Yazar: admin

  • AFSÜ Tıp Fakültesi’ne bilimsel makale ödülü

    AFSÜ Tıp Fakültesi’ne bilimsel makale ödülü

    Antalya’da düzenlenen UASK 2026’nın açılış töreninde “Araştırma Makalesi Yayın Ödülleri” sahiplerini buldu. Araştırma Makalesi Üçüncülük Ödülü, Doç. Dr. Coşğun, Doç. Dr. Balcı ve Doç. Dr. Çilekar’ın “Endobronchial ultrasound-guided transbronchial needle aspiration in real-life settings” başlıklı çalışmasına verildi. Doç. Dr. Çoşğun, ödülü, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hamidiye Tıp Fakültesi Eski Dekanı Prof. Dr. Erdoğan Çetinkaya’nın elinden aldı.

    Endobronşiyal Ultrasonografinin (EBUS), bronkoskopi ve ultrasonografinin birleştirilmesiyle elde edilen bir görüntüleme yöntemi olduğunu belirten Doç. Dr. Coşğun konuyla ilgili şunları söyledi: “EBUS, bronkoskopun ucuna eklenmiş mini ultrason probu ile bronş duvarının arkasındaki lenf bezi, doku ve kan damarlarını da ultrason görüntüsü olarak göstermektedir. EBUS, özel iğnesi sayesinde normal bronkoskopi yöntemi ile ulaşılamayan bölgelerdeki büyümüş lenf bezlerinin ya da bronş komşuluğundaki lezyonların (tümör gibi) içine girebilmeye ve bu dokulardan örnek almaya olanak sağlar. Çalışmamızda EBUS biyopsi işlemininin mediastinal ve hilar düğümleri için tanısal başarısını belirledik.” >>>Haber Merkezi

  • Milli Eğitim Bakanı Tekin, GençTek’in 2. Ankara Zirvesi’nde konuştu

    Milli Eğitim Bakanı Tekin, GençTek’in 2. Ankara Zirvesi’nde konuştu

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Yenilik ve Eğitim Teknolojileri (YEĞİTEK) Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Itri Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen GençTek “Akran Öğrenme ve Genç Bilişim Ekosistemi 2. Ankara Zirvesi”ndeki konuşmasında, öğrenciler için ellerinden ne geliyorsa yapmaya hazır olduklarını söyledi.

    Öğrencilere, yapacakları projelerde Bakanlık olarak her türlü desteği sunacaklarını dile getiren Tekin, onların hayal ettikleri projeleri hayata geçirebilmeleri için imkanlar sunmaya çaba sarf ettiklerini belirtti.

    Muhalefetin en çok 2011’den itibaren dijital dönüşüm kapsamında yürütülen FATİH Projesi’ni eleştirdiğini ifade eden Tekin, bugüne kadar proje kapsamında 60 binin üzerindeki okula, birçoğu fiber olmak üzere internet altyapısı götürdüklerinin altını çizdi.

    Bu okulların büyük çoğunluğuna internet erişim hizmeti sunduklarına ve bu okullarda yaklaşık 660 bin sınıfta etkileşimli tahtanın bulunduğuna dikkati çeken Tekin, “Çocuklarımızı, bu imkanlarla dünyanın en büyük eğitim içerik portallerinden bir tanesi olan EBA’ya erişip, istedikleri her türlü uygulamayı, eğitimi rahatlıkla izleyebilecekleri bir ortama kavuşturmuş durumdayız. Bunu şu anda dünyada başta UNDP olmak üzere birçok uluslararası mekanizma takdir ediyor. Türkiye için dünyada neredeyse tek ülke tanımlaması yapılıyor.” diye konuştu.

    “Başka bir mekanizmayı daha uygulamaya geçiriyoruz”

    Bakan Tekin, FATİH Projesi kapsamında en büyük beklentilerinin, Türkiye’de bilişim ve yazılım gibi konularda bir sektörün oluşması ve öğrencilerin küçük yaşlardan itibaren üreten pozisyonda bulunması olduğunu söyledi.

    Türkiye’nin bu konuda geldiği noktaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tekin, şunları kaydetti:

    “Gerek TEKNOFEST’lerle gerek robot yarışmalarımızla gerekse de bugün yaptığımız bu GençTek benzeri etkinliklerimizle, dünyada siber güvenlikten oyuna kadar, eğitim içeriklerinden sağlık, tarım uygulamalarına kadar birçok alanda yazılım ve benzeri etkinlikler yapan genç kardeşlerimiz, arkadaşlarımız var. Biz de artık start-up düzeyindeki arkadaşlarımızı da destekleyebileceğimiz başka bir mekanizmayı daha uygulamaya geçiriyoruz. İnşallah daha güzel olacak. Belki önümüzdeki günlerde konuşacağımız bir başka konu, illerimizde bu tür etkinlikler için belki farklı bir kurum ihdas edip, o kurumlar üzerinden organize edebileceğimiz bir mekanizmayı daha hayata geçirmiş olacağız. İkincisini düzenlediğimiz bu etkinliğimize katılan bütün gençlerimize, hepinize teşekkür ediyorum. Sizleri buraya teşvik eden öğretmenlerinize ve ailelerinize teşekkür ediyorum.”

    “Birçok alanda yapay zekayla üretim halindeyiz”

    MEB YEĞİTEK Genel Müdürü Mustafa Canlı da eğitimde dijitalleşmeyi yalnızca bir teknoloji hamlesi değil, öğrenmeyi herkes için erişilebilir kılan stratejik bir vizyon olarak gördüklerini belirtti.

    Bu vizyon doğrultusunda son 2,5 yılda okullara “Bilişim Teknolojileri Laboratuvarı” ve “Yenilikçi Sınıf” kurduklarını, bu sınıflarda robotik kodlama kiti, mobil robot platformu ve 3D yazıcıyla eğitimler verdiklerini anlatan Canlı, yeni üretimlerle içerik sayısını artırarak mevcut EBA’yı daha kullanışlı hale getirmeyi hedeflediklerini ifade etti.

    Bakanlık bünyesinde Yapay Zeka ve Büyük Veri Uygulamaları Daire Başkanlığının kurulduğuna işaret eden Canlı, “Yapay zekayı sadece tüketen değil, üreten tarafta da yer alıyoruz. Bu kapsamda, yeni EBA’daki öğrenci asistanından açık uçlu soruların değerlendirilmesine, DİLİM Platformu ile yabancı dil eğitiminden Bakanlığımız istatistiklerinin anlamlandırılmasına kadar birçok alanda yapay zekayla üretim halindeyiz.” dedi.

    Çalışmaların anlatıldığı video gösteriminin de yapıldığı zirvede, Bakan Tekin, kurulan stantları gezerek, çalışmalara ilişkin öğrenci ve öğretmenlerden bilgi aldı.

    Öğrencilerin sektörel farkındalık kazanmaları amaçlanıyor

    Zirve, bilişim teknolojileri alanında kendini geliştirmek, projeler üretmek ve çalışmalarını daha etkili hale getirmek isteyen öğrencileri ve danışman öğretmenleri desteklemek amacıyla düzenleniyor.

    “Sektörün Yeni Liderleri” sloganıyla yürütülen GençTek ile öğrencilerin iletişim ve işbirliği becerilerinin geliştirilmesi, sektörel farkındalık kazanmaları ve disiplinler arası üretim süreçlerine katılmaları amaçlanıyor.

    63 ilden 1200 katılımcıyla gerçekleştirilen zirveyle, illerde yürütülen çalışmaların paylaşılması ve iyi uygulama örneklerinin yaygınlaştırılması, bilişim teknolojileri alanında faaliyet gösteren öğrenci ve danışman öğretmenlerin sektörel farkındalık kazanmaları ve yeni dönem stratejilerinin belirlenmesi de hedefleniyor.

  • Kameradan kedisini kontrol etmek isteyen kişi sürprizle karşılaştı!

    Kameradan kedisini kontrol etmek isteyen kişi sürprizle karşılaştı!

    Kameradan kedisini kontrol etmek isteyen kişi sürprizle karşılaştı!

    📶https://kanal3.com.tr/
    Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Ederek Son Dakika Haberleri Alabilirsiniz;
    İnstagram : https://www.instagram.com/kanal3tv
    Facebook : https://www.facebook.com/kanal3tv
    X: https://x.com/kanal3tv
    Telegram : https://t.me/kanal3_tv
    Whatsapp : https://whatsapp.com/channel/0029VaFDm2rEKyZKvlSELq17
    Next : https://sosyal.teknofest.app/@kanal3tv

    #Kanal3AnaHaber #Kanal3Haber #Kanal3

  • Okul saldırganının kimliği tespit edildi

    Okul saldırganının kimliği tespit edildi

    Hasan Çelebi Mahallesi’nde bulunan Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne yapılan silahlı saldırıda 4 öğretmen 1 polis ve bir kantin işletmecisi ile 10 öğrenci yaralandı. Saldırıyı gerçekleştirenin okulun eski öğrencisi 19 yaşındaki Ömer Ket olduğu öğrenildi. Ömer Ket saldırının ardından intihar etmişti. >>>İHA

  • Kurye kılığıyla girdiler, silahla alıkoydular

    Kurye kılığıyla girdiler, silahla alıkoydular

    Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, Bursa Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından suç örgütlerine yönelik geniş çaplı çalışma başlatıldı. Yapılan teknik ve fiziki takip sonucu iki ayrı suç ağı deşifre edildi. Bursa merkezli olarak İstanbul ve Çorum’da Özel Harekat destekli eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonlarda 13 şüpheli yakalanırken, adliyeye sevk edilen şüphelilerden 11’i tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    Soruşturmanın ilk ayağında, Nilüfer ilçesinde bir iş yerine yönelik kurşunlama eylemi mercek altına alındı. Yurt dışındaki firari örgüt yöneticisinin talimatıyla gerçekleştirildiği belirlenen saldırıda 9 şüphelinin birlikte hareket ettiği tespit edildi. Şüphelilerin İstanbul’da saklandıkları adreslere yapılan baskınlarda, eylemde kullanıldığı değerlendirilen 3 ruhsatsız tabanca ve 36 fişek ele geçirildi.

    İkinci olayda ise şüphelilerin kurye kılığına girerek bir iş insanının kapısını çaldıkları, kapının açılmasıyla birlikte silah zoruyla içeri girerek şahsı alıkoydukları ortaya çıktı. Zanlıların mağduru zorla götürerek gasp ettiği belirlendi.

    Operasyon anları ise kameralara yansıdı. Özel Harekat polislerinin koçbaşıyla kapıları kırarak içeri girdiği anlar dikkat çekerken, baskınların hızı ve koordinasyonu “film sahnelerini” aratmadı.

    Yetkililer, suç ve suçlularla mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini belirtirken, olayla ilgili soruşturmanın devam ettiği öğrenildi. >>>İHA

  • Düdüklü tencere patladı: 1 kadın yaralandı

    Düdüklü tencere patladı: 1 kadın yaralandı

    Olay, saat 20.00 sıralarında İnegöl ilçesi Kurşunlu Mahallesi’ndeki bir evde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Sinem A. (36) yemek yapmak için kuru fasulyeleri düdüklü tencereye koyarak ocağa bıraktı. Bir süre sonra mutfağa gelen kadın, yemeği kontrol etmek için düdüklü tencerenin kapağını açmaya çalıştı. Bu sırada içeride biriken basınç nedeniyle tencere patladı. Patlama sonucu tencere içerisindeki kaynar su ve yemek Sinem A.’nın üzerine sıçradı. Acı içinde kalan kadının yardım istemesi üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Vücudunun çeşitli bölgelerinde ikinci derece yanıklar oluşan kadın, ambulansla İnegöl Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Kadının hastanenin yanık ünitesinde tedavi altına alındığı öğrenildi. Jandarma ekipleri olayla ilgili inceleme başlattı. >>>İHA

    BURSA’NIN İNEGÖL İLÇESİNDE DÜDÜKLÜ TENCERENİN PATLAMASI SONUCU 1 KADIN YARALANDI. (SALİH BİLAL ASLAN/BURSA-İHA)
    Bursa’nın İnegöl ilçesinde bir evde düdüklü tencerenin patlaması sonucu 1 kadın yaralandı.
  • Depremde ağır hasar gören araçları ‘change’ yapan çeteye operasyon

    Depremde ağır hasar gören araçları ‘change’ yapan çeteye operasyon

    Adana Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Oto Hırsızlık Büro Amirliği ekiplerinin aylar süren titiz çalışmasında, depremde kullanılamaz hale gelen araçların organize şekilde piyasaya sürüldüğü belirlendi. Şüphelilerin, bu araçları sahiplerinden ya da mirasçılarından düşük bedellerle satın alıp bir havuzda topladığı, ardından aynı marka ve modeldeki çalıntı, hacizli veya yakalamalı araçlarla eşleştirerek şasi numaralarını değiştirdiği tespit edildi. Kurdukları atölyelerde işlem gören araçların, tamir edilmiş gibi gösterilip satışa sunulduğu ve bu yöntemle 30 araçtan yaklaşık 25 milyon liralık haksız kazanç sağlandığı ortaya çıkarıldı.

    Yapılan tespitlerin ardından Oto Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri, 9 Nisan’da operasyonun düğmesine bastı. Adana merkezli, Kahramanmaraş, Hatay, Osmaniye, Şanlıurfa, Mersin, Gaziantep, İstanbul, Ankara, Konya ve Samsun’da 48 şüpheliye yönelik eş zamanlı baskınlar yapıldı. Yapılan baskınlarda 47 şüpheli yakalandı. 15 milyon TL değerinde 129 ağır hasarlı araca ise el konuldu.

    “UÇURUMDAN ATMIŞ”

    Yapılan incelemelerde, şüphelilerden birinin hakkında aranma kaydı bulunan aracı delilleri ortadan kaldırmak amacıyla kırsal bir bölgede 100 metrelik uçurumdan attığı, polis ekiplerinin ise aracı bulunduğu yerden çıkararak emniyet otoparkına çektiği öğrenildi.

    Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 22’si tutuklanırken, 22’si adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 3 kişi ise ifadelerinin ardından serbest kaldı. Olayla ilgili soruşturmanın genişletilerek sürdürüldüğü bildirildi. >>>İHA

  • BM raporu dehşete düşürdü: Sudan nüfusunun üçte ikisi insani yardımla yaşıyor.

    BM raporu dehşete düşürdü: Sudan nüfusunun üçte ikisi insani yardımla yaşıyor.

    BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (UNOCHA) Sözcüsü Jens Laerke, BM Cenevre Ofisi’nin haftalık basın toplantısında, Fletcher’ın mesajını paylaştı.

    Paylaşıma göre, Sudan’da ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında çatışmaların başlamasının üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen dünyanın başarısız bir sınav verdiğinin altını çizen Fletcher, “Yarın Sudan’daki savaşın üçüncü yıl dönümü. Büyük umut vadeden bir ülkenin paramparça edildiği 3 yıl. Yaklaşık 34 milyon insan, yani her 3 kişiden neredeyse 2’si insani yardıma ihtiyaç duyuyor.” ifadelerini kullandı.

    Fletcher, Sudan’da dünyanın en büyük insani krizinin yaşandığına işaret ederek, açlığın giderek arttığını kaydetti.

    “Bu yılın ilk 3 ayında insansız hava aracı saldırılarında yaklaşık 700 sivil öldürüldü”

    Yüz binlerce çocuğun aşırı derecede yetersiz beslendiğini ve milyonlarcasının eğitimden mahrum kaldığını aktaran Fletcher, “Kadınlar ve kız çocukları sistematik ve acımasız cinsel şiddetle karşı karşıya. Bu yılın ilk 3 ayında insansız hava aracı saldırılarında yaklaşık 700 sivilin öldürüldüğü bildirildi. Milyonlarca insan Sudan genelinde ve sınırlarının ötesinde evlerinden sürüldü ve aileler defalarca yerinden edildi. Daha geniş bölgesel istikrarsızlık riski yüksek.” değerlendirmesini yaptı.

    Fletcher, insani yardım ekiplerinin geçen yıl Sudan’da 17 milyon kişiye hayati destek sağladığını hatırlatarak, bu yıl 20 milyon kişiye destek vermeyi hedeflediklerini ancak müdahalenin kritik derecede yetersiz fonlandığını vurguladı.

    Şiddeti durdurmak, sivilleri korumak, tehlike altındaki topluluklara erişimi sağlamak ve müdahaleyi finanse etmek için şimdi harekete geçmeleri gerektiğini belirten Fletcher, “Bu kasvetli ve ibret verici yıl dönümü, dünyanın Sudan sınavında başarısız olduğu bir yılı daha işaret ediyor.” açıklamasında bulundu.

    AA muhabirinin “Yarın Berlin’de düzenlenecek Uluslararası Sudan Konferansı’na herhangi bir Sudanlı yetkili veya HDK temsilcisinin katılacağına dair bilginiz var mı?” sorusunu yanıtlayan Laerke, katılımcı listesine ait detayların konferansı düzenleyen Alman hükümetinden öğrenilebileceğini kaydetti.

    Sudan, 15 Nisan 2023’ten bu yana ordu ile dış destekli HDK arasında şiddetli çatışmalara sahne oluyor.

  • Burak Yılmaz: Bahis soruşturması bana karşı yapıldı

    Burak Yılmaz: Bahis soruşturması bana karşı yapıldı

    Trendyol Süper Lig’in 29. haftasında Çaykur Rizespor’a deplasmanda 2-1 mağlup olan Gaziantep FK’nın Teknik Direktörü Burak Yılmaz, kendisi yüzünden hakemlerin Gaziantep FK’nın aleyhinde kararlar verildiğini öne sürerek görevinden istifa ettiğini açıkladı. Karşılaşmanın ardından gerçekleşen basın toplantısında konuşan Yılmaz, “Kazanmak için her şeyi yaptık Rizespor’dan daha ziyade hakemi tutamadık hiç. Rizespor’u tebrik ederim galibiyetinden dolayı ama hakemin ikinci golden sonraki yaptığı şey. Yazık günah. Kazanmaya yakın olan bizdik. Bugün oyunu geçip sizinle başka bir şey konuşmak istiyorum. Yürekli olan bir dijital platform varsa Gaziantepspor’a yapılan hakem hatalarını çıkartsın. Bugün yediğimiz ikinci gol bence yüzde yüz fauldü. 1-0 önce geçtikten sonra hakem tatlı tatlı doğramalarını yaptı. Aut olan pozisyonu korner verdi. Bu durum futbolda gelen giden ve bundan sonra da olacak şeyler” dedi.

    MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu ve TFF Yöneticisi Fuat Göktaş’ın ilk önce kendisini arayarak bahis oynadığının tespit edildiğini, sonrasında yeniden arayarak ‘Yanlış Burak Yılmaz’mış’ dediğini dile getiren Yılmaz, “Merkez Hakem Kurulu Başkanı Ferhat Gündoğdu dokunulmaz mı? Neler geldi neler geçti. İstedikleri gibi orada Fuat Göktaş ile istedikleri gibi oynatıyorlar, indiriyorlar. Yaşadığım problemi anlatayım size Devre arasında Fuat Göktaş beni aradı. ‘Bir tane Burak Yılmaz bahis oynamış’ dedi. ‘Ne diyorsun abi’ dedim. ‘Ben 2010-2011’i yaşamışım, ‘bahis olayı benim karın ağrım’ dedim telefonu kapattım. 15 dakika sonra tekrar aradı. ‘Özür dilerim yanlış Burak Yılmaz’mış. Iğdır’da birisiymiş, çıkarttırdım’ dedi. Benim alnım açık başım dik. Nasıl bahis oynanır, nerden oynanır bilmem öyle şeyleri ve ihtiyacımda yok. Ben Mecnun başkanı aradım ve karıştı ortalık. Sonra 3 gün sonra Kocaeli maçında hakem hiçbir şey yokken beni attı. Atılana kadar hiçbir şey yapmadım. Ama atıldıktan sonra verdiğim tepki hatalıydı. Ondan sonra Fuat Göktaş’ı aradım. Bir tane yalan söylüyorsam Allah’ın, dinin, kitabın üzerine yemin ederim. Fuat Göktaş’ı aradım ve yanlış konuştum. Çünkü bana yoklama çektiler. Ben miyim diye acaba bana yoklama çektiler. Yanlış konuştum kendisine ve ondan sonra da bugüne kadar beni her maçta doğradılar. Federasyon bunu yapıyor. Bahis oynayanları çıkarttırdım dedi. Demediyse Allah şahidim olsun. Ben Kocaeli maçından sonra açtığım telefonda yanlış kelimeler söyledim Fuat Göktaş’a o da benim hatam ama ondan sonra bana ve Gaziantepspor’a gereğini yaptılar ve beni doğradılar. Federasyon bu şekilde ilerliyor. Hakemler kötü. Merkez Hakem Kurulu başkanı kötü. Niye gitmiyor? Nedir bunların dokunulmazlığı? Hakemler çok kötü kardeşim. Galatasaray da şikayetçi, Karagümrük de şikayetçi. Niye, nasıl düzelecek abi. Ahbap-çavuş ilişkisiyle yürüyor ona üzülüyorum” ifadelerini kullandı.

    “BUGÜN İSTİFA EDİYORUM”

    Gaziantep şehrine de kırgın olduğunu sözlerine ekleyen Yılmaz, “Ben istifa ediyorum bugün. Bıktım çünkü her gün İbrahim başkanla konuş, Mecnun başkanla konuş. Mecnun başkan bana dedi ki, o Burak Yılmaz açıklanmadı çünkü altyapıları açıklamadık. Hayır, kardeşim burada bir adaletsizlik ve terbiyesizlik var. Burada bir hak yeme var. Bunu bir tek ben söylüyorum çünkü benim anlım açık ve ak. Ama şükürler olsun. Bu böyle gitmez. Dünya Kupası’na getirdiler bizi hepsinin başımızın üstüne yeri var. Ama Türk futbolu nereye gidiyor. Dibe çöktü. Niye herkes hakem konuşuyor. Ben neden bugün Rizespor’un iyi oynamasını konuşmuyorum. Ben teknik direktörlüğe başlayalı iki buçuk sene oldu ve anlım açık başım dik. Gaziantep’e çok kırgınım. Habire konuşmalar oluyor. ‘Burak Yılmaz para alıyor’ diye. Oyuncularım için çok fedakarlık yaptım. Primler yatsın diye. Kendi içindeki çatışmalardan dolayı beni çok kırdılar. Bu zamana kadar neden gitmedin derseniz bir söz verdim. Başkanım ağır ameliyat geçirdi ve seni bırakmayacağım dedim. Ama bu hakemlerle olmaz. Şampiyon olanda içime sinmez, küme düşende içime sinmez. Bu federasyon başkanıyla olmaz. Ferhat Gündoğdu denilen adamın, Fuat Göktaş denilen adamın orada kuklası olmuş herkes. Bana ceza verecekler, istediklerini verseler. Birilerinin bunu söylemesi lazımdı. Hiç kimse bana bahis oynamış muamelesi yapmaz. Fuat Göktaş’a sesleniyorum buradan. Bana yoklama çekti. Benim Trabzonspor’da bu konuda karın ağrım var. Bana yapamazsın. Yalanım varsa çıksınlar cevap versinler. Bırakıyorum ben” ifadelerini kullandı.

    “SADECE BANA KARŞI YAPILDI”

    Bahis noktasında kendisinin temiz olduğunu ve verdiği bir röportaj nedeniyle tüm olumsuzlukları yaşadığını ifade eden Yılmaz, “Benimle Antalya’da bir röportaj yapılıyordu. Bahisle alakalı sonuna kadar gidilsin dedim. Sizde bir laf vardır horona girdin mi dik oynarsın. Dik oynayacaksın. Sonuna kadar gideceksin isim ayırt etmeyeceksin. ‘Sen bilmiyor musun kimlerin ne olduğunu?’ Ben biliyorum diye sen bana yoklama çekiyorsun böyle röportaj yaptım diye. Benimle bu konuşmayı yaptıktan iki saat sonra hocalar açıklandı, Burak Yılmaz neden yoktu. Fuat Göktaş, Ferhat Gündoğdu. İkisi almışlar sazı eline bir oraya bir buraya indiriyorlar. Sadece bana karşı yapıldı. Ben temizim çünkü. Temiz olduğum için sonuna kadar gidilsin dedim gitmediler. Beni susturmak için bunu yaptılar, çok net. Ben buradayım bir tane canım var o da benim değil. Beni tehdit edemezsiniz” dedi. >>>İHA

  • Mersin merkezli 8 ilde düzenlenen FETÖ operasyonunda 43 şüpheli yakalandı

    Mersin merkezli 8 ilde düzenlenen FETÖ operasyonunda 43 şüpheli yakalandı

    Mersin Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamaya göre, Başsavcılığın talimatıyla İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince FETÖ’ye yönelik çalışma yürütüldü.

    Kimliği belirlenen şüphelilerin Mersin, Ankara, İstanbul, Kayseri, Kahramanmaraş, Gaziantep, Muğla ve Erzurum’daki adreslerine operasyon düzenlendi.

    Operasyonda, 3’ü aktif, 16’sı ihraç edilmiş 19 kamu görevlisinin de aralarında olduğu 43 şüpheli gözaltına alındı.

    Zanlılardan H.K’nin, “Signal” uygulamasıyla iletişim kurduğu yurt dışındaki örgüt üyelerinden, kendisi ve “Yusuf ve Yusuf aileleri” diye tabir edilen örgüt mensupları için yardım talebinde bulunduğu tespit edildi.

    H.K’nin, çevresindeki örgüt mensupları adına açtırdığı banka hesaplarına yurt içi ve dışından gönderilen paranın dağıtımını organize ettiği belirlendi.

    Emniyete Müdürlüğüne götürülen şüphelilerin işlemleri sürüyor.

  • Yağmur, toz ve çığ tehlikesi: Meteoroloji’den 3 kritik uyarı!

    Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan 14 Nisan 2026 tarihli güncel hava tahmin raporu, Türkiye genelinde bahar sıcaklıklarının artışa geçtiğini ancak beraberinde riskli doğa olaylarını da getirdiğini gösteriyor. Batı’da Sahra tozu, Doğu’da ise dondurucu soğuklar ve çığ riski gündemde.

    İşte bölge bölge son durum ve kritik uyarılar…

    Toz Taşınımı ve Hava Kalitesi

    Batı kesimlerde, özellikle Ege ve Güney Marmara bölgelerinde etkili olması beklenen toz taşınımı nedeniyle görüş mesafesinde azalma ve hava kalitesinde düşüş öngörülüyor. Uzmanlar, solunum yolu rahatsızlığı olan vatandaşların dışarı çıkarken dikkatli olmasını tavsiye ediyor.

    Bölgesel Yağış ve Kar Durumu

    • Doğu Karadeniz: Ordu ve Trabzon çevrelerinde yağmur beklenirken, iç kesimlerin yükseklerinde kar erimelerine dikkat çekildi. Sıcaklıklar bu bölgede 10°C dolaylarında seyredecek.

    • Doğu Anadolu: Bölgenin kuzeydoğusunda karla karışık yağmur ve kar yağışları yer yer devam ediyor. Ağrı ve Erzurum çevresinde sıcaklıklar 4°C seviyesine kadar düşerken, orta ve kuvvetli zirai don uyarısı yapıldı.

    • İç Bölgeler: Ankara ve çevresinde hava kısmen güneşli ve 18°C olacak. Ancak gece saatlerinde zirai don riski devam ediyor.

    Büyükşehirlerde Son Durum

    İstanbul ve Ankara’da gökyüzü kısmen güneşli, sıcaklık ise 18°C civarında ölçülüyor. İzmir’de parçalı bulutlu bir hava hakimken sıcaklık 22°C’ye kadar çıkıyor; ancak şehirde toz taşınımı uyarısı bulunuyor. Güneyde ise Adana 23°C, Antalya ise 20°C ile bahar sıcaklıklarını en yoğun hisseden iller arasında.

    Kritik Riskler ve Tedbirler

    • Zirai Don: İç Anadolu’nun doğusu ve Doğu Anadolu’nun genelinde üreticilerin özellikle gece saatlerinde tedbirli olması hayati önem taşıyor.

    • Çığ Tehlikesi: Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’nun eğimli yamaçlarında yüksek kar örtüsü nedeniyle çığ riski bulunmaktadır. Sıcaklık artışı ani kar erimelerini tetikleyebilir.

    • Sıcaklık Artışı: Sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerine çıkacağı tahmin ediliyor.

    The post Yağmur, toz ve çığ tehlikesi: Meteoroloji’den 3 kritik uyarı! first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Kılıçdaroğlu’na 11 ay 20 gün hapis cezası

    Kılıçdaroğlu’na 11 ay 20 gün hapis cezası

    Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla yargılandığı davada karar açıklandı. Mahkeme heyeti, sanık Kılıçdaroğlu’nun üzerine atılı suçun sabit olduğuna hükmederek, 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verdi. Kararın ardından Kılıçdaroğlu’nun avukatlarının istinaf yoluna başvurması bekleniyor. Davaya konu olan ifadelerin detayları ve mahkemenin gerekçeli kararı önümüzdeki günlerde netleşecek.

  • Afyonlu karateciler, Türkiye Şampiyonası’na katılacak

    Afyonlu karateciler, Türkiye Şampiyonası’na katılacak

    Yıldızlar kategorisinde Asel Sarıgül, yıldız kata dalında birinci oldu. Sultan Vermez, yıldız kumite 40 kilogram kategorisinde üçüncü oldu. Fatma Betül Koçyiğit, yıldız kumite 36 kilogram kategorisinde ikinci oldu.

    Miray Dönerkaya, yıldız kumite 32 kilogram kategorisinde üçüncü oldu. Ebrar Yıldırım, yıldız kumite 48 kilogram kategorisinde üçüncü oldu. Nurbetül Aykın, yıldız kumite 52 kilogram kategorisinde üçüncü oldu. Hasibe Gökbaş, yıldız kumite +52 kilogram kategorisinde üçüncü oldu.

    Küçük erkekler kategorisinde Mehmet Çiçek, alt yaş kata dalında üçüncü oldu. Mustafa Eren Güder ise üst yaş kata dalında üçüncü oldu.

    Müsabakalar sonucunda dereceye giren sporcular, 16-17 Mayıs tarihlerinde Uşak’ta düzenlenecek olan Türkiye Şampiyonası’na katılmaya hak kazandı.

    Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nden yapılan paylaşımda “Sporcuları ve antrenörleri Mehmet Koçak, Şükrü Akkurt, Şeyma Güngel ve Doğan İzzet Yıldızı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz” ifadelerine yer verildi. >>>Haber Merkezi

  • MHP Genel Başkanı Bahçeli: Ara seçim yok, seçim zamanındadır

    MHP Genel Başkanı Bahçeli: Ara seçim yok, seçim zamanındadır

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda, Orta Doğu’daki mevcut manzarayı münferit, sıcak çatışma başlıklarıyla, birkaç gün sürecek gerilim dalgalarıyla, askeri hareketlere dair haber akışıyla anlamaya kalkışmayı, “büyük resmin ıskalanması” olarak nitelendirdi.

    Karşılarındaki tabloda, diplomasiyle askeri harekatların, enerji kaynaklarının güvenliğiyle sınır emniyetinin, uluslararası hukuk ile ırkçı ve mezhepçi zihniyetlerin arasında ilmek ilmek örüldüğünü, çok katmanlı bir hesaplaşma ağı durduğunu belirten Bahçeli, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını anımsattı.

    Savaşın 7 Nisan’da 2 haftalık ateşkese bağlanmış görünmesinin krizin bittiği anlamına gelmediğine işaret eden Bahçeli, “Bu ateşkes, kapsamlı bir uzlaşıdan ziyade tarafların stratejik ve temel hedeflerine ulaşamadığı bir noktada pozisyonlarını gözden geçirmesine imkan tanıyan geçici bir duraklama niteliğindedir. Kalıcı çözüm zemini oldukça zayıftır. Savaşın nihayete ermesi ve barışın sağlanması ise erişilebilir bir hedef olmaktan uzaktır. Bunun içindir ki bugün ‘ateşkes’ diye sunulan tabloyu safdil bir iyimserlikle değil, devlet ciddiyetiyle okumak zorundayız. Çünkü ateşkesin kendisi bile bir güç mücadelesinin aracına dönüşmüş durumdadır.” diye konuştu.

    ABD ve İran tarafından yapılan açıklamaları hatırlatan Bahçeli, açıklamaların krizin masaya taşındığını gösterdiğini söyledi. Silahların geçici olarak susmasının, hesapların kapandığı değil gerek sahada gerekse masada yeniden ayarlandığı bir ara safhaya işaret ettiğini dile getiren Bahçeli, ABD ve İran’ın Pakistan’da yaptığı görüşmelere dikkati çekti. Bahçeli, şunları kaydetti:

    “Doğrudan ABD-İran müzakereleri, herhangi bir anlaşma sağlanamadan sona ermiştir. Yalnızca sahada değil, diplomatik zeminde de bütün ağırlığını sürdüren bu mücadele sonrasında görüyoruz ki ortada bitmiş bir kriz değil, yalnızca biçim değiştirmiş bir bilek güreşi mevcuttur. İslamabad’da sonuçsuz kalan görüşmeler, bölgedeki çatışmaların küresel bir yıkıma evrilme ihtimalini daha da kuvvetlendirmiştir. Denetimsiz ve önü alınmayan güç rekabeti ve silahlanma hırsı nasıl ki bugün Orta Doğu’da bombaların patlamasına sebebiyet veriyorsa, yarın Avrupa’nın göbeğinde, Asya’nın düğüm noktalarında ve Afrika’nın kırılgan havzalarında daha büyük yıkımların da önünü açacaktır.”

    “Yeni bir küresel iradenin tecellisi artık kaçınılmaz”

    MHP Genel Başkanı Bahçeli, küresel salgınla sarsılan insanlığın Ukrayna-Rusya savaşıyla, Kızıldeniz ve Karadeniz’de bozulan ticaret güvenliğiyle, Gazze’deki insanlık dramıyla, Lübnan’daki yıkımla, Etiyopya’da, Sudan’da, Somali’de patlak veren krizlerle durmaksızın savrulduğunu söyledi.

    Keşmir hattında Hindistan ile Pakistan’ın karşı karşıya geldiği, Pakistan-Afganistan geriliminin on binlerce insanın hayatını altüst ettiği bir dünyada, yangının tek bir bölge ile sınırlı kalacağını düşünmenin tehlikeli bir gaflet olduğunu ifade eden Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “‘Üçüncü dünya savaşı’ ihtimalinin daha yüksek sesle telaffuz edildiği böylesi bir dönemde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Antonio Guterres’in öncülüğünde, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Türkiye ve Avrupa Birliği’nin katılımıyla bir ‘Dünya Barış Konseyi’ mekanizmasının derhal hayata geçirilmesi insanlık nam ve hesabına tarihi bir mecburiyettir. Barışı lafzında taşıyıp savaşı fiilinde büyüten ikircikli anlayışların değil, adaleti, dengeyi ve hakkaniyeti esas alan yeni bir küresel iradenin tecellisi artık kaçınılmazdır. Türkiye, tarihinin yüklediği sorumlulukla ve coğrafyasının biçtiği misyonla elini taşın altına koymaya hazırdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ vecizi, dün olduğu gibi bugün de atacağımız her adımın rotasını, yürüyeceğimiz tüm yolların istikametini tayin edecektir.”

    “İsrail, bu savaşın gerçek ve tek sorumlusudur”

    İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının devam ettiğini hatırlatan Devlet Bahçeli, yaşanan can kayıplarının siyonist hesapların Lübnan topraklarını terk etmeye niyetli olmadığını gösterdiğini, Gazze’deki çığlıkların Lübnan’da da yankı bulduğunu belirtti. Bahçeli, “İsrail’in Lübnan’ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal eden saldırıları derhal durdurulmalı. Bölgedeki istikrarın sağlanması ve kardeş Lübnan halkının toprakları üzerindeki egemenliğinin tesis edilmesi insani ve vicdani bir gerekliliktir.” dedi.

    Bahçeli, İsrail’in, Suriye, İran ve Lübnan gibi bölge ülkelerini hedef alan saldırılarının arttığını ifade ederek, bölgede, komşu ülkeleri istikrarsızlaştırarak siyonizm ve emperyalizm lehine yeniden bir güvenlik inşa etmeye çalışan anlayışın, yalnızca kaos ürettiğini vurguladı. Bahçeli, şöyle konuştu:

    “İsrail, bu savaşın gerçek ve tek sorumlusudur. İsrail üzerinde bir baskı mekanizmasının işletilememesi ise uluslararası sistemin esas sorunudur. ABD’nin şımarık çocuğunun saldırganlığının nasıl tolere edildiği, hatta zaman zaman nasıl teşvik edildiği ise küresel dünyanın çifte standartlarını gözler önüne sermektedir. İlk kıblemiz, göz nurumuz, mübarek hatıraların ve mukaddes emanetlerin kalbi olan Mescid-i Aksa, miraç mucizesinin eşiği, Peygamber Efendimizin ümmetine yadigarıdır. Bu kutlu mabede yönelen her tahakküm ve her kuşatma doğrudan doğruya ümmetin şerefine yönelmiş bir saldırıdır.

    Mescid-i Aksa’nın, İsrail tarafından 41 gün boyunca ibadete kapatılması ve ancak geçtiğimiz günlerde yeniden açılması, bize bu mücadelenin yalnız hava sahaları, sınırlar ve üsler üzerinden değil, kutsal değerlerimiz, inançlarımız, iman ve gönül iklimimizin ait olduğu mekanlar ve inancımızın hafıza sahası üzerinden de yürütüldüğünü göstermektedir. Filistinli Müslüman kardeşlerimizin ibadet özgürlüğü ağır şekilde sınırlandırılmış, halihazırda süren insanlık dramına, önü arkası kesilmeyen insan hakları ihlallerine bir yenisi daha eklenmiştir. ”

    İsrail’in Filistinli esirleri hedef alan idam yasasına değinen Bahçeli, düzenlemenin siyonizmin hukuktan ve ahlaktan yoksun yönünü gözler önüne serdiğini belirtti. Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Hukuk eliyle meşrulaştırılmaya çalışan zulüm, siyonizmin İslam’dan almaya çalıştığı intikamının, Filistinli kardeşlerimiz üzerinde kurmaya çalıştığı tahakkümün bir başka yansımasıdır. Uluslararası hukuk bu denli ağır bir saldırıya dayanabilecek midir? Eşitlik nerede kalmıştır? Ayrımcılık yasağı kimler için vardır? Batı’nın insan hakları söylemiyle Orta Doğu’nun gerçekliği arasındaki uçurum artık gizlenemez hale gelmiştir. Demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları adına dünyaya nizam vermeye kalkışanlar, söz konusu Filistin olunca ya derin bir sessizliğe gömülmekte ya da apaçık hukuksuzlukları muğlak ve utangaç cümlelerle geçiştirmektedir. Batı’nın bu sessizliği, hesaplı bir ahlaki körlük ve organize bir siyasi ikiyüzlülüktür.”

    “İç cepheyi sağlam tutmadan dış kuşatmayı yarmak mümkün değildir”

    MHP Genel Başkanı Bahçeli, Hürmüz Boğazı’ndan enerji geçişi ve deniz yollarının güvenliği tartışmaya açılmışken Orta Doğu’da su güvenliğinin de önem kazandığına dikkati çekerek, savaş öncesi dönemde de küresel ölçekte en yüksek su sıkıntısı yaşayan coğrafyalardan birinin Orta Doğu olduğunu söyledi.

    İklim değişikliği, kuraklık, talep artışı ve çatışmaların, su kaynaklarını yeni bir rekabet cephesine dönüştürdüğünü vurgulayan Bahçeli, yarının çatışma sahalarının su, gıda, enerji, altyapı ve lojistik hatları üzerinden şekilleneceğini kaydetti. Bahçeli, sınır ötesi askeri gelişmeler okunurken kaynak güvenliği, ticaret yollarının kontrolü, üretim ağlarının örgüsü ve coğrafyanın medeniyet yapısının birlikte ele alınması gerektiğine işaret etti.

    Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgedeki her sarsıntının, Türkiye’ye mezhepçilik, etnikçilik ve vekalet savaşları üzerinden yeni faturalar çıkarmak isteyen odakların iştahını kabarttığını dile getiren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Türkiye’yi içeriden tartışmalı hale getirmek, etnik ve mezhebi fay hatlarını kaşımak, Terörsüz Türkiye süreci devam ederken devletin omurgasını yumuşatmak, sınır dışındaki kirli hesapların içerideki yankısından başka bir şey değildir. Washington-Tel Aviv hattında yaşanan gerilim karşısında bölge devletlerinin etnik, dini ve mezhebi bölücülüğe fırsat vermeyen bir dayanışma çizgisinde kalması hayati meseledir. İç cepheyi sağlam tutmadan dış kuşatmayı yarmak mümkün değildir.

    Sanıyorum ki sınırlarımız dışındaki tüm gelişmeler karşısında Terörsüz Türkiye sürecini sürdürmekteki ısrar ve kararlılığımızın temel sebepleri daha iyi anlaşılmaktadır. Hal böyleyken, bu süreci bahane ederek Milliyetçi Hareket Partisinin çizgisini, Türk milliyetçiliğinin fikri omurgasını ve yegane kalesini sorgulamaya yeltenen sözde muhalefet, her şeyden önce kendi basiretsizliğini ele vermektedir. Oysa ne idrakleri bu meseleyi kavramaya yeter ne ufukları bu süreci okumaya yeter ne de çapları Milliyetçi Hareket Partisini tartmaya yeter. Türk milliyetçiliğini sorgulama cüreti gösterenler, önce kendi siyasi acziyetlerinin ve fikri savrulmalarının hesabını çıkarmalıdır.”

  • Motorine büyük zam yolda: Akaryakıtta indirim sevinci kısa sürdü!

    Akaryakıt piyasasında sürücülerin sevinci kursağında kaldı. Gece yarısı motorin fiyatlarında yaşanan büyük indirimin ardından, küresel petrol fiyatlarındaki dalgalanma ve Orta Doğu’daki gerilimlerin etkisiyle yeni bir zam haberi gündeme bomba gibi düştü.

    İşte 14 Nisan 2026 Salı günü itibarıyla indirimli güncel fiyatlar ve beklenen zammın detayları…

    Motorine Önce İndirim, Sonra Zam

    Akaryakıt sektöründe son 24 saat içinde trafik oldukça yoğun. 14 Nisan gece yarısı itibarıyla motorin grubunda litre başına 4,35 TL indirim yapıldı ve bu indirim pompalara yansıdı. Aktarılan bilgilere göre; indirimin hemen ardından küresel piyasa koşulları nedeniyle bu gece yarısından (15 Nisan Çarşamba) itibaren motorine 3 TL 32 kuruş zam yapılması bekleniyor.

    14 Nisan 2026 Güncel Akaryakıt Fiyatları (İndirimli Hali)

    Zam henüz yansımadan önceki, indirimin uygulandığı mevcut fiyatlar şu şekildedir:

    İstanbul

    • Benzin: 62,65 TL

    • Motorin: 72,26 TL (Avrupa Yakası) / 72,12 TL (Anadolu Yakası)

    • LPG: 34,99 TL

    Ankara

    • Benzin: 63,62 TL

    • Motorin: 73,38 TL

    • LPG: 34,87 TL

    İzmir

    • Benzin: 63,90 TL

    • Motorin: 73,66 TL

    • LPG: 34,79 TL

    Neden Tekrar Zam Geliyor?

    Orta Doğu’daki jeopolitik krizlerin etkisiyle Brent petrolün 102 dolar seviyelerinin üzerinde tutunması ve döviz kurundaki baskı, akaryakıt ürünlerinin rafineri çıkış fiyatlarını yukarı çekiyor. Uzmanlar, piyasadaki bu oynaklığın bir süre daha devam edebileceği konusunda uyarıyor.

    The post Motorine büyük zam yolda: Akaryakıtta indirim sevinci kısa sürdü! first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Keşkeğin lezzeti nereden geliyor?

    Keşkeğin lezzeti nereden geliyor?

    Yöresel mutfağın en önemli lezzetlerinden biri olan keşkek, Şuhut’ta geleneksel yöntemlerle hazırlanıyor. Akşam saatlerinde çömlek kaplara alınan buğday ve et, sabaha kadar sönmeye bırakılmış taş fırınlarda yaklaşık 12 saat boyunca yavaş yavaş pişiriliyor. Saatler süren bu doğal pişirme sürecinin ardından keşkek, ustalık gerektiren dövme işleminden geçirilerek kıvamına getiriliyor ve servise hazır hale geliyor. Afyonkarahisar ile birlikte Şuhut ilçesinde özellikle sabah kahvaltılarının vazgeçilmezi olan bu lezzet, ilçe esnafı ve vatandaşlar tarafından büyük ilgiyle tüketiliyor. Geleneksel tatlara olan özlemi gidermek isteyen ziyaretçiler de Şuhut’a geldiklerinde ilk olarak bu eşsiz lezzeti tatmayı tercih ediyor.
    Yaklaşık 17 yıldır keşkek ustalığı yapan İsmail Aydoğmuş meşhur keşkeğin yapım hikayesini İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine anlattı. Aydoğmuş, bu geleneği yaşatmanın gururunu yaşadıklarını belirterek şunları söyledi: “Keşkek bizim kültürümüzün en önemli parçalarından biri. Akşamdan hazırlayıp sabaha kadar kendi halinde pişmesini bekliyoruz. Doğal ve sabır isteyen bir süreç. Herkesin damak tadına hitap eden bu lezzeti yaşatmaya devam ediyoruz.”

    TURİSTLER KEŞKEĞE HAYRAN KALDI

    İşletme sahibi Sabahattin Akkaya ise keşkeğin sırrının fırından çıktıktan sonra dövülmesinde olduğunu söyleyerek, aynı zamanda çömlekte yapılan keşkeğin tadının da bir başka olduğunu dile getirdi. Çin’den gezi için Şuhut’a gelen ve tescilli keşkek yiyen Mr,Ma, Şuhut ilçesinin tescilli yöresel keşkeğini çok beğendiğini ifade ederek herkese tavsiye ettiğini söyledi.  >>>İHA

    AFYONKARAHİSAR’IN ŞUHUT İLÇESİNE ÖZGÜ, COĞRAFİ İŞARETLE TESCİLLENMİŞ ÇÖMLEK KEŞKEĞİ HEM İLÇE HALKININ HEM DE TÜRKİYE’NİN DÖRT BİR YANINDAN GELEN ZİYARETÇİLERİN YOĞUN İLGİSİNİ ÇEKERKEN, DAMAK ÇATLATAN LEZZETİN SIRRININ İSE KEŞKEĞİN 12 SAAT BOYUNCA PİŞİRİLMESİNDE VE DÖVÜLMESİNDE OLDUĞU BELİRTİLDİ. (ONUR DAL/AFYONKARAHİSAR-İHA)
    Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesine özgü, coğrafi işaretle tescillenmiş çömlek keşkeği hem ilçe halkının hem de Türkiye’nin dört bir yanından gelen ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekerken, damak çatlatan lezzetin sırrının ise keşkeğin 12 saat boyunca pişirilmesinde ve dövülmesinde olduğu belirtildi.
    AFYONKARAHİSAR’IN ŞUHUT İLÇESİNE ÖZGÜ, COĞRAFİ İŞARETLE TESCİLLENMİŞ ÇÖMLEK KEŞKEĞİ HEM İLÇE HALKININ HEM DE TÜRKİYE’NİN DÖRT BİR YANINDAN GELEN ZİYARETÇİLERİN YOĞUN İLGİSİNİ ÇEKERKEN, DAMAK ÇATLATAN LEZZETİN SIRRININ İSE KEŞKEĞİN 12 SAAT BOYUNCA PİŞİRİLMESİNDE VE DÖVÜLMESİNDE OLDUĞU BELİRTİLDİ. (ONUR DAL/AFYONKARAHİSAR-İHA)
    Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesine özgü, coğrafi işaretle tescillenmiş çömlek keşkeği hem ilçe halkının hem de Türkiye’nin dört bir yanından gelen ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekerken, damak çatlatan lezzetin sırrının ise keşkeğin 12 saat boyunca pişirilmesinde ve dövülmesinde olduğu belirtildi.
  • Texas değil Siverek!

    Texas değil Siverek!

    Vali Şıldak, Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ndeki silahlı yaralama olayıyla ilgili, Siverek Devlet Hastanesi’ndeki yaralıları ziyaret etti.

    Şıldak, hastane çıkışındaki gazetecilere yaptığı açıklamada, şüphelinin okula girip rastgele ateş etmesi sonucu üzücü bir olayın yaşandığını söyledi.

    Olayda 16 kişinin yaralandığını anlatan Şıldak, “16 yaralıdan 4’ü öğretmen, 10’u öğrenci, biri polis memuru ve biri kantinci. Şükürler olsun can kaybımız yok. İkisi öğretmen, ikisi de öğrenci olmak üzere 4 yaralımızın sağlık durumları orta seviyede değerlendirildiği için il merkezindeki hastanelerimize sevk ettik. Şu anda diğer 12 yaralımızın tedavisi Siverek Devlet Hastanesinde sürüyor.” dedi.

    Olayın çok yönlü olarak araştırıldığına dikkati çeken Şıldak, şunları kaydetti:

    “(Saldırgan) Okulun eski öğrencisi, sadece 9. sınıfta burada eğitim alıyor. Daha sonra açık öğretim lisesine kaydedilmiş bir eğitim süreci var. 2007 doğumlu olan şahıs polisin müdahalesiyle yakalanmak üzereyken yaşamına son verdi. Okulu tahliye ettik. Üzüntü duyduğumuz bu olayın evveliyatını da içerecek şekilde araştırılıp soruşturulacak. Tüm Siverek ve Şanlıurfa’mıza geçmiş olsun. Adli ve idari süreçler incelenecek. Okullarımızın güvenliği konusunda tüm tedbirleri almamıza rağmen böyle münferit hadiseler olabiliyor. Gereken inceleme yapılacak.”

    “Saldırgan pompalı tüfekle koridorda rastgele ateş açtı”

    Vali Şıldak, saldırının yaşandığı okulda da incelemelerde bulundu. Şıldak, buradaki açıklamasında ise saldırganın pompalı tüfekle koridorda rastgele ateş açtığını ifade etti.

    Şıldak, yaralıların genel sağlık durumlarının iyi olduğunu belirterek, yaralı 2 öğretmen ve 3 öğrencinin Şanlıurfa’ya sevk edildiğini dile getirdi.

    “Olayın sebebi konusunda henüz net bir ifadede bulunmak mümkün değil”

    Saldırının kapsamlı şekilde incelendiğini bildiren Şıldak, şunları kaydetti:

    “Failin herhangi bir suç kaydı yok. Olayı kapsamlı olarak inceliyoruz. Başsavcılığımız adli yönüyle, biz de idari soruşturma mekanizmasını işleterek en hızlı şekilde olayı aydınlatacağız. Olayın sebebi konusunda henüz net bir ifadede bulunmak mümkün değil. Okulumuz, yapılan risk değerlendirmesine göre riskli düzeyde bulunmamıştır. Her yıl eğitim döneminin başında İçişleri ve Milli Eğitim talimatları kapsamında ilimizde ve ilçelerimizde kaymakamlıklar başkanlığında yapılan toplantılarda okulumuz riskli kapsamda olmadığı için sabit polis bulunmayan bir okuldur. Şimdiye kadar bariz bir hadisenin yaşandığı bir okul değildir. Okul, 743 öğrencisi olan başarılı bir lisemizdir. Münferit bir hadise olarak değerlendiriyoruz. Olayı geniş kapsamlı olarak araştırıyoruz, en hızlı şekilde kamuoyunu bilgilendireceğiz.”

    Saldırgan Ö.K’nin cenazesi okuldan alınarak otopsi yapılmak üzere Şanlıurfa Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

    Olay anını anlattılar

    Yaralı öğrencilerden Ömer Furkan Sayar, AA muhabirine, teneffüsün bitmesine yakın bir zamanda saldırının gerçekleştiğini anlattı.

    Koridordan sınıfa geçip beklemeye başladıklarını dile getiren Sayar, “Birden sınıfa girdi ve tetiği çekti, 4-5 kere sıkmaya başladı. 2 kişi vurulmuştu, sonra yan sınıfa gitti. Önce kendimizi yere atmıştık, sonra 2 kişi pencereden atladık. Bize hiçbir şey söylemedi, içeri girip direkt sıkmaya başladı.” dedi.

    Saldırı sırasında okulun çevresinde olduğunu anlatan görgü tanığı Gökhan Başaranoğlu ise 17-18 yaşlarındaki saldırganın okula girmesiyle beraber silah sesleri duymaya başladıklarını belirterek, bir süre herkesin okuldan kaçarak uzaklaşmaya başladığını ve kısa süre sonra da okula polislerin geldiğini kaydetti.

    İçişleri Bakanlığı: Olayla ilgili geniş çaplı inceleme başlatılmıştır

    İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Siverek’teki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde sabah saatlerinde, 2007 doğumlu ve okulun eski öğrencisi olduğu belirlenen Ö.K. tarafından silahlı saldırı gerçekleştirildiği belirtildi.

    Saldırıda ilk belirlemelere göre, 10 öğrenci, 4 öğretmen, 1 polis ve 1 kantin işletmecisinin yaralandığı bildirilen açıklamada, yaralıların Siverek Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alındığı aktarıldı.

    Açıklamada, “Saldırıyı pompalı tüfekle gerçekleştiren şahıs, olayın ardından aynı silahla intihar etmiştir. Olayla ilgili olarak güvenlik birimlerimiz tarafından geniş çaplı inceleme başlatılmış olup, gelişmeler kamuoyu ile paylaşılacaktır. Yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar diliyoruz.” ifadelerine yer verildi.

    RTÜK’ten yayın kuruluşlarına uyarı

    Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun (RTÜK), NSosyal hesabından yapılan açıklamada, yaşanan olaya ilişkin, 6112 sayılı Kanun kapsamındaki yayın ilkelerine hassasiyetle uyulması istendi.

    Olay anına ait görüntüler ve travmatik içeriklerin kesinlikle paylaşılmaması gerektiği ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Mağdurların, öğrencilerin ve ailelerin mahremiyetini ihlal edebilecek, kimliklerini deşifre eden her türlü bilgi ve görselden kaçınılmalıdır. Bilgi kirliliğine yol açmamak adına yalnızca yetkili makamların açıklamaları esas alınmalı, sağduyulu bir dil kullanılmalıdır. Toplumsal hassasiyetleri ve çocukların ruh sağlığını gözetmeyen yayınlar hakkında ivedilikle yasal yaptırım süreci başlatılacaktır.”

    TBMM Başkanvekili Bozdağ: Saldırıyla ilgili hem adli hem de idari soruşturma başlatılmıştır

    TBMM Başkanvekili ve AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Bekir Bozdağ, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Şanlıurfa Siverek ilçemizdeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde gerçekleştirilen silahlı saldırıyı kınıyorum. Saldırı sonucunda yaralanan öğretmenlerimize, öğrencilerimize ve polis memurumuza Rabb’imizden acil şifalar diliyorum. Saldırıyla ilgili hem adli hem de idari soruşturma başlatılmıştır.” ifadelerine yer verdi.

  • Afyon’daki DEAŞ operasyonunun görüntüleri

    Afyon’daki DEAŞ operasyonunun görüntüleri

    Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmalar kapsamında, DEAŞ silahlı terör örgütü içerisinde savaşçı ve üst düzey yönetici düzeyinde faaliyet yürüttüğü tespit edilen şüphelilere yönelik kapsamlı bir operasyon gerçekleştirildi.

    Güvenlik güçlerinin titizlikle yürüttüğü çalışmalar sonucunda kimlikleri belirlenen 7 şüpheliye yönelik Afyonkarahisar ve Ankara’da eş zamanlı baskınlar yapıldı. Operasyon anlarına ilişkin görüntülerde ekiplerin adreslere giriş yaptığı, şüphelileri gözaltına aldığı anlar yer aldı. Gözaltına alınan şüpheliler emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Mahkeme tarafından değerlendirilen dosyada 5 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi, diğer şüphelilerle ilgili işlemlerin ise sürdüğü bildirildi.  >>>Haber Merkezi

  • İşgal altındaki Batı Şeria’da Filistinli kadınla alay eden İsraillinin fotoğrafı gündem oldu

    İşgal altındaki Batı Şeria’da Filistinli kadınla alay eden İsraillinin fotoğrafı gündem oldu

    Gazeteci Pietro Masturzo tarafından 12 Ekim 2025’teki zeytin hasadı sırasında çekilen fotoğraf, İtalyan L’Espresso dergisinin kapağına taşımasıyla yeniden gündeme geldi.

    Masturzo’nun Batı Şeria’nın güneyindeki El Halil’de zeytin hasadı sırasında çektiği fotoğrafta, askeri üniformalı Filistin topraklarını gasbeden bir İsraillinin görüntüsü, gülüşü ve Filistinli bir kadına bakışı dikkati çekti.

    “⁠Filistinlilere kendi hayvanlarıymış gibi hitap etti”

    Facebook hesabından paylaşım yaparak olay gününe ait görüntüleri yayınlayan İtalyan gazeteci Masturzo, fotoğrafı 12 Ekim 2025’te, zeytin hasadının ilk günü, El Halil’in batısında çektiğini belirterek hikayesini anlattı.

    Masturzo, “Hasadın tam başlangıcında, silahlı bir grup İsrailli yerleşimci (bazıları söz konusu yerleşimci gibi ordu üniforması giyiyordu) askerler eşliğinde geldi ve Filistinlilerin kendi zeytinlerini toplamasına engel oldu. Fotoğraftaki yerleşimcinin yüz ifadesi, aynı hareketi tekrar ederek Filistinli kadının sürüsünü toplamak için çıkardığı sesi taklit etmesi, Filistinlilere kendi hayvanlarıymış gibi hitap etmesi sırasında oluşmuştur.” ifadesini kullandı.

    İsrail’de fotoğraf için önce “yapay zeka”, ardından “antisemitik” yorumu

    İtalyan dergisi L’Espresso’nun “İstismar” manşetiyle “Siyonistler İsrail’i etnik temizlik ve katliamlarla şekillendiriyor” ifadesini kullanması İsrail’i rahatsız etti.

    Fotoğraf hakkında İsrail’de önce yapay zeka üretimi olabileceği yorumları yapılırken fotoğrafı çeken Masturzo’nun olay gününe ait görüntüleri paylaşmasının ardından “antisemitik” olduğu yönünde iddialar ortaya atıldı.

    İsrail’in Roma Büyükelçisi Jonathan Peled de, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, L’Espresso’nun fotoğrafı manipülatif şekilde kullandığını ileri sürerek “Bu görüntü, İsrail’in bir arada yaşamak zorunda olduğu karmaşık gerçekliği çarpıtıyor, stereotipleri ve nefreti körüklüyor.” iddiasında bulundu.

  • Diplomatik satranç: Netanyahu’nun kilit müttefiki sahneden çekilse de AB’nin rotası sabit

    Diplomatik satranç: Netanyahu’nun kilit müttefiki sahneden çekilse de AB’nin rotası sabit

    Avrupa Birliği (AB) içerisinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya en güçlü desteği veren Viktor Orban yönetiminin Macaristan’da seçimi kaybetmesi Brüksel’in Tel Aviv politikasında değişim tartışmalarını gündeme taşırken Birliğin genel çizgisinin değişmesi beklenmiyor.

    Viktor Orban, görev süresi boyunca AB içinde İsrail’e yönelik politikaların şekillenmesinde en etkili ve tartışmalı aktörlerden biri oldu.

    AB’de dış politika kararlarının oybirliğiyle alınması, Budapeşte yönetimine İsrail’e yönelik eleştirel tutumları engelleme imkanı sağladı. Macaristan, 7 Ekim 2023 sonrası dönemde Brüksel’in İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarıyla ilgili ortak açıklama yapmasını birçok kez bloke etti ya da ifadelerin yumuşatılması yönünde baskı uyguladı.

    İsrail’e yönelik olası yaptırımlar konusunda da karşıt tutum sergileyen Orban yönetimi, Filistin’e yönelik mali destek mekanizmalarında da benzer çizgi izledi. 2023 sonunda Gazze’deki insani krizin derinleştiği dönemde AB’nin Filistin’e yönelik yardımlarının artırılması gündeme gelirken, Macaristan fonların gözden geçirilmesini talep ederek kararların gecikmesine yol açtı.

    Öte yandan Orban’ın İsrail’e verdiği destek, diplomatik ve sembolik adımlarla da pekiştirildi.

    Orban yönetimi Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) Netanyahu’ya yönelik olası adımlarını sert şekilde eleştirdi. Budapeşte, mahkemenin yetkisini tanımadığını vurgulayarak Netanyahu’ya siyasi destek verdi ve bu tavır AB içinde tartışmalara yol açtı.

    AB Dışişleri Bakanları toplantılarında da Budapeşte yönetimi, yasa dışı yerleşim politikaları, saldırılar ve insan hakları ihlallerine ilişkin değerlendirmelerde İsrail’i doğrudan hedef alan ifadelerin metinlerden çıkarılması için diplomatik girişimlerde bulundu.

    Macaristan’da 12 Nisan’da yapılan genel seçimle Viktor Orban döneminin sona ermesi, Brüksel’in Tel Aviv’e yönelik politikalarında değişiklik olup olmayacağı sorusunu gündeme taşıdı.

    Konuyla ilgili AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Avrupa Parlamentosu (AP) Milletvekili Marc Botenga, “Orban, İsrail’in sadık müttefikiydi ve görevden gitmesi birçok açıdan iyi bir şey ancak İtalya ve Almanya gibi bazı AB hükümetleri de İsrail’in suçlarına karşı anlamlı bir eylemde bulunulmasını engelledi.” ifadelerini kullandı.

    AB’nin İsrail politikasını en sert şekilde eleştiren AP üyelerinden Botenga, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de dahil birçok üst düzey AB yetkilisinin İsrail’i ek hesap verebilirlikten “defalarca koruduğunu” vurgulayarak, “Artık kendi suç ortaklıklarını gizlemek için Orban’ın arkasına saklanamayacaklar.” dedi.

    İsrail’e verilen destek tek bir liderden daha derin kurumsal ve siyasi köklere sahip

    Brüksel merkezli kıdemli gazeteci Shada Islam da “Orban’ın görevden gitmesi Binyamin Netanyahu’nun önemli ve çok sesli müttefikini ortadan kaldırıyor ancak bu tek başına AB politikasında değişikliğe işaret etmiyor.” şeklinde konuştu.

    İsrail’e verilen desteğin, tek bir liderden daha derin kurumsal ve siyasi köklere sahip olduğunun altını çizen Islam, Almanya Başbakanı Friedrich Merz, von der Leyen ve AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas gibi liderlerin de “tutarlı destek” verdiğine işaret etti.

    Islam, “İspanya gibi İsrail konusunda daha sert bir AB çizgisi isteyen ülkeler olsa da tarihsel suçluluk duygusuna (özellikle Almanya’nın), stratejik çıkarlara (İran ve aşırıcılıkla mücadele) ve iç politikaya dayanan daha geniş AB konsensüsü, Birlik üzerinde etkili olmaya devam edecek.” değerlendirmesini yaptı.

    Orban’ın, İsrail’in ve Netanyahu’nun önde gelen dostu olduğunu belirten Islam, “Ancak silah satışları, ortaklık anlaşması ile bilim ve güvenlik işbirliği de dahil politika çerçevesi Orban’dan önce var oldu ve ondan sonra da varlığını sürdürecek.” dedi.

  • Eski Brezilya istihbarat servisi başkanı Ramagem, ABD’de ICE ekiplerince gözaltına alındı

    Eski Brezilya istihbarat servisi başkanı Ramagem, ABD’de ICE ekiplerince gözaltına alındı

    Brezilyalı senatör Jorge Seif, yaptığı açıklamada, Ramagem’in ABD’de ICE ekipleri tarafından gözaltına alındığını aktardı.

    Ramagem’in Brezilya’da “siyasi baskıya maruz kaldığını” savunan senatör Seif, ülkeden ayrıldıktan sonra ABD’ye siyasi ilticada bulunan Ramagem’in başvurusunun incelendiğini ve nihai karar verilene kadar ülkede yasal olarak kalmasına izin verildiğini hatırlattı.

    Geçmişte Brezilya istihbarat servisi ABIN’in yöneticiliğini yapan Ramagem, 2018’de eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’nun seçim kampanyasının güvenliğini üstlenmişti.

    Ramagem, Bolsonaro’nun ailesine yakınlığı nedeniyle sık sık eleştirilerin hedefi olmuştu.

    Bolsonaro’nun destekçilerinin 2023’teki darbe girişimindeki rolü nedeniyle 16 yıl hapis cezasına çarptırılan Ramagem, cezasını çekmeden ülkeden ayrılmıştı.

  • Dijital kıyamet senaryosu: Siber saldırılar savaşın seyrini değiştiriyor

    Dijital kıyamet senaryosu: Siber saldırılar savaşın seyrini değiştiriyor

    İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarıyla 28 Şubat’ta başlayan savaş ve İran’ın misillemeleri kapsamında, iki ülkenin yürüttüğü siber faaliyetler merak konusu oldu.

    ABD merkezli siber güvenlik ve tehdit istihbaratı şirketi Resecurity’nin raporuna göre, söz konusu saldırılar ile İran’ın misillemeleri askeri operasyonlar, siber saldırılar, elektronik müdahaleler ve psikolojik unsurlarla desteklenen çok boyutlu bir çatışmaya dönüştü.

    ABD ve müttefikleri, siber istihbarat ve saldırı kabiliyetlerini hedef belirleme ile hasar tespiti süreçlerinde etkin biçimde kullanırken İran yanlısı grupların faaliyetleri daha çok altyapı saldırıları ve bilgi savaşı üzerinden şekillendi.

    İran, ABD finans kuruluşları ve çok uluslu teknoloji şirketlerine siber saldırı düzenlerken Batı yanlısı gruplar ise iç kamuoyu algısını etkilemek amacıyla İran’a ait dini uygulamalar ile haber platformlarını hedef aldı.

    Öte yandan, İran yanlısı Cyber Islamic Resistance, Fatimion Cyber Team ve Cyber Fattah gibi grupların “Dağıtık Hizmet Engelleme” (DDoS) saldırıları düzenlediği, veri sızdırdığı ve çeşitli sistemlere sızarak istihbarat topladığı öne sürüldü.

    ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları kapsamında siber faaliyetler yürütüldü

    Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA), operasyondan hemen önce 24 Şubat’ta, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından Farsça yayımladığı mesajda, “CIA sesinizi duyuyor ve size yardımcı olmak istiyor. İşte bizimle güvenli bir sanal görüşme yapmanız için bazı ipuçları.” ifadelerini kullanarak şifreli iletişim yöntemlerini anlatan kısa bir video paylaştı.

    Ayrıca, ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine, İran’ın iletişim ve sensör ağlarını ilk aşamada etkili biçimde bozan siber operasyonların, Tahran’ı koordine olma ya da karşılık verme kabiliyetinden yoksun bıraktığını ifade etti.

    ABD basınında yer alan haberlere göre, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırıları kapsamında, ülkedeki bazı uygulama ve internet sitelerine siber saldırılar düzenlendi.

    Bu kapsamda, İran’da 5 milyondan fazla indirmeye sahip BadeSaba adlı dini takvim uygulaması da siber saldırıya uğradı ve kullanıcılara “hesaplaşma zamanı” mesajı gösterildi.

    Basında söz konusu saldırıyı ABD veya İsrail’in yaptığına ilişkin tartışmalar yer alsa da her iki ülkeden de olayla ilgili resmi bir teyit gelmedi.

    Öte yandan İran’da internet kesintileri artarken İsrail basını, İran’a yönelik siber saldırılar düzenlendiğini kabul etti.

    Siber saldırılar sonrası İran resmi ajansı IRNA’nın internet sitesine erişim engeli geldi.

    ABD ve İsrail, 28 Şubat’ta İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’i hedef alırken siber kabiliyetlerini kullandı

    ABD Savunma Bakanlığının (Pentagon) internet sitesinde, 28 Şubat’ta “Destansı Öfke Operasyonu”na ilişkin yayımlanan basın brifinginde, Genelkurmay Başkanı General Dan Caine, İstihbarat Topluluğunun operasyondaki kritik rolüne işaret etti.

    İran’ın komuta-kontrol ve haberleşme kabiliyetinin “kinetik olmayan yöntemler” ile zayıflatıldığını aktaran Caine, operasyonun başlangıcında ilk adımı Siber Kuvvetler (CYBERCOM) ile Uzay Kuvvetleri (SPACECOM) Komutanlıklarının attığını belirtti.

    İngiliz Financial Times (FT) gazetesinin ve Hindistan’ın NDTV kanalının haberine göre ise İsrail, Tahran’daki trafik kameralarına sızdı ve başkentteki üst düzey liderlerin hareketlerini uzun süre bu sistemler üzerinden izledi.

    Bu süreçte, İsrail’in sinyal istihbaratı alanında faaliyet gösteren “8200 Birimi” ile Mossad, sahadaki insan kaynaklarını kabiliyetleri ile kullandı.

    İsrail istihbaratı, Tahran’daki Pasteur Caddesi çevresindeki kameralardan Hamaney’in çalışma ofisinin bulunduğu yerleşkeye ilişkin kritik görüntüler sağladı ve güvenlik personeline ilişkin adres, görev saatleri, güzergah bilgileri ve güvenlik personelinin koruduğu kişilere ilişkin ayrıntılı bilgi elde etti.

    Ayrıca, İsrail, mobil telefon şebekelerinin bazı bileşenlerini geçici olarak devre dışı bırakarak Hamaney’in koruma ekibinin olası uyarıları almasını engelledi.

    İran bağlantılı Handala’nın, Stryker saldırısını üstlendiği öne sürüldü

    ABD merkezli medikal cihaz üreticisi Stryker’ın, 11 Mart’ta siber saldırıya uğradığı ve saldırının şirketin bazı sistemlerinde kesintilere yol açtığı bildirildi.

    Şirketin, internet sitesi üzerinden yapılan yazılı açıklamada, Stryker’ın siber saldırı sonucu küresel bir ağ kesintisi yaşadığı belirtildi.

    ABD basınında yer alan haberlerde, İran bağlantılı “Handala HackTeam” adlı bir hacker grubunun, Telegram hesabından saldırıyı üstlendiği öne sürüldü.

    Öte yandan, şirketin 23 Mart’ta yaptığı açıklamada ise soruşturmanın ilk aşamalarında fidye yazılımı veya zararlı yazılım olduğuna dair herhangi bir bulguya rastlanmadığı ancak süreç ilerledikçe saldırganın sistem içinde faaliyetlerini gizlemek amacıyla kötü amaçlı bir dosya kullandığının tespit edildiği aktarıldı.

    – Polonya’nın en büyük nükleer araştırma merkezine siber saldırı düzenlendi

    Polonya’nın en büyük nükleer araştırma kurumu Ulusal Nükleer Araştırma Merkezine (NCBJ) yönelik siber saldırı girişiminin engellendiği bildirildi.

    Polonya basınında 16 Mart’ta yer alan haberlere göre, ülkenin tek araştırma reaktörü MARIA’yı işleten merkezin bilgi teknolojileri altyapısı siber saldırının hedefi oldu.

    Merkezden yapılan açıklamada, saldırı girişiminin püskürtüldüğü ve sistemlerin etkilenmediği belirtildi.

    Polonya Dijital İşler Bakanı Krzysztof Gawkowski, basına yaptığı açıklamada, ilk bulguların saldırının arkasında İran bağlantılı aktörlerin olabileceğine işaret ettiğini, ancak bu durumun yanıltıcı olabileceği konusunda temkinli olunması gerektiğini söyledi.

    İran “psikolojik operasyon” için siber saldırıları kullanıyor

    ABD merkezli haber sitesi Axios’un 19 Mart tarihli haberine göre, ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI), İran İstihbarat ve Güvenlik Bakanlığıyla (MOIS) bağlantılı aktörler tarafından kullanıldığı öne sürülen 4 alan adına el koydu.

    Söz konusu alan adlarından bazılarının Stryker’a yönelik siber saldırıyla ilişkilendirilen Handala ile ilişkili olduğunu aktaran FBI, bu alan adlarının “psikolojik operasyon”, çalınan verilerin paylaşılması ve tehdit içerikli mesajların yayılması amacıyla kullanıldığını belirtti.

    ABD Adalet Bakanlığından yapılan açıklamada ise Handala ile bağlantılı bir e-posta hesabının, ABD dahil dünyanın dört bir yanındaki İranlı muhaliflere ölüm tehditleri göndermek için kullanıldığı ileri sürüldü.

    Handala HackTeam FBI Direktörünün e-posta hesabını da hackledi

    İran bağlantılı “Handala HackTeam” adlı bir hacker grubu, FBI Direktörü Kash Patel’in e-postalarından alındığını iddia ettiği bazı fotoğraf ve yazışmaları sosyal medyada paylaştı.

    ABD medyasına açıklama yapan Adalet Bakanlığı yetkilileri, Patel’in hesabının hacklenmesine ilişkin haberleri doğruladı.

    Amerikan CNN televizyonunun 27 Mart’ta konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberinde, söz konusu e-postaların 2011 ile 2022 yılları arasında yazılan ve Patel’in çeşitli kişilerle yaptığı kişisel, iş ve seyahat yazışmalarını içerdiği bilgisi paylaşıldı.

  • Çin lideri Şi’den Orta Doğu’da “barış içinde bir arada yaşama” ilkesine bağlılık çağrısı

    Çin lideri Şi’den Orta Doğu’da “barış içinde bir arada yaşama” ilkesine bağlılık çağrısı

    Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, ABD ve İsrail’in İran’a saldırıları ve İran’ın misillemeleriyle çatışmanın tırmandığı Orta Doğu ve Körfez bölgesinde “barış içinde bir arada yaşama” ilkesine bağlılığın, sürdürülebilir güvenlik mimarisinin inşası için gerekli olduğunu belirtti.

    Çin Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Devlet Başkanı Şi ülkesini ziyaret eden Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Halid bin Muhammed bin Zayed Al Nahyan ile görüşmesinde Orta Doğu’da barış ve istikrarın tesisi için genel ilkeler çerçevesinde 4 maddelik öneride bulundu.

    Orta Doğu’da ve Körfez bölgesinde ortak, kapsamlı, işbirliğine dayalı ve sürdürülebilir güvenlik mimarisini inşa etmenin zorunlu olduğunu ifade eden Şi, bunun için “barış içinde bir arada yaşama” ilkesine bağlılığın gerekli olduğunu vurguladı.

    Şi, “ulusal egemenlik” ilkesine bağlı olmanın önemine işaret ederek, Orta Doğu ve Körfez bölgesindeki tüm ülkelerin egemenliğine, güvenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi ve tüm ülkelerin yurttaşlarının, tesislerinin ve kurumlarının güvenliğinin etkin şekilde korunması gerektiğini kaydetti.

    “Uluslararası hukukun üstünlüğü” ilkesine bağlı kalınması, uluslararası hukukun otoritesinin sağlanması gerektiğinin altını çizen Şi, dünyanın güçlü olanın dilediğini yaptığı orman kanununa dönmesinin önlenmesi gerektiğini söyledi.

    Şi, kalkınma ve güvenlik arasında eş güdüm sağlanmasının gereğini vurgulayarak, tüm taraflara Orta Doğu ve Körfez ülkelerinin kalkınmasına elverişli ortamın oluşturulması için birlikte çalışmaları çağrısında bulundu.

    Al Nahyan, kritik dönemde Çin’i ziyaret ediyor

    Veliaht Prens Al Nahyan da görüşmede, Çin’in Orta Doğu’da krizin çözümüne yönelik pozitif çabalarını takdir ettiklerini belirterek, taraflar arasında ateşkesin sağlanması, çatışmaların durdurulması, bölgesel barış ile istikrarın en kısa sürede sağlanması, uluslararası gemi taşımacılığının güvenliğinin tesis edilmesi ve krizin küresel ekonomi ile enerji güvenliğine daha büyük zarar vermesinin önlenmesi için Çin ile yakın iletişimi ve eş güdümü sağlamaya hazır oldukları mesajını verdi.

    Al Nahyan, ABD ile İsrail’in İran’a saldırıları ve İran’ın misillemeleriyle Orta Doğu’da gerilimin hakim olduğu bir dönemde Çin’i ziyaret ediyor.

    BAE, ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan savaşta İran’ın misilleme saldırılarına hedef olmasının yanı sıra küresel mal ve enerji ticareti açısından kritik geçiş hattı olan Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiğindeki kesintilerden doğrudan etkilenen ülkeler arasında yer alıyor.

    BAE ve Körfez ülkelerinin yanı sıra Irak ve İran’ı dünya pazarlarına bağlayan Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 25’inin, sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin ana güzergahı konumunda bulunuyor.

    Çin’in ithal ettiği petrolün yaklaşık yüzde 45’i, sıvılaştırılmış doğal gazın yüzde 30’u Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’ndan geçerek ülkeye ulaşıyor.

    Boğazdaki tanker trafiğindeki kesintiler küresel petrol tedarikinde aksamalara, petrol fiyatlarında artışa yol açmış durumda.​​​​​​​

  • Kemal Kılıçdaroğlu’na 11 ay 20 gün hapis cezası: Karar açıklandı!

    CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik ifadeleri nedeniyle açılan davada karar çıktı. Mersin’de gerçekleşen bir mitingdeki söylemleri üzerine yürütülen yargı süreci, hapis cezasıyla sonuçlandı.

    İşte 14 Nisan 2026 öğle saatleri itibarıyla Kemal Kılıçdaroğlu davasına dair son dakika gelişmeleri…

    Davanın Gerekçesi ve Detayları

    Mersin’de düzenlenen bir miting sırasında Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığı konuşmada kullandığı bazı ifadeler yargıya taşınmıştı. Mahkeme, Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik “diktatör” söylemini ve diğer ifadelerini “hakaret” kapsamında değerlendirdi. tv100 yazarı Barış Yarkadaş’ın aktardığı bilgilere göre, davayı karara bağlayan Mersin 3. Asliye Ceza Mahkemesi, Kılıçdaroğlu’na hapis cezası verilmesine hükmetti.

    Siyasi Yankılar

    Karar, kamuoyunda ve siyaset koridorlarında geniş yankı uyandırdı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatlarının karara itiraz ederek süreci üst mahkemeye (istinaf) taşıması bekleniyor. Cezanın kesinleşmesi durumunda, siyasi yasak gibi ek yaptırımların gündeme gelip gelmeyeceği ise hukukçular ve siyasi analistler tarafından tartışılıyor.

    The post Kemal Kılıçdaroğlu’na 11 ay 20 gün hapis cezası: Karar açıklandı! first appeared on Kanal 3 Tv.