Yazar: admin

  • Ayhan Taşçı kimdir? Neden hayatını kaybetti?

    Ayhan Taşçı kimdir? Neden hayatını kaybetti?

    Eskişehir spor ve sivil toplum dünyasını yasa boğan acı bir son dakika gelişmesi yaşandı.

    Eskişehirspor’un eski sportif direktörü, Türk Hava Kurumu (THK) Eskişehir Şube Başkan Vekili ve kentin tanınan sivil toplum liderlerinden Ayhan Taşçı, geçirdiği ani rahatsızlık sonrası kaldırıldığı hastanede hayata gözlerini yumdu.

    Acı haberin ardından sporseverler ve sevenleri “Ayhan Taşçı kimdir, neden hayatını kaybetti, cenazesi ne zaman kaldırılacak?” sorularına yanıt aramaya başladı.

    İşte acı olayın detayları ve Ayhan Taşçı’nın yaşamına dair tüm merak edilenler…

    Ayhan Taşçı Neden Hayatını Kaybetti?

    Edinilen bilgilere göre; Eskişehir’de aniden rahatsızlanan Ayhan Taşçı, acil olarak Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

    Burada doktorların yaptığı tüm müdahalelere ve yoğun çabaya rağmen kalp krizi geçirdiği belirlenen 60 yaşındaki Taşçı, kurtarılamayarak vefat etti.

    Ayhan Taşçı Kimdir?

    29 Ocak 1966 tarihinde Muş’ta dünyaya gelen Ayhan Taşçı, hayatının büyük bir bölümünü geçirdiği Eskişehir’de spor, iş ve sivil toplum dünyasının en saygın isimlerinden biri haline gelmişti.

    Kariyeri ve üstlendiği kritik görevler şunlardı:

    Siyah-kırmızı renklere uzun yıllar hizmet veren Taşçı, özellikle 2022-2023 futbol sezonunda kulübün sportif direktörlük görevini üstlenerek idari ve sportif yapılanmada kilit rol oynadı.

    THK Eskişehir Şube Başkan Vekilliği görevini yürüterek gençlere yönelik havacılık ve sosyal sorumluluk projelerine öncülük etti.

    Eskişehir Muşlular Derneği eski Başkanlığı görevini yürüten Taşçı, Eskişehir ile memleketi Muş arasında güçlü gönül köprüleri kurdu.

    Eskişehir Dost Dernekler Federasyonu Yönetim Kurulu Üyeliği görevini aktif olarak sürdürmekteydi.

    Cenaze Programı Belli Oldu

    Ayhan Taşçı’nın vefatı başta Eskişehirspor camiası olmak üzere tüm sevenlerini derin bir üzüntüye boğdu.

    Merhum Ayhan Taşçı’nın cenazesi, 23 Temmuz Perşembe günü ikindi namazına müteakip Mahmut Sami Ramazanoğlu Camii’nden kaldırılarak Asri Mezarlığı’nda toprağa verilecektir.

  • Vali Aktaş, Yaz Kur’an Kursu öğrencileriyle buluştu

    Afyonkarahisar Valisi Dr. Naci Aktaş, İl Müftülüğü koordinesinde düzenlenen Yaz Kur’an Kursları çerçevesinde Selçuklu Camii’ni ziyaret ederek öğrencilerle bir araya geldi.

    Ziyarette öğrencilerle sohbet eden Vali Aktaş, çocukların sorularını yanıtlayıp çeşitli ikramlarda bulundu. Programa İl Müftüsü Lütfü İmamoğlu ile Müftü Yardımcıları Tuğba Anatoprak ve Sinan Cansever de katıldı.

    Yaz Kur’an kurslarının çocukların dini, ahlaki ve sosyal gelişimindeki önemine dikkat çeken Aktaş, kursların çocukların manevi hayata hazırlanmasında önemli bir rol üstlendiğini belirtti. Özveriyle görev yapan öğreticilere teşekkür eden Aktaş, kursa katılan öğrencilere de başarılar diledi.

  • ADEM projesinde ilk çilek hasadı yapıldı

    Afyonkarahisar’ın İscehisar ilçesinde, Aile Destek Merkezi (ADEM) “Çilek Yetiştiriciliği Projesi” çerçevesinde oluşturulan deneme bahçelerinde ilk çilek hasadı gerçekleştirildi.

    Alternatif tarımsal üretim modellerinin yaygınlaştırılması, üreticilerin bilgi ve becerilerinin artırılması ve katma değeri yüksek ürünlerin üretiminin teşvik edilmesi amacıyla sürdürülen çalışmalar çerçevesinde, İscehisar İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile İscehisar Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı iş birliğinde hayata geçirilen projeyle Halk Eğitimi Merkezi aracılığıyla “Çilek Yetiştirme” kursu düzenlendi.

    Eğitimin tamamlanmasının ardından proje çerçevesinde oluşturulan iki ayrı deneme çilek bahçesinde ilk hasat yapıldı. Uygulamanın ilçede çilek yetiştiriciliğinin yaygınlaşmasına katkı sağlaması ve üreticilere örnek olması hedefleniyor.

  • İsrail ordusunun Gazze’deki son saldırısında biri bebek, 4 Filistinli yaralandı

    İsrail ordusunun Gazze’deki son saldırısında biri bebek, 4 Filistinli yaralandı

    Sağlık alanındaki kaynaklardan edinilen bilgiye göre, İsrail ordusuna ait araçlar Han Yunus’ta yerinden edilen Filistinlilerin çadırlarının bulunduğu Mevasi bölgesine ateş açtı.

    İsrail saldırısında biri, 1 yaşındaki bebek, diğeri çocuk olmak üzere 4 Filistinli yaralandı.

    Yaralanan Filistinlilerden ikisi çadırlarının içinde kurşun isabet etmesi nedeniyle yaralandı.

    Yerel kaynaklar ve görgü tanıkları da İsrail ordusunun son günlerde bölgeye sık sık ateş açtığı ve bunun sonucunda hayatını kaybedenler ve yaralananlar olduğunu söyledi.

    Ayrıca, İsrail ordusuna ait topçu birlikleri Gazze’nin orta kesimindeki Deyr el-Belah kentinin doğu kesimlerini hedef aldı. İsrail hücum botları da Gazze kentinin sahil kesimini bombaladı.

    İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’ten bu yana 73 binden fazla Filistinlinin hayatını kaybettiği saldırılarını, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkese rağmen sürdürüyor.>>>AA

  • Yapay zeka destekli MEBİ platformu 6 milyona yakın kullanıcıya ulaştı

    Yapay zeka destekli MEBİ platformu 6 milyona yakın kullanıcıya ulaştı

    Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), hayata geçirilen yapay zeka destekli bireysel öğrenme platformu MEBİ, 2025-2026 eğitim öğretim yılında milyonlarca öğrenci, öğretmen, mezun ve veliye ulaşarak eğitimde dijital dönüşümün önemli unsurlarından biri haline geldi.

    Öğrencilerin okul derslerini destekleyen, Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınav ve Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) hazırlık süreçlerine katkı sunan platform, zengin içerikleri, kişiselleştirilmiş öğrenme önerileri, ölçme ve değerlendirme uygulamaları ile gelişim takip araçları sayesinde öğrenme sürecinin daha planlı, etkili ve erişilebilir biçimde yürütülmesini destekledi.

    Eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirme hedefi doğrultusunda hazırlanan MEBİ’de, konu anlatım videolarından özet içeriklere, video çözümlü sorulardan deneme ve tarama testlerine, çalışma planlarından ayrıntılı gelişim raporlarına kadar çok sayıda kaynak yer alıyor.

    Yapay zeka destekli yönlendirmelerle öğrencilerin öğrenme ihtiyaçlarını belirlemelerine ve eksiklerini tamamlamalarına yardımcı olan platform, öğretmenlere de öğrencilerinin akademik gelişimlerini izleyebilecekleri kapsamlı araçlar sunuyor.

    Platform, 2025-2026 eğitim öğretim yılı boyunca sürekli güncellenen içerikleri ve geliştirilen yeni özellikleriyle öğrencilerin bireysel öğrenme yolculuklarına eşlik etti.

    Böylece MEBİ, yalnızca dijital içerik sunan bir platform olmanın ötesine geçerek öğrenci, öğretmen ve velileri aynı öğrenme ekosisteminde buluşturan bütünleşik bir eğitim ortamına dönüştü.

    731 bin öğretmen, 852 bin veli platformdan yararlandı

    MEBİ’ye bugüne kadar 4 milyon 92 bin 992 öğrenci, 731 bin 822 öğretmen ve 852 bin 69 veli giriş yaptı.

    Platformdan yararlananların 556 bin 148’ini 5. sınıf, 472 bin 37’sini 6. sınıf, 222 bin 844’ünü 7. sınıf, 653 bin 424’ünü 8. sınıf öğrencileri oluşturdu.

    9. sınıfta eğitim gören 451 bin 618 öğrenci, 10. sınıftan 423 bin 143 öğrenci, 11. sınıftan 295 bin 470 öğrenci, 12. sınıftan 440 bin 409 öğrenci ile üniversite sınavına hazırlanan 577 bin 899 mezun da platforma giriş yaparak sunulan hizmetlerden yararlandı.

    Kullanım verilerine göre, öğrenciler, MEBİ’de sunulan dijital öğrenme içeriklerinden aktif şekilde yararlanıyor.

    Temmuz 2025-Temmuz 2026 döneminde platformda 2,7 milyar sayfa etkileşimi gerçekleşti. Bu süreçte 683 bin 575 öğrenci, toplam 3 milyon 697 bin 783 deneme sınavını tamamlarken, 567 bin 208 öğrenci ise 3 milyon 444 bin 837 Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli değerlendirme testini çözdü.

    2026-2027 eğitim öğretim yılında yeni özellik ve içerikler eklenecek

    Ortaokul ve lise öğrencileri ile üniversite sınavına hazırlanan mezunlara yönelik dijital öğrenme desteği sunan MEBİ; konu anlatım videoları, video çözümlü sorular, deneme sınavları, konu özetleri, etkileşimli içerikler ve yapay zeka destekli çalışma planlarıyla bireysel öğrenme süreçlerine katkı veriyor.

    Platformda yer alan yapay zeka destekli analiz araçları sayesinde öğrenciler, öğrenme eksiklerini belirleyebiliyor, gelişimlerini takip edebiliyor ve ihtiyaçlarına uygun çalışma önerilerine ulaşabiliyor.

    Kullanıcı ihtiyaçları, eğitim alanındaki gelişmeler ve sahadan alınan geri bildirimler doğrultusunda sürekli geliştirilen MEBİ’nin altyapısı düzenli olarak iyileştiriliyor.

    Öğrencilerin bireysel öğrenme süreçlerini daha etkili desteklemek, öğretmenlerin izleme ve yönlendirme imkanlarını güçlendirmek ve velilerin sürece daha etkin katılımını sağlamak amacıyla hazırlanan yeni özellik ve içeriklerin de 2026-2027 eğitim öğretim yılında devreye alınması planlanıyor.

    Bireysel öğrenme platformuna “mebi.eba.gov.tr” adresinden ve mobil uygulama marketlerinden erişilebiliyor.>>>AA

  • Roth: Han hakkındaki oylama Netanyahu kararını etkilemez

    Roth: Han hakkındaki oylama Netanyahu kararını etkilemez

    İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) eski Direktörü Princeton Üniversitesi Misafir Profesörü Roth, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Han’ın görevine devam edip edemeyeceğine ilişkin yarın New York’ta yapılacak oylamaya ilişkin AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, söz konusu oylamanın sonucunun İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkındaki tutuklama emrini etkilemeyeceğini belirtti.

    Roth, UCM Taraf Devletler Meclisi’nin 125 üye devletin temsilcileriyle 24 Temmuz’da bir araya gelerek, oylama yapacağını ve kararın nihai olarak üye devletlere ait olduğunu kaydetti.

    Eski HRW Direktörü Roth şunları söyledi:

    “24 Temmuz’da 125 üye devlet, Yürütme Bürosu’nun tavsiyesine uyup uymayacaklarına ve Kerim Han’ın cinsel suistimal gerekçesiyle kalıcı olarak görevden alınıp alınmayacağına karar verecek. Bu, 125 hükümetin kararı. Savcının kaderini nihai olarak belirleyen taraf onlar.”

    Han’ın soruşturma sürecinin, Netanyahu ve Gallant hakkında çıkarılan tutuklama emirlerine etkisi üzerine Roth, bu emirlerin savcının şahsından bağımsız olarak UCM’nin üç yargıçtan oluşan Ön Yargılama Dairesi tarafından onaylandığını hatırlatarak, “Kerim Han’da her ne problem olursa olsun, bu aşamada önemli değil çünkü yargıçlar tutuklama emirlerini çıkarmak için yeterli delil olduğuna karar verdi. Bu tutuklama emirleri sadece savcının değil, UCM’nin çok sayıda personelinin çalışmasının ürünü. Dolayısıyla bu tutuklama emirleri geçerliliğini koruyacak.” dedi.

    Han’ı şikayet eden kadının iddialarının güçlü olduğunu kaydeden Roth, bu nedenle savcının görevden alınması gerektiğini düşündüğünü ifade etti.

    Yürütme Bürosu’nun bulgularına karşın üç yargıçtan oluşan panelin Han hakkında suistimal tespit etmemesinin, BM soruşturmacılarının 150 sayfalık raporunda net bir bulgu ifadesi kullanmamasından kaynaklandığını belirten Roth, bunun beraat anlamına gelmediğini vurguladı.

    ABD ve İsrail’in, UCM’yi itibarsızlaştırma fırsatı uyarısı

    Roth, ABD Başkanı Donald Trump yönetimi ile İsrail’in UCM’ye yönelik tutumunun, savcı hakkındaki cinsel suistimal iddialarından tamamen bağımsız bir mesele olduğunun altını çizdi.

    Buna karşın başta Washington ve Tel Aviv olmak üzere mahkemeyi hedef alan aktörlerin, Han’ın görevden alınmasını kurumu itibarsızlaştırmak için bir fırsata çevirebileceği uyarısında bulunan Roth, “Netanyahu ve Trump, kendilerine dokunulmazlık sağlamak için bulabilecekleri her bahaneyi öne sürecekler mi? Elbette, bunu yapacaklar. Bunlar hukuk tanımaz kişiler.” diye konuştu.

    ABD’nin Mahkemeye yönelik yaptırımları

    Roth, Trump yönetiminin UCM’nin savcılık ve yargı mensuplarına yönelik yaptırımlarının, Roma Statüsü’nün 70. maddesi kapsamında adaletin engellenmesi anlamına geldiğinin altını çizerek, şu ifadeleri kullandı:

    “Trump yönetimi mahkemeyi öldürmek istiyor ama bunu başaramayacak. 125 üye devlet var. Bu devletler hukukun üstünlüğü için, adalet için orada duruyor, Trump’ın istediği dokunulmazlık için değil.”

    Washington’ın kuruluşundan bu yana UCM’ye sert bir muhalefet sergilediğini ancak bu tutumun Putin hakkında tutuklama kararı çıkmasıyla biraz yumuşadığını söyleyen Roth, Washington’un yumuşayan bu yaklaşımının Netanyahu hakkındaki suçlamalarla birlikte sona erdiğine işaret etti.

    Netanyahu’nun kendisini masum görüyorsa kanıtları tartışmak için Lahey’e gelmesi gerektiğini, nitekim eski Kenya Devlet Başkanı Uhuru Kenyatta’nın bu yolu izleyerek hakkındaki suçlamaların düşürülmesini sağladığını hatırlattı.

    UCM’nin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Roth, Trump yönetiminin mahkemeyi çökertmek istediğini ancak bunda başarılı olamayacağını söyledi. Mahkemenin 125 üye devletin desteğiyle varlığını sürdüreceğini belirten Roth, kurumun etkili çalışabilmesi için güvenilirliğini yitirmemiş yeni bir savcıya ihtiyaç duyduğunu sözlerine ekledi.

    Kerim Han hakkındaki iddialar

    UCM Başsavcısı Kerim Han, Mayıs 2024’te İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant için tutuklama emri talebinde bulunduktan sonra kendisine yönelik cinsel taciz iddialarının ortaya atılmasının ardından Mayıs 2025’te gönüllü olarak izne ayrılmıştı.

    Mart 2026’da UCM tarafından görevlendirilen üç yargıçtan oluşan bağımsız bir heyet, BM soruşturmasının Han hakkında “görevi suistimal veya ihlal tespit etmediği” sonucuna varmıştı.

    Üç yargıçtan oluşan bağımsız heyetin raporuna rağmen UCM Taraf Devletler Meclisi Bürosu, 8 Haziran’da yaptığı toplantıda, Han’ın görevinin akıbetini belirlemek üzere mahkemeyi kuran 125 taraf devletten oluşan Meclisin 24 Temmuz’da özel oturum yapacağı ve Başsavcı Han hakkındaki disiplin işlemleri için nitelikli çoğunlukla karar alınacağı kaydedildi.>>>AA

  • TBMM Başkanı Kurtulmuş: Erzurum Kongresi, milletimizin kaderine sahip çıktığı tarihi bir dönüm noktasıdır

    TBMM Başkanı Kurtulmuş: Erzurum Kongresi, milletimizin kaderine sahip çıktığı tarihi bir dönüm noktasıdır

    TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, NSosyal hesabından Erzurum Kongresi’nin 107’nci yılı dolayısıyla yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:

    “Milli Mücadelemizin ve istiklal davamızın en önemli kilometre taşlarından biri olan Erzurum Kongresi, milletimizin esareti reddederek kaderine bizzat sahip çıktığı tarihi bir dönüm noktasıdır. 23 Temmuz 1919’da Erzurum’da yakılan milli irade meşalesi, vatanımızın bölünmez bütünlüğünü, milletimizin bağımsızlık azmini ve hür yaşama kararlılığını dünyaya ilan etmiştir.

    Cumhuriyetimizin ikinci asrında da devraldığımız bu kutlu mirası aynı inanç ve kararlılıkla yaşatarak ülkemizi daha güçlü yarınlara taşımayı sürdüreceğiz. Erzurum Kongresi’nin 107’nci yıl dönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Milli Mücadele kahramanlarımızı ve aziz şehitlerimizi şükranla yad ediyorum.”>>>AA

  • Piyasalar faiz kararına kilitlendi

    Piyasalar faiz kararına kilitlendi

    Ekonomistler, enflasyondaki seyir ve küresel gelişmeler doğrultusunda Merkez Bankası’nın alacağı kararın piyasaların kısa vadeli yönü açısından belirleyici olacağını ifade ediyor. Kararın bugün saat 14.00’te açıklanması beklenirken, gözler PPK toplantısından çıkacak mesajlara çevrildi. Faiz kararının ardından Merkez Bankası’nın yayımlayacağı karar metni de yatırımcılar tarafından dikkatle incelenecek. >>>Haber Merkezi  

  • ASELSAN Bosna Hersek’e antidron sistemleri tedarik edecek

    ASELSAN Bosna Hersek’e antidron sistemleri tedarik edecek

    Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bosna Hersek ile yürütülen savunma sanayisi faaliyetlerine ilişkin bilgi verdi.

    Dost ve müttefik ülke Bosna Hersek ile işbirliğini daha da ileriye taşıdıklarını belirten Akyol, “Bosna Hersek Savunma Bakanı Sayın Zukan Helez ile antidron sistemlerimizin tedarikine yönelik yeni bir sözleşme imzaladık. İşbirliğimizin Bosna Hersek Silahlı Kuvvetlerine hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.” ifadesini kullandı.

    ASELSAN Bosna Hersek'e antidron sistemleri tedarik edecek

    Bölgesel işbirliği fırsatları değerlendirildi

    Ziyaret kapsamında gerçekleştirilen temaslara da değinen Akyol, Bosna Hersek Federasyonu Başbakanı Nermin Niksic ve Enerji, Madencilik ve Sanayi Bakanı Vedran Lakic ile de bir araya geldiklerini belirtti.

    Söz konusu görüşmelerde bölgedeki çalışmaların ve potansiyel işbirliği fırsatlarının ele alındığını ifade eden Akyol, “ASELSAN teknolojileriyle küresel ölçekte güven inşa etmeye devam ediyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.>>>AA

  • Isı pompaları dünyanın en hızlı büyüyen iklimlendirme çözümlerinden biri haline geliyor

    Isı pompaları dünyanın en hızlı büyüyen iklimlendirme çözümlerinden biri haline geliyor

    Isıtma Cihazları Sanayicileri ve İş İnsanları Derneğinden (DOSİDER) yapılan açıklamaya göre, özellikle doğal gaz altyapısının bulunmadığı bölgelerde konutlar, çiftlikler, turizm tesisleri ve ticari işletmeler için öne çıkan bu teknoloji, ısıtma, soğutma ve sıcak su ihtiyacını tek sistemle karşılayarak çevreyi korumaya yardımcı oluyor, ayrıca kullanıcı bütçesine önemli katkı sağlıyor.

    Geleneksel ısıtma sistemleri yüksek oranda fosil yakıt tüketirken, ısı pompaları ihtiyaç duyduğu enerjinin büyük bölümünü hava, su veya toprak gibi doğal kaynaklardan elde ediyor.

    Köylerde çiftçiler, turizm bölgelerinde yazlıkçılar ısı pompasına yöneliyor. Karbon emisyonunu azaltan, enerji maliyetlerini düşüren ve sürdürülebilir yaşamı destekleyen ısı pompaları, doğal gaz altyapısının bulunmadığı bölgelerde LPG, kömür ve motorin gibi yakıtların yerini almaya başladı.

    Açıklamada görüşlerine yer verilen DOSİDER Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Erkut, Türkiye’nin kombi ve radyatör üretimindeki güçlü konumunu sürdürdüğünü, şimdi de ısı pompası teknolojilerinde Avrupa’nın üretim üssü olmaya hazırlandığını ifade etti.

    DOSİDER olarak en büyük beklentinin, katma değeri yüksek, çevreci ve yenilikçi ürünlerin ihracattaki payının istikrarlı şekilde artması olduğunu belirten Erkut, şunları kaydetti:

    “Dünya genelinde, özellikle en büyük ihracat pazarımız olan Avrupa’da, Net Zero 2050 hedefleri doğrultusunda enerji verimliliği ve karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik düzenlemeler her geçen gün daha da hız kazanıyor. Türkiye bugün Avrupa’nın kombi ve radyatör üretim üssü konumunu başarıyla sürdürüyor. Şimdi ise güçlü üretim altyapımız, AR-GE kabiliyetimiz ve sanayi deneyimimizle aynı başarıyı ısı pompası teknolojilerinde de yakalayarak Avrupa’nın üretim üssü olmaya hazırlanıyoruz. Ülkemizde ise doğal gaz altyapısının bulunmadığı bölgelerde hızla artan yerel talebi yüksek kaliteli yerli üretimle karşılamak için çalışıyor, üretim hedeflerimizi ve ihracat kapasitemizi de bu vizyon doğrultusunda şekillendiriyoruz. Avrupa’da yaşanan ısı pompası dönüşümü yalnızca yeni bir pazar değil, aynı zamanda Türkiye için stratejik bir üretim fırsatıdır.”>>>AA

  • AKÜ Jeoloji Mühendisliği 20 öğrenci alacak

    AKÜ Jeoloji Mühendisliği 20 öğrenci alacak

    Üniversite tercih döneminde adayların en çok merak ettiği “Mezun olunca iş bulabilecek miyim?” sorusuna Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Yıldız yanıt verdi. 2026-2027 eğitim-öğretim yılında 20 öğrenci kabul edeceklerini açıklayan Yıldız, bölüm mezunlarının bugün üniversitelerde akademisyen, AFAD, MTA, DSİ ve belediyeler gibi kamu kurumlarında mühendis, ulusal ve uluslararası maden ile mühendislik şirketlerinde uzman olarak görev yaptığını, kendi şirketlerini kurarak sektörde önemli projelere imza atan mezunların da bulunduğunu söyledi.

    DAHA ÖĞRENCİYKEN PROJE, STAJ VE SEKTÖR DENEYİMİ

    AKÜ Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nde öğrencilerin yalnızca teorik eğitim almadığını vurgulayan Yıldız, lisans yıllarında TÜBİTAK destekli araştırma projelerinde görev alabildiklerini, JUAM, DUAM ve DAL araştırma merkezlerinde yürütülen bilimsel çalışmalara katıldıklarını belirtti. AFAD, MTA, DSİ, belediyeler ile madencilik ve jeotermal sektöründeki kurumlarla yürütülen iş birliklerinin öğrencilerin staj yapmasına ve gerçek projelerde yer almasına imkan sağladığını ifade eden Yıldız, bu sayede mezun olmadan önce hem saha deneyimi hem de güçlü bir mesleki çevre kazandıklarını kaydetti.

    AFYONKARAHİSAR’IN DOĞAL LABORATUVARI ÖNEMLİ AVANTAJ SUNUYOR

    Afyonkarahisar’ın aktif fay sistemleri, jeotermal kaynakları ve dünyaca ünlü mermer rezervleriyle Türkiye’nin en önemli yer bilimleri merkezlerinden biri olduğunu belirten Yıldız, öğrencilerin laboratuvar eğitimini arazide uygulamayla pekiştirdiğini söyledi. Modern laboratuvarlar, araştırma merkezleri ve sanayi iş birlikleri sayesinde öğrencilerin teoriyi doğrudan uygulamaya dönüştürdüğünü ifade etti.

    AKÜ Jeoloji Mühendisliği 20 öğrenci alacak

    GENİŞ KARİYER ALANI VE GÜÇLÜ MEZUN PROFİLİ

    Jeoloji mühendislerinin deprem araştırmalarından zemin etütlerine, jeotermal enerjiden madenciliğe, çevre danışmanlığından büyük altyapı projelerine kadar çok geniş bir alanda görev aldığını belirten Yıldız, yapay zeka, coğrafi bilgi sistemleri ve üç boyutlu modelleme teknolojilerinin de mesleğin geleceğini şekillendirdiğini söyledi. Mezunların kamuda, özel sektörde ve akademide önemli görevler üstlendiğini, girişimci mezunların ise kendi şirketlerini kurarak sektöre yön verdiğini dile getirdi.

    “SADECE DİPLOMA DEĞİL, KARİYER HAZIRLIĞI SUNUYORUZ”

    Tercih yapacak gençlere çağrıda bulunan Prof. Dr. Ahmet Yıldız, “Amacımız öğrencilerimize yalnızca diploma vermek değil, onları mezun olduklarında sektörün ihtiyaç duyduğu donanıma sahip mühendisler olarak yetiştirmektir. Güçlü akademik kadromuz, araştırma merkezlerimiz, uygulamalı eğitim anlayışımız ve kamu-sanayi iş birliklerimizle öğrencilerimizi geleceğe hazırlıyoruz. Geleceğini sağlam temeller üzerine kurmak isteyen tüm gençlerimizi Afyon Kocatepe Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü’ne bekliyoruz.” dedi. >>>Haber Merkezi

  • Tıbbi aromatik bitki üretimi için saha çalışmaları sürüyor

    Tıbbi aromatik bitki üretimi için saha çalışmaları sürüyor

    Afyonkarahisar İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce, Kırsal Dezavantajlı Alanlar Kalkınma Projesi (KDAKP) çerçevesinde mera alanları ile tıbbi ve aromatik bitki üretimine yönelik saha çalışmalarının aralıksız sürdürülüyor.

    İl müdürlüğünden yapılan açıklamada, proje çerçevesinde mera kaynaklarının sürdürülebilir kullanımının desteklenmesi, hayvancılık faaliyetlerinin güçlendirilmesi, kırsal kalkınmaya katkı sunan üretim alanlarının yerinde değerlendirilmesi ile tıbbi ve aromatik bitkilerde katma değer oluşturan üretim faaliyetlerinin geliştirilmesi amacıyla saha çalışmalarına devam edildiği belirtildi.

    Çalışmalar kapsamında mera alanlarında gerçekleştirilen saha ziyaretlerinde alanların mevcut durumu yerinde incelenirken, yürütülen faaliyetler değerlendirilerek teknik incelemelerde bulunuldu. Bu çerçevede gül yağı üretim tesisleri ziyaret edilerek üretim ve işleme süreçleri incelendi, yürütülen çalışmalar hakkında teknik değerlendirmeler yapıldı.

  • Kişisel bakım ve teknoloji AVM’lerde zirvede

    Kişisel bakım ve teknoloji AVM’lerde zirvede

    Şapkacı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yılın ilk yarısında sektörün direnci ve adaptasyon yeteneğinin bir kez daha ön plana çıktığını dile getirdi.

    İlk yarı verilerine bakıldığında, özellikle bazı kategorilerde ciddi bir ayrışma ve talep canlılığı yaşandığını ifade eden Şapkacı, “En çok ilgi gören ürün gruplarının başında uzun süredir olduğu gibi ‘kişisel bakım ve kozmetik’ ile ‘teknoloji’ sektörleri geliyor.” dedi.

    Şapkacı, teknoloji kategorisinde enflasyonist beklentiler ve küresel maliyet artışı endişeleri nedeniyle tüketicilerin taleplerini öne çekme eğilimini sürdürdüğünü anlattı.

    Yiyecek ve içecek kategorisinde de fast-food segmentine doğru kayan net bir yukarı yönlü trendin mevcut olduğunu aktaran Şapkacı, “Mayısta uzun Kurban Bayramı tatilinin ve baz etkisinin de katkısıyla eğlence ve hobi kategorisinde yıllık yüzde 74’lük çok güçlü ve dikkat çekici bir büyüme kaydedildi.” ifadelerini kullandı.

    “Odak noktamız 15 yaşını doldurmuş yaşlı bina stokumuzun modernizasyonu”

    Nuri Şapkacı, bu yıl açılması beklenen AVM’lerin aslında Kovid-19 salgını öncesinde temelleri atılmış olan yatırımların tamamlanması niteliğinde olduğunu belirterek, “Sektör olarak şu an 450 AVM, yaklaşık 14 milyon metrekare kiralanabilir alan ve 43-45 bin aktif mağazadan oluşan bir ekosistemi temsil ediyoruz. Yeni yatırımların azaldığı bu dönemde ana odak noktamız, mevcut, özellikle 15 yaşını doldurmuş yaşlı bina stokumuzun modernizasyonu, renovasyonu, fonksiyon değişiklikleri ve el değiştirmeleridir.” değerlendirmesini yaptı.

    Mağaza kiralamaları ve kiracı ilişkileri boyutunda ise ciro üzerinden yapılan kira ödemelerinin şeffaf ve doğru beyan edilmesinin kritik önem taşıdığına değinen Şapkacı, ciro beyanlarının doğruluğunun bağımsız denetim ve kategori bazlı benchmark analizleriyle ölçüldüğünü aktardı.

    Şapkacı, ticari gayrimenkullerde uygulanan aşırı korumacı düzenlemelerin, özellikle 5 yıllık kira sözleşmelerine kanunen eklenen 10 yıllık uzama zorunluluğunun yatırımcıların manevra alanını kısıtladığını belirterek, “Bu durumun aşılması, yeni marka girişlerini kolaylaştıracak esnekliğin sağlanması ve ticari gayrimenkul kira rejiminin, konut kira rejiminden tamamen ayrıştırılması sektörümüzün geleceği için elzemdir.” diye konuştu.

    Kişisel bakım ve teknoloji AVM'lerde zirvede

    AVM’lerin altyapısı, modern tasarımları ve güçlü marka karmasıyla uluslararası alanda önemli potansiyele sahip olduğunu söyleyen Şapkacı, şunları kaydetti:

    “Yaz sezonu, bayram tatilleri ve turizm hareketliliği AVM’lerimizdeki fiziksel trafiği canlı tutuyor. Örneğin, Mayıs 2026’da Kurban Bayramı tatilinin de etkisiyle AVM’lerde çok ciddi bir hareketlilik yaşanmış, ziyaretçi trafiğinde ve cirolarda güçlü bir canlılık görülmüştür. Turizm hareketliliğinin trafiğe olumlu yansımasını sürdürülebilir kılmak adına Tax Free süreçlerini hızlandırmalı, maliyet enflasyonunu kontrol altına almalı ve rekabet gücümüzü yeniden kazanmalıyız.”

    “Deneyim odaklı alanlar ziyaretçi trafiğini artırmada önemli rol oynuyor”

    Şapkacı, 2026 yılı aylık endekslerinde tüketici harcamalarının dönemsel etkilere ve kampanyalara son derece duyarlı bir seyir izlediğini belirterek, ikinci yarıda da bu hassas dengenin korunacağını ve kampanyaların belirleyici olacağını öngördüklerini dile getirdi.

    Bu yılın ilk yarısında ciro performansının genel olarak güçlü bir seyir izlediğini söyleyen Şapkacı, şu ifadeleri kullandı:

    “Martta yüzde 3,5 ve mayısta yüzde 6,9 gibi sevindirici reel büyüme oranlarına ulaşıldı. Ziyaretçi sayılarımızda da martta yüzde 6,7, nisanda ise yüzde 4,5 gibi yıllık artışlar kaydedilmesi, fiziksel talep canlılığının sürdüğünü kanıtlamaktadır. 2026 sonu itibarıyla, eğer maliyet enflasyonunu kontrol altında tutabilir ve tüketici güvenini destekleyebilirsek, yılı enflasyondan arındırılmış reel bir büyüme ile kapatmayı hedefliyoruz. Ziyaretçi sayılarında istikrarlı artış trendinin süreceğini, ciroların ise nominal bazda güçlü artışını koruyarak yılı reel anlamda pozitif bir büyüme eşiğinde tamamlayacağımızı öngörüyoruz.”

    Şapkacı, deneyim odaklı alanların AVM’lerde ziyaretçi trafiğini artırmada önemli rol oynadığına işaret ederek, tüketicilerin artık yalnızca alışveriş yapmak için değil, vakit geçirmek ve sosyalleşmek için de AVM’leri ziyaret ettiğini söyledi.

    Deneyim ekonomisinin sektörün merkezine yerleştiğini vurgulayan Şapkacı, yeme-içme ve eğlence alanlarının payının arttığını ifade etti.

    “Anadolu’da çok ciddi bir yerel iştah ve hareketlilik gözlemliyoruz”

    AYD Başkanı Şapkacı, Anadolu şehirlerindeki güçlü büyüme eğiliminin ve yerel canlılığın 2026’nın ilk yarısında da etkisini sürdürdüğünü belirtti.

    Şapkacı, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “2025 yılı sonuçlarına göre Anadolu’daki metrekare verimlilik artışı yüzde 35,3 seviyesinde gerçekleşerek İstanbul’un (yüzde 25) oldukça önünde yer almıştı. 2026’nın ilk yarısında da Anadolu’da çok ciddi bir yerel iştah ve hareketlilik gözlemliyoruz. Mutlak değer bazında bakıldığında metrekare başına ciroda İstanbul hala lider konumda, örneğin Nisan 2026 verilerinde İstanbul’daki metrekare verimliliği Anadolu’nun yaklaşık yüzde 38 üzerinde seyretmiştir.

    Ancak büyüme hızı ve yerel dinamizm açısından Anadolu, genel sektörel performansı sırtlamaya devam etmektedir. Bu büyümeyi destekleyen en büyük dinamikler, Anadolu’daki yerel nüfusun sosyalleşme alanı olarak AVM’leri yoğun şekilde tercih etmesi ve henüz AVM yatırımı bulunmayan 13 şehrimizin sunduğu potansiyeldir. Yatırımcılar yüksek finansman maliyetleri nedeniyle bir süre daha sıfırdan inşaat yerine Anadolu’daki mevcut nitelikli yapıların modernizasyonuna ve el değiştirmesine odaklanacak olsalar da Anadolu’nun sektörümüzün büyüme motoru olma özelliği önümüzdeki dönemde de korunacaktır.”

    Sektörün başarısı için karşılıklı güven ve güçlü işbirliklerinin önemine dikkati çeken Şapkacı, kira düzenlemeleri ve ortak alan giderleri gibi konular yerine sektörün büyümesine odaklanılması gerektiğini söyledi.

    Şapkacı, ekosistemin sürdürülebilirliği için iki konuya önem verdiklerini belirterek, “Birincisi, uluslararası standartlarda bir ‘sözleşme serbestisi’ anlayışının hakim kılınması, ticari gayrimenkul kira rejiminin, konut kira rejiminden net bir hukuki çizgiyle ayrılmasıdır. İkincisi ise sektörümüzün geleceğini belirleyecek olan yeşil dönüşüm adımlarıdır. Sektör bileşenleri ve perakendecilerimizle el ele vererek, ortak hedefler doğrultusunda hareket edersek, önümüzdeki tüm finansal zorlukları aşacağımıza ve Türkiye’yi perakendede küresel bir cazibe merkezi olarak tutmaya devam edeceğimize inancım tamdır.” ifadelerini kullandı.>>>AA

  • Uzmandan “çekirge istilası” iddialarına açıklama

    Uzmandan “çekirge istilası” iddialarına açıklama

    Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi ve MOLEN (Moleküler Entomoloji) Laboratuvarı Direktörü Prof. Dr. Umut Toprak, son günlerde sosyal medya platformlarında İstanbul ve çevre illerde “çekirge istilası” yaşandığı yönündeki paylaşımların ardından AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

    MOLEN’in kuruluşundan bugüne böceklerle mücadelede özellikle moleküler tekniklere dayalı stratejiler geliştirmeyi amaçladıklarını belirten Toprak, böcekleri çeşitli araştırmalarda kullanarak insan sağlığıyla ilişkili çalışmalar da yürüttüklerini söyledi.

    Sosyal medyada yer alan çekirge türlerinin beyaz yüzlü çalı çekirgesi (Decticus albifrons) olduğunun tespit edildiğini aktaran Toprak, bu türün ağırlıklı olarak etçil beslendiğini belirtti.

    Bu çekirgelerin kendinden daha küçük böcek ve çekirgelerle beslendiğinin altını çizen Toprak, aç kaldıklarında zaman zaman bitkilerdeki otlardan da beslenebildiklerini kaydetti.

    Beyaz yüzlü çalı çekirgelerinin, mevcut bilgiler doğrultusunda tarımsal açıdan ekonomik önem taşıyan bir zararlı olmadığını vurgulayan Toprak, “Aslında ekosistemin doğal bir bileşeni, doğal sakinlerinden birisi. Hatta bu yönüyle zararlı böcekleri burada yediği için faydalı.” dedi.

    Uzmandan "çekirge istilası" iddialarına açıklama

    “Sıcakların yüksek oluşu bunların gelişim hızlarının artışı anlamına geliyor”

    Toprak, ilgili türün son günlerde evlere girmesine de değinerek, şöyle konuştu:

    “Malum şu an bir yandan da yaz sezonu, hasat sezonu. Bunlar da diğer zararlı böceklerle besleniyor. Sonuçta ekosistem orada ama hasadın bitmesiyle ve popülasyonların da bu süreçte yaz sıcağıyla artışıyla birlikte daha geniş alanlara yayılma, daha yeni alanları keşfetme dürtüsüyle hareket ediyorlar. Diğer yandan da bunlar daha çok gece aktiftir. Gece aktifliği de özellikle ışık olduğu zaman onların ışığa yönelimini sağlar. Dolayısıyla da akşam ortamında ışıktan ötürü evlere doğru bir yönelim bunların doğal bir refleksi.”

    Beyaz yüzlü çalı çekirgesine temas edildiğinde, küçük dişleriyle ısırma refleksi gösterebileceğini belirten Toprak, bunun insan sağlığı açısından herhangi bir sorun oluşturmayacağını ve vatandaşların panik olmaması gerektiğini vurguladı.

    Uzmandan "çekirge istilası" iddialarına açıklama

    “Biyolojik olarak asla anormal bir durum söz konusu değil”

    Ilıman bir kış geçirildiğini belirten Toprak, şöyle devam etti:

    “Sert ve çetin bir kış koşulu olsaydı belki 100 yumurtanın 60 tanesi o kışı geçirecekken daha ılıman kış koşullarında 70-80 veya daha fazla miktarda yumurta kışı geçirdi canlı olarak. Akabinde de yine yağışlı, ılıman bir bahar yaşadık. Bu yağışlar da topraktaki yumurtalardan o yavru dediğimiz yani ‘nimf’ deriz biz, nimflerin yumurtadan çıkış oranına da olumlu bir etki yaptığını düşünüyorum. Dolayısıyla bu da çıkışı artıran yani popülasyon artışına neden olan diğer bir faktör. Ama nihayetinde de yaz sezonu, zaten sıcaklıklar oldukça yüksek. Sıcakların yüksek oluşu bunların gelişim hızlarının artışı anlamına geliyor. Daha fazla üremeleri anlamına geliyor. Aslında tamamen normal, doğanın kendi döngüsü içindeki şu an bir refleks yerine gelmiş oluyor. Yani biyolojik olarak burada asla anormal bir durum söz konusu değil.”

    Çekirgelerin üreme kapasitesinin sadece sıcaklığa bağlı olmadığını aktaran Toprak, besin ve bazı ekolojik faktörlerin de bulunduğunu, bir müddet sonra popülasyon düşüşünün başlayacağını söyledi.

    Uzmandan "çekirge istilası" iddialarına açıklama

    “‘Bütün çekirgeler ya da bütün böcekler zararlıdır’ diye bir şey söz konusu değil”

    Prof. Dr. Toprak, çekirgelerin “Afrika ve Balkanlar’dan geldiği” iddialarının doğru olmadığını bildirdi. Buralardaki çekirgelerin farklı bir familya grubundan olduğunu kaydeden Toprak, onlara “tarla çekirgesi” dendiğini ve bu türün tarımsal alanlara zarar verdiğini belirtti.

    Tarım ve Orman Bakanlığı başta olmak üzere hem il hem de ilçe tarım ve orman müdürlüklerinin çekirgelerin tarıma zarar verip vermediklerine ilişkin konuyu yakından takip ettiğini vurgulayan Toprak, Trakya Bölgesi’ndeki tarımsal alanlarda çekirge nedeniyle herhangi bir zararın olmadığını vurguladı.

    Toprak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “‘Bütün çekirgeler ya da bütün böcekler zararlıdır’ diye bir şey söz konusu değil. Doğada aslında bir denge durumu var. Faydalı böcekler var. Bal arısı, uğur böceği, peygamber devesi gibi. Bunun dışında tarımsal zararlı böcekler de var. Bizim amacımız sürdürülebilir tarım. Yani burada zararlı dahi olsa biz yok etmeyi önermiyoruz. Öyle bir hakkımız olmadığı gibi aslında yok etmek kendi bindiğimiz dalı kesmek. Çünkü şunu unutmayın, yaprak bitlerinin tamamen yok edilmesi onlarla beslenen uğur böceklerinin de yok olması anlamına gelir. Dolayısıyla burada önemli olan sürdürülebilir bir konsept içinde bir dengenin oluşturulmasıdır. Buna dikkat etmek geleceğimizi de korumak anlamına gelir. Aksi takdirde türlerin yok edilmesi her zaman insanoğlunun karşılaştığı tarihteki pek çok salgının temel nedenleri arasında görülmüştür.”>>>AA

    Uzmandan "çekirge istilası" iddialarına açıklama

  • Bolvadin’de MHP’ye yeni katılımlar

    Bolvadin’de MHP’ye yeni katılımlar

    MHP Afyonkarahisar KAÇEP’ten Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Av. Nesrin Çelikbilek’in öncülüğünde ve Bolvadin MHP teşkilatının ev sahipliğinde gerçekleştirilen programa, MHP Bolvadin KAÇEP Başkanı Nuriye Gümüş, MHP Bolvadin İlçe Başkanı Mahmut Kızıltoprak, MHP Bolvadin İl Genel Meclisi Üyesi Mehmet Koyuncu, MHP Bolvadin İlçe Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Gemici, MHP Çay İlçe KAÇEP Başkanı Hilal Budak, MHP Emirdağ İlçe KAÇEP Başkanı Songül Ün ve KAÇEP Yönetim Kurulu üyeleri katıldı. Toplantıda teşkilatların yürüttüğü çalışmalar, önümüzdeki dönemde gerçekleştirilecek faaliyetler ve saha çalışmaları ele alınırken, karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.

    Bolvadin’de MHP’ye yeni katılımlar

    PARTİYE YENİ KATILIMLAR GERÇEKLEŞTİ

    Program kapsamında Milliyetçi Hareket Partisi ailesine katılan yeni üyelerin kayıt işlemleri gerçekleştirildi. Yeni üyelerle bir araya gelen teşkilat mensupları, parti çalışmaları hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Gerçekleştirilen üyelik kayıtlarının, teşkilatın sahadaki gücünü ve birlik beraberlik ruhunu daha da pekiştirdiği ifade edildi.

    ÇELİKBİLEK: “BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Program sonrası değerlendirmelerde bulunan MHP Afyonkarahisar KAÇEP’ten Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Av. Nesrin Çelikbilek, teşkilat çalışmalarının önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “KAÇEP teşkilatlarımızın özverili çalışmaları, partimizin sahadaki gücünü her geçen gün artırmaktadır. Bolvadin’de gerçekleştirdiğimiz istişare toplantısında teşkilatlarımızın görüş ve önerilerini değerlendirme fırsatı bulduk. Ayrıca aramıza yeni katılan dava arkadaşlarımızın üyeliklerini gerçekleştirmenin memnuniyetini yaşadık. Kadınlarımızın siyasette ve teşkilat çalışmalarındaki aktif rolü, geleceğe daha güçlü adımlarla yürümemizi sağlamaktadır. Birlik ve beraberlik içerisinde çalışmalarımızı sürdürerek vatandaşlarımızla gönül bağımızı daha da güçlendirmeye devam edeceğiz. Bu toplantıya ev sahipliği yapan Bolvadin İlçe Başkanımıza ve Bolvadin Kaçep Başkanımıza çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. >>>Haber Merkezi

    Bolvadin’de MHP’ye yeni katılımlar

  • Merkez bankalarının yüzde 89’u küresel altın rezervlerinin artmasını bekliyor

    Merkez bankalarının yüzde 89’u küresel altın rezervlerinin artmasını bekliyor

    AA muhabirinin araştırmadan derlediği bilgilere göre, merkez bankalarının altına yönelik güçlü talebinin sürmesi beklenirken ankete katılan rezerv yöneticilerinin yüzde 45’i kendi kurumlarının da gelecek 12 ayda altın rezervlerini artırmayı planladığını belirtti. Bu oran, araştırma tarihindeki en yüksek seviye olarak kaydedildi.

    Altının merkez bankalarının rezerv yönetimindeki stratejik önemi giderek artıyor. Katılımcıların yüzde 93’ü halihazırda altın rezervi bulundurduklarını belirtti. Bu oran geçen yıl yüzde 81 olarak ölçülmüştü.

    Öte yandan, ABD dolarının küresel rezervlerdeki gelecekteki ağırlığına ilişkin beklentiler zayıfladı. Katılımcıların yüzde 74’ü, doların küresel rezervler içindeki payının 5 yıl sonra bugünkü seviyenin altında olacağını tahmin ediyor.

    Merkez bankalarının altın tutma gerekçeleri arasında “kriz dönemlerindeki güçlü performansı” ilk sırada yer aldı. Katılımcıların yüzde 90’ı bu özelliği öne çıkarırken “uzun vadeli değer saklama aracı” olması yüzde 84, “portföy çeşitlendirmesi sağlaması” yüzde 82 ile diğer başlıca nedenler arasında sıralandı.

    Özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki merkez bankaları, altının jeopolitik risklere karşı koruma sağlamasını önemli bir unsur olarak değerlendiriyor.

    Araştırmada ayrıca merkez bankalarının altın rezervlerini sakladıkları lokasyonlarda çeşitliliğe yöneldiği görüldü. Son 12 ayda katılımcıların yüzde 9’u yurt içindeki altın depolama kapasitesini artırdığını, yüzde 10’u ise yurt dışındaki saklama lokasyonlarını çeşitlendirdiğini bildirdi.

    Gelecek dönemde de benzer eğilimin sürmesi beklenirken en fazla tercih edilen yurt dışı saklama merkezi yüzde 57 ile İngiltere Merkez Bankası oldu. Yurt içi depolama seçeneği yüzde 49 ile ikinci sırada yer aldı.

    Ekonomik ve jeopolitik riskler altını öne çıkarıyor

    Dünya Altın Konseyi Asya Pasifik (Çin hariç) Bölge Başkanı ve Küresel Merkez Bankaları Başkanı Shaokai Fan, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, araştırmanın merkez bankalarının rezerv yönetimi kararlarında “faiz oranları, jeopolitik istikrarsızlık ve enflasyon endişelerinin” belirleyici olmaya devam ettiğini gösterdiğini bildirdi.

    Fan, rezerv yöneticilerinin altın tahsislerini artırma gerekçeleri arasında, “altının jeopolitik risklere karşı koruma sağlaması ve rezervlerin daha geniş kapsamlı çeşitlendirilmesine katkıda bulunmasının” giderek daha fazla öne çıktığını belirtti.

    Kriz dönemlerinde altının güçlü performans göstermesi, uzun vadeli değer saklama aracı olarak öne çıkmasının, enflasyona karşı koruma sağlamasının ve portföy çeşitlendirmesindeki etkinliğinin, altın rezervi bulundurmanın temel nedenleri arasında değerlendirilmeyi sürdürdüğünü anlatan Fan, şunları kaydetti:

    “Katılımcıların yüzde 84’ü, 5 yıl sonra altının küresel rezervler içindeki payının bugünkünden daha yüksek olacağını düşünüyor. Buna karşılık, yüzde 74’ü aynı dönemde ABD dolarının küresel rezervlerdeki payının azalacağını öngörüyor. Bu bulguların hem döngüsel hem de yapısal gelişmeleri yansıttığını düşünüyoruz. Jeopolitik gerilimler, ekonomik belirsizlik ve ticaret çatışmalarına ilişkin endişeler, rezerv yöneticilerinin kararlarını bugün açıkça etkiliyor. Ancak araştırma, rezerv portföylerinde daha fazla çeşitlendirmeye yönelik uzun vadeli bir eğilime de işaret ediyor.”

    “Merkez bankaları son 4 yılda ortalama bin tonun üzerinde altın satın aldı”

    Shaokai Fan, doların küresel rezervlerdeki payının azalacağı beklentilerine dikkati çekerek, bunun altının doların yerini alacağı anlamına gelmediğini, rezerv yöneticilerinin amaçlarının rezerv varlıklarını daha geniş bir yelpazede çeşitlendirmek olduğunu bildirdi.

    Altının “yüksek likiditeye sahip olması, güvenilir bir değer saklama aracı olarak görülmesi ve temerrüt riski taşımayan bir varlık olması” sayesinde bu süreçten fayda sağlamaya devam ettiğini kaydeden Fan, şu ifadeleri kullandı:

    “Merkez bankaları son 4 yılda toplu olarak yılda ortalama 1000 tonun üzerinde altın satın aldı. Bu miktar, önceki 10 yılın ortalama alım hızının oldukça üzerinde bulunuyor. Araştırma sonuçları, giderek daha oynak ve öngörülemez hale gelen küresel ortamda altının stratejik bir rezerv varlığı olarak üstlendiği rol sayesinde, resmi sektörün altın talebinin önümüzdeki dönemde de güçlü kalmaya devam edeceğine işaret ediyor.”>>>AA

  • Küresel elektrik talebindeki artışın bu yıl hızlanması bekleniyor

    Küresel elektrik talebindeki artışın bu yıl hızlanması bekleniyor

    Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) Yıl Ortası Elektrik Sektörü Güncellemesi raporuna göre, dünyada elektrik talebinin 2025’teki yüzde 3 seviyesinden bu yıl yüzde 3,6’ya ve 2027’de yüzde 3,8’e çıkacağı tahmin ediliyor.

    Bu talep artışında sanayi, elektrikli araçlar, soğutma sistemleri ve veri merkezlerinde büyüyen elektrik tüketimi güçlü rol oynuyor.

    Öte yandan, Orta Doğu’daki savaş nedeniyle yaşanan enerji krizi birçok bölgede elektrik maliyetleri artarken bu durum elektrik piyasalarının dayanıklılığını test ediyor.

    Dünyanın en büyük ekonomilerinin elektrik tüketiminde bu yıl güçlü artış bekleniyor. Çin’in elektrik talebinin 2025’teki yüzde 3,2 seviyesinden bu yıl yüzde 5,5’e çıkacağı öngörülüyor. Hindistan’da ise geçen yıl yüzde 1,6 büyüyen elektrik talebinin bu yıl yüzde 7 artacağı tahmin ediliyor.

    ABD ve Avrupa Birliği’nde ise elektrik talebinin yüzde 2 seviyesinde artacağı hesaplanıyor.

    Yakıt maliyetlerindeki keskin artış ve tedarikteki aksamaların özellikle fiyata duyarlı ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithalatına bağımlı Asya ülkelerinde elektrik üretimini baskıladığı değerlendiriliyor.

    IEA, beklenenden daha güçlü bir El Nino olayı yaşanması durumunda soğutma ihtiyacı nedeniyle elektrik talebinin daha hızlı artabileceği uyarısında da bulunuyor.

    Yenilenebilir enerji en büyük üretim kaynağı olma yolunda

    Küresel elektrik üretiminde ise yenilenebilir enerjinin bu yıl en büyük üretim kaynağı olacağı ve böylece kömürü geride bırakacağı tahmin ediliyor. Yenilenebilir enerjiden elektrik üretiminin yıllık bazda yüzde 8 büyümesi beklenirken küresel elektrik üretimindeki payının 2025’teki yüzde 33’ten 2027’de yüzde 37’ye kadar yükselmesi öngörülüyor.

    Güneş enerjisi, küresel elektrik üretimi büyümesinde lider konumunu sürdürüyor. Güneşten elektrik üretiminin bu yıl yaklaşık 600 teravatsaatle 2025’teki rekor büyümesini sürdüreceği tahmin ediliyor.>>>AA

  • Türkiye’nin ASEAN ile “diyaloğu” Güneydoğu Asya’ya yönelik ticaretin anahtarı olacak

    Türkiye’nin ASEAN ile “diyaloğu” Güneydoğu Asya’ya yönelik ticaretin anahtarı olacak

    AA muhabirinin derlediği bilgiye göre Türkiye, Filipinler’in başkenti Manila’da düzenlenen 59. ASEAN Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda teşkilatın “Diyalog Ortağı” oldu. Siyasi ve diplomatik açıdan dikkati çeken bu adımla birlikte ülkenin, yaklaşık 700 milyon nüfusa ve 4 trilyon doları aşan ekonomik büyüklüğe sahip bölgeyle ilişkilerinde yeni bir dönemin başlaması öngörülüyor.

    ASEAN, Endonezya, Filipinler, Malezya, Singapur, Tayland, Vietnam, Brunei, Laos, Myanmar, Kamboçya ve Doğu Timor olmak üzere 11 üyeden oluşuyor.

    Türkiye’nin teşkilata üye ülkelere ihracatı 2021’de 2,4 milyar dolar seviyesindeyken 2025’te 2,8 milyar dolara çıktı. Böylece söz konusu 5 yıllık dönemde ihracat yüzde 17,1 artış gösterdi. Bu yılın 5 ayında da ASEAN’a ihracat 1,2 milyar dolar olarak kayıtlara geçti.

    ASEAN üyesi ülkelerden gerçekleştirilen ithalat ise aynı dönemde yüzde 50,7 artışla 8,8 milyar dolardan 13,3 milyar dolara yükseldi. Bu yılın ocak-mayıs döneminde de ithalat yaklaşık 6 milyar dolar oldu.

    Böylece Türkiye’nin bölgeyle dış ticaret hacmi 2025’te 16,1 milyar doları buldu.

    İhracatta kıymetli taşlar zirvede

    Türkiye’nin söz konusu ülkelere gerçekleştirdiği ihracat fasıllara göre incelendiğinde, geçen yıl ilk sırada 419,4 milyon dolarla “kıymetli veya yarı kıymetli taşlar, kıymetli metaller, inciler, taklit mücevherci eşyası, metal paralar” faslı yer aldı.

    Bunu, 412,9 milyon dolarla “mineral yakıtlar, yağlar ve bunların damıtılmasından elde edilen ürünler”, 268 milyon dolarla “kazanlar, makineler, mekanik cihazlar ve aletler” izledi.

    En çok ihracat yapılan ülke Singapur

    Türkiye’nin ihracatı ASEAN üyesi ülkelerine göre incelendiğinde, son dönemde yakın ortaklıklar geliştirilen ülkeler öne çıkıyor. Bu kapsamda Türkiye’nin bölgede en çok ihracat gerçekleştirdiği ülke 709,5 milyon dolarla Singapur oldu.

    Singapur’u, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Asya turu kapsamında geçen yıl ziyaret ettiği Malezya ve Endonezya takip etti.

    Erdoğan’ın ziyaretinde enerjiden savunma sanayisine kadar birçok alanda işbirlikleri ele alınmıştı.

    Türkiye’nin geçen yıl Malezya’ya ihracatı 629,2 milyon doları, Endonezya’ya ihracatı 481,2 milyon doları buldu.

    Türkiye’den ASEAN üye ülkelerine doğrudan yatırımlardaki artış da dikkati çekti. Bu kapsamda söz konusu yatırımlar 2023’te 106,5 milyon dolardan 2024’te 410,4 milyon dolara yükseldi.>>>AA

  • Orta Doğu gerilimi petrol fiyatlarını yükseltiyor

    Orta Doğu gerilimi petrol fiyatlarını yükseltiyor

    AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, uluslararası referans kabul edilen Brent türü ham petrolün vadeli varil fiyatı, saldırılardan önceki son işlem günü olan 27 Şubat’ta 72,48 dolardan kapanırken ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri hamleleri ve yeni askeri seçeneklerin gündeme gelmesiyle 30 Nisan’da 126,41 dolara çıkarak savaşın başından beri en yüksek seviyesini test etti.

    Dün 96,46 dolardan kapanan Brent petrolün varil fiyatı, bugün saat 10.52 itibarıyla 98,09 dolardan işlem görüyor.

    ABD’nin İran’ın Hürmüz Boğazı’nda ticari gemileri tehdit etme kabiliyetini zayıflatmayı amaçlayan saldırıları sürerken İran da ABD üslerine yönelik misillemelerine devam ediyor.

    ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’ın Hürmüz’deki gemilere saldırması durumunda “Tahran’dakiler dahil olmak üzere bir köprü veya enerji santralini bombalayacaklarını” açıklaması da petrol fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturdu.

    Son çatışmaların Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatını aksatabileceğine ilişkin endişeler sürerken Yemen’deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik deniz ablukasının ardından Babülmendep Boğazı’ndaki güvenlik riskinin artması da fiyatları destekliyor.

    Hürmüz’ün ardından Babülmendep Boğazı’nda da güvenlik risklerinin yükselmesi, küresel enerji arzı ve deniz taşımacılığında yeni aksama ve maliyet artışı endişelerini güçlendiriyor.

    Yükselen petrol fiyatlarının tek başına enerji yatırımlarındaki kararları belirlemediği, para politikaları, kamu destekleri ve karbon nötr hedeflerinin de yatırım kararlarında etkili olduğu ifade ediliyor.

    Buna rağmen enerji güvenliği ve iklim hedeflerinin öne çıktığı mevcut ortamda yüksek fosil yakıt fiyatlarının, orta ve uzun vadede yenilenebilir enerji yatırımlarını destekleyen önemli bir itici güç olmaya devam edeceği belirtiliyor.

    “Jeopolitik krizler fosil yakıtlara dayalı enerji sistemlerinin güvenilirliğini sorgulatıyor”

    Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği (GENSED) Genel Sekreteri Hakan Erkan, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, petrol fiyatlarındaki yükselişin, yenilenebilir enerji projelerinin ekonomik cazibesini artırarak yatırımları desteklediğini ancak enflasyon ve faiz oranlarındaki artış nedeniyle finansman maliyetlerinin de yukarı çıktığını söyledi.

    Buna rağmen yüksek petrol fiyatlarının kısa vadede maliyet baskısı oluştursa da uzun vadede enerji dönüşümünü hızlandıran önemli unsurlardan biri olduğuna dikkati çeken Erkan, “Yüksek petrol fiyatları, yenilenebilir enerji yatırımlarının finansmanında hem fırsatlar hem de riskler yaratıyor. Fosil yakıt maliyetlerinin yükselmesi, güneş ve rüzgar gibi yakıt maliyeti bulunmayan enerji kaynaklarını daha rekabetçi hale getirirken yatırımcıların bu alanlara ilgisini artırıyor. Buna karşın, artan enerji fiyatlarının enflasyonu tetiklemesi ve faiz oranlarını yukarı taşıması, sermaye yoğun yenilenebilir enerji projelerinin finansmanını zorlaştırıyor.” diye konuştu.

    Erkan, petrol fiyatlarındaki yükselişin enerji güvenliği kaygılarını artırarak ülkeleri yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına daha fazla yatırım yapmaya yönlendirdiğini anlattı.

    Enerji arzında dışa bağımlılığı azaltmayı hedefleyen hükümetlerin, teşvik mekanizmalarını güçlendirirken uluslararası finans kuruluşlarının da temiz enerji projelerine yönelik kaynaklarını artırmaya devam ettiğine işaret eden Erkan, şunları kaydetti:

    “Öte yandan, yüksek petrol fiyatları yalnızca finansman maliyetlerini değil, yatırım giderlerini de etkiliyor. Lojistik ve ekipman maliyet artışları güneş ve rüzgar santrallerinin kurulum maliyetlerini yükseltebiliyor. Bu durum, proje geliştiricilerinin hem daha pahalı ekipman hem de daha yüksek kredi maliyetleriyle karşı karşıya kalmasına neden oluyor. Yüksek petrol fiyatları tek başına yatırım kararlarını belirlemese de para politikaları, kamu destekleri ve karbon nötr hedefleri belirleyici oluyor. Buna rağmen jeopolitik krizler fosil yakıtlara dayalı enerji sistemlerinin güvenilirliğini sorgulatıyor.”>>>AA

  • CHP’de görevden almalar devam ediyor

    CHP’de görevden almalar devam ediyor

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında, CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) parti genel merkezinde toplandı. Toplantı yaklaşık 2 saat sürdü. Ardından CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Müslim Sarı, MYK gündemine ilişkin açıklamalarda bulunarak, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

    “TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNİN BAŞARIYA ULAŞMASI İÇİN GEREKLİ HER TÜRLÜ KATKIYI VERMEYE HAZIRIZ”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un görüşmesini hatırlatan Müslim Sarı, “CHP olarak Terörsüz Türkiye sürecinin başarıya ulaşması için gerekli her türlü katkıyı vermeye hazır olduğumuzu bir kere daha dile getirmiş olduk. Bu konuyla ilgili oluşan komisyon, komisyondaki rapordaki düşüncelerimiz ortadadır. Bu düşüncelerimizin arkasında duruyoruz. Terörsüz Türkiye sürecinin odağında olan mesele tek başına devletin bekası ya da güvenlik ekseninde değerlendirilecek bir mesele değildir. Her ne kadar güvenlik ekseninde bu konu bir kere daha Türkiye’nin gündemine gelmiş olsa bile Kürt meselesini sadece bu boyutuyla el alan yaklaşımların da kısır, yetersiz ve sınırlı yaklaşımlar olduğunu düşünüyoruz. Biz bu konjonktürde bunu fırsat bilerek Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu meselenin çözümü konusunda gerekli ekonomik, sosyal, kültürel bir açılımın şart olduğuna da inanıyoruz. Bu konuyla ilgili çalışmalarımız var” diye konuştu.

    “BU YOLLA BÖYLE BİR SİYASAL PARTİ NE DÜNYADA NE DE TÜRKİYE’DE KURULMUŞTUR”

    Cumhuriyet Halk Partisi’nden ayrılmaların olduğunu ve ayrılanların ayrı bir siyasal partiye doğru yolculuğa çıktıklarını ilan ettiğini söyleyen Sarı, “Bugün varmış olduğumuz noktada CHP’nin içinden başka bir siyasal partinin çıkacağını görüyoruz. Henüz bununla ilgili resmi adımlar atılmış değil bildiğim kadarıyla. Ancak bu konuyla ilgili açıklamalar var, niyet açıklamaları var. Bu konu da bizim MYK’mızın etraflı bir şekilde değerlendirdiği konulardan biri oldu. Hiçbir zaman bir siyasal partinin içinde olup o siyasal partinin imkanlarının yararlanıp onun kürsüsünden konuşarak, onun amblemi altında, onun ilçe örgütleri ve il örgütlerinden faydalanarak, onun grup salonunda ve onun grup odasında bir başka siyasal partinin ilanı yapılamaz. Bunun çok ahlaki bir şey olmadığı çok açıktır. Dolayısıyla bu yolla böyle bir siyasal parti ne dünyada ne de Türkiye’de kurulmuştur” şeklinde konuştu.

    Müslim Sarı, Özgür Özel’e yakın isimlerin butlan sürecinin çözümü için ortak hareket etmek yerine sorumluluktan kaçmayı tercih ettiğini belirterek, tüm uzlaşı çağrılarına rağmen birlikte çözüm üretme iradesi gösterilmediğini savundu.

    CHP’de görevden almalar devam ediyor
    CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI VE SÖZCÜSÜ MÜSLİM SARI, “4 İL BAŞKANLIĞIMIZ MERKEZ İLÇELERLE BERABER GÖREVDEN ALINDI. BUNLAR KÜTAHYA, UŞAK, KARAMAN VE ÇANKIRI İLİMİZ” DEDİ. (İHA/ANKARA-İHA)
    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Müslim Sarı, “4 il başkanlığımız merkez ilçelerle beraber görevden alındı. Bunlar Kütahya, Uşak, Karaman ve Çankırı ilimiz” dedi.

    “KURULMASI DÜŞÜNÜLEN PARTİNİN CHP’DEN NASIL BİR FARKI OLDUĞUNU AÇIKLAMIŞ DEĞİLLER”

    Sarı, “Bu arkadaşlara ‘KBB’ci demiştik. Bunlar kayyumcuydu, butlancıydı ve bölücüydü. Bu parti kurma sürecinde bir kere daha görüyoruz ki ‘KBB’nin yanına bir harf daha eklememiz gerekiyor. O harf yine ‘K’, bunlar koltukçu. Kurulması düşünülen partinin CHP’den nasıl bir farkı olduğunu, hangi yönlerden, hangi açılardan bir fark oluşturduğunu kamuoyuna açıklamış değiller. Manisa Milletvekilimizin yapmış olduğu grup toplantısında ya da arkadaşlarımızın yapmış olduğu açıklamalarda CHP’nin siyasal çizgisinden başka bir siyasal parti tarif edemiyorlar. O halde şunu sormak gerekir. O zaman niye bir başka parti arası içindesiniz? CHP içinde bir siyasal mücadele yapmamız gerekirken, kongrelerimizi ilan ettik. Eylülden itibaren başlıyor. Bu parti içinde bir siyasal mücadele yapmak gerekirken ve ayrışmanın nedenlerini, ideolojik, politik nedenlerini CHP’nin siyasal fikriyatından başka bir anlam ifade edecek bir ayrım yapamıyorsanız eğer o zaman ‘Niçin başka bir siyasal parti arayışı içindesiniz?’ sorusunun tek açıklaması olabilir. ‘Biz kendimize koltuk arıyoruz’ diyor arkadaşlar” dedi.

    “4 İL BAŞKANLIĞIMIZ MERKEZ İLÇELERLE BERABER GÖREVDEN ALINDI”

    MYK’da birtakım örgütsel kararlar alındığını ifade eden Sarı, “4 il başkanlığımız merkez ilçelerle beraber görevden alındı, örgütler feshedildi. Bunlar Kütahya, Uşak, Karaman ve Çankırı illerimiz. 5 ilimizde de il başkanlığı görevlendirmesi yaptık. Bu illerimiz de; Eskişehir, Karaman, Sivas, Kırşehir ve Uşak illerimiz. Atamasını gerçekleştirdiğimiz il başkanlarıyla beraber ve atamasını yapmadığımız ama CHP’nin kurumsal kimliği içerisinde siyasal mücadeleye devam etmek isteyen il başkanlarımızla beraber önümüzdeki günlerde bir il başkanları toplantısı yapacağız. CHP örgütünü önümüzdeki süreçte kongreleri yapmaya hazır hale getireceğiz” ifadelerini kullandı.

    “İSTİFA, CHP ÜYELERİNİN 10’DA BİRİNE BİLE ULAŞMAMIŞTIR”

    Bir basın mensubunun ‘istifa eden üyelerin sayısına’ ilişkin sorusunu yanıtlayan Sarı, “Ahlaki olan Özgür Özel’in bu grup toplantısını yapmadan önce istifa etmesi olurdu. Dolayısıyla bir siyasal partinin grubunda başka bir siyasal partinin çalışması açıklanmaz. İsmi, logosu, başka bir siyasi yolculuğun ana hatları açıklanmaz. Bunu hiçbir şekilde ahlaki bulmuyoruz. Özellikle grup yönetimiyle ilgili alacağımız pozisyonlar arkadaşların istifasıyla ilgili istifa edip etmeyeceklerini, hangi arkadaşın istifa edeceğini hep beraber göreceğiz. Üyelerin istifasıyla ilgili sosyal medyada koparılan yaygaranın hiçbir şekilde doğru olmadığını ifade etmek isterim. İstifa, CHP üyelerinin 10’da birine bile ulaşmamıştır. Her 10 üyeden 9 tanesi en az CHP’nin siyasal kimliği içinde siyasal mücadele yapmaktadırlar” açıklamasında bulundu.

    Müslim Sarı, CHP’li belediye başkanları ile iletişimde olduğunu ve büyük çoğunluğunun partide kalma yönünde tavır aldığını belirterek, Özgür Özel’in kurma olasılığında olan partiye katılmayı düşünen belediye başkanı sayısının ise oldukça sınırlı olduğunu dile getirdi.

    YENİ GÖREVLENDİRMELER

    Görevlendirme kapsamında Eskişehir İl Başkanlığına Volkan Enver Kılıç, Sivas İl Başkanlığına Semih Balk, Karaman İl Başkanlığına Yusuf Baştuğ, Kırşehir İl Başkanlığına Hacı Tanrıbuyurdu ve Uşak İl Başkanlığına Turan Can Ocakoğlu atandı. >>>İHA

  • Hamsi yılın ilk yarısında 20 ülkede alıcı buldu

    Hamsi yılın ilk yarısında 20 ülkede alıcı buldu

    AA muhabirinin, Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) verilerinden yaptığı derlemeye göre, Türkiye’nin ocak-haziran 2025’te değer bazında 7 milyon 393 bin 680 dolar olarak kayıtlara geçen hamsi ihracatı, bu yılın aynı döneminde yüzde 21 artarak 8 milyon 967 bin 744 dolara ulaştı.

    Geçen senenin ilk yarısında 1718 ton olan hamsi dış satımı, bu yılın aynı döneminde yüzde 73 artışla 2 bin 966 tona yükseldi.

    Bu yıl ocak-haziran döneminde hamsiye en çok talep Belçika, Fransa ve Ukrayna’da geldi. Belçika’ya 2 milyon 242 bin 520 dolar, Fransa’ya 2 milyon 50 bin 383 dolar, Ukrayna’ya da 1 milyon 555 bin 768 dolar değerinde hamsi ihraç edildi.

    Geçen yılın aynı döneminden farklı olarak Avustralya, Portekiz ve Katar’a da hamsi satıldı.

    “Talebin güçlü seyretmesi ihracat rakamlarına olumlu yansıdı”

    DKİB Su Ürünleri Sektör Komitesi Başkanı Hasan Kuzuoğlu, AA muhabirine, yılın ilk yarısında hamsi ihracatında hem miktar hem de değer bazında önemli artış yakalandığını söyledi.

    Kuzuoğlu, Türk hamsisinin uluslararası pazarlarda ilgi görmeye devam ettiğini belirterek, “Yılın ilk 6 ayında yaklaşık 3 bin tona yaklaşan ihracat gerçekleştirdik. Geçen yılın aynı dönemine göre miktarda yüzde 73, değerde ise yüzde 21’lik artış sektörümüz açısından sevindirici bir tablo ortaya koydu. Özellikle Avrupa pazarından gelen talebin güçlü seyretmesi ihracat rakamlarına olumlu yansıdı.” diye konuştu.

    Belçika, Fransa ve Ukrayna’nın en önemli pazarlar arasında yer aldığını ifade eden Kuzuoğlu, Avustralya, Portekiz ve Katar’a yeniden ihracat yapılmasının da pazar çeşitliliği açısından önemli olduğunu kaydetti.

    “Yeni ülkelere açılmayı hedefliyoruz”

    Kuzuoğlu, yeni ülkelere açılmayı hedeflediklerine dikkati çekerek, “Üretim ve av sezonunun beklentiler doğrultusunda geçmesi halinde yıl sonunda ihracat rakamlarımızın daha da yukarı çıkacağını öngörüyoruz. Hedefimiz hem miktarı hem de katma değerli ürün ihracatını artırmak.” dedi.

    İhracatın sürdürülebilir şekilde artırılması için tanıtım faaliyetlerinin önemine işaret eden Kuzuoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Türk hamsisinin uluslararası pazarlarda daha güçlü tanıtılması, fuarlara katılımın artırılması ve firmalarımızın yeni alıcılarla buluşturulması gerekiyor. Bunun yanında işlenmiş ve katma değerli ürün üretimine ağırlık verilmesi, soğuk zincir ve lojistik altyapısının güçlendirilmesi ihracatımıza önemli katkı sağlayacaktır.”>>>AA

  • Dolandırıcılık suçundan aranan şahsı polis yakaladı

    Dolandırıcılık suçundan aranan şahsı polis yakaladı

    Afyonkarahisar’da 4 ile hapis cezası ile aranan bir şahıs polisin takibi sonrası yakalanarak gözaltına alındı.

    Edinilen bilgilere göre, bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçundan hakkında 4 yıl hapis cezası bulunan K.K., polis ekiplerinin takibi sonrası yakalandı. Şahıs emniyetteki işlemlerin ardından sevk edildi mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

  • Yerli turistler ilk çeyrekte 102,3 milyar lira harcadı

    Yerli turistler ilk çeyrekte 102,3 milyar lira harcadı

    AA muhabirinin, Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) “hane halkı yurt içi turizm” verilerinden derlediği bilgiye göre yerli turistler yılın ilk çeyreğinde ülke içinde 102,3 milyar lira seyahat harcaması yaptı.

    Geçen yılın aynı çeyreğine göre harcamalarda yaklaşık yüzde 34’lük artış gerçekleşirken yerli turistler aynı dönemde toplamda 73,6 milyon kez gece konakladı.

    Turistlerin yurt içinde yaptığı bu seyahatler amaçlarına göre incelendiğinde ise aile ziyareti öne çıktı.

    Yerli turistler, “yakınları ziyaret” başlıklı kategoride yaptıkları seyahatlerde 50 milyar 249 milyon 966 lira harcadı. Geçen yılın aynı döneminde ise bu gerekçeyle 38 milyar 718 milyon 200 bin lira harcanmıştı.

    Yakınları ziyaretten sonra en çok harcamanın yapıldığı kategori 33 milyar 31 milyon 536 bin lira ile “gezi, eğlence, tatil” olarak kayıtlara geçti. Söz konusu kategoride 2025’in ilk çeyreğinde 22 milyar 906 milyon 736 bin lira harcama gerçekleşmişti.

    Böylece bu yılın ilk çeyreğindeki 102,3 milyar liralık toplam harcamanın, 83,3 milyar lirası aile ziyareti ve tatil için yapılmış oldu.

    Yakınları ziyaret için 54,6 milyon geceleme

    Söz konusu dönemde “yakınları ziyaret” için 9 milyon 652 bin seyahat ve bu seyahatlerde 54 milyon 651 bin geceleme gerçekleştirildi.

    Yerli turistler, “gezi, eğlence, tatil” için ise aynı dönemde 3 milyon 155 bin seyahat yaparken 10 milyon 250 bin kez geceledi.

    Hane halkının bu yılın ilk çeyreğine ilişkin yurt içi turizm harcamalarından söz konusu kategorilere yönelik veriler şöyle:>>>AA

    Yakınları Ziyaret Gezi, eğlence, tatil
    Seyahat Sayısı (Bin) 9.652 3.155
    Geceleme Sayısı (Bin) 54.651 10.250
    Harcama Tutarı (Bin) 50.249.966 33.031.536
  • Doğanın Kanunu 8. bölüm fragman izle: Yaman ve Doğa ölümcül tehlikede!

    Doğanın Kanunu 8. bölüm fragman izle: Yaman ve Doğa ölümcül tehlikede!

    Star TV ekranlarında yaz sezonuna damga vuran Ay Yapım imzalı “Doğanın Kanunu” dizisi, nefes kesen son bölümünün ardından 8. bölüm ilk tanıtımıyla izleyicilerin karşısına çıktı.

    Başrollerini Alperen Duymaz (Yaman) ve Özge Yağız‘ın (Doğa) paylaştığı yapım, yayınlanan yeni fragmanıyla sosyal medyada kısa sürede geniş yankı uyandırdı.

    İşte Doğanın Kanunu 8. bölüm fragmanına dair tüm detaylar ve son bölümde yaşanan heyecan dolu gelişmeler…

    8. Bölüm Fragmanı Sosyal Medyada Gündem Oldu

    Çarşamba akşamlarının vazgeçilmezi haline gelen dizinin yeni bölüm fragmanında, hikâyedeki tansiyonun ve hesaplaşmaların giderek tırmanacağı görüldü. Fragmanın yayınlanmasının hemen ardından dizi tutkunları sosyal medya platformlarında binlerce yorum yaptı.

    İzleyicilerden gelen “Şu ana kadarki en iyisi”, “Yine ekran başına kilitlediler”, “Bu yazın en iddialı yapımı” gibi övgü dolu paylaşımlar, yeni bölüme olan merakı zirveye taşıdı.

    Son Bölümde Neler Yaşandı?

    Dizinin ekrana gelen son bölümünde aksiyon ve duygusal anlar bir arada yaşandı:

    • Çiftlikte Profesyonel Anlaşma: Geçmişine dair saklanan gerçeklerin ortaya çıkmasıyla büyük bir sarsıntı geçiren Yaman, Doğa ile yalnızca profesyonel bir ilişki sürdürme şartıyla çiftliğe geri döndü.

    • İntikam Planı Devrede: Doğa’nın daveti üzerine çiftliğe gelen Muzaffer ve Semra, Hulusi Arcalı’nın yıllar önce babalarının mirasına haksız yere el koyduğunu öne sürerek intikam planlarını devreye soktu.

    • Kritik Kaçırılma Olayı: Bölümün kırılma noktası Doğa’nın çete tarafından kaçırılması oldu. Doğa’yı kurtarmak için zamanla yarışan Yaman, denizde gerçekleştirdiği tehlikeli baskınla izleyicilere heyecan dolu anlar yaşattı.

    • Büyük Tehlike: Hulusi’ye fidye mesajı ulaştığı sırada Yaman ve Doğa’nın bulundukları yatta ölümcül bir tehlikeyle yüzleşmesi ise yeni bölüm öncesi soru işaretlerini artırdı.

    Doğanın Kanunu Künyesi

    • Yapım: Ay Yapım

    • Yayın Kanalı: Star TV

    • Yönetmenler: Ali Bilgin & Beste Sultan Kasapoğulları

    • Senaryo: Barış Erdoğan & İlker Arslan

    • Başroller: Alperen Duymaz, Özge Yağız, Hakan Yılmaz