Kategori: sosyal sorumluluk

  • KADEM’den kadınlara güç veren kurslar

    Kurslara katılan kadınlar, günlük hayatın yoğunluğu içerisinde kendilerine zaman ayırma fırsatı bulurken aynı zamanda yeni beceriler kazanarak üretime katılma imkânı elde ediyor. El emeğine dayalı bu atölye çalışmaları sayesinde katılımcılar hem sanatsal yönlerini keşfediyor hem de sosyal çevrelerini genişletiyor. Kurs ortamı, kadınlar arasında dayanışma ve paylaşım kültürünü de güçlendiriyor. Afyonkarahisar KADEM İl Temsilcisi Huriye Akçay, devam eden kurslara ilişkin yaptığı açıklamada, “KADEM olarak kadınların sadece bireysel gelişimlerine değil, toplumsal hayatta daha görünür ve aktif bireyler olmalarına da katkı sunmayı hedefliyoruz. Açtığımız kurslar sayesinde kadınlarımız hem yeni beceriler kazanıyor hem de sosyal anlamda güçleniyor. Bir araya gelerek üretmenin ve paylaşmanın mutluluğunu yaşıyorlar. Tüm kadınlarımızı bu güzel ve verimli ortama katılmaya davet ediyoruz.” ifadelerini kullandı. Afyonkarahisar KADEM yetkilileri, kurs ve atölye çalışmalarının devam edeceğini belirterek, katılım sağlamak isteyen kadınların temsilciliğin sosyal medya hesaplarını takip ederek güncel duyuru ve kayıt bilgilerine ulaşabileceklerini bildirdi. Kadınların sosyal, kültürel ve kişisel gelişimlerine katkı sunmayı amaçlayan KADEM, yürüttüğü çalışmalarla Afyonkarahisar’da kadın dayanışmasını güçlendirmeyi sürdürüyor. >>>Haber Merkezi

  • Osmangazi elektrik perakende çalışanlarına 2025’te 14 bin 851 saat eğitim

    Osmangazi elektrik perakende çalışanlarına 2025’te 14 bin 851 saat eğitim

    Afyonkarahisar, Bilecik, Eskişehir, Kütahya ve Uşak illerinde hizmet veren şirket, 2025 yılında toplam 3 bin 344 eğitim programı düzenledi. Zorlu Akademi ve LinkedIn Learning üzerinden gerçekleştirilen çevrim içi derslerin yanı sıra yüz yüze teknik eğitimlerle birlikte toplam eğitim süresi 14 bin 851 saate ulaştı. Eğitimlerde özellikle yapay zeka, müşteri hizmetleri ve iş sağlığı güvenliği gibi konular çalışanlardan büyük ilgi gördü.

    Kıvılcımlar hareketi ile toplumsal fayda

    Kurumsal gönüllülük programı olan Kıvılcımlar Hareketi, 2025 yılında çevreden eğitime kadar pek çok alanda sahaya indi. Gönüllü çalışanlar, Frig Ultra Maratonu ve İstanbul Maratonu’nda AKUT ve Robot El Derneği için koşarak bağış toplarken, bölge genelinde 450 fidanı toprakla buluşturdu. Ayrıca “Enerjimiz Çocuklar İçin” projesiyle 400’den fazla öğrenciye yenilenebilir enerji farkındalığı aşılandı.



    “Kurumsal kültürümüzü sahipleniyoruz”

    Zorlu Enerji Osmangazi Elektrik Perakende Direktörü Tamer Akaslan, çalışanların gelişimine ve topluma katkı sağlamaya devam edeceklerini vurguladı. Akaslan, “Çalışanlarımızın eğitimlere ve gönüllülük projelerine gösterdiği yoğun ilgi, kurumsal kültürümüzün ne kadar güçlü sahiplenildiğini gösteriyor. 2026 yılında da fark yaratan projeler üretmeye devam edeceğiz” dedi.

  • GÜN IŞIĞI AFYON’DA

    GÜN IŞIĞI AFYON’DA

    Sevgili okurlarım;

    Kaleme aldığım bu yazımda sizlere sadece bir projeden değil, bir çocuğun dünyasının nasıl aydınlandığından, bir ailenin yeşeren umutlarından ve Afyonkarahisar’ımızın sokaklarında yankılanan bir iyilik hareketinden bahsetmek istiyorum.

    Bazı anlar vardır, sadece bir olaya tanıklık etmezsiniz; bir mucizenin sessizce filizlenişini izlersiniz.

    Geçtiğimiz günlerde Afyonkarahisar’ın tarih kokan sokaklarında, böyle bir mucizenin, “Gün Işığı Projesi’nin” izini sürdüm. Bir yazar ve gözlemci olarak masaya oturduğumda, karşılaştığım şey sadece bir teknoloji projesi değil, bir çocuğun dünyayı yeniden keşfetme hikayesiydi.

    Bunun adı “Bakamamak” Değil, “Görmeyi Öğrenmek”

    Küçük bir çocuk hayal edin. İsmi Ali ya da Ayşe olsun… Etrafındaki dünya,puslu bir camın arkasından bakıyormuş gibi flu. Renkler var ama sınırları yok. Yazılar var ama anlamları eksik.

    Toplumda çoğu zaman bu çocuklara “görme engelli” deyip geçiyoruz. Oysa Türk Telekom’un, Gönül Turgut Eğitim Danışmanlık ve Engelsiz Yaşama Derneği (EyDer) ile yürüttüğü bu proje, bize ezber bozan bir gerçek öğretiyor: Az görmek, bir son değil; bir başlangıçtır.

    ​   Türk Telekom’un, Gönül Turgut Eğitim Danışmanlık ve Engelsiz Yaşama Derneği (EyDer) iş birliğiyle hayata geçirdiği “Gün Işığı Projesi”, Uzun yıllardır ülke genelinde olduğu gibi ilimiz Afyonkarahisar’da da meyvelerini vermeye başladı. Bir yazar ve en önemlisi bu sürecin yakın bir takipçisi olarak söyleyebilirim ki; bu çalışma bir “sosyal sorumluluk” projesinden çok daha fazlası; bu bir gelecek inşasıdır.

    ***

    “Peki, Nedir Gün Işığı Projesi?”

     Türk Telekom tarafından 2014 yılında başlatılan bu proje  Engelsiz Yaşama Derneği (EyDer) ve Gönül Turgut Bireysel Eğitim Danışmanlığı iş birliğiyle yürütülüyor. Projenin ana amacı, yasal olarak “kör” olarak tanımlanan ancak %1 ila %10 arasında görme yetisi bulunan çocukların, var olan görme kalıntılarını kullanarak hayata daha bağımsız katılmalarını sağlamak.

    Proje kapsamında yapılanlar şunlardır:

    * Az Gören Eğitimi: Çocuklara, görme yetilerini en verimli şekilde kullanabilmeleri için özel eğitimler verilir. Bu eğitimler sayesinde çocuklar, normal alfabeyle okuyup yazmayı, günlük yaşam becerilerini geliştirmeyi ve bağımsız hareket etmeyi öğrenirler

    *Aile ve Öğretmen Eğitimi: Sadece çocuklara değil, onların hayatındaki en önemli figürler olan ailelere ve öğretmenlere de eğitimler verilir. Bu sayede, çocukların eğitim süreçleri daha etkili bir şekilde desteklenir ve toplumsal farkındalık artırılır.

     * Teknolojik Destek: Türk Telekom’un teknolojik altyapısı kullanılarak hazırlanan TahtApp gibi uygulamalarla, az gören öğrencilerin okuldaki eğitimlerini daha rahat takip etmeleri sağlanır. Bu sayede öğrenciler, sınıf tahtasındaki içerikleri tabletlerinden anlık olarak görebilirler.

    * Uzatma Eğitimleri: Proje, uzaktan eğitim imkanı sunarak Türkiye’nin dört bir yanındaki çocuklara ulaşmayı hedefler. Çocuklara ve ailelerine ücretsiz olarak verilen tablet ve internet hatlarıyla eğitim kesintisiz devam eder.

    *2014 yılında başlayan proje, 2025 yılı itibarıyla 11. yılını doldurmuş durumdadır. Proje, o tarihten bu yana sürekli olarak güncelleniyor ve geliştiriliyor. Özellikle 2025 yılı için  proje kapsamında geliştirilen TahtApp gibi teknolojik desteklerle birçok az gören öğrenciye ulaşılmış ve onların okul başarıları artırılmıştır.

    *Projenin temel amacı olan “Az da olsa ışığın peşinden koşan çocuklara umut taşıyabilmek” misyonu, her yıl yeni katılımcılarla devam ediyor ve daha fazla çocuğun hayatına dokunmayı hedefliyor.

    *Fayda sağlayacak özellik şartları;

    * 1’inci ve 9’uncu sınıf arası olması

    * kaynaştırma sınıf öğrencisi

    * Az görmesi olmalı

    ​  Az Görmek, Engel Değildir!

    ​  Toplum olarak “görme yetersizliği” denildiğinde genellikle zihnimizde sadece tam bir karanlık canlanıyor. Oysa “az gören” çocuklarımız, doğru bir eğitim ve erken müdahale ile %1 ile %10 arasındaki görme kalıntılarını kullanmayı öğrenebiliyorlar.

       “ Gün Işığı Projesi” bu noktada devreye giriyor. Çocuklarımıza “bakmayı değil, görmeyi” öğretiyor; onların akranlarıyla aynı sıralarda, kimseden yardım almadan eğitim görmelerinin kapılarını aralıyor.

       Türkiye’nin dört bir yanına yayılan bu hareket,  binlerce çocuğun hayatına dokundu. Afyonkarahisar da bu şanslı ve vizyoner  illerden biri oldu. Proje kapsamında sunulan özel yazılımlar ve eğitim metodolojileri sayesinde, az gören çocuklarımız artık sadece “dinleyen” değil, “okuyan, yazan ve üreten” bireyler haline geliyor.

       Sınıftaki bu çalışmada teknoloji ile insanın saf duygularının nasıl iç içe geçtiğine şahitlik ettim. Sınıftaki atmosfer, klasik eğitimden çok farklı idi. Öğretmenin ; sabırla, sevgiyle ve profesyonelce teknolojiyi bir köprü gibi kullandığını gördüm. Ayrıca öğretmenin gözlerindeki o parıltıyı sizlerin de görmesini çok isterdim.

    Öğretmenin bu gayretli çalışması sonunda, çocuğumuzun  ekrandaki objeyi fark etmesi bizlere de “ işte bu” dedirtiyor.

    Çocuğumuzun ise; O küçücük parmakları ile tabletteki figürlerle buluştuğu anda adeta “keşif yolculuğuna çıkan kaşif” gibiydi. Sonunda teknolojinin sunduğu filtreler ve özel yazılımlar sayesinde dünyayı  anlamlandırmaya  başlayınca “başarılı kaşif” gibi gururlu ve mutlu idi.

    En sonunda bilimle merhametin buluştuğu nokta keşfedilmiş oldu.

     Bir sınıfta, tabletindeki özel bir uygulama sayesinde tahtadaki yazıyı ilk kez net bir şekilde okuyan o çocuğun yüzündeki şaşkınlık ve ardından gelen o vakur gülümseme… İşte o an, tüm raporlardan, rakamlardan ve istatistiklerden daha gerçekti. O gülümseme, “Ben de buradayım ve ben de yapabilirim!” demenin en saf haliydi.

    ​   Bu yazım bitmiş bir çalışmanın özeti değil toplumsal bir seslenişimdir.

    Çevrenizde dünyayı “Az Gören” bir evladımız varsa, onun sadece karanlığa mahkum olmadığını bilin. “Gün Işığı Projesi” gibi bilimsel temelli çalışmalar, o çocukların akranlarıyla aynı sıralarda, kimseden yardım almadan hayallerine koşabilmeleri için var. Bizler, bu farkındalığı ne kadar büyütürsek, şehirlerimizdeki engelleri o kadar hızlı yıkarız.

    ***

    Bunun için çok basit ama bir o kadar da önemli bilgiler;

    * Aileler Olarak: Eğer çocuğunuzda görme kaybı belirtileri varsa, “yapacak bir şey yok” demeyelim. “Gün Işığı Projesi” gibi bilimsel ve teknolojik temelli çalışmaları takip edip, yardım alalım.

    * Eğitimciler  Olarak:  Okulunuzdaki, sınıfınızdaki az gören öğrencileri fark edelim. Onların potansiyelini ortaya çıkarmak için bu metodolojileri öğrenelim.

    * Toplumun Tüm Bireyleri Olarak: Engelsiz bir yaşamın, sadece fiziki yolları düzeltmekle değil, zihniyetteki engellerin kaldırılması olarak başladığını aklımızdan çıkarmayalım.

       “Gün Işığı Projesi, bu temel taşın en parlak parçalarından biri.

    Afyonkarahisar olarak bu projeye sahip çıkmaya, daha fazla çocuğumuza ulaşmaya devam edeceğiz. Unutmayın; ışık her yerdedir, yeter ki biz bakmayı ve gördüğümüzü yeşertmeyi bilelim.

    ​  Şimdi sorma sırası bizde:  Daha fazla “Gün Işığı” için siz ne yapmaya hazırsınız?

         Karanlığa Değil Geleceğe Bakın

                Hayatı Engelsiz Sayın

  • SANDIKLI’NIN VİCDAN DURAĞI; BİR KAPI, BİR UMUT

    SANDIKLI’NIN VİCDAN DURAĞI; BİR KAPI, BİR UMUT

    Sevgili Okurlarım;

    Bugün size taş binalardan, asfalt yollardan ya da klasik belediyecilik hizmetlerinden bahsetmeyeceğim. Bugün size, Sandıklı Belediyesi’nin imzasını taşıyan, ruhu olan bir mekândan; Özel Sandıklı Engelli Bakım Merkezi’nden bahsedeceğim.

    Burası, Sandıklı’nın sadece termal sularıyla değil, “merhametiyle” de dünyaya şifa dağıttığının en somut kanıtı.

    Toplumun vicdanı, en zayıf halkasına verdiği değerle ölçülür. Bugün rotamı, termal sularıyla toprağa şifa veren Sandıklı’mızın başka bir şifa kaynağına; Özel Sandıklı Engelli Bakım Merkezi’ne çevirdim. Binaların soğuk betonlarından değil, o betonların içinde filizlenen umuttan ve “insanı yaşat ki devlet yaşasın” düsturunun somutlaşmış halinden bahsetmek istiyorum size.

    2019’dan Bugüne: Sevginin Kurumsallaşmış Hali

     

    Bu Kapı Umutsuzluğa Kapalı, Mucizeye Açık , Bir Gönül Durağı”

    Bu “Durak”, sadece bir adres değil; yorgun gönüllerin dinlendiği ,umutsuzluğun kapı dışarı edildiği bir sevgi menzilidir.

     

       Gelin, bu durakta duralım ve mucizelere birlikte şahitlik edelim.

    Bazen bir şehirde binlerce kapı vardır ama bir tanesi sizi bambaşka bir dünyaya götürür.  Her sabah bu kapı, sadece Özel Sandıklı Engelli Bakım Merkezi’nin kapısı değil; bu kapı, hayata küsmüş ruhların yeniden nefes aldığı, “bitti” denilen yerden yeniden başlanan bir mucizenin eşiği.

     

    ​ Bugün size bir yazar  olarak değil, her gün o koridorlarda 80 farklı hayatın yükünü sırtlayan, onlarla gülen, onlarla ağlayan gönül  ekibinin sesi olmak istedim.

     

    ***

    Sandıklı Belediyesi’nin girişimleriyle 2019 yılında kapılarını açan bu merkez,  sadece ilçemize değil, bölgeye örnek bir sosyal sorumluluk modeli sunuyor. 100 yatak kapasitesiyle, 19 yaş üstü bedensel engelli bireylerimize kucak açan bu yuva, belediyeciliğin sadece yol yapmaktan ibaret olmadığını, asıl meselenin “gönül yapmak” olduğunu bizlere her gün hatırlatıyor.

     

    Sandıklı Belediyesi, bu merkezle aslında devasa bir toplumsal yarayı sarıyor. Sakinlerine 24 saat kesintisiz sağlık hizmeti, kişiye özel rehabilitasyon programları ve en önemlisi de engelli bireylerimizin topluma entegre edilmesi için düzenlenen sosyal etkinlikler… Hüdai Kaplıcaları’ndaki o meşhur geziler, birlikte yenilen yemekler; hepsi bu canlarımıza “siz bu toplumun en kıymetli parçasısınız” demenin bir yolu.

    ​    Toprakla Barışan Eller, Hayata Tutunan Düşler

    ​ Sabahları 5 bin metrekarelik o devasa bahçeye çıkınca bir manzara karşılar ; Hobi bahçesinde toprağı eşeleyen, ektiği fidenin büyümesini heyecanla bekleyen engelli kardeşlerimizi görürüz… O an anlamlanır, toprak sadece bitkiyi değil, insanın ruhunu da besliyor. O eller toprağa değdiğinde, engel dediğimiz o duvarlar birer birer yıkılıyor.  Orada sadece domates, biber yetiştirilmiyor; orada “başarabilirim” duygusu ve yaşama sevinci filizleniyor.

    Bazen en güçlü ilaç, uzman bir dokunuşla birleşen içten bir tebessümdür. İşte bu, felçli bir kadının imkansızı, sevgiyle nasıl yürüdüğünün  hikayesi…

    “Yürüyemez” Denilen Bir Kadının Zaferi

    ​    Bu kitaplarda yazan hikayelerden değil; Bizzat Bakım Merkezinde  yaşanan bir kahramanlık hikayesi…

    Bu kadın  kuruma ilk geldiğinde yatağa bağımlı  bir engelli . Bilinci kapalı, dünyadan kopmuş, bir başkasının yardımı olmadan kıpırdaması imkansız bir “yabancı” gibi.

    ​    Şimdi mi?

    Şimdi ise onun koridorlarda adımlarının sesi duyuluyor. Kendi başına geziyor, eğleniyor, yetmiyor kendinden daha zor durumdaki arkadaşlarına su taşıyor. Moral veriyor.

    Fizyoterapistin azmi, ekibin uykusuz geceleri ve Allah’ın “Yürü kulum” demesiyle bir mucize yaşanarak gerçeğe dönüşüyor . Kurum çalışanları her gün bu ablanın yürüdüğünü gördüklerinde, yaptıkları işin kutsallığını bir kez daha iliklerine kadar hissediyorlar.

                                                                               ***

    ​          45 Yürek, Tek Bir Amaç İçin Çalışıyor;

    ​  Bakın, burada 45 kişilik koca bir ekip var.  Bu ekip , şefkatle çalışan. 28 bakım personeli bir anne titizliğiyle, sağlık ekibi bir cerrah dikkatiyle, diyetisyeni ise bir eczacı hassasiyetiyle çalışıyor. Şeker hastası bir amcanın tabağındaki yemeği kontrol ederken ya da bir genci sinemaya, kaplıcaya götürürken tek bir gayeleri var: Onlara “Siz bu toplumun en değerli parçasısınız” diyebilmek.

    Sandıklı’nın Vicdanı Hepimize Emanet.

    ​   Sandıklı sadece termaliyle, lezzetiyle değil; bu vicdanıyla da anılmalı.

    2019 yılında Belediye Başkanlığının desteğiyle dikilen bu fidan, bugün dev bir çınar oldu. Ayda en az sekiz kez dışarı çıkıyor, geziyor, eğleniyorlar. Çünkü dört duvar arasındaki bakım, sadece bedeni besler; Oysa ekibin esas derdi ruhları da doyurmak.

       Eğer sizin de çevrenizde ağır  engelli raporu(bakıma muhtaç) olan, çaresizlik içinde bir çıkış yolu arayan  yakınınız, komşunuz varsa; susmayın. Onları bu sıcak yuvayla tanıştırın.

      Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüklerine sunulacak bir dilekçe, bir hayatı karanlıktan aydınlığa çıkarabilir.

     

    ​ Unutmayın dostlarım; Bu kıymetli kurumda sadece engellilere bakılmıyor, burada insanlığa imza atılıyor.

     

     Bizim pencerelerimiz her zaman umuda, kapılarımız ise her zaman sevgiye sonuna kadar açık kalmalı.

     

           Peki Biz Ne Yapabiliriz? Diyorsanız.

     

      Bu merkez, Sandıklı Belediyesi’nin bizlere emaneti. Ancak bu emanete sahip çıkmak sadece kurumların değil, hepimizin boynunun borcu. Oradaki her bir birey, aslında bizim bir aynamız. Yarın hangimizin o aynaya bakmak zorunda kalacağını bilemeyiz.

      Sandıklı gibi kadim bir ilçenin, belediyesi eliyle böyle bir “şefkat limanı” inşa etmiş olması, bu toprakların ne kadar bereketli bir vicdana sahip olduğunu gösteriyor. Emek verenlerden, o kapıdan içeri sevgiyle giren her bir personele minnettarız.

     

      Son sözüm: Eğer bir gün yolunuz Sandıklı ilçemize düşerse, sadece kaplıca ziyareti değil. Bu şefkat yuvasının önünden geçerken bir durun ve oradaki sessiz kahramanları selamlayın. Çünkü dünya, sadece sevgi ve merhamet üzerine kurulduğunda gerçekten dönmeye devam edecek.

     

     Bizim zihnimizde; “Engel yok, sadece aşılması gereken basamaklar vardır.”

        Sağlıcakla Kalın.

    Hayatı Engelsiz Sayın…