Kategori: Nurettin Duman

  • Şehir stresine karşı kum eleme terapisi ..  ‘Kırıntılı altın madenciliği’

    Şehir stresine karşı kum eleme terapisi .. ‘Kırıntılı altın madenciliği’

    Kırıntı altın; milimetre altı boyutlarda, çoğunlukla dere yataklarında, alüvyon birikintilerinde bulunan ince taneli altın parçacıklarıdır.

    Kayaların içinde bulunan altın, milyonlarca yıl boyunca doğanın sabırlı çalışmasıyla serbest hale gelir. Yağmur kayaları çatlatır, rüzgâr yüzeyleri aşındırır, akarsular parçaları taşır. Bu süreçte altın, ana kayadan koparak dere yataklarına kadar yolculuk eder. Ağır olduğu için suyun yavaşladığı noktalarda dibe çöker ve kumların arasında birikir.

    Altın fiyatlarının yüksek seyretmesi ve uzun vadede değerini koruyan bir yatırım aracı olarak görülmesi, dere yataklarındaki bu doğal birikimlere olan ilgiyi artırmaktadır. İnsanlar için bu durum hem ekonomik hem de psikolojik bir çekim alanı oluşturur. Küçük bir ihtimal bile, keşif duygusunu harekete geçirmeye yetmektedir.

    Adına ister hafta sonu aktivitesi diyelim, ister ek gelir arayışı… Dere kenarında altın aramak giderek daha fazla insanın dikkatini çekmektedir. Kimi için bu doğayla iç içe geçirilen keyifli bir zaman, kimi için ise sabırla sürdürülen küçük ölçekli bir kazanç umududur. Her iki durumda da ortak nokta, kumların arasında saklı o küçük ışıltıyı bulma heyecanıdır..

    İşin teknik detaylarına burada özellikle girmeyeceğim. Çünkü bugün bu konunun en çok konuşulan tarafı mühendislik hesapları değil, sosyal medyada oluşturulan algı. Özellikle “sosyal medyada” kırıntı altın aramayı daha cazip göstermek için paylaşılan abartılı videolar ve dikkat çekici fotoğraflar yeterince var.

    Kırıntı altın aramanın yasal boyutuna gelince, konu sanıldığından çok daha nettir. Altın aradığınız dere üzerinde geçerli bir maden ruhsatı varsa, o sahada yapılan üretim ruhsat sahibine aittir. Yani “ben sadece hobi amaçlı bakıyordum” demek hukuki durumu değiştirmez.

    Eğer ilgili alanda ruhsat yoksa, bu durum altın aramasının serbest olduğu anlamına gelmez; yer altı kaynakları devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Dolayısıyla izinsiz üretim yine hukuki sorumluluk doğurur.

    Maden Kanunu bu konuda açık hükümler içerir ve izinsiz arama ya da üretim faaliyetleri idari para cezalarından başlayıp, durumun niteliğine göre adli yaptırımlara ve hatta hapis cezasına kadar uzanabilen sonuçlar doğurabilir.

    Gerekçesi ne olursa olsun, ister bir hobi, ister merak, ister sadece biraz nefes alma ihtiyacı… Sevdiğimiz insanlarla ya da zaman zaman kendi başımıza doğada vakit geçirmek her zaman kıymetlidir.

    Şehrin gürültüsünden uzaklaşıp su sesini dinlemek, toprağa basmak ve gökyüzüne daha uzun bakabilmek çoğu zaman bulunacak birkaç parıltıdan daha değerlidir. Çünkü asıl kazanç bazen elde edilen değil, hissedilendir.

    Kısacası, masum bir hafta sonu merakı olarak başlayan bir süreç, gerekli izinler ve hukuki durum araştırılmadan yürütülürse istenmeyen cezai sonuçlarla karşılaşmaya neden olabilir. Doğada geçirilen keyifli bir günün, hukuki bir sorunla gölgelenmemesi için yasal çerçeveyi bilmek ve buna uygun hareket etmek büyük önem taşır.

  • Yeni Maden Düzenlemesi sektörde tartışma yarattı

    Yeni Maden Düzenlemesi sektörde tartışma yarattı

    Önceki uygulamada arama ruhsatı sahibi firmalar, saha koşullarına göre yüzeysel incelemeler ve gerekli görülen alanlarda karotlu sondaj çalışmaları yaparak rezerv tespiti gerçekleştiriyordu. Yapılan teknik değerlendirmeler sonucunda ruhsat ya terk ediliyor ya da işletme ruhsatı aşamasına geçiliyordu. Yeni düzenleme ile birlikte ise rezervin varlığı ve sahanın ekonomik işletilebilirliğinin ortaya konulması için en az 20 milyon TL harcama şartı aranıyor.

    “ARAMA DÖNEMİ İÇİN YÜKSEK BİR TUTAR”

    Maden Mühendisi Nurettin Duman, söz konusu harcama zorunluluğunun arama dönemi için oldukça yüksek olduğunu belirtti. Duman’a göre firmalar bu büyüklükteki kaynağı genellikle arama faaliyetlerinden ziyade işletme sermayesi olarak değerlendirmeyi tercih ediyor. Mermer sahalarında en önemli gider kaleminin karotlu sondaj çalışmaları olduğunu ifade eden Duman, ortalama sondaj maliyetinin 1.500 TL/metre seviyesinde bulunduğunu söyledi. 100 hektarlık bir mermer sahasında 300–400 metre sondajın çoğu zaman yeterli olduğunu belirten Duman, bunun da yaklaşık 600 bin ile 800 bin TL arasında bir maliyete karşılık geldiğini kaydetti. Bu çerçevede arama döneminde 20 milyon TL’lik harcamaya ulaşmanın pratikte zor olduğunu vurguladı. Karaman ve Seyitgazi bölgelerindeki traverten ocaklarında ise ortalama 5 metre kalınlığındaki tabaka için yaklaşık 200 metre sondajın rezerv tespiti açısından yeterli olabildiğine dikkat çekildi.

    “EKONOMİK DEĞER ÜRETİMDE ORTAYA ÇIKIYOR”

    Mermer ocaklarında sahanın ekonomik olup olmadığının çoğu zaman arama faaliyetleriyle tam olarak belirlenemediğini ifade eden Duman, asıl değerlendirmenin üretim sürecinde yapıldığını söyledi. En az 3–4 kademeli bir ocak açılmadan mermerin renk dağılımı, seleksiyon durumu, işlenebilirliği ve genel kalitesinin net biçimde anlaşılamadığını belirtti. Daha önce işletilmiş ve terk edilmiş sahalarda dahi yeniden ruhsat alındığında aynı harcama prosedürünün uygulanmasının teknik açıdan tartışmalı olduğunu dile getiren Duman, görünür rezervin sahada açıkça gözlemlenebildiği alanlarda yeniden yüksek tutarlı zorunlu harcama şartının “akıl ve fen ilkeleriyle izah edilemeyeceğini” savundu.

    KOBİ’LER İÇİN RİSK UYARISI

    Asgari yatırım tutarının yüksek belirlenmesinin özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeleri zorlayabileceğini belirten sektör temsilcileri, bunun yeni ruhsat başvurularını azaltabileceğini ve yeni maden sahalarının ekonomiye kazandırılmasını yavaşlatabileceğini ifade ediyor. Çözüm önerisi olarak ise asgari yatırım teminat tutarının 50 bin TL’ye, asgari yatırım tutarının ise 1 milyon TL’ye çekilmesi öneriliyor. Bu düzenlemenin firmaların finansal yükünü hafifleteceği, sermayenin üretim ve istihdama yönlendirilmesine katkı sağlayacağı belirtiliyor. >>>Haber Merkezi