Kategori: Kültür & Sanat

  • Batı Cephesi Karargahı Müzesi ziyaretçilerini tarihte yolculuğa çıkarıyor

    Batı Cephesi Karargahı Müzesi ziyaretçilerini tarihte yolculuğa çıkarıyor

    Akşehir’de 1904-1905 yıllarında belediye binası olarak inşa edilen yapı, Batı Cephesi Komutanlığının 18 Kasım 1921’de ilçeye taşınmasının ardından karargah olarak kullanılmaya başlandı. Büyük Taarruz’un hazırlıklarının yapıldığı ve harekat kararının alındığı bina, 24 Ağustos 1922’ye kadar Batı Cephesi Karargahı olarak hizmet verdi.

    Tarihi yapı, 1964’te müze yapılmak üzere Kültür ve Turizm Bakanlığına devredildi. Restorasyon ve düzenleme çalışmalarının ardından 5 Temmuz 1966’da “Atatürk ve Etnografya Müzesi” adıyla ziyarete açılan müzenin adı, 1981’de “Batı Cephesi Karargahı Müzesi” olarak değiştirildi.

    1988-1995 ve 2001 yıllarında restorasyon ve teşhir tanzim çalışmaları gerçekleştirilen müze, 5 Temmuz 2001’de bugünkü düzenlemesiyle yeniden ziyarete açıldı.

    Batı Cephesi Karargahı Müzesi ziyaretçilerini tarihte yolculuğa çıkarıyor

    Atatürk, İsmet İnönü ve Asım Gündüz’ün çalışma odaları korunuyor

    Müzenin üst katındaki teşhir salonlarında Milli Mücadele dönemine ait fotoğraf, belge, silah, kılıç, madalya ve kişisel eşyalar sergileniyor.

    Orta salondaki panoda Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü’nün Akşehir’de çekilmiş fotoğrafları, vitrinlerde ise Akşehirli gazilere ait madalya ve beratlar yer alıyor.

    Müzenin en dikkat çekici yerini, Büyük Taarruz kararının alındığı Atatürk’ün çalışma odası oluşturuyor.

    Orijinal eşyalarla düzenlenen odada savaş planları, belgeler ve fotoğraflar ziyaretçilerin ilgisine sunuluyor.

    Karargah Komutanı İsmet Paşa ile Karargah Kurmay Başkanı Asım Gündüz’ün çalışma odaları da özgün düzenlemeleriyle korunuyor.

    Müzede ayrıca Kurtuluş Savaşı’nda kullanıldığı değerlendirilen silahlar, karargahta görev yapan subayların biyografileri, Akşehirli şehitlerin künyeleri ve karargaha ait belgeler sergileniyor.

    Yoğunluk her geçen yıl artıyor

    Müze görevlisi Tahir Gürkan, AA muhabirine, müzenin ziyaretçi yoğunluğunun her geçen yıl arttığını söyledi.

    Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına ait kişisel eşyaların müzede sergilendiğini dile getiren Gürkan, “Batı Cephesi Karargahı, Büyük Taarruz’un planlarının yapılması bakımından önemli bir yerdir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk buraya gelmiş, Büyük Taarruz’un planları da burada yapılmıştır. Müzemiz, diğer günlerde de yoğun ilgi görmektedir.” diye konuştu.

    Ziyaretçiler tarihi atmosferden etkileniyor

    Afyonkarahisar’dan kızı Ayşenur Keskin ile müzeyi ziyaret eden Ahmet Keskin ise kızının tarihe meraklı olduğunu belirtti.

    Müzede sergilenen savaş malzemeleri ve Atatürk’e ait eşyaların kendilerini etkilediğini anlatan Keskin, “Savaşta kullanılan eşyalar ve Atatürk’ün elbisesi üzerimizde çok etki bıraktı. Türk olup da Atatürk’ün izinde yürüyen gençlik olarak duygulanmamak mümkün değil.” dedi.

    Ayşenur Keskin de müzede özellikle kılıç ve silahları incelediğini belirterek, “Buraya gelmeden önce buranın tarihini tam araştırmamıştım. Eşyaları görünce daha çok gururlandım.” ifadelerini kullandı.>>>AA

  • ABD’de Titanik’ten çıkarılan 100’den fazla eserin açık artırmayla satışı durduruldu

    ABD’de Titanik’ten çıkarılan 100’den fazla eserin açık artırmayla satışı durduruldu

    Washington Post gazetesinin haberine göre, Virginia eyaletinde Federal Bölge Mahkemesi Yargıcı Rebecca Beach Smith, enkaz üzerinde münhasır kurtarma hakkına sahip “RMS Titanic” şirketi tarafından planlanan açık artırmanın durdurulmasına karar verdi.

    Titanik’ten çıkarılan ve müzayedede sunulması planlanan 100’den fazla tarihi eserin satışının mahkeme onayına tabi olduğunu belirten Smith, kararında koleksiyonun bütünlüğü ve korunmasına yönelik endişelerin etkili olduğunu aktardı.

    Smith, şirketten eserlerin envanterini ve mevcut durumlarına ilişkin bilgi sunmasını istedi.

    Açık artırmaya çıkarılması planlanan koleksiyonda takılar, sofra eşyaları ve Titanik’in büyük merdivenini süsleyen bronz melek heykeli gibi parçalar bulunuyor.

    ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA), arkeologlar ve eserlerin çıkarıldığı deniz altı keşif çalışmalarına katılan Fransız hükümeti, eserlerin bir bütün olarak korunması gerektiğini savunarak müzayedeye karşı çıkmıştı.>>>AA

  • Gazeteci-yazar Uçkaç’ın kısa filmi tamamladı

    Gazeteci-yazar Uçkaç’ın kısa filmi tamamladı

    Gazetecilik geçmişinin yanı sıra edebiyat ve müzik alanlarında da çalışmalarını sürdüren, halen Menemen Belediyesi AR-GE Projeler Koordinatörü olarak görev yapan Sinan Kerim Uçkaç, ilk sinema projesini hayata geçirdi. Menemen Belediyesi’nde birlikte görev yaptığı genç çalışma arkadaşlarıyla Yemin’i tamamlayan Uçkaç, farklı disiplinlerde deneyim sahibi ekip arkadaşlarının birikim ve yeteneklerini ortak bir projede buluşturarak, Menemen’den doğan özgün ve nitelikli bir eser ortaya koymayı amaçladı.

    Gazeteci-yazar Uçkaç’ın kısa filmi tamamladı

    “Başkanımızın ortaya koyduğu vizyondan ilham aldık”

    Yemin’in aynı zamanda Menemen’de sinema alanında nelerin yapılabileceğine ilişkin küçük ama heyecan verici bir deneme olduğunu ifade eden Sinan Kerim Uçkaç, “Belediye Başkanımız Aydın Pehlivan’ın seçim döneminde açıkladığı projeler içerisinde, Menemen’de bir sinema platosu oluşturulması fikri, beni ve ekip arkadaşlarımı en fazla heyecanlandıran başlıklardan biriydi. Menemen’in sadece kültür ve sanat etkinliklerine ev sahipliği yapan değil, aynı zamanda sanatın üretildiği bir kent olabileceğine dair değerli bir vizyon ortaya koyuyordu. Biz de buradan aldığımız ilham ve cesaretle, kendi imkânlarımız ve yeteneklerimizle bir kısa film denemesi yapmanın anlamlı olacağını düşündük. Başkanımız Aydın Pehlivan’ın sanata, sanatçıya ve üretmek isteyen insanlara alan açan, onları cesaretlendiren yaklaşımı, bu düşüncemizi hayata geçirmemizde önemli bir motivasyon kaynağı oldu” diye konuştu.

    Gazeteci-yazar Uçkaç’ın kısa filmi tamamladı

    “Kalıcı bir eser bırakmak istedik”

    Filmin genç bir ekibin güçlü dayanışmasıyla ortaya çıktığını belirten Sinan Kerim Uçkaç, “Hayalleri olan, heyecanını kaybetmeyen ve çalışmaktan yorulmayan çok güzel bir ekiple yola çıktık. Her arkadaşımız kendi sorumluluğunun ve hatta kendi performansının üzerine çıkarak büyük bir özveri gösterdi. Hepimiz için öğretici ve heyecan verici bir deneyim oldu. Menemen’den doğan ve bu kentin üretme cesaretini yansıtan kalıcı bir eser bırakmak istedik” dedi.

    Gazeteci-yazar Uçkaç’ın kısa filmi tamamladı

    Film festivallerinde boy gösterecek

    Oyuncu kadrosunda Dilara Çil, Çağlayan Polat ve Kamuran Akkuş’un yer aldığı Yemin, yıllar sonra geçmişten gelen bir hesaplaşma nedeniyle yeniden bir araya gelmek zorunda kalan üç kişinin hikâyesini anlatıyor. Yıllar önce yaşanan bir olayın ardından ettikleri yemini yeniden hatırlayan karakterler, geçmişle bugün arasında sıkışırken, yıllardır taşıdıkları sırla bir kez daha yüzleşmek zorunda kalıyor. Çekim ve post-prodüksiyon süreci tamamlanan Yemin, önümüzdeki günlerde gerçekleştirilmesi planlanan gala gösteriminin ardından ulusal ve uluslararası kısa film festivallerine gönderilecek. Filmin teknik ekibinde ise yönetmen yardımcısı Bedirhan Tekin, görüntü yönetmeni Ersoy Oğuz, sanat yönetmeni Bengisu Mukiyen Liman, görsel tasarım ve kurgu Gökay Özalp, kameraman Oğuz Özdemir, drone operatörü Tansu Liman, set amiri Fatih İşbora ile lojistik ve ulaşım sorumlusu Cumhur Kocabıyık görev aldı. >>>Haber Merkezi  

    Gazeteci-yazar Uçkaç’ın kısa filmi tamamladı    Gazeteci-yazar Uçkaç’ın kısa filmi tamamladı

  • Örümcek-Adam serisinin yeni filmi “Yepyeni Bir Gün” sinemaseverle buluşuyor

    Örümcek-Adam serisinin yeni filmi “Yepyeni Bir Gün” sinemaseverle buluşuyor

    Sinema salonlarında bu hafta komediden drama, aksiyondan animasyona 4 film vizyona girecek.

    Tom Holland, Zendaya ve Sadie Sink’in başrollerini paylaştığı “Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün”, aksiyon ve macera tutkunlarının beğenisine sunulacak.

    Destin Daniel Cretton’un yönetmenliğini üstlendiği film, kendini sevdiklerinin hafızasından gönüllü olarak silmek zorunda kalan Peter’ın, artık kimsenin gerçek kimliğini bilmediği New York sokaklarında tek başına suçla savaşırken, yaşamaya başladığı fiziksel değişimle boğuşmasını anlatıyor.

    Kendisini tamamen şehrini korumaya adamış bir “Örümcek Adam” olan Peter, üzerindeki baskının tetiklediği şaşırtıcı bir fiziksel evrimle boğuşurken, ortaya çıkan gizemli suç dalgası onu bugüne kadar karşılaştığı en güçlü tehditlerden biriyle karşı karşıya getirecek.

    “Modi: Deliliğin Kanadında Üç Gün”

    Johnny Depp’in yönetmen koltuğunda oturduğu “Modi: Deliliğin Kanadında Üç Gün”, dram ve komedi karışımı bir hikayeyi beyaz perdeye taşıyacak.

    Riccardo Scamarcio, Antonia Desplat, Bruno Gouery, Ryan McParland, Luisa Ranieri, Stephen Graham ve Al Pacino’nun rol aldığı film, İtalyan bohem ressam Amedeo Modigliani’nin (Modi) hayatındaki çalkantılı 72 saati konu ediniyor.

    1916 yılında Birinci Dünya Savaşı’nın gölgesindeki Paris’te geçen film, polisten kaçan ve şehri terk etmeyi düşünen sanatçının sanat, kaos ve dostluk dolu günlerini merkezine alıyor.

    Haftanın animasyonları

    Mustafa Nebi Filik’in çektiği “Melodi ve Neşeli Notalar”, Melodi ve Efe’nin İstanbul’un farklı kısımlarından enstrüman dostlarıyla bir müzik grubu kurma macerasını anlatıyor.

    Mohammad Pirzadi’nin filmi “Özgür Kedi Scotty”, sokaklarda yalnız yaşamaya alışkın Scotty’nin, hayatına aniden giren ev kedisi Katie ile birlikte şehrin sokaklarında çıktığı yolculuk ve bu süreçte aidiyet duygusunu sorgulamasını işliyor.>>>AA

  • 1500 yıl önceki depremin izleri kazı yapılan caddede tespit edildi

    1500 yıl önceki depremin izleri kazı yapılan caddede tespit edildi

    Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) koordinasyonunda ve İÇDAŞ AŞ’nin ana sponsorluğunda yürütülen kazılar, kentin Roma dönemine ilişkin yeni veriler sunuyor.

    Troya Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan, AA muhabirine, çalışmaların bu yıl Helenistik ve Roma dönemi aşağı kentinde yoğunlaştırıldığını söyledi.

    Kazılara “Geleceğe Miras Projesi” kapsamında devam ettiklerini anlatan Aslan, bu seneki verilerin kent tarihi açısından dönüm noktası olduğunu dile getirdi.

    Çalışmaları 4 farklı noktada sürdürdüklerini anlatan Aslan, şöyle konuştu:

    “Kazılarını sürdürdüğümüz Roma dönemi aşağı şehri o yıllarda çok önemli ve görkemli bir dönemi yaşıyor. Özellikle Augustus’un milattan önce 20’lerde Troya’yı ziyareti sonrasında bu kentin görkemi biraz daha artıyor. Kentteki Roma caddesi çok büyük bir cadde. Birbirine paralel olarak kuzey-güney, doğu-batı yönünde görkemli caddeler söz konusu. Bu caddelerin sağında ve solunda hem villalar hem dükkanlar yer alıyor. Hem kaledeki ziyaretçiyi aşağı şehre yönlendirmek açısından hem de buradaki aşağı şehrin planıyla ilgili bazı ayrıntıları bulma açısından kazılara başladık.”

    Aslan, kalenin içinde agora alanında ve dört farklı yerde de kazıların devam ettiğini hatırlatarak sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Tarihi kayıtlardan bildiğimiz kadarıyla Roma dönemi kenti Troya aslında iki büyük depremle yok oluyor. Son büyük tahribat milattan sonra 500’lerde meydana geliyor. Bu caddedeki izlerden de Roma dönemindeki o depremlerin caddeyi de oldukça önemli bir şekilde tahrip ettiğini görüyoruz. Deprem Troya’yı yıkıyor. Son büyük yıkımın Troya’da yaklaşık 1500 yıl önceki depremle gerçekleştiğini biliyoruz. Bunu da buradaki izlerde Roma caddesi kalıntılarında oldukça açık bir şekilde görebiliyoruz.”

    Bulguların, Roma döneminin sonundaki depremlerin kentte oluşturduğu tahribatı desteklediğini belirten Aslan, Troya’nın önceki dönemlerde yaşanan depremlerin ardından yeniden inşa edildiğini ancak geç Roma dönemindeki büyük depremlerden sonra yerleşimin eski canlılığına kavuşamadığını söyledi.

    Prof. Dr. Aslan, Troya’da yerleşim tarihinin yaklaşık milattan önce 3000’lerden milattan sonra 500’lere kadar sürdüğünü ifade ederek farklı dönemlerde yaşanan depremlere rağmen kentin uzun yıllar iskan edildiğini, son büyük depremlerin ardından ise yaşamın sona erdiğini sözlerini ekledi.>>>AA

  • Asırlık panayır “Pavli” bu yıl 116’ncı kez kurulacak

    Asırlık panayır “Pavli” bu yıl 116’ncı kez kurulacak

    Panayır, Kırklareli’nin Pehlivanköy ilçesinde bu yıl 116’ncı kez kurulacak.

    Pehlivanköy Belediye Başkanı Gündüz Hoşgör, AA muhabirine, köklü panayırın Trakya’nın yaşayan kültür miraslarından biri olduğunu söyledi.

    Hazırlıkların ilçe genelinde titizlikle sürdürüldüğünü belirten Hoşgör, asırlık geleneği geleceğe taşımak için her yıl aynı heyecanla çalıştıklarını vurguladı.

    Pavli Panayırı’nın bölge ekonomisi için de büyük bir güç olduğuna dikkati çeken Hoşgör, “Panayırımız sadece Pehlivanköy’ün değil, tüm Trakya’nın ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen misafirlerimizin buluşma noktasıdır. Burada hem asırlık bir kültürü yaşatıyor hem de yerel üreticimiz ile esnafımızın ekonomisine ciddi bir katkı sağlıyoruz.” dedi.

    Hoşgör, tüm vatandaşları panayıra davet etti.

    Pavli Panayırı

    Panayır, Ergene Nehri kenarında kuruluyor.

    Tezgahlar, açık hava lokantaları ve lunaparkın bulunduğu organizasyonda, yöre halkı yıl boyunca hazırladığı yöresel yiyecekler ve giyim eşyalarını satışa sunuyor.

    Yöre sakinleri konaklamalarını traktör römorklarında yapıyor.

    Roman vatandaşlar ise kendilerine has müzik ve danslarıyla panayırın eğlencesine katkı sağlıyor.>>>AA

  • Ayasofya’nın ana kubbesindeki restorasyon çalışmalarında yeni aşamaya geçildi

    Ayasofya’nın ana kubbesindeki restorasyon çalışmalarında yeni aşamaya geçildi

    Ana kubbedeki restorasyonun güvenli koşullarda sürdürülebilmesi amacıyla kurulan geçici çelik çatının yüksek güvenlik standartlarına sahip koruyucu brandayla kaplanmasına başlandı.

    Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ayasofya’nın ibadete açılışının 6. yılı dolayısıyla NSosyal’deki hesabından yaptığı açıklamada, gerçekleştirilen çalışmalara ilişkin bilgi verdi.

    Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nin yeniden ibadete açılışının 6. yılını kutlayan Ersoy, Ayasofya’nın Fatih Sultan Mehmet’in emaneti ve İstanbul’un fethinin en büyük nişanesi olduğunu belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tarihi kararıyla mabedin yeniden asli hüviyetine kavuştuğunu kaydetti.

    Ayasofya’nın ana kubbesinde yapılacak çalışmaya ilişkin bilgi de veren Ersoy, bilim heyeti rehberliğinde yürütülen uygulamayla tarihi yapının iklim koşullarına karşı korunduğunu, mozaiklerin güvence altına alındığını ve tüm çalışmaların özgün dokuya zarar verilmeden büyük hassasiyetle sürdürüldüğünü aktardı.

    Ayasofya'nın ana kubbesindeki restorasyon çalışmalarında yeni aşamaya geçildi

    Bakan Ersoy, “Medeniyetimizin en kıymetli miraslarından Ayasofya’yı bilimsel koruma anlayışıyla gelecek nesillere en güçlü şekilde aktarmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Fatih’in emaneti Ayasofya, ezanla, duayla ve tüm ihtişamıyla ilelebet yaşamaya devam edecek.” ifadelerini kullandı.

    Ana kubbede güçlendirme ihtiyacı belirlendi

    Tarihi ve mimari özellikleriyle dünya kültür mirasının en önemli eserleri arasında yer alan Ayasofya’da yapılan kapsamlı analiz ve incelemelerde, kubbenin güçlendirilmesi gerektiği tespit edildi. Kubbedeki kurşun örtünün onarılması ve kapsamlı güçlendirme uygulamalarının gerçekleştirilebilmesi için mevcut kurşun kaplamaların sökülerek onarılması veya yenilenmesi zorunluluğu ortaya çıktı.

    Ayasofya'nın ana kubbesindeki restorasyon çalışmalarında yeni aşamaya geçildi

    Kubbenin dış yüzeyindeki güçlendirme çalışmalarıyla eş zamanlı olarak iç yüzeyde bulunan mozaik süslemelerin konservasyon, restorasyon ve güçlendirme işlemlerinin de bütüncül, sağlıklı ve güvenli şekilde yürütülmesi planlandı.

    Yapılacak uygulamaların hassasiyeti nedeniyle kubbenin kurşun örtüsü kaldırılırken, yapının mevsimsel hava şartlarından etkilenmemesi ve iç kısımda bulunan mozaiklerin zarar görmemesi için koruma tedbirleri değerlendirildi. Gerçekleştirilen bilim heyeti toplantılarında, kubbe yüzeyinin geçici olarak kapatılması gerektiği kararlaştırıldı.

    Bu doğrultuda kubbenin üzerinin geçici çelik konstrüksiyon ve uygun nitelikte koruyucu brandayla kapatılmasının ardından imalatlara başlanması uygun bulundu.

    Ayasofya'nın ana kubbesindeki restorasyon çalışmalarında yeni aşamaya geçildi

    Brandayla kaplama işlemine başlandı

    Ana kubbenin gelecek nesillere güvenle aktarılması amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında alanın dış etkenlerden korunması için kurulan geçici çelik çatının brandayla kapatılması aşamasına gelindi. Kubbe üzerindeki restorasyon çalışmalarının iklim koşullarından etkilenmeden ve güvenli ortamda sürdürülebilmesi amacıyla geçici çelik çatının koruyucu brandayla kaplanması işlemine başlandı.

    Proje kapsamında kullanılacak koruma örtüsü, alanında uzman akademisyenler ile koruma uzmanlarından oluşan Bilim Heyeti tarafından gerçekleştirilen detaylı teknik incelemeler sonucunda belirlendi. Kubbenin kurşun görünümüyle uyum sağlaması amacıyla gri renkte seçilen branda, yangın risklerine karşı en yüksek güvenlik standartlarını karşılayan alev yürütmez malzemeden üretildi.

    Uygulama öncesi kubbenin mevcut yük dengesi ve geçici çelik konstrüksiyonun taşıma kapasitesi dikkate alınarak mimari ve mühendislik gereklilikleri doğrultusunda ağırlık ve rüzgar yüküne ilişkin hesaplamalar tamamlandı.

    Geçici koruma uygulaması, tarihi yapının özgün dokusuna ve malzeme bütünlüğüne zarar vermeyecek şekilde titizlikle planlandı. Uygulama sayesinde hem kubbenin iç ve dış yüzeylerinde yürütülecek restorasyon çalışmaları hava koşullarından korunacak hem de çalışma alanındaki iş güvenliği en üst seviyede tutulacak.

    Restorasyon süreci boyunca Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, ibadete ve ziyaretçilere açık olmaya devam edecek.>>>AA

  • Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde 288 eser ilk kez ziyaretçilerle buluşuyor

    Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde 288 eser ilk kez ziyaretçilerle buluşuyor

    Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Bakan Ersoy, Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde incelemelerde bulunarak, müzenin yenilenen teşhir düzenlemelerine ilişkin bilgi verdi.

    Ersoy, Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin kültürel mirasa verilen önemin en güçlü örneklerinden biri olduğunu belirtti.

    Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde 288 eser ilk kez ziyaretçilerle buluşuyor

    Müzenin Fatih Sultan Mehmet döneminde inşa edilen Mahmut Paşa Bedesteni ile Kurşunlu Han gibi iki önemli Osmanlı yapısında hizmet verdiğini kaydeden Ersoy, yaklaşık altı asırlık bu tarihi yapıların Cumhuriyet’in ilk yıllarında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatları doğrultusunda müzeye dönüştürüldüğünü, böylece Anadolu’nun binlerce yıllık kültürel mirasının bilimsel bir anlayışla korunmaya ve gelecek nesillere aktarılmaya başlandığını belirtti.

    Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde 288 eser ilk kez ziyaretçilerle buluşuyor

    Ersoy, Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin 1921’de “Eti Müzesi” fikriyle temellerinin atıldığını aktararak, 1938’de başlayan uzun restorasyon sürecinin ardından bugünkü kimliğine kavuştuğunu, 1997’de ise “Avrupa’da Yılın Müzesi” seçilerek Türkiye’nin kültürel mirasını uluslararası alanda başarıyla temsil ettiğini ifade etti.

    Bugün Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin Paleolitik Çağ’dan başlayarak Anadolu uygarlıklarının kesintisiz hikayesini anlatan, dünyanın en saygın arkeoloji müzelerinden biri olmayı sürdürdüğünü ifade eden Ersoy, “2026 Mayıs ayında başlattığımız teşhir yenileme çalışmalarıyla müzemizi çağdaş müzecilik anlayışı doğrultusunda yeniden ele aldık.” açıklamasında bulundu.

    Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde 288 eser ilk kez ziyaretçilerle buluşuyor

    Ziyaretçi deneyimini güçlendirecek düzenlemeler yapıldı

    Bakan Ersoy, mevcut müze yapısının önünde grup ziyaretçileri için uygun bir toplanma alanı oluşturulduğunu, toplu gezilerde rehber anlatımlarını destekleyecek durak noktalarının planlanarak ziyaretçi deneyimini iyileştirecek bir tasarım anlayışının benimsendiğini belirtti.

    Müzenin giriş bölümüne Anadolu uygarlıkları isimlerinin yer aldığı totemlerin yerleştirildiğini belirten Ersoy, ziyaretçi dolaşımını kolaylaştıran yeni mekansal düzenlemelerin de gerçekleştirildiğini ifade etti.

    Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde 288 eser ilk kez ziyaretçilerle buluşuyor

    Kronolojik anlatımı güçlendiren sergiler arası yeni geçiş kurgusuyla ziyaretçilerin Anadolu tarihini daha anlaşılır, bütüncül ve kesintisiz bir akış içerisinde takip edebilmelerinin amaçlandığını kaydeden Ersoy, Göbeklitepe kültüne ilişkin canlandırma düzenlemesi ile Ana Tanrıça Kibele Heykeli’nin yenilenen kaidesi ve aydınlatması sayesinde Anadolu uygarlıklarının simge eserlerinin daha etkileyici ve güçlü bir anlatımla ziyaretçilerle buluşturulduğunu kaydetti.

    Ersoy, müze bahçesinde sergilenen taşınır kültür varlıklarının ziyaretçiler tarafından daha nitelikli ve zengin bir deneyimle keşfedilebilmesi amacıyla anıtsal yapının mimari kimliğini ön plana çıkaracak şekilde peyzaj alanının yeniden düzenlendiğini de belirtti.

    Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde 288 eser ilk kez ziyaretçilerle buluşuyor

    288 eser ilk kez sergilenecek

    Bakan Ersoy, Ankara ve klasik dönem seksiyonlarının güncellenerek bodrum kat sergi alanlarının sergi kurgusuna dahil edilmesine yönelik çalışmaların da planlandığını açıkladı.

    Bu düzenlemeler kapsamında gün yüzüne çıkarılacak yeni eserlerle ziyaretçilere daha zengin, kapsamlı ve etkileyici bir müze deneyimi sunulacağını belirten Ersoy, “Bu yenileme çalışmalarının en önemli kazanımlarından biri de 288 eserin ilk kez ziyaretçilerle buluşturulmasıdır.” ifadelerini kullandı.

    Ersoy, Kültür ve Turizm Bakanlığının yürüttüğü kaçakçılıkla mücadele faaliyetleri sonucunda Türkiye’ye yeniden kazandırılan kültür varlıklarının da ilk kez bu yeni teşhir düzeni içerisinde yerlerini aldığını kaydetti.

    Ersoy, “Her biri ait olduğu medeniyetin sessiz tanığı olan bu eserler, yalnızca geçmişimizi anlatmakla kalmayacak, kültür varlıklarımızın korunması konusunda toplumumuzda farkındalık oluşturacak önemli bir görev de üstlenecektir.” ifadesine yer verdi.

    Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde 288 eser ilk kez ziyaretçilerle buluşuyor

    Hedef, sürdürülebilir bir müzecilik anlayışını güçlendirmek

    Müzelerin artık yalnızca eserlerin sergilendiği mekanlar olmadığını vurgulayan Ersoy, günümüzde müzelerin eğitimin, araştırmanın, kültürel diplomasinin ve dijital teknolojilerin buluştuğu yaşayan kültür merkezleri olduğunu aktardı.

    Gerçekleştirilen yenileme çalışmalarının da bu anlayışın bir ürünü olduğunu belirten Ersoy, hedeflerinin geçmişi korurken onu günümüz insanına daha etkili anlatabilen, her yaştan ziyaretçiye hitap eden, erişilebilir ve sürdürülebilir bir müzecilik anlayışını güçlendirmek olduğunu ifade etti.

    Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde 288 eser ilk kez ziyaretçilerle buluşuyor

    Çalışmada emeği bulunan Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü başta olmak üzere tüm paydaşlara teşekkür eden Ersoy, yenilenen teşhir düzenlemeleriyle Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin Türkiye’ye ve kültür hayatına hayırlı olmasını diledi. >>>AA

  • Havalimanlarında demokrasi hafızası

    Havalimanlarında demokrasi hafızası

    İstanbul Havalimanı İç Hatlar Geliş Terminali ile Sabiha Gökçen Havalimanı Giden Yolcu Terminali’nde açılan sergilerde, FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki hain darbe girişimi ve sonrasında Anadolu Ajansı (AA) ekipleri tarafından çekilen fotoğraflar yer aldı.

    Jandarma personeli tarafından sergiyi gezen yolculara fotoğraflar hakkında bilgi verildi.

    Yolcuların ilgi gösterdiği sergiler, akşam saatlerine kadar açık kalacak.>>>AA

  • Gipsy Kings by Andre Reyes, “Viva El Arte” turnesi kapsamında İstanbul’da sahne aldı

    Gipsy Kings by Andre Reyes, “Viva El Arte” turnesi kapsamında İstanbul’da sahne aldı

    Andre Reyes liderliğindeki topluluk, konserde “Bamboleo”, “Volare”, “Un Amor”, “Baila Baila” ve “Djobi Djoba” gibi grubun sevilen eserlerini seslendirdi.

    30 yılı aşkın müzik kariyerinde dünyanın birçok ülkesinde sahne alan Andre Reyes, Gipsy Kings’in müzikal mirasını ailesiyle birlikte yaşatmayı sürdürürken, grup konser boyunca flamenko ve Latin müziğinin sevilen örneklerini dinleyicilerle buluşturdu.

    Sahnedeki enerjisi ve performansıyla beğeni toplayan grup, konser boyunca izleyicilere dans ve müzik dolu bir gece yaşattı.

    Piu Entertainment organizasyonuyla gerçekleştirilen konser serisinin son ayağında grup, Ankara Oran Açıkhava Sahnesi’nde konser verecek.

  • ÖZEL HABER – MasterChef Nigar Akyıldız, çekimlere ilimizden başladı: İLK ROTA AFYONKARAHİSAR

    ÖZEL HABER – MasterChef Nigar Akyıldız, çekimlere ilimizden başladı: İLK ROTA AFYONKARAHİSAR

    “Nigar ile Lezzet Yolu”nun açılış bölümü gastronomi şehri Afyonkarahisar’da çekiliyor. Ünlü şef ve 2024 MasterChef yarışmacısı Nigar Akyıldız, ilimizin yöresel mutfağını, kültürel zenginlikleri, tarihi dokusu ile kentin öne çıkan lezzetlerini tanıttı.

    Kanal 3 ekranlarında çok yakında yayınlanacak olan “Nigar ile Lezzet Yolu” programının ilk çekimleri, Türkiye’nin gastronomi başkentleri arasında gösterilen Afyonkarahisar’da başladı. Ünlü şef ve 2024 MasterChef yarışmacısı Nigar Akyıldız, programın açılış bölümü için Afyonkarahisar’ın yöresel mutfağını, kültürel zenginliklerini ve tarihi dokusunu yerinde keşfe çıkarak kentin öne çıkan lezzetlerini izleyicilerle buluşturdu. Akyıldız’ın Afyonkarahisar’daki çekimleri hem kentte büyük ilgi gördü hem de şehrin gastronomi turizmine önemli katkı sağladı.

    VALİ DOÇ. DR. KÜBRA GÜRAN YİĞİTBAŞI, PROGRAM EKİBİNİ MAKAMINDA KABUL ETTİ


    Program çekimlerinin ilk gününde Afyonkarahisar Valisi Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı, Kanal 3 Bölge Koordinatörü Berna Türksoy ve Şef Nigar Akyıldız’ı makamında kabul etti. Vali Yiğitbaşı, kabul sırasında yaptığı açıklamada Afyonkarahisar’ın hem Türkiye hem de dünya gastronomisi açısından büyük bir marka haline geldiğine dikkat çekti. Şehrin geleneksel lezzetlerinin son dönemde yeniden yükselişe geçtiğini ifade eden Yiğitbaşı; Sucuk ve pastırmada alınan AB Coğrafi İşaret Tescili, köklü yemek kültürü, 7 yıldır devam eden Uluslararası Gastronomi Festivali, termal ve doğa turizmi ile şekillenen gastronomik çeşitlilik gibi unsurların Afyonkarahisar’ı benzersiz bir destinasyon haline getirdiğini belirtti. Şehrin konaklama kapasitesi, turizm altyapısı ve misafirperver insanıyla Türkiye’nin en güçlü gastronomi şehirlerinden biri olduğunu vurgulayan Yiğitbaşı, “Afyonkarahisar her yönüyle keşfedilmeye değer bir şehir. Bu programın şehrimizin tanıtımına büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi.

    BELEDİYE BAŞKANI BURCU KÖKSAL: AFYONKARAHİSAR LEZZETLERİYLE ÖRNEK BİR ŞEHİR


    Programın şehirdeki ziyaretleri kapsamında Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal da Şef Nigar Akyıldız’ı makamında ağırladı. Köksal, program için özel bir röportaj vererek gastronominin Afyonkarahisar turizmine olan etkisini değerlendirdi. Başkan Köksal, Afyonkarahisar’ın yüzlerce yıllık yemek kültürünün, bugün uluslararası platformlarda bile karşılık bulduğunu belirterek şunları söyledi: “Afyonkarahisar’ın lezzetleri sadece damak tadı değil, bir kültür mirasıdır. Bu şehirde her yemek ayrı bir hikâye barındırır. Hem yerli hem yabancı tüm misafirlerimizi bu eşsiz tatları yerinde deneyimlemeye davet ediyorum.” Köksal ayrıca, gastronomi yatırımlarının ve tanıtım çalışmalarının devam edeceğini belirtti.

    THE S CAFE BISTRO’DA TANDIR ÇORBASI VE ETLİ SEBZELİ LOKUM


    Programın ilk çekim durağı ise Sayın Vakfı’na bağlı The S Cafe Bistro oldu. Nigar Akyıldız burada Afyonkarahisar mutfağının en özel lezzetlerinden tandır çorbası ve etli sebzeli lokum yemeklerini ustalar eşliğinde hazırladı. Hazırlık süresince hem geleneksel pişirme tekniklerini anlattı hem de bölgenin gastronomik mirasını ekrana yansıttı. Akyıldız’ın ustalarla gerçekleştirdiği sohbetler keyifli görüntülere sahne oldu. Tandır çorbası ve etli sebzeli lokumun yapım aşamaları detaylarıyla anlatılırken, programın bu bölümü Afyonkarahisar’ın tanıtımı açısından önemli bir vitrin oluşturdu.

    GASTRONOMİ KONAĞI’NDA ZÜLBİYE, SARMALAR VE EKMEK KADAYIFI


    Şehrin gastronomi mirasını detaylıca tanıtmayı amaçlayan program, ikinci durağında Gastronomi Konağı’na geçti. Akyıldız burada Afyon mutfağının köklü tatlarını hazırladı: Zülbiye, ince işçilik gerektiren yaprak sarma, bölgeye özgü sade ekmek kadayıfı ve Afyon’un meşhur vişneli ekmek kadayıfı. Ünlü şef bu tariflerin püf noktalarını izleyiciler için paylaştı. Özellikle ekmek kadayıfının yöresel sunumu, programın öne çıkan lezzet sahneleri arasında yer aldı.

    3 BİN YILLIK FRİGYA AYAZİNİ’NDE KÖY SOFRASI KURULDU


    Akyıldız’ın Afyonkarahisar çekimlerinin en etkileyici duraklarından biri de 3 bin yıllık Frigya Ayazini oldu. Tarihi atmosferiyle öne çıkan bölge, çekimlerde hem doğal bir plato hem de kültürel bir sahne oluşturdu. Burada yöre halkıyla bir araya gelen Nigar Akyıldız, geleneksel Frigya köy sofralarında gözleme ve katmer yaptı. Yöresel ezgiler eşliğinde gerçekleşen çekimlerde hem bölgenin tarihi zenginliği hem de sıcak köy kültürü izleyiciye aktarıldı.

    AFYON ÇARŞISINDA LOKUM TADIMI VE VATANDAŞLARLA RENKLİ ANLAR


    Program çekimleri kent merkezinde de devam etti. Nigar Akyıldız, Afyon’un ünlü çarşısını gezerek farklı lokum çeşitlerini tattı, esnafla sohbet etti ve vatandaşlarla hatıra fotoğrafları çektirdi. Afyonkarahisar’ın sokak kültürü, samimiyeti ve lezzet gelenekleri bu bölümde ekrana taşındı. Kent merkezindeki lezzetleriyle ünlü Kayrak Börek, Öztaylan Lokumculuk, İkbal Lokumculuk, Zekiler Şarküteri, Mühsürler Et ve Musakka Restorant’a konuk olan Akyıldız, Afyonkarahisar’ın lezzetlerini izleyicilere tanıtma fırsatı buldu.

    MEVLEVİ KONAĞI’NA ÖZEL ZİYARET

    Mevlevi Konağı’nı da ziyaret eden Akyıldız, Mevlevi Kültürünü Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Hacer Aran’dan bilgiler aldı. Mevleviliğin Konya Asitanesi’nden sonra ikinci ziyaret mekanı olarak Afyonkarahisar Mevlevihanesi, ilimizin en uğrak noktalarından birtanesi… Kentteki sivil toplum kuruluşları her yıl Hazreti Mevlana Celalettin Rumi’yi çeşitli etkinliklerle anarak Mevlevilik kültürünü yaşatıyor. Daha sonra Ulu Cami, Afyon kalesi ve renkli tarihi sokaklar ziyaret edildi.

    “NİGAR İLE LEZZET YOLU” ÇOK YAKINDA KANAL 3’TE


    Afyonkarahisar’da çekilen bu geniş kapsamlı açılış bölümü, hem şehrin gastronomi zenginliğini hem de kültürel çeşitliliğini izleyiciye sunmaya hazırlanıyor. Tandır çorbasından zülbiyeye, ekmek kadayıfından lokuma kadar pek çok yöresel tat ekranlara gelirken; tarihi Frigya’dan şehir çarşısına kadar uzanan rota izleyiciye benzersiz bir deneyim yaşatacak. “Nigar ile Lezzet Yolu” çok yakında Kanal 3 ekranlarında başlıyor. Bu program kaçmaz!

  • VİZYONDAKİLER – Bu hafta, 2’si yerli, 6 film vizyona girdi.

    VİZYONDAKİLER – Bu hafta, 2’si yerli, 6 film vizyona girdi.

    Fransız yapım Intouchables (Can Dostum) filminin yerli versiyonunu izlemek isteyenler, “Soyut Dışavurumcu Bir Dostluğun Anatomisi Veyahut Yan Yana” tam size göre… Dramatik komedi türündeki filmin başrolünde Haluk Bilginer ve Feyyaz Yiğit var. Felç geçirmiş zengin bir iş adamı ile hayatı pek ciddiye almayan dobra Ferruh’un hikayesi…

    1940’lar Amerika’sına gitmeye var mısınız? “Mavi Ay”, işbirlikçisi Richard Rodgers’la birlikte “The Lady Is a Tramp”, “My Funny Valentine” gibi bir dizi klasik şarkı yazan ünlü şarkı yazarı Lorenz Hart’ın son günlerine odaklanıyor. Richard Linklater’in yönettiği filmin senaristi Robert Kaplow…

    Yıllar sonra eski sevgiliyi görmek ve hislerin tekrar canlanması… “Ne Var Bunda Yani?”, yıllar sonra yolları yeniden kesişen eski sevgililerin hikayesini beyaz perdeye taşıyor. Romantik komedi türündeki film, emekli muhasebecinin aşkının hatıralarına kapılmışken yaşadıklarına yer veriyor.

    “Cehennem Ayini”, bir ritüel aracılığıyla ölen kız arkadaşıyla iletişim kurmaya çalışan bir adamın ayinde yaşadıklarını izleyici ile paylaşıyor. Sevgilisinin yasını tutan adamın tek amacı sevgilisine yeniden kavuşmak… Ama bu mümkün olabilecek mi?

    Gerilim-korku türündeki “Öldüren Terapi”, bir varlık tarafından rahatsız edilen genç kızın yaşadıklarını odaklanıyor. Kızın medyum annesi ve araştırmacı kişi bu varlıkla baş edebilecek mi?

    ‘Şeytanın prensi geri döndü’, ‘Her nefeste biraz daha yaklaşıyor’ sözleriyle tanıtılan fragmana göre “Belez” filmi haftanın korku türündeki filmlerinden… Ölümle sınanan ve korku dolu dakikaların aktarıldığı filmin her dakikası gerilim dolu…

  • ÖZEL HABER – “Atatürk’ün açtığı yolu, hatırlamak zorundayız”

    ÖZEL HABER – “Atatürk’ün açtığı yolu, hatırlamak zorundayız”


    “AFYON’U HATIRLAMAK, BİR LİDERİ DEĞİL, ONUN TEMSİL ETTİĞİ TARİHSEL BİLİNCİ HATIRLAMAKTIR”

    Kocaeli Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. İbrahim Şirin, 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü dolayısıyla Gazete 3’e özel bir röportaj verdi. Şirin, Atatürk’ün tarih bilincini “geçmişe bir hamasetle değil, derin bir farkındalıkla bakabilmenin adı” olarak tanımladı ve Afyonkarahisar’ın Kurtuluş Savaşı’ndaki yerini “bir milletin sömürgeleşmeye karşı direnişinin ete kemiğe büründüğü yer” şeklinde ifade etti.

    ATATÜRK’ÜN TARİH BİLİNCİNE DAİR EN BELİRGİN ÖZELLİK: DERİN FARKINDALIK


    Prof. Dr. İbrahim Şirin, Atatürk’ün tarihe bakışının en belirgin özelliğini şu sözlerle açıkladı: “Atatürk’ün tarih bilinci, geçmişe bir hamasetle değil, derin bir farkındalıkla bakabilmenin adıdır. O, tarihi yalnızca geçmişin hikâyesi olarak değil, bir milletin kendi varoluşunu anlamasının ve geleceğini kurmasının aracı olarak görmüştür. Atatürk için tarih, övünmek veya sövmek için değil, kendimizi iyileştirmek için okunur.” Şirin, bu anlayışın tarihi duygusal bir alan olmaktan çıkarıp toplumsal bir bilinç mekânına dönüştürdüğünü vurguladı: “Atatürk, milletin köklerine güvenmeden çağdaşlaşamayacağını biliyordu; ama aynı zamanda geçmişe kör bir bağlılığın da ilerlemeyi engelleyeceğini fark etmişti. Bu yüzden onun tarih yaklaşımı, eleştirel olduğu kadar kurucudur da: Geçmişi yargılamadan ama sorgulayarak, tarihin içinden bir yeniden doğuş imkânı çıkarmıştır.” Atatürk’ün tarih çalışmalarının somut örneklerini de sıralayan Şirin, şöyle devam etti: “Atatürk’ün tarih çalışmaları Türk Tarih Kurumu’nun kuruluşu, tarih kongreleri, ders kitaplarının yeniden yazılması; bu bilincin somut tezahürleridir. Onun gözünde tarih, yalnızca bilgi değil, bir irade meselesidir. Çünkü tarih bilinci olmayan milletler, kendi kaderlerini başkalarının yazdığı hikâyelerin içinde yaşamak zorunda kalırlar.”

    GÜNÜMÜZ TÜRKİYE’SİNDE ÇIKARILMASI GEREKEN DERSLER


    Prof. Dr. İbrahim Şirin

    Prof. Dr. Şirin, günümüz Türkiye’sinde Atatürk’ün tarih anlayışından çıkarılması gereken en temel dersi şu şekilde özetledi: “Bugün Atatürk’ün tarih anlayışından çıkaracağımız en temel ders, tarihin bir propaganda aracı değil, bir düşünme biçimi olduğudur. Tarih, toplumların kendi geçmişleriyle hesaplaşma biçimidir. Atatürk, tarihi bu yönüyle bir öz-eleştiri alanı haline getirmiştir: Kendi hatalarını görebilen, kendi zaaflarını tahlil edebilen bir milletin geleceği sağlam olur.” Tarih eğitimindeki mevcut durumu eleştiren Şirin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ne yazık ki bizde tarih çoğu zaman kronolojiden ibaret, ezberlenen bir ders haline getirilmiştir. Oysa Atatürk, tarih öğretimini bir düşünme biçimine dönüştürmek istemiştir. Kronolojik ezber, insanı düşünmekten alıkoyar; olayların nedenini ve sonucunu kavramayan bir toplum, aynı hataları tekrarlamaya mahkûmdur.” Şirin, tarihin yalnızca “ne oldu”yu değil, “neden oldu” ve “nasıl olabilirdi” sorularını da sordurması gerektiğini belirtti: “Bu yüzden tarih, yalnızca ‘ne oldu’yu anlatmakla yetinmemeli; ‘neden oldu’ ve ‘nasıl olabilirdi’ sorularını da sordurmalıdır. Atatürk’ün tarih anlayışında amaç, geçmişi bilmekten çok, geçmişten öğrenmektir. Bu da ancak analitik düşünceyle mümkündür.” Genç kuşaklara yönelik çağrısını da yineleyen Şirin, “Bugün tarih eğitiminde Atatürk’ün açtığı bu yolu yeniden hatırlamak zorundayız. Genç kuşakları kronolojinin değil, düşüncenin içine çağırmak gerekiyor. Çünkü bir ulusun hafızası, rakamlarla değil, anlamla korunur” dedi.

    10 KASIM’DA AFYON’U HATIRLAMANIN ÖNEMİ


    Prof. Dr. İbrahim Şirin, 10 Kasım’da Atatürk’ü anarken Afyon’un Kurtuluş Savaşı’ndaki rolünü hatırlamanın neden önemli olduğu sorusuna şu yanıtı verdi: “Afyon, Türk tarihinin yalnızca bir cephe hattı değil, bir hafıza mekânıdır. Burası, bir milletin sömürgeleşmeye karşı direnişinin ete kemiğe büründüğü yerdir. Büyük Taarruz’un başladığı bu topraklar, sadece bir savaşın değil, bir zihinsel devrimin de başlangıcı olmuştur.”

    Afyon’u yeniden düşünmenin anlamını da açıklayan Şirin, şunları kaydetti: “Afyon’u bugün yeniden düşünmek, onu sadece bir zaferin sahnesi olarak değil, ulusal bilincin doğduğu bir bilinç coğrafyası olarak yeniden kurmaktır. Bu şehir, işgale karşı direnişin olduğu kadar, teslimiyetin reddinin de mekânıdır. O nedenle Afyon, sadece bir tarihsel olayın değil, bir varoluş bilincinin adıdır.” Şirin, 10 Kasım’da Afyon’u hatırlamanın liderden öte bir anlam taşıdığını vurguladı: “Atatürk’ü 10 Kasım’da anarken Afyon’u hatırlamak, bir lideri değil, onun temsil ettiği tarihsel bilinci hatırlamaktır. Afyon’un yeniden anlamlandırılması, sömürgeleşmeye karşı verilen direnişin toplumsal hafızadaki yerini tazelemek demektir.”

    HAFIZAYI YENİDEN DÜZENLEMEK


    Afyon’un yeniden inşasının yalnızca fiziki bir düzenleme olmadığını belirten Şirin, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu da ancak mekânın yeniden düzenlenmesiyle (müzeleri, anıtları, yürüyüş yolları ve eğitim alanlarıyla) mümkün olur. Ancak burada yeniden düzenlemeden kastedilen yalnızca fiziki bir düzenleme değildir. Asıl mesele, hafızayı yeniden düzenlemektir. Afyon, yalnızca geçmişin bir sayfası değil, bugünün ve yarının da düşünsel dayanak noktası olmalıdır. Çünkü bir millet, hafıza mekânlarına sahip çıkmadıkça kendi kimliğini diri tutamaz.”

    Prof. Dr. Şirin, son olarak şu mesajı verdi: “Afyon’un yeniden kurgulanması, tarihin övünmek için değil, kendini iyileştirmek için kullanılması gerektiğini hatırlatır. Bu topraklar bize sadece ne yaşandığını değil, neyi unutmamamız gerektiğini öğretir. Afyon’un taşıdığı anlam, bir milletin yorgun düşmüş benliğini yeniden dirilten o tarihsel bilinçtir. Ve işte o bilinç, bugün hâlâ Türkiye’nin geleceğini kuracak en güçlü temeldir.”

  • VİZYONDAKİLER

    VİZYONDAKİLER

    Eşref Tek karakteri ile dizi dünyasına dönüş yapan ve platformların aranan ismi Çağatay Ulusoy ve Elçin Sangu’nun başrollerini paylaştığı “Uykucu”, 29 Ekim’de izleyiciyle buluştu. Film, gizli bir örgütün ölümcül oyununda kesişen iki yaralı ruhun hikayesini anlatıyor.

    Okullardaki akran zorbalığının kökenlerine inen gençlik filmi “Bağlantı Hatası”, aynı zamanda sevgi, anlayış ve sağlıklı iletişimin aile içindeki önemini vurguluyor. Filmde Onur Tuna, Belçim Bilgin, Timur Acar, Asena Keskinci, Fatih Berk Şahin, Bensu Uğur, Ali Barkın ve Murat Serezli rol aldı.

    Jeffrey Manchester’ın gerçek hikayesinden uyarlanan “Çatıda Biri Var”, haftanın dram gerilim türünde… Filmde kibar hırsız Jeffrey Manchester’ın hapisten kaçar, aylar boyunca bir oyuncak mağazasında saklanır ve aşkını bulur. Channing Tatum, Kirsten Dunst, Peter Dinklage, Ben Mendelsohn, Juno Temple ve Emory Cohen’in başrollerde…

    Haftanın dram filmi “Alpha”, 1980’lerin kurgusal bir şehrinde yaşayan 11 yaşındaki Alpha adlı bir kızın hayatına yoğunlaşıyor. Okuldan dövmeyle dönen genç kızın yeni bir ölümcül kan yoluyla bulaşan hastalığa yakalandığından endişe edilen ortamda neler yaşanacak?

    “Bugonia”, büyük bir şirketin güçlü CEO’sunu kaçıran komplo teorilerine saplantılı iki gencin hikayesine yer veriyor. Yorgos Lanthimos’un yönettiği, Jesse Plemons, Emma Stone ve Alicia Silverstone’un başrollerini paylaştığı “Bugonia” bilim kurgu, gerilim ve komedi karışımı bir olayı ele alıyor.

    ABD ve İspanya ortak yapımı “Ziyaretçiler: Bölüm 2” filminde genç bir kızın, üç ölümcül katilden kurtulmak için verdiği mücadeleye odaklanıyor. Maya, bu saldırılardan kurtulabilecek midir?

    “Chainsaw Man-The Movie: Reze Arc”, yakuzanın borçlarını kapatmaya çalışan Denji’nin, ihanete uğrayıp öldürüldüğünde hayatının sonsuza dek değişmesini odağına alıyor. Tatsuya Yoshihara’nın yönettiği animasyon ve macera karışımı film çocukları bekliyor.

    “Pırıl: Saklı Robotlar”, yapay zekanın tehlikeli planlarını durdurmak için matematiğin altın çağlarına uzanan bir yolculuğa çıkan Pırıl ve arkadaşları için perde aralıyor.

  • Festival heyetinden Vali Yiğitbaşı’na ziyaret

    Festival heyetinden Vali Yiğitbaşı’na ziyaret

    Afyonkarahisar Valisi Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı, 4. Büyük Taarruz Uluslararası Kısa Film Festivali için ilimizde bulunan Yönetmen Taner İlhan, İnsan İzi Kurumsal İletişim’den Serap Kabakçı, Rehber Habip Akalın, Senarist ve Oyuncu Ayça Mutlugil, Yapımcı Burhan Gün, Yapımcı Baran Kul, Sunucu Lara Kırmusaoğlu ve Büyük Taarruz Uluslararası Kısa Film Festivali Direktörü Sevda Dursun’u makamında kabul etti.

    Vali Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı, Uşak Valisi Dr. Naci Aktaş’ı da makamında misafir etti.

  • Gençler Kardeşlik Köprüsüyle Buluşuyor: Zafer Şehrinden Zafer Adasına

    Gençler Kardeşlik Köprüsüyle Buluşuyor: Zafer Şehrinden Zafer Adasına


    Kardeşlik Köprüsü Projesi

    Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün Uluslararası Hareketlilik Programı kapsamında hayata geçirilen “Zafer Şehrinden Zafer Adasına Kardeşlik Köprüsü” projesi, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden gençleri buluşturuyor. Proje, Afyonkarahisar Valiliği’nin himayelerinde ve Şehit Ayhan Sarıçiçek Gençlik Merkezi tarafından yürütülüyor. Toplam 115 katılımcı, 13-17 Ekim 2025 tarihleri arasında kültürel ve manevi bağları güçlendirmek için bir araya geliyor.

    Kültürel Etkileşim ve Ortak Değerler

    Program, iki ülke gençleri arasında gönül bağı kurmayı ve kültürel etkileşimi artırmayı hedefliyor. Afyonkarahisar’dan 10 yönetici ve 51 genç, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden ise 4 yönetici ve 50 genç projede yer alıyor. “Kardeşlik Çiçekleri” temasıyla düzenlenen etkinlik, Kuzey Kıbrıs’ın Girne, Lefkoşa, Mağusa ve Karpaz bölgelerinde gerçekleştiriliyor. Gençler, tarihî ve kültürel mekân ziyaretleri, sanat atölyeleri, çevre bilinci çalışmaları, takım sporları ve kültür gecesi gibi etkinliklerle hem öğreniyor hem de eğleniyor.

    Tarihî ve Manevi Deneyimler

    Program kapsamında gençler, Bellapais Manastırı, Girne Kalesi, Boğaz Şehitliği, Barbarlık Müzesi ve Namık Kemal Zindanı gibi önemli tarihî alanları ziyaret ediyor. Bu ziyaretler, ortak geçmişe dair farkındalığı artırırken, manevi gelişim seminerleri gençlerin kişisel gelişimlerine katkı sağlıyor. Etkinlikler, iki ülke gençleri arasında dostluk ve dayanışma ruhunu pekiştiriyor.



    Gelecek Köprüleri Paneli

    Programın sonunda düzenlenecek “Gelecek Köprüleri” paneli, gençlerin iki ülke arasında kalıcı dostluklar kurmasını ve ortak projeler geliştirmesini hedefliyor. Panel, gençlerin fikir alışverişinde bulunabileceği ve geleceğe yönelik iş birliği fırsatlarını tartışabileceği bir platform sunuyor.

  • Huzur ve Kardeşlik Buluşmaları ile Tarihi ve Kültürel Gezi Deneyimi

    Huzur ve Kardeşlik Buluşmaları ile Tarihi ve Kültürel Gezi Deneyimi

    İçişleri Bakanlığı tarafından başlatılan Huzur ve Kardeşlik Buluşmaları projesi, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın talimatlarıyla hayata geçirildi. Proje, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşayan ve daha önce Türkiye’nin tarihi ve kültürel yerlerini ziyaret etme fırsatı bulamayan şehit ve gazi yakınları, terör mağduru ve depremzede ailelere yönelik düzenleniyor. İlk etabı başarıyla tamamlanan projenin ikinci etabı, 7 bölge ve 81 ili kapsayacak şekilde genişletildi.
    Kültürel Gezi Programı

    Proje kapsamında, 45 kişilik bir heyet, tarihi ve kültürel mekanları ziyaret etti. Katılımcılar arasında şehit ve gazi yakınları, depremzede ve terör mağduru aileler, öğrenciler ve kadınlar yer aldı. Heyet, Kocatepe, Atatürk Evi, Zafer Müzesi, İstiklal Tanıtım Merkezi ve şehitlikleri gezdi. Ayrıca, tarihi Frigya bölgesindeki Ayazini Karşılama ve Tanıtım Merkezi, Meryem Ana Kilisesi, Bizans Yerleşimleri, Göynüş Vadisi’nde bulunan Aslantaş, Yılantaş ve Maltaş gibi önemli noktaları ziyaret etti.
    Tarihi ve Doğal Güzelliklerle Buluşma
    Heyet, gezide tarihi sokakları ve Ulu Camii’yi de görme fırsatı buldu. Doğa ve tarihle iç içe geçen bu ziyaretler, katılımcılara unutulmaz anlar yaşattı. Katılımcılar, gezi boyunca hem Türkiye’nin kültürel mirasını tanıma fırsatı buldu hem de huzur ve kardeşlik duygularını pekiştirdi.
    Toplumsal Dayanışmaya Katkı
    Huzur ve Kardeşlik Buluşmaları, toplumsal dayanışmayı güçlendirmeyi ve farklı kesimlerden insanları bir araya getirerek ortak bir kültürel deneyim sunmayı hedefliyor. Proje, Türkiye’nin dört bir yanındaki tarihi ve kültürel zenginlikleri tanıtarak birleştirici bir rol üstleniyor. Katılımcılar, geziden duydukları memnuniyeti dile getirerek, projenin devamına yönelik temennilerini ifade etti.
  • Oscarlı oyuncu Diane Keaton 79 yaşında hayatını kaybetti

    Oscarlı oyuncu Diane Keaton 79 yaşında hayatını kaybetti

    Amerikalı oyuncu Diane Keaton’ın 79 yaşında hayatını kaybettiğini People dergisine aile sözcüsü doğruladı.

    Dergiye göre, Kaliforniya’da hayatını kaybetti ancak ölüm nedeni kamuoyuna açıklanmadı ve ailesi, özel hayatın gizliliğini istedi.

    Keaton, en çok ‘Gelinin Babası’, ‘İlk Eşler Kulübü’ ve ‘Annie Hall’daki Oscar ödüllü performansıyla tanınıyordu. Ayrıca ‘Baba’ üçlemesinde Kay Adams karakterini canlandırdı.

    1946’da Los Angeles’ta Diane Hall adıyla doğan sanatçı, profesyonel kimliği için annesinin kızlık soyadı olan Keaton’ı benimsedi. 1970’lerde Woody Allen ile sık sık iş birliği yaparak ünlendi.

    Keaton hiç evlenmedi ancak Allen, Al Pacino ve Warren Beatty gibi isimlerle iyi bilinen ilişkileri oldu.

    Kariyeri elli yılı aşkın bir süreyi kapsıyor ve komedi, drama ve topluluk yapımlarında rol alıyor. 2024’te, ölümünden önceki son filmi olan Yaz Kampı’nda başrol oynadı.

    Keaton’ın geride Dexter adında bir kızı ve Duke adında orta yaşta evlat edindiği oğlu olmak üzere iki çocuğu kaldı.