Yazar: admin

  • Özel Haber – Afyon’da Şalvar Modası Değişiyor!  40 Yıllık Bedesten Esnafı Anlattı: “Kadife Yerini Medine İpine Bıraktı”

    Özel Haber – Afyon’da Şalvar Modası Değişiyor! 40 Yıllık Bedesten Esnafı Anlattı: “Kadife Yerini Medine İpine Bıraktı”

    “Bu Şalvar Yüzyıllardır Kültürümüzün Parçası”

    Kızılgök, Medine ipinden yapılan ve halk arasında Kütahya şalvarı olarak bilinen modellerin yörede yeniden popüler hale geldiğini vurgulayarak şöyle konuştu:

    “Yüzyıllardır kullanılan şalvar, kültürümüzün önemli bir parçası. Eskiden kadife kumaş daha çok tercih ediliyordu ancak artık Medine ipi kumaşlar daha çok ilgi görüyor. Hem gençler hem yaşlılar giyiyor; yaş sınırı yok.”

    “Günlük Değil, Özel Günlerin Vazgeçilmezi”

    İşlemeli, taşlı ve boncuklu yapısıyla dikkat çeken bu şalvarların günlük kullanıma uygun olmadığını belirten Kızılgök, özellikle şu etkinliklerde tercih edildiğini kaydetti:

    Düğün

    Nişan

    Kına Gecesi

    Kadınlara özel şalvar geceleri

    “Bu ürünler hassas olduğu için günlük kullanımda çabuk yıpranabilir. Bu yüzden daha çok özel günlerde giyiliyor.” dedi.

    Fiyatlar 6.500 TL’den Başlıyor, 30 Bin TL’ye Kadar Çıkıyor

    Tamamen kişiye özel olarak dikilen şalvarların Kütahya’daki atölyelerde hazırlandığını belirten Kızılgök, fiyat aralığını da şöyle açıkladı:

    “Fiyatlar en az 6.500 TL’den başlıyor, işlemeye ve kumaşa göre 30 bin TL’ye kadar yükselebiliyor.”

  • Antalya’da 574 Kilo Bozuk Gıda Ele Geçirildi !

    Antalya’da 574 Kilo Bozuk Gıda Ele Geçirildi !

    Antalya’nın Kepez ilçesinde, zabıta ekipleri bir soğuk hava deposuna yaptıkları baskında 61 kilo hayvansal ve 513 kilo bitkisel ürün olmak üzere toplam 574 kilo bozuk gıda ele geçirdi. Ruhsatsız işletildiği belirlenen depoya idari yaptırım uygulanırken, gıdalar halk sağlığını tehdit etmeyecek şekilde imha edildi. Ekipler, denetimlerin kararlılıkla sürdürüleceğini açıkladı.
    .
    .
    .
    .
    #antalya #kepez #depo #gıda #skandal #hayvansal #bitkisel #denetim #gıdagüvenliği

    📶https://kanal3.com.tr/
    Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Ederek Son Dakika Haberleri Alabilirsiniz;
    İnstagram : https://www.instagram.com/kanal3tv
    Facebook : https://www.facebook.com/kanal3tv
    X: https://x.com/kanal3tv
    Telegram : https://t.me/kanal3_tv
    Whatsapp : https://whatsapp.com/channel/0029VaFDm2rEKyZKvlSELq17
    Next : https://sosyal.teknofest.app/@kanal3tv

    #Kanal3AnaHaber #Kanal3Haber #Kanal3

  • Tren Hemzemin Geçitte Bekleyen Aracı Biçti

    Tren Hemzemin Geçitte Bekleyen Aracı Biçti

    ABD’de hemzemin geçitte bekleyen bir araca tren çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil hurdaya döndü.
    .
    .
    .
    .
    .
    #abd #tren #otomobil #kaza #hemzemingeçit
    📶<a href="https://kanal3.com.tr/" target="_blank" rel=”nofollow”>https://kanal3.com.tr/
    Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Ederek Son Dakika Haberleri Alabilirsiniz;
    İnstagram : https://www.instagram.com/kanal3tv
    Facebook : https://www.facebook.com/kanal3tv
    X: https://x.com/kanal3tv
    Telegram : https://t.me/kanal3_tv
    Whatsapp : https://whatsapp.com/channel/0029VaFDm2rEKyZKvlSELq17
    Next : https://sosyal.teknofest.app/@kanal3tv

    #Kanal3AnaHaber #Kanal3Haber #Kanal3

  • AB göç kurallarını sertleştiriyor: Türkiye nasıl etkilenecek?

    AB göç kurallarını sertleştiriyor: Türkiye nasıl etkilenecek?

    BBC’den Güven Özalp’in haberine göre, AB içişleri ve adalet bakanları tarafından alınan kararlar Türkiye’den yapılacak sığınma başvurularını da etkileyecek.

    İç politikada aşırı sağın göçü propaganda malzemesi olarak yoğun şekilde kullanması AB ülkelerini mevcut kuralları daha da sıkılaştırmaya itti.

    Bu kararların kural dışı göçün, en üst seviyede olduğu 2015 dönemine kıyasla çok düşük bir seviyede olmasına rağmen alınması dikkat çekiyor.

    AB Dönem Başkanı Danimarka’nın kabul edilmesi için yoğun çaba harcadığı kararlar arasında en dikkat çekenlerden biri, birlik sınırları dışında “geri dönüş merkezleri” kurulmasına olanak sağlayan düzenleme.

    Üçüncü ülkelerde kurulacak bu merkezlere sığınma başvuruları reddedilenler ve AB ülkelerinde kural dışı şekilde kalanlar gönderilecek.

    Bu kişiler ilgili merkezlere gönderildikten sonra, ilgili ülkeyle yapılan anlaşmanın koşullarına bağlı olarak, sınır dışı edilene dek bu merkezlerde tutulabilecek.

    Danimarka Göç Bakanı Rasmus Stoklund, “Avrupa’da sığınma hakkı olmayan kişileri reddedebileceğiz ve böylece onları daha hızlı geri göndermemizi sağlayan mekanizmalar ve prosedürler oluşturabileceğiz” dedi.

    ‘Acımasız ve uygulanamaz’

    Uluslararası Af Örgütü’nden Olivia Sundberg Diez ise AB ülkelerinin geri dönüş merkezlerime ilişkin yaklaşımını acımasız ve uygulanamaz olarak niteliyor.

    Diez’e göre, “insanların hiçbir bağlantılarının olmadığı ve uzun süre gözaltında tutulabilecekleri ülkelere zorla gönderilmeleri uluslararası hukukun koruma hükümlerinin ihlali” anlamına geliyor.

    AB’nin yaklaşımını ABD’deki uygulamalara benzeten Diez şunları söyledi:

    “Uluslararası Af Örgütü, öneriye ilişkin nihai kararını henüz almamış olan Avrupa Parlamentosu’nu, bu yaklaşımdan vazgeçmeye ve insan haklarını, yapılacak müzakerelerin merkezine yerleştirmeye çağırıyor.”

    AB sığınma başvurularının, birlik sınırları dışında işleme alınmasını sağlayacak düzenlemeye de yeşil ışık yaktı.

    Böylelikle sığınma başvuruları AB ülkelerinin anlaşma yapacağı üçüncü ülkelerde oluşturulacak merkezlerde değerlendirilecek.

    AB daha önce de bu doğrultuda adım atmak istediyse de yasal zorluklar bunları frenlemişti.

    Son örnek olarak İtalya, Arnavutluk’la bu yönde bir anlaşma yapmış ancak Avrupa ve İtalyan yargısı olumsuz görüş beyan etmişti.

    Stoklund, “Artık üye ülkelerin üçüncü ülkelerle kabul merkezleri ve diğer çözümler oluşturabilmeleri için yasal çerçeveye sahibiz” dedi.

    Sınır dışı etme kuralları da yenilenecek. Buna göre AB sınırları içinde kalma hakkı bulunmayanların gözaltı süreleri uzatılabilecek.

    Bu kişilere giriş yasağı uygulanabilecek ve evleri aranıp eşyalarına el konulabilecek.

    AB dışındaki bir ülkeden sığınma talep edebilecek konumda olanların birlik ülkelerine başvuruları da hemen reddedilebilecek.

    Stoklund’a göre sığınma başvuruları reddedilen ve AB sınırlarını terk etme emri verilen her dört göçmenden üçü Birlik sınırları içinde kalmaya devam ediyor.

    Mülteci başına 20 bin euro

    Göç konusunda dayanışma havuzu oluşturulması da AB’nin yeni kararlarından.

    Buna göre göç baskısı altında olmayan ülkeler, AB’ye kural dışı girişlerin en yoğun olduğu Kıbrıs, Yunanistan, İspanya ve İtalya’ya havuz aracılığıyla destekte bulunacak.

    Bu destek mültecilerin giriş noktalarından farklı ülkelerde yeniden yerleştirilmesi şeklinde olabilecek.

    Mülteci almak istemeyen ülkeler ise ödeme yapmak durumunda kalacaklar.

    AB tarafından 2026 için belirlenen oranlara göre 21 bin göçmenin yeniden yerleştirilmesi planlandı.

    Finansal destek için belirlenen miktar ise 420 milyon euro.

    Bu da mülteci almak istemeyen ülkelerin reddettikleri mülteci başına 20 bin euro ödeyeceği anlamına geliyor.

    Türkiye güvenli ülkeler listesinde

    AB tarafından oluşturulan güvenli üçüncü ülke uygulamasının kapsamı da genişletildi.

    AB’nin listesinde Bangladeş, Fas, Hindistan, Kolombiya, Kosova, Mısır ve Tunus yer alıyor.

    Bu listede yer almak, bu ülkelerden AB ülkelerine yapılan sığınma başvurularının daha hızlı karara bağlanması sonucunu doğuruyor.

    Başvurulara verilen yanıtların tamamına yakını da olumsuz oluyor.

    Türkiye de AB tarafından güvenli üçüncü ülke olarak görülüyor.

    Bunun nedeni ise AB’ye aday olan ülkelerin otomatik olarak güvenli ülke olarak kabul ediliyor olması.

    AB adayı bir ülkenin güvenli olarak değerlendirilmemesi ancak üç koşulda mümkün.

    Ülkede uluslararası veya iç silahlı çatışma durumu olması, temel hak ve özgürlükleri etkileyen kısıtlayıcı önlemlerin alınmış olması ya da AB ülkelerinin, aday ülkeden gelen başvuru sahiplerine ilişkin olumlu kararlarının oranının %20’den fazla olması.

    Avrupa Birliği Sığınma Ajansı’nın (EUAA) 2024 verilerine göre Türkiye’den yapılan sığınma başvurularının kabul oranı %17’ydi.

    Türkiye’nin güvenli üçüncü ülke olarak kabul edilmesi, AB ülkelerine yapılan sığınma başvurularının istisnai durumlar dışında kabul edilme olasılığının düşük olduğu anlamına geliyor.

    AB Göç Komiseri Magnus Brunner, alınan kararların mevcut düzenlemelerin eksik parçalarını tamamladığı ve göç ve iltica politikasında bir dönüm noktası olduğu görüşünde.

    Kararların yürürlüğe sokulabilmesi için Avrupa Parlamentosu’nun da onayı gerekiyor.

  • Taşıt sayısındaki artış trafiğe yansıdı

    Taşıt sayısındaki artış trafiğe yansıdı

    Türkiye İstatistik Kurumu, 2024 yılına ilişkin taşıt-kilometre istatistiklerini açıkladı. Buna göre, Türkiye’de trafiğe kayıtlı motorlu kara taşıtları tarafından 2024’te 382 milyar 870 milyon kilometre yol kat edildi.

    Toplam taşıt-kilometrenin yüzde 57’si otomobiller, yüzde 19,2’si kamyonetler, yüzde 8,7’si motosikletler, yüzde 5,7’si çekiciler, yüzde 3,8’i kamyonlar, yüzde 3,3’ü minibüsler, yüzde 1,9’u otobüsler ve yüzde 0,5’i özel amaçlı taşıtlar tarafından yapıldı. Trafiğe kayıtlı motorlu kara taşıtları sayısı 2024’te bir önceki yıla göre yüzde 9,3, toplam taşıt-kilometre yüzde 10 arttı. Taşıt sayısı, motosikletlerde yüzde 23,3, özel amaçlı taşıtlarda yüzde 9,3, otomobillerde yüzde 6,6, çekicilerde yüzde 6,3, kamyonetlerde yüzde 4,8, minibüslerde yüzde 4, kamyonlarda yüzde 3,2, otobüslerde yüzde 1,3 artış gösterdi.

  • Fenerbahçeli futbolcu Mert Hakan Yandaş’ın hesabındaki para trafiği dikkat çekti; Takım arkadaşı İsmail Yüksel’e yönelik özel bahisler oynamış

    Fenerbahçeli futbolcu Mert Hakan Yandaş’ın hesabındaki para trafiği dikkat çekti; Takım arkadaşı İsmail Yüksel’e yönelik özel bahisler oynamış

    MASAK Raporu Futbol Skandalını Aydınlattı

    Futbolda bahis ve şike soruşturması kapsamında Fenerbahçeli Mert Hakan Yandaş’ın banka hesaplarındaki para hareketleri MASAK raporuyla ortaya çıktı. 2017 ve sonrasında Yandaş’ın hesaplarına 204 milyon 138 bin 616 lira giriş, 207 milyon 475 bin 422 lira çıkış yapıldığı tespit edildi. Bu paraların bir kısmının yasa dışı bahis sitelerine yönlendirildiği belirlendi.

    Tutuklamalar ve Suçlamalar

    Soruşturma kapsamında Galatasaraylı Metehan Baltacı, Fenerbahçe kaptanı Mert Hakan Yandaş ve Konyasporlu Alassane Ndao “yasa dışı bahis” suçlamasıyla; eski Adana Demirspor Başkanı Murat Sancak “kara para aklama” suçlamasıyla; Ankaraspor Futbol Kulübü sahibi Ahmet Okatan ise “şike” suçlamasıyla tutuklandı. Toplamda 20 kişi tutuklanırken, 18 kişiye adli kontrol uygulandı.

    Yandaş’ın Bahis Hareketleri Detaylandı

    MASAK raporuna göre Yandaş, 2017-2022 arasında Bilyoner’e toplam 115 bin 317 lira yatırdı, 42 bin 250 lira çekti ve 1006 farklı kupon ID’sine sahip bahis oynadı. Ayrıca Yandaş’ın Ersen Dikmen’e 2021-2025 arasında gönderdiği toplam 4 milyon 453 bin 62 lira, bahis platformlarına aktarıldı. Dikmen’in de Yandaş’a 2 milyon 60 bin 974 lira gönderdiği tespit edildi; bu iki yönlü para trafiği “bahis fonu devir-geri devir ilişkisi” ihtimaliyle inceleniyor.

    Fenerbahçe Maçlarına Bahis Yoğunluğu

    MASAK analizlerine göre Ersen Dikmen, Yandaş’tan para almaya başladığı tarihten itibaren Fenerbahçe maçlarına yoğun bahis oynadı. Para transfer saatleri ile bahis kuponlarının oynandığı saatler çarpıcı biçimde örtüştü.

    İsmail Yüksek’e Özel Bahisler

    Raporda dikkat çeken bir diğer tespit ise Fenerbahçeli milli futbolcu İsmail Yüksek’e yönelik özel bahislerin yoğunluğuydu. “İsmail Yüksek en az 3 faul yapar” ve “Oyuncu kart görür: İsmail Yüksek” kuponlarının olağanüstü yoğunlukla oynandığı ve kazandığı belirtildi.

  • Yabancı sermaye en çok tütün ve sigorta sektöründe etkili

    Yabancı sermaye en çok tütün ve sigorta sektöründe etkili

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2023 yılına ilişkin “yabancı kontrollü girişim istatistikleri”ni açıkladı. Buna göre, yabancı kontrolündeki girişim sayısı 2022’de 9 bin 287 iken, 2023’te 10 bin 265 oldu. Bu girişimlerin toplam cirodaki payı 2022’de yüzde 12,7, 2023’te ise yüzde 12,8 olarak kayıtlara geçti. Yabancı kontrollü girişimlerdeki çalışanların sayısının toplam çalışanlar sayısı içinde payı 2022 yılında yüzde 5, 2023’te yüzde 5,1 olarak hesaplandı. Tütün ürünleri imalatı, 2023’te yabancı kontrollü girişimlerin ciro payının yüzde 92,6 ile en yüksek olduğu faaliyet olarak belirlendi. Yabancı kontrollü girişimlerin ciro payının en yüksek kaydedildiği ikinci faaliyet de yüzde 43,2 ile sigorta, reasürans ve emeklilik fonları olarak tespit edildi.

    YABANCI KONTROLLÜ GİRİŞİMDE EN BÜYÜK PAY ALMANYA’DA

    Yabancı kontrollü girişimlerin ülkelere göre dağılımında sayı ve ciro bakımından en büyük paya sahip ülke Almanya oldu. Yabancı kontrollü 10 bin 265 girişimden 1266’sı Almanya tarafından kontrol edildi. Bu girişimlerin 2023’te elde ettiği cironun toplam yabancı kontrollü cirodaki payı yüzde 13,8 olarak hesaplandı. ABD kontrolündeki 965 girişimin toplam yabancı kontrollü cirodaki payı yüzde 11,2, Birleşik Krallık kontrolündeki 706 girişimin söz konusu payı yüzde 10,3 olarak kayıtlara geçti. Yabancı kontrollü girişim istatistikleri, yurt içinde faaliyet gösteren ancak doğrudan veya dolaylı olarak yabancı kontrolünde olan girişimlere ait bilgileri içeriyor.

  • Arıcılara mesleki standart geliyor

    Arıcılara mesleki standart geliyor

    Demir, merkez birliği olarak 81 ildeki 72 bin 325 üye ile Türkiye’deki arı ve arıcıları temsil ettiklerini belirtti.

    Türkiye’nin yıllık 95 bin 492 ton bal üretimiyle dünyada ikinci sırada bulunduğunu aktaran Demir, ayrıca 8,9 milyon koloni varlığıyla dünya genelinde en çok koloniye sahip 3’üncü ülke konumunda yer aldığını söyledi.

    Demir, Türkiye’de arıcılıkta 9 ay boyunca üretim yapılabilme potansiyeli bulunduğunu bildirerek, kritik öneme sahip arıcılık sektörünün gelişmesi için çalışmalara hız verdiklerini dile getirdi.

    Bu çalışmalar kapsamında MYK Başkanı Aşkın Tören’i ziyaret ettiklerini belirten Demir, Tören ile eğitim ve sertifikasyon süreçlerinin uygulanması, üretimde izlenebilirliğin güçlendirilmesi, arıcılık mesleğinin saygınlığının artırılması ve uluslararası standartlarla uyumlu hale getirilmesi konularını ele aldıklarını anlattı. Demir, arıcılığın Türkiye’de meslek statüsüne alınmasının ardından önemli bir adımı daha devreye alacaklarını ifade etti. MYK ile işbirliği içinde “Arıcılık Ulusal Meslek Standardı”nın oluşturulması için çalışma başlattıklarını bildiren Demir, “Ulusal meslek standardı, mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve yetkinlikleri resmi olarak tanımlar, mesleğin ülke genelinde aynı kaliteyle icra edilmesini sağlar. Amacımız, arıcılık mesleğinin tanımını ve kapsamını yasal çerçevede netleştirmek, günümüz ihtiyaçlarına uygun eğitim programı oluşturmak ve bu kadim mesleğin itibarını daha da güçlendirmek.” diye konuştu.

  • “Korkunun esiri olsaydık, şimdi yanı başımızda bir kan gölü vardı”

    “Korkunun esiri olsaydık, şimdi yanı başımızda bir kan gölü vardı”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde “İnsanlık İçin Güçlü Türkiye” programına katıldı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:

    Aziz milletim, İnsan Hakları Başkanlığımızın kıymetli mensupları, kıymetli yol ve dava arkadaşlarım, saygıdeğer misafirler, sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyor; Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabulünün 77’nci yılı münasebetiyle düzenlenen bu anlamlı programda siz kardeşlerimle bir araya gelmekten büyük bir bahtiyarlık duyuyorum.

    İnsanlık için Güçlü Türkiye programının ülkemiz, milletimiz, gönül ve kültür coğrafyamız ile tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bu güzel programı tertipleyen AK Parti İnsan Hakları Başkanlığımızı tebrik ediyor, icrasında emeği geçen her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum. Katılımlarınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

    “Gazzeli kardeşlerimizi, Sudanlı kardeşlerimizi selamlıyorum”

    İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilişinin 77. yıl dönümü olan 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nüzü şimdiden tebrik ediyorum. Bölgemizle birlikte tüm dünyada insan hak ve onurunun savunuculuğunu misyon edinmiş bir siyasi partinin genel başkanı, asırlarca adaletin sancaktarlığını yapmış necip bir milletin cumhurbaşkanı olarak buradan kalbi bizimle atan tüm mazlum ve mağdurlara dayanışma mesajlarımı gönderiyor, hepsini hürmetle selamlıyorum. Gazzeli kardeşlerimizi, Sudanlı kardeşlerimizi selamlıyorum. Afrika’dan Asya’ya, bizden uzakta olsalar da acılarını acımız bildiğimiz tüm mazlumları yürekten selamlıyorum.

    Bilhassa savaşların, çatışmaların, yokluk ve yoksulluğun bütün yükünü minik omuzlarında taşımak zorunda kalan masum çocukları ve onların cefakâr annelerini, babalarını kalpten selamlıyorum. Elbette Filistinli kardeşlerimi, Filistin halkının onurlu, gururlu, kararlı, izzetli mücadelesini bugün bir kez daha saygıyla selamlıyorum. Kendilerine bir kere daha sabır temenni ediyor, Türkiye ve Türk milleti olarak her zaman yanlarında olacağımızı bilvesile tekrar ifade ediyorum.

    “Tek parti faşizmi, beyannamenin altını oymuştur”

    İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi bundan tam 77 sene önce, 10 Aralık 1948’de büyük bir teveccühle kabul edildi. 30 maddeden oluşan bu beyanname, iki yıkıcı dünya savaşı sonrasında yeni bir düzen inşa etmeye çalışan insanlık için umut kaynağı oldu. Beyannamenin ilk üç maddesini burada sizlere aktarmak isterim. Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler. Birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar. Herkes ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir ayrım gözetmeksizin bu bildirge ile ilan olunan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir. Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır.

    Her bir satırı dikkatle okunması, içselleştirilmesi ve uygulanması gereken bu tarihi beyanname, yaklaşık altı ay sonra meclisimizde kabul edilerek kaderin bir cilvesi olarak 27 Mayıs 1949’da yürürlüğe girmiştir. Beyannamede kayıtlı hususların özellikle vesayet dönemlerinde ne kadar tatbik edildiği, üzerinde ayrıca durulması gereken bir meseledir. Millete ve milletin değerlerine yönelik husumeti herkesçe bilinen tek parti faşizmi, ilk günden itibaren beyannamenin altını oymuştur. Kimi zaman bürokratik oligarşi, kimi zaman antidemokratik güç odakları olarak kendini deşifre eden bu zihniyet, milletin hafızasında derin yaralar açmış, demokrasimize telafisi uzun yıllar alan zararlar vermiştir.

    “Doğruları konuşmaktan çekinmeyeceğiz”

    27 Mayıs’tan 28 Şubat’a kadar her 10 yılda bir tekrarlanan müdahalelerin arkasında bu zihniyetin silueti vardır. Yassıada faciasını, 12 Mart sonrası olanları, 12 Eylül’de adeta işkence kampına dönüşen Mamak’taki C5’leri, Diyarbakır cezaevlerini, beyaz torosları anlatmaya gerek yok. 2002’den bu yana mesaimizin mühim bir kısmını bu ihlallerin bıraktığı tortuları temizlemeye, travmaları iyileştirmeye harcadık.

    Burada saymaya kalksak saatlerimizi alacak ve adına “sessiz devrim” dediğimiz reformlarla hamdolsun bu yolda önemli mesafeler aldık. Ancak insan hakları cellatlarının ülkemize, milletimize, demokrasimize ve sosyal barışımıza çıkardığı faturaları halen ödüyoruz. Bunların bir kısmını son grup toplantımızda ifade ettim. Orada dile getirmediklerimizi ise başta mağdurlar olmak üzere milletimizin farklı kesimleri çok çok iyi biliyor. Onları da muhataplarının yüzlerine çarpmaya devam edeceğiz. Beyefendiler sabıkalı geçmişleriyle hesaplaşmak yerine işi dedeye, ataya götürseler de biz doğruları konuşmaktan çekinmeyeceğiz.

    “Her köşeye sıkıştığında topu taca atıyor”

    Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim. CHP Genel Başkanı, her köşeye sıkıştığında hep şunu yapıyor: Ya topu taca atıyor ya saldırganlaşıyor ya saçmalıyor.

    Yine aynısını yapmış. Haddini de aşarak Sarıkamış’ta şehit düşen rahmetli dedemin bir asır önce nerede olduğunu sormuş. Gençlik kollarımızda bu siyaset acemisine hak ettiği cevabı vermiş. İstanbul halkının kaynaklarını yağmalayan suç örgütüne posta güvercinliği yapmayı marifet zanneden bu şahıs için daha fazla nefes harcamayı israf görüyor, Allah’tan kendisine akıl ve izan vermesini niyaz ediyorum.

    Tek parti zihniyetinin yanlış uygulamaları bir tarafa bırakılıp milletimizin tarihine, kültürüne ve inanç değerlerine bakıldığında, beyannamede kayıtlı hakların bize hiç de yabancı olmadığı görülecektir. Her şeyden evvel, eşref-i mahlukat olan insana saygı göstermek, insan onurunu korumak, onun yaratılıştan gelen haklarının kullanılmasını temin etmek, bizim için medeniyetimizden tevarüs ettiğimiz ulvi değerlerdir.

    Peygamber Efendimiz (aleyhissalâtü vesselâm), 1400 yıl önce Veda Hutbesi’nde tüm insanlığa şöyle seslenmişti: “Ey insanlar! Biliniz ki Rabbiniz birdir. Atanız da birdir. Bütün insanlar Adem’den gelmiş, Adem de topraktan yaratılmıştır. Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap’a, beyazın siyaha, siyahın da beyaza hiçbir üstünlüğü yoktur. Allah katında üstünlük ancak takva iledir. Biliniz ki bu şehriniz Mekke, bu gününüz arefe ve bu ayınız Zilhicce nasıl mukaddes ve dokunulmaz ise, mallarınız ve canlarınız da aynı şekilde dokunulmazdır. Ey insanlar! Kadınların haklarına riayet etmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Sözümü iyi dinleyin ve belleyin.”

    Bu emir ve tavsiyeler, asırlar boyunca siyasi, sosyal, beşeri hayatında milletimize rehberlik etmiştir. Ahmet Yesevi’den Yunus Emre’ye, Hazreti Mevlana’dan Hacı Bektaş Veli’ye kadar bu toprakları muhabbetle yoğuran nice gönül sultanımız, aynı şekilde öğütleriyle milletimizin tasavvurunu şekillendirmiştir.

    Hazreti Mevlana’nın hikmet pınarından süzülen şu sözleri burada sizlere ve aziz milletimize hatırlatmak istiyorum. Bakınız, o büyük gönül mimarı bundan yedi buçuk asır önce ne demişti:

    “Biz bu dünyada güneş gibiyiz. Herkese can vermeye, tüm insanlar alemine faydalı olmaya gelmişiz. Kalpleri kırılmış, gamlara düşmüş kişilere dost olmaya, onların gamlarını, kederlerini paylaşmaya gelmişiz. Hor görülenleri, toprağa düşenleri, ayaklar altında ezilenleri gül bahçesine getirelim, onlara neşeler bahşedelim diye bu dünyaya gelmişiz.”

    Divan edebiyatının son büyük şairlerinden Şeyh Galip de Hazreti Mevlana’dan yüzyıllar sonra şu mısralarla seslenmişti: “Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen / Merdûm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen.”

    “İnsan, yaradılışı itibarıyla hürmete layıktır”

    Değerli kardeşlerim, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nden yüzyıllar önce ortaya konan bu prensipler, bizim nasıl bir müktesebata sahip olduğumuzu göstermektedir. Şurası bir gerçek ki, bizler alem-i suğra olarak gören, alemin özü, yaratılmışların gözbebeği olarak gören bir medeniyetin mensuplarıyız. İnancımızda nasıl ilk insan alemin özüyse, bugüne kadar dünyaya gelen her insan nasıl alemin özüyse, aynı şekilde kıyamete kadar son insan da alemin özü olarak kıymetlidir, yaratılışı itibarıyla hürmete layıktır. İnsan merkezli bu değerler sistemimiz, bırakın insanın insana haksızlık etmesini, insanın yaratılan her varlığın, tabiatta her canlının hakkını gözetmesini emreden bir dünya görüşü inşa etmiştir.

    Şuraya özellikle dikkatinizi çekiyorum: Hayvanlar için hastaneler, bakım ve barım yerleri, sebillere sülükler inşa eden ecdadın ihtimam gösterdiği canlılardan biri de kuşlar olmuştur. Camilerimizin duvarlarını süsleyen kuş sarayları bunun en güzel timsalidir. 16’ncı yüzyılda İstanbul’da görev yapan batılı bir sefir, bakın hayranlığını nasıl ifade ediyordu: “Türkiye’de her şey insanileşmiş, her katı yumuşamış, hayvanlar bile.” Evet, insanı aşıp tüm canlılara hak penceresinden bakan eşsiz bir şefkat, merhamet, saygı ve hoşgörüye dayanan bir tasavvurdan bahsediyoruz. Farklı inançlara hoşgörü noktasında şu söz oldukça anlamlıdır: “Vistül’de Türk atları sulandıkça Lehler rahat eder.”

    “Tarihimizin hiçbir döneminde çiğ süt içmedik, şükür karnımız da ağrımıyor”

    Tarih ve kültürümüzün her sayfasında bizim insana bakışımızı anlatan bunlar gibi sayısız örnek, anekdot, deyiş, ibretlik hadise ile karşılaşıyoruz. Bunun için köklerimize vurgu yaparken partimizin de hükümetimizin de idare anlayışımızın da pusulası olan Şeyh Edebali’nin “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” tavsiyesini sık sık hatırlatıyorum. Bu hatırlatmanın arka planında işte böyle bir tecrübe, böyle bir birikim ve insana değer veren yüksek bir şuur bulunuyor. Yani bizim ne tarihimizde ne de kültür ve medeniyet kodlarımızda insan hakları konusunda mahcubiyet duyacağımız hiçbir leke yoktur. Tam tersine, bugün bize hak ve özgürlük dersi verenlerin hepsinden daha temiz bir sicile, daha kuşatıcı bir zihniyete sahibiz. Bunun altını bugün bir kez daha çizmekte fayda görüyorum. Tarihimizin hiçbir döneminde çiğ süt içmedik, şükür karnımız da ağrımıyor.

    “Mazlumun yanında, zalimin karşısında dimdik duruyoruz”

    Başkaları gibi önümüze ne konulur diye düşünmüyor, nerede bir zulüm varsa mazlumun yanında, zalimin karşısında dimdik duruyoruz. Hakkı, adaleti, barışı, insanlık onurunu sadece bölgemizde değil, tüm dünyada cesaretle savunuyoruz. Gururla söylemek isterim ki, Türkiye denilince akla sınırlarını korumakla kalmayıp artık barışı kuran ve diplomasiyi de şekillendiren bir ülke geliyor.

    Düzen inşa edici bir devlet olarak Türkiye’nin varlığı, başta dost ve kardeş ülkeler olmak üzere Ortadoğu’dan Kafkasya’ya, Afrika’dan Güney Asya’ya kadar birçok bölgede yüz milyonlara güven aşılıyor. Tıpkı yüzyıllar önce, az önce söylediğim gibi Vistül’de sulanan Türk atları gibi, bugün de ay yıldızlı al bayrağımız dünyanın dört bir yanında nazlı nazlı dalgalandıkça dost, soydaş ve kardeşlerimiz kendilerini daha bir emniyette hissediyor.

    “Türkiye’nin vicdanlı duruşu, tek başına bir insan hakları dersidir”

    Kardeşlerim, biz de Gazze’den Suriye’ye, Rusya-Ukrayna savaşından Doğu Afrika’daki gerilimlere birçok kriz bölgesinde “İnsanlık İçin Güçlü Türkiye” şiarıyla üzerimize düşenleri layıkıyla yapmaya çalışıyoruz. Türkiye’nin Suriye ve Gazze’de yaşananlar karşısındaki vicdanlı duruşu, tek başına bir insan hakları dersidir. İnsan hakları destanıdır. Her iki meselede de ilk günden itibaren tavrımızı çok net ortaya koyduk. Baskılara, tehditlere, farklı sebeplerle zalimlerin yanında hizalanan insanlık fukaralarına prim vermedik. Elimizle, dilimizle, kalbimizle zulmü durdurmanın çabası içinde olduk.

    “Şehitlerimizin metanet abidesi ailelerine hürmetlerimi takdim ediyorum”

    Dün biliyorsunuz Suriye Devrimi’nin birinci yıl dönümüydü. Suriye halkının 8 Aralık Hürriyet Günü’ydü. Devrimin birinci yılında bir kez daha her türlü zulme, zorbalığa, vahşete, insanı insanlığından utandıran işkenceye rağmen 13 buçuk yıl boyunca zalime direnen kardeş Suriye halkını ülkem ve milletim adına tebrik ediyorum.

    Esad rejiminin ve terör örgütlerinin alçak saldırılarında can veren Suriyeli kardeşlerimizi rahmetle yâd ediyorum. Devletimizin güvenliğini, aziz milletimizin huzurunu temin etmek amacıyla uluslararası hukuk çerçevesinde gerçekleştirdiğimiz sınır ötesi operasyonlarda şehit düşen kahramanlarımıza Allah’tan rahmet diliyor, Rabbim ruhlarını şad, mekânlarını cennet eylesin diyorum. Şehitlerimizin metanet abidesi ailelerine hürmetlerimi takdim ediyorum. Bugün milletçe terörsüz Türkiye hedefinden, terörsüz bölge idealinden bahsedebiliyorsak bu, en başta kahraman şehitlerimizin sayesindedir.

    Şimdi bakınız değerli kardeşlerim, Rabbimiz Yasin Suresi’nde şöyle buyuruyor: “Kün feyekün.” Yani “Ol der ve oluverir.” Rabbimizin müjdesi Suriye’de de tecelli etmiş, 60 yıllık dikta rejimi sadece 7-8 gün içinde yerle yeksan olmuş, kendi halkını acımasızca katleden diktatör korkakça kaçmış, mazlumların sabrı, mücadelesi ve kıyamı zaferle neticelenmiş, Suriyeli kardeşlerimiz uğrunda yüz binlerce şehit verdikleri hürriyetlerine hamdolsun sonunda kavuşmuşlardır.

    Suriye halkının son bir yılda onca zorluğa, sıkıntıya, Esad diktatörünün bıraktığı enkaza rağmen hayata dört elle sarıldıklarını, ülkelerini yeniden ayağa kaldırma mücadelesi verdiklerini memnuniyetle görüyoruz. Ve Başkan Şara, işte Emevi Camii’nde, herhalde televizyonlardan izlediniz hem sabah namazını kıldırıyor hem de orada verdiği hutbeyle Suriye’nin geleceğine yönelik müjdesini irat ediyordu. Rabbim en yakın zamanda inşallah Şara’ya ve Suriye halkına bu müjdeye kavuşmayı nasip etsin.

    “Suriye’nin inşa, ihya ve toparlanma çabalarını destekliyoruz”

    Türkiye ve Türk milleti olarak Suriye’nin ve Suriyeli kardeşlerimizin inşa, ihya ve toparlanma çabalarını tüm imkanlarımızla destekliyoruz. Şunu gönül huzuruyla ifade etmek istiyorum: Suriye devrimi son bir yılda en zoru inşallah geride bırakmıştır. İnanıyorum ki önce Yüce Allah’ın yardımıyla, sonra da Suriye yönetiminin basiretli, dirayetli, kuşatıcı, kucaklayıcı ve adaletli politikalarıyla bir daha eski kötü günlere dönüş olmayacaktır.

    “Yeni dönemde de kardeşlerimizi yalnız bırakmayacağız”

    Bilhassa 10 Mart mutabakatının altında imzası olanlar tarafından ahde vefa ilkesi gereğince hayata geçirilmesi önemli bir düğümü çözecektir. Mutabakatın suhuletle uygulanması; istikrarsız, bölünmüş ve güçsüz Suriye’ye yatırım yapan şer odaklarının hesaplarını altüst edecektir. Böylece Suriye, toprak bütünlüğünü haiz, müreffeh, muzaffer ve bölgesinin muteber bir ülkesi olarak istikbale yürüyecektir.

    Biz de nasıl Suriye’den gelen mazlumlara Ensar ruhuyla sahip çıktıysak, nasıl Suriye’nin kuzeyinde mazlumlar için güvenli alanlar inşa ettiysek, nasıl 13 buçuk yıl boyunca bir yandan uluslararası baskılara, diğer yandan içeride Türkiye’nin her köşesini “Suriyelileri göndereceğiz” afişleriyle donatan beşinci kol aparatlarına karşı sabırla direndiysek, yeni dönemde de kardeşlerimizi yalnız bırakmayacağız. Bu ana muhalefet öyle demiyor muydu? “Biz Suriyelileri geldikleri yere göndereceğiz.” demiyorlar mıydı? Onlar bunu söylerken bu kardeşiniz ne diyordu? Asla gönderemezsiniz, gönderemeyeceksiniz diyorduk. Ve biz savaşta onlara sırtımızı dönmedik. Barışta da daima yanlarında olacağız. Türkler, Araplar, Kürtler, Türkmenler, Sünniler, Nusayriler omuz omuza verecek, Suriye’yi birlikte ayağa kaldıracak, birlikte imar ve inşa edeceğiz.

    “Korkunun esiri olsaydık, şimdi yanı başımızda bir kan gölü vardı”

    Bunu da korkarak, birbirimizden şüphe ederek, hele hele kavga ederek değil; birbirimize güvenerek, inanarak, dayanışmayla gerçekleştireceğiz. Bunu özellikle şunun için söylüyorum: Bakın değerli kardeşlerim, eğer biz korkaklara kulak verseydik, korkunun esiri olsaydık, şimdi yanı başımızda bir kan gölü vardı. Hatırlayın, devrimden önce bize neler söylediler? “Ortadoğu bataklığına girmeyin.” dediler. Kim? CHP’nin başındakiler. “Size ne Suriye’den?” dediler. “Akan kana sırtınızı dönün.” dediler. Buradan tur düzenlediler. Gittiler, Esad’ın elini sıktılar, sırtını sıvazladılar. En son ana kadar Baas diktatörlüğünün muhipliğini yaptılar. Eğer biz bu vizyonsuz ve vicdansızlara kulak assaydık, bugün çok ciddi güvenlik tehditleriyle yüzleşiyor olurduk. Ama biz kendimize inandık, Allah’a inandık, güvendik, cesaretle hareket ettik ve tuzakları, kumpasları, oyunları bozduk. Sabrettik. Allah’ın lütfuyla zafere de şahitlik ettik.

    “Aynı dili konuştuğumuz kardeş bir devlet, küllerinden yeniden doğuyor”

    İşte sizler de görüyorsunuz, şimdi yeni bir Suriye kuruluyor. Şam’ın, Halep’in, Hama’nın, Humus’un caddelerinde Türkiye’de yaşamış, Türkiye’de doğmuş gençler cıvıl cıvıl Türkçe konuşuyor. 13 buçuk yıllık hasretin ardından evlerine dönen kardeşlerimiz bizim için dualar ediyor. “Allah Türkiye’den ve Türk milletinden razı olsun.” diyor.

    Hemen yanı başımızda, tıpkı Azerbaycan gibi, tıpkı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi, aynı dili konuştuğumuz kardeş bir devlet, küllerinden yeniden doğuyor. Milletçe bizler de alnımız ak, başımız dik, bu şekilde bu muhteşem dirilişe, yeniden doğuşa sevinç gözyaşlarıyla tanıklık ediyor, kardeşlik ve komşuluk sınavından başarıyla çıkmanın haklı kıvancını yaşıyoruz. Rabbimizin daha nice müjdelerine nail olacağımıza yürekten inanıyoruz. Bir defa bizim şuna inancımız tam. Kardeşler, zulüm ile abad olanın akıbeti berbat olur.

    “Şimdi sıra inşallah Filistin’de”

    Bunu elhamdülillah Suriye’de bizzat gördük. Şimdi sıra inşallah Filistin’de. Filistin’de de mazlumların sabrı zaferle taçlanacak, oraya da özgürlük ve barış gelecek, 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan egemen bir Filistin devleti muhakkak Allah’ın izniyle kurulacak. Yıllardır büyük acılar çekmiş, tarifsiz işkencelerden geçmiş, yakınlarını, çocuklarını kaybetmiş, evleri yıkılmış, hayatları ve toprakları çalınmış Filistin halkı, kendi öz yurtlarında emniyet içinde yaşayacak. Bunun önünü hiçbir kirli, kanlı ve sinsi plan kesemeyecek. Herkesin bir planı varsa, elbette Kadir-i Mutlak olan Allah’ın da bir planı var. Kendilerini dev aynasında gören katliam şebekelerinin her senaryosunun, her oyununun, her tuzağının üzerinde Rabbimizin bir takdiri var.

    Umudumuzu asla kesmedik ve kesmeyeceğiz. Filistin’de de zafer marşlarını aynen Suriye’de olduğu gibi hep birlikte terennüm edeceğiz. Sabrın, azmin, umudun ve mücadelenin karanlıkları boğduğuna inşallah hep beraber bir kez daha şahitlik edeceğiz.

    “Sözümüzü mutlaka tutacağız”

    Sizlere veda etmeden önce şunu da söylemek isterim: Katliamların en kesif günlerinde Suriyeli kardeşlerimize bir söz vermiştik. Allah’ın izniyle uzak olmayan bir tarihte o sözümüzü mutlaka tutacağız.

    Rabbim bizleri, Suriyeli kardeşlerimizi, Filistin halkını ve dünyadaki tüm mazlum ve mağdurları umduklarımıza nail eylesin diyorum. Bu düşüncelerle İnsanlık İçin Güçlü Türkiye programının tekrar hayırlara vesile olmasını diliyorum. Programın düzenlenmesinde emeği geçen kardeşlerimi tebrik ediyorum. Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.

  • Bakımını Yaptığı Havuzda Cansız Bulundu

    Bakımını Yaptığı Havuzda Cansız Bulundu

    Olay, Niğde’nin Ulukışla ilçesinde meydana geldi. Bahçede çalıştığı bilinen Mustafa Ünal’dan uzun süre haber alamayan yakınları endişelenerek durumu jandarma ekiplerine bildirdi ve yardım istedi.

    İhbar üzerine bölgeye jandarma, sağlık ve arama kurtarma ekipleri sevk edildi.

    Havuzdan Çıkarılan Cansız Beden Adli Tıpa Gönderildi

    Ekiplerin yaptığı arama çalışmaları sonucunda, Mustafa Ünal’ın cansız bedeni, bakımını yaptığı bahçenin havuzunda bulundu.

    Havuzdaki suyun boşaltılmasının ardından Ünal’ın cesedi dışarı çıkarıldı. Ünal’ın kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla, cansız bedeni otopsi için Adli Tıp Kurumu morguna sevk edildi. Jandarma, olayla ilgili soruşturma başlattı.

  • Enerjide yeni nesil reaktör dönemi

    Enerjide yeni nesil reaktör dönemi

    Özellikle SMR alanında çalışmalar başlatarak gelecek yıllarda enerji güvenliğini artırmayı hedefleyen Türkiye, nükleer enerji alanında teknoloji ve yatırım açısından stratejik bir konuma gelmeyi hedefliyor.

    Oxford Enerji Çalışmaları Enstitüsü Araştırma Görevlisi Dr. Adnan Shihab-Eldin, SMR’lerin geleneksel büyük nükleer santrallere kıyasla hem yatırım maliyeti hem de güvenlik sistemi bakımından önemli avantajlar sunduğunu belirtti.

    SMR’lerin Türkiye açısından önemine değinen Shihab-Eldin, “Birim başına sermaye maliyeti açısından daha küçük oldukları için büyük sermaye riskine girmiyorsunuz. Güvenlik açısından geliştirilmiş sistemleri var. Çok yönlülük ve farklı uygulamalar için yayılabilme açısından öne çıkıyorlar.” diye konuştu.

    Türkiye’nin SMR çalışmalarını başlatmasının ülkenin geleceği için stratejik bir fırsat sunduğunu vurgulayan Shihab-Eldin, şunları kaydetti: “Türkiye, SMR’ler gelişirken başta adım atarak öngörü gösterdi. Önümüzdeki yıllarda en iyi teklifleri çekmeye başlayacak. Ancak Türkiye’ye tavsiyem, ilk örneği inşa eden şirketi değil, ikinci, üçüncü ve dördüncü örnekleri ekonomik maliyetle inşa edebileceğini kanıtlayan şirketi seçmesi. Böylece gözlemleme, seçme ve başarılı olma kapasitesine sahip olacak.”

  • Yarım Ton Bozuk Gıda Maddesi İmha Edildi

    Yarım Ton Bozuk Gıda Maddesi İmha Edildi

    Kepez Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, Fevzi Çakmak Mahallesi Eşref Bitlis Caddesi üzerinde bulunan bir soğuk hava deposunda mevzuat dahilinde kapsamlı denetimler gerçekleştirdi. Denetimler sırasında, depoda büyük miktarda kullanım ömrünü tamamlamış ve bozulmuş gıda ürününe rastlandı.

    Ekiplerin detaylı incelemesi sonucunda;

    • 61 kilogram işlenmiş hayvansal gıda ürünü,

    • 513 kilogram bitkisel ürün,

      olmak üzere toplamda 574 kilogram bozuk gıda maddesi tespit edildi.

    • EKİPLER, SOĞUK HAVA DEPOSUNDA DÜZENLEDİKLERİ BASKINDA 61 KİLO İŞLENMİŞ HAYVANSAL GIDA ÜRÜNÜ VE 513 KİLO BİTKİSEL ÜRÜN OLMAK ÜZERE TOPLAM 574 KİLO BOZUK GIDA MADDESİNİ ELE GEÇİRİP İMHA ETTİ. (İHA/ANTALYA-İHA)
      Kepez Belediyesi Zabıta Ekipleri, soğuk hava deposunda düzenledikleri baskında 61 kilo işlenmiş hayvansal gıda ürünü ve 513 kilo bitkisel ürün olmak üzere toplam 574 kilo bozuk gıda maddesini ele geçirip imha etti.

    İşletmeye İdari Yaptırım ve Ruhsatsız Çalışma Tutanakları

    İnsan sağlığını hiçe sayarak bu bozuk ürünleri depolayan iş yeri yetkilisine, Kepez Belediyesi Zabıta ekipleri tarafından idari yaptırım karar tutanağı düzenlendi. Ayrıca, depo yetkilisinin “İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı”nı ibraz edememesi üzerine, ruhsatsız faaliyet gösterdiği gerekçesiyle ayrı bir tespit tutanağı daha tanzim edildi.

    EKİPLER, SOĞUK HAVA DEPOSUNDA DÜZENLEDİKLERİ BASKINDA 61 KİLO İŞLENMİŞ HAYVANSAL GIDA ÜRÜNÜ VE 513 KİLO BİTKİSEL ÜRÜN OLMAK ÜZERE TOPLAM 574 KİLO BOZUK GIDA MADDESİNİ ELE GEÇİRİP İMHA ETTİ. (İHA/ANTALYA-İHA)
    Kepez Belediyesi Zabıta Ekipleri, soğuk hava deposunda düzenledikleri baskında 61 kilo işlenmiş hayvansal gıda ürünü ve 513 kilo bitkisel ürün olmak üzere toplam 574 kilo bozuk gıda maddesini ele geçirip imha etti.

    Bozuk Ürünler İmha Edildi

    Tüm işlemlerin ardından, Temizlik İşleri Müdürlüğü ile müştereken tutanak tutularak tespit edilen toplam 574 kilogram gıda maddesi, halk sağlığını tehdit etmeyecek şekilde imha edildi. Kepez Belediyesi Zabıta ekipleri, denetimler sonucunda bozuk ve son kullanma tarihi geçmiş gıdaların tüketicilere ulaşmasını engelleyerek önemli bir halk sağlığı tedbiri almış oldu. Zabıta ekipleri, vatandaşların sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşma hakkını korumak adına denetimlerin kararlılıkla devam edeceğini bildirdi.

    EKİPLER, SOĞUK HAVA DEPOSUNDA DÜZENLEDİKLERİ BASKINDA 61 KİLO İŞLENMİŞ HAYVANSAL GIDA ÜRÜNÜ VE 513 KİLO BİTKİSEL ÜRÜN OLMAK ÜZERE TOPLAM 574 KİLO BOZUK GIDA MADDESİNİ ELE GEÇİRİP İMHA ETTİ. (İHA/ANTALYA-İHA)
    Kepez Belediyesi Zabıta Ekipleri, soğuk hava deposunda düzenledikleri baskında 61 kilo işlenmiş hayvansal gıda ürünü ve 513 kilo bitkisel ürün olmak üzere toplam 574 kilo bozuk gıda maddesini ele geçirip imha etti.
  • Milli Büyükusta Yağız Kaan Erdoğmuş, Fransız Şampiyon Vachier-Lagrave’yi Monako’da Mağlup Etti

    Milli Büyükusta Yağız Kaan Erdoğmuş, Fransız Şampiyon Vachier-Lagrave’yi Monako’da Mağlup Etti

    Monako Satranç Federasyonu tarafından Monte Carlo’da düzenlenen ve satranç camiasının büyük ilgi gösterdiği “Nesillerin Çatışması” serisinde milli sporcu Yağız Kaan Erdoğmuş ile Fransız Büyükusta Maxime Vachier-Lagrave karşı karşıya geldi.

    Yağız Kaan, müsabakada Vachier-Lagrave’yi mağlup etmeyi başardı.

    Milli satranççı Erdoğmuş, Fransız şampiyonu mat etti

    Federasyon açıklamasında, “Genç yaşına rağmen soğukkanlılığı, oyun gücü ve kararlılığıyla ülkemizi en üst düzeyde temsil eden Büyükustamız Yağız Kaan Erdoğmuş ile bir kez daha gurur duyduğumuzu bildirerek sporcumuzu tebrik ediyoruz.” ifadelerine yer verdi.

  • Gürültü Cinayeti: Taksici 26 Bıçak Darbesiyle Öldürüldü

    Gürültü Cinayeti: Taksici 26 Bıçak Darbesiyle Öldürüldü

    Olay, 21 Ocak tarihinde İzmit Arızlı Mahallesi’nde meydana geldi. Yol kenarında hareketsiz yatan Emre Bayram’ı (44) gören vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, vücudunun çeşitli yerlerinden bıçaklanan taksiciyi kurtaramadı. Yapılan araştırmada taksici olduğu belirlenen Bayram’ın cansız bedeni üzerinde yapılan incelemede göğüs ve boyun bölgesinde toplam 26 bıçak yarası olduğu rapor edildi. Olayla ilgili çalışma başlatan ekipler, maktulün komşusu Murat G.’yi (50) gözaltına aldı ve şüpheli çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

    Sanıktan “Tahrik Edildim” Savunması

    “Kasten öldürme” suçundan müebbet hapis istemiyle yargılanan tutuklu sanık Murat G., Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada ifade verdi. Maktulle arasında daha önce bir husumet olmadığını savunan sanık, olay günü apartmanın içinden çok şiddetli bir gürültü geldiğini ve bunun üzerine komşularının da rahatsız olduğunu anlattı. Maktulün eşi Tuğçe Bayram’ın merdiven boşluğuna sineklik düşürmesiyle başlayan tartışmayı, Emre Bayram’ı arayarak kendisine anlattığını belirtti.

    Murat G., Emre Bayram’ın kendisine üst perdeden konuştuğunu ve eşine “hayırdır lan” diyerek el hareketi yaptığı iddiasıyla tartışmaya başladığını söyledi. Ardından Emre Bayram’ın kendisini araca çağırdığını, araçtan indikten sonra canavarca bağırmaya, yumruk atmaya ve “Seni oraya sokmam, ateş ederim” gibi sözler söyleyerek tahrik ettiğini ileri sürdü.

    “Bıçağı Salladım, Amacım Öldürmek Değildi”

    Kavga sırasında Emre Bayram’ın bıçak çekerek üzerine geldiğini ve boğuştuklarını iddia eden Murat G., bıçağı kaparak yerde sırtüstü yatarken Bayram’ın hâlâ bıçağı almaya çalıştığını, bu sırada kaburgalarını ezecek kadar bastırdığını öne sürdü. “Ben de mecburen bıçağı salladım, neresine isabet ettiğini bilmiyorum, ben kaç defa vurduğumu bilmiyorum. Amacım öldürmek değildi, uzaklaşmasını sağlamaktı,” dedi. Olay yerinden Emre Bayram’ın taksisiyle kaçtığını, araçtaki kanların ise kendi elinin kesilmesinden kaynaklandığını iddia etti. Sanık, “Bu mahkemede bir tane fail var, o da Tuğçe’dir” diyerek maktulün eşini suçladı.

    Maktulün Eşi: “Eşim Bıçak Taşımıyordu”

    Sanıktan şikayetçi olan maktulün eşi Tuğçe Bayram ise, 2015 veya 2016 yıllarında bahçe konusunda bir kavgaları olduğunu ancak olaydan hemen önce devam eden bir husumetleri olmadığını belirtti. Olay günü çatı arasını temizlerken ayağının kaydığını ve sinekliğin yanlışlıkla zemine düştüğünü anlattı. Komşusunun kendisine bağırdığını, kısa süre sonra eşinin kendisini arayarak kızdığını söyledi. Eşinin daha sonra sanık Murat G. ile konuşmaya gittiğini ve bir daha haber alamadığını ifade eden müşteki, “Eşim bıçak taşımıyordu, sanıktan şikayetçiyim” dedi.

    Tanık İfadeleri Dinlendi

    Tanık olarak dinlenen komşu Abdulhalim B., taraflar arasında husumet bilmediğini, olay günü Emre Bayram’ın eşinin sinekliği yanlışlıkla düşürdüğünü söylediğini aktardı. Bir süre sonra Emre Bayram’ın kendisini tekrar arayarak Murat G. ile konuşmaya gideceğini söylediğini belirtti.

    Sanığın kız kardeşi Dilek G. ise, olay günü apartmanda şiddetli bir gürültü koptuğunu, abisinin maktulü aradığını ancak Emre Bayram’ın agresif ve tehditkar konuştuğunu, “Çok rahatsız oluyorsan taşınır gidersin” dediğini iddia etti.

    Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.

  • Yürekleri Ağza Getiren Kaza: Damperi Açık Kamyon Trafik Işıklarına Çarptı

    Yürekleri Ağza Getiren Kaza: Damperi Açık Kamyon Trafik Işıklarına Çarptı

    Olay, Antakya ilçesinin Narlıca Mahallesi’nde meydana geldi. Damperi açık halde trafikte seyreden hafriyat kamyonu, çevredeki diğer sürücülerin ve yayaların yüreğini ağzına getirdi.

    Trafikte bir süre bu tehlikeli şekilde ilerleyen kamyon, maalesef kaçınılmaz bir kazaya neden oldu. Açık vaziyetteki damperi, yol üzerindeki trafik lambasına çarptı. Kamyonun trafik ışığına çarpma anı, saniye saniye kaydedilen görüntülere yansıdı.

    Kazada herhangi bir can kaybı ya da yaralanma olup olmadığı belirtilmezken, damperi açık ilerleyen kamyonun neden olduğu bu tehlikeli durum, yol güvenliği açısından büyük risk oluşturdu.

  • Türkiye’nin komşularla ihracatı arttı

    Türkiye’nin komşularla ihracatı arttı

    Ticaret Bakanlığı verilerinden yapılan derlemeye göre, yılın 11 ayında Türkiye’nin ihracatı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 3,7 artarak 247,2 milyar dolara çıktı. Türkiye, ocak-kasım döneminde komşuları Azerbaycan, Bulgaristan, Gürcistan, İran, Irak, Suriye ve Yunanistan’a 25 milyar 310 milyon 335 bin dolarlık ihracat yaptı. Söz konusu tutar, 2024’ün aynı döneminde 24 milyar 476 milyon 926 bin dolar seviyesindeydi. Bu ülkelere ihracat, yıllık bazda yüzde 3,4 artış gösterdi.

    EN FAZLA İHRACAT IRAK’A

    Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı komşu ülke, yaklaşık 9,3 milyar dolarla Irak oldu. Bu ülkeyi, 4,2 milyar dolarla Bulgaristan, 3,2 milyar dolarla Yunanistan ve 2,3 milyar dolarla Gürcistan izledi. Ocak-kasım döneminde yıllık bazda en fazla ihracat artışı sağlanan ülkeler, yüzde 54,2 ile Suriye, yüzde 6,1 ile Azerbaycan ve yüzde 6 ile Bulgaristan olarak kayıtlara geçti.

    KOMŞULARA EN FAZLA KİMYEVİ ÜRÜN SATILDI

    Türkiye’nin komşularına yaptığı ihracatın sektörlere göre dağılımı incelendiğinde, “kimyevi maddeler ve mamulleri” sektörü ilk sırada yer aldı. Bu sektörden 7 komşu ülkeye 3 milyar 941 milyon 321 bin dolarlık ihracat yapıldı. Söz konusu sektörü 2 milyar 870 milyon 581 bin dolarla “hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri”, 2 milyar 198 milyon 293 bin dolarla “mobilya, kağıt ve orman ürünleri” izledi. İhracatı en az olan sektör ise 34 milyon 371 bin dolarla “süs bitkileri ve mamulleri” olarak kayıtlara geçti. Hesaplamalarda Türkiye’nin sınır komşuları olarak Azerbaycan, Bulgaristan, Gürcistan, İran, Irak, Suriye ve Yunanistan’a ilişkin veriler derleniyor. Nahçıvan’a ait resmi veri olmadığı için bu bölgeyle ticaret hesaplamaya dahil edilmiyor. Türkiye ile Ermenistan arasında da kara yoluyla doğrudan resmi ticaret bulunmuyor.

  • Aralık Ayında Denize Girip Yüzdüler

    Aralık Ayında Denize Girip Yüzdüler

    Yurt genelinde soğuk ve yağışlı hava etkisini sürdürürken, Antalya’da hava sıcaklığı 22 dereceyi gördü. Güneşli havayı fırsat bilen Antalyalılar, dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili’ne geldi.

    Sahile gelen vatandaşlardan bazıları, deniz suyu sıcaklığının 21 derece olduğu Akdeniz’in serin sularına girerken, bazıları ise kumsalda uzanarak güneşlendi. Denize girenlerin arka planında karlı dağların oluşturduğu manzara, kış ortasında yaşanan bu yaz günlerini görselleştirdi. Sahil bandı boyunca yürüyüş yapanlar da gözlendi.

    Meteoroloji 4’üncü Bölge Müdürlüğü verilerine göre, kentte hava sıcaklıklarının önümüzdeki beş gün boyunca da mevsim normalleri üzerinde seyretmeye devam etmesi bekleniyor.

  • Tayland ve Kamboçya Arasında Çatışmalar Yayılıyor: Can Kaybı 10’a Yükseldi

    Tayland ve Kamboçya Arasında Çatışmalar Yayılıyor: Can Kaybı 10’a Yükseldi

    Ateşkese Rağmen Çatışmalar Yeniden Alevlendi

    Tayland ile Kamboçya arasında temmuz ayında imzalanan ateşkese rağmen başlayan çatışmalar, sınır hattı boyunca yayılarak bölgeyi yeniden gerilim hattına dönüştürdü. Kamboçya basınında yer alan bilgilere göre Tayland askerlerinin sivil yerleşim bölgelerini hedef aldığı öne sürüldü. Son iki günde düzenlenen saldırılarda 7 sivilin hayatını kaybettiği, 20 kişinin yaralandığı bildirildi.

    Tayland Tarafında Askeri Kayıplar Arttı


    Tayland basını, gece boyu süren çatışmalarda 2 askerinin öldüğünü ve 1 askerin yaralandığını açıkladı. Önceki gün yaşanan başka bir ölümle Tayland tarafındaki asker kaybı 3’e yükseldi. Böylece toplam can kaybı 10’a ulaştı.

    Tahliyeler Başladı, Hastaneler Boşaltıldı

    Çatışmaların yoğunlaştığı Tayland’ın Ubon Ratchathani eyaletinde güvenlik riski nedeniyle bazı hastanelerin boşaltıldığı açıklandı. Sınır köylerinden binlerce kişinin tahliye edildiği, çok sayıda kişinin geceyi geçici sığınaklarda geçirmek zorunda kaldığı aktarıldı.

    Taraflar Suçlamalarda Bulunuyor

    Her iki ülke de çatışmaları başlatan tarafın karşı taraf olduğunu iddia ediyor. Tayland Ordu Sözcüsü Winthai Suvaree, Kamboçya’nın askeri ve sivil bölgelere ateş açtığını, buna karşılık hava saldırıları düzenlediklerini söyledi. Kamboçya Savunma Bakanlığı ise Tayland’ın F-16’larla hava saldırısı başlattığını, kendilerinin karşılık vermediğini savundu.

    Yeni Çatışmalar Önceki Gerilimlerin Devamı

    Kamboçya Enformasyon Bakanı Neth Pheaktra, çatışmalarda 4 Kamboçyalı sivilin öldüğünü ve 9 kişinin yaralandığını açıkladı. Bu son olaylar, temmuz ayındaki çatışmalardan bu yana yaşanan en ciddi gerilim olarak değerlendiriliyor. Temmuz ayında yaşanan çatışmalarda 32 kişi hayatını kaybetmişti.

    Liderlerden Gerginliği Azaltma Çağrısı

    Kamboçya Başbakanı Hun Manet, halkı ve ülke egemenliğini korumak için çalıştıklarını belirterek birlik çağrısında bulundu. Tayland Başbakanı Anutin Charnvirakul ise ülkesinin şiddet istemediğini ancak egemenlik ihlallerine izin vermeyeceklerini söyledi.

    Uzun Süreli Sınır Anlaşmazlığı

    Tayland ve Kamboçya, 817 kilometrelik sınır boyunca uzun yıllardır toprak anlaşmazlığı yaşıyor. Daha önce de çatışmaların yaşandığı bölgede iki ülke zaman zaman barış anlaşmaları imzalasa da gerginlik tamamen sona ermiş değil.

  • Şehit Polis Memuru Emre Albayrak, Memleketi Samsun’da Son Yolculuğuna Uğurlandı

    Şehit Polis Memuru Emre Albayrak, Memleketi Samsun’da Son Yolculuğuna Uğurlandı

    Uyuşturucu operasyonunda şehit düşen polis memuru Emre Albayrak’ın Türk bayrağına sarılı naaşı, İstanbul’daki törenin ardından uçakla Samsun Çarşamba Havalimanı’na getirildi ve dualarla baba ocağı Ladik ilçesine götürüldü.

    Şehidin cenazesi, helallik alınmasının ardından Ladik Avcı Sultan Mehmet Merkez Camisi’ne getirildi. Törene, İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, Emniyet Genel Müdürü Mahmut Demirtaş, Samsun Valisi Orhan Tavlı, Amasya Valisi Önder Bakan, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan ve çok sayıda üst düzey komutan, emniyet personeli, siyasi parti temsilcileri ile binlerce vatandaş katıldı.

    İstanbul’daki uyuşturucu operasyonunda şüphelilerin açtığı ateşle şehit olan polis memuru Emre Albayrak, Samsun’da toprağa verildi. Fotoğraf: Emre ÖNCEL/Samsun, (DHA)

    Ailesi ve Gazi Amcası Ayakta Durmakta Güçlük Çekti

    Törende, şehidin eşi İrem, annesi Aslıhan, babası Ramazan ve kardeşleri Ertuğrul ile Sevda Albayrak’ın acıları yürek dağladı. Aile fertlerinin güçlükle ayakta durduğu görüldü.

    Şehidin, 2011 yılında Tunceli’de düzenlenen bir saldırıda yaralanan gazi amcası Şaban Albayrak da yeğeninin tabutu başında gözyaşlarına boğuldu.

    Şehit polis memuru Emre Albayrak’ın cenazesi, öğle vakti kılınan cenaze namazının ardından dualarla aile kabristanlığına defnedilerek son yolculuğuna uğurlandı.

    İstanbul’daki uyuşturucu operasyonunda şüphelilerin açtığı ateşle şehit olan polis memuru Emre Albayrak, Samsun’da toprağa verildi. Fotoğraf: Emre ÖNCEL/Samsun, (DHA)

  • Elektrikli Araç Sahipleri Dikkat! Yeni Dönem Başlıyor

    Elektrikli Araç Sahipleri Dikkat! Yeni Dönem Başlıyor

    EPDK, elektrikli araç kullanımının hızla arttığı Türkiye’de şarj altyapısının daha güçlü, erişilebilir ve kullanıcı dostu olması amacıyla Şarj Hizmeti Yönetmeliği’nde kapsamlı değişiklikler yapıyor. Hazırlanan taslak düzenlemeye göre, şarj hizmeti ücretlerinde esnek fiyatlandırmaya geçilerek şirketlerin belirli saatlerde ve belirli konumlarda indirim yapabilmesinin önü açılacak. Bu düzenlemeyle rekabetçi bir piyasa yapısının oluşturulması ve kullanıcıların daha avantajlı koşullara erişmesi hedefleniyor.

    Lisans ve Mobil Şarj Düzenlemeleri

    Yönetmelik taslağı, hizmet kalitesini ve erişilebilirliği artırmaya yönelik önemli zorunluluklar içeriyor:

    Lisanslı şirketlerin belirli bir soket kapasitesine ve coğrafi yaygınlığa sahip olması zorunlu hale gelirken, mevcut işletmeler için bir yıllık uyum süresi öngörülüyor. Ayrıca, özellikle yoğun dönemlerde ve acil ihtiyaçlarda erişilebilir bir alternatif sunulması amacıyla mobil şarj istasyonlarının lisanslı şirketler tarafından da işletilebilmesine olanak tanınıyor.

    Kredi Kartı Entegrasyonu ve Roaming Güçleniyor

    Kullanıcıların ödeme imkanlarını genişleten ve şarj ağları arasındaki işbirliğini güçlendiren iki önemli adım da atılıyor:

    1 Temmuz 2026’dan sonra otoyol ve devlet yollarında kurulacak tüm DC (hızlı şarj) istasyonlarında en az 1 kredi kartı entegrasyonu zorunlu hale geliyor. Ayrıca, şirketler arasındaki ortak ağ (roaming) uygulamalarına ilişkin hukuki çerçevenin güçlendirilmesi ve bu sözleşmelerin Kuruma bildirim kapsamında yapılması zorunlu hale getiriliyor.

    Verimlilik ve Hizmet Kalitesinde Artış

    EPDK, verimlilik ve kullanıcı deneyimini üst seviyeye taşımak için de bazı maddeler ekledi:

    Verimlilik ve kaynak kullanımı açısından batarya doluluğu yüzde 85’in üzerine çıkan araçlarda şarj işleminin sonlandırılabilmesi mümkün hale gelecek. Bu, güç yönetimi uygulamalarına yasal zemin sağlayarak şebeke kapasitesinin verimli kullanılmasını amaçlıyor. Hizmet kalitesini artırmak için çağrı merkezi kurulması veya işletilmesi zorunlu kılınırken, şarj hizmetinde kullanılan yazılım sistemleri için ISO 27001 sertifikası şartı getiriliyor.

    Taslak, sektör temsilcilerinin görüşlerinin alınmasının ardından Kurul değerlendirmesiyle yürürlüğe girecek ve elektrikli araç sektörüne dinamizm kazandırması bekleniyor.

  • AB bilim insanları; 2025 dünyanın kayıtlardaki en sıcak ikinci veya üçüncü yılı olacak

    AB bilim insanları; 2025 dünyanın kayıtlardaki en sıcak ikinci veya üçüncü yılı olacak

    Bu tahminler, hükümetlerin sera gazı emisyonlarını azaltacak güçlü önlemler üzerinde anlaşamadığı COP30 iklim zirvesinin ardından geldi. Zirvede ABD’nin çabalarını geri çekmesi ve bazı ülkelerin CO2 azaltma hedeflerini zayıflatmaya çalışması jeopolitik gerilimi artırmıştı.

    1,5 Derecelik Eşik İlk Defa Üç Yıl Üst Üste Aşılıyor

    C3S’nin aylık bültenine göre 2025, küresel sıcaklıkların sanayi öncesi dönem olan 1850-1900 ortalamasına kıyasla 1,5 santigrat dereceyi aşan üç yıllık ilk dönemin tamamlanmasını sağlayabilir. C3S İklim Strateji Lideri Samantha Burgess, bu durumun iklim değişikliğinin hızla arttığını gösterdiğini ifade etti.

    Aşırı Hava Olayları Dünyayı Etkilemeye Devam Ediyor

    Bu yıl aşırı hava olayları dünya genelinde ciddi etkilere neden oldu. Filipinler’de Kalmaegi Tayfunu 200’den fazla kişinin ölümüne yol açtı. İspanya ise bilim insanlarının iklim değişikliğiyle bağlantılı olduğunu doğruladığı koşullar nedeniyle son 30 yılın en kötü orman yangınlarını yaşadı.

    Küresel Isınmada Belirgin Artış Eğilimi

    Geçtiğimiz yıl, gezegenin kayıtlara geçen en sıcak yılı oldu. Bilim insanları, doğal dalgalanmalara rağmen sıcaklıklarda uzun vadeli bir artış eğilimi bulunduğunu ve bunun temel sebebinin fosil yakıtların yakılması sonucu oluşan sera gazları olduğunu vurguluyor. Dünya Meteoroloji Örgütü de son 10 yılın kayıtlardaki en sıcak 10 yıl olduğunu açıkladı.

    Paris Anlaşması İçin Kritik Eşik Tehlikede

    1,5 santigrat derece limiti, Paris İklim Anlaşması’nın en önemli hedeflerinden biri olarak kabul ediliyor. Dünya henüz bu eşiği uzun dönemli ortalama olarak aşmadı; ancak Birleşmiş Milletler, bu hedefin artık gerçekçi biçimde tutturulamayacağını belirterek ülkeleri çok daha hızlı emisyon azaltımına çağırdı.

    Tarihsel Kayıtlarla Doğrulanan Veriler

    C3S kayıtları 1940 yılına kadar uzanıyor ve 1850’den itibaren tutulan küresel sıcaklık kayıtlarıyla karşılaştırmalı olarak doğrulanıyor.

  • Milletvekili Özkaya’dan TBMM’de Yargıtay Bütçesi Konuşması: “Adalet, Güçlünün Değil, Doğrunundur”

    Milletvekili Özkaya’dan TBMM’de Yargıtay Bütçesi Konuşması: “Adalet, Güçlünün Değil, Doğrunundur”

    Milletvekili Ali Özkaya, konuşmasının başında Yargıtay’ın yalnızca bir yüksek mahkeme değil, milletin adalet arayışının en üst mercii ve hukuk düzeninin temel omurgası olduğunu vurguladı. Kurumun, darbe dönemlerinde dahi devlet geleneğine uygun davrandığını belirterek, 27 Mayıs darbecilerinin mahkeme başkanlığı teklifini reddeden merhum Yargıtay Başkanı Recai Seçkin’i ilke duruşunun önemli bir temsilcisi olarak anımsattı.

    Devletin Temeli Sağlam Hukuk Düzenidir

    Devletin bekası için adaletin tesisinin en temel unsur olduğunu belirten Özkaya, kadim devlet geleneğinde adaletin yerini tarihsel sözlerle açıkladı. Pers İmparatoru Erdeşir’den alıntı yaparak, kalkınmanın ancak sağlam bir hukuk düzeniyle mümkün olacağını söyledi. Nizamülmülk’ün Siyasetname’deki Melikşah’a yaptığı; “Adalet mülkün temelidir. Sultanın ordusu değil, adaleti güçlü olursa devlet ayakta kalır,” nasihatini hatırlattı.

    Özkaya, adaletin tanımını şu sözlerle pekiştirdi:

    “Çünkü adalet, güçlü olanı daha güçlü yapmak için değil, hakkı sahibine teslim etmek için vardır.”

    Tarih boyunca hukuk sistemini kodifiye eden Roma hukukunun Corpus Juris Civilis’i ve Osmanlı’nın Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyesi gibi eserlerin İstanbul’da tamamlandığını belirten Özkaya, Mecelle’nin başındaki Ahmet Cevdet Paşa’nın getirdiği; “Şüphe ile ceza olmaz,” ve “Hak, güçlünün değil, doğrunundur,” gibi ilkelerin bugün hala Yargıtay içtihatlarının özünü oluşturduğunu ifade etti.

    Yargıtay’ın görevlerini; farklı mahkemeler arasında içtihat birliğini sağlamak, vatandaşın adalet beklentisini karşılamak ve yargı bağımsızlığıyla yargısal sorumluluğu dengelemek olarak sıraladı.

    Yüksek Yargıda Anayasal Düzenleme İhtiyacı

    Sunulan 2026 bütçesinin yargının etkinliğini ve hızını artırmayı amaçladığını belirten Özkaya, kritik bir mevzuat ihtiyacına da değindi. Dönem sonunda çok sayıda yüksek mahkeme üyesinin emekli olacak olması nedeniyle, yüksek yargı üyeliğinde kıdem, yaş ve seçilme yeterliği bakımından anayasal düzeyde düzenleme yapılması gerektiğini bir kez daha dile getirdi.

    AK Parti olarak son 22 yılda Yargı Reformu Strateji Belgeleri, İnsan Hakları Eylem Planları ve Adliyelerin modernleştirilmesi gibi onlarca reformu hayata geçirdiklerini belirten Özkaya, Selçuklu’dan günümüze uzanan adalet geleneği mirasını Yargıtay’ın taşıdığını vurgulayarak konuşmasını sonlandırdı.

  • Metroda Teknik Arıza: Bir Vagon Raydan Çıktı, Seferler Durduruldu

    Metroda Teknik Arıza: Bir Vagon Raydan Çıktı, Seferler Durduruldu

    Olay, saat 10.30 sıralarında Bornova Metro İstasyonu’ndan hareket eden trende meydana geldi. Metronun bir vagonunun raydan çıktığı iddiası üzerine tren durduruldu. Kısa süreli panik yaşayan yolcular, görevliler tarafından tahliye edildi.

    Trenden inen yolcuların, rayların kenarından yürüyerek istasyona doğru ilerlediği görüldü. Yaşanan bu durum nedeniyle Narlıdere Kaymakamlık ile Evka 3 arasındaki seferler geçici olarak durduruldu.

    Bornova ve Bölge İstasyonları Kapatıldı

    İzmir Metro A.Ş. ekipleri, arızanın giderilmesi için derhal bölgede çalışma başlattı. Çalışmalar süresince Bornova ve Bölge istasyonları yolcu girişine kapatıldı. Bu istasyonlara gelmek isteyen vatandaşlar otobüs duraklarına yönlendirildi, bu da duraklarda yoğunluğa neden oldu.

    İzmir Metro’dan Resmi Açıklama

    İzmir Metro A.Ş., olayla ilgili yaptığı açıklamada, arızanın hattı enerji sağlayan ve taşıyan ekipmanda yaşanan teknik bir sorundan kaynaklandığını belirtti:

    “İzmir Metro Bornova İstasyonu’nda, hatta enerji sağlayıcı ve taşıyıcı ekipmanda yaşanan teknik arıza sebebiyle seferlerimiz Narlıdere Kaymakamlık-Sanayi istasyonları arasında gecikmeli olarak devam etmekte, Sanayi-Evka 3 istasyonları arasında ulaşım ESHOT desteği ile sağlanmaktadır. Ekiplerimiz, arızaya ivedilikle müdahale etmiş bulunmaktadır. Arızanın giderilmesiyle birlikte seferlerimizin normale dönmesi için çalışmalarımız sürdürülmektedir.”

  • Otellere “kimlik” düzenlemesi: Kimlik fotokopisi alınmayacak

    Otellere “kimlik” düzenlemesi: Kimlik fotokopisi alınmayacak

    Kişisel Verileri Kurumu Kurumu’nun Kurul Kararı, Resmi Gazete’de yayımlandı. Karara göre oteller, kimlik bilgilerini doğrulamak amacıyla belgeyi görmek zorunda ancak fotokopisini alamayacak.

    Mevzuatta fotokopi alma yetkisinin bulunmadığı vurgulanırken, bu uygulamanın “gereğinden fazla veri işleme” niteliği taşıdığı belirtildi.

    Kurul, özellikle eski nüfus cüzdanlarındaki din ve kan grubu gibi özel nitelikli kişisel verilerin kopyalanmasının, açık ihlal olduğuna dikkat çekti.

    Kimlik bilgilerinin yalnızca kayıt defterine geçirilmesi hukuka uygun kabul edilirken, fotokopi kaydının Kişisel Verileri Koruma Kanunu’na aykırı olduğu resmen duyuruldu.

    Karar, turizm sektöründe uzun süredir tartışılan uygulamayı sona erdirerek standardı netleştirmiş oldu.