Yazar: admin

  • “Yapay zekâ araştırmacıları, felsefeyi çok iyi biliyor”

    “Yapay zekâ araştırmacıları, felsefeyi çok iyi biliyor”

    Atatürk Kongre Merkezinde gerçekleştirilen konferansa; AKÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Peker, Afyonkarahisar Gençlik ve Spor İl Müdürü Nedim Aslan, Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Koçak, İlahiyat Fakültesi Dekan V. Prof. Dr. Mebrure Doğan, akademik, idari personel ve öğrenciler katıldı.

    “KLASİK İNSAN TİPİ ORTADAN KALKTI”

    Prof. Dr. Ahmet Dağ, “Posthüman Gelecek ve Gençlik: İnsan Nereye Evriliyor?” başlıklı sunumunda teknolojinin insan doğası üzerindeki etkilerini değerlendirerek, insanlığın bugünkü noktaya ani olarak değil, tarihsel bir evrilme sürecinin sonucunda ulaştığını ifade etti. Klasik insan tipinin ortadan kalktığını söyleyen Dağ, “Şu an insanlar ilk uyandıklarında pencerelerini değil, telefon ekranlarını açıyorlar. Karşımızda duran teknolojik dünya sadece bize bilgi vermiyor; bizim davranışsal, duyusal ve düşünsel verilerimizi de elimizden alıyor. Artık arzularımızın bile algoritmalarla yönlendirildiği bir çağdayız” dedi. Yapay zekânın tarihsel gelişiminin Alan Turing’den ünlü satranç oyuncusu Kasparov’un yazılım Deep Blue’ya yenilmesine kadar uzandığını belirten Dağ, bu algoritmik yapının ise tehlikeli olduğunu kaydetti. Mevcut yapay zekâ sistemlerinin beş temel sorun barındırdığını ifade eden Dağ, “Yapay zekâya ait bu yapılar; beyaz adam eksenli (etnosantrik), Avrupa merkezli (eurosantrik), seküler/ateistik, kadın-erkek dualitesini reddeden cinsiyetsiz ve İslamofobik bir zihin koduyla inşa edildi” diye konuştu.

    “GENÇLERİN, DİSİPLİNLER ARASI OKUMA BİÇİMİ EDİNMESİ ŞART”

    Descartes, Leibniz ve Wittgenstein gibi dâhilerin hem matematikçi, hem fizikçi hem de filozof olduklarına dikkat çeken Dağ, “Biz pozitivizmi Fransızlardan bile daha katı uygulayarak akademide duvarlar ördük. Fizikçinin felsefeden, felsefecinin matematikten anlamadığı bir yapı kurduk. Uzmanlaşmayı ‘Ben sadece bunu bilirim, başka bir şeye karışmam’ şeklinde algıladık. Bu büyük bir hatadır. Gençlerimizin bu tekelci ve kısır döngüyü kırmak için disiplinler arası bir okuma biçimi edinmesi şarttır” ifadelerini kullandı. Akademi dünyasında “aşırı uzmanlaşma” hastalığının olduğunu ve bilim dallarının birbirinden koparıldığını ifade eden Dağ, yapay zekâ çalışmalarının sadece teknik bir alan olmadığını, felsefe, mantık, antropoloji ve teolojiyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı.

    “YAPAY ZEKÂ ARAŞTIRMACILARI, FELSEFEYİ ÇOK İYİ BİLİYOR”

    Türkiye’deki mühendislik eğitiminde felsefe ve antropoloji bilimlerine gerektiği kadar önem verilmediğini ifade eden Dağ, Batıdaki kuantum ve yapay zekâ araştırmacılarının felsefeyi çok iyi bildiğini söyledi. Dağ, “Bizim mühendislerimiz felsefeyi, antropolojiyi lüzumsuz görüyor; ders listelerinden çıkarıyor. Hatta sadece kendine yetecek kadar matematik bilerek lisans eğitimini tamamlıyor. Bilimleri birbirinden koparıp kutuplaştırdığımız müddetçe, bilimin ve teknolojinin sadece ‘kullanıcısı’ oluruz; onun üzerine etik ve özgün bir değer inşa edemeyiz” dedi.

    “SİLİKON VADİSİ, 4-5 YIL ÖNCE BÜNYESİNE TEOLOGLAR DÂHİL ETTİ”

    Dağ, “Biz felsefeyi ya da ilahiyatı bu işlerden uzak görürken, Silikon Vadisi bundan 4-5 yıl önce bünyesine teologlar (ilahiyatçılar) dâhil etti. Max Tegmark gibi dünyaca ünlü bir fizik mühendisi, yazdığı kitaplarda teolojiyi, sosyolojiyi ve felsefeyi harmanlıyor” dedi. Bilimlerin birbirine düşman ya da kutup değil, akraba ve kardeş olduğunun kabul edilmesi gerektiğini vurgulayan Dağ, “Uzmanlaşmak ‘başka hiçbir şey bilmemek’ anlamına gelmiyor. Nanoteknoloji, biyoteknoloji, genetik, yapay zekâ ve psikofarmakoloji gibi yeni nesil alanlara yönelirken felsefi ve etik okumaları da bırakmamak gerekiyor” diye konuştu. Konferans, soru cevap bölümünün ardından Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Peker’in Prof. Dr. Ahmet Dağ’a teşekkür belgesi takdim etmesiyle sona erdi. >>>Haber Merkezi

  • Ankara kulisi çalkalanıyor: Özgür Özel’in B planı sızdı!

    Türkiye siyaseti, ana muhalefet partisi koridorlarında yaşanan baş döndürücü gelişmelerle tarihi günlerinden birini yaşıyor. Yargıdan çıkan “Mutlak Butlan” kararı neticesinde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanlığı koltuğundan ayrılmak durumunda kalan Özgür Özel ve ekibinin, siyasi geleceği şekillendirecek çok gizli bir hazırlık içinde olduğu iddiası Ankara kulislerine bomba gibi düştü.

    İlk etapta parti içi mücadeleyi sürdürerek olağanüstü kurultayı toplamak için tüm imkanları zorlayan Özel, tam 900 delegeden ıslak imza alarak resmi çağrı dilekçelerini hazırladı. Gözler yeniden Genel Başkanlık makamına oturan Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin 15 günlük yasal süre içinde kurultay kararı alıp almayacağına çevrilmişken; kapalı kapılar ardında yürütülen asıl büyük strateji deşifre oldu. Resmi kurultay süreci tıkanırsa devreye sokulacak yeni partinin ismi bile belli: İstiklal Partisi!

    İşte Sözcü Gazetesi’nin usta kalemi Saygı Öztürk’ün köşesine taşıdığı, Ekrem İmamoğlu’nun da destek verdiği iddia edilen yeni parti planının tüm perde arkası…

    İlk Adım Olağanüstü Kurultay: Süreç Mahkemeye Taşınabilir

    Özgür Özel önderliğindeki değişimci kanat, CHP içindeki meşruiyet mücadelesini öncelikli hedef olarak görüyor. 900 delegenin imzaladığı kurultay çağrı dilekçelerinin genel merkeze teslim edilmesinin ardından, Siyasi Partiler Kanunu gereğince yönetim kurulunun önünde 15 günlük bir değerlendirme süresi bulunuyor.

    Kulislerden sızan bilgilere göre, eğer Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi bu süre zarfında kurultay takvimini ilan etmezse, Özel ve kurmayları hakkını yargı yoluyla arayacak ve “Kurultay Çağrı Heyeti” atanması talebiyle doğrudan mahkeme kapısını çalacak.

    Sessiz Sedasız B Planı: İstiklal Partisi Çalışmaları Hızlandı

    Tüm bu hukuki ve siyasi restleşme kamuoyunun gözü önünde cereyan ederken, arka planda tamamen sessiz ve sedasız bir şekilde yeni bir siyasi oluşumun temellerinin atıldığı ortaya çıktı. Sözcü Gazetesi yazarı Saygı Öztürk, bugünkü köşesinde Özel ve ekibinin olası bir yol ayrımı için başlattığı “yeni parti” kurma çalışmalarının detaylarını yazdı.

    Yeni bir parti kurmanın ve teşkilatlanmanın son derece meşakkatli bir süreç olduğunu hatırlatan Öztürk, yazısında şu kritik noktalara dikkat çekti:

    “Siyasette asıl zorlu işler İçişleri Bakanlığı’na kuruluş dilekçesini verdikten sonra başlıyor. Önemli olan tabelayı asmak değil, Siyasi Partiler Kanunu ve Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından belirlenen katı kuralları (41 ilde teşkilatlanma ve büyük kurultay tamamlama şartı) yerine getirerek yapılacak ilk genel seçimlere katılım hakkı elde edebilmek.”

    İddialara göre Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile de sık sık bir araya gelerek süreçle ilgili fikir alışverişinde bulunuyor. Kurultay kanadının tamamen tıkanması ve mahkeme sürecinin uzaması ihtimaline karşı alternatif olarak masada tutulan partinin isminin ise cumhuriyetin köklerine atıfta bulunacak şekilde “İstiklal Partisi” olarak belirlendiği iddia edildi.

    Kurulursa Doğrudan “Ana Muhalefet” Konumuna Gelecek

    Ankara kulislerinde konuşulan en çarpıcı senaryolardan biri de meclis aritmetiğiyle ilgili. Eğer Özgür Özel kurultay delegelerinden ve mevcut milletvekillerinden aldığı güçlü destekle İstiklal Partisi’ni resmen kurarsa, CHP grubundan istifa edecek onlarca milletvekilinin bu yeni oluşuma katılması bekleniyor.

    Böyle bir durumda, kurulacak olan İstiklal Partisi, TBMM’de sandalye sayısı bakımından CHP’yi geride bırakarak doğrudan meclisin yeni ana muhalefet partisi konumuna yükselebilir.

    The post Ankara kulisi çalkalanıyor: Özgür Özel’in B planı sızdı! first appeared on Kanal 3 Tv.

  • “Su kaynaklarını verimli kullanıyoruz”

    “Su kaynaklarını verimli kullanıyoruz”

    Veysel Eroğlu, “Bütün vatandaşlarımızın 5 Haziran Dünya Çevre Gününü ve Türkiye Çevre Haftasını gönülden tebrik ediyorum. Çevre mes’eleleri bütün insanlığın müşterek konusu olup çözümü uluslararası iş birliğini gerektirmektedir. Geleceğe bırakılan en güzel miras dengesi bozulmayan bir tabiattır, onu korumak da hepimizin mes’uliyetindedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 21 Mayıs 2022 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesi uyarınca 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nün bulunduğu hafta ‘Türkiye Çevre Haftası’ olarak kabul edilmiştir. Türkiye Çevre Haftası; Sıfır Atık Vakfı tarafından da Sayın Emine Erdoğan hanımefendinin destekleriyle toplumun bütün kesiminde çevre bilinci oluşması, iklim değişikliği ile mücadele edilmesi ve sürdürülebilir yaşama çevrelerinin oluşturulması maksadıyla Türkiye Çevre Haftası etkinlikleri gerçekleştirilmektedir. Malum olduğu üzere küresel ısınma ve iklim değişikliği her geçen gün daha fazla etkisini göstermektedir. İklim değişikliği ile mücadele, sadece bir ülke veya sınırlı bir coğrafyanın konusu değil, bütün Dünya’nın beraber hareket etmesi gerektiği ortak bir mes’eledir. Biz de Türkiye olarak, mes’elenin ehemmiyetini gayet iyi biliyor ve bu şuurla taşın altına elimizi koyuyoruz. Türkiye, Akdeniz Havzasında yer alması sebebiyle küresel iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek ülkelerden birisidir. Türkiye olarak bütün Dünya’yı yakından ilgilendiren bu konu üzerinde, çalışmalarımızı büyük bir gayret içinde yürütüyoruz. Esasen Türkiye’nin sera gazlarının azaltılması hususunda tarihi bakımdan mes’uliyeti çok çok küçüktür. 1750-2019 yılları arasına baktığımızda Dünya’daki toplam sera gazı emisyonlarının sadece %0,6’sının ülkemizden kaynaklandığı görülmektedir” ifadelerini kullandı.

    “EN ÇEVRECİ HÜKÜMETİZ”

    Hükümetlerinin en çevreci hükümet olduğunu belirten Eroğlu, “ABD’de bu oran %24,8, AB-27’de %17,4, Çin’de %13,3, Rusya’da %6,9, İngiltere’de %4,7, Japonya’da %3,9 oranındadır. Ülkemizin küresel ölçekte mes’uliyeti çok az olsa da biz bu alanda her türlü tedbiri alıyor ve almaya devam edeceğiz. Hükümetimiz 22 yıldır çevre konularında muazzam reform ve yatırımları hayata geçirmiştir. AK Parti Hükümetleri olarak ‘En Çevreci Hükümet’ olduğumuzu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim. Türkiye özellikle iklim değişikliği ile mücadele ve adaptasyon yani uyum çalışmalarına büyük ehemmiyet vermiştir. Özellikle; Ormancılık ve arazi kullanımı, Su kaynaklarının verimli kullanımı, yenilenebilir enerji, ulaştırma, atık bertarafı, ziraat, konularında büyük hamleler gerçekleştirmiştir” dedi.

    “TÜRKİYE ORMAN VARLIĞINI ARTTIRAN NADİR ÜLKELERDEN BİRİDİR”

    Türkiye’nin orman varlığını artırdığına dikkat çeken Eroğlu, şu ifadelere yer verdi: “Ormanlar, sera gazlarının absorbe edecek en önemli yutak alanlardır. Dolayısıyla iklim değişikliği ile mücadelede en önemli faktör ormanlardır. Ülkemizdeki ormanlar takriben 2 milyar ton karbon depolanmaktadır. Bu miktar 7 milyar ton CO2 eşdeğeridir. Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile başlatmış olduğu Ağaçlandırma Seferberliği ile son 22 yılda ormancılık alanında muazzam çalışmalar gerçekleştirmiştir. Dünya’da orman varlığı azalırken ülkemiz orman alanlarını arttıran nadir ülkelerden biri olmuştur. Son 22 yılda muazzam ağaçlandırma çalışmaları yaparak 5,5 milyar fidanı toprakla buluşturduk. 2003 yılında 20,8 milyon hektar olan orman alanımızı, 2,1 milyon hektar arttırarak 22,9 milyon hektara yükselttik. Orman alanında yaptığımız bu çalışmalar, Birleşmiş Milletlerin de dikkatini çekmiştir. Her yıl düzenli olarak New York’ta gerçekleştirilen Dünya Ormancılık Zirvesinin Onuncusu 08-19 Nisan 2013 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilmiştir. Erozyonla mücadelede gerçekleştirdiğimiz çalışmalar neticesinde, erozyonla kaybedilen toprak miktarını 500 milyon tondan 154 milyon tona düşürdük. Bu alanda da yaptığımız çalışmalar Birleşmiş Milletlerin takdirini kazanmıştır. Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele 12.Taraflar Konferansı, 2015 yılında Ankara’da başarıyla gerçekleştirilmiştir. Ülkemiz 2 yıl boyunca COP12’nin başkanlığını yürütmüştür. Sulak alanlarımızı tescil ederek koruduk. 8,1 milyon dekar alanda 67 sulak alanımızı gözümüz gibi koruduk.”

    “SU KAYNAKLARINI VERİMLİ KULLANIYORUZ”

    “İklim değişikliğinin en önemli etkilerinden biri de su kaynakları üzerinde olmaktadır” diyen Eroğlu, şunları aktardı: “Ülkemiz özellikle son 22 yılda su kaynaklarımızın tek bir damlasını dahi israf etmeden sürdürülebilirlik ilkesi çerçevesinde değerlendirmektedir. Son 22 yılda 9.695 adet tesisi DSI ve Bakanlıklar döneminde, 600 tesis de İSKİ döneminde olmak üzere 10.295 su ile alakalı tesisi aziz milletimizin hizmetine sunduk. Hizmete aldığımız tesislerin 716’sı baraj, 624’ü hidroelektrik enerji santralidir. Özellikle hazırladığımız ve uygulamaya koyduğumuz İçmesuyu Eylem Planları ile 81 ilimizin içme ve kullanma suyu mes’elesini kökünden çözdük. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Gaziantep, Konya, Kars, Mardin gibi bütün şehirlerimizin uzun vadeli içmesuyu ihtiyacını karşıladık. Gıda üretim ve güvenliğinin daha da ehemmiyet kazandığı son yıllarda sulama projelerimizi arttırdık. Ekonomik olarak sulanabilir 8,5 milyon hektar arazimizin 6,85 milyon hektarını sulamaya açtık.”

    “YENİLENEBİLİR ENERJİDE REKOR KIRDIK”

    Yenilenebilir enerji kaynaklarına büyük önem verdiklerini hatırlatan Eroğlu, “Ülkemizin halihazırda sahip olduğu 96.271 MW kurulu gücünün %52’sini yenilenebilir enerji kaynakları teşkil etmektedir. 2003 yılında 12.000 MW olan yenilenebilir enerji kurulu gücümüzü 50.000 MW’a yükselttik. Yenilenebilir enerji de özellikle hidroelektrik enerji üretimimizi çok arttırdık. Hâlihazırda 32.000 MW hidroelektrik kurulu gücüne ulaştık. 2004’de HES’lerden yılda 26 milyar kWh elektrik üretilirken şu anda bu değer 110 milyar kWh yükseltilmiştir. Hidroelektrik; toplam kurulu gücümüzüm %33’ünü, yenilenebilir enerjimizin de %64’ünü oluşturmaktadır. Rüzgâr enerji kurulu gücümüz 8.832 MW’a, güneş enerjisi kurulu gücümüz de 6.667 MW’a yükselmiştir. Türkiye, doğalgaz çevrim santralleri ve kömür santrallerinin toplam enerji üretimindeki payını azaltmaktadır. Termik santrallerin bacalarına filtre takmak suretiyle ve ileri teknoloji sanayi kuruluşlarımızla emisyon değerleri azaltılmıştır. Ayrıca 2003 yılından itibaren hanelerde kömür kullanımı çok büyük oranda azaltılarak doğalgaz kullanımı arttırılmıştır” şeklinde ifade etti.

    “ULAŞTIRMA FAALİYETLERİ İLE SERA GAZI EMİSYONLARININ AZALTILMAKTADIR”

    Prof. Dr. Eroğlu, “Sera gazlarının oluşumunda büyük pay sahibi olan ulaştırma sektöründe, özellikle inşa ettiğimiz bölünmüş yollarla emisyon değerlerini azalttık. 6.100 km olan bölünmüş yol uzunluğunu 28.200 km’ye yükselttik. 1.213 km uzunluğunda hızlı tren ağı inşa ettik. 11.590 km demir yolu ağı, baştan sona yenilendi. Bu faaliyetlerle de sera gazı azaltımına büyük katkımız olmuştur. Yaptığımız hukuki düzenlemelerle yüksek emisyonlu yaşlı araçların trafikten çekilmesini sağladık” ifadelerini kullandı.

    “ATIK BERTARAF FAALİYETLERİNDE HAMLE YAPTIK”

    Yazılı açıklamasını sürdüren Eroğlu, şu konulara değindi: “Ülkemizin her noktasında hava kalitesini ölçüp, 352 noktadan online olarak takip edebiliyoruz. Katı atıkların geri kazanılması için tesis sayısını arttırdık. Başlatmış olduğumuz Sıfır Atık Projesi başarıyla sürdürülmektedir. Katı atık bertaraf tesisleri ile emisyon değerleri %7 oranında azaltılmıştır. 2017 yılından bu yana 24 milyon ton atığın geri kazanımı sağlandı. 3 milyon ton sera gazı salımı engellendi. Belediyelerin atıksu arıtımı konusunda büyük hamleler yaptık. 2002 yılında atıksu arıtma hizmeti alan belediye nüfusunun oranı %35 iken, bugün bu oranı %89’a yükselttik.

    “TÜRKİYE ULUSLARARASI ANLAŞMA VE KONFERANSLAR YAKINDAN TAKİP ETMEKTEDİR”

    Türkiye, iklim değişikliği ile alakalı uluslararası alanda bütün toplantı ve konferanslara düzenli olarak katılım sağlayarak küresel ölçekte mes’eleyi yakından takip etmektedir. Ülkemiz, 1992 yılında Rio’da gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine taraf olmuştur. Türkiye, müteakip yıllarda gerçekleştirilen taraflar konferanslarına katılm sağlamıştır. Ülkemiz 26 Ağustos 2009 tarihinde Kyoto Protokolüne resmen taraf olmuştur. Türkiye, özellikle Hükümetlerimiz döneminde çevre alnında yaptığı muazzam yatırımlar neticesinde 21 Aralık 2009 tarihinde Brüksel’de gerçekleştirilen ‘Hükümetlerarası Katılım Konferansı’nda 27 No’lü Çevre Faslı’ müzakerelere resmen açılmıştır. Esasen Çevre Faslı, AB’ye üye olan ülkelerin dahi en son açabildiği fasıl olmasına rağmen, ülkemizin bu alandaki gayretli çalışmaları neticesinde Çevre Faslı, açtığımız önemli bir fasıl olmuştur. Türkiye’nin, 28 Kasım 2010 tarihinde Meksika’nın Cancun şehrinde gerçekleştirilen 16. Taraflar Konferansında özel şartları kabul edilmiştir. Ülkemiz, 2015 yılında Paris’te gerçekleştirilen 21. Taraflar Konferansı’na da katılmıştır. Türkiye, yeni iklim rejiminde finans ve teknoloji desteklerine erişim talebinin karşılanması kaydıyla, 2015 yılında Paris Anlaşması’nı kabul etmiş ve 22 Nisan 2016’da imzalamıştır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan; 2021 yılının Eylül ayında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ülkemizin de Paris Anlaşması’na taraf olacağını açıklamış ve 6 Ekim 2021 tarihinde de Gazi Meclisimizde bütün milletvekillerinin oylarıyla kabul edilmiştir.

    “TBMM’DE ÇATISI ALTINDA İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULMUŞTUR”

    Türkiye son 19 yılda iklim değişikliği ile mücadele hususunda muazzam çalışmalar yapmıştır. Ancak, konunun ehemmiyetine binaen TBMM’de bütün siyasi partilerin ortak kararı ile 23 Mart 2021 tarihinde ‘TBMM Küresel İklim Değişikliğinin Etkilerinin En Aza İndirilmesi, Kuraklıkla Mücadele ve Su Kaynaklarının Verimli Kullanılması İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Araştırma Komisyonu’ kurulmuştur. Komisyon, saha ziyaretlerinin yansıra ülkemizde iklim değişikliği ile mücadele ve uyum konularında alanlarında uzman çok sayıda akademisyen ve ilgili kamu kurum ve kuruluş temsilcisinden bilgi almıştır. 4 aylık verimli bir çalışma döneminin ardından komisyon tarafından hazırlanan rapor, 01.02.2022 tarihinde TBMM Genel Kurulunda görüşülerek kabul edilmiştir. Hazırlanan rapor, ülkemizin iklim değişikliği ile mücadelede yol haritası niteliğinde çok önemli bilgileri ihtiva etmektedir. Araştırma Komisyonumuzun hazırladığı 842 sayfalık rapor, kuraklık, su kaynakları, tarım ve hayvancılık, ormancılık, atık sektör, enerji ve şehirleşme gibi pek çok alanda 96 ayrı tespit yapmıştır. Söz konusu bu tespitlerin çözümü için de 385 farklı teklif getirilmiştir. Araştırma Komisyonumuzun hazırlamış olduğu raporun netice ve tavsiyeler bölümünde yer alan tespit ve teklifler hakkında muhatap idarelerin yaptıkları ve yapmayı öngördükleri faaliyetler takip edilebilecektir. İklim değişikliğinin etkilerinin öngörülmesi ve bu etkilerin olabildiğince önlenebilmesi için uygun politikaların ve kanuni mevzuatın oluşturulması son derece önemlidir. Bu kapsamda söz konusu yasal mevzuatın ve politikaların oluşturulması için ilgili paydaşların yasama çatısı altında görüşlerini ifade etmesi sağlanarak ülkemizin iklim değişikliği ile mücadelesinde en uygun politikaların oluşturulmasına katkı sağlanmış olacaktır.

    “TÜRKİYE’NİN SERA GAZI EMİSYON MİKTARIMIZ DÜŞÜYOR”

    Ülkemizde sera gazlarının azaltılması ve iklim değişikliğine uyum konularında attığımız adımların neticesini almaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Yaptığımız iklim değişikliği ile mücadele faaliyetleri neticesinde Dünya’da sera gazı emisyonları artarken özellikle 2017 yılından itibaren ülkemizde azalma eğilimine geçmiştir. 2017 yılında 525 milyon ton CO2 eşdeğer olan sera gazı emisyonu, 2018 yılında 522,5 milyon ton CO2 eşdeğere, 2019 yılında da 506,1 milyon ton CO2 eşdeğere düşmüştür. Sadece 2020 yılında 523,9 milyon ton CO2 eşdeğer sera gazı emisyonu bir önceki yıla göre % 0,6 artış göstermiştir. Küresel ısınma ve iklim değişikliği ile mücadelede gelişmiş ülkelerin diğer gelişmekte olan ülkelere destek vermesini çok önemsiyoruz. Küresel İklim Değişikliği, bütün Dünya’yı ilgilendiren ortak bir konudur. Bu sebeple çözümüne de bütün Dünya’nın ortak hareket ederek ulaşabileceği kanaatindeyim. Bu düşüncelerle bütün vatandaşlarımızın 5 Haziran Dünya Çevre Gününü ve içinde bulunduğumuz Türkiye Çevre Haftası’nı tekrar gönülden kutluyor, daha yaşanabilir bir Dünya’yı gelecek nesillere bırakmak için herkesi sorumlu davranmaya davet ediyorum.” >>>Haber Merkezi

  • 5.300 yıllık mumya’dan ekşi mayalı ekmek yapıldı!

    1991 yılında İtalya ile Avusturya arasındaki Tirol Alpleri’nde yürüyüş yapan dağcılar tarafından tesadüfen bulunan ve “Ötzi Buz Adam” olarak adlandırılan 5.300 yıllık mumya, bilim dünyasını bir kez daha şaşkına çevirmeyi başardı. Bugüne kadar yapılan genetik incelemelerde saç dökülmesi yaşadığı, vücudunda onlarca dövme taşıdığı ve kansere yol açabilen bir HPV türüne sahip olduğu saptanan Ötzi, bu kez geleceğin gıda teknolojisine yön verecek bir biyolojik keşifle gündeme oturdu.

    Avrupa’nın en prestijli araştırma merkezlerinden olan Eurac Research Mumya Araştırmaları Enstitüsü uzmanları, Ötzi’nin bedeninden ve çevresindeki buzul tabakasından izole edilen antik maya türlerini kullanarak laboratuvar ortamında başarılı bir şekilde ekşi mayalı ekmek üretmeyi başardıklarını duyurdu.

    İşte Microbiome dergisinde yayımlanarak bilim tarihine geçen bu sıradışı araştırmanın kan donduran ve heyecan uyandıran tüm detayları…

    Ötzi’nin Kompleks Mikrobiyom Ekosistemi İlk Kez Çözüldü

    3 Haziran tarihinde bilimsel literatüre giren çalışmayı yürüten mikrobiyolog Mohamed Sarhan ve enstitü direktörü Frank Maixner, Ötzi’nin üzerinde, içinde ve hayatta kaldığı buzul çevresinde yaşayan mikroorganizmaları ilk kez tüm hatlarıyla analiz etti.

    Geçmiş yıllardaki çalışmalar sadece mumyanın ağız ve bağırsak Florasına odaklanırken; bu yeni araştırmada Ötzi’nin komple bütünsel mikrobiyal ekosistemi (bakteri, mantar ve mayalar) masaya yatırıldı. Bilim insanları, İtalya’nın Bolzano kentindeki Güney Tirol Arkeoloji Müzesi’nde -6 derece sıcaklık ve yüzde 99 nem oranına sahip özel koruma odasında saklanan Ötzi’nin üzerindeki buz tabakasını Nisan 2019’da kontrollü şekilde çözerek numuneler topladı. 5 saat süren bu hassas operasyonda elde edilen su, buz ve deri örnekleri gen dizileme teknolojisiyle tıkandı.

    Dondurucu Soğukta Yaşayan Antik Mayalar Keşfedildi: “Glaciozyma”

    Yapılan mikrobiyolojik testlerin ardından, Ötzi’nin binlerce yıllık yolculuğuna eşlik eden hem antik hem de depolama süreçlerinde dışarıdan bulaşan modern mikroorganizmalar tek tek ayrıştırıldı. Araştırmanın en patlayıcı bulgusu ise dondurucu dağ ortamından kaynaklanan ve sıfırın altındaki sıcaklıklarda dahi metabolik faaliyet gösterebilen dört farklı soğuğa dayanıklı maya türünün keşfi oldu.

    Özellikle “Glaciozyma” adı verilen ekstrem koşul mayasının, mumyanın saklandığı müze odasındaki mevcut koşullarda bile gizliden gizliye çoğalmaya ve aktif kalmaya devam ettiği tespit edildi. Enstitü Direktörü Frank Maixner, “Bu mayalar binlerce yıllık dondurucu yolculuğu boyunca Ötzi’ye sadık bir biçimde eşlik etmiş görünüyor” sözleriyle keşfin büyüleyiciliğini özetledi.

    Ekmekten Sonra Sıra Antik Birada: Gıda Sektöründe Enerji Devrimi Olabilir

    Ötzi’nin vücudundan toplanan canlı organizmalarla pişirilen ekşi mayalı ekmeğin ardından bilim insanları durmaya niyetli değil. Araştırma ekibi, projenin bir sonraki fazında bu dondurucu Alp mayalarını kullanarak antik bira üretimi gerçekleştirmeyi hedefliyor.

    Mikrobiyolog Mohamed Sarhan, düşük sıcaklıklarda fermente olabilen bu özel organizmaların endüstriyel gıda üretiminde bir devrim yaratabileceğini belirterek şu avantajlara dikkat çekti:

    “Geleneksel endüstriyel mayalar yüksek oda sıcaklıklarına ihtiyaç duyar. Ancak Ötzi’den aldığımız bu mayalar buzdolabı koşullarında bile fermantasyonu (mayalanmayı) sürdürebiliyor. Bu durum gıda fabrikalarında devasa bir enerji tasarrufu sağlayabilir. Ayrıca soğuk zincir taşımacılığı esnasında bile fermente ürünlerin bozulmadan olgunlaşmaya devam etmesi gibi lojistik kolaylıkların önünü açabilir.”

    Bilim İnsanları Temkinli: Mumyaya Bir Zararı Yok

    Araştırma heyeti her ne kadar heyecan verici sonuçlar paylaşsa da, bağımsız uzmanlardan temkinli açıklamalar da geliyor. Stavanger Üniversitesi’nde görev yapan Türk paleogenetik uzmanı Damla Kaptan, mayaların gerçekten bin yıldır kesintisiz aktif olduğunu iddia edebilmek için daha fazla RNA kanıtına ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Kaptan, mayaların aslında binlerce yıl uykuda (spor formunda) kalmış olabileceğini ve sadece 2019’daki buzul çözme işlemi esnasında uyandırılarak aktifleşmiş olabileceğini hatırlattı.

    Her iki senaryoda da sevindirici olan gelişme, bu antik mikrop ve mayaların 5.300 yaşındaki insanlık mirası Ötzi’nin vücut bütünlüğüne ve dokularına hiçbir biyolojik zarar vermediğinin kesinleşmiş olması. Arkeoloji dünyasının en büyük simgelerinden olan Ötzi, sadece insanlığın karanlık geçmişine ışık tutmakla kalmıyor, cebindeki biyolojik mirasla geleceğin mutfak teknolojisine de ilham vermeye devam ediyor.

    The post 5.300 yıllık mumya’dan ekşi mayalı ekmek yapıldı! first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Başkan Şahin’den başarılı öğrencilere tebrik ziyareti

    Başkan Şahin’den başarılı öğrencilere tebrik ziyareti

    Okul Müdürü Murat Oktay’dan eğitim faaliyetleri ve öğrencilerin yürüttüğü projeler hakkında bilgi alan Başkan Şahin, gençlerin bilim ve teknoloji alanındaki başarılarının gurur verici olduğunu ifade etti.

    NAUTİLUS PROJESİYLE BÜYÜK BAŞARI

    Ziyaret kapsamında öğrencilerin geliştirdiği “NAUTİLUS” adlı proje de değerlendirildi. Otonom Su Altı Robotu kategorisinde Türkiye üçüncülüğü elde eden ekip, ayrıca Çin’in Sanya kentinde düzenlenen SAUVC 2026 Uluslararası Otonom Su Altı Robotik Sistemler Yarışması’nda finalist olarak önemli bir başarıya imza attı.

    Başkan Şahin, elde edilen başarıdan dolayı öğrencileri ve öğretmenlerini tebrik ederek, “Bilim ve teknoloji alanında ülkemizi başarıyla temsil eden gençlerimizle gurur duyuyoruz. Türkiye üçüncülüğü elde ederek uluslararası arenada finalist olma başarısı gösteren öğrencilerimizi yürekten kutluyorum. Bu önemli başarıda emeği bulunan öğretmenimiz Hüseyin Soybakıcı’ya teşekkür ediyor, Talha Barış Eker, Kerem Dal, Ramazan Özçelik ve Muhammed Mevlüt Kirez başta olmak üzere tüm öğrencilerimize başarılarının devamını diliyorum.” dedi.

    “GENÇLERİMİZİN BAŞARILARI TÜRKİYE’NİN GÜÇLÜ GELECEĞİNİN HABERCİSİDİR”

    Gençlerin bilimsel ve teknolojik çalışmalara yönelmesinin Türkiye Yüzyılı vizyonunun önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Başkan Şahin, “Bilim, teknoloji ve inovasyon alanında elde edilen bu başarılar, gençlerimizin azmi, çalışkanlığı ve üretkenliğinin en somut göstergelerinden biridir. Ülkemizin güçlü geleceğini inşa edecek olan gençlerimizin her zaman yanında olmaya ve onları desteklemeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. Ziyaret, öğrencilerle yapılan sohbetlerin ardından hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi. >>>Haber Merkezi

  • İki aracın karıştığı kazada 2 kişi yaralandı

    İki aracın karıştığı kazada 2 kişi yaralandı

    Afyonkarahisar’da iki aracın karıştığı trafik kazasında 2 kişi yaralandı.

    Kaza, Bolvadin-Emirdağ karayolu Kutlu Kavşağı’nda meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Emirdağ istikametine doğru seyir halinde olan V.B. yönetimindeki 64 KB 090 plakalı otomobil, o esnada kavşaktan çıkış yapmakta olan M.G. idaresindeki 34 ESH 406 plakalı otomobile arkadan çarptı. Çarpışmanın şiddetiyle araçlarda bulunan yolcular yaralandı. Kazayı gören diğer sürücülerin ihbarı üzerine olay yerine hızla jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kazada, 34 ESH 406 plakalı otomobilde yolcu olarak bulunan E.N.B. ile 64 KB 090 plakalı araçta yolcu olarak bulunan H.B. yaralandı. Yaralılar, olay yerinde yapılan ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla Bolvadin Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı

    Kazanın ardından jandarma tarafından inceleme başlatıldı.

  • Can Polat’ın cenazesinde gizli operasyon: Polisler cemaatin arasına karıştı!

    İzmir’in Çeşme ilçesinde, kamuoyunda “Daltonlar” olarak bilinen organize suç örgütünün düzenlediği silahlı saldırıda hayatını kaybeden Engin Polat’ın kuzeni ve yakın koruması Can Polat (37), İstanbul’da gözyaşları ve gerilim dolu anlar eşliğinde son yolculuğuna uğurlandı. 4 Haziran Perşembe günü düzenlenen cenaze merasiminde feryatlar ve iddialar havada uçuşurken, emniyet birimlerinin törende aldığı ve yeni ortaya çıkan “gizli koruma” detayı asayiş dünyasında geniş yankı uyandırdı.

    Tetikçi Serhat Altun’un emniyetteki ifadesinde, asıl hedefin Engin Polat olduğunu ve çete liderinden gelen “Oradan boş dönme, yakınlarından birini vur” talimatıyla tetiği çektiğini itiraf etmesinin ardından, İstanbul Emniyeti alarm seviyesini en üst noktaya çıkardı.

    İşte Ataşehir’deki cenaze töreninde yaşananlar ve polisin cemaat arasına sızdığı o gizli operasyonun perde arkası…

    İstanbul İstihbaratı Cemaatin Arasına Sızdı, Tören Kayda Alındı

    Gazeteci Özlem Gürses’in canlı yayınına katılan deneyimli muhabir İhsan Yalçın, kamuoyunun bilmediği ve cenaze törenine damga vuran gizli emniyet tedbirini deşifre etti. Polat ailesinin uzun süredir organize suç ağları tarafından sistematik olarak tehdit edildiğini belirten Yalçın, şu çarpıcı iddiaları paylaştı:

    “Burada çok kritik bir detay var. İstanbul Emniyet Müdürlüğü dün o cenaze töreninde adeta etten duvar ördü. İstanbul İstihbarat ve Terörle Mücadele şubelerine bağlı sivil polisler, cemaatin arasına karışarak cami avlusunda yer aldılar. Çünkü mafya yapılanmasının cenazeyi sabote ederek yeni bir saldırı, ikinci bir suikast dalgası düzenleme ihtimali masadaydı. Tüm tören, sivil ekipler tarafından gizli kameralarla anlık olarak kayda alındı. Avluda şüpheli bir örgüt mensubu, gözcü veya profili şüpheli bir şahıs olup olmadığı tek tek analiz edildi.”

    Acılı Anneden Dilan Polat’a İsyan: “Allah Onun Belasını Versin”

    Ataşehir Küçükbakkalköy Merkez Camii’nde kılınan cenaze namazı sırasında Polat ailesi içinde de tansiyon oldukça yükseldi. Babasının tabutuna sarılan Can Polat’ın küçük kızı cami avlusunda sinir krizleri geçirirken, hayatını kaybeden korumanın acılı annesi, yaşananlardan dolayı sosyal medya fenomeni Dilan Polat’ı sorumlu tuttu.

    Oğlunun, Polat çiftinin lüks yaşantısı ve mafyatik ilişkileri yüzünden kurşunlara hedef olduğunu savunan acılı anne, avluda “Allah onun belasını versin, oğlumu onların bu hayatı yaktı” diyerek Dilan Polat’a olan öfkesini ve isyanını dile getirdi. Dilan Polat’ın ise cenaze esnasında aldığı tepkiler ve yaşadığı psikolojik baskı nedeniyle yere yığıldığı öğrenildi.

    Engin Polat Cenazeye Çelik Yelekle mi Geldi?

    Suikast timinin asıl hedefi olduğunu polis sorgusundan öğrenen Engin Polat’ın cenazedeki görüntüsü de sosyal medyanın en çok konuşulan başlıklarından biri oldu. Güvenlik kaynaklarına dayandırılan iddialara göre, Engin Polat’ın cami alanına çok sıkı bir koruma çemberi altında ve kıyafetinin altına görünmez çelik yelek giyerek geldiği öne sürüldü. Söz konusu iddialara yönelik Polat ailesinin avukatlarından veya emniyet kanadından henüz resmi bir doğrulama ya da yalanlama açıklaması gelmedi.

    The post Can Polat’ın cenazesinde gizli operasyon: Polisler cemaatin arasına karıştı! first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Afyon’da görsel şölen başladı! Haşhaş tarlaları beyaza büründü

    Afyon’da görsel şölen başladı! Haşhaş tarlaları beyaza büründü

    Yılda sadece bir kez ve oldukça kısa bir süreliğine açan haşhaş çiçeklerini kaçırmak istemeyen vatandaşlar, Bolvadin ovasını kaplayan tarlaların yolunu tutuyor. Özellikle gün doğumu ve gün batımı saatlerinde muhteşem manzaralar oluşturan tarlalar, en güzel anı ölümsüzleştirmek isteyen fotoğraf tutkunlarının, dron operatörlerinin ve profesyonel sanatçıların ilk adresi oluyor.

    TÜRKİYE’NİN EN ÖNEMLİ HAŞHAŞ ÜRETİM MERKEZLERİNDEN BİRİ OLAN AFYONKARAHİSAR’IN BOLVADİN İLÇESİ BAŞTA OLMAK ÜZERE BİR ÇOK İLÇESİNDE HAŞHAŞ BİTKİSİNİN ÇİÇEK AÇMASIYLA BİRLİKTE TARLALAR ADETA BİRER DOĞAL STÜDYOYA DÖNÜŞTÜ. (ONUR DAL/AFYONKARAHİSAR-İHA)
    Türkiye’nin en önemli haşhaş üretim merkezlerinden biri olan Afyonkarahisar’ın Bolvadin ilçesi başta olmak üzere birçok ilçesinde haşhaş bitkisinin çiçek açmasıyla birlikte tarlalar adeta birer doğal stüdyoya dönüştü.

    Üreticinin yüzü gülüyor hasat temmuzda başlayacak

    Bölge ekonomisi için büyük bir öneme sahip olan haşhaş tarlaları, her yıl mayıs ayı sonlarında ve haziran başında sunduğu bu görsel zenginlikle bölge turizmine de gizli bir katkı sağlıyor. Renk cümbüşünün yaşandığı tarlaların önümüzdeki günlerde de yoğun ziyaretçi ağırlaması bekleniyor.

    TÜRKİYE’NİN EN ÖNEMLİ HAŞHAŞ ÜRETİM MERKEZLERİNDEN BİRİ OLAN AFYONKARAHİSAR’IN BOLVADİN İLÇESİ BAŞTA OLMAK ÜZERE BİR ÇOK İLÇESİNDE HAŞHAŞ BİTKİSİNİN ÇİÇEK AÇMASIYLA BİRLİKTE TARLALAR ADETA BİRER DOĞAL STÜDYOYA DÖNÜŞTÜ. (ONUR DAL/AFYONKARAHİSAR-İHA)
    Türkiye’nin en önemli haşhaş üretim merkezlerinden biri olan Afyonkarahisar’ın Bolvadin ilçesi başta olmak üzere birçok ilçesinde haşhaş bitkisinin çiçek açmasıyla birlikte tarlalar adeta birer doğal stüdyoya dönüştü.

    Açan haşhaşlarda hasadın temmuz ayında yapılacağını belirten yöre üreticilerinden Halil Vural, bu yılki durumdan oldukça memnun olduklarını ifade etti. Vural, tarlalardaki gelişim sürecinin çok iyi ilerlediğini ve haşhaşlarda bu sene verimin hayli güzel olduğunu dile getirdi. >>>İHA

  • Evlat katili olan emekli polisin pişmanlık gözyaşları

    Evlat katili olan emekli polisin pişmanlık gözyaşları

    Vücudunun çeşitli yerlerine isabet eden mermilerle yere yığılan talihsiz genç, olay yerinde hayatını kaybetti. Kendi oğlunu vurduktan sonra durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildiren ve polis ekipleri gelene kadar evladının cansız bedeninin başında bekleyen acılı baba, Cinayet Büro Amirliği ekiplerince gözaltına alındı.


    Geçen yıl orman yangınında ölümden dönmüştü

    Hayatını kaybeden ve Kozan Asri Mezarlığı’nda toprağa verilen orman işçisi A.K.K’nin, geçen yıl Kozan’da çıkan büyük bir orman yangınında 10 saat boyunca mahsur kaldığı ve ekiplerin yoğun çabasıyla sağ kurtarıldığı ortaya çıktı. Ölümden dönen gencin bu kez öz babasının silahından çıkan kurşunlarla can vermesi ilçede büyük üzüntü yarattı.

    Emniyetteki sorgusunda gözyaşlarına boğulan emekli polis baba F.K, “Oğlum uyuşturucu bağımlısıydı, kumar borcu da vardı. Engellemeye çalıştım ama saldırmaya devam edince vurmak zorunda kaldım. Onu bu bataktan kurtaramadım, çok pişmanım” şeklinde kahreden bir savunma yaptı. Adliyeye sevk edilen zanlı baba, tutuklanarak cezaevine gönderildi.>>>İHA

  • Uzmanlardan hayati uyarı en çok yüzme biliyorum diyenler boğuluyor

    Uzmanlardan hayati uyarı en çok yüzme biliyorum diyenler boğuluyor

    Yüreğir Atakent Gençlik Merkezi Yüzme Antrenörü Semir Topal, akıntılı suların görünenden çok daha tehlikeli olduğunu belirterek, serinlemek isteyen vatandaşları bakanlık ve belediyelerin kontrollü yüzme havuzlarına davet etti. Topal, istatistiklerin acı bir gerçeği ortaya koyduğunu ifade ederek, akıntılı sularda en çok “yüzme biliyorum” diyen kişilerin can verdiğini vurguladı.

    BİRÇOK İLDE SERİNLEMEK AMACIYLA AKARSULARA GİREN VATANDAŞLAR YA HAYATINI KAYBETTİ YA DA KAYBOLDU. (ARŞİV) (FATİH KEÇE/ADANA-İHA)
    Yurt genelinde bahar aylarında etkili olan yağışlar nedeniyle barajlar, nehirler ve sulama kanallarındaki su seviyeleri yükselirken, birçok ilde serinlemek amacıyla akarsulara giren vatandaşlar ya hayatını kaybetti ya da kayboldu. Uzmanlar, özellikle akıntılı suların büyük tehlike oluşturduğunu belirtti.
    BİRÇOK İLDE SERİNLEMEK AMACIYLA AKARSULARA GİREN VATANDAŞLAR YA HAYATINI KAYBETTİ YA DA KAYBOLDU. (ARŞİV) (FATİH KEÇE/ADANA-İHA)
    Yurt genelinde bahar aylarında etkili olan yağışlar nedeniyle barajlar, nehirler ve sulama kanallarındaki su seviyeleri yükselirken, birçok ilde serinlemek amacıyla akarsulara giren vatandaşlar ya hayatını kaybetti ya da kayboldu. Uzmanlar, özellikle akıntılı suların büyük tehlike oluşturduğunu belirtti.

    Yüzeyi durgun görünen suların ölümcül dip akıntısı aldatıyor

    Suyun yüzeyden sakin görünmesinin güvenli olduğu anlamına gelmediğinin altını çizen Semir Topal, bu tür sularda çok güçlü dip akıntılarının bulunduğunu belirtti. Durgun görünen suya giren kişilerin bir anda panik yaparak boğulduğunu ifade eden Topal, sulama kanalları ve nehirlerden kesinlikle uzak durulması gerektiğini söyledi.

    Akıntılı suya kapılan bir kişinin akıntı hızı, gizli kayalar ve girdaplar nedeniyle kurtulmasının çok zor olduğunu dile getiren deneyimli antrenör, olası bir facia durumunda ilk yardımın önemine dikkat çekti. Sudan çıkarılan kişiye nefes alamıyorsa acilen eğitimli bir kişi tarafından suni teneffüs yapılması ve vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’nin aranması gerektiğini belirtti. >>>İHA

  • TBMM istismar davasında sıcak gelişme: Tutuklu tüm sanıklara tahliye kararı!

    Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) çatısı altında staj yapan lise öğrencilerine yönelik “zincirleme şekilde çocukların cinsel istismarı” ve “cinsel taciz” suçlamalarıyla açılan davada kamuoyunda geniş yankı uyandıran bir son dakika gelişmesi yaşandı. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın son duruşmasında, haklarında toplam 16 yıl 6 aya kadar hapis cezası istemiyle iddianame düzenlenen ve uzun süredir tutuklu bulunan 4 sanığın tamamının tahliye edilmesine karar verildi.

    Meclis lokantasında mesleki eğitim gören stajyer çocukları hedef alan skandalın yargılama sürecinde sanıkların beyanları, mağdur ailelerin adalet haykırışları ve mahkeme heyetinin ara kararı adliye koridorlarında tansiyonu yükseltti.

    İşte Meclis’teki istismar skandalı davasında yaşanan sıcak gelişmeler ve duruşmanın tüm perde arkası…

    Person sitting on a wooden floor with knees drawn to chest and arms wrapped around them, head bowed in distress.

    Sanıklar Cinsel İçerikli Mesajları Kabul Etti: “Akşam Otururken Atmış Oldum”

    Biri tutuksuz, dördü tutuklu olmak üzere toplam beş sanığın yargılandığı davada, sanıkların stajyer çocuklara attığı cinsel içerikli mesajlar mahkeme dosyasına delil olarak girdi. Duruşmadaki savunmalarında mesajları attıklarını itiraf eden sanıkların pişkin savunmaları dikkat çekti.

    Sanıklardan biri attığı skandal mesajlar için, “Akşam evde otururken bir anlık gafletle mesaj atmış oldum” ifadesini kullanarak kendini savundu. Bir diğer tutuklu sanık ise cinsel taciz iddialarının ardından eşinin kendisinden boşanmak için dava açtığını öne sürerek, bu süreçte asıl mağduriyet yaşayan tarafın kendisi ve ailesi olduğunu iddia etti.

    “Çocuğum Numara Vermiş Olsa Bile Bu Mesajlar Mı Atılmalı?”

    Duruşma salonunda hazır bulunan mağdur çocukların aileleri ve avukatları, sanıkların savunmalarına sert tepki göstererek şikayetlerinin sonuna kadar arkasında olduklarını vurguladılar. Sanıkların “çocukların kendi rızasıyla telefon numarası verdiği” yönündeki iddialarına yanıt veren acılı bir aile, “Çocuğum staj yerinde güven duyup numara vermiş olsa bile bir yetişkin tarafından bu cinsel mesajlar mı atılmalı?” diyerek isyan etti.

    Mağdur çocukların müdahil avukatları ise davanın gidişatına dair önemli uyarılarda bulundu. Dosyadaki tüm somut delillerin, HTS kayıtlarının ve mesaj dökümlerinin toplandığını belirten avukatlar, yargılama sürecinin uzamasının yaşları küçük olan mağdurların psikolojisini ve hukuka olan güvenini çok ciddi şekilde zedeleyeceğini kaydetti. Avukatlar, “Meclis gibi devletin en üst kademesinde istismara uğrayan bu korumasız çocuklar için amasız faksız adalet talep ediyoruz. Sanıkların en ağır cezaya çarptırılmasını istiyoruz” diyerek tutukluluk halinin devamını talep etti.

    Young woman sits with her head in her hands, visibly distressed; a man in the background gestures as if arguing.

    Mahkemeden Tahliye Kararı: Dava Temmuz Ayına Ertelendi

    BirGün gazetesinin adliye muhabirlerinin aktardığı kulis bilgilerine göre; mahkeme heyeti, sanık savunmaları, mağdur tanıklıkları ve taraf avukatlarının beyanlarını dinledikten sonra ara kararını açıkladı. Mahkeme, tutuklulukta geçen süreyi ve delillerin büyük oranda toplanmış olmasını gerekçe göstererek, tutuklu yargılanan 4 sanığın da tahliyesine hükmetti.

    Sanıkların tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığı dava, nihai kararın açıklanması beklenen bir sonraki celsesi için 2 Temmuz tarihine ertelendi. Karar sonrası mağdur aileler ve sivil toplum kuruluşları adliye önünde duruma tepki gösterdi.

    The post TBMM istismar davasında sıcak gelişme: Tutuklu tüm sanıklara tahliye kararı! first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Ölüm saçan heyelan bölgesine dev tünel inşa ediliyor

    Ölüm saçan heyelan bölgesine dev tünel inşa ediliyor

    Artvin Valisi Dr. Turan Ergün, felaketin izlerini silmek ve ulaşımın daha güvenli sağlanabilmesi amacıyla Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmaları yerinde inceledi. Heyelan sonucu yola savrulan dev toprak ve kaya kütlelerinin büyük bölümünün temizlendiği bölgede, kalıcı çözüm için çift yönlü açık tünel inşasına odaklanıldı.



    Yamaçtaki tehlikeye karşı üç vardiyalı kesintisiz mesai

    Çalışmalar hakkında yetkililerden detaylı bilgi alan Vali Ergün, şubat ayında ilk kazması vurulan 780 metre uzunluğundaki çift yönlü açık tünel projesinde, yağışlı günler haricinde 24 saat esasına göre üç vardiya halinde aralıksız çalışıldığını belirtti.

    Tünel inşaatının tamamlanmasının ardından yamaç kısmında kapsamlı bir tahkimat çalışması gerçekleştirileceğini ifade eden Vali Ergün, bu sayede Karadeniz Sahil Yolu’ndaki bu kritik güzergâhın bir daha heyelan tehdidiyle karşılaşmayacak şekilde çok daha güvenli hale getirileceğini ve çalışmaların planlandığı gibi ilerlediğini vurguladı.>>>İHA

  • Evinden gelen kötü koku gerçeği ortaya çıkardı

    Evinden gelen kötü koku gerçeği ortaya çıkardı

    Kapının açılmaması üzerine çilingir yardımıyla ikamete giren ekipler, Süleyman Yaman’ı odada hareketsiz halde buldu. Sağlık ekiplerinin yaptığı ilk kontrollerde, talihsiz adamın günler önce hayatını kaybettiği belirlendi.

    Şüpheli ölümün ardındaki sır adli tıp raporuyla çözülecek

    Yaman’ın cansız bedeni, olay yeri inceleme ekiplerinin evde yaptığı detaylı çalışmaların ardından kesin ölüm nedeninin belirlenebilmesi için Gaziantep Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

    Polis ekipleri, yalnız yaşayan adamın evinde hayatını kaybetmesiyle ilgili geniş çaplı bir soruşturma başlattı. Yaman’ın kronik bir rahatsızlığı olup olmadığı veya şüpheli bir durumun bulunup bulunmadığı yapılacak otopsinin ardından netlik kazanacak.>>>İHA

  • İç mekân tasarımcıları öğrencilerle deneyimlerini paylaştı

    İç mekân tasarımcıları öğrencilerle deneyimlerini paylaştı

    Afyon MYO Konferans Salonunda akademik personel ve öğrencilerin katıldığı panelde mezunlar; sektör deneyimini, kariyer önerilerini ve mezun hikâyelerini anlattı. Artı Mobilya İç Mekân Tasarımcısı Nur Eda Kızılbeyli, başarıya giden yolda en önemli dönüm noktasının staj dönemi olduğunu belirtti. “Naylon staj” olarak tabir edilen formalite stajlardan kesinlikle uzak durulması gerektiğini söyleyen Kızılbeyli, “Benim çalıştığım yer ilk staj yerimdi, daha sonra orası iş yerim oldu. Sektörde kalıcı olabilmek için okulda aldığımız eğitimin üzerine kendimiz bir şeyler koymalıyız. Özellikle 3ds Max programını ve render kalitesini geliştirmek çok önemli; çünkü teknik bilgiyi ne kadar bilirseniz bilin, insanlar önce gördüğü görsel kaliteye göre sizinle çalışmaya karar veriyor” dedi.

    “SEKTÖRDE, PİNTEREST SENDROMUYLA KARŞILAŞIYORUZ”

    Dişbudak Mobilya İç Mekân Tasarımcısı Simge Yapar, iç mekân tasarımı ile iç mimarlık arasında yelpaze farkının bulunduğunu belirtti. Sektörde sıklıkla “Pinterest” sendromuyla karşılaşıldığını kaydeden Yapar, “Müşteriler genellikle Pinterest’ten bir model gösterip aynısını istiyor. Ancak bu tasarımların birçoğunun üretim aşamasında uygulanabilirliği olmuyor. Sadece görselliğe değil; malzeme bilgisine, ergonomiye ve üretim aşamalarına da hâkim olmanız gerekiyor. Bir tasarımı gerçeğe dönüştürmek ve müşterinin memnuniyetini görmek ise bu mesleğin en güzel yanı” diye konuştu.

    “TASARIMCILIK, SADECE BİLGİSAYAR BAŞINDA ÇİZİM YAPMAK DEĞİL”

    Girişimci ve Kuva Mobilya İç Mekân Tasarımcısı Yunus Emre Ünver ise tasarımcılığın sadece bilgisayar başında çizim yapmaktan ibaret olmadığını belirterek, “Bilgisayarda çizdiğimiz projeyi imalattaki ustaya doğru aktarabilmek ve onun uygulanabilir olmasını sağlamak en büyük sınavımız. Biz bu meslekte aslında insan yönetmeyi ve problem çözmeyi öğreniyoruz. İş hayatı tamamen bir ekip işi. Hata yapmaktan korkmayın; genç yaşta yapılan hatalar bizi sektördeki diğer rakiplerimize göre çok daha tecrübeli hale getiriyor” ifadelerini kullandı. Panel, soru cevap bölümünün ardından sona erdi. >>>Haber Merkezi

  • “Bazı kurumlar artık iki dil arıyor”

    “Bazı kurumlar artık iki dil arıyor”

    Hukuk Fakültesi Konferans Salonunda düzenlenen Özel Hukuk Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Altan Fahri Gülerci’nin oturum başkanlığını yürüttüğü panelde; Av. Şükran Tuğrul ve Av. Enes Emirhan Arıkan konuşmacı olarak yer alırken, panele Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Medeni Hukuk Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Hasibe Sena Akkışla ile birlikte akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

    “GENİŞ BİR İSTİHDAM YELPAZESİ BULUNUYOR”

    Panelin açış konuşmasını yapan Özel Hukuk Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Altan Fahri Gülerci, 2012 yılında kurulan Hukuk Fakültesinin köklü bir yapıya kavuştuğunu ve Özel Hukuk ile Kamu Hukuku alanlarında lisansüstü eğitimler verdiğini belirtti. Hukuk mezunlarının kariyer seçeneklerinin yalnızca avukatlık, hakimlik ve savcılık meslekleriyle sınırlı olmadığını belirten Gülerci, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) gibi üst kurullarda uzmanlık ve müfettişlik imkanlarının bulunduğunu ifade etti.

    “BAZI KURUMLAR ARTIK İKİ DİL ARIYOR”

    Söz konusu kurumlarda görev alabilmek için yabancı dilin önemli bir şart olduğunu dile getiren Gülerci, “Eskiden banka müfettişliği gibi pozisyonlarda tek dil yeterli olabiliyordu ancak günümüzde bazı kurumların iki dil aradığını bile görebiliyoruz. Bu alanlarda başarılı olabilmek için yabancı dil bilgisinin yanı sıra ilgili KPSS puan türlerinden de yeterli puanı almak gerekiyor. Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı (HMGS) da bizim için en önemli basamak niteliği taşıyor. Bu sınavı geçemeden bahsi geçen kurumlara girmek ve başarılı olmak pek mümkün gözükmüyor” diye konuştu. Sınava hazırlık sürecinde adayların motivasyon kayıpları yaşayabildiğini anlatan Gülerci, öğrencilere online eğitimler yerine aynı stresi paylaşabilecekleri ve disiplin sağlayabilecekleri yüz yüze kursları tercih etmeleri tavsiyesinde bulundu.

    “ÖZEL HUKUK TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMIMIZ DEVAM EDİYOR”

    Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde Özel Hukuk ve Kamu Hukuku alanlarında yüksek lisans programlarının öğrenci alımına devam ettiğini ifade eden Gülerci, “Özel Hukuk Bölümü olarak bünyemizde tezli ve tezsiz olmak üzere iki farklı yüksek lisans programı yer almaktadır. Ancak tezsiz yüksek lisans programımıza şu an için öğrenci alımı yapılmamakta, eğitim faaliyetleri sadece tezli yüksek lisans programımız üzerinden aktif olarak sürdürülmektedir” diye konuştu. Özel Hukuk Tezli Yüksek Lisans programının her dönem için 17 öğrenci ana kontenjanı bulunduğunu söyleyen Gülerci,  “Buna ek olarak, üç şehit ve gazi yakını ile bir engelli öğrenci olmak üzere 3 kişilik özel kontenjanımız mevcuttur; böylece toplam yerel kontenjanımız 20 öğrenci olarak belirlenmiştir. Ayrıca bu kontenjanların dışında, 5 kişilik yabancı uyruklu öğrenci kontenjanımız da yer almaktadır. Yüksek lisans programımız, mevcut öğrencileriyle birlikte aktif olarak eğitim-öğretim hayatına devam etmektedir” dedi.

    SON SINIF ÖĞRENCİLERİNE YÜKSEK LİSANS İMKÂNI

    Yüksek lisans yapmanın mesleki alanda uzmanlaşma sağladığını ve iş hayatında rakiplere karşı avantaj oluşturduğunu aktaran Gülerci, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından hayata geçirilecek yeni bir uygulamanın da duyurusunu yaptı. Gülerci, “Mevcut kontenjanın yüzde 10’unu geçmemek kaydıyla, son sınıf öğrencileri arasından da yüksek lisanstan ders alma imkanı getirilecek. Bunun detayları üniversitemiz enstitüsünde görüşülüyor ve uygulamasını önümüzdeki sene itibarıyla başlatacağız” dedi. Açış konuşmasının ardından Av. Şükran Tuğrul ve Av. Enes Emirhan Arıkan panel kapsamında; kariyer planlaması, avukatlık mesleğine hazırlık, sınav süreçleri, yüksek lisans eğitimi ve akademik gelişim imkanları ile mezuniyet sonrası karşılaşılan süreçler hakkında değerlendirmelerde bulundu. Panel, soru cevap bölümünün ardından sona erdi. >>>Haber Merkezi

  • Aile içi kavga kanlı bitti! Kayınpeder damadını hayattan kopardı

    Aile içi kavga kanlı bitti! Kayınpeder damadını hayattan kopardı

    Bağrışmaları duyan çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine hızla polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kanlar içinde kalan ve ağır yaralanan Ogiş, sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından ambulansla Necip Fazıl Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı.

    KAHRAMANMARAŞ’IN DULKADİROĞLU İLÇESİNDE KAYINPEDER İLE DAMADI ARASINDA ÇIKAN TARTIŞMA CİNAYETLE SONUÇLANDI. BIÇAKLANAN 30 YAŞINDAKİ DAMAT, KALDIRILDIĞI HASTANEDE HAYATINI KAYBETTİ. OLAYIN ARDINDAN KAÇAN ŞÜPHELİ KAYINPEDERİN YAKALANMASI İÇİN ÇALIŞMA BAŞLATILDI. (MUSTAFA KUTLU/KAHRAMANMARAŞ-İHA)
    Kahramanmaraş’ın Dulkadiroğlu ilçesinde kayınpeder ile damadı arasında çıkan tartışma cinayetle sonuçlandı. Bıçaklanan 30 yaşındaki damat, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Olayın ardından kaçan şüpheli kayınpederin yakalanması için çalışma başlatıldı.

    Hastanede yaşam savaşı veren genç adam kurtarılamadı

    Hastanede acil tedavi altına alınan genç adam, doktorların gösterdiği tüm çabalara rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. İbrahim Ogiş’in acı haberini alan yakınları hastane önünde büyük üzüntü yaşadı.

    Cinayetin ardından kayıplara karışan şüpheli kayınpeder Y.E’nin yakalanması için emniyet güçleri tarafından geniş çaplı bir çalışma başlatıldı. Olay yeri inceleme ekiplerinin delil toplama çalışmalarının ardından, cinayetle ilgili başlatılan soruşturma titizlikle sürdürülüyor.>>>İHA

  • Alevlerin ortasında kalan yatağa bağımlı yaşlı kadın kurtarılamadı

    Alevlerin ortasında kalan yatağa bağımlı yaşlı kadın kurtarılamadı

    İtfaiye ekipleri alevleri diğer dairelere sıçramadan kontrol altına almayı başardı ancak eve giren ekipler, yatağa bağımlı diyaliz hastası 71 yaşındaki Hacer Tikankuş’un cansız bedeniyle karşılaştı. Eşini kurtarmak isterken dumandan etkilenen 78 yaşındaki Feramuz Tikankuş ve bir komşusu Erzurum Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı.



    Vali acı haberi verdi ilk tespitler elektrikli ısıtıcıyı işaret ediyor

    Olay yerine gelerek incelemelerde bulunan Erzurum Valisi Aydın Baruş, yangının yaşlı kadının bulunduğu odadaki elektrikli ısıtıcıdan çıkmış olabileceğinin tahmin edildiğini açıkladı. Vali Baruş, eşinin yangını kendi imkanlarıyla söndürmeye çalıştığını ancak başarılı olamadığını belirtti.

    Hacer Tikankuş’un cenazesi, olay yeri inceleme çalışmalarının ardından Erzurum Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Vali Baruş, hastanede tedavi altındaki yaralıların durumları hakkında bilgi alırken, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan geniş çaplı soruşturma sürüyor.>>>İHA

  • Gece yarısı yola fırlayan at facia getirdi

    Gece yarısı yola fırlayan at facia getirdi

    Olayı gören diğer sürücülerin ihbarı üzerine bölgeye hızla sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Yaralılara olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından, kazazedeler ambulanslarla Bingöl Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı.

    BİNGÖL’DE MİDİBÜSÜN ÇARPTIĞI AT KAZAYA NEDEN OLDU: 1 ÖLÜ, 2 YARALI (REMZİ BURULDAY/BİNGÖL-İHA)
    Bingöl’de panelvan araç yola çıkan ata çarptı. Kazada 1 kişi hayatını kaybetti, 2 kişi yaralandı.

    Hastaneden acı haber geldi soruşturma sürüyor

    Hastanede doktorların yoğun çaba gösterdiği yaralılardan Ahmet Kaya, yapılan tüm tıbbi müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

    Hastanede tedavileri devam eden diğer 2 yaralının durumlarının yakından takip edildiği öğrenildi. Güvenlik güçleri, bir kişinin ölümüyle sonuçlanan feci kazayla ilgili geniş çaplı inceleme başlattı.>>>İHA

  • NATO zirvesinin perde arkası, Sınırsız’da masaya yatırıldı

    NATO zirvesinin perde arkası, Sınırsız’da masaya yatırıldı

    Selcen Dilek Çöygün’ün moderatörlüğünde gerçekleşen programa Avukat Cengiz Demirtaş ile Terör ve Güvenlik Uzmanı Bülent Atasever konuk oldu. Programda NATO’nun karşı karşıya bulunduğu güncel sınamalar, uluslararası güç mücadeleleri ve Türkiye’nin ittifak içerisindeki artan önemi değerlendirildi.

    ANKARA ZİRVESİ NEDEN KRİTİK?

    Programın öne çıkan başlıklarından biri, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi oldu. Uzmanlar, zirvenin yalnızca NATO açısından değil, küresel güvenlik mimarısının geleceği açısından da kritik önem taşıdığına dikkat çekti.

    TÜRKİYE’NİN SAVUNMA SANAYİSİNDEKİ YÜKSELİŞİ KONUŞULDU

    Programda Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayisinde kaydettiği ilerleme ve bunun NATO içerisindeki yansımaları da masaya yatırıldı. Yerli ve milli savunma projelerinin Türkiye’nin stratejik ağırlığını artırdığı vurgulanırken, Ankara’nın bölgesel ve küresel krizlerde üstlendiği rol değerlendirildi.

    ABD, AVRUPA VE ÇİN ARASINDAKİ REKABET MASADAYDI

    Küresel siyasetin en önemli başlıklarından biri olan ABD, Avrupa ve Çin arasındaki güç mücadelesinin NATO üzerindeki etkileri uzman görüşleriyle analiz edildi. Değişen uluslararası dengelerin ittifakın geleceğine nasıl yön vereceği tartışıldı.

    TRUMP’IN NATO AÇIKLAMALARI DEĞERLENDİRİLDİ

    Programda ayrıca eski ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO’ya yönelik açıklamalarının ittifak içerisinde yarattığı tartışmalar ele alındı. Avrupa ile ABD arasında yaşanan görüş ayrılıklarının NATO’nun geleceğine etkileri değerlendirildi.

    KÜRESEL DENGELER VE TÜRKİYE’NİN KONUMU ELE ALINDI

    Sınırsız programında Ankara Zirvesi’nin perde arkası, küresel güç dengelerindeki değişim ve Türkiye’nin stratejik konumu tüm yönleriyle değerlendirildi. Programda yapılan analizler, NATO’nun geleceğine ilişkin önemli ipuçları ortaya koydu. >>>Berna TÜRKSOY

  • TOKİ 20 bin konut satış başladı mı? İşte detaylar…

    Ev sahibi olma hayali kuran vatandaşlar için Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’ndan (TOKİ) tarihi bir fırsat geldi. TOKİ, elinde hazır bulunan ve inşaat süreçleri kesintisiz devam eden tam 20 bin konutu “Açık Satış” yöntemiyle piyasaya sürüyor.

    Geleneksel TOKİ projelerindeki kura çekilişlerini beklemek istemeyenler için büyük bir avantaj barındıran bu kampanya kapsamında konutlar; kurasız ve tamamen başvuru önceliğine göre konut seçme/satın alma imkanıyla halka arz edilecek. Resmi takvimin netleşmesiyle birlikte gözler bankalara ve başvuru ekranlarına çevrildi.

    İşte 15 Haziran’da başlayacak kurasız TOKİ açık satış kampanyasının başvuru şartları, fiyat limitleri, taksit seçenekleri ve ödeme kolaylıkları…

    Başvurular 15 Haziran’da Başlıyor: Kura Yok, Öncelik Alanın!

    TOKİ tarafından üretilen ve üretilmekte olan modern konut projelerini kapsayan bu dev kampanya, 15 Haziran 2026 ile 17 Temmuz 2026 tarihleri arasında açık satışta kalacak. Kampanya süresince vatandaşlar, projelerin yer aldığı ilanlardan diledikleri konutu seçerek kuraya tabi tutulmadan direkt satın alma işlemlerini başlatabilecek. Satış süreçlerine T.C. Ziraat Bankası ve Halkbank şubeleri aracılık edecek.

    Fiyatlar ve Taksit Ödeme Seçenekleri Nasıl Olacak?

    Açık satışa sunulan konutların il il, proje proje tüm detaylı fiyat listeleri ve kat planları TOKİ’nin resmi web sitesi (www.toki.gov.tr) ile aracı bankaların şubelerinde ilan edilecek. İlk bilgilere göre kampanya dahilindeki evlerin fiyatları 2.1 milyon TL’den başlarken, başlangıç taksit tutarları ise aylık 18 bin TL seviyelerinde seyrediyor.

    Alıcılara Sunulan Özel Ödeme Alternatifleri:

    • Peşin Alım Avantajı: Konut bedelini tamamen peşin ödemeyi tercih eden vatandaşlara yüzde 25 net indirim uygulanacak.

    • 72 Ay Vade Seçeneği: Yüzde 50 peşinat ödeyen alıcılara, borcun kalan yarısı için 72 ay vade ve yüzde 8 oranında indirim imkanı tanınacak.

    • 60 Ay Vade ve İki Aşamalı Peşinat: Yüzde 50 peşinat alternatifinde alıcılar kolaylık amacıyla peşinatın yarısını sözleşme imzalarken, kalan yarısını ise 30 Haziran 2027 tarihine kadar esnek olarak ödeyebilecek. Bu modelde borç bakiyesi 60 ay vadeye bölünecek.

    Taksit Artışları Nasıl Hesaplanacak?

    Açık satış yöntemiyle alınan konutların borç bakiyesi ve aylık taksit tutarları, her yılın Ocak ve Temmuz aylarında olmak üzere yılda iki kez güncellenecek. Bu artışlarda, bir önceki 6 aylık dönemdeki Memur Maaş Artış Oranı dikkate alınacak. Ancak taksitlerdeki dönemsel artış miktarı, TÜİK tarafından açıklanan altı aylık TÜFE (enflasyon) oranını hiçbir şekilde geçemeyecek.

    Sözleşme tarihini takip eden ilk ay itibarıyla taksit ödemeleri başlarken, ilk dönemsel endeks artışı Ocak 2027 tarihinden itibaren devreye sokulacak. Ayrıca satış esnasında peşinat üzerinden binde 5 banka komisyonu ve bu komisyon üzerinden %5 BSMV tahsil edileceği, bu komisyon kesintilerinin her aylık taksit ödemesinde de tutara oranla yansıtılacağı bildirildi.

    TOKİ Açık Satış Başvuru Şartları Neler? Kimler Ev Alabilir?

    Projelerden yararlanarak kira öder gibi ev sahibi olmak isteyen vatandaşların taşımaları gereken temel kriterler şu şekilde sıralandı:

    1. Vatandaşlık ve Yaş Sınırı: T.C. vatandaşı olmak ve 18 yaşını doldurmuş olmak.

    2. Üzerine Tapu Bulunmaması: Başvuruda bulunan kişinin kendisi ve eşi üzerine Türkiye Cumhuriyeti sınırları dahilinde tapuda kayıtlı bağımsız bir konutun bulunmaması şarttır.

    3. Daha Önce TOKİ’den Ev Almamış Olmak: Kişinin kendisinin veya eşinin daha önce Toplu Konut İdaresi’nden konut satın almamış olması gerekmektedir. (Bu şartların taşınmadığı sonradan tespit edilirse sözleşmeler ihtar çekilmeksizin feshedilecektir).

    4. Hane Başına Tek Konut: Kampanya kapsamında bir hane halkı (kişinin kendisi ve eşi) adına yalnızca bir adet konut satışı yapılabilecek, birden fazla alım yapıldığı saptanırsa sözleşmeler geçersiz sayılacaktır.

    Cayma Hakkı ve Devir İşlemleri Nasıl İşleyecek?

    TOKİ, vatandaşların mağdur olmaması adına esnek cayma ve sözleşmeden dönme hakları da tanıyor. Konut alıcıları, gayrimenkul satış sözleşmesinin imzalandığı resmi tarihten itibaren 14 gün içinde hiçbir gerekçe göstermeksizin ve herhangi bir cezai şart (tazminat) ödemeksizin sözleşmeden cayabilecekler. Ayrıca konutun fiili teslim tarihine kadar olan süreçte de sözleşmeden dönme hakkı kullanılabilecek.

    Açık satış listesinden konut satın alan vatandaşlar, yatırım amaçlı hızlı devirlerin önüne geçilmesi adına, sözleşmeden doğan haklarını ancak konut teslim tarihinden 1 yıl sonra üçüncü şahıslara devir veya satış yoluyla aktarabilecekler.

    The post TOKİ 20 bin konut satış başladı mı? İşte detaylar… first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Kökçü’nün memleketi Emirdağ’da Dünya Kupası heyecanı

    Kökçü’nün memleketi Emirdağ’da Dünya Kupası heyecanı

    FIFA Dünya Kupası’nda mücadele edecek A Milli Takımı’nın kafilesinde yer alan Orkun Kökçü’nün ABD’ye gitmesi memleketi Emirdağ’daki hemşehrilerini gururlandırdı. İlçe halkı, milli maç heyecanını birlikte yaşayacak. Emirdağ Belediye Başkanı Serkan Koyuncu, milli takımın başarılı olacağına inandıklarını söyledi. Orkun Kökçü’nün her yıl Emirdağ’a birkaç kez geldiğini belirten Koyuncu, “Burada evi de var. Böyle bir futbolcuyu yakından tanıdığım için çok mutluyum. İyi niyetli ve hayırsever kardeşimizin uluslararası arenada bir yıldız olması Emirdağ için de önemli.” dedi.

    “PERSONELİMİZ 03 YAZILI MİLLİ TAKIM FORMALARIYLA HEMŞERİLERİMİZE HİZMET VERECEK”

    Koyuncu, milli futbolcunun Emirdağ’da isminin yaşatılması için çalışmalarının olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu: “ABD ile Türkiye’nin arasındaki saat farkından dolayı turnuvadaki ilk üç karşılaşmamız erken saatlerde oynanacak. Biz şimdiden Dünya Kupası coşkusunu yaşamaya başladık. Maç günlerinde sabah namazının ardından belediyemizin tesislerinde hemşerilerimizle birlikte kahvaltı yapacak, karşılaşmaları izleyeceğiz. Bütün binalarımızı Türk bayraklarıyla donattık. Maç günlerinde personelimiz 03 yazılı milli takım formalarıyla hemşerilerimize hizmet verecek.”

    “KENDİSİYLE HER ZAMAN GURUR DUYUYORUZ”

    Esnaf Güray Tekin de Emirdağ’a her yıl gelen milli futbolcu Orkun’u ve ailesini tanıdığını ifade etti. A Milli Takımı ve Kökçü’yü yakından takip edeceklerini anlatan Tekin, “Orkun Kökçü, Emirdağ ile bağını hiç koparmadı. Hayırsever bir kişiliğe sahip ve ilçemize katkılarda bulunuyor. Kendisiyle her zaman gurur duyuyoruz.” dedi. Esnaf Abdil Yılmaz ise milli futbolcunun Türkiye adına önemli bir yetenek ve sportif anlamda başarılı bir futbolcu olduğunu vurgulayarak, “Emirdağlılar olarak Orkun’un her zaman yanındayız. Her karşılaşmada burada büyük bir coşku yaşanacak. Her gol ve galibiyette burada mutlu olacağız. İnşallah, bol gollü maçlar izleyeceğiz.” ifadelerini kullandı. >>>AA

    Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesindeki hemşehrileri, A Milli Futbol Takımı’nda yer alan Orkun Kökçü’nün 2026 FIFA Dünya Kupası’nda da atacağı gollerle tüm Türkiye’yi mutlu edeceğine inanıyor. Emirdağ Belediye Başkanı Serkan Koyuncu (fotoğrafta), AA muhabirine açıklamada bulundu. ( Emirdağ Belediyesi – Anadolu Ajansı )
    Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesindeki hemşehrileri, A Milli Futbol Takımı’nda yer alan Orkun Kökçü’nün 2026 FIFA Dünya Kupası’nda da atacağı gollerle tüm Türkiye’yi mutlu edeceğine inanıyor. İlçe esnafı Güray Tekin (fotoğrafta), AA muhabirine açıklamada bulundu. ( Emirdağ Belediyesi – Anadolu Ajansı )
    Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesindeki hemşehrileri, A Milli Futbol Takımı’nda yer alan Orkun Kökçü’nün 2026 FIFA Dünya Kupası’nda da atacağı gollerle tüm Türkiye’yi mutlu edeceğine inanıyor. İlçe ensafı Muhammet Kocabıçak (fotoğrafta), AA muhabirine açıklamada bulundu. ( Emirdağ Belediyesi – Anadolu Ajansı )
    Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesindeki hemşehrileri, A Milli Futbol Takımı’nda yer alan Orkun Kökçü’nün 2026 FIFA Dünya Kupası’nda da atacağı gollerle tüm Türkiye’yi mutlu edeceğine inanıyor. İlçe esnafı Abdil Yılmaz (fotoğrafta), AA muhabirine açıklamada bulundu. ( Emirdağ Belediyesi – Anadolu Ajansı )
    Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesindeki hemşehrileri, A Milli Futbol Takımı’nda yer alan Orkun Kökçü’nün 2026 FIFA Dünya Kupası’nda atacağı gollerle tüm Türkiye’yi mutlu edeceğine inanıyor. Kökçü, izin günlerinde memleketi Emirdağ’a ziyaret gerçekleştiriyor. ( Emirdağ Belediyesi – Anadolu Ajansı )
  • Afyonkarahisar Caz Festivali devam ediyor

    Afyonkarahisar Caz Festivali devam ediyor

    Kentteki bir termal otelde düzenlenen festivalin üçüncü gününde, Çekya’dan “Vojtech Polej Trio” ve “Stepan Kolancny Trio” grupları sanatseverlerle buluştu. Gruplarda yer alan sanatçılar, konserlerde seçkin eserlerini seslendirdi. Sanatseverler konserlere ilgi gösterdi. >>>AA

    Genel sanat yönetmenliğini Hüseyin Başkadem’in yaptığı 26. Afyonkarahisar Caz Festivali sürüyor. Kentteki bir termal otelde düzenlenen festivalin üçüncü gününde, Çekya’dan “Vojtech Polej Trio” ve “Stepan Kolancny Trio” grupları sanatseverlerle buluştu. ( Arif Yavuz – Anadolu Ajansı )
    Genel sanat yönetmenliğini Hüseyin Başkadem’in yaptığı 26. Afyonkarahisar Caz Festivali sürüyor. Kentteki bir termal otelde düzenlenen festivalin üçüncü gününde, Çekya’dan “Vojtech Polej Trio” ve “Stepan Kolancny Trio” grupları sanatseverlerle buluştu. ( Arif Yavuz – Anadolu Ajansı )
    Genel sanat yönetmenliğini Hüseyin Başkadem’in yaptığı 26. Afyonkarahisar Caz Festivali sürüyor. Kentteki bir termal otelde düzenlenen festivalin üçüncü gününde, Çekya’dan “Vojtech Polej Trio” ve “Stepan Kolancny Trio” grupları sanatseverlerle buluştu. ( Arif Yavuz – Anadolu Ajansı )
  • Ceza İnfaz Personeli Günü, Afyon’da kutlandı

    Ceza İnfaz Personeli Günü, Afyon’da kutlandı

    Kampüs Açık Ceza İnfaz Kurumu’ndaki programda, “Ceza İnfaz Personeli Günü” dolayısıyla kurumda görev yapan personel kahvaltıda bir araya geldi.

    Etkinlikte kurum içerisinde düzenlenen satranç ve futbol müsabakaları birincilerine plaket takdim edildi.

    Programa, Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Patlak, Başsavcı Vekili Salih Kılıç ve kurum yöneticileri de katıldı. >>>AA

    Afyonkarahisar’da “Ceza İnfaz Personeli Günü” programı düzenlendi. ( Arif Yavuz – Anadolu Ajansı )
    Afyonkarahisar’da “Ceza İnfaz Personeli Günü” programı düzenlendi. ( Arif Yavuz – Anadolu Ajansı )
  • Milli futbolcu Orkun Kökçü’nün memleketi Emirdağ’ı Dünya Kupası heyecanı sardı

    Milli futbolcu Orkun Kökçü’nün memleketi Emirdağ’ı Dünya Kupası heyecanı sardı

    AFYONKARAHİSAR (AA) – ARİF YAVUZ – Afyonkarahisar'ın Emirdağ ilçesindeki hemşehrileri, A Milli Futbol Takımı'nda yer alan Orkun Kökçü'nün 2026 FIFA Dünya Kupası'nda atacağı gollerle tüm Türkiye'yi mutlu edeceğine inanıyor.

    FIFA Dünya Kupası'nda mücadele edecek A Milli Takımı'nın kafilesinde yer alan Orkun Kökçü'nün ABD'ye gitmesi memleketi Emirdağ'daki hemşehrilerini gururlandırdı.

    İlçe halkı, milli maç heyecanını birlikte yaşayacak.

    Emirdağ Belediye Başkanı Serkan Koyuncu, AA muhabirine, milli takımın başarılı olacağına inandıklarını söyledi.

    Orkun Kökçü'nün her yıl Emirdağ'a birkaç kez geldiğini belirten Koyuncu, "Burada evi de var. Böyle bir futbolcuyu yakından tanıdığım için çok mutluyum. İyi niyetli ve hayırsever kardeşimizin uluslararası arenada bir yıldız olması Emirdağ için de önemli." dedi.

    – "Personelimiz 03 yazılı milli takım formalarıyla hemşerilerimize hizmet verecek"

    Koyuncu, milli futbolcunun Emirdağ'da isminin yaşatılması için çalışmalarının olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:

    "ABD ile Türkiye'nin arasındaki saat farkından dolayı turnuvadaki ilk üç karşılaşmamız erken saatlerde oynanacak. Biz şimdiden Dünya Kupası coşkusunu yaşamaya başladık. Maç günlerinde sabah namazının ardından belediyemizin tesislerinde hemşerilerimizle birlikte kahvaltı yapacak, karşılaşmaları izleyeceğiz. Bütün binalarımızı Türk bayraklarıyla donattık. Maç günlerinde personelimiz 03 yazılı milli takım formalarıyla hemşerilerimize hizmet verecek."

    – "Kendisiyle her zaman gurur duyuyoruz"

    Esnaf Güray Tekin de Emirdağ'a her yıl gelen milli futbolcu Orkun'u ve ailesini tanıdığını ifade etti.

    A Milli Takımı ve Kökçü'yü yakından takip edeceklerini anlatan Tekin, "Orkun Kökçü, Emirdağ ile bağını hiç koparmadı. Hayırsever bir kişiliğe sahip ve ilçemize katkılarda bulunuyor. Kendisiyle her zaman gurur duyuyoruz." dedi.

    Esnaf Abdil Yılmaz ise milli futbolcunun Türkiye adına önemli bir yetenek ve sportif anlamda başarılı bir futbolcu olduğunu vurgulayarak, "Emirdağlılar olarak Orkun'un her zaman yanındayız. Her karşılaşmada burada büyük bir coşku yaşanacak. Her gol ve galibiyette burada mutlu olacağız. İnşallah, bol gollü maçlar izleyeceğiz." ifadelerini kullandı.