Yazar: admin

  • 15 Temmuz şehidi Gülşah Güler’in ailesi evlerini kızlarının hatıralarıyla donattı

    15 Temmuz şehidi Gülşah Güler’in ailesi evlerini kızlarının hatıralarıyla donattı

    Güler’in ailesinin, Kırıkhan Reşatlı Mahallesi’ndeki evleri 6 Şubat 2023’teki depremlerde ağır hasar alarak yıkıldı.

    Yıkılan evlerinin yerine 2 katlı konut inşa eden Güler ailesi, ikinci katına şehit kızları Gülşah Güler’e ait eşyaları yerleştirdi.

    Ailenin “anı evi” olarak nitelendirdiği evde, Güler’in meslek hayatında kullandığı üniforması, kişisel eşyaları, çeşitli hatıraları ile Ankara’da yaşadığı evden getirilen eşyaları yer alıyor.

    Anne Emine ile baba Hüseyin Güler, günün büyük bir bölümünü kızlarının eşyalarıyla donattıkları evde geçiriyor.

    15 Temmuz şehidi Gülşah Güler'in ailesi evlerini kızlarının hatıralarıyla donattı

    “Gülşah, Türkiye’nin evladı oldu”

    Baba Hüseyin Güler, AA muhabirine, 10 yıl geçse de acılarının ilk günkü gibi taze olduğunu söyledi.

    Kızını çok özlediğini ve hasretinin her geçen gün katlandığını anlatan Güler, “İçimizdeki acı dinmiyor ama evladımızla gurur duyuyoruz. Allah bize şehit anne ve babası olmayı nasip etti. Gülşah’ımız artık sadece bizim değil, Türkiye’nin evladı oldu.” diye konuştu.

    Güler, oluşturdukları anı evinde kızlarının hatıralarını yaşatmaya devam edeceklerini belirtti.

    Kızına ait tüm eşyaların anı evinde yer aldığını anlatan Güler, şunları kaydetti:

    “Zaman zaman gelip burada oturuyor, kızımızı yanımızda hissediyoruz. Burası bize huzur veriyor. İnşallah bu anı evini ilelebet koruyacağız. Şehidimize yakışır bir ortam oluşturmaya çalıştık.” Anne Emine Güler de anı evini ilerleyen süreçte görmek isteyenler için ziyarete açacaklarını kaydetti.>>>AA

  • Dış gebelik tanısında yapay zeka dönemi

    Dış gebelik tanısında yapay zeka dönemi

    Medicana Sağlık Grubundan yapılan açıklamaya göre, Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gültekin Koçun ve beraberindeki ekip, kadın sağlığını ve hayatını tehdit eden dış gebelik hakkında çalışma yürüttü.

    Geliştirilen yapay zeka çalışmasının, dış gebelik vakalarını yüzde 99’a varan klinik doğrulukla tespit etmeyi başardığı ifade edildi.

    Modelin aynı zamanda sağlıklı gebeliklerin tanısını da yüzde 99,8 doğrulukla ortaya koyarak, olası hatalı tanı ihtimalini yüzde 1’in altına indirdiği belirtildi.

    Çalışmanın, uluslararası mühendislik ve teknoloji alanındaki bilimsel yayınlardan IEEE Access dergisinde yayımlanarak küresel ölçekte tescillendiği kaydedildi.

    “Çok daha erken evrede uyarı alabileceğiz”

    Açıklamada görüşlerine yer verilen Op. Dr. Gültekin Koçun, dış gebelikte erken tanı kadar, doğru tanının da kritik öneme sahip olduğunu belirtti.

    Koçun, erken teşhiste hastalara herhangi bir cerrahi müdahale uygulamadan, hücre büyümesini durduran ilaç tedavileriyle gebelik dokusunun vücut tarafından emilmesini sağlayabildiklerini ifade ederek, şunları kaydetti:

    “Ameliyatsız tedavi, gelecekteki üreme sağlığının korunması açısından önemlidir. Geliştirdiğimiz bu yapay zeka desteği sayesinde hekimler olarak çok daha erken evrede uyarı alabileceğiz. Çoğu vakada ameliyat seçeneği gündeme bile gelmeden hastaya uygun tedavi uygulanabilecek.”>>>AA

  • Gemi ve yat sektöründe ihracat yılın ilk yarısında 1,5 milyar dolara ulaştı

    Gemi ve yat sektöründe ihracat yılın ilk yarısında 1,5 milyar dolara ulaştı

    Gemi, Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliği (GYHİB) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Talha Pepe, gemi, yat ve hizmetleri sektörünün yılın ilk 6 ayında 1,5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini belirterek, “Bu yıl sonunda yeni bir rekor kırarak 2,5 ila 3 milyar dolar arasında ihracata ulaşmayı hedefliyoruz.” dedi.

    Pepe, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, ihracattaki artışta özellikle Kuzey Avrupa ülkelerine yapılan balıkçı gemileri, özel maksatlı gemiler ve römorkör teslimatlarının etkili olduğunu vurgulayarak, sektörün uluslararası pazardaki rekabet gücünü artırmaya devam ettiğini söyledi.

    Yılın ilk 6 ayında 1,5 milyar dolarlık ihracata ulaştıklarını aktaran Pepe, “Bu yıl sonunda yeni bir rekor kırarak 2,5 ila 3 milyar dolar arasında ihracata ulaşmayı hedefliyoruz.” bilgisini paylaştı.

    Mustafa Talha Pepe, ilk 6 aylık performansın önemli bölümünün 2-3 yıl önce imzalanan sözleşmelerin teslimatlarından kaynaklandığını ifade ederek, Türk gemi inşa sanayisinin son yıllarda önemli bir gelişim gösterdiğini dile getirdi.

    GYHİB Yönetim Kurulu Başkanı Pepe, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Öncelikle GYHİB olarak potansiyel gördüğümüz her pazarda önce ülkemizin bayrağını sonra birliğimizin bayrağını dalgalandırıyoruz ve bundan da gurur duyuyoruz. Mütemadiyen Avrupa’nın birçok ülkesinde hem gemi hem de yat için fuarlara katılıyoruz. Birebir etkinliklerde bulunuyoruz. Olabildiğince hem sektörü hem ülkemizi tanıtmaya gayret ediyoruz.

    Geçtiğimiz ay Yunanistan’daydık. Muhtemelen eylül ve ekim ayında Almanya ve Fransa’daki fuarlarda olacağız. Şunu söylemek isterim ki buralarda hem ülkemizi hem sektörü temsil etmeye çalışıyoruz. Fırsatın olduğu her yere gitmeye çalışıyoruz. Bizim için sınırlar önemli değil, mesafelerin hiçbir önemi yok. Yeter ki imkan olsun ve fırsat görelim.”

    Tersanelerin sipariş defterlerinde önceki yıllara kıyasla bir miktar gerileme yaşandığına işaret eden Pepe, sektörün potansiyelini daha da artırabilmesi için teşvik ve destek mekanizmalarının sürdürülmesinin önem taşıdığını vurguladı.

    “Sektörümüze yön verecek teşviklerin ve kolaylıkların devam etmesini bekliyoruz”

    Pepe, gemi inşa ve yat inşa sanayinin son derece yüksek katma değeri olan bir ihracat kalemi olduğuna dikkati çekerek, “Bizim ortalama kilogram başına 25 dolar gibi bir ihracat rakamımız var. Dolayısıyla sektörümüzün katma değeri en yüksek sektörlerden biri olduğunu düşünüyorum. Türkiye’nin yekün ihracatındaki katma değerine değer kattığını düşünüyorum.” diye konuştu.

    Sektörde ihracattaki artışın istihdama, yan sanayine ve yerli üretime etkilerini değerlendiren Pepe, “Bunu çok olumlu değerlendiriyorum. Yan sanayiyi geçtiğimiz senelerde büyüttük katkısını gösterdi. İstihdamı büyüttük yine aynı şekilde sektöre katkısını gösterdi. Ondan dolayı yine önceki gibi sektörümüze yön verecek teşviklerin ve kolaylıkların devam etmesini bekliyoruz ve istiyoruz.” ifadesini kullandı.

    Mustafa Talha Pepe, yerli üretim oranının yükselmesinin, sektörün ihracat başarısına etkisine değinerek, şunları kaydetti:

    “Yerli üretimin artması kesinlikle çok pozitif etkiliyor. Çünkü biliyorsunuz ki özellikle salgın döneminde bütün gemi sahipleri ve imalatçılar test etti ki birbirine bağlı tedarik zincirleri olası krizlerde çok çabuk kayıplar veriyor. Dolayısıyla aslında biz gemi inşa ve yat sanayisinde müşterilerimize biraz da şunu gösteriyoruz, yurt içinde mümkün olduğunca çok yan sanayi girdisiyle elde edilecek ürünü yurt dışından gelecek malzemeye daha az muhtaç ederek, kusursuz bir teslimat süreci hazırlamaya çalışıyoruz. Dolayısıyla elbette ki yan sanayi ve yerli üretimin burada katkısı çok mühim. Her geçen gün de daha kıymetli hale geliyor. Son tüketicinin de kullanıcının da bu şekilde bir opsiyonla karşı karşıya kalması da son kullanıcının tercih ettiği ve memnun kaldığı bir hal alıyor.”

    Sürdürülebilir denizcilik alanındaki dönüşüme hızla uyum sağladıklarını belirten Pepe, bugün Türk tersanelerinde üretilen gemilerin yarısından fazlasının elektrikli veya LNG destekli çevreci teknolojilere sahip olduğunu aktardı.

    Pepe, özellikle Kuzey Avrupa pazarına yönelik yeşil gemi üretiminin arttığını dile getirerek, dünya denizcilik sektöründeki dönüşümü yakından takip ederek üretim süreçlerini bu doğrultuda şekillendirdiklerini anlattı.

    Gelecek dönemde en önemli önceliklerinin Avrupa’da yıllar içinde kazanılan pazar payını korumak olduğunu vurgulayan Pepe, balıkçı gemileri, feribotlar, römorkörler ve özel maksatlı gemilerde elde edilen güçlü konumun sürdürülebilmesi için sektörün desteklenmeye devam edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.>>>AA

  • 15 Temmuz’un izleri hâlâ silinmedi

    15 Temmuz’un izleri hâlâ silinmedi

    Aradan geçen yıllara rağmen bazı gazilerin vücutlarına isabet eden kurşunlar, hayati risk oluşturduğu için çıkarılamıyor. Kritik bölgelerde kalan mermiler, kalıcı sağlık sorunlarına ve günlük yaşamı etkileyen çeşitli rahatsızlıklara yol açıyor.

    Fiziksel izlerin yanı sıra yaşanan olayların etkileri de yıllar geçmesine rağmen yaşamların bir parçası olmaya devam ediyor.

    15 Temmuz gecesinde Saraçhane’deki direnişte gözünü kaybeden İsmail Acur ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Afet Koordinasyon Merkezi’nin (AKOM) önünde darbeci askerler tarafından göğsünden vurulan Musa İlhan, hem tedavi süreçlerini hem de o geceye dair hafızalarında yer eden anıları AA muhabirine anlattı.

    Şehit sanılıp üzerine Türk bayrağı örtüldü

    Darbe girişimini engellemek için ilk olarak İstanbul Emniyet Müdürlüğüne giden, ardından darbecilerin hedefindeki Saraçhane’deki İBB binasının olduğu bölgeye geçen 15 Temmuz gazisi İsmail Acur, işgal girişimine karşı direnen vatandaşlarla birlikte en ön saflarda yer aldı.

    Yaralananları güvenli bölgelere taşıdıktan sonra yeniden direniş saflarına dönen Acur, darbecilerin açtığı ateş sonucu ağır yaralandı.

    Sağ gözünü kaybeden Acur’un boynuna isabet eden kurşun ise şah damarı ile omuriliği arasına saplandı. Hayati risk taşıyan bölgede bulunan kurşun nedeniyle aradan geçen 10 yıla rağmen cerrahi müdahale yapılamıyor.

    Yaşadığı sağlık sorunlarına rağmen boynundaki kurşunla yaşamını sürdüren üç çocuk babası olan İsmail Acur, yaşadıklarını AA muhabirine anlattı.

    15 Temmuz'un izleri hâlâ silinmedi

    Acur, 15 Temmuz’da memleketi Malatya’dan İstanbul’a dönüp uyuduğunu, dışarıdan gelen siren sesleri ve hareketliliği duyunca kalktığını söyledi.

    Televizyonu açtığında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın milleti meydanlara davet eden çağrısını duyduğunu belirten Acur, vakit kaybetmeden Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğünün önüne gittiğini dile getirdi.

    Acur, bir süre burada bekledikten sonra Saraçhane’den gelen vatandaşlardan bölgede çok sayıda yaralı olduğu bilgisini aldığını, bunun üzerine vakit kaybetmeden Saraçhane’ye geçtiğini ifade etti.

    Saraçhane’de darbecilere karşı en ön saflarda yer aldığını, vurulan ve yaralanan vatandaşları güvenli bölgelere taşıyarak hastaneye ulaştırmaya çalıştığını anlatan Acur, o geceye ilişkin şunları kaydetti:

    “Yaralıları hastaneye ulaştırdıktan sonra yeniden döndük ve artık en ön saflardaydık. ‘Ya öleceğiz ya da onları etkisiz hale getireceğiz.’ diyorduk. Tam o sırada bir mermi geldi, ben sıyırdı sandım. Elimi attım gözüme doğru, gözüm elimin içine düştü. Kelimeişehadet getirdim. Bir iki adım daha attım ve düştüm. Sonradan, öldüğümü sanarak üzerimi Türk bayrağıyla örttüklerini öğrendim. Çok kan kaybetmiştim. Ambulans geldiğinde nabzımın attığını görmüşler, hemen hastaneye kaldırmışlar. Kurşun boynumda kalmış, gözümü kaybettim. Gözüm protez, görmüyorum. Vatanıma feda olsun, canımız da kanımız da vatanımıza feda olsun.”

    Acur, söz konusu vatan ve bayrak olduğunda yine aynı kararlılıkla sokağa çıkmaya hazır olduğunu vurgulayarak, “Her zaman tetikteyiz ve vatanımız için canımızı vermeye hazırız. Kurşun hala vücudumda. Bu yüzden zaman zaman baş dönmeleri yaşıyor, ağrı ve sızılar çekiyorum. Kurşun omuriliğime çok yakın olduğu için bazen elimi hissetmiyorum. Ağrı kesiciler ve iğneler de fayda etmiyor. Şiddetli ağrılar nedeniyle geceleri uyuyamıyorum.” diye konuştu.

    Acur, vücudunda kalan kurşun nedeniyle yaşadığı bir anısını da şöyle anlattı:

    “Bazen resmi kurumlara gittiğimde metal dedektörlerden geçerken boynumda kalan kurşun nedeniyle cihazlar alarm veriyor. Bir keresinde polise gazi olduğumu söyledim. Bana, ‘Silahın var mı?’ diye sordu. Ben de ‘Silahım yok ama boynumda mermim var.’ dedim. Bunun üzerine, ‘Mermiyi alayım, mermiyle içeri girmek yasak.’ dedi. Ben de şaka yaparak, ‘Ben alamıyorum, sen alabiliyorsan al.’ dedim. Bunun ardından polis memuru yanıma gelip bana sarıldı ve ‘Sizin sayenizde biz bugün buralardayız.’ diyerek gözyaşlarına hakim olamadı.”

    Gazi Musa İlhan, kalbinin altına isabet eden kurşunla yaşamını sürdürüyor

    Mahallesinde arkadaşlarıyla otururken darbe girişimini öğrenen 49 yaşındaki Musa İlhan ise eve uğramaya bile fırsat bulamadan ayağındaki terlikleriyle AKOM’un önüne gitti.

    15 Temmuz'un izleri hâlâ silinmedi

    Vatandaşlarla darbecilere karşı direnirken darbeci yarbayın açtığı ateş sonucunda göğsünden vurulan İlhan, 10 yıldır kalbinin sadece 2 santimetre yakınında kalan kurşunla yaşıyor.

    İlhan, Hafıza 15 Temmuz Müzesi önünde yaptığı açıklamada, dönemin Başbakanı Binali Yıldırım’ın bir kalkışma olduğu açıklamasından sonra hiç tereddüt etmeden harekete geçtiğini söyledi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı havalimanında karşılamak için yola çıktığını ancak Alibeyköy’deki İBB Lojistik Destek Merkezi önünde askerlerin hareketliliğini görünce olayların seyrinin değiştiğini söyleyen İlhan, darbeci askerleri orada görünce halkla birlikte merkeze girdiklerini, korkusuzca askerleri dışarı çıkardıklarını belirtti.

    15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne gitmek için yola devam ederken AKOM’daki darbeci askerleri görünce oraya yöneldiklerini aktaran İlhan, şöyle devam etti:

    “AKOM’a girer girmez askerler ateş açtı. Ayaklarımıza doğru mermiler yağıyordu. Önce korktuk, terliklerim ayağımdan çıktı. Oradan darbeci bir asker, ‘Yaklaşmayın vururum.’ diye bağırıyordu. Önce biraz korktuk. Ama sonra Cenabıallah’tan bir güç geldi. Üzerimdeki korkuyu içimizden aldı. Ben de ‘Geliyorum, vuracaksan vur.’ dedim. Şortumla, terliğimle yürüdüm. Sonrasında vurulmuşum. Vurulduğum anda yere yattım. O kadar vicdansızdılar ki yerde yatarken bile sağımdan solumdan mermiler geçiyordu. Gözlerimi kapatıp ‘Gözüme gelmesin.’ diye dua ediyordum. Bir arkadaşım göğsüme tampon yaparak beni korumaya çalışıyordu. Sonrasını hatırlamıyorum. Toplam 4 gün hastanede kaldım. Uyanır uyanmaz Cumhurbaşkanı’mızın durumunu sormuşum. Cumhurbaşkanı’mız ben vurulduktan sonra televizyon yayınına bağlanmış. Okmeydanı Şehir Hastanesi’ndeki hemşireler ‘Cumhurbaşkanı iyi, şu an televizyonda konuşma yapıyor.’ dediler.”

    Kendisini vuran darbeci yarbayla mahkemede yüzleşti

    15 Temmuz gazisi İlhan, “Kurşun kalbimin iki santim altında kaldı. 10 yıldır o kurşunla yaşıyorum. Tedavim 3 ay sürdü. Çünkü kurşunu çıkaramadıkları için ağır ameliyat geçirmedim. Yaranın pansumanlarla kapanmasını bekledik. Sonra evde tedavim devam etti.” ifadelerini kullandı.

    Hafıza 15 Temmuz Müzesi’nde şehitlerin eşyalarını görünce çok duygulandığını ve o günü hatırladığını dile getiren İlhan, şunları kaydetti:

    “Şehitlerimizin ayakkabıları, yaralılarımızın eşyası arasında benim terliğim ve kısa pantolonum da var. Her yıl geldiğimde o geceyi yeniden yaşıyorum. Mahkeme sürecinde beni vuran kişiyle yüzleştim. Bir yarbaydı. Dedi ki ‘Biz, DEAŞ saldırısına şüphelendiğimiz için orayı işgal ettik.’ Bunun üzerine hakim bey, beni niye vurduğunu sordu. O da ‘DEAŞ’lı zannettim.’ cevabını verdi. Ben de ‘Benim nerem DEAŞ’lıya benziyor? Ayağımda terlik, üstümde kısa pantolon var. Elimde hiçbir şey yok.’ dedim. Bunu söylediğinde ne kadar yalancı ve ruhlarını o örgütü teslim ettiklerini belli ettiler.”>>>AA

  • Türkiye 6 ayda 6 milyar dolarlık otomobil sattı

    Türkiye 6 ayda 6 milyar dolarlık otomobil sattı

    Türkiye’den yılın ilk yarısında 5 milyar 984 milyon 493 bin dolarlık binek otomobil satıldı.

    AA muhabirinin, Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği verilerinden yaptığı derlemeye göre, ocak-haziran döneminde 82 ülke, özerk bölge ve serbest bölgeye binek otomobil ihraç edildi.

    Binek otomobil ihracatı, ocak-haziran döneminde 20 milyar 839 milyon 897 bin dolarlık dış satıma imza atan otomotiv endüstrisinin dış satımından yüzde 28,7 pay aldı.

    Geçen yılın ilk yarısında 6 milyar 317 milyon 541 bin dolar olan binek otomobil ihracatı, bu senenin aynı döneminde yüzde 5 düşüşle 5 milyar 984 milyon 493 bin dolar olarak kayıtlara geçti.

    Fransa 1,1 milyar dolarlık binek otomobil ihracatıyla ilk sırada

    En çok binek otomobil satılan ülkelere bakıldığında ilk sırada Fransa yer aldı.

    Fransa’ya yılın ilk yarısındaki otomobil ihracatı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4,4 artışla 1 milyar 86 milyon 536 bin dolardan 1 milyar 134 milyon 723 bin dolara çıktı.

    En fazla binek otomobil ihracatı yapılan ikinci ülke ise İspanya olarak kayıtlara geçti. Geçen yılın ocak-haziran döneminde 784 milyon 168 bin dolarlık binek otomobil satılan İspanya’ya ihracat yüzde 11 artışla 871 milyon 320 bin dolara yükseldi.

    Üçüncü sıradaki İtalya’ya ihracat ise geçen yılki seviyeyi koruyarak 703 milyon 25 bin dolar olarak kayıtlara geçti.

    Bu dönemde, dördüncü sıradaki Slovenya’ya binek otomobil ihracatı yüzde 9,7 artışla 462 milyon 381 bin dolardan 507 milyon 126 bin dolara ulaştı.

    İlk 10 ülkeden 8’i AB üyesi

    Sektör temsilcileri, ocak-haziran döneminde, beşinci sıradaki Almanya’ya 475 milyon 745 bin, altıncı sıradaki Birleşik Krallık’a da 407 milyon 933 bin dolarlık binek otomobil ihraç etti.

    Binek otomobil ihracatında, Polonya 362 milyon 193 bin dolarla yedinci, Belçika 224 milyon 674 bin dolarla sekizinci, Yunanistan 132 milyon 911 bin dolarla dokuzuncu, Fas ise 114 milyon 735 bin dolarla onuncu sırada yer buldu.

    Binek otomobil dış satımında ilk 10 ülkeden 8’i Avrupa Birliği ülkeleri oldu.>>>AA

  • Meclis’te 15 Temmuz anma programı düzenlenecek

    Meclis’te 15 Temmuz anma programı düzenlenecek

    Haftalık çalışmalarına 14 Temmuz Salı günü başlayacak Genel Kurul, kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak bilinen Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni ele alacak.

    Bu düzenlemeyle Danıştay’daki daire sayısının 10’a düşürülmesine yönelik 23 Temmuz 2026’da sona erecek süre 4 yıl daha uzatılacak.

    İdare mahkemelerinde tek hakimle çözümlenecek davaların kapsamı genişletilecek.

    Hakimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulması halinde uyarma cezası verilecek.

    Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümler, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’nci maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında uygulanmayacak.

    Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu’na göre faiz ödenmesi gereken hallerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse bu ödeme yıllık, TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde 80’i üzerinden yapılacak.

    Yargıtay ceza dairelerinin yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç olmak üzere tüm kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, resen veya istem üzerine dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren 3 ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilecek.

    Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında duruşmalar arasındaki süre 3 aydan daha uzun olamayacak.

    Kamuoyunda “IBAN mağdurları” olarak bilinen haksız menfaat için banka hesap bilgilerini başkalarıyla paylaşanlarla ilgili düzenleme yapılacak. Dolandırıcılık ile nitelikli dolandırıcılık suçlarına iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla, kendisine veya başkasına ait bankaya veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiili ile sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilecek.

    TBMM’de, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Anma Töreni düzenlenecek, bu kapsamda çeşitli programlar yapılacak.

    FETÖ’nün hain darbe girişiminin 10’uncu yılı dolayısıyla milli iradenin sembolü TBMM çatısı altında 15 Temmuz Çarşamba günü düzenlenecek programlarla şehitler anılacak, darbe girişimine karşı Meclis’te sergilenen direniş ve milli iradeyi hedef alan saldırıya karşı verilen mücadele hafızalarda tazelenecek.

    Program, saat 12.30’da TBMM Camisi’nde şehitler ve hayatını kaybeden gaziler için okutulacak Mevlid-i Şerif ile başlayacak. Ardından TBMM 15 Temmuz Şehitler Anıtı ile Ana Bina Şeref Holü Anı Taşı’na karanfil bırakılacak. Ayrıca TBMM Şeref Holü’nde 15 Temmuz Milli İradenin Zaferi Dijital Gösterim Sergisi, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 15 Temmuz’un 10’uncu Yılı Anısına Sanata Teşvik ve Sanatla Yaşam Sergisi ile Basın İlan Kurumunun 15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi Sergisi’nin açılışı gerçekleştirilecek.

    Meclis Tören Salonu’ndaki 15 Temmuz Anma Töreni’nde ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un, katılımcılara hitap etmesi bekleniyor.

    Komisyonların gündemleri

    TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, en düşük emekli aylığının artırılmasına yönelik düzenlemeyi de içeren Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ele alınacak.

    Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu, öğrenci affına ve yükseköğretime ilişkin düzenlemeleri içeren Yüksek Öğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni görüşecek.

    Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda meydana gelen olaylar ile çocukların dijital ortamlarda karşılaştıkları riskler ve olumsuz etkilerin tüm yönleriyle ele alınarak araştırılması, çözüm önerileri geliştirilmesi ve benzer olayların önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu toplanacak.

    Dışişleri Komisyonu Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Alt Komisyonu gündemindeki konuları görüşmek üzere toplanacak.

    Salı günü Meclis’te grubu bulunan siyasi partilerin grup toplantıları gerçekleştirilecek.>>>AA

  • Hava Harp Okulu’nda geleceğin pilotları çok yönlü eğitimle yetişiyor

    Hava Harp Okulu’nda geleceğin pilotları çok yönlü eğitimle yetişiyor

    Yeşilköy’de bulunan MSÜ Hava Harp Okulu’ndaki harbiyeliler, teorik eğitimin yanı sıra laboratuvarlar, simülasyon sistemleri ve araştırma-geliştirme faaliyetleriyle mesleki bilgi ve becerilerini geliştiriyor.

    Anadolu Ajansı ekibi, okulda bir gün boyunca sürdürülen akademik eğitim faaliyetlerini görüntüledi.

    Okul bünyesindeki TEKNOFEST Laboratuvarı’nda öğrenciler, insansız hava araçları, elektronik harp sistemleri ve özgün yazılım algoritmaları üzerine çalışmalar yürütüyor. Derslerde edindikleri teorik bilgileri uygulamaya aktaran öğrenciler, geliştirdikleri projelerle ulusal teknoloji yarışmalarına katılıyor.

    Aviyonik Sistemler Laboratuvarı’nda hava araçlarında kullanılan uçuş kontrol, haberleşme, navigasyon, sensör ve veri iletişim sistemleri inceleniyor. Öğrenciler, gerçek sistemler ve simülasyon ortamları üzerinde çalışarak aviyonik alt sistemlerin çalışma prensiplerini uygulamalı olarak öğreniyor.

    Uçak Elemanları Laboratuvarı’nda hava araçlarının yapısal bileşenleri ve temel sistemleri tanıtılıyor. Laboratuvar uygulamaları sayesinde öğrenciler uçak parçalarının görevlerini ve birbirleriyle olan işlevsel ilişkilerini yakından inceleme fırsatı buluyor.

    Havacılık ve Uzay Mühendisliği Bölümü bünyesinde bulunan Aerodinamik Laboratuvarı’nda yer alan ses altı ve ses üstü rüzgar tünellerinde gerçekleştirilen deneylerle “akışkanlar mekaniği” ve “aerodinamik” dersleri uygulamalı olarak destekleniyor. Çeşitli hava aracı modelleri üzerinde yapılan testlerde, uçuş sırasında ortaya çıkan aerodinamik etkiler analiz ediliyor.

    Kimya Laboratuvarı’nda gerçekleştirilen uygulamalarda öğrenciler, çözelti kimyası konularını deneysel çalışmalarla öğreniyor, çözünme süreçlerine etki eden sıcaklık, karıştırma yöntemi ve süre gibi parametreleri laboratuvar ortamında inceliyor.

    Hava Harp Okulu'nda geleceğin pilotları çok yönlü eğitimle yetişiyor

    Yabancı Dil Öğrenme Merkezi’nde verilen “Havacılık İngilizcesi” eğitimlerinde ise pilot adayları, telsiz simülasyon yazılımları aracılığıyla kule-pilot haberleşmesine yönelik uygulamalar gerçekleştiriyor.

    Eğitimlerde öğrencilerin uluslararası havacılık terminolojisine hakimiyet kazanmaları ve operasyonel iletişim becerilerinin geliştirilmesi amaçlanıyor.

    Hava Harp Okulu’nda verilen akademik eğitimler, öğrencilerin mühendislik, havacılık ve askeri alanlarda ihtiyaç duyacakları bilgi ve becerileri kazanmalarını hedeflerken, teorik eğitimlerin uygulamalı çalışmalarla desteklenmesine önem veriliyor.

    “Bu okul çok büyük bir ev, bir yuva”

    Elektronik Mühendisliği Bölümü 2. sınıf öğrencisi Şeyda Nur Arslan, Hava Harp Okulu’nda eğitim görmeyi her zaman çok istediğini söyledi.

    Subaylık ve özellikle savaş pilotluğunun kendisi için çok şerefli bir görev olduğunu belirten Arslan, başlangıçta yapıp yapamayacağı konusunda tereddüt yaşadığını anlattı.

    Arslan, öğrenci seçme uçuşları sırasında öğretmenleri ve eğitmenlerinin kendisine büyük destek verdiğini, bu süreçte kendisini mesleğe ait hissettiğini ve okula bu şekilde girdiğini ifade etti.

    Okulda akademik ve sportif branşların bulunduğunu belirten Arslan, kendisinin İngilizce Münazara Branşı başkanlığı görevini yürüttüğünü kaydetti.

    Ülkenin farklı illerindeki münazara etkinliklerine katıldıklarını, bu sayede hem İngilizcelerini hem de liderlik becerilerini geliştirdiklerini anlatan Arslan, “Akademik olarak bu okul gerçekten birçok üniversiteye denk, hatta belki daha üst seviyede bir eğitim veriyor. Sadece mühendislik eğitimi değil, aynı zamanda askeri temel bilimler eğitimi de görüyoruz. Okulun, askeri bilgilerimizi, becerilerimizi, tarih bilgilerimizi, sosyal becerilerimizi çok geliştirdiğini düşünüyorum.” dedi.

    Arslan, okul ortamının ve burada kurulan arkadaşlıkların aidiyet duygusunu güçlendirdiğini, Mustafa Kemal Atatürk’ü kendilerine örnek aldıklarını ifade etti.

    Okula bir ideal uğruna geldiğini söyleyen Arslan, “Bu ideal uğrunda buradan mezun olup görevimi layıkıyla yerine getirmek istiyorum. Bu çok şerefli bir görev bence. Benden sonra gelecek kardeşlerime kesinlikle çekinmemelerini, korkmamalarını, bu görevi her insanın, her Türk evladının layıkıyla yerine getirebileceğini söylemek istiyorum. Bu okul, burayı gerçekten isteyen, ideal edinen herkes için çok büyük bir ev, bir yuva. Bu yüzden kesinlikle çekinmesinler, gelsinler, çabalasınlar, uğraşsınlar.” ifadelerini kullandı.

    “Subay olmak bence her Türk gencinin hayalidir”

    Hava Harp Okulu Elektronik Mühendisliği Bölümü 2. sınıf öğrencisi Faruk Akın ise hazırlık sınıfını Kara ve Deniz Harp Okulu öğrencileriyle birlikte Kuleli’de tamamladığını söyledi.

    Akın, hazırlık eğitiminin ardından Yalova’da düzenlenen yaz kampına katıldığını, bu süreçte akademik, spor, İngilizce ve askeri eğitimler aldıklarını, eğitimlerde sayısal analiz ve düşünce konusunda çok geliştiğini düşündüğünü dile getirdi.

    Sosyal ve kültürel etkinliklere de katıldıklarını ve bu faaliyetlerin genel kültür açısından kendilerini geliştirdiğini düşündüğünü söyleyen Akın, “Subay olmak bence her Türk gencinin hayalidir, ben de o hayalimin peşinde koşuyorum. İnşallah bu yuvadan şanlı bir hava subayı olarak mezun olacağım, herkese de tavsiye ediyorum.” diye konuştu.

    “Her Türk insanının temelinde askerlik hamuru bulunuyor”

    Havacılık ve Uzay Mühendisliği Bölümü 3. sınıf öğrencisi Ayşen Çelebi de okuldaki eğitimin kendilerine önemli katkılar sağladığını söyledi.

    Kudret ve kabiliyet gerektiren hedeflerin hiçbir zaman kolay olmadığını belirten Çelebi, “Biz burada sadece eğitim almıyoruz, aynı zamanda disiplinle, cesaretli bir iradeyle Atamızın açtığı istikbali takip etmeye gayret ediyoruz. Tek amacımız bu. Kadın olarak da özellikle omuzlarımızda ayrı bir yük hissediyoruz. Sadece havada değil, karada ve deniz kuvvetlerinde de çok az sayıda kadın var. Bunun yükünü omuzlarımızda taşımak zor olsa da gurur duyuyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Sadece sayısal eğitimler almadıklarını, bu nedenle tarih, sosyal bilimler ve liderlik becerilerini geliştirmeye yönelik dersler de aldıklarını belirten Çelebi, “En çok geliştiğimi düşündüğüm konu durumsal farkındalıktır. Harp okullarında bence bu çok önemli bir şey. Bir liderin özellikle durumsal farkındalığının normal bir insana ya da sivile göre daha yüksek olması gerekir. Ben bu okulun geldiğim ilk günden beri gelişimime çok katkıda bulunduğunu düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

    Havacı bir Türk kadın subayı olmanın gurur verici olduğunu ifade eden Çelebi, gelecekte savaş pilotu olmayı hedeflediğini söyledi.

    Çelebi, “Bence her Türk insanının temelinde askerlik hamuru bulunuyor. Bu kadınlar için de geçerli. Bu, Tomris Hatun’dan beri böyledir. Zaten bu hamur yoğrulmuş bir şekilde geliyor size. Gerçekten burada kendinizi görüyorsanız yapamayacağınız hiçbir şey olmaz. Siz yeter ki kendinize inanın.” dedi.

    Hava Harp Okulu'nda geleceğin pilotları çok yönlü eğitimle yetişiyor

    “Buradan çıktıktan sonra tabii ki ilk hedefim pilot olmak”

    Havacılık ve Uzay Mühendisliği Bölümü 3. sınıf öğrencisi Türker Akın ise okulu tercih etmesinde Bandırma’daki hava üssünün etkili olduğunu söyledi.

    Akın, “Oradaki F-16’ların kalkışlarını, inişlerini, pilotları görerek bu okulu tanıdım ve sevdim. Daha sonrasında burayı tercih ettim.” diye konuştu.

    Okulda, özendirici uçuşlardan önce yer dersleri gördüklerini anlatan Akın, uçakta yapılacak görevleri öğrendikten sonra simülasyon eğitimleriyle kendilerini geliştirdiklerini söyledi.

    Okulu tercih edecek öğrencilere YKS’ye iyi hazırlanmaları yönünde tavsiyede bulunan Akın, “Buradan mezun olduktan sonra ilk hedefim pilot olmak. Pilot olduktan sonra kendimi daha fazla geliştirip ülkeme ve vatanıma güzel bir şekilde hizmet etmek istiyorum.” ifadelerini kullandı.

    “Türk ordusunun örnek alınacak bir ordu olduğunu düşünüyorum”

    Senegal’den gelen Havacılık ve Uzay Mühendisliği Bölümü 3. sınıf öğrencisi Sira Diakhate ise hazırlık sınıfından itibaren aldıkları eğitimlerin subaylık hayatlarına önemli katkılar sağladığını söyledi.

    Okulun sunduğu spor tesisleri ve sosyal imkanların öğrencilerin boş zamanlarını verimli değerlendirmelerine yardımcı olduğunu belirten Diakhate, komutanları ve öğretim üyelerinin desteğiyle son dört yılda kendilerini önemli ölçüde geliştirdiklerini ifade etti.

    Diakhate, Türkiye’deki eğitim hayatının beklentilerinden daha iyi geçtiğini, arkadaşlık ortamından da memnun olduğunu söyleyerek, “Burada aldığımız eğitimlerle, ülkemize döndüğümüzde iyi şeyler yapacağımızı düşünüyorum. Tarihe baktığımızda da Türk ordusunun örnek alınacak bir ordu olduğunu düşünüyorum.” dedi.

    Kendi ülkelerinden veya farklı ülkelerden gelerek burada eğitim almak isteyen öğrencilere tavsiyelerde bulunan Diakhate, Hava Harp Okulu’nun askeri, sportif ve akademik alanlarda önemli imkanlar sunduğunu söyledi.>>>AA

  • Şehit babası: Bu ihaneti unutmayacağız!

    Şehit babası: Bu ihaneti unutmayacağız!

    Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında Ankara Gölbaşı’ndaki Özel Harekat Daire Başkanlığına yapılan saldırıda şehit düşen özel harekat polisi Eyyüp Oğuz’un babası Tevfik Oğuz, aradan geçen 10 yıla rağmen evlat acısını ilk günkü gibi yaşıyor.

    Görev yaptığı 22 yıl boyunca yurt içinde ve yurt dışında terörle mücadelede aktif görev alan, 2006 yılından itibaren Özel Harekat Daire Başkanlığında görev yapan iki çocuk babası Eyyüp Oğuz, darbe girişimi gecesi görev yaptığı yerleşkeye düzenlenen bombalı saldırıda şehit düştü.

    Aradan geçen 10 yıla rağmen şehidin Elazığ’daki baba ocağında acı ve gurur bir arada yaşanıyor.

    Sık sık oğlunun mezarını ziyaret eden 84 yaşındaki baba Tevfik Oğuz, bir yandan evlat hasretini yaşarken bir yandan da oğlunun vatanı uğruna verdiği mücadeleyle gurur duyuyor.

    “Oğlum Eyyüp yiğit bir insandı”

    9 çocuk babası Tevfik Oğuz, AA muhabirine, oğlunun birçok yerde görev yaptıktan sonra Ankara Gölbaşı Özel Harekat Daire Başkanlığında görevine devam ettiği sırada şehit düştüğünü söyledi.

    Oğlunun görevine bağlı ve başarılı bir polis olduğunu belirten Oğuz, şunları kaydetti:

    “Oğlum Eyyüp çok zorluklar yaşadı ama takdiriilahi, Ankara Gölbaşı’nda görev yaptığı sırada şehit oldu. Orada hainlerin attığı bombayla şehadet mertebesine ulaştı. Aradan yıllar geçmesine rağmen acımız hala dünkü gibi taze. Oğlum Eyyüp yiğit bir insandı. Köyde zor şartlarda yaşadık, onu büyük emeklerle okuttuk. Oğlum, her gittiği yerde sevilen, görevini en iyi şekilde yapan bir polisti. Mesleğinde son derece başarılıydı.”

    Şehit babası: Bu ihaneti unutmayacağız!

    Darbe girişimi gecesi yaşadıklarını anlatan Oğuz, şöyle konuştu:

    “Elbette oğlumuzun şehit olmasına üzülüyoruz. Ancak bir yandan da ülkemizin büyük bir felaketten kurtulmuş olmasının tesellisini yaşıyoruz. O gün Cumhurbaşkanımıza ve devletimize bir şey olsaydı ülkemizin ne hale geleceğini düşünmek bile istemiyoruz. Allah Cumhurbaşkanımızı korudu, ardından da bu olay önlendi. Onlar da yaptıklarının karşılığını görüyorlar. Darbe girişimi gecesi oğlumu aradım. Telefonu çaldı ama cevap vermedi. Yaklaşık 15 dakika sonra yeniden aradım, bu kez telefonu da çalmadı. O anda içime doğdu. Ankara’ya gitmek istedim ancak yollar kapalıydı, uçaklar kalkmıyordu. Sabah saatlerinde eve gelen görevlileri görünce oğlumun şehit olduğunu anladım.”

    Geçen yıllara rağmen hüzünlerinin aynı olduğunu ifade eden Oğuz, oğlunun unutulacak biri olmadığını dile getirdi.

    “Vatandaşlarımızın hainlere karşı duyarlı olmasını istiyorum”

    Oğuz, “Bu darbe girişimi sadece evladımızı değil ülkemizi hedef aldı. 100 yıl geçse de bunu unutmamamız gerekiyor. Eğer unutursak bu ülkenin başına yine benzer felaketler gelebilir. Bu nedenle her zaman uyanık ve duyarlı olmak zorundayız. Allah ülkeyi hain insanlardan uzak tutsun.” ifadelerini kullandı.

    Şehit babası: Bu ihaneti unutmayacağız!

    FETÖ’nün bu ülkenin düşmanı olduğunu anlatan Oğuz, şunları aktardı:

    “Cumhurbaşkanımıza Allah sağlık ve sıhhat versin. Onu başımızdan eksik etmesin. Vatandaşlarımızın hainlere karşı duyarlı olmasını istiyorum. Herkes çocuklarına sahip çıksın, uyanık olsun. Eğer o darbe girişimi başarılı olsaydı ülkemiz bitmişti. Şehidimizin acısını her zaman içimizde hissediyoruz. Sanırım bütün şehit aileleri aynı duyguları yaşıyordur. Bizim için sanki dün olmuş gibi. Annesi vefat edene kadar 15 günde bir şehitliğe giderdik. Evde de eşim ağıt yakardı, ben ağlardım. Annesi öldükten sonra ben de çöktüm.”

    Gölbaşı Özel Harekat Daire Başkanlığında saldırının izlerini gördüğünü anlatan Oğuz, “Bombanın düştüğü yerde en az 10 metre derinliğinde, 30 metre genişliğinde bir çukur oluşmuştu. Nasıl bir bombaysa şehitlerin tüfekleri erimiş, geriye sadece bir top demir parçaları kalmıştı. Eyyüp’ün silahı ise ortadan ikiye bölünmüştü. Sonraki ziyaretimde oranın müze haline getirildiğini gördüm. Şehitlerimizin eşyaları ve silahları sergileniyordu.” diye konuştu.>>>AA

  • Kolunu kaybetti, vatanından vazgeçmedi!

    Kolunu kaybetti, vatanından vazgeçmedi!

    Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 2016’daki darbe girişimi sırasında Tuzla’daki Orhanlı Gişeleri’nde yaralanan gazilerden sol kolunu kaybeden Üzeyir Civan ile tekerlekli sandalyeye mahkum olan Ayşenur Tolun, yaşadıkları acılara rağmen darbecilere karşı verdikleri mücadeleden gurur duyuyor.

    15 Temmuz’da Orhanlı Gişeleri bölgesinde darbeci askerlerin silahından çıkan kurşunla kolundan yaralanan Üzeyir Civan, AA muhabirine, o gece yardımına koşan vatandaşlar tarafından Kurtköy’deki özel bir hastaneye götürüldüğünü, hemen ameliyata alınmasına rağmen sol kolunu kaybettiğini söyledi.

    Darbeye katılan askerlerin kandırılmış olabileceği düşündüğünü ve onları vatana ihanet etmemeleri konusunda uyarmak istediğini söyleyen Civan, Sabiha Gökçen Havalimanı’nı kapatmaya çalışan darbecileri protesto etmeye giderken Orhanlı Gişeleri’nde çatışma ortamına denk geldiğini anlattı.

    Civan, “Darbeyi 1980 ortamında 13-14 yaşlarındayken gören bir insandım. Darbenin ne olduğunu biliyordum. Çünkü her darbede bu ülkenin evlatları hep kaybetti. Darbeyi yapanlar kazandı mı? Hayır, onların evlatlarının gelecekleri de heba oldu. Tekrar onlarca yılımızın, özellikle yavrularımızın, çocuklarımızın geleceğinin heba olmaması adına o duygu ve düşünceyle sokaklara çıktım.” dedi.

    Orhanlı Gişeleri bölgesinde insanların ellerinde bayraklarla tekbir getirdiğini belirten Civan, “Kayıtsız kalamazdım, bir şeyler yapmam lazımdı. O andaki düşüncem, buraya gelen o kınalı kuzularımızı, Mehmetçikleri uyarmaktı. Bariyerlerin üzerine çıktım. İnsanlara ‘Asker, polis kardeştir.’ tarzında birkaç sefer slogan attırdım ki karşıdaki insanlar ne yaptıklarının farkına varsınlar. Ama maalesef durum o şekilde değildi. Yaptıklarının bilinci içerisinde buraya getirilmiş, Yalova’ya kampa götürülmüş Hava Harp Okulu öğrencileriydi.” ifadelerini kullandı.

    Civan, darbeye katılmamaları konusunda uyarmaya çalıştıkları askerlerin ateşle karşılık verdiklerini, mermilerden korunmak için zift tankerinin arkasına sığındığını dile getirdi.

    Silah seslerinin kesilmesinin ardından ellerini havaya kaldırıp ateş etmemelerini söyleyerek askerlere yaklaştığını, bu sırada tekrar ateş açılması üzerine kolundan vurulduğunu anlatan Civan, şöyle devam etti:

    “Sol kolumu sanki elektrik çarpmıştı. Hafiften eğildim, ne oluyor diyerek ve vurulmamak için yere uzandım. Yere uzandıktan sonra silah sesleri kesilmişti. İlk önce sağ elimi kaldırdım, ortasında kan pıhtısına benzer bir şey gördüm. Bir şeyim yok diye düşünürken sol tarafıma doğru kolumu kaldırmak istediğim esnada kolumun sarktığını, adeta bir deri, bir et parçasının sol kolumu tuttuğunu fark ettim. Yaralı olan sağ elimle sol kolumu tutarak, gelmiş olduğum yere koşarak o zift tankerinin arkasına geçtim.”

    Civan, bir vatandaşın tişörtüyle koluna tampon yaptığını ve herkesin yardım arayışına girdiğini, bu sırada dua etmeye başladığını anlattı.

    Daha sonra bir araçla hastaneye götürüldüğünü ve hemen ameliyata alındığını ancak kolunun kurtarılamadığını kaydeden Civan, uyandığında başında bekleyen yeğenine “Olaylar bitti mi, vatan selamette mi?” diye sorduğunu, darbe girişiminin başarısız olduğunu öğrenince şükrettiğini söyledi.

    O gece yaşadıklarını unutmasının mümkün olmadığını vurgulayan Civan, şu ifadeleri kullandı:

    “Ben kolumu kaybetmiştim ama cennet vatanım selametteydi. Gerisinin hiçbir ehemmiyeti yok. 10 yıl değil, 50 yıl geçse de o günü her zaman yüreğimizde, kalbimizde, bütün benliğimizle yaşıyoruz. Unutmamız mümkün değil. Çünkü o gün benim için, bizim için değil, bu vatan, bu coğrafya için bir dönüm noktasıydı. O gece vatandaşlar yüreklerindeki vatan sevgisiyle sokağa çıktı. Biz o gün bu ülke üzerinde beslenen oyunları, yüreğinde vatan sevgisi olan o imanlı gençlerle kardeşlerimizle birlikte hep beraber sokaklara çıkarak, hainlere, alçaklara yeryüzü tarihinde verilebilecek en büyük dersi verdik. Vatanımızın evlatlarına tavsiyem, vatana sahip çıkın, ölmek varsa vatanınız için ölün. Evlatlarınızın gülmesi için, bu vatanın geleceğini en güzel şekilde inşa etmek için uğraşın.”

    Annesiyle darbeye karşı duran Tolun, tekerlekli sandalyeden kurtulma mücadelesi veriyor

    Tuzla’daki Orhanlı Gişeleri’nde yaralanan ve 10 yıldır tekerlekli sandalye kullanan gazi Ayşenur Tolun, 15 Temmuz akşamı FETÖ’nün darbe girişimini televizyondan öğrendiğini söyledi.

    Tolun, İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nı işgal eden darbecilere karşı durmak için, annesiyle Kocaeli’nin Gebze ilçesindeki evinden araçla yola çıktıklarını, Orhanlı Gişeleri’nde yolun kapatılması nedeniyle ilerleyemediklerini anlattı.

    Gişelerde neler olduğuna bakmak için aracından indiğini belirten Tolun, “Bir anda ‘Geliyorlar’ diye bir ses oldu. Kafamızı gişelere doğru çevirdiğimizde, askerlerin araçlarından bizleri tarayarak indiklerini gördük. Onları görmemizle silah seslerini duymamız bir oldu. Karşısında halk ve bir polis aracı vardı sadece. Durmadan tarıyorlardı. Benim yapabildiğim tek şey tekbir getirmek oldu. ‘Allahu ekber’ diye bağırıyordum, sesimi duyurmaya çalışıyordum ama onlar durmadan tarıyorlardı bizi.” diye konuştu.

    Mermilere karşı araçları siper almaya çalıştıklarını dile getiren Tolun, yaşadıklarını şöyle anlattı:

    “Siper alırken annem bir aracın altına girdi. Bana yer açmaya çalışıyordu. Birkaç saniye sonra, ‘Anne belim.’ dedim. Omurgamdan vurulmuştum, yere yığıldım. Annem de aracın altında sıkışmıştı ve taramaya devam ediyorlardı. Çok acı bir sesti o geceki yaşadığımız ses, gürültü. Çünkü vatanınızı koruyan kendi askeriniz diye bildiğiniz insanlar, size hiçbir şey gözetmeksizin ateş açıyorlar ve 23 yaşında bir genç kızsınız, tekbir getiriyorsunuz. Biraz idraki zor bir geceydi. O sırada babamı arayıp onunla helalleşmek istedim. ‘Babacığım ben vuruldum, hakkını helal et.’ dedim ve telefonu kapattım. Oraya biliyordum ki ne babam gelebilir ne de bir ambulans girebilir. Orada her şeyin bittiğini düşünmüştüm aslında.”

    Tolun, yaralandıktan birkaç saat sonra hastaneye götürülebildiğini, tedavi sürecinin ise 10 yıldır devam ettiğini belirtti.

    Fizik tedavi ile yeniden yürüme umudu taşıdığını vurgulayan Tolun, “Kurşun omurgama denk geldiği için tekerlekli sandalyedeyim. Uzun yürüme cihazlarıyla yürüme çalışmaları yapıyorum. Diğer tedavilerim devam ediyor. Ülkemiz için her zaman çalışmaya, üretmeye devam eden bir nesil olarak karşınızdayım. Bütün engellere rağmen, engellemelere rağmen savaşmaya, çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.

    Tolun, vücudundan çıkan mermi çekirdeğinin Orhanlı Gişeleri’ndeki olaylardan sorumlu o zamanki binbaşı Ferhat Günay’ın silahından çıktığının belirlendiğini ve Günay’ın vurularak öldürüldüğünün söylendiğini aktardı.

    Orhanlı Gişeleri’ndeki olaylarda 40’tan fazla kişinin yaralandığını ve şehitlerin olduğunu hatırlatan Tolun, darbeci askerlerin hainliğini unutamadığını ifade ederek, şunları söyledi:

    “Öyle hain, öyle anlaşılmaz bir zihniyet ki ‘Yaralı var’ denildiği anda ateşi daha çok arttırıyorlardı. Böyle merhametsiz, duygusuz bir yapıyla, akılla karşı karşıyaydık. Sanki metastaz yapmış bir kanser hücresi gibilerdi. Onlardan komple temizlenmiş olduk. Tabii yine ufak tefek kalıntıları var ama onlara inşallah bundan sonra da hiçbir zaman izin vermeyeceğiz. Onlarla hala savaşımızı sürdürüyoruz. Hepsinin farkındayız. Bu 10 yıl boyunca zaten hep bir psikolojik harp içindeydik açıkçası. O gece bir savaş verildi. Elhamdülillah ülkemiz kurtuldu. Çok mutluyum. Çünkü çok farklı şeyler planlamışlar ve tasarlamışlar kendi akıllarınca ama milletimizin iradesiyle bunun önüne geçtik çok şükür. Bir daha da böyle şeyler yaşamamıza izin vermeyeceğiz gençler olarak.” >>>AA

  • Türk firmalar ihracatta mesafe tanımıyor

    Türk firmalar ihracatta mesafe tanımıyor

    Türkiye’nin, “Uzak Ülkeler Stratejisi” kapsamında, aralarında ABD, Çin, Japonya, Pakistan, Kanada, Hindistan ve Avusturalya gibi ülkelerin de olduğu 18 ülkeye yaptığı ihracat, bu yılın ocak-haziran döneminde yıllık bazda yüzde 12,2 artarak 14,3 milyar dolara yükseldi.

    Kuzeyde dört yılı aşkın bir süredir devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı, güneyde İsrail’in Filistin ve Lübnan’a saldırıları ve son olarak ABD/İsrail-İran Savaşı’nın dünya ekonomisine etkisi ve ticaret koridorları üzerinde yarattığı negatif durum ile Avrupa’da yaşanan ekonomik durgunluk, Türk ihracatçıları pazarlarını çeşitlendirmeye yönlendirdi.

    Bu kapsamda Ticaret Bakanlığınca, dünya ekonomisinin yarısından fazlasını oluşturan 18 ülkenin ithalatından daha fazla pay almak amacıyla hayata geçirilen “Uzak Ülkeler Stratejisi”nin Türk ihracatçılar için önemi daha da artarken, ihracatçılar bu strateji çerçevesinde söz konusu ülkelerle daha yakın temaslarda bulundu. Türkiye’nin bu adımları ihracat rakamlarına da yansıdı.

    18 ülkeye ihracat 14 milyar doları aştı

    AA muhabirinin, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden yaptığı derlemeye göre, aralarında ABD, Çin, Japonya, Pakistan, Hindistan, Kanada ve Avusturalya gibi uzak ülkelerin de olduğu 18 ülkeye yapılan ihracat bu yılın ocak-haziran döneminde yıllık bazda yüzde 12,2 artarak 14 milyar 345 milyon 805 bin dolara ulaştı. Geçen yılın aynı döneminde söz konusu ülkelere 12 milyar 781 milyon 737 bin dolarlık ihracat yapılmıştı.

    ABD ihracatta ilk sırada

    ABD, 6 milyar 971 milyon 280 bin dolarlık ihracatla ilk sırada yer aldı. Bu ülkeye yapılan ihracat 18 ülkeye yapılan ihracatın yüzde 48’ini oluşturdu. ABD’yi 1 milyar 809 milyon 73 bin dolarla Çin, 641 milyon 689 bin dolarla Meksika, 640 milyon 244 bin dolarla Kanada, 580 milyon 426 bin dolarla Hindistan takip etti.

    Yılın ilk yarısında ihracatın en fazla arttığı ülke yüzde 62,4 ile Nijerya oldu. Bu ülkeyi yüzde 57,1 ile Endonezya, yüzde 36 ile Güney Afrika Cumhuriyeti, yüzde 32,7 ile Çin ve yüzde 17,6 ile Meksika izledi.

    ABD’ye en fazla kimyevi maddeler satıldı

    Bu yılın ocak-haziran döneminde ABD’ye yapılan ihracatın alt kalemlerine bakıldığında 725 milyon 356 bin dolarla “kimyevi maddeler ve mamulleri” sektörünün ilk sırada yer aldığı görüldü. Bu sektörü 679 milyon 155 bin dolarla “elektrik ve elektronik”, 607 milyon 230 bin dolarla “otomotiv endüstrisi” izledi.

    Çin’e yapılan ihracatın alt kalemlerine bakıldığında ise ilk 3 sırada, 1 milyar dolarla “madencilik ürünleri”, 362 milyon 417 bin dolarla “kimyevi maddeler ve mamulleri”, 87 milyon 776 bin dolarla “tekstil ve ham maddeleri” sektörleri yer aldı.

    Ocak-haziran döneminde en fazla ihracat yapılan 3. ülke olan Meksika’ya yönelik dış satımın alt kalemleri incelendiğinde ise ilk sırada 178 milyon 163 bin dolarla “mücevher” sektörünün olduğu görüldü. Bu sektörü 114 milyon dolarla “otomotiv endüstrisi” ve 73 milyon 99 bin dolarla “çelik” takip etti.

    Ticaret Bakanlığınca 2022’de hayata geçirilen Uzak Ülkeler Stratejisi, ABD, Avusturalya, Brezilya, Çin, Endonezya, Filipinler, Güney Afrika, Güney Kore, Hindistan, Japonya, Kanada, Malezya, Meksika, Nijerya, Pakistan, Şili, Tayvan ve Vietnam’ı kapsıyor.

    Türkiye’den söz konusu 18 ülkeye, 2025 ve 2026 yılları ocak-haziran döneminde yapılan ihracat tutarı (bin dolar) şöyle:>>>AA

    Ülkeler 2025 2026 Değişim Oranı
    ABD 6.308.776,45 6.971.280,51 10,5
    ÇİN 1.362.872,97 1.809.073,56 32,7
    MEKSİKA 545.455,71 641.689,49 17,6
    KANADA 689.692,32 640.244,49 -7,2
    HİNDİSTAN 559.756,27 580.426,86 3,7
    AVUSTRALYA 462.057,86 479.304,66 3,7
    BREZİLYA 410.598,96 458.913,14 11,8
    GÜNEY AFRİKA CUMHURİYETİ 303.179,83 412.199,74 36,0
    NİJERYA 242.098,97 393.100,46 62,4
    GÜNEY KORE 305.314,05 355.378,72 16,4
    JAPONYA 276.799,45 317.118,07 14,6
    ENDONEZYA 168.813,78 265.214,05 57,1
    PAKİSTAN 276.138,06 262.887,01 -4,8
    VİETNAM 204.773,37 208.297,41 1,7
    ŞİLİ 233.855,75 191.659,69 -18,0
    MALEZYA 220.956,33 166.039,78 -24,9
    TAYLAND 126.017,57 133.861,07 6,2
    FİLİPİNLER 84.579,34 59.116,36 -30,1
    TOPLAM 12.781.737,02 14.345.805,08 12,2
  • Bombalar altında demokrasi nöbeti

    Bombalar altında demokrasi nöbeti

    O karanlık gecede vatandaşlar sokakları doldururken, başkentte bulunan milletvekilleri de hızla Meclis binasına yöneldi.

    TBMM Genel Kurulu, darbe girişiminden hemen önce, 14 Temmuz’u 15 Temmuz’a bağlayan gece saat 02.24’e kadar mesai yapmış ve yatırım ortamının iyileştirilmesini hedefleyen 75 maddelik kanun tasarısını yasalaştırmıştı.

    Tasarı üzerindeki görüşmelerin perşembe günü bitmeme ihtimali göz önünde bulundurularak, Genel Kurulun cuma günü de toplanması yönünde bir planlama yapılmıştı. Ancak siyasi parti grupları arasında uzlaşma sağlanarak, tasarının görüşmeleri tamamlanmış ve birleşim kapatılmadan önce Genel Kurulun 15 Temmuz günü çalışma kararı Danışma Kurulu önerisinin kabul edilmesiyle kaldırılmıştı. Eğer siyasi partiler arasında uzlaşma sağlanamasaydı, FETÖ’nün darbe girişiminde TBMM Genel Kurulu çalışıyor ve milletvekillerinin çoğunluğu da Meclis’te olacaktı.

    Genel Kurulun çalışmalarını noktalamasının ardından yoğun mesaiyi geride bırakan milletvekillerinin birçoğu kendi seçim bölgelerine hareket ederken, bir bölümü de Ankara’da kalmayı tercih etti.

    Ankara’da bulunan milletvekilleri, saat 21.30 sıralarında uçakların Başkent semalarında uçmaya başladığını gördü. Yaşananlar karşısında Türk halkı gibi AK Parti milletvekilleri de neler olduğunu anlamaya çalıştı.

    Sosyal medyaya yansıyanlar, görüşme ve istişareler sonucunda darbe girişi olduğunun anlaşılması üzerine nasıl bir tavır konulacağı sorusu sorulmaya başlandı. Bazı milletvekilleri parti genel merkezine, bazıları şehir merkezine giderek halkla birlikte darbecilere karşı mücadele etmeyi önerse de TBMM’ye gidilmesi kararı alındı.

    İktidar ve muhalefet milletvekilleri Meclis’e geldi

    Meclis’e ilk gelen milletvekilleri Ahmet Gündoğdu, Aydın Ünal, Jülide Sarıeroğlu, Ayşe Sula Köseoğlu, İlknur İnceöz, Lütfiye Selva Çam, Mustafa Şahin, Orhan Atalay, Ayşe Keşir, Sema Kırcı ve Bennur Karaburun, TBMM İdare Amiri Gündoğdu’nun makam odasında bir araya geldi.

    Millet iradesiyle iktidara gelen AK Parti’yi devirmek amacıyla yapılan darbe girişimine muhalefet partilerine mensup milletvekilleri de kayıtsız kalmayarak Meclis’e geldi.

    15 Temmuz gecesi 80’i AK Parti’li, 16’sı CHP’li ve 10’u MHP’li olmak üzere 106 milletvekili Meclis’e gelerek darbeye karşı tavır ortaya koydu.

    TBMM Genel Kurulu açıldı. Milletvekillerinin gelmesinden memnun olan eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman, milletvekillerini “demokrasi öpücüğü” ile karşıladı.

    Meclis Genel Kurulunda, Cumhuriyet tarihinin önemli olaylarından biri daha yaşandı. 12 Mart 1971 günü ilk defa bir darbe muhtırasının okunmasına şahit olan Meclis, bu sefer milli iradeye hakim olarak darbeye “dur” dedi.

    Halkın iradesi ile seçilen milletvekilleri, 1971 yılındaki gibi darbe girişiminin başarılı olmasına izin vermeyerek, bombalara karşı adeta canlı kalkan vazifesi üstlendi.

    Meclis, moloz yığınları ve mermi kovanları arasında “demokrasi mesaisini” sürdürerek darbecilere geçit vermedi.

    AK Parti Düzce Milletvekili Ayşe Keşir, basın mensupları henüz Genel Kurula gelmeden önce cep telefonundan yaptığı “FaceTime” yayınıyla, Meclis’te olup bitenleri aktaran ilk kişi oldu.

    AK Parti Hatay Milletvekili Hacı Bayram Türkoğlu ile eşi ve kızı, Meclise Dikmen Kapısı’ndan girdikten hemen sonra, uçaktan atılan bomba nedeniyle yaralanarak hastaneye kaldırıldı.

    Genel Kurul darbe girişimine meydan okudu

    Eski TBMM Başkanı Kahraman başkanlığında açılan Genel Kurulda, farklı partilerden milletvekilleri FETÖ’nün bombardımanı altında tek ses oldu.

    Genel Kurul yine açılmıştı ama bu seferki gündem diğerlerinden çok farklı oldu. Sadece gündem değil, milletvekillerinin kılık kıyafeti de farklıydı. Siyah ve lacivert gibi koyu renkli takım elbiselerle Genel Kurul’a gelen milletvekilleri o gece üstlerini değiştirmeye fırsat bulamadı. Milletvekillerinin bir kısmı tişörtle gelmek durumunda kaldı.

    Meclis her açıdan ilki yaşıyordu, öyle ki Katip Üyeler Sema Kırcı ile Ömer Serdar, Başkanlık Divanına doğru yöneldiğinde, Kahraman, Katip Üyeler yerine AK Parti, CHP ve MHP Grup başkanvekillerinin divana oturmasını istedi. Kahraman’ın bu daveti üzerine CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel hiç düşünmeden Divan’da oturmak için hareketlendi ancak Özel, tişörtle gelmişti ve üzerinde ceket yoktu. Özel, AK Parti’li Ahmet Gündoğdu’nun verdiği ceketle Katip Üyelerin yerine otururken “Milli Görüş ceketini bana da giydirdiniz sonunda” ifadesiyle arkadaşlarına takıldı. Milli iradenin coşkusu o gece her şeyin önüne geçti. Milletvekilleri her şey bir tarafa bırakılarak sadece darbenin bertaraf edilmesine odaklandı.

    Meclis Genel Kurulu o gece parlamento muhabirlerine de açılmıştı. Normal şartlarda sadece mevcut milletvekillerinin girebildiği Genel Kurula AA muhabirlerinin de aralarında bulunduğu bazı basın mensupları girmişti. Gazeteciler, orada olup bitenleri, milletvekillerinin konuşmalarını ve atılan bombaları haber merkezlerine göndererek kamuoyunu bilgilendiriyordu.

    Meclis ilk defa bombalandı

    O gece Meclis ilk defa bombalanarak milletvekillerine ‘Meclis’i terkedin’ mesajı verildi ancak milli iradenin temsilcileri, aldıkları emaneti teslim etmedi.

    Meclis’e, savaş uçakları 3 bomba attı. İlk bomba saat 02.33’de Dikmen Kapı’nın yanındaki bahçeye atıldı. Saat 03.20’de Başbakanlık Makam odasının yanındaki koridora atılan ve çevreye büyük zarar veren ikinci bomba, Genel Kurul Salonu’nun içerisinin toz bulutu ile kaplanmasına neden oldu.

    Milletvekilleri alkışlarla tempo tutarak, darbecileri ve Meclis’in bombalanmasını protesto etti. Ana Bina’ya atılan ikinci bombadan sonra, 03.25’de sığınağa geçildi ve çalışmalara orada devam edildi.

    Meclis’te bulunanlar, Ana Bina’ya saat 03.33’de atılan üçüncü bombaya ise sığınakta yakalandı.

    Darbecilerin saldırısında Meclis’te 18 kişi yaralandı, 11 milyon liranın üzerinde maddi hasar meydana geldi.

    Atılan bombalar nedeniyle külliye içerisinde yaralanan 12 polis hastanelere kaldırıldı.

    Tarihteki tek “gazi” meclis TBMM, FETÖ’nün darbe girişiminde bu unvanı ikinci kez hak etti. Meclis, o gece millet iradesini gasbetmeye çalışan hain örgütün bombalarına, demokrasinin gür sesiyle karşılık verdi.

    Darbeciler, helikopterle asker indirmeye çalıştı

    Darbeciler, saat 05.11’den sonra helikopterlerle TBMM Tören Alanı’na asker indirmeye çalıştı. Ancak Meclis güvenlik güçleri, darbeci askerlerle çatışarak, onların külliye içerisine inmesine izin vermedi.

    Sığınakta, ertesi gün açılacak Genel Kurul’da okunması planlanan ve 4 partinin ortaklaşa imzalayacağı deklarasyonun yazımı gündeme geldi. Deklarasyon, hazırlanan bir odada iktidar ve muhalefet milletvekilleri tarafından birlikte kaleme alındı.

    İsmail Kahraman, bakanlar ve milletvekilleri, sığınakta sürekli olarak darbe girişiminin akıbeti hakkında yetkililerden bilgi aldı. Sabaha karşı darbe girişiminin püskürtüldüğü haberi ulaşınca da kontrollü olarak yukarıya çıkıldı.

    TBMM, çalışmalarına ara vermeden devam etti, 16 Temmuz itibarıyla yaralarını sarmaya başladı. Eski TBMM Başkanı Kahraman’ın başkanlığında saat 17.00’de olağanüstü toplanan Genel Kurul’da, sığınakta hazırlanan ve 4 partinin ortaklaşa imzaladığı deklarasyon okundu. Eski Başbakan Binali Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve eski HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, yaptıkları konuşmalarla darbeye karşı tek ses oldu.

    Böylece milletvekilleri, başarılı olsaydı sonuçları çok kötü olabilecek darbe girişiminde çok önemli bir sınav vererek, Meclisine ve milli iradeye sahip çıktı, darbenin püskürtülmesinde söz sahibi oldu.>>>AA

  • Türkiye’den yılın ilk yarısında 252,5 milyon dolarlık domates ihracatı

    Türkiye’den yılın ilk yarısında 252,5 milyon dolarlık domates ihracatı

    AA muhabirinin Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye geçen yıl 51 ülkeye 401 milyon 193 bin dolarlık domates ihraç etti.

    Geçen yılın ocak-haziran döneminde 259 milyon 448 bin dolar olan domates ihracatı, bu yılın aynı döneminde 252 milyon 509 bin dolar olarak gerçekleşti.

    Yılın ilk 6 ayında 46 ülkeye domates ihraç eden Türkiye’nin en büyük pazarı 65 milyon 467 bin dolarla Romanya oldu. Bu ülkeyi 31 milyon 892 bin dolarla Rusya ve 28 milyon 260 bin dolarla Ukrayna izledi.

    Sera Yatırımcıları ve Üreticileri Birliği (SERA-BİR) Başkan Yardımcısı Murat Yılmaz, AA muhabirine, domates ihracatının ülke ekonomisi açısından önemli bir gelir kaynağı olduğunu söyledi.

    Geçen yılın aynı döneminde yaklaşık 264 bin ton domates ihraç edilirken bu yıl 161 bin 679 ton ihracat gerçekleştirildiğini belirten Yılmaz, miktardaki düşüşe rağmen ihracat gelirindeki gerilemenin sınırlı kaldığını ifade etti.

    Kilogram başına ihracat değeri yükseldi

    Yılmaz, kilogram başına ihracat değerinin yükseldiğine dikkati çekerek, “Daha az miktarda ürün ihraç etmemize rağmen ürünümüzün kilogram fiyatındaki artış sayesinde gelir kaybımız sınırlı kaldı. Bu durum, Türk domatesinin uluslararası pazarlarda değer kazandığını ve daha yüksek fiyatlarla alıcı bulduğunu gösteriyor.” dedi.

    İç piyasadaki güçlü talebin de ihracat miktarını etkilediğini dile getiren Yılmaz, üreticilerin kaliteli üretim, sürdürülebilir tarım ve yeni pazar arayışına odaklandığını belirtti.

    Türk domatesinin kalite ve lezzetiyle dünya pazarlarında önemli bir konuma sahip olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Ağustos sonu, eylül başı itibarıyla ihracatın yeniden hız kazanacağını tahmin ediyoruz. Özellikle son çeyrekte fiyatlar açısından beklentimiz olumlu yönde.” diye konuştu.

    Avrupa’da yaşanan enerji krizi ve aşırı sıcakların üretim takvimini etkilediğini aktaran Yılmaz, bu durumun önümüzdeki dönemde arzı sınırlayabileceğini belirterek, yılın son çeyreğinde daha yüksek fiyatlarla güçlü bir ihracat dönemi beklediklerini sözlerine ekledi.>>>AA

  • Türkiye’nin genç nüfusu, 117 ülkenin genel nüfusundan kalabalık

    Türkiye’nin genç nüfusu, 117 ülkenin genel nüfusundan kalabalık

    AA muhabirinin Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden derlediği bilgiye göre, ülkelerin toplam nüfusları içindeki 15-24 yaş grubu genç nüfus olarak tanımlanıyor.

    Dünyanın geçen yıla ilişkin yaklaşık 8,2 milyarlık toplam nüfusunun, 1 milyar 283 milyon 150 bin 313’ünü 15-24 yaş aralığı oluşturuyor. Söz konusu genç nüfus, toplam nüfusun ise yüzde 15,6’sını oluşturuyor.

    Türkiye’de söz konusu yaş aralığında 12 milyon 708 bin 348 kişi bulunurken, toplam 86,1 milyonluk nüfusun yüzde 14,8’i de 15-24 yaş aralığında yer alıyor.

    Gençler, 117 ülkenin toplamını aştı

    Türkiye, nüfusunun dinamikliği, ülkelerin ekonomik, sosyal ve teknolojik geleceği açısından oldukça kritik olan genç nüfus topluluğuyla, 100’den fazla ülkenin genel nüfusunu geride bırakıyor.

    Verilere göre, Türkiye’nin sahip olduğu 12,7 milyonluk genç nüfus, 194 ülkeden 117’sinin toplam nüfusunu aşıyor.

    Türkiye’deki genç sayısının, ülke nüfusunun toplamını aştığı ülkeler arasında 12,3 milyonluk toplam nüfusuyla Tunus, 11,3 milyonluk toplam nüfusuyla Birleşik Arap Emirlikleri ve 10,4 milyonluk toplam nüfusuyla Portekiz gibi ülkeler yer alıyor.

    Avrupa’da da en çok genç Türkiye’de

    Türkiye, ülkelerin geleceğini şekillendiren en büyük güçlerden olan genç nüfus sayısında Avrupa’da da ilk sırada bulunuyor.

    Türkiye’nin 12,7 milyonluk genç nüfusuna en yakın 15-24 yaş nüfusuna sahip ülkelere bakıldığında, 8,3 milyonla Birleşik Krallık ve 8 milyonla Almanya ve 6 milyonla İtalya sıralanıyor.

    Genç nüfus sayısıyla Avrupa’nın ilk sırasında yer alan Türkiye, gençleriyle Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülkenin 19’unun toplam nüfuslarını da geride bırakıyor.

    Türkiye’nin genç nüfusunun, toplam nüfuslarından fazla olduğu AB üyeleri arasında Yunanistan, Belçika ve Macaristan gibi ülkeler yer alıyor.

  • Yılın ilk yarısında 434 milyon liralık madeni para cebe girdi

    Yılın ilk yarısında 434 milyon liralık madeni para cebe girdi

    Türkiye’de bu yılın ilk 6 ayında vatandaşların cebine 434 milyon 615 bin 500 liralık madeni para girdi.

    AA muhabirinin Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü verilerinden derlediği bilgilere göre, bu yılın ocak-haziran döneminde toplam 169 milyon 960 bin adet madeni para tedavüle sunuldu. Bu dönemde basılan madeni paraların toplam değeri 434 milyon 615 bin 500 lira oldu.

    En çok 1 lira, en az 25 kuruş basıldı

    Söz konusu dönemde basılan madeni paraların dağılımına bakıldığında, adet bazında piyasaya en çok sürülen madeni paranın 90 milyon 439 bin adetle 1 lira olduğu görüldü. Bunu 67 milyon 686 bin adetle 5 lira ve 11 milyon 367 bin adetle 50 kuruş takip etti. Aynı dönemde 360 bin adet 10 kuruş ve 108 bin adet 25 kuruş dolaşıma sunulurken, 5 kuruş ve 1 kuruş ise hiç basılmadı.

    Yılın ilk yarısında en fazla madeni para 46 milyon 210 bin adetle şubat ayında basılarak tedavüle girdi. Madeni para arzının en düşük kaldığı ay ise 15 milyon 600 bin adetle haziran oldu.

    Geçen yıl tedavüle sürülen madeni paraların değeri 1 milyar 332 milyon 363 bin 400 lira olarak hesaplanmıştı. Bu dönemde 172 milyon 793 bin adet 5 lira, 449 milyon 652 bin adet 1 lira, 37 milyon 254 bin adet 50 kuruş, 1 milyon 80 bin adet 10 kuruş, 180 bin adet 5 kuruş ve 240 bin adet 1 kuruş dolaşıma sunulmuştu.

    Bu yılın ilk 6 ayında tedavüle sunulan madeni paraların adedi ve toplam değerleri şöyle:>>>AA

    Miktar (Adet) TL Değeri
    5 TL 67.686.000 338.430.000 TL
    1 TL 90.439.000 90.439.000 TL
    50 Kuruş 11.367.000 5.683.500 TL
    25 Kuruş 108.000 27.000 TL
    10 Kuruş 360.000 36.000 TL
    5 Kuruş 0 0 TL
    1 Kuruş 0 0 TL
    TOPLAM 169.960.000 434.615.500 TL
  • İETT otobüsü ile ambulansın çarpışması sonucu 5 kişi yaralandı

    İETT otobüsü ile ambulansın çarpışması sonucu 5 kişi yaralandı

    Fevzipaşa Caddesi’nde seyreden İETT otobüsü ile ambulans çarpıştı.

    Ambulansın devrildiği kazada, ambulanstaki 3 personel ile hasta ve otobüste bulunan 1 kişi yaralandı.

    İhbar üzerine kaza yerine polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

    Sağlık ekipleri, yaralılara müdahale ederken kaza yerinde güvenlik önlemi alındı.>>AA

  • İçişleri Bakanı Çiftçi, Hakkari’de üs bölgesini ziyaret etti

    İçişleri Bakanı Çiftçi, Hakkari’de üs bölgesini ziyaret etti

    Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Ali Çardakcı, AK Parti Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu ve Van Asayiş Kolordu Komutanı Tümgeneral Ünsal Bulut ile Hakkari’ye gelen Çiftçi, Şemdinli ilçesindeki Zirvin Tepe Modüler Komando Üs Bölgesi’ni ziyaret etti.

    Üs bölgesini gezerek burada görevli personelle sohbet eden Çiftçi, komutanlardan hem bölge hem de yürütülen faaliyetlerle ilgili bilgi aldı.

    Ziyaretin ardından basın mensuplarına açıklama yapan Bakan Çiftçi, üs bölgesindeki jandarma personelini ziyaret ettiklerini söyledi.

    Söz konusu üs bölgesinin stratejik bir üs bölgesi olduğunu belirten Çiftçi, “İran 7,5 kilometre ileride, Irak sınırına da 28 kilometre uzaklıktayız. Burada kahraman Mehmetçiklerimizin, jandarmamızın, korucularımızın nöbet tutması neticesinde bizler şehirlerde, bulunduğumuz yerlerde rahatlıkla yaşayabiliyoruz. Günlük hayatımızı devam ettirebiliyoruz. Bunun en büyük müsebbibi de burada görev yapan kahraman Mehmetçiklerimiz, jandarmamız. Bu vesileyle bugüne kadar şehadet şerbetini içmiş olan Mehmetçiklerimizi, bütün jandarmamızı, polisimizi, güvenlik korucularımızı rahmetle yad ediyorum. Gazilerimize de hayırlı, uzun ömürler diliyorum.” diye konuştu.

    “(Nato Zirvesi) 3 katmanlı bir güvenlik tedbiri almıştık”

    İçişleri Bakanı Çiftçi, Hakkari'de üs bölgesini ziyaret etti

    Ankara’da 7-8 Temmuz’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi’ne ve alınan güvenlik önlemlerine değinen Çiftçi, şunları kaydetti:

    “3 katmanlı bir güvenlik tedbiri almıştık. Ankara’nın çevresindeki iller birinci katmanı oluşturuyordu. Onun civarındaki iller ikinci güvenlik bölgesini oluşturuyordu, liman illerimizle beraber. Sınır bölgelerimiz, sınır illerimiz de üçüncü katmanı oluşturuyordu. Şu anda bulunduğumuz mevki de üçüncü katmanda sınır illerimizden birisini oluşturuyor. Buradaki jandarmamızın kahramanca görev yapması neticesinde Ankara’daki NATO Zirvesi de kazasız, belasız bir şekilde sonuçlanmış oldu. Bundan dolayı görev yapan bütün jandarma personelimize, askerlerimize, polislerimize, güvenlik korucularımıza ayrı ayrı teşekkür ediyorum.”

    İçişleri Bakanı Çiftçi, Hakkari'de üs bölgesini ziyaret etti

    Güvenlik güçlerinin kazasız, belasız görev yapması temennisinde bulunan Çiftçi, şu ifadeleri kullandı:

    “Bu bölge aynı zamanda ‘Terörsüz Türkiye’, ‘terörsüz bölge’ uygulamamızın da temelini teşkil ediyor. Jandarmamızın burada görev yapmasından dolayı artık eskiden olduğu gibi buralarda terörist kovalanmıyor, onların takibi yapılmıyor. Şemdinli açısından sınır bölgemizde daha çok asayiş olayları gözetlenmiş oluyor. Muhterem Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde ‘Terörsüz Türkiye’ projesi de hayata geçti, devam edecek ve başarıya ulaşacak. Ben bundan zerre kadar şüphe duymuyorum. Bugünkü ziyaretimizin de hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum. Burada görev yapan bütün personelimize üstün başarılar diliyorum. Allah hepsinin yardımcısı olsun. Allah devletimizi, milletimizi her daim payidar eylesin diye de dua ve niyazda bulunuyorum.

    “Çiftçi’ye ziyaretinde Hakkari Valisi ve Belediye Başkan Vekili İbrahim Taşyapan, Şemdinli Kaymakamı Fatih Erdoğan, İl Emniyet Müdürü Attila Ayata, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Cafer Öz ve AK Parti İl Başkanı Zeydin Kaya eşlik etti.>>>AA

  • Bandırma Gemi Müzesi karadan yürütülerek İstiklal Meydanı’na taşındı

    Bandırma Gemi Müzesi karadan yürütülerek İstiklal Meydanı’na taşındı

    Samsun’un simgelerinden, Mustafa Kemal Atatürk ve 18 silah arkadaşını 19 Mayıs 1919’da Samsun’a getiren Bandırma Vapuru replikası Bandırma Gemi Müze ve Milli Mücadele Açık Hava Müzesi, karadan yürütülerek İstiklal Meydanı Kurtuluş Yolu’na getirildi.

    240 tonluk Bandırma Gemi-Müzesi, 72 tekerlekli bağımsız aks sistemi ile yaklaşık 3,5 kilometre mesafe katederek yeni konumuna taşındı.

    Geminin taşınması saat 06.30’da başlayıp yaklaşık 4 saat sürdü. Müze geminin transfer sürecini vatandaşlar da ilgiyle takip etti.

    Samsun Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Necdet Çamaş, gazetecilere, Bandırma Gemi Müzesi’nin 1999 yılında Samsun’da ziyarete açıldığını söyledi.

    Müzeyi Canik ilçesinden Mustafa Kemal Atatürk’ün Milli Mücadele’yi başlatmak üzere Samsun’a ayak bastığı konuma taşıdıklarını dile getiren Çamaş, “Taşıma süreci yaklaşık 8 aylık teknik çalışmanın akabinde oldu.Türkiye’de bu işi yapabilecek olan firmaları tek tek araştırdık. Onlarla görüşmeler yaptık. Daha sonra teknik ekipler Almanya’dan ve taşıyıcı firmanın mühendisleri buraya geldi, bütün simülasyonları yaptık ve çok sağlıklı şekilde ilerletiyoruz.” dedi.

    Bandırma Gemi Müzesi’nin yeni yerinde daha fazla ziyaretçiye ulaşacağını anlatan Çamaş, şunları kaydetti:

    “İnanıyorum ki bugün yaklaşık 1 milyon ziyaretçisi olan kısıtlı alandaki Bandırma Vapuru önümüzdeki yıldan itibaren Türkiye’nin en çok ziyaret edilen müzelerinden birisi olacak. Yapım sürecinden bugünkü taşıma sürecine kadar bütün süreçleri bilen birisi olarak, bugün Samsun tarihine not düşülüyor. Peyzaj çalışmalarından sonra insanlarımızın ziyaretine, belki içine girmeyecek ama etrafında dolaşabilecekleri hale getireceğiz. Milli Mücadele Açık Hava Müzesi ile birlikte 2027 yılının mayıs ayında Sayın Cumhurbaşkanımızın da katılacağı bir programla açılışını yaparız diye ümit ediyorum.”>>>AA

  • Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı: KKTC’nin su güvenliği güçlü bir noktaya ulaşmıştır

    Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı: KKTC’nin su güvenliği güçlü bir noktaya ulaşmıştır

    Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki (KKTC) temasları kapsamında Mesarya Ovası’nda Türkiye tarafından yapılan sulama hattı inşaatında incelemelerde bulunarak KKTC’nin su güvenliğinin güçlü bir noktaya ulaştığını söyledi.

    Bakan Yumaklı, temaslarda bulunmak üzere geldiği KKTC’de Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş ile Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından yapımı devam eden “Orta Mesarya Ovası Sulaması Ana İletim Hattı 2. Kısım İnşaatı”nda incelemelerde bulundu.

    Bakan Yumaklı, inşaat alanında vinç kullanarak, 2 bin 500 milimetre çapındaki çelik borunun boru hendeğine indirilerek döşenmesi işlemini gerçekleştirdi.

    Burada su ve tarımsal sulama proje ve çalışmaları ile ilgili gazetecilere açıklamalarda bulunan Bakan Yumaklı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde KKTC için oluşturdukları su güvenliği vizyonuna dikkati çekerek, “KKTC’nin su güvenliği güçlü bir noktaya ulaşmıştır.” dedi.

    Bakan Yumaklı, yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılayan yatırımlar yapmadıklarına, aynı zamanda geleceğin su yönetimini de bugünden planladıklarına dikkat çekerek, şöyle devam etti:

    “Bu anlayışla 2023 yılı Eylül ayında Su ve Toprak Kaynakları Master Planı’na başladık. Söz konusu çalışma sadece bir rapor değil, KKTC’nin gelecek vizyonunu şekillendirecek bilimsel bir yol haritasıdır. Master plan kapsamında su ve toprak kaynaklarının potansiyeli ortaya konulurken, tarım ve sulama altyapısı da bilimsel veriler ışığında değerlendiriliyor. Planda, alternatif enerji kaynakları ile su yönetimi birlikte ele alınıyor.”

    “Anadolu’dan gelen her damla su, ortak geleceğe olan inancımızın da sembolüdür”

    Türkiye ile KKTC arasındaki ilişkinin yalnızca iki devlet arasındaki bir işbirliği olmadığını anlatan Bakan Yumaklı, bu ilişkinin kader birliği, gönül birliği ve sarsılmaz kardeşliğin adı olduğunu vurguladı.

    Yumaklı, su projesinin bu kardeşliğin en güçlü sembollerinden biri olduğunun altını çizerek, “Anadolu’dan gelen her damla su, aynı zamanda dayanışmanın, güvenin ve ortak geleceğe olan inancımızın da sembolüdür.” diye konuştu.

    Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, içme suyundan sulamaya, atık su yatırımlarından yeni tarımsal altyapılara kadar tüm projeleri birer birer tamamlayacaklarını kaydederek, çalışmalara destek veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarını sundu.

    Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı: KKTC'nin su güvenliği güçlü bir noktaya ulaşmıştır

    “KKTC’nin 50 yıllık su ihtiyacını giderecek yatırım yapıldı”

    Bakan Yumaklı, su konusunda bugün gelinen noktada 14 ayrı projeden oluşan, yaklaşık 69 milyar liralık dev bir yatırım programını yürüttüklerini belirterek, “Bunun 41 milyarlık kısmı tamamlandı. 8 milyar liralık kısmında çalışmalarımız devam ediyor. 20 milyar liralık kısmında ise planlamalar arkadaşlarımız tarafından sürdürülüyor.” değerlendirmesinde bulundu.

    Yumaklı, yatırımların büyük bir bölümünün vatandaşların hizmetine sunulduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

    “Sadece bugünün değil, KKTC’nin 50 yıllık su ihtiyacını giderecek yatırım yapıldı. Bu yatırım kapsamında 870 kilometre iletim hattı, 49 depo ve terfi merkezi, 529 kilometre içme suyu dağıtım hattı ve günde 200 bin metreküp kapasiteli modern içme suyu arıtma tesisini bitirerek hizmete almış durumdayız.”

    Tarımsal sulama projesi

    KKTC’de başta Mesarya Ovası olmak üzere tarım alanlarına su verilmesi ile ilgili yürütülen projelere de değinen Bakan Yumaklı, 9 bin 720 hektarlık Mesarya Ovası’na suyu iletecek ve 5,5 milyar lira maliyetli olan Orta Mesarya Ovası İkinci Kısım İletim Hattı ile ilgili çalışmaların devam ettiğini söyledi.

    Yumaklı, hattın geçeceği güzergahta herhangi bir şekilde kamulaştırma ya da benzeri sorunla karşılaşılmaması durumunda Mesarya’ya su getirecek iletim hattını 2027 yılında bitirmeyi hedeflediklerini belirtti.

    Yumaklı, öte yandan KKTC’deki 207 kilometrelik İçme Suyu İletim Hattı’nın da tamamlandığını ifade ederek, “Ne ana vatan Türkiye’de ne de KKTC’de biz yalnızca bugünün ihtiyaçlarını gören yatırımlar yapmıyoruz.” şeklinde konuştu.>>>AA

  • Afyonkarahisar’da düğün hazırlığında korku dolu anlar

    Afyonkarahisar’da düğün hazırlığında korku dolu anlar

    Olay, Fatih Mahallesi Filistin Caddesi üzerinde bulunan bir iş yerinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, düğün yemeği hazırlandığı sırada mutfakta kullanılan tüpler henüz belirlenemeyen bir nedenle alev aldı. Alevlerin kısa sürede iş yerine sıçraması üzerine çevrede bulunan vatandaşlar durumu itfaiyeye bildirdi.

    Afyonkarahisar'da düğün hazırlığında korku dolu anlar

    İhbar üzerine olay yerine sevk edilen Afyonkarahisar Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü ekipleri, yangına kısa sürede müdahale ederek alevleri kontrol altına aldı. Yangın, çevredeki iş yerlerine sıçramadan söndürülürken, olayda can kaybı ya da yaralanan olmadığı öğrenildi.

    Yangının ardından alev alan tüpler iş yerinin önüne çıkarılırken, tüplerin patlamaması yaşanabilecek bir facianın önüne geçti.
    Olayla ilgili inceleme başlatıldı.>>>İHA

  • MİT’ten 76 yıllık sır: “Bay Hristo”nun fotoğrafı ilk kez paylaşıldı

    MİT’ten 76 yıllık sır: “Bay Hristo”nun fotoğrafı ilk kez paylaşıldı

    MİT’in resmi internet sitesinde, “Özel Koleksiyon” sekmesi başlığı altında yer alan “Fotoğraflar” bölümünde yayımlanan görsellere bir yenisi eklendi.

    Söz konusu görsel, 1901’de Razgrad’da doğan ve MİT’in öncülü olan Milli Emniyet Hizmeti (MAH) mensubu olarak önemli görevler üstlenen Arif Necip Kaskatı’nın fotoğrafı oldu.

    Fotoğrafın yanında Kaskatı’nın hayatına ilişkin şu bilgiler yer aldı:

    “1901 Razgrad doğumlu Arif Necip Kaskatı, MAH bünyesinde Bulgaristan’da, Türkiye aleyhine yürütülen faaliyetler hakkında 1931 yılından şehit edildiği 1950 yılına kadar önemli görevler ifa etmiştir. İstanbul gazetelerinin birçoğunun Trakya muhabirliğini yürüten, Bulgarcayı çok iyi derecede konuşan ve Bulgaristan’daki Türk soydaşlar arasında ‘Bay Hristo’ lakabıyla bilinen Kaskatı, görev yaptığı dönemde sağlam karakteri ve vatanseverliğiyle tanınmıştır. Çift taraflı çalıştığı değerlendirilen bir Bulgar ajanı yüzünden Haziran 1950’de Bulgaristan sınırından Edirne’ye geçmeye çalıştığı sırada Bulgarlar tarafından aracına kurulan pusu neticesinde şehit olmuştur. Ruhu șad olsun.“>>>AA

  • İsrail, ateşkese rağmen Lübnan’ın güneyinde çok sayıda evi yıktı

    İsrail, ateşkese rağmen Lübnan’ın güneyinde çok sayıda evi yıktı

    İsrail, bölgedeki ateşkese ve Lübnan’ın da dahil edildiği belirtilen ABD-İran mutabakatına rağmen saldırılarını sürdürdü.

    Lübnan resmi ajansı NNA’nın haberine göre, İsrail ordusu sabaha karşı Sur kentine bağlı Mecdel Zun beldesinde çok sayıda evi patlayıcılarla havaya uçurdu.

    İsrail askerlerinin ayrıca Sur’un Mansuri beldesindeki evlere makineli tüfeklerle ateş açtığı belirtildi.

    İsrail ordusunun Bint Cubeyl ilçe merkezinde de evleri havaya uçurmaya devam ettiği kaydedildi.

    ⁠İsrail’in Lübnan’daki saldırıları ve ateşkes süreci

    İsrail ordusu, Lübnan’a 2 Mart’ta yoğun hava saldırıları başlatarak, ülkenin güneyinde birçok beldeyi işgal etmişti.

    Lübnan hükümeti bu sürede, ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.

    ABD Başkanı Donald Trump, 24 Nisan’da yaptığı açıklamada, Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan’da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkesin 3 hafta daha uzatıldığını duyurmuştu.

    ABD arabuluculuğunda Lübnan ile İsrail arasında 14-15 Mayıs’ta gerçekleştirilen 3. tur görüşmeler sonucunda, 17 Mayıs itibarıyla ateşkesin 45 gün uzatılması kararlaştırılmıştı.

    Lübnan Sağlık Bakanlığı, son açıklamasında, İsrail’in 2 Mart’tan bu yana ülkeye düzenlediği saldırılarda 4 bin 322 kişinin hayatını kaybettiğini bildirmişti.

    İran ve ABD, Pakistan aracılığında yapılan müzakere süreci kapsamında 14 Haziran’da savaşın durdurulması ve taraflar arasındaki sorunların görüşmelerle çözülmesini öngören 14 maddelik bir mutabakata vardıklarını duyurmuştu. Mutabakat, Lübnan dahil savaşın sona erdirilmesini içeriyor.

    Öte yandan Washington’da İsrail ile Lübnan arasında yürütülen doğrudan müzakerelerin 5. tur görüşmelerinin ardından ise 26 Haziran’da Lübnan ve İsrail arasında çerçeve anlaşması imzalanmıştı.>>>AA

  • İstanbul Boğazı’ndaki köprülere 15 Temmuz dolayısıyla Türk bayrağı asıldı

    İstanbul Boğazı’ndaki köprülere 15 Temmuz dolayısıyla Türk bayrağı asıldı

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, İstanbul Valiliği ve 15 Temmuz Derneği işbirliğinde, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne Türk bayrağı ile üzerinde “İrade Bizim, Zafer Bizim” yazılı dev afişlerin asılması dolayısıyla köprünün üzerinde tören düzenlendi.

    Törende konuşan İstanbul Vali Yardımcısı Mehmet Sülün, 15 Temmuz şehitlerini rahmetle andığını ifade ederek, “Milletimizin kahramanca direnişinin sembollerinden birisi olan 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ndeyiz. Şehitlerimizin uğruna canlarını verdikleri al bayrağımızı hem bugün 15 Temmuz Köprüsü’nde hem de diğer etkinliklerimizde dalgalandıracağız. 253 şehidimiz başta olmak üzere bu köprüde canlarını veren, bayrağımızın özgürce dalgalanmasını sağlayan tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum.” diye konuştu.

    15 Temmuz Derneği Başkanı İsmail Hakkı Turunç da hain darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçtiğini ve bu süreçte şehit ailelerini ve gazilerini yalnız bırakmadıklarını söyledi.

    Darbe girişiminde şehit düşenlerin yakınlarının bundan gurur duyduğunu ifade ederek, “Bundan şunu anlıyoruz. Türk milleti özgürlüğün, bağımsızlığın ne anlama geldiğini bilen bir millet. Bedeli ne olursa olsun bu özgürlüğü korumak adına her türlü fedakarlığı yapacak bir anlayışa sahip. 15 Temmuz hain darbe girişiminde ortaya konulan kahramanlık bunun bir göstergesidir.” dedi.

    Turunç, şöyle konuştu:

    “Doğduğumuz günden itibaren kulağımıza okunan ezanla, annelerimizin, aile büyüklerimizin kulaklarımıza söyledikleri ninnilerle vatan sevgisi, millet sevgisi, Allah, Peygamber sevgisi ve bu milletin kırmızı çizgileri neyse onlarla büyüdük, o eğitimle yetiştik. Dünyanın en süper gücü, emperyal gücü de karşımıza çıksa asla devletimizi yıkamayacak, milletimizi bölemeyecek. Hiçbir emperyal ülke Türkiye’nin üzerinde hesap yapmasın. Sayın Cumhurbaşkanımız ‘Milletin gücünden başka bir güç tanımıyorum. Milletimi meydanlara çağırıyorum.’ dediğinde her yaş grubundaki insan meydanlara çıkmıştı. Bedeli zafer, özgürlük, emperyal ülkelerin hesaplarını gözden geçirmesi oldu.”

    Konuşmaların ardından protokol üyeleri ve şehit yakınları tarafından 15 metre uzunluğunda 20 metre genişliğindeki Türk bayrağı 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne asıldı.

    15 Temmuz dolayısıyla İstanbul Boğazı’ndaki Yavuz Sultan Selim ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile Osmangazi ve 1915 Çanakkale köprülerine de Türk bayrağı asıldı.

    Öte yandan Çanakkale Valiliğinin NSosyal hesabındaki paylaşımda, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü etkinlikleri kapsamında, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Çanakkale Valiliği ve 15 Temmuz Derneği işbirliğinde Türk bayrağı asıldığı belirtildi.

    Açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Çanakkale Boğazı’nın üzerinde dalgalanan ay yıldızlı bayrağımız; bağımsızlığımızın, birlik ve beraberliğimizin ve milletimizin sarsılmaz iradesinin simgesi olarak gururla yükseldi. İrade bizim, zafer bizim.”>>>AA

  • Bangladeş’te sel ve heyelanlarda 44 kişi hayatını kaybetti

    Bangladeş’te sel ve heyelanlarda 44 kişi hayatını kaybetti

    Yerel Prothom Alo gazetesinin haberine göre, Bangladeş Afet Yönetimi ve Yardım Bakanlığından yapılan açıklamada, Khagrachhari, Rangamati, Bandarban, Cox’s Bazar, Chattogram, Moulvibazar ve Habiganj olmak üzere 7 bölgedeki çok sayıda yerleşim yerinin sular altında kaldığı belirtildi.

    Açıklamada, muson yağmurlarının yol açtığı sel ve heyelanlarda 44 kişinin yaşamını yitirdiği, 39 kişinin yaralandığı ifade edildi.

    Afetten toplam 1 milyon 22 bin 963 kişinin olumsuz etkilendiği aktarılan açıklamada, ülke genelinde 1000’den fazla geçici barınma merkezi açıldığı bilgisi paylaşıldı.

    Yetkililer, havzalardaki su seviyelerinin yükselmesine karşı yeni taşkınlar yaşanabileceği uyarısında bulundu.>>>AA

  • 71 yaşında hayatını kaybetti!

    71 yaşında hayatını kaybetti!

    Graham’ın ofisinden konuya ilişkin açıklama yapıldı.

    Açıklamada, 2003’ten bu yana Senatoda görev yapan 71 yaşındaki Graham’ın, dün gece “kısa süreli ve ani gelişen bir rahatsızlık” sonucu yaşamını yitirdiği bildirildi.

    ABD Başkanı Donald Trump’a yakın siyasi isimlerden olan ve savunma ile dış politika konularında Cumhuriyetçi Partinin önde gelen isimleri arasında gösterilen Graham, 10 Temmuz’da Ukrayna’nın başkenti Kiev’i ziyaret ederek Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile görüşmüştü.

    Graham, özellikle İsrail’e verdiği güçlü ve koşulsuz destekle tanınıyordu. İsrail’in Gazze’ye saldırılarını açık biçimde savunan Graham, birçok kez ABD’nin İsrail’e askeri ve diplomatik desteğinin artırılması çağrılarında bulunmuştu.>>>AA