Yazar: admin

  • Afyon’un yöresel mutfağına Devlet Ana dokunuşu

    Afyon’un yöresel mutfağına Devlet Ana dokunuşu

    Geleneksel Türk mutfağının yaşatılmasına yönelik gösterilen çabanın son derece kıymetli olduğunu ifade eden Yiğitbaşı, aile emeğiyle ayakta duran işletmelerin hem kültürel mirasın korunmasına hem de yerel ekonominin canlanmasına önemli katkılar sunduğunu dile getirdi.

    Ziyaret sırasında işletmenin mutfağını da inceleyen Vali Yiğitbaşı, sunulan yemeklerin hazırlanış süreci ve kullanılan yerel ürünler hakkında bilgi aldı.

    İşletme sahipleri ise ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getirerek, geleneksel lezzetleri aslına uygun şekilde sunmayı ve aile sıcaklığını müşterilerine hissettirmeyi amaçladıklarını ifade etti.

    Karşılıklı sohbet ve iyi dileklerin paylaşıldığı ziyaret, hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.

    Vali Yiğitbaşı, Tebessüm Geleneksel Türk Mutfağı’na bereketli kazançlar ve başarılı bir işletme hayatı temennisinde bulunarak işletmeden ayrıldı.

  • “Hiçbir güç bu istekleri dayatamaz”

    “Hiçbir güç bu istekleri dayatamaz”

    Çağlar, başlangıçta “Terörsüz Türkiye Süreci” olarak adlandırılan ve daha sonra “Milli Dayanışma ve Kardeşlik Komisyonu” ismiyle Meclis’te yürütülen çalışmaları sert sözlerle eleştirdi: “Bir yılı aşkın bir süredir öncesinde terörsüz Türkiye süreci denilen daha sonra ise Pkk’nın partisi DEM’in isteğiyle milli dayanışma ve kardeşlik komisyonu olarak değiştirilen süreç devam etmektedir. Mecliste komisyon kuruldu. Şimdi ise komisyondaki partiler rapor hazırlayarak komisyona sunuyorlar. Pkk’nın partisi Dem 99 sayfalık bir rapor sundu komisyona. Sözde Parti DEM’in raporunda ülkemizin birlik ve beraberliğine kasteden, kardeşliğimize dinamit koyan ifadeler yer almaktadır.”

    “ONLARA HAYALLERİNİ BİLE ZİNDAN EDERİZ”

    Türk kimliği, resmi dil, eğitim dili, özerklik talepleri ve terör örgütü mensuplarına yönelik af gibi başlıkların “kırmızı çizgi” olduğunu vurgulayan Çağlar, “Türk kimliğinin değiştirilmesi, Türkçe dışında başka dillerin eğitim ve resmi dil olması, Etnik bir özerklik talebi, Cumhuriyetin temel niteliklerinin değiştirilmesi, Pkk mensupları için genel af çıkarılması, Terör örgütü mensuplarının sosyal güvenlik kapsamına dahil edilip kendilerine iş kadrosu verilmesi gibi Türk Milletinin asla kabul etmeyeceği bir rapor sunulmuştur gazi meclisimize. Hiçbir güç bu istekleri dayatamaz. Necip milletimiz bu tehlikeyi de Kurtuluş savaşında olduğu gibi güçlü dirayeti sayesinde bertaraf edecektir. Türk Milleti Daha dün Çanakkale’de, Sakarya’da, Maraş’da, Dumlupınar’da, Afyon’da, Kocatepe’de nasıl Ülkemizi bölüp yok etmek isteyen işgalcilere karşı mücadele ederek vatanını koruduysa; Bugün de bu işgalci, emperyalist devletlerin besleyip büyüttüğü bekçi köpekleri sözde çözüm süreci sayesinde bu ülkeyi bölebileceklerini hayal ediyorlarsa onlara hayallerini bile zindan ederiz. Bu sebeple meclise sunulan bu raporun alperenlerin nezdinde ve Milletimiz nezdinde hiçbir değeri yoktur ve bir paçavradır” dedi.

    “KUMAR, TOPLUMDA CİDDİ SOSYAL YARALARA YOL AÇIYOR”

    Açıklamasında sanal ve resmi bahis ile kumar konusuna da değinen Çağlar, kumarın toplumda ciddi sosyal yaralara yol açtığını belirtti: “Milletimizin başındaki bir başka sıkıntıda sanal veya resmi bahis ve kumar belasıdır. Büyük Birlik Partisi olarak yasal olsun yasa dışı olsun kumara karşıyız. Devletimizin kumar ve bahisi vergi geliri olarak görmesi çok yanlıştır. Devletin hazinesi bahis ve kumardan gelecek vergiye kaldıysa vay bu milletin haline. Bahis ve kumardan yüzlerce ocak sönüyor, cinayetler oluyor, intiharlar oluyor. Devletimiz yasa dışı bahis ve kumarla etkili mücadele ederek yok etmeli ve vatandaşlarını bu tehlikeden korumalıdır. Bizler büyük birlik partililer olarak buradan ilan ediyoruz. Milletimiz bize yetki verirse ister milli piyangosu olsun, ister spor totosu olsun her türlü kumar ve bahisi yasaklayacağımızı ilan ediyoruz. Sırf vergi geliri oluyor diye devlet eliyle kumar oynatılmasını reddediyoruz. İşte yılbaşı geldi. Yine milyonlarca insan bilet alacak. Devlet bilet satışından 100 milyar para toplayacak.10 milyarını kazananlara geri dağıtacak.90 milyar gelir elde edilecek. Devlet milletini boş hayallerle kandırıp cebindeki parayı alan bir kurnaz devlet konumuna düşmemelidir.”

    “EKONOMİK KRİZDEN EN ÇOK ASGARİ ÜCRETLİ VE EMEKLİ ETKİLENİYOR”

    Ekonomik değerlendirmelerde de bulunan BBP İl Başkanı Çağlar, asgari ücretliler ve emeklilerin ekonomik krizden en fazla etkilenen kesimler olduğunu söyledi: “Ekonomik krizden en çok etkilenen iki kesimin başında asgari ücretliler ve emekliler gelmektedir. 2023 yılında bir emekli devlet memurunun aldığı aylığın üçte ikisini alıyordu. Yani 2023 de en düşük emekli maaşı 7bin 500 TL’ydi…Memur maaşı ise 12 bin TL civarındaydı. Ama bugün en düşük emekli aylığı 16 bin 800 TL. En düşük memur maaşı ise 45-50 bin seviyelerine çıktı. Yani emekli maaşı memur maaşının üçte bir oranına düştü. Yine 2024 enflasyonu yüzde 50 açıklanmasına rağmen asgari ücretliye yüzde 30 zam yapılarak bir haksızlık, adaletsizlik yapıldı. Sanki ülkedeki enflasyonu emekliler ve asgari ücretliler yükseltiyormuş gibi ekonomik krizin tüm yükü emeklilere ve asgari ücretlilerin sırtına sarılıyor.” >>>Haber Merkezi

  • MÜSİAD Afyonkarahisar’da haftalık istişare toplantısı

    MÜSİAD Afyonkarahisar’da haftalık istişare toplantısı

    Toplantıya ayrıca Afyon Mermerciler Derneği Başkanı Remzi Özcan ile dernek yönetim kurulu üyeleri de katılım sağladı. Gerçekleştirilen görüşmelerde, Afyonkarahisar’ın ekonomik potansiyeli, mermer sektörü başta olmak üzere yerel üretimin güçlendirilmesi ve iş dünyasında ortak çalışma alanları ele alındı. Karşılıklı fikir alışverişlerinin yapıldığı toplantıda, sektörler arası iş birliğinin artırılması ve kent ekonomisine katkı sağlayacak projeler üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Toplantının, üyeler arasındaki iletişimi güçlendiren ve yeni iş birliklerine zemin hazırlayan verimli bir buluşma olduğu ifade edildi.

  • Afyonkarahisar’da Bağımlılığa Karşı Bilinçlendirme Semineri

    Afyonkarahisar’da Bağımlılığa Karşı Bilinçlendirme Semineri

    Neriman İbrahim Küçükkurt Konferans Salonu’nda düzenlenen “Bağımlılıkla Mücadele Semineri”, yoğun katılımla yapıldı. Seminerde; madde bağımlılığının birey ve toplum üzerindeki olumsuz etkileri, bağımlılıktan korunma yolları ve erken farkındalığın önemi ele alındı.

    Katılımcılara, uyuşturucu ve diğer bağımlılık türleriyle mücadelede ailelere düşen sorumluluklar hakkında da bilgilendirme yapıldı.

  • “Sendikacı mısın, eşkıya mısın?”

    “Sendikacı mısın, eşkıya mısın?”

    Başkan Demirci, Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı ve Başkan Yardımcısının bazı bürokratik isimlerle birlikte bir okula giderek, kendi sendikalarına üye olan okul müdürüne yönelik sözlü ve fiziki baskı uyguladığını iddia etti. Açıklamada, okulda yaşanan gerginliğin eğitim ortamını olumsuz etkilediği, öğrencilerin korku yaşadığı ve derslerin aksadığı öne sürüldü. Demirci, olayı şu sözlerle anlattı: “Geçtiğimiz günlerde Eğitim Bir Sen Şube Başkanı ve Başkan yardımcısı ile bürokratik uzantısı Hocalar ilçemizde okul basarak kendi üyeleri okul müdürüne ağır tahrik, hakaret ve şiddet dolu eylemde bulunmuşlardır. Olayı gerçekleştirenleri şiddetle ve nefretle kınıyoruz. Haddini bilmez bir şekilde eşkıyalığa soyunan Eğitim Bir Sen Şube Başkanı, Türk Eğitim Sen üye sayısının Hocalar İlçemizde  artmasını hazmedemeyerek, Okul Müdürüne, ‘Sen sendikacılık yapmıyorsun’, ‘Senin yüzünden üye kaybediyoruz’, ‘Türk Eğitim Sen takviminin burada ne işi var?’, ‘Laf Salatası yapma’, ‘Kaypaksın’, ‘Sen hem AK Parti milletvekili ile görüştüğünü söylüyorsun, hem de MHP milletvekili ile görüşüyorsun, Sen iki yüzlüsün’ gibi ağır hakaret, küfür ve baskı içeren sözler sarf etmişlerdir.”

    “SUÇ DUYURUSUNDA BULUNMUŞTUR”

    İddiaya göre olay sırasında okulda bulunan bazı eşyalar yere atıldı, tartışma koridorlara taştı ve öğrenciler ile öğretmenler tedirginlik yaşadı. Başkan Demirci, “Eşkıya ekibi, okul müdürünün üzerine yürümüş, çay bardaklarını fırlatmış, masada bulunan Konfederasyonumuza bağlı TÜRK BÜRO SEN takvimini de yere atmışlardır. Olay, okul koridorlarına taşmış bağırmaları duyan öğrenciler ağlayarak öğretmenlerine sığınmışlar, öğretmenler de endişe ve korku dolu anlar yaşamışlardır. Eğitim o gün sekteye uğramıştır. Olayın büyümesi üzerine korkan Sendika Başkanı ve yardımcısı yangın merdiveninden tabana kuvvet kaçmışlar, öğretmenlerin-durun kaçmayın, müdürümüze bunu yapamazsınız şeklinde bağırmalarına aldırış etmeden okuldan uzaklaşmışlardır. Olay sonrasında Okul Müdürü bizi aramış ve kendisine yardım etmemizi talep etmiştir. Anında olay yerine giderek konudan devletimizin yöneticileri tarafımızca bilgilendirilmiştir. Mağdur okul müdürü üyesi olduğu sendikadan uğradığı saldırı karşısında istifa etmiş ve sendikamıza üye olmayı talep etmiştir. Yasal haklarını kullanarak, makamında uğradığı saldırı ve hakaret ile ilgili sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunmuştur” ifadelerine yer verdi.

    “EŞKIYA MISINIZ, SENDİKACI MISINIZ?”

    “Sendika Başkanı, yardımcısı ve bürokratik uzantısı; Eşkıya mısınız, küheylan mısınız, terörist misiniz? Kamu Terör Örgütü müsünüz Sendikacı mısınız?” diye soran Demirci “Okul basıp, eğitimi kesintiye uğratıp, öğrencileri ağlatıp, öğretmenleri korkutup, hakaret edip, tehditler savurup, devletin kurumuna ve memuruna saldırma cüretini size kim verdi? Gelinen son noktada sendika adı altında devletimizin itibarına saldıran ve bürokrasiyi esir alan kamu terör örgütü mensubu karakter yoksunlarına, en ağır cezayı yine 1000 yıllık Türk devlet töresi gereğince devletimizin ilgili organlarının vereceğinden şüphemiz yoktur” dedi.

  • “Hiçbir ihanet karşılıksız kalmayacak”

    “Hiçbir ihanet karşılıksız kalmayacak”

    17 Aralık sürecinin, hukuk görüntüsü altında planlanan bir yargı darbesi girişimi olduğunu belirten Özkaya, FETÖ’nün yargı, emniyet ve medya yapılanması aracılığıyla hükümeti hedef aldığını ifade etti: “17 Aralık, milletimizin iradesini hedef alan, hukuk kisvesi altında yürütülen sinsi bir yargı darbesi girişiminin tarihidir. FETÖ’nün savcı, hâkim, emniyet mensupları ve medya yapılanması eliyle planlanan bu operasyonun amacı; yolsuzluk bahanesiyle hükümeti düşürmek, milli iradeyi tasfiye etmek ve Türkiye’yi vesayet zincirine yeniden mahkûm etmekti.”

    “ADLİ SÜREÇ DEĞİL, TAM ANLAMIYLA ORGANİZE BİR DARBE PLANI”

    Bu girişimin nihai amacının, siyasi iradeyi devre dışı bırakarak Türkiye’yi yeniden vesayet altına sokmak olduğunu belirten Özkaya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı liderliği ve milletin desteğiyle bu planın boşa çıkarıldığını kaydetti: “Sözde gizli yürütülen soruşturmaların daha dosyalar açılmadan örgüt medyasına servis edilmesi, algı operasyonlarıyla bakanların ve hükümetin itibarsızlaştırılmaya çalışılması, bu girişimin bir adli süreç değil; tam anlamıyla organize bir darbe planı olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Nihai hedef; dönemin Başbakanı ve hükümet üyeleri üzerinden siyaset kurumunu çökertmek, ardından ülkeyi uluslararası baskı altına alarak Türkiye’yi teslim almaktı. Bu karanlık senaryoyu, ferasetiyle ilk anda gören ve milletin önüne düşerek iradeyi savunan Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan, kararlı duruşuyla bu ihaneti boşa çıkarmıştır. Devlet refleksi zamanında devreye girmiş; hem idari hem hukuki adımlarla yargı içine yuvalanmış bu ihanet şebekesi tasfiye edilmeye başlanmıştır. HSYK başta olmak üzere yapılan düzenlemeler, devletin kendi meşruiyetini ve hukukunu savunma iradesinin tezahürüdür.”

    “FETÖ, CASUSLUK VE İHANET ÖRGÜTÜDÜR”

    FETÖ’nün bir dini yapı değil, uluslararası bağlantıları olan bir ihanet ve casusluk örgütü olduğunu vurgulayan Özkaya, milletin iradesine karşı kurulan kumpasların sahiplerini tarihin karanlık sayfalarına ittiğini belirtti: “Bugün artık herkes açıkça görmektedir ki; FETÖ bir dini yapı değil, küresel istihbarat aparatlarıyla hareket eden bir casusluk ve ihanet örgütüdür. Milletimize kurulan kumpaslar, attıkları iftiralar ve ettikleri beddualar dönüp kendilerini bulmuş; bu yapı tarihin çöplüğüne doğru sürüklenmiştir. 17 Aralık bize bir gerçeği daha göstermiştir: Hedefe ulaşmak için her yol mübah değildir. Hukuku araçsallaştıranlar, adalet üzerinden iktidar devşirmeye çalışanlar, eninde sonunda hem millet nezdinde hem de tarih önünde mahkûm olurlar. Bu vesileyle bir kez daha ifade ediyorum ki; Allah bu milleti ve bu toprakları muhafaza etmektedir. Çünkü bu millet mazlumların hamisi, adaletin tarafıdır. Bu millete ve devlete karşı yapılan hiçbir ihanet karşılıksız kalmamıştır, kalmayacaktır. 17 Aralık’ı da, 15 Temmuz’u da unutmadık. Unutturmayacağız.”

  • Afyon’da FETÖ hükümlüsü yakalandı

    Afyon’da FETÖ hükümlüsü yakalandı

    Edinilen bilgilere göre; 2016 yılında FETÖ/PDY kapsamında hakkında işlem yapılan, örgütün sözde Emniyet Mahrem Yapılanması içerisinde yer aldığı tespit edilen B.G. isimli şahsın, 6 yıl 3 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunduğu belirlendi. Yapılan operasyonla yakalanan şahıs gözaltına alınarak Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Emniyetteki işlemleri tamamlanan B.G., adli mercilere sevk edilmesinin ardından cezaevine teslim edildi. İl Emniyet Müdürlüğü yetkilileri, suç ve suçlularla mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.

  • Çiftçinin pulluğuna av tüfeği takıldı

    Çiftçinin pulluğuna av tüfeği takıldı

    Olay, merkeze bağlı Karaaslan köyü yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, bölgede arazisini süren bir çiftçi pulluğa takılan av tüfeğini görünce durumu 112 Acil Çağrı merkezine bildirdi. İhbar üzerine bölgeye polis ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen ekipler incelemek üzere bulunan av tüfeğini el koydu. Olayla ilgili polis tarafından başlatılan incelemenin devam ettiği bildirildi.

  • Şüpheli araçtan Kaleşnikof çıktı

    Şüpheli araçtan Kaleşnikof çıktı

    Afyonkarahisar İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Dinar ilçesinde yürütülen denetimler kapsamında şüpheli bir aracı durdurdu. Adli makamlardan alınan arama kararına dayanılarak araçta yapılan aramada, ruhsatsız bir adet 7,62 mm çapında AK-47 Kaleşnikof piyade tüfeği, tüfeğe ait iki şarjör ve 42 adet dolu fişek ele geçirildi. Araçta bulunan iki şüpheli şahıs, 6136 Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet suçundan gözaltına alınarak haklarında yasal işlem başlatıldı. Afyonkarahisar İl Jandarma Komutanlığı’ndan yapılan açıklamada, halkın huzur ve güvenliğini tehdit eden her türlü suç unsuruna karşı mücadelenin kanunlar çerçevesinde ve kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı.

  • 5 katlı binanın çatı katındaki yangın korkuttu

    5 katlı binanın çatı katındaki yangın korkuttu

    Olay, Sandıklı ilçesi Şirinevler Mahallesi Yunusemre Bulvarı üzerinde bulunan 5 katlı binanın çatı katında çıktı. Binanın çatı katında dumanların çıktığın fark eden çevredeki vatandaşlar durumu Sandıklı itfaiye ekiplerine bildirdi. Kısa sürede olay yerine itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. Çatıda bulunan asansör motorundan çıktığı tahmin edilen yangına müdahale eden itfaiye ekipleri yaklaşık yarım saat süren çalışma ile yangını kontrol altına alarak söndürdü. Yangında çatı katının altındaki dairelerin boş olması nedeniyle yaralan ve dumandan etkilenenin olmadığı bildirildi.

    AFYONKARAHİSAR’DA 5 KATLI BİR BİNANIN ÇATI KATINDA ÇIKAN YANGIN BÜYÜK PANİĞE NEDEN OLDU. (ALİ BAYAR/AFYONKARAHİSAR-İHA)
    Afyonkarahisar’da 5 katlı bir binanın çatı katında çıkan yangın büyük paniğe neden oldu.
  • Kasım ayının en değerlisi Kenan Yıldız

    Kasım ayının en değerlisi Kenan Yıldız

    İtalyan kulübünden yapılan açıklamada, başarılı genç oyuncunu kasım ayında ikisi Şampiyonlar Ligi’nde, üçü İtalya Serie A’da olmak üzere beş maç oynadığı belirtilerek, “Kenan İki gol atıp, bir asist yaptı. Norveç’te Lois Openda’nın golüne asist yaparak Bodo/Glimt karşısında alınan galibiyette ve iki gol attığı Cagliari zaferinde de önemli rol oynadı.” ifadeleri kullanıldı. Bu sezon Juventus’ta 21 maça çıkan 20 yaşındaki oyuncu, 6 gole imza attı.

  • Kanizsa Üçgeni ile görünmeyeni anlamak

    Kanizsa Üçgeni ile görünmeyeni anlamak

    İnsan zihninin bilinç dışı işleyişinin Kanizsa Üçgeni örneği üzerinden konuşulduğu etkinlikte, algının yalnızca görünenle sınırlı olmadığı, insan zihninin farkında olmadan eksik olanı tamamlama eğilimiyle çalıştığı vurgulandı. Doç. Dr. Camcı, söz konusu bilinç dışı süreçlerin bireyin düşünce biçimini, duygusal tepkilerini ve günlük hayattaki kararlarını nasıl etkilediğini çeşitli örneklerle paylaştı. Bilinç dışında oluşan anlamlandırmaların kişinin kendini ve çevresini algılama biçiminde belirleyici rol oynadığına dikkat çekilen etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

  • “Gençlik ve Spor Bakanlığı geniş imkanlar sunuyor”

    “Gençlik ve Spor Bakanlığı geniş imkanlar sunuyor”

    İlahiyat Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliğe; İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Güler, Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Mebrure Doğan, Afyonkarahisar Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Gençlik Hizmetleri Müdürü Ahmet Ertürk ile çok sayıda akademik personel ve öğrenci katıldı. Moderatörlüğünü İlahiyat Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Fatih Çakmak’ın üstlendiği söyleşide; Afyonkarahisar Gençlik ve Spor İl Müdürü Nedim Aslan, İl Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürü Hikmet Tuncer ve İl Müftü Yardımcısı Tuba Anatoprak konuşmacı olarak yer aldı.

    “YURT KAPASİTEMİZ, BUGÜN İTİBARIYLA 1 MİLYONU AŞMIŞ DURUMDADI”


    Söyleşinin ilk konuşmacısı olan Afyonkarahisar Gençlik ve Spor İl Müdürü Nedim Aslan, İlahiyat Fakültesi mezunu bir kamu yöneticisi olarak kariyer yolculuğunu katılımcılarla paylaştı. Öğretmenlikten yöneticiliğe uzanan mesleki tecrübelerini aktaran Aslan, Gençlik ve Spor Bakanlığı bünyesindeki yurt, gençlik ve spor hizmetleri hakkında bilgiler verdi. Kredi ve Yurtlar Kurumunun (KYK) Türkiye genelindeki kapasite artışına ve dönüşümüne dikkat çeken Aslan, “2002 yılı öncesinde yaklaşık 200 bin olan yurt kapasitemiz, bugün itibarıyla 1 milyonu aşmış durumdadır. Bu, dünya genelinde örneğine az rastlanan bir hizmet kapasitesidir” dedi. Aslan ayrıca, üniversite öğrencilerinin gençlik merkezleri, proje destekleri ve kamplar gibi bakanlık imkânlarını daha etkin kullanmaları gerektiği tavsiyesinde bulundu.

    “EĞİTİMDE İSTİKRAR VE DONANIM VURGUSU”

    Afyonkarahisar İl Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürü Hikmet Tuncer ise konuşmasında, öğrencilik yıllarından yöneticilik kademesine kadar uzanan süreçteki deneyimlerini paylaştı. İlahiyat Fakültesi mezunlarının Millî Eğitim Bakanlığı bünyesindeki istihdam alanlarına ve atama süreçlerine değinen Tuncer, her dönemin kendine özgü şartları ve zorlukları olduğunu kaydetti. Tuncer, öğretmen adaylarının sabırlı, donanımlı ve istikrarlı bir şekilde mesleki gelişimlerini sürdürmelerinin önemli olduğunu ifade etti.

    “DİYANET’TE GÖREV ALMANIN TEMEL ŞARTI: KUR’AN-I KERİM YETERLİLİĞİ”

    Afyonkarahisar İl Müftü Yardımcısı Tuba Anatoprak ise Diyanet İşleri Başkanlığı teşkilat yapısı ve mesleki süreçler hakkında öğrencileri bilgilendirdi. Kur’an kursu öğreticiliği, vaizlik ve müftü yardımcılığı görevlerinde edindiği tecrübeleri aktaran Anatoprak, kurumda görev almak isteyen adaylar için Kur’an-ı Kerim’i usulüne uygun okumanın en temel kriter olduğunu söyledi. Anatoprak, “Akademik ve teorik olarak ne kadar donanımlı olursanız olun, Kur’an-ı Kerim tilaveti konusunda yeterliliğiniz yoksa Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde görev almanız zordur. İlk ve en önemli aşama Kur’an-ı Kerim yeterliliğidir. Ayrıca hayat her zaman idealize edilen hedefleri sunmayabilir; önemli olan bulunulan makamın ve anın hakkını verebilmektir. Kur’an ve sünnet ile bağınızı her daim güçlü tutmalısınız” diye konuştu. Etkinlik, öğrencilerin sorularının yanıtlandığı soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

  • Afyonspor–Altay maçı Pazar gününe alındı

    Afyonspor–Altay maçı Pazar gününe alındı

    Ligde üst üste iki deplasman maçına çıkan mor-beyazlı ekip, sezonun ilk yarısını taraftarı önünde kapatacak. Daha önce 20 Aralık Cumartesi günü (yarın) saat 15.00 olarak açıklanan karşılaşma için Afyonspor yönetimi, tribün katılımını artırmak ve sıkışık fikstürün oyuncular üzerindeki etkisini azaltmak amacıyla TFF’ye resmi başvuruda bulundu. Canlı yayın programında yer almasına rağmen TFF, planlamada değişikliğe giderek maçı Pazar gününe aldı. Afyonspor-Altay maçı 21 Aralık 2025 Pazar günü saat 17.00’de oynanacak.

    Afyonspor Kulüp Başkanı Fatih Ekşioğlu, alınan kararın camia açısından önemli olduğunu belirterek, taraftarları tribünlere davet etti: “Afyonsporumuz ilk devrenin son maçını evinde oynayacak. Geçtiğimiz hafta üst üste iki deplasmanda mücadele etti. Sıkıştırılmış maç takvimi oyuncularımızı çok etkiledi. Evimizdeki önemli maçta taraftarımızın desteğini katılımını artırmak istiyoruz. Bu süreçte talebimizi olumlu sonuçlandıran TFF maç planlama müdürlüğümüze ve olumlu destek veren sayın Altay kulüp başkanıma teşekkür ediyorum. Pazar günü saat 17.00’de Afyonspor sevdalılarını takımlarına destek vermeye davet ediyorum.”

    KARDEŞ KULÜP İÇİN DEPLASMAN TRİBÜNÜNE ALTERNATİF ÇALIŞMA

    Öte yandan, Afyonspor ve Altay taraftarları yıllardır Ege’nin dostluğunu sürdürebilen nadir taraftar grupları arasında yer alıyor. Afyonspor yönetiminin, hasarlı durumda bulunan deplasman tribününe alternatif çözüm üretmek için çalışma yaptığı ve Altay taraftarlarının karşılaşmayı tribünden izleyebilmesi adına gerekli düzenlemeleri planladığı öğrenildi.

  • Sınırsız | Muzaffer Akyıldırım | Doç. Dr. Güray Alpar | 18 Aralık 2025

    Sınırsız | Muzaffer Akyıldırım | Doç. Dr. Güray Alpar | 18 Aralık 2025

    📶https://kanal3.com.tr/
    Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Ederek Son Dakika Haberleri Alabilirsiniz;
    İnstagram : https://www.instagram.com/kanal3tv
    Facebook : <a href=”https://www.facebook.com/kanal3tv” target=”_blank” rel=”nofollow”>https://www.facebook.com/kanal3tv
    X: https://x.com/kanal3tv
    Telegram : https://t.me/kanal3_tv
    Whatsapp : https://whatsapp.com/channel/0029VaFDm2rEKyZKvlSELq17
    Next : https://sosyal.teknofest.app/@kanal3tv

    #Kanal3AnaHaber #Kanal3Haber #Kanal3

  • (Video) Sanatçı Onur Akın’a, klip çekimi sırasında at çarptı

    (Video) Sanatçı Onur Akın’a, klip çekimi sırasında at çarptı

    KLİP çekimi için geldiği Kayseri’de sanatçı Onur Akın’a, yılkı atı çarptı. Durumu iyi olan Akın, o anları sosyal medyadan paylaştı.Sanatçı Onur Akın, ‘Sen Gidersen’ adlı şarkısının klip çekimi için Kayseri’nin Hacılar ilçesine, yılkı atların bulunduğu Hürmetçi Sazlığı’na geldi. Akın’a, çekim sırasında bir yılkı atı çarptı. Akın, atın çarpması ile yere düştü. Durumu iyi olan Onur Akın, “Karlı bir havada çekim yaptığımız için, yerin çamur olması bir yerimin kırılmasını önledi sanıyorum. Atların yerdeyken üstüme basıp, beni ezmemesi de büyük bir şans oldu. Az kalsın sanat için nalları ben dikiyordum, Allah korudu” dedi. Diğer yandan Akın, o anları sosyal medya hesabından paylaştı.
  • “Kişi kendine ve sevdiklerine zaman ayırmalı”

    “Kişi kendine ve sevdiklerine zaman ayırmalı”

    “Günlük yaşamın rutinleri ve koşturmacası devam ederken her yeni yıl yeni bir başlangıç anlamı taşıyor” diyen Kabayel, “Senenin son günlerine girmişken, herkesin bu umuda sarılarak kişisel hedeflerini yeniden gözden geçirmesi gerekiyor. Gelecekle ilgili düşünürken karamsarlıktan uzak durmalı ve ‘Ya olursa, ya yapamazsam’ gibi söylemler yerine, şu anda sahip olunan koşullar ve kazanımlar göz önünde bulundurarak hareket edilmeli. Geçmişteki hatalar ya da geleceğe dair henüz yaşanmamış olumsuzluklar sebebiyle şimdiki zaman kaçırılmamalı” diye konuştu.

    “GÜZEL ANILAR BİRİKTİRMEK VE KÜÇÜK ŞEYLERDEN KEYİF ALMAK ÖNEMLİ”

    “Kişi kendine ve sevdiklerine günlük yaşam yoğunluğunda zaman ayırmayı ihmal etmemeli” diyen Kabayel, “Zaman hızla akıp giderken güzel anılar biriktirmek ve küçük şeylerden keyif almak hem yaşama motivasyonunu hem de iç huzuru destekler. Hayattan beklentiler net bir şekilde belirlenmeli ve yaşam buna göre şekillendirilmeli. Büyük hedefler her ne kadar motive edici olsa da onları hayata geçirebilmek için önce küçük adımlara ihtiyaç olduğu unutulmamalı. Ulaşılabilir olmaları için hedefler daha küçük parçalara ayrılmalı, bu varış noktalarına yaklaşmak adına bireysel olarak çaba sarf edilmeli” şeklinde değerlendirmede bulundu. Kabayel, hedefe doğru bir yön çizmenin hedef koymaktan daha önemli olduğunu kaydetti.

  • Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri 2025’te Sahiplerini Buluyor

    Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri 2025’te Sahiplerini Buluyor

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, mesaisini Ankara’da sürdürüyor. Erdoğan, 2025 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri törenine katılarak ödül kazanan sanatçı, gazeteci ve bilim insanlarına ödüllerini takdim edecek. Tören, saat 18.00’de Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

    Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri, her yıl bilim ve kültür, resim, müzik, Anadolu arkeolojisi ve fotoğraf dallarında başarılı sanatçı ve bilim insanlarına veriliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yılın ödül kazananlarını 29 Ekim Özel Programı’nda kamuoyuna açıklamıştı.

    2025 yılı kapsamında bilim ve kültür dalında Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün, resim dalında Yalçın Gökçebağ, müzik dalında besteci Yalçın Tura ödüle layık görüldü. Anadolu arkeolojisi dalında arkeolog ve akademisyen Prof. Dr. Fahri Işık ödül alacak. Fotoğraf dalındaki ödül ise Gazze’de görev yapan Anadolu Ajansı foto muhabiri Ali Jadallah’a verilecek.

    Törende Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin kültür ve sanat politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunması ve mesajlar vermesi bekleniyor.

  • Şam Yönetimi SDG’ye 13 Maddelik Entegrasyon Planını Resmen Sundu

    Şam Yönetimi SDG’ye 13 Maddelik Entegrasyon Planını Resmen Sundu

    Şam’dan SDG’ye resmi entegrasyon adımı

    Suriye geçici yönetimi, uzun süredir müzakere edilen entegrasyon sürecinde önemli bir aşamaya geçti. Savunma Bakanı Murhaf Ebu Kasra, Suriye Demokratik Güçleri’nin devlet yapısına entegrasyonunu düzenleyen 13 maddelik planın SDG’ye resmen iletildiğini açıkladı.

    Uygulama mekanizması hazırlanıyor

    Suriye merkezli +963 media’ya konuşan bir hükümet yetkilisi, entegrasyonun nasıl hayata geçirileceğine dair uygulama mekanizmasının önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşılacağını belirtti. Yetkili, planın hem siyasi hem de askerî boyutlar içerdiğini ifade etti.

    Üç tümenli askerî yapı modeli

    Şam’ın sunduğu plana göre SDG unsurları, Suriye ordusu bünyesinde üç ayrı tümen halinde yeniden yapılandırılacak. Birinci tümen kuzeydoğu sınırlarının güvenliğinden sorumlu Sınır Koruma Tümeni olacak. İkinci tümen, SDG’nin mevcut kadın birliklerini koruyan Kadın Tümeni olarak tanımlanıyor. Üçüncü tümen ise aşırılıkçı gruplara karşı Şam’la koordinasyon içinde çalışacak Terörle Mücadele Tümeni olacak.

    Fırat’ın doğusunda askeri denge

    Syria in Transition dergisinin aktardığı bilgilere göre SDG, bu yapı kapsamında Suriye ordusuna bağlı diğer birliklerin Fırat’ın doğusuna konuşlandırılmasına karşı çıkıyor. SDG, bölgede yalnızca kendi tümenlerinin bulunmasını şart koşuyor.

    Kuzeydoğuda fiili özerklik korunacak

    Planın en dikkat çekici maddelerinden biri, Şam’a bağlı ordu ve güvenlik güçlerinin kuzeydoğu Suriye’ye girmeyeceğine dair taahhüt oldu. Bu düzenleme, SDG’nin bölgede fiili özerk kontrolünü büyük ölçüde sürdürmesi anlamına geliyor.

    Üst düzey görevler SDG’ye açılıyor

    Entegrasyon planına göre SDG, savunma ve güvenlik kurumlarında üst düzey temsil hakkı elde edecek. Savunma bakan yardımcılığı, içişleri bakan yardımcılığı ve genelkurmay başkan yardımcılığı görevlerinden üçünün SDG’nin göstereceği isimlere verilmesi öngörülüyor. Ayrıca SDG’ye bağlı yaklaşık 70 üst düzey askerin yeni Suriye ordusunun komuta kademesine dahil edilmesi planlanıyor.

    Mazlum Abdi’den yeni Suriye vurgusu

    SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi, 10 Mart’ta geçici yönetimle imzalanan anlaşmayı yeni Suriye’nin temeli olarak nitelendirdi. Abdi, sürecin hızından çok sağlam ilerlemesinin önemli olduğunu, anayasal değişikliklerle Kürtler ve diğer toplulukların haklarının güvence altına alınması gerektiğini ifade etti.

    Savunma Bakanı Ebu Kasra’nın yaklaşımı

    Geçici hükümetin ilk savunma bakanı olan Murhaf Ebu Kasra, tüm silahlı yapıların Savunma Bakanlığı çatısı altında toplanmasını savunan isimler arasında yer alıyor. 24 Aralık’ta yapılan açıklamada, Suriye’deki tüm askerî fraksiyonların feshedilerek tek çatı altında birleştirilmesi konusunda mutabakata varıldığı duyurulmuştu. SDG entegrasyonu bu sürecin en kritik adımlarından biri olarak görülüyor.

  • Moody’s Türkiye ekonomisinin 2025’te yüzde 3,2 ve 2026’da yüzde 3,4 büyüyeceğini öngörüyor

    Moody’s Türkiye ekonomisinin 2025’te yüzde 3,2 ve 2026’da yüzde 3,4 büyüyeceğini öngörüyor

    Moody’s, G20 ülkelerine yönelik ekonomik büyüme ve enflasyon öngörülerini paylaştığı Global Yapılandırılmış Finans Raporu’nu yayımladı. Raporda, kuruluşun Türkiye ekonomisi için bu yıl, 2026 ve 2027’ye ilişkin tahminleri de yer aldı.

    Buna göre, Moody’s Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 3,2 büyümesinin ardından 2026’da ekonomik büyümenin yüzde 3,4’e ve 2027’de yüzde 3,5’e yükseleceğini öngördü.

    Moody’s, Türkiye’de enflasyonun 2025 yılı için yüzde 2 artı/eksi marjla yüzde 35 seviyesinde gerçekleşeceğini, gelecek yıl bu oranın yüzde 22’ye ve 2027’de yüzde 18,5 seviyesine gerileyeceğini tahmin etti.

    Kurum, ABD ekonomisinin bu yıl yüzde 2 büyümesinin ardından 2026’da yüzde 1,8 ve 2027’de yüzde 1,9 büyüyeceğini öngörürken, Avro Bölgesi için bu yıla ilişkin ekonomik büyüme tahmini yüzde 1,1, gelecek yıl için yüzde 1,3 ve 2027 için yüzde 1,4 oldu.

    Çin ekonomisinin bu yıl yüzde 5, gelecek yıl yüzde 4,5 ve 2027’de yüzde 4,2 büyüyeceğini tahmin eden Moody’s, Hindistan’a ilişkin büyüme tahminlerini bu yıl için yüzde 7, 2026 için yüzde 6,4 ve 2027 için yüzde 6,5 olarak açıkladı.

  • Elifşah İle Kahve Keyfi | 18 Aralık 2025

    Elifşah İle Kahve Keyfi | 18 Aralık 2025

    📶https://kanal3.com.tr/
    Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Ederek Son Dakika Haberleri Alabilirsiniz;
    İnstagram : https://www.instagram.com/kanal3tv
    Facebook : <a href=”https://www.facebook.com/kanal3tv” target=”_blank” rel=”nofollow”>https://www.facebook.com/kanal3tv
    X: https://x.com/kanal3tv
    Telegram : https://t.me/kanal3_tv
    Whatsapp : https://whatsapp.com/channel/0029VaFDm2rEKyZKvlSELq17
    Next : https://sosyal.teknofest.app/@kanal3tv

    #Kanal3AnaHaber #Kanal3Haber #Kanal3

  • Fatih Ürek’ten üzen haber: “Mucizelere mi kaldık?”

    Fatih Ürek’ten üzen haber: “Mucizelere mi kaldık?”

    15 Ekim’de İstanbul’daki evinde aniden fenalaşarak kalp krizi geçiren ve tam 20 dakika boyunca kalbi duran 59 yaşındaki sanatçıdan gelecek umutlu haber için tüm Türkiye nefesini tutmuş durumda.

    “MUCİZELER GERÇEKLEŞMEK İÇİN VAR”

    Ürek’in yoğun bakımdaki tedavisi sürerken, yakın dostu Gülay Kamaz sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla yürekleri dağladı. Ünlü şarkıcıyla çekilmiş eski bir fotoğrafını paylaşan Kamaz, “Çok özledim. Mucizelere mi kaldık acaba? Olsun, mucizeler gerçekleşmek için var! Lütfen dualarınızı eksik etmeyin” notunu düştü. Bu paylaşım, sanatçının durumunun ciddiyetini koruduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

    NÖROLOJİK REFLEKS Mİ, UMUT IŞIĞI MI?

    Günlerdir uyutulan Fatih Ürek’in sağlık durumuyla ilgili geçtiğimiz hafta yaşanan kısa süreli hareketlilik, hayranlarını heyecanlandırmıştı. Sanatçının gözlerini kısa süreliğine açıp kapattığı bildirilmiş ancak doktorlar bu durumun bilincin açılması değil, nörolojik bir refleks olabileceği ihtimali üzerinde durmuştu.

    20 DAKİKALIK KRİTİK EŞİK

    Hastaneye kaldırıldığı ilk andan itibaren “beyin fonksiyonlarının korunması” için yoğun bir tedavi uygulanan Ürek’in, kalbinin durduğu o 20 dakikalık sürenin vücudunda yarattığı hasar titizlikle inceleniyor. Sevenleri sosyal medyada sanatçı için dua zincirleri oluştururken, hastane yönetiminden gelecek resmi açıklama bekleniyor.

  • Bahçeli’den Öcalan Mitingi açıklaması: Hiçbir mahsuru yok

    Bahçeli’den Öcalan Mitingi açıklaması: Hiçbir mahsuru yok

    DEM Parti öncülüğündeki Demokratik Toplum Platformu’nun, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’a özgürlük talebi kapsamında 4 Ocak 2026 Pazar günü Diyarbakır’da düzenleyeceği mitingle ilgili soruya MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yanıt verdi. Bahçeli, söz konusu mitingin hukuki çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

    Devlet Bahçeli, ifade ve düşünce özgürlüğünün meşru sınırlar içinde herkes için geçerli olduğunu belirterek, yürürlükteki yasa ve anayasa hükümleri kapsamında her siyasi partinin toplantı, gösteri ve açık hava mitingi düzenleme hakkı bulunduğunu söyledi. Demokrasinin temel ilkelerinin bu konuda açık olduğunu vurguladı.

    CHP’nin bugüne kadar çok sayıda miting düzenlediğini, diğer siyasi partilerin de salon ve açık hava toplantıları yaptığını hatırlatan Bahçeli, DEM Parti’nin miting yapmasının büyütülecek bir konu olmadığını dile getirdi. Bahçeli, 4 Ocak 2026’da düzenlenecek mitingin kanaatine göre hiçbir mahsurlu yanı olmadığını ifade etti.

    Bahçeli, PKK’nın kurucu önderliğinin 27 Şubat 2025 tarihli çağrısında cezaevinden çıkma ya da özgürlük talebinin yer almadığını hatırlattı. Bu çağrının bağlayıcı olduğunu belirten Bahçeli, bu çerçevenin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.

    DEM Parti ve terör örgütünün tüm bileşenlerinin 27 Şubat çağrısına aykırı tutum sergilemesinin, Terörsüz Türkiye hedefini yavaşlatabileceğini değerlendiren Bahçeli, mitingde taleplerin dile getirilmesine itirazı olmadığını ancak çağrının gölgelenmemesi gerektiğini ifade etti.

    Bahçeli, açıklamasının sonunda Diyarbakırlılara selam göndererek, olağan bir gelişmeye olağanüstü anlamlar yüklemenin sonuç getirmeyeceğini belirtti.

  • “Afyon not eder, Türkiye unutmaz”

    “Afyon not eder, Türkiye unutmaz”

    Milletvekili Hakan Şeref Olgun, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) konuştu. Sözlerine zirai don zararlarıyla başlayan Olgun, “Yaklaşık on gündür bütçe kanunu üzerinde çalışmalar yapıyor ve sonuna yaklaşıyoruz. Bugünde seçim bölgem Afyonkarahisar’ı anlatacağım. Zirai Don olayından başlayalım. Bu ülkede her yıl don olur. Don, tek başına çiftçiyi batırmaz. Çiftçiyi batıran; don olduğunda koruma mekanizmasının çalışmamasıdır. Afyon’da yaşanan tam olarak budur. Binlerce üretici sigorta yaptırmıştır ama don teminatı olan poliçe değil. Çünkü don teminatının primi, küçük ve orta ölçekli üretici için karşılanamaz düzeydedir. Üretici ya hiç sigorta yaptırmamış ya da daha düşük primli dolu teminatına mecbur bırakılmıştır. Sonra çıkıp denildi ki ‘Sigorta yaptıran çiftçi korunmuştur. Hayır. Sigorta yaptıran çiftçi de korunamamıştır. Çünkü TARSİM vardır ama erişilebilir değildir. Vardır ama gerçek riski kapsamamaktadır. Dolayısıyla sorun, sigortanın yokluğu değil; sigortanın yanlış kurgulanmış olmasıdır” dedi.

    “ŞAP HASTALIĞI SALGINI”

    Şap hastalığına da değinen Olgun, salgınla mücadelenin önleyici değil, reaktif bir anlayışla yürütüldüğünü savundu: “Afyonkarahisar’da üreticiyi vuran tek afet don değildir. Bugün karşımızda, adı ‘hastalık’ olan ama etkileri bakımından doğal afetten farksız bir tablo vardır: Şap hastalığı salgını. Bu salgın, tarım ve hayvancılık yönetiminin kriz anlarındaki zaaflarını açıkça ortaya koymuştur. Şapla mücadele hâlâ yangın söndürme mantığıyla yürütülmektedir. Salgın çıkmakta, sonra karantina gelmektedir. Ama salgın çıkmadan önce ne yapıldığı belirsizdir. Sınır kapılarında biyogüvenlik yeterli midir.? Hayvan hareketleri gerçekten denetlenmekte midir.? Aşılama bölgesel risklere göre mi yapılmaktadır.? Bu sorular cevapsız kaldıkça, her şap hastalığı salgını bir öncekinden daha yıkıcı olmaktadır. Bir diğer kritik başlık ‘destek ve tazminat’ meselesidir. Hayvanını kaybeden üretici aylarca bekletilirken, bankalar da, Tarım Kredi de beklememekte; faiz işlemeye devam etmektedir. Aşı konusu ise ciddi bir güven sorunu yaratmıştır. Aşı, sahaya geç ulaşmaktadır. Yeni varyantlar konuşulmaktadır; ancak aşının güncelliği belirsizdir. Yani, Üreticiyi ayakta tutacak bütüncül bir kriz yönetimi yoktur.”

    “ÇİFTÇİNİN MAKİNELERİ ATIL KALDI”

    Afyon’daki pancar üreticilerinin yaşadığı sorunlara dikkat çeken Olgun, özelleştirilen şeker fabrikalarının çiftçiyi daha sezon başında faizli borç altına soktuğunu, ürün alımında ise sabit fiyat uygulandığını belirtti: “Bugün Afyonlu pancar üreticisi, özelleştirilen şeker fabrikasına sadece ürün satmıyor; aynı zamanda fabrikanın finansmanını da üstleniyor. Fabrika, çiftçiye sezon başında gübreyi avans olarak veriyor. Bu gübre, vade farkıyla, yani faiz eklenmiş şekilde veriliyor. Çiftçi daha tohumu toprağa atmadan, daha pancarın fiyatı ortada yokken, faizli bir borcun altına sokuluyor. Peki iş pancar alımına gelince ne oluyor? Fabrika bu kez diyor ki: ‘Ben pancarı sabit fiyattan alırım.’ Yani girdiyi verirken faizi serbest bırakıyor, ürünü alırken fiyatı kilitliyor. Bir de makine meselesi var. Yıllardır Afyon’da pancar söküm ve yükleme işi, çiftçinin kendi makineleriyle yapılıyordu. Şimdi fabrika kendi makinelerini aldı. Ne oldu?  Çiftçinin makineleri atıl kaldı. Borcu duruyor, makine çalışmıyor. Bu, çiftçiye ‘yatırım yap’ deyip, sonra oyunun kuralını tek taraflı değiştirmektir.”

    “BU FAİZLERLE TARIM OLMAZ; ÜRETİCİ AYAKTA KALMAZ, ÜRETİM BİTER”

    Mısır üreticilerinin ise ithalat politikaları nedeniyle pazarsız bırakıldığını söyleyen Olgun, hasat döneminde yapılan ithalatın yerli ürün fiyatlarını düşürdüğünü belirtti: “Afyon’da mısır var. Ama pazarı yok. Neden.? Çünkü ithalat var.  Devlet, mısırı hasat döneminde ithal ediyor. İthal mısır piyasaya girdiği anda, yerli mısırın fiyatı düşüyor. Tam çiftçinin ürünü tarladayken.  Şimdi soruyorum: Mazotu ithal eden kim.? Devlet. Gübreyi ithal eden kim.? Devlet. Mısırı ithal eden kim.? Devlet. Sonuç ne.? Mazot pahalı. Gübre pahalı. Ama mısır ucuz.  Bir de Toprak Mahsulleri Ofisi uygulaması var. Ofis bir nem oranı belirliyor. Diyor ki, ‘Bunun üstünde almam.’ Ama nem, çiftçinin kontrol edebileceği bir şey değil. Tarlada ölçüyorsun yüzde 18. Kamyonla ofise gidiyorsun, yüzde 21 çıkıyor. Ofis almıyor. Peki çiftçi ne yapsın.? Ambara koyamaz; çürür. Bekleyemez; borcu var. Mecburen tüccara gidiyor. Ve ürünü zararına satıyor. Afyon’da çiftçi bugün üretmeye devam ediyorsa, kâr ettiği için değil; bankalara borcunu ödeyemediği için, bataktan kurtulma umuduyla ekiyor. Bu düzen böyle giderse, yakında üretecek çiftçi de kalmayacak. Bugün Afyon’da çiftçiyi yalnızca piyasa koşulları değil, kredi faizleri de nefessiz bırakmaktadır. Ziraat Bankası ve özellikle Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla kullanılan krediler, üreticinin sırtında bir destek aracı olmaktan çıkmış, Adeta sürekli büyüyen bir faiz yüküne dönüşmüştür. Bugün Afyonlu çiftçi, tarlasını değil borç takvimini takip ederek üretim yapmaya zorlanıyor. Açık söyleyeyim: Bu faizlerle tarım olmaz; üretici ayakta kalmaz, üretim biter.”

    “FOTOĞRAF VERDİNİZ, SONUÇ ÜRETMEDİNİZ”

    Konuşmasında Afyonkarahisar’a yönelik yatırım vaatlerine de değinen Olgun, yıllardır dillendirilen lojistik merkez projesinin hayata geçirilmediğini, hızlı tren projesinde ise sürekli değişen tarihlerle kamuoyunun oyalandığını ifade etti: “Afyon’da yatırımlar sorulunca hep aynı cevaplar verildi: ‘Programda’, ‘bir sonraki etapta’, ‘planlama aşamasında’ Siz erteledikçe Afyon zaman kaybetti. Söz verdiniz. Takvim koymadınız. Açıklama yaptınız. Takip etmediniz. Fotoğraf verdiniz. Sonuç üretmediniz. Afyonkarahisar’da yıllardır duyduğumuz bir cümle vardı: ‘Afyon lojistik merkez olacak.’ Bu vaatlerin somut karşılığı olarak, yıllar önce Afyonkarahisar’da PTT Lojistik Merkezi yapılması için bir taşınmaz PTT’ye kazandırıldı. Bu taşınmaz, sıradan bir tahsisle değil; Milli Emlak tarafından, Ankara’nın Çankaya ilçesindeki bir taşınmazla takas edilerek PTT mülkiyetine geçirildi. Aradan yıllar geçti. Ne lojistik merkezi yapıldı, ne verilen sözlerin hesabı verildi. Şimdi ise bambaşka bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu hedef için tahsis edilen taşınmazla ilgili satış konuşuluyor. Soruyorum iktidara: Afyon’u lojistik merkez vaadinden neden çıkardınız, bu kararı kim aldı, yerine kimi koydunuz; Afyon’un iktidar nezdindeki yeri gerçekten bu mu.? Bu konuda AKP’li vekillerden fotoğraflı bir açıklama bekliyorum.

    “YOKSA HER SEÇİM ÖNCESİ BULUNAN DOĞALGAZA MI BENZEYECEK?”

    Şimdi gelin, söylenenlerle yaşananların arasındaki diğer uçurumlara bakalım. Hızlı Tren Projesi… Afyon’un kalkınma hayallerinin en çok söz verilen, en çok fotoğraf çekilen, en çok manşet olan konusu. Bakın, tarih tarih anlatacağım. 2013 yılı, basında ne çıktı? Pazarlıkla 2,5 yılda sonlandırılacağı söylenen Ankara–İzmir hızlı tren hattı Afyon için çağ atlatacak. Aradan zaman geçti. 2015 Afyon lojistik üs olacak, çalışmalar hızlandı.’ 2017 şantiye kuruldu. Bir sonraki etap Afyon. 2019 seçimleri öncesi… Şu tarihte bitecek. Afyon artık hızlı trenle buluşuyor. Seçim bitti, tarih değişti. 2021… Proje revize edildi. Biraz gecikme var ama sorun yok. 2023 seçimleri öncesi… Yine manşetler: Afyon hızlı trenle çağ atlayacak. Bu kez kesin. Seçim bitti. Bir kez daha tarih değişti. Sonra ne dendi.? 2024’te basına çıkan açıklamalarda: Deneme sürüşleri 2026’da. Yolcu taşımacılığı 2027’de başlayacak. Yani ne oldu.? 2013’te ‘çağ atlayacak’ denilen Afyon’a, 2027 için hâlâ ‘inşallah’ deniyor. Soruyorum buradan: 2013’te verilen tarih neden tutmadı? 2015’te söylenenler neden gerçekleşmedi? 2019’da atılan manşetlerin hesabını kim verecek? 2023’te ‘bu kez kesin’ diyenler bugün nerede? Yoksa her seçim öncesi bulunan doğalgaza mı benzeyecek? Hangi iktidar milletvekili çıkıp da, ‘Biz Afyon’a şu yıl şu sözü verdik, tutmadı’ dedi.? Hiçbiri. Ama fotoğraf çekilirken, müjde verirken hepsi vardı.”

    EBER GÖLÜ’NDE YAŞANANLAR

    Eber Gölü’nün yıllar içinde göz göre göre kuruduğunu belirten Olgun, yapılan açıklamaların sahada karşılık bulmadığını söyledi: “Aynı dili Eber Gölü’nde de kullandınız. 2019’da ‘eylem planı hazır denirken gölün su seviyesi düşüyordu. 2020’de ‘çalışmalar sürüyor’ denirken sazlıklar kuruyordu. 2021’de ‘koruma altında’ denirken balık ölümleri başladı. 2022’de kaçak sulama hâlâ önlenemedi. 2023’te kirlilik arttı, yangınlar çıktı. 2024’te bazı bölgelerde artık derinlik metreyle değil, santimle ölçülür hâle geldi.”

    “AFYON BUNU YUTAR MI SANIYORSUNUZ?”

    Olgun, iktidarın seçim dönemlerinde korku siyasetiyle oy istediğini, bugün ise geçmişte sert şekilde karşı çıkılan başlıkların pazarlık konusu hâline getirildiğini savunarak, “Afyon’u siyaseten de kandırdınız. 2023 seçimlerinde meydanlarda ne dediniz.? ‘Biz kazanmazsak PKK affolur, Apo çıkar, Demirtaş serbest kalır’ dediniz. Korku salarak oy istediniz, yalanı siyaset diye millete sattınız. Bugün ne yapıyorsunuz.? Dün ‘beka’ deyip milleti korkuttuğunuz ne varsa, bugün hepsini elinizle alıp pazarlık masasına koyuyorsunuz. Dün adını anmaya cesaret edemedikleriniz için bugün yol, yöntem, kılıf arıyorsunuz. Bu yaptığınız siyaset değil; milletin aklıyla dalga geçmektir. Afyon bunu yutar mı sanıyorsunuz? Afyon not eder. Türkiye unutmaz. Bakın, Afyon’un tarihiyle övünmek kolaydır. Ama Afyon’un bugünkü sorunlarıyla yüzleşmek zordur” ifadelerini kullandı.