Yazar: admin

  • Özel Haber – Prof. Dr. Ersan Öz, Gazete 3’e 2025’i değerlendirdi

    Özel Haber – Prof. Dr. Ersan Öz, Gazete 3’e 2025’i değerlendirdi

    BÜYÜME RAKAMLARI VE SEKTÖREL GÖRÜNÜM

    Prof. Dr. Ersan Öz, açıklanan üçüncü çeyrek büyüme verisinin yüzde 3,7 olarak gerçekleştiğini belirterek, büyüme ile enflasyon arasındaki ilişkinin önemine dikkat çekti. Büyümenin sektörler itibariyle pozitif ivme gösterdiğini söyleyen Öz, yalnızca tarım sektöründe dönemsel olarak yüzde 12 oranında küçülme görüldüğünü ifade etti. Enflasyonda yaşanan düşüşle birlikte büyümedeki olumlu seyrin dördüncü çeyrekte de devam edeceğini öngördüğünü kaydetti.

    ENFLASYON, FİNANSMAN VE KREDİ MALİYETLERİ

    Enflasyondaki gerilemenin finansman maliyetlerine yansıyacağını belirten Öz, özellikle sanayici ve üretici kesimin düşük maliyetli krediye erişim beklentisi içinde olduğunu aktardı. Kurda ciddi bir hareketlenme olmaması nedeniyle ihracat yapan firmaların maliyet baskısı altında kaldığını, artan maliyetlere rağmen kârlılıklarını artırmakta zorlandıklarını dile getirdi. Para politikasına da değinen Öz, Merkez Bankası’nın piyasayı yakından izlediğini, politika faizindeki olası indirimlerin kademeli şekilde yapılacağını vurguladı. Aralık ayı faiz oranına ilişkin beklentilerin 100–150 baz puanlık bir indirim yönünde olduğunu ancak kararların küresel piyasaların seyri ve risklerin minimize edilmesi çerçevesinde alınacağını söyledi.

    SANAYİ VE İSTİHDAM ODAKLI SELEKTİF KREDİ ÖNERİSİ

    Ekonominin hassas bir dönemden geçtiğini belirten Prof. Dr. Öz, özellikle tekstil, teknoloji ve demir-çelik sektörlerinde sıkıntıların yaşandığını ifade etti. İstihdam odaklı sektörleri destekleyecek selektif kredi politikalarının uygulanması gerektiğini vurgulayan Öz, devlet bankaları aracılığıyla belirli üretim alanlarına daha düşük faizli kredi imkânı sağlanmasının önemine işaret etti. İşsizlik oranının yüzde 8,5 seviyesinde olduğuna dikkat çeken Öz, bu oranın aşağı çekilebilmesi için üretim ve istihdam sağlayan sektörlerin desteklenmesi gerektiğini kaydetti.

    BORSADA SEYİR VE MAKROEKONOMİK BELİRSİZLİKLER

    Borsanın 11–12 bin seviyelerinde seyrettiğini ifade eden Öz, yılın sonuna yaklaşılırken makro değişkenlerin birbirini olumlu ya da olumsuz etkilediğini söyledi. Enflasyondaki ilerlemeye rağmen altın talebini düşürecek bir gelişme olmadığını belirten Öz, hem gram altın hem ons fiyatlarını aşağı yönlü etkileyecek bir koşulun henüz oluşmadığını dile getirdi.

    ASGARİ ÜCRET BEKLENTİSİ VE PİYASA DAVRANIŞLARI

    Asgari ücretin 22.104 TL olduğunu hatırlatan Öz, Aralık ayında belirlenecek yeni rakama ilişkin çeşitli senaryolar bulunduğunu, yüzde 20–30 arasında artış beklentileri olduğunu aktardı. 26 bin TL altında bir senaryonun olmadığını, 30 bin TL’ye kadar yükseliş tahmin edildiğini söyledi. Prof. Dr. Öz, asgari ücrete yapılacak zammın piyasada fiyat artışlarıyla hızlı şekilde eritilmemesi gerektiğini belirterek özellikle perakende gıda ve market sektörlerinde fiyatların daha kontrollü seyretmesinin önemine vurgu yaptı. İşveren ve çalışan taraflarının da asgari ücret kararını beklediğini kaydeden Öz, kararın ekonomik olduğu kadar siyasi bir nitelik de taşıdığını ifade etti. Kendi tahmininin, yeni asgari ücretin 27 bin TL’nin altında belirlenmeyeceği yönünde olduğunu söyledi.

    2025’E DOĞRU EKONOMİDE GENEL GÖRÜNÜM

    2025 yılına yaklaşırken ekonominin nasıl kapanacağına dair soru işaretleri bulunduğunu belirten Prof. Dr. Ersan Öz, döviz kurlarındaki seviyelerin birçok değişkeni tetiklediğini söyledi. Ekonomide talebi ve altın fiyatlarını düşürecek bir ortamın henüz mevcut olmadığını ifade etti. Ekonominin aynı zamanda “bir ümit” olduğunu dile getiren Öz, mevcut dönemin matematiksel netliklerle açıklanamayacak kadar belirsizlik içerdiğini kaydetti. Firmaların borçlanırken dikkatli olması gerektiğini söyleyen Öz, üretim yapan girişimcilerin maliyetlere göre planlı büyüme stratejileri geliştirmesi gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Öz, Türkiye’nin uzun süredir devam eden hassas bir ekonomik dönemden geçtiğini belirterek, “Ayağı yorganına göre uzatma” prensibinin hem bireyler hem işletmeler için kritik olduğunu ifade etti.

  • Down Sendromlu Çocuğu Oyun Alanına Almayan İşletmeye Ceza

    Down Sendromlu Çocuğu Oyun Alanına Almayan İşletmeye Ceza

    Nisan ayında Ankara’nın Etimesgut ilçesinde, down sendromlu 7 yaşındaki M.A.Y., öğretmeni S.K.O. ile birlikte alışveriş merkezindeki oyun alanına alınmadı. İşletme, çocuğun “diğer çocuklara zarar verebileceği veya zarar görebileceği” gerekçesiyle içeri girmesine izin vermedi. Olay anına ait video sosyal medyada paylaşıldı ve tepki topladı.

    TİHEK İnceleme Başlattı

    Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK), Türkiye Down Sendromlular Derneği ve ailenin başvurusu üzerine inceleme başlattı. İşletme, çocuğun boyunun top havuzuna uygun olmadığını iddia etti ancak bu iddiayı destekleyecek hiçbir delil sunamadı. Ayrıca, oyun alanında boy sınırı uyarısı bulunmuyordu.

    Karar: Üst Sınırdan Ceza

    TİHEK, çocuğun yalnızca engelliliği nedeniyle dışlanmasının ayrımcılık niteliğinde olduğuna hükmetti. Kararda, “Somut ve ölçülebilir bir risk değerlendirmesi yapılmadığı, personelin açıklamalarının önyargılara dayandığı” vurgulandı. İşletmeye üst sınırdan 204 bin 285 TL idari para cezası verildi.

    Dernekten Memnuniyet Açıklaması

    Türkiye Down Sendromlular Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gün Bilgin, kararı memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, “Her çocuğun akranlarıyla oyun oynama hakkı vardır. Bu kararın benzer ihlallerin önüne geçmesinde caydırıcı olmasını diliyoruz” ifadelerini kullandı.

  • İsrailli insan hakları örgütleri: 2025, İsrail işgalinde Filistin için 1967’den bu yana “en ölümcül yıl”

    İsrailli insan hakları örgütleri: 2025, İsrail işgalinde Filistin için 1967’den bu yana “en ölümcül yıl”

    İsrailli 12 insan hakları örgütünün hazırladığı rapor, İsrail’in Gazze Şeridi’ne saldırıların ikinci yılı olan 2025’in işgal altındaki Filistinlilere yönelik insan hakları ihlallerinin de katlanarak arttığı bir yıl olduğunu ortaya koydu.

    Rapor, İsrailli insan hakları örgütleri Bimkom, Gisha, HaMoked, İsrail’de İşkenceye Karşı Kamu Komitesi, Yeş Din, İr Amim, İsrail İnsan Hakları İçin Doktorlar, İsrail Sivil Haklar Derneği, Barış İçin Savaşanlar, Emek Shaveh, Breaking the Silence ve Torat Tzedek’in bir araya gelerek oluşturduğu platform tarafından hazırlandı.

    Rapora göre, Gazze Şeridi ile işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te öldürülen Filistinlilerin sayısı bu yıl 2023 Ekim ayı öncesine kıyasla neredeyse iki katına çıkarken, zorla yerinden edilmeler daha önce görülmemiş seviyelere ulaştı.

    İsrail’in Gazze Şeridi’ne insani yardım girişlerini sistematik olarak engellemesinin yol açtığı açlık, Filistinliler arasında kitlesel ölümlere sebep olurken bir zamanlar “istisnai” olarak kabul edilen insan hakları ihlalleri rutin hale geldi.

    Raporu hazırlayan İsrailli insan hakları örgütlerinden yapılan ortak açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

    “2025, çok az kişinin anlayabileceği bir gerçeği ortaya çıkardı: Sınır tanımayan, uluslararası hukuku sistematik olarak ihlal eden ve savunduğunu iddia ettiği değerleri ortadan kaldıran bir devlet. Açlığın bir silah olarak kullanılması, hastanelere saldırılar, tutukluların ortadan kaldırılması, tüm toplulukların sınır dışı edilmesi ve sivillerin yaygın olarak öldürülmesi ‘başarısızlık’ değil, politikadır.”

    İsrail, Gazze’de öldürmeyi ve zorla yerinden etmeyi hız kesmeden sürdürdü

    Rapora göre, İsrail’in Gazze Şeridi’ne 2025’te düzenlediği saldırılarda öldürülenlerin sayısı ekim ayına kadar, 20 binin üzerinde çocuk ve 10 binin üzerinde kadın olmak üzere 67 bin 173 oldu.

    Ayrıca 10 bin Filistinlinin cesedinin hala daha enkaz altında olduğu tahmin edilirken İsrail saldırılarında 170 binin üzerinde kişi yaralandı.

    Geçen yıl Gazze’de bir milyonun üzerinde Filistinli zorla yerinden edilirken 2025’te bu sayı 1.9 milyona ulaştı. Bunun, Gazze Şeridi’ndeki nüfusun yaklaşık yüzde 90’ına tekabül ettiği de vurgulandı.

    Öte yandan 1.9 milyon Filistinlinin büyük çoğunluğu İsrail’in saldırılarla evleri, içme suyu altyapısı ve sağlık kuruluşlarını hedef alması nedeniyle birden çok kez yerinden edildi.

    Gazze’de açlık 2025’te “kitlesel ölümlere” dönüştü

    Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşların Gazze Şeridi’nde “benzeri görülmemiş bir açlık krizi” uyarılarının bu yıl “kitlesel ölümlere” dönüştüğünün altı çizildi.

    Gazze’de yalnızca temmuz ayında 13 bin çocuğa şiddetli yetersiz beslenme teşhisi konurken, ekim ayı itibariyle 157’si çocuk 461 kişinin açlıktan yaşamını yitirdiği hatırlatıldı.

    Birleşmiş Milletler, 15 Ağustos’ta Gazze kentindeki kıtlığın makul kanıtlarla doğrulandığı duyurmuştu.

    BM destekli gözlem kuruluşu Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırmasının (IPC) raporunda, “15 Ağustos 2025 itibarıyla, Gazze şehrindeki kıtlık (felaket seviyesi olarak bilinen IPC’nin 5. seviyesi) makul kanıtlarla doğrulandı.” ifadesine yer verilmişti.

    Filistinliler gıda dağıtım alanlarında öldürüldü

    İsrail’in aylarca insani yardım geçişine izin vermediği Gazze Şeridi’nde, İsrail-ABD güdümlü Gazze İnsani Yardım Vakfına (GHF) bağlı dağıtım merkezlerinin önünde 2 bin 306 Filistinli öldürüldü, 16 bin 929 kişi ise yaralandı.

    Öte yandan Gazze’de Filistinli sivillerin canlı kalkan olarak kullanıldığına ilişkin düzinelerce tanıklığın olduğuna işaret eden raporda, İsrail’in alıkoyduğu ve canlı kalkan kullandığı Filistinlilerin günlerce ve haftalarca elleri kelepçeli, gözleri bağlı tutulduğunun altı çizildi.

    İşgal altındaki Batı Şeria’da “kitlesel sürgün”

    İsrail’in 1967’den bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria’da Filistinli topraklarını gasbeden İsraillilerin şiddetinin 2025 yılında ciddi oranda artarak “kitlesel sürgüne” dönüştüğünün altı çizildi.

    İşgal altındaki Batı Şeria’da 2023 ve 2024 yıllarında kayıtlara geçen bin 200 yerleşimci şiddeti vakasının bu yıl “kitlesel sürgüne” evrildiği vurgulanan raporda, hayvancılıkla uğraşan Filistinli 44 topluluğun tamamen, 10’unun ise kısmen zorla yerinden edildiği belirtildi.

    Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırı ve şiddet eylemleri neticesinde söz konusu topluluklara mensup bin 326’sı çocuk, 2 bin 932 Filistinlinin yerlerinden edildiği kaydedildi.

    Öte yandan İsrail ordusu, Batı Şeria’da 2023’te idari tutukluluk adı altında bin 500’ün üzerinde Filistinliyi alıkoyarken, bu yıl ise bu sayı 3 bin 577’ye ulaştı.

    İsrail’in alıkoyduğu 98 Filistinlinin işkence, tıbbi bakımdan mahrum bırakılmak ve insanlık dışı koşullar nedeniyle öldüğü belirtildi. Raporda, İsrail’in alıkoyduğu Filistinlilere yönelik kötü muamelesinin sistematik hale geldiği vurgulandı.

    Doğu Kudüs’te “mülksüzleştirme”

    İsrail’in 1967’den beri işgal altında tuttuğu Doğu Kudüs’te ise 2025 yılında yoğun bir mülksüzleştirme politikasının yürütüldüğü belirtildi.

    İsrail’in bölgede yürüttüğü tapu tescil projesini mülksüzleştirme aracı olarak kullandığının altını çizen raporda, yasa dışı yerleşimlerin sayısının Doğu Kudüs’te eşi benzeri görülmemiş şekilde arttığı vurgulandı.

    Belediye hizmetlerinin çöktüğü Doğu Kudüs’te Filistinlilerin hareket özgürlüğü kısıtlanırken okulu terk oranlarının arttığı kaydedilen raporda, tüm bu gelişmelerin İsrail’in 2025’te kurumsallaşmış ayrımcılıktan yoğun bir mülksüzleştirme politikasına geçtiğine işaret ettiği belirtildi.

    İsrail 2025’te Filistin’in tarihi alanlarını da hedef aldı

    Gazze Şeridi’ne saldırıların ikinci yılında İsrail, işgal altındaki Filistin topraklarında müzeler, tarihi binalar ve arkeolojik alanları tahrip etme ve yıkım politikasını sürdürdü.

    İsrail, 2025’te Gazze’de Paşa Sarayı, Gazze Kent Arşivi, Refah Müzesi ve antik liman bölgeleri dahil olmak üzere pek çok alanı hedef aldı.

    Rapora göre, İsrail’in daha önce işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te “koruma” ve “turizmi geliştirme” olarak çerçevelenen projeler yerine arkeolojik alanları bölgesel kontrol ve yerinden etme aracı olarak kullandığı görüldü.

    İsrail, bu bağlamda yakın dönemde işgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentine bağlı Sebastia gibi bölgelere “arkeolojik alan olduğunu” belirterek el koydu.

  • Papa 14’üncü Leo Lübnan Ziyaretini Tamamladı

    Papa 14’üncü Leo Lübnan Ziyaretini Tamamladı

    Papa 14’üncü Leo, Lübnan’ın başkenti Beyrut’taki programını tamamladı ve Roma’ya dönmek üzere Refik Hariri Uluslararası Havalimanı’na geçti. Papa’ya, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevvaf Selam eşlik etti.

    Patlama Alanını Ziyaret Etti

    Papa, Beyrut Limanı’ndaki 4 Ağustos 2020’de yaşanan patlama alanını ziyaret ederek, hayatını kaybedenler için dua etti. Ziyaretin kendisini derinden etkilediğini belirtti.

    Barış ve Diyalog Mesajı Verdi

    Lübnan’ın güneyindeki gerilim ve istikrarsızlığa değinen Papa, silahlı mücadelenin artık fayda sağlamadığını vurguladı. “Silahlar öldürür, müzakere ve diyalog yapıcıdır. Barışı yalnızca bir amaç değil, bir yol olarak seçelim” ifadelerini kullandı.

  • Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Duran: Afet haberciliği salt bir gazetecilik pratiği değildir

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Duran: Afet haberciliği salt bir gazetecilik pratiği değildir

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığında düzenlenen Afet Haberciliği Eğitim Paneli’nde yaptığı konuşmada, “Afet Haberciliği: Haberin Felakete Dönüşmesini Engellemek” adlı Avrupa Birliği Erasmus Projesi münasebetiyle bir arada olduklarını belirtti.

    İletişim Başkanı Duran, projenin yürütücüsü Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi ile diğer ortakları Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Konya Büyükşehir Belediyesi Sosyal İnovasyon Ajansı, Slovenya’dan Primorska Üniversitesi ile Ukrayna’dan Kiev Üniversitesi ve İspanya’dan Vigo Üniversitesi’ne teşekkür etti.

    İletişim alanında eğitim gören öğrencilerden sektör profesyonellerine, politika yapıcılarından bilim insanlarına bütün paydaşlara çok önem verdiklerini ifade eden Duran, iletişimin tüm veçheleriyle hayatın her alanına nüfuz ettiği ve hayatı şekillendirdiği böylesi bir dönemde, ortak çalışmalar yapmanın ve geleceği nasıl sağlıklı bir iletişimle yöneteceklerini düşünme ve konuşmanın, sağlıklı iletişim ve medya ekosistemi için de vazgeçilmez önemde olduğunu söyledi.

    “Toplumun lehine ve standartları yüksek olan bir medya sistemi vazgeçilmezimizdir”

    Duran, kurum olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu “Türkiye Yüzyılı, İletişimin Yüzyılı” vizyonu doğrultusunda ülkenin iletişim ekosistemini tahkim etmek ve bunu daha da geliştirmek için var güçleriyle çalıştıklarını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İnsanı ve adaleti merkezine alan, toplumun lehine ve standartları yüksek olan bir medya sistemi vazgeçilmezimizdir. Bu kapsamda, hazırladığımız yayınlar ve eğitim videolarıyla, düzenlediğimiz çeşitli seminer, toplantı ve etkinliklerle iletişimin hem pratiğine hem de teoriğine katkı sunmaya çalışıyoruz. Bununla birlikte yeni işbirliği zeminleri de hazırlıyoruz. Bugünkü panelimizin de bu anlamda kıymetli olduğunu ifade etmek isterim. Bu panel, afet haberciliği konusunda önemli çıktılar ortaya koyacak. Afet haberciliği salt bir gazetecilik pratiği değildir. Aynı zamanda afet anlarında toplumsal dayanışmayı, kamu düzenini, devlet-millet iletişimini ve hatta can güvenliğini ilgilendiren bir uzmanlık alanıdır. Bu yönüyle büyük hassasiyet gerektirir. Malumlarınız, afet zamanlarında insanlarımız bilgi edinme talebi içerisindedir ve bu çok doğal bir durumdur. Bu durumun yüksek yoğunluklu bilgi trafiğini, bir başka ifadeyle enformasyon çağının gereklerini oluşturduğunu görüyoruz. Hızın öncelendiği fakat teyit mekanizmalarının kimi zaman göz ardı edildiği bu bilgi trafiği, bazen telafi edilemeyecek sonuçlar da ortaya çıkarabiliyor.”

    “Sahte bilgiyi ayırt etmenin zorlaştığı bir döneme girdik”

    Duran, gelişen teknolojiye bağlı olarak hızın egemen olduğu bir iletişim ortamının tecrübe edildiğini dile getirdi.

    Birçok sosyal medya mecrası ve teknolojide ortaya çıkan yeniliklerle dünyanın siyaseti, ekonomisi ve iletişiminin yeniden şekillendiğine dikkati çeken Duran, şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Bunun çok önemli bir realite olduğunun farkındayız. Hatta öyle ki büyük güçler arasındaki teknoloji rekabetiyle de birleşen bu iletişim alanı, giderek riskleriyle ve aynı zamanda hegemonya arayışlarıyla da kendisini ortaya koyuyor. Burada, ülkelerin ulusal menfaatlerini, devletlerin güvenliklerini koruyabilmek için kendi otonom stratejik iletişimlerini oluşturmak zorunda kaldıklarını da biliyoruz. Bilgiye ulaşmanın artık kolay olduğu ama gerçek bilgiyle sahte bilgiyi yoğun bir şekilde ayırt etmenin zorlaştığı bir döneme de girdik. Özellikle yapay zekanın etkisiyle bu gerçekten önemli bir husus haline geldi. Dezenformasyon, yalan ve yanıltıcı haber ve kurgusal içerikler o kadar hızlı yayılıyor ki bazen farklı afetler farklı yerlerde gösterilerek çok önemli algılar üretilebiliyor. Böyle bir ahvalde stratejik ve bütünlüklü bir kriz iletişimine sahip olmak gerçekten zaruri görünüyor. Burada bizim için en büyük görev, kurumsallaşmış medyaya ve profesyonel gazetecilere hep birlikte katkı verebilmektir.

    Habercilik hele hele afet dönemlerinde çok önemli ancak habercilerin öncelikle kendi güvenliğini, daha sonra afetzedelerin güvenliğini ve arama kurtarma çalışmalarını engellemeyecek, bunları kolaylaştıracak bir pozisyonda olması gerekir. İnsani değerlerle yaptığımız birçok çalışma var. Ben afet gazeteciliği yapan basın mensuplarımıza tekrar teşekkür ediyorum. Gerçekten zor bir ortamda faaliyet yürütüyorlar. Bunun temelinde insana verilen değer olmasa bu fedakarlık ortaya çıkmaz. Gayretlerin yanı sıra profesyonelliği de önemsememiz gerekir. Zira biz insani değerleri yansıtırken, onlara belki sonrasında zarar verebilecek olan bir profesyonellik dışı konumda da olmamamız gerekiyor.”

    Medya okuryazarlığı

    Duran, gazetecilerin, habercilerin üzerine düşen görevler olduğu gibi toplumun da bu konuda bilinçlenmesinin önem arz ettiğini dile getirdi.

    Medya okuryazarlığının özellikle afet anlarında çok kritik bir unsur olarak öne çıktığını vurgulayan Duran, “Tırnak içinde söylüyorum; günümüzde iletişim, aslında basın mensuplarına bırakılmayacak kadar, önemli hale geldi. Elinde herhangi bir akıllı telefon olan her bir bireyin bir anda haberciye dönüşebildiğini görüyoruz. Özellikle de afet anlarında bu çok daha hızlı olabiliyor. Dolayısıyla hem konvansiyonel hem dijital hem de sosyal medyada içerik üretenlerin, bu içeriklerin nasıl karşılık bulacağı konusunda bir bilinç düzeyi içerisinde olması oldukça kıymetli. Kaynakların sorgulandığı, teyit mekanizmalarının işletildiği, yapay zeka üretimi video ve fotoğraflara duyarlılığın artırıldığı bir medya tüketim bilincini oluşturmak için hep beraber çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.

    “6 Şubat’tan itibaren sadece 5 aylık süreçte 450’ye yakın dezenformasyon tespit ettik”

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Duran, son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de maalesef sel, afet, orman yangını, deprem gibi olağanüstü durumlar yaşadıklarını, bunların kuşkusuz en büyüğünün “asrın felaketi” olarak nitelendirdikleri 6 Şubat depremleri olduğunu söyledi.

    Depremlerden 11 şehirde, 14 milyon insanın doğrudan etkilendiğini hatırlatan Duran, “Ülkemizin tamamını yasa boğan, 53 binin üzerinde canımızı yitirdik. Bu afetin ilk gününden itibaren yaralarımızı hep birlikte milli ruh ve dayanışma içerisinde sarmaya gayret ettik. Bu vesileyle afet sırasında vefat eden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.” ifadelerini kullandı.

    6 Şubat depremlerinde yalan yanlış, eksik bilginin hızla yayıldığına şahit olduklarını, bilgi kirliliği ve yoğun dezenformasyona maruz kaldıklarını vurgulayan Duran, şöyle konuştu:

    “İletişim Başkanlığı olarak dezenformasyonları hızlı biçimde tespit ederek vatandaşlarımıza doğru bilginin ulaştırılmasını sağlamak için mücadele ettik. Bu minvalde 6 Şubat’tan itibaren sadece 5 aylık süreçte 450’ye yakın dezenformasyon tespit ettik ve ifşa ettik. Yine bu süreçte kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için paydaşlarımız ve medya kuruluşlarımızla çok yakın çalıştık. Gazetecilerin sahada işlerini yapabilmesi için mobil basın merkezleri oluşturduk. Gazetecilerin deprem bölgesine ulaşabilmesi için gerekli koordinasyonu sağladık. Uluslararası medya kuruluşlarını doğru, hızlı ve şeffaf şekilde bilgilendirerek uluslararası toplumu bilgilendirdik. Resmi kurum ve yetkililerin yaptığı bilgilendirme ve çağrıların hızlı ve doğru biçimde yayılmasına yardımcı olduk.”

    5 dilde “Afet Haberciliği” kitabı

    Duran, afet haberciliği konusunda medya mensuplarına ve geleceğin gazetecilerine rehberlik etmek için çalışmalarını düzenli olarak sürdürdüklerini belirtti.

    2024 yılında “Doğru Habercilik ve Medya Etiği” kitabını farklı dillerde yayınladıklarını, tecrübeli meslek mensuplarının deneyimlerini aktardıkları afet, kriz, savaş, sağlık, polis adliye haberciliği gibi konularda video çalışmaları yaptıklarını, “Sesinizi Duyuyoruz: Afet ve Kriz Haberciliği” başlıklı sempozyumu gerçekleştirdiklerini anımsatan Duran, Afet Haberciliği Eğitim Paneli ile de çalışmalara devam ettiklerini aktardı.

    Önümüzdeki dönemde de yeni çalışmalar yapacaklarını belirten Duran, “Mevcut proje kapsamında uluslararası düzeyde geçerliliği olan bir afet haberciliği ders müfredatı geliştirilmesini özellikle önemsiyorum. Yine bu çerçevede 5 dilde hazırlanan ‘Afet Haberciliği’ kitabını da son derece kıymetli buluyorum. Bu kitabı sizlerle paylaşacağız. Ümit ediyorum ki hem öğrencilerimize hem hocalarımıza hem bu bilginin peşinde olan bütün medya mensuplarımıza katkı verecektir. Pratik, etik ve güvenlik başlıklarından oluşan bu kitapta yer alan örnek olay incelemeleri ve tavsiyeler vazgeçilmez katkılarda bulunacaktır.” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Duran, panele katkı sunan ve projede emeği geçen herkese teşekkür etti.

  • (Video) Telefondaki ses ‘nefes’ oldu: 112 personelinden hayat kurtaran yönlendirme

    (Video) Telefondaki ses ‘nefes’ oldu: 112 personelinden hayat kurtaran yönlendirme

    TOKAT’ta ‘1 aylık bebeğin nefes borusuna ‘yabancı cisim kaçtı’ ihbarı üzerine 112 Acil Çağrı Merkezi Sağlık Masası’nda görevli personel, anneye ilk yardım talimatları vererek, bebeğin hayatını kurtardı.

  • Kıbrıs’ta Ölen İngiliz Turistin Kalbi Gizlice Çıkarılmış: Eşi Büyük Şok Yaşadı

    Kıbrıs’ta Ölen İngiliz Turistin Kalbi Gizlice Çıkarılmış: Eşi Büyük Şok Yaşadı

    İngiliz kadın, Kıbrıs’ta tatilde hayatını kaybeden kocasının kalbinin doktorlar tarafından gizlice çıkarıldığını öğrenince derin bir şok yaşadı. 76 yaşındaki Michael Graley, ailesiyle birlikte tatildeyken bacağına kramp girmesi sonrası fenalaşarak hastaneye kaldırıldı.

    Hastanede 10 Dakika Sonra Hayatını Kaybetti
    Kıbrıs’ın doğu kıyısındaki Gazimağusa ilçesine bağlı Paralimni kasabasındaki hastaneye götürülen Graley, sadece 10 dakika sonra yaşamını yitirdi. Dul eşi Yvonne, o anları The Sun gazetesine anlatarak doktorun odadan çıkar çıkmaz “Öldü” dediğini aktardı.

    İngiltere’ye Gönderilen Cenazede Şüphe Ortaya Çıktı
    Michael Graley’nin cesedi İngiltere’ye gönderildiğinde yetkililer, ölüm sertifikasında ölüm nedeninin yazmadığını fark etti. Bu durum, Rochdale’deki adli tıp biriminin yeniden otopsi yapmasını zorunlu kıldı.

    Kalbin Gizlice Alındığı Ortaya Çıktı
    Yeniden yapılan incelemede, Graley’nin kalbinin çıkarılmış olduğu anlaşıldı. Yvonne, yetkililerin kendisine “Kalbi çıkarıldığı için ölüm nedenini belirleyemediklerini” söylediğini aktardı. Yvonne, yaşadığı şoku “Çok şok oldum, korkunçtu” sözleriyle ifade etti.

  • Otobüste Yankesicilik Kamerada

    Otobüste Yankesicilik Kamerada

    Büyükçekmece Fatih Mahallesi’nden Tepekent güzergahında ilerleyen bir İETT otobüsünde, yolcu Çetin K.’nin cebindeki 6 bin 500 lira, arkasından binen şüpheliler tarafından çalındı. Olay, iddiaya göre yankesicilik yöntemiyle gerçekleşti.

    Kamera Görüntüleri Polise Yardım Etti

    Otobüs kameralarına yansıyan olay anı, polis ekiplerinin hızlı müdahalesine olanak sağladı. Kameralardan yapılan incelemeyle şüphelilerin kimlikleri kısa sürede belirlendi.

    Şüpheliler Gözaltına Alındı

    Polis ekipleri tarafından düzenlenen operasyonla şüpheliler Mehmet T. ve Murat P., kısa sürede yakalanarak gözaltına alındı. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.

  • Kilis’te Merdiven Altı Skandalı: Üretim Alanında Ölü Fareler Bulundu!

    Kilis’te Merdiven Altı Skandalı: Üretim Alanında Ölü Fareler Bulundu!

    Kilis’te zabıta ekiplerinin yaptığı rutin denetim, adeta mide bulandıran bir tabloyu ortaya çıkardı.

    Dereboyu Caddesi’nde merdiven altı üretim yapan bir işletmede hijyensiz ve tarihi geçmiş ürünler ele geçirildi.

    Üretim alanında bulunan ölü fareler ise “Bu kadarına da pes” dedirtti.

    Ekipler yaklaşık 4 araç dolusu ürüne el koyarak imha edilmek üzere götürdü. İşletmeye 2 bin 953 TL para cezası kesildi.

    📶https://kanal3.com.tr/
    Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Ederek Son Dakika Haberleri Alabilirsiniz;
    İnstagram : https://www.instagram.com/kanal3tv
    Facebook : https://www.facebook.com/kanal3tv
    X: https://x.com/kanal3tv
    Telegram : https://t.me/kanal3_tv
    Whatsapp : https://whatsapp.com/channel/0029VaFDm2rEKyZKvlSELq17
    Next : https://sosyal.teknofest.app/@kanal3tv

    #Kanal3AnaHaber #Kanal3Haber #Kanal3 #kilis #denetim #hijyen #zabıta

  • (Video – AFYONKARAHİSAR) Hasadı biten patateste depolama süreci başladı

    (Video – AFYONKARAHİSAR) Hasadı biten patateste depolama süreci başladı

    Türkiye’nin patates üretim merkezlerinden birisi olan Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesinde patates hasadı sona ererken, hasadı yapılan patatesin satış fiyatının bu yıl üreticilerin yüzünü güldürdüğü belirtildi.

    Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesinde patates hasadının tamamlanmasıyla birlikte çiftçiler ve işçiler için yoğun depolama süreci başladı. İlçenin verimli topraklarında yetişen meşhur agria cinsi kışlık patates, özel depolama sistemleriyle titizlikle seçilerek hazırlanıyor. Hasadın sona ermesiyle birlikte tarlalardan depolara taşınan patatesler, işçiler tarafından tek tek ayıklanarak kalite sınıflarına göre ayrılıyor. Ardından özel havalandırmalı depolama sistemlerinde muhafaza edilerek kış sezonu boyunca tüketiciye ulaştırılmak üzere hazır hale getiriliyor.

    Patates tedarikçilerinden Hasan Camcı hasadın verimli geçtiğini ifade etti. Camcı, rekoltenin iyi olduğunu kaydederek, önümüzdeki yıldan da umutlu olduklarını dile getirdi. Fiyatların üreticinin yüzünü güldürdüğünü de belirten camcı, bu yıl birinci sınıf patatesin kilogram fiyatının 15-18 TL arasında satıldığını söyledi.

  • ‘Türkiye’de HIV Enfeksiyonunda Sessiz Bir Pandemi Var’

    ‘Türkiye’de HIV Enfeksiyonunda Sessiz Bir Pandemi Var’

    Doç. Dr. Şentürk, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Amerika ve Avrupa’da HIV vakalarında düşüş olduğunu, ancak Türkiye’de ciddi artış yaşandığını söyledi. Türkiye’de sessiz bir pandemi yaşandığını belirten uzman, erken tanının önemine dikkat çekti.

    HIV Bulaş Yolları ve Tedavi

    HIV enfeksiyonu cinsel yolla ve kan yoluyla bulaşıyor. Öpüşmek, sarılmak, aynı ortamda bulunmak veya yemek yemekle bulaşmıyor. Erken tanı ve tedavi ile hastalar AIDS evresine ilerlemiyor, neredeyse normal yaşam sürdürüyor ve normal yollarla çocuk sahibi olabiliyor.

    Belirtiler ve Erken Tanının Önemi

    HIV enfeksiyonu, ilk ayda halsizlik, yorgunluk, ateş, boğaz ağrısı, döküntü ve ishal gibi belirtilerle seyredebilir. Çoğu kişi bu bulguları HIV ile ilişkilendirmiyor. Tedavi gecikirse 5-7 yıl içinde AIDS evresi başlıyor ve ciddi belirtiler ortaya çıkıyor. Erken tanı hem yaşam kalitesini artırıyor hem bulaşı engelliyor.

    Tedavi ve Test İmkanları

    Türkiye’de HIV tedavi olanakları birçok Avrupa ülkesine göre oldukça konforlu. Çoğu ilaç geri ödeme kapsamında ve tedavi almak isteyen hiç kimse geri çevrilmiyor. Damgalanma korkusu, test yaptırmanın önündeki en büyük engel. Birçok ilde anonim test merkezleri bulunuyor ve test pozitif çıkarsa kişiye yönlendirme yapılıyor.

    Her Yaş Grubunu Etkiliyor

    HIV enfeksiyonu tüm yaş gruplarını etkiliyor. Doç. Dr. Şentürk, “Erken tanı hem bulaştırıcılığı azaltır hem tedavi başarısını artırır hem de konforlu bir yaşam sağlar” dedi.

  • Batı Kudüs’te Netanyahu’nun Af Talebine Protesto: İsrailliler Herzog’a “Reddet” Çağrısı

    Batı Kudüs’te Netanyahu’nun Af Talebine Protesto: İsrailliler Herzog’a “Reddet” Çağrısı

    Batı Kudüs’te İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un konutu önünde toplanan protestocular, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun yolsuzluk davalarına ilişkin af başvurusuna tepki gösterdi. Göstericiler, af talebinin siyasi bir manevra olduğunu savunarak Herzog’dan bu talebi reddetmesini istedi.

    Protestocuların Reddedin Çağrısı
    Eylemciler, Netanyahu’nun siyasi çıkarlar uğruna yargı sürecinden kaçmaya çalıştığını öne sürdü. Topluluk, “Netanyahu yargılanmalı” sloganları atarak adaletin gecikmeden yerine getirilmesi gerektiğini dile getirdi.

    Netanyahu’nun Tartışmalı Af Başvurusu
    İsrail Başbakanı Netanyahu, yaklaşık 6 yıldır yargılandığı yolsuzluk davasında af talebi konusunda fikir değiştirdiğini açıklamış ve suçunu kabul etmeden, siyasetten çekilme sözü vermeden Cumhurbaşkanı Herzog’a başvuruda bulunmuştu.

    Siyasi ve Hukuki Çıkmaz Tartışması
    Netanyahu’nun bu şartlar altında af talep etmesi, İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’u siyasi ve hukuki açıdan zor bir konumda bıraktığı yönünde yorumlara neden oluyor.

  • Eşini Rahatsız Eden Şahsa Tuzak Kurup Vurdu

    Eşini Rahatsız Eden Şahsa Tuzak Kurup Vurdu

    Olay, Yenişehir ilçesi Mahmut Azizoğlu Caddesi’ndeki bir kafede meydana geldi. İddiaya göre bir kadın, kendisini rahatsız eden kişiyi eşiyle paylaştı. Bunun üzerine çift, söz konusu şahsı kafeye çağırarak buluşma planı yaptı.

    Kafede Buluşma Ayarlandı

    Kadın tarafından kafeye davet edilen şahıs, buluşma yerine geldiğinde içeride kadının eşiyle karşılaştı. Durumu fark eden adam panikle kafeden çıkmaya çalıştı.

    Kadının eşi, belindeki silahı çıkararak kaçmaya çalışan şahsa ateş etti. Merminin isabet etmesiyle şahıs ayağından yaralanarak yere yığıldı. Olayın ardından saldırgan hızla olay yerinden kaçtı.

    Yaralı Hastaneye Kaldırıldı

    İhbar üzerine bölgeye polis ve 112 acil sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralı şahıs, ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırıldı. Polis ekipleri saldırganın yakalanması için çalışma başlattı.

  • 1 Milyon 200 Bin Liralık Tiny House Hırsızlığı Şüphelisi Yakalandı

    1 Milyon 200 Bin Liralık Tiny House Hırsızlığı Şüphelisi Yakalandı

    Bursa’nın Mudanya ilçesine bağlı Eğerce Mahallesi’nde yaklaşık 1 milyon 200 bin lira değerindeki tek katlı taşınabilir evin çalınması jandarmayı harekete geçirdi. İçindeki tüm eşyalarla birlikte kaybolan Tiny House için Tirilye Jandarma Karakol Komutanlığı ekipleri kapsamlı bir çalışma başlattı.

    8 Mahallenin Kameraları İncelendi

    Ekipler, hırsızlığı gerçekleştiren kişi veya kişileri belirlemek için 8 ayrı mahallede bulunan güvenlik kamerası görüntülerini tek tek inceledi. Yapılan incelemeler sonucunda şüphelinin K.E. olduğu tespit edildi.

    Şüpheli Operasyonla Yakalandı

    Belirlenen adrese operasyon düzenleyen jandarma ekipleri, şüpheli K.E.’yi gözaltına aldı. Çalınan Tiny House ise içerisindeki tüm eşyalarla birlikte sahibine, M.E.’ye teslim edildi.

    Soruşturma Devam Ediyor

    Yakalanan şüpheliyle ilgili işlemler sürerken olayla ilgili soruşturmanın devam ettiği bildirildi.

  • Eşini ve Oğlunu Öldürme Suçlamasıyla Tutuklanan Doktor Toprağa Verildi

    Eşini ve Oğlunu Öldürme Suçlamasıyla Tutuklanan Doktor Toprağa Verildi

    Samsun’da Dr. Serdar Kıyak’ın kullandığı otomobil, 12 Eylül günü Bafra ilçesi Asar Mahallesi Altınkaya Barajı yolunda Kızılırmak Nehri’ne uçtu. Bu feci kazada, Dr. Kıyak’ın eşi Gülşah Karaman Kıyak (34) ile oğlu Alperen Poyraz Kıyak (1) hayatını kaybetti. Ekiplerin çalışması sonucu anne ve oğulun cansız bedenlerine ulaşıldı.

    Tutuklanma Süreci ve Çelişkili İfadeler

    Eşi ve çocuğunun toprağa verilmesinin ardından soruşturma derinleştirildi. Dr. Serdar Kıyak, “Tasarlayarak kasten öldürme” suçlamasıyla gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen Kıyak, 17 Eylül’de verdiği çelişkili ifadeler neticesinde çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    Cezaevinde İntihar Girişimi ve Hastane Tedavisi

    Tutuklanmasının ardından birkaç gün sonra Dr. Serdar Kıyak, cezaevinde iple kendini asarak intihar teşebbüsünde bulundu. İntihar girişimi sonrası ilk olarak Bafra Devlet Hastanesi’ne, ardından da Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne sevk edilerek tedavi altına alındı. Tedavisinin tamamlanmasının ardından Kıyak, nakledilerek Elazığ’daki cezaevine gönderildi.

    Elazığ Cezaevinde Yaşamına Son Verdi

    Dr. Serdar Kıyak, önceki gün saat 19.30 sıralarında, bulunduğu Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndaki koğuşunda, çöp poşeti kullanarak kendini havalandırma penceresinin korkuluklarına astı. İnfaz koruma memurları durumu fark ederek müdahale etti. Olay yerine çağrılan ambulans ile cezaevi semt polikliniğine götürülen Kıyak, burada yaşamını yitirdi.

    Son Yolculuğuna Uğurlandı

    Serdar Kıyak’ın cenazesi, ölümünün ardından bugün memleketi Samsun’a getirildi. İlkadım ilçesi Büyük Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Dr. Serdar Kıyak’ın naaşı, Derecik Mezarlığı’nda toprağa verildi.

    Samsun’da eşi ve oğlunun ölümüne ilişkin tutuklanan Dr. Serdar Kıyak’ın cenazesi defnedildi. Fotoğraf: Berkay YILDIZ/Samsun, (DHA)
  • Kadın basketbolunda Cumhurbaşkanlığı Kupası sahibini buluyor

    Kadın basketbolunda Cumhurbaşkanlığı Kupası sahibini buluyor

    İlk kez 1993’te düzenlenen, 2020 ve 2021’de Kovid-19 salgını, 2023’te de Kahramanmaraş depremleri sebebiyle oynanmayan kupa karşılaşmasının 30’uncusu, yarın saat 19.00’da Ankara Spor Salonu’nda yapılacak.

    Geçen sezonun Süper Lig şampiyonu Fenerbahçe Opet ile Türkiye Kupası’nı kazanan Çimsa ÇBK Mersin, kupanın 2025’teki sahibi olmak için mücadele edecek.

    Başkent, 21. kez Basketbol Kadınlar Cumhurbaşkanlığı Kupası maçına ev sahipliği yapacak.

    Fenerbahçe ile ÇBK Mersin üst üste 4. kez kupa için sahada

    Fenerbahçe Opet ile Çimsa ÇBK Mersin, Cumhurbaşkanlığı Kupası’nda peş peşe 4. defa karşılaşacak.

    2019’da Kayseri’de oynanan ilk ve geçen yıl Ankara’daki son randevuyu Fenerbahçe kazandı. ÇBK Mersin ise 2022’de yine başkentin ev sahipliği yaptığı maçta tarihindeki tek Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı elde etti.

    Daha önce oynanan 3 karşılaşmanın skorları şöyle:

    2019 – Fenerbahçe-ÇBK Mersin: 86-62

    2022 – ÇBK Mersin-Fenerbahçe: 84-78

    2024 – Fenerbahçe-ÇBK Mersin: 65-64

    Fenerbahçe art arda 19. finaline çıkacak

    Fenerbahçe Opet, Kadınlar Cumhurbaşkanlığı Kupası’nda 2004 yılından bu yana oynanan tüm finallerde yer aldı.

    Arka arkaya 19’uncu, toplamda 24’üncü kez Kadınlar Cumhurbaşkanlığı Kupası maçına çıkacak sarı-lacivertliler, iki alanda da rekoru elinde tutuyor.

    Çimsa ÇBK Mersin ise 4. defa finalde boy gösterecek.

    Kupanın en başarılı takımı Fenerbahçe

    Kadınlar Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı 13 kez kaldıran, 10 defa ise final oynayan Fenerbahçe, organizasyonun en başarılı takımı ünvanını taşıyor.

    1999’da Galatasaray’a karşı oynadığı maçı kazanarak ilk kez Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı alan sarı-lacivertliler, 2000 yılında da tek yabancıyla oynadığı finalde sarı-kırmızılı takımı 67-65 yenerek mutlu sona ulaştı. Fenerbahçe, 2001’de ise BOTAŞ’ı 72-65 mağlup ederek üst üste 3. kez kupayı müzesine götürdü.

    Kupada 2004’te Erdemirspor’u, 2005 ve 2007 senelerinde Beşiktaş’ı yenerek zafere ulaşan sarı-lacivertliler, 2010, 2012, 2013, 2014 ve 2015’te Galatasaray’ı, 2019 ve 2024’te ise ÇBK Mersin’i mağlup etti.

    Galatasaray’ın peş peşe 6 şampiyonluğu var

    Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı 8 kez kazanan Galatasaray, art arda 6 şampiyonluk elde eden tek takım olarak dikkati çekiyor.

    Organizasyonun ilk kez düzenlendiği 1993’ten itibaren 1998’e kadar üst üste 6 defa kupayı müzesine götüren sarı-kırmızılılar, organizasyonda henüz kırılamayan bir seri şampiyonluk rekoruna sahip.

    2008’de Fenerbahçe’yi yenerek 10 yıl sonra yeniden kupayı alan Galatasaray, 8. ve son şampiyonluğunu da 2011’de yine Fenerbahçe karşısında elde etti.

    Diğer şampiyonlar

    Basketbol Kadınlar Cumhurbaşkanlığı Kupası’nda Fenerbahçe ve Galatasaray’ın dışında 6 takım şampiyonluk yaşadı.

    BOTAŞ 2002 ve 2003, Hatay Büyükşehir Belediyespor da 2016 ve 2018 yıllarında kupanın sahibi oldu.

    Beşiktaş 2006’da, Mersin Büyükşehir Belediyespor 2009’da, Yakın Doğu Üniversitesi 2017’de, ÇBK Mersin ise 2022’de kupayı müzesine götürdü.

    Kupanın şampiyonları ve finalistleri

    Daha önce 29 kez düzenlenen Basketbol Kadınlar Cumhurbaşkanlığı Kupası’nın şampiyonları ve finalistleri şöyle:

    Takım Şampiyonluk
    Fenerbahçe 13
    Galatasaray 8
    BOTAŞ 2
    Hatay Büyükşehir Belediyespor 2
    ÇBK Mersin 1
    Beşiktaş 1
    Mersin Büyükşehir Belediyespor 1
    Yakın Doğu Üniversitesi 1

    Yıl Şampiyon Finalist
    1993 Galatasaray BOTAŞ Spor
    1994 Galatasaray BRİSA Spor
    1995 Galatasaray Fenerbahçe
    1996 Galatasaray BRİSA Spor
    1997 Galatasaray BOTAŞ Spor
    1998 Galatasaray BRİSA Spor
    1999 Fenerbahçe Galatasaray
    2000 Fenerbahçe Galatasaray
    2001 Fenerbahçe BOTAŞ Spor
    2002 BOTAŞ Spor Fenerbahçe
    2003 BOTAŞ Spor Erdemirspor
    2004 Fenerbahçe Erdemirspor
    2005 Fenerbahçe Beşiktaş
    2006 Beşiktaş Fenerbahçe
    2007 Fenerbahçe Beşiktaş Cola Turka
    2008 Galatasaray Fenerbahçe
    2009 Mersin Büyükşehir Belediyespor Fenerbahçe
    2010 Fenerbahçe Galatasaray Medical Park
    2011 Galatasaray Medical Park Fenerbahçe
    2012 Fenerbahçe Galatasaray
    2013 Fenerbahçe Galatasaray Odeabank
    2014 Fenerbahçe Galatasaray Odeabank
    2015 Fenerbahçe Galatasaray
    2016 Hatay Büyükşehir Belediyespor Fenerbahçe
    2017 Yakın Doğu Üniversitesi Fenerbahçe
    2018 Hatay Büyükşehir Belediyespor Fenerbahçe
    2019 Fenerbahçe ÇBK Mersin Yenişehir Belediyesi
    2022 ÇBK Mersin Fenerbahçe Alagöz Holding
    2024 Fenerbahçe Opet ÇBK Mersin

  • Sosyal Medyada Karşı Cinsin Fotoğrafını Beğenmek Boşanma Nedeni Sayıldı

    Sosyal Medyada Karşı Cinsin Fotoğrafını Beğenmek Boşanma Nedeni Sayıldı

    Kayseri Barosu avukatlarından Tevfik İmamoğlu, sosyal medya davranışlarının evlilik üzerindeki hukuki etkilerini değerlendirdi. İmamoğlu, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin sosyal medyada karşı cinse ait fotoğrafları beğenmenin güven sarsıcı davranış sayılacağına hükmettiğini söyledi.

    İlk Karar Aile Mahkemesinden Çıktı

    Emsal niteliğindeki kararın ilk olarak Kayseri 5. Aile Mahkemesi’nde verildiğini belirten İmamoğlu, davacı eşin kocasının başka kadınların fotoğraflarını beğendiğini belirterek sadakat yükümlülüğünün ihlal edildiğini iddia ettiğini ifade etti. Mahkeme, dosya kapsamı doğrultusunda kocayı ağır kusurlu buldu.

    Yargıtay “Güven Sarsıcı Davranış” Dedi

    İstinaf sürecinin ardından Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kararı onaylayarak sosyal medyada karşı cinse ait fotoğrafları beğenmenin güven sarsıcı davranış olduğuna, bu durumun boşanma nedeni olarak kabul edilebileceğine hükmetti.

    Dijital Etkileşimler Boşanmada Delil Sayılıyor

    İmamoğlu, bu kararın evli bireylerin sosyal medya kullanımına ilişkin önemli bir ölçüt oluşturduğunu belirterek şu uyarıda bulundu:
    Artık mahkemeler sosyal medya beğenileri, mesajlar ve diğer dijital etkileşimleri sadakat ve güven ihlali kapsamında değerlendirecek. Ekran görüntüleri ve çevrimiçi kanıtlar, tarafların kusur oranının belirlenmesinde güçlü deliller arasında yer alıyor.

    Vatandaşlara Sosyal Medya Uyarısı

    Avukat İmamoğlu, sosyal medya kullanıcılarının paylaşımlar ve etkileşimlerde bulunurken evlilik hukuku açısından bu davranışların sonuçlarını göz önünde bulundurmaları gerektiğini ifade etti.

  • İstinat Duvarının Çöküşü Şiddetli Yağışın Ardından Kameralara Yansıdı

    İstinat Duvarının Çöküşü Şiddetli Yağışın Ardından Kameralara Yansıdı

    Kragujevac Üniversitesi Mükemmeliyet Merkezi’nin hemen yanında bulunan bağlantı yolu ve istinat duvarı, günler süren yoğun yağış ve kar yağışının ardından geçtiğimiz Cuma sabahı inşaat alanına doğru çöktü. Olay sırasında can kaybı ve yaralanma yaşanmazken, yol tamamen kullanılamaz hale geldi.

    İnşaatın da Çökmeye Etki Ettiği Şüphesi

    Yetkililer, şiddetli yağışların yanı sıra istinat duvarının hemen yanında bulunan konut inşaatının da çökmede etkili olduğundan şüphelenildiğini belirtti. Çökme sonrası bölgede büyük bir çukur oluştu ve çevredeki vatandaşlarda güvenlik endişesi arttı.

    Çökme Bugün de Devam Etti

    Bölgede zeminin dengesizliği sürerken, bağlantı yolundaki çökme bugün tekrar yaşandı. Bölge sakinleri, zeminin istikrarsızlığının devam ettiğini yerel basına aktardı.

    İnşaat Durduruldu

    Kragujevac Belediye Başkanı Nikola Dasic, üniversite binasının hemen yanındaki konut inşaatının gerekli izinlere sahip olmadığı gerekçesiyle durdurulduğunu açıkladı.

    Projenin Uzun Yıllar Süren İnşaat Süreci

    Bilim tesisi olarak kullanılan Mükemmeliyet Merkezi’nin temeli 2016 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Tomislav Nikolic tarafından atıldı. Projenin 2017’de tamamlanması hedeflenmişti ancak yüklenici firmanın iflası nedeniyle çalışmalar gecikti ve merkez ancak 2024 yılında tamamlanabildi. Projenin maliyetinin yaklaşık 23 milyon euro olduğu belirtiliyor.

  • Vali Yiğitbaşı Asayiş Toplantısında Konuştu: 68 Yeni Araç Envantere Katıldı, Eber Gölü Yasağı Kaldırıldı

    Vali Yiğitbaşı Asayiş Toplantısında Konuştu: 68 Yeni Araç Envantere Katıldı, Eber Gölü Yasağı Kaldırıldı

    Toplantıda, şehir genelinde alınan güvenlik tedbirleri, suçla mücadeledeki son durum ve yürütülen operasyonlara ilişkin güncel bilgiler kamuoyuyla paylaşıldı. Vali Yiğitbaşı, Afyonkarahisar’da huzur ve güven ortamının sürdürülebilmesi için kolluk kuvvetleri arasında güçlü bir koordinasyon ve iş birliği içinde çalışıldığını vurguladı.


    Vali Yiğitbaşı ayrıca, Eber Gölü’ne yönelik önemli bir kararı da kamuoyuna duyurdu. Alınan yeni kararla birlikte göldeki yasakların kaldırıldığını açıkladı.


    Programın dikkat çeken bölümlerinden biri ise araç teslim töreni oldu. Emniyet teşkilatına 43, jandarma birimlerine ise 25 olmak üzere toplam 68 yeni ekip aracı envantere kazandırıldı. Araçlar, yapılan duaların ardından törenle göreve başladı.

  • 3 Aracın Karıştığı Kazada 2 Kardeş Öldü

    3 Aracın Karıştığı Kazada 2 Kardeş Öldü

    Kaza, Tekirdağ-Malkara kara yolunun Yağcı Kavşağı’nda saat 23.30 sıralarında gerçekleşti. Mehmet Sadi Genç’in kullandığı otomobil, kavşakta dönüş yapan bir Tıra arkadan çarptı.

    Arkadan Gelen Araç Kazayı Ağırlaştırdı

    Bu sırada arkadan gelen bir başka otomobil de Genç’in aracına çarptı. Çarpışma sonucu Mehmet Sadi Genç ve kardeşi Semih Genç otomobilde sıkıştı.

    Tekirdağ’da biri TIR 3 aracın karıştığı kazada infaz koruma memuru Mehmet Sadi Genç ile yanındaki kardeşi Semih Genç, hayatını kaybetti. Kazada, 1 kişi de yaralandı. Fotoğraf: Tekirdağ, (DHA)

    Yaralı ve Müdahale

    Hafif yaralanan bir kişi ise diğer otomobildeydi. Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine jandarma, sağlık ve itfaiye ekipleri olay yerine sevk edildi.

    Soruşturma ve Gözaltılar

    Tır sürücüsü ve arkadan çarpan otomobilin sürücüsü gözaltına alındı. Kazayla ilgili soruşturma devam ediyor.

  • Deprem Konutlarında Son Aşamaya Gelindi

    Deprem Konutlarında Son Aşamaya Gelindi

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, deprem konutlarının inşa sürecine ilişkin yaptığı açıklamada TOKİ tarafından 11 kentte yürütülen çalışmaların son aşamaya geldiğini ifade etti. Bakan Kurum, bölgede artık son tuğlaların konduğunu belirtti.

    52 Bin Bağımsız Bölüm Hak Sahiplerine Teslim Edildi

    Kurum, Kahramanmaraş’ta verilen sözler doğrultusunda 52 bin konut ve iş yerinin hak sahiplerine ulaştırıldığını söyledi. Deprem sonrası şehrin yeniden ayağa kaldırılmasının sadece bir imar faaliyeti değil, aynı zamanda kültürel hafızayı ve kimliği koruma mücadelesi olduğunu vurguladı.

    Şehrin Genelinde İnşaatlar Devam Ediyor

    Bakan Kurum, konutların yanı sıra yeşil alanlardan sosyal donatılara kadar tüm yaşam alanlarının titizlikle inşa edildiğini belirtti. Şehrin farklı noktalarında hem konutların hem iş yerlerinin hem de köy evlerinin yapımının aynı hızla sürdüğünü aktardı.

    Yıl Sonu Hedefi: 74 Bin Teslim

    Açıklamaya göre devam eden çalışmalar kapsamında yıl sonuna kadar toplam 74 bin konut ve iş yerinin vatandaşlara teslim edilmesi hedefleniyor. Yaklaşık 10 ay önce başlayan yeni projelerin önemli bir kısmının tamamlanma aşamasına geldiği ifade edildi.

  • Aynı Anda Kanseri Yendiler, Okula Umutla Döndüler

    Aynı Anda Kanseri Yendiler, Okula Umutla Döndüler

    Adana’da aynı okula giden iki öğrenci…
    Aynı dönemde kansere yakalandılar, aynı doktorla tedavi gördüler ve aynı anda hayata yeniden “merhaba” dediler.
    Bir yıl sonra okullarına döndüklerinde onları bekleyen sürpriz ise unutulmazdı.
    📶https://kanal3.com.tr/
    Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Ederek Son Dakika Haberleri Alabilirsiniz;
    İnstagram : https://www.instagram.com/kanal3tv
    Facebook : https://www.facebook.com/kanal3tv
    X: https://x.com/kanal3tv
    Telegram : https://t.me/kanal3_tv
    Whatsapp : https://whatsapp.com/channel/0029VaFDm2rEKyZKvlSELq17
    Next : https://sosyal.teknofest.app/@kanal3tv

    #Kanal3AnaHaber #Kanal3Haber #Kanal3

  • İki Otomobil Kafa Kafaya Çarpıştı: Kaza Kameralara Yansıdı

    İki Otomobil Kafa Kafaya Çarpıştı: Kaza Kameralara Yansıdı

    Kaza; Mehmet Akif Ersoy Mahallesi Bekdik TOKİ blokları yakınlarında gerçekleşti. Beyaz renkli otomobilin karşı şeritten gelen aracın şeridini ihlal ettiği görüntülerde, plaka ve sürücü bilgileri henüz öğrenilemeyen iki otomobilin kafa kafaya çarpıştığı görülüyor.

    Araçların düşük hızda ilerlemesi, muhtemel bir facianın önüne geçti. Kazanın ardından araçlarda maddi hasar oluşurken, yaralanan olmadığı belirtildi. O anlar ise KGYS kameraları tarafından saniye saniye kaydedildi.

  • Manavgat Belediyesi Yolsuzluk ve Rüşvet Davasında İlk Duruşma

    Manavgat Belediyesi Yolsuzluk ve Rüşvet Davasında İlk Duruşma

    Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığı, eski Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara, belediye başkan yardımcıları, belediye meclisi üyeleri, belediye çalışanları ve bazı iş insanlarının da aralarında bulunduğu kişiler hakkında yolsuzluk ve rüşvet soruşturması başlattı.

    Baklava kutusunda rüşvet suçüstü

    Teknik ve fiziki takip sırasında belediye başkan yardımcısı Engin Tüter’e makamında baklava kutusu içinde 110 bin euro rüşvet verildiği tespit edildi. Polis ekipleri rüşvet anında suçüstü yaptı.

    Operasyon ve gözaltılar

    Operasyonun genişletilmesiyle birlikte belediye başkanı Niyazi Nefi Kara’nın da aralarında bulunduğu 41 şüpheli gözaltına alındı.
    Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 18’i tutuklandı, 16’sı adli kontrol şartıyla bırakıldı, 7 kişi ise savcılık ifadelerinin ardından serbest kaldı. Süreç içinde bazı tahliyelerle tutuklu sayısı 9’a düştü.

    Depoda külçe altın ve döviz bulundu

    Soruşturma kapsamında bazı sanıklar etkin pişmanlıktan yararlanmak istedi. Kara’nın yeğeni Hüseyin Cem Gül’ün yer gösterme ifadesi sonrası bir depoda 3 kilo külçe altın, 500 bin euro ve 153 bin 160 dolar ele geçirildi.

    İddianamenin kabul edilmesi

    Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve 32 ayrı suç unsurunu içeren iddianame Manavgat 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
    İddianamede Niyazi Nefi Kara, suç örgütü kurmak ve yönetmekle suçlandı. Kara hakkında mal varlığı değerlerinin gayrimeşru kaynağını gizleme, zimmet, rüşvet alma, icbar suretiyle irtikap, kazanç müsaderesi gibi suçlardan ceza talep edildi.

    Deliller ve ifadeler

    İddianamede sanık ifadeleri, hesap hareketleri, MASAK raporu, bilirkişi raporları, tapu kayıtları, sahte faturalar, ödeme dekontları ve HTS analiz kayıtları gibi geniş kapsamlı deliller yer aldı.

    Duruşma başladı

    Aralarında eski belediye başkanı Niyazi Nefi Kara ve belediye başkan yardımcısı Engin Tüter’in de bulunduğu 41 sanık, bugün ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşmanın çok sayıda oturumla devam etmesi bekleniyor.