Yazar: admin

  • Sanayi ürünü denetimlerinde 6 ayda 175,9 milyon lira ceza uygulandı

    Sanayi ürünü denetimlerinde 6 ayda 175,9 milyon lira ceza uygulandı

    Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, yılın ilk 6 aylık döneminde 26 bin 310 sanayi ürününü denetledi, uygunsuz bulunan 2 bin 441’i için 175 milyon 898 bin 583 lira idari para cezası kesti.

    AA muhabirinin edindiği bilgilere göre, Bakanlık piyasadaki sanayi ürünlerinin insan can ve mal güvenliği ile çevre şartlarına uygun olmasını sağlamak amacıyla ürün güvenliği denetimlerini, teknik mevzuata uygunluk kontrolü ve idari yaptırımlar çerçevesinde yürütüyor.

    Denetimler, metroloji ve sanayi ürünleri olmak üzere, iki alanda gerçekleştirildi. Bakanlık ekiplerince, bu dönemde 26 bin 310 sanayi ürünü denetlendi. En fazla denetim, 9 bin 225 ile asansör ve 6 bin 698 ile elektrikli ekipmanlara yönelik yapıldı.

    Denetlenen sanayi ürünlerinden, 2 bin 441’i uygunsuz bulundu ve 232 ürün teste gönderildi. Söz konusu denetimlere tabi tutulan ürünlerin uygunsuzluk oranı, yüzde 9,28 olarak hesaplandı. Uygunsuzluk oranının en yüksek olduğu ürün grupları yüzde 42,86 ile kazanlar, yüzde 37,97 ile enerji verimliliği ürünleri ve yüzde 17,14 ile asansörler oldu.

    En çok para cezası asansörlere kesildi

    Bu kapsamda, 105 farklı marka ve modeldeki sanayi ürünü hakkında toplatma kararı verildi. Toplatma kararı verilen ürün grupları arasında, 45 ile otomotiv ve 20 ile enerji verimliliği ürünleri öne çıktı.

    Bakanlıkça, tespit edilen uygunsuzluklara, 175 milyon 898 bin 583 lira idari para cezası uygulandı. Ayrıca, 238 üründeki uygunsuzluğun düzeltilmesi için süre tanındı.

    En çok idari para cezası uygulanan ürün grubu da 106 milyon 458 bin 656 lirayla asansörler, 38 milyon 649 bin 685 lirayla otomotiv ve 10 milyon 607 bin 564 lirayla makineler olarak sıralandı.

    Gaz sayaçları ve takografları da denetlendi

    Bakanlık, metroloji alanında da 6 ayda 982 bin 583 ürünü denetledi ve muayene etti. Bu çerçevede, 359 bin 221 gaz sayacı, 212 bin 263 takograf, 128 bin 183 tartı aleti ve 93 bin 768 akaryakıt ve LPG sayacı denetime tabi tutuldu.

    Öte yandan, 6 ayda 57 bin 658 taksimetre ve 49 bin 484 ölçü transformatörü de Bakanlığın denetiminden geçti.

    Aynı dönemde, 3 bin 20 hazır ambalajlı mamule yönelik denetimler de gerçekleştirildi.>>>AA

  • Otluk ve ekili alanlarda 2 bin 242 yangın çıktı

    Otluk ve ekili alanlarda 2 bin 242 yangın çıktı

    Yaz aylarında artan hava sıcaklıkları ve kuruyan bitki örtüsü, özellikle otluk ve ekili alanlarda yangın riskini artırırken, olası bir ihmal kısa sürede tarım arazileri ve ormanlık alanları tehdit eden büyük yangınlara yol açabiliyor.

    Yere atılan sigara izmaritleri, kontrolsüz yakılan mangal ve piknik ateşleri ile anız yakılması gibi insan kaynaklı ihmaller, yaz dönemindeki yangınların en önemli nedenleri arasında yer alıyor.

    Kentte haziran ve temmuz aylarında 2 bin 985 yangın kaydedildi. Bu yangınların 2 bin 242’si otluk ve ekili alanlarda çıktı.

    Otluk ve ekili alanlarda 2 bin 242 yangın çıktı

    “En iyi itfaiyeci, tedbirini alan bilinçli vatandaştır”

    Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Ali Levent Çeri, itfaiyenin kapasitesini artırdıklarını, olası yangınların önlenmesi için kırsal alanlarda köy muhtarlarına zimmetli tankerler dağıtıldığını ve bu konuda eğitim verildiğini belirtti.

    Çeri, “Kırsalda ilk müdahale gücümüzü artırmak için mevcut 666 yangın tankerimize 128 yeni tanker daha ekleyerek dağıtımına ve yerinde eğitimlerine başladık.” dedi.

    Otluk ve ekili alanlarda 2 bin 242 yangın çıktı

    Ankara İtfaiyesi Komuta Amiri Mustafa Kaya da 2026’nın ilk 5 ayında toplam 3 bin 120 yangına müdahale edildiği bilgisini paylaşarak, “Yılın ilk 5 ayında çıkan yangınların 1571’i ot ve ekili alan yangınlarıdır. Haziran ve temmuzda ise 2 bin 985 yangın meydana geldi. Bunların 2 bin 242’si ot ve ekili alan yangını.” bilgisini paylaştı.

    Kaya, “Bu yangınların en büyük sebebi maalesef insan kaynaklıdır. Bilinçsizce atılan sigara izmaritleri, kontrolsüz yakılan piknik ateşleri ve söndürülmeyen mangal ateşleri, ekili alanlar veya yakılan anız ve otların kontrolsüz bir şekilde yakılıp bırakılması bunların başlıca sebepleridir.” diye konuştu.

    Otluk ve ekili alanlarda 2 bin 242 yangın çıktı

    İtfaiye Akademi Amiri Emrah Cantekin de sahada en sık karşılaşılan ihmallerden birinin “küçücük bir kıvılcımdan bir şey olmaz” anlayışı olduğunu söyledi.

    Yere atılan tek bir izmaritin bile koca bir ormanı yakabildiğini vurgulayan Cantekin, “Vatandaşlarımızdan ricamız, doğada izmarit ve kontrolsüz ateş konusunda sıfır tolerans göstermeleridir.” ifadelerini kullandı.>>>AA

  • Türkiye, Avrupa Atletizm Şampiyonası’na rekor katılımla gidecek

    Türkiye, Avrupa Atletizm Şampiyonası’na rekor katılımla gidecek

    Türkiye Atletizm Federasyonunun açıklamasına göre milli takım, şampiyonada 31 erkek ve 19 kadın olmak üzere toplam 50 atletle mücadele edecek.

    Milli takım, bu sayıyla Avrupa Atletizm Şampiyonası tarihindeki en yüksek katılım rekorunu da kıracak. Daha önceki en yüksek katılım ise 2016 yılında 2016 yılında 46 sporcuyla gerçekleşmişti.

    Türkiye, ilk kez 1934 yılında düzenlenmeye başlanan Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda 1950 yılında mücadele etti. Milli takım, 1974 yılı hariç bugüne kadar gerçekleştirilen tüm organizasyonlara katıldı.

    Türkiye’nin Avrupa Atletizm Şampiyonası’na katıldığı sporcu sayıları şöyle:

    “1950’de 10, 1954’te 16, 1958’de 5, 1962’de 10, 1966’da 10, 1969’da 10, 1971’de 9, 1978’de 5, 1982’de 2, 1986’da 6, 1990’da 8, 1994’te 6, 1998’de 11, 2002’de 8, 2006’da 15, 2010’da 21, 2012’de 41, 2014’te 31, 2016’da 46, 2018’de 39, 2022’de 39, 2024’te 44 ve 2026’da 50 sporcu.”

    Türkiye, Avrupa Atletizm Şampiyonası tarihinde bugüne kadar 12 altın, 10 gümüş ve 11 bronz olmak üzere toplam 33 madalya kazandı.

    Altın madalyalar Süreyya Ayhan (2002/1500 metre), Nevin Yanıt (2010/100 metre engelli), Elvan Abeylegesse (2010/5 bin metre ve 10 bin metre), Gülcan Mıngır (2012/3 bin metre engelli), Polat Kemboi Arıkan (2012 ve 2016/10 bin metre), Yasmani Copello Escobar (2016/400 metre engelli), Yasemin Can (2016/5 bin metre ve 10 bin metre, 2022/10 bin metre) ile Ramil Guliyev’in (2018/200 metre) performanslarıyla kazanıldı.

    Gümüş madalya kazanan isimler ise Tarık Langat Akdağ (2012/3 bin metre engelli), Jak Ali Harvey (2016/100 metre), Ramil Guliyev (2016/200 metre), Aras Kaya (2016/3 bin metre engelli), Ali Kaya (2016/10 bin metre), Kaan Kigen Özbilen (2016/yarı maraton), Yasmani Copello Escobar (2018/400 metre engelli), Emre Zafer Barnes, Jak Ali Harvey, Yiğitcan Hekimoğlu ve Ramil Guliyev’den oluşan 4×100 metre erkek bayrak takımı (2018), Yasemin Can (2022/5 bin metre) ile Tuğba Danışmaz (2024/üç adım atlama) oldu.

    Şampiyona tarihindeki bronz madalyalar ise Ruhi Sarıalp (1950/üç adım atlama), Elvan Abeylegesse (2006/5 bin metre), Polat Kemboi Arıkan (2012/5 bin metre), Ali Kaya (2014/10 bin metre), Özlem Kaya (2016/3 bin metre engelli), Emel Dereli (2016/gülle atma), Esma Aydemir, Sultan Haydar, Sevilay Eytemiş, Yasemin Can ve Meryem Erdoğan’dan oluşan kadın yarı maraton takımı (2016), Jak Ali Harvey (2018/100 metre), Yasemin Can (2018/5 bin metre), Yasmani Copello Escobar (2022/400 metre engelli) ile Ersu Şaşma’nın (2024/sırıkla atlama) dereceleriyle elde edildi.>>>AA

  • İsrailliler, Batı Şeria’da bir beldenin elektriğini kesti

    İsrailliler, Batı Şeria’da bir beldenin elektriğini kesti

    Filistin resmi haber ajansı WAFA’nın haberine göre, Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, Batı Şeria’nın kuzeyindeki Nablus kentine bağlı Madma beldesine saldırarak elektrik direklerine zarar verdi.

    Saldırı sonucu beldenin kuzey kesimindeki elektrik şebekesinde hasar oluştu, bölgede elektrik kesintisi yaşandı.

    Öte yandan İsrail askerleri, Nablus kentinin doğusuna düzenledikleri​​​​​​​ baskınlarda evlerde arama yaparak 2 Filistinliyi gözaltına aldı.

    İsrail güçleri ayrıca Nablus’un güneybatısındaki Tel beldesine baskın düzenleyerek çok sayıda evde arama yaptı.

    Batı Şeria’nın güneyindeki Beytüllahim kentinde de İsrail güçleri, kentin güneyinde bulunan Dehişe Mülteci Kampı’na baskın düzenleyerek 3 Filistinliyi gözaltına aldı.

    İsrail güçleri Beytüllahim kent merkezindeki Saf Caddesi bölgesinde “Kenan” ailesinin evine baskın düzenledi, bölgedeki Selahaddin Camisi’nin duvarlarına tehdit içerikli bildiriler astı.

    İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırı başlattığı Ekim 2023’ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te Filistinlilere yönelik gözaltı, baskın ve saldırılarda artış yaşanıyor.

    Filistin resmi verilerine göre, Batı Şeria’da bu süreçte İsrail ordusu ile Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarında 1182’den fazla Filistinli öldürüldü ve yaklaşık 13 bin kişi yaralandı, 24 bine yakın Filistinli ise gözaltına alındı.>>>AA

  • “Turquoise” kıyılardan yıldızlara “caretta caretta” köprü olacak

    “Turquoise” kıyılardan yıldızlara “caretta caretta” köprü olacak

    Akdeniz’in turkuaz sularında binlerce kilometre yol katettikten sonra doğduğu sahile dönen caretta caretta, Antalya’da düzenlenecek 77. Uluslararası Uzay Kongresi’nin (IAC 2026) yerel kimliğini ve uzay vizyonunu bir araya getirecek.

    Türkiye’nin uzay diplomasisindeki ve Milli Uzay Programı’ndaki vizyonunu küresel arenaya taşıyacak etkinlik, Uluslararası Uzay Federasyonu tarafından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda, Türkiye Uzay Ajansı ev sahipliğinde ve SAHA İstanbul eş ev sahipliğinde Antalya NEST Kongre Merkezi’nde yapılacak.

    Kongre için maskot olarak belirlenen caretta caretta da “From the Turquoise to the Stars” (Turkuazdan Yıldızlara) sloganıyla, Antalya kıyılarından uzayın derinliklerine uzanan keşif yolculuğunun simgesi olacak.

    "Turquoise" kıyılardan yıldızlara "caretta caretta" köprü olacak

    Yumurtlama dönemi dışında yaşamını denizde sürdüren caretta caretta, havadan oksijen almasına rağmen uzun süre su altında kalabilmesi, zorlu göç rotalarını aşması ve doğduğu sahili yıllar sonra yeniden bulabilmesiyle dikkati çekiyor. Türün uzun göç yolculuğu, insanlığın uzaya açılma serüveniyle benzerlik taşıyor. Her iki yolculuk da bilinmeyene doğru ilerlemeyi, zorluklara karşı dayanıklılığı, kararlılığı ve keşfetme arzusunu temsil ediyor.

    Caretta carettaların doğdukları sahile geri dönmesi ise uzay araştırmalarının merkezinde yine dünyanın bulunduğu mesajını veriyor. İnsanlığın uzak gezegenlere ve yıldızlara ulaşma hedefi, aynı zamanda asıl yuvası olan dünyayı koruma sorumluluğunu da beraberinde getiriyor.

    Antalya’nın yerel değerinden küresel mesaja

    Türkiye, caretta carettaların Akdeniz’deki en önemli yuvalama alanlarına ev sahipliği yapıyor. Antalya’nın Belek ve Kundu kıyılarının yanı sıra Yumurtalık, Anamur, Köyceğiz ve Dalyan sahilleri, türün neslinin devamı açısından kritik bölgeler arasında yer alıyor.

    "Turquoise" kıyılardan yıldızlara "caretta caretta" köprü olacak

    Kongrenin düzenleneceği Belek, Türkiye’de en fazla caretta caretta yuvasının bulunduğu kıyı alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Böylece kongrenin maskotu, yalnızca Antalya’yı temsil eden görsel bir unsur değil, etkinliğin gerçekleştirileceği bölgenin doğal mirasını dünyaya tanıtan güçlü bir sembol niteliği de taşıyor.

    Nesli tehlike altında bulunan caretta carettanın maskot olarak seçilmesiyle aynı zamanda sürdürülebilirlik, çevre bilinci, biyolojik çeşitliliğin korunması ve gelecek nesillere yaşanabilir bir gezegen bırakılması konularına dikkatin çekilmesi amaçlanıyor. Güçlü kabuğuyla kendisini korurken engin denizlerde özgürce yol alan caretta caretta, insanlığın dünyadaki köklerinden güç alarak sonsuz evrene açılmasını da simgeliyor.

    "Turquoise" kıyılardan yıldızlara "caretta caretta" köprü olacak

    Deniz kaplumbağası, sabır, azim ve umudun temsilcisi

    Binlerce kilometrelik göç rotasında karşılaştığı engellere rağmen hedefine ulaşan deniz kaplumbağası, sabır, azim ve umudun temsilcisi olarak 5-9 Ekim tarihlerinde IAC 2026’nın “The World Needs More Space” temasını, Antalya’nın doğal ve kültürel kimliğiyle buluşturacak.

    “Turkuazdan Yıldızlara” sloganıyla, Antalya’nın turkuaz kıyıları yolculuğun başlangıç noktası, uzay ise insanlığın ortak geleceği ve keşif ufku olarak konumlandırılacak.>>>AA

  • Meclise “İstanbul kışlık, Ankara yazlık başkent olsun” başvurusu

    Meclise “İstanbul kışlık, Ankara yazlık başkent olsun” başvurusu

    AA muhabirinin, vatandaşların parlamentoya ilettiği dilek ve şikayetleri inceleyen TBMM Dilekçe Komisyonunun aylık faaliyet raporundan derlediği bilgilere göre, Komisyona temmuz ayında 1610 başvuru yapıldı.

    Dilekçelerden 207’si kadınlardan gelirken, Komisyona en çok çalışma ve sosyal güvenlik alanı ile adalete ilişkin konularda başvuruldu.

    Komisyona en çok başvuru yapan iller ise sırasıyla İstanbul, Ankara ve İzmir oldu.

    Dilekçe Komisyonuna başvuran bir kişi, resmi nikah sırasında edilen evlilik yemininin yasaklanması, evlilik çağındaki kişiler için doğrudan bu alana odaklanmış resmi bir devlet kurumunun kurulmasını istedi.

    Komisyona verilen dilekçelerde, bedelli askerlik kapsamında verilen temel eğitime, isteğe bağlı olarak insansız hava sistemleri ve FPV dron kullanımına ilişkin uzmanlık modülü eklenmesi, seçimlerde vatandaşlara yaşadıkları ilin milletvekili sayısı kadar oy hakkı verilmesi, özel dedektiflik şirketlerinin faaliyetlerinin yasaklanması, okul bahçelerinin yaz tatilinde mahalle çocuklarının kullanımına açılması ve İstanbul’un kışlık, Ankara’nın yazlık başkent yapılması yönünde taleplerde bulunuldu.

    Dilekçe Komisyona gelen taleplerden dikkati çeken bazıları şöyle:

    “Suç olaylarında kullanılmasının önlenmesi amacıyla sivri uçlu bıçakların üretiminin yasaklanması, Ege isminin kullanımının yasaklanarak mevcut isimlerin Efe olarak değiştirilmesi, ülkenin belli bölgelerinde başlık parası uygulamasının yasaklanması, AVM’lerin pazar günü kapalı olması, tüm devlet kurumlarında kartlı mesai kontrol sistemine geçilmesi, annelere asgari ücret verilmesi ve çocuk başına asgari ücret düzeyinde yardım yapılması, kamuda memur olanların mesaisinin haftada 4 gün olarak düzenlenmesi, ülke genelini etkileyen doğal afet durumlarında kiraların 2 yıl boyunca sabit tutulması, kamusal alanlarda cep telefonu hoparlörü açık konuşmanın yasaklanması, kamu personel alımlarında akademik not ortalamasının esas alınması.”

    Bir vatandaş ise kamu kurumlarının sosyal medya kullanımının sınırlandırılmasını, duyuru ve bilgilendirmelerin sosyal medya yerine resmi internet siteleri ve yerli platformlar üzerinden yapılmasını istedi.

    Komisyon, vatandaşların sorun ve taleplerinde çözüme katkı sağlıyor

    Komisyon, vatandaşların sorunlarının çözüme kavuşturulması ve taleplerinin karşılanmasında aktif rol üstleniyor.

    Bir vatandaşın, Şanlıurfa’nın Karaköprü ilçesinde TOKİ tarafından teslim edilen konutta imalat kusurları ve giderilmeyen eksiklikler bulunduğunu belirterek gerekli işlemlerin yapılmasını istemesi üzerine ilgili kurumla irtibata geçilerek talebin karşılanması sağlandı.

    Komisyon, Şanlıurfa’da bir mahalleye spor kompleksi yapılması yönündeki talebin, bir vatandaşın Eskişehir’deki evinin yakınındaki parkta gece geç saatlere kadar gürültü yapıldığı yönündeki şikayetinin, İstanbul’da bir tekstil işletmesinin ruhsatsız olarak faaliyet gösterdiği beyanının, Konya’nın Karatay ilçesindeki kaçak su kuyuları konusunda gerekli işlemlerin yapılması yönündeki başvuruların ardından ilgili kurumlarla irtibata geçerek taleplerin yerine getirilmesine yardımcı oldu.

    TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanı ve AK Parti Adana Milletvekili Sunay Karamık, dilekçe hakkının yalnızca bireysel bir yol değil, vatandaşların yönetime katılımının ve toplumsal beklentilerin Meclis’e taşınmasının en etkili araçlarından biri olduğunu belirtti.

    Komisyona ulaşan ve toplumun farklı kesimlerinden gelen sorunları ve beklentileri yansıtan dilekçelerin kendileri için önemli bir veri kaynağı oluşturduğunu ifade eden Karamık, “Vatandaşlarımızın gündelik yaşamlarından kamu hizmetlerine kadar geniş bir yelpazede dile getirdiği talepler, çözüm süreçlerimize ışık tutmuş, demokratik katılımı daha da güçlendirme yönündeki kararlılığımızı pekiştirmiştir.” dedi.>>>AA

  • Yurt dışından 362 milyon dolarlık hediyeyle döndüler

    Yurt dışından 362 milyon dolarlık hediyeyle döndüler

    Türk turistler, ocak-haziran döneminde yurt dışına yaptıkları ziyaretlerde hediyelik eşya için 361 milyon 978 bin dolar harcadı.

    AA muhabirinin Türkiye İstatistik Kurumu verilerinden derlediği bilgilere göre, yılın ilk yarısında 25 milyar 746 milyon 177 bin dolar turizm geliri elde edildi.

    Yabancı ülkelere ziyarette bulunan vatandaşların harcamalarından oluşan turizm gideri ise yıllık bazda yüzde 0,4 azalışla 5 milyar 187 milyon 501 bin dolar oldu. Geçen yılın ilk 6 ayında 5 milyar 208 milyon 130 bin dolar turizm gideri kayıtlara geçmişti.

    Türk turistlerin yurt dışında yaptığı harcamaların detayları incelendiğinde, vatandaşların yurda dönüşte 361 milyon 978 bin dolarlık hediyelik eşya getirdiği görüldü. Geçen yılın ilk yarısında hediyelikler için yapılan harcamaların tutarı 395 milyon 455 bin dolar olmuştu.

    Halı ve kilime 2,2 milyon milyon dolar harcandı

    Hediyelik eşya kategorisine girmeyen, “halı-kilim ve benzer” kategorisinde sınıflandırılan harcamaların tutarı ise bu yılın ilk yarısında 2 milyon 207 bin dolar oldu. Geçen yılın aynı döneminde bu tutar 27 milyon 741 bin dolar olarak hesaplanmıştı.

    Türk turistlerin yurt dışındaki harcamalarının büyük bölümünü “konaklama” ve “yeme içme” giderleri oluşturdu.

    Türk vatandaşlarının geçen yılın ilk yarısında 904 milyon 493 bin dolar olan yurt dışında konaklama harcamaları, bu yıl 1 milyar 3 milyon 116 bin dolara çıktı.

    Geçen yıl ocak-haziran döneminde 949 milyon 696 bin dolar olarak hesaplanan yurt dışında yeme içme harcamaları ise bu yıl 1 milyar 55 milyon 31 bin dolara yükseldi.

    “Diğer harcamalar” başlığı altında sınıflandırılan harcamalar ise aynı dönemler itibarıyla 476 milyon 60 bin dolardan 440 milyon 539 bin dolara geriledi.>>>AA

  • Türk Silahlı Kuvvetleri, Kıbrıs’a ilişkin askeri hazırlık durumunu güncelliyor

    Türk Silahlı Kuvvetleri, Kıbrıs’a ilişkin askeri hazırlık durumunu güncelliyor

    CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, Milli Savunma Bakanlığına yazılı soru önergesi vererek, NATO’nun yeni güvenlik mimarisini, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de ABD, İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında artan işbirliğine karşı nasıl adım atacağını ve İsrail’in Suriye üzerinden Türkiye’nin milli güvenliğini tehdit eden girişimlerinin tespit edilip edilmediğini sordu.

    Milli Savunma Bakanı Güler, soru önergesine verdiği yazılı yanıtta, Soğuk Savaş’ın ardından NATO’nun alan dışı harekat, kriz yönetimi ve kurallara dayalı uluslararası düzene odaklandığını hatırlattı.

    Yakın dönemde ABD’nin, 2025 yılı Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi kapsamında Asya-Pasifik Bölgesi’ne yönelmesinin ve Avrupa’daki konvansiyonel kuvvetlerini azaltmasının, Avrupalı müttefikler ile Kanada’nın daha fazla sorumluluk almasını gerekli kıldığını ifade eden Güler, “Türkiye, bölgesel sahiplik ilkesi kapsamında Karadeniz’de güvenlik ve istikrarı sürdürmek maksadıyla NATO müttefiklerimiz Bulgaristan ve Romanya ile birlikte gerekli tüm tedbirleri almakta olup, Ukrayna’da adil, kalıcı ve onurlu bir barış için elinden gelen desteği tüm taraflarla samimi bir diyalog içerisinde vermektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

    Türkiye’nin, İsrail’in Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ndeki faaliyetleri de dahil olmak üzere adada ve bölgedeki gelişmeleri ve muhtemel etkilerini dikkatle analiz ettiğini vurgulayan Güler, olası her türlü tehdide karşı gerekli askeri ve siyasi tedbirlerin alınmaya devam ettiğini belirtti.

    Milli Savunma Bakanı Güler, şunları kaydetti:

    “Bu kapsamda adadaki hassas dengelerin korunmasına özen göstererek Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğinin sağlanmasına yönelik askeri hazırlık durumumuz titizlikle güncellenmektedir. Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve bölgesel istikrarın korunması anlayışı çerçevesinde Suriye yönetimi ile yakın koordinasyon ve diyalog içerisinde faaliyetlerini sürdürmektedir. İsrail’in 1974 Anlaşması’na aykırı bir şekilde Suriye’nin güneyinde gerilimi tırmandırmaya yönelik yaklaşımı ve hukuk dışı eylemleri yakından takip edilmekte, güvenliğimizi ilgilendiren hususlarda gerekli her türlü tedbir zamanında ve eksiksiz olarak alınmaktadır.”>>>AA

  • Fed ve ABD verileri emtia piyasalarında oynaklığı artırdı

    Fed ve ABD verileri emtia piyasalarında oynaklığı artırdı

    Emtia piyasalarında tamamlanan haftada, ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz kararı ile ABD’de büyümenin ivme kaybetmesi ve enflasyonun yavaşlaması fiyatlarda oynaklığı artırırken Orta Doğu’daki gelişmeler Brent petrolde sert dalgalanmalara yol açtı.

    Fed, politika faizini beklentiler doğrultusunda yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit tuttu. Kararın 3’e karşı 9 oyla alınması ve 3 üyenin 25 baz puanlık faiz artırımını desteklemesi, Bankanın bundan sonraki adımlarına ilişkin belirsizlikleri artırdı.

    Fed Başkanı Kevin Warsh, kararın ardından düzenlenen basın toplantısında, Fed’in fiyat istikrarını sağlama konusundaki kararlılığını yineleyerek yüzde 2’lik enflasyon hedefinde herhangi bir yumuşamanın söz konusu olmadığını söyledi.

    Fed içindeki görüş ayrılıkları ve enflasyonla mücadelede izlenecek yola ilişkin belirsizlikler artarken, uzun vadeli tahvil faizleri yükseldi.

    Bu gelişmelerin ardından ABD ekonomisinin yılın ikinci çeyreğinde yıllıklandırılmış olarak yüzde 1,5 büyüyerek ilk çeyrekteki yüzde 2,1’lik büyümenin altında kalması, ekonomik faaliyetin ivme kaybettiğine işaret etti.

    Fed’in enflasyon göstergesi olarak yakından takip ettiği kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksindeki yıllık artışın haziranda yüzde 4,1’den yüzde 3,7’ye gerilemesi ise eylül toplantısına ilişkin faiz artırımı beklentilerini zayıflattı.

    Böylece dolar ve tahvil faizlerindeki dalgalanma değerli metal fiyatlarında oynaklığı artırırken ekonomik faaliyete ilişkin endişeler sanayi metalleri üzerinde baskı oluşturdu.

    Analistler, Fed kararı öncesinde yüzde 81’e kadar çıkan eylül toplantısındaki faiz artırımı ihtimalinin, kararın ardından yüzde 65 civarına gerilediğini belirtti.

    Zayıflayan büyüme görünümü ile kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksindeki yıllık artışın yavaşlamasının Fed’e beklemek için alan açtığını ifade eden analistler, buna karşın 3 üyenin faiz artırımını desteklemesi ve enflasyonun halen yüzde 2 hedefinin üzerinde bulunması nedeniyle faiz artırımı ihtimalinin gündemde kalmaya devam ettiğini kaydetti.

    Bu gelişmelerin yanı sıra hafta başında Orta Doğu’da ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılara geçici olarak ara verilmesi, müzakere beklentilerini güçlendirerek petrol fiyatlarındaki jeopolitik risk primini azaltırken, hafta sonunda saldırıların yeniden başlaması enerji piyasalarındaki oynaklığın sürmesine neden oldu.

    Değerli metallerde ABD’deki veriler etkili oldu

    Değerli metallerde dolar ve tahvil faizlerindeki hareketler ile Fed’in para politikasına ilişkin değişen beklentiler belirleyici oldu.

    Fed’in politika faizini sabit tutmasının ardından gerileyen değerli metaller, ABD’de büyümenin ivme kaybetmesi ve enflasyon göstergelerinin yavaşlamasıyla gelen alışlarla toparlandı.

    Buna karşın, Fed üyeleri arasındaki görüş ayrılıkları ve uzun vadeli tahvil faizlerindeki yükseliş altın ile gümüş fiyatlarını baskıladı. Dolar endeksinin haftanın son işlem gününde toparlanması da bu baskıyı artırdı.

    Platin ve paladyum ise değerli metal grubundan pozitif ayrıştı.

    Bu gelişmelerin yanı sıra küresel altın ve değerli metal fonlarına 29 Temmuz’da sona eren haftada giriş görülmesi, değerli metallerdeki kayıpların sınırlanmasına yardımcı oldu.

    Bu gelişmelerle birlikte değerli metallerde ons bazında fiyatlar platinde yüzde 3,5 ve paladyumda yüzde 2,7 artarken, gümüşte yüzde 0,9 ve altında yüzde 0,3 geriledi.

    Baz metallerde de karışık seyir öne çıktı

    Baz metallerde Çin ekonomisine ilişkin talep endişeleri ile bakır stoklarındaki azalışın yarattığı arz sıkışıklığı fiyatlamaları ayrıştırdı.

    Çin’de resmi imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi’nin temmuzda 50,3’ten 49,2’ye düşerek yeniden daralma bölgesine geçmesi, sanayi emtialarına yönelik talep endişelerini artırdı.

    Buna karşın bakır fiyatları, küresel piyasalardaki kullanılabilir stokların azalmasıyla yükseldi.

    Şanghay Vadeli İşlemler Borsası’ndaki bakır stoklarının mart ayındaki 433 bin 458 tonluk zirveden 69 bin 610 tona gerilemesi fiyatları destekleyen bir diğer unsur olarak öne çıktı. Çin’in ithalat iştahını gösteren Yangshan bakır priminin ton başına 115 dolarla dört yılın en yüksek seviyesine çıkması da talepteki toparlanmaya işaret etti.

    Londra Metal Borsası’nda teslimata hazır bakır stoklarının azalması, rafine metal arzındaki sıkılığa yönelik endişeleri artırdı. ABD’de olası bakır ithalat tarifelerinin yarattığı fiyat farkı nedeniyle bakırın küresel depolardan Amerikan piyasasına yönelmesi de Londra ve Şanghay piyasalarındaki kullanılabilir arzı daralttı.

    Çin’in resmi imalat sanayi göstergesinin haftanın son işlem gününde daralma bölgesine geçmesi ise sanayi talebine ilişkin endişeleri artırarak bakırdaki yükselişi sınırladı.

    Baz metallerde tezgah üstü piyasada tamamlanan hafta libre bazında fiyatlar bakırda yüzde 2,9, çinkoda yüzde 1,2 ve alüminyumda yüzde 0,7 artarken kurşunda yüzde 0,7 ve nikelde yüzde 0,3 geriledi.

    Enerji grubunda haftalık bazda düşüş görüldü

    Enerji grubunda Orta Doğu’daki gelişmeler, üretici ülkelerin arz politikalarına ilişkin beklentiler ve ABD’nin stok verileri öne çıktı.

    Brent petrol fiyatlarındaki düşüşte, hafta başında ABD ile İran arasındaki saldırılara ara verilmesi etkili oldu. Bu gelişme müzakere beklentilerini güçlendirerek petrol fiyatlarındaki jeopolitik risk primini azalttı.

    OPEC+ grubunun eylül ayı üretim hedefini günlük yaklaşık 188 bin varil artırabileceğine ilişkin beklentiler de fiyatları baskıladı.

    ABD Enerji Enformasyon İdaresi verilerine göre, ülkedeki stratejik petrol rezervleri hariç ticari ham petrol stokları 24 Temmuz’da sona eren haftada 7,2 milyon varil azalarak 404,5 milyon varile geriledi. Stoklardaki düşüş ve Orta Doğu’daki saldırıların yeniden başlaması, Brent petroldeki kaybı sınırladı.

    Doğal gazda yüksek üretim, bazı bölgelerde daha serin hava beklentileri ve sıvılaştırılmış doğal gaz ihracat tesislerine yönelen akışların azalması fiyatlar üzerinde baskı oluşturdu.

    Depolardaki gaz miktarının beş yıllık ortalamanın üzerinde bulunması da düşüşte etkili oldu. Doğal gaz stoklarının piyasa beklentilerinin altında kalarak 28 milyar fit küp artması ise kayıpların büyümesini engelledi.

    Bununla birlikte, haftalık bazda Brent petrolün varil fiyatı yüzde 4,6, doğal gazın İngiliz termal birimi cinsinden fiyatı da yüzde 0,7 geriledi.

    Tarım emtialarında karışık seyir izlendi

    Tarım emtialarında ABD’nin üretim bölgelerine yönelik hava tahminleri, ürün gelişim verileri, hasat beklentileri ve ihracat talebi fiyatlamalarda etkili oldu.

    Buğday, soya fasulyesi ve mısır fiyatları, ABD’nin Orta Batı bölgesine yağış getirecek hava tahminleri ile yüksek küresel arz beklentilerinin etkisiyle geriledi.

    ABD Tarım Bakanlığının haftalık raporunda mısır ve soya fasulyesinin iyi ve mükemmel durumdaki payları geriledi. Buna karşın, ürünlerin gelişiminin beş yıllık ortalamanın ilerisinde olduğu görüldü.

    Buğdayda ABD kışlık hasadının yüzde 81’e ulaşarak beş yıllık ortalamanın üzerinde seyretmesi ve küresel arzın yüksek kalacağı beklentisi fiyatları baskıladı. Rusya ve Ukrayna limanlarına yönelik saldırılar ile Karadeniz’deki sevkiyat aksamaları ise düşüşü sınırladı.

    Pamuk fiyatları, güçlü yeni sezon ABD ihracat satışları ve vadeli piyasalardaki teknik alışlarla yükseldi.

    Gana Kakao Kurulunun gelecek sezon üretiminin en az yüzde 16 azalabileceği yönündeki tahmini fiyatları destekledi. Malezyalı kakao işleyicisi Guan Chong’un tesislerini 2026’da yaklaşık yüzde 90 kapasiteyle çalıştırmayı beklediğini açıklaması da talep görünümüne ilişkin iyimserliği artırdı.

    Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası’nda kile başına fiyatlar buğdayda yüzde 5,9, soya fasulyesinde yüzde 5,2, mısırda yüzde 4,9 ve pirinçte yüzde 0,1 geriledi.

    ABD merkezli Intercontinental Exchange’te libre bazında fiyatlar pamukta yüzde 2,1 artarken şekerde yüzde 0,3 ve kahvede yüzde 0,1 düşüş görüldü. Kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 0,3 yükselişle tamamladı.>>>AA

  • Esnaf ve sanatkârlara yeni finansman desteği!

    Esnaf ve sanatkârlara yeni finansman desteği!

    Bolat, sosyal medya hesabından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın esnaf ve sanatkarlara yönelik açıkladığı yeni finansman desteklerine ilişkin paylaşım yaptı.

    Erdoğan liderliğinde, üretimin, ticaretin ve alın terinin yanında durmaya devam ettiklerini aktaran Bolat, esnaf ve sanatkarları güçlendirecek adımları kararlılıkla atmayı sürdürdüklerini vurguladı.

    Bolat, bu kapsamda yeni finansman limitlerine işaret ederek, hazine destekli işletme kredisinin 1 milyon liradan 1,5 milyon liraya yükseltildiğini anımsattı. İş yeri, taşıt ve makine-teçhizat alımına yönelik yatırım kredisi limitinin ise 2,5 milyon liradan 3,5 milyon liraya çıkartıldığına dikkati çeken Bolat, şunları kaydetti:

    “İşletme kredileri 4 yıl vadeyle kullandırılmakta olup, iş yeri alımına yönelik kredilerde vadeler 5 yıldan 6 yıla, taşıt ve makine-tesis alımına yönelik kredilerde vadeler ise 4 yıldan 5 yıla çıkarılmıştır. Yeni desteklerimiz, esnaf ve sanatkarlarımızın finansmana ulaşmasını kolaylaştıracak, üretime, istihdama ve ekonomimize önemli katkılar sağlayacak. Bütün esnaf ve sanatkarlarımıza hayırlı olmasını diliyorum.”>>>AA

  • Milli yazılım Azerbaycan Hava Kuvvetlerine güç katacak

    Milli yazılım Azerbaycan Hava Kuvvetlerine güç katacak

    HAVELSAN’ın “komuta kontrol” alanındaki önemli yazılım çözümlerinden Hava Kuvvetleri Bilgi Sistemi (HvBS) kapsamında geliştirilen kritik kabiliyetlerden bir bölümü, Azerbaycan Hava Kuvvetleri Komutanlığı envanterine girdi.

    Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığının operasyonel ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilen HvBS, hava harekatının planlanması, icrası, izlenmesi ve değerlendirilmesi süreçlerini dijital ortamda bütünleşik olarak yönetebilen gelişmiş bir komuta kontrol altyapısı sunuyor.

    Azerbaycan Hava Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilen sistem, harekat merkezlerinde görev yapan personelin ortak operasyonel resim üzerinden faaliyet göstermesine, görev ve harekat bilgilerinin gerçek zamanlı olarak yönetilmesine, kritik operasyonel verilerin tek merkezden izlenmesine ve karar alma süreçlerinin hızlandırılmasına imkan sağlıyor. Böylece planlama, koordinasyon ve icra süreçlerinde hız, doğruluk ve etkinlik önemli ölçüde artırılıyor.

    Operasyonel hazırlığı dakikalara indiriyor

    Tüm bu bileşenleri tek çatı altında birleştiren dünyanın en kapsamlı hava kuvvetleri bilgi sistemlerinden biri olarak öne çıkan HvBS, operasyonel hazırlık süreçlerini dakikalara indirerek hava harekatlarında önemli bir manevra kabiliyeti imkanı tanıyor.

    Modüller, farklı komuta kademeleri arasında güvenli bilgi paylaşımını desteklerken, hava harekatına ilişkin kritik bilgilerin eş zamanlı olarak görüntülenmesine ve operasyonların anlık gelişmelere göre yönetilebilmesine olanak tanıyor. Açık ve modüler mimarisi sayesinde mevcut komuta kontrol altyapılarıyla entegre çalışabilen sistem, kullanıcı ihtiyaçlarına göre genişletilebilir yapısıyla da öne çıkıyor.

    Milli mühendislik yetkinliğinin göstergesi

    Gerçekleştirilen teslimat, Türkiye ve Azerbaycan arasındaki savunma sanayisi işbirliğinin yazılım ve komuta kontrol teknolojileri alanında ulaştığı seviyeyi göstermesi bakımından kritik önem taşıyor. Aynı zamanda HAVELSAN’ın milli imkanlarla geliştirdiği harekat yönetim yazılımlarının uluslararası kullanıcılar tarafından tercih edilmesi, Türkiye’nin savunma bilişimi ve komuta kontrol sistemleri alanındaki mühendislik yetkinliğinin somut bir göstergesi niteliği taşıyor.

    HvBS’nin uluslararası kullanıcılar tarafından tercih edilmesi bir yazılım ihracatının yanı sıra Türkiye’nin komuta kontrol sistemleri, görev yönetimi yazılımları ve savunma bilişimi alanındaki mühendislik yetkinliğinin uluslararası ölçekte kabul gördüğünü de ortaya koyuyor.>>>AA

  • Kripto para piyasasının değeri temmuzda 120 milyar doların üzerinde arttı

    Kripto para piyasasının değeri temmuzda 120 milyar doların üzerinde arttı

    Kripto para piyasası, bu yıl genel olarak satış baskısı altında kalmasına karşın yılın ikinci yarısına hızlı başladı.

    ABD’de enflasyonun yavaşlamasıyla ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz artırımlarını öteleyeceğine dair öngörülerin güçlenmesi yatırımcıların riskli varlıklara yönelmesini sağlarken, bu durumun likidite koşullarını da olumlu etkilemesi öngörüldü. Bu gelişme, kripto para piyasasına talebin artmasında etkili oldu.

    ABD ile İran arasındaki gerilimin şu anda yüksek olmasına karşın geçen haftalarda hafiflemesi de yatırımcıların riskli varlıklara yönelmesini destekledi. Bu durum da kripto para piyasasını destekleyen önemli unsurlar arasında yer aldı.

    Bu arada, küresel enerji arzına yönelik tehdide rağmen kripto para yatırımcılarının büyük jeopolitik şoklar sırasında sıkça gerçekleşen panik satışlarından kaçındığı görüldü.

    Jeopolitik risklerin yoğunlaştığı bir dönemde kripto para piyasasında yükselişlerin olması, yatırımcıların son gerginlikleri henüz dijital varlıkları terk etmek için bir neden olarak görmediklerini gösteriyor.

    Diğer taraftan, ABD Senatosu Bankacılık Komitesinin sektöre yasal netlik kazandırmayı hedefleyen ve “CLARITY Act” olarak bilinen yasa tasarısına bağlı yeni etik kuralların ABD Başkanı Donald Trump tarafından onaylandığına dair haber akışı kripto para piyasasındaki iyimserliği destekledi.

    Fed’in sıkı para politikası uygulayıp uygulamayacağına ilişkin belirsizlikler de kripto para piyasasındaki yükselişte etkili oldu.

    Fed politika faizini sabit bırakırken, Fed üyeleri arasındaki görüş ayrılıkları Bankanın para politikasına ilişkin belirsizlikleri artırdı. Üyeler arasında fikir ayrılıklarının olması Fed’in enflasyonla mücadele için faiz artırımlarına başvurup başvurmayacağı konusunda yatırımcılarda kafa karışıklığına neden oldu.

    Fed Başkanı Kevin Warsh’un enflasyonla mücadelede kararlı olduklarını vurgulamasına karşın bunun tam olarak nasıl yapılacağı konusunda somut bir açıklama yapmaması da yatırımcılara bankanın enflasyonla mücadele etmek için ne yapacağına ilişkin bir ipucu vermedi.

    Bankanın faiz artırımına gitmemesinden dolayı enflasyonla mücadelede geride kaldığına dair yorumlar da öne çıktı.

    Ethereum 11 ayın en hızlı aylık yükselişini kaydetti

    Bu gelişmelerle, kripto piyasasındaki tüm kripto paraların toplam değerini ifade eden Total Market, temmuz ayında 123 milyar 170 milyon dolar artarak 2 trilyon 159 milyar 780 milyon dolara ulaştı.

    Bitcoin geçen ay yüzde 7,2 artarak 62 bin 884,9 dolara çıktı. Ethereum da bu dönemde yüzde 18,2 artarak 1862,3 dolara ulaştı ve 11 ayın en hızlı aylık yükselişini kaydetti.

    Blokzincir ve Kripto Varlık Stratejisti Mete Ali Başkaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kripto para piyasasında temmuz ayında görülen pozitif seyrin birkaç faktörün birleşimi olduğunu belirtti.

    Başkaya, öncelikle piyasanın haziran ayındaki sert satışların ardından oldukça baskılanmış seviyelere geldiğini ifade etti.

    Bu nedenle temmuzdaki yükselişin bir kısmının aşırı satış sonrası gelen tepki alımı ve pozisyonların yeniden dengelenmesi olarak görülmesi gerektiğini dile getiren Başkaya, bunun yanında bitcoinin 60 bin dolar çevresindeki kritik bölgelerde tutunmasının piyasa güvenini desteklediğini söyledi.

    Başkaya, şu ifadeleri kullandı:

    “Spot Bitcoin ETF’lerinde temmuz içinde yeniden girişlerin görülmesi de kurumsal talebin tamamen kaybolmadığını gösterdi. Fed’in faizleri sabit tutması, küresel piyasalarda kısa vadeli belirsizliği bir miktar azaltırken, jeopolitik risk priminin kısmen düşmesi de kripto gibi riskli varlıklara nefes aldırdı.”

    Bu hareketin henüz güçlü ve kalıcı bir boğa piyasasının başlangıcı olarak değil, daha çok sert satış sonrası gelen kontrollü bir toparlanma olarak gördüğünü belirten Başkaya, “Kalıcı yükseliş için ETF girişlerinin devam etmesi, Fed tarafında daha yumuşak bir para politikası beklentisinin güçlenmesi, jeopolitik tansiyonun düşük kalması ve yatırımcının yeniden risk iştahını artırması gerekiyor. Mevcut tablo olumlu, fakat hala teyit bekleyen bir piyasa görünümüne işaret ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.>>>AA

  • Saatte 8 bin 700 kilometre hızla Ay’a çarpacak!

    Saatte 8 bin 700 kilometre hızla Ay’a çarpacak!

    Los Alamos Ulusal Laboratuvarından araştırmacı Benjamin Fernando, çarpışma anında roket parçasının buharlaşacağını, bir ışık parlaması ile toz ve krater materyalinden oluşan bir püskürme bulutu yaratacağını ifade etti.

    2025 YILINDAKİ GÖREVİNDEN SONRA YÖRÜNGEDE KALDI

    Söz konusu roket parçası, 15 Ocak 2025 tarihinde Firefly Aerospace’e ait “Blue Ghost 1” ve ispace şirketine ait “Resilience” adlı Ay araçlarını taşıyan fırlatma sırasında görevi tamamlandıktan sonra yörüngede bırakılmıştı.

    BİLİM İNSANLARI İÇİN KALİBRASYON FIRSATI

    Araştırmacılar, kütlesi ve hızı kesin olarak bilinen bu nesnenin çarpışmasını, doğal göktaşı çarpmalarını incelemek için kullanılan tekniklerin sınanacağı bir kalibrasyon fırsatı olarak değerlendiriyor. Oluşacak toz bulutunun ölçülmesiyle Ay’ın o bölgesinin yapısına dair veriler elde edilmesi hedefleniyor.

    ÇIPLAK GÖZLE GÖRÜLEMEYECEK

    Gündüz tarafında kalması nedeniyle çıplak gözle görülmeyecek olan çarpma anı için amatör ve profesyonel astronomların teleskoplarla gözlem yapması çağrısında bulunuldu.

  • Üç ilde sevindiren haber!

    Üç ilde sevindiren haber!

    Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Havadan ve karadan yürüttüğümüz etkili mücadeleler sonucunda, Aydın-Çine, Balıkesir-Susurluk ve İzmir-Buca yangınları tamamen kontrol altına alındı.” ifadesini kullandı.>>>AA

  • TSB’den sigortalılara “trafik kazasında konum paylaşımı zorunlu değil” mesajı

    TSB’den sigortalılara “trafik kazasında konum paylaşımı zorunlu değil” mesajı

    Hasar inceleme süreçlerinde kazanın yeri ve oluş şeklinin doğrulanması amacıyla kullanılan bu uygulamanın zorunlu olup olmadığı tartışılırken, sektör temsilcileri konum paylaşımının mevzuatta yer alan bir yükümlülük olmadığını vurguluyor.

    Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sigorta şirketlerinin hasar değerlendirme süreçlerinde tamamen tek tip bir uygulama bulunmamakla birlikte süreçlerin ortak ve bağlayıcı bir mevzuat çerçevesinde yürütüldüğünü belirtti.

    Maddi hasarlı trafik kazalarının ardından bazı sigorta şirketlerinin, hasar inceleme sürecinde taraflardan kaza yerindeyken WhatsApp üzerinden karşılıklı konum paylaşmalarını talep etmesine değinen Yaşar, “Maddi hasarlı trafik kazalarında tarafların WhatsApp üzerinden birbirlerine konum göndermesi, mevzuatta zorunlu tutulmuş bir uygulama değildir.” diye konuştu.

    Yaşar, söz konusu yöntemin bazı sigorta şirketleri tarafından kazanın yeri ve oluş şeklinin doğrulanması amacıyla hasar inceleme süreçlerinde kullanılabildiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:

    “Şirketlerin, dosyanın özelliklerine göre kazaya ilişkin ek bilgi istemesi mümkündür. Ancak konumun her hasar dosyasında zorunlu bir belge gibi aranması yerine, tutanak, olay yeri fotoğrafları, sabit konum bilgisi ve diğer dosya belgeleriyle birlikte değerlendirme yapılması uygun olacaktır. Konum paylaşılması zorunlu değildir ve paylaşılmaması tek başına hasar dosyasının reddedilmesine gerekçe oluşturmaz.

    Bununla birlikte, kazanın yeri veya gerçekleşme şekline ilişkin tereddüt bulunması halinde şirket, konum yerine başka bilgi ve belgelerle olayın doğrulanmasını talep edebilir. Nihai değerlendirme, dosyadaki tüm bilgi ve belgeler birlikte incelenerek yapılmalıdır. Bu çerçevede konum paylaşımı, mevzuattan kaynaklanan zorunlu bir uygulama değil, şirketlerin hasar incelemelerinde kullanabildiği yardımcı bir doğrulama yöntemidir. Sigortalı, talebin reddedilmesi veya sürecin uzaması halinde şirketten yazılı ve gerekçeli bir açıklama talep ederek hukuki yollara başvurabilir.”

    Sigortacılık mevzuatı, sigorta genel şartları ve Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) düzenlemelerinin hasar ihbarı, eksper atanması, belge temini, tazminat hesabı, sigortalının bilgilendirilmesi ve ödemenin gerçekleştirilmesi aşamalarında şirketlerin uyması gereken temel esasları belirlediğini anımsatan Yaşar, son dönemde yapılan düzenlemelerle özellikle eksper atama süreçleri, ekspertiz raporlarının içeriği ve araç hasarlarının değerlendirilmesi alanlarında standardizasyonun güçlendirildiğine dikkati çekti.

    “Hasar süreçlerinde hız ve otomasyonun artırılması önem taşıyor”

    Ahmet Yaşar, Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği ile eksper atamalarının daha objektif, dengeli ve izlenebilir şekilde yürütülmesinin, motorlu araç sigortalarına ilişkin düzenlemelerde de hasar, ağır hasar ve değer kaybı raporlarının belirli şablonlar ve ortak veri alanları üzerinden hazırlanmasının öngörüldüğünü belirtti.

    Hasar ödemelerinin sigorta şirketlerinin maliyetlerinde önemli bir yer tutmasından dolayı şirketlerin operasyonel yapılanmaları ve iç işleyişlerinin birbirinden farklı olduğunu söyleyen Yaşar, şunları kaydetti:

    “Şirketler, dosya segmentasyonu, iç onay mekanizmaları, anlaşmalı servis ağı, sahte hasar tespit sistemleri, uzaktan ekspertiz, görüntülü hasar tespiti, otomatik belge kontrolü ve yapay zeka destekli değerlendirme süreçlerini kendi risk politikaları, ürün yapıları ve teknolojik altyapıları doğrultusunda belirlemektedir. Dolayısıyla sektörde hukuki ve teknik açıdan ortak asgari standartlar bulunmakta. Ancak bu standartların şirket içindeki uygulama biçimi, kullanılan teknoloji ve karar süreçleri şirketten şirkete değişmektedir. Hasar süreçlerinde hız ve otomasyonun artırılması önem taşımakla birlikte alınan kararların açıklanabilir, denetlenebilir, izlenebilir ve gerektiğinde insan kontrolüne açık olması da sağlıklı bir hasar yönetiminin temel unsurları arasında yer almaktadır.”

    “Sigortalıların yalnızca yükümlülüklerini değil, haklarını da bilmelerini önemsiyoruz”

    TSB Başkanı Yaşar, vatandaşların kaza sonrasında ne yapmaları gerektiğini, haklarını ve sorumluluklarını doğru şekilde bilmelerinin hasar sürecinin hızlı ve sağlıklı ilerlemesi açısından büyük önem taşıdığına dikkati çekerek, “Bu nedenle Birliğimiz, vatandaşların sigorta ve hasar süreçleri hakkında doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmasını destekleyen bilgilendirme ve farkındalık çalışmalarını sürdürüyor.” dedi.

    Kaza sonrasında öncelikle can güvenliğinin sağlanması, gerekli hallerde sağlık ve kolluk birimlerine haber verilmesi ve zorunlu bir durum olmadıkça kaza yerinin terk edilmemesi gerektiğinin altını çizen Yaşar, kaza tespit tutanağının doğru şekilde düzenlenmesi, olay yeri ve araçlara ilişkin fotoğrafların çekilmesi, ilgili bilgi ve belgelerin muhafaza edilmesi ve hasarın gecikmeden sigorta şirketine bildirilmesi de sürecin sağlıklı yürütülmesi bakımından önem taşıdığını dile getirdi.

    Yaşar, hasar dosyasının değerlendirilmesi ve sonuçlandırılmasının ise sigorta şirketleri tarafından poliçe hükümleri ve ilgili mevzuat çerçevesinde yürütüldüğünü kaydederek, “Sigortalıların yalnızca yükümlülüklerini değil, haklarını da bilmelerini önemsiyoruz. Vatandaşların poliçelerinde yer alan teminatları ve teminat dışında kalan halleri incelemeleri, hasar dosyalarının hangi aşamada olduğunu takip etmeleri ve tazminat süreci hakkında sigorta şirketlerinden bilgi talep etmeleri mümkün.” diye konuştu.>>>AA

  • Rekabet Kurumu ilaç sektörüne ilişkin sektör incelemesini tamamladı

    Rekabet Kurumu ilaç sektörüne ilişkin sektör incelemesini tamamladı

    Küle, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, rekabet hukukunun etkin uygulanabilmesi için güçlü bir uygulama pratiği yanında güçlü bir rekabet kültürünün ve etkin uluslararası işbirliklerinin önem taşıdığını söyledi.

    Bu anlayış doğrultusunda Türk Devletleri Teşkilatı ve Balkan Rekabet Otoriteleri bünyesindeki çalışmalarla bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirmeyi sürdürdüklerini anlatan Küle, haziran ayında gerçekleştirilen Türk Devletleri Rekabet Otoriteleri Toplantısı’nda tarım ve gıda sektörüne ilişkin ortak çalışmaların değerlendirildiğini ve Fintek ile ödeme sistemlerinin, bir sonraki dönem için ortak çalışma alanı olarak belirlendiğini ifade etti.

    Küle, uluslararası çalışmalar yanında rekabet hukukunun geleceğine ilişkin politika tartışmalarına katkı sunmaya önem verdiklerini belirterek, bu kapsamda haziranda düzenledikleri Dijital Çağda Rekabet Politikaları Çalıştayı’nda akademi, kamu kurumları, özel sektör ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirdiklerini kaydetti.

    Dijitalleşme ve yapay zekanın rekabet hukukunda ortaya çıkardığı yeni sorunları farklı paydaşlarla değerlendirmenin, geleceğin rekabet politikalarına ilişkin ortak bir perspektif geliştirmenin ve Türkiye’de politika üretim kapasitesini güçlendirmenin, çalıştayın temel amaçları arasında yer aldığını dile getiren Küle, çalıştayın, hazırlık sürecindeki Dijital Çağda Rekabet Politikaları Raporu’na önemli katkılar sağladığını aktardı.

    Küle, uygulama süreçlerini teknolojik imkanlarla desteklemeye yönelik çalışmalara hız kesmeden devam ettiklerine işaret ederek, “Yapay zeka ve veri analitiği alanındaki gelişmeleri yakından takip ederek, farklı kurumlardan elde edilen veriler üzerinden sektörel öncü göstergeleri analiz eden ve olası rekabet risklerini önceden tespit etmeye yönelik projeler yürütüyoruz. Ayrıca algoritmik anlaşmalar ve yapay zeka destekli rekabet ihlallerine ilişkin uluslararası gelişmeleri yakından izliyor, bu alandaki kurumsal kapasitemizi güçlendirmek amacıyla meslek personelimize kapsamlı eğitimler veriyoruz.” diye konuştu.

    İlaç sektörünün paydaşları eylülde çalıştayda bir araya gelecek

    Teknolojik dönüşüm çalışmalarının yanı sıra sektör incelemelerini de rekabet politikalarının geliştirilmesine katkı sağlayan önemli araçlar olarak gördüklerini belirten Küle, şöyle devam etti:

    “Bu kapsamda ilaç sektörüne ilişkin sektör incelememizi tamamladık. Ön raporumuzu önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşacağız. Sağlık gibi stratejik öneme sahip bir alanda rekabetin daha etkin işlemesine katkı sağlayacak politika önerilerimizi, hastalar, kamu idaresi ve sektör paydaşlarının değerlendirmesine sunacağız. Ayrıca eylülde düzenleyeceğimiz çalıştayda sektör temsilcileri, akademisyenler ve ilgili kamu kurumlarıyla bir araya gelerek bulgularımızı ve çözüm önerilerimizi kapsamlı şekilde değerlendireceğiz. Kurum olarak bilgi üreten, politika geliştiren ve uluslararası işbirlikleriyle kurumsal kapasitesini sürekli güçlendiren bir anlayışla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönemde rekabet kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlayan, uluslararası gelişmeleri yakından takip eden ve rekabet politikalarının gelişimine yön veren bir kurum olmayı sürdüreceğiz.”

    Rekabet sorunlarıyla mücadele için çözüm önerileri getirilmesi hedefleniyor

    Öte yandan, raporda, ilaç sektörünün yapısı, rekabet ihlalleri, ruhsatlandırma, fiyatlandırma ve dağıtım gibi hususlar inceleniyor.

    Referans ve eşdeğer ilaçlar arası rekabet, ilaçların dağıtımı aşamasında yaşanan aksaklıklar ile ilaç sektöründeki bilgi paylaşımının rekabet açısından değerlendirileceği raporda, rekabet üzerinde etki doğuran unsurların tespit edilerek çözüm önerilerinde bulunulması öngörülüyor.>>>AA

  • Suça sürüklenen çocuklara yönelik düzenleme TBMM Genel Kurulu’nda

    Suça sürüklenen çocuklara yönelik düzenleme TBMM Genel Kurulu’nda

    Haftalık çalışmalarına 4 Ağustos Salı günü başlayacak Genel Kurul, suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni görüşecek.

    Teklifle, fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında suç ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde 19 yıldan 27 yıla, müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde 15 yıldan 18 yıla kadar hapis cezasına hükmolunacak.

    Kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarını işleyen 15-18 yaş grubundaki çocuklar hakkında yaş indirimi uygulanmayabilmesi, 12-15 yaş grubundaki çocuklara ise bir üst grubun ceza rejiminin uygulanabilmesi hususunda hakime takdir yetkisi tanınıyor.

    Ateşli silahın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde muhafaza edilmesi suretiyle çocuk tarafından ele geçirilmesine neden olan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde 1 yıldan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılacak.

    Çocuk Koruma Kanunu’nda yer alan “suça sürüklenen” ibaresi, “adli süreçteki” olarak değiştirilecek ve çocuk hakkında kamu davası açılması halinde durum, gerekli idari tedbirlerin alınması amacıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı il veya ilçe müdürlüklerine bildirilecek.

    Çocuk Koruma Kanunu’na eklenen yeni maddeyle, ceza sorumluluğu olmayan adli süreçteki çocuklar için çocuklara özgü güvenlik tedbiri niteliğinde “yönlendirme tedbirleri” belirleniyor.

    Çocuk Koruma Kanunu’nda yapılan değişiklikle, 15 yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılması zorunlu olacak. Cumhuriyet savcısı, mahkeme veya çocuk hakimi tarafından 15 yaşını doldurmuş çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması halinde, gerekçesi iddianamede veya kararda gösterilecek.

    Genel Kurul’da Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kırgızistan Cumhuriyeti Hükümeti arasında Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Anlaşmasını Tadil Eden Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi de görüşülecek.

    Salı ve çarşamba günleri, Meclis’te grubu bulunan siyasi partilerin grup toplantıları gerçekleştirilecek.

    Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda meydana gelen olaylar ile çocukların dijital ortamlarda karşılaştıkları riskler ve olumsuz etkilerin tüm yönleriyle ele alınarak araştırılması, çözüm önerileri geliştirilmesi ve benzer olayların önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu toplanacak.>>>AA

  • Bolvadin’de “Hoş Geldin Bebek” projesiyle 227 aile ziyaret edildi

    Bolvadin’de “Hoş Geldin Bebek” projesiyle 227 aile ziyaret edildi

    Bolvadin Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda hayata geçirdiği “Hoş Geldin Bebek” Projesi ile yeni doğan bebeklerin ailelerini ziyaret etmeyi sürdürüyor.

    Belediye Başkanı Derviş Aynacı’nın talimatlarıyla Sosyal Hizmetler Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen proje kapsamında, ilçede dünyaya gelen bebeklerin aileleri evlerinde ziyaret edilerek çeşitli hediyeler takdim ediliyor.

    Belediyeden yapılan açıklamada, göreve gelinen günden bu yana 227 ailenin ziyaret edildiği belirtilerek, yeni doğan bebeklerin sevincinin aileleriyle birlikte paylaşıldığı ifade edildi.

    Açıklamada, projenin temel amacının yalnızca hediye ulaştırmak olmadığına dikkat çekilerek, “Bizler için asıl değerli olan; ailelerimizin mutluluğuna ortak olmak, gönüllere dokunmak ve bu anlamlı günlerinde yanlarında olduğumuzu hissettirmektir.” ifadelerine yer verildi.

    Bolvadin Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışıyla vatandaşların hayatının her dönemine dokunan projeleri hayata geçirmeye ve ilçe halkının yanında olmaya devam edeceklerini bildirdi.>>>Haber Merkezi 

  • Gümüşhan ve Albay ailesinin mutlu günü

    Gümüşhan ve Albay ailesinin mutlu günü

    Afyonkarahisar’da Gümüşhan ve Albay aileleri, evlatlarının en mutlu gününde sevinç ve heyecanı bir arada yaşadı. Bensu Gümüşhan ile Oğuzhan Albay, düzenlenen görkemli düğün töreniyle hayatlarını birleştirirken, nikâhlarını Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal kıydı.

    Gümüşhan ve Albay ailesinin mutlu günü
    Yoğun katılımla gerçekleşen düğün töreni, Afyonkarahisar protokolünü de bir araya getirdi. Afyonkarahisar Valisi Dr. Naci Aktaş başta olmak üzere kent protokolünün önemli isimleri, iş dünyası temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri, aile yakınları ve çok sayıda davetli genç çifti bu anlamlı günlerinde yalnız bırakmadı.

    Gümüşhan ve Albay ailesinin mutlu günü
    Nikâh akdini gerçekleştiren Belediye Başkanı Burcu Köksal, genç çifte bir ömür boyu sağlık, huzur ve mutluluk temennisinde bulunarak evlilik cüzdanını teslim etti. Tören boyunca duygu dolu anlar yaşanırken, davetliler de alkışlarla genç çiftin mutluluğuna ortak oldu.

    Gümüşhan ve Albay ailesinin mutlu günü
    Nikâhın ardından Vali Dr. Naci Aktaş ve protokol üyeleri, Bensu Gümüşhan ile Oğuzhan Albay’ı tebrik ederek yeni yaşamlarında başarı ve mutluluk dileklerini iletti. Gece boyunca süren düğün programında davetliler müzik eşliğinde eğlenirken, Gümüşhan ve Albay aileleri misafirleriyle yakından ilgilendi.

    Gümüşhan ve Albay ailesinin mutlu günü
    Samimi ve sıcak bir atmosferde geçen düğün töreni, çekilen hatıra fotoğrafları ve iyi dileklerle sona erdi. Gümüşhan ve Albay ailelerinin mutluluğuna sahne olan bu özel gece, Afyonkarahisar’da uzun süre hafızalarda kalacak anlamlı organizasyonlardan biri olarak kayıtlara geçti.>>>Haber Merkezi

  • İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu Afyonkarahisar’da nikah şahidi oldu

    İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu Afyonkarahisar’da nikah şahidi oldu

    Dervişoğlu, Belediye Düğün Salonu’ndaki Kadir Kantartopu ile Fatma Bilge Dipi’nin nikahına katıldı.

    Nikahı, Çay Belediye Başkanı Yaşar Kemal Kantartopu kıydı.

    Dervişoğlu, nikah şahitliğini yaptığı genç çifti tebrik ederek ömür boyu mutluluklar diledi.

    Nikah törenine, İYİ Parti milletvekilleri Hakan Şeref Olgun, Yasin Öztürk ve Hasan Toktaş, İYİ Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Muhammed Mısırlıoğlu, siyasi parti temsilcileri ve davetliler katıldı.>>>AA

  • Can kaybı 82’ye yükseldi

    Can kaybı 82’ye yükseldi

    Hindustan Times gazetesinin haberine göre, Assam Eyaleti Afet Yönetim Kurumundan (ASDMA) eyalet genelindeki sellere ilişkin açıklama yapıldı.

    Açıklamada, sellerde hayatını kaybedenlerin sayısının 82’ye yükseldiği, halihazırda 200 binden fazla kişinin ise afetten etkilendiği bildirildi.

    Assam Eyaleti Başbakanı Himanta Biswa Sarma da yaptığı açıklamada, mevcut durumun giderek düzeldiği ve afetzedelerden bazılarının evlerine dönmeye başladığı bilgisini paylaşarak, yeniden inşa ve rehabilitasyon çalışmalarının hükümetin önceliği olmaya devam ettiğini belirtti.

    Sarma, hükümetin acil yardım ve tazminat ödemelerinin yanı sıra geçim kaynaklarının yeniden oluşturulması, okulların onarılması ve hasar gören altyapının yeniden inşasına odaklandığını söyledi.

    Güney Asya’da haziran-eylül aylarında etkili olan muson yağmurları, Hindistan ve Pakistan başta olmak üzere bölge ülkelerinde her yıl büyük çaplı doğal afetlere ve kazalara yol açıyor.>>>AA

  • İspanya, Sebte’deki Fas sınırına 500 metre uzunluğunda yüzer bariyer kurdu

    İspanya, Sebte’deki Fas sınırına 500 metre uzunluğunda yüzer bariyer kurdu

    El Pais gazetesi, İspanya hükümetinin kararı çerçevesinde, Sebte’nin Fas ile sınırındaki Tarajal Sınır Kapısı’nda, kurulumuna bu sabah başlanan 500 metre uzunluğundaki yüzer güvenlik bariyerinin tamamlandığını aktardı.

    Kurulumu tamamlanan güvenlik bariyeri yardımıyla düzensiz göçmenlerin yasa dışı geçişlerinin önlenmesinin hedeflendiği belirtilirken, bariyerin yüzey yüksekliğinin 30-70 santimetreyi bulduğu, su altında da bir metre derinlikte olduğu ifade edildi.

    İspanya'ya geçen düzensiz göçmenlerden yaklaşık 69 bin 500'ü Fas'a geri döndü, ölü sayısı 67'ye yükseldi

    Ne olmuştu?

    Fas’taki Fenidek kasabası kıyılarından İspanya’nın Kuzey Afrika’daki toprağı Sebte’ye (Ceuta) yüzmeye çalışan 800’ü aşkın düzensiz göçmene 30 Temmuz’da müdahalede bulunulmuştu.

    İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, olaya ilişkin hükümetin mevcut tüm kaynaklarını seferber ettiğini bildirmişti.

    İspanya hükümeti, Sebte’ye yönelik düzensiz göç girişimlerinin artması üzerine güvenliğin sağlanması amacıyla silahlı kuvvetlerin bölgeye konuşlandırılmasına karar vermişti.

    Sebte’ye geçen düzensiz göçmenlerden yaklaşık 69 bin 500’ünün Fas’a geri döndüğünün tahmin edildiği, Fas’tan İspanya’ya geçmeye çalışırken yaşamını yitiren düzensiz göçmenlerin sayısının 67’ye yükseldiği belirtilmişti.>>>AA

  • Türkiye eyyam-ı bahur sıcaklarının etkisi altına giriyor

    Türkiye eyyam-ı bahur sıcaklarının etkisi altına giriyor

    İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Toros, AA muhabirine yaptığı açıklamada, halk arasında “eyyam-ı bahur” olarak adlandırılan dönemin meteorolojide belirli tarihlere sahip resmi bir meteorolojik olay olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.

    Toros, bazı takvimlerde bu tarihlerin “31 Temmuz-7 Ağustos”, bazılarında ise “1-8 Ağustos” olarak kayda geçtiğini, eyyam-ı bahurun en sıcak günler demek olduğunu kaydetti.

    Bu dönemin her yıl aynı tarihlerde veya aynı şiddette yaşanmasının beklenemeyeceğini anlatan Toros, atmosferik tahmin modellerinin ağustosun ilk günlerinde Türkiye’nin önemli bölümünde sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerine çıkabileceğini gösterdiğini ifade etti.

    Güneydoğu’da sıcaklık, İstanbul’da ise nem ön planda

    Toros, geçen yıl eyyam-ı bahur sıcaklarının tüm yurtta etkili olduğunu, sıcaklık rekorlarının kırıldığını dile getirdi.

    Sıcak hava dalgasının Türkiye’nin doğusuna Arap Yarımadası’ndan, batısına ise Afrika üzerinden geleceğinin altını çizen Toros, sıcaklıkların bölgeden bölgeye farklılık göstereceğini kaydetti.

    Sıcaklıkların etkisinin bölgelere göre farklı hissedileceğini dile getiren Toros, “Güneydoğu Anadolu’da temel risk unsuru yüksek hava sıcaklığı olacak. İstanbul gibi Marmara’nın kıyı kesimlerinde ise yüksek nem nedeniyle hissedilen sıcaklık daha fazla artacak. 3 Ağustos Pazartesi İstanbul’da sıcaklıklar 30, 4 Ağustos Salı ise 32 dereceye çıkıyor. Eyyam-ı bahur sürecinde sıcaklıklar Güneydoğu Anadolu’da 40 derecenin üzerine, çarşambadan itibaren tüm Türkiye’de normalin üzerine çıkacak.” diye konuştu.

    Kısa süreli sıcak hava dalgaları ile iklim değişikliğinin birbirinden ayrılması gerektiğini vurgulayan Toros, tek bir sıcak dönemin doğrudan iklim değişikliğinin kanıtı olarak değerlendirilemeyeceğini ancak uzun yıllara ait gözlemlerin Türkiye’de belirgin bir ısınma eğilimi bulunduğunu ortaya koyduğunu söyledi.

    Türkiye’nin kayıtlardaki en sıcak yılı 2024’te yaşandı

    Meteoroloji Genel Müdürlüğünün 249 istasyondan elde edilen verilerine göre Türkiye’nin ortalama sıcaklığının 1970-1980 döneminde 12,7 derece iken, 2014-2025 döneminde 14,4 dereceye yükseldiğini aktaran Toros, iki dönem arasında yaklaşık 1,7 derecelik artış yaşandığını belirtti.

    Toros, Türkiye’nin kayıtlardaki en sıcak yılının 15,3 derece ortalamayla 2024, en soğuk yılının ise 11,4 dereceyle 1992 olduğunu, doğrusal eğilim hesaplarının da uzun dönemli sıcaklık artışına işaret ettiğini söyledi.

    Bugün yaşanan sıcak hava olaylarının yalnızca “yazın zaten sıcak olmalı” şeklinde değerlendirilemeyeceğini anlatan Toros, Meteoroloji Genel Müdürlüğünün 2025 yılı iklim değerlendirmesinin, Türkiye’nin sıcaklık artışları ve aşırı hava olayları açısından giderek daha fazla riskle karşı karşıya kaldığını ortaya koyduğunu ifade etti.

    Türkiye’deki uzun dönemli ısınma eğiliminin küresel iklim değişikliğiyle uyumlu olduğunu belirten Toros, sıcak hava dalgalarının gelecekte daha sık, daha uzun süreli ve daha etkili yaşanabileceğine dikkati çekti.

    Toros, bu durumun toplum, şehirler, su kaynakları, tarım ve enerji sistemi açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini, sıcak hava dalgalarının yalnızca termometrede görülen sıcaklık değerlerinden ibaret olmadığını söyledi.

    Yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalığı bulunan kişiler yüksek risk altında

    Beton ve asfalt gibi yüzeylerin gün boyunca depoladığı ısıyı gece atmosfere geri verdiğini, bunun da şehir merkezlerinin kırsal alanlara göre daha sıcak kalmasına neden olduğunu belirten Toros, bu durumun “şehir ısı adası” olarak tanımlandığını kaydetti.

    Toros, özellikle büyük şehirlerde yeşil alanların artırılması, gölgelendirme uygulamalarının yaygınlaştırılması ve şehir planlamasında ısı birikimini azaltacak çözümlerin önem taşıdığını ifade etti.

    Sıcak hava şartlarında herkesin dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Toros, yaşlılar, çocuklar, yalnız yaşayan bireyler ile kronik hastalığı bulunan kişilerin daha yüksek risk altında olduğunu dile getirdi.

    Kalp-damar, solunum ve metabolik hastalığı bulunan kişilerin sıcak hava dönemlerinde daha dikkatli davranmaları gerektiğini belirten Toros, bilimsel çalışmalar doğrultusunda günün en sıcak saatleri olan 11.00-16.00 arasında zorunlu olmadıkça açık alanda uzun süre kalınmaması, yeterli miktarda su tüketilmesi, açık renkli ve hava geçirgen kıyafetlerin tercih edilmesi, güneş altında uzun süre kalınmaması ve fiziksel aktivitelerin sabah erken ya da akşam saatlerine kaydırılması gerektiğini anlattı.>>>AA

  • Yapay zeka çiftçilerin “mühendisi” oluyor

    Yapay zeka çiftçilerin “mühendisi” oluyor

    AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, dijitalleşmenin tarım sektörüne hızla nüfuz etmesiyle yapay zeka, hayvan sağlığı takibi, hastalık teşhisi, sulama otomasyonu ve uydu tabanlı ürün izleme gibi geniş bir yelpazede kullanılıyor.

    Bu çerçevede bazı çiftçiler, deneyimlerini yapay zekayla geliştirerek yeni bir boyuta taşıyor. Böylece uzun zaman ve istihdam maliyetini artıracak işlerini yapay zekaya devreden çiftçiler, aldıkları verimi de artırmaya odaklanıyor.

    Sensörler, robotik sistemler, uydu görüntüleri ve hava durumu verileri kullanılarak yem tüketimi, süt verimi ve bitki gelişimi anlık takip edilebiliyor. Görüntü analizi sayesinde bitki hastalıkları erken tespit edilirken üreticilere hızlı karar alma imkanı da sunuluyor.

    Kiralık ineklerden yapay zeka destekli hayvancılığa

    Ailesindeki ilk çiftçi olan ABD’li Paul Windemuller, hayvancılıkta yapay zekayı verileri değerlendirme amacıyla kullanıyor.

    Bu kapsamda 2014’te kiraladığı 30 inekle kurduğu işletmesini bugün robotik sağım sistemlerinin kullanıldığı yüzlerce hayvanlık yapay zeka destekli tesise dönüştüren Windemuller, geleneksel çiftçilerde yıllar içinde oluşan “hayvanı gözlemleme tecrübesini” sensörler, veri analizi, robotik sistemler ve yapay zeka destekli araçlarla uygulamaya odaklanıyor.

    Çiftlikte inekler sensörlü sistemle takip edilirken yerel hava istasyonu sıcaklık, nem ve rüzgar gibi iklim verilerini sürekli kaydediyor. Süt kalitesi ve sevkiyat bilgisi ise ayrı dijital platform üzerinden tutuluyor.

    İnekleri takip edebilmek için her sabah saatlerce elektronik tablo üzerinde çalışması gereken Windemuller, Google’ın Gemini modeliyle geliştirdiği çok ajanlı yapay zeka sistemiyle bu süreci otomatikleştirdi.

    Sistem, sıcak ve nemli hava koşullarının ineklerin yem alımını nasıl düşürdüğünü, bunun sürü performansına ve süt kalitesine etkisini hesaplayarak Windemuller’a günlük özet sunuyor.

    Deneyimli çiftçilerin mühendisleri yapay zeka

    Japonya’da yaklaşık 10 yıldır tarımla ilgilenen Hiroki Tomiyasu, yaklaşık 100 hektarlık alanda brokoli, yeşil soğan ve fasulye yetiştiriyor.

    Yapay zekayı işine entegre eden Tomiyasu, brokolilerin üzerindeki siyah lekelerin fotoğrafını OpenAI şirketinin ChatGPT modeline göndererek olası hastalıkları değerlendiriyor.

    Tomiyasu, pahalı bir GPS otomatik yönlendirme sistemi satın almak yerine teknolojinin nasıl çalıştığını da yapay zekadan öğreniyor.

    Tarımda kullanılan araç gereçleri ve açık kaynaklardaki bilgileri yapay zekadan destek alarak öğrenen Tomiyasu, ihtiyacı olan sistemleri çok daha uygun maliyetle kurabiliyor.

    Tomiyasu, kendi tarla verilerine dayalı, uydu verisi alan ve düzenli olarak normalize edilmiş fark bitki örtüsü endeksi (NDVI) gibi verileri toplayan sistem sayesinde uydu görüntülerinden tarlasını haritalar yardımıyla inceleyebiliyor.

    Tarlayı, çalışanları, ilaçları, gübreyi, sensörleri ve görevleri birbirine bağlayan bir sistem oluşturan Tomiyasu, bunlar gibi farklı şekillerde kullandığı yapay zekayı “son derece yetenekli bir mühendis” olarak nitelendiriyor.>>>AA