Kategori: kitap

  • ​GÖRÜNMEZ DUVARLARI YIKMAK

    ​GÖRÜNMEZ DUVARLARI YIKMAK

    Sevgili okurlarım,

    ​  Yazımın başlığında da belirttiğim üzere, bugün hepimizin üzerine düşünmesi gereken bir çağrıyı; “Görünmez Duvarları Yıkmak” çağrısını masaya yatırıyoruz. Bu çağrı, sadece bireysel bir sorumluluk değil; tüm yerel yönetimlerin, yöneticilerin ve karar vericilerin duyması, kulak vermesi ve cevap üretmesi gereken vicdani bir zorunluluktur.

    ​  Geçtiğimiz günlerde, sosyal gönüllü çalışmaların kıymetli ismi, değerli yol arkadaşımız Ali Ertürk’ü ziyaret ettim. O kadar duyarlı, o kadar yüreğe dokunan bir eser kaleme almış ki… Kendisine toplumumuza sunduğu bu değerli rehber için şahsım adına bir teşekkür ziyareti gerçekleştirdim. Kitabını bizzat kendisinden, imzasını alarak teslim almanın mutluluğunu yaşadım.

     Ertürk’ün bu eseri, sadece okunacak bir metin değil; sanki hepimiz için bir ders kitabı niteliğinde. Etkilendiğim bu eseri daha da kalıcı kılmak, bu “yıkım ve inşanın yol haritasını” daha geniş kitlelere ulaştırmak adına herkesi bu kitabı okumaya, üzerinde düşünmeye ve bu duyarlılık hareketine ortak olmaya davet ediyorum.

    ​  Sokağın nabzını tutan, insan hikayelerine dokunan bir kalem olarak, zaman zaman kendi kendime soruyorum: Şehirlerin şaşaalı caddeleri ile o caddelerin hemen arkasında, görünmez duvarların ardında yaşayanların dünyası arasındaki uçurum ne kadar derin?

    ***

    ​  Ali Ertürk’ün “Görünmez Duvarları Yıkmak” isimli eseri, bu derinliği anlamamız için bize sarsıcı bir ayna tutuyor. Kitap, yoksulluğu sadece cüzdanımızdaki paranın eksikliğiyle ölçen o yüzeysel bakışı yerle bir ediyor. Etnik kökenin, cinsiyetin, yaşlılığın ya da engelliliğin ördüğü o duvarlar; sitelerin yüksek çitlerinden çok daha sert, alışveriş merkezlerinin o soğuk, psikolojik eşiklerinden çok daha sinsi.

    ​  Bu duvarların en kalın harcı ise ne yazık ki eğitimdeki fırsat eşitsizliği. Ertürk, yeteneklerin nasıl erken yaşta köreltildiğini, fırsatların kimlik temelli ayrımcılıkla nasıl kısıtlandığını gözler önüne seriyor. Eğitim, sadece bir okul binasına girmek değil; bir bireyin kendi onurunu yeniden inşa etmesi, yeteneklerini keşfetmesi ve toplumun bir parçası olduğunu hissetmesi demektir.

    ​  “Kesişimsellik” kavramı, bizim de her gün sahada, hayatın içinde şahit olduğumuz o acı gerçeği bir formüle döküyor: Dezavantajlar basitçe toplanmıyor, adeta bir çarpan etkisiyle katlanıyor. Bir yanda eğitimden mahrum bırakılan çocuklar, diğer yanda güvencesizliğin soğuk nefesini ensesinde hisseden yoksul ve yaşlı kadınlar… Onların sesi bastırıldıkça, toplumun vicdanı da nasırlaşıyor.

    ​  Peki, biz ne yapıyoruz? “Kimseyi Geride Bırakmama” ilkesini sadece kürsülerde bir slogan olarak mı tekrarlıyoruz, yoksa bu ilkeyi eğitimde fırsat eşitliğini sağlayan bir yönetim disiplinine mi dönüştürüyoruz? Dışlanmanın maliyeti; ekonomik kayıplar, sağlık maliyetleri ve toplumsal çatışma riski olarak bize geri dönüyor.

     Unutmayın, bu faturayı ödemenin maliyeti, dışlanmayı önlemenin maliyetinden çok daha ağır.

    ​  Afyonkarahisar’dan bakınca, bu “yıkım ve inşanın yol haritası” aslında hepimizin elinde. Bir kadının yeteneğini köreltmek yerine inşa etmek, eğitimde fırsatları eşit kılmak ve en önemlisi; her bireyin “ben bu toplumun bir parçasıyım” diyebileceği o aidiyet duygusunu güçlendirmek… Gerçek kalkınma, gökdelenler yükseldiğinde değil, o görünmez duvarlar eğitimle yıkıldığında başlayacak.

    ​  Ancak ; bu güzel çağrıyı hayata geçirecek olan asıl lokomotif, insanın özündeki o saf değerlerdir.

     * Masa başında görevini yaptığını sanıp “bu kadar yeter” diyenlerin değil; sosyal girişimcilerin, aktivistlerin ve STK’ların yüreğinde taşıdığı duyarlılık, sorumluluk ve iyi niyetle bu yollar yürünebilir.

     * Eğer bir insanda vicdan yoksa, atılan her adım sadece kağıt üzerinde kalır. Bir ulus, ancak kendi toplumunun en zayıf halkasını güçlendirip onu sisteme dahil ettiğinde gerçekten güçlü olur.

    ​  Bu kitap; başta tüm yerel yönetimler, karar vericiler, kıymetli ailelerimiz ve kitap okumayı bir yaşam biçimi haline getirmiş herkes için başucu eseri niteliğindedir. Gelin, her birimiz toplumun birer ferdi olarak karşımızdaki insana bakıp:

      “Ben ne yapabilirim? Nasıl destek olabilirim?” sorusunu kendimize soralım. Sahiplenme ve derin bir duyarlılıkla bu kitabı okumaya, duvarların ardındakileri görmeye ve o duvarları bilgiyle, şefkatle, eğitimle birer birer yıkmaya var mısınız?

     “Kalpleri Değil, Görünmez Duvarları  Yıkın!”

      — HAYATI ENGELSİZ SAYIN –

     

     

  • Vali Yiğitbaşı’ndan edebiyatın güçlü kalemine teşekkür

    Vali Yiğitbaşı’ndan edebiyatın güçlü kalemine teşekkür

    İrfanla harmanlanmış üç güzide eser

    Vali Yiğitbaşı, “Hiçbiryer”, “Müjgân” ve “Yeni Hayatın Yeni Kadınları”… ​Düşünce dünyamızın güçlü ve zarif kalemi, Sosyolog-Yazar Fatma Barbarosoğlu’nun üç güzide eseri kütüphanemdeki yerini aldı.  ​Modern insanın arayışını, geçmişin zarafetini ve kadının değişim serüvenini; memleketimizin irfanıyla harmanlayarak günümüze taşıyan bu eserlerin, okuyan her yürekte derin izler bırakacağına inancım tam. ​Toprağımızın sesini evrensel bir ahenge dönüştüren, Cumhurbaşkanlığı ödülü sahibi kıymetli hemşehrimize; bu eserleri bizzat gönderme nezaketinde bulunduğu ve edebiyatımıza kattığı tüm güzellikler için kendilerine teşekkür ediyor, kaleminin ve kelâmının daim olmasını diliyorum. ”ifadelerini kullandı.>>>Haber MERKEZİ 



  • Engel tanımayan kalem: Genç yazarın başarı hikayesi hayran bıraktı

    Engel tanımayan kalem: Genç yazarın başarı hikayesi hayran bıraktı

    Birçok insanın başaramayacağını başardı

    AFYAŞAD Başkanı Muharrem Günay tarafından yapılan açıklamada, Betül Kiriş’in azmine vurgu yapılarak, genç yazarın birçok insanın cesaret edemeyeceği bir yükün altına girdiği belirtildi. Yaşadıklarını samimi bir dille kaleme alan Kiriş’in, engellerin sadece zihinlerde olduğunu kanıtladığı ifade edildi.

    Okuyucuyu içine çeken akıcı üslup

    Betül Kiriş’in kitabı, biyografik bir eser olmasının yanı sıra edebi niteliğiyle de öne çıkıyor. Meşhur yazarların dahi zaman zaman düştüğü durağanlığın aksine, “Her Şey Benimle Başladı” kitabının son derece akıcı ve sürükleyici bir dille yazıldığı belirtiliyor. Okuyanların elinden bırakamadığı eser, 142 sayfadan oluşuyor.

    Eser raflardaki yerini aldı

    Genç yazarın 24 Yayınları aracılığıyla okuyucuyla buluşan eseri, şimdiden edebiyatseverlerin ilgisini çekmiş durumda. AFYAŞAD yönetimi, genç yeteneği tebrik ederek başarılarının devamını dilerken, bu azim dolu hikayenin diğer gençlere de ilham vermesini umduklarını dile getirdi.>>>Haber MERKEZİ