemiyor ve aynı işi sürekli aynı kalitede yapabiliyor. Bu da insan kaynağını, özellikle tekrar eden işlerde, ikinci plana itiyor.

    Türkiye’de yazılım ve IT alanında çalışan birçok genç profesyonel, bu dönüşümü yakından hissediyor. Bazı pozisyonlar ortadan kalkarken, yapay zekâ ile çalışabilen, onu yöneten ve denetleyen yeni uzmanlık alanları ortaya çıkıyor.

    Gelecek Kimin İçin?

    Yapay zekâ büyürken herkes için iş alanı daralabilir; ancak uyum sağlayabilenler için yeni fırsatlar da doğuyor. Veri okuryazarlığı, yapay zekâ denetimi, etik, siber güvenlik ve stratejik planlama gibi alanlar hem dünyada hem Türkiye’de önem kazanıyor.

    Buradaki kritik soru şu: Eğitim sistemi ve kamu politikaları bu dönüşüme ne kadar hazır? Eğer bu değişim yönetilmezse, yapay zekâ verimliliği artırırken işsizlik ve gelir eşitsizliği gibi sorunları derinleştirebilir.

    Konuyu topladığımızda teknoloji şirketleri küçülürken yapay zekânın büyümesi bir çelişki değil; yeni dönemin doğal sonucu. Asıl mesele, bu dönüşümün insanı dışlayan mı yoksa insanı yeniden konumlandıran mı bir yapıya evrileceği.

    Yapay zekâ hızla ilerliyor. Ancak asıl belirleyici olan, bu hıza toplum olarak ne kadar ayak uydurabildiğimiz nasıl uyum sağladığımız olacaktır.