Yazar: admin

  • Emirdağ’da genç beyinlerden çevreci atak!

    Emirdağ’da genç beyinlerden çevreci atak!

    Genç araştırmacılar doğa ve ekonomiyi masaya yatırdı

    Fizik Öğretmeni Sibel Altıntaş ve Kimya Öğretmeni Aslı Karataş’ın danışmanlığında hazırlanan proje, 9. sınıf öğrencilerinin yoğun emeğiyle şekillendi. Sunumda sadece ışık kirliliğinin nedenleri değil; bu kirliliğin doğal ekosistem, canlıların göç yolları ve insan sağlığı üzerindeki tahribatları da detaylıca ele alındı. Ayrıca yanlış aydınlatmanın enerji israfı ve ülke ekonomisi üzerindeki yükü bilimsel verilerle ortaya konuldu.

    EMİRDAĞ FEN LİSESİ’NDE ÖĞRENCİLERE ‘IŞIK KİRLİLİĞİ’ SUNUMU YAPILDI (ERTUĞRUL ALTINEL/AFYONKARAHİSAR-İHA)
    Afyonkarahisar Emirdağ Fen Lisesi’nde ‘Liselerde Bilim Uygulamaları (LBU)’ çerçevesinde sunumu yapılan ‘Işık kirliliğinin oluşma nedenleri’ projesi büyük ilgi gördü.

    İlçe Milli Eğitim Müdürü’nden öğrencilere destek

    Emirdağ İlçe Millî Eğitim Müdürü Gürkan Emeksiz’in de katılım sağladığı programda, öğrencilerin bilimsel bakış açısı takdirle karşılandı. Emeksiz, bu tür projelerin öğrencilerin akademik gelişiminin yanı sıra çevre bilinci yüksek bireyler olarak yetişmeleri noktasındaki önemine vurgu yaptı.

    EMİRDAĞ FEN LİSESİ’NDE ÖĞRENCİLERE ‘IŞIK KİRLİLİĞİ’ SUNUMU YAPILDI (ERTUĞRUL ALTINEL/AFYONKARAHİSAR-İHA)
    Afyonkarahisar Emirdağ Fen Lisesi’nde ‘Liselerde Bilim Uygulamaları (LBU)’ çerçevesinde sunumu yapılan ‘Işık kirliliğinin oluşma nedenleri’ projesi büyük ilgi gördü.

    Sürdürülebilir gelecek için çözüm yolları

    Öğrenciler hazırladıkları çalışmada ışık kirliliğini önlemek adına doğru aydınlatma teknikleri ve enerji tasarrufu sağlayacak akıllı sistemler hakkında somut öneriler sundular. Okul bünyesinde gerçekleştirilen bu etkinlik, sürdürülebilir yaşam konusunda okul genelinde büyük bir farkındalık oluşturdu.>>>İHA

  • Erzurum, Ardahan ve Kars’ta dondurucu soğuklar

    Erzurum’da, önceki gün yağan karın ardından soğuk hava etkili olmaya devam ediyor.

    Gece hava sıcaklığının sıfırın altında 8 derece ölçüldüğü kentte, yol ve kaldırımlarda buzlanma oluştu.

    Ev ve iş yerlerinin çatılarında buz sarkıtları oluşan kentte, bazı şadırvanlar buzla kaplandı.

    Belediye ekipleri, yol ve kaldırımlarda kar temizliğini sürdürüyor.

    Kar kalınlığının 42 santimetre ölçüldüğü kentte, son 24 saatte metrekareye 0,9 kilogram yağış düştü.

    Kars

    Kars’ta üç gündür aralıklarla devam eden kar, yaşamı olumsuz etkiliyor.

    Karla beyaza bürünen Fethiye Camisi ve çevresi güzel görüntü oluşturdu. Belediye ekipleri kaldırım ve yollarda kar temizleme çalışmasına devam ediyor.

    Soğuk havanın etkisiyle araç camları buz tuttu.

    Sarıkamış ilçesinde ise aralıklarla devam eden kar sonrası her taraf beyaza büründü. Sabah saatlerinde etkili olan kar yağışıyla sarıçam ormanları ve ağaçlar karla kaplandı.

    Soğuk havanın etkisiyle bina çatılarında buz sarkıtları oluştu. Karayolları 18. Bölge Müdürlüğüne bağlı ekipler, rotatif ve greyderlerle yol genişletme çalışması başlattı.

    Akyaka ilçesinde de kar yağışı ve soğuk hava etkili oldu.

    Ardahan

    Ardahan’da da soğuk hava etkisini sürdürüyor.

    Kentte hava sıcaklığı gece sıfırın altında 15 derece olarak kaydedildi.

    Soğuk hava nedeniyle yol ve kaldırımlarda buzlanma meydana geldi.

    Çatılarda buz sarkıtları oluştu.

    The post Erzurum, Ardahan ve Kars’ta dondurucu soğuklar first appeared on Kanal 3 Tv.

  • 5 saat önce aldığı otomobil Afyon yolunda yandı!

    5 saat önce aldığı otomobil Afyon yolunda yandı!

    Yol kenarına zor park etti

    Olay, Afyonkarahisar’ın İhsaniye ilçesine bağlı Yaylabağı beldesi mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, ismi henüz öğrenilemeyen sürücü, İstanbul’dan yeni aldığı aracıyla seyir halindeyken kaputtan dumanlar yükseldiğini fark etti. Soğukkanlılığını koruyarak aracı güvenli bir noktaya çeken sürücü, vakit kaybetmeden itfaiye ekiplerinden yardım istedi.

    Yarım saatlik müdahale aracı kurtarmaya yetmedi

    İhbar üzerine bölgeye hızla ulaşan itfaiye ekipleri, kısa sürede tüm aracı saran alevlere müdahale etti. Yaklaşık yarım saat süren yoğun çalışmanın ardından yangın tamamen söndürüldü ancak lüks otomobil tamamen yanarak kullanılamaz hale geldi. Sürücünün yeni aldığı aracının küle dönüşünü çaresiz gözlerle izlediği anlar çevredeki vatandaşları da hüzne boğdu.

    Amatör kameralara yansıyan o acı diyalog

    Yangın anında çevrede bulunan vatandaşlar tarafından cep telefonuyla kaydedilen görüntülerde, duyulan konuşmalar olayın vehametini bir kez daha ortaya koydu. Kayıtlarda, araç sahibinin otomobili daha 5 saat önce İstanbul’dan yeni teslim aldığı ve Afyonkarahisar’a girişi sırasında yangının başladığı yönündeki üzücü ifadeleri yer aldı.

    Soruşturma başlatıldı

    Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için jandarma ve itfaiye ekipleri tarafından inceleme başlatıldı. İlk belirlemelere göre yangının motor bölümündeki bir elektrik kontağından çıkmış olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.>>>İHA

  • İspanya Başbakanı Sanchez’in sosyal medyada Türk bayraklı paylaşımı: Türkiye’de yoğun ilgi gördü

    Sanchez, ABD merkezli X şirketinin sosyal paylaşım platformundaki hesabında, son dönemlerde kendisine büyük ilgi gösteren Türk sosyal medya kullanıcılarına selam gönderdi.

    İspanya’nın Kastilya ve Leon özerk yönetiminde 15 Mart’ta yapılacak yerel parlamento seçimleri öncesinde, lideri olduğu Sosyalist İşçi Partisinin (PSOE) Soria kentinde yaptığı mitingden “Türk bayraklı” bir görüntü paylaşan Sanchez, “Türk sosyal medya paylaşımcıları topluluğuna selamlar” diye yazdı.

    Sanchez, ABD ve İsrail’i Irak’a yönelik saldırılarından dolayı Avrupa’da en sert eleştiren siyasi lider olarak bilinirken, bu tavrı Türk kamuoyunda övgü almış, iki ülke basını da bunu ön plana çıkarmıştı.

    The post İspanya Başbakanı Sanchez’in sosyal medyada Türk bayraklı paylaşımı: Türkiye’de yoğun ilgi gördü first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Sergen Yalçın’dan Galatasaray derbisi sonrası sert sözler: Yaşanan bence bir facia

    Beşiktaş, Süper Lig’in 25’inci haftasında sahasında ağırladığı Galatasaray’a 1-0 mağlup oldu. Mücadelenin ardından düzenlenen basın toplantısında Beşiktaş Teknik Direktörü Sergen Yalçın açıklamalarda bulundu.

    Yalçın: Ligde bundan sonrasına bakacağız

    Ligde bundan sonraki maçlarına odaklanacaklarını söyleyen Sergen Yalçın, Galatasaray’ı tebrik ederek sözlerine başladı.

    Yalçın, “Öncelikle Galatasaray’ı tebrik ediyorum. İlk bölüm bizim için çok iyi geçmedi. İlk yarıyı çok iyi oynamadık. Rakip de iyi oynamadı. Bir kırmızı kart pozisyonu var. Onun haricinde gözümüze batan çok bir şey yoktu. İkinci yarıya iyi başladık ve kontrolü aldık. Rakip kırmızı kart gördü ve daha baskın bir oyun oynadık. Pozisyonlarımız vardı, şanssızlık da vardı. İç sahada derbi kaybetmek bizi üzüyor. Oyuncularımız da çok üzüldü. Şans faktörü de var. Bir taraf kazanabiliyor. Ligde bundan sonrasına bakacağız” ifadelerini kullandı.

    Yaşanan bence bir facia

    Derbideki hakem yönetimini eleştiren Yalçın, yaşananların Türk futbolu için büyük bir sorun olduğunu dile getirdi.

    Yalçın, “Maçı kaybetmemize hakem faktörüne bağlamak istemiyorum. Maçın 20’nci dakikasında Sane’nin bir pozisyonu var. Buna dünyada kırmızı kart vermeyecek hakem var mıdır? İkinci yarıda Rıdvan’a yaptığı hareket yüzde 50 hafifti. VAR’daki arkadaşlar hiç piyasada yoklar. Trabzon’da Bilal’in, Fenerbahçe maçında Orkun’un pozisyonunda varlar o arkadaşlar. Kimsenin böyle bir şeye ihtiyacı olmasın. Çıkalım oynayalım. Osimhen’in ikinci sarı kartı var. Bunu biz söylemiyoruz, kural söylüyor. Kural ‘Hakem düdük çaldıktan sonra oyunu devam ettirip topa vurunca sarı kart’ diyor. Çok da konuşulacak bir şey yok. Belki yenemezdik bilemiyorum. Hakemler ve VAR’daki arkadaşlar kuralları uygulamak için buradalar. Bizim adımıza üzücü değil. Biz pozisyonumuz gereği ligde yokuz. Bu Türk futbolunun geleceği için çok büyük bir sorun. Yaşanan bence bir facia. Bu oyun kurallarla oynanan bir oyun. Ama kurallar bana gelince başka öbür tarafa gelince başka olunca ikili diyaloglar ortaya çıkıyor. Trabzon’da Fenerbahçe’de beni 10 kişi bırakıyorsun. Türk futbolunun gittiği yer çok sağlıklı değil. Bunu üzülerek söylüyorum” sözlerini sarf etti.

    Galatasaray bizden daha oturmuş bir takım

    Galatasaray’ın kadro istikrarına dikkat çeken Yalçın, sarı-kırmızılı ekibin daha oturmuş bir takım olduğunu söyledi.

    Yalçın, “Galatasaray takımı bizden çok daha oturmuş bir takım. 3-4 senedir birlikte oynayan oyuncuları var. Biz daha yeni transfer süreci geçirdik. Biz yeni yapılanma döneminde bir camiayız. Bunu ben en doğru şekilde yapmaya çalışıyorum. Bu bir süreç olacak. Biz yavaş yavaş oturacağız gibi görünüyor. Önümüzdeki seneye daha güçlü, birlikte oynayabilen bir kadro kuracağız. Galatasaray zor maçlar oynuyor ve bu maçlara daha alışıklar. Haftaya da Şampiyonlar Ligi’nde başarılar diliyorum. Onlar hakem konusunda itiraz etmek için en son sırada” dedi.

    Oyuncuların mücadelesine yazık değil mi

    53 yaşındaki teknik adam, hakem kararlarının oyuncuların emeğini etkilediğini söyledi.

    Yalçın, “Hakem işin bambaşka tarafı. Oyunun ilk yarısında oyunu oturtamadık. Bire bir eşleşmelerde bize üstünlük sağladılar. İlk yarı bizim için boş geçti. Biz ikinci yarıya iyi başladık. Daha önde oynayalım mantığındaydık. Oyuncularla bu durumu konuştuk. Rakip takım kırmızı kart görüyorsa karşında oynayan takım seni zora sokuyor ki kart görüyorsun. İkinci yarı tek kale oynadık. Gol bulabilirdik. Son bölümde rakip takım yerden kalkmadı. Sürekli yerde yatan ve zaman geçiren oyuncular var. Çok normal 10 kişi oynuyorlar. Doğal olarak vakit geçirip maçı bitirmeye çalışıyorlar. Anlayışla karşılayacağımız şey hakemin yönetimi. Hakem arkadaşlar kuralları uygulayamıyorsa büyük bir sorun var demektir. Bu çok büyük bir yanlıştır Türk futbolu için. Televizyondan VAR’daki arkadaşlar şampiyonluğu, maçın kaderini etkileyebilir. Biz ‘Ne görüyorsan ver’ diyoruz. Sane’nin 20’nci dakikadaki kırmızı kart pozisyonuna uzaydaki hakem bile kırmızı kart verir. Kuralı uygulamıyor. Biz maçı kaybettik. Bu yüzden kaybettik demiyorum. Oyuncuların mücadelesine yazık değil mi? 5-6 tane oruç tutan oyuncu var. Yazık değil mi? Neden maç kaybedeyim? Geleceğimi neden etkiliyorsun? Bugünkü arkadaşlar işlerini doğru şekilde yapmadılar” dedi.

    Hakemin son dakikada atandığını biliyorum

    Sergen Yalçın, karşılaşmanın hakemi Ozan Ergün’ün son dakikada atandığını belirterek tecrübesiz bir hakemin böyle bir derbiyi yönetmesinin yanlış olduğunu savundu.

    Yalçın, “Hakemin son dakika atandığını biliyorum. Tecrübesiz bir hakem. Bu hatalarda kaybeden biziz. Rakip hiç kaybetmiyor. Samsun maçında hakem VAR çağırdı penaltı diye VAR’dan bakıp penaltıyı vermedi. Bunun örneği yok. Böyle nasıl oynayacağız. Hadi bu sene önemli değil seneye ne olacak? Biz böyle şampiyonluğa nasıl oynayacağız? Sonra hoca konuştu, ceza verelim. Uydurmuşlar güzel tezgahı devam etsin öyle. Biraz da sinirliyim. Bu şekil olmaz. Sen kuralları uygula, yönet kim yeniyorsa yensin. Benim tahminim yöneticiler ve kulüp çok ağır açıklamalar yapacak. Bizim canımız yandı” ifadelerini kullandı.

    Seneye daha güçlü olacağız

    Yalçın, takımının her geçen gün daha iyiye gittiğini ve gelecek sezon için güçlü bir kadro kuracaklarını söyledi.

    Yalçın, “Önümüzdeki sene bu işler olacaksa biz bu hakemlerle nasıl oynayacağız? Biz şampiyonluğa gidiyor olsaydık ve Galatasaray ile böyle bir maç oynasaydık nasıl olacaktı? Bu işlere gerek olduğunu düşünmüyorum. Bu işler oyunu saha içinden alır siyasi işe taşır, başka yere taşır. Bunun öncesinde de bu işler çok olmuştur. Biz saha içinde kalmak istiyoruz. Benim takımım iyi yolda. Her geçen gün güçleniyor. Seneye çok hazır olacağız. Şimdiden bazı şeyleri konuşmamız ve önünü kesmemiz gerekiyor” diyerek sözlerini noktaladı.

    The post Sergen Yalçın’dan Galatasaray derbisi sonrası sert sözler: Yaşanan bence bir facia first appeared on Kanal 3 Tv.

  • ’Bu kadar talihsizlik olmaz’ dedirten olay

    ’Bu kadar talihsizlik olmaz’ dedirten olay

    İstanbul’dan aldığı otomobiliyle Afyonkarahisar’a gelmek için yola çıkan bir kişi kent girişinde kabusu yaşarken, şahsın 5 saat önce aldığı otomobili çıkan yangın sonrası hurdaya döndü.

    Olay, İhsaniye ilçesine bağlı Yaylabağı beldesi yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, ismi henüz öğrenilemeyen bir kişi gittiği İstanbul’da otomobil alarak Afyonkarahisar’a dönmek istedi. Şahıs yaklaşık 5 saat önce aldığı otomobille Yaylabağı beldesine geldiği esnada araçtan bir anda dumanlar çıkmaya başladı. Dumanı gören sürücü aracı yol kenarına park ederek itfaiyeyi arayıp yardım istedi. İfade üzerine olay yerine gelen ekipler alevlere müdahale ederek yaklaşık yarım saat sonra araçta çıkan yangını söndürdü. Olayın ardından araç hurdaya dönerek kullanılamaz hale geldi.

    Yangın esnasında amatör kameralar tarafından çekilen görüntülerdeki konuşmalar ise duyanları üzdü. Konuşmalarda yanan aracın sahibinin aracı henüz birkaç saat önce İstanbul’dan yeni aldığını ve Afyonkarahisar’a gelirken yolda yangının çıktığı şeklinde diyalogların yaşandığı duyuldu.

  • Trump’tan İran savaşında kritik karar: Kürt grupların çatışmaya dahil edilmesini durdurdu

    ABD Başkanı Donald Trump, ABD ve İsrail’in İran’da sürdürdüğü savaşta İranlı Kürt grupların çatışmaya dahil edilmesi planını durdurduğunu açıkladı. Trump, savaşın mevcut haliyle bile oldukça karmaşık olduğunu belirterek Kürtlerin çatışmaya dahil olmasını istemediğini ifade etti.

    Trump: Kürtlerin savaşa girmesini devre dışı bıraktım

    ABD Başkanı Donald Trump, ABD ve İsrail’in başlattığı savaşta İran’ın misilleme saldırıları sırasında hayatını kaybeden 6 ABD askeri için düzenlenen askeri törenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Trump, İranlı Kürt grupların savaşa dahil edilmesi planlarına ilişkin konuştu.

    Trump, “Devre dışı bıraktım. Savaş şu an Kürtler dahil olmadan da yeterince karışık bir durumda” ifadelerini kullandı.

    Minab’daki okul saldırısı tartışması

    Trump, İran’ın Minab kentinde en az 165 çocuğun hayatını kaybettiği ilkokulun bombalanmasından İran’ı sorumlu tuttuğunu öne sürdü. Konuya ilişkin değerlendirmesinde Trump, “Gördüklerime göre bu İran tarafından yapıldı” dedi.

    Kürt gruplara mesaj: Savaşa girmelerini istemedim

    Trump, İranlı muhalif Kürt grupların çatışmalara dahil olma ihtimaliyle ilgili soruya da yanıt verdi. Kürtlerle iyi ilişkilerinin olduğunu söyleyen Trump, bu grupların savaşa katılmaya istekli olduklarını ancak kendisinin buna izin vermediğini belirtti.

    Trump açıklamasında, “Kürtlerin içeri girmesini istemiyorum. Kürtlerin zarar görmesini ya da öldürülmesini görmek istemiyorum. Aramızda iyi bir ilişki var; içeri girmeye istekliler ama onlara içeri girmelerini istemediğimi söyledim. Savaş şu an Kürtler dahil olmadan da yeterince karışık bir durumda” ifadelerini kullandı.

    İran’a yönelik saldırılar 28 Şubat’ta başlamıştı

    ABD ve İsrail, 28 Şubat’ta İran’a geniş çaplı hava saldırıları başlatmıştı. İran’ın İsrail’e ve bölgedeki ABD üslerine yönelik misilleme saldırılarıyla birlikte çatışmalar bölge genelinde hızla yayılmıştı.

    Saldırıların ilk gününde İran’ı 37 yıldır yöneten Ayetullah Ali Hamaney ile birlikte çok sayıda üst düzey yetkilinin hayatını kaybettiği bildirilmişti.

    Kürt gruplarla temas iddiaları

    ABD basınında bir süredir Trump yönetiminin İran’da çatışmaya girmesi için bazı Kürt gruplarla temas kurduğu ve silah desteği seçeneğini değerlendirdiği yönünde haberler yer alıyordu. Trump da 6 Mart’ta yaptığı açıklamada Kürt grupların İran’a saldırmasının “harika” olacağını söylemişti.

    Trump: İran haritası değişebilir

    Trump’a “İran’a yönelik saldırılar bittikten sonra İran haritasının aynı kalacağını düşünüyor musunuz?” sorusu da yöneltildi. Trump bu soruya “Bunu söyleyemem ama muhtemelen hayır” yanıtını verdi.

    Trump ayrıca İran’ın her geçen gün saldırılarını azalttığını, büyük kayıplar verdiğini ve belki de teslim olabileceğini öne sürdü.

    The post Trump’tan İran savaşında kritik karar: Kürt grupların çatışmaya dahil edilmesini durdurdu first appeared on Kanal 3 Tv.

  • ‘Işık Kirliliği’ sunumu büyük ilgi gördü

    ‘Işık Kirliliği’ sunumu büyük ilgi gördü

    Afyonkarahisar Emirdağ Fen Lisesi’nde ‘Liselerde Bilim Uygulamaları (LBU)’ çerçevesinde sunumu yapılan ’Işık kirliliğinin oluşma nedenleri’ projesi büyük ilgi gördü.

    Fizik Öğretmeni Sibel Altıntaş ve Kimya Öğretmeni Aslı Karataş danışmanlığında 9’ncu sınıf öğrencileri tarafından hazırlanan ‘Işık Kirliliği’ konulu sunum, katılımcılar tarafından ilgiyle takip edildi. Sunumda, ışık kirliliğinin oluşma nedenleri, doğa ve canlı yaşamı üzerindeki olumsuz etkileri, ışık kirliliğini önleme yolları, enerji ve ekonomi üzerindeki etkileri gibi önemli başlıklar ele alındı. Öğrencilerin bilimsel bakış açısıyla hazırladıkları çalışma, çevre bilinci ve sürdürülebilir yaşam konusunda farkındalık oluşturdu.

    Gerçekleştirilen programa Emirdağ İlçe Millî Eğitim Müdürü Gürkan Emeksiz’de katıldı.

  • Almanya’dan gelen zanlı ablasını katledip eniştesini yaraladı!

    Almanya’dan gelen zanlı ablasını katledip eniştesini yaraladı!

    Gece yarısı bahçede pusu kurdu

    7 Şubat sabaha karşı müstakil evlerinden gelen sesler üzerine dışarı çıkan Mesut ve Adile Tarhan çifti, karanlıkta bekleyen Aslan Çoban’ın saldırısına uğradı. İlk olarak eniştesi Mesut Tarhan’ı sırtından ve omuzundan bıçaklayan zanlı, ardından yardıma koşan ablası Adile Tarhan’a yöneldi. Talihsiz kadın aldığı 18 bıçak darbesiyle ağır yaralanırken, eşi Mesut Tarhan da 9 bıçak darbesiyle kanlar içinde kaldı.

    26 yıllık eşinin öldüğünü günler sonra öğrendi

    Olayın ardından kaçan zanlı bir süre sonra polise teslim olurken, hastaneye kaldırılan Adile Tarhan iki günlük yaşam mücadelesini kaybetti. Yoğun bakımda yaklaşık iki hafta kalan ve 6 gün boyunca entübe edilen Mesut Tarhan, hayata tutunmayı başardı ancak 26 yıllık hayat arkadaşının vefat haberini hastaneden taburcu olduğunda öğrenebildi. Tedavi sürecinde parmaklarını kaybetme riski yaşayan Tarhan’a elindeki derin kesikler nedeniyle tendon transferi yapıldığı belirtildi.

    Cinayet işlemek için Almanya’dan gelmiş

    Yaşanan dehşetin perde arkasında iki yılı aşkın süredir devam eden mal mülk tartışması olduğu ortaya çıktı. Mesut Tarhan, zanlının ortak alınan evin üzerine konmak istediğini ve olaydan haftalar önce eşini telefonla arayarak ölüm tehditleri savurduğunu ifade etti. Saldırganın Türkiye’ye gelmeden önce “Oraya geleceğim, seni öldüreceğim” dediği, buna rağmen ailenin böyle bir vahşeti tahmin edemediği öğrenildi.

    8 Mart’ta adalet çığlığı

    Annesinin son anlarında “Babana koş” diyerek kendisini düşündüğünü anlatan 21 yaşındaki Sevgi Tarhan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde annesi için adalet istedi. Dayısının planlı bir şekilde Türkiye’ye gelerek cinayeti işlediğini belirten genç kız, “Annemi bizden koparan kişinin en ağır cezayı almasını istiyorum” diyerek yetkililere seslendi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında zanlının tutukluluk hali devam ediyor.>>>İHA

  • Afyonkarahisar Valiliği’nden 8 Mart mesajı: Kadınlar güçlü toplumun en sağlam temelidir

    Afyonkarahisar Valiliği’nden 8 Mart mesajı: Kadınlar güçlü toplumun en sağlam temelidir

    Hayatın her alanında kadın izi

    Eğitimden üretime, sanattan bilime kadar geniş bir yelpazede kadınların varlığının önemine değinilen açıklamada, kadınların sabrı ve emeğiyle topluma yön veren en kıymetli değer olduğu belirtildi. Güçlü bir toplumun inşasında kadınların üstlendiği sorumlulukların, Türkiye’nin güçlü yarınlarına zemin hazırladığı ifade edildi.

    Şehit ve gazi ailelerine özel vurgu

    Valilik mesajında, vatan uğruna canlarını feda eden kahramanların emanetlerine özel bir yer ayırdı. Başta şehit ve gazilerin kıymetli anneleri ile eşleri olmak üzere, hayatın her anına değer katan tüm kadınların bu özel günü kutlanarak; kendilerine sağlık, huzur ve başarı dolu bir ömür temennisinde bulunuldu.

    Geleceğin mimarları kadınlarımız

    Şefkatiyle nesilleri büyüten kadınların aynı zamanda yönetimden sosyal hayata kadar her noktada kararlılıkla var olmalarının takdirle karşılandığı belirtilen mesaj, toplumun tüm kesimlerinde kadın haklarına ve emeğine olan saygının pekişmesi dileğiyle son buldu.>>>HABER MERKEZİ 

  • ”Aman petrol, canım petrol” dur artık dedirten haber!

    ”Aman petrol, canım petrol” dur artık dedirten haber!

    Küresel piyasalarda enerji alarmı

    Jeopolitik gerilimler ve arz güvenliğine dair endişelerin tetiklediği bu sert yükseliş, gelişmiş ve gelişmekte olan tüm ekonomilerde enflasyon baskısını yeniden gündeme taşıdı. Petrol fiyatlarındaki bu ani değişim, ulaşım maliyetlerinden sanayi üretimine kadar geniş bir yelpazede maliyet artışlarını beraberinde getirdi.

    Akaryakıt fiyatlarına zam dalgası kapıda

    Brent petroldeki yüzde 25’lik bu artışın, yurt içi piyasalarda akaryakıt pompa fiyatlarına doğrudan yansıması bekleniyor. Sektör temsilcileri, petrol fiyatlarının 91 dolar seviyesinde kalıcı olması durumunda, benzin ve motorin gruplarında önümüzdeki günlerde ciddi oranlarda yeni zamların yapılabileceği konusunda sürücüleri ve nakliye sektörünü uyardı.

    Üretim ve tüketim dengesi sarsılıyor

    Ekonomistler, petrol fiyatlarındaki bu kontrolsüz yükselişin küresel tedarik zinciri üzerinde yeni bir yük oluşturacağını belirtiyor. Özellikle enerji ithalatçısı ülkeler için cari açığı büyüten bu durum, temel gıda maddelerinden hizmet sektörüne kadar her alanda fiyatların yukarı yönlü revize edilmesine yol açabilir.>>>Şahan KARTAL 

  • Müzik dünyasında 8 Mart ruhuna gölge düşüren gerginlik: Ünlü isimler birbirine girdi

    Müzik dünyasında 8 Mart ruhuna gölge düşüren gerginlik: Ünlü isimler birbirine girdi

    Polemik Demet Akalın üzerinden başladı

    İddilara göre, Tartışma, Burcu Güneş’in meslektaşı Demet Akalın hakkında sarf ettiği “Bana rakip olacak bir kalitede değil” sözleriyle alevlendi. Bu açıklamaya ilk tepki genç şarkıcı Ece Seçkin’den geldi. Seçkin, bir kadının başarısının bu şekilde aşağılanmasının ayıp olduğunu belirterek Güneş’e sakinlik çağrısında bulundu.

    Boy ve kariyer tartışması tansiyonu yükseltti

    Ece Seçkin’in müdahalesine sinirlenen Burcu Güneş, Seçkin’in hem boyunu hem de müzikal kariyerini hedef alan sert bir yanıt verdi. “Büyüklerine saygılı ol, boyun kaç, kalıcı eser sayın kaç?” şeklindeki ifadeler, tartışmaya İrem Derici’nin de dahil olmasına neden oldu. Derici, Burcu Güneş’in üslubuna tepki göstererek sektördeki itibarını sorgulayan ifadeler kullandı.

    Karşılıklı ağır ithamlar ve sosyal medya savaşı

    Tartışmanın ilerleyen saatlerinde taraflar arasındaki saygı sınırı tamamen aşıldı. İrem Derici’nin sert eleştirilerine “Adımı ağzına alırken önünü ilikle” diyerek karşılık veren Güneş’e, Derici’den çok daha ağır bir yanıt geldi. İrem Derici, Güneş hakkında “kötü biri” ve “sahtekar” gibi ağır ithamlarda bulunarak tüm iddiaları ortaya dökmekle tehdit etti.

    Sektörden tepki gecikmedi

    Kadınların dayanışma içinde olması gereken bir günde yaşanan bu “disleşme”, hem müzikseverler hem de sektör temsilcileri tarafından üzüntüyle karşılandı. Sosyal medya kullanıcıları, başarılı sanatçıların birbirlerini kariyerleri veya fiziksel özellikleri üzerinden eleştirmesine tepki gösterdi.>>>HABER MERKEZİ 

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kadına ve çocuğa zulmeden insanlıktan nasibini almamıştır

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” dolayısıyla “Sürdürülebilir Kalkınmada Kadın Hamlesi” temasıyla, Şişli’deki bir otelde düzenlenen iftar programında yaptığı konuşmaya, davetlileri selamlayarak başladı.

    Davetlilerin vasıtasıyla ülkenin tüm kadınlarına selamlarını, saygılarını ileten Erdoğan, katılımcılara teşekkür etti.

    Davetlilerin bereket, mağfiret, rahmet kapılarının ardına kadar açıldığı Ramazan-ı Şerif’lerini tebrik eden Erdoğan, bu mübarek günlerin millete, Türk-İslam alemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesi temennisinde bulunarak, ramazanın ecirlerin ve iyiliklerin katlanarak artmasına vesile olmasını diledi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, programın düzenlenmesinde emeği geçen kurumlara teşekkür ederek, “Bu salondaki hanım kardeşlerimden başlayarak, muhterem eşim ve sevgili kızlarımla birlikte bir anne, eş, kardeş, yoldaş ve evlat olarak hayatımıza anlam katan, değer katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü şimdiden kutluyorum.” ifadesini kullandı.

    Dünya Kadınlar Günü kapsamında, farklı ülkelerdeki kadınlara da tebriklerini ileten Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Siz kardeşlerimin yanı sıra evladını vatan uğruna şehit vermiş, en az şehit evlatları kadar kahraman şehit analarının, hepsi birer metanet timsali olan şehit eşlerinin ve şehit kızlarının, Gazze’den Suriye’ye, Yemen’den Sudan’a gönül ve kültür coğrafyamızın farklı köşelerindeki acılı annelerin, acılı eşlerin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ediyor, kendilerini buradan hürmetle selamlıyorum. Bağırlarına basarak okula gönderdikleri kız çocuklarının bugün mezarına sarılan yüreği yanık İranlı anneleri ayrıca selamlıyor, ülkemizdeki kadınlar adına kendilerine bir kez daha taziyelerimizi iletiyor, acılarını yürekten paylaştığımızı ifade ediyorum. Yine bu vesileyle Afrika’nın yoksul ve cefakar kadınlarının, Afganistan’ın, Arakan’ın, Somali’nin mazlum kadınlarının, İsrail’in kendi topraklarında huzura hasret bıraktığı Lübnanlı kadınların, Batı’da sinema, moda ve medya sektörlerinin acımasız dişlileri arasında ezilen, şiddete ve istismara uğrayan tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ediyor, kendilerine Türkiye’den hem dayanışma mesajlarımızı hem de kucak dolusu selamlarımızı gönderiyorum.”

    “Tüketim çarkı, öncelikle kadınlık onurunu hedef alıyor, en fazla kadın emeğini sömürüyor”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, savaşlar ve zulümlerde hayatını kaybedenlerle birlikte Türkiye’de teröre ve şiddete kurban verilen tüm kadınlara Allah’tan rahmet ve mağfiret niyaz ettiğini dile getirdi.

    Dünya Kadınlar Günü’nü küresel ölçekte kadın sorunlarının ağırlaştığı, özellikle yakın çevrelerinde kadınların çok zor günler yaşadığı bir dönemde karşıladıklarını belirten Erdoğan, “Elini vicdanına koyan herkes inanıyorum ki şu tabloyu çok net görebiliyor. Bugün maalesef başta bölgemiz olmak üzere dünyanın farklı yerlerinde çatışma var, bunun acısını en çok kadınlar çekiyor. Bugün dünya büyük bir gelir dağılımı adaletsizliğiyle karşı karşıya, bundan en çok kadınlar mağdur oluyor. Bugün dünyada batıl inançlardan, asabiyeden, yanlış örf ve adetlerden kaynaklanan ayrımcılık var. Bu durum en çok kadınları olumsuz etkiliyor. Bugün dünyayı devasa bir markete dönüştüren tüketim çarkı, öncelikle kadınlık onurunu hedef alıyor, en fazla kadın emeğini sömürüyor.” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

    “Gazze’de İsrail’in 2 yıl boyunca katlettiği 72 binden fazla kardeşimizin çoğu kadın ve masum çocuklar. Suriye’de 13 buçuk yıllık zulmün ardından kayıplarını yüreklerine gömerek yeniden hayata tutunmaya çalışanların çoğu kadın ve çocuklar. Afrika’da kıtlığın, açlığın ve her gün biraz daha derinleşen yoksulluğun yükü altında ezilen yine kadın ve çocuklar. Komşumuz İran’a yönelik saldırıların yükünü sırtlanmak zorunda kalanların ekseriyeti aynı şekilde kadın ve çocuklar. Vicdan sahipleri olarak hepimiz bunu görüyor ve bu hazin tablodan büyük bir üzüntü duyuyoruz. Sadece görmekle kalmıyor, aynı zamanda tepkimizi de ortaya koyuyoruz.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, yakın çevresinden başlayarak yeryüzünün farklı noktalarındaki adaletsizliklere, zulümlere en güçlü tepkiyi veren, nerede olursa olsun ayrımcılığa, hukuksuzluğa itiraz eden ülkelerin başında geldiğini söyledi.

    Erdoğan, “İşte komşumuz İran’da olduğu gibi, nerede bir yangın varsa oraya su taşımaya, nerede bir yara kanıyorsa ona merhem olmaya çalışıyoruz. Ülkemizin insani değerleri merkeze alan haysiyetli duruşunun en büyük bekçisi hanım kardeşlerimizdir.” ifadelerini kullandı.

    Umutları kıran her türlü olumsuzluğa rağmen daha adil bir dünyanın mümkün olduğu inancıyla ülkenin kutlu mücadelesine verdikleri destek için bir kez daha kadınlara teşekkür eden Erdoğan, “Gururla ve şükranla ifade etmek isterim. Devletimiz merhum Kemal Tahir’in dediği gibi ‘Devlet Ana’ysa bu sizin kuşatıcılığınız, hamiyetiniz, şefkatiniz ve merhametiniz sayesindedir.” diye konuştu.

    Erdoğan, “Peş peşe savaşlardan ve en son İstiklal Harbi’nden sonra yorgun düşen ülkemizi tekrar ayağa kaldırmışsak, Cumhuriyetimizi her gün biraz daha güçlendirerek 103 yaşına getirmişsek, bunda kadınlar olarak emeğinizin, fedakarlıklarınızın, çabalarınızın yadsınamaz payı vardır.” dedi.

    “Kadın erkek demeden hepimiz bir bütünün ayrılmaz parçalarıyız”

    Kadınların karşılaştıkları tüm zorluklara ve engellere rağmen çalışkanlıkta, yetenekte, üretimde canlarını dişlerine takarak Türkiye’nin bugünkü iftihar edilen seviyelere ulaşmasına eşsiz katkılar yaptığını kaydeden Erdoğan, “Her birinize, sizlerin şahsında ülkemdeki tüm kadınlara, Türkiye’nin büyümesine, kalkınmasına, demokrasimizin güçlenmesine, refah çıtasının yükselmesine yaptığınız katkılardan dolayı da ayrıca teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

    “Farklı vesilelerle sık sık hatırlattığım bir hakikatin altını bu anlamlı günde tekrar çizmek isterim. Biz kadına yönelik ayrımcılığın her türlüsünü reddeden, kadın ve erkeği bir, beraber gören bir medeniyetin temsilcileriyiz. Bizler her varlığa, her canlıya Allah’ın ayeti nazarıyla bakan yüksek bir tasavvura sahibiz. Bizim inanç ve ruh dünyamızda şayet insan için bir üstünlük aranacaksa, bu sadece ve sadece takva ile liyakat ile emek ve üretkenlikledir. Irk ayrımcılığı, mezhep ayrımcılığı, köken ayrımcılığı bizim kitabımızda yazmadığı gibi, cinsiyet ayrımcılığı da bizim kitabımızda yer almaz. Eşrefi mahlukat olan insanı ötekileştirmenin, sırf cinsiyeti veya etnik kimliği dolayısıyla hor, hakir görmenin bizim kitabımızda yeri yoktur. Başkasının özgürlük alanını sınırlamadıkça insanların kişisel tercihlerine, hayat tarzlarına, yaratılıştan gelen özelliklerine saygı duymak, farklılıkları bir zenginlik olarak görmek, sadece erdemli olmanın değil aynı zamanda insan olmanın gereğidir. Aynı şekilde küresel tüketim çarkının kadın emeğini sömürmesine, kadını metalaştırmasına özellikle karşı durmak da insanlığımızın gereğidir.”

    İnsan hak ve hürriyetlerinin sadece belli bir zümrenin, gücü elinde bulunduran seçkinlerin, elitlerin değil, insan olan herkesin güvencesi olduğunu kaydeden Erdoğan, “Hak olarak da, sorumluluk olarak da kadın erkeğin arkasında değil, bilakis erkeğin yanı başındadır, omuz omuzadır. Kadın erkek demeden hepimiz bir bütünün ayrılmaz parçalarıyız. Kadın erkek fark etmeksizin hepimiz aynı bağın gülü, aynı sazın telleriyiz.” dedi.

    Erdoğan, “Her kim ne adına ve hangi bahaneyle olursa olsun ayrımcılık yapıyorsa bu milletin asli kimliğini oluşturan değerlere ihanet ediyor demektir. Her kim kadına ve çocuğa şiddet uyguluyorsa, daha kötüsü zulmediyorsa insanlıktan nasibini almamış demektir. Kadını ve erkeği cinsiyetçi paranteze hapsedenler, aslında her ikisinin de önce insan olduğu gerçeğini perdeliyor demektir.” diye konuştu.

    Bu anlayışla siyaset sahnesine çıktıkları günden beri kadınların sosyal hayata, siyasal hayata aktif ve eşit olarak katılmaları için gayret gösterdiklerini belirten Erdoğan, kemikleşmiş önyargıları kırmak, yanlış uygulamaları ortadan kaldırmak için büyük mücadeleler verdiklerini dile getirdi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadının statüsünün güçlendirilmesi, kadınların önündeki engellerin kaldırılması noktasında neler yaptıklarını hem salondaki misafirlerin hem de erkanları başında kendilerini izleyen vatandaşların çok iyi bildiklerini söyledi.

    Bu kapsamda yaptıkları bazı düzenlemeleri ve rakamları paylaşan Erdoğan, “Göreve geldiğimizde yüzde 27,9 olan kadınların iş gücüne katılım oranını yüzde 34,7’ye çıkardık. Aynı dönemde kadın istihdam oranı yüzde 25,3’ten yüzde 31,7’ye çıktı. Bir diğer başarımız siyasi temsildedir. 2002’de parlamentomuzda sadece 24 kadın milletvekili görev yapıyordu. Son seçimlerde bu sayı 119’a çıktı. Kadınların Meclis’te temsil oranıysa 5 kat artışla yüzde 19,83’e ulaştı.” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan, aynı başarıyı kadın kamu çalışanı oranında da gördüklerini dile getirerek, şunları kaydetti:

    “28 Şubat’ın vesayetçi zihniyetinin kamuda kadınlara kapattığı tüm kapıları ardına kadar biz açtık. Başörtüsü yasağına son vererek, kadınların hiçbir engelle ve baskıyla karşılaşmadan bürokrasinin tüm katmanlarında çalışabilmelerini sağladık. Bilhassa akademi, mülkiye, adliye, askeriye gibi kadınların erişim alanı dışında tutulan mesleklerde kadınların önüne örülen tüm duvarları yıktık. Bugün sadece ikna odalarında ikna edilemeyen hanım kardeşlerimiz değil, aynı zamanda onların çocukları da her kurumda çalışıyor, kamusal alanda varlık gösteriyor, iş ve siyaset dünyasında başarılarıyla temayüz ediyor. Kadınlar inançlarına uygun yaşamak ile hayallerindeki mesleği icra etmek arasında bir tercihte bulunmaya artık zorlanmıyor. Bunun bir sonucu olarak kadın kamu çalışanlarının oranı sadece son 12 yılda yüzde 34,2’den yüzde 43,38’e yükseldi.”

    Kadına şiddete karşı yapılan çalışmalar

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir diğer kanayan yaranın kadına ve çocuğa yönelik şiddet olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:

    “Bu konuda her zaman ‘sıfır tolerans’ yaklaşımıyla hareket ettik. 2005’te Türk Ceza Kanunu’nda yaptığımız değişiklikle kadına yönelik şiddetin önüne geçilmesinde önemli bir eşiği açtık. 2012 yılında 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’u yürürlüğe koyduk. Nüfusu 100 bini geçen belediyelere konuk evi açma mecburiyeti getirdik. 2014’te Ceza Kanunumuzda yaptığımız düzenlemeyle cinsel suçlara yönelik cezaları artırdık. 2020’de 6284 sayılı Kanun kapsamında ihtisas mahkemelerini kurduk. 2021 ve 2022’de kadına karşı işlenen suçların cezalarını artırmak suretiyle caydırıcılığı güçlendirdik. 2023’te yayınladığımız Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle bu konudaki hassasiyetimizi teyit ve tescil ettik. Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerimizin sayısını 86’ya çıkardık. Bakanlığımıza bağlı 112 Kadın Konuk Evimiz, 81 ilimizde şu anda hizmet veriyor. Sayısını 434’e çıkardığımız Sosyal Hizmet Merkezi Şiddetle Mücadele İrtibat Noktaları ile koruyucu ve önleyici hizmetlerimizi ulaşılabilir kıldık. Alo 183 hattıyla kadın destek uygulamamız KADES ile en küçük sıkıntılarında 7 gün 24 saat esasıyla kadınların yanında oluyoruz.”

    Burada sayılamayacak kadar nice idari ve hukuki düzenlemeyi, reformu, tedbiri, müeyyideyi hayata geçirdiklerini dile getiren Erdoğan, kadına ve çocuğa karşı şiddet hususunda duruşlarının belli olduğunu, ne adına olursa olsun kadına şiddetin insanlığa ihanet olduğunu vurguladı.

    Erdoğan, Türkiye’nin, şiddetle mücadele konusunda çok önemli bir mesafe kaydettiğine işaret ederek, “Hiçbir temeli olmayan ‘Sözleşme yaşatır’ sloganıyla hükümetimizi eleştirenlerin bize örnek gösterdiği ülkelerin kahir ekseriyetinden daha iyi bir yerdeyiz. Bunun için biz ‘Sözleşme değil, kanun yaşatır.’ diyor ve mevzuatı ihtiyaçlara göre geliştiriyoruz. Nerede aksama ve aksaklık varsa gideriyor, kadına ve çocuğa yönelik şiddetin kökünü kurutmak için ne gerekiyorsa hiç tereddüt etmeden yapıyoruz. Tek bir kadın veya çocuk şiddet kurbanı olmayana kadar bu mücadelemizi kararlılıkla devam ettireceğiz.” diye konuştu.

    Doğum ve babalık izni düzenlemesi

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta Meclis’e bir kanun teklifi ilettiklerini anımsatarak, “Buna göre, kamuda ve özel sektörde çalışan annelerin doğum izin sürelerini 16 haftadan 24 haftaya çıkarıyoruz. Aynı düzenlemede özel sektör çalışan babaların babalık iznini de kamuda olduğu gibi 5 günden 10 güne çıkarmayı amaçlıyoruz. Bayramdan sonra yasalaşmasını ümit ettiğimiz teklifin şimdiden tüm anne babalara hayırlı olmasını diliyorum.” dedi.

    İftar sofrasına teşrif eden misafirlere teşekkürlerini ileten Erdoğan, katılımcıların başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan ramazan ayını tebrik ederek, “Özellikle Ramazan-ı Şerif’e Rabbim bizleri nasıl kavuşturduysa, Ramazan Bayramı’na da aynı şekilde kavuşturmasını niyaz ettik, niyaz ediyoruz ve şimdi de Ramazan Bayramı için dualarımızı yapıyoruz. Rabbim Ramazan Bayramı’na bizleri kavuştursun. 8 Mart Dünya Kadınlar Gününüzü tekrar kutluyorum. Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.” ifadelerini kullandı.

    Eminönü Yeni Camisi imam hatibi Emrullah Akbaş’ın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda, İstanbul İl Müftü Yardımcısı Zekeriya Bülbül dua etti.

    The post Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kadına ve çocuğa zulmeden insanlıktan nasibini almamıştır first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Lider Galatasaray derbide Beşiktaş’ı deplasmanda 1-0 mağlup etti

    Trendyol Süper Lig’in 25. haftasındaki derbide Galatasaray, deplasmanda Beşiktaş’ı 1-0 yendi.

    15. dakikada Olaitan, ceza sahası sol çaprazından yayın içindeki Asllani’ye pasını çıkardı. Asllani’nin kaleyi cepheden gören noktadan yaptığı vuruşta top, az farkla dışarı çıktı.

    21. dakikada ceza sahası dışından Sara’nın sert şutunda meşin yuvarlak kaleci Ersin Destanoğlu’nda kaldı.

    39. dakikada Galatasaray öne geçti. Sane’nin sağ iç koridordan kale önüne yaptığı ortaya boş pozisyonda kafa vuruşunu yapan Osimhen, topu filelere gönderdi: 0-1.

    48. dakikada savunmadan seken topu sağ çaprazdan gelişine kaleye gönderen Cerny’nin sert şutunda kaleci Uğurcan Çakır, meşin yuvarlağı kornere çeldi.

    62. dakikada Galatasaray 10 kişi kaldı. Sağ kanatta Galatasaraylı Sane ile Beşiktaşlı Rıdvan Yılmaz’ın mücadelesinde siyah-beyazlı futbolcu yerde kaldı. VAR’dan gelen uyarı sonrasında pozisyonu saha kenarındaki monitörde inceleyen hakem Ozan Ergün, Sane’nin Rıdvan’a yaptığı müdahaleye kırmızı kartını çıkardı.

    69. dakikada Murillo’nun sağ kanatta son çizgiden içeriye çevirdiği top savunmaya çarpıp Orkun Kökçü’nün önünde kaldı. Hafif sağ çaprazdan Orkun’un şutunda meşin yuvarlak kaleci Uğurcan Çakır’da kaldı.

    71. dakikada sağdan paslaşılarak kullanılan kornerde Cerny’nin yayın gerisine çıkardığı topa Orkun Kökçü’nün gelişine şutunda kaleci Uğurcan Çakır, meşin yuvarlağı kornere gönderdi.

    77. dakikada Galatasaray atağında Beşiktaş’ta Rıdvan Yılmaz’ın dokunduğu top Barış Alper Yılmaz’ın önünde kaldı. Barış’ın ceza sahası sol çaprazından yaptığı vuruşta kaleci Ersin Destanoğlu, açıyı kapatarak meşin yuvarlağı engelledi.

    90+7. dakikada Rıdvan Yılmaz’ın sol kanattan ceza sahasına yaptığı ortada Ndidi’nin kafa vuruşunda top kaleci Uğurcan Çakır’da kaldı.

    Galatasaray, karşılaşmayı 1-0 kazandı.

    Zirvede puan farkı maç fazlasıyla 7 oldu

    Galatasaray, derbiden galibiyetle ayrılarak zirvedeki puan farkını maç fazlasıyla 7’ye çıkardı.

    Beşiktaş’ı 1-0 mağlup eden sarı-kırmızılı ekip, 19. galibiyetini aldı. Geride kalan bölümde 4 beraberlik ve 2 yenilgisi bulunan sarı-kırmızılı takım, puanını 61’e çıkardı. Haftaya Fenerbahçe’nin 4 puan önünde lider giren “Cimbom” maç fazlasıyla puan farkını 7’ye yükseltti.

    Sarı-lacivertliler, Süper Lig’in 25. haftasında yarın Kadıköy’de Samsunspor’u konuk edecek.

    Osimhen, bu sezonki 18. golünü attı

    Sarı-kırmızılıların yıldız santrforu Victor Osimhen, bu sezon 18. kez fileleri havalandırdı.

    Bu sezon Beşiktaş derbisine kadar 25 resmi müsabakada 17 kez tabelayı değiştirerek takımın en golcü oyuncusu konumunda bulunan Osimhen, sarı-kırmızılı formayla mücadele ettiği son 8 Süper Lig maçının 7’sinde fileleri havalandırmayı başardı. Nijeryalı yıldız, ligdeki 18. maçında 11. golünü attı.

    Osimhen’in UEFA Şampiyonlar Ligi’nde ise 8 maçta 7 golü bulunuyor.

    Galatasaray, VAR incelemesinden sonra eksik kaldı

    Sarı-kırmızılı takımda, Video Yardımcı Hakem (VAR) incelemesinin ardından Leroy Sane kırmızı kart gördü.

    Mücadelenin 61. dakikasında orta alanda Leroy Sane ile ikili mücadeleye giren Rıdvan Yılmaz yerde kaldı. Hakem Ozan Ergün pozisyonda oyunu devam ettirdi. Ergün, VAR Ömer Faruk Turtay’ın uyarısıyla saha kenarındaki ekrandan pozisyonu yeniden izledi.

    Hakem Ergün, Rıdvan’a sert müdahalede bulunduğu gerekçesiyle Sane’ye doğrudan kırmızı kart çıkardı. Alman yıldız, profesyonel kariyerinde ilk kez bir lig maçında oyundan atıldı.

    Uğurcan, iyi performansıyla kalesini gole kapattı

    Galatasaray’ın milli kalecisi Uğurcan Çakır, performansıyla alınan 3 puanda başrolü oynadı.

    Tecrübeli file bekçisi, 48. dakikada Vaclav Cerny, 68 ve 71. dakikalarda ise Orkun Kökçü’nün şutlarında meşin yuvarlağın ağlara girmesini önledi.

    Mücadelenin bitiş düdüğünün ardından birçok takım arkadaşı Uğurcan Çakır’a koşarak iyi performansı için tebrik etti.

    Abdülkerim, Başakşehir maçında oynayamayacak

    Galatasaray’ın tecrübeli stoperi Abdülkerim Bardakcı, Süper Lig’in 26. haftasındaki RAMS Başakşehir maçında forma giyemeyecek.

    Derbiye sarı kart sınırında çıkan Abdülkerim, 72. dakikada itirazı sonrasında hakem Ozan Ergün tarafından sarı kartla cezalandırıldı. Cezalı duruma düşen tecrübeli savunma oyuncusu, 14 Mart Cumartesi günü RAMS Park’ta yapılacak Başakşehir maçında süre alamayacak.

    Son beş derbinin dördünde eksik kaldı

    Galatasaray, Beşiktaş ile yaptığı son 5 derbinin 4’ünde kırmızı kart gördü.

    Sarı-kırmızılı ekip, 3 Ağustos 2024’te Atatürk Olimpiyat Stadı’nda yapılan Turkcell Süper Kupa müsabakasıyla başlayan süreçte siyah-beyazlılarla 5. kez karşılaştı.

    Süper Kupa maçında Galatasaray’dan Victor Nelsson kırmızı kart görerek takımını yalnız bıraktı. Ardından geçen sezonun ilk yarısında Galatasaray’ın sahasında 2-1 kazandığı Süper Lig müsabakası 11’e 11 tamamlandı.

    Geçen sezonun ikinci yarısında Dolmabahçe’de yapılan derbide sarı-kırmızılı ekipte Przemysław Frankowski, 36. dakikada kırmızı kart görerek oyundan atıldı. Yaklaşık 1 saat 1 kişi eksik mücadele eden “Cimbom” sahadan 2-1 yenik ayrıldı.

    Bu sezon RAMS Park’ta yapılan derbinin 34. dakikasında sarı-kırmızılı takımdan Davinson Sanchez kırmızı kart gördü. 10 kişi kaldığında 1-0 geride olan sarı-kırmızılı ekip, golü bularak derbiden 1-1 beraberlikle çıktı.

    Galatasaray, Beşiktaş ile son müsabakada ise Leroy Sane, 62. dakikada kırmızı kartla oyundan atıldı.

    “Yeni Dolmabahçe”de ikinci kez kazandı

    Galatasaray, 2016 yılında yenilenen Tüpraş Stadı’ndaki 10. maçında 2. galibiyetini aldı.

    İki ekip, geride kalan sezonlarda Tüpraş Stadı’nda 9 kez karşı karşıya geldi. Bu maçların 7’sini siyah-beyazlılar kazanırken, sarı-kırmızılı takım 1 galibiyet elde edebildi. Derbilerde 1 karşılaşma ise beraberlikle sonuçlandı.

    Galatasaray, bu galibiyetle “Yeni Dolmabahçe”de kazandığı derbi sayısını 2’ye çıkardı.

    Sergen Yalçın, son oynanan Çaykur Rizespor maçının ilk 11’ine göre 4 değişiklik yaptı

    Siyah-beyazlı futbol takımı, Tüpraş Stadı’nda oynanan derbiye Ersin Destanoğlu, Amir Murillo, Emmanuel Agbadou, Felix Uduokhai, Rıdvan Yılmaz, Wilfred Ndidi, Kristjan Asllani, Orkun Kökçü, Vaclav Cerny, Junior Olaitan ve Hyeon-gyu Oh ilk 11’iyle başladı.

    Beşiktaş’ın yedek kulübesinde ise Devis Vasquez, Milot Rashica, Salih Uçan, Cengiz Ünder, Kartal Kayra Yılmaz, Gökhan Sazdağı, Jota Silva, Tiago Djalo, Yasin Özcan ve Mustafa Erhan Hekimoğlu yer aldı.

    Deneyimli teknik adam, rotasyona gittiği ve 4-1 kazandıkları Ziraat Türkiye Kupası’ndaki Çaykur Rizespor maçına göre ilk 11’de 4 değişiklik yaptı.

    Sergen Yalçın, Çaykur Rizespor maçında şans verdiği Tiago Djalo, Yasin Özcan, Salih Uçan ve Milot Rashica’yı yedek soyundururken yerlerine Felix Uduokhai, Rıdvan Yılmaz, Kristjan Asllani ve Vaclav Cerny’ye formayı teslim etti.

    Beşiktaş’ta 5 oyuncunun ilk Galatasaray derbisi

    Siyah-beyazlılarda teknik direktör Sergen Yalçın’ın ilk 11’de şans verdiği 5 oyuncu, Galatasaray derbisinde ilk kez forma giydi.

    Beşiktaş’ta Amir Murillo, Emmanuel Agbadou, Kristjan Asllani, Junior Olaitan ve Hyeon-gyu Oh, siyah-beyazlı formayla ilk defa sarı-kırmızılılara rakip oldu.

    Yedek kulübesinde yer alan Devis Vasquez, Jota Silva ve Yasin Özcan da ilerleyen dakikalarda şans bulması durumunda Galatasaray derbisinin heyecanını tadacak.

    Jota Silva, sezonun ilk devresindeki derbide kadroda yer almış ancak süre bulamamıştı.

    Okan Buruk, son Süper Lig maçının ilk 11’inde 4 değişiklik yaptı

    Süper Lig’de geride kalan 24 maçta 18 galibiyet, 4 beraberlik ve 2 yenilgiyle 58 puan toplayan sarı-kırmızılı takım, 25. haftaya en yakın takipçisi Fenerbahçe’nin 4 puan önünde lider girdi. Galatasaray, Tüpraş Stadı’ndaki derbide son 13 lig maçını kaybetmeyen Beşiktaş’a konuk oldu.

    “Cimbom” kritik müsabakaya Uğurcan Çakır, Roland Sallai, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs, Mario Lemina, Lucas Torreira, Leroy Sane, Gabriel Sara, Barış Alper Yılmaz ve Victor Osimhen 11’i ile çıktı.

    Sarı-kırmızılı takımın yedek kulübesinde Günay Güvenç, Mauro Icardi, Yunus Akgün, Eren Elmalı, İlkay Gündoğan, Kaan Ayhan, Renato Nhaga, Noa Lang, Wilfried Singo, Sacha Boey yer aldı.

    Galatasaray Teknik Direktörü Buruk, Ziraat Türkiye Kupası’nda hafta içinde yapılan ve 2-1 kazandıları Corendon Alanyaspor mücadelesine rotasyonlu bir kadro çıkarmıştı. Buruk, Süper Lig’in 24. haftasında yine Alanyaspor ile sahasında yaptığı maça göre 4 değişikliğe gitti.

    Buruk, 3-1 kazandıkları Alanyaspor mücadelesinin ilk 11’inde görev verdiği Eren, Lang, Singo ve Boey’u yedeğe çekti. Tecrübeli teknik adam, bu oyuncuların yerine Abdülkerim, Sallai, Jakobs ve Lemina’yı sahaya sürdü.

    Kaptan Abdülkerim, 2 maç sonra kadroda

    Teknik direktör Okan Buruk, son 2 maçta dinlendirdiği kaptan Abdülkerim Bardakcı’yı ilk 11’e aldı.

    Sarı-kırmızılı ekibin son 4 sezondaki en istikrarlı oyuncularından olan Abdülkerim, Süper Lig’de ve Türkiye Kupası’nda arka arkaya Corendon Alanyaspor ile yapılan maçlarda dinlendi. Galatasaray kariyerinde ilk kez üst üste 2 maçta forma giymeyen tecrübeli stoper, Beşiktaş derbisiyle ilk 11’e döndü.

    Sallai 11’de, Yunus yedekte

    Sarı-kırmızılı ekipte ağrıları nedeniyle son 2 maçın kadrosuna alınmayan Roland Sallai ile Yunus Akgün kadroya alındı.

    Ağrıları bulunduğu için Alanyaspor ile yapılan lig ve kupa maçlarının kadrosuna alınmayan Sallai, Beşiktaş derbisinde ilk 11’de başladı. Yunus ise yedekler arasında görev bekledi.

    Okan Buruk: 10 kişi kaldıktan sonra iyi mücadele ettik

    Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, Beşiktaş derbisinin ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu.

    Beşiktaş deplasmanının zorlu olduğuna değinen Buruk, “Beşiktaş’ın son haftalardaki yükselen formu, transfer döneminden sonraki performansları nedeniyle zor bir maç olacağını biliyorduk. Ancak ilk yarı beklediğimizin aksine topun bizde olduğu, daha çok pozisyona giren, rakibi kaleye getirmeyen, ön alan baskısında kazandığı toplarla doğru geçişler yapan bizdik. İlk yarıyı 1-0 önde bitirdik. Maçın 20. dakikasında Barış Alper’in penaltı pozisyonu vardı. Gördüğümüz kadarıyla ayağına basma varmış. Rakibimizin de ilk yarıda kırmızı kart itirazı oldu. Değerlendirme farklı olabilirdi. İkinci yarıya çok iyi başlamadık. Sane’nin kırmızı kartı şanssız bir kart oldu. Topa gitmek isterken rakibin ayağına bastı. Bence 10 kişi kaldıktan sonra iyi mücadele ettik. Rakibimizin de kalemize attığı şutlar oldu. İyi mücadele ederek çok önemli bir galibiyet aldık. Hem oyuncularıma hem de buraya gelip bize destek veren taraftarımıza teşekkür ederim. Şimdi başımızı kaldırıp 3 gün sonraki Liverpool maçına hazırlanacağız.” diye konuştu.

    Sarı-kırmızılı takımın teknik direktörü, Süper Lig’deki şampiyonluk yarışıyla ilgili, “Zor deplasmanlarımız hala var. En yakın 2 rakiplerimizle oynayacağız. Formda bir Başakşehir ile haftaya karşılaşacağız. Kolay bir fikstür değil ama bu tür kritik maçları çok iyi oynuyoruz. Bugün de bunu göstererek kazanmasını bildik. Önemli bir avantaj yakaladık ama şu an çok erken. İki maçlık performans puan durumundaki yerinizi değiştirebilir. Bundan dolayı dikkat etmemiz gerekiyor. Şu an bir şey kazanmadık. Daha çok kritik maçlarımız var. Bu galibiyet, bizi Şampiyonlar Ligi’ne psikolojik anlamda olumlu şekilde hazırlayacak.” ifadelerini kullandı.

    Başakşehir maçında takımın başında yer alamayacak

    Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, Süper Lig’in 26. haftasında 14 Mart Cumartesi günü sahalarında yapacakları RAMS Başakşehir müsabakasında cezası nedeniyle saha kenarında olamayacağını söyledi.

    Mücadelede sarı kart gören Buruk, “Hakemlerin uzatmasıyla 45 dakika 10 kişi oynadık. Bir an maç bitmeyecek zannettim. Ben de, ‘Biraz daha oynatın.’ dedim. Bunun üzerine sarı kart gösterdiler ve cezalı duruma düştüm. Komik, basit bir sarı kart gösterdiler. Adını bilmiyorum ama özellikle dördüncü hakemle iki kulübe de iletişim kuramadı. İletişim kurabilecek insanların dördüncü hakemlik yapması çok önemli. İki tarafın da hakemlerden mutsuz olduğu bir gün geçirdik.” şeklinde görüş belirtti.

    “Mutlu eden, bazen de psikolojik olarak yıpratan çok iyi oyunculara sahibim”

    Okan Buruk, UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 turunda 10 Mart Salı günü sahalarında İngiltere temsilcisi Liverpool’u konuk edecekleri maçla ilgili konuştu.

    Maçta uzun süre 10 kişi mücadele etmelerinin Liverpool müsabakasına yansıyıp yansımayacağının sorulması üzerine Buruk, “Yorgunluk oldu ama en azından İstanbul’dayız. Bir seyahatimiz yok. İki gün dinlenme şansımız var. Şampiyonlar Ligi’nin konsantrasyonu ve hazırlığı çok farklı. Elimizde çok iyi ve dinlenmiş oyuncular var. Beni mutlu eden, bazen de psikolojik olarak yıpratan çok iyi oyunculara sahibim. Geniş bir kadrom var. Hangisini oynatacağımı, oyuna alacağımı çok fazla düşünüyorum. İyi yanı da 3 kulvarda yarışıyoruz. Çok fazla maç oynayacağız. Çok değerli oyuncularım var. Hepsini bu süreçte kullanacağım.” değerlendirmesinde bulundu.

    “Uğurcan şu an Premier Lig seviyesinde bir kaleci”

    Tecrübeli teknik direktör, milli kaleci Uğurcan Çakır’ın performansını övdü.

    Buruk, Trabzonspor’dan yaklaşık 30 milyon avro bonservis bedeliyle kadroya katılan Uğurcan ile ilgili soruyu, “Uğurcan bu maç için çok motiveydi. Bu karşılaşma için ekstra hazırlandı. Bugünkü performansı beni şaşırtmadı ama kaleci performansının konuşulduğu bir maç izletmek istemiyoruz. Daha çok rakip kalecinin performansı konuşulsun. Özellikle 10 kişi kaldıktan sonra çok önemli kurtarışlar yaptı, bizi güvende hissettirdi. Uğurcan hem kalecilik hem de karakter olarak çok önemli. Sezon başında Premier Lig’den bu seviyede bir kaleci almak isteseniz en az 30 milyon avro para ödemeniz gerekiyordu. Uğurcan da şu an Premier Lig seviyesinde bir kaleci. Şu anki performansına bakınca Uğurcan için verilen 30 milyon avro bonservisin az olduğunu düşünüyorum.” şeklinde yanıtladı.

    Sarı-kırmızılı takımın kalecisi Uğurcan Çakır: Bu stadı seviyorum, bana uğurlu geliyor

    Uğurcan Çakır, müsabakanın ardından Tüpraş Stadı’nda basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

    Tüpraş Stadı’nda oynamayı sevdiğini belirten Uğurcan, “Milli takımla da bu statta oynayacağız. İnşallah o maçta da iyi oynayıp milli takımıma yardım ederim. Bu stadı seviyorum. Burada iyi maçlarım var. Bu stat bana uğurlu geliyor. Bugün takımın yıldızı ben değildim. 10 kişiyle çok iyi mücadele ettik ve gol yemedik. Takım arkadaşlarımı kutluyorum.” ifadelerini kullandı.

    Beşiktaş galibiyetinin lig için çok kritik olduğunu aktaran milli file bekçisi, “Beşiktaş iyi bir takım. İyi bir hocaları var. Sergen Yalçın geldikten sonra çıkışa geçmişlerdi. Zor bir maçtı. Buradan galip ayrılmak, lig için çok kritikti. Umarım Liverpool maçında da iyi bir skorla taraftarımızı mutlu ederiz.” diye konuştu.

    Maç içerisinde sakatlık yaşadığı pozisyonla ilgili Beşiktaş’ın kaptanı Orkun Kökçü ile konuştuğunu dile getiren Uğurcan, “Orkun Kökçü ile konuştum. Ben orada topu dışarı atmıştım. Topun bize gelmesi gerekiyordu. ‘Fair-play’i biz böyle öğrendik. Top gelmedi ve taç atışını kullandılar. Maçtan sonra onunla konuştum. ‘Maç içinde bunlar olabilir.’ dedik. Doğru söylüyor aslında ama Olaitan’a bunu yakıştıramadım. Topu biz atmıştık ve taca çıkmıştı.” dedi.

    Uğurcan Çakır, bir gazetecinin “Oyun kurma konusunda özel çalışma yapıyor musun?” sorusuna ise “Okan Buruk’un istediklerini sahaya yansıtmaya çalışıyorum. Okan hocamız öyle istiyor.” yanıtını verdi.

    Liverpool ile oynayacakları maça değinen Uğurcan, “İç sahada oynayacağımız bütün maçlar, rakip için zor. Liverpool’u iyi bir oyun ve skorla yenmek istiyoruz. İnşallah bunu başarıp ülkemizi gururlandırırız.” değerlendirmesinde bulundu.

    Sergen Yalçın: Türk futbolunun gittiği durum çok da sağlıklı değil

    Trendyol Süper Lig’in 25. haftasında oynanan derbide Galatasaray’a 1-0 yenilen Beşiktaş’ta teknik direktör Sergen Yalçın müsabakanın hakemini eleştirdi.

    Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında karşılaşmayı değerlendiren Yalçın, “Galatasaray’ı tebrik ederim. Oyunun ilk bölümü iyi geçmedi. İyi oynamadık ilk yarıyı, rakip de iyi oynamadı. 20. dakikada kırmızı kart pozisyonu var. Onun haricinde çok göze batan bir şey yoktu. İkinci yarı iyi başladık ve kontrolü ele aldık. Rakip kırmızı kart gördü. Sonra daha baskın oyun oynadık. Pozisyonlarımız da vardı, oyunu kurtarabilirdik ama şanssızlık mı desem becerisizlik mi desem.. Bir mağlubiyet aldık, derbiyi iç sahada kaybetmek bizi üzüyor. Oyuncularımız da üzüldü. Bundan sonrasına bakacağız.” ifadelerini kullandı.

    Hakem kararlarının maçtan maça değiştiğini vurgulayan Yalçın, şunları söyledi:

    “Maçı kaybetmeyi hakeme bağlamak istemiyorum ama 20. dakikada Sane’nin kırmızı kart pozisyonu var. Buna dünyada kırmızı kart vermeyecek hakem var mı çok merak ediyorum. Rıdvan’a yaptığı kırmızı kart pozisyonu, ilk yarıdakinin yüzde 50’si kadar hafif. Sarı kartla geçiştirdi, oyuncu da teşekkür etti. O da biliyor çünkü kırmızı kart olduğunu. VAR’daki arkadaşlar yoklar. Trabzon’da, Fenerbahçe maçında var o arkadaşlar ama burada yoklar. Kimsenin böyle şeye ihtiyacı olmasın. Maç yapıyoruz, aslan gibi çıkıp oynayalım. Bir taraf kazanacak zaten. Osimhen’in ikinci sarı kartı var. Oyuncular kural olarak bunun ikinci sarı kart olduğunu söylüyor hakeme. Kuraldan dolayı Orkun’a sarı kart veriyor. Bizim oyuncular ‘Kural gereği sarı kart görmesi lazım’ diyor ama hakem pozisyona bakmıyor bile. Çok da konuşulacak bir şey yok. 20. dakikada rakip atılsa belki yine yenemezdik o ayrı bir koru. Hakemler ve VAR, kuralı uygulamak için buradalar. Biz zaten ligde yokuz, puan olarak gerideyiz. Türk futbolunun geleceği açısından bu büyük bir sorun. Buna bir facia diyebiliriz. Bu oyun kurallarla oynanan bir oyun. Hakemler de kuralı uygulamak için varlar. Kurallar bana başka öbürüne başka olunca böyle diyaloglar çıkıyor. Beni Trabzon’da 10 kişi bırakıyorsun, kazanacağım maçta berabere kalıyorum. Fenerbahçe maçında Orkun’u atıyorsun. Bu maçta kural yok mu? Yorumcuyken, ‘Yabancı VAR’a, hakeme ne gerek var’ diyordum ama Türk futbolunun gittiği durum çok da sağlıklı değil.”

    Bir basın mensubunun, Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk’un da hakemden şikayetçi olduğu yönündeki ifadesine Yalçın “O neyden şikayetçi? 3 senedir şampiyon oluyorlar ve hakemden mi şikayetçi?” diye cevap verdi.

    Oyunun ilk yarısında istediklerini ortaya koyamadıklarını ifade eden Yalçın, “Maçın ilk yarısında oyunu oturtamadık. Galatasaray merkez orta sahada baskı yapınca oyunu kurmakta zorlandık. İkinci yarıya çok iyi başladık. İkinci yarıya ön alanda baskı yapalım, rakip yarı alana yıkalım mantığındaydık. Oyunun bütününe baktığımızda maçın büyük bölümü bizim üstünlüğümüzle geçti. Gol bulabilirdik.” şeklinde konuştu.

    “Bugünkü maç hakemlik adına büyük skandaldır”

    Hakemin kararlarını sert şekilde eleştiren Yalçın, şunları aktardı:

    “Son bölümde rakip yerden kalkmadı. Sürekli zaman geçirmeye çalışan oyuncuları vardı. Vakit geçirip maçı bitirmeyi planladılar, bunu anlayışla karşılarım, normal ama hakemlerin kuralları uygulamamasını normal karşılayamam. Bana El Bilal’in pozisyonunda, Orkun’un pozisyonunda kuralı uyguluyorsun ama burada uygulamıyorsun. Bu çok büyük bir yanlıştır. Futbolun içine televizyon sokarsan VAR’daki arkadaşlar maçın kaderini etkileyebilir. Bugünkü maç hakemlik adına büyük skandaldır. 20. dakikadaki Sane’nin pozisyonu uzayda oynasan kımızı kart verilir. Bu yüzden maçı kaybettik demiyorum, çocuklar 100 dakika maç yapıyor. Ben zaten şampiyonluğa oynamıyorum ama sen niye benim geleceğimi etkiliyorsun. Herkes işini en doğru şekilde yapmalı.”

    Maçın hakemi Ozan Ergün’ün derbiye son anda atandığını ifade eden Yalçın, “Ozan Ergün’ün son dakika atandığını biliyorum. Hakem hatalarından yakınan biziz, kaybeden de biziz. Rakip hiç kaybetmiyor bize karşı. Samsun maçında VAR çağırdı penaltı ver diye, adam bakıp penaltıyı iptal etti. Kayseri maçında oyuncu elle temas ediyor VAR devreye girmiyor. Hadi bu sene önemli değil ama seneye ne olacak. Seneye şampiyonluk hedefimiz diyoruz. Böyle şampiyonluğa nasıl oynayacağız. Maçı kaybettiğim için sinirli değilim ama bu şekil olmaz. Sen kuralları uygula kim yenerse yensin, sen ona karışma. Bizim canımız yandı.” değerlendirmesinde bulundu.

    Gelecek sezon daha oturmuş bir takım kuracaklarını söyleyen tecrübeli teknik adam, “Galatasaray bizden daha fazla oturmuş takım ve geniş kadroya sahip. 3-4 senedir birlikte oynayan oyuncuları var. Biz daha yeni bir transfer dönemi geçirdik. Yeni oyuncularımız takıma katıldı. Yeni yapılanma döneminde bir camiayız. Bunu en doğru şekilde yapmaya çalışıyorum. Bu da bir süreç alıyor. Yavaş yavaş oturacağız gibi gözüküyor. Sezon başında yapacağımız kurulumla önümüzdeki sezon daha oturmuş bir kadro kuracağız. Galatasaray’a başarılar diliyorum Şampiyonlar Ligi’nde.” açıklamasını yaptı.

    “Eksiklerimizi gidereceğiz”

    Tüpraş Stadı’nda oynanan karşılaşmanın ardından Beşiktaş’ın ikinci başkanı Hakan Daltaban, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

    Siyah-beyazlı taraftarlara teşekkür ederek sözlerine başlayan Hakan Daltaban, “Festival ve karnaval havasında başlayan bir günü tamamladık ama pek festival havasında bitmedi. Uzun zamandan beri futbolda bir yapılanmanın içindeyiz. Yavaş yavaş sonuçlarını almaya başlıyoruz. Sergen hocamızın da başkanımızın da söylediği gibi biraz zamana ihtiyacımız var. Dünyanın en iyi hocalarından birine sahibiz, çok inanıyoruz. Çok iyi bir kadro olma yolunda gidiyoruz. Elbette zaman zaman hocamız da oyuncularımız da formda olmayabilir. Bunları yaşayabiliriz. Bugün onları yaşadık anlamında söylemiyorum. Bugün evet istediğimiz, arzu ettiğimiz futbolu oynayamadık. Eksiklerimizin ne olduğunu biliyoruz. Bunları giderme yolunda büyük çaba sarf ediyoruz. Başkanımız, yönetim kurulumuz, futbol komitemiz bu konuda yoğun çalışmalar içindeler. Bu eksiklerimizi gidereceğiz.” diye konuştu.

    Hakan Daltaban, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

    “Çok üzülerek, utanarak, sıkılarak bu konuşmaları yapmak zorundayız. ‘Yöneticiler maçtan sonra konuşsun, konuşmasın’ diyorlar. O kadar uzun boylu değil. Burası koskoca Beşiktaş camiası. Beşiktaş sadece bir futbol, spor kulübü değil, Beşiktaş koca bir camia. Milyonların yüreğini bugün burada hisseden bir camiayı yönetiyoruz. Bu işler o kadar basit değil. Bize futbolda oynamak isteyenin oynatılacağı öğretildi. Oynatmamaya çalışanlara avantaj verilmeyen, oynamak isteyene yol açılan, oynamak isteyenin önünün kesilemeyeceği öğretildi. Bugün bunu göremedik. Futbolun içinde bunlar var. Yerde yatan arkadaşları görmemek, yandan müdahaleleri görmemek… Bir haftadan beri bütün futbol kamuoyunda Beşiktaş-Galatasaray maçını yönetecek üçüncü hakemi bulamadık. Bakın iki hakem üstünde gittik, geldik. Bir üçüncü hakemin ismi çıkmadı. Öncelikle iğneyi kendimize, çuvaldızı başkasına batıralım. Genç hakemleri destekliyoruz ama arkadan gelecek genç hakemlerin de önünü açın. Onları yetiştirin. Futbol o kadar zor bir oyun değil. Çok basit matematiği olan, basit ilkeleri olan, basit kuralları olan bir oyun. Hakem hiçbir zaman başrol değildir. Futbol kulüplerinin performansları, mücadeleleri, tribünleri, camialarının güçleri, ruhları vesairesi futbolun ana unsurudur. Ama biz çok uzun zamandan beri futbolun yan taraflarını konuşuyoruz. Ben bugün burada niye konuştuğumu bile bilmiyorum.”

    “Hakem adına utandım”

    Beşiktaş Kulübü İkinci Başkanı Hakan Daltaban, hakem Ozan Ergün’ün yönetimine sert tepki gösterdi.

    Yaptığı açıklamaların bahane olarak algılanmaması gerektiğinin altını çizen Daltaban, şunları kaydetti:

    “Sahadaki hakem arkadaşımızı ben açıkçası anlayamadım. Pozisyonlara baktığımızda takdir hakları kısmına hiç girmiyorum. Takdir haklarını bizden yana kullandı, kullanmadı. Bunu konuştuğumda bizim kaybettiğimiz maça bahane falan değil. Kimse bunu böyle algılamasın. Türk futbol kamuoyu ve Türk futbolunun adaleti adına konuşuyorum. Futbolda biz çok uzun zamandan beri şiddet, terör gibi şeyleri konuşuyoruz. Görüyorsunuz kartellerin olduğu yerlerde, devletin olmadığı yerlerde terör var. Beşiktaş camiası bu oyuna gelmez. Birilerinin amacı ortalığı karıştırmaksa Beşiktaş camiası son derece sağduyuludur. 123 yıllık bir çınardan bahsediyoruz. Bugün milyonları yüreği burada attı. 40 bin taraftarımız 2 bin liralarını, 5 bin liralarını, 10 bin liralarını biriktirerek bu yoklukta bu karnaval havasına geldi. Kimsenin bu insanların emekleriyle oynamaya hakkı falan yok.”

    Siyah-beyazlı camianın içinden geldiğini vurgulayan Daltaban, “Açık tribüne gelmek için, kapalıya girmek için neler çekildiğini çok iyi biliriz. Gözünün içine kar tanesi kaçanları, duymadım diyenleri çok gördük. Biz buralara alışkınız. Bugün de bunlardan birini gördük. Futbol takım kaptanlarının ayrıcalıkları vardır. Diğer oyuncular daha rahat sarı kart görür ama kaptanın biraz daha inisiyatifi vardır. Takım adına konuşma yetkisi vardır. Kaptanımızın protestosuna sarı kart gösterdi. Son derece doğru bir karardı. Alkışlama karşılığında yapmış olduğu hareket doğruydu, doğru bir sarı karttı. Arkadaşlar utanç verici bir şey var, buna ben utandım, hakem adına utandım. İlk sarı kartı olan, ikinci sarı kartı görmeyen Osimhen’in pozisyondan sonra topa vurması… Refleks vardır, duymadım dersiniz. Kandırmaya yönelik hareket vardır. İyi izleyin arkadaşlar, duymadım demedi. Hakeme ısrarla ‘Vurdum ama seni takmıyorum, karar doğru değil’ dedi. Hakem arkasını döndü. Hakem bunu görmemeye çalıştı. Alın görüntüleri seyredin. Sahadaki hakem görmemeye çalıştı. Ben hakem adına utandım. Sahadaki otoriteyi reddeden, ikinci kartı görme korkusu bile yaşamayan… Artık o kadar ki iş fütursuzlaşmış. ‘Aman ikinci kartı görürüm, vurdum ama yanlış yaptım’ ruh haline bile girmeyen bir arkadaş vardı. Sahadaki hakemi daha fazla konuşmayacağım.” değerlendirmesinde bulundu.

    “Bu veballeri ödeyemezsiniz”

    Daltaban, VAR’daki hakem yönetimini eleştirdi ve “Şu anda 20 milyonun ruhu burada atıyor. Bu veballeri ödeyemezsiniz. Şu anda asker nöbetini tutan, hasta yatağından kalkan, cenazesi olan, duyguları olan herkes bu maçı takip ediyor. Bu insanların duygularıyla oynayamazsınız, ayıp” dedi.

    Futbolun kurallarının basit olduğunun altını çizen Hakan Daltaban, şöyle konuştu:

    “Sahadaki arkadaş gördüm der, görmedim der. Biraz da adrenalin oluyor, koşuyor. Şimdi hayatımıza yapay zeka girdi. Biliyorsunuz yapay zekalarla insanlar birbiriyle yarışıyor, savaşıyor. VAR denilen bir kavram var, teknoloji var. 18 yaşından küçük gençlere sesleniyorum: Yarın coğrafya sınavı var. Defter, kitap açık. Türkiye’nin yüzölçümünü soruyorlar. Kitapta yazıyor. Cevabını yazıyorsunuz. Bu arkadaşlar ekranda 3-4 dakika oyunu durduklarında ‘Niye dört dakika durdurdun’ diyen var mı? Aleni pozisyon, gördüğün pozisyon, geri alıyorsun, ileri alıyorsun, hızlı oynatıyorsun, yavaş oynatıyorsun. Bunu görmemeyi bize kimse anlatamaz. Arkadaşlar, ben bu camianın ikinci başkanıyım. Beni bu maça, VAR hakemi olarak atasalar ve karşı takıma bu kırmızı kart pozisyonu olsa ben utanır o pozisyonu veririm. Taraflı olmama rağmen ben utanırım. Yüzüm kızarır. ‘Bu kadarını da yapamam’ derim ve o kırmızı kartı veririm. Maçın 20. dakikası kırmızı kart gösterilemeyen arkadaş asist yaptı. VAR denilen olguda hakem olmaya da gerek yok. Futbolun kuralları çok basit. Şimdi camiadan yoğun bir tepki var. Ofsayt doğru mu çizildi, yanlış mı çizildi? Bilemem ki adalet yok. Siz inanıyor musunuz? VAR çizgisinin doğru çizilip çizilmediği konusunda bu da yapılmaz diyebiliyor musunuz?”

    VAR için “19 Mayıs” önerisi

    Daltaban, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda VAR koltuğuna spor akademisinde eğitim gören gençlerin oturmasını teklif etti.

    Futbolu güzelleştirmek için ellerinden geleni yaptıklarını belirten Daltaban, “19 Mayıs için bir teklifim var. Bu tarz özel günlerde koltuklara sembolik olarak çocuklar gelir oturur. 19 Mayıs’ta o hafta spor akademisinden çocukları getirin. Bundan daha iyi VAR hakemliği yapmazsa ben namerdim. Göreceksin, geri alacaksın, bakacaksın, vereceksin. Rakibin 8 kişi bitirmesi gereken bir maçın sonunda bir camianın ikinci başkanını çıkarıp kükretiyorsunuz. Beşiktaş camiası büyük bir camiadır. Şu anda 20 milyonun ruhu burada atıyor. Bu veballeri ödeyemezsiniz. Şu anda asker nöbetini tutan, hasta yatağından kalkan, cenazesi olan, duyguları olan herkes bu maçı takip ediyor. Bu insanların duygularıyla oynayamazsınız, ayıp. Takımı gençleştiriyoruz. Takım içinde ruhsuzlukları kaldırmaya çalışıyoruz. Mücadele ruhunu veriyoruz, forma aşkını veriyoruz. Taraftarımıza coşku veriyoruz. Festival yapıyoruz, karnaval yapıyoruz. Arkadaşlar ben niye burada konuşuyorum?” ifadelerini kullandı.

    Futbolun ana enstrümanının hakem olmadığını dile getiren Daltaban, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

    “Kimse ön plana çıkmaya falan çalışmasın. Çok basit bir iş yapıyorsunuz. İşinizi doğru yapın, bu kadar basit. Kimse sizden başka bir şey istemiyor. ‘Bizi kayırın, bizi kollayın’ diyen var mı? Bugüne kadar bizden böyle bir şey duydunuz mu? Maçı yönetecek hakemleri konuşurken bile ben açıkçası çok takip etmiyorum. Benim öyle gündemim yok. Üçüncü hakemi bulamadık arkadaşlar. Biz önümüzdeki sene neyle çıkacağız? Sağ olsun iyi niyetlerinden şüphe etmediğimiz federasyon başkanımız var. Hakem hata yapabilir, adrenalin yükselir, nabzı düşer, görmez, göremez. Ben bugünkü hakemin öyle olduğunu düşünmüyorum. Görmemeye çalışmakla görmemeyi ayırabilecek kadar zekaya sahibiz. Biz ortamlarda, raconlarda görmezden gelmelerin ne olduğunu iyi biliriz. Biz bunu çok net ayırırız. Bugün görmemeye çalışmayı gördük. Söyleyecek çok fazla bir lafımız yok ama VAR oyuncağa döndü. Kaldırın o zaman, bu olacak şey değil. Aranızda kırmızı kart pozisyonunu şu nedenden dolayı görmedim diyebilecek biriniz var mı? 19 Mayıs teklifimi dile getiriyorum. Lütfen çocukları bir gün oraya oturtun, utanacaksınız.”

    The post Lider Galatasaray derbide Beşiktaş’ı deplasmanda 1-0 mağlup etti first appeared on Kanal 3 Tv.

  • Başak Güvercin babasının izinde yolların tozunu attırıyor!

    Başak Güvercin babasının izinde yolların tozunu attırıyor!

    Ayda 15 bin kilometre: Akdeniz’den yola çıkan bir başarı hikayesi

    Hem gezmeyi hem de üretmeyi seven Güvercin, mesleğinin büyük bir kısmını Akdeniz bölgesinin bereketli topraklarından yüklediği ürünleri varış noktalarına ulaştırarak geçiriyor. Sezon yoğunluğuna göre ayda ortalama 15-16 bin kilometre yol kat eden genç şoför, tırın kabinini adeta ikinci bir ev bellemiş durumda. Farklı kültürler tanımanın keyfini sürerken, evden uzak kalmanın ve acil durumlarda hemen dönememenin mesleğin en zorlayıcı yanı olduğunu belirtiyor.

    ANKARA’DA YAŞAYAN BAŞAK GÜVERCİN, İŞ HAYATINDAN SIKILDIĞI İÇİN BABASININ İZİNDEN GİDEREK UZUN YOL TIR ŞOFÖRÜ OLDU. (AHMET ÖZKURT/ANKARA-İHA)
    Ankara’da yaşayan Başak Güvercin, iş hayatından sıkıldığı için babasının izinden giderek uzun yol tır şoförü oldu.

    Önyargıları geri vitese taktı

    Mesleğe ilk başladığında “yanaşamazsın, yapamazsın” diyenlerin önyargılarıyla karşılaştığını ifade eden Başak Güvercin, bu süreci sabır ve ustalıkla aştığını anlatıyor: İlk yıllarda yük boşaltma alanlarında tereddütle bakanların güvenini kısa sürede kazandı. Tek başına ayakta durmanın ve kilometrelerce yolu devirmenin özgüvenini zirveye taşıdığını vurguluyor. Artık gittiği her noktada bir “usta” olarak saygı görüyor.

    Güçlü kadın güçlü toplum: 8 Mart mesajı

    Erkek egemen bir sektörde var olmanın kadının gücünü kanıtladığını söyleyen Güvercin, hemcinslerine cesaret dolu mesajlar veriyor. Kadınların ekonomik bağımsızlıklarını kazanmalarının toplumun geleceği için kritik olduğunu belirten genç şoför, “Bir kadının hayatının yarım kalması, bir toplumun vicdanının yaralı kalması demektir” diyerek kadın cinayetlerine karşı da toplumsal duyarlılık çağrısında bulundu.

    ANKARA’DA YAŞAYAN BAŞAK GÜVERCİN, İŞ HAYATINDAN SIKILDIĞI İÇİN BABASININ İZİNDEN GİDEREK UZUN YOL TIR ŞOFÖRÜ OLDU. (AHMET ÖZKURT/ANKARA-İHA)
    Ankara’da yaşayan Başak Güvercin, iş hayatından sıkıldığı için babasının izinden giderek uzun yol tır şoförü oldu.

    Yolların sultanından tüm kadınlara kutlama

    Kendi ayakları üzerinde duran ve sınırları zorlayan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayan Başak Güvercin, hayallerinin peşinden giden kadınların hiçbir engelle karşılaşmayacağına inanıyor. Genç şoför, her seferine sadece yük değil, kadınların her işi başarabileceğine dair güçlü bir mesaj da taşıyor.>>>İHA

  • Türk kadını her yerde!

    Türk kadını her yerde!

    Mermer ocaklarından dev tırlara: Sınır tanımayan kadınlar

    İnşaat ve ağır sanayi sektöründe kadın operatörlerin sayısı her geçen gün artıyor. Özellikle Ege bölgesindeki mermer ocaklarında dev iş makinelerini kullanan kadınlardan, Türkiye’nin yollarında direksiyon sallayan kadın tır şoförlerine kadar pek çok isim, Mezra gibi “yapamazsın” diyenlere en güzel cevabı sahada veriyor. 2026 yılı verilerine göre teknik branşlarda sertifika alan kadın sayısında son iki yıla oranla %15’lik bir artış gözlemleniyor.

    Sanayide kadın eli: Kaynak ustasından gemi mühendisine

    Sadece gökyüzünde değil, yerin altında ve denizde de kadınların izi var. Son dönemde dikkat çeken diğer başarı hikayeleri şunlar:

    • Gemi İnşa Sanayii: Tersanelerde kaynak operatörü ve gemi montaj ustası olarak çalışan kadınlar, ağır sanayinin yükünü omuzluyor.

    • Savunma Sanayii: Teknoloji ve üretim hatlarında görev alan kadın mühendisler, yerli üretim projelerinin mutfağında kritik roller üstleniyor.

    • Afyonkarahisar Örneği: Yerel olarak mermer fabrikalarında kalite kontrol ve işleme makinelerinde çalışan kadınların sayısı, bölgenin ihracat kapasitesine doğrudan katkı sağlıyor.

    Önyargılar kırılıyor, istihdam artıyor Kadınların teknik mesleklerde yer alması, işletmelerde iş disiplinini ve hassasiyeti artırdığı için işverenler tarafından da daha fazla tercih edilmeye başlandı. Mezra Coşkun’un hikayesinde olduğu gibi, aile desteğiyle bu mesleklere yönelen genç kadınlar, kendilerinden sonra gelen nesillere de ilham kaynağı oluyor. 8 Mart itibarıyla açıklanan raporlar, kadınların yer aldığı teknik ekiplerde iş kazası oranlarının daha düşük olduğunu ve operasyonel verimliliğin arttığını gösteriyor.

    Zirvedeki diğer isimler ve başarıları Mezra gibi gökyüzünde çalışan veya ağır sanayide ter döken diğer “ilham veren kadınlar” dosyamızda şu başlıklar öne çıkıyor:

    • Antalya: Dev yolcu uçaklarının bakımını yapan kadın uçak teknisyenleri.

    • Kocaeli: Otomotiv hatlarında robotik kolların programlanmasını yapan kadın teknikerler.

    • İzmir: Rüzgar türbinlerinin kanat üretiminde çalışan kompozit uzmanı kadınlar.>>>HABER MERKEZİ 

  • Ekmeğini gökyüzünde kazanan genç kadın!

    Ekmeğini gökyüzünde kazanan genç kadın!

    Annesinin tavsiyesiyle zirveye yolculuk

    Mezra Coşkun’un bu sıra dışı mesleği seçmesindeki en büyük destekçisi annesi oldu. Annesinin sosyal medyada izlediği bir videoyu “Tam sana göre” diyerek paylaşmasıyla başlayan süreç, Mezra’nın kararlılığıyla gerçeğe dönüştü. “Yapamazsın” diyenlere inat eğitimlerini tamamlayan genç operatör, bugün Ankara’nın dev projelerinde görev almanın gururunu yaşıyor.

    ANNESİNİN TAVSİYESİYLE 20 YAŞINDA KULE VİNÇ OPERATÖRÜ OLAN MERA COŞKUN, METRELERCE YÜKSEKLİKTE ÇALIŞARAK, EKMEĞİNİ GÖKYÜZÜNDEN KAZANIYOR. (AHMET ÖZKURT/ANKARA-İHA)
    -Annesinin tavsiyesiyle 20 yaşında kule vinç operatörü olan Mera Coşkun, metrelerce yükseklikte çalışarak, ekmeğini gökyüzünde kazanıyor.

    Sabah 8 akşam 5 gökyüzünde mesai

    Mesleğinin zorluklarını ve avantajlarını samimiyetle anlatan Coşkun, çalışma rutinini şu sözlerle özetliyor:

    • 110 metreye kadar ulaşan dev vinçlerde tek başına görev yapıyor.

    • Sabah 08.00’de çıktığı vinç kabininden, tırmanma zorluğu nedeniyle akşam 17.00’ye kadar inmiyor.

    • Şantiye çamuru ve yoğun iş stresiyle başa çıkarken, çevresindeki insanların hayranlık dolu bakışlarından güç alıyor.

    20 yaşında operatör olduğuna kimse inanmıyor

    Genç yaşı nedeniyle işini söylediğinde sık sık şaşkınlıkla karşılandığını belirten Coşkun, insanların önce inanmakta güçlük çektiğini ancak vince çıktığını gördüklerinde büyük saygı duyduklarını ifade ediyor. “Sen daha vincin altından geçemezsin” diyenlere en güzel cevabı zirvedeki performansıyla veren Mezra, kadınların her sektörde başarılı olabileceğini kanıtlıyor.

    ANNESİNİN TAVSİYESİYLE 20 YAŞINDA KULE VİNÇ OPERATÖRÜ OLAN MERA COŞKUN, METRELERCE YÜKSEKLİKTE ÇALIŞARAK, EKMEĞİNİ GÖKYÜZÜNDEN KAZANIYOR. (AHMET ÖZKURT/ANKARA-İHA)
    -Annesinin tavsiyesiyle 20 yaşında kule vinç operatörü olan Mera Coşkun, metrelerce yükseklikte çalışarak, ekmeğini gökyüzünde kazanıyor.
    ANNESİNİN TAVSİYESİYLE 20 YAŞINDA KULE VİNÇ OPERATÖRÜ OLAN MERA COŞKUN, METRELERCE YÜKSEKLİKTE ÇALIŞARAK, EKMEĞİNİ GÖKYÜZÜNDEN KAZANIYOR. (AHMET ÖZKURT/ANKARA-İHA)
    -Annesinin tavsiyesiyle 20 yaşında kule vinç operatörü olan Mera Coşkun, metrelerce yükseklikte çalışarak, ekmeğini gökyüzünde kazanıyor.

    Kadınlara 8 Mart mesajı: Hayallerinizin peşinden koşun

    Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle hemcinslerine cesaret veren Mezra Coşkun, kadınların inşaat sahalarında daha fazla yer alması gerektiğini vurguladı. Önyargıların kadınların gücü karşısında duramayacağını belirten genç operatör, “Biz kadınlar istesek her şeyi yaparız. Tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun” diyerek sözlerini tamamladı.>>>İHA

    ANNESİNİN TAVSİYESİYLE 20 YAŞINDA KULE VİNÇ OPERATÖRÜ OLAN MERA COŞKUN, METRELERCE YÜKSEKLİKTE ÇALIŞARAK, EKMEĞİNİ GÖKYÜZÜNDEN KAZANIYOR. (AHMET ÖZKURT/ANKARA-İHA)
    -Annesinin tavsiyesiyle 20 yaşında kule vinç operatörü olan Mera Coşkun, metrelerce yükseklikte çalışarak, ekmeğini gökyüzünde kazanıyor.

  • 90 yaşındaki babaanne  “dur” dedi

    90 yaşındaki babaanne “dur” dedi

    Trafikte korna sesleri şiddete karşı yükseldi

    Otomobilinin arka camına “Bu 8 Mart milat olsun. Kadına şiddet son bulsun. Sen de 1 kornayla destek ol” yazısını asan Muhammed Bişgin, babaannesiyle birlikte şehir turu attı. Şehir merkezindeki sürücüler, aracın üzerindeki yazıyı okuyarak korna çalarak kampanyaya destek verdi. Trafiğin durduğu anlarda aracından inen Bişgin, çevredeki kadın sürücülerin gününü kutlayarak onlara karanfil hediye etti.

    DÜZCE’DE SOSYAL MEDYADA ÇEKTİĞİ VİDEOLARLA DİKKAT ÇEKEN MUHAMMED BİŞGİN, 90 YAŞINDAKİ NİNESİ HAYRİYE BİŞGİN İLE KADINLARA ŞİDDETE DİKKAT ÇEKMEK VE ŞİDDETİN SONA ERMESİ İÇİN FARKINDALIK ÇALIŞMASI YAPTI. BİŞGİN’İN ARACINA ASILAN YAZIYI GÖREN SÜRÜCÜLER, KORNA ÇALARAK DESTEK VERDİLER. (TEZCAN SOLMAZ/DÜZCE-İHA)
    Düzce’de sosyal medya içerik üreticisi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla 90 yaşındaki babaannesiyle birlikte kadına yönelik şiddete dikkati çekmek amacıyla trafikte farkındalık etkinliği gerçekleştirdi.

    60 yıllık evlilikte bir gün bile şiddet görmedi

    Etkinliğin en dikkat çeken ismi olan 90 yaşındaki Hayriye Bişgin, genç kuşaklara önemli bir mesaj verdi. 10 yıl önce kaybettiği eşiyle 60 yıl boyunca aynı yastığa baş koyduklarını belirten yaşlı kadın, evlilik hayatı boyunca hiçbir zaman şiddet görmediğini vurguladı. Tüm erkeklere seslenen Hayriye Bişgin, kadınlara yönelik kötü muamelenin son bulması çağrısında bulundu.

    Şiddet olaylarına karşı toplumsal duyarlılık

    Son dönemde artan şiddet olaylarına tepki göstermek amacıyla bu etkinliği planladıklarını söyleyen Muhammed Bişgin, babaannesinin dedesine olan bağlılığını örnek gösterdi. Bişgin, “Eskiden insanlar yıllarca sevgi ve saygıyla evli kalmış. Şimdi ise hemen şiddete başvuruluyor. Kadına şiddetin önüne geçilsin istiyoruz, hepimiz bu dünyada birlikte yaşıyoruz” diyerek farkındalığın önemine değindi.>>>İHA 

    DÜZCE’DE SOSYAL MEDYADA ÇEKTİĞİ VİDEOLARLA DİKKAT ÇEKEN MUHAMMED BİŞGİN, 90 YAŞINDAKİ NİNESİ HAYRİYE BİŞGİN İLE KADINLARA ŞİDDETE DİKKAT ÇEKMEK VE ŞİDDETİN SONA ERMESİ İÇİN FARKINDALIK ÇALIŞMASI YAPTI. BİŞGİN’İN ARACINA ASILAN YAZIYI GÖREN SÜRÜCÜLER, KORNA ÇALARAK DESTEK VERDİLER. (TEZCAN SOLMAZ/DÜZCE-İHA)
    Düzce’de sosyal medya içerik üreticisi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla 90 yaşındaki babaannesiyle birlikte kadına yönelik şiddete dikkati çekmek amacıyla trafikte farkındalık etkinliği gerçekleştirdi.

  • Samiye Hancıoğlu: “Emeğin Cinsiyeti Olmaz”

    Samiye Hancıoğlu: “Emeğin Cinsiyeti Olmaz”

    AFİKAD Başkanı Samiye Hancıoğlu, Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Gazete3 mikrofonlarına özel açıklamalarda bulundu. Hancıoğlu, konuşmasında “Kadınlar toplumun vicdanıdır ve emeğin cinsiyeti olmaz” ifadelerini kullanarak kadınların toplumdaki önemli rolüne dikkat çekti.>>>HABER MERKEZİ 

  • “Tüketim çarkı, kadın emeğini sömürüyor”

    “Tüketim çarkı, kadın emeğini sömürüyor”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” dolayısıyla “Sürdürülebilir Kalkınmada Kadın Hamlesi” temasıyla, Şişli’deki bir otelde düzenlenen iftar programında yaptığı konuşmaya, davetlileri selamlayarak başladı. Davetlilerin vasıtasıyla ülkenin tüm kadınlarına selamlarını, saygılarını ileten Erdoğan, katılımcılara teşekkür etti. Davetlilerin bereket, mağfiret, rahmet kapılarının ardına kadar açıldığı Ramazan-ı Şerif’lerini tebrik eden Erdoğan, bu mübarek günlerin millete, Türk-İslam alemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesi temennisinde bulunarak, ramazanın ecirlerin ve iyiliklerin katlanarak artmasına vesile olmasını diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, programın düzenlenmesinde emeği geçen kurumlara teşekkür ederek, “Bu salondaki hanım kardeşlerimden başlayarak, muhterem eşim ve sevgili kızlarımla birlikte bir anne, eş, kardeş, yoldaş ve evlat olarak hayatımıza anlam katan, değer katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.” ifadesini kullandı.

    Dünya Kadınlar Günü kapsamında, farklı ülkelerdeki kadınlara da tebriklerini ileten Erdoğan, şunları kaydetti: “Siz kardeşlerimin yanı sıra evladını vatan uğruna şehit vermiş, en az şehit evlatları kadar kahraman şehit analarının, hepsi birer metanet timsali olan şehit eşlerinin ve şehit kızlarının, Gazze’den Suriye’ye, Yemen’den Sudan’a gönül ve kültür coğrafyamızın farklı köşelerindeki acılı annelerin, acılı eşlerin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ediyor, kendilerini buradan hürmetle selamlıyorum. Bağırlarına basarak okula gönderdikleri kız çocuklarının bugün mezarına sarılan yüreği yanık İranlı anneleri ayrıca selamlıyor, ülkemizdeki kadınlar adına kendilerine bir kez daha taziyelerimizi iletiyor, acılarını yürekten paylaştığımızı ifade ediyorum. Yine bu vesileyle Afrika’nın yoksul ve cefakar kadınlarının, Afganistan’ın, Arakan’ın, Somali’nin mazlum kadınlarının, İsrail’in kendi topraklarında huzura hasret bıraktığı Lübnanlı kadınların, Batı’da sinema, moda ve medya sektörlerinin acımasız dişlileri arasında ezilen, şiddete ve istismara uğrayan tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ediyor, kendilerine Türkiye’den hem dayanışma mesajlarımızı hem de kucak dolusu selamlarımızı gönderiyorum.”

    “TÜKETİM ÇARKI, ÖNCELİKLE KADINLIK ONURUNU HEDEF ALIYOR, EN FAZLA KADIN EMEĞİNİ SÖMÜRÜYOR”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, savaşlar ve zulümlerde hayatını kaybedenlerle birlikte Türkiye’de teröre ve şiddete kurban verilen tüm kadınlara Allah’tan rahmet ve mağfiret niyaz ettiğini dile getirdi. Dünya Kadınlar Günü’nü küresel ölçekte kadın sorunlarının ağırlaştığı, özellikle yakın çevrelerinde kadınların çok zor günler yaşadığı bir dönemde karşıladıklarını belirten Erdoğan, “Elini vicdanına koyan herkes inanıyorum ki şu tabloyu çok net görebiliyor. Bugün maalesef başta bölgemiz olmak üzere dünyanın farklı yerlerinde çatışma var, bunun acısını en çok kadınlar çekiyor. Bugün dünya büyük bir gelir dağılımı adaletsizliğiyle karşı karşıya, bundan en çok kadınlar mağdur oluyor. Bugün dünyada batıl inançlardan, asabiyeden, yanlış örf ve adetlerden kaynaklanan ayrımcılık var. Bu durum en çok kadınları olumsuz etkiliyor. Bugün dünyayı devasa bir markete dönüştüren tüketim çarkı, öncelikle kadınlık onurunu hedef alıyor, en fazla kadın emeğini sömürüyor.” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Gazze’de İsrail’in 2 yıl boyunca katlettiği 72 binden fazla kardeşimizin çoğu kadın ve masum çocuklar. Suriye’de 13 buçuk yıllık zulmün ardından kayıplarını yüreklerine gömerek yeniden hayata tutunmaya çalışanların çoğu kadın ve çocuklar. Afrika’da kıtlığın, açlığın ve her gün biraz daha derinleşen yoksulluğun yükü altında ezilen yine kadın ve çocuklar. Komşumuz İran’a yönelik saldırıların yükünü sırtlanmak zorunda kalanların ekseriyeti aynı şekilde kadın ve çocuklar. Vicdan sahipleri olarak hepimiz bunu görüyor ve bu hazin tablodan büyük bir üzüntü duyuyoruz. Sadece görmekle kalmıyor, aynı zamanda tepkimizi de ortaya koyuyoruz.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, yakın çevresinden başlayarak yeryüzünün farklı noktalarındaki adaletsizliklere, zulümlere en güçlü tepkiyi veren, nerede olursa olsun ayrımcılığa, hukuksuzluğa itiraz eden ülkelerin başında geldiğini söyledi. Erdoğan, “İşte komşumuz İran’da olduğu gibi, nerede bir yangın varsa oraya su taşımaya, nerede bir yara kanıyorsa ona merhem olmaya çalışıyoruz. Ülkemizin insani değerleri merkeze alan haysiyetli duruşunun en büyük bekçisi hanım kardeşlerimizdir.” ifadelerini kullandı. Umutları kıran her türlü olumsuzluğa rağmen daha adil bir dünyanın mümkün olduğu inancıyla ülkenin kutlu mücadelesine verdikleri destek için bir kez daha kadınlara teşekkür eden Erdoğan, “Gururla ve şükranla ifade etmek isterim. Devletimiz merhum Kemal Tahir’in dediği gibi ‘Devlet Ana’ysa bu sizin kuşatıcılığınız, hamiyetiniz, şefkatiniz ve merhametiniz sayesindedir.” diye konuştu. Erdoğan, “Peş peşe savaşlardan ve en son İstiklal Harbi’nden sonra yorgun düşen ülkemizi tekrar ayağa kaldırmışsak, Cumhuriyetimizi her gün biraz daha güçlendirerek 103 yaşına getirmişsek, bunda kadınlar olarak emeğinizin, fedakarlıklarınızın, çabalarınızın yadsınamaz payı vardır.” dedi.

    “KADIN ERKEK DEMEDEN HEPİMİZ BİR BÜTÜNÜN AYRILMAZ PARÇALARIYIZ”

    Kadınların karşılaştıkları tüm zorluklara ve engellere rağmen çalışkanlıkta, yetenekte, üretimde canlarını dişlerine takarak Türkiye’nin bugünkü iftihar edilen seviyelere ulaşmasına eşsiz katkılar yaptığını kaydeden Erdoğan, “Her birinize, sizlerin şahsında ülkemdeki tüm kadınlara, Türkiye’nin büyümesine, kalkınmasına, demokrasimizin güçlenmesine, refah çıtasının yükselmesine yaptığınız katkılardan dolayı da ayrıca teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Farklı vesilelerle sık sık hatırlattığım bir hakikatin altını bu anlamlı günde tekrar çizmek isterim. Biz kadına yönelik ayrımcılığın her türlüsünü reddeden, kadın ve erkeği bir, beraber gören bir medeniyetin temsilcileriyiz. Bizler her varlığa, her canlıya Allah’ın ayeti nazarıyla bakan yüksek bir tasavvura sahibiz. Bizim inanç ve ruh dünyamızda şayet insan için bir üstünlük aranacaksa, bu sadece ve sadece takva ile liyakat ile emek ve üretkenlikledir. Irk ayrımcılığı, mezhep ayrımcılığı, köken ayrımcılığı bizim kitabımızda yazmadığı gibi, cinsiyet ayrımcılığı da bizim kitabımızda yer almaz. Eşrefi mahlukat olan insanı ötekileştirmenin, sırf cinsiyeti veya etnik kimliği dolayısıyla hor, hakir görmenin bizim kitabımızda yeri yoktur. Başkasının özgürlük alanını sınırlamadıkça insanların kişisel tercihlerine, hayat tarzlarına, yaratılıştan gelen özelliklerine saygı duymak, farklılıkları bir zenginlik olarak görmek, sadece erdemli olmanın değil aynı zamanda insan olmanın gereğidir. Aynı şekilde küresel tüketim çarkının kadın emeğini sömürmesine, kadını metalaştırmasına özellikle karşı durmak da insanlığımızın gereğidir.”

    İnsan hak ve hürriyetlerinin sadece belli bir zümrenin, gücü elinde bulunduran seçkinlerin, elitlerin değil, insan olan herkesin güvencesi olduğunu kaydeden Erdoğan, “Hak olarak da, sorumluluk olarak da kadın erkeğin arkasında değil, bilakis erkeğin yanı başındadır, omuz omuzadır. Kadın erkek demeden hepimiz bir bütünün ayrılmaz parçalarıyız. Kadın erkek fark etmeksizin hepimiz aynı bağın gülü, aynı sazın telleriyiz.” dedi. Erdoğan, “Her kim ne adına ve hangi bahaneyle olursa olsun ayrımcılık yapıyorsa bu milletin asli kimliğini oluşturan değerlere ihanet ediyor demektir. Her kim kadına ve çocuğa şiddet uyguluyorsa, daha kötüsü zulmediyorsa insanlıktan nasibini almamış demektir. Kadını ve erkeği cinsiyetçi paranteze hapsedenler, aslında her ikisinin de önce insan olduğu gerçeğini perdeliyor demektir.” diye konuştu. Bu anlayışla siyaset sahnesine çıktıkları günden beri kadınların sosyal hayata, siyasal hayata aktif ve eşit olarak katılmaları için gayret gösterdiklerini belirten Erdoğan, kemikleşmiş önyargıları kırmak, yanlış uygulamaları ortadan kaldırmak için büyük mücadeleler verdiklerini dile getirdi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadının statüsünün güçlendirilmesi, kadınların önündeki engellerin kaldırılması noktasında neler yaptıklarını hem salondaki misafirlerin hem de erkanları başında kendilerini izleyen vatandaşların çok iyi bildiklerini söyledi. Bu kapsamda yaptıkları bazı düzenlemeleri ve rakamları paylaşan Erdoğan, “Göreve geldiğimizde yüzde 27,9 olan kadınların iş gücüne katılım oranını yüzde 34,7’ye çıkardık. Aynı dönemde kadın istihdam oranı yüzde 25,3’ten yüzde 31,7’ye çıktı. Bir diğer başarımız siyasi temsildedir. 2002’de parlamentomuzda sadece 24 kadın milletvekili görev yapıyordu. Son seçimlerde bu sayı 119’a çıktı. Kadınların Meclis’te temsil oranıysa 5 kat artışla yüzde 19,83’e ulaştı.” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan, aynı başarıyı kadın kamu çalışanı oranında da gördüklerini dile getirerek, şunları kaydetti: “28 Şubat’ın vesayetçi zihniyetinin kamuda kadınlara kapattığı tüm kapıları ardına kadar biz açtık. Başörtüsü yasağına son vererek, kadınların hiçbir engelle ve baskıyla karşılaşmadan bürokrasinin tüm katmanlarında çalışabilmelerini sağladık. Bilhassa akademi, mülkiye, adliye, askeriye gibi kadınların erişim alanı dışında tutulan mesleklerde kadınların önüne örülen tüm duvarları yıktık. Bugün sadece ikna odalarında ikna edilemeyen hanım kardeşlerimiz değil, aynı zamanda onların çocukları da her kurumda çalışıyor, kamusal alanda varlık gösteriyor, iş ve siyaset dünyasında başarılarıyla temayüz ediyor. Kadınlar inançlarına uygun yaşamak ile hayallerindeki mesleği icra etmek arasında bir tercihte bulunmaya artık zorlanmıyor. Bunun bir sonucu olarak kadın kamu çalışanlarının oranı sadece son 12 yılda yüzde 34,2’den yüzde 43,38’e yükseldi.”

    KADINA ŞİDDETE KARŞI YAPILAN ÇALIŞMALAR

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir diğer kanayan yaranın kadına ve çocuğa yönelik şiddet olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti: “Bu konuda her zaman ‘sıfır tolerans’ yaklaşımıyla hareket ettik. 2005’te Türk Ceza Kanunu’nda yaptığımız değişiklikle kadına yönelik şiddetin önüne geçilmesinde önemli bir eşiği açtık. 2012 yılında 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’u yürürlüğe koyduk. Nüfusu 100 bini geçen belediyelere konuk evi açma mecburiyeti getirdik. 2014’te Ceza Kanunumuzda yaptığımız düzenlemeyle cinsel suçlara yönelik cezaları artırdık. 2020’de 6284 sayılı Kanun kapsamında ihtisas mahkemelerini kurduk. 2021 ve 2022’de kadına karşı işlenen suçların cezalarını artırmak suretiyle caydırıcılığı güçlendirdik. 2023’te yayınladığımız Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle bu konudaki hassasiyetimizi teyit ve tescil ettik. Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerimizin sayısını 86’ya çıkardık. Bakanlığımıza bağlı 112 Kadın Konuk Evimiz, 81 ilimizde şu anda hizmet veriyor. Sayısını 434’e çıkardığımız Sosyal Hizmet Merkezi Şiddetle Mücadele İrtibat Noktaları ile koruyucu ve önleyici hizmetlerimizi ulaşılabilir kıldık. Alo 183 hattıyla kadın destek uygulamamız KADES ile en küçük sıkıntılarında 7 gün 24 saat esasıyla kadınların yanında oluyoruz.”

    Burada sayılamayacak kadar nice idari ve hukuki düzenlemeyi, reformu, tedbiri, müeyyideyi hayata geçirdiklerini dile getiren Erdoğan, kadına ve çocuğa karşı şiddet hususunda duruşlarının belli olduğunu, ne adına olursa olsun kadına şiddetin insanlığa ihanet olduğunu vurguladı. Erdoğan, Türkiye’nin, şiddetle mücadele konusunda çok önemli bir mesafe kaydettiğine işaret ederek, “Hiçbir temeli olmayan ‘Sözleşme yaşatır’ sloganıyla hükümetimizi eleştirenlerin bize örnek gösterdiği ülkelerin kahir ekseriyetinden daha iyi bir yerdeyiz. Bunun için biz ‘Sözleşme değil, kanun yaşatır.’ diyor ve mevzuatı ihtiyaçlara göre geliştiriyoruz. Nerede aksama ve aksaklık varsa gideriyor, kadına ve çocuğa yönelik şiddetin kökünü kurutmak için ne gerekiyorsa hiç tereddüt etmeden yapıyoruz. Tek bir kadın veya çocuk şiddet kurbanı olmayana kadar bu mücadelemizi kararlılıkla devam ettireceğiz.” diye konuştu.

    DOĞUM VE BABALIK İZNİ DÜZENLEMESİ

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta Meclis’e bir kanun teklifi ilettiklerini anımsatarak, “Buna göre, kamuda ve özel sektörde çalışan annelerin doğum izin sürelerini 16 haftadan 24 haftaya çıkarıyoruz. Aynı düzenlemede özel sektör çalışan babaların babalık iznini de kamuda olduğu gibi 5 günden 10 güne çıkarmayı amaçlıyoruz. Bayramdan sonra yasalaşmasını ümit ettiğimiz teklifin şimdiden tüm anne babalara hayırlı olmasını diliyorum.” dedi. İftar sofrasına teşrif eden misafirlere teşekkürlerini ileten Erdoğan, katılımcıların başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan ramazan ayını tebrik ederek, “Özellikle Ramazan-ı Şerif’e Rabbim bizleri nasıl kavuşturduysa, Ramazan Bayramı’na da aynı şekilde kavuşturmasını niyaz ettik, niyaz ediyoruz ve şimdi de Ramazan Bayramı için dualarımızı yapıyoruz. Rabbim Ramazan Bayramı’na bizleri kavuştursun. 8 Mart Dünya Kadınlar Gününüzü tekrar kutluyorum. Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.” ifadelerini kullandı. Eminönü Yeni Camisi imam hatibi Emrullah Akbaş’ın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda, İstanbul İl Müftü Yardımcısı Zekeriya Bülbül dua etti. >>>AA

  • 2030’da 36 gün oruç tutulacak

    2030’da 36 gün oruç tutulacak

    Ramazan ayı 2030 yılında iki defa başlayacak. İlk ramazan 5 Ocak 2030’da başlayıp aynı yıl içinde sona ererken, ikincisi ise 26 Aralık 2030’da başlayıp 2031’de tamamlanacak. Böylece aynı yılda ilkinde 30, ikincisinde ise 6 gün olmak üzere toplam 36 gün oruç tutulacak.

    “BU DÖNGÜ 32-33 YILDA BİR GERÇEKLEŞECEK”

    Din İşleri Yüksek Kurulu Astronomu Hümeyra Nur İşlek, hicri takvime göre 32-33 yılda bir ramazanın aynı yılda iki kez başladığını söyledi. Bunun hicri takvimin her yıl 10-11 gün ileri gelmesinden kaynaklandığını belirten İşlek, “Bu şekilde bütün aylar miladi takvimi dolaşıyor. 2030 yılında ramazan ayı 5 Ocak’ta başlayacak ve 30 gün oruç tutulacak. Sene bitmek üzereyken 26 Aralık’ta tekrar ramazan başlayacak ve 6 günlük bir oruç tutulacak. Dolayısıyla 30 gün senenin başında, 6 gün senenin sonunda olmak üzere bir yılda 36 gün ramazan orucu tutacağız.” dedi. Ramazanın aynı yılda iki kez başlamasının sadece 2030 yılına has olmadığını bildiren İşlek, “Daha geriye gittiğimizde 1900, 1932, 1964 ve 1997’de de ocak ve aralık aylarında ramazan gelmiş ve bu senelerde iki ramazan başlangıcı olmuş. En son 2035 yılına kadar hesaplamalarımızı yaptık ancak takribi olarak 2062-2063 yılında da bu döngü tekrar edecek. Daha sonra da bu döngü 32-33 yılda bir gerçekleşecek.” bilgisini paylaştı. İşlek, Diyanet İşleri Başkanlığının “vakithesaplama.diyanet.gov.tr” web sayfasında 1900 ile 2035 yılları arasındaki tüm dini günlerin listesinin erişime açık olduğunu kaydetti. >>>AA

  • Galatasaray, derbide Beşiktaş’ı 1-0 yendi

    Galatasaray, derbide Beşiktaş’ı 1-0 yendi

    Trendyol Süper Lig’in 25. haftasındaki derbide Galatasaray, deplasmanda Beşiktaş’ı 1-0 yendi.

    1. dakikada Olaitan, ceza sahası sol çaprazından yayın içindeki Asllani’ye pasını çıkardı. Asllani’nin kaleyi cepheden gören noktadan yaptığı vuruşta top, az farkla dışarı çıktı. 21. dakikada ceza sahası dışından Sara’nın sert şutunda meşin yuvarlak kaleci Ersin Destanoğlu’nda kaldı. 39. dakikada Galatasaray öne geçti. Sane’nin sağ iç koridordan kale önüne yaptığı ortaya boş pozisyonda kafa vuruşunu yapan Osimhen, topu filelere gönderdi: 0-1.
    2. dakikada savunmadan seken topu sağ çaprazdan gelişine kaleye gönderen Cerny’nin sert şutunda kaleci Uğurcan Çakır, meşin yuvarlağı kornere çeldi.
    3. dakikada Galatasaray 10 kişi kaldı. Sağ kanatta Galatasaraylı Sane ile Beşiktaşlı Rıdvan Yılmaz’ın mücadelesinde siyah-beyazlı futbolcu yerde kaldı. VAR’dan gelen uyarı sonrasında pozisyonu saha kenarındaki monitörde inceleyen hakem Ozan Ergün, Sane’nin Rıdvan’a yaptığı müdahaleye kırmızı kartını çıkardı.
    4. dakikada Murillo’nun sağ kanatta son çizgiden içeriye çevirdiği top savunmaya çarpıp Orkun Kökçü’nün önünde kaldı. Hafif sağ çaprazdan Orkun’un şutunda meşin yuvarlak kaleci Uğurcan Çakır’da kaldı.
    5. dakikada sağdan paslaşılarak kullanılan kornerde Cerny’nin yayın gerisine çıkardığı topa Orkun Kökçü’nün gelişine şutunda kaleci Uğurcan Çakır, meşin yuvarlağı kornere gönderdi.
    6. dakikada Galatasaray atağında Beşiktaş’ta Rıdvan Yılmaz’ın dokunduğu top Barış Alper Yılmaz’ın önünde kaldı. Barış’ın ceza sahası sol çaprazından yaptığı vuruşta kaleci Ersin Destanoğlu, açıyı kapatarak meşin yuvarlağı engelledi.

    90+7. dakikada Rıdvan Yılmaz’ın sol kanattan ceza sahasına yaptığı ortada Ndidi’nin kafa vuruşunda top kaleci Uğurcan Çakır’da kaldı. Galatasaray, karşılaşmayı 1-0 kazandı.

    ZİRVEDE PUAN FARKI MAÇ FAZLASIYLA 7 OLDU

    Galatasaray, derbiden galibiyetle ayrılarak zirvedeki puan farkını maç fazlasıyla 7’ye çıkardı. Beşiktaş’ı 1-0 mağlup eden sarı-kırmızılı ekip, 19. galibiyetini aldı. Geride kalan bölümde 4 beraberlik ve 2 yenilgisi bulunan sarı-kırmızılı takım, puanını 61’e çıkardı. Haftaya Fenerbahçe’nin 4 puan önünde lider giren “Cimbom” maç fazlasıyla puan farkını 7’ye yükseltti. Sarı-lacivertliler, Süper Lig’in 25. haftasında yarın Kadıköy’de Samsunspor’u konuk edecek.

    OSİMHEN, BU SEZONKİ 18. GOLÜNÜ ATTI

    Sarı-kırmızılıların yıldız santrforu Victor Osimhen, bu sezon 18. kez fileleri havalandırdı. Bu sezon Beşiktaş derbisine kadar 25 resmi müsabakada 17 kez tabelayı değiştirerek takımın en golcü oyuncusu konumunda bulunan Osimhen, sarı-kırmızılı formayla mücadele ettiği son 8 Süper Lig maçının 7’sinde fileleri havalandırmayı başardı. Nijeryalı yıldız, ligdeki 18. maçında 11. golünü attı. Osimhen’in UEFA Şampiyonlar Ligi’nde ise 8 maçta 7 golü bulunuyor.

    GALATASARAY, VAR İNCELEMESİNDEN SONRA EKSİK KALDI

    Sarı-kırmızılı takımda, Video Yardımcı Hakem (VAR) incelemesinin ardından Leroy Sane kırmızı kart gördü. Mücadelenin 61. dakikasında orta alanda Leroy Sane ile ikili mücadeleye giren Rıdvan Yılmaz yerde kaldı. Hakem Ozan Ergün pozisyonda oyunu devam ettirdi. Ergün, VAR Ömer Faruk Turtay’ın uyarısıyla saha kenarındaki ekrandan pozisyonu yeniden izledi. Hakem Ergün, Rıdvan’a sert müdahalede bulunduğu gerekçesiyle Sane’ye doğrudan kırmızı kart çıkardı. Alman yıldız, profesyonel kariyerinde ilk kez bir lig maçında oyundan atıldı.

    UĞURCAN, İYİ PERFORMANSIYLA KALESİNİ GOLE KAPATTI

    Galatasaray’ın milli kalecisi Uğurcan Çakır, performansıyla alınan 3 puanda başrolü oynadı. Tecrübeli file bekçisi, 48. dakikada Vaclav Cerny, 68 ve 71. dakikalarda ise Orkun Kökçü’nün şutlarında meşin yuvarlağın ağlara girmesini önledi. Mücadelenin bitiş düdüğünün ardından birçok takım arkadaşı Uğurcan Çakır’a koşarak iyi performansı için tebrik etti.

    ABDÜLKERİM, BAŞAKŞEHİR MAÇINDA OYNAYAMAYACAK

    Galatasaray’ın tecrübeli stoperi Abdülkerim Bardakcı, Süper Lig’in 26. haftasındaki RAMS Başakşehir maçında forma giyemeyecek. Derbiye sarı kart sınırında çıkan Abdülkerim, 72. dakikada itirazı sonrasında hakem Ozan Ergün tarafından sarı kartla cezalandırıldı. Cezalı duruma düşen tecrübeli savunma oyuncusu, 14 Mart Cumartesi günü RAMS Park’ta yapılacak Başakşehir maçında süre alamayacak.

    SON BEŞ DERBİNİN DÖRDÜNDE EKSİK KALDI

    Galatasaray, Beşiktaş ile yaptığı son 5 derbinin 4’ünde kırmızı kart gördü. Sarı-kırmızılı ekip, 3 Ağustos 2024’te Atatürk Olimpiyat Stadı’nda yapılan Turkcell Süper Kupa müsabakasıyla başlayan süreçte siyah-beyazlılarla 5. kez karşılaştı. Süper Kupa maçında Galatasaray’dan Victor Nelsson kırmızı kart görerek takımını yalnız bıraktı. Ardından geçen sezonun ilk yarısında Galatasaray’ın sahasında 2-1 kazandığı Süper Lig müsabakası 11’e 11 tamamlandı. Geçen sezonun ikinci yarısında Dolmabahçe’de yapılan derbide sarı-kırmızılı ekipte Przemysław Frankowski, 36. dakikada kırmızı kart görerek oyundan atıldı. Yaklaşık 1 saat 1 kişi eksik mücadele eden “Cimbom” sahadan 2-1 yenik ayrıldı. Bu sezon RAMS Park’ta yapılan derbinin 34. dakikasında sarı-kırmızılı takımdan Davinson Sanchez kırmızı kart gördü. 10 kişi kaldığında 1-0 geride olan sarı-kırmızılı ekip, golü bularak derbiden 1-1 beraberlikle çıktı. Galatasaray, Beşiktaş ile son müsabakada ise Leroy Sane, 62. dakikada kırmızı kartla oyundan atıldı.

    “YENİ DOLMABAHÇE”DE İKİNCİ KEZ KAZANDI

    Galatasaray, 2016 yılında yenilenen Tüpraş Stadı’ndaki 10. maçında 2. galibiyetini aldı. İki ekip, geride kalan sezonlarda Tüpraş Stadı’nda 9 kez karşı karşıya geldi. Bu maçların 7’sini siyah-beyazlılar kazanırken, sarı-kırmızılı takım 1 galibiyet elde edebildi. Derbilerde 1 karşılaşma ise beraberlikle sonuçlandı. Galatasaray, bu galibiyetle “Yeni Dolmabahçe”de kazandığı derbi sayısını 2’ye çıkardı.

    SERGEN YALÇIN, SON OYNANAN ÇAYKUR RİZESPOR MAÇININ İLK 11’İNE GÖRE 4 DEĞİŞİKLİK YAPTI

    Siyah-beyazlı futbol takımı, Tüpraş Stadı’nda oynanan derbiye Ersin Destanoğlu, Amir Murillo, Emmanuel Agbadou, Felix Uduokhai, Rıdvan Yılmaz, Wilfred Ndidi, Kristjan Asllani, Orkun Kökçü, Vaclav Cerny, Junior Olaitan ve Hyeon-gyu Oh ilk 11’iyle başladı. Beşiktaş’ın yedek kulübesinde ise Devis Vasquez, Milot Rashica, Salih Uçan, Cengiz Ünder, Kartal Kayra Yılmaz, Gökhan Sazdağı, Jota Silva, Tiago Djalo, Yasin Özcan ve Mustafa Erhan Hekimoğlu yer aldı. Deneyimli teknik adam, rotasyona gittiği ve 4-1 kazandıkları Ziraat Türkiye Kupası’ndaki Çaykur Rizespor maçına göre ilk 11’de 4 değişiklik yaptı. Sergen Yalçın, Çaykur Rizespor maçında şans verdiği Tiago Djalo, Yasin Özcan, Salih Uçan ve Milot Rashica’yı yedek soyundururken yerlerine Felix Uduokhai, Rıdvan Yılmaz, Kristjan Asllani ve Vaclav Cerny’ye formayı teslim etti.

    BEŞİKTAŞ’TA 5 OYUNCUNUN İLK GALATASARAY DERBİSİ

    Siyah-beyazlılarda teknik direktör Sergen Yalçın’ın ilk 11’de şans verdiği 5 oyuncu, Galatasaray derbisinde ilk kez forma giydi. Beşiktaş’ta Amir Murillo, Emmanuel Agbadou, Kristjan Asllani, Junior Olaitan ve Hyeon-gyu Oh, siyah-beyazlı formayla ilk defa sarı-kırmızılılara rakip oldu. Yedek kulübesinde yer alan Devis Vasquez, Jota Silva ve Yasin Özcan da ilerleyen dakikalarda şans bulması durumunda Galatasaray derbisinin heyecanını tadacak. Jota Silva, sezonun ilk devresindeki derbide kadroda yer almış ancak süre bulamamıştı.

    OKAN BURUK, SON SÜPER LİG MAÇININ İLK 11’İNDE 4 DEĞİŞİKLİK YAPTI

    Süper Lig’de geride kalan 24 maçta 18 galibiyet, 4 beraberlik ve 2 yenilgiyle 58 puan toplayan sarı-kırmızılı takım, 25. haftaya en yakın takipçisi Fenerbahçe’nin 4 puan önünde lider girdi. Galatasaray, Tüpraş Stadı’ndaki derbide son 13 lig maçını kaybetmeyen Beşiktaş’a konuk oldu. “Cimbom” kritik müsabakaya Uğurcan Çakır, Roland Sallai, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Ismail Jakobs, Mario Lemina, Lucas Torreira, Leroy Sane, Gabriel Sara, Barış Alper Yılmaz ve Victor Osimhen 11’i ile çıktı. Sarı-kırmızılı takımın yedek kulübesinde Günay Güvenç, Mauro Icardi, Yunus Akgün, Eren Elmalı, İlkay Gündoğan, Kaan Ayhan, Renato Nhaga, Noa Lang, Wilfried Singo, Sacha Boey yer aldı.

    Galatasaray Teknik Direktörü Buruk, Ziraat Türkiye Kupası’nda hafta içinde yapılan ve 2-1 kazandıları Corendon Alanyaspor mücadelesine rotasyonlu bir kadro çıkarmıştı. Buruk, Süper Lig’in 24. haftasında yine Alanyaspor ile sahasında yaptığı maça göre 4 değişikliğe gitti.

    Buruk, 3-1 kazandıkları Alanyaspor mücadelesinin ilk 11’inde görev verdiği Eren, Lang, Singo ve Boey’u yedeğe çekti. Tecrübeli teknik adam, bu oyuncuların yerine Abdülkerim, Sallai, Jakobs ve Lemina’yı sahaya sürdü.

    KAPTAN ABDÜLKERİM, 2 MAÇ SONRA KADRODA

    Teknik direktör Okan Buruk, son 2 maçta dinlendirdiği kaptan Abdülkerim Bardakcı’yı ilk 11’e aldı. Sarı-kırmızılı ekibin son 4 sezondaki en istikrarlı oyuncularından olan Abdülkerim, Süper Lig’de ve Türkiye Kupası’nda arka arkaya Corendon Alanyaspor ile yapılan maçlarda dinlendi. Galatasaray kariyerinde ilk kez üst üste 2 maçta forma giymeyen tecrübeli stoper, Beşiktaş derbisiyle ilk 11’e döndü.

    SALLAİ 11’DE, YUNUS YEDEKTE

    Sarı-kırmızılı ekipte ağrıları nedeniyle son 2 maçın kadrosuna alınmayan Roland Sallai ile Yunus Akgün kadroya alındı. Ağrıları bulunduğu için Alanyaspor ile yapılan lig ve kupa maçlarının kadrosuna alınmayan Sallai, Beşiktaş derbisinde ilk 11’de başladı. Yunus ise yedekler arasında görev bekledi.

    OKAN BURUK: 10 KİŞİ KALDIKTAN SONRA İYİ MÜCADELE ETTİK

    Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, Beşiktaş derbisinin ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Beşiktaş deplasmanının zorlu olduğuna değinen Buruk, “Beşiktaş’ın son haftalardaki yükselen formu, transfer döneminden sonraki performansları nedeniyle zor bir maç olacağını biliyorduk. Ancak ilk yarı beklediğimizin aksine topun bizde olduğu, daha çok pozisyona giren, rakibi kaleye getirmeyen, ön alan baskısında kazandığı toplarla doğru geçişler yapan bizdik. İlk yarıyı 1-0 önde bitirdik. Maçın 20. dakikasında Barış Alper’in penaltı pozisyonu vardı. Gördüğümüz kadarıyla ayağına basma varmış. Rakibimizin de ilk yarıda kırmızı kart itirazı oldu. Değerlendirme farklı olabilirdi. İkinci yarıya çok iyi başlamadık. Sane’nin kırmızı kartı şanssız bir kart oldu. Topa gitmek isterken rakibin ayağına bastı. Bence 10 kişi kaldıktan sonra iyi mücadele ettik. Rakibimizin de kalemize attığı şutlar oldu. İyi mücadele ederek çok önemli bir galibiyet aldık. Hem oyuncularıma hem de buraya gelip bize destek veren taraftarımıza teşekkür ederim. Şimdi başımızı kaldırıp 3 gün sonraki Liverpool maçına hazırlanacağız.” diye konuştu.

    Sarı-kırmızılı takımın teknik direktörü, Süper Lig’deki şampiyonluk yarışıyla ilgili, “Zor deplasmanlarımız hala var. En yakın 2 rakiplerimizle oynayacağız. Formda bir Başakşehir ile haftaya karşılaşacağız. Kolay bir fikstür değil ama bu tür kritik maçları çok iyi oynuyoruz. Bugün de bunu göstererek kazanmasını bildik. Önemli bir avantaj yakaladık ama şu an çok erken. İki maçlık performans puan durumundaki yerinizi değiştirebilir. Bundan dolayı dikkat etmemiz gerekiyor. Şu an bir şey kazanmadık. Daha çok kritik maçlarımız var. Bu galibiyet, bizi Şampiyonlar Ligi’ne psikolojik anlamda olumlu şekilde hazırlayacak.” ifadelerini kullandı.

    BAŞAKŞEHİR MAÇINDA TAKIMIN BAŞINDA YER ALAMAYACAK

    Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, Süper Lig’in 26. haftasında 14 Mart Cumartesi günü sahalarında yapacakları RAMS Başakşehir müsabakasında cezası nedeniyle saha kenarında olamayacağını söyledi. Mücadelede sarı kart gören Buruk, “Hakemlerin uzatmasıyla 45 dakika 10 kişi oynadık. Bir an maç bitmeyecek zannettim. Ben de, ‘Biraz daha oynatın.’ dedim. Bunun üzerine sarı kart gösterdiler ve cezalı duruma düştüm. Komik, basit bir sarı kart gösterdiler. Adını bilmiyorum ama özellikle dördüncü hakemle iki kulübe de iletişim kuramadı. İletişim kurabilecek insanların dördüncü hakemlik yapması çok önemli. İki tarafın da hakemlerden mutsuz olduğu bir gün geçirdik.” şeklinde görüş belirtti.

    “MUTLU EDEN, BAZEN DE PSİKOLOJİK OLARAK YIPRATAN ÇOK İYİ OYUNCULARA SAHİBİM”

    Okan Buruk, UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 turunda 10 Mart Salı günü sahalarında İngiltere temsilcisi Liverpool’u konuk edecekleri maçla ilgili konuştu. Maçta uzun süre 10 kişi mücadele etmelerinin Liverpool müsabakasına yansıyıp yansımayacağının sorulması üzerine Buruk, “Yorgunluk oldu ama en azından İstanbul’dayız. Bir seyahatimiz yok. İki gün dinlenme şansımız var. Şampiyonlar Ligi’nin konsantrasyonu ve hazırlığı çok farklı. Elimizde çok iyi ve dinlenmiş oyuncular var. Beni mutlu eden, bazen de psikolojik olarak yıpratan çok iyi oyunculara sahibim. Geniş bir kadrom var. Hangisini oynatacağımı, oyuna alacağımı çok fazla düşünüyorum. İyi yanı da 3 kulvarda yarışıyoruz. Çok fazla maç oynayacağız. Çok değerli oyuncularım var. Hepsini bu süreçte kullanacağım.” değerlendirmesinde bulundu.

    “UĞURCAN ŞU AN PREMİER LİG SEVİYESİNDE BİR KALECİ”

    Tecrübeli teknik direktör, milli kaleci Uğurcan Çakır’ın performansını övdü. Buruk, Trabzonspor’dan yaklaşık 30 milyon avro bonservis bedeliyle kadroya katılan Uğurcan ile ilgili soruyu, “Uğurcan bu maç için çok motiveydi. Bu karşılaşma için ekstra hazırlandı. Bugünkü performansı beni şaşırtmadı ama kaleci performansının konuşulduğu bir maç izletmek istemiyoruz. Daha çok rakip kalecinin performansı konuşulsun. Özellikle 10 kişi kaldıktan sonra çok önemli kurtarışlar yaptı, bizi güvende hissettirdi. Uğurcan hem kalecilik hem de karakter olarak çok önemli. Sezon başında Premier Lig’den bu seviyede bir kaleci almak isteseniz en az 30 milyon avro para ödemeniz gerekiyordu. Uğurcan da şu an Premier Lig seviyesinde bir kaleci. Şu anki performansına bakınca Uğurcan için verilen 30 milyon avro bonservisin az olduğunu düşünüyorum.” şeklinde yanıtladı.

    UĞURCAN ÇAKIR: BU STADI SEVİYORUM, BANA UĞURLU GELİYOR

    Uğurcan Çakır, müsabakanın ardından Tüpraş Stadı’nda basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Tüpraş Stadı’nda oynamayı sevdiğini belirten Uğurcan, “Milli takımla da bu statta oynayacağız. İnşallah o maçta da iyi oynayıp milli takımıma yardım ederim. Bu stadı seviyorum. Burada iyi maçlarım var. Bu stat bana uğurlu geliyor. Bugün takımın yıldızı ben değildim. 10 kişiyle çok iyi mücadele ettik ve gol yemedik. Takım arkadaşlarımı kutluyorum.” ifadelerini kullandı. Beşiktaş galibiyetinin lig için çok kritik olduğunu aktaran milli file bekçisi, “Beşiktaş iyi bir takım. İyi bir hocaları var. Sergen Yalçın geldikten sonra çıkışa geçmişlerdi. Zor bir maçtı. Buradan galip ayrılmak, lig için çok kritikti. Umarım Liverpool maçında da iyi bir skorla taraftarımızı mutlu ederiz.” diye konuştu. Maç içerisinde sakatlık yaşadığı pozisyonla ilgili Beşiktaş’ın kaptanı Orkun Kökçü ile konuştuğunu dile getiren Uğurcan, “Orkun Kökçü ile konuştum. Ben orada topu dışarı atmıştım. Topun bize gelmesi gerekiyordu. ‘Fair-play’i biz böyle öğrendik. Top gelmedi ve taç atışını kullandılar. Maçtan sonra onunla konuştum. ‘Maç içinde bunlar olabilir.’ dedik. Doğru söylüyor aslında ama Olaitan’a bunu yakıştıramadım. Topu biz atmıştık ve taca çıkmıştı.” dedi. Uğurcan Çakır, bir gazetecinin “Oyun kurma konusunda özel çalışma yapıyor musun?” sorusuna ise “Okan Buruk’un istediklerini sahaya yansıtmaya çalışıyorum. Okan hocamız öyle istiyor.” yanıtını verdi. Liverpool ile oynayacakları maça değinen Uğurcan, “İç sahada oynayacağımız bütün maçlar, rakip için zor. Liverpool’u iyi bir oyun ve skorla yenmek istiyoruz. İnşallah bunu başarıp ülkemizi gururlandırırız.” değerlendirmesinde bulundu.

    SERGEN YALÇIN: TÜRK FUTBOLUNUN GİTTİĞİ DURUM ÇOK DA SAĞLIKLI DEĞİL

    Trendyol Süper Lig’in 25. haftasında oynanan derbide Galatasaray’a 1-0 yenilen Beşiktaş’ta teknik direktör Sergen Yalçın müsabakanın hakemini eleştirdi. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında karşılaşmayı değerlendiren Yalçın, “Galatasaray’ı tebrik ederim. Oyunun ilk bölümü iyi geçmedi. İyi oynamadık ilk yarıyı, rakip de iyi oynamadı. 20. dakikada kırmızı kart pozisyonu var. Onun haricinde çok göze batan bir şey yoktu. İkinci yarı iyi başladık ve kontrolü ele aldık. Rakip kırmızı kart gördü. Sonra daha baskın oyun oynadık. Pozisyonlarımız da vardı, oyunu kurtarabilirdik ama şanssızlık mı desem becerisizlik mi desem.. Bir mağlubiyet aldık, derbiyi iç sahada kaybetmek bizi üzüyor. Oyuncularımız da üzüldü. Bundan sonrasına bakacağız.” ifadelerini kullandı.

    Hakem kararlarının maçtan maça değiştiğini vurgulayan Yalçın, şunları söyledi: “Maçı kaybetmeyi hakeme bağlamak istemiyorum ama 20. dakikada Sane’nin kırmızı kart pozisyonu var. Buna dünyada kırmızı kart vermeyecek hakem var mı çok merak ediyorum. Rıdvan’a yaptığı kırmızı kart pozisyonu, ilk yarıdakinin yüzde 50’si kadar hafif. Sarı kartla geçiştirdi, oyuncu da teşekkür etti. O da biliyor çünkü kırmızı kart olduğunu. VAR’daki arkadaşlar yoklar. Trabzon’da, Fenerbahçe maçında var o arkadaşlar ama burada yoklar. Kimsenin böyle şeye ihtiyacı olmasın. Maç yapıyoruz, aslan gibi çıkıp oynayalım. Bir taraf kazanacak zaten. Osimhen’in ikinci sarı kartı var. Oyuncular kural olarak bunun ikinci sarı kart olduğunu söylüyor hakeme. Kuraldan dolayı Orkun’a sarı kart veriyor. Bizim oyuncular ‘Kural gereği sarı kart görmesi lazım’ diyor ama hakem pozisyona bakmıyor bile. Çok da konuşulacak bir şey yok. 20. dakikada rakip atılsa belki yine yenemezdik o ayrı bir koru. Hakemler ve VAR, kuralı uygulamak için buradalar. Biz zaten ligde yokuz, puan olarak gerideyiz. Türk futbolunun geleceği açısından bu büyük bir sorun. Buna bir facia diyebiliriz. Bu oyun kurallarla oynanan bir oyun. Hakemler de kuralı uygulamak için varlar. Kurallar bana başka öbürüne başka olunca böyle diyaloglar çıkıyor. Beni Trabzon’da 10 kişi bırakıyorsun, kazanacağım maçta berabere kalıyorum. Fenerbahçe maçında Orkun’u atıyorsun. Bu maçta kural yok mu? Yorumcuyken, ‘Yabancı VAR’a, hakeme ne gerek var’ diyordum ama Türk futbolunun gittiği durum çok da sağlıklı değil.”

    Bir basın mensubunun, Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk’un da hakemden şikayetçi olduğu yönündeki ifadesine Yalçın “O neyden şikayetçi? 3 senedir şampiyon oluyorlar ve hakemden mi şikayetçi?” diye cevap verdi. Oyunun ilk yarısında istediklerini ortaya koyamadıklarını ifade eden Yalçın, “Maçın ilk yarısında oyunu oturtamadık. Galatasaray merkez orta sahada baskı yapınca oyunu kurmakta zorlandık. İkinci yarıya çok iyi başladık. İkinci yarıya ön alanda baskı yapalım, rakip yarı alana yıkalım mantığındaydık. Oyunun bütününe baktığımızda maçın büyük bölümü bizim üstünlüğümüzle geçti. Gol bulabilirdik.” şeklinde konuştu.

    “BUGÜNKÜ MAÇ HAKEMLİK ADINA BÜYÜK SKANDALDIR”

    Hakemin kararlarını sert şekilde eleştiren Yalçın, şunları aktardı: “Son bölümde rakip yerden kalkmadı. Sürekli zaman geçirmeye çalışan oyuncuları vardı. Vakit geçirip maçı bitirmeyi planladılar, bunu anlayışla karşılarım, normal ama hakemlerin kuralları uygulamamasını normal karşılayamam. Bana El Bilal’in pozisyonunda, Orkun’un pozisyonunda kuralı uyguluyorsun ama burada uygulamıyorsun. Bu çok büyük bir yanlıştır. Futbolun içine televizyon sokarsan VAR’daki arkadaşlar maçın kaderini etkileyebilir. Bugünkü maç hakemlik adına büyük skandaldır. 20. dakikadaki Sane’nin pozisyonu uzayda oynasan kımızı kart verilir. Bu yüzden maçı kaybettik demiyorum, çocuklar 100 dakika maç yapıyor. Ben zaten şampiyonluğa oynamıyorum ama sen niye benim geleceğimi etkiliyorsun. Herkes işini en doğru şekilde yapmalı.”

    Maçın hakemi Ozan Ergün’ün derbiye son anda atandığını ifade eden Yalçın, “Ozan Ergün’ün son dakika atandığını biliyorum. Hakem hatalarından yakınan biziz, kaybeden de biziz. Rakip hiç kaybetmiyor bize karşı. Samsun maçında VAR çağırdı penaltı ver diye, adam bakıp penaltıyı iptal etti. Kayseri maçında oyuncu elle temas ediyor VAR devreye girmiyor. Hadi bu sene önemli değil ama seneye ne olacak. Seneye şampiyonluk hedefimiz diyoruz. Böyle şampiyonluğa nasıl oynayacağız. Maçı kaybettiğim için sinirli değilim ama bu şekil olmaz. Sen kuralları uygula kim yenerse yensin, sen ona karışma. Bizim canımız yandı.” değerlendirmesinde bulundu. Gelecek sezon daha oturmuş bir takım kuracaklarını söyleyen tecrübeli teknik adam, “Galatasaray bizden daha fazla oturmuş takım ve geniş kadroya sahip. 3-4 senedir birlikte oynayan oyuncuları var. Biz daha yeni bir transfer dönemi geçirdik. Yeni oyuncularımız takıma katıldı. Yeni yapılanma döneminde bir camiayız. Bunu en doğru şekilde yapmaya çalışıyorum. Bu da bir süreç alıyor. Yavaş yavaş oturacağız gibi gözüküyor. Sezon başında yapacağımız kurulumla önümüzdeki sezon daha oturmuş bir kadro kuracağız. Galatasaray’a başarılar diliyorum Şampiyonlar Ligi’nde.” açıklamasını yaptı.

    “EKSİKLERİMİZİ GİDERECEĞİZ”

    Tüpraş Stadı’nda oynanan karşılaşmanın ardından Beşiktaş’ın ikinci başkanı Hakan Daltaban, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Siyah-beyazlı taraftarlara teşekkür ederek sözlerine başlayan Hakan Daltaban, “Festival ve karnaval havasında başlayan bir günü tamamladık ama pek festival havasında bitmedi. Uzun zamandan beri futbolda bir yapılanmanın içindeyiz. Yavaş yavaş sonuçlarını almaya başlıyoruz. Sergen hocamızın da başkanımızın da söylediği gibi biraz zamana ihtiyacımız var. Dünyanın en iyi hocalarından birine sahibiz, çok inanıyoruz. Çok iyi bir kadro olma yolunda gidiyoruz. Elbette zaman zaman hocamız da oyuncularımız da formda olmayabilir. Bunları yaşayabiliriz. Bugün onları yaşadık anlamında söylemiyorum. Bugün evet istediğimiz, arzu ettiğimiz futbolu oynayamadık. Eksiklerimizin ne olduğunu biliyoruz. Bunları giderme yolunda büyük çaba sarf ediyoruz. Başkanımız, yönetim kurulumuz, futbol komitemiz bu konuda yoğun çalışmalar içindeler. Bu eksiklerimizi gidereceğiz.” diye konuştu.

    Hakan Daltaban, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Çok üzülerek, utanarak, sıkılarak bu konuşmaları yapmak zorundayız. ‘Yöneticiler maçtan sonra konuşsun, konuşmasın’ diyorlar. O kadar uzun boylu değil. Burası koskoca Beşiktaş camiası. Beşiktaş sadece bir futbol, spor kulübü değil, Beşiktaş koca bir camia. Milyonların yüreğini bugün burada hisseden bir camiayı yönetiyoruz. Bu işler o kadar basit değil. Bize futbolda oynamak isteyenin oynatılacağı öğretildi. Oynatmamaya çalışanlara avantaj verilmeyen, oynamak isteyene yol açılan, oynamak isteyenin önünün kesilemeyeceği öğretildi. Bugün bunu göremedik. Futbolun içinde bunlar var. Yerde yatan arkadaşları görmemek, yandan müdahaleleri görmemek… Bir haftadan beri bütün futbol kamuoyunda Beşiktaş-Galatasaray maçını yönetecek üçüncü hakemi bulamadık. Bakın iki hakem üstünde gittik, geldik. Bir üçüncü hakemin ismi çıkmadı. Öncelikle iğneyi kendimize, çuvaldızı başkasına batıralım. Genç hakemleri destekliyoruz ama arkadan gelecek genç hakemlerin de önünü açın. Onları yetiştirin. Futbol o kadar zor bir oyun değil. Çok basit matematiği olan, basit ilkeleri olan, basit kuralları olan bir oyun. Hakem hiçbir zaman başrol değildir. Futbol kulüplerinin performansları, mücadeleleri, tribünleri, camialarının güçleri, ruhları vesairesi futbolun ana unsurudur. Ama biz çok uzun zamandan beri futbolun yan taraflarını konuşuyoruz. Ben bugün burada niye konuştuğumu bile bilmiyorum.”

    “HAKEM ADINA UTANDIM”

    Beşiktaş Kulübü İkinci Başkanı Hakan Daltaban, hakem Ozan Ergün’ün yönetimine sert tepki gösterdi. Yaptığı açıklamaların bahane olarak algılanmaması gerektiğinin altını çizen Daltaban, şunları kaydetti: “Sahadaki hakem arkadaşımızı ben açıkçası anlayamadım. Pozisyonlara baktığımızda takdir hakları kısmına hiç girmiyorum. Takdir haklarını bizden yana kullandı, kullanmadı. Bunu konuştuğumda bizim kaybettiğimiz maça bahane falan değil. Kimse bunu böyle algılamasın. Türk futbol kamuoyu ve Türk futbolunun adaleti adına konuşuyorum. Futbolda biz çok uzun zamandan beri şiddet, terör gibi şeyleri konuşuyoruz. Görüyorsunuz kartellerin olduğu yerlerde, devletin olmadığı yerlerde terör var. Beşiktaş camiası bu oyuna gelmez. Birilerinin amacı ortalığı karıştırmaksa Beşiktaş camiası son derece sağduyuludur. 123 yıllık bir çınardan bahsediyoruz. Bugün milyonları yüreği burada attı. 40 bin taraftarımız 2 bin liralarını, 5 bin liralarını, 10 bin liralarını biriktirerek bu yoklukta bu karnaval havasına geldi. Kimsenin bu insanların emekleriyle oynamaya hakkı falan yok.”

    Siyah-beyazlı camianın içinden geldiğini vurgulayan Daltaban, “Açık tribüne gelmek için, kapalıya girmek için neler çekildiğini çok iyi biliriz. Gözünün içine kar tanesi kaçanları, duymadım diyenleri çok gördük. Biz buralara alışkınız. Bugün de bunlardan birini gördük. Futbol takım kaptanlarının ayrıcalıkları vardır. Diğer oyuncular daha rahat sarı kart görür ama kaptanın biraz daha inisiyatifi vardır. Takım adına konuşma yetkisi vardır. Kaptanımızın protestosuna sarı kart gösterdi. Son derece doğru bir karardı. Alkışlama karşılığında yapmış olduğu hareket doğruydu, doğru bir sarı karttı. Arkadaşlar utanç verici bir şey var, buna ben utandım, hakem adına utandım. İlk sarı kartı olan, ikinci sarı kartı görmeyen Osimhen’in pozisyondan sonra topa vurması… Refleks vardır, duymadım dersiniz. Kandırmaya yönelik hareket vardır. İyi izleyin arkadaşlar, duymadım demedi. Hakeme ısrarla ‘Vurdum ama seni takmıyorum, karar doğru değil’ dedi. Hakem arkasını döndü. Hakem bunu görmemeye çalıştı. Alın görüntüleri seyredin. Sahadaki hakem görmemeye çalıştı. Ben hakem adına utandım. Sahadaki otoriteyi reddeden, ikinci kartı görme korkusu bile yaşamayan… Artık o kadar ki iş fütursuzlaşmış. ‘Aman ikinci kartı görürüm, vurdum ama yanlış yaptım’ ruh haline bile girmeyen bir arkadaş vardı. Sahadaki hakemi daha fazla konuşmayacağım.” değerlendirmesinde bulundu.

    “BU VEBALLERİ ÖDEYEMEZSİNİZ”

    Daltaban, VAR’daki hakem yönetimini eleştirdi ve “Şu anda 20 milyonun ruhu burada atıyor. Bu veballeri ödeyemezsiniz. Şu anda asker nöbetini tutan, hasta yatağından kalkan, cenazesi olan, duyguları olan herkes bu maçı takip ediyor. Bu insanların duygularıyla oynayamazsınız, ayıp” dedi.

    Futbolun kurallarının basit olduğunun altını çizen Hakan Daltaban, şöyle konuştu: “Sahadaki arkadaş gördüm der, görmedim der. Biraz da adrenalin oluyor, koşuyor. Şimdi hayatımıza yapay zeka girdi. Biliyorsunuz yapay zekalarla insanlar birbiriyle yarışıyor, savaşıyor. VAR denilen bir kavram var, teknoloji var. 18 yaşından küçük gençlere sesleniyorum: Yarın coğrafya sınavı var. Defter, kitap açık. Türkiye’nin yüzölçümünü soruyorlar. Kitapta yazıyor. Cevabını yazıyorsunuz. Bu arkadaşlar ekranda 3-4 dakika oyunu durduklarında ‘Niye dört dakika durdurdun’ diyen var mı? Aleni pozisyon, gördüğün pozisyon, geri alıyorsun, ileri alıyorsun, hızlı oynatıyorsun, yavaş oynatıyorsun. Bunu görmemeyi bize kimse anlatamaz. Arkadaşlar, ben bu camianın ikinci başkanıyım. Beni bu maça, VAR hakemi olarak atasalar ve karşı takıma bu kırmızı kart pozisyonu olsa ben utanır o pozisyonu veririm. Taraflı olmama rağmen ben utanırım. Yüzüm kızarır. ‘Bu kadarını da yapamam’ derim ve o kırmızı kartı veririm. Maçın 20. dakikası kırmızı kart gösterilemeyen arkadaş asist yaptı. VAR denilen olguda hakem olmaya da gerek yok. Futbolun kuralları çok basit. Şimdi camiadan yoğun bir tepki var. Ofsayt doğru mu çizildi, yanlış mı çizildi? Bilemem ki adalet yok. Siz inanıyor musunuz? VAR çizgisinin doğru çizilip çizilmediği konusunda bu da yapılmaz diyebiliyor musunuz?”

    VAR İÇİN “19 MAYIS” ÖNERİSİ

    Daltaban, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda VAR koltuğuna spor akademisinde eğitim gören gençlerin oturmasını teklif etti. Futbolu güzelleştirmek için ellerinden geleni yaptıklarını belirten Daltaban, “19 Mayıs için bir teklifim var. Bu tarz özel günlerde koltuklara sembolik olarak çocuklar gelir oturur. 19 Mayıs’ta o hafta spor akademisinden çocukları getirin. Bundan daha iyi VAR hakemliği yapmazsa ben namerdim. Göreceksin, geri alacaksın, bakacaksın, vereceksin. Rakibin 8 kişi bitirmesi gereken bir maçın sonunda bir camianın ikinci başkanını çıkarıp kükretiyorsunuz. Beşiktaş camiası büyük bir camiadır. Şu anda 20 milyonun ruhu burada atıyor. Bu veballeri ödeyemezsiniz. Şu anda asker nöbetini tutan, hasta yatağından kalkan, cenazesi olan, duyguları olan herkes bu maçı takip ediyor. Bu insanların duygularıyla oynayamazsınız, ayıp. Takımı gençleştiriyoruz. Takım içinde ruhsuzlukları kaldırmaya çalışıyoruz. Mücadele ruhunu veriyoruz, forma aşkını veriyoruz. Taraftarımıza coşku veriyoruz. Festival yapıyoruz, karnaval yapıyoruz. Arkadaşlar ben niye burada konuşuyorum?” ifadelerini kullandı.

    Futbolun ana enstrümanının hakem olmadığını dile getiren Daltaban, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Kimse ön plana çıkmaya falan çalışmasın. Çok basit bir iş yapıyorsunuz. İşinizi doğru yapın, bu kadar basit. Kimse sizden başka bir şey istemiyor. ‘Bizi kayırın, bizi kollayın’ diyen var mı? Bugüne kadar bizden böyle bir şey duydunuz mu? Maçı yönetecek hakemleri konuşurken bile ben açıkçası çok takip etmiyorum. Benim öyle gündemim yok. Üçüncü hakemi bulamadık arkadaşlar. Biz önümüzdeki sene neyle çıkacağız? Sağ olsun iyi niyetlerinden şüphe etmediğimiz federasyon başkanımız var. Hakem hata yapabilir, adrenalin yükselir, nabzı düşer, görmez, göremez. Ben bugünkü hakemin öyle olduğunu düşünmüyorum. Görmemeye çalışmakla görmemeyi ayırabilecek kadar zekaya sahibiz. Biz ortamlarda, raconlarda görmezden gelmelerin ne olduğunu iyi biliriz. Biz bunu çok net ayırırız. Bugün görmemeye çalışmayı gördük. Söyleyecek çok fazla bir lafımız yok ama VAR oyuncağa döndü. Kaldırın o zaman, bu olacak şey değil. Aranızda kırmızı kart pozisyonunu şu nedenden dolayı görmedim diyebilecek biriniz var mı? 19 Mayıs teklifimi dile getiriyorum. Lütfen çocukları bir gün oraya oturtun, utanacaksınız.” >>>AA

  • Osman Gazi Platformu’nda kritik aşama tamamlandı

    Osman Gazi Platformu’nda kritik aşama tamamlandı

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, yaklaşık 44 metre uzunluğundaki MEG modülü, düşük sıcaklık ve basınç kaynaklı tıkanmaları önleyerek platforma gaz akışının sürekliliğini sağlayacak. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, sosyal medya hesaplarından yaptığı videolu paylaşımda şunları ifade etti: “Karadeniz’de doğal gaz üretimimizi yeni bir aşamaya taşıyacak Osman Gazi Yüzer Üretim Platformu için kritik bir eşiği daha geride bıraktık. Doğal gaz akışının sürekliliğini güvence altına alacak 2 bin 500 tonluk MEG modülünü başarıyla platforma entegre ettik. Bu yıl devreye almayı planladığımız Osman Gazi ile Sakarya Gaz Sahası’ndaki üretimimizi iki katına çıkaracağız. Karadeniz’in derinliklerinde, milletimizin desteğiyle Türkiye’nin enerjide tam bağımsız yarınlarını inşa ediyoruz.”

    FİLYOS’TA HAZIRLANIYOR

    Türkiye’nin ilk yüzer üretim platformu Osman Gazi, Karadeniz’deki görevine bu yıl içinde başlayacak. Hazırlık çalışmaları Filyos Limanı’nda devam ederken kritik bir aşama başarıyla tamamladı. Deniz altındaki kuyu ve bağlantı hatlarına gönderilecek özel sıvıyı içinde barındıran MEG modülü Osman Gazi’ye eklendi. Yaklaşık 44 metre uzunluğunda, 41,5 metre genişliğinde ve 30 metre yüksekliğindeki 2 bin 500 tonluk MEG modülü, Osman Gazi’nin üretim sisteminin temel bileşenlerinden biri olacak. Bu modül sayesinde düşük sıcaklık ve basınç kaynaklı tıkanmalar önlenecek ve doğal gaz akışı kesintisiz şekilde sağlanacak.

    ÜRETİMİ İKİYE KATLAYACAK

    Osman Gazi’nin üretime katılmasıyla birlikte Sakarya Gaz Sahası’ndaki doğal gaz üretimi yeni bir faza geçecek. Halihazırda günlük 9,5 milyon metreküplük üretim, 20 milyon metreküpe çıkacak. Böylece yaklaşık 8 milyon hanenin doğal gaz ihtiyacı yerli kaynaklardan karşılanmış olacak. Kıyıdan 161 kilometre açıkta deniz tabanına sabit bir şekilde 20 yıl boyunca görev yapacak olan Osman Gazi, çıkarılan gazı işleyerek karaya ulaştıracak. Adeta deniz üstünde kurulu bir fabrika gibi çalışacak platform, gazın sisteme güvenli ve kesintisiz şekilde verilmesini sağlayacak. Osman Gazi’nin bir benzeri olan ve 2028’de envantere dahil edilmesi planlanan ikinci yüzer üretim platformuyla birlikte Sakarya Gaz Sahası’ndaki günlük üretim 40 milyon metreküpe çıkacak. >>>AA

  • 1 Nisan’a kadar “APP plaka” nedeniyle ceza uygulanmayacak

    1 Nisan’a kadar “APP plaka” nedeniyle ceza uygulanmayacak

    Karayolları Trafik Kanunu’nda yapılan değişiklikler çerçevesinde, 27 Şubat’tan itibaren araçlarında standart dışı plaka “Amerikan Pres Plaka” (APP) takılı sürücülere 140 bin lira para cezası, sürücü belgelerine 30 günlüğüne el konulması ve aracın 30 gün süre ile trafikten men kararı verilmişti. İhlalin aynı sene içerisindeki ikinci tekrarında ise verilecek cezanın iki katına çıkarılacağı duyurulmuştu. Alınan bilgiye göre, vatandaşların mağdur olmaması için Bakan Çiftçi’nin talimatları doğrultusunda 1 Nisan’a kadar sürücülere herhangi bir cezai yaptırım uygulanmayacağı belirtildi. Kolluk kuvvetlerince yapılacak denetimler ise mart sonuna kadar eğitim ve bilgilendirme faaliyeti şeklinde yürütülecek. Standart dışı plakaya sahip sürücülerin öncelikle polis merkezi amirliklerine veya jandarma karakol komutanlıklarına kayıp ihbarında bulunması gerektiği belirtiliyor. Sürücülerin daha sonra noterden plaka basım talep belgesini teslim alarak Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonunun plaka basımı gerçekleştiren odalarına müracaat etmeleri gerekiyor. Öte yandan, sürücülerin sosyal medyada ücret karşılığında plaka basma vaadinde bulunan kişilere itibar etmemeleri önem taşırken, işlemin sadece yetkilendirilmiş kuruluşlarca gerçekleştirilmesi gerektiği bildirildi. >>>AA