Kategori: Turizm

  • Aynı Vergi, Aynı Sorumluluk; Peki Aynı Tanıtım Nerede?

    Aynı Vergi, Aynı Sorumluluk; Peki Aynı Tanıtım Nerede?

    Türkiye turizmi denildiğinde akla ilk gelen görüntüler bellidir; deniz, kum, güneş ve sahil otelleri…

    Uluslararası fuarlarda, reklam kampanyalarında, tanıtım filmlerinde ve dijital mecralarda yıllardır aynı destinasyonlar ön plana çıkarılıyor. Antalya, Bodrum, Marmaris ve Ege kıyıları elbette ülkemizin önemli turizm merkezleridir. Ancak Türkiye turizmi bunlardan ibaret değildir.

    Bugün Afyonkarahisar, Sandıklı, Kütahya, Yalova, Sivas, Nevşehir, Erzurum ve benzeri birçok şehir de ülke turizmine katkı sağlamakta, istihdam oluşturmakta ve yatırım çekmektedir.

    Daha da önemlisi bu şehirlerde faaliyet gösteren turizm işletmeleri de diğer bölgelerdeki işletmelerle aynı vergileri ödemektedir.

    İşte tam da burada önemli bir soru ortaya çıkmaktadır:

    Aynı vergiyi ödüyorsak neden aynı ölçüde tanıtılamıyoruz?

    Bugün konaklama vergisi Türkiye’nin her noktasında uygulanmaktadır. Ancak bu verginin geri dönüşü konusunda bölgesel bir adaletin varlığından söz etmek oldukça güçtür.

    Özellikle termal turizm merkezleri bu durumun en somut örneklerinden biridir.

    Afyonkarahisar yalnızca bir termal şehir değildir. Frig Vadileri, tarihi mirası, gastronomisi, doğal güzellikleri, kültürel değerleri ve sağlık turizmi potansiyeliyle dünyanın dikkatini çekebilecek özelliklere sahiptir.

    Sandıklı ise binlerce yıllık termal kaynakları, Hüdai Kaplıcaları, doğal çamur banyoları ve sağlık turizmi altyapısıyla Türkiye’nin önemli termal destinasyonlarından biridir.

    Ancak uluslararası tanıtımlara baktığımızda bu değerlerin yeterince yer bulamadığını görüyoruz.

    Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın (TGA) yaptığı çalışmalar elbette kıymetlidir. Ancak Türkiye’nin tanıtımı sadece sahil turizmi üzerinden yürütüldüğünde ülkenin sahip olduğu büyük potansiyelin önemli bir bölümü görünmez hale gelmektedir.

    Oysa sağlık turizmi, termal turizm, kültür turizmi, gastronomi turizmi ve doğa turizmi artık dünya turizminde hızla yükselen alanlardır.

    Bugün Avrupa’da milyonlarca insan deniz tatili için değil; sağlık, rehabilitasyon, kültür ve deneyim odaklı seyahat etmektedir.

    Afyonkarahisar tam da bu taleplere cevap verebilecek şehirlerden biridir.

    Bu nedenle konaklama vergisinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

    Vergi oranları;

    – Bölgelere göre,
    – Turizm türlerine göre,
    – Yıldız sınıflarına göre,
    – İşletme belgelerine göre,

    yeniden düzenlenmelidir.

    Ayrıca toplanan vergilerin belirli bir bölümü, o bölgenin tanıtımına ve turizm altyapısına geri döndürülmelidir.

    Örneğin Afyonkarahisar’dan elde edilen turizm gelirlerinin bir kısmı;

    – Uluslararası termal fuarlara,
    – Yabancı basın tanıtımlarına,
    – Dijital reklam kampanyalarına,
    – Direkt uçuş çalışmalarına,
    – Kültür ve gastronomi etkinliklerine,

    aktarılmalıdır.

    Çünkü tanıtım olmadan turizm gelişmez.

    Turizm gelişmeden yatırım büyümez.

    Yatırım büyümeden istihdam oluşmaz.

    Bugün sektörün en büyük sorunlarından biri de personel bulamamaktır.

    Turizm çalışanları için lojman destekleri, eğitim bursları, mesleki gelişim programları ve istihdam teşvikleri hayata geçirilmelidir.

    Konaklama vergilerinden elde edilen gelirlerin bir kısmı doğrudan turizm çalışanlarına ve sektörel eğitimlere aktarılmalıdır.

    Unutulmamalıdır ki güçlü turizm sadece güzel otellerle değil, nitelikli çalışanlarla mümkündür.

    Artık Türkiye turizmini yalnızca deniz, kum ve güneş ekseninde değerlendirme dönemi geride kalmalıdır.

    Yeni dönemde sağlık turizmi, termal turizm, kültür turizmi ve gastronomi turizmi daha fazla desteklenmelidir.

    Çünkü Afyonkarahisar’ın, Sandıklı’nın ve Anadolu’nun sahip olduğu değerler sadece Türkiye’nin değil, dünyanın tanıması gereken zenginliklerdir.

    Aynı vergiyi ödeyen her destinasyon, tanıtımdan da eşit pay almalıdır.

    Turizmde gerçek sürdürülebilirlik ancak bu anlayışla sağlanabilir.

  • AFYONKARAHİSAR TURİZMİNDE YENİ BİR HEYECAN ZAMANI

    AFYONKARAHİSAR TURİZMİNDE YENİ BİR HEYECAN ZAMANI

    Afyonkarahisar turizmi artık yeni bir sinerjiye, yeni bir heyecana ve yeni bir vizyona ihtiyaç duyuyor.

    Aslında elimizde eksik olan çok şey yok. Yıllardır konuştuğumuz gibi; un var, su var, tuz var. Yapmamız gereken tek şey hamuru yoğurmak ve ortaya güçlü bir hikâye çıkarmaktır.

    Bugün Afyonkarahisar, Türkiye’nin en güçlü termal destinasyonlarından biridir. Binlerce yatak kapasitesine, modern tesislere, güçlü yatırımcılara ve deneyimli turizm profesyonellerine sahiptir. Ancak artık sadece otel yapmakla, yatak kapasitesini artırmakla veya yeni tesisler açmakla büyüyebileceğimiz noktayı çoktan geçtik.

    Çünkü günümüz turisti yalnızca konaklayacağı bir oda aramıyor.

    Bir hikâye arıyor.

    Bir deneyim arıyor.

    Bir heyecan arıyor.

    İşte tam da bu noktada Afyonkarahisar’ın sahip olduğu eşsiz değerler devreye giriyor.

    Frig Vadisi’nin binlerce yıllık tarihi…

    Akdağ’ın eşsiz doğası…

    Hüdai’nin şifalı termal suları…

    Afyon mutfağının zengin gastronomik mirası…

    Dünyaya ihraç edilen blok mermer sektörü…

    Motor sporlarının önemli organizasyonlarından MXGP…

    Bütün bunlar tek başına güçlü değerlerdir. Ancak asıl güç bunların bir araya gelmesinden doğacaktır.

    Ne yazık ki yıllardır eksikliğini hissettiğimiz konu da tam olarak budur.

    Afyonkarahisar’ın bugün sürdürülebilir ve ortak bir etkinlik takvimi bulunmamaktadır.

    Her yıl farklı fikirler ortaya çıkmakta, bazı festivaller düzenlenmekte, bazıları ise ilk yılın ardından unutulmaktadır.

    Oysa turizmde başarı tek seferlik organizasyonlarla değil, sürdürülebilir etkinliklerle gelir.

    Örneğin Termal Çamur Festivali…

    Yıllardır farklı şekillerde gündeme gelmiş, çeşitli denemeler yapılmış ancak istenilen noktaya ulaşılamamıştır.

    Bunun en önemli nedenlerinden biri organizasyonların sadece ilçelerin sorumluluğuna bırakılmasıdır.

    Oysa Sandıklı’da yapılan bir festival sadece Sandıklı’nın değildir.

    Afyonkarahisar’ın festivalidir.

    Benzer şekilde Dinar’da yapılacak Marsiyas Müzik Festivali sadece Dinar’a değil, tüm şehrin kültürel değerine katkı sağlayacaktır.

    Akdağ’da gerçekleştirilecek bir Kış Festivali sadece Sandıklı’nın değil, Afyonkarahisar’ın marka değerini yükseltecektir.

    Sorun tam da burada başlıyor.

    İlçeler “merkez destek vermiyor” diye düşünüyor.

    Merkez ise “ilçedeki etkinlik bana ne kazandıracak” anlayışına kapılıyor.

    Sonuçta herkes haklı olduğunu düşünürken Afyonkarahisar kaybediyor.

    Oysa turizmde başarı rekabet ederek değil, birlikte hareket ederek elde edilir.

    Bugün yapılması gereken şey; valilik, belediyeler, kaymakamlıklar, üniversiteler, turizm işletmeleri, ticaret odaları, sivil toplum kuruluşları ve sektör temsilcilerinin ortak akıl masasında buluşmasıdır.

    Ve ortaya yıllık bir “Afyonkarahisar Etkinlik ve Festival Takvimi” çıkarılmasıdır.

    Bu takvimde;

    – Akdağ Kış Festivali,
    – Uluslararası Termal Çamur Festivali,
    – Marsiyas Müzik Festivali,
    – Gastronomi Festivali,
    – Frigya Kültür ve Doğa Günleri,
    – Blok Mermer Tasarım Günleri,
    – Zafer Yolu Yürüyüş ve Bisiklet Organizasyonları,
    – Motofest ve MXGP etkinlikleri,

    birbirini tamamlayan bir bütünün parçaları olarak yer almalıdır.

    Her ay başka bir ilçede, başka bir tema ile Afyonkarahisar’ın hikâyesi yeniden yazılmalıdır.

    Çünkü artık yeni otellerden çok yeni hikâyelere ihtiyacımız var.

    Yeni binalardan çok yeni heyecanlara ihtiyacımız var.

    Yeni yataklardan çok yeni deneyimlere ihtiyacımız var.

    Afyonkarahisar’ın geleceği yalnızca termalde değil;

    termalden gastronomiye,

    gastronomiden tarihe,

    tarihten doğaya,

    doğadan kültür ve sanata uzanan bütünleşik bir turizm anlayışında yatmaktadır.

    Artık konuşma değil, takvim oluşturma zamanıdır.

    Artık fikir üretme değil, birlikte uygulama zamanıdır.

    Çünkü un var.

    Su var.

    Tuz var.

    Şimdi hamuru yoğurma zamanı…

  • Savaşın Gölgesinde Turizm, Afyon’un Şifalı Suları

    Savaşın Gölgesinde Turizm, Afyon’un Şifalı Suları

    Ortadoğu’da Gerilim, Termal Turizmde Yeni Bir Dönem
    Ortadoğu yine kaynıyor.
    İran ile İsrail arasındaki gerilim her geçen gün daha yüksek sesle konuşuluyor. Dünya basını olası bir savaş senaryosunu tartışırken, küresel ekonomi ve enerji piyasaları kadar bir sektör daha dikkat kesilmiş durumda: turizm.
    Turizm sektörü dünyanın en hassas alanlarından biridir. Savaşın olduğu yere turist gitmez. Güvenlik algısı zayıflayan destinasyonlar kısa sürede listeden çıkar. Ancak turizm tamamen yok olmaz; yön değiştirir.
    Tarih bunu defalarca gösterdi.
    Bir bölgede kriz çıktığında turist başka bir ülkeye gider. Bir destinasyon zayıfladığında başka bir destinasyon yükselir. Bu yüzden küresel turizmde krizler çoğu zaman aynı zamanda yeni fırsatların da başlangıcıdır.
    Türkiye bu denklemin tam ortasında duran ülkelerden biridir.
    Türkiye’nin Sessiz Avantajı
    Ortadoğu’daki her gerilim Türkiye için çift yönlü bir etki yaratır. Bir yandan bölgesel risk algısı oluşur, diğer yandan turistler güvenli alternatifler aramaya başlar.
    Bu noktada Türkiye’nin güçlü bir avantajı vardır: turizm çeşitliliği.
    Türkiye sadece deniz turizmiyle ayakta duran bir ülke değildir. Bu topraklarda aynı anda;
    deniz turizmi
    kültür turizmi
    gastronomi turizmi
    doğa turizmi
    sağlık ve termal turizm
    varlığını sürdürebilir.
    İşte bu çeşitlilik kriz dönemlerinde Türkiye’nin sigortasıdır.
    Deniz Turizmi Dalgalanır, Termal Turizm Direnir
    Savaş ve siyasi gerilimler en çok kıyı turizmini etkiler. Akdeniz’de güvenlik algısı değiştiğinde tatil planları hızlıca değişebilir.
    Ancak turizmin bir alanı vardır ki krizlerden çok daha az etkilenir: termal turizm.
    Çünkü termal turizm;
    tatil değil sağlık arayışıdır,
    eğlence değil iyileşme ihtiyacıdır.
    Bu yüzden termal destinasyonların talebi daha stabil ilerler.
    Türkiye’de bu alanın en güçlü merkezlerinden biri ise tartışmasız Afyonkarahisar.
    Anadolu’nun Ortasında Bir Sağlık Merkezi
    Afyonkarahisar yalnızca bir şehir değil, aynı zamanda bir termal başkenttir.
    Şehrin etrafında yükselen termal tesisler yalnızca Türkiye’nin değil Avrupa’nın da dikkatini çeken bir altyapıya sahiptir.
    Özellikle;
    Hüdai Kaplıcaları
    Gazlıgöl Kaplıcaları
    Ömer Kaplıcaları
    gibi merkezler yüksek mineral değerine sahip sularıyla yıllardır şifa dağıtıyor.
    Romatizmal hastalıklardan kas ve eklem problemlerine kadar birçok sağlık sorununda tercih edilen bu sular, Afyon’u yalnızca bir turizm destinasyonu değil, aynı zamanda bir sağlık merkezi haline getiriyor.
    Afyon’un Asıl Gücü: Dört Mevsim Turizm
    Türkiye’nin sahil şehirleri yaz aylarında parlar. Ancak yaz bitince sezon da büyük ölçüde sona erer.
    Afyon ise farklıdır.
    Termal turizm;
    yazın da çalışır
    kışın da çalışır
    hafta sonlarında da doludur
    sağlık turizmiyle uzun konaklama yaratır.
    Yani Afyon turizmi yalnızca sezonluk değil, yılın tamamına yayılan bir ekonomidir.
    Bu da şehri turizm krizlerine karşı daha dayanıklı hale getirir.
    Yeni Bir Başlık: Ulaşım ve Zafer Havalimanı Fırsatı
    Ortadoğu’daki gerilim yalnızca turizm talebini değil, hava ulaşımını da doğrudan etkiliyor. Bölgedeki bazı hava sahalarının riskli görülmesi ve bazı uçuşların iptal edilmesi, havacılık sektöründe yeni rota arayışlarını gündeme getiriyor.
    Tam da bu noktada önemli bir potansiyel devreye giriyor:
    Zafer Havalimanı.
    Kütahya, Afyonkarahisar ve Uşak üçgeninde yer alan bu havalimanı, aslında Anadolu’nun en stratejik ulaşım noktalarından biridir.
    Özellikle Türk Hava Yolları ve diğer uluslararası havayolu şirketlerinin kriz dönemlerinde yeni ve güvenli alternatif rotalar oluşturması durumunda, Zafer Havalimanı bölgesel turizm için önemli bir avantaja dönüşebilir.
    Düşünün ki;
    Avrupa’dan gelen bir turist birkaç saatlik uçuşla Zafer Havalimanı’na inebilir, ardından yarım saat – bir saat içinde Afyon’daki termal tesislere ulaşabilir.
    Bu yalnızca bir ulaşım kolaylığı değil, aynı zamanda bölgesel turizm stratejisidir.
    Asıl Soru Şu
    Bugün Ortadoğu’da yaşanan gerilim dünya turizminin rotasını yeniden şekillendirebilir.
    Ancak mesele yalnızca kriz değildir. Asıl mesele şudur:
    Türkiye bu değişen turizm hareketini doğru okuyabilecek mi?
    Ve daha da önemlisi;
    Afyon gibi güçlü termal merkezler uluslararası sağlık turizminin merkezlerinden biri haline gelebilecek mi?
    Çünkü gerçek şu ki;
    Anadolu’nun ortasında sessizce kaynayan bu şifalı sular yalnızca Türkiye için değil, dünya turizmi için de büyük bir potansiyel taşıyor.
    Belki de artık Afyon’a yalnızca bir kaplıca şehri olarak değil,
    Avrupa’nın yeni sağlık turizmi merkezi olarak bakmanın zamanı gelmiştir.
    Ve belki de bu dönüşümün anahtarlarından biri;
    Afyon semalarına inecek yeni uçaklardır.

  • Afyonkarahisar’ın yeni turizm rotası için ilk adımlar atıldı: Mahmarı Obası projesi görücüye çıktı!

    Afyonkarahisar’ın yeni turizm rotası için ilk adımlar atıldı: Mahmarı Obası projesi görücüye çıktı!

    Projenin hayata geçirilmesi noktasında yürütülen çalışmaların değerlendirildiği toplantıda önemli isimler hazır bulundu. Görüşmeye Vali Yardımcısı Yalçın Sezgin, Sinanpaşa Kaymakamı Emrah Arslan ve Taşoluk Belediye Başkanı Bilgin Özen katılım sağlayarak projeye dair görüşlerini iletti.

    Turizmde yeni bir soluk: Mahmarı Obası

    Geleneksel motiflerle modern turizm anlayışını birleştirmesi beklenen Mahmarı Obası’nın, bölge ekonomisine ve tanıtımına büyük katkı sağlaması hedefleniyor. Vali Yiğitbaşı’nın yakından takip ettiği bu projenin, kısa sürede Afyonkarahisar’ın cazibe merkezlerinden biri haline gelmesi bekleniyor.>>>Haber MERKEZİ 

  • Vali Yiğitbaşı 16. Hac İstişare Toplantısı’na katıldı!

    Vali Yiğitbaşı 16. Hac İstişare Toplantısı’na katıldı!

    Hizmet kalitesinin artırılması hedefleniyor

    Toplantı kapsamında, hacı adaylarına sunulan hizmetlerin geliştirilmesi, çeşitlendirilmesi ve paydaşlar arasındaki koordinasyonun en üst seviyeye çıkarılması için önemli değerlendirmeler yapıldı. Organizasyonun daha ileri bir noktaya taşınması noktasında görüş birliğine varılırken, vatandaşların ibadetlerini daha konforlu bir şekilde yerine getirebilmeleri için planlanan yeni projeler üzerinde duruldu.



    Sektör temsilcileri bir araya geldi

    Afyonkarahisar’da gerçekleştirilen programa Diyanet İşleri Başkanlığı Hac ve Umre Genel Müdürü Hüseyin Demirhan, HÜRSAD Başkanı Diyaeddin Şahin ve TÜRSAB Dumlupınar Bölge Temsil Kurulu Başkanı Bilal Şenel’in yanı sıra 100’den fazla seyahat acentası yetkilisi ile Suudi Arabistan’dan gelen sektör temsilcileri katıldı. Paydaşlar, hac hizmetlerindeki verimliliği artırmak adına karşılıklı fikir alışverişinde bulundu.>>>Haber MERKEZİ 

  • Bu çeşmelerden şifa akıyor! Yer: Afyonkarahisar

    Bu çeşmelerden şifa akıyor! Yer: Afyonkarahisar

    Böbrek ve şeker rahatsızlıklarına iyi geldiğine inanılıyor

    Beldede bulunan iki ayrı çeşmeden akan suyun, özellikle böbrek taşı ve şeker hastalıkları gibi sağlık sorunlarına iyi geldiği inancı ilgiyi artırıyor. Şehir dışından, özellikle Konya’nın Akşehir ilçesi gibi çevre bölgelerden gelen vatandaşlar, bu suların rahatlatıcı etkisi olduğunu ve düzenli tüketim sonrası kendilerini daha iyi hissettiklerini ifade ediyor.





    Çevre illerden yoğun ilgi görüyor

    Yaklaşık iki yıldır bölgedeki kaynak suyunu düzenli olarak kullanan vatandaşlar, doğal suyun tadı ve içimi nedeniyle Değirmenayvalı’yı sık sık ziyaret ediyor. Bölge halkı, artan bu ilgiden duydukları memnuniyeti dile getirirken, beldenin doğal zenginliklerinin tanıtılması açısından bu durumun önemli bir fırsat olduğu vurgulanıyor.>>>Haber MERKEZİ 

  • TÜROFED yönetimi Wow İstanbul’da toplandı

    TÜROFED yönetimi Wow İstanbul’da toplandı

    Sektörün güncel durumu ve stratejiler masada

    Toplantıda, ülke turizminin mevcut durumu kapsamlı bir şekilde ele alınırken; sektördeki güncel gelişmeler, karşılaşılan operasyonel sorunlar ve geleceğe yönelik stratejik hamleler masaya yatırıldı. Karşılıklı görüş alışverişiyle oldukça verimli geçen oturumda, federasyonun önümüzdeki döneme ait yol haritasına ışık tutacak kritik değerlendirmeler yapıldı.

    “İşimiz turizm, evimiz TÜROFED”

    “İşimiz turizm, evimiz Türofed” anlayışıyla bir araya gelen yönetim kurulu üyeleri, sektördeki birlik ve dayanışmanın önemine dikkat çekti. Sektör paydaşları, turizmin sürdürülebilir gelişimi adına ortak hedefler doğrultusunda kararlılıkla çalışmaya devam edeceklerini ifade etti. Toplantı, günün anısına çekilen aile fotoğrafı ile son buldu.

  • Zelve ve Paşabağı, 1,2 milyon ziyaretçi ağırladı

    Zelve ve Paşabağı, 1,2 milyon ziyaretçi ağırladı

    İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü verilerine göre, Avanos ilçesine 5 kilometre mesafedeki Paşabağı Ören Yeri ile buraya 1 kilometre uzaklıktaki Zelve Ören Yeri, Kapadokya’yı ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerden ilgi görüyor. Her iki ören yerini geçen yıl ocakta 48 bin 770, şubatta 42 bin 641, martta 71 bin 215, nisanda 151 bin 353, mayısta 173 bin 514, haziranda 126 bin 827, temmuzda 96 bin 942, ağustosta 120 bin 454, eylülde 126 bin 100, ekimde 152 bin 438, kasımda 107 bin 865, aralıkta ise 53 bin 824 ziyaretçi gezdi. Geçen yıl toplam 1 milyon 271 bin 943 ziyaretçi çeken Zelve ve Paşabağı ören yerleri, önceki sene 948 bin 746 kişiyi ağırlamıştı.

    “KAPADOKYA DÜNYADA ÜÇ ŞEKİLDE GEZİLEBİLEN TEK YERDİR”

    Nevşehir Turist Rehberleri Odası Başkanı Özay Onur, Kapadokya’da peribacalarının en yoğun olduğu bölgelerin arasındaki ören yerlerinin, kayadan oyma şapel ve barınma alanlarıyla ilgi çektiğini söyledi. Yılın her döneminde turist ağırlanan ören yerlerini daha çok Güney Amerikalı ve Uzak Doğulu turistlerin ziyaret ettiğini belirten Onur, şöyle konuştu: “Bölgemiz, gerek tarihi gerek kültürel gerekse coğrafi yapı olarak eşine az rastlanır bir alandır. Kapadokya dünyada üç şekilde gezilebilen tek yerdir. Yerin altına indiğinizde yer altı şehirleri farklı bir dünya, yer yüzeyi yine farklı, balonla gökyüzüne yükseldiğinizde de başka bir dünya karşınıza çıkar. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki bölgemiz, değerli bir turizm destinasyonudur. Zelve Ören Yeri, Kapadokya bölgesinin ilk yerleşim alanlarından, aynı zamanda son terk edilen yerleşim yeri. 1950’li yıllara kadar bir yerleşim vardı. Kaya düşmesi sonucu devletimizin iskan politikası kapsamında köy taşındı. Üç vadiden oluşmaktadır. İnsanlar ören yerlerine geldiğinde bir zaman makinesine girmişçesine yolculuğa çıkabilir. Paşabağı Ören Yeri ise bölgedeki jeolojik oluşumların en iyi gözlemlendiği şapkalı peribacalarının yoğun olduğu bir yerdir.”

    ÖREN YERLERİ YÖRE EKONOMİSİNE KATKI SUNUYOR

    Zelve ve Paşabağı’nda Kültür ve Turizm Bakanlığınca yürütülen düzenleme çalışmaları kapsamında yapılarak yöre esnafının işletmesine verilen hediyelik eşya satış reyonları da bölge ekonomisine katkı sunuyor. Zelve-Paşabağı Esnaf Kooperatifi Başkanı Murat Öztürk, ören yerlerine ilginin bölge esnafını memnun ettiğini dile getirerek, “Burası, peribacalarının olması ve vadi yürüyüşü imkanı dolayısıyla her zaman turist çekmektedir. Yıl boyunca sezonuna göre ziyaretçiler değişiyor. Mart, nisan, mayıs döneminde İspanyollar, Meksikalılar, Brezilyalılar daha fazla oluyor. Kış döneminde de Çinli ve Güney Koreliler yoğunluk oluşturuyor.” dedi. Esnaf Halil Coşkun da sosyal medyada paylaşılan fotoğrafların insanların ilgisini çektiğini, her geçen yıl daha çok turistin ören yerlerini ziyaret ettiğini söyledi. >>>AA

  • Rixos Hotels’ten Epstein iddialarına yanıt: “Kayıtlarımızda böyle bir bilgi yok”

    Rixos Hotels’ten Epstein iddialarına yanıt: “Kayıtlarımızda böyle bir bilgi yok”

    2019 yılında tutuklu bulunduğu cezaevinde kendini asarak yaşamına son veren pedofili suçlusu Yahudi iş insanı Jeffrey Epstein’ın, 2017 yılındaki e-posta yazışmalarına göre Epstein’in, özel masözü ve asistanları için Rixos’ta “eğitim” adı altında konaklama organize ettiği iddia edildi.

    Yazışmalarda, Rixos yetkilisi Sebla Soydan’ın Jeffrey Epstein’e e-posta gönderdiği görülüyor. Mesajlarda Epstein’in, “Sebla, sana ve Fettah’a teşekkürler. Bu onların ve benim hayatımı değiştirdi. Sana minnettarım” ifadelerine yer verdiği belirtiliyor.

    OTELDEN AÇIKLAMA GELDİ
    Rixos Hotels, kurumsal internet sitesinden bir açıklama yayımladı. Açıklamada, söz konusu sürecin etik, hukuki ve kurumsal standartların dışında şekillenmediğinin altı çizildi.

    Rixos Hotels tarafından yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:
    “Son günlerde sosyal medyada markamız RIXOS HOTELS ve kurucumuz Sayın Fettah Tamince hakkında paylaşılan iddialara yönelik açıklama gereği doğmuştur. Bahsi geçen konu; Dubai merkezli uluslararası bir grubun talebi üzerine, kurumsal ve mesleki eğitim kapsamında sağlanan sınırlı bir bilgi paylaşımı desteğinden ibarettir. Bu kapsamdaki talep ve destek süreçleri; etik, hukuki ve kurumsal standartlarımızla tamamen uyumlu, şeffaf ve profesyonel bir çerçevede ele alınır. Küresel turizm sektöründe kurumlar arası bu tür iş birlikleri olağan uygulamalardır. Gerçeği yansıtmayan ve bağlamından koparılan paylaşımlara itibar edilmemesini rica ederiz.”

  • Kaçak restoran kaldırıldı, Muhteşem görüntü ortaya çıktı!

    Kaçak restoran kaldırıldı, Muhteşem görüntü ortaya çıktı!

    Göreme beldesinde I. Derece Arkeolojik ve I. Derece Doğal Sit Alanı içerisinde bulunan, restoran olarak işletilen kaçak yapının kaldırılması için çalışma başlatıldı. Alan Başkanlığı ekiplerince yürütülen çalışma sonucunda izinsiz yapı kaldırılırken, peribacalarının ve tarihi peyzajın özgün görüntüsü yeniden gün yüzüne çıkarıldı.

    Koruma-kullanma dengesi gözetiliyor

    Kapadokya Alan Başkanı Cem Aslanbay, bölgenin ruhunu korumak adına izinsiz yapılaşmaya izin verilmeyeceğini belirtti. Aslanbay, “Kaçak yapıları kaldırırken yeni yapılaşmaların bölge dokusuyla uyumlu ilerlemesini sağlıyoruz. Hiçbir turizm yapısı doğal dokunun önüne geçmemelidir,” ifadelerini kullandı.



    Kararlar titizlikle alınıyor

    İzinsiz uygulamaların belirlenmesi sürecinde Kapadokya Bilim Kurulu ve Alan Komisyonu ile koordineli hareket ediliyor. Bölgedeki mimari uygulama projeleri, yerel yönetimlerle iş birliği içerisinde ve koruma standartları doğrultusunda titizlikle incelenmeye devam ediyor.

  • Şehit ve Gazi Yakınlarına  kültürel gezi

    Şehit ve Gazi Yakınlarına kültürel gezi

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın talimatları ile İçişleri Bakanlığı himayelerinde başlatılan “Huzur ve Kardeşlik Buluşmaları” projesi kapsamında şehit ve gazi yakınları Afyonkarahisar’da kültürel gezide buluştu. 
    İçişleri Bakanlığı himayelerinde Valiliklerin destekleriyle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşayan ve daha önce ülkemizin tarihi ve kültürel yörelerini ziyaret imkânı bulunmayan Şehit ve Gazi yakınlarına, terör mağduru ve depremzede ailelere yönelik “Huzur ve Kardeşlik Buluşmaları Projesi”nin 1. etabı tamamlanmıştı. 
    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın talimatları doğrultusunda, “Huzur ve Kardeşlik Buluşmaları Projesi”nin 2. etabı da ülkemizin 7 bölgesi ve 81 ilini kapsayacak şekilde başlatıldı. 
    Bu kapsamda daha önce farklı bölgelerdeki tarihi ve kültürel mekânları ziyaret etme imkânı bulamamış Şehit ve Gazi yakınları, depremzede ve terör mağduru aileler ile öğrenciler ve kadınlardan oluşan 45 kişilik heyet, Afyonkarahisar’ın tarihi ve kültürel yerlerini gezdi. 
    Kocatepe’yi, Atatürk Evi’ni, Zafer Müzesi’ni, İstiklal Tanıtım Merkezi’ni, şehitlikleri ziyaret eden heyet, doğa harikası tarihi Frigya’da yer alan Ayazini Karşılama ve Tanıtım Merkezi’ni, Meryem Ana Kilisesi, Bizans Yerleşimleri, çok katlı yerleşimler, Göynüş Vadisi’nde Aslantaş, Yılantaş ve Maltaş’ı yerinde gördü.
    Afyonkarahisar’ın tarihi sokaklarını ve Ulu Camii’ni de ziyaret eden heyet, Afyonkarahisar gezisinden memnun kaldı. Kaynak: Afyon Valiliği

  • AFDOS Üyeleri Şuhut'ta

    AFDOS Üyeleri Şuhut'ta

    Afyonkarahisar Doğa Sporları Kulübü (AFDOS) üyeleri hafta sonu düzenledikleri etkinlik kapsamında Şuhut’un doğasında yürüyüş gerçekleştirerek ilçenin tarihi ve kültürel miras noktalarını ziyaret etti.
    Afyonkarahisar Doğa Sporları Kulübü (AFDOS) üyeleri hafta sonunu Şuhut’un zengin doğası ve tarihi dokusuyla iç içe geçirdi. İlçeye sabah saatlerinde gelen kulüp üyeleri ilk olarak geçmişi çok eski yıllara dayanan tarihi kayalık yerleşim yeri olan Bininler Kaya Evleri’ni ziyaretiyle güne başladı. Şuhut’un eşsiz manzaraları eşliğinde yaklaşık 7 kilometrelik rotada yapılan yürüyüş üyelere hem spor hem de doğayla baş başa kalma fırsatı sundu. Katılımcılar burada Şuhut’un tarihi geçmişine dair önemli bilgiler aldı ve bölgenin doğal güzelliklerini fotoğrafladı. Kulüp üyelerinin dinlenme ve yemek saatinde ise tercih Şuhut Keşkek Evi oldu.
     
    Coğrafi işaret tesciline sahip olan meşhur Şuhut keşkeği üyelere ikram edildi. Keşkek hakkında bilgi alan doğaseverler ilçenin gastronomik kültürüne de yakından tanıklık ettiler. Ardından Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Büyük Taarruz öncesinde konakladığı ve karargah olarak kullandığı Atatürk Evi ziyaret edildi. Üyeler tarihi binada yapılan anlatımlar eşliğinde Kurtuluş Savaşı hazırlık sürecini yerinde dinleme imkanı buldu. Ziyaretlerin devamında Şuhut Şehit ve Gaziler Hatıra Merkezi’ne gidilerek vatan uğruna canlarını feda eden kahramanlar anıldı. Kulüp üyelerinin son durağı ise Kocatepe oldu.
    ŞUHUT TARİHİYLE VE DOĞASIYLA ANADOLU’NUN ÖZÜ
    Gezi hakkında değerlendirmelerde bulunan Afyonkarahisar Doğa Sporları Kulübü Başkanı Sebahattin Sevinç, Şuhut’un hem doğa hem de tarih açısından büyük bir potansiyele sahip olduğunu vurguladı. Sevinç, “Şuhut, sadece Afyonkarahisar’ın değil, Anadolu’nun özünü yansıtan özel bir ilçedir. Doğası, tarihi ve kültürüyle her köşesi ayrı bir değer taşıyor. Biz Doğa Sporları Kulübü olarak doğayı koruma bilincini artırırken gittiğimiz her yerde yöre halkıyla buluşuyor, tarihi ve kültürel mirası tanımaya gayret ediyoruz.
     
    Bugün burada Bininlerde hem doğa yürüyüşü yaptık hem de geçmişin izlerini takip ederek anlamlı bir yolculuk gerçekleştirdik. Şuhut ziyareti üyelerimiz için sporun, doğanın ve tarihin bir araya geldiği unutulmaz bir deneyim oldu. Bizler ilçenin tanıtımına katkı sağlamaktan ve Şuhut’un doğal güzelliklerini keşfetmekten büyük memnuniyet duyduk. Misafirperverliği için belediye başkanımız Muhittin Özaşkın ile Şuhut halkına çok teşekkür ediyoruz” dedi. Kaynak Şuhut Belediyesi