Kategori: ŞERAFETTİN KAZAK

  • 1 Mayıs’ın görünmeyen yüzü: yarım kalan hayatlar

    1 Mayıs’ın görünmeyen yüzü: yarım kalan hayatlar

    Ekmek kavgası uğruna verilen canların hikayesi

    Bugün takvimler 1 Mayıs’ı gösteriyor. Bizler için birer rakamdan ya da istatistikten ibaret gibi görünen o isimlerin her biri, aslında bir annenin evladı, bir çocuğun babası, bir evin umuduydu. Ekmek parası peşinde koşarken, rızkını ararken bir daha sevdiklerine sarılamayan o canları, bugün bir kez daha hürmetle ve hüzünle anıyoruz.

    İSİG Meclisi verilerine baktığımızda, her bir ismin ardında yarım kalmış bir hikaye ve dinmeyen bir sızı var:

    -Hayrettin Taş (45-50): İstanbul Beylikdüzü’nde beton mikserinin devrilmesi sonucu hayatını kaybetti. Muş Merkez Gökyazı Köyünden…

    -Furkan Alemdar (40): Aydın Köşk’te çalıştığı taş ocağında kolunu taş kırma makinesine kaptırması sonucu hayatını kaybetti. Samsun Termeli…

    -Serkan Yıldırım (13) ve Kasım Yıldırım (14): Okul temizliği için amcalarıyla komşu köyden gelen iki kuzen… Diyarbakır Ergani’de okul bahçesini temizlerken üzerlerine yıldırım düşmesi sonucu birlikte veda ettiler hayata.

    -Yüksel Arıcan (55): Kocaeli İzmit’te çalıştığı inşaatta yüksekten düşerek aramızdan ayrıldı.

    -Bilal Çakır (25): Ankara Etimesgut’ta çalışırken toprak kayması sonucu göçük altında kaldı. Siirt Kurtalan Saipbeyli Köyünden…

    -Cebrail Çiçek (35-40): Antalya’da çalıştığı inşaatta elektrik çarpması sonucu vefat etti. Dört çocuk babasıydı, Ağrı Patnoslu…

    -Engin Tuncay (17): Malatya Yeşilyurt’ta stajyer öğrenci olarak başladığı iş hayatında, henüz yolun çok başındayken yüksekten düşerek hayatını kaybetti.

    -Ferhat Boztepe (54): Malatya Doğanşehir’de kayısı bahçesinde ilaçlama yaparken traktör arasında sıkışarak can verdi.

    -Seyfettin Palaz (21): Kayseri Hacılar’da çalıştığı mobilya fabrikasında ezilme sonucu vefat etti.

    -Turgay Minaz (43): Antalya Finike’de mermer ocağında çalışırken loderden düşerek hayatını kaybetti.

    -İlhan Can Yalçın (20): Uşak Aktaş Köyü’nde bir evin güneş enerjisi sistemini tamir ederken elektrik akımına kapıldı.

    -Ramazan Küren (55): Manisa’da bir kanalizasyon hattı çalışması sırasında göçük altında kalarak can verdi.

    -Mahmut Dadaş (41): Hatay Erzin’de arızalanan tırını tamir etmeye çalışırken kupa ile dorse arasına sıkışarak hayatını kaybetti.

    -Suat Kulakçı (41): Zonguldak’ta yerin metrelerce altında, maden ocağında çalışırken elektrik çarpması sonucu vefat etti.

    -Zeki Karabulut (40): Kütahya Tavşanlı’da orman işçisi olarak çalışırken üzerine tomruk devrilmesi sonucu can verdi.

    -Mahmut Bozan (48): Eskişehir’de bir inşaatın 6. katından asansör boşluğuna düşerek hayatını kaybetti.

    -Semih Sinan Pelek (30): İstanbul’da bir dönercide kuryelik yaparken, bir siparişi yetiştirmeye çalıştığı sırada yola savrularak veda etti dünyaya.

    -Murat Bektaş (32): Şırnak’ta bir okul inşaatında mühendis olarak ölçüm yaparken toprak kayması sonucu hayatını kaybetti.

    -Dilek Turan (45): Aydın Efeler’de temizliğe gittiği evin camlarını silerken 5. kattan düşerek can verdi.

    -Miran Tutar (12): Batman’da bir çocuk… Ahırda inek sağarken elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti.

    Bu liste, bugün aramızda olamayan binlerce canın sadece bir kısmı. Her biri sadece işine gitmişti; akşam sofrada ailesiyle buluşmak, çocuklarının geleceğini kurmak, helal lokmasını kazanmak için. Bugün dualarımız, bu sessizce aramızdan ayrılan emek kahramanları için. Ruhları şad olsun.

  • Görünmeyen kahramanlar: Kadrajın arkasındaki emek!

    Görünmeyen kahramanlar: Kadrajın arkasındaki emek!

    Afyonkarahisar’da her sabah uyandığımızda şehrin nabzını tutan, sıcak gelişmeleri önümüze getiren o karelerin arkasında, aslında hiç bitmeyen bir mesai var. Protokol açılışlarından en sert kış koşullarına, siyasetin en hararetli anlarından hüzünlü hikayelere kadar her anı ölümsüzleştiren bu isimler, basın camiasının gerçek mutfağını oluşturuyor.

    ********************

    Bizler haberi okurken ya da izlerken, o görüntünün hangi zorluklarla alındığını çoğu zaman unutuyoruz. İşte o “görünmeyen” ama şehrin hafızasını tutan kıymetli meslektaşlarımız:

    * Usame Çatlak (Valilik Basın): Devletin vitrinini en doğru açıyla sunan, nezaketi ve hızıyla kurumsal iletişimin kilit taşı olan bir emektar.

    * Bahadır Aytekin (Valilik Basın): Protokolün ağırlığını, işindeki titizliği ve profesyonel yaklaşımıyla dengeleyen, başarısıyla güven veren bir isim.

    * Mustafa Üyük (Belediye Basın): Şehrin her köşesindeki hizmeti halkın gözüyle buluşturan, çalışkanlığıyla belediye basın biriminin lokomotiflerinden.

    * Kerem Özuslu (Belediye Basın): Vizyoner bakışıyla dijital çağı sahadaki tecrübesiyle birleştiren, üretkenliğiyle takdir toplayan bir profesyonel.

     * Ahmet Han Yılmaz (Belediye Basın): Sorumluluk bilinci yüksek, çözüm odaklı yaklaşımıyla her türlü çekimde düzeni ve kaliteyi sağlayan gizli güç.

    * Tahsin Gülbaş (Kanal 3): Yılların tecrübesini vizörüne yansıtan, en zor anlarda bile sükunetini koruyarak en net görüntüyü yakalayan bir istikrar sembolü.

    * Barış Aydın (Kanal 3): Dinamik yapısı ve estetik bakış açısıyla her kayıtta fark yaratan, sahadaki enerjisiyle habere hayat veren bir isim.

     

    * Mustafa Bayer (Kanal 3 / Gazete 3): Hem görüntünün hem de anın ruhunu kavrayan, iş disipliniyle mesleğin onurunu her daim yukarıda tutan bir profesyonel.

     * Hasan Kunt (CHP Basın): Siyasi iletişimin karmaşasında doğruluğu ve hızıyla öne çıkan, basınla kurduğu samimi köprüyle takdir edilen bir isim.

    * Selçuk Aydın (AK Parti Basın): Teşkilatın nabzını tutarken her anı belgeleyen, sahadaki aktifliği ve tecrübesiyle partinin sesini duyuran bir usta.

    * Murat Emre (MHP Basın): Görev bilinciyle hareket eden, her organizasyonda detaylara verdiği önemle işini kusursuz yapan bir emekçi.

    * Hasan Öğünç (İYİ Parti Basın): Samimiyeti ve basınla olan güçlü diyaloğuyla tanınan, her kareye emeğini ve ciddiyetini katan bir dost.

    * Gizem Berk (Baro Basın): Hukukun vakur duruşunu basınla buluşturan, zarafeti ve iş disipliniyle baro iletişiminde fark yaratan bir isim.

    * Cemile Kaytan (Odak Gazetesi): Haberin kokusunu en uzağından alan, kalemiyle ve duruşuyla Afyon basınında kadın emeğinin güçlü temsilcisi.

    * Feyza Özay Topuz (Odak Gazetesi): Detaylardaki ustalığı ve titiz çalışma prensibiyle her haberde imzasını gururla taşıyan bir meslektaşımız.

    * Gökhan Kocaaslan (Odak Gazetesi): Habercilik refleksiyle her daim tetikte olan, sahadaki tecrübesini sayfalarına en etkili şekilde yansıtan bir değer.

    * Ömürhan Temiz (Odak Gazetesi): Gazeteciliği sadece bir iş değil, bir yaşam biçimi olarak gören.

    * Ramazan Şimşek (TV3): Ekranın gerisindeki teknik hakimiyetiyle yayının akışını ve kalitesini omuzlayan, işinin ehli bir profesyonel.

    * Murat Arısoy (Kocatepe Gazetesi): Köklü bir geleneğin temsilcisi olarak, şehrin tarihine not düşen her haberde emeği olan güvenilir bir isim.

    * Ceren Çiydem (Türkeli Gazetesi): Enerjisi ve merakıyla haberciliğe taze kan taşıyan, geleceğin parlak kalemlerinden biri.

    * Bekir Turan Vural (Afyonşehir): Yerel basının güçlenmesi için ter döken, çalışkanlığıyla şehre değer katan bir emektar.

    * Arif Yavuz (Anadolu Ajansı): Afyonkarahisar’ı dünyaya duyuran o önemli haberlerin arkasındaki milli güç, ajans haberciliğinin simge ismi.

    * Canan Tükelay (Anadolu Ajansı): Kadın gazeteci olmanın tüm zorluklarını başarıya dönüştüren, hızı ve doğruluğuyla örnek alınan bir profesyonel.

    * Gökten Ceylan (İhlas Haber Ajansı): Günün her saatinde fedakarca görev yapan, şehrin en aktif muhabirlerinden biri.

    İsmini buraya sığdıramadığımız, ancak aynı çatı altında ter döken tüm basın emekçilerine minnettarız. Sizler olmasaydınız, bu şehrin hikayesi eksik kalırdı. İyi ki varsınız, iyi ki o deklanşöre basıyorsunuz.

  • Liyakat Diplomanın Ötesindedir!

    Liyakat Diplomanın Ötesindedir!

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle 20 Şubat 2026 tarihinde İçişleri Bakan Yardımcılığı görevine atanan Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı, Afyonkarahisar’da bıraktığı derin izlerin ardından Ankara’da yeni bir döneme başladı. Afyonkarahisar Valiliği döneminde sadece projeleriyle değil, kurduğu samimi temaslarla da halkın gönlünde yer edinen Bakan Yardımcısı Yiğitbaşı, şehre bir “Devlet Ana” şefkatiyle yaklaştı.

    Ancak bu önemli atamanın ardından bazı çevrelerin, Bakan Yardımcısı Yiğitbaşı’nın akademik geçmişine atıfta bulunarak “sinemacı jandarmanın başına geçti” şeklinde sığ eleştiriler getirdiğine şahit oluyoruz. Bu bakış açısı, ne devlet yönetimindeki stratejik zekayı ne de liyakatin sahadaki karşılığını anlayabilmiş bir yaklaşımdır.

    Başarı akademik branşla değil icraatla ölçülür

    Bir insanın eğitim aldığı alan, onun vizyonunu besleyen bir kaynaktır; ancak yöneticilik yeteneği akıl, zeka ve stratejik düşünce gerektirir. Bir mesleği layığıyla yapmak için sadece o bölümün okulunu okumak yetmez; sahada üretilen projeler, halkla kurulan bağ ve elde edilen sonuçlar asıl belirleyicidir. Eleştiri getirenlerin, önce kişinin geçmişte üstlendiği sorumlulukları nasıl yerine getirdiğine bakması gerekir.

    “Sinemacı” diyerek küçümsemeye çalışanlara, Afyonkarahisar’da nelerin değiştiğini hatırlatmakta fayda var:

    -Mutluluk Kervanı projesi: Dezavantajlı bölgelerdeki çocuklara ulaşarak onlara çeşitli sosyal ve kültürel imkanlar sunan bu proje, deprem döneminde depremzede çocuklar için de başarıyla uygulandı.

    -Engelsiz Şehir projesi: Afyon Kocatepe Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen çalışma, kentin fiziksel ve sosyal alanlarını özel gereksinimli bireyler için daha erişilebilir hale getirmeyi hedefledi.

    -Eğitim kompleksleri: Şehir merkezinde laboratuvar, kütüphane ve dersliklerin bir arada olduğu modern eğitim alanlarının inşasına öncelik verildi.

    -Kadın kooperatifleri desteği: Bakan Yardımcısı Yiğitbaşı, kadınların ekonomik hayata katılımını artırmak için yerel kooperatifleri destekledi. Özellikle bazı beldelerde kadınların üretimden ciddi gelir elde etmesine olanak sağlayan modelleri teşvik etti.

    -Kadınana Çarşısı: Deprem bölgesindeki kadın esnafa umut olmak amacıyla başlatılan ve kadın emeğini ön plana çıkaran projeler arasında yer aldı.

    -Sanayi ve tarım vizyonu: Görev süresince organize sanayi bölgeleri ve modern tarım yatırımlarına odaklanarak kentin ihracat kapasitesinin artırılmasına katkı sağladı. Jeotermal kaynakların kullanımı ve ihtisas OSB projeleri bu dönemde ivme kazandı.

    -“Kal bu şehirde” kampanyası: Afyonkarahisar’ın sadece bir geçiş noktası değil, konaklanacak bir destinasyon olarak tanıtılması amacıyla yeni bir turizm stratejisi ve sloganı hayata geçirildi.

    -Kurumlar arası koordinasyon: Düzenli olarak gerçekleştirilen “İl Koordinasyon Kurulu” toplantılarıyla DSİ, Karayolları ve TEİAŞ gibi kurumların yatırımlarının yereldeki takibi sıkılaştırıldı.

    -Halkla iç içe yönetim: Şehit yakınları ve gaziler başta olmak üzere toplumun tüm kesimleriyle doğrudan temas kuran bir yönetim anlayışı sergiledi.

    Eleştiri için önce gözlem gerekir

    Görüldüğü üzere, akademik unvanların ötesinde bir saha başarısı ve yönetim becerisi söz konusudur. Atanmış ve sorumluluk almış kişilere karşı takınılması gereken ilk tavır saygıdır. Eleştiri ise ancak kişi görevini yerine getirirken sergilediği performans incelendikten ve gözlemlendikten sonra, yapıcı bir dille getirilebilir.

    Her görev, sadece diplomayla değil; vizyonla, emekle ve vatan sevgisiyle yürütülür. Yiğitbaşı’nın Afyonkarahisar’da kanıtladığı bu başarı grafiği, İçişleri Bakanlığı’ndaki yeni görevinde de en büyük referansı olacaktır. Önyargılarınızı bir kenara bırakıp icraatlara bakmak, hem adaletin hem de gazetecilik ahlakının gereğidir.