Yazar: admin

  • Anahtar Parti, Muhsin Yazıcıoğlu’nu andı

    Anahtar Parti, Muhsin Yazıcıoğlu’nu andı

    İl Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, Yazıcıoğlu’nun hayatı boyunca milletine ve devletine bağlılığıyla örnek bir lider olduğu vurgulandı. Açıklamada, merhum liderin duruşu, samimiyeti ve “temiz siyaset” anlayışının günümüzde de yol gösterici olmaya devam ettiği ifade edildi. Anahtar Parti teşkilatlarının, Yazıcıoğlu’nun hatırasını yaşatmanın yalnızca anma programlarıyla sınırlı olmadığını, aynı zamanda hakikatin ortaya çıkarılması için sürecin takipçisi olmaya devam edeceklerini ifade ettiği açıklamada, sorumluların adalet önünde hesap vermesi gerektiği vurgulandı.

    “TÜM YÖNLERİYLE AYDINLATILMALI”

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Merhum Muhsin Yazıcıoğlu; hayatı boyunca milletine, devletine ve inandığı değerlere sadakatle hizmet etmiş, duruşu, samimiyeti ve cesaretiyle hafızalara kazınmış önemli bir liderdir. Onun ‘dik duruşu’ ve ‘temiz siyaset’ anlayışı, bugün de bizlere yol göstermeye devam etmektedir. Ancak aradan geçen 17 yıla rağmen, kamuoyunun vicdanını derinden yaralayan elim helikopter kazasının üzerindeki sis perdesinin hâlâ tam anlamıyla aralanmamış olması, milletimizin hafızasında büyük bir soru işareti olarak varlığını sürdürmektedir. Bu durum, sadece bir kaybın acısını değil; aynı zamanda adaletin tecellisine olan inancın da sınandığı bir süreci ifade etmektedir. Bizler, Anahtar Parti teşkilatları olarak; merhum liderin hatırasına sahip çıkmanın yalnızca anmakla değil, aynı zamanda hakikatin ortaya çıkması için verilen mücadeleyi diri tutmakla mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması, sorumluların adalet önünde hesap vermesi ve kamu vicdanının rahatlatılması gerektiğini bir kez daha güçlü bir şekilde ifade ediyoruz. Bu vesileyle, merhum Muhsin Yazıcıoğlu’na Allah’tan rahmet diliyor; ailesine, sevenlerine ve aziz milletimize sabır ve başsağlığı temennilerimizi iletiyoruz. Ruhu şad, mekânı cennet olsun.”

    Program sonunda merhum Muhsin Yazıcıoğlu için dualar edilirken, ailesine ve sevenlerine başsağlığı dilekleri iletildi. >>>Ferhat YÜKSEL

  • BİM aktüel 27 mart 2026 | Xiaomi Redmi 15C, Fakir çeyiz seti ve çapa makinesi raflarda!

    İşte kategorilerine göre 27 Mart Cuma BİM aktüel ürünler özeti:

    Öne Çıkan Teknoloji ve Elektrikli Ev Aletleri

    Bu hafta elektronik kategorisinde hem büyük hem de küçük ev aletlerinde ciddi fırsatlar var:

    • Xiaomi Redmi 15C Cep Telefonu: 13.290 TL

    • Senna 58′ Ultra HD 4K Google TV: 15.500 TL

    • Heifer FlexPro Şarjlı Süpürge: 6.749 TL

    • Kumtel Dijital Yeni Nesil Semaver: 3.249 TL

    • Fakir Çeyiz Seti: 7.990 TL

    • Para Sayma Makinesi: 3.750 TL

    • Kumtel Şarjlı Vakumlu Cam Temizleyici: 999 TL

    Mutfak ve Sofra Gereçleri

    Mutfaklarını yenilemek veya eksiklerini tamamlamak isteyenler için şık tasarımlar ön planda:

    • Güral Porselen 48 Parça Yemek Takımı: 6.490 TL

    • Emsan 30 Parça Çatal Kaşık Bıçak Takımı: 1.750 TL

    • Hisar Optima Karnıyarık Tencere (26 cm): 900 TL

    • Paşabahçe Timeless 12 Parça Çay Takımı: 579 TL

    • Benante Akasya Kesme / Sunum Tahtası: 319 TL

    • Pirge Deluxe Şef Bıçağı (18 cm): 379 TL

    Ev Tekstili, Giyim ve Yaşam

    Yatak odası ve banyo tekstilinde konfor odaklı ürünler dikkat çekiyor:

    • Kappa Büyük Boy ABS Valiz: 899 TL (Orta Boy: 799 TL)

    • Aloevera Yorgan: 699 TL

    • Çift Kişilik Yatak Örtüsü Seti: 849 TL

    • Kadın Düğmeli Pijama Takımı: 699 TL

    • Lüx Post Halı (60×90 cm): 399 TL

    Çocuklar ve Evcil Hayvanlar İçin

    • Oyuncak Mutfak Seti: 999 TL

    • Kristal Şehir Blok Oyuncak: 429 TL

    • Pet Tüy Toplama Eldiveni: 129 TL

    • Pet Tarağı: 179 TL

    The post BİM aktüel 27 mart 2026 | Xiaomi Redmi 15C, Fakir çeyiz seti ve çapa makinesi raflarda! first appeared on Kanal 3 Tv.

  • “Türkiye, küresel ölçekte dengeleyici bir aktör”

    “Türkiye, küresel ölçekte dengeleyici bir aktör”

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, bu yıl beşincisi düzenlenecek Stratejik İletişim Zirvesi’ni (STRATCOM), AA Analiz için kaleme aldı.

    Bugün uluslararası sistem, yalnızca geçici türbülansların değil, aynı zamanda köklü ve yapısal bir dönüşümün içinden geçmektedir. Art arda yaşanan bölgesel çatışmalar, derinleşen jeopolitik rekabet ve küresel yönetişim mekanizmalarının yetersizliği, mevcut düzenin artık sürdürülebilir olmadığını açıkça göstermektedir. Yaşanan kriz ve belirsizliklerin temelinde, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan uluslararası sistemin hakim paradigmasının, kurumlarının, mekanizmalarının ve normlarının günümüz dünyasının sorunlarını çözme noktasında yetersiz kalması, dahası mevcut sorun ve belirsizlikleri derinleştirmesine sebep olması yer almaktadır. Nitekim bu gerçeklik, düzenin kurucuları konumundaki Batılı siyasetçiler ve entelijansiya tarafından uluslararası platformlarda da açıkça dile getirilmektedir. Bu platformlarda yalnızca krizler değil, aynı zamanda İkinci Dünya Savaşı sonrası uluslararası sistemin norm üretme kapasitesi, temsil adaleti ve meşruiyeti de sorgulanmaktadır. Bununla beraber uluslararası sistemde yaşanan meşruiyet krizinin temelinde, temsil eksikliği ve adalet duygusunun zedelenmesi yatmaktadır.

    “STRATEJİK İLETİŞİMİN DÜZEN KURUCU VE İSTİKRAR SAĞLAYICI ROLÜNÜ ELE ALACAĞIZ”

    Öyle ki, Batı dışı dünyanın sesinin yeterince duyulmadığı, uluslararası kurumların belirli güç merkezlerinin etkisi altında kaldığı yönündeki eleştiriler giderek daha geniş bir şekilde karşılık bulmaktadır. Küresel çapta artan adaletsizlik, eşitsizlik ve ayrımcılık gibi problemler, devletlere ve kamu düzenine olan güveni sarsarak sosyal kırılganlıkları artırmakta, uluslararası düzenin meşruiyetinin geniş kitleler tarafından sorgulanmasına yol açmaktadır. Bu durum, sadece siyasi bir tartışma değil; aynı zamanda iletişimsel bir kırılmadır. Çünkü sistemin kendisini anlatma ve kabul ettirme kapasitesi zayıflamaktadır. Bu nedenle 27-28 Mart tarihlerinde İstanbul’da düzenleyeceğimiz STRATCOM Zirvesi’nin ana temasını “Uluslararası Sistemde Kopuş: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı” olarak belirledik. Bu çerçevede; küresel belirsizliklerin arttığı, yapısal çözünmelerin hızlandığı bir dönemde stratejik iletişimin düzen kurucu ve istikrar sağlayıcı rolünü ele alacağız. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile başlayan İran’ın Körfez ülkelerine yönelik misillemeleriyle bölgesel bir savaşa dönüşen çatışmanın etkileri ve oluşturduğu yeni gerçeklikler, hiç şüphesiz bu yıl düzenleyeceğimiz STRATCOM Zirvesi’nin en önemli gündem maddelerinden birisi olacaktır. Bölgemizdeki kritik altyapıların ve enerji tesislerinin doğrudan hedef alındığı bu savaş, küresel ölçekte çok boyutlu bir kriz dalgası yaratmıştır. Uluslararası güvenlik, enerji güvenliği, ticaret yolları, küresel lojistik ve tedarik zincirlerini derinden etkileyen kriz; uluslararası boyutta da yarattığı ayrışmalarla da uluslararası boyutta meşruiyetin üretimini tartışmaya açmıştır.

    Yarattığı kırılmalarla 21. yüzyılın en önemli sınamalarından birisini oluşturan savaşın başlamasının ardından küresel çapta düzenlenen en büyük uluslararası zirve olma özelliğini taşıyan bu Zirve, krizin yol açtığı jeopolitik kırılmaların ve iletişim dünyası için yarattığı anlamların tartışılması için önemli bir etkileşim platformu sunmaktadır. Çatışma öncesinde ve süresince tanık olduğumuz dezenformasyon kampanyaları ve psikolojik harp taktikleri, stratejik iletişimin ulusal güvenlik çerçevesindeki önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Dolayısıyla bu zirve, savaşın uluslararası sistemde yarattığı derin fay hatlarının iletişim ve anlatı boyutunu ele almak adına oldukça önemlidir.

    Bugün karşı karşıya olduğumuz mesele, sadece güç dengelerinin değişmesi değildir. Nitekim mesele küresel anlatıların, algıların ve bilginin üretim süreçlerinin de dönüşmesidir. Bu noktada stratejik iletişim, artık devletlerin dış politika setlerinin tamamlayıcı bir unsuru olmakla kalmayıp bizatihi merkezinde yer alan bir güç çarpanıdır. Hakikatin, dezenformasyonla gölgelendiği, bilginin hızla yayıldığı ancak güvenin aynı hızla aşındığı böylesi bir çağda, iletişim, yalnızca bir aktarım süreci değil, bir meşruiyet inşası meselesidir aynı zamanda.

    Öte yandan günümüzün dünyasının öne çıkan sorunları olan savaşlar, çatışmalar, düzensiz göç, gıda güvenliği, enerji arzı, iklim değişikliği ve dijital sahadaki dezenformasyonlar gibi çok boyutlu krizler, uluslararası iş birliğine ve güvene dayanan yeni bir iletişim anlayışının tesisini zorunlu kılmaktadır. Eski araç, yöntem ve kavramlar bu sorunları açıklamakta ve çözmekte yetersiz kalarak yeni krizlere zemin hazırlamaktadır. Bu noktada, insan onuru, ortak akıl ve küresel dayanışma kavramları çerçevesinde, şüphesiz adil, şeffaf ve kapsayıcı yeni bir iletişim dilinin ve güven ortamının tesis edilmesi gerekmektedir. İşte stratejik iletişim, tam da bu noktada devreye girmektedir.

    “İHTİYACIMIZ OLAN ŞEY İNSAN ONURUNU MERKEZİNE ALAN YENİ BİR İLETİŞİM AHLAKIDIR”

    Bu zaviyeden bakıldığında stratejik iletişim, yalnızca bir araç değil, aynı zamanda bir sorumluluktur. Daha adil, daha kapsayıcı ve daha dengeli bir uluslararası düzenin inşası, ancak doğru iletişim stratejileriyle mümkün olabilir. Bugün ihtiyacımız olan şey hızı değil hakikati, gücü değil adaleti, etkileşim sayısını değil insan onurunu merkezine alan yeni bir iletişim ahlakıdır. Türkiye olarak bizler, bu sorumluluğun bilinciyle hareket ediyoruz. Öyle ki Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “Dünya beşten büyüktür.” yaklaşımı, aslında bu anlayışın en güçlü ifadesidir. Bu yaklaşım, sadece bir eleştiri değil; aynı zamanda alternatif bir küresel vizyonun da ifadesidir. Türkiye, son yıllarda yürüttüğü çok boyutlu dış politika ve aktif diplomasi ile yalnızca bir bölgesel güç değil, aynı zamanda küresel ölçekte dengeleyici ve kolaylaştırıcı bir aktör olarak öne çıkmaktadır. Küresel istikrarın çöktüğü, bölgemizin bir ateş çemberine dönüştüğü bu dönemde Sayın Cumhurbaşkanımızın dış politika vizyonu ve lider diplomasisi, hayati öneme sahiptir. Rusya-Ukrayna savaşında tahıl koridoru anlaşması, Orta Doğu’da yürütülen temaslar ve Afrika’daki arabuluculuk girişimleri, Türkiye’nin barış ve istikrara yönelik somut katkılarının sadece birkaç örneğidir. Türkiye’nin arabulucu rolünü güçlü kılan en önemli unsur, taraflar arasında güven tesis edebilme kapasitesidir. Kutuplaşmanın derinleştiği bir uluslararası ortamda, farklı aktörlerle dengeli ilişkiler kurabilen ve tarafların hassasiyetlerini anlayabilen bir yaklaşım, son derece kıymetlidir. Türkiye, bu yaklaşımıyla sadece krizleri yönetmeye değil, aynı zamanda krizlere kalıcı çözümler üretmeye odaklanmaktadır. Uluslararası düzenin meşruiyetinin sorgulandığı bir dönemde, Türkiye; ilhamını küresel vicdan ve adalet duygusundan alan insan odaklı dış politikasıyla uluslararası arenada düzen kurucu saygın bir aktör olarak öne çıkmaktadır.

    Bu sorumluluğumuzdan hareketle Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak bizler, Sayın Cumhurbaşkanımızın “Daha Adil Bir Dünya Mümkün.” çağrısından ilhamla bu dönüşüm sürecinde, Türkiye’nin sesini daha güçlü, daha etkili ve daha doğru bir şekilde duyurmayı hedefliyoruz. Tam da bu anlayışla 5 yıl önce hayata geçirdiğimiz STRATCOM Zirvesi, bu vizyonun somut bir tezahürüdür. Amacımız, yalnızca Türkiye’nin perspektifini anlatmak değil; her alanda olduğu gibi iletişim alanında da üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirerek küresel ölçekte daha adil, şeffaf ve sorumlu bir iletişim ekosisteminin oluşmasına katkı sağlamaktır.

    “ZİRVE İLE AMACIMIZ, KÜRESEL SİSTEMİN GELECEĞİNE DAİR ÇOK BOYUTLU BİR İSTİŞARE ZEMİNİ OLUŞTURMAK”

    STRATCOM Zirvesi, Türkiye’nin stratejik iletişim alanındaki vizyonunun ve kurumsal kapasitesinin bir yansımasıdır. STRATCOM, yalnızca bir zirve değil; aynı zamanda Türkiye’nin küresel iletişim alanında geliştirdiği bir marka, bir düşünce platformu ve bir etkileşim zeminidir. 27-28 Mart tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek bu zirve ile amacımız, farklı coğrafyalardan liderleri, diplomatları, iletişim profesyonellerini, akademisyenleri ve kanaat önderlerini bir araya getirerek, küresel sistemin geleceğine dair çok boyutlu bir istişare zemini oluşturmaktır.

    STRATCOM Zirvesi, bu çerçevede yalnızca mevcut sorunları tartışan bir platform olmakla kalmayıp; aynı zamanda geleceğin iletişim paradigmasını şekillendirmeyi hedefleyen bir girişimdir. Zirvede ele alınacak başlıklar, küresel yönetişimden iklim diplomasisine, dijitalleşmeden kamuoyu yönetimine kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Bu da bize şunu göstermektedir, yeni dönemde güç, yalnızca askeri ve ekonomik kapasiteyle değil; aynı zamanda anlatı kurma, anlam üretme ve güven inşa etme becerisiyle tanımlanacaktır.

    En nihayetinde dünya yeni bir eşikten geçmektedir. Bu eşikte, eski paradigmalar çözülürken yeni arayışlar güç kazanmaktadır. Türkiye, bu süreçte edilgen bir izleyici değil; aktif bir kurucu aktör olma iradesini ortaya koymaktadır. STRATCOM Zirvesi, bu iradenin en somut göstergelerinden biridir. İnanıyoruz ki bu platform, yalnızca bugünün krizlerine ışık tutmakla kalmayacak; aynı zamanda yarının daha adil, daha kapsayıcı ve daha dengeli uluslararası düzeninin inşasına da katkı sağlayacaktır. >>>AA

  • Trump’dan 6 Nisan kararı

    Trump’dan 6 Nisan kararı

    ABD Başkanı Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İran’ın enerji altyapısını vurma kararına ilişkin açıklamada bulundu. Trump, İran’la müzakerelerin “çok iyi gittiğini” vurgulayarak, “İran yönetiminin talebi doğrultusunda, İran’ın enerji santrallerini vurma sürecini 10 gün ertelediğimi ve yeni tarihi 6 Nisan 2026 Pazartesi günü saat 20.00 (ABD Doğu Saati) olarak belirlediğimi bildiririm.” ifadesini kullandı. ABD Başkanı Trump, geçen hafta sonu yaptığı paylaşımda, Hürmüz Boğazı’nı gemi trafiğine açmaması halinde İran’ın enerji altyapısını hedef alacağını ve bunun için Tahran’a 48 saat süre verdiğini duyurmuş, daha sonra iyi giden müzakerelere atıf yaparak bu süreyi 5 gün uzatmıştı. >>>AA

  • Tel Aviv’de sirenler ve patlama sesleri

    Tel Aviv’de sirenler ve patlama sesleri

    İsrail ordusundan yapılan açıklamada, hava savunma sistemlerinin İran’dan ateşlenen füzeleri önlemeye çalıştığı bildirildi. İran’ın misillemesinin ardından başta başkent Tel Aviv olmak üzere İsrail’in merkezindeki geniş bir alanda ve işgal altındaki Batı Şeria’nın bazı bölgelerinde sirenler çaldı. Tel Aviv’de hava savunma sistemlerinin devreye girmesiyle gökyüzünde patlama sesleri duyuldu ve çok başlıklı bir İran füzesi görüntülere yansıdı. İsrail’in Kanal 12 televizyonu, en az bir İran füzesinin İsrail hava savunma sistemleri tarafından önlendiğini ileri sürdü. İsrail acil yardım servisi, henüz füze isabeti ya da yaralanmaya ilişkin rapor alınmadığını, gerekli görülmesi halinde güncelleme yapılacağını açıkladı.

    İSRAİL’İN GÜNEYİNDE SİRENLER ÇALDI

    İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran’dan füze ateşlendiğinin tespit edildiğini ve hava savunma sistemlerinin İran füzelerini önlemeye çalıştığı bildirildi. İran misillemesinin ardından İsrail’in güneyindeki Necef bölgesinde Berşeva (Birüssebi) çevresinde ve Gazze Şeridi çevresinde sirenler çaldı. İsrail’in Yedioth Ahronoth gazetesi, İran füzelerinin önlendiğini ileri sürdü. İsrail acil yardım servisi Kızıl Davut Yıldızı, herhangi bir isabet ya da yaralanma raporu almadıklarını, gerekli görülmesi halinde güncelleme yapılacağını açıkladı. >>>AA

  • “Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı gasbedilemez”

    “Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı gasbedilemez”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı konuşmada, geçen hafta İslam dünyası olarak Ramazan Bayramı’nı idrak ettiklerini belirterek, tüm teşkilatların geçmiş bayramını tebrik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 Şubat’ta yaptıkları toplantıda, yardımlaşmanın, paylaşmanın ve dayanışmanın ayı olan ramazanı manasına mütenasip şekilde dolu dolu geçirmelerini beklediğini ifade ettiğini anımsattı.

    Konuşmasında, garip gurebanın kapısını çalmalarını, tenceresini kaynatamayan, ocağı yanmayan tek bir ev bile varsa onları mutlaka bulmalarını rica ettiğini, teşkilatın seferberlik ruhuyla çalışması gerektiğinin altını çizdiğini hatırlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Teşkilatımız bizi bu ramazanda da mahcup etmedi. AK Parti olarak Türkiye sathında 81 vilayetimizin dört bir yanında, ilçelerden köylere kadar 783 bin kilometrekarenin her karışında rahmet ve bereket mevsiminin manevi atmosferini milletimizle birlikte yaşadık. Ramazan boyunca bakanlarımız, genel başkan yardımcılarımız, MKYK üyelerimiz, milletvekillerimiz ve tüm teşkilatlarımızla birlikte tam kadro sahadaydık. 81 ilimizin, 922 ilçemizin tamamında kurduğumuz 1 milyonu aşkın gönül soframızda aynı suyu yudumladık, aynı çorbayı içtik, aynı pideyi bölüştük. Teravih sonrası çay sohbetlerinde her kesimden insanımızla muhabbet ettik, dayanışmamızı pekiştirdik. ‘İlk Evim, İlk İftarım’ programlarımızla geçtiğimiz aylarda teslim ettiğimiz yeni yuvalarında depremzede kardeşlerimizin misafiri olduk.”

    “VEFA İFTARLARI VESİLESİYLE HASRET GİDERDİK”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, rahmetli Akif İnan’ın “Bütün giysileri yırtsak yeridir, yeter bize vefa elbiseleri” sözünün vücut bulmuş halinin AK Parti olduğunu ifade etti. Kökü mazide, gözü atide olan bu hareketin evvelemirde bir vefa hareketi olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şunları söyledi: “Çeyrek asırlık yolculuğumuzda biz daima bunu yaptık. Gençlerimizin heyecanını ve dinamizmi ile ak saçlılarımızın tecrübesi ve ferasetini harmanladık. Ağırbaşlılık, vakar ve olgunluk ile öz güveni, coşkuyu ve kabına sığmamayı aynı potada erittik. Kadrolarımızı sürekli yenilerken emektarlarımızla irtibatımızı her zaman güçlü bir şekilde muhafaza ettik. Bizi biz yapan, bizi güçlü ve özgün kılan en önemli vasıflarımızdan biri işte budur değerli kardeşlerim. Bu davaya omuz vermiş, bu harekete katkı sunmuş partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz her bir yol arkadaşımızın başımızın üstünde yeri vardır. Bu anlayışla kuruluşundan itibaren teşkilatlarımızda görev alan partimizin emektarlarıyla genel merkezimizde, illerimizde, ilçelerimizde düzenlediğimiz vefa iftarları vesilesiyle hasret giderdik.”

    “1 MİLYON 175 BİN KUMANYAYI İFTARA YETİŞEMEYEN VATANDAŞLARIMIZA ULAŞTIRDIK”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sosyal Politikalar Başkanlığı aracılığıyla şehit aileleri, gaziler, yaşlılar ve engelli vatandaşlarla iftar ve sahurlarda bir araya geldiklerini, kadın ve gençlik kolları ile ramazan ayı boyunca sokaklarda, evlerde, teşkilat binalarında, kampüslerde ve iftar çadırlarında olduklarını söyledi. Üniversitelerde gerçekleştirdikleri Kampüs İftarları ile yaklaşık 500 bin gençle ramazan sevincini yaşadıklarını ifade eden Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “İftara Beş Kala geleneğiyle 1 milyon 175 bin kumanyayı iftara yetişemeyen vatandaşlarımıza sizlerle ulaştırdık. Sivil toplum kuruluşlarımızla bir araya gelerek ruberu istişare ettik. 86 milyonun birlik ve beraberliğini güçlendirirken AK Parti olarak imar ve ihya sürecindeki komşumuz Suriye’yi de elbette unutmadık. Belediyelerimizin ve teşkilatlarımızın kurduğu iftar sofralarında 250 bin Suriyeli kardeşimizin oruçlarını açmasına vesile olduk. Belediyelerimiz yardım kolileri, alışveriş kartları, iftar programları, maddi destekler ve diğer çalışmalarıyla 10 milyon insanımızın kalbine dokundu. Sadece gönül sofraları programıyla 1 milyonu aşkın haneye gittik. Ramazan-ı Şerif’te Avrupa başta olmak üzere gurbeti sılaya çevirmiş vatandaşlarımızı da ihmal etmedik. Düzenlediğimiz çeşitli programlarla onların da bu mübarek ayın manevi ikliminden istifade etmesini sağladık. Şöyle bir ayın muhasebesini yaptığımızda, samimiyetle yapılan iyiliklerin Allah katında katbekat karşılık bulduğu bu yediveren günlerini hakkıyla, layıkıyla en güzel şekilde değerlendirmeye çalıştığımızı görüyorum. Her birinizi, sizlerin nezdinde tüm teşkilatımı, tüm üyelerimi, emekleriniz, hizmetleriniz, Ramazan-ı Şerif’te zirveye çıkardığınız gayretleriniz için canıgönülden tebrik ediyorum.”

    DAVA ARKADAŞLARINA TEŞEKKÜR ETTİ

    Şahsına, merhum Erdem Bayazıt’ın, “Müslüman yürekler bilirim daha, kızdı mı cehennem kesilir sevdi mi cennet, eller bilirim haşin, hoyrat, mert, alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır, her kırışığı sorulacak bir hesabı, her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatır” mısralarında tarif ettiği yol arkadaşlarını bahşettiği için Allah’a bir kez daha hamdettiğini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti: “Ramazanı ihya etmenin yanı sıra, Türkiye’yi büyütmek adına ortaya koyduğunuz azim ve kararlılık için yıllarca hizmete hasret kalmış vatandaşlarımıza hizmet ulaştırma aşkınız için 86 milyonun birlik ve dirliğinin güçlenmesine yaptığınız eşsiz katkılar için her birinize, sizlerin şahsında tüm dava arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Mevla bizleri millete ve memlekete hizmet yolundan ayırmasın diyorum.

    “SOYKIRIM ŞEBEKESİ, COĞRAFYAMIZI BÜYÜK BİR FELAKETE DOĞRU SÜRÜKLÜYOR”

    Erdoğan, İsrail’in kışkırtmalarıyla 28 Şubat’ta İran’a karşı başlatılan savaşın, bölgeyi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ettiğini söyledi. Hiçbir günahı olmayan, hiçbir şeyden haberi olmayan çocukların okullarında ders dinlerken füzelerin ve bombaların hedefi olduğunu anlatan Erdoğan, “Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor. Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi, güya dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor.” ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Şunu bir defa açık açık söylemek isterim, nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir. Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısıyla yürekleri Kerbela’ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir. Bombaların enkaza çevirdiği şehirler aynı şekilde bizim şehirlerimizdir. Tahrip edilen, yıkılan, talan ve tarumar edilen yerler bizim bölgemizdir. Bakın buradan içim kan ağlayarak soruyorum, İsfahan’da, Tebriz’de, Tahran’da dökülen gözyaşlarının, Erbil’de, Amman’da, Bağdat’ta, Beyrut’ta, Sana’da, Doha’da, Riyad’da ve bölgemizin diğer kardeş şehirlerinde dökülenlerden Allah aşkına ne farkı var? Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali olmasının, Mürteza olmasının, Ömer olmasının, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var? İster İran’da ister Körfez’de olsun, atılan her füzeyle zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz?”

    “KÖKENLERİMİZ FARKLI OLSA DA AKAN KANLAR BİZİM DEĞİL Mİ?”

    “Bu anlamsız savaş sebebiyle kan kaybeden bölgemizin ekonomisi değil mi?” diye soran Erdoğan, “Füzeler, bombalar ve dronlar tarafından tahrip edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri bölgedeki kardeşlerimizin kaynakları değil mi? 27 gündür hiçbir ilke, değer, norm gözetmeyen saldırganların nazarında Şii veya Sünni olmamızın, Türk, Kürt, Arap ya da Farsi olmamızın Allah aşkına bir farkı var mı? Bakınız tüm samimiyetimle soruyorum, mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da coğrafyamızın dört bir yanında akan kanlar bizim değil mi?” diye konuştu. Türkiye’nin kardeşleri ve komşuları arasında ayrım yapmayacağından ve kardeşlerinin acılarına seyirci kalmayacağından herkes emin olması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye ve Türk milleti olarak iyi günde dost ve kardeş bildiğimiz halkları, kötü günde yalnız bırakmayız. Hele hele bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları tekrar gündeme taşımayı, eski defterleri yeniden açmayı, vahdete değil fitneye hizmet edecek gündemlerin peşine takılmayı asla ve asla doğru bulmadığımızı tekraren vurgulamak mecburiyetindeyim. Sosyal medya platformları üzerinden yürütülen psikolojik harekatlar karşısında son derece dikkatliyiz. Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek, husumeti büyütecek, siyonizmin bölgemizi hedef alan ‘böl, parçala, yönet’ planlarına lojistik destek verecek her türlü eylem ve tartışmayı reddediyoruz.”

    “AYNI KADERİ, AYNI COĞRAFYAYI PAYLAŞIYORUZ”

    Erdoğan, Türkler, Araplar, Kürtler ve Farsların dünyanın en stratejik bölgesinde asırlardır bir arada yaşadığını belirterek, şunları kaydetti: “Aynı kaderi, aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Ortak coğrafyamızda yüzlerce yıldır acımız bir oldu, derdimiz bir oldu, hüznümüz bir oldu. Sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz bir oldu. Mazimiz gibi inşallah istikbalimiz de bir olacak, beraber olacak. İçinde bulunduğumuz toz bulutu dağıldıktan sonra komşular ve kardeşler olarak biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bomba ve füzelerin ölüm saçan uğultusu inşallah kesildikten sonra biz bu coğrafyada yine birlikte yaşayacağız. Bu gerçeği kimsenin unutmaması gerektiğine inanıyorum.”

    “KUDÜS-Ü ŞERİF’İ VE MESCİD-İ AKSA’YI SAVUNMAK, İNSANLIĞI SAVUNMAKTIR”

    Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası yaptığı basın açıklamasında savaşın, İsrail’in savaşı olmakla birlikte ortaya çıkan ağır faturanın bedelini önce Müslümanların, sonra da tüm insanlığın ödediğini söylediğini anımsattı. “Netanyahu hükümeti sadece komşumuz İran’ı hedef almıyor, Lübnan’ı işgal planlarını da adım adım hayata geçiriyor.” diyen Erdoğan, saldırılarda 2 Mart’tan bu yana 1100 Lübnanlının hayatını kaybettiğini, 1 milyon 165 bin kişinin yerinden edildiğini belirtti. İsrail’in, Suriye’yi de rahat bırakmadığına, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal eden mütecaviz eylemlerine ısrarla devam ettiğine dikkati çeken Erdoğan, “Siyonist katliam şebekesi, ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı 27 gündür kapalı tutuyor. İsrail’in kapısına kilit vurduğu Mescid-i Aksa’da 1967’den bu yana ilk kez bayram namazı eda edilmedi. Bu kural tanımazlık, bu haydutluk her şeyden önce 2 milyar Müslüman’ın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır. Hangi bahaneyle olursa olsun Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı gasbedilemez, engellenemez, yasaklanamaz.” diye konuştu.

    Yazar Akif Emre’nin “kainatın varoluş sırrına açılan kapı” olarak tarif ettiği Mescid-i Aksa’ya sahip çıkmanın insanlığın gereği olduğunu dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu gerçeği Kudüs şairi rahmetli Nuri Pakdil bakınız nasıl anlatıyor, ‘Vicdan aklını koruyabilen her insanın, sadece Filistin’de değil, bütün İslam coğrafyasında işlenen cürümlere karşı hiçbir şey yapamıyorsa en azından bir tavır alması, bunları içinden yargılayarak mahkum etmesi, çağdaş insan olmanın gereğidir.’ Şimdi tutsak El-Aksa, bütün Müslümanların inançlarını yıkmayı amaçlayan bir inanç cinayetinin suçsuz kurbanı olarak Müslümanların kalplerinde, sayfaları yırtılmış kitap gibi duruyor. Tutsak Kudüs’e borcumuz, Kudüs’ü savunmaktır, özgürlüğüne kavuşturmaktır. Kudüs’ü savunmak, gerçek bağımsızlığı savunmaktır. Ben de bugün diyorum ki, Kudüs-ü Şerif’i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak, insanlığı savunmaktır. Güncel gelişmelerden bağımsız olarak İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi, sesini yükseltmesi, olabilecek en güçlü tepkiyi vermesi asli vazifemizdir. Türkiye bu noktada üzerine düşenleri yapmayı sürdürecektir. ‘La İlahe İllallah İbrahim Halilullah’ lafzında billurlaşan kuşatıcı anlayışla Kudüs’e sahip çıkmaya inşallah devam edeceğiz.”

    “TARİHİN VE VİCDANIN DOĞRU TARAFINDA DURMANIN HAKLI ÖZGÜVENİYLE HAREKET EDECEĞİZ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, bölgenin her karışında barışın, adaletin ve istikrarın tesisinden yana olduğunu vurguladı. Türkiye’nin evrensel insani değerlerin, farklı kültür, köken ve inanç mensuplarının bir arada yaşama iradesinin en güçlü savunucusu olduğuna işaret eden Erdoğan, her türlü hukuksuzluğun, her türlü haydutluğun ve zorbalığın da kimden gelirse gelsin sonuna kadar karşısında olduklarını söyledi. “Şunu herkes bilsin ki devlet olarak etrafımızı saran nefret söylemlerine, savaş çığırtkanlıklarına ve çatışma iklimine asla teslim olmayacağız.” diyen Erdoğan, “Tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın haklı özgüveniyle hareket edecek, aklıselimimizi ve soğukkanlılığımızı asla kaybetmeyeceğiz. Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız.” dedi.

    “CHP’NİN BİZİ ÇEKMEK İSTEDİĞİ TUZAKLARA DÜŞMEYECEĞİZ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Ana muhalefet partisinin karikatür genel başkanı dışında aziz milletimiz ve bölgedeki tüm kardeşlerimiz, Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının, neyin mücadelesini verdiğinin gayet farkındadır. Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir, doğru bir politika izlemektedir. Hem kardeş İran halkı hem kardeş Körfez ülkeleri hem de tüm dünya bunun bilincindedir. Her zeminde de Türkiye’nin tavrından övgüyle bahsediyorlar. Partimize ve ittifakımıza oy versin veya vermesin, milletimiz de bu fırtınalı dönemde Türkiye’nin kaptan köşkünde bizim olmamızdan dolayı Allah’a hamdediyor, ‘İyi ki Türkiye’yi AK Parti yönetiyor.’ diyorlar. Milletimizin bu güvenini inşallah boşa çıkarmayacağız. Türkiye partisi olmayı bir türlü beceremeyen CHP’nin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeyeceğiz. CHP’li aktörlerce körüklenen savaş çığırtkanlıklarına kulak asmayacağız. Gelinen noktada ana muhalefetin başındaki zatın aklıyla dili arasındaki bağ kopmuş, söylemlerinde tutarlılık kalmamış, siyasi itibarı tamamen sıfırlanmıştır. Vesayet altında olduğu kamuoyunca bilinen bir şahsın, Türkiye’nin dik ve dirayetli duruşuna dil uzatması ise kara mizah örneğidir. Ufku ve vizyonu dar olanların bizi anlamasını zaten beklemiyoruz. Dikkat ederseniz CHP Genel Başkan’ını artık kendi seçmeni bile kale almıyor. Türk dış politikasına getirdiği eleştirilere en başta CHP’li vatandaşlarımız gülüp geçiyor. Ona buna sataşarak siyasette itibar devşirmeye çalışan bu zavallıyı, biz bir kez daha kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz.” Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceliklerinin savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden halkı korumak olduğunu belirterek, “Belirsizliğin ve tedirginliğin küresel düzeyde tırmandığı mevcut şartlarda piyasalarda dalgalanmaların yaşanmasını doğal karşılıyoruz. Dönemsel sıkıntılarımız olabilir. Geçici olarak bazı zorluklarla karşılaşabiliriz. Dönemsel ya da küresel şoklar sebebiyle ortaya çıkan arızi durumlar Allah’ın izniyle bizi hedeflerimizden alıkoymayacaktır. Hedeflerimize bağlıyız. İnşallah eninde sonunda menzile vasıl olacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

    “KİMSE TÜRKİYE’YE DİZ ÇÖKTÜREMEYECEK, KAZANAN TÜRKİYE OLACAK”

    Türkiye ekonomisi hamdolsun bu güce, kapasiteye ve dayanıklılığa fazlasıyla sahip olduğunun altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti: “İşte sizler de görüyorsunuz. 23 yıl boyunca karşılaştığı onca engele, bölgesinde yıllardır eksik olmayan krizlere ve çatışmalara, içeride FETÖ’den belediyeleri haraca ve rüşvete bağlayan suç örgütlerine kadar nice kifayetsiz muhteristen yediği darbelere rağmen yıkılmayan, sendelemeyen, tam tersine kaya gibi sağlam duran bir Türkiye gerçeği var. Kimse bu Türkiye’ye diz çöktüremeyecek. Göreceksiniz, inşallah kazanan Türkiye olacak. Kazanan 86 milyon mensubuyla Türk milleti olacak. Kazanan kardeşlik olacak, barış olacak, adalet olacak, barışı savunanlar olacak. Kazanan AK Parti ve Cumhur İttifakı gibi zor zamanda yine tarihin doğru tarafında akıl, izan ve vicdanın safında yer alanlar olacak. Hem ülkemiz içinde hem de bölgemizde dengeli, mutedil ve makul siyaset çizgisinden ayrılmayacağız. Allah’ın izniyle milletimizin desteği ve hayır duasıyla doğru bildiğimiz yolda emin adımlarla yürümeyi sürdüreceğiz.” >>>AA

  • Ankara’da bir devir kapanıyor: 99 yıllık okul boşaltılıyor!

    İşte yüzlerce öğrenci ve veliyi yasa boğan olayın detayları…

    Kararın Perde Arkası: Neden Boşaltılıyor?

    17 Mart 2026 tarihli resmi yazıya göre taşınma süreci şu gerekçelere dayandırılıyor:

    Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün Harbiye Mahallesi’ndeki mevcut binasının iş güvenliği açısından uygun olmaması. 16 Mart itibarıyla başlayan süreçte, tarihi okul binasının idari hizmetler için kullanılmaya başlanması planlanıyor. 2023 yılında da benzer bir girişimde bulunulmuş ancak kamuoyu baskısı nedeniyle vazgeçilmişti bu kez tahsis kararı kesinleşmiş görünüyor.

    Türkiye’nin “Hafıza Okulu”

    Mimar Kemaleddin Bey’in imzasını taşıyan bu okul, sadece bir bina değil, Türkiye’nin siyasi ve kültürel tarihinin yazıldığı bir merkez. Mezunları arasında şu önemli isimler yer alıyor: Bülent Ecevit, Murat Karayalçın, Ali Bozer, Güldal Akşit, Orhan Pamuk, Can Dündar, Çetin Altan, Filiz Ali, Seçil Heper, Mahfi Eğilmez, Şevket Pamuk.

    Veliler ve Öğrenciler Üzgün

    99 yıldır Başkent Ankara’nın kalbinde olan bu okulun idari binaya dönüştürülecek olması hem öğrencileri hem velileri hem de mezunları oldukça üzmüş durumda.

    The post Ankara’da bir devir kapanıyor: 99 yıllık okul boşaltılıyor! first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Küresel piyasalarda tedirginlik hakim

    Küresel piyasalarda tedirginlik hakim

    Orta Doğu’da devam eden çatışmalar ve tansiyonun daha geniş çevrelere yayılarak bir süre daha süreceği endişeleri piyasalar üzerinde yeni bir baskı oluşturdu. Hafta başından bu yana ABD Başkanı Donald Trump ve İranlı yetkililerden gelen çelişkili açıklamalar, bölgede gerilimin süreceğine yönelik beklentileri güçlendirdi.

    ABD Başkanı Donald Trump dün, “İran’ın elektrik santrallerini hedef alma” kararını 6 Nisan’a kadar durdurduğunu ve müzakerelerin çok iyi gittiğini belirtse de Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyatların aksamaya devam edecek olması petrol arzına yönelik korkuları körükledi.

    Bu çerçevede enerji arzına ilişkin kırılganlığın sürmesi, petrol fiyatlarında yukarı yönlü risk priminin korunmasına neden oldu. Söz konusu gelişmeler küresel enflasyon risklerinin şiddetlenebileceği imasını oluşturdu.

    Petrol fiyatlarının yüksek seyrini korumasıyla enflasyonist baskıların artabileceğine dair öngörüler, merkez bankalarının gelecek dönemde sıkılaşma adımı atabileceğine ilişkin tahminleri güçlendirdi.

    Analistler, para piyasalarında ABD Merkez Bankasının (Fed) gelecek 4 toplantıda büyük ihtimalle politika faizini sabit bırakacağının öngörüldüğünü, bankanın ekim ve aralık toplantılarında ise faiz oranlarını artırabileceğine yönelik tahminlerin güç kazandığını söyledi.

    Devam eden enflasyon endişeleri ve Fed’in yıl genelinde şahin duruşunu koruyacağına ilişkin beklentiler, tahvil piyasalarında satış baskısının sürmesine neden oluyor.

    ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi, son 3 haftada geçen hafta yaklaşık 43 baz puan yükselerek yüzde 4,39’a çıkarken, bu hafta da artış eğilimini sürdürdü. Tahvilin getirisi yüzde 4,45’e kadar çıkarak yaklaşık son 8 ayın en yüksek seviyesini görmesinin ardından bir miktar dengelendi. ABD 10 yıllık tahvil faizi şu sıralarda yüzde 4,41 seviyesinde bulunuyor.

    Analistler, tahvil faizleri ile tahvil fiyatlarının ters yönde hareket ettiğini hatırlatarak, yükselen tahvil faizinin aslında “tahvilin fiyatının düşmesi ve tahvil satışlarının arttığı” anlamına geldiğini bildirdi.

    Öte yandan, Fed Başkan Yardımcısı Philip Jefferson, yüksek enerji fiyatlarını yakından takip ettiğini belirterek, mevcut fiyatların enflasyonun kötüleştirebileceğini, aynı zamanda fiyat istikrarı ve tam istihdam göreviyle yükümlü bir merkez bankası için zorlu bir durum yaratacağını kaydetti. Jefferson, tüketici ve işletme harcamalarında da yavaşlama görülebileceğini belirtti.

    Öte yandan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Orta Doğu’daki gerilimin enerji fiyatlarında artışa yol açması ve tedarik zincirlerini aksatması nedeniyle 2026 için yüzde 2,9 olarak açıkladığı büyüme tahminini korudu. Ancak, bu tahmin küresel ekonominin 2025’teki yüzde 3,3 büyümesine göre önemli ölçüde düşüş anlamına geliyor. OECD, 2027’ye yönelik öngörüsünü ise yüzde 0,1 aşağı yönlü revize ederek yüzde 3’e çekti.

    DOLAR ENDEKSİ VE BRENT PETROL KRİTİK SEVİYELERDE KALMAYI SÜRDÜRÜYOR

    Bu gelişmelerin ışığında dolar endeksi 99,8 seviyesinde bulunurken, altının ons fiyatı yüzde 2,1 artışla 4 bin 470 dolardan alıcı buluyor.

    Petrol piyasası çatışmaların az da olsa yatışmasıyla bir miktar rahatlasa da risklerin tamamen ortadan kalkmaması aşağı yönlü fiyat hareketlerini sınırlıyor. Brent petrolün varil fiyatı yüzde 0,4 düşüşle 100,8 dolardan işlem görüyor.

    Makroekonomik veri tarafında ise ABD’de ilk kez işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısı, 21 Mart ile biten haftada 210 bine çıkmasına karşın beklentilerin biraz altında gerçekleşti.

    Bu gelişmelerle, S&P 500 endeksi yüzde 1,74, Nasdaq endeksi yüzde 2,38 ve Dow Jones endeksi yüzde 1,01 düşerken, ABD’de endeks vadeli kontratlar güne pozitif başladı.

    AVRUPA BORSALARI NEGATİF SEYRETTİ

    Avrupa borsaları, Orta Doğu’da beklenen ateşkesin uzamasının oluşturduğu baskılarla satıcılı bir seyir izledi. Bölgede enerji arzına ilişkin sıkıntılar enflasyon endişelerini artırırken, son bir aylık periyotta Avrupa Merkez Bankasının (ECB) gelecek dönemde atacağı adımlara yönelik beklentilerdeki belirgin değişim dikkati çekiyor.

    Para piyasalarında geçen ay, ECB’nin yıl sonuna kadar bir faiz indirimine gidebileceği fiyatlanırken, bu beklentiler tersine dönerek dün itibarıyla bankanın yıl genelinde toplamda 3 faiz artışı yapabileceği yönünde şekillendi.

    Öte yandan, Avrupa Parlamentosu (AP) üyeleri, Avrupa Birliği (AB) ile ABD arasındaki ticaret anlaşmasının onay sürecinde ilerleme kaydetti. Brüksel’de gerçekleştirilen AP Genel Kurul oturumunda ABD ile AB arasında geçen yıl uzlaşılan ticaret anlaşması görüşüldü.

    AP üyeleri, AB-ABD arasında varılan Turnberry ticaret anlaşmasının tarife hükümlerini hayata geçirmeyi amaçlayan yasa teklifleri konusunda AB üyesi ülkelerle yapılacak müzakerelerdeki ortak pozisyonlarını oy çokluğuyla kabul etti.

    Buna göre, ABD’den AB’ye ithal edilen sanayi ve tarım ürünlerinin büyük kısmında tarifeler kaldırılacak. Diğer taraftan, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan savaşın dünyadaki herkes için “son derece ağır sonuçları” bulunduğunu belirterek “Bu savaştan çıkışa ihtiyacımız var, daha da tırmandırmamalıyız.” dedi.

    Bu gelişmelerle, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 1,33, İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,71, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,98, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 1,5 geriledi. Yeni günde Avrupa’da endeks vadeli kontratlar karışık seyrediyor.

    ASYA BORSALARI KARIŞIK SEYREDİYOR

    Asya tarafı Orta Doğu’daki gelişmeleri takiben karışık bir görünüm veriyor. Çin’deki veriler ülkede üretici tarafında fiyat baskısının zayıfladığına işaret ederek, yatırım iştahının sınırlı da olsa artırabileceğine yönelik beklentileri artırdı.

    Bölgede bugün açıklanan verilere göre, Çin’de sanayi karları ocak ve şubat aylarında yüzde 15,2 artarak geçen yılın aynı dönemine göre belirgin şekilde pozitif ivmelendi. Söz konusu veri, Çin piyasalarında “deflasyon sarmalı” korkusunu bir miktar törpüledi.

    Öte yandan ABD’de teknoloji tarafında görülen satış baskısı yeni işlem gününde Güney Kore borsasına da taşındı. Ülkede yarı iletken üreticilerinden SK Hynix’in hisseleri yüzde 1,1, Samsung Electronics’in hisseleri yüzde 0,6 düştü.

    Söz konusu gelişmelerle kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,2 ve Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 1 düşerken, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,3 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,6 yükseldi.

    YURT İÇİNDE FİNANSAL KESİM DIŞINDAKİ FİRMALARIN DÖVİZ VARLIK VE YÜKÜMLÜLÜKLERİ TAKİP EDİLECEK

    Yurt içi piyasalarda da Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin haber akışı yakından takip ediliyor. Dün düşüş ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 1,83 değer kaybederek 12.727,06 puandan tamamladı.

    Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası’nda (VİOP) BIST 30 endeksine dayalı nisan vadeli kontrat ise dün akşam seansında normal seans kapanışına göre yüzde 0,63 azalışla 14.663,00 puandan işlem gördü.

    Dolar/TL, dünü 44,3390’dan tamamlarken, bugün bankalararası piyasanın açılışında önceki kapanışın yüzde 0,3 üzerinde 44,4560’tan işlem görüyor.

    Analistler, bugün yurt içinde finansal kesim dışındaki firmaların döviz varlık ve yükümlülüklerinin, yurt dışında ise İngiltere’de perakende satışlar ve ABD’de Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksinin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 13.100 ve 13.200 puanın direnç, 12.800 ve 12.700 puanın ise destek konumunda olduğunu kaydetti. >>>AA

  • İsrail ordusundan Lübnan’a saldırı tehdidi

    İsrail ordusundan Lübnan’a saldırı tehdidi

    İsrail ordusunun Lübnan’a 2 Mart’ta başlattığı saldırılar devam ediyor. Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, Lübnan’ın güneyindeki Sucid köyüne saldırı düzenleneceğini belirtti. Bölge sakinlerine tahliye uyarısı yapan Adraee, buradaki halktan Zehrani Nehri’nin kuzeyine gitmelerini istedi.

    İSRAİL’İN LÜBNAN’A SALDIRILARI

    İsrail ordusundan 2 Mart’ta yapılan açıklamada, Lübnan’dan füze atıldığının tespit edilmesinin ardından ülkenin kuzeyinde sirenlerin devreye girdiği belirtilmişti. Daha sonra Lübnan geneline hava saldırıları başlattığını duyuran ve başkent Beyrut’u hedef alan İsrail ordusu, havadan ve denizden yoğun saldırılar düzenlediği Lübnan’da kara işgalini genişletme kararı almıştı. Lübnan Sağlık Bakanlığı, son yaptığı açıklamada, İsrail’in 2 Mart’tan bu yana ülkeye düzenlediği saldırılarda 1116 kişinin hayatını kaybettiğini bildirmişti. Sosyal İşler Bakanı Hanin es-Seyyid de İsrail’in işgali ve saldırıları nedeniyle Lübnan’da zorla yerinden edilenlerin sayısının 1 milyon 162 bini geçtiğini açıklamıştı. >>>AA

  • Özkaya’dan dev yatırım teşekkürü!

    Özkaya’dan dev yatırım teşekkürü!

    23 yılda 589 eser hizmete sunuldu

    DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta’nın paylaştığı bilgilere göre, son 23 yıl içerisinde Afyonkarahisar genelinde tam 589 adet su yapısı tamamlanarak vatandaşların hizmetine sunuldu. Bu dev projelerin içerisinde 43 adet barajın yer alması, bölgedeki tarımsal sulama ve içme suyu ihtiyacının karşılanmasında kritik bir rol oynadı.

    Özkaya: “Daha yapacak çok işimiz var”

    Sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Milletvekili Ali Özkaya, tamamlanan projelerin yanı sıra onlarca yeni tesisin yapım çalışmalarının hızla devam ettiğini belirtti. Özkaya, yatırımların süreceğinin sinyalini vererek şu ifadeleri kullandı:

    “DSİ tarafından Afyonkarahisar’a toplam 589 adet su tesisi yapılmıştır. Yeni onlarca tesisimizin yapım işleri de devam ediyor. Daha yapacak işlerimiz var.”

    Bakanlara ve emeği geçenlere teşekkür

    Yatırımların hayata geçirilmesinde emeği olan isimleri unutmayan Özkaya; Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya, önceki dönem bakanlarından Veysel Eroğlu’na, DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta’ya ve tüm kurum yöneticilerine teşekkürlerini iletti. Özkaya mesajını, “Su gibi aziz olunuz inşallah” temennisiyle noktaladı.

    Afyonkarahisar tarımı suyla şahlanıyor

    Tamamlanan baraj, gölet ve sulama tesisleri sayesinde Afyonkarahisar ovasında binlerce dönüm arazi modern sulama sistemlerine kavuştu. Devam eden projelerin de bitirilmesiyle birlikte şehrin tarımsal üretim kapasitesinin ve ürün çeşitliliğinin daha da artması hedefleniyor.>>>HABER MERKEZİ 

  • Hürmüz Boğazı’nda 1900 gemi mahsur durumda

    Hürmüz Boğazı’nda 1900 gemi mahsur durumda

    ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı ortak saldırılar ve İran’ın misilleme olarak Hürmüz Boğazı’nı bu ülkelerle bağlantılı ticari gemilere fiilen kapatmasının ardından, Boğaz’da trafik durma noktasına geldi. Hürmüz Boğazı’ndan geçmek üzere bölgede bulunan ancak söz konusu ülkeler arasındaki gerilim nedeniyle geçiş yapamayan gemiler, özellikle Basra Körfezi başta olmak üzere Boğaz’ın çevresinde mahsur kaldı. Gemilerin çoğu açıkta demirledi.

    İran, ABD-İsrail dışındaki ülkelerin, “İran’a karşı saldırgan eylemlere katılmamaları veya bunları desteklememeleri ve ilan edilen güvenlik ve emniyet düzenlemelerine tam olarak uymaları koşuluyla” Hürmüz Boğazı’ndan geçebileceklerini duyurdu.

    İran Silahlı Kuvvetlerinin savaşı yürüten birimi Hatemu’l Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü Yarbay İbrahim Zülfikari ise dün, Hürmüz Boğazı’nın durumunun eskisine dönmeyeceğini, boğazlardan geçiş kurallarını yeniden belirlediklerini açıkladı. Zülfikari, “Bu kurallar oldukça açıktır. (ABD ve İsrail) bağlantılı hiçbir unsurun geçiş hakkı yoktur. Boğazdan kimin geçip geçmeyeceğine biz karar veririz.” ifadelerini kullandı.

    Anlık gemi takip şirketi MarineTraffic’ten edinilen verilerden derlediği bilgilere göre, 20-22 Mart itibarıyla Hürmüz Boğazı çevresinde hareket edemeyen yaklaşık 1900 gemi bulunuyor.

    Bunun 324’ünü dökme yük gemileri, 315’ini petrol/kimyasal ürün, 267’sini petrol ürünleri ve 211’ini ham petrol tankerleri oluşturuyor. Veri analitik şirketi Vortexa’nın verilerine göre, bölgede mahsur kalan tankerlerde yaklaşık 190 milyon varil ham petrol ve petrol ürünü bulunuyor.

    Bölgede 177 genel kargo gemisi, 174 konteyner gemisi, 98 LPG gemisi, 42 asfalt/bitüm gemisi, 37 ağır yük taşıyıcı gemisi, 34 LPG/kimyasal tankeri bulunurken, kalan kısmını Ro-Ro yük gemileri, yakıt ikmal tankerleri ve ağır kaldırma gemileri gibi diğer türler oluşturuyor.

    Dünyanın en büyük konteyner taşımacılık şirketlerinden Almanya merkezli Hapag-Lloyd’un paylaştığı açıklamada, devam eden gerilim nedeniyle şirketin 6 gemisinin Basra Körfezi’nde hareket edemediği bilgisi paylaşıldı.

    NAVLUN FİYATLARI ARTIYOR, ALTERNATİF KAYNAKLAR YETERSİZ

    Baltık ve Uluslararası Denizcilik Konseyi (BIMCO) Deniz Taşımacılığı Analiz Müdürü Filipe Gouveia, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nda trafiğin durma noktasına gelmesinin denizcilik piyasaları ve navlun fiyatları üzerindeki etkisinin farklı etkenlere göre değişeceğini söyledi.

    Bu kapsamda yakıt fiyatlarının nasıl gelişeceği, Boğaz’ın fiilen kapanmasının süresi ve İran’ın bölgeden geçmesine izin verdiği gemi sayısının belirleyici olabileceğini dile getiren Gouveia, bölgedeki gerilimin navlun fiyatlarına yansıdığını kaydetti.

    Gouveia, bu artışın özellikle ham petrol ve petrol ürün tankerlerini kapsayan tanker piyasasında belirgin olduğuna işaret ederek, “27 Şubat-20 Mart’ta Baltık Kirli Tanker Endeksi yüzde 49, Baltık Temiz Tanker Endeksi yüzde 78 yükseldi. Konteyner piyasasında da navlun fiyatları arttı. Bu durum, yakıt maliyetlerindeki sıçramadan kaynaklanırken, hat operatörlerinin acil yakıt ek ücretleri açıklaması da fiyatları artırmada etkili oldu.” ifadelerini kullandı.

    Normal koşullarda küresel deniz petrol ihracatının yüzde 30’u, kuru yük taşımacılığının yüzde 4’ü ve konteyner hacminin yüzde 3’ünün Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini anımsatan Gouveia, Basra Körfezi ihracatının yalnızca bir kısmının alternatif kaynaklarla ikame edilebileceğini ve alternatif kara yollarının bölgenin normal kargo hacmini karşılayacak yeterli kapasiteye sahip olmadığını kaydetti.

    Gouveia, bölgede mahsur halde olan gemilere ilişkin, “Dünyadaki tanker filosunun yaklaşık yüzde 5,5 ile konteyner ve kuru yük filolarının yüzde 1,5’inin Basra Körfezi içinde olduğunu tahmin ediyoruz.” dedi. >>>AA

  • A Millilerimizden güzel galibiyet

    A Millilerimizden güzel galibiyet

    A Milli Futbol Takımı, 2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri play-off turu yarı finalinde ağırladığı Romanya’yı 1-0 yenerek play-off turu finaline yükseldi.

    1. dakikada mücadelenin ilk önemli gol pozisyonunu Romanya yakaladı. Bancu’nun soldan ortasında ceza sahası içinde topla buluşan Hagi, vuruşunu yaptı. Meşin yuvarlak, İsmail Yüksek’e çarparak kornere çıktı.
    2. dakikada A Milli Futbol Takımı gole yaklaştı. Sol kanatta Ratiu’dan topu kapan Kenan Yıldız, ceza sahasına girdikten sonra Arda Güler’i gördü. Arda’nın ceza yayı önünde bekletmeden çıkardığı şutta meşin yuvarlak üstten auta gitti.
    3. dakikada A Milli Futbol Takımı öne geçti. Arda Güler’in sağdan uzun ve şık pasına hareketlenen Ferdi Kadıoğlu, ceza sahası içinde topu kontrol ettikten sonra kaleci Radu ile karşı karşıya kaldı. Ferdi’nin altıpasın önünden yaptığı vuruşta meşin yuvarlak filelere gitti: 1-0.
    4. dakikada Man’ın sağdan ortasında arka direkte Mihaila, topu kafayla kale sahası önüne indirdi. Abdülkerim Bardakcı’nın uzaklaştırmak istediği meşin yuvarlak, ceza sahası solunda Hagi’nin önünde kaldı. Bu futbolcunun yerden sert şutunda, top yan ağlarda kaldı.
    5. dakikada ay-yıldızlılar ikinci gole yaklaştı. Ferdi’nin pasında topla buluşan Kenan Yıldız’ın ceza sahası sol çaprazından yaptığı vuruşta meşin yuvarlak üst direğe çarparak auta çıktı.
    6. dakikada Romanya’nın sağdan kullandığı kornerde savunmanın uzaklaştırmak istediği top, ceza sahası sağ çaprazında Mihaila’nın önünde kaldı. Bu oyuncunun uzak köşeye yaptığı vuruşta meşin yuvarlak direkten döndü.

    Türkiye, karşılaşmayı 1-0 kazanarak adını Dünya Kupası Elemeleri’nde play-off turu finaline yazdırdı.

    2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri play-off turu yarı final maçında A Milli Futbol Takımı ile Romanya, Tüpraş Stadı’nda karşılaştı. Bir pozisyonda Türkiye A Milli Takımı oyuncusu Kenan Yıldız (sağda) ile Romanya Milli Takımı oyuncusu Andrei Rațiu (sağda) mücadele etti. ( Hakan Akgün – Anadolu Ajansı )

    VİNCENZO MONTELLA: FUTBOLCULARIMIZ, ÇOK OLGUN BİR MAÇ OYNADI2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri’nde Romanya’yı 1-0 mağlup ederek play-off turu finaline yükselen A Milli Futbol Takımı’nda teknik direktör Vincenzo Montella, sabırlı ve olgun oynayarak istediklerini sahaya yansıttıklarını söyledi. İtalyan teknik adam, Tüpraş Stadı’nda oynanan karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Sergiledikleri performanstan dolayı memnun olduğunu belirten Montella, “İlk yarıda rakip geriye yaslandığında derin koşulara ihtiyacımız vardı. İkinci yarıda bunu uygulamaya gayret ettik. Futbolcularımız, çok olgun bir maç oynadı. Bazen bu tip maçlarda sabırsız olabilirsiniz. Hiçbir zaman mesafeleri açmadık ve olgun kaldık. İstediğimizi elde ettik. Mesafeleri hiç kaybetmeden oynadığımız için çok mutlu ve gururluyum.” ifadelerini kullandı.

    Dünya Kupası’na son bir adım kaldığını aktaran Vincenzo Montella, “Tam konsantreyiz. Finalde, bu maçtan fazlasına ihtiyacımız olacak. Başarmak istiyoruz. Dünya Kupası’na uzun yıllardır katılamıyoruz. Hedefimiz ve hayalimiz Dünya Kupası’na katılmak. İnşallah bunu başararak herkesi mutlu edebiliriz.” diye konuştu. Tüpraş Stadı’nı dolduran taraftarlara destekleri için teşekkür eden İtalyan çalıştırıcı, “Burada göreve başladığımda ilk başta soğukluk vardı. Şu an milli takıma çok büyük bir sevgi var. Bunu, futbolcularımız ortaya koydukları yürekle başardı.” şeklinde görüş belirtti.

    Romanya Milli Takımı Teknik Direktörü Mircea Lucescu ile ilgili de görüşlerini paylaşan Vincenzo Montella, şunları kaydetti: “Onunla çok anım var. 35 yaşında teknik direktörlüğe başladığımda Shakhtar’a karşı oynamıştık. Milan’da görev yaptığım dönemde Hakan Çalhanoğlu’nu görmeye gelirdi. Çok büyük saygı ve sevgi beslediğim bir hoca. Kariyerini konuşmaya gerek yok. Maçtan sonra görüşmek güzel bir anı oldu. İyi bir insan. Kendisini yenebildiğim için de çok mutluyum.” Son olarak Beşiktaş’ta forma giyen milli futbolcu Orkun Kökçü’yü ilk 11’de tercih etmemesiyle ilgili bir soruyu yanıtlayan Montella, “Orkun’u ne kadar çok sevdiğimizi kendisi de biliyor. İlişkimiz inanılmaz güzel. Kendisinin formda olduğunu biliyorum. Bu seçimi yaparken zorlandım. Hoca olarak kendi konfor alanım için çalışmıyorum, takıma gerektiği şekilde çalışıyorum. Bu maçta İsmail Yüksek gibi özellikleri olan bir oyuncuya ihtiyacımızın olduğuna inandığım için İsmail’i oynattım. Hoca olarak her zaman takımın iyiliğini düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

    HAKAN ÇALHANOĞLU: BU MUTLULUĞU KAYBETMEK İSTEMİYORUZ

    A Milli Futbol Takımı’nın kaptanı Hakan Çalhanoğlu, 2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri’nde Romanya’yı 1-0 yenerek play-off turu finaline yükselmeleriyle ilgili, “Bu mutluluğu kaybetmek istemiyoruz, hem kendimize hem de milletimize devamını yaşatmak istiyoruz.” dedi.

    Tüpraş Stadı’nda oynanan karşılaşmanın ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Hakan Çalhanoğlu, ilk maçı atlattıkları için çok mutlu olduklarını söyleyerek sözlerine başladı.

    Üzerlerinde bir yük olduğunu ve bunu hissettiklerini dile getiren 32 yaşındaki futbolcu, “Herkes 24 yıl sonra Dünya Kupası’na katılmak istiyor. Aynı şekilde biz de öyle. Bu maçı atlattığımız için çok mutluyuz. Son maç kaldı. İnşallah o maça da iyi hazırlanacağız. Şu an en önemlisi iyi dinlenmek, iyi hazırlanmak. Zaten şimdi Riva’ya gittiğimizde rakibi analiz edeceğiz. Çok mutluyuz ama daha henüz bir şey bitmedi.” ifadelerini kullandı.

    Teknik direktör Vincenzo Montella’nın Romanya maçının kolay olmayacağını söylediğini hatırlatan deneyimli oyuncu, “Herkesin beklentisi 3-0, 4-0’dı ama öyle bir maç olmayacağını biz de biliyorduk. Romanya Milli Takımı, iyi bir takım. Eski hocamız orada çalışıyor, her oyuncuyu tanıyor. Sabırlıydık, oyunun kontrolü her zaman bizdeydi. Takım motive ve herkes pozitif. Soyunma odasındaki durum da çok güzel, her zamanki gibi. Zaten çoğu şeyi görüyorsunuz, aynı şekilde devam ediyoruz. Bu mutluluğu kaybetmek istemiyoruz, hem kendimize hem de milletimize devamını yaşatmak istiyoruz.” açıklamasında bulundu.

    A Milli Futbol Takımı’nın formasını 103. kez giyerek bu anlamda milli formayı en çok giyen 3. futbolcu olmasıyla ilgili de konuşan Hakan Çalhanoğlu, şunları söyledi: “Milli takım sürecinde emeği geçen herkese, hocalarıma, abilerime teşekkür etmek istiyorum. 103. milli maçımı yaptığım için çok mutluyum, çok da gururluyum. İnşallah daha niceleri olur. Tek hedefim kaptan olarak Dünya Kupası’na katılmak. Milli takımdaki tek eksiğim de bu. İnşallah nasip olur. Takım arkadaşlarıma teşekkür etmek istiyorum, tüm kardeşlerimin eline, ayağına, yüreğine sağlık. Hepsi bana yardımcı oluyor. İnşallah katılırsak güzel bir turnuva olacağına inanıyorum. Çünkü Avrupa Şampiyonası’nda da güzel bir turnuva yaşadık. Oraya katılalım, ondan sonrasına bakarız.”

    BAKAN BAK: İNŞALLAH SALI GÜNKÜ MAÇI DA GEÇİP 24 YIL SONRA DÜNYA KUPASI’NA KATILACAĞIZ

    Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, karşılaşmanın ardından basın mensuplarına yaptığı açıklamada, sporcuları tebrik etti. Milli takımın Türk milletini sevindirdiğinin altını çizen Bak, “Bu işler adım adım. Slovakya-Kosova maçının galibini bekleyeceğiz. Genç bir jenerasyonumuz var. Çok formda oyuncularımız var. Bu da milli takıma yansıyor. Bugün Romanya biraz kapandı. Çok tempolu bir maç olmadı belki ama netice önemli. İnşallah salı günkü maçı da geçip 24 yıl sonra Dünya Kupası’na katılacağız. Buna yürekten inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın maçın ardından telefon açtığını belirten Bakan Osman Aşkın Bak, şöyle konuştu: “Sayın Cumhurbaşkanımız futbolu çok yakından takip ediyor. Biraz önce de aradı, hocayı ve futbolcuları tebrik etti. Duyduğu sevinci ifade etti. Futbol, kitleleri hareketlendiren önemli bir olgu. Grupta da iyi işler yaptık, Uluslar Ligi’nde de iyi işler yaptık. Daha çok sevindireceklerine inanıyoruz. Dünya Kupası’na katılıp orada da iyi işler yapacaklarına inanıyoruz. Sporcular ve teknik direktörümüz Cumhurbaşkanımızı bir sonraki maça davet etti. İnşallah güzel bir neticeyle Dünya Kupası’na gideriz. Buna yürekten inanıyoruz. Başkanımız sporcularla çok yakından ilgileniyor. Ortaya koyduğu tablo bizleri gururlandırıyor. Basketbolda, voleybolda güzel sonuçlar yaşadık, inşallah bu yıl da futbolda başarı yakalayıp 24 yıl sonra Dünya Kupası’na gitmeyi arzuluyoruz. Bu jenerasyonun daha iyi işler yapacağına inanıyoruz. Ama daha bitmedi. Salı günü kazanarak Dünya Kupası’na gideceğiz. Bu çocuklara bu başarı yakışır, bu millete bu yakışır. Her şey güzel ve güçlü Türkiye için.”

    HACIOSMANOĞLU: BİR ADIM SONRA HEDEFİMİZE ULAŞACAĞIZ

    Zor bir maçı geride bıraktıklarını söyleyen Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu ise Romanya’nın karşılaşma boyunca kapandığını ancak usta ayakların kilidi açtığını belirtti. Dünya Kupası’na gideceklerine en başından bu yana inandıklarını dile getiren Hacıosmanoğlu, “Orada da güzel işler yapacağız. Ama temkinli olmak lazım. Son maçımızı almak istiyoruz. Tarihin en karakterli kadrosu. Aile ortamı kurduğu için hocaya teşekkür ediyorum. Bir adım sonra hedefimize ulaşacağız. Kongreye 12 gün kala 9 yaşındaki kızım ‘Futbolun başına geç, dünya şampiyonu olalım.’ dedi. Son gidişimizde 3. olmuştuk. Bir bakmışsınız kupanın sapından tutup ABD’den dönüyoruz. Cenab-ı Allah nasip etsin. Bu çocuklar hak ediyor. Orada da güzel işler yapacaklardır.” açıklamasında bulundu.

    LUCESCU: SAVUNMADA YAPTIĞIMIZ BİR HATA MAĞLUBİYET YAŞAMAMIZA SEBEP OLDU

    2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri play-off turu yarı finalinde Türkiye’ye 1-0 yenilen Romanya’da milli futbol takımı teknik direktörü Mircea Lucescu, savunmada yaptıkları bir hata nedeniyle hak etmedikleri bir mağlubiyet yaşadıklarını söyledi. Rumen teknik adam, Tüpraş Stadı’nda oynanan müsabakanın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Türkiye’ye karşı iyi savunma yapmaya çalıştıklarını belirten Lucescu, “Çok dengeli bir maç oldu. Savunmada yaptığımız bir hata, hak etmediğimiz mağlubiyet yaşamamıza sebep oldu. Maçı kaybettiğimiz ve devam edemediğimiz için çok üzülüyorum. Bir pozisyonumuz direkten döndü. Bir pozisyonda da Hagi daha dikkatli olsa ve ayak içi vursa gol olabilirdi.” ifadelerini kullandı. Türk futbolunun iyi bir dönemden geçtiğini aktaran Mircea Lucescu, “Bu takımı görev yaptığım dönemde inşa ettim ve gençleştirdim. Bazı sonuçları alamadım, feda ettik. Ancak Türkiye şimdi bunların karşılığını alarak başarılı sonuçlar almaya başladı. Türkiye’yi çok beğeniyorum. İyi bir teknik direktörleri var. Türkiye’ye çok iyi yabancılar geldi. Bu isimler Türk oyunculara da örnek oldu.” diye konuştu. >>>AA

  • Dünya Kupası’nda yarı final maçları tamamlandı

    Dünya Kupası’nda yarı final maçları tamamlandı

    Avrupa kıtasından Dünya Kupası’na katılacak son ülkelerin belirleneceği play-off etabında oynanan 8 maçın ardından finale kalan takımlar belli oldu. A Milli Futbol Takımı, sahasında Romanya’yı 1-0 yenerek adını finale yazdırdı. Kosova ise deplasmanda Slovakya’yı 4-3 mağlup etti ve finalde ay-yıldızlılar ile eşleşti. Türkiye ve Kosova’nın yanı sıra İtalya, İsveç, Polonya, Danimarka, Bosna Hersek ve Çekya finale yükseldi.

    Play-off yarı finallerinde alınan sonuçlar şöyle:

    Türkiye-Romanya: 1-0

    Slovakya-Kosova: 3-4

    İtalya-Kuzey İrlanda: 2-0

    Galler-Bosna Hersek: 1-1 (Penaltılarla 2-4)

    Ukrayna-İsveç: 1-3

    Polonya-Arnavutluk: 2-1

    Danimarka-Kuzey Makedonya: 4-0

    Çekya-İrlanda Cumhuriyeti: 2-2 (Penaltılarla 4-3)

    PLAY-OFF TURU FİNAL EŞLEŞMELERİ

    2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri’nde play-off turu final eşleşmeleri şu şekilde oluştu:

    Bosna Hersek-İtalya

    İsveç-Polonya

    Kosova-Türkiye

    Çekya-Danimarka

    Play-off etabında final karşılaşmaları, 31 Mart’ta yapılacak. Milliler, final maçını deplasmanda oynayacak. Final maçlarını kazanan 4 ülke, Dünya Kupası bileti alacak. ABD, Meksika ve Kanada’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek 2026 FIFA Dünya Kupası, 11 Haziran-19 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek. >>>AA

  • Tarım Orman Bakanlığı’na bağlı kurumlar koordinasyon toplantısında buluştu

    Tarım Orman Bakanlığı’na bağlı kurumlar koordinasyon toplantısında buluştu

    Toplantıya Afyonkarahisar İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Devlet Su İşleri (DSİ) 18. Bölge Müdürlüğü, Orman İşletme Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Milli Parklar 5. Bölge Müdürlüğü Afyonkarahisar Şube Müdürlüğü, Toprak Mahsulleri Ofisi Afyonkarahisar Başmüdürlüğü, Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Merkezi ile TKDK Afyonkarahisar İl Koordinatörlüğü temsilcileri katıldı.

    Bakanlığa bağlı taşra birimlerinin yer aldığı toplantıda, kurumlar arası iş birliği çerçevesinde yürütülebilecek çalışmalar ele alındı. Mevcut faaliyetlerin değerlendirildiği toplantıda, önümüzdeki süreçte yapılacak çalışmalar hakkında da görüş alışverişinde bulunuldu.>>>Mustafa BAYER 

  • BAHARIN NEŞESİ SUZAN KARDEŞ’İN ŞARKILARIYLA CSO ADA ANKARA’YA GELİYOR

    Türk müziğinin sevilen ismi Suzan Kardeş, 30 Mart 2026 Pazartesi akşamı saat 20.00’de CSO Ada Ankara Ziraat Bankası Ana Salon’da sahne alacak. “Suzan Kardeş’le Bahar’a Davet” başlığıyla düzenlenecek olan konser, baharın enerjisini ve neşesini müzikseverlerle buluşturacak.

    Sanatçı, geceye özel hazırladığı zengin repertuvarı ve profesyonel orkestrası eşliğinde dinleyicilerine unutulmaz bir deneyim yaşatacak. Konser programı; Balkan ezgilerinden Yeşilçam klasiklerine, Türkçe poptan sanat müziğine ve arabesk eserlerden hareketli 9/8’lik ritimlere kadar geniş bir yelpazeyi kapsayacak. Etkileyici sahne performansı ve samimi iletişimiyle tanınan Suzan Kardeş, gece boyunca konuklarına eğlence dolu dakikalar yaşatacak.

    BİLET FİYATLARI:

    VIP: 2.400 TL

    1. Kategori: 1.900 TL
    2. Kategori: 1.700 TL
    3. Kategori: 1.500 TL
    4. Kategori: 1.300 TL
    5. Kategori: 1.100 TL

    Detaylı bilgi için; https://csoadaankara.gov.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

    Biletler; ‘biletinial.com’ adresi, ‘SanatCepte’ uygulaması ve CSO Ada Ankara fuaye alanındaki Biletinial gişesi üzerinden temin edilebilir.

    The post BAHARIN NEŞESİ SUZAN KARDEŞ’İN ŞARKILARIYLA CSO ADA ANKARA’YA GELİYOR first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Nefes darlığı şikayeti yaşayan bir kişi sebebini buldu!

    Nefes darlığı şikayeti yaşayan bir kişi sebebini buldu!

    📶https://kanal3.com.tr/
    Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Ederek Son Dakika Haberleri Alabilirsiniz;
    İnstagram : https://www.instagram.com/kanal3tv
    Facebook : https://www.facebook.com/kanal3tv
    X: https://x.com/kanal3tv
    Telegram : https://t.me/kanal3_tv
    Whatsapp : https://whatsapp.com/channel/0029VaFDm2rEKyZKvlSELq17
    Next : https://sosyal.teknofest.app/@kanal3tv

    #Kanal3AnaHaber #Kanal3Haber #Kanal3

    The post Nefes darlığı şikayeti yaşayan bir kişi sebebini buldu! first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Duru Nayman kimdir? Yaşı, boyu ve kariyeri…

    İşte Duru Nayman hakkında merak edilen tüm detaylar:

    Duru Nayman Kimdir, Kaç Yaşında ve Nereli?

    Duru Nayman, sporcu bir aile yapısı ve disipliniyle yetişmiş bir isimdir:

    • Doğum Tarihi: 1 Şubat 2005

    • Yaşı: 2026 yılı itibarıyla 21 yaşındadır.

    • Doğum Yeri: İstanbul

    • Boyu: Yaklaşık 1.70 m

    Duru Nayman Hangi Takımda Oynuyor?

    Basketbol kariyerine İstanbul’un köklü kulüplerinde yön veren Duru Nayman’ın kariyer yolculuğu şu şekildedir:

    • Altyapı: Basketbola Fenerbahçe altyapısında başladı ve burada temel eğitimini aldı.

    • Güncel Takımı: Kariyerine Galatasaray Kadın Basketbol Takımı‘nda devam etmektedir.

    • Forma Numarası: Galatasaray’da 23 numaralı formayı giymektedir.

    Arda Güler ile Olan Birlikteliği

    Duru Nayman, Arda Güler’in Fenerbahçe’den Real Madrid’e transfer olduğu süreçte ailesiyle birlikte Madrid’e giderek genç yıldıza destek olmuştu. İkilinin sade ve gözlerden uzak yaşamayı tercih ettikleri ilişkileri, hayranları tarafından takdirle karşılanıyor. Duru Nayman, sık sık Madrid’deki maçlarda tribündeki yerini alarak Arda Güler’e destek vermeye devam ediyor.

    The post Duru Nayman kimdir? Yaşı, boyu ve kariyeri… first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Suça sürüklenmiş çocuk sözü tarih mi oluyor? Bundan sonra Anne-Baba düşünsün!

    Suça sürüklenmiş çocuk sözü tarih mi oluyor? Bundan sonra Anne-Baba düşünsün!

    Ailelerin sorumluluğu artık yasal bir zorunluluk olacak

    Mevcut yasalar çerçevesinde çocukların işlediği suçlarda ailelere yönelik yaptırımlar sınırlı kalırken, yeni düzenleme ile bu sorumluluk hapis cezasına kadar uzanabilecek. Özellikle çocukların organize suç örgütlerine karışması, uyuşturucu ticareti veya ağır asayiş olaylarında yer alması durumunda, ailenin ihmali olup olmadığı titizlikle incelenecek. İhmali tespit edilen anne ve babalar için belirli sürelerle hapis ve ağır para cezaları öngörülüyor.

    Eğitim ve rehabilitasyon şartı geliyor

    Düzenlemenin sadece cezalandırma odaklı olmadığı, aynı zamanda önleyici tedbirleri de kapsadığı belirtiliyor. Suç kaydı bulunan çocukların ailelerine zorunlu ebeveynlik eğitimleri ve psikolojik destek programları getirilecek. Bu programlara katılım sağlamayan veya denetim görevini kasten yerine getirmeyen aileler için hapis yolu açılmış olacak.

    Uzmanlar ikiye bölündü

    Yeni yasal düzenleme hukukçular ve sosyologlar arasında farklı tartışmalara yol açtı:

    • Destekleyenler: Aile bağlarının güçleneceğini ve ailelerin çocuklarının çevresi üzerinde daha sıkı denetim kuracağını savunuyor.

    • Eleştirenler: “Suçun şahsiliği” ilkesine aykırı olabileceğini ve zaten parçalanmış ailelerde durumun daha da karmaşık hale gelebileceğini belirtiyor.

    Yürürlük tarihi ve uygulama süreci

    Taslağın önümüzdeki günlerde Meclis Başkanlığı’na sunulması ve komisyon görüşmelerinin ardından Genel Kurul’da oylanması bekleniyor. Düzenlemenin yasalaşması halinde, Türkiye genelindeki çocuk mahkemelerinde görülen davalarda ailelerin sosyal inceleme raporları belirleyici bir rol oynayacak.>>>HABER MERKEZİ 

  • Akaryakıtta indirim sevinci kısa sürdü, Tabela yeniden değişiyor!

    Akaryakıtta indirim sevinci kısa sürdü, Tabela yeniden değişiyor!

    Tabela yeniden değişiyor

    Sektör kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Brent petrol fiyatlarındaki dalgalanma ve döviz kurundaki hareketlilik, pompa fiyatlarına artış olarak yansıyacak. Beklenen zammın uygulanması halinde, motorinin litre fiyatı birçok ilde tarihi seviyelere ulaşacak.

    Güncel ve beklenen fiyatlar (Tahmini)

    Yapılacak zammın ardından büyükşehirlerdeki tahmini pompa fiyatları şu şekilde oluşacak:

    Şehir Mevcut Fiyat (Litre) Zamlı Tahmini Fiyat (Litre)
    İstanbul ~68,63 TL ~74,86 TL
    Ankara ~69,76 TL ~75,99 TL
    İzmir ~70,03 TL ~76,26 TL

    Savaşın gölgesinde enerji krizi

    ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonları ve Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizlik, küresel petrol arzını sekteye uğratıyor. Uzmanlar, bölgesel çatışmaların devam etmesi durumunda akaryakıt fiyatlarındaki bu dalgalanmanın sürebileceği ve motorin fiyatlarının bazı bölgelerde 80 TL eşiğini zorlayabileceği konusunda uyarıyor.>>>HABER MERKEZİ 

  • Kosova – Türkiye maçı nerede oynanacak? Maç ne zaman?

    İşte eşleşmenin detayları ve final rotası:

    Kosova Nasıl Kazandı?

    Slovakya’nın Bratislava kentinde oynanan maç tam bir heyecan fırtınasına sahne oldu. Kosova, maçta iki kez geriye düşmesine rağmen pes etmedi. Kosova’ya galibiyeti getiren golleri Veldin Hodza, Fisnik Asllani, Florent Muslija ve Kreshnik Hajrizi kaydetti. Slovakya’nın 90+3’teki golü yetmedi ve Kosova sahadan 4-3’lük zaferle ayrıldı.

    Final Maçı Ne Zaman ve Nerede?

    Statü gereği play-off finali tek maç üzerinden ve önceden belirlenen kura dahilinde oynanacak:

    • Tarih: 31 Mart 2026 Salı

    • Yer: Kosova (Deplasman)

    • Önem: Bu maçı kazanan takım, 2026 Dünya Kupası’na katılan ülkelerden biri olacak.

    Play-Off Final Eşleşmeleri Tamamlandı

    Dünya Kupası’na gidecek son 4 ülkeyi belirleyecek final eşleşmeleri şu şekilde oluştu:

    • Kosova – Türkiye

    • Bosna Hersek – İtalya

    • İsveç – Polonya

    • Çekya – Danimarka

    The post Kosova – Türkiye maçı nerede oynanacak? Maç ne zaman? first appeared on Kanal 3 Tv.

  • İran’da sarsıcı gelişme: Hamaney’in son görüntüleri paylaşıldı

    İran’da sarsıcı gelişme: Hamaney’in son görüntüleri paylaşıldı

    Ofis kamerasından son kayıt

    Yayınlanan karelerde Hamaney’in çalışma ofisinde Kur’an-ı Kerim okuduğu görülüyor. Görüntüde ayrıca ofis duvarında Ayetullah Humeyni ve Kasım Süleymani’ye ait fotoğrafların yer alması dikkat çekiyor. İran basını, bu kaydı “şehadetten önceki son anlar” olarak nitelendirirken, görüntüler sosyal medyada kısa sürede milyonlarca kişi tarafından paylaşıldı.

    Saldırıda çok sayıda üst düzey isim öldürüldü

    28 Şubat’ta Tahran’daki konutuna düzenlenen ve 30’dan fazla füzenin kullanıldığı belirtilen saldırıda, sadece Hamaney değil, İran yönetiminin en kritik isimleri de hayatını kaybetmişti. Öldürülenler arasında şu isimler yer alıyor:

    • Ali Laricani: Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Başkanı

    • Ali Şemhani: Savunma Konseyi Başkanı

    • Abdürrahim Musevi: Genelkurmay Başkanı

    • Muhammed Pakpur: Devrim Muhafızları Kara Kuvvetleri Komutanı

    İran’da 40 günlük yas ve yeni lider

    Hamaney’in ölümünün ardından İran’da 40 günlük ulusal yas ve 7 günlük resmi tatil ilan edildi. Ülkenin yeni dini lideri olarak ise Hamaney’in oğlu Mücteba Hamaney’in göreve getirildiği bildirildi. Bölge ülkelerindeki ABD üslerine yönelik misilleme saldırıları devam ederken, İran kanadından “intikamın acı olacağı” yönündeki açıklamalar gerilimi en üst seviyede tutuyor.

    Dünya liderlerinden tepkiler

    ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada operasyonu “adaletin yerini bulması” olarak tanımlarken; İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan saldırıyı “büyük bir suç” olarak niteleyerek karşılıksız kalmayacağını yineledi. Piyasalar ise Orta Doğu’daki bu tarihi kırılmanın ardından altın ve petrol fiyatlarındaki sert dalgalanmalarla güne başladı.>>>HABER MERKEZİ 

  • Uşak Belediye Başkanı hangi partiden? Başkan gözaltına alındı!

    İşte 27 Mart 2026 sabahı gerçekleştirilen operasyonun tüm detayları ve savcılık dosyasındaki çarpıcı iddialar…

    Operasyonun Kapsamı ve Gözaltılar

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla harekete geçen emniyet güçleri, sabah saatlerinde 3 ilde operasyon başlattı. Aralarında Cumhuriyet Halk Partisi Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın da bulunduğu toplam 11 kişi gözaltına alındı. Suçlamaların arasında Rüşvet, İrtikap ve İhaleye Fesat Karıştırma yer alıyor.

    “Ya Ortaklık Ya İptal”

    Savcılığın yürüttüğü teknik ve fiziki takip sonucunda ortaya çıkan iddialar oldukça ciddi… Belediye ihalelerinde şirketler üzerinden çift faturalandırma yapıldığı ve oluşan farkın “rüşvet” olarak tahsil edildiği öne sürülüyor. İhaleyi alacak şirketlere, kurulacak işletmelerde Belediye Başkanı’nın aile üyelerine ortaklık payı verilmesi yönünde baskı yapıldığı iddia ediliyor. Pay verilmeyen şirketlerin ihalelerinin iptal edildiği de dosyada yer alıyor. Başkan Yalım’ın bazı taşınmazlarını ve mal varlıklarını dikkat çekmemek amacıyla şoförünün üzerine devrettiği iddiaları da soruşturma birimleri tarafından inceleniyor.

    Soruşturma Sürüyor

    Gözaltına alınan 11 şüphelinin emniyetteki ifade işlemleri devam ediyor. Belediye binasında ve şüphelilerin ikametlerinde yapılan aramalarda dijital materyallere ve çok sayıda dokümana el konuldu. Özkan Yalım’ın İstanbul’a sevk edilmesi bekleniyor.

    The post Uşak Belediye Başkanı hangi partiden? Başkan gözaltına alındı! first appeared on Kanal 3 Tv.

  • İhanetin bedeli ağır oldu: Yeraltı dünyasında kartlar yeniden dağıtılıyor

    İhanetin bedeli ağır oldu: Yeraltı dünyasında kartlar yeniden dağıtılıyor

    Haydar Ali’den kartellere şah mat hamlesi

    Yeni bölümde, ailesinin katillerinin izini süren Haydar Ali (Deniz Can Aktaş), suç örgütleri arasındaki hassas dengeleri bozacak kritik bir karar aldı. Bu riskli hamle, sadece düşmanlarını değil, dost bildiği isimleri de saf değiştirmeye zorladı. Yeraltı dünyasında başlayan bu yeni savaşın galibinin kim olacağı merak konusu olurken, Bozkurt Hanoğlu (Uraz Kaygılaroğlu) ile olan gerilimi geri dönülemez bir noktaya ulaştı.

    Eski aşk, yeni düşman: Halide ve Haydar Ali karşı karşıya

    Dizinin en can alıcı noktası ise duygusal cephede yaşandı. Haydar Ali’nin geçmişte büyük bir aşkla sevdiği Halide (Devrim Özkan), artık en yakınındaki düşmanının eşi olarak karşısına çıktı. İhanet ve sadakat arasında sıkışan Halide’nin aldığı sürpriz karar, dizideki tüm dengeleri altüst etti. Kıskançlık ve hırsın gölgesinde kalan bu imkansız aşk, izleyicilere duygusal anlar yaşattı.

    Hanoğlu ailesinde sular durulmuyor

    Bozkurt Hanoğlu’nun liderliğindeki ailede ise iç hesaplaşmalar başladı. Sultan (Sümeyye Aydoğan) ve Ferhat (Ekin Mert Daymaz) arasındaki gizli çekişmeler, dışarıdan gelen tehditlerle birleşince Hanoğlu imparatorluğu çatırdamaya başladı. Yılmaz Doğan (Mehmet Yılmaz Ak)’ın karanlık planları ise gelecek bölümlerin çok daha kanlı geçeceğinin sinyallerini verdi.

    Yeraltı dizisi dev oyuncu kadrosu

    Başrollerini genç yeteneklerin paylaştığı yapımın güçlü kadrosu, karakter derinlikleriyle büyük beğeni topluyor:

    • Deniz Can Aktaş – Haydar Ali Aslan

    • Devrim Özkan – Halide Ceylan

    • Uraz Kaygılaroğlu – Bozkurt Hanoğlu

    • Sümeyye Aydoğan – Sultan Hanoğlu

    • Burak Sevinç – Merdan Hanoğlu

    • Mehmet Yılmaz Ak – Yılmaz Doğan>>>HABER MERKEZİ 

  • Feci kazadan acı haber: 21 yaşındaki Miray’dan kötü haber!

    Feci kazadan acı haber: 21 yaşındaki Miray’dan kötü haber!

    Ters yönden gelen motosikletle çarpıştılar

    Kaza, Bakırköy Cevizlik Mahallesi İstanbul Caddesi üzerinde yaşandı. Edinilen bilgilere göre, Türkmenistan uyruklu Maksut O. idaresindeki motosiklet, dönüş yapmak istediği sırada ters yönden geldiği iddia edilen Ramazan K.’nın kullandığı motosikletle çarpıştı. Çarpışmanın şiddetiyle motosikletin arkasında yolcu konumunda bulunan Miray Çakır yola savrularak park halindeki bir araca çarptı.

    20 günlük yaşam mücadelesi hastanede noktalandı

    Olay yerine gelen sağlık ekiplerince beyin kanaması teşhisiyle hastaneye kaldırılan genç kız, tam 20 gün boyunca yoğun bakımda tedavi gördü. 23 Mart günü hayatını kaybeden Miray Çakır’ın cenazesi, 24 Mart Salı günü Yeni Ayazağa Mezarlığı’nda gözyaşları içinde toprağa verildi. Kazadan kısa süre öncesine ait güvenlik kamerası görüntülerinde, Miray’ın erkek arkadaşıyla seyir halinde olduğu son anlar yürekleri burktu.

    BAKIRKÖY’DE RAMAZAN K.’NIN (19) KULLANDIĞI MOTOSİKLET, İDDİAYA GÖRE TERS YÖNDEN GELEN BİR BAŞKA MOTOSİKLETLE ÇARPIŞTI. KAZADA YOLA SAVRULAN SÜRÜCÜNÜN KIZ ARKADAŞI MİRAY ÇAKIR 20 GÜN SONRA HAYATINI KAYBETTİ. MOTOSİKLET SÜRÜCÜSÜ HAKKINDA SORUŞTURMA BAŞLATILDI. (İHA/İSTANBUL-İHA)
    Bakırköy’de iki motosikletin çarpıştığı kazada yaralanan sürücünün kız arkadaşı, 20 gün sonra hayatını kaybetti.

    Sürücünün 6 suç kaydı ortaya çıktı

    Kazanın ardından başlatılan soruşturma kapsamında, Miray’ın erkek arkadaşı olan motosiklet sürücüsü Ramazan K. gözaltına alınarak Bakırköy Adalet Sarayı’na sevk edildi. Yapılan incelemelerde sürücü Ramazan K.’nın geçmişte 6 ayrı suç kaydının bulunduğu belirlendi. Nöbetçi savcılıktaki işlemleri devam eden sürücünün, “taksirle ölüme neden olma” suçlamasıyla hakim karşısına çıkarılması bekleniyor.

    Motosiklet denetimleri artırılıyor

    Bakırköy ve çevresinde son dönemde artan motosiklet kazaları ve kurye trafiği üzerine emniyet güçlerinin denetimleri sıkılaştırdığı öğrenildi. Özellikle ters yön ihlalleri ve kask kullanımı konusundaki cezai işlemlerin Miray Çakır’ın vefatının ardından bölgede en üst seviyeye çıkarıldığı bildirildi.>>>İHA