Kategori: Recep Tayyip Erdoğan

  • Ankara-Bağdat hattında tarihi dönemeç

    Ankara-Bağdat hattında tarihi dönemeç

    Türkiye ile Irak ilişkilerinde uzun yıllardır konuşulan ancak çoğu zaman tam anlamıyla hayata geçirilemeyen stratejik ortaklık, son Ankara zirvesiyle birlikte yeni bir aşamaya taşındı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Irak Başbakanı Ali Zeydi ile yaptığı görüşmenin ardından açıklanan “Türkiye’ye günde 1 milyon varil petrol” hedefi, yalnızca enerji alanında atılmış ekonomik bir adım değil; aynı zamanda bölgesel jeopolitiğin yeniden şekillendiği bir dönemin de önemli göstergesi.

    Aslında bu ziyaretin merkezinde yalnızca petrol yoktu. Enerji, güvenlik, ulaştırma, su yönetimi ve savunma sanayi başlıklarının aynı masada ele alınması, Ankara ile Bağdat’ın artık ilişkilerini günü kurtaran anlaşmalar yerine uzun vadeli stratejik ortaklık anlayışıyla yürütmek istediğini ortaya koyuyor.

    Türkiye Petrolleri’nin Kerkük sahalarına ortak olması ise bu sürecin en dikkat çekici gelişmelerinden biri. BP ve ConocoPhillips gibi küresel enerji devleriyle aynı konsorsiyum içinde yer alacak olan TPAO’nun yaklaşık 3 milyar varillik rezervin geliştirilmesinde söz sahibi olması, Türkiye’nin yalnızca enerji tüketen değil, enerji üreten ve yöneten aktörlerden biri olma hedefini güçlendiriyor.

    Türkiye neden kazanıyor?

    Türkiye’nin yıllık enerji ithalatına ödediği milyarlarca dolarlık faturanın ekonomiye yükü uzun yıllardır tartışılıyor. Böylesine büyük ölçekli bir enerji iş birliği, arz güvenliğinin artırılması açısından önemli olduğu kadar dış ticaret açığının azaltılması bakımından da kritik önem taşıyor.

    Günde 1 milyon varillik petrol akışı hedefi, tam kapasiteye ulaştığında Kerkük-Yumurtalık hattının yeniden eski stratejik önemini kazanmasını sağlayabilir. Bu durum Türkiye’yi yalnızca enerji ithalatçısı konumunda bırakmayacak; Avrupa’nın enerji güvenliği açısından da vazgeçilmez transit ülkelerden biri haline getirecek.

    Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa’nın enerji çeşitlendirme arayışına girdiği düşünüldüğünde, Irak petrolünün Türkiye üzerinden dünya pazarlarına taşınması Ankara’nın jeopolitik değerini daha da artıracaktır.

    Güvenlik iş birliği ekonomik ortaklığın temeli

    Enerji projeleri ancak güvenliğin sağlandığı bölgelerde sürdürülebilir olabilir. Bu nedenle Ankara ile Bağdat arasında son yıllarda gelişen güvenlik iş birliği, ekonomik anlaşmalar kadar önem taşıyor.

    Irak’ın PKK’ya yönelik attığı adımlar, ortak güvenlik mekanizmalarının kurulması ve sınır hattındaki koordinasyon, Türkiye’nin uzun yıllardır dile getirdiği güvenlik beklentelerinin karşılık bulmaya başladığını gösteriyor.

    Ankara’nın temel beklentisi ise bu sürecin yeni hükümet döneminde de aynı kararlılıkla devam etmesi.

    Çünkü güvenlik sağlanmadan ne enerji yatırımları kalıcı olabilir ne de milyarlarca dolarlık ulaştırma projeleri hayata geçirilebilir.

    Kalkınma Yolu yalnızca bir ulaşım projesi değil

    Basra Körfezi’nden başlayıp Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanacak Kalkınma Yolu Projesi, son yılların en iddialı bölgesel yatırımlarından biri olarak görülüyor.

    Ankara-Bağdat hattında tarihi dönemeç

    Bu proje tamamlandığında yalnızca yük taşımayacak; enerji, lojistik, sanayi ve ticaret ağlarını da birbirine bağlayacak.

    Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilimlerin küresel ticareti nasıl etkilediği düşünüldüğünde, alternatif koridorların önemi her geçen gün artıyor. Türkiye de tam bu noktada Asya ile Avrupa arasında vazgeçilmez bir lojistik merkez olma fırsatını yakalamış durumda.

    Projenin finansmanına ilişkin son aşamaya gelinmesi ve ilk kazmanın yıl bitmeden vurulmasının planlanması da bu iradenin somut göstergesi.

    Su diplomasisi de yeni dönemin parçası

    İki ülke arasında yıllardır sorun oluşturan Fırat ve Dicle sularının paylaşımı konusunda da dikkat çekici gelişmeler yaşanıyor.

    Yeni iş birliği modeli, yalnızca su paylaşımını değil, ortak altyapı yatırımlarını, yeni baraj projelerini ve modern sulama sistemlerini de kapsıyor.

    Bu yaklaşım, sorunları diplomatik kriz olmaktan çıkarıp ortak kalkınma projesine dönüştürme açısından dikkat çekici bir model oluşturuyor.

    Bölgesel dengelerde yeni tablo

    Irak Başbakanı Ali Zeydi’nin göreve geldikten sonra ABD ve İran’ın ardından üçüncü yurtdışı ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştirmesi sembolik olduğu kadar stratejik bir mesaj da içeriyor.

    Bağdat yönetimi, bir yandan Washington ile ilişkilerini sürdürürken diğer yandan Tahran ve Ankara arasında denge politikası izlemeye çalışıyor.

    Türkiye açısından ise Irak’ın istikrarlı, güvenli ve ekonomik olarak güçlenen bir komşu olması, sınır güvenliğinden ticarete kadar birçok alanda doğrudan ulusal çıkar anlamına geliyor.

    Ankara’da atılan imzalar yalnızca iki ülke arasındaki ticareti büyütmeye yönelik teknik anlaşmalar olarak okunmamalı.

    Enerji güvenliği, terörle mücadele, ulaştırma koridorları, su yönetimi ve savunma sanayi gibi başlıkların aynı çatı altında ele alınması, Türkiye ile Irak arasında yeni bir stratejik ortaklık mimarisinin inşa edildiğini gösteriyor.

    Önümüzdeki yıllarda bu projelerin planlandığı şekilde hayata geçirilmesi halinde Türkiye yalnızca enerji tedarik eden bir ülke değil; enerji üreten, yöneten, taşıyan ve bölgesel istikrarın merkezinde yer alan bir güç konumuna yükselebilir.

    Küresel dengelerin hızla değiştiği bir dönemde Ankara’nın Bağdat ile kurduğu bu yeni ortaklık, Türkiye’nin ekonomik ve jeopolitik hedefleri açısından son yılların en önemli dış politika hamlelerinden biri olmaya aday görünüyor.

  • Afyon’da değişen sadece il başkanı mı, yoksa siyasi denge mi?

    Afyon’da değişen sadece il başkanı mı, yoksa siyasi denge mi?

    AK Parti’nin Afyonkarahisar İl Başkanlığı’nda yaşanan görev değişikliği, sıradan bir teşkilat revizyonu olarak başladı; ancak zaman geçtikçe bunun çok daha geniş siyasi okumalara kapı araladığı görüldü.

    Av. Turgay Şahin, Haziran 2024’te Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle il başkanlığı görevine getirildi. Hukukçu kimliği, teşkilat tecrübesi nedeniyle göreve önemli beklentilerle başladı. Aralık 2024’te yapılan il kongresinde yeniden seçilerek teşkilatın güvenini aldı.

    Görev süresi boyunca ilçe ziyaretleri, teşkilat buluşmaları, Ankara temasları ve parti organizasyonlarıyla sahada görünür olmaya çalıştı. Parti kaynakları bu dönemi teşkilatın yeniden toparlanma süreci olarak değerlendirse de Afyonkarahisar’a ya da partiye ne kattığı tartışılır…

    Ancak siyasette algıyı sadece yapılanlar değil, konuşulanlar, uygulamalar ve ilişkilerde şekillendirir.

    Bizlere yani basına yansıyan eleştiriler hep gündemdeydi…

    Yerel basında en çok tartışılan başlıklardan biri, il başkanlığının basınla kurduğu ilişkiydi. Bazı medya kuruluşlarıyla yaşanan gerilimler, basına sert açıklamalar, şikayet ve gözdağı diyaloglar kamuoyunda geniş yankı bulmuş, basın camiası içerisinde de konuşuluyordu.

    +++

    Muhalefet partileri ise ekonomik sorunlar, yerel hizmetler ve teşkilat yönetimi konusunda Şahin’e eleştiriler yöneltiyorlardı. Bu siyaseten normaldi ve zaman zaman kamuoyuna yöneltilen soruların yeterince cevaplandırılmadığı da dikkatlerden kaçmıyordu. Bu eleştiriler siyasi tartışmanın bir parçası olarak basında yer alıyorsa cevabını da muhatabı vermelidir.

    Kulislerde konuşulanlara gelince…

    Görev değişikliğinin ardından Ankara ve Afyon siyaset kulislerinde güçlü söylem ve değerlendirmeler yapılıyordu.

    Kulislerde, teşkilat içinde uzun süredir devam eden görüş ayrılıklarının Genel Merkez tarafından yakından takip edildiği konuşuluyor, siyasi temsilciler ve teşkilat uyumlu muydu sorusu ilk akla gelen oluyordu.

    2028 seçimlerine giderken AK Parti’nin birçok ilde olduğu gibi Afyonkarahisar’da da yeni bir siyasi sayfa açmak istediği yönünde duyumlar alıyorduk. Bir Afyonlu olarak, bunun önemli bir şart olduğunu görmemek mümkün değildi.

    Öte yandan çok önemli bir iddia gündeme bomba gibi düştü.

    Avukat Turgay Şahin’in Baro Başkanı olduğu dönem, dönemin valisi ve şu anki İçişleri Bakan Yardımcısı Kübra Güran Yiğitbaşı’na karşı sokak hayvanları konusunda sosyal medya ve dijital mecralarda başlayan hakaret içeriklerinin yasal takibi için, Yiğitbaşı, Şahin’in hukukçu kimliğine güvenerek destek istiyor.

    Bu desteği kabul eden o dönemin Baro Başkanı Şahin, Avukat Murat Bozok’la tanıştırıyor ve vekâlet dönemin Valisinden alınıyor. 200 civarında dosya oluşturuluyor. Süreçte sona eren ve nihayetlenen dosyaların yanında devam edenler de mevcut … Dönemin valisi, Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile İçişleri Bakanlığı Bakan Yardımcılığı’na atandıktan sonra durumla ilgili bilgi ve rapor istiyor, bu bilgi ve rapor sürekli oyalanarak net bir belgeyle verilmiyor…

    İnsanlık hali tabi; çok zor değil bunları sunmak, ‘Neden erteleniyor sürekli’ diyerekten rahatsız olan Devlet Makamı, önce Şahin’i uyarıyor ardından avukat Bozok’u uyarıyor… Fakat hâlâ bir sonuç alınamıyor. Bozok’u azmetme kararı alıyor ve bunu da Bozok’a iletiyor. Nedendir bilinmez sessiz kalan ve bilgi vermeyen Avukat Bozok, para talebinde bulunuyor…

    Hem devlet makamına hem görev veren makamın tüzel kişiliğine karşı bu duruş beni hayretler içinde bıraktı.

    Pardon da siyaset ve devlet… Bunu ayırt etmek çok zor olmasa gerek.

    Devam edelim…

    Bu süreç içerisinde AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili İbrahim Yurdunuseven’e de konu iletiliyor. Şahin’le olan diyalog ve ilişkileri gereği de bilgi amaçlı, iyi niyetlilikle bilgi veriliyor. Fakat oradan da konuya dair bir dönüş sağlanmadığı gibi haberdar olmadıkları, konuyu bilmedikleri iletiliyor.

    Tabii bunların hepsi birer iddia…

    Bu süreç çözüm odaklı diyaloglarla sonuca gitmeyince konu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a iletiliyor! Ve beklenen son gerçekleşiyor.

    Turgay Şahin AK Parti İl Başkanlığı makamına veda ediyor.

    Son söz

    Siyasette bazen açıklanan nedenler vardır, bazen de uzun süre konuşulan nedenler…

    Gerçek olan şudur ki, kamuoyunda oluşan soru işaretleri cevapsız kaldıkça kulisler büyür, yorumlar çoğalır ve siyaset kendi boşluğunu kendi üretir.

    Demokratik siyasette bunun önüne geçmenin tek yolu ise daha fazla şeffaflık, daha fazla hesap verebilirlik ve daha güçlü iletişimdir.

    Afyonkarahisar’da yaşanan görev değişikliği, yalnızca bir il başkanının görevi bırakması olarak mı tarihe geçecek, yoksa teşkilatın yeni dönemine yön veren bir kırılma noktası mı olacak?

    Bu sorunun cevabını ise önümüzdeki süreçte hem siyasetin dili hem de atılacak adımlarla birlikte göreceğiz.

    Esen kalın.

  • F-35 meselesi yeniden ısınıyor: Türkiye için yeni bir sayfa mı açılıyor?

    F-35 meselesi yeniden ısınıyor: Türkiye için yeni bir sayfa mı açılıyor?

    Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerde yıllardır çözüm bekleyen en önemli başlıklardan biri olan F-35 meselesi, yeniden uluslararası gündemin üst sıralarına taşındı. ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO Zirvesi öncesinde yaptığı açıklamalar, Ankara-Washington hattında yeni bir dönemin kapısının aralanabileceğine işaret ediyor.
    Trump’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için “Muhtemelen Türkiye’yi mutlu edecek bir şey yapacağım” sözleri diplomasi dilinde sıradan bir ifade değil. Bu açıklama, yalnızca F-35 savaş uçaklarıyla ilgili beklentileri artırmakla kalmadı, aynı zamanda Türkiye’nin milli muharip uçağı KAAN için ihtiyaç duyduğu motorların tedariki konusunda da olumlu bir atmosfer oluşturdu.
    Hatırlanacağı üzere Türkiye, Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın almasının ardından 2019 yılında F-35 programından çıkarılmıştı. O dönemde yaşanan kriz, iki NATO müttefiki arasındaki güven sorununu derinleştirmiş ve savunma sanayii alanındaki iş birliğini ciddi şekilde sekteye uğratmıştı. Ancak geçen yıllar içerisinde değişen jeopolitik dengeler, tarafları yeniden ortak zeminde buluşturma arayışına yöneltti.
    Bugün gelinen noktada Türkiye, yalnızca F-35 satın almak isteyen bir ülke değil. Aynı zamanda kendi beşinci nesil savaş uçağını geliştiren, savunma sanayiinde önemli ihracat başarıları elde eden ve bölgesel dengelerde kritik rol oynayan bir aktör konumunda. Bu nedenle Washington’un Ankara’ya yönelik yaklaşımında yaşanan değişimin arkasında sadece siyasi değil, stratejik nedenler de bulunuyor.
    Reuters tarafından servis edilen ve ABD’nin KAAN projesi için motor satışına onay vermeye hazırlandığını öne süren haber de bu çerçevede değerlendirilmeli. Eğer bu adım gerçekleşirse, Türkiye’nin savunma teknolojilerindeki bağımsızlık hedefi açısından önemli bir kazanım olacaktır. Aynı zamanda iki ülke arasındaki güvenin yeniden inşa edilmesine katkı sağlayabilir.
    Ancak sürecin önünde hâlâ ciddi engeller bulunuyor. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in de belirttiği gibi, F-35 konusunda nihai karar yalnızca Beyaz Saray’ın iradesiyle şekillenmiyor. Amerikan Kongresi’nin tutumu ve mevcut yasal düzenlemeler, sürecin en kritik belirleyicileri arasında yer alıyor. Bu nedenle Trump’ın olumlu mesajları tek başına kesin sonuç anlamına gelmiyor.
    Öte yandan F-35 programı yalnızca bir savaş uçağı tedarikinden ibaret değil. Bu program, ülkelerin askeri teknolojilere erişimi, ortak operasyon kabiliyeti ve stratejik ittifak ilişkileri açısından da büyük önem taşıyor. Dünyanın en gelişmiş savaş uçaklarından biri olarak kabul edilen F-35, sahip olduğu radar görünmezliği, gelişmiş sensör sistemleri ve veri paylaşım yetenekleriyle modern savaş doktrinlerinin merkezinde yer alıyor.
    Türkiye açısından bakıldığında ise asıl mesele yalnızca F-35 sahibi olmak değil. Ankara’nın temel hedefi, savunma alanındaki ihtiyaçlarını karşılayabilecek güçlü ve sürdürülebilir bir teknoloji altyapısı oluşturmak. Bu noktada KAAN projesi, Türkiye’nin uzun vadeli stratejisinin en önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.
    NATO Zirvesi öncesinde verilen mesajlar, ilişkilerde yeni bir sayfa açılabileceğine dair umutları artırıyor. Ancak diplomasi tarihinde verilen olumlu mesajların somut sonuçlara dönüşmesi her zaman kolay olmamıştır. Önümüzdeki süreçte hem Washington’un atacağı adımlar hem de Kongre’nin yaklaşımı dikkatle takip edilecek.
    Şimdilik görünen tablo şu: Türkiye ile ABD arasında yıllardır donmuş durumda bulunan savunma iş birliği dosyası yeniden açılmış durumda. Bu kez masada sadece F-35’ler değil, geleceğin savunma teknolojileri ve iki ülkenin stratejik ortaklığının yönü de bulunuyor.

  • YA BU DEVE GÜDÜLECEK YA DA …

    YA BU DEVE GÜDÜLECEK YA DA …

    Okuyucularımız hatırlayacaklar, bir önceki yazımızın başlığı ‘6 Mayıs önemli bir tarih’ demiştik. Tabii biz bu tarihi yazarken Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın CHP’den AK Parti’ye geçiş sürecinin başladığı tarih olarak kehanet etmedik.

    Oradaki yorumumuz, Türkiye devrimci hareketinin önemli isimleri Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam edilmesinin yanı sıra Butlan Davası’nda yargılanan CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu dahil 12 arkadaşının yargılama günüydü 6 Mayıs.

    Zaten bu davada aynı gün uzatıldı başka bir tarihe…

    AFYON SİYASETİ TRANSFERLERE ALIŞIK

    Ama ülke gündemine Burcu Köksal’ın AK Parti’ye geçeceği iddiası bomba etkisi yaptı, hem yaygın hem de ulusal medyada.

    Neler yaşandığını tek tek buraya yazmaya gerek yok.

    Tüm olaylar kamuoyu önünde yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor.

    Bu gündem değişmesi sayesinde ülkenin ekonomik durumu unutuldu veya ötelendi.

    Kurban Bayramı’nda da 4 bin lira emekli ikramiye alacak emeklinin bu parayla bırakın kurban kesmesini, 3 kilo et parası bile değil, bu da unutuldu.

    Domatesin 200 lira olması da akla gelmedi.

    Varsa yoksa Burcu Köksal nasıl gitti, neden gitti?

    Peki, şimdi ne olacak?

    Bakın, ilimizde siyasi transferler bugüne has değil.

    Dün vardı, bugün de var. Yarın yine olacak.

    Yaşı bizimle olanlar hatırlar.

    Güneş Motel meselesi vardı. O dönem Rahmetli Bülent Ecevit Adalet Partisi’nden 11 milletvekilini transfer etti, bakanlık verdi. Bunlardan Afyonkarahisarlı olan Mete Tan Sağlık Bakanı, Güneş Öngüt ise Ulaştırma Bakanlığı koltuğuna oturdu.

    Yıllar geçti. DSP’den milletvekili olan rahmetli Kubilay Uygun 7 defa parti değiştirdi. Gitti geldi. Ülkeye ‘Fırıldak Kubi’ mottosu oluşturdu.

    Bitmedi, AK Parti’den milletvekili olan Reyhan Balandı DYP’ye geçti. Yine AK Parti Milletvekili olan Mahmut Koçak ANAP’a geçti. Son olarak 7 yıl önce de İYİ Parti adayı olarak yerel seçime girdi. Belki önümüzdeki seçimde AK Parti adayı olacak.

    KÖKSAL’IN SİYASİ YOL HARİTASI

    Gelelim Burcu Köksal meselesine.

    Belediye Başkanı Burcu Köksal genç bir avukat olarak siyasete meraklı ve o dönem Mustafa Sarıgül’ün partileşme olamayan Türkiye Değişim Hareketi’nde yola çıktı. Sonrasında Cumhuriyet Halk Partisi’nde ön seçime girdi.

    Birinci çıktı ve 25-26-27-28 dönemlerde Afyonkarahisar Milletvekili oldu.

    İlk seçim dışında diğer seçimlerde Genel Merkez’in adayı olarak liste başıydı.

    Liste başı olmasının ötesinde vekil sıralamasını da baştan sona Burcu Köksal yapıyordu.

    Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun öz kızı gibi saygı ve ilgi gördü sürekli Cumhuriyet Halk Partisi’nde.

    Bundan dolayı da CHP Grup Başkanvekili koltuğuna oturan Burcu Köksal kurultayda Kılıçdaroğlu ekibinde yer alıyordu.

    Kılıçdaroğlu kaybetti. Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel ekibi kurultayı kazandı.

    Öncesinde yerelde farklı bir gelişme oldu.

    Afyonkarahisar’da yenilikçi olarak bilinen Yalçın Görgöz ve ekibi hem merkez ilçeyi kazandı hem de İl Başkanlığı’nı aldı.

    MERKEZ İLÇE SEÇİMİNDE DANANIN KUYRUĞU KOPUYORDU

    O Merkez İlçe kongresinde yaşanan tablo ülke gündemine düştü. Şimdiki Kastamonu Belediye Başkanı o dönem CHP Milletvekili olan Hasan Baltacı ve O dönem Kastamonu İl Başkanı şimdiki CHP Parti Meclisi Üyesi olan Hikmet Erbilgin’e Köksal “Siz beni kazıyamazsınız. Hırsızlar, hadi kazı da görelim” mealinde haykırdı.

    Sinirden bayıldı ama seçimi ekibi kaybetti. Bu olay fitilin ateşlendiği bir olaydı.

    Daha sonra Yalçın Görgöz Parti Meclisi üyesi oldu.

    Burcu Köksal Meclis’te bu ekip ile doku uyuşmazlığı olur düşüncesiyle kendini yerele taşıdı ve Belediye Başkan Adayı oldu.

    Yerel seçimlerde il ve merkez ilçe başkanı sessiz kalmalarından dolayı tüm meclis listesini de kendisi yaptı.

    Bakın şu anda 23 kişilik belediye meclisinden en az 10’a yakın istifa olacak CHP’den.

    Bazıları İYİ Parti’ye bazıları Demokrat Parti’ye bazıları da AK Parti’ye geçebilir.

    Sonuçta CHP mecliste çoğunluğu kaybedecek gibi.

    SİYASETÇİNİN KARNESİ OYDUR

    Burcu Köksal’ın CHP’de hükmü bitmedi. Son yapılan seçimde kendilerine milletvekili sıralamasında hayali gören İl Başkanı ve Merkez İlçe Başkanı taca çıkıyor.

    Bir notu da ekleyelim: CHP 18 ilçeden sadece Dinar, Başmakçı ve Evciler’de başkanlığı kazanıyor…

    Zaten Afyonkarahisar’ın genel yapısı da böyle değil mi?

    Bakın size bir tablo sunacağım.

    İl Merkezi dışında 17 ilçeden 3 ilçe oranı yüzde 6.

    Beldede ise alınan belediye oranı yüzde 2,5.

    Yerel seçimde başarılı olduk diyerek kendilerine pay çıkaran İl Başkanı Faruk Duha Erhan ve Merkez İlçe Başkanı Büşra Çetinöz’ün karnesi bu.

    Yerine Hasan Karadeniz İl Başkanı, Murat Albayrak ise Merkez İlçe Başkanı oluyor.

    Bu sürece kadar uzun soluklu bir siyasi yol haritasını anlattım.

    Geldik geçen haftaya

    CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN DEVREYE GİRİYOR

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan siyasetin ustası.

    Önüne bu anlattığım rakamlar konuluyor.

    Afyonkarahisar’da CHP’nin oyu yüzde 20’lerde ama yerel seçimde o bahsettiğim sağdan gelen kişilerden oluşan mozaik yanı sıra AK Parti’ye tepki oyları CHP’de birleşiyor ve yüzde 51 oy alınıyor.

    Bir ay önce yapılan ankette Ege belediyeleri içinde Köksal’a yüzde 68 memnuniyet çıkıyor.

    Cumhurbaşkanı bu fırsatı kaçırmıyor. Bu süreçte bazı iddialar da ortada olunca çağırıyor Köksal’ı Beştepe’ye.

    Köksal’ı AK Parti’ye çağırıyor. Mealen deniliyor ki “Ya bu deveyi güdeceksin bizimle ya da…”

    İşte orası zor olanı.

    Başta CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu dahil olmak üzere 22 belediye başkanı tutuklu. Yargılamaları devam ediyor.

    Bu yazıyı okuyunca Burcu Köksal güzellemesi veya onun parti değiştirmesini olumlu bakıyorum anlamı sakın çıkmasın. Bir çeyrek asır özeti yaptığım.

    Zaten Deniz Gezmiş ile giriş yapmamızın temeli de böyle algının oluşmamasıydı.

    Ortada ülke gerçeği var.

    Asıl mesele…

    Ülkedeki siyasi yapı.

    Asıl mesele

    Ülkedeki siyasi partiler yasasının değişmesi lazım.

    İL YÖNETİMİ BIRAKMALI

    Şimdi Afyonkarahisar İl Yönetimi de görevden ayrılacak. Ayrılmazsa Genel Merkez görevden alacak.

    Bu krizi yönetemiyor.

    Genel Merkez toplanın tepkinizi ortaya koyun diyor. Acemi yönetim ilk gün 200, ikinci gün Gurup Başkan Vekili Ali Mahir Başarır ve Milletvekili Umut Akdoğan geliyor alanda 400 kişi yok. 68 bin oy alan bir partinin topladığı sayı evlere şenlik.

    Geldik yazının sonuna:

    Evet siyaset ilkeli yapılması lazım. Siyasette omurgalı olmak lazım. Dik durmak lazım.

    Siyasi çizginiz net ve şeffaf olması lazım. Yol arkadaşlarınız da sağlam tutarlı olması lazım.

    Öyle rüzgar gülü gibi dönerek bugün ak dediğine sonra kara dememek lazım.

    Bakın belediye meclisindeki bir iki kişiye kişisel ve bireysel hesaplar içinde birlikte yol yürüdüğüne ak diyenler bugün kara diyenlere bir çift sözümüz var.

    Bugün kağıttan aslan kesilmeniz beyhude. Herkes sizlerin de yol haritasını da çok iyi biliyor. Beraber ıslandınız siz yağan yağmurda değil mi?

    İlkesiz kazanmak görecelidir.

    Asıl olan kendi benliğinle kazanmaktır.

    Noktayı Adnan Yücel’in şiirindeki söz ile koyalım:

    “Düşlerin sonsuza koştuğu yerde,

    Sabrın çiçeklerinin açtığı yerde,

    Asla kapanmaz yaşanan defter.

    Çünkü tarihin en güzel yerinde,

    Son sözü hep direnenler söyler…”

  • Mihalgazili kadınlardan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın desteğine kayıtsız kalamadı!

    Mihalgazili kadınlardan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın desteğine kayıtsız kalamadı!

    Yöresel kıyafetler atalarımızdan kalan bir miras

    Belediye Başkanı Güneş’in ablası Yurdanur Güneş, giydikleri beyaz tülbent ve şalvarın sadece şahsi bir tercih değil, nesillerdir süregelen bir gelenek olduğunu vurguladı. Kıyafetlerine yönelik eleştirilerin aslında atalarına yapılmış bir saygısızlık olduğunu belirten Güneş, “Biz bildim bileli böyle giyiniyoruz. Annem de anneannem de böyle giyiniyordu. Kıyafetimizle mutluyuz ve gurur duyuyoruz” dedi.

    Cumhurbaşkanı’nın ilgisi gururlandırdı

    İlçe sakinlerinden Neşe Ak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendilerini bizzat davet etmesinden büyük onur duyduklarını ifade etti. Köylü kadınların her yerde temsil edilebileceğini belirten Ak, Erdoğan’ın her zaman beyaz örtülü ve şalvarlı kadınlara sahip çıktığını ve bu zor günlerde kendilerini yalnız bırakmadığını söyledi.

    Mihalgazili kadınlar üretimden vazgeçmeyecek

    Ziver Gümüş ve Satife Tek de sosyal medyadaki çirkin saldırıların kendilerini yıldırmayacağını, aksine değerlerine daha sıkı bağlandıklarını ifade etti. Yaz kış demeden tarlalarda ve seralarda üretim yapmaya devam ettiklerini belirten kadınlar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Zeynep Güneş” diyerek verdiği desteğin tüm ilçe için büyük bir güç ve onur kaynağı olduğunu vurguladı.

  • “Sırbistan’la 5 milyar dolarlık ticaret hedefimize yaklaşıyoruz”

    “Sırbistan’la 5 milyar dolarlık ticaret hedefimize yaklaşıyoruz”

    Erdoğan, Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Vucic ile son olarak 11 Ekim 2024’te Belgrad’da 4. Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Toplantısı’nı gerçekleştirdiklerini hatırlattı. Aradan geçen süre zarfında gerek ikili münasebetlerde gerek bölgesel ve küresel meselelerde önemli gelişmeler yaşandığını belirten Erdoğan, Vucic ile bu gelişmelerin Türkiye-Sırbistan ilişkilerine etkilerini değerlendirip, ileriye yönelik atılacak adımları istişare ettiklerini söyledi. Erdoğan, Balkanlar’da istikrarın korunması ve ekonomik kalkınmanın güçlendirilmesi açısından neler yapabileceklerini ele aldıklarını dile getirdi. Sırbistan ile her geçen gün artan ticaret ve yatırımların ilişkilerin adeta lokomotifi durumunda olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti: “Toplam ticaret hacmi geçtiğimiz yıl 3,5 milyar dolar seviyesine ulaştı. 5 milyar dolarlık hedefimize adım adım yaklaşıyoruz. Sırbistan’ın ev sahipliğinde Belgrad’da gerçekleştirilecek Expo 2027’ye katılacağımızı daha önce duyurmuştuk. Bu önemli etkinliğin ülkelerimiz arasındaki ekonomik, ticari ve kültürel ilişkileri geliştirmek için ilave bir vesile teşkil edeceğini düşünüyoruz. Yatırımcılarımızın Sırbistan’a gösterdikleri alaka bizleri memnun ediyor. 2015 yılında 100 civarında Türk sermayeli firma Sırbistan’da faaliyet gösterirken, bugün bu rakam 1500’ü aşmış, toplam yatırım miktarı 300 milyon doları bulmuştur.”

    “UÇUŞLARIN ARTIRILMASI KONUSUNU DEĞERLENDİRDİK”

    Müteahhitlerin ise üstlendikleri 100’ü aşkın projeyle Sırbistan’da konut, yol ve altyapı üretimine destek olduğunu belirten Erdoğan, bu noktaya ulaşmalarında Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic’in altyapı yatırımları ve büyümeyi esas alan kalkınma stratejisinin etkisi olduğunun görüldüğünü söyledi. Erdoğan, “Bizim de Sırbistan’dan yatırımcıları Türkiye’ye beklediğimizi bir kez daha ifade etmek istiyorum.” dedi. Beşeri ilişkilerin, münasebetlerinin önemli bir boyutunu oluşturduğunu dile getiren Erdoğan, halkların birbirini daha yakından tanıma isteğinin en güzel tezahürünün artan karşılıklı turist sayıları olduğuna işaret etti. Erdoğan, “Bugün Türkiye, Sırp turistler için ikinci turizm güzergahıdır. Vatandaşlarımız da Sırbistan’ı ziyaret eden turistler sıralamasında ilk sırada yer alıyor. Bu ziyaretleri daha da artırmak ve kolaylaştırmak için Türkiye ile Sırbistan arasında uçuşların artırılması konusunu da bugün değerlendirdik.” diye konuştu. Sırbistan’da Türkçe öğrenimine yoğun bir ilgi gördüklerini ifade eden Erdoğan, bu ilginin Yunus Emre Enstitüsü ve Türkiye Maarif Vakfı gibi kurumlar tarafından layıkıyla karşılanması için çalışmalar yürüttüklerinin altını çizdi.

    “BİZİM İÇİN MÜSTESNA YERE SAHİP BALKANLARI ASLA İHMAL ETMİYORUZ”

    Sırbistan’la Türkiye arasında dostluk köprüsü olarak gördükleri Sancak Bölgesi’nin kalkınması için yapılabilecekleri Vucic’le ele aldıklarını aktaran Erdoğan, Vucic’in bölgenin kalkındırılmasına yönelik projelerini takip ettiklerini söyledi. Erdoğan, Sırbistan’daki Müslüman toplumunun yaklaşan Ramazan-ı Şerif’lerini tebrik etti.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dünyada belirsizliğin arttığı bir dönemde Türkiye olarak yakın çevremizde ve ötesinde barışın ve huzurun tesisi için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu çalışmalarımızda bizim için müstesna yere sahip Balkanları asla ihmal etmiyoruz. Sayın Vucic’in ziyaretini de bu manada çok kıymetli görüyorum. Bir yandan bölge ülkeleriyle ikili ilişkilerimizi tahkim ederken, diğer yandan da bölgesel sahiplenmeyi esas alan girişimlerle halklarımızın huzur ve refahını desteklemeye matuf koşulları oluşturmaya gayret ediyoruz. Bu yaklaşımımızın en yeni örneklerinden olan Balkan Barış Platformu’nun ikinci toplantısına 23 Ocak 2026’da İstanbul’da ev sahipliği yaptık. Ben bu platformda verdiği şahsi destekten ötürü Sayın Vucic’e teşekkür etmek istiyorum.” Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic’e ziyaretleri için tekrar teşekkür eden Erdoğan, bugün alınan kararların ülkeler ve bölge için hayırlara vesile olmasını diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic’in daveti üzerine “İnşallah mayıs, haziran bu iki ay içerisinde biz de Belgrad ve Novi Pazar’a ziyaretimizi geniş bir ekiple yapacağız.” dedi. Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Balkan Barış Platformu inisiyatifini destekliyorum Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yaptığı ikili ve heyetler arası görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. Aleksandar Vucic, birbirini uzun zamandır tanıyan iki dost ülke olarak çok açık ve güzel görüşmeler gerçekleştirdiğini ve bunun kendisini çok mutlu ettiğini belirterek, tarafların birbirine saygıyla yaklaştığını söyledi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sadece Türkiye ve bölgede değil, aynı zamanda dünyada büyük bir lider olduğunun altını çizen Vucic, görüşmede vardıkları sonuçların önemini vurguladı. Vucic, birkaç yıl önce iki ülke arasındaki 800-900 milyon dolarlık ticaret hacmini 5 milyar dolara yükseltme hedefi belirlendiğinde buna yönelik şüpheci bir yaklaşım sergilediğini aktararak, “Şu anda 3,5 milyara (dolar) ulaşmış durumdayız. Sayın Cumhurbaşkanının bir hedef olarak belirlediği şey aslında iyi bir yöntemdi. Bunu ifade ettiği için de son derece büyük bir mutluluk duyuyorum.” dedi. “Sırbistan, Türkiye’den çok daha küçük bir ülke. Türkiye için en önemli ortak olamayacağımızı biliyoruz. Ama Türkiye, Sırbistan için son derece önemli bir ortak.” diye konuşan Vucic, Türkiye’nin siyasi, ekonomik, askeri ve savunma alanlarında oynadığı önemli rolün farkında olduklarını anlattı. Vucic, Türkiye’nin Sırbistan’daki yatırımlarını toplantıda ele aldıkları bilgisini paylaşarak, Türk firmalarının özellikle Sırbistan’ın gelir düzeyi düşük bölgelerinde yaptığı yatırımlar ve bunların oluşturduğu iş fırsatlarının bazı Sırplarca bilinmediğini söyledi. “Ümit ediyorum ki Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ülkemize gerçekleştireceği en büyük ziyareti organize edeceğiz.” diyen Vucic, Kraljevo, Sancak bölgesi, Novi Pazar ve Jarinje’ye ilişkin ulaştırma ve altyapı projelerine imza atacaklarını bildirdi. Vucic, Türk firmalarının kara yolu projelerinin yanı sıra Belgrad-Niş şehirleri arasındaki demir yolu projesi ihalesini kazandığına işaret ederek, “Özellikle iş çevreleri için son derece önemli olan Sofya-Budapeşte bağlantı projesini de kazandılar.” diye konuştu. Bağlantı projesinin Türk, Sırp ve başka ülkelerden turistler için kolaylık sağlayacağından bahseden Vucic, yabancıların İstanbul üzerinden Türkiye’deki başka şehirleri de ziyaret edebileceğine dikkati çekti. Vucic, Türk firmalarının Sırbistan’da güvende hissetmelerini istediklerini kaydetti.

    CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN SIRBİSTAN ZİYARETİ

    Vucic, Türkiye’nin 2027’de Sırbistan’da düzenlenecek EXPO’ya katılmayı kabul etmesinin son derece önemli olduğunu vurgulayarak, hem Erdoğan’a hem de dış politika ekibine teşekkürlerini sundu. Bu katılımın Sırbistan için çok anlamlı olduğunu ifade eden Vucic, Erdoğan’ın Sırbistan ziyareti sırasında zaman ayırabilirse Belgrad ve Sancak bölgelerini ziyaret edebileceklerini ve bu bölgelerdeki gelişmeleri değerlendirebileceklerini aktardı. Vucic, bu bölgelerdeki halkın Erdoğan’ı çok sıcak şekilde karşılayacağını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Son olarak ortak komitemizden bahsettik. Önümüzdeki ay itibariyle çok yoğun bir program olacak. Bizim tarafımızdan bir eş başkan atandı ve 26’sında yine parlamentoda dostluk grubu kurulacak dolayısıyla bizim geciktiğimiz, bizim sorumluluğumuzda bulunan birçok konu artık çözümlenmiş olacak. Bu konuda düzeltici adımlar atıldı. Bu şekilde, önümüzdeki dönemde son derece somut sonuçlara ulaşabileceğiz. Şu aşamaya kadar yaptıklarımız da beni çok memnun ediyor.”

    BALKAN BARIŞ PLATFORMU VURGUSU

    Erdoğan’ın Balkan Barış Platformu girişiminin son derece önemli olduğunu bildiren Vucic, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Balkan Barış Platformu inisiyatifini destekliyorum. Bu son derece önemli ve eğer tabii ki bir davet iletilirse bu inisiyatifi de kabul ederim. Eminim ki Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bununla birlikte başka inisiyatifleri, girişimleri de olacaktır.” ifadelerini kullandı. Vucic, Balkanlarda halkları bir araya getirmenin çok önemli olduğuna vurgu yaparak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Cumhurbaşkanı Erdoğan çok daha deneyimli bir lider. Zaman zaman ben bir şey söylüyorum ve Sayın Cumhurbaşkanı her zaman bunu çok beğenmeyebiliyor. Ama çok akil bir kişi olduğu için aslında biraz buradaki tozun ortadan kalkmasını bekliyor. Barışın nasıl tesis edilmesi gerektiğini çok iyi bilen bir lider olarak, bu konuda her zaman bizi dinlediğiniz, dinlemek istediğiniz için teşekkür etmek istiyorum.” Barışı korumak isteyen, gerçek liderlere saygı duyan bir ülkeden geldiğine işaret eden Vucic, Erdoğan’ın liderliğine çok saygı duyduklarını aktardı. Vucic, Erdoğan’ın ziyaretini büyük bir istekle beklediğini ve bunun için büyük bir hazırlık yapacaklarını ifade etti. Batı Balkanlar’da birçok konuyla ilgili bir görüş teatisinde bulunduklarına dikkati çeken Vucic, “Bugün ilk defa askeri ve teknik alandaki işbirliğinden, ordular arasındaki işbirliğinden bahsettik. Eğer bir işbirliği gerçekleştirebilirsek, burada hep birlikte barışı koruyabileceğimize ve bütün uluslar için güzel bir gelecek sağlayabileceğimize inanıyorum.” değerlendirmesinde bulundu. Vucic, misafirperverliğinden dolayı Erdoğan’a teşekkür ederek, “Dünyadaki misafirperverliği Türkiye’deki misafirperverlikle karşılaştırmak her zaman çok zor, ancak siz bizim misafirimiz olduğunuzda en azından size de bu hissiyatı yaşatmak istiyoruz.” dedi. >>>AA