Kategori: Afyon

  • CHP Lideri Özgür Özel, yarın Afyon’da

    CHP Lideri Özgür Özel, yarın Afyon’da

    CHP’li tutuklu Belediye Başkanları için il il dolaşarak mitingler düzenleyen Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özgür Özel, bugün Manisa ve Bursa’da miting düzenleyecek. Özel, yurt genelinde sürdürdüğü temaslarını Afyonkarahisar ile sürdürecek. Yarın ilimize gelecek olan Özgür Özel’in bir diğer durağı ise Kütahya mitingi olacağı belirtiliyor.

    ÖZGÜR ÖZEL’DEN AFYON’DA KRİTİK TOPLANTI

    CHP Afyonkarahisar İl Başkanlığı’ndan konuya ilişkin yapılan açıklamada, “Cumhuriyet Halk Partisi İl Belediye Başkanları Toplantısı, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in katılımıyla 4 Nisan Cumartesi günü saat 10:00’da Afbel Otel Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilecektir” ifadelerine yer verildi. Toplantıda yerel yönetim çalışmaları, belediyelerin mevcut durumu ve izlenecek yol haritasının ele alınması öngörülüyor. Afyonkarahisar programının ardından Özel’in Kütahya’da düzenlenecek mitinge katılacağı ifade edilirken, ziyaretin parti teşkilatları ve yerel yönetimler açısından önemli mesajlar içermesi bekleniyor. >>>Ferhat YÜKSEL

  • Turizmde 2026 sezonu masaya yatırıldı

    Turizmde 2026 sezonu masaya yatırıldı

    TÜROFED Başkanı ve TOBB Türkiye Turizm Meclisi Başkanı Erkan Yağcı’nın başkanlığında gerçekleştirilen TOBB Turizm Meclisi Toplantısı, çevrim içi olarak meclis üyelerinin geniş katılımıyla yapıldı.
    Toplantıda, 2026 turizm sezonuna yönelik hazırlıklar, sektörün beklentileri ve öne çıkan başlıklar kapsamlı şekilde ele alındı. Yaklaşan sezon öncesinde turizmin mevcut durumu değerlendirilirken, sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda izlenecek stratejik yol haritası üzerine fikir alışverişinde bulunuldu.
    ZAFTODER Başkanı Ali Gümüşhan, toplantının sektör açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak, alınan kararların ve belirlenen stratejilerin turizmde güçlü bir sezon geçirilmesine katkı sağlayacağını ifade etti.

  • Afyonkarahisar Belediye Meclisi Nisan Ayı toplantısını gerçekleştirdi

    Afyonkarahisar Belediye Meclisi Nisan Ayı toplantısını gerçekleştirdi

    Şehrin sosyal, kültürel ve ekonomik geleceğini ilgilendiren çok sayıda maddenin karara bağlandığı toplantıda, kentsel dönüşümden sosyal yardımlara kadar geniş bir yelpazede adımlar atıldı.

    Toplantının en dikkat çekici gündem maddelerinden biri SMA hastası Gökçe Vedia Öztürk’e destek çalışmaları oldu. Belediye Şehir Tiyatrosu tarafından sahnelenen “Resimli Osmanlı Tarihi” oyununun tüm bilet gelirlerinin Gökçe bebeğin tedavisine aktarılması oy birliğiyle kabul edildi. Ayrıca, kapalı pazar yerlerinde sivil toplum örgütleri ve muhtarlıklar iş birliğiyle yardım organizasyonları düzenlenmesi kararlaştırıldı.

    Şehrin kronikleşen sorunlarından biri olan kentsel dönüşüm süreci için katılımcı bir model benimsendi. İmaret ve Mısri camileri çevresindeki dönüşüm alanlarında yaşayan vatandaşların süreç hakkında birinci elden bilgi alabilmesi amacıyla iki ayrı bilgilendirme ofisi açılması kararı alındı. Bu ofisler aracılığıyla hak sahiplerine matematiksel modellemeler ve taslak planlar hakkında detaylı açıklamalar yapılacak.

    Afyonkarahisar’ın dış ilişkilerini güçlendirmek adına Bosna Hersek’in Sarajevo Belediyesi ile “Kardeş Kent” ilişkisi kurulması kararlaştırıldı. Yerel düzeyde ise komşu ilçe Çay Belediyesi ile ortak projeler yürütmek amacıyla protokol imzalanması için Başkan Köksal’a yetki verildi.

    Mahalle bazlı çözümlerin de masaya yatırıldığı toplantıda, Demirçevre Mahallesi’nin doğalgaz şebekesine kavuşması için gerekli onaylar çıktı. Trafik akışında sorun yaşanan cadde ve sokaklar için gelen talepler Trafik Komisyonu’na sevk edilirken, Selçuklu Mahallesi’ndeki bir parka “Ali Çetinkaya” isminin verilmesi uygun görüldü.

    Yaklaşan 23 Nisan kutlamalarının organizasyon planlaması onaylanırken, 19 Mayıs etkinlikleri kapsamında motor sporlarına dair önemli bir iş birliğine imza atıldı. Türkiye Motosiklet Federasyonu ile yapılacak ortak çalışma sonucunda, Avrupa ve Türkiye şampiyonalarının motokros parkurunda düzenlenmesi kararı meclisten geçti.

    Toplantıda ayrıca belediyenin 2025 yılı faaliyet ve denetim raporları görüşülürken, yeni dönem ihtisas komisyonları ve encümen üyeleri için seçimler tamamlandı.

    Seçimlerin ardın meclisi, Başkan Vekili Mehmet Kemal Demirkırkan devralarak 2025 yılı faaliyet raporları görüşüldü.

  • İscehisar’da 2 Nisan Otizm Farkındalık Günü Etkinliği Gerçekleştirildi

    İscehisar’da 2 Nisan Otizm Farkındalık Günü Etkinliği Gerçekleştirildi

    Etkinlikte; spor aktiviteleri, geleneksel çocuk oyunları, müzik etkinlikleri ve çeşitli farkındalık çalışmaları ile katılımcılar hem eğlenceli hem de bilinçlendirici bir gün geçirdi. Alanda oluşturulan etkinlik köşeleri ve öğrenciler tarafından hazırlanan çalışmaların yer aldığı sergi, ziyaretçiler tarafından ilgiyle incelendi.

    Program süresince otizme dikkat çekilerek bireysel farklılıkların birer zenginlik olduğu vurgulandı. Özel gereksinimli bireylerin eğitim süreçlerine destek olunmasının ve sosyal hayata aktif katılımlarının önemine dikkat çekildi.

    İscehisar İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü yetkilileri, farkındalık oluşturulmasına katkı sunan bu tür etkinliklerin önemine değinerek emeği geçen tüm yönetici, öğretmen ve öğrencilere teşekkür etti.

  • İki ülke arasındaki dostane ilişkiler

    İki ülke arasındaki dostane ilişkiler

    Milliyetçi Hareket Partisi Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Taytak, TBMM’de Macaristan Anayasa Mahkemesi Üyesi ve eski Temel Haklar Komiseri (Ombudsman) Ákos Kozma’yı ve heyetini Dilekçe Komisyonu Başkanı Sunay Karamık, Kamu Başdenetçisi Mehmet Akarca ve Dilekçe Komisyonu üyeleri olarak karşıladı. Görüşmede; iki ülke arasındaki dostane ilişkiler, kurumsal iş birliği ve karşılıklı tecrübe paylaşımı ele alındı. >>>Şahan KARTAL

  • “Önce meclisin itibarını koru”

    “Önce meclisin itibarını koru”

    Olgun, vekillerin duruşma salonunda kapı önü ve bariyer arkasına itilmesini, Meclis’in itibarına ve milletin iradesine saygısızlık olarak nitelendirdi. Olgun, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a seslenerek, Meclis üyelerine gösterilen saygının tesis edilmesi gerektiğini vurguladı ve “Önce kendi üyelerine saygıyı tesis et” çağrısında bulundu.

    “MİLLET İRADESİNİ DE İTİBARSIZLAŞTIRIYOR”

    Milletvekili Olgun, paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “Milletin vekillerine duruşma salonunda reva görülen yer burası; kapı önü, bariyer arkası, adeta sürgün noktası… Gazi Meclis’in üyelerini salonun kenarına itmek, millet iradesini de itibarsızlaştırmaktır. Milletin oyuyla seçilmiş milletvekillerini yok sayan bu anlayış, hukuka da devlet ciddiyetine de yakışmamaktadır. Bu görüntü, sadece bir organizasyon zaafı değil; Meclis’e ve milletin temsil hakkına dönük açık bir saygısızlıktır. Sayın TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Bu aşağılayıcı muamele karşısında sessizlik kabul edilemez. Yüce Meclisimizin itibarını korumak başkanı olarak sizin görevinizdir. Milletin vekiline kapı önünü layık görenler, aslında milletin iradesine kapıyı göstermektedir. Sayın Numan Kurtulmuş önce kendi üyelerine saygıyı tesis et.” >>>Haber Merkezi

  • Aileyi güçlendiren düzenlemeler masada

    Aileyi güçlendiren düzenlemeler masada

    AİLENİN VE ÇOCUKLARIN KORUNMASI ÖNCELİK

    Komisyondaki konuşmasında kanunun genel çerçevesine değinen Arslan: “Bu kanun çıkması ile birlikte, Türkiye’de ailenin korunması ve çocukların korunması başta olmak üzere birçok önemli düzenlemeyi içermektedir.” ifadelerini kullandı.

    DARÜLACEZE BAĞIŞLARINA VERGİ DESTEĞİ

    Kanunun ilk maddelerine ilişkin bilgi veren Arslan: “Darülaceze’ye yapılan bağışların artırılması amacıyla, gelir vergisi matrahından indirim konusu yapılmasına yönelik bir düzenleme bulunmaktadır.” dedi.

    DOĞUM İZİNLERİNDE KAPSAMLI DÜZENLEME

    Doğum izinlerine ilişkin yapılacak değişikliklere dikkat çeken Arslan: “657 sayılı kanuna tabi personel, işçiler ve Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları için doğum öncesi izinler 8 haftadan 16 haftaya, doğum sonrası izinler ise 16 haftadan 24 haftaya çıkarılması hedeflenmektedir.” “Doğum öncesinde doktor raporuna bağlı çalışma süresi 3 haftadan 2 haftaya indirilmektedir. Ayrıca koruyucu ailelere 10 güne kadar izin verilmesi öngörülmektedir” şeklinde konuştu.

    ÇOCUKLARA YÖNELİK SOSYAL HİZMETLER GÜÇLENİYOR

    Sosyal Hizmetler Kanunu’nda yapılacak düzenlemelere değinen Arslan: “Suça sürüklenen veya korunmaya ihtiyaç duyan çocuklara zamanında müdahale edilmesi ve bürokratik süreçlerin azaltılması amaçlanmaktadır.” “Çocuk evleri sitesi ve koruyucu aile modeli önceliklendirilmekte, bakım evleri ise son seçenek olarak değerlendirilmektedir.” ifadelerini kullandı.

    SOSYAL MEDYA VE DİJİTAL ORTAMLARA DÜZENLEME VURGUSU

    Çocukların dijital ortamlardaki güvenliğine dikkat çeken Arslan: “Çocuklar sosyal medya ortamlarında korunmasız. Devlet olarak bu alanda sorumluluk almak zorundayız.” “Kaçak yolları önleyecek, kapsayıcı düzenlemeleri hayata geçirmeliyiz. Dünya bu konuda geride kalmıştır.” dedi.

    DİJİTAL OYUNLAR İÇİN DÜZENLEME İHTİYACI

    Dijital oyunlara ilişkin değerlendirmede bulunan Arslan: “Dijital oyunlar konusunda da düzenlemeye ihtiyaç vardır. Bu alan özellikle çocukları hedef alan bir yapıya dönüşmüştür.” ifadelerini kullandı.

    KADIN VE ÇOCUKLARA SOSYAL DESTEK

    Kadın konuk evlerine yönelik düzenlemelere değinen Arslan: “Geliri olmayan veya düşük gelirli kadın ve çocuklara yönelik harçlık sistemi getirilmesi hedeflenmektedir.” dedi.

    ÇOCUKLARIN GÜVENLİĞİ İÇİN YENİ TEDBİRLER

    Kanun teklifinde yer alan önemli bir güvenlik düzenlemesine dikkat çeken Arslan: “Suçu kesinleşmiş kişilerin, özellikle çocukların yoğun bulunduğu alanlarda çalıştırılmasını engelleyen düzenlemeler yer almaktadır.” şeklinde konuştu.

    “DÜZENLEMELERİN ÇOĞUNU YERİNDE BULUYORUM”

    Kanun teklifine ilişkin genel değerlendirmesini paylaşan Arslan: “Bu düzenlemelerin büyük çoğunluğunu yerinde buluyorum.” ifadelerini kullandı.

    ANNELİK İZNİNDE AMAÇ: ANNE VE ÇOCUK SAĞLIĞI

    Doğum izinlerinin amacına da değinen Arslan, sözlerini şöyle tamamladı: “Amaç, annenin çocuğuna daha fazla vakit ayırmasını sağlamak, anne sağlığını korumak ve bu süreçte yaşanabilecek mağduriyetleri önlemektir. Daha önce ücretsiz izinle sağlanan bu süreç, artık ücretli izin kapsamının genişletilmesiyle daha güçlü şekilde desteklenmektedir.” >>>Haber Merkezi

  • “Tesisler milletimize hayırlı ve bereketli olsun”

    “Tesisler milletimize hayırlı ve bereketli olsun”

    Programı yakından takip eden Cumhurbaşkanlığı Irak Özel Temsilcisi, eski Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, “DSİ Genel Müdürlüğünün toplu açılış merasiminde muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan hitap ediyor. Tesisler milletimize hayırlı ve bereketli olsun. Bütün DSİ mensupları ve emeği geçenleri yürekten tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.

    BARAJLARIMIZ DOLUYOR, SU KAYNAKLARIMIZ YENİLENİYOR

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, DSİ Tarafından Tamamlanan 563 Adet Tesisin Toplu Açılış Töreni’nde konuştu. Erdoğan, “Bu yatırımlar marifetiyle 505 meskun mahal ve 52 bin 400 dekar araziyi taşkının yol açtığı zararlardan koruyacağız.” diye konuştu. Erdoğan, “Geçen asır petrol, karbon yakıtlar için yapılan mücadele önümüzdeki dönem su alanında yapılacak. Çevremizdeki çatışmalardan bunun işaretlerini görebiliyoruz. Bu yıl hava filomuza 14 yeni helikopter ekleyerek helikopter sayımızı 119’a, havadan su atma kapasitemizi 462 tona çıkardık. 28 uçağımız, 14 insansız hava aracımız, 2 bin 766 ilk müdahale aracımız, 1953 arazözümüz, 878 iş makinemizle bu sene yangınlarla daha etkin mücadele edeceğiz” ifadelerini kullandı. Erdoğan, “2026’ya yağışların bereketiyle girdik. Barajlarımız doluyor, su kaynaklarımız yenileniyor” dedi. >>>Haber Merkezi

  • Kumar bağımlılığı sadece maddi değil, hayati kayıplar getiriyor

    Kumar bağımlılığı sadece maddi değil, hayati kayıplar getiriyor

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Bolvadin Sosyal Hizmet Merkezinden Sosyolog Nurullah Boyar tarafından verilen seminere, Bolvadin SHMYO Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Kazak, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

    Boyar sunumunda kumarın birey ve toplum üzerindeki yıkıcı etkilerini farklı yönleriyle ele aldı. Kumar bağımlılığının sadece maddi kayıplardan ibaret olmadığını; psikolojik, sosyal ve ailevi çöküşleri de beraberinde getirdiğini vurgulayan Boyar, dijital platformlar aracılığıyla gündeme gelen “gizli kumar” tehlikesine dikkat çekti. Boyar, davranışsal bağımlılıkların beynin ödül sistemi üzerindeki olumsuz etkilerini detaylı bir şekilde açıkladı.

    Katılımcıların sorularını da yanıtlayan Boyar, farkındalık çalışmalarının üniversite gençliği arasında yaygınlaştırılmasının önleyici bir kalkan görevi göreceğini belirtti. Bolvadin SHMYO Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Kazak, ilgiyle takip edilen seminer sonunda Boyar’a teşekkür belgesi takdim etti. >>>Haber Merkezi

  • Azerbaycanlı öğrenci AFSÜ’de stajını başarıyla tamamladı

    Azerbaycanlı öğrenci AFSÜ’de stajını başarıyla tamamladı

    Ziyarette AFSÜ Uluslararası İlişkiler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Murat Yeşil, Uluslararası İlişkiler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Buket Engin, Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Bölümünden Öğrenci Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Murat Demirezen ve Öğr. Gör. İlyas Güneş hazır bulundu.

    Erasmus+ KA171 Kısa Dönem Doktora Staj Hareketliliği kapsamında AFSÜ Tıp Fakültesine eğitime gelen Azərbaycan Tibb Universiteti (Azerbaijan Medical University) öğrencisi Mehdizade, AFSÜ’de aldığı eğitimden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, sunulan imkânlar ve misafirperverlik için teşekkür etti. Rektör Prof. Dr. Aslan da Mehdizade’ye eğitim ve meslek hayatında başarılar diledi. >>>Haber Merkezi

  • Vertigoyu tanıyor musunuz?

    Vertigoyu tanıyor musunuz?

    Vertigoyu bir baş dönmesi rahatsızlığı olarak biliyoruz, doğru mu?

    Vertigo, hastaların sıklıkla “baş dönmesi” olarak ifade ettiği, ancak tıbbi olarak daha belirgin durumları tanımlayan bir kavramdır. Vertigoda kişi, kendisinin ya da çevresindeki nesnelerin dönüyormuş, hareket ediyormuş ya da kayıyormuş gibi algılandığı bir yanılsama yaşar. Bu yönüyle vertigo, basit bir sersemlik hissinden veya bayılacak gibi olma durumundan ayrılır.

    Hastalar vertigoyu genellikle baş hareketleriyle artan dönme hissi, dengesizlik, bulantı ve kusma ile birlikte tarif ederler. Özellikle ani başlayan ve şiddetli olan vertigo atakları, hastanın günlük yaşamını ciddi şekilde etkileyebilir.

    Vertigonun temelinde, vücudun denge sisteminde meydana gelen bir bozulma yatar. Denge; iç kulakta vücudun denge, uzaysal oryantasyon, baş pozisyonu ve hareket algısını sağlayan vestibüler sistem, görme sistemi ve kas-eklem duyularının birlikte çalışmasıyla sağlanır. Bu sistemlerden özellikle iç kulaktaki denge organı ve oranın beyinle bağlantılarındaki sorunlar, vertigonun en sık görülen nedenini oluşturur.

    Vertigonun türleri ve belirtileri nelerdir?

    Klinik olarak vertigoyu iki ana grupta değerlendiririz: Periferik ve santral vertigo. Periferik vertigo, çoğunlukla iç kulak kaynaklıdır ve daha sık görülür. Bu gruba en iyi bilinen örnek, halk arasında “kristal oynaması” diye bilinen, iyi huylu pozisyonel vertigodur. Bunun dışında vestibüler nörit ve Meniere hastalığı da önemli nedenler arasındadır. Santral vertigo ise beyin sapı ve beyincik gibi merkezi sinir sistemi yapılarından kaynaklanır ve daha nadir olmakla birlikte, altta yatan neden açısından daha ciddi tabloları işaret edebilir. Vertigo, tek başına bir hastalık değil, farklı nedenlere bağlı ortaya çıkan bir durumdur. Bu nedenle doğru tanı ve uygun tedavi için altta yatan sebebin dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi büyük önem taşır.

    “HER BAŞ DÖNMESİ VERTİGO DEĞİLDİR”

    Altta yatan nedene göre değişiklik gösterebilmekle birlikte, hastaların tarif ettiği bazı tipik bulgular vardır. En temel ve ayırt edici belirti, kişinin kendisinin ya da çevresinin dönüyormuş hissine kapılmasıdır. Bu durum çoğu zaman aniden başlar ve özellikle baş hareketleriyle belirgin şekilde artar. Hasta durumunu, “oda dönüyor” ya da “ben dönüyorum” şeklinde ifade eder. Hastalar düz yürümekte zorlanır, sağa ya da sola sapma hissi yaşayabilir. Özellikle şiddetli vertigo ataklarında bulantı ve kusma görülebilir ve hastayı ciddi şekilde rahatsız eder. Ayrıca yataktan kalkarken, sağa-sola dönerken veya yukarı bakarken şikâyetlerin artması tipiktir. Gözlerde istemsiz hareketler muayene sırasında saptanan önemli bir bulgudur ve tanıda yol göstericidir. Vertigonun nedenine bağlı olarak bazı ek belirtiler de tabloya eşlik edebilir. Örneğin kulakta çınlama ve dolgunluk hissi. İşitme kaybı, baş ağrısı, çift görme, konuşma bozukluğu, kol veya bacaklarda güçsüzlük gibi nörolojik bulgular da söz konusu olabilir. Şu hususun altını çizelim: Her baş dönmesi vertigo değildir. Hastanın yaşadığı hissin detaylı olarak sorgulanması, eşlik eden bulguların değerlendirilmesi ve fiziki muayene ile doğru tanıya ulaşılması önem taşır. Özellikle nörolojik belirtilerin eşlik ettiği durumlarda zaman kaybetmeden ileri değerlendirme yapılması gerekir.

    VERTİGONUN TEŞHİSİ NASIL YAPILMAKTADIR?

    Vertigonun teşhisi, ayrıntılı hasta öyküsü alımının yanı sıra dikkatli bir Kulak-Burun-Boğaz ve Nörolojik muayene üzerine kurulur. Çünkü vertigo, tek başına bir hastalık değil, farklı nedenlerin ortak sonucudur. Dolayısıyla esas amaç, altta yatan sebebi doğru şekilde ortaya koymaktır.

    Teşhisin en önemli kısmı ayrıntılı hasta öyküsünü almaktır. Hastaya şu sorular yöneltilir: Hissettiğin nasıl bir his? Dönme mi, sersemlik mi? Ne kadar sürüyor? Hangi durumlarda ortaya çıkıyor? İşitme kaybı, çınlama, bulantı, baş ağrısı gibi yada sizi rahatsız eden başkaca eşlik eden şikayetleriniz var mı?

    Hastadan alınan bütün bu bilgiler, vertigonun periferik mi yoksa santral mi olduğunu ayırt etmede büyük ölçüde yol göstericidir. Fizik muayene olarak da tandem yürüyüş gibi denge ve yürüme testlerinin dışında göz hareketlerinin değerlendirilmesi ve kulak muayenesi yapılır. Özellikle göz hareketlerinin analizi, vertigonun kaynağı hakkında önemli ipuçları verir.

    Vertigo teşhisinde sıkça kullanılan testlerden biri Dix-Hallpike manevrasıdır. Bu test, özellikle iyi huylu pozisyonel vertigo (BPPV) tanısında oldukça değerlidir. Hastanın baş pozisyonu değiştirilerek vertigo ve istemsiz göz hareketlerinin oluşup oluşmadığı gözlenir.

    İç kulak hastalıklarından şüpheleniliyorsa işitme testi, ileri tetkik gerekiyorsa Videonistagmografi (VNG) veya kalorik testler ile MR veya BT çekimi yapılabilir. Bu görüntüleme yöntemleri özellikle santral vertigo şüphesinde, yani beyin, beyin sapı veya beyincik kaynaklı durumları elemek için kullanılır.

    VERTİGONUN TEDAVİSİ NASIL OLMAKTADIR?

    Vertigonun tedavisi, tek tip bir yaklaşım değildir; tamamen altta yatan nedene yönelik planlanır. Çünkü vertigo farklı hastalıkların bir belirtisidir. Bu nedenle doğru tanı, tedavinin en kritik basamağını oluşturur.

    Pozisyonel vertigo (BPPV) en sık görülen vertigo nedenidir. Halk arasında “kristal oynaması” olarak bilinir. Bu hastalarda en etkili tedavi pozisyonel manevralardır. Amaç, iç kulaktaki yerinden oynayan kristallerin yeniden doğru konuma getirilmesidir. İlaç tedavisinin bu grupta yeri sınırlıdır; çoğu hasta tek veya birkaç manevra ile belirgin şekilde düzelir.

    İlaç, vertigonun birçok türünde semptomları azaltmak için kullanılır. Vestibüler baskılayıcı ilaçlar ilk birkaç günde ciddi baş dönmesi problemi yaşayan hastada şikayetleri belirgin olarak azaltır. Devamında ilaç değişikliğine gitmek gereklidir. Bulantı giderici ilaçlar, bazı durumlarda damar düzenleyici veya iç kulak dolaşımını destekleyici tedaviler de uygulanabilir. İlaçlar özellikle akut dönemde hastanın konforunu artırmak açısından faydalıdır. Ancak uzun süreli ve kontrolsüz kullanım önerilmez.

    Meniere hastalığı tedavisinde tuz kısıtlaması ve diyet düzenlemeleri, idrar söktürücü ilaçlar kullanılır. Ataklar sırasında semptomatik tedavi ve dirençli vakalarda intratimpanik (kulak içi) enjeksiyonlar veya nadiren cerrahi seçenekler gündeme gelebilir. Özellikle uzun süren veya kronik vertigo durumlarında denge egzersizleri (vestibüler rehabilitasyon) uygulanır. Fizik tedaviye benzer, kişiye özel programları içeren bu egzersizler, beynin denge sistemine yeniden uyum sağlamasını destekler.

    Eğer vertigo santral (beyinsel) kaynaklıysa, tedavi altta yatan nörolojik hastalığa yöneliktir. Örneğin inme, tümör veya nörolojik hastalıklara bağlı durumlarda, ilgili branşlarla birlikte çoklu disipliner yaklaşım gerekir. Cerrahi tedavi çok nadir ve dirençli vakalarda uygulanır. Özellikle bazı iç kulak hastalıklarında gündeme gelebilir.

    VERTİGO ATAĞI ESNASINDA HASTA NE YAPMALIDIR?

    Vertigo atağı sırasında hastanın doğru davranması, hem şikâyetlerin şiddetini azaltmak hem de olası kazaları önlemek açısından son derece önemlidir. Bu süreçte temel hedef; denge kaybına bağlı olası travmaları engellemek ve belirtileri mümkün olduğunca kontrol altına almaktır. Vertigo atağı sırasında en önemli yaklaşım; hastanın kendini güvene alması, hareketlerini kısıtlaması ve belirtileri sakin bir ortamda kontrol altına almaya çalışmakla birlikte mümkün olan en kısa zamanda hekimine başvurmasıdır.

    Vertigo atağı yaşayan bir hasta hemen güvenli bir pozisyona geçmelidir. Atak başladığında mümkünse oturmalı veya uzanmalıdır. Ayakta kalmaya çalışmak, düşme riskini artırır. Özellikle baş dönmesi şiddetliyse, sabit bir zeminde sırtüstü uzanmak, en güvenli yaklaşımdır.

    Ani baş hareketleri vertigoyu belirgin şekilde artırabilir. Bu nedenle baş mümkün olduğunca sabit tutulmalı, sağa-sola hızlı dönüşlerden kaçınılmalıdır. Bazı hastalarda gözleri kapatmak yerine, karşıda sabit bir noktaya bakmak dönme hissini azaltabilir. Işık, gürültü ve görsel uyaranlar şikâyetleri artırabilir. Bu nedenle mümkünse sakin ve loş bir ortamda dinlenmek önerilir.

    Vertigo ataklarına sıklıkla bulantı ve kusma eşlik eder. Bu durumda hasta kendini zorlamamalı, sıvı kaybını önlemek için atak sonrasında küçük yudumlarla sıvı almalıdır. Atak sırasında refleksler ve denge ciddi şekilde bozulur. Bu nedenle araç kullanmak son derece risklidir.

    Hastaya daha önce hekimi tarafından önerilmiş ilaçlar varsa, atak sırasında uygun şekilde kullanılabilir. Ancak rastgele ilaç kullanımı önerilmez. Eğer vertigoya konuşma bozukluğu, kol veya bacakta güçsüzlük, çift görme ve şiddetli baş ağrısı gibi bulgular eşlik ediyorsa daha ciddi; merkezi sinir sistemi kaynaklı bir sorun söz konusu olabilir. Vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. >>>Haber Merkezi

  • Otizmli ikizlerin büyük hayali

    Otizmli ikizlerin büyük hayali

    Erkan (39) ile Sultan Işık’ın (38) tek yumurta ikizleri 13 yaşındaki oğulları Ramazan Enes ve Muhammed’e küçük yaşta otizm tanısı konuldu. Kardeşlere, yeni tip koronavirüs döneminde ilkokuldaki çevrim içi dersleri için bilgisayar alındı. Zamanla bilgisayara ilgi duyan ikizler, çevrim içi robotik kodlama ve yazılım üzerine dersleri takip etmeye başladı. İkizler, bilişim teknolojileri öğretmenlerinin de yönlendirmesiyle geçen yıl Afyonkarahisar’daki Kendin Yap Atölyesi’yle tanıştı. Hafta sonları burada robotik kodlama ve yazılım üzerine çalışma yapan kardeşler, hem kendilerini geliştiriyor hem de yazılım çalışmaları yapıyor.

    BİRBİRLERİNE HER ALANDA DESTEK OLUYORLAR

    Ramazan Enes Işık, ikiziyle sürekli birlikte vakit geçirdiklerini, birbirlerine bilgisayar, kodlama ve yazılım konularında destek olduklarını söyledi. Okuldaki derslerinin iyi olduğunu anlatan Işık, “Yazılımcı olmak istiyorum. Kodlamayla projeler geliştirmek istiyorum. Bunun için üniversite sınavını kazanıp, bilgisayar mühendisliği okuyacağız. Hayalimiz bu.” dedi. Muhammed Emir Işık da kardeşiyle uyumlu bir birliktelik sergileyerek, her alanda gelişim göstermek için çabaladıklarını kaydetti.

    OĞULLARININ İYİ EĞİTİM ALIP, HAYALLERİNİ GERÇEKLEŞTİRMELERİNİ İSTİYORLAR

    Anne Sultan Işık, ikizlerinin hayata sıkı tutunmaları için eşiyle ellerinden gelen her şeyi yapmaya çalıştıklarını dile getirdi. Çocuklarıyla yaşayarak öğrenmeye çalıştıklarını vurgulayan Işık, şöyle konuştu: “Araştırmalarla hem kendimi hem de çocuklarımı geliştirmeye çalıştım. Her gün yıkılıp, yeniden ayağa kalkmayı öğrendim. Elimizden geldiği kadar onlar için hayatla mücadele ediyoruz. İyi bir eğitim almalarını, hayallerini gerçekleştirmelerini, vatana ve millete faydalı olmalarını istiyoruz. Robotik kodlama ve yazılım konusunda çok meraklılar. Severek yapıyorlar. Otizmliler severek yaptıkları işi rahat öğreniyor. Bilgiye de kolay ulaşıyorlar. Bu yöndeki yeteneklerinin boşa gitmesini istemiyoruz. Bu kapasitelerini daha iyi şekilde geliştirmeyi istiyoruz. İkisi de bilgisayar mühendisi olmak istiyor. Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar’ı örnek alıyorlar, onunla tanışmak istiyorlar. Biz de her zaman yanlarındayız.” Baba Erkan Işık da ikizlerinin eğitimlerine önem verdiklerine dikkati çekerek, eşiyle çocuklarının her zaman yanlarında olduklarını ifade etti.

    “HEDEFLERİNE ADIM ADIM İLERLİYORLAR”

    Kendin Yap Atölyesi Kodlama Öğretmeni Müyesser Aksu ise otizmli ikizlerin yönergeleri anlayabildikleri ve kendilerine söyleneni yapabildikleri için kodlama derslerinde kolaylıkla ilerlediğini söyledi. İkizlerin sorun çözme, dikkat ve odaklanma konusunda da iyi olduğunu belirten Aksu, “İkizlerle burada bir yılın üzerinde birlikteyiz. Bu yıl yine Dene Yap Atölyesi’nin sınavına girecekler. Başarı olup oraya da girerlerse güzel projelerle ilerleyebileceklerine inanıyorum. Onlara güveniyorum. Hedeflerine adım adım ilerliyorlar.” diye konuştu. >>>AA

    Afyonkarahisar’da yaşayan tek yumurta ikizleri Ramazan Enes ile Muhammed Emir Işık, birbirlerine verdikleri destekle başarılarıyla anılacakları günler için çabalıyor. ( Arif Yavuz – Anadolu Ajansı )
    Afyonkarahisar’da yaşayan tek yumurta ikizleri Ramazan Enes ile Muhammed Emir Işık (sağda), birbirlerine verdikleri destekle başarılarıyla anılacakları günler için çabalıyor. ( Arif Yavuz – Anadolu Ajansı )
    Afyonkarahisar’da yaşayan tek yumurta ikizleri Ramazan Enes ile Muhammed Emir Işık, birbirlerine verdikleri destekle başarılarıyla anılacakları günler için çabalıyor. ( Arif Yavuz – Anadolu Ajansı )
    Afyonkarahisar’da yaşayan tek yumurta ikizleri Ramazan Enes ile Muhammed Emir Işık, birbirlerine verdikleri destekle başarılarıyla anılacakları günler için çabalıyor. Kendin Yap Atölyesi Kodlama Öğretmeni Müyesser Aksu (ortada), AA muhabirine açıklamada bulundu. ( Arif Yavuz – Anadolu Ajansı )
    Afyonkarahisar’da yaşayan tek yumurta ikizleri Ramazan Enes ile Muhammed Emir Işık, birbirlerine verdikleri destekle başarılarıyla anılacakları günler için çabalıyor. ( Arif Yavuz – Anadolu Ajansı )
  • Bolvadin’de haşere kabusuna geçit yok!

    Bolvadin’de haşere kabusuna geçit yok!

    Yaz ayları öncesi erken kalkan yol alır

    Sıcak havalarda vatandaşların yaşam konforunu düşüren sinek ve haşere sorununa karşı henüz larva aşamasındayken müdahale ediliyor. Belediye ekipleri, üreme noktalarını tek tek tespit ederek biyosidal ürünlerle ilaçlama yapıyor. Bu yoğun mesaiyle, olası haşere istilasının daha ortaya çıkmadan engellenmesi hedefleniyor.

    Sağlık ve konfor en üst seviyede tutuluyor

    Bolvadin Belediyesi’nden yapılan açıklamada, çalışmaların kararlılıkla ve aralıksız sürdürüleceği vurgulandı. Vatandaşların sağlığını her şeyin üzerinde tuttuklarını belirten belediye yetkilileri, sahada etkin ve planlı bir stratejiyle her noktanın kontrol altında tutulduğunu ifade etti.

    Temiz gelecek için güçlü mücadele

    “Temiz bir gelecek güçlü bir mücadeleyle başlar” mottosuyla hareket eden belediye ekipleri, termal tesislerin her köşesinde titiz bir çalışma yürütüyor. Tedbirlerin elden bırakılmadığı bu süreçte, vatandaşların yaz dönemini daha rahat ve sağlıklı geçirmeleri için her türlü önlemin alınmaya devam edeceği bildirildi.>>>HABER MERKEZİ 

  • Türkiye, yurt dışına göç veriyor

    Türkiye, yurt dışına göç veriyor

    Prof. Dr. Sabri Bektöre Konferans Salonunda düzenlenen seminere; İİBF Dekanı Prof. Dr. Gökhan Demirtaş, İİBF Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Fişne ile akademik personel ve öğrenciler katıldı.

    “HER GÖNÜLLÜ GÖÇ BİR ZORUNLULUK BARINDIRIR”

    Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Atahan Demirkol; Türkiye’nin son 15 yılda karşı karşıya kaldığı göç dalgasını yönetme kapasitesine değinerek, “Göç” kavramının sadece ekonomik nedenlerle yapılan “gönüllü” bir eylem olarak kısıtlanamayacağını kaydetti. Her göçün arka planında itici bir gücün bulunduğunu belirten Demirkol, “Akademik perspektifte; eğitim veya sağlık gibi sebeplerle yapılan yer değiştirmeler bile aslında bireyi buna mecbur bırakan şartlardan kaynaklanıyor ve her gönüllü göç bir zorunluluk barındırıyor” ifadelerini kullandı.

    “GÖÇ VEREN ÜLKEDEN GÖÇ ALAN ÜLKEYE DÖNÜŞÜM”

    Türkiye’nin göç tarihine ilişkin bilgi veren Demirkol, Türkiye’nin göç serüveninin zaman içerisinde farklı aşamalardan geçtiğini belirtti. Demirkol, bu dönüşümün hem iç dinamikler hem de uluslararası gelişmelerle şekillendiğini ifade ederek, “Türkiye, uzun yıllar ‘göç veren ülke’ konumunda yer aldı. 1961 yılında Almanya ile imzalanan iş gücü anlaşması sonrasında Türkiye’den Avrupa’ya yoğun bir işçi göçü yaşanmış, bu durum ülkemizin uzun süre göç veren bir ülke olarak anılmasına neden olmuştur” dedi. 1990’lı yılların ise önemli bir kırılma noktası olduğunu kaydeden Demirkol, bu dönemle birlikte Türkiye’nin göç alan bir ülkeye dönüşmeye başladığını ifade etti. Bölgesel krizler ve çevre coğrafyalarda yaşanan gelişmelerin Türkiye’ye yönelen göç hareketlerini artırdığını ifade eden Demirkol, Türkiye’nin bu süreçte yeni bir göç profiliyle karşı karşıya kaldığını kaydetti.

    “TÜRKİYE’NİN, YENİDEN GÖÇ VERME EĞİLİMİ İÇERİSİNE GİRDİĞİ GÖRÜLMEKTE”

    Türkiye’nin zamanla göç rotası üzerinde stratejik bir konuma ulaştığını kaydeden Demirkol, “Özellikle Avrupa Birliği ile yapılan mutabakatlar sonrasında Türkiye, göç yolları üzerinde hem ‘transit ülke’ hem de bir anlamda ‘tampon ülke’ konumuna gelmiştir” dedi. Güncel verilere de değinen Demirkol, “2020 yılı sonrasında Türkiye’de göç dinamiklerinde yeniden bir değişim gözlemlendi. Son yıllarda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının da yurt dışına yönelmesiyle birlikte Türkiye’nin yeniden göç veren bir eğilim içerisine girdiği görülmektedir” diye konuştu.

    “GÖNÜLLÜ, GÜVENLİ VE ONURLU GERİ DÖNÜŞ”

    Demirkol, 4,5 milyona ulaşan sığınmacı nüfusunun yüzde 98’inin kamplarda değil, kentlerde toplumla iç içe yaşamasının yönetilmesi en zor süreçlerden biri olduğunu kaydetti. Demirkol, “Hazırlıksız yakalanılan bu süreçte, 15 yılın sonunda büyük toplumsal bölünmeler yaşanmaması, Türkiye’nin göç yönetiminde başarılı bir politikaya evrildiğini kanıtlıyor. Bu, geç kalınmış ancak nihayetinde başarıya ulaşmış bir hikâyedir” dedi. Demirkol, güncel verilere göre ise Suriye’nin kuzeyinde sağlanan güvenli bölgelere yönelik “gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüş” politikasının sonuç vermeye başladığını da sözlerine ekledi. Seminer, soru cevap bölümünün ardından sona erdi. >>>Haber Merkezi

  • Sultandağı Kaymakamı Demirci, öğrencilerle buluştu

    Sultandağı Kaymakamı Demirci, öğrencilerle buluştu

    Prof. Dr. Sabri Bektöre Konferans Salonunda düzenlenen seminere; İİBF Dekanı Prof. Dr. Gökhan Demirtaş, Maliye Bölümü Bölüm Başkanı Prof. Dr. İhsan Cemil Demir, Maliye Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsa Sağbaş ile akademik personel ve öğrenciler katıldı.

    Seminerin açış konuşmasını yapan İİBF Maliye Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsa Sağbaş, düzenlenen etkinliklerle öğrencilere yol göstermeyi hedeflediklerini belirtti. Sultandağı Kaymakamı Hacı Demirci’nin de Maliye Bölümü mezunu olduğunu kaydeden Sağbaş, öğrencilerin istedikleri takdirde benzer kariyer hedeflerine ulaşabileceklerini ifade etti. Maliye Bölümünün ağırlıklı olarak kamuya personel yetiştirmeyi amaçladığını dile getiren Sağbaş, vergi müfettişliği, maliye müfettişliği gibi mesleklerin öğrenciler için önemli kariyer seçenekleri arasında yer aldığını kaydetti.

    “HEDEFİNİZİ ÜNİVERSİTE YILLARINDA BELİRLEYİN”

    Sultandağı Kaymakamı Hacı Demirci, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye Bölümü mezunu olduğunu belirterek, kaymakamlık idealinin hazırlık sınıfından itibaren şekillendiğini belirtti. Maliye bölümü öğrencilerinin genellikle vergi müfettişliği veya Sayıştay denetçiliği gibi alanlara yöneldiğini ancak kendisinin bilinçli olarak mülki idareyi seçtiğini ifade eden Demirci, “Üniversite hayatım boyunca bu doğrultuda çalıştım ve mezuniyetimden sadece dört ay sonra sınavı kazanarak göreve başladım” dedi. Öğrencilere sadece ders çalışmanın yeterli olmayacağı uyarısında bulunan Demirci, yabancı dilin mülakatlarda ve mesleki gelişimde belirleyici bir ölçüt olduğunu kaydetti. Kaymakam adaylığı sürecinde İçişleri Bakanlığının çok yönlü kriterlere baktığını belirten Demirci, “Mezun olmadan önce mutlaka bir yabancı dili halletmenizi tavsiye ederim. Eğer sizi diğer adaylardan öne çıkaracak bir özelliğiniz yoksa bir adım geride kalırsınız. Benim hem YDS hem de ALES puanlarımın yüksek olması, sadece kaymakamlık değil, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile akademi gibi farklı alanlarda da önümün açılmasını sağladı” diye konuştu.

    “KAYMAKAMLIK 7/24 ESASINA DAYALI BİR FEDAKÂRLIK MESLEĞİDİR”

    Kaymakamlık mesleğinin sadece bir makam ve unvandan ibaret görülmemesi gerektiğini belirten Demirci, mesleğin zorluklarına ve sorumluluklarına dikkat çekti. Kaymakamlığın 7 gün 24 saat teyakkuzda olmayı gerektiren bir yaşam biçimi olduğunu ifade eden Demirci, “Bu meslek ciddi bir özveri ister. Bayramlarda, hafta sonlarında veya özel günlerinizde her an bir telefonla görevinizin başında olmanız gerekir” diye konuştu.

    “MÜLAKAT, ‘BU ADAYA BİR İLÇE EMANET EDİLEBİLİR Mİ?’ SORUSUNA YANIT ARAR”

    Kaymakamlık mülakatı aşamasına dair bilgiler paylaşan Demirci, komisyonun sadece bilgi birikimini değil, adayın kriz anındaki tavrını ve temsil kabiliyetini de ölçtüğünü belirtti. Mülakatlarda adayların kıyafetinden yürüyüşüne, ses tonundan heyecan yönetimine kadar her ayrıntının titizlikle incelendiğini söyleyen Demirci, mülakatlarda asıl amacın “Bu adaya bir ilçe emanet edilebilir mi?” sorusuna yanıt aramak olduğunu ifade etti. Tüm zorluklarına rağmen mülki idare amirliğinin manevi tatmininin çok yüksek olduğunu belirten Demirci, “Hiçbir meslek yoktur ki kaymakamlık kadar insan hayatına dokunabilme imkânı sunsun. Bir öğrencinin eğitimine vesile olmak veya bir vatandaşın sorununu çözüp hayır duasını almak, mesleğin tüm yükünü unutturan en büyük motivasyon kaynağıdır” ifadelerini kullandı. Etkinlik, soru cevap bölümünün ardından sona erdi. >>>Haber Merkezi

  • 100 Bin TL’lik hırsızlık bir saatte çözüldü

    100 Bin TL’lik hırsızlık bir saatte çözüldü

    Edinilen bilgilere göre, yaklaşık değeri 100 bin TL olan 20 adet radyo, 450 adet çakmak, 13 adet tıraş makinesi ve 5 adet lambanın çalınması üzerine polis ekipleri geniş çaplı çalışma başlattı. Yapılan inceleme ve takipler sonucunda olay, yalnızca 1 saat içerisinde aydınlatıldı. Hırsızlık olayını gerçekleştirdiği belirlenen E.S. ve A.Y.B. isimli şüpheliler gözaltına alınırken, çalınan tüm malzemeler eksiksiz ve sağlam şekilde bulunarak sahibine teslim edildi. Emniyet yetkilileri, suç ve suçlularla mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı. >>>Haber Merkezi

  • Afyonkarahisar Barosu ve öğrencilerden ortak sergi

    Afyonkarahisar Barosu ve öğrencilerden ortak sergi

    Serginin açılış törenine Afyonkarahisar Baro Başkanı Av. İpek Yılmaz Göktürk, yönetim kurulu üyeleri, avukatlar, okul yönetimi ve öğrenciler katıldı. Açılış kurdelesini Baro Başkanı Göktürk ve avukatlar, çocuklarla birlikte kesti.

    Öğrencilerin hazırladığı eserlerin yer aldığı sergiyi gezen davetliler, her bir çalışmayı ilgiyle inceledi. Sergide dikkat çeken en önemli detay ise öğrencilerin eserlerini hem Türkçe hem de İngilizce olarak anlatmaları oldu. Yaptıkları resimleri iki dilde de başarıyla sunan öğrenciler, katılımcılardan büyük alkış aldı.

    Etkinliğin sonunda öğrenciler, Avukatlar Günü dolayısıyla baro üyelerine çiçek takdim etti. Afyonkarahisar Baro Başkanı Av. İpek Yılmaz Göktürk de bu jeste karşılık olarak çocuklara şeker dağıtırken, okul yönetimine de günün anısına hediyelerini sundu.>>>Şerafettin KAZAK

    • Av. İpek Yılmaz Göktürk
  • Vali Aktaş’tan şampiyonlara ve dereceye giren öğrencilere tebrik!

    Vali Aktaş’tan şampiyonlara ve dereceye giren öğrencilere tebrik!

    Işıklar Şeker Ortaokulu Hentbol Takımı Türkiye Şampiyonu oldu

    2025-2026 sezonunda düzenlenen Yıldız Kızlar Hentbol Türkiye Birinciliği müsabakalarında tüm rakiplerini geride bırakarak Türkiye Şampiyonluğu kupasını şehre getiren Işıklar Şeker Ortaokulu Hentbol Takımı, ziyaretin odak noktası oldu. Vali Aktaş, sporcu öğrencilerin disiplinli çalışmalarının meyvesini aldığını ifade ederek başarılarının devamını diledi.

    AFYONKARAHİSAR VALİSİ DR. NACİ AKTAŞ, SPORDA VE EĞİTİMDE BAŞARI GÖSTEREN GENÇLERİN ŞEHRİN EN KIYMETLİ HAZİNESİ OLDUĞUNU İFADE ETTİ. (GÖKTEN CEYLAN/AFYONKARAHİSAR-İHA)
    Afyonkarahisar Valisi Dr. Naci Aktaş, sporda ve eğitimde başarı gösteren gençlerin şehrin en kıymetli hazinesi olduğunu ifade etti.

    MSÜ sınavında ilk 1000’e giren 10 öğrenciye takdir

    Eğitim alanındaki başarılar da Vali Aktaş tarafından unutulmadı. Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) sınavında Türkiye genelinde ilk 1000 öğrenci arasına girme başarısı gösteren Afyonkarahisarlı 10 öğrenci, Vali Aktaş ile bir araya geldi. Gençlerin eğitim hayatındaki bu kritik eşiği başarıyla geçmelerinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Aktaş, “Rabbim başarılarınızı daim etsin” dedi.

    “Şehrin geleceği sizlerin omuzlarında yükselecek”

    Ziyaret sırasında yaptığı konuşmada duygularını paylaşan Vali Aktaş, başarının sadece bireysel değil, tüm şehre moral veren bir unsur olduğunu vurguladı. Aktaş, “Sporda ve eğitimde gösterdiğiniz başarılarla Afyonkarahisar’ın gururu oldunuz. Sizler bu şehrin en kıymetli hazinesisiniz. Şehrimize bu gururu yaşatan tüm öğrencilerimizi, öğretmenlerini, idarecilerini ve ailelerini tebrik ediyor, nice güzel başarılar diliyoruz” ifadelerini kullandı.>>İHA 

  • “Hastanede ilk temas yeri Aile Hekimliği Polikliniği”

    “Hastanede ilk temas yeri Aile Hekimliği Polikliniği”

    Aile Hekimliği Polikliniği’nin ilk temas yeri olduğunu söyleyen Şensoy, “Hastalarımız her türlü şikayetleri için bize müracaat edebilirler. Hangi polikliniğe başvuracağını bilemeyen tüm hastalarımızı bekliyoruz. Hasta polikliniğimizde değerlendirildikten sonra gerek görülürse ilgili hekime yönlendiririz. Böylece hastalarımız zamandan kazanmış olurlar” diye konuştu.

    “YAŞAM TARZIMIZ, SAĞLIĞIMIZI BELİRLER”

    Sağlıklı yaşamı hem biyolojik, psikolojik ve sosyal açıdan iyilik hali olarak tarif eden Şensoy, “Yaşam tarzımız, sağlığımızı belirler. Sağlıklı yaşam için sağlıklı ve dengeli beslenme çok önemlidir. İşlenmiş gıdalardan uzak duralım. Ne kadar işlenmiş gıdadan uzaksanız o kadar sağlıklısınız. Mutlaka hareket etmeliyiz. Sağlıklı yaşam için fiziksel egzersiz yapmalıyız. Uzun süreler oturarak çalışan bireylersek en az yarım saatte bir ayağa kalkıp hareket edelim. Ayrıca zararlı alışkanlıklardan uzak duralım. Sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıklardan uzaklaşalım. AFSÜ Hastanemizde Sigara Bıraktırma Polikliniğimiz de var. Buradan sigara kullanan tüm vatandaşlarımızı profesyonel destek için polikliniğimize davet ediyorum. Yeterli miktarda su tüketimini ihmal etmeyelim. Günde 7-8 saat sağlıklı uyku da sağlıklı yaşamın olmazsa olmazıdır. Sağlıklı yaşamak ve yaşlanmak için bunlara dikkat etmeliyiz” diye konuştu.

    EĞİTİM AİLE SAĞLIĞI MERKEZİNE İLİŞKİN BİLGİLER PAYLAŞILDI

    AFSÜ Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalına bağlı Uydukentte bulunan Eğitim Aile Sağlığı Merkezine ilişkin bilgiler de aktaran Şensoy, “Burada Aile Sağlığı Merkezlerinde yapılan tüm iş ve işlemleri yapıyoruz. Merkezimiz özel poliklinik özellikleri taşıyan bir merkez. İlgili ve güler yüzlü personellerimizle hastalarımıza hizmet veriyoruz. Burası için 113 ve 114 no’lu Aile Hekimliği birimlerine kayıt yaptırarak hastalarımız ulaşabilirler” dedi.

    “MUTLAKA UZMAN HEKİM BULUNAN MERKEZLERDE YAPTIRILMALI”

    Kendilerine bağlı Geleneksel, Tamamlayıcı ve Fonksiyonel Tıp Merkezine (GETAT) ilişkin bilgiler de aktaran Şensoy, “Burada hastalarımız gerekli tetkikleri yapıldıktan sonra akupunktur, ozon terapi, hipnoz ve kupa gibi uygulamaları yapıyoruz. Bu tarz işlemleri merdiven altı dediğimiz yerlerde değil mutlaka uzman hekim bulunan yerlerde yaptırmak gereklidir” diye konuştu. >>>Haber Merkezi

  • Afyonkarahisar’da sanayiciye nefes aldıracak destek: İstihdamı Koruma Paketi başvuruları başladı

    Afyonkarahisar’da sanayiciye nefes aldıracak destek: İstihdamı Koruma Paketi başvuruları başladı

    İmalatçı işletmelere uygun şartlı kredi ve kefalet imkanı

    Küresel ekonomik konjonktürde üretimin sürekliliğini sağlamayı amaçlayan program kapsamında başvurular KOSGEB üzerinden alınmaya başlandı. Başvurusu onaylanan tüm imalatçı işletmeler, piyasa koşullarına göre çok daha avantajlı kredi imkanlarına erişebilecek. Program dahilindeki kefalet mekanizması sayesinde, işletmelerin kredi kullanırken yaşadığı teminat sıkıntıları aşılmış olacak.

    İstihdamı koruyana 12 ay boyunca özel destek ödemesi

    Desteğin içeriği, sektörlerin ihtiyaçlarına göre iki ana kolda şekilleniyor. Emek yoğun sektörlerde faaliyet gösteren ve mevcut istihdamını koruma taahhüdü veren işletmeler, 2026 yılı boyunca (12 ay) özel destek ödemesi alacak. Diğer imalat kollarındaki KOBİ’ler ise istihdamı korudukları takdirde, kullandıkları kredilerde 10 puanlık faiz veya kâr payı desteğinden yararlanabilecek.

    Son gün 30 nisan: Başvurular KOSGEB üzerinden yapılacak

    Afyonkarahisar sanayisinin gelişimi için kritik önem taşıyan bu fırsattan yararlanmak isteyen işletme sahiplerinin acele etmesi gerekiyor. KOSGEB’den yapılan açıklamada, herhangi bir mağduriyet yaşanmaması adına başvuruların 30 Nisan tarihine kadar tamamlanması gerektiği vurgulandı. Şehrin üretim kapasitesini koruyacak olan bu hamle, yerel ekonomideki canlılığın sürdürülmesi açısından büyük bir fırsat olarak görülüyor.>>>İHA 

  • “Yeniden Refah, Afyon’da üye sayısını artırdı”

    “Yeniden Refah, Afyon’da üye sayısını artırdı”

    Yeniden Refah Partisi Afyonkarahisar İl Divan Kurulu, Yeniden Refah Partisi Seçim İşleri Başkan Yardımcısı ve Kurucular Kurulu Üyesi Osman Mandacı, Yeniden Refah Partisi Merkez Karar ve Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Başkan Danışmanı E. Vali Kadir Çalışıcı, Yeniden Refah Partisi Afyonkarahisar İl Sorumlusu Av. Afşin Çalışıcı ile parti yöneticilerinin katılımıyla gerçekleşti.

    “BİR İNANCIN, BİR DURUŞUN VE BİR AHLAK MÜCADELESİNİN TEMSİLCİLERİYİZ”

    Toplantının açış konuşmasını yapan Yeniden Refah Partisi Afyonkarahisar İl Başkanı Fehmi Güray Çakır, “Bizler, sadece bir siyasi partinin mensupları değiliz. Aynı zamanda bir inancın, bir duruşun ve bir ahlak mücadelesinin temsilcileriyiz. Yeniden Refah Partisi olarak, milletimizin öz değerlerini yeniden ayağa kaldırmak, adil düzeni yeniden tesis etmek ve güçlü bir Türkiye inşa etmek için yola çıktık. Afyonkarahisar’ımızda da bu hedef doğrultusunda çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Mahalle mahalle, köy köy, esnaf esnaf dolaşarak vatandaşlarımızın dertlerini dinliyor, çözümlerimizi anlatıyoruz. Gördüğümüz tablo şudur ki; milletimiz artık samimiyet istiyor, dürüstlük istiyor, adalet istiyor. Ve bu taleplerin karşılığı da Yeniden Refah Partisi’nde vücut bulmaktadır” dedi.

    “DAHA ÇOK ÇALIŞACAĞIZ, DAHA ÇOK GAYRET EDECEĞİZ”

    Başkan Çakır, “Mart ayı boyunca teşkilat çalışmalarımızda önemli adımlar attık. Üye kayıtlarımızda artış sağladık, saha çalışmalarımızı yoğunlaştırdık ve teşkilat içi birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirdik. Ancak şunu asla unutmamalıyız: Bizim için durmak yok, rehavete kapılmak yok. Daha çok çalışacağız, daha çok gayret edeceğiz. Önümüzdeki süreçte hedefimiz; Afyonkarahisar’da Yeniden Refah Partisi’ni en güçlü şekilde temsil etmek, her haneye ulaşmak ve milletimizin gönlünde sağlam bir yer edinmektir. Bunun için her bir teşkilat mensubumuzun üzerine düşen sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirmesi büyük önem arz etmektedir” ifadelerini kullandı.

    “AŞAMAYACAĞIMIZ HİÇBİR ENGEL YOK”

    Başkan Çakır, konuşmasına şöyle devam etti: “Birlik ve beraberlik içerisinde hareket ettiğimiz sürece aşamayacağımız hiçbir engel yoktur. Bizler birbirimize kenetlendiğimizde, inancımızı diri tuttuğumuzda ve davamıza sahip çıktığımızda başarı kaçınılmaz olacaktır. Sözlerime son verirken, bu davaya gönül vermiş tüm kardeşlerime bir kez daha teşekkür ediyorum. Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim eylesin, bizleri bu yolda mahcup etmesin. Hepinizi Allah’a emanet ediyor, saygı ve muhabbetlerimi sunuyorum.”

    “YRP, SİYONİZME KARŞI KARARLI DURUŞ GÖSTEREN TEK PARTİ”

    Yeniden Refah Partisi Seçim İşleri Başkan Yardımcısı ve Kurucular Kurulu Üyesi Osman Mandacı, Yeniden Refah Partisi Merkez Karar ve Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Başkan Danışmanı E. Vali Kadir Çalışıcı, Yeniden Refah Partisi Afyonkarahisar İl Sorumlusu Av. Afşin Çalışıcı da Yeniden Refah Partisi’nin diğer partilerden ayrıldığını, Siyonizme karşı kararlı duruş gösteren tek partinin Yeniden Refah Partisi olduğunu belirttiler. >>>Haber Merkezi

  • “Teröriste ayrıcalık, millete ihanettir”

    “Teröriste ayrıcalık, millete ihanettir”

    Başkan Mısırlıoğlu “Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’a yönelik ‘umut hakkı’, İmralı’nın statüsü, infaz düzenlemeleri ve İmralı’daki yaşam koşullarının genişletilmesine ilişkin iddialar; milletimizin vicdanını derinden yaralamış, kabul edilemez bir noktaya ulaşmıştır. İYİ Parti olarak açıkça ifade ediyoruz: Bu girişimler, sadece hukuki bir tartışma değil; doğrudan devletin temel değerlerine ve milletimizin onuruna yönelmiş bir meydan okumadır. Genel Başkanımız Müsavat Dervişoğlu’nun da son açıklamalarında vurguladığı gibi; terörle mücadelede taviz vermek, devleti zayıflatmak demektir. Binlerce şehidimizin kanına girmiş bir terörist için: Yeni haklar tartışmak, İmralı’daki şartları genişletmek, Konut benzeri ayrıcalıklar konuşmak bu milletin aklıyla alay etmektir. Bugün bu ülkede: Emekli geçinemiyor, Asgari ücretli ay sonunu getiremiyor, Çiftçi üretimden kopuyor… Ama aynı anda bir terörist için ‘daha iyi koşullar’ konuşuluyorsa; burada ciddi bir adalet ve vicdan sorunu vardır.

    “DEVLETİN ŞEFKATİ TERÖRİSTE DEĞİL, MİLLETE OLUR!”

    Açıkça söylüyoruz. Terörist başına yönelik hiçbir ayrıcalık kabul edilemez, ‘Umut hakkı’ adı altında yapılacak hiçbir düzenleme millet vicdanında karşılık bulmaz, İmralı’da konforlu yaşam tartışmaları, şehitlerimizin aziz hatırasına hakarettir. Bu ülke; şehitlerin kanıyla, gazilerin fedakârlığıyla ayakta durmaktadır. Bu gerçek görmezden gelinerek atılacak her adım; toplumsal huzuru bozar, devlete olan güveni sarsar.

    “BU YOLUN SONU TEHLİKELİDİR!”

    Terörle mücadelede geri adım atmak; Çetelere cesaret verir, Bölücü odakları güçlendirir, Devlet otoritesini zayıflatır. Bugün konuşulanlar sadece bir kişi meselesi değildir. Bu, devletin terör karşısındaki duruşunun test edilmesidir” dedi.

    “SON SÖZÜ MİLLET SÖYLER!”

    Başkan Mısırlıoğlu, açıklamasına şöyle devam etti: “Buradan açıkça uyarıyoruz. Terörle arasına mesafe koymak yerine, terörle ilgili tartışmaları meşrulaştırmaya çalışan herkes; milletin vicdanında mahkûm olacaktır. İYİ Parti olarak; Şehitlerimizin hatırasını çiğnetmeyeceğiz, Devletin itibarını zedeletmeyeceğiz, Milletimizin onurunu pazarlık konusu yaptırmayacağız. Bu millet; yoksullukla mücadele ederken, teröriste konfor sağlanmasını asla kabul etmez. Ne ‘umut hakkı’, ne ayrıcalık, ne de örtülü af. Hiçbiri bu milletten geçmez. Milletimiz açlık sınırının altında yaşam mücadelesi vermektedir. Ekonomik alanda yaşanan çöküş, Tarımda desteklerin gecikmesi ve yetersizliği, üreticiyi ciddi bir darboğaza sürüklemiştir. 2025 yılına ait tarımsal desteklerin 2026 yılına sarkması, bu süreçte artan maliyetler karşısında çiftçiyi korumasız bırakmıştır. Mazot fiyatlarının katlanması, gübre maliyetlerinin hızla yükselmesi ve desteklerin geç ödenmesi sonucu; çiftçi daha parayı eline almadan kaybetmiştir.

    “TEMEL GIDA ÜRÜNLERİNE ERİŞİMDE YAŞANAN ZORLUKLAR KRİZDİR”

    Bugün üretici: Tarlasını ekmekte zorlanmakta, girdi maliyetleri altında ezilmekte, üretimden çekilmeyi düşünmektedir. Bu gidişat, yalnızca çiftçiyi değil; gıda güvenliğini ve toplumun geleceğini de tehdit etmektedir. Aynı şekilde, temel gıda ürünlerine erişimde yaşanan zorluklar artık açık bir kriz halini almıştır. Et ve protein kaynaklarının sofralardan çekilmesi, yerine daha ucuz ve besin değeri düşük ürünlerin yönelimi, toplumun sağlıklı beslenme hakkını elinden almaktadır. Bu tablo bir tercih değil, zorunlu bir yoksullaşmadır. Özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin yeterli beslenememesi; sadece bugünün değil, geleceğin de riske atılması anlamına gelmektedir.

    “REFAH DEĞİL, DERİN BİR YOKSULLUK VAR”

    Bir ülkede: Et tüketimi düşüyor, Temel gıdalar lüks haline geliyorsa, orada refah değil, derin bir yoksulluk vardır. Kamu çalışanları açısından da durum farklı değildir. Memur maaşları, artan hayat pahalılığı karşısında yetersiz kalmakta; liyakatten uzak uygulamalar ve siyasi baskılar kamu sistemini zayıflatmaktadır. Aidiyet duygusunu kaybeden bir kamu yapısı, devletin en temel direklerinden birinin zayıflaması demektir. Tüm bu sorunların ortak noktası bellidir: Kurumsal yapının zayıflatılması ve denetim mekanizmalarının etkisizleştirilmesi.

    “YARGI BAĞIMSIZ OLMALIDIR, MEDYA ÖZGÜR OLMALIDIR”

    Oysa çözüm açıktır: Yargı bağımsız olmalıdır, Medya özgür olmalıdır, Parlamento güçlü olmalıdır. Devlet; kapalı kapılar ardında değil, milletin gözü önünde, şeffaf ve hesap verebilir şekilde yönetilmelidir. Bugün Türkiye’nin ihtiyacı; hukukun üstünlüğüne dayanan, kurumları işleyen ve vatandaşına güven veren bir yönetim anlayışıdır. İYİ Parti olarak bizler; Hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmeyi, Adalet sistemine güveni yeniden kazandırmayı, Üretimi destekleyen, adil bir ekonomik düzen kurmayı, Gençlerimize umut, vatandaşlarımıza güven veren bir Türkiye inşa etmeyi hedefliyoruz. Çünkü biliyoruz ki: Hukuk olmadan refah olmaz, adalet olmadan devlet olmaz. Bu mücadele; yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerimizin de mücadelesidir.”

    “CUMHURİYET’E DİL UZATANLAR, O MAKAMLARDA OTURAMAZ!”

    İYİ Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Muhammet Mısırlıoğlu, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın Cumhuriyet’e yönelik sözlerine tepki gösterdi. Mısırlıoğlu açıklamasında, Ali Yalçın’ın sarf ettiği ‘100 yıllık narkoz’ ifadelerinin sadece talihsiz bir söz değil, Cumhuriyet’e, Atatürk’ün mirasına ve bu ülkenin temel değerlerine açık bir saldırı olduğunu vurguladı. “Bu sözler, bir sendika başkanının değil; Cumhuriyet’le kavgalı, ideolojik saplantılarla hareket eden bir anlayışın dışa vurumudur” diyen Mısırlıoğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyet devrimlerine yönelik bu hınç dili; milletimizin ortak değerlerine yapılmış ağır bir saygısızlıktır. Cumhuriyet’i ‘narkoz’ olarak nitelendirmek; bu ülkenin bağımsızlık mücadelesini, eğitim sistemini, hukuk düzenini ve kazanımlarını yok saymaktır. Bu, gaf değil; bilinçli bir zihniyetin ürünüdür.” Memur-Sen gibi yüz binlerce kamu çalışanını temsil ettiğini iddia eden bir yapının, çalışanların ekonomik ve sosyal hakları yerine ideolojik tartışmalarla gündeme gelmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Mısırlıoğlu, sendikal sorumluluğun tamamen göz ardı edildiğini ifade etti. “Bugün kamu çalışanları geçim sıkıntısı yaşarken, alım gücü erimişken, memurlar temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken; sendika başkanının görevi Cumhuriyet’e dil uzatmak değil, çalışanların hakkını savunmaktır.” dedi.

    “BU MAKAMLAR, CUMHURİYET İLE KAVGA EDENLERİN DEĞİL; CUMHURİYET’İN DEĞERLERİNE SAHİP ÇIKANLARIN YERİDİR”

    Mısırlıoğlu açıklamasında ayrıca şu sert değerlendirmelerde bulundu: “Cumhuriyet sayesinde eğitim almış, görevler üstlenmiş ve bugün bulunduğu makama gelmiş bir kişinin; o Cumhuriyet’e hakaret etmesi, nankörlüğün ve zihinsel çöküşün en açık göstergesidir. Bu makamlar, Cumhuriyet’le kavga edenlerin değil; Cumhuriyet’in değerlerine sahip çıkanların yeridir.” İYİ Parti olarak Cumhuriyet’in temel değerlerine yönelik her türlü saldırının karşısında olacaklarını vurgulayan Mısırlıoğlu: “Cumhuriyet bu milletin ortak değeridir. Kimsenin ideolojik hesaplaşmasına malzeme edilemez. Bu ülkenin temelini oluşturan Cumhuriyet’e dil uzatanlar bilmelidir ki; karşılarında her zaman bu milletin vicdanını ve İYİ Parti’nin kararlı duruşunu bulacaktır.”

    AFYON’DA EKONOMİ ÇÖKÜYOR: ESNAF KEPENK KAPATIYOR, VATANDAŞ GEÇİNEMİYOR!”

    Afyonkarahisar gündemine de değinen Başkan Mısırlıoğlu; “Afyon’da ekonomi çöküyor: esnaf kepenk kapatıyor, vatandaş geçinemiyor. Türkiye genelinde yaşanan ekonomik daralma, artık Afyonkarahisar’da da hayatın her alanında ağır şekilde hissedilmektedir. Yanlış ekonomi politikaları; üretimi, ticareti ve günlük yaşamı doğrudan etkilemiş, şehir ekonomisini adeta kilitlemiştir. Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Cevdet Akçay’ın asgari ücret artışına karşı yaptığı açıklamalar, bu tabloyu görmeyen bir anlayışın ürünüdür. Oysa sahadaki gerçekler çok nettir: Millet geçinemiyor, esnaf ayakta duramıyor, üretim çökmektedir. Afyonkarahisar’da kamyon garajında yaşanan durum bunun en somut örneğidir. Bir zamanlar 57 işletmenin faaliyet gösterdiği alanda bugün sadece 17 işletme ayakta kalabilmiştir. Diğerleri ya kapanmış ya da kapanma noktasına gelmiştir. Bu gidişle kalan işletmelerin de yakın zamanda kepenk indirmesi kaçınılmazdır. Bu tablo; artan akaryakıt maliyetlerinin, yüksek vergilerin ve yanlış politikaların doğrudan sonucudur. Bu nedenle açıkça ifade ediyoruz: Akaryakıttaki ÖTV ve KDV yükü derhal kaldırılmalı, piyasa rahatlatılmalıdır. Bugün sadece esnaf değil, vatandaş da büyük bir çıkmazın içindedir. Dolmuş ücretlerine yapılan zamlar: Şoför esnafını ayakta kalma mücadelesine iterken, Vatandaşı da dolmuşa binemez hale getirmiştir.

    “BU NASIL BİR SİSTEMDİR?”

    Ortaya çıkan tablo şudur: Şoför kazanamıyor, Vatandaş ulaşamıyor. Bu nasıl bir sistemdir? Aynı şekilde ekmek fiyatlarına yapılan zamlar, toplumun en temel ihtiyacını bile erişilemez hale getirmektedir. Bir zamanlar ‘en azından ekmeğini alabiliyorum’ diyen vatandaş, bugün artık ekmeğini dahi hesap ederek almak zorunda kalmaktadır. Bu kabul edilemez. Bugün Afyonkarahisar’da: Esnaf kepenk kapatıyor, Nakliyeci kontak kapatıyor, Şoför zarar ediyor, Vatandaş geçinemiyor. Ve tüm bunlara rağmen ekonomi yönetimi hâlâ gerçeklerden uzak açıklamalar yapmaktadır. Oysa sorun açık ve nettir: Yüksek maliyet, ağır vergi yükü ve yanlış ekonomi politikaları! İYİ Parti olarak çağrımız nettir. Bir kez daha iktidara sesleniyoruz. Akaryakıttaki ÖTV ve KDV kaldırılmalıdır. Esnaf üzerindeki maliyet yükü azaltılmalıdır. Ulaşım sektörüne destek verilmelidir. Tarım ve üretim destekleri artırılmalıdır. Temel gıda ürünlerinde vatandaşın alım gücünü koruyacak düzenlemeler yapılmalıdır. Bu ülkenin esnafı da, çiftçisi de, çalışanı da bu kadar ağır bir yükü taşımak zorunda değildir! Türkiye’nin sorunu kaynak değil, yönetim sorunudur. Doğru politikalarla bu kriz aşılır; ancak mevcut anlayışla daha da derinleşir. Afyonkarahisar’dan bir kez daha uyarıyoruz: Bu gidişat sürdürülemez!

    “ESNAFIN SESİNİ GERÇEKTEN DUYMAK İSTİYORSANIZ, GELİN BİRLİKTE GEZELİM!”

    Afyonkarahisar’da ekonomik gerçekler her geçen gün daha ağır hissedilirken, yapılan esnaf ziyaretlerinin ne kadar samimi ve ne kadar gerçekçi olduğu kamuoyunda ciddi soru işaretleri oluşturmaktadır. AK Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Turgay Şahin’in Ambar Yolu ve Yüzbaşı Bayburtlu Ağah Caddesi’nde esnaf ziyareti gerçekleştirdiği ve esnafın talep ve sorunlarını dinlediği ifade edilmektedir. Ancak buradan açıkça soruyoruz: Hangi talepleri dinlediniz? Esnaf size tam olarak ne söyledi? Çünkü biz her gün bu sokaklarda esnafımızla sohbet ediyoruz, sahadayız, biz o esnafın içindeyiz ve gerçek tabloyu çok iyi biliyoruz. Bugün aynı caddelerdeki esnaf: Artan kira fiyatları altında eziliyor, yüksek elektrik ve doğalgaz faturalarıyla mücadele ediyor, akaryakıt maliyetleri nedeniyle malını yerine koyamıyor, vergi yükü altında ayakta kalmaya çalışıyor ve en acısı, siftahsız dükkân kapatıyor. Peki bunlar size söylendi mi? Söylendiyse neden kamuoyuna açıklanmıyor? Yok eğer söylenmediyse, o ziyaretler gerçek değil, sadece görüntü vermekten ibarettir. Biz buradan açık bir davette bulunuyoruz: Sayın Şahin, gelin birlikte Ambar Yolu’nu gezelim, gelin birlikte Yüzbaşı Bayburt Caddesi’ni adım adım dolaşalım. Hiç önceden haber vermeden, hiç hazırlık yapılmadan, esnafla, gerçek şartlarda buluşalım. Bakın o zaman size neler söyleniyor: ‘İş yapamıyoruz’ diyenleri, ‘Borçla dönüyoruz’ diyenleri, ‘Bu gidişle kapatacağız’ diyenleri, bizzat kendi kulaklarınızla duyun. Çünkü artık bu şehirde: Esnaf ayakta kalma savaşı veriyor. Vatandaş alışveriş yapamıyor. Ekonomi çarkı dönmüyor. Ama siz hâlâ ‘ziyaret ettik, dinledik’ diyorsunuz. Bu millet artık söz değil, çözüm bekliyor.” >>>Haber Merkezi

  • Afyonkarahisar kalesi ve flamingolarına özel ödül!

    Afyonkarahisar kalesi ve flamingolarına özel ödül!

    Sisler içindeki Afyon kalesi büyüledi

    Kültürel mirasın mimari ve estetik boyutlarıyla değerlendirildiği kategorilerde Afyonkarahisar damga vurdu. Şehrin simgesi olan tarihi Afyon Kalesi’ni sisler arasında etkileyici bir kompozisyonla kadrajına alan Emrullah Akgün, Medya-İş Özel Ödülü’ne layık görüldü. Kalenin gizemli ve görkemli görüntüsü jüriden tam not aldı.

    ASKA TÜRKİYE GÜZELLİKLERİ BİRİNCİSİ, YABAN HAYATI BAKIMINDAN TÜRKİYE’NİN EN ZENGİN BÖLGELERİNDEN BİRİ OLAN TUNCELİ’DEKİ MUNZUR VADİSİ MİLLİ PARKI’NDA ÇEKTİĞİ YABAN KEÇİSİ FOTOĞRAFIYLA AHMET ASLAN OLDU. (/ANKARA-İHA)
    Türkiye Foto Muhabirleri Derneği’nin (TFMD) ‘Türkiye Güzellikleri Fotoğraf Ödülleri’nde kazananlar belli oldu.

    Yüreğil gölü’nün flamingolarına drone ödülü

    Gökyüzünden Türkiye manzalarının yarıştığı “AJET Gökyüzünden Türkiye Güzellikleri” kategorisinde ise Afyonkarahisar’ın doğal yaşamı ön plana çıktı. Başmakçı ilçesinde bulunan Yüreğil Gölü’ndeki flamingoları havadan fotoğraflayan Muzaffer Murat İlhan, AJET Özel Ödülü’nü kazandı. Gölün eşsiz maviliği ile flamingoların görsel şöleni Türkiye’nin en güzel kareleri arasına girdi.

    AJET GÖKYÜZÜNDEN TÜRKİYE GÜZELLİKLERİ’ KATEGORİSİNDE İSE SABAHIN MAVİ SAATLERİNDE FETHİYE KAYAKÖY’DE SİSLER İÇİNDEKİ TAKSİYARHİS KİLİSESİ’Nİ YANSITAN FOTOĞRAFLA SAİD NURİ SARGIN BİRİNCİLİK ÖDÜLÜNE LAYIK GÖRÜLDÜ. (/ANKARA-İHA)
    Türkiye Foto Muhabirleri Derneği’nin (TFMD) ‘Türkiye Güzellikleri Fotoğraf Ödülleri’nde kazananlar belli oldu.

    Nemrut’tan Munzur’a Türkiye mozaiği

    Yarışmanın genel kategorilerinde ise Nemrut Milli Parkı’ndaki gün doğumuyla Hakkı Bulun “Geleceğe Miras” birincisi olurken, Munzur Vadisi’nde çektiği yaban keçisi fotoğrafıyla Ahmet Aslan “ASKA Türkiye Güzellikleri” birinciliğini elde etti. Said Nuri Sargın ise drone kategorisinde Fethiye Kayaköy karesiyle birincilik kürsüsüne çıktı.

    ‘GELECEĞE MİRAS’ KATEGORİSİNDE BİRİNCİLİĞE, NEMRUT MİLLİ PARKI’NIN GÜN DOĞUMU FOTOĞRAFIYLA HAKKI BULUN KAZANDI. (/ANKARA-İHA)
    Türkiye Foto Muhabirleri Derneği’nin (TFMD) ‘Türkiye Güzellikleri Fotoğraf Ödülleri’nde kazananlar belli oldu.

    26 ilde meydanları süsleyecek

    Usta sanatçı İzzet Keribar’ın jüri başkanlığını yaptığı yarışmada seçilen bu özel kareler, sadece arşivlerde kalmayacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen Türkiye Kültür Yolları Festivalleri kapsamında, Afyonkarahisar’ın ödüllü fotoğrafları da dahil olmak üzere tüm eserler 26 farklı ilin kent meydanlarında sergilenecek.>>>İHA 

  • Afyonkarahisar ovalarında hummalı çalışma!

    Afyonkarahisar ovalarında hummalı çalışma!

    Teknik ekipler sahaya indi

    İl ve ilçe müdürlüklerinde görevli mühendisler, arazi çalışmalarında bitkilerin fenolojik gelişimini yerinde inceliyor. Özellikle haşhaş tarlalarında bitki sağlığını tehdit edebilecek unsurlara karşı titiz bir gözlem yürütülürken, hububat ürünlerinde de olası hastalık ve zararlı yoğunluğu mercek altına alınıyor.

    Üreticilere doğru mücadele rehberliği

    Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, sadece tespit değil bilgilendirme faaliyetlerine de önem verildiği vurgulandı. Teknik personelin, çiftçilere en uygun ilaçlama zamanı, kültürel önlem yöntemleri ve ruhsatlı bitki koruma ürünlerinin doğru kullanımı konusunda birebir eğitim ve danışmanlık desteği sağladığı belirtildi.

    AFYONKARAHİSAR’IN EN ÖNEMLİ TARIM ÜRÜNLERİNDEN BİRİSİ OLAN HAŞHAŞ BAŞTA OLMAK ÜZERE EKİMİ YAPILMAYA BAŞLANAN HUBUBAT ÜRÜNLERİNDE HASTALIK VE ZARARLI KONTROLLERİ YAPILMAYA BAŞLANDI. (GÖKTEN CEYLAN/AFYONKARAHİSAR-İHA)
    Afyonkarahisar’ın en önemli tarım ürünlerinden birisi olan haşhaş başta olmak üzere ekimi yapılmaya başlanan hububat ürünlerinde hastalık ve zararlı kontrolleri yapılmaya başlandı.

    Verim ve kalite hedefleniyor

    Açıklamada, “Bitkisel üretimde verim ve kaliteyi artırmak, hastalık ve zararlılarla etkin mücadele sağlamak amacıyla saha çalışmalarına ve üreticilerimize yönelik bilgilendirme faaliyetlerine kararlılıkla devam edilecektir” ifadeleri kullanıldı. Şehir genelinde sürdürülen bu kontrollerle, Afyonkarahisar ekonomisinin can damarı olan tarımsal üretimin güvence altına alınması hedefleniyor.>>>İHA