Kategori: su kaynakları

  • Yağmur suyu hasadı için ilk incelemeler yapıldı

    Yağmur suyu hasadı için ilk incelemeler yapıldı

    Akarçay Su Verimliliği Projesi devam ediyor

    Afyonkarahisar Tarım ve Orman İl Müdürlüğünden yapılan açıklamada, Küresel Çevre Fonu tarafından desteklenen “Türkiye’de Su Verimliliği ve Su Kaynaklarının Sürdürülebilir Yönetimi İçin Kapasite Geliştirme Projesi” çerçevesinde yürütülecek Akarçay Su Verimliliği Projesinde, yağmur suyu hasadı demonstrasyonlarına yönelik ilk adım atıldı. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik personellerince, demonstrasyon çalışmalarının gerçekleştirileceği sera işletmelerinin belirlenmesi amacıyla arazi etütleri ve yerinde incelemeler yapıldı. Gerçekleştirilen çalışmalarda uygulama alanlarının projeye uygunluğu değerlendirilirken, su verimliliğini artırmaya yönelik örnek uygulamaların hayata geçirilmesi hedefleniyor. >>>İHA 

  • Termalin Başkenti Olmak Yetmez, Korumak Gerekir

    Termalin Başkenti Olmak Yetmez, Korumak Gerekir

    Afyonkarahisar…
    Adı anıldığında akla ilk gelen zenginlik kuşkusuz termal sudur. Şifa dağıtan kaynakları, yüzyıllara dayanan kaplıca kültürü ve güçlü tesis altyapısıyla bu şehir, Türkiye’nin termal turizmdeki en önemli merkezlerinden biridir.
    Ancak burada sormamız gereken kritik bir soru var:
    Bu zenginliği gerçekten koruyabiliyor muyuz?
    Nasıl ki Antalya denizi, kumu ve güneşiyle turizmin başkenti olmuşsa;
    Afyonkarahisar da termal suyu ve şifalı çamuruyla aynı potansiyele sahiptir.
    Ama bir farkla…
    Antalya sahip olduğu değeri doğru planlama, doğru kullanım ve güçlü koruma politikalarıyla bugünlere taşıdı.
    Peki biz?
    Termal suyu hâlâ sınırsız bir kaynak gibi mi görüyoruz?
    Yoksa stratejik bir değer olarak yönetebiliyor muyuz?
    Bugün geldiğimiz noktada;
    Kuraklık yaşamıyor olabiliriz.
    Kaynaklarımız hâlâ akıyor olabilir.
    Ancak bu durum, doğru yolda olduğumuz anlamına gelmez.
    Aksine…
    Kullanımın kontrolsüz şekilde arttığı,
    Israfın göz ardı edildiği,
    Planlamanın ikinci plana atıldığı bir süreçteyiz.
    Ve bu gidişat, görünmeyen bir tehlikeyi büyütüyor:
    Değerimizi kaybetme riski.
    Çünkü termal su;
    Sadece bir turizm girdisi değil,
    aynı zamanda bir gelecek meselesidir.
    Büyük Yatırımlar, Büyük Sorumluluk
    Bugün Afyonkarahisar’da;
    Ömer-Gecek Turizm Merkezi, Hüdai Termal Turizm Merkezi, Gazlıgöl bölgesi, Heybeli Kaplıcaları gibi birçok önemli destinasyon, termal turizmin omurgasını oluşturmaktadır.
    Turizm Bakanlığı öncülüğünde yapılan 5 yıldızlı tesis yatırımları, artan konaklama kapasitesi ile birlikte bölgeyi yaklaşık 27.000 yatak kapasitesine ulaşmış, milyon dolarlık yatırımlarla büyüyen dev bir turizm ekosistemine dönüştürmüştür.
    Bu tablo, gurur verici olduğu kadar ciddi bir sorumluluğu da beraberinde getirmektedir.
    Çünkü bu yatırımların tamamı tek bir ana kaynağa bağlıdır:
    Termal su.
    Şayet bu kaynağın yönetiminde hata yapılırsa…
    Yarın yaşanabilecek en küçük bir debi düşüşü, sıcaklık kaybı ya da kaynak zayıflaması;
    sadece birkaç tesisi değil, tüm bölgeyi etkileyebilecek bir krize dönüşebilir.
    Ve daha açık ifade etmek gerekirse;
    Bugün milyon dolarlık yatırımlarla büyüyen bu merkezler,
    yarın termal su kaynaklı bir kriz yaşanması halinde “hayalet şehirlere” dönüşme riskiyle karşı karşıyadır.
    Artık Siyaset Üstü Bir Konudur
    Bu mesele;
    bir kurumun, bir işletmenin ya da bir belediyenin konusu değildir.
    Bu mesele;
    Afyonkarahisar’ın geleceği, turizmi ve ekonomik sürdürülebilirliğidir.
    Bu yüzden;
    Konuya siyaset üstü bir bakış açısıyla yaklaşılmalı,
    Tüm kamu kurumları, yerel yönetimler, yatırımcılar ve işletmeler
    top yekûn hareket etmeli,
    Ve en önemlisi; uzun vadeli bir vizyon ortaya konulmalıdır.
    Bayram Hareketliliği ve Gerçek Tablo
    Ramazan ayından çıkıyoruz…
    Yarın arefe.
    Afyonkarahisar’da yarından itibaren başlayacak süreçte;
    yaklaşık 35.000’in üzerinde konaklama hareketi yaşanacak,
    4 gün boyunca bölge ciddi bir turizm yoğunluğu ile karşı karşıya kalacaktır.
    Bu hareketlilik;
    Otellerde doluluk,
    Şehir içi alışveriş,
    Restoran ve kafe tüketimi,
    Ulaşım ve yol trafiği
    ile birlikte yalnızca turizmi değil, tüm şehir ekonomisini doğrudan besleyen güçlü bir çarpan etkisi oluşturacaktır.
    Yani mesele sadece doluluk değildir;
    ticaret, istihdam ve ekonomik canlılıktır.
    Sonuç: Sürdürülebilirlik Artık Bir Tercih Değil
    İşte tam da bu noktada gerçek soru şudur:
    Bu hareketliliği her yıl daha güçlü şekilde sürdürebilecek miyiz?
    Yoksa günü kurtarıp, geleceği riske mi atacağız?
    Çünkü turizmde sürdürülebilirlik;
    sadece yatak sayısını artırmakla değil,
    kaynağı korumakla mümkündür.
    Eğer bugün daha duyarlı olmazsak;
    yarın ne bu doluluklar kalır,
    ne bu ekonomik hareketlilik,
    ne de bu güçlü turizm kimliği…
    Antalya denizini koruduğu için büyüdü.
    Afyonkarahisar da termalini koruyabildiği sürece büyüyecek.
    Aksi halde…
    Elimizdeki en büyük zenginliği,
    kendi ellerimizle tüketmiş olacağız.