Kategori: organnakli

  • BU KONUDA EN DÜŞÜK SAYIYA SAHİP BİR ŞEHİRİZ. VALİ KÜBRA GÜRAN YİĞİTBAŞI BU ŞEHİR İÇİN GÜZEL BİR PROJE BAŞLATTI

    BU KONUDA EN DÜŞÜK SAYIYA SAHİP BİR ŞEHİRİZ. VALİ KÜBRA GÜRAN YİĞİTBAŞI BU ŞEHİR İÇİN GÜZEL BİR PROJE BAŞLATTI

    AFYONKARAHİSAR VALİLİĞİ HİMAYESİNDE GERÇEKLEŞECEK

    Geçtiğimiz hafta Afyonkarahisar’da Organ ve Doku Bağışı Haftası vesilesiyle, toplumda organ bağışı bilincinin artırılmasını hedefleyen önemli bir adım atıldı. Afyonkarahisar Diyaliz Hastaları, Organ ve Doku Nakilleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği tarafından hazırlanan “Umutla Yaşanan Hayatlar: Organ Bağışı Farkındalık ve Teşvik Projesi” İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından desteklenmeye hak kazanarak kabul edildi. 500.000 TL bütçe ile yürütülecek proje, Afyonkarahisar Valiliği himayesinde hayata geçirilecek. Protokol imza töreni, Afyonkarahisar Valisi Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı’nın katılımıyla gerçekleştirildi. Törende İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürü Abdurrahman Özdilekler, Dernek Başkanı Ahmet Akdağ ve dernek yönetim kurulu üyeleri de hazır bulundu.

    BU YIL AFYONKARAHİSAR’DA BİLİNÇ ARTIRILACAK

    Her yıl 3-9 Kasım tarihleri arasında kutlanan Organ ve Doku Bağışı Haftası ile eş zamanlı olarak duyurulan proje, organ bağışının insana “ikinci bir hayat” kazandırdığına dikkat çekerken, kamu kurumları, sağlık kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarının desteğiyle toplumsal aklı güçlendirecek çalışmalar yürütecek. Projenin, kent genelinde eğitim faaliyetleri, bilgilendirici organizasyonlar ve farkındalık etkinlikleri ile geniş çaplı kitlesel etki oluşturması hedefleniyor.

    ORGAN BAĞIŞI KONUSUNDA PEKİ NEDEN GERİYİZ

    Bu sorunun kesinlikle cevabı dini inanış yönünde bir türlü oturtulamayan inanışa bağlanıyor. Diyanet İşleri Başkanlığının defalarca Organ Bağışı İslam Dini tarafından yanlış değildir, yapılabilir fetvasına rağmen büyük bir halk kesiminin bilinçaltında bu açık bir türlü kapatılamıyor. Doğal olarak bu nokta da Ülkemiz de beyin ölümü gerçekleşmiş bir vefatın organlarının alınması ve ihtiyaç sahibine aktarılması noktasında Avrupa Ülkeleri gibi yüksek bir sayıya ulaşılamıyor. Zaten beyin ölümü yaşandıktan sonra artık zamanla yarış başlıyor. Organların alımı için vefattan bir süre sonra diye bir durum yok. Adeta vakitle inanılmaz derecede bir yarış başlıyor.

    BİR DİĞER KONU VÜCUTSAL BÜTÜNLÜK

    Vefat eden bir insanın organlarının bağışlanması noktasında evrensel hukuk, Dünya Sağlık Örgütü kıstasları ve Dini vecibeler noktasında her detay en ince noktasına kadar uygulanıyor. Mesela birçok kişi yakını cenazesinden organ alımından sonra bedensel bütünlüğünü korunmayacağı inanışını taşıyor. Bu nokta tümüyle yanlış biliniyor. Bu süreç aynı bir ameliyat gibi uzman bir doktor kadrosu tarafından yapılıyor ve canlı bir ameliyat sonrası gibi vücutsal bütünlük korunuyor.

    AFYON’DA FOTOĞRAF NEDİR DERSENİZ?

    Kesinlikle bilinç açısından hiç açıcı bir sayısal tablomuz olmadığını net ifade edeyim. Telefonda oldukça uzun sohbet ederek görüştüğüm Afyonkarahisar Diyaliz Hastaları, Organ ve Doku Nakilleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Ahmet Akdağ anlattıkça ben çok üzüldüm. Mesela İlimizde 600 Diyaliz Hastası Böbrek nakli bekliyor. Bu sayı resmi sisteme yansıyan rakam. Öte yanda, nerden bulunacak diyerek umudunu kesenlerle birlikte sayının daha fazla olduğu tahmin ediliyor. Bir başka önemli İlimizle ilgili sayı ise son 5 yılda 26 beyin ölümlü vakadan sadece 3 tanesinin ailelerinin organlarını bağışlaması. Geri kalan 23 beyin ölümü gerçekleşen hastanın aileleri ne yazık ki vefatlarının organlarının bağışlanmasına izin vermemiş. Eğer verselerdi tam tamına 184 organ bekleyen insanın hayatına tekrardan bir tutunma imkânı verilecekti ama ne yazık ki bu İlimiz de olmamış.

    NE YAPMAMIZ GEREKİYOR PEKİ?

    Organ Bağışı konusunda dine dayalı bakış açımızı olumlu yönde değiştirmemiz gerekiyor. Kan bağışını hayattayken yaptığınız gibi, hayata gözlerimizi yumduktan sonra organlarımız ihtiyaç duyan başka bir insanda yaşayacak şeklinde bir motivasyonla organ bağışına sıcak bakmamız ve olağan bir gereklilik olarak kabul etmemiz gerekiyor. Unutmayalım bağışladığımız bir organ, hastalığından dolayı bir organ bağışı bekleyen başka bir insanın hayata tekrar tutunmasına sebep olacak. Bunun kadar vefatımızdan sonra bile büyük bir sevap işleme vazifesi olabilir mi?

    ASLINDA BU BİLE BİR NASİP MESELESİ

    İşin gerçek tarafı bu bile nasip meselesi. Mesela hayattayken organlarınızı bağışladınız ve Allah geçinden versin vefat ettiniz diyelim. Bu sonuçta bile organlarınızın alınması bile bilimsel bir gerçeğe dayanıyor. Organ bağışı sürecine göre vefatınız gerçekleşmezse eğer zaten organlarınızı bağışlasanız da alınmıyor. Kısaca, organ bağışlamak ve organlarınızın başkalarına vesile olması bile bir nasip.

    HAYDİ AFYON VE TÜRKİYE ARTIRALIM BU SAYIYI

    Bu nokta da Afyonkarahisar Valiliği himayelerinde bir yıl boyunca yapılacak organ bağışı etkinlikleri ve tanıtımlarını takip ederek birçok konu hakkında bilgi sahibi olmaya çalışalım ve içimizdeki o büyük tabuyu hep birlikte yıkalım. Unutmayalım; organ bağışı tanımadığın birini sana bir bağla bağlar. Hayat yalnızca yaşatmak değil; birinin yeniden hayata tutunmasını sağlamaktır. Organ bağışı noktasında ne kadar aslında geri olduğumuzu ve bilinçaltı toplumsal farkındalık oluşturmamız gereken Sağlık Bakanlığı verilerini sizlerle paylaşıyorum. Zaten sayıların ne kadar artması gerektiğini sizlerde göreceksiniz. Ciddi anlamda farkındalığımızın artması gerekiyor Afyonkarahisar olarak.

    VALİ KÜBRA GÜRAN YİĞİTBAŞI’NA ÖZEL TEŞEKKÜR

    Son olarak Afyonkarahisar Valisi Kübra Güran Yiğitbaşı’na böylesine önemli ve özel bir toplumsal farkındalık projesini hayata geçirdiği için EKONOMİA Sayfamız okuyucuları adına sonsuz teşekkürler. Göreve ilk geldiği günden bu yana organ bağışı noktasında hassas olduğunu, bu noktada organ bekleyen aileler ve organ nakli yapılan ve İlimizde yaşayan aileler ile yakın temasta olduğunu bilen bir gazeteciyim. İnşallah gönüllü bağışçı sayıları, İlimizde ve Ülkemiz de daha fazla artış sağlar.

    ORGAN BAĞIŞI NOKTASINDA TÜRKİYE VERİLERİ:

  • EKİM’DEN, KASIM’A İNSANLIK KÖPRÜSÜ

    EKİM’DEN, KASIM’A İNSANLIK KÖPRÜSÜ

    Sevgili Okurlarım;

    Takvim yaprakları, Cumhuriyetimizin coşkusundan yeni çıkmışken, 29 Ekim’de başlayan Kızılay Haftası ile 3 Kasım’da start alan Organ Bağışı ve Nakli Haftası’nın kesiştiği önemli ve kritik bir döneme işaret ediyor. Bu günler, sadece birer anma değil; birbirine kenetlenmiş, eşsiz bir insani dayanışma ,vicdanın ve yaşamın mirasını temsil ediyor.

    Bu haftadaki yazımı bu haftaların amacı, önemi ve farkındalık bilinci misyonu üzerine  sosyal sorumluluk almamız  gerektiğini anlatmaya çalışacağım. İyi okuma lar.

    Hayatın ikinci şansına açılan tarihler arasında, 3-9 Kasım ve Kalbimizdeki Umut

    Şu an bu satırları okurken, Türkiye’de binlerce insan bir listede, nefes almak, yürümek, yaşamak için bir telefon sesini bekliyor. Böbrek yetmezliği, kalp hastalığı, karaciğer sirozu… Onların hepsi, bir meçhul kahramanın ‘Evet’ diyeceği o kritik karara bağlı. Bu bekleyiş, ertelediğimiz hayatların, yitirilen umutların ve tükenen zamanın ağırlığını hissettirir. Oysa organ bağışı, bir insanın diğerine sunabileceği en büyük armağandır:

    İkinci bir hayat. Bir can yitirilirken, başka bir cana can katmak… Bundan daha yüce, daha anlamlı bir miras olamaz. Beyin ölümü gerçekleşen birinin kalbi, böbreği veya karaciğeri, toprak altında çürümesi yerine, bir başka insana “ikinci bir doğum günü” armağan edebilir.

    ***

    Organ bağışı sorumluluk gerektiren bir karardır. Bu karar, genellikle en acı ve zor anda, yaslı aileden bekleniyor. Bu nedenle, en büyük sorumluluk hayattayken bize düşüyor: Kararımızı net bir şekilde ifade etmeliyiz. Ailemize, sevdiklerimize dönüp cesurca şunu söylemeliyiz:

    “Benim hayatım sonlandığında, organlarım başka bir hayatı kurtarsın istiyorum. Bu benim vasiyetimdir.”

    Organ bağışı konusundaki çekinceler genellikle dini inançlardan kaynaklanıyor. Oysa Diyanet İşleri Başkanlığı net bir şekilde organ bağışının caiz olduğunu, aksine bunun en büyük hayırlardan biri sayıldığını belirtiyor. Kalbin, böbreğin, karaciğerin vb. organların toprak altında çürümesi yerine, bir başka insanın vücudunda yaşamaya devam etmesi, sadece tıbbi bir olay değil, aynı zamanda manevi bir hediyedir.

         “Konuşulan” Bağış, “Kurtarılan” Hayat Olsun…

     

       Ne yazık ki istatistikler organ bağışı konusunda bizim acı  gerçeğimizi adeta yüzümüze bir şamar gibi vuruyor: Türkiye’de organ bağış oranları hâlâ çok düşük. Neden? Çoğu zaman bilgi eksikliği değil, ‘konuşulmamış bir karar’ yüzünden.

     

    ***

          İnsaniyetin Teminatı: Kızılay Haftası (29 Ekim – 4 Kasım)

     

    3 Kasım’ın içine denk gelen, 29 Ekim’de başlayıp 4 Kasım’a kadar süren Kızılay Haftası ise, organ bağışının bireysel ve yaşamsal kurtuluşuna ek olarak, toplumun geniş kesimlerine yayılan kolektif yardımlaşmanın simgesi olmuştur.

    Türk Kızılay’ı: Sadece kan bağışı çadırları değil, afetlerde  ilk koşan, savaşta yarayı saran, yoksullara gıda ulaştıran, yani insanlığın olduğu her yerde elini uzatan dev bir gönüllüler ordusudur. Kızılay, dil, din, ırk ayrımı gözetmeksizin, felaket anlarında devlet ile millet arasında köprü kurmaktadır. Onun için Kızılay haftasında, Kızılay’ın yürüttüğü o devasa yardım ağının farkına vararak, bu ağa destek olalım.

       Unutmayalım ki, bir ünite kan bağışı (Kızılay’ın temel misyonlarından sadece biri), bazen bir organ nakli kadar kritiktir; ameliyatta olan bir hastanın hayata tutunmasını sağlar. Kızılay’a destek olmak, çorbada tuzumuzun olması, sadece vicdani bir görev değil, aynı zamanda ulusal bir sorumluluğumuzdur.

    Mirasımız İyilik Olsun!

    Ekim’in sonunda başlayıp Kasım’ın ilk haftasına yayılan bu dönem, bize insan olmanın en temel erdemlerini hatırlatıyor: Merhamet ve Paylaşım.

    Organ bağışı ile bir kişinin hayatına ikinci bir şans verelim.

      Kızılay’a destek ile toplumun en zor anlarına güven ve umut taşıyalım.

     Bu iki haftanın ortak mesajı aynıdır .”Beklemeyin, harekete geçin!”

    Gelin hep birlikte, bu yıl bu iki önemli haftayı sadece takvimde kutlamakla kalmayalım. Ailemizle organ bağışını konuşalım, en yakın kan bağışı noktasına gidelim ve Kızılay’ın yardım kampanyalarına destek olalım.

       Geleceğe bırakabileceğimiz en değerli miras ne mal ne de mülktür; en değerli miras, kurtardığımız ve dokunduğumuz hayatlar olsun.

    Unutmayın! organ bağışı yapmanın bir bedeli yoktur, ancak ertelemenin bedeli bir insanın hayatıdır.

       3-9  Kasım’ı sadece bir farkındalık bilinci ile, hayatları değiştiren kararların alındığı, sessiz çığlıkların umut dolu bir nefese dönüştüğü bir dönüm noktası yapalım. Kalbimizdeki merhamet, bir başkasının kalbinde atmaya devam etsin!

     Hayat Kimseyi Organ Nakli beklemek Zorunda Bırakmasın…Bırakırsa da bağışçıları çok olsun.

    ** Organ Bağışı hakkında detaylı bilgileri, İl Sağlık Müd., Devlet ve Üniversite Hastaneleri, Toplum Sağlığı Merkezlerinden öğrenebilirsiniz.