Kategori: tarih

  • Afyonkarahisar Valiliği şehre olan bağlılığı vurgulayan duygusal bir paylaşım yaptı

    Afyonkarahisar Valiliği şehre olan bağlılığı vurgulayan duygusal bir paylaşım yaptı

    Huzurun ve bereketin adresi

    Valilik tarafından paylaşılan metinde tescilli Afyon ekmeğinin fırından çıkan kokusundan tarihi camilerin manevi atmosferine kadar pek çok detaya yer verildi. Özellikle Ulu Cami’nin ahşap direkleri arasındaki sessizlik ve Mevlevi Camii’nin huzur veren yapısı, şehrin manevi köklerini hatırlatan unsurlar olarak belirtildi. Şehrin her köşesinde farklı bir mutluluk kaynağı olduğu ifade edilerek, aidiyet duygusunun önemi vurgulandı.

    Karahisar Kalesi’nden panoramik bir bakış

    Şehrin en görkemli simgesi olan Karahisar Kalesi’ne de değinilen açıklamada, kaleye çıkmanın verdiği yorgunluğun yerini mağrur bir huzura bıraktığı dile getirildi. Mutluluğun uzaklarda değil, insanın nefes aldığı ve köklerinin olduğu topraklarda olduğu belirtilerek “#kal(p)buşehirde” etiketiyle anlamlı bir mesaj verildi.>>>Haber MERKEZİ 

  • Eski darphaneden yılda iki ay su akıyor

    Eski darphaneden yılda iki ay su akıyor

    Çamlıca Mahallesi’nde kar sularıyla beslenen şelale, eskiden darphane olarak kullanılan mağaranın ortasından çağlıyor. Doğayla iç içe zaman geçirmek isteyenlerin gezi rotasında yer alan şelale, bölgede etkili olan yağışların ardından yeniden akmaya başladı. Yaklaşık 200 metre yüksekten akan şelale, kayaların ortasında gizlenmiş doğal güzelliğiyle dikkati çekiyor. Çamlıca Mahallesi muhtarı Hayrettin Değirmenci, mahallenin tarihinin milattan önce 350 yılına dayandığını, birçok tarihi yapıya ve doğal güzelliğe sahip olduğunu söyledi. Değirmenci, mahallelerine 5 kilometre uzaklıktaki Zebil Dağı’nda bulunan ve eskiden darphane olarak kullanılan mağaranın çıkış noktasından akan suların şelaleyi oluşturduğunu dile getirdi. Geçmiş dönemlerde altın, gümüş, demir ve çelik gibi madenlerin eritildiği dağın içinde, atölye tarzında odaların yer aldığını anlatan Değirmenci, şunları kaydetti: “Burası mevsimsel olarak 2 ay akıyor. Geçmişte buranın darphane olarak kullanıldığını biliyoruz. Zaman zaman merak edip girdiğim yerde, su akmasından dolayı deformeler oluyor. Mağaranın bir kitabesi de var. O kitabeyi okutamadığımız için sadece fotoğrafını çekiyoruz, kontrol ediyoruz. Değerli bir yer olduğu ve köklü bir kavmin yaşadığı belli.”

    “ŞELALE KURUMUŞ OLSA BİLE İÇERİDEKİ SU BİTMİYOR”

    Değirmenci, geçmişten beri yürüyüş ve gezi turlarının yapıldığı bölgeye çok sayıda turistin geldiğini ifade ederek, ayrıca dağlardan yuvarlanan kayaların zaman zaman şelale yolunu kapattığını söyledi. Suyun aktığı mağaranın yapısıyla ilgili bilgi veren Değirmenci, “Orada 2 ay su akıyor ama içerideki yapı şöyle. Şelale kurumuş olsa bile içerideki su bitmiyor. Orada bir terazide duruyor ve içeride su oluyor. İçeriden gelen su, atölyelerin altından geçiyor. Atölyeler suyun üstünde.” diye konuştu.

    “YURT DIŞINDAN GELENLERİ DE GÖRDÜM”

    Değirmenci, 2 ay daha görülebilecek şelalenin herkesi cezbedeceğini dile getirdi. Bölgede yaşayan Ramazan Kaymak ise kanyonun yamacındaki dağın eskiden darphane olarak kullanıldığını vurguladı. Bölgenin tarihi yapılar anlamında önemli değerlere sahip olduğunu belirten Kaymak, “Buranın su akışı ortalama 2 ay. Burayı görmeye yurt dışından gelenleri de gördüm. Suyun çıkış noktasında çevirisi yok ama kitabesi var. Bu kitabenin açılımını merak edip görenler var. Yaya ve bisikletle yürüyüşe gelip ziyaret eden insanlar da var.” ifadelerini kullandı. >>>AA

  • Atatürk’ün “soyağacı” ve az bilinen fotoğrafları albümde toplandı

    Atatürk’ün “soyağacı” ve az bilinen fotoğrafları albümde toplandı

    Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumuna bağlı Atatürk Araştırma Merkezi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün soyağacından eğitim hayatına, askerlik ve siyasi yaşamından Cumhuriyet’in gelişim sürecine kadar uzanan çalışmalarını, fotoğraflar, kısa anlatımlar ve QR kodlarla bir araya getirdi. Kurum yayınlarından çıkan ve Cumhuriyet tarihinde “Çiçek Bayramı”, “Altılar Davası” gibi az bilinen konuları da aydınlatan esere ilişkin açıklama yapan Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Kılınç, uzun yıllar içerisinde bu çalışmayı tamamladıklarını söyledi. Kılınç, Atatürk’le ilgili çok fazla albüm bulunduğunu, Atatürk Araştırma Merkezi’nin albümünü özel kılanın, kurumun kendi arşivlerindeki belge ve fotoğrafları bir araya getirmesi olduğunu ifade etti.

    Eserin editörlüğünü kendisinin üstlendiğini belirten Kılınç, şunları kaydetti: “Albüm deyince insanların aklına sadece fotoğraf geliyor ama bu albümde sadece fotoğraf yok. Fotoğrafları anlatan metinler, bilgiler de var. Albümde az bilinen fotoğraflar da var, çok bilinenler de. Çok bilinen fotoğraflardaki teferruatlar veya detaylarla ilgili albümün içerisinde bilgilere yer verdik. Atatürk, ömrünü vatanına, milletine vakfetmiştir. Albümü nispeten özgün kılan hususlardan bir tanesi de albümün interaktif bir halde olmasıdır. Örneğin albümün içerisinde bir fotoğrafa ilişkin Başkanlığımızın bir yayını veya Atatürk Ansiklopedisinden bir madde varsa, buraya QR kodu ekledik. Böylece okuyucular konuya ilişkin ücretsiz pek çok bilgi alabilecek. Albüm aslında, Atamızın kendi ailesinden, hatta kendi varlığından dahi vazgeçerek her şeyini, tümüyle, tüm gücünü, tüm varlığını vatanına, milletine vakfettiğini bize çok bariz bir şekilde gösteriyor.”

    “ALBÜM, ATATÜRK’ÜN DOĞUM YILI 1881 İLE BAŞLIYOR, 1938 İLE BİTİYOR”

    Albümde “öncesi” ve “sonrası” gibi karşılaştırmalı fotoğraflara da yer verildiğini dile getiren Kılınç, Atatürk’ün Selanik’te doğduğu evin önceki dönem ve şimdiki haliyle yan yana okuyucuya sunulduğunu belirtti. Albümde yaklaşık 350 fotoğrafın bulunduğunu aktaran Kılınç, “Belli bir konsept dahilinde, kronolojik usulle albümü oluşturduk. Albüm, Atatürk’ün doğum yılı 1881 ile başlıyor, 1938 ile bitiyor. Ama onun içerisindeki konuları da kronolojiyle yaptık. Albümün ilk bölümü ‘Selanik’ten Trablusgarp’a’, ‘Cepheden Cepheye’, ‘Milli Mücadele Sahnesinde’, ‘Liderliği ve Cumhuriyet’in Doğuşu’, ‘Yenileşmenin Öncüsü’ ve ‘Devrimler ve Toplumsal Dönüşüm’ şeklinde. Konular konsept dahilinde bir kronoloji içerisinde sunuluyor.” dedi. Prof. Dr. Kılınç, albümde, Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın fotoğrafları ile babasıyla ilgili kendi özel arşivlerinde olan ve daha sonraki bilgilerin hepsinin ilk kaynağını ve ham halini oluşturan şecere bilgilerinin de bulunduğunu dile getirdi.

    Cumhuriyet dönemi yazarlarından, arşivlerindeki, tarihçi Enver Behnan Şapolyo’nun özel koleksiyonundan albüme alınan şecereye dikkati çeken Kılınç, şunları kaydetti: “Özel arşivimizde yer alan, Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendi’nin şeceresine ilişkin görüntüyü de albümün içerisine koymuş olduk. Atamızın babasıyla ilintili olan şeceresindeki ilk veri Şapolyo’dan çıkmaktadır. Şapolyo daha sonra bunu 1950’lerde kitap olarak da çıkarmış. Daha sonraki kitaplar da onu takip etmiş. Kitaplarda yer alan şecerenin aslı ve ilk hali budur. Bu çalışma Şapolyo’nun el yazmasıdır.”

    AFGANİSTAN BÜYÜKELÇİLİĞİ SEFARETİNE BAYRAĞI ATATÜRK ÇEKMİŞ

    Albümde, az bilinen Afganistan’ın bağımsızlığıyla ilgili fotoğraflardan birisine yer verdiklerini belirten Kılınç, “Bu fotoğraf, 10 Haziran 1921 tarihinde Ankara’daki Afgan Sefarethanesinde çekilmiş. Bayrak çekme töreninde sefarethaneye bayrağı bizzat Mustafa Kemal Paşa çekmiş. Bu fotoğraf, nadir bilinen bir fotoğraftır. Bizim özel arşivimizde olan bu fotoğraf, bu albüm vesilesiyle tüm kamuoyuna ulaşmış oldu.” bilgisini paylaştı.

    Kılınç, Atatürk’ün kitap ve gazete okurken görüldüğü ve neyi okuduğunun anlaşılmadığı fotoğraflarına da özel yöntemle bozulmadan büyütülerek albümün içerisinde yer verdiklerini vurguladı.

    Bu yöntemi, Anadolu Ajansı’nın künyesinde de yer alan 27 Kasım 1930 tarihli fotoğrafta yaptıklarını kaydeden Kılınç, “Mustafa Kemal Atatürk, Ege Vapuru ile Trabzon’a seyahat halindeyken çekilmiş olan bir fotoğrafı var, bilinen bir fotoğraf. 27 Kasım 1930 tarihli bir fotoğraf. İlk etapta hangi gazeteyi okuduğu anlaşılmıyor. Paşamız 24 Kasım tarihli Hakimiyeti Milliye Gazetesi’ni okuyor. İşte albümü farklı kılan husus. Paşa’mızın okumuş olduğu gazete ve okuduğu sayfanın tamamına albümde yer verdik.” ifadesini kullandı.

    TARİHİ ANLARIN DETAYLARINA VURGU

    Prof. Dr. Ahmet Kılınç, fotoğrafları özgün nitelikler katarak sunmaya çalıştıklarının altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Atamızın Meclis kürsüsünde bir fotoğrafı var. O fotoğrafı herkes bilir ama o fotoğrafta sobalarla ısınan bir Meclis görüyoruz. Biz, o sobaların kendisine atıfta bulunduk. Gaz lambalarıyla aydınlanma var. O gaz lambalarına vurgu yaptık. Nüansları albüme ekledik. En az 20-30 civarında da bizim çok az bilinen fotoğraflarımız var albümde. ‘Fotoğraflarla Atatürk Bir Ömür, Bir Cumhuriyet’ albümü satışta ve ‘https://emagaza-atam.ayk.gov.tr/magaza/’ sayfasından ulaşılabilir.” >>>AA

  • Siz Afyon’u hiç böyle gördünüz mü?

    Siz Afyon’u hiç böyle gördünüz mü?

    Güneşten kara, sisten buluta masalsı kareler

    Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü bünyesinde görev yapan Araştırma Görevlisi Hakan Yılmaz tarafından kayıt altına alınan görüntüler, kalenin yıl içindeki değişimini gözler önüne serdi. “4 Mevsim” temalı hazırlanan çalışmada; kalenin güneşli günlerdeki ihtişamı, yağmur altındaki hüzünlü dokusu, kışın büründüğü beyaz örtü ve sisli havalardaki gizemli duruşu bir araya getirildi.




    Bulutlar üzerindeki hisar

    Klipteki en dikkat çekici bölümlerden biri, kalenin bulut denizinin üzerinde kaldığı anlar oldu. Şehri kuşbakışı izleyen ve masalsı bir hava oluşturan bu görüntüler, sosyal medyada kısa sürede büyük beğeni topladı. 226 metre yükseklikteki bu tarihi mirasın her mevsim ayrı bir hikaye anlattığı bu çalışma, kentin tanıtımına da büyük katkı sağladı.

    Hititlerden günümüze ihtişam

    M.Ö. 1350 yıllarında yapıldığı tahmin edilen ve yüzyıllar boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Karahisar Kalesi, sadece tarihsel önemiyle değil, günümüzde sanata ve görsel çalışmalara ilham veren doğal yapısıyla da Afyonkarahisar’ın en önemli sembolü olmayı sürdürüyor.