Kategori: Afyonkarahisar

  • Afyonkarahisar’da STEAM seferberliği: TÜBİTAK projelerinde %250 rekor artış!

    Afyonkarahisar’da STEAM seferberliği: TÜBİTAK projelerinde %250 rekor artış!

    Afyon Kocatepe Üniversitesi ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde, TÜBİTAK-NARD (Moldova) Uluslararası İkili İş Birliği Programı kapsamında yürütülen ‘Daha Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin Küresel Sorun Odaklı STEAM Öğretimi’ projesinin kapanış programı gerçekleştirildi.

    Program çerçevesinde proje sürecinde gerçekleştirilen uygulamalara ilişkin video gösterimi izlenirken, projeye katkı sunan paydaşlara plaket takdim edildi. Kapanış programında konuşan Sünnetci, üniversite, okul iş birliklerinin önemine dikkat çekerek, küresel sorunlara duyarlı ve disiplinler arası çalışmaların öğrencilerimizin akademik ve sosyal gelişimine önemli katkılar sunduğunu ifade etti.

    AFYONKARAHİSAR İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ MİRAÇ SÜNNETCİ, ‘DAHA SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR GELECEK İÇİN KÜRESEL SORUN ODAKLI STEAM ÖĞRETİMİ’ PROJESİNİN KAPANIŞ TOPLANTISINDA YAPTIĞI KONUŞMADA, KÜRESEL SORUNLARA DUYARLI VE DİSİPLİNLER ARASI ÇALIŞMALARIN ÖĞRENCİLERİN AKADEMİK VE SOSYAL GELİŞİMİNE ÖNEMLİ KATKILAR SUNDUĞUNU İFADE ETTİ. (ONUR DAL/AFYONKARAHİSAR-İHA)
    Afyonkarahisar İl Milli Eğitim Müdürü Miraç Sünnetci, ‘Daha Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin Küresel Sorun Odaklı STEAM Öğretimi’ projesinin kapanış toplantısında yaptığı konuşmada, küresel sorunlara duyarlı ve disiplinler arası çalışmaların öğrencilerin akademik ve sosyal gelişimine önemli katkılar sunduğunu ifade etti.

    Konuşmasında TÜBİTAK projelerine yönelik il genelinde yürütülen çalışmaların somut sonuçlar verdiğini vurgulayan Sünnetci “Bu yıl TÜBİTAK projelerindeki başvuru sayımızı yüzde 250 oranında artırmış bulunuyoruz. Bölgemizde ilimiz ilk sırada yer almaktadır.

    Elde edilen bu başarı yıl içerisinde öğretmen ve öğrencilerimize yönelik gerçekleştirdiğimiz saha çalışmaları, eğitimler ve rehberlik faaliyetlerinin bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu süreçte üniversitemize ve İl Milli Eğitim Müdürlüğümüz AR-GE birimimize, söz konusu çalışmaların yürütülmesindeki katkılarından dolayı teşekkür ediyorum” dedi.

    Program öğrencilerle çekilen hatıra fotoğrafının ardından sona erdi.

  • BİZİM AFYON BASIN MAHALLESİ; TAM BİR MÜHENDİSLİK HARİKASIDIR MESELA

    BİZİM AFYON BASIN MAHALLESİ; TAM BİR MÜHENDİSLİK HARİKASIDIR MESELA

    Kısaca ben yazılarımda ara ara “BİZİM MAHALLE” diye bahsediyorum. Yani Afyon Basın Mahallesi. Şimdi bu yazıdan sonra bana kızabilir bizim bazı mahalle sakinleri. Bazen kurumlar gibi camialarında kendilerini kamuoyu yani okuyucuları önünde “CHECK” etmesi, kendi içinde değerlendirmesi gerekir. Bu nedenle meslekten kimse kızmasın bana. Eğer ki katılmayan varsa da bu yazıma; kendi köşelerinden yazarak, fikir çeşitliliği ile mahallemizi değerlendirmemize ve geliştirmemize katkı sağlasın. Amaç kendimizi eleştirerek doğru yolda emin yol almak. Mesleğimizin ana amacı da bu değil mi zaten. Bu nedenle meslekle ilgili kişi ve kurumları kesinlikle hedef almak için değil, mesleğe dair bir gözlem ve son derece samimi bir öz eleştiri niyetiyle bu yazıyı kaleme aldığımı şahsen belirtmek istiyorum. Hadi buyurun yavaş yavaş ön bir giriş yapalım konumuza.  Türkiye’nin en farklı basın mahalleleri sıralaması diye bir araştırma yapsalar; kesinlikle metropolleri sollayıp ilk beşe gireceğini iddia edebilirim Afyon Basın Mahallesinin. Sözle anlatmaya kalksanız nefesiniz yetmez, yazayım deseniz kaç cilt ansiklopedi yazacağınıza karar veremezsiniz.  Bir bakarsınız en gereksiz konularda bir halat misali birbirine sağlam bağlıdır, en gerekli konularda pamuk ipliğine bağlı misali bir gelgitler gezegenidir bizim mahalle. Dikkat ederseniz bu hafta ki yazıda ara başlıkları, hikâye akışında okumanız için vermedim. Ben size tüm sakinlerini sevdiğim ve 26 yıldır yaşadığım bu mahalleyi anlatmaya çalışayım şimdi.

    HADİ BUYURUN ŞİMDİ BAŞLAYALIM

    Diyeceksiniz ki neden böyle bu sizin mahalle sorusunun cevabı aslında yoktur. Herkesin kendince doğrusu vardır ve o doğru tartışmasızdır. Herkesin cevabı kendince noter onayı gibi doğrudur. Mesleki anlamda bilgi ve donanıma sahip varlıklarıyla onur duyacağımız pırlantalarımızda vardır, mesleki yaklaşım farklılıklarına sahip, endamlarıyla yutkunduran, yakutlarımızda vardır bu mahallede. Dedim ya bizim mahalle aslında fevkaladenin fevkindedir. Aslında termal, mermer, sucuk, kaymak, lokum ve haşhaş’tan sonra coğrafi işaret alınabilecek belki de 7. Harika renk olabilir bizim mahalle.

    Mesela bizim basın mahallesi cemiyetler ve dernekler zenginidir. Mahallede tabela ve başkanımız çoktur. İl protokolü bile aklında tutamaz hangi gazeteci, hangi cemiyetten, hangi dernekten diye. Özel Kalem Müdürleri ve sekreterler bu konuda sürekli güncelleme yapmak zorundadır. Hele bu şehre gelen yeni kamu yöneticileri için bizim basın mahallesinin cemiyet ve derneklerine yapılacak iade ziyaretlerin tümü temasların tekrarı niteliğindedir. Bu konuda yapacakta bir şey yoktur. Aslında tüm tabelalarda ana amaç meslektir ama dedim ya tabelalarımız çoktur.

    Öte yanda, Türkiye’nin en büyük cemiyeti olan Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin tarihine bir bakın; gazeteci olmayıp, cemiyet başkanı olan iş insanı yoktur, bulamazsınız. En fazla Sedat Simavi ve Nezih Demirkent gibi gazeteci olup; gazete sahibi olan cemiyet başkanları vardır. Siz Aydın Doğan’ın bir cemiyet başkanlığını duydunuz mu? Ben duymadım. “Ben gazeteci değilim, sadece medya alanında yatırım yapmış bir iş insanıyım demiştir geçmiş dönem bir röportajında.” İşte Türkiye’de pek duymadığınız bu özelliği yani iş insanı cemiyet yönetimlerini bizim basın mahallesinde rahatlıkla dönem dönem görebilirsiniz. Yerelde bu nokta esnektir ve olağandır. Mahallemizde normal bir durumdur bu kısaca. Alışkındır mahallenin her sakini.

    Mesela bizim mahallede zaman zaman yapılan sohbetlerde, mesleğe 25-30-35 yıldan fazla bir zamanını veren yazdığı yazısı on binlerce tıklanarak okunduğunu ifade eden altın değerinde ustalarımız vardır. Aynaya baktıklarında gündem makinası olarak görebilmeleri mümkündür kendilerini. Zor değildir onlar için şehrin gündemini parmakları ile klavye arasında görmek. Kolay mı bir ömür vermişlerdir gazeteciliğe. Sen bir gazeteci ya da sahada olan bir muhabir olarak önemli bir insanı iyi tanıdığını düşünürsün; onlar enine boyuna tanıdıklarını ifade edebilirler. İşin vitrin söyleminde önemli insanlarla abi-kardeştir onlar. Samimiyet o kadar tavandır yani akıl-sır ermez. Sen ise daha dünkü çocuk; muhabir yeni yetme gazetecisindir.

    Öte yanda, bizde köşe yazarı gazeteciler çoktur. İkinci mesleğinden ziyade daha çok gazetecilik yönü ile tanınan zengin bir yelpazeye sahiptir bizim basın mahallesi. Yelpazenin her bir yaprağı cıvıl cıvıldır. Her meslekten köşe yazarlarıyla doludur her sokağımız. Öyle renklidir ki gök kuşağında yoktur o kadar renk. Aslında hepsi iyi insanlar, kardeşler, arkadaşlardır. Hepsi ayrı bir ikondur.

    Bizim mahallede, zaman zaman teyitli olmayan söylentilerin bilgi dağılımında kendi içinde inanılmaz bir hızı vardır mesela. Mahallenin bu yönü tam bir mühendislik harikasıdır. Farazi bir örnek veriyorum. Bir gazete, radyo, web sitesinin satıldığı söylentisi ortaya çıkar, mal sahibinin kesinlikle haberi yoktur. Şu gazeteci şunu yapmış, bunu yapmış, şunu almış diye bir konu konuşulur; ucunu ve sonuna tutana bravo. Birçok konuda teyitli ya da doğrulanmış haber alışkanlığına sahip olan bizim mahallede kendi içindeki teyit ve doğrulamaya pek bakılmaz. Mahalle içinde bastırılamaz bir adrenalin ve heyecan noktasıdır kısaca bu durum. Zaman zaman ben bile kaptırabiliyorum kendimi “vay be” öyle miymiş diye bu kadar yani.

    Yukarıda bahsettiğim latifeleri bir kenara bırakıp; işin aslında gazeteciliği hakkıyla yapan arkadaşlarımız gibi meslek icra edilse bu şehir de “araştırmacı gazetecilik” ve en önemli büyük bir eksik olan “özel haber” hazırlama açığımız büyük bir oranda kapanır. Onun için koskoca bu şehir de en fazla 20-30 kişiyiz araştırmacı gazetecilik gelişsin, özel haber daha fazla yapılsın diye çabalayan gazeteci, yayın kuruluşu ve medya mensubu. Düşünün, Türkiye’nin en büyük yüzölçümüne sahip şehirlerinden birisiniz, 17 ilçe ve 400 den fazla köyünüz var. Nüfusunuz 800 bini geçmiş; şehrin medyası araştırma haber ve özel haber fakiri. Ondan sonra o neden çok tık alıyor, bu neden daha çok okunuyor seremonisi başlıyor bizim mahallede.

    İşin gerçeği şu. Bu şehrin okuyucuları fark istiyor, bülten haberciliği ile birlikte özel haber, röportaj ve araştırma haber istiyor. Sıkça başvurulan ana mantık, eleştireyim, karşı taraf cevap versin istemiyor. Hadi bu dediğimi yapalım daha fazla özel haber, röportaj, araştırma haber verelim desek aldığımız ücret belli; bülten haberciliği ile bildiğimiz gibi devam edelim olur.

    Aslında okuyucunun istediği değişiklik ve farklı içerikleri hayata geçirseler, reklam geliri dâhil tiraj, okunma vs. bir çok girdi artış gösterir. Devamında kazanç çoğalır, personel sayısı artar, yatırım değeri artırılarak kalite yükseltilir. En yakın örnek, Eskişehir yerel gazetelerinde olduğu gibi ve en uzak Japonya yerel basınında olduğu gibi. Hadi Japonya uzak, gidip bir Eskişehir’e göz atın bence. Son olarak 4 gün sonra gelecek olan “Çalışan Gazeteciler Günü”nü kutluyorum bizim mahallenin.

  • GÜN IŞIĞI AFYON’DA

    GÜN IŞIĞI AFYON’DA

    Sevgili okurlarım;

    Kaleme aldığım bu yazımda sizlere sadece bir projeden değil, bir çocuğun dünyasının nasıl aydınlandığından, bir ailenin yeşeren umutlarından ve Afyonkarahisar’ımızın sokaklarında yankılanan bir iyilik hareketinden bahsetmek istiyorum.

    Bazı anlar vardır, sadece bir olaya tanıklık etmezsiniz; bir mucizenin sessizce filizlenişini izlersiniz.

    Geçtiğimiz günlerde Afyonkarahisar’ın tarih kokan sokaklarında, böyle bir mucizenin, “Gün Işığı Projesi’nin” izini sürdüm. Bir yazar ve gözlemci olarak masaya oturduğumda, karşılaştığım şey sadece bir teknoloji projesi değil, bir çocuğun dünyayı yeniden keşfetme hikayesiydi.

    Bunun adı “Bakamamak” Değil, “Görmeyi Öğrenmek”

    Küçük bir çocuk hayal edin. İsmi Ali ya da Ayşe olsun… Etrafındaki dünya,puslu bir camın arkasından bakıyormuş gibi flu. Renkler var ama sınırları yok. Yazılar var ama anlamları eksik.

    Toplumda çoğu zaman bu çocuklara “görme engelli” deyip geçiyoruz. Oysa Türk Telekom’un, Gönül Turgut Eğitim Danışmanlık ve Engelsiz Yaşama Derneği (EyDer) ile yürüttüğü bu proje, bize ezber bozan bir gerçek öğretiyor: Az görmek, bir son değil; bir başlangıçtır.

    ​   Türk Telekom’un, Gönül Turgut Eğitim Danışmanlık ve Engelsiz Yaşama Derneği (EyDer) iş birliğiyle hayata geçirdiği “Gün Işığı Projesi”, Uzun yıllardır ülke genelinde olduğu gibi ilimiz Afyonkarahisar’da da meyvelerini vermeye başladı. Bir yazar ve en önemlisi bu sürecin yakın bir takipçisi olarak söyleyebilirim ki; bu çalışma bir “sosyal sorumluluk” projesinden çok daha fazlası; bu bir gelecek inşasıdır.

    ***

    “Peki, Nedir Gün Işığı Projesi?”

     Türk Telekom tarafından 2014 yılında başlatılan bu proje  Engelsiz Yaşama Derneği (EyDer) ve Gönül Turgut Bireysel Eğitim Danışmanlığı iş birliğiyle yürütülüyor. Projenin ana amacı, yasal olarak “kör” olarak tanımlanan ancak %1 ila %10 arasında görme yetisi bulunan çocukların, var olan görme kalıntılarını kullanarak hayata daha bağımsız katılmalarını sağlamak.

    Proje kapsamında yapılanlar şunlardır:

    * Az Gören Eğitimi: Çocuklara, görme yetilerini en verimli şekilde kullanabilmeleri için özel eğitimler verilir. Bu eğitimler sayesinde çocuklar, normal alfabeyle okuyup yazmayı, günlük yaşam becerilerini geliştirmeyi ve bağımsız hareket etmeyi öğrenirler

    *Aile ve Öğretmen Eğitimi: Sadece çocuklara değil, onların hayatındaki en önemli figürler olan ailelere ve öğretmenlere de eğitimler verilir. Bu sayede, çocukların eğitim süreçleri daha etkili bir şekilde desteklenir ve toplumsal farkındalık artırılır.

     * Teknolojik Destek: Türk Telekom’un teknolojik altyapısı kullanılarak hazırlanan TahtApp gibi uygulamalarla, az gören öğrencilerin okuldaki eğitimlerini daha rahat takip etmeleri sağlanır. Bu sayede öğrenciler, sınıf tahtasındaki içerikleri tabletlerinden anlık olarak görebilirler.

    * Uzatma Eğitimleri: Proje, uzaktan eğitim imkanı sunarak Türkiye’nin dört bir yanındaki çocuklara ulaşmayı hedefler. Çocuklara ve ailelerine ücretsiz olarak verilen tablet ve internet hatlarıyla eğitim kesintisiz devam eder.

    *2014 yılında başlayan proje, 2025 yılı itibarıyla 11. yılını doldurmuş durumdadır. Proje, o tarihten bu yana sürekli olarak güncelleniyor ve geliştiriliyor. Özellikle 2025 yılı için  proje kapsamında geliştirilen TahtApp gibi teknolojik desteklerle birçok az gören öğrenciye ulaşılmış ve onların okul başarıları artırılmıştır.

    *Projenin temel amacı olan “Az da olsa ışığın peşinden koşan çocuklara umut taşıyabilmek” misyonu, her yıl yeni katılımcılarla devam ediyor ve daha fazla çocuğun hayatına dokunmayı hedefliyor.

    *Fayda sağlayacak özellik şartları;

    * 1’inci ve 9’uncu sınıf arası olması

    * kaynaştırma sınıf öğrencisi

    * Az görmesi olmalı

    ​  Az Görmek, Engel Değildir!

    ​  Toplum olarak “görme yetersizliği” denildiğinde genellikle zihnimizde sadece tam bir karanlık canlanıyor. Oysa “az gören” çocuklarımız, doğru bir eğitim ve erken müdahale ile %1 ile %10 arasındaki görme kalıntılarını kullanmayı öğrenebiliyorlar.

       “ Gün Işığı Projesi” bu noktada devreye giriyor. Çocuklarımıza “bakmayı değil, görmeyi” öğretiyor; onların akranlarıyla aynı sıralarda, kimseden yardım almadan eğitim görmelerinin kapılarını aralıyor.

       Türkiye’nin dört bir yanına yayılan bu hareket,  binlerce çocuğun hayatına dokundu. Afyonkarahisar da bu şanslı ve vizyoner  illerden biri oldu. Proje kapsamında sunulan özel yazılımlar ve eğitim metodolojileri sayesinde, az gören çocuklarımız artık sadece “dinleyen” değil, “okuyan, yazan ve üreten” bireyler haline geliyor.

       Sınıftaki bu çalışmada teknoloji ile insanın saf duygularının nasıl iç içe geçtiğine şahitlik ettim. Sınıftaki atmosfer, klasik eğitimden çok farklı idi. Öğretmenin ; sabırla, sevgiyle ve profesyonelce teknolojiyi bir köprü gibi kullandığını gördüm. Ayrıca öğretmenin gözlerindeki o parıltıyı sizlerin de görmesini çok isterdim.

    Öğretmenin bu gayretli çalışması sonunda, çocuğumuzun  ekrandaki objeyi fark etmesi bizlere de “ işte bu” dedirtiyor.

    Çocuğumuzun ise; O küçücük parmakları ile tabletteki figürlerle buluştuğu anda adeta “keşif yolculuğuna çıkan kaşif” gibiydi. Sonunda teknolojinin sunduğu filtreler ve özel yazılımlar sayesinde dünyayı  anlamlandırmaya  başlayınca “başarılı kaşif” gibi gururlu ve mutlu idi.

    En sonunda bilimle merhametin buluştuğu nokta keşfedilmiş oldu.

     Bir sınıfta, tabletindeki özel bir uygulama sayesinde tahtadaki yazıyı ilk kez net bir şekilde okuyan o çocuğun yüzündeki şaşkınlık ve ardından gelen o vakur gülümseme… İşte o an, tüm raporlardan, rakamlardan ve istatistiklerden daha gerçekti. O gülümseme, “Ben de buradayım ve ben de yapabilirim!” demenin en saf haliydi.

    ​   Bu yazım bitmiş bir çalışmanın özeti değil toplumsal bir seslenişimdir.

    Çevrenizde dünyayı “Az Gören” bir evladımız varsa, onun sadece karanlığa mahkum olmadığını bilin. “Gün Işığı Projesi” gibi bilimsel temelli çalışmalar, o çocukların akranlarıyla aynı sıralarda, kimseden yardım almadan hayallerine koşabilmeleri için var. Bizler, bu farkındalığı ne kadar büyütürsek, şehirlerimizdeki engelleri o kadar hızlı yıkarız.

    ***

    Bunun için çok basit ama bir o kadar da önemli bilgiler;

    * Aileler Olarak: Eğer çocuğunuzda görme kaybı belirtileri varsa, “yapacak bir şey yok” demeyelim. “Gün Işığı Projesi” gibi bilimsel ve teknolojik temelli çalışmaları takip edip, yardım alalım.

    * Eğitimciler  Olarak:  Okulunuzdaki, sınıfınızdaki az gören öğrencileri fark edelim. Onların potansiyelini ortaya çıkarmak için bu metodolojileri öğrenelim.

    * Toplumun Tüm Bireyleri Olarak: Engelsiz bir yaşamın, sadece fiziki yolları düzeltmekle değil, zihniyetteki engellerin kaldırılması olarak başladığını aklımızdan çıkarmayalım.

       “Gün Işığı Projesi, bu temel taşın en parlak parçalarından biri.

    Afyonkarahisar olarak bu projeye sahip çıkmaya, daha fazla çocuğumuza ulaşmaya devam edeceğiz. Unutmayın; ışık her yerdedir, yeter ki biz bakmayı ve gördüğümüzü yeşertmeyi bilelim.

    ​  Şimdi sorma sırası bizde:  Daha fazla “Gün Işığı” için siz ne yapmaya hazırsınız?

         Karanlığa Değil Geleceğe Bakın

                Hayatı Engelsiz Sayın

  • 15 GÜN SONRA TEŞEKKÜRÜMÜZÜ EDELİM

    15 GÜN SONRA TEŞEKKÜRÜMÜZÜ EDELİM

    EKONOMİA Sayfası okuyucularımız çok iyi bilir. Sayfamızda Kamuoyu adına, Kamu ve Kuruluşlardan yapmış olduğumuz talep, temenni ve isteklerin sonuca ulaşması ya da gerçekleşmesi sonrasında hızlı bir şekilde okuyucularımızı bilgilendirmek adına, ilgili kurum-kuruluşa teşekkür ederiz. Yazmış olduğumuz teşekkür yazısı ile sayfamız ve okuyucuları adına gündeme getirmiş olduğumuz bir konunun sonuca ulaşmasıyla birlikte konu kapanışını yaparız. Bugünkü yazımızda aynı şekilde bir teşekkür yazısı ve okuyucularımızın desteği ile sonuca ulaştırdığımız bir yazımızdır.

    BAŞKAN BURCU KÖKSAL’A TEŞEKKÜR EDİYORUM

    2 Aralık 2025 Salı günkü sayfamızda gündeme getirmiş olduğumuz “55 Mülk Sahibi ve Burcu Köksal” adlı yazımızı yayınlamamızın üzerinden bugün itibarıyla 21 gün geçti. Geçen bu sürenin 15. gününde yani geçen haftanın ortasında, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, mağdur olan 2.Belediye Çarşısı esnaflarının temsilcileri ile makamında bir araya gelerek yaklaşık 1 saate yakın bir zaman görüş alışverişinde bulundu. Bu vesileyle kendisinin hem esnaf mağdurları dinlediğini hem de hukuki ve projesel anlamda Belediyenin neler yapabileceği konusunda heyetle oldukça samimi ve sıcak bir sohbet atmosferinde bilgi verdiğini sevinerek öğrendim. Bu nokta da Başkan Burcu Hanıma başta EKONOMİA Sayfamız okuyucuları ve şahsım nezdinde teşekkür ediyorum. Ayrıca 2 Aralık Salı günü kaleme almış olduğum yazının sonunda mağdurların tek dileği Başkan hanımla görüşmek cümlemize de duyarlı kaldığı ve yerine getirdiği için ayrıca bir teşekkürü de buraya bırakıyorum.

    GÖRÜŞMENİN DETAYLARI BİZLERİ BAĞLAMIYOR

    Bu noktada Başkan Burcu Köksal ve yıkılan 2.Belediye Çarşısı esnaflarının makamda hangi konular üzerine konuştukları yazdığımız yazımızda ki;  tarafların bir araya gelmesi hedefi ve amacı neticesinde bizleri kesinlikle bağlamıyor. Çünkü taraflardan birisi Belediye diğer taraf ise özel mülk sahipleri. Esnaflar mağduriyetlerini Burcu hanıma bizzat aktarmak istiyordu. Hatta kendileri için hayırlı bir sonuç doğuracak fikir ve önerilerini başkan hanıma ve gerektiğinde Belediye Meclisine aktarmak istiyorlardı. Bu noktada, çözüm odaklı samimi bir ortamda geçtiğini öğrendiğim görüşmenin taraflar arasında hayırlı olmasını, mağduriyetlerin giderilmesi noktasında önemli bir adım atılmış olmasını temenni ediyorum. İnşallah bundan sonra sorunsuz ve mutlu bir şekilde konu çözüme kavuşur.

    ARTIK KONU MAĞDUR ESNAFLAR VE BURCU KÖKSAL’DA

    2 Aralık Salı günü yayınlamış olduğumuz yazımızda bizim görevimiz; meydana gelen bu mağduriyet ile ilgili önceki Belediye Başkanları ve mevcut Belediye Başkanı ve Yönetimlerine hiçbir cevap hakkı verecek bir yazı dili kullanmadan direk karşılıklı samimi bir işbirliğinde sonuca gidilmesi yönündeydi. Bugün ne mutlu ki EKONOMİA sayfamız okuyucularımızdan aldığımız güç ile bu hedefimize ulaştığımızı ve okuyucularımızla birlikte bunun mutluluğunu yaşadığımızı ifade etmek istiyorum. Artık konu mağdur esnaflar ve Afyonkarahisar Belediyesi ve Burcu Köksal arasında istişare ve icra ile bir şekilde sonuca ulaşacaktır. Okuyucularımız adına süreci uzaktan takip edeceğiz. Bu vesileyle Başkan hanıma sayfamızdan geçtiğimiz aylarda gündeme getirdiğimiz; Park Hayat Hastanesi önü kavşak çalışması ve Alt Geçitlerde Alt kelimelerinin kaldırılmasıyla ilgili Belediye Meclisinden geçen iki konu ile ilgili çalışmaların tamamlanarak, 2026 yılında bu iki konu ile ilgili teşekkür yazımızı yazmayı beklediğimizi ayrıca hatırlatmak istiyorum.

    SON SÖZLERİM MAĞDUR 55 MÜLK SAHİBİNE

    Bu vesileyle, 30 civarında varisleriyle daha fazla kişiye ait olduğu belirtilen 55 mülk sahibinden bir ricam olacak. Lütfen bundan sonra başlayacak fikirler, öneriler, görüşmeler noktasında eğer 30 kişiyseniz tam 30 kişi bir araya gelerek ve ortak hareket ederek çözümsel fikir birliği oluşturun. Lütfen kendi içinizde bireysel fikir ayrılıkları, ayrı gruplar halinde hareket etme gibi yollara savrulmayın. Benim hissem şu, sizinki bu gibi küçük gibi ayrışmaya girmeyin. Bu şekilde yaparsanız çözüme ulaşamazsınız. Lütfen en kısa zamanda bir araya gelin, konuşun tartışın ve net bir yol haritanızı belirleyin. Mevcut süreçte geçmiş yıllara dayalı gerçekleşen tüm resmi işlemleri gözden geçirin kendinizi resmi evrak konusunda güncelleyin. Bir araya geldiğinizde birlik, beraberlik ve çözüm için bir sistem oluşturun. Kendi içinizden 3-4 kişilik bir heyeti yine hepinizin imzası olan bir tutanakla belirleyin ve görevlendirin. Belirlediğiniz bu heyeti resmi görüşmeci olarak vazifelendirin. Benim naçizane tavsiyem size sadece bu olacaktır.

    HİÇ KİMSEYE ARA AÇIKLAMA YAPTIRMAYIN

    Öte yanda bu süre boyunca ben dâhil hiçbir gazeteciye ara açıklama yapmayın, yaptırmayın. Afyonkarahisar Belediyesi ile yürüteceğiniz bu süreç müspet ya da menfi yani olumlu-olumsuz bir sonuca ulaşana kadar hiçbir kuruluş, Stk ve üçüncü şahıslara açıklama yapmayın, yaptırmayın. Kısaca hayırlı bir sonuç istediğiniz bu konuda dışarıdan gelecek gereksiz tartışmalara ve açıklamalara fırsat vermeyin. Başkan Burcu Köksal ile başladığınız bu samimi sürecin sonuna kadar aynı havada ilerlemesini sağlayın. İnşallah en kısa zamanda taraflar arasında hayırlı sonuçlara ulaşılır bizlerde sayfamız okuyucuları ile bu mutluluğu yaşarız. Yolunuz açık olsun tekrar hayırlara vesile olsun.

  • Temiz niyetlerle, sahada olan bir yönetim anlayışıyla yola çıkıyorum

    Temiz niyetlerle, sahada olan bir yönetim anlayışıyla yola çıkıyorum

    Uzun yıllardır direksiyon başında olduğunu ve sektörün sorunlarını bizzat yaşadığını belirten Alıcı, yaptığı yazılı açıklamada, başkanlığa adaylığını “temiz niyetler ve güçlü bir sorumluluk bilinciyle” koyduğunu ifade etti.

    Alıcı, sektördeki temel sıkıntıların başında sigorta bedellerindeki artışlar, yakıt maliyetleri, lastik ve bakım giderlerindeki yükselişlerin geldiğini vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu: “Bu sorunları sadece dile getiren değil, aynı zamanda bizzat yaşayan biriyim. İlk kez aday olmam bir eksiklik değil; görev bilinciyle ortaya çıkmamın bir göstergesidir.”

    “Söz veren değil, sözünün takipçisi olan bir başkan olacağım”

    Adaylık sürecinde masa başında değil, sahada olan bir yönetim anlayışı benimsediğini kaydeden Alıcı, herkese eşit mesafede duracaklarını ve verilen her sözün takipçisi olacaklarını söyledi.

    Öncelikli hedeflerini açıkladı

    Alıcı, başkan seçilmesi halinde hayata geçirmeyi planladığı projeleri şöyle sıraladı:

    • Sigorta firmalarıyla toplu anlaşmalar yaparak prim yükünü azaltmak

    • Akaryakıt firmalarıyla indirimli yakıt protokolleri oluşturmak

    • Lastik ve bakım ürünlerinde oda gücüyle avantajlı fiyatlar sağlamak

    • Odayı daha şeffaf, ulaşılabilir ve güçlü bir yapıya kavuşturmak

    “Bu yol; tek başına karar verilen değil, birlikte istişare edilen ve birlikte yönetilen bir yol olacaktır” ifadesini kullanan Alıcı, şoför esnafının desteğine talip olduğunu belirtti.

  • SANDIKLI’NIN VİCDAN DURAĞI; BİR KAPI, BİR UMUT

    SANDIKLI’NIN VİCDAN DURAĞI; BİR KAPI, BİR UMUT

    Sevgili Okurlarım;

    Bugün size taş binalardan, asfalt yollardan ya da klasik belediyecilik hizmetlerinden bahsetmeyeceğim. Bugün size, Sandıklı Belediyesi’nin imzasını taşıyan, ruhu olan bir mekândan; Özel Sandıklı Engelli Bakım Merkezi’nden bahsedeceğim.

    Burası, Sandıklı’nın sadece termal sularıyla değil, “merhametiyle” de dünyaya şifa dağıttığının en somut kanıtı.

    Toplumun vicdanı, en zayıf halkasına verdiği değerle ölçülür. Bugün rotamı, termal sularıyla toprağa şifa veren Sandıklı’mızın başka bir şifa kaynağına; Özel Sandıklı Engelli Bakım Merkezi’ne çevirdim. Binaların soğuk betonlarından değil, o betonların içinde filizlenen umuttan ve “insanı yaşat ki devlet yaşasın” düsturunun somutlaşmış halinden bahsetmek istiyorum size.

    2019’dan Bugüne: Sevginin Kurumsallaşmış Hali

     

    Bu Kapı Umutsuzluğa Kapalı, Mucizeye Açık , Bir Gönül Durağı”

    Bu “Durak”, sadece bir adres değil; yorgun gönüllerin dinlendiği ,umutsuzluğun kapı dışarı edildiği bir sevgi menzilidir.

     

       Gelin, bu durakta duralım ve mucizelere birlikte şahitlik edelim.

    Bazen bir şehirde binlerce kapı vardır ama bir tanesi sizi bambaşka bir dünyaya götürür.  Her sabah bu kapı, sadece Özel Sandıklı Engelli Bakım Merkezi’nin kapısı değil; bu kapı, hayata küsmüş ruhların yeniden nefes aldığı, “bitti” denilen yerden yeniden başlanan bir mucizenin eşiği.

     

    ​ Bugün size bir yazar  olarak değil, her gün o koridorlarda 80 farklı hayatın yükünü sırtlayan, onlarla gülen, onlarla ağlayan gönül  ekibinin sesi olmak istedim.

     

    ***

    Sandıklı Belediyesi’nin girişimleriyle 2019 yılında kapılarını açan bu merkez,  sadece ilçemize değil, bölgeye örnek bir sosyal sorumluluk modeli sunuyor. 100 yatak kapasitesiyle, 19 yaş üstü bedensel engelli bireylerimize kucak açan bu yuva, belediyeciliğin sadece yol yapmaktan ibaret olmadığını, asıl meselenin “gönül yapmak” olduğunu bizlere her gün hatırlatıyor.

     

    Sandıklı Belediyesi, bu merkezle aslında devasa bir toplumsal yarayı sarıyor. Sakinlerine 24 saat kesintisiz sağlık hizmeti, kişiye özel rehabilitasyon programları ve en önemlisi de engelli bireylerimizin topluma entegre edilmesi için düzenlenen sosyal etkinlikler… Hüdai Kaplıcaları’ndaki o meşhur geziler, birlikte yenilen yemekler; hepsi bu canlarımıza “siz bu toplumun en kıymetli parçasısınız” demenin bir yolu.

    ​    Toprakla Barışan Eller, Hayata Tutunan Düşler

    ​ Sabahları 5 bin metrekarelik o devasa bahçeye çıkınca bir manzara karşılar ; Hobi bahçesinde toprağı eşeleyen, ektiği fidenin büyümesini heyecanla bekleyen engelli kardeşlerimizi görürüz… O an anlamlanır, toprak sadece bitkiyi değil, insanın ruhunu da besliyor. O eller toprağa değdiğinde, engel dediğimiz o duvarlar birer birer yıkılıyor.  Orada sadece domates, biber yetiştirilmiyor; orada “başarabilirim” duygusu ve yaşama sevinci filizleniyor.

    Bazen en güçlü ilaç, uzman bir dokunuşla birleşen içten bir tebessümdür. İşte bu, felçli bir kadının imkansızı, sevgiyle nasıl yürüdüğünün  hikayesi…

    “Yürüyemez” Denilen Bir Kadının Zaferi

    ​    Bu kitaplarda yazan hikayelerden değil; Bizzat Bakım Merkezinde  yaşanan bir kahramanlık hikayesi…

    Bu kadın  kuruma ilk geldiğinde yatağa bağımlı  bir engelli . Bilinci kapalı, dünyadan kopmuş, bir başkasının yardımı olmadan kıpırdaması imkansız bir “yabancı” gibi.

    ​    Şimdi mi?

    Şimdi ise onun koridorlarda adımlarının sesi duyuluyor. Kendi başına geziyor, eğleniyor, yetmiyor kendinden daha zor durumdaki arkadaşlarına su taşıyor. Moral veriyor.

    Fizyoterapistin azmi, ekibin uykusuz geceleri ve Allah’ın “Yürü kulum” demesiyle bir mucize yaşanarak gerçeğe dönüşüyor . Kurum çalışanları her gün bu ablanın yürüdüğünü gördüklerinde, yaptıkları işin kutsallığını bir kez daha iliklerine kadar hissediyorlar.

                                                                               ***

    ​          45 Yürek, Tek Bir Amaç İçin Çalışıyor;

    ​  Bakın, burada 45 kişilik koca bir ekip var.  Bu ekip , şefkatle çalışan. 28 bakım personeli bir anne titizliğiyle, sağlık ekibi bir cerrah dikkatiyle, diyetisyeni ise bir eczacı hassasiyetiyle çalışıyor. Şeker hastası bir amcanın tabağındaki yemeği kontrol ederken ya da bir genci sinemaya, kaplıcaya götürürken tek bir gayeleri var: Onlara “Siz bu toplumun en değerli parçasısınız” diyebilmek.

    Sandıklı’nın Vicdanı Hepimize Emanet.

    ​   Sandıklı sadece termaliyle, lezzetiyle değil; bu vicdanıyla da anılmalı.

    2019 yılında Belediye Başkanlığının desteğiyle dikilen bu fidan, bugün dev bir çınar oldu. Ayda en az sekiz kez dışarı çıkıyor, geziyor, eğleniyorlar. Çünkü dört duvar arasındaki bakım, sadece bedeni besler; Oysa ekibin esas derdi ruhları da doyurmak.

       Eğer sizin de çevrenizde ağır  engelli raporu(bakıma muhtaç) olan, çaresizlik içinde bir çıkış yolu arayan  yakınınız, komşunuz varsa; susmayın. Onları bu sıcak yuvayla tanıştırın.

      Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüklerine sunulacak bir dilekçe, bir hayatı karanlıktan aydınlığa çıkarabilir.

     

    ​ Unutmayın dostlarım; Bu kıymetli kurumda sadece engellilere bakılmıyor, burada insanlığa imza atılıyor.

     

     Bizim pencerelerimiz her zaman umuda, kapılarımız ise her zaman sevgiye sonuna kadar açık kalmalı.

     

           Peki Biz Ne Yapabiliriz? Diyorsanız.

     

      Bu merkez, Sandıklı Belediyesi’nin bizlere emaneti. Ancak bu emanete sahip çıkmak sadece kurumların değil, hepimizin boynunun borcu. Oradaki her bir birey, aslında bizim bir aynamız. Yarın hangimizin o aynaya bakmak zorunda kalacağını bilemeyiz.

      Sandıklı gibi kadim bir ilçenin, belediyesi eliyle böyle bir “şefkat limanı” inşa etmiş olması, bu toprakların ne kadar bereketli bir vicdana sahip olduğunu gösteriyor. Emek verenlerden, o kapıdan içeri sevgiyle giren her bir personele minnettarız.

     

      Son sözüm: Eğer bir gün yolunuz Sandıklı ilçemize düşerse, sadece kaplıca ziyareti değil. Bu şefkat yuvasının önünden geçerken bir durun ve oradaki sessiz kahramanları selamlayın. Çünkü dünya, sadece sevgi ve merhamet üzerine kurulduğunda gerçekten dönmeye devam edecek.

     

     Bizim zihnimizde; “Engel yok, sadece aşılması gereken basamaklar vardır.”

        Sağlıcakla Kalın.

    Hayatı Engelsiz Sayın…

  • BEN BİR PROJEYMİŞİM; İYİ Mİ? BİR DE SAĞLAM PARA ALMIŞIM ADAMLARDAN

    BEN BİR PROJEYMİŞİM; İYİ Mİ? BİR DE SAĞLAM PARA ALMIŞIM ADAMLARDAN

    2 hafta önce “2.Belediye Çarşısı, 55 Mülk Sahibi ve Burcu Köksal” başlıklı kaleme aldığımız yazımızı sayfamızın okuyucuları hatırlayacaktır. İlk sefer sayfamızla tanışan okuyucularımızda Gazete 3 Web Sitesinde şahsıma ait olan Yazarlar sayfasından bu yazıya rahatlıkla ulaşabilirler. Okuyucularımız iyi bilir. Her hafta salı sabahları yayınlanacak olan yazımın ön tanıtım ilanını her pazar akşamı sosyal medya hesaplarımdan yaparım. İlginç bir şekilde bu yazının ilanını, pazar akşamı yapmamla birlikte; korkunç bir telefon trafiğine maruz kaldım. Yüzde 100 dolu olan telefonumun şarjı bitene kadar yoğun bir telefon ve Whatsapp trafiğiyle mücadele ettim. Anlattığım bu yoğun telefon ve Whatsapp trafiği içinde bana o gün gelen 8-10 telefon görüşmesinden sadece bir telefon görüşmesine takılı kaldım. 2 haftadır aklıma geldikçe gülmeye devam ettiğim bu telefon görüşmesine takılma vaziyetim hala devam ediyor. Şimdi diyorsunuz ki bize de anlat da hep birlikte gülelim. Hadi buyurun.

    BEN ASLINDA BİR PROJEYMİŞİM; İYİ Mİ?

    Yukarıda bahsettiğim Pazar akşamı yeni yazı ilanını yayınladıktan sonra gelen yoğun telefonlardan birisinde bende kayıtlı olmayan bir telefon aradı beni. Kendisinin ismini tabi ki şimdi burada paylaşmayacağımı okuyucularım iyi bilir. Bende telefonu kayıtlı olmayan ama aslında tanıdığım üstat halimi hatırımı sorduktan sonra telefonda sıralamaya başladı ifadelerini. Konuşmasının başında bana; biz biliyoruz sen bir projesin aslında dedi. Yazdığın yazılar takip ediliyor, ilgi çekiyor, whatsap numaralarından paylaşım fazlalığı yapıyor, kendi yazı gündemin oluşuyor ve müspet-menfi sonuca ulaşıyorsun. Kesinlikle sen bir projesin dedi. Bende kendisine gülerek dedim ki, ne projesiymişim ben; Amerikan projesiymişim dedim. Sen gülüyorsun bu dediğime diyerek anlatmaya devam etti. Bakın konu nereye geldi..

    DEDİKODULAR KURULTAYLA BİTMİŞ BEN DEVREYE GİRMİŞİM

    2 Aralık Salı günü yayınladığımız “2.Belediye Çarşısı, 55 Mülk Sahibi ve Burcu Köksal” adlı yazının tanıtım ilanını; 30 Kasım Pazar akşamı, 55 Mülk Sahibi ve Burcu Köksal manşeti ve etiketiyle kendi sosyal medya hesaplarından yayınladım.. O gün CHP’ nin, Ankara’da Olağan Kurultayının son günüymüş meğerse. Aylardır Burcu Köksal, Ak Partiye geçecek, geçmeyecek dedikoduları parti meclisi listesinin ortaya çıkmasıyla birlikte o akşam son bulmuş. Çöpe atılmış ve bu dedikoduyu çıkaranların elinde patlamış. Ardından aynı akşam hızlı bir şekilde aslında sözde PROJE olan ben tarafından, 55 Mülk Sahibi ve Burcu Köksal konulu tanıtım ilanı ile başka bir algı devreye sokulmak istenmiş. Baksanıza ben neymişim ya. Vallahi-Billahi korktum kendimden.

    ARADAKİ AYRACI GÖRSE SORUN YOK

    İşin garip, komik ve gerçek tarafı şu.  Tanıtım ilanında belirttiğim “55 Mülk Sahibi ve Burcu Köksal” cümlesini bu üstat aradaki “ve” kelimesini görmeyerek ya da görmek istemeyerek “55 Mülk Sahibi Burcu Köksal” diye okumuş ve algılamış, iyimi? Sözde PROJE olan ben, Burcu Köksal’ın, Ak Partiye geçiş dedikoduları bittikten sonra 55 Mülk Sahibi Burcu Köksal diye bir algı operasyonunu başlatmışım. Ne zaman tetikçi kalemşor gazeteci olduysam onu da bilmiyorum tabi. Aslında bu üstat manşeti kendi görmek istediği gibi okumasa, sakince okuma kabiliyetini göstermiş olsa 55 Mülk Sahibi ve Burcu Köksal cümlesindeki “ve” ayracını görecek, kavrayacak ve anlayacak ama yok istediği gibi göreceği için yapacak bir şeyde yok. Sevgili üstada dilimin döndüğü kadar takıldığı yeri anlattıktan sonra kendisi ben dikkat etmedim tekrar bakayım diyerek kapattı telefonu ve bir daha da aramadı. Sanırım tanıtım ilanında belirttiğimiz “ve” ayracını buldu, okudu ve tespit etti ŞÜKÜR

    KÖRÜ, KÖRÜNE HER ZAMAN İYİ DEĞİLDİR

    Bir partili olarak kendi partisinden olan bir Belediye Başkanını sonuna kadar desteklemek şüphesiz güzel bir davranıştır.  Ama bu destek kesinlikle körü, körüne olmamalı bence. Körü, körüne olursa bir şeyi okurken gözler bir anda şaşı olabilir, kamaşabilir ya da aradaki iki harflik bir kelimeyi eksik gösterebilir gözler sana sevgili üstat. Diğer organlarımız gibi gözler de önemlidir. Göz sağlığını, körü körüne bir parti uğruna yanlış kullanarak yormana gerek yok bence. Bu arada sevgili üstat, hiçbir zaman sayfamda Afyonkarahisar içi siyasete girmediğimi hatırlatayım. Bana bahsettiğin dedikodular ile ilgili bir tek yazı bile yazmadım ben. Çünkü siyaset yazısal ilgi alanım içinde değil. Uzun lafın kısası şu. Ben Burcu Hanım hakkında Belediye Başkanlığını ilgilendiren konuları ara ara sayfamda kamuoyu adı ve ricasıyla yazıyor ve gündeme getiriyorum. Herkesin bildiği bu noktayı lütfen artık sende bilirsen mutlu olurum. Umarım artık benim bir proje olmadığıma bu yazıdan sonra sende ikna olmuşsundur sevgili üstat. Yine de Proje kardeşinden selamlar sana.

    GELELİM ADAMLARDAN SAĞLAM PARA ALMA KONUSUNA

    Geldi mi arka arkaya gelir diye bir tabir vardır; bilirsiniz. Aynı o hesap. Yukarıda bahsettiğim 2 Aralık’ta yayınladığımız yazının gününde, bizim mahalleden yani basın mahallesinden iki ermiş dostum beni arayarak şunu dedi bana. “Abi, 2. Belediye çarşısındaki 55 esnaftan bu yazı için kaç para aldın hele diğeri ise afyon usulü dene döküldü mü dene abi bu yazıdan sana dedi.”  İşin garip yanı daha gençler. Emekli olsalar da gazeteciliği bıraksalar diyeceğim ama öyle bir şansımda yok aksine. Sevgili iki meslektaş arkadaşım; parayla haber yapılmaz, köşe yazısı yazılmaz. Sizlerin para karşılığında övme ya da dövme noktasındaki habercilik anlayışınız gelişmiş olunca; her okuduğunuz haberde gözlerinizde 200 TL’lik banknotlar oluşması gayet normaldir. 2.Belediye çarşısı esnaflarının dükkânları, atölyeleri, işletmeleri yıkılmış, insanlar 2-3 yıldır mağdur. Belediye Başkanı Burcu Köksal ve Belediye Meclisi sesimizi duysun bizi çağırsın; 10 dakika konuşma hakkı versin, bizler her türlü görüşme zeminine hazırız demişler…  Bende bunun üstüne çıkıp bana dene verirseniz olur diyeceğim. Öylemi?  Doğup büyüdüğüm Eskişehir’den, Afyonkarahisar’a geldiğim tam 26 yıl olmuş. Bu zamana kadar bu şehirde, sizin kafanızda gazetecilik yapmamayı bana nasip etmeyen; ALLAH’IMA İNANIN SONSUZ HAMD VE ŞÜKÜRLER OLSUN.

    ŞİMDİDEN BİR ÖMÜR BOYU MUTLULUKLAR DİLİYORUM

    Afyonkarahisar’da çok sevdiğim, zeytin tüccarlığı yapan ve bir süre önce vefat eden değerli bir abim Rahmetli Yusuf Kaya’nın oğlu İhsan Kaya’nın söz ve nişan törenine katıldım. İhsan, babasının erken ölümü ile tüm işleri ve ailenin yükünü yüklenen yüreğini ve azmini takdir ettiğim genç tüccarlardan birisi. Şimdiden kendisine İlerleyen yakın aylarda bir ömür boyu birlikteliğe evet diyecekleri nişanlısı Kezban Uçmak ile mutluluklar diliyorum. Bu vesileyle, Rahmetli Yusuf Kaya’yı bu vesileyle tekrar anıyor; başta eşi Fatma Kaya ayrıca Hasan ve Hatice Uçmak’a bu güzel aile birlikteliğinin hayırlı olmasını dileyerek Allah torun sevdirmeyi nasip etsin diyorum. Bu arada nişan töreninde bir süredir görmediğim Özerler Ailesinden sevgili Rıfat Özer’i görme fırsatım oldu. EKONOMİA Sayfası okuyucuları adına Sevgili İhsan ve Kezban’a mutluluklar diliyorum. Yolunuz ve bahtınız açık olsun.

  • Çayıryazı çığlık atıyor, DUYAN VAR MI?

    Çayıryazı çığlık atıyor, DUYAN VAR MI?

    Afyonkarahisar’ın Çay ilçesine bağlı Çayıryazı… Benim köyüm.

    Benim çocukluğum, benim nefesim, benim anılarım.

    Bugün bu satırları yazarken kendi köyümün nefes alamayışını izliyorum. Evet, yanlış duymadınız, nefes alamayışını… Çünkü iki yıldır devam eden göl yangını, Çayıryazı’nın üstüne çöken kara dumanla yaşamı boğuyor. Sabah saatlerinde göz gözü görmüyor, soluk almak bile cesaret istiyor. Evin kapısını açmak, tarlaya gitmek, hayvanlara bakmak… Her hareket bir risk, her sabah ayrı bir endişe. Ve aklımdaki tek soru şu… Bu köyün sorunlarının çözülmesi için illa birinin ölmesi mi gerekiyor? İki yıl oldu… Duman solumak, Çayıryazı’nın kaderi mi?

    ++++

    KÖYLÜLERİMİN PSİKOLOJİSİNİ ANLIYOR MUSUNUZ?

    Bir yangın düşünün… İki yıl önceydi. Çayıryazı’nın eski Geneli mevkiindeki kamışlık, kimliği belirsiz kişiler tarafından yakıldı. O günden bugüne yangın tamamen sönmedi. Dönem dönem küle döndü, sonra yeniden kendini gösterdi. İçten içe yanmaya devam etti. Soğuk havalar bastırınca bu kez duman olarak geri döndü.

    “FERHAT’A SÖYLE DE BURAYI BİR YAZSIN”

    Ve bugün… Köyün üzerinde her sabah bir sis değil, zehirli bir perde dolaşıyor. Astımı olan nefes alamıyor. KOAH hastaları kapı açamıyor. Hayvancılık yapan köylülerim var.  Kazalar kader mi? Hayır… Olmamalı da zaten. Köyümüzün yolunda yaşanan kazaları takip ediyoruz. Yıllardır uyarıyoruz. Görüş mesafesi sıfıra düşüyor, kaza riski artıyor. Geçen yıl bir haftada 6 kaza oldu bu yolda. Ve hala da oluyor. Bu hafta da vardı. Ama neden kimse görmüyor? Karaadilli Jandarma Karakol Komutanımız Astsubay Ali Durgut’un hayatını kaybettiği o zincirleme kazayı bu bölge yaşadı. Benim köyümün hemen çıkışında meydana geldi bu kaza… Köylülerimin psikolojisini anlıyor musunuz? Hatta köyden bir ablamızın anneme telefonda “Nefes alamıyoruz Aynur abla. Ferhat’a söyle de burayı bir yazsın” demesi kadar durum vahim… Bir sorun olmasa insanlar neden bu konuyu dile getirsin ki? Demek ki orada bir şeyler var ki, insanlar dert yanıyorlar. Köy muhtarımız Süleyman Sönmez’i dün yine aradım. Köye gelen gidenin olmadığını, herhangi bir söndürme işleminin yapılmadığını dile getirdi. Ayrıca yangının şu anda tüttüğünü, dumanın devam ettiğini söyledi.

    SİYASİLERİMİZİ KÖYÜMÜZDE NEFES ALMAYA DAVET EDİYORUM

    Her hafta bir yerlere gidip, ‘Vatandaşımızı, esnafımızı dinledik, sorunlara çözüm bulacağız’ diyen siyasilerimizi köyüme davet ediyorum. Sabah saatlerinde lütfen bir Çayıryazı’ya gidin de görün orada vatandaş size ne diyecek? Sadece bir dinleyin ve havayı soluyun. Neler hissedeceksiniz?

    Soruyorum. Bir köyün yolu kaç can alınca acil durum kabul edilir? Bir köyün dumanı kaç kişiyi nefessiz bırakınca çözüme muhtaç sayılır? “Köyde nefes alamıyoruz” diyen bir halk var orada… Köy halkının sözlerini tekrar hatırlatayım. “Kıyafetlerimiz bile is kokuyor. Ambulans köye gelse yolu göremez. Dışarı çıkamıyoruz. Öleceğiz diye korkuyoruz.” Bir köyün kaderi iki yıldır duman altında kalmak olmamalı. Bu mesele daha kaç hafta, kaç ay, kaç yıl sürecek? Çayıryazı daha ne kadar bekleyecek? Bu sorun gerçekten çözülemeyecek kadar mı büyük? Yoksa çözüm için illa manşetlere “acı haber” mi düşmeli? Bakın, yol için ihale sürecinin tamamlanmak üzere ve belki de çalışmaların başlamasına günler kaldı. Ne kadar güzel. Yol yapılacaksa yapılsın. Emeği geçenlere yürekten teşekkür ediyoruz. Ama benim köyüm şu an yol yapılmasını değil, nefes almayı bekliyor.

    BENİM KÖYÜM NEFES ALSIN

    Bugün yazdıklarım bir haber değil. Bir köylünün, bir evladın, bir gazetecinin feryadı… Çayıryazı artık şunu hak ediyor. Temiz hava, görünür bir yol, can güvenliği ve tabi ki kalıcı çözüm. Çünkü bu köyün insanları “nefes alamıyoruz” diye haykırıyor. Çünkü bu köyün yaşlıları “öldürecek diye korkuyoruz” diyor. Çünkü her sabah o köyü bir duman perdesi kaplıyor. O zaman soruyorum. Daha neyi bekliyoruz? Birinin ölmesini mi? Benim köyüm ölmesin. Benim köyüm nefes alsın. Benim köyüm için artık çözüm zamanı.

    Sevgiyle kalın… Umutla kalın…

  • VALİ HANIMI BİR DE BENDEN DİNLEYİN BAKALIM…

    VALİ HANIMI BİR DE BENDEN DİNLEYİN BAKALIM…

    Afyonkarahisar Valisi Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı, 12 Mayıs 2022 Perşembe gününden bu yana, bugün itibarıyla 3 yıl 6 ay 27 gündür ilimizde görev yapıyor. Kendisi tam 1307 gündür Afyonkarahisar Valiliği görevini yürütüyor. Bugün sizlere, bu şehre geldiği günden beri yakından takip ettiğim Vali Hanımı, kendi merceğimden, kendi gözlemlerimle anlatmaya çalışacağım. Uzun zamandır aklımda olan bir yazıydı bu. Fırsat buldukça araştırma yaptım, notlar aldım ve nihayet bu yazıyı ortaya çıkardım. Hadi buyurun, Vali Hanımı çok yakından tanıyanların bildiği, bizim gibi gazeteci ve bürokratların kerhen bildiği, sokaktaki vatandaşın ise belki pek bilmediği yönleriyle anlatalım.

    NEDEN KIRSALLA BAĞI FARKLI?


    Vali Hanımın babası Mustafa Güran, uzun yıllar Türkiye’nin çeşitli ilçelerinde kaymakamlık, vali yardımcılığı ve İçişleri Bakanlığı’nda önemli görevler yapmış emekli bir bürokrattır. Çalıştığı dönemde oldukça saygın ve köyleri karış karış gezen bir kaymakam olduğunu tanıdığı dostları ifade ediyor.  İşte bu yüzden Kübra Hanımın çocukluğu ve genç kızlığı, Türkiye’nin dört bir yanındaki ilçelerde, köylerde geçti. Babasıyla birlikte köy ziyaretlerine giderken kırsaldaki insanlarla kurduğu o naif, samimi bağ, bugün ilimizde yaptığı sayısız köy ve kasaba ziyaretindeki rahatlığın, içtenliğin temel kaynağıdır. Fotoğraflardaki o doğal gülümseme, çocuklarla kadınların ona olan sevgisi, aslında çocukluğunda kazandığı o eşsiz uyum yeteneğinden geliyor.

    ÇOK SEVDİĞİ DEDESİNİ BİR ZAMANLAR TÜM TÜRKİYE KONUŞMUŞTU


    1930-1940 kuşağından hayatta olanlar çok iyi hatırlar: 1960’lı yıllarda Ankara Maltepe Camii imamı Hafız Ali Bey, üst düzey bir bürokratın cenaze namazını, o kişinin hayattayken yaptığı din karşıtı aşırı açıklamaları gerekçe göstererek kıldırmamış, bu cesur duruşu nedeniyle önce büyük yankı uyandırmış, ardından sürgün edilmişti. O olay dönemin gazetelerinde, radyolarında günlerce konuşulmuş, üniversitelerde makale konusu olmuş, hatta bir dizi filmde bile işlenmişti. İşte o Hafız Ali Güran, Vali Hanımın çok sevdiği, örnek aldığı dedesidir. Merak edenler kübragüranyiğitbaşı.com adresindeki resmi sitesinden bu olayı kendi kaleminden, duygu dolu satırlarla okuyabilir. Özellikle o yazının son cümlesi insanın yüreğine dokunuyor.

    AYNI ZAMANDA BAŞARILI BİR BELGESEL SENARİSTİ VE YAPIMCISI

    Evet, belki ilk kez duyacaksınız: Vali Kübra Güran Yiğitbaşı çok başarılı bir belgesel senaristi ve yapımcısıdır. 2016 yılında hazırladığı “Kalplerin Direnişi” adlı 15 Temmuz belgeseli Boğaziçi Film Festivali’nde gösterilmiş ve TRT Belgesel’de yayınlanmıştı. Aynı dönemde sunduğu 13 bölümlük “Dijital Çağda Ebeveynlik” serisi de yine TRT Belgesel’de izleyiciyle buluşmuştu. Son yıllarda Valilik sosyal medya hesaplarında ve tanıtım videolarında gördüğümüz o çarpıcı görüntü ve anlatım kalitesinin sırrı da işte bu yetenekte saklı aslında.

    BASILMIŞ 4 KİTABI, 6 BİLİMSEL MAKALESİ VAR


    Vali Hanım aslında iletişim, gazetecilik, televizyon ve medya alanında yüksek lisans ve doktora yapmış, akademisyen kimliğiyle tanınan bir bilim insanıdır. Biz Afyon’daki gazetecilerin hocası sayılır. Özellikle “Transmedya” başlıklı makalesini tüm meslektaşlarıma öneriyorum Umarım bir gün görev süresi bittikten sonra Afyonkarahisar basını üzerine de akademik bir çalışma yapar ve ilimiz basın tarihine değerli bir eser bırakır. Zira buna gerçekten Afyon Basın Mahallemizin kesinlikle ihtiyacı var.

    BİR RİCAM VAR AFYON İLETİŞİM BAŞKANLIĞI’NA

    Bu vesileyle, gecikmiş de olsa, İletişim Başkanlığı Afyonkarahisar İl Müdürlüğü’nden ricam: Kısa zamanda ilimizdeki tüm gazetecilerin katılacağı kapsamlı bir iletişim semineri düzenlemesi olacak. 3,5 yıldır izlediğimiz Vali Hanımdan, Marmara Üniversitesi’nde verdiği “Araştırmacı Gazetecilik”, “Medya ve Sivil Toplum”, “İletişim Etiği” ve “Yazarlık Atölyesi” gibi derslerden bizlere de bir seminer vermesini çok isterim. Ayrıca Vali Hanımın yayınlanmış 10 eserine baktığınızda bir şey daha dikkat çeker: Çocuklar… Kendisinin çocuklar üzerine 1 kitabı ve 2 makalesi olduğunu ayrıca belirtmek istiyorum.

    ÇOCUKLARA VE AİLEYE ÇOK DÜŞKÜN

    Akademik çalışmaları da bunu doğruluyor zaten: Çocuk iletişimi ve gelişiminin özel ilgi alanı olduğunu kendisini yakından tanıyanlar her fırsatta ifade ediyor. Dikkat edileceği üzere sosyal medya paylaşımlarının büyük kısmının çocuklarla ve ailelerle dolu şekilde olduğu görülüyor. Valilikten akşam eve dönerken bile çocuklar yolunu kesip fotoğraf çektirmek istiyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcılığı döneminde de bu alandaki çalışmalara ağırlık verdiğini araştırmacı bir gazeteci olarak iyi biliyorum. İşte bu yüzden halk arasında “Devlet Ana” deniyor. Sağlık, sosyal hizmetler ve Türk aile yapısının güçlendirilmesi konusundaki hassasiyeti, devletine ve milletine bağlılığı herkesçe gözlemleniyor. İşte benim merceğimden Kübra Güran Yiğitbaşı… Kendisini öncelikle bir Vali hemen ardından mesleki anlamda bir hocamız olması yönü olmak üzere tanımaktan oldukça mutluyum.

  • DEVLETİN EV SAHİBİ, VATANDAŞIN KİRACI OLDUĞU EVLER…

    DEVLETİN EV SAHİBİ, VATANDAŞIN KİRACI OLDUĞU EVLER…

    İlk açıklandığı zamandan bu yana detayları merak edilen Devletin ev sahibi, vatandaşın kiracı olacağı sosyal konut projesinin detayları açıklandı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “Yüzyılın Konut Projesi’nde ilk kez İstanbul’da kiralık konutlar da olacak notuyla kiralık sosyal konut projesine ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada ilk etapta pilot olarak İstanbul’da hayata geçirilecek kiralık 15 bin sosyal konut projesiyle ilgili sistemin detayları anlatıldı.

    Türkiye asrın inşasıyla edindiği tecrübesini yılsonunda 81 ili kapsayan yeni bir inşa seferberliğine dönüştürecek. ‘Yüzyılın Konut Projesi’ kapsamında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinesinde TOKİ, 81 ilde 500 bin konut inşa edecek. Bu sayede bir yandan afet riskine karşı güvenli konutlar inşa edilirken diğer yandan vatandaşların 81 ilde uygun maliyetlerle konuta erişimi sağlanacak. Aynı proje kapsamında İstanbul’daki fahiş kira artışlarını dengelemek, vatandaşların konuta erişimini kolaylaştırmak için TOKİ eliyle ilk kez kiralık sosyal konut uygulaması da hayata geçirilecek. Piyasa rayiç bedelinin altında kiraya verilecek bu konutlardan belirlenen kriterlerdeki vatandaşlar yararlanacak. Proje ilk kez İstanbul’da ve ardından Anadolu’ya yayılacak.

    İSTANBUL İÇİN KİRALIK SOSYAL KONUT


    Bakan Kurum, sosyal medya hesabından kiralık sosyal konut projesine ilişkin görüntülü bir içerikle sürecin detaylarını paylaştı. Görüntülerde ev sahibinin devlet olacağı, kiralık sosyal konutların sadece İstanbul’da inşa edileceğinin altı çizildi. Bu kapsamda 15 bin sosyal konutun, kriterleri karşılayan vatandaşlara kura usulüyle kiralanacağı anlatıldı.

    FAHİŞ KİRA TUTARLARINA FREN

    Projenin aynı zamanda fahiş kira artışlarını da dengeleme hedefi olduğu, bunun için evlerin bölge rayiç bedelinin altında kiralanacağı belirtildi. Evlerin 3 yıllığına kiralanacağı TOKİ’nin, kiralanan konutların yönetimini, bakımını ve denetimini sağlayacağı ifade edildi.

    BAKAN KURUM DETAYLARI ANLATMIŞTI


    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum daha önce katıldığı bir röportajda kiralık sosyal konut ile ilgili şu bilgileri vermişti: Bugüne kadar yapılmamış bu projeyi de milletimize armağan ettik. İstanbul’da 15 bin kiralık konut yapacağız. Avrupa ve Anadolu yakasında olacak. Bu konutlar 3 yıllığına kiralanacak. Kira bedeli bölge rayiç bedelinin yarısı olacak. Evler 3 yıl süre ile kiralanacak. 3 yılın ardından yeni kira bedeli belirlenecek. Kira fiyatlarını düşürmek adına yaptığımız bir iş bu. Yine kontenjanlara ayıracağız dedi.

    ANADOLU’YA ULAŞMASI ÇOK ÖNEMLİ


    Aktarılan bu bilgiler ışığında projenin İstanbul’un ardından Anadolu’nun diğer illerinde gerçekleşmesi bekleniyor. Bu noktada fahiş kira artışlarının önüne geçileceğini belirten uzmanlar birçok gelişmiş ülkeler de yapılan bu sistemin Türkiye de hayata geçirilmesi çok önemli. Bu tür projelerin sayısı arttıkça kira fiyatları ev sahiplerinin tekelinden çıkacaktır görüşünü savunuyorlar.

  • YILLARIN ÖĞRETMENİ

    YILLARIN ÖĞRETMENİ

    Mütevazi bir ailenin dört çocuğundan biriydi yılların öğretmeni. Annesi Anadolu kadınını tüm özelliklerini taşırdı; sessiz ve sakin. Erine bağlı, saygıda ve sevgide hiç kusur etmeyen, kızlarını “Cumhuriyet Kızları” olarak yetiştirmek için varını yoğunu ortaya döken, eli öpülesi bir kadın.

    Baba dağ gibi, sırtını yasladığın, umudun yeşermesi için kız-erkek fark etmeden, birey haklarını koruyan babaların hası bir baba. Gözlerinin çakırlığı, saçlarının ipek gibi oluşu, gençliğinde kızların rüyasını süslermiş. Ama O, Lütfiye kızı eş olarak seçmiş ve çok da mutlu olmuşlar. Dört çocuğu mutluluklarının meyvesi gibiymiş. En büyüğünden, en küçüğüne kadar sevgiyle kucaklarmış eşler. Hiç ama hiç kem söz söylememişler yavrularına…

    Kızların en küçüğü Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’ne gitmiş. Ders görülen amfilerde en önde oturan, hiçbir dersi kaçırmayan, çalışkan bir öğrenciymiş küçük kız. Zamanında okulunu bitirmiş, Afyon’a atanmış. Babasında bir sevinç, bir gurur, bir mutluluk tarifi imkansız!… “Haydi bin faytona!” demiş. “Hayır olmaz, ben kendim giderim” dediyse de ikna edememiş babasını küçük kız. Baba bir türkü tutturmak istemiş, küçük kız engel olmuş “Burası şehir, uluorta türkü söylenmez ki” deyip, söyletmemiş babasını!

    Okulun önüne geldiklerinde baba “Haydi geldik! Sen dersini bitirince buraya gel, ben beklerim.” Kızının ardından uzun uzun bakmış, sonra ellerini açarak “Şükretmiş Allah’a “Kız müdürün kapısı önüne gelmiş, içerinin kalabalık olduğunu görmüş, cesaret edip de içeri girmemiş. İçeride bulunanlar birer, ikişer çıkmışlar. En sonunda müdür çıkmış, kapının önünde bekleyeni görünce “Kızım, zil çaldı sen dersine niye girmedin, haydi bakayım sınıfa” deyince; “Ben yeni atanan öğretmenim” diyememiş, ayrılmış kapının önünden.

    Okulun önünde babasını bekler görünce “Bu saatte dersim yokmuş” deyip eve dönmüşler. Sonra kendi kendine okula gidip gelmiş küçük kız.

    Kimi zaman öğrenciler çok kızdırmışlar öğretmenlerini. Her zaman sinirlerine hakim olmuş. Kendi öğrenciliği gelmiş hep aklına, yutkunmuş, bir şey söyleyememiş onlara. Müdür Yardımcısı olmuş, müdürün değil, öğrencilerin yardımcısı olmuş sanki! Onların hatalarına hoş görüyle bakmış. Dertlerini dinlemiş, çözümler üretmiş…

    Öğretmen, elleriyle alın yazımızı yazar sanki. Kop koyu karanlıkları bilgisiyle aydınlatır. Yüreklerinde ne kötülük, ne karamsarlık, ne de kin bulunur. Sevgiyle, iyilikle, bilimle doludur onun yüreği.

    Benim de öğretmenim olan küçük kız, öğretmen değince bende şu nitelikleri uyandırır:

    Baktığı zaman berrak görür benim öğretmenim.

    Dinlediklerini iyi duyar benim öğretmenim.

    Görünüşü çok sıcaktır öğretmenimin.

    Davranışları saygı yüklüdür benim öğretmenimin.

    Konuşmaları doğrudur. Yalan söylemez, aldatmaz insanları.

    İşlerini hep ciddi yapar öğretmenim.

    Adaletli düşünür her zaman.

    Sevgiyi en çok O, verir öğrencilerine.

    Bu sene 24 Kasım’da öğretmenimizle beraber olacağız “Polis Moral Eğitim Merkezi’nde.” Tabi diğer öğretmenlerimizde olacak… Hep beraber çok mutlu olacağız. Onlar, yılların öğretmenleri. Uzak illerden gelen arkadaşlar, sağ olsunlar, var olsunlar.

    Mutlu kalınız…

  • ÖZEL HABER – MasterChef Nigar Akyıldız, çekimlere ilimizden başladı: İLK ROTA AFYONKARAHİSAR

    ÖZEL HABER – MasterChef Nigar Akyıldız, çekimlere ilimizden başladı: İLK ROTA AFYONKARAHİSAR

    “Nigar ile Lezzet Yolu”nun açılış bölümü gastronomi şehri Afyonkarahisar’da çekiliyor. Ünlü şef ve 2024 MasterChef yarışmacısı Nigar Akyıldız, ilimizin yöresel mutfağını, kültürel zenginlikleri, tarihi dokusu ile kentin öne çıkan lezzetlerini tanıttı.

    Kanal 3 ekranlarında çok yakında yayınlanacak olan “Nigar ile Lezzet Yolu” programının ilk çekimleri, Türkiye’nin gastronomi başkentleri arasında gösterilen Afyonkarahisar’da başladı. Ünlü şef ve 2024 MasterChef yarışmacısı Nigar Akyıldız, programın açılış bölümü için Afyonkarahisar’ın yöresel mutfağını, kültürel zenginliklerini ve tarihi dokusunu yerinde keşfe çıkarak kentin öne çıkan lezzetlerini izleyicilerle buluşturdu. Akyıldız’ın Afyonkarahisar’daki çekimleri hem kentte büyük ilgi gördü hem de şehrin gastronomi turizmine önemli katkı sağladı.

    VALİ DOÇ. DR. KÜBRA GÜRAN YİĞİTBAŞI, PROGRAM EKİBİNİ MAKAMINDA KABUL ETTİ


    Program çekimlerinin ilk gününde Afyonkarahisar Valisi Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı, Kanal 3 Bölge Koordinatörü Berna Türksoy ve Şef Nigar Akyıldız’ı makamında kabul etti. Vali Yiğitbaşı, kabul sırasında yaptığı açıklamada Afyonkarahisar’ın hem Türkiye hem de dünya gastronomisi açısından büyük bir marka haline geldiğine dikkat çekti. Şehrin geleneksel lezzetlerinin son dönemde yeniden yükselişe geçtiğini ifade eden Yiğitbaşı; Sucuk ve pastırmada alınan AB Coğrafi İşaret Tescili, köklü yemek kültürü, 7 yıldır devam eden Uluslararası Gastronomi Festivali, termal ve doğa turizmi ile şekillenen gastronomik çeşitlilik gibi unsurların Afyonkarahisar’ı benzersiz bir destinasyon haline getirdiğini belirtti. Şehrin konaklama kapasitesi, turizm altyapısı ve misafirperver insanıyla Türkiye’nin en güçlü gastronomi şehirlerinden biri olduğunu vurgulayan Yiğitbaşı, “Afyonkarahisar her yönüyle keşfedilmeye değer bir şehir. Bu programın şehrimizin tanıtımına büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi.

    BELEDİYE BAŞKANI BURCU KÖKSAL: AFYONKARAHİSAR LEZZETLERİYLE ÖRNEK BİR ŞEHİR


    Programın şehirdeki ziyaretleri kapsamında Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal da Şef Nigar Akyıldız’ı makamında ağırladı. Köksal, program için özel bir röportaj vererek gastronominin Afyonkarahisar turizmine olan etkisini değerlendirdi. Başkan Köksal, Afyonkarahisar’ın yüzlerce yıllık yemek kültürünün, bugün uluslararası platformlarda bile karşılık bulduğunu belirterek şunları söyledi: “Afyonkarahisar’ın lezzetleri sadece damak tadı değil, bir kültür mirasıdır. Bu şehirde her yemek ayrı bir hikâye barındırır. Hem yerli hem yabancı tüm misafirlerimizi bu eşsiz tatları yerinde deneyimlemeye davet ediyorum.” Köksal ayrıca, gastronomi yatırımlarının ve tanıtım çalışmalarının devam edeceğini belirtti.

    THE S CAFE BISTRO’DA TANDIR ÇORBASI VE ETLİ SEBZELİ LOKUM


    Programın ilk çekim durağı ise Sayın Vakfı’na bağlı The S Cafe Bistro oldu. Nigar Akyıldız burada Afyonkarahisar mutfağının en özel lezzetlerinden tandır çorbası ve etli sebzeli lokum yemeklerini ustalar eşliğinde hazırladı. Hazırlık süresince hem geleneksel pişirme tekniklerini anlattı hem de bölgenin gastronomik mirasını ekrana yansıttı. Akyıldız’ın ustalarla gerçekleştirdiği sohbetler keyifli görüntülere sahne oldu. Tandır çorbası ve etli sebzeli lokumun yapım aşamaları detaylarıyla anlatılırken, programın bu bölümü Afyonkarahisar’ın tanıtımı açısından önemli bir vitrin oluşturdu.

    GASTRONOMİ KONAĞI’NDA ZÜLBİYE, SARMALAR VE EKMEK KADAYIFI


    Şehrin gastronomi mirasını detaylıca tanıtmayı amaçlayan program, ikinci durağında Gastronomi Konağı’na geçti. Akyıldız burada Afyon mutfağının köklü tatlarını hazırladı: Zülbiye, ince işçilik gerektiren yaprak sarma, bölgeye özgü sade ekmek kadayıfı ve Afyon’un meşhur vişneli ekmek kadayıfı. Ünlü şef bu tariflerin püf noktalarını izleyiciler için paylaştı. Özellikle ekmek kadayıfının yöresel sunumu, programın öne çıkan lezzet sahneleri arasında yer aldı.

    3 BİN YILLIK FRİGYA AYAZİNİ’NDE KÖY SOFRASI KURULDU


    Akyıldız’ın Afyonkarahisar çekimlerinin en etkileyici duraklarından biri de 3 bin yıllık Frigya Ayazini oldu. Tarihi atmosferiyle öne çıkan bölge, çekimlerde hem doğal bir plato hem de kültürel bir sahne oluşturdu. Burada yöre halkıyla bir araya gelen Nigar Akyıldız, geleneksel Frigya köy sofralarında gözleme ve katmer yaptı. Yöresel ezgiler eşliğinde gerçekleşen çekimlerde hem bölgenin tarihi zenginliği hem de sıcak köy kültürü izleyiciye aktarıldı.

    AFYON ÇARŞISINDA LOKUM TADIMI VE VATANDAŞLARLA RENKLİ ANLAR


    Program çekimleri kent merkezinde de devam etti. Nigar Akyıldız, Afyon’un ünlü çarşısını gezerek farklı lokum çeşitlerini tattı, esnafla sohbet etti ve vatandaşlarla hatıra fotoğrafları çektirdi. Afyonkarahisar’ın sokak kültürü, samimiyeti ve lezzet gelenekleri bu bölümde ekrana taşındı. Kent merkezindeki lezzetleriyle ünlü Kayrak Börek, Öztaylan Lokumculuk, İkbal Lokumculuk, Zekiler Şarküteri, Mühsürler Et ve Musakka Restorant’a konuk olan Akyıldız, Afyonkarahisar’ın lezzetlerini izleyicilere tanıtma fırsatı buldu.

    MEVLEVİ KONAĞI’NA ÖZEL ZİYARET

    Mevlevi Konağı’nı da ziyaret eden Akyıldız, Mevlevi Kültürünü Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Hacer Aran’dan bilgiler aldı. Mevleviliğin Konya Asitanesi’nden sonra ikinci ziyaret mekanı olarak Afyonkarahisar Mevlevihanesi, ilimizin en uğrak noktalarından birtanesi… Kentteki sivil toplum kuruluşları her yıl Hazreti Mevlana Celalettin Rumi’yi çeşitli etkinliklerle anarak Mevlevilik kültürünü yaşatıyor. Daha sonra Ulu Cami, Afyon kalesi ve renkli tarihi sokaklar ziyaret edildi.

    “NİGAR İLE LEZZET YOLU” ÇOK YAKINDA KANAL 3’TE


    Afyonkarahisar’da çekilen bu geniş kapsamlı açılış bölümü, hem şehrin gastronomi zenginliğini hem de kültürel çeşitliliğini izleyiciye sunmaya hazırlanıyor. Tandır çorbasından zülbiyeye, ekmek kadayıfından lokuma kadar pek çok yöresel tat ekranlara gelirken; tarihi Frigya’dan şehir çarşısına kadar uzanan rota izleyiciye benzersiz bir deneyim yaşatacak. “Nigar ile Lezzet Yolu” çok yakında Kanal 3 ekranlarında başlıyor. Bu program kaçmaz!

  • Diş tedavisinde kesintisiz hizmet dönemi: AFSÜ Diş Acil Polikliniği açıldı

    Diş tedavisinde kesintisiz hizmet dönemi: AFSÜ Diş Acil Polikliniği açıldı

    AFSÜ Diş Acil Polikliniğinin ilk misafiri, 9 yaşındaki ilkokul öğrencisi Erdem Ege oldu. Rektör Prof. Dr. Adem Aslan, AFSÜ Diş Acil Polikliniği’nin hizmet vermeye başladığı ilk gün sabah saatlerinde, ADSUAM’da incelemelerde bulunarak Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sinan Evcil, ADSUAM Başhekim Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Akpınar ve görevli personelimizden bilgi aldı.

    AFSÜ’NÜN 7/24 DİŞ ACİL HİZMETİ TÜRKİYE’DE BİR İLK


    Acil polikliniğin, hafta içi günlerde saat 17.00’dan ertesi gün sabah 08.30’a kadar, hafta sonları ise Cuma 17.00’dan pazartesi sabahı 08.30’a kadar hasta kabul edeceğini açıklayan Prof. Dr. Aslan, “Halkımızın, AFSÜ’nün güvenilir uzman kadrosundan 7/24 diş acil hizmeti almakla ilgili beklentisini gidermek bizlere nasip oldu. Bu uygulamamız, Türkiye’deki üniversitelerin bünyesindeki Ağız ve Diş Sağlığı Merkezleri arasında da bir ilk olma özelliği taşıyor. Afyonkarahisar’ımıza ve bütün hemşerilerimize hayırlı olsun.” dedi. Prof. Dr. Aslan, AFSÜ’nün vizyoner yönetim anlayışının ve öncü rolünün somut bir yansıması olan Diş Acil Polikliniği uygulamasının, Afyonkarahisar’da sağlık hizmetlerinde yeni bir dönemin başlangıcı olduğuna dikkat çekti.

    MESAİ SAATLERİ DIŞINDA DA HİZMET VERECEK


    Prof. Dr. Aslan, “Teknik altyapıya ve mevzuata dair hazırlıklarımızı tamamlayarak, tam da vadettiğimiz tarihte bu önemli hizmeti halkımıza sunmaya başlamamızda emeği geçen bütün mesai arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.” diye konuştu. Prof. Dr. Aslan şunları söyledi: “İki hekim, hemşire ve yeterli sayıda yardımcı sağlık personeli ile yola çıktığımız AFSÜ Diş Acil Polikliniğinde ekibimiz, mesai saatleri dışında vatandaşlarımızın karşılaştığı ani diş ağrıları, travmalar ve enfeksiyonlar için hizmet verecek. Buraya ani diş ağrısı, diş apsesi, diş, çene ve yüz travması ile başvuran vatandaşlarımıza, diş çekimi, apse drenajı, diş ağrılarını dindirme ve travma tedavisi gibi işlemler yapılacak.”

    “NİTELİKLİ BİR AKADEMİK KADROYA SAHİBİZ”


    On dört yıl önce, 2011’de kurulan Diş Hekimliği Fakültemiz bünyesinde, 2012 yılından bu yana hasta kabul ediliyor. Ağız ve diş sağlığı ile ilgili hemen tüm alanlarda nitelikli bir akademik kadroya sahibiz. Bu kurumsal tecrübe birikimini ve kalifiye insan sermayemizi halkımızın sağlık hizmetlerine en efektif biçimde sunmak bizim için bir zorunluluktur. Bu bilinçle ve kararlılıkla hem ADSUAM bünyesinde hem de diğer birimlerimizde, personelimizin memnuniyetini de halkımızın beklentilerini de gözeterek, kalıcı adımlar atmaya inşallah devam edeceğiz.”

  • Türkiye–Belçika ilişkilerine Afyonkarahisar dokunuşu

    Türkiye–Belçika ilişkilerine Afyonkarahisar dokunuşu

    AK Parti Afyonkarahisar Milletvekilleri, Belçika temasları kapsamında Türk toplumu, iş dünyası ve öğrencilerle kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi. Ziyarete; Belçika–Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Ali Özkaya, TBMM Başkanlık Divanı Üyesi İbrahim Yurdunuseven, Milletvekili Hasan Arslan, Emirdağ Belediye Başkanı Serkan Koyuncu ve Bayat Belediye Başkanı Halil İbrahim Bodur katıldı.

    DİPLOMATİK TEMASLAR VE İKİLİ İLİŞKİLER

    Heyet, Brüksel’de Türkiye’nin Büyükelçiliği ile çeşitli diplomatik temsilciliklerde görüşmeler yaptı. Ziyaretlerde Türkiye–Belçika ilişkilerinin siyasi, ekonomik ve kültürel boyutlarda güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu.

    TÜRK ESNAF VE İŞ DÜNYASIYLA BULUŞMA

    Program kapsamında milletvekilleri ve belediye başkanları, Belçika’daki Türk esnaflarını ve iş insanlarını ziyaret etti. Heyet, vatandaşların taleplerini dinledi; Türkiye’deki yatırım fırsatlarını aktararak iş dünyasını Türkiye’ye yatırım yapmaya davet etti. Heyet, “Meslekte Birlik Proje Buluşması” çerçevesinde Brüksel’de üniversite eğitimi alan Türk öğrencilerle bir araya geldi. Öğrencilere kariyer planlaması, mesleki gelişim ve Türkiye’nin geleceğine katkı sunabilecekleri alanlara ilişkin kapsamlı bir sunum gerçekleştirildi.

    GURBETÇİLERLE SAMİMİ GÖRÜŞMELER

    Ziyaret süresince Emirdağlı gurbetçiler başta olmak üzere Belçika genelindeki Türk vatandaşlarıyla samimi buluşmalar yapıldı. Toplumun beklenti ve taleplerine yönelik karşılıklı değerlendirmelerde bulunuldu.

    YURDUNUSEVEN: BRÜKSEL, EMİRDAĞ’IN AVRUPA’DAKİ BAŞKENTİDİR

    İbrahim Yurdunuseven, Brüksel’de çok güçlü bir Emirdağ ve Afyonkarahisar nüfusu bulunduğunu vurgulayarak, memlekete yeni yatırımlar kazandırma hedefiyle MÜSİAD ve iş insanlarıyla verimli görüşmeler gerçekleştirdiklerini söyledi. Emirdağ’ın son 10 yılda önemli bir atılım yaptığına, organize sanayinin hızla geliştiğine dikkat çekti.

    ÖZKAYA: GENÇLERİMİZİN BAŞARISI GURUR VERİYOR

    Ali Özkaya, Belçika’daki hemşerilerin güçlü bağlarını ve artan refah seviyesini memnuniyetle gözlemlediklerini ifade etti. Avrupa’da eğitim alan gençlerin Türkiye’ye donanımlı şekilde dönecek olmasının büyük bir mutluluk kaynağı olduğunu belirtti.

    ARSLAN: NEREDE BİR TÜRK TOPLULUĞU VARSA BİZ ORADAYIZ

    Hasan Arslan, Avrupa’daki Türk toplumunun güçlü bir konuma sahip olduğunu belirterek, milletvekili olarak vatandaşların sorunlarını yerinde dinlemenin önemine değindi. Hemşerilerin misafirperverliğine teşekkür eden Arslan, Türk topluluklarının her zaman yanında olacaklarını söyledi.

    TEMASLARIN BEKLENEN SONUÇLARI

    AK Parti heyetinin Belçika programının Türkiye–Belçika ilişkilerine katkı sağlaması ve yurt dışında yaşayan Türk toplumunun beklentilerine yönelik önemli adımlar atılması bekleniyor.

  • BU KONUDA EN DÜŞÜK SAYIYA SAHİP BİR ŞEHİRİZ. VALİ KÜBRA GÜRAN YİĞİTBAŞI BU ŞEHİR İÇİN GÜZEL BİR PROJE BAŞLATTI

    BU KONUDA EN DÜŞÜK SAYIYA SAHİP BİR ŞEHİRİZ. VALİ KÜBRA GÜRAN YİĞİTBAŞI BU ŞEHİR İÇİN GÜZEL BİR PROJE BAŞLATTI

    AFYONKARAHİSAR VALİLİĞİ HİMAYESİNDE GERÇEKLEŞECEK

    Geçtiğimiz hafta Afyonkarahisar’da Organ ve Doku Bağışı Haftası vesilesiyle, toplumda organ bağışı bilincinin artırılmasını hedefleyen önemli bir adım atıldı. Afyonkarahisar Diyaliz Hastaları, Organ ve Doku Nakilleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği tarafından hazırlanan “Umutla Yaşanan Hayatlar: Organ Bağışı Farkındalık ve Teşvik Projesi” İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından desteklenmeye hak kazanarak kabul edildi. 500.000 TL bütçe ile yürütülecek proje, Afyonkarahisar Valiliği himayesinde hayata geçirilecek. Protokol imza töreni, Afyonkarahisar Valisi Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı’nın katılımıyla gerçekleştirildi. Törende İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürü Abdurrahman Özdilekler, Dernek Başkanı Ahmet Akdağ ve dernek yönetim kurulu üyeleri de hazır bulundu.

    BU YIL AFYONKARAHİSAR’DA BİLİNÇ ARTIRILACAK

    Her yıl 3-9 Kasım tarihleri arasında kutlanan Organ ve Doku Bağışı Haftası ile eş zamanlı olarak duyurulan proje, organ bağışının insana “ikinci bir hayat” kazandırdığına dikkat çekerken, kamu kurumları, sağlık kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarının desteğiyle toplumsal aklı güçlendirecek çalışmalar yürütecek. Projenin, kent genelinde eğitim faaliyetleri, bilgilendirici organizasyonlar ve farkındalık etkinlikleri ile geniş çaplı kitlesel etki oluşturması hedefleniyor.

    ORGAN BAĞIŞI KONUSUNDA PEKİ NEDEN GERİYİZ

    Bu sorunun kesinlikle cevabı dini inanış yönünde bir türlü oturtulamayan inanışa bağlanıyor. Diyanet İşleri Başkanlığının defalarca Organ Bağışı İslam Dini tarafından yanlış değildir, yapılabilir fetvasına rağmen büyük bir halk kesiminin bilinçaltında bu açık bir türlü kapatılamıyor. Doğal olarak bu nokta da Ülkemiz de beyin ölümü gerçekleşmiş bir vefatın organlarının alınması ve ihtiyaç sahibine aktarılması noktasında Avrupa Ülkeleri gibi yüksek bir sayıya ulaşılamıyor. Zaten beyin ölümü yaşandıktan sonra artık zamanla yarış başlıyor. Organların alımı için vefattan bir süre sonra diye bir durum yok. Adeta vakitle inanılmaz derecede bir yarış başlıyor.

    BİR DİĞER KONU VÜCUTSAL BÜTÜNLÜK

    Vefat eden bir insanın organlarının bağışlanması noktasında evrensel hukuk, Dünya Sağlık Örgütü kıstasları ve Dini vecibeler noktasında her detay en ince noktasına kadar uygulanıyor. Mesela birçok kişi yakını cenazesinden organ alımından sonra bedensel bütünlüğünü korunmayacağı inanışını taşıyor. Bu nokta tümüyle yanlış biliniyor. Bu süreç aynı bir ameliyat gibi uzman bir doktor kadrosu tarafından yapılıyor ve canlı bir ameliyat sonrası gibi vücutsal bütünlük korunuyor.

    AFYON’DA FOTOĞRAF NEDİR DERSENİZ?

    Kesinlikle bilinç açısından hiç açıcı bir sayısal tablomuz olmadığını net ifade edeyim. Telefonda oldukça uzun sohbet ederek görüştüğüm Afyonkarahisar Diyaliz Hastaları, Organ ve Doku Nakilleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Ahmet Akdağ anlattıkça ben çok üzüldüm. Mesela İlimizde 600 Diyaliz Hastası Böbrek nakli bekliyor. Bu sayı resmi sisteme yansıyan rakam. Öte yanda, nerden bulunacak diyerek umudunu kesenlerle birlikte sayının daha fazla olduğu tahmin ediliyor. Bir başka önemli İlimizle ilgili sayı ise son 5 yılda 26 beyin ölümlü vakadan sadece 3 tanesinin ailelerinin organlarını bağışlaması. Geri kalan 23 beyin ölümü gerçekleşen hastanın aileleri ne yazık ki vefatlarının organlarının bağışlanmasına izin vermemiş. Eğer verselerdi tam tamına 184 organ bekleyen insanın hayatına tekrardan bir tutunma imkânı verilecekti ama ne yazık ki bu İlimiz de olmamış.

    NE YAPMAMIZ GEREKİYOR PEKİ?

    Organ Bağışı konusunda dine dayalı bakış açımızı olumlu yönde değiştirmemiz gerekiyor. Kan bağışını hayattayken yaptığınız gibi, hayata gözlerimizi yumduktan sonra organlarımız ihtiyaç duyan başka bir insanda yaşayacak şeklinde bir motivasyonla organ bağışına sıcak bakmamız ve olağan bir gereklilik olarak kabul etmemiz gerekiyor. Unutmayalım bağışladığımız bir organ, hastalığından dolayı bir organ bağışı bekleyen başka bir insanın hayata tekrar tutunmasına sebep olacak. Bunun kadar vefatımızdan sonra bile büyük bir sevap işleme vazifesi olabilir mi?

    ASLINDA BU BİLE BİR NASİP MESELESİ

    İşin gerçek tarafı bu bile nasip meselesi. Mesela hayattayken organlarınızı bağışladınız ve Allah geçinden versin vefat ettiniz diyelim. Bu sonuçta bile organlarınızın alınması bile bilimsel bir gerçeğe dayanıyor. Organ bağışı sürecine göre vefatınız gerçekleşmezse eğer zaten organlarınızı bağışlasanız da alınmıyor. Kısaca, organ bağışlamak ve organlarınızın başkalarına vesile olması bile bir nasip.

    HAYDİ AFYON VE TÜRKİYE ARTIRALIM BU SAYIYI

    Bu nokta da Afyonkarahisar Valiliği himayelerinde bir yıl boyunca yapılacak organ bağışı etkinlikleri ve tanıtımlarını takip ederek birçok konu hakkında bilgi sahibi olmaya çalışalım ve içimizdeki o büyük tabuyu hep birlikte yıkalım. Unutmayalım; organ bağışı tanımadığın birini sana bir bağla bağlar. Hayat yalnızca yaşatmak değil; birinin yeniden hayata tutunmasını sağlamaktır. Organ bağışı noktasında ne kadar aslında geri olduğumuzu ve bilinçaltı toplumsal farkındalık oluşturmamız gereken Sağlık Bakanlığı verilerini sizlerle paylaşıyorum. Zaten sayıların ne kadar artması gerektiğini sizlerde göreceksiniz. Ciddi anlamda farkındalığımızın artması gerekiyor Afyonkarahisar olarak.

    VALİ KÜBRA GÜRAN YİĞİTBAŞI’NA ÖZEL TEŞEKKÜR

    Son olarak Afyonkarahisar Valisi Kübra Güran Yiğitbaşı’na böylesine önemli ve özel bir toplumsal farkındalık projesini hayata geçirdiği için EKONOMİA Sayfamız okuyucuları adına sonsuz teşekkürler. Göreve ilk geldiği günden bu yana organ bağışı noktasında hassas olduğunu, bu noktada organ bekleyen aileler ve organ nakli yapılan ve İlimizde yaşayan aileler ile yakın temasta olduğunu bilen bir gazeteciyim. İnşallah gönüllü bağışçı sayıları, İlimizde ve Ülkemiz de daha fazla artış sağlar.

    ORGAN BAĞIŞI NOKTASINDA TÜRKİYE VERİLERİ:

  • Beklenen yağış dün yağdı

    Beklenen yağış dün yağdı

    Kentte beklenen yağış öğle saatlerinde başladı. Güne kapalı ve soğuk havayla başlayan Afyonkarahisar’da beklenen yağış sabah saatlerinde başladı. Etkili olan yağış hazırlıksız yakalanan birçok vatandaşın zor anlar yaşamasına neden oldu. Yağışın gün boyu aralıklarla devam etmesi bekleniyor.

    AFYONKARAHİSAR’DA METEOROLOJİNİN UYARILARI SONRASI BEKLENEN YAĞMUR YAĞIŞI ÖĞLE SAATLERİNDE BAŞLADI. (GÖKTEN CEYLAN/AFYONKARAHİSAR-İHA)
    Afyonkarahisar’da meteorolojinin uyarıları sonrası beklenen yağmur yağışı öğle saatlerinde başladı.
  • Eskişehir ilçe müftüleri Emirdağ’da

    Eskişehir ilçe müftüleri Emirdağ’da

    Gerçekleşen buluşmada; Emirdağ Müftülüğü’nün çalışmaları ve Emirdağ’ının ‘dini hizmet alanındaki’ faaliyetleri hakkında bilgi paylaşımında bulunuldu ve karşılıklı fikir alışverişi yapıldı.

    Eskişehir İl Müftülüğüne bağlı ilçe müftülerinden; Sivrihisar Müftüsü Mustafa Budak, Alpu Müftüsü Reşit Ceylan, Çifteler Müftüsü Kerim Bayuk, Günyüzü Müftüsü Muzaffer Arslan, Seyitgazi Müftüsü Şahmurat Kaya ve Han Müftüsü Hüseyin Tamir, Emirdağ Müftüsü Cihan Eker ile bir araya geldiler ve birbirleri ile kaynaştılar. Emirdağ Müftüsü Cihan Eker, “Misafir müftülerimize nazik ilgileri dolayısıyla teşekkür ederim ve görevlerinde başarılar dilerim” dedi.

    Program sonunda misafir müftüler, Emirdağ Müftüsü Cihan Eker’e plâket takdim ettiler.

    ESKİŞEHİR İLÇE MÜFTÜLERİ EMİRDAĞ’DA (ERTUĞRUL ALTINEL/ESKİŞEHİR-İHA)
    Eskişehir’de görevli ilçe müftüleri, Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesinde buluştu.
  • “Dağda Yaşam Ailesi”ne sıcak karşılama

    “Dağda Yaşam Ailesi”ne sıcak karşılama

    Doğal yaşamı, üretimi ve emeği merkeze alan paylaşımlarıyla tanınan Tınaztepe ailesiyle samimi bir sohbet gerçekleştiren Başkan Köksal, doğa dostu yaşam biçimlerinin toplumsal bilinç açısından büyük değer taşıdığını vurguladı. Ziyarette, yerel üretimin desteklenmesi, kırsal kalkınmanın güçlendirilmesi ve doğa ile uyumlu yaşam kültürünün yaygınlaştırılması üzerine fikir alışverişinde bulunuldu. Ziyaretin sonunda Başkan Köksal, “Doğayla uyum içinde yaşayan, üretimin ve emeğin kıymetini bilen her hemşehrimiz bizim için çok değerli. İlkay Hanım ve Eşe Hanım’a güzel sohbetleri için teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

  • Büyük Taarruz Kısa Film Festivali Ödül Töreniyle Sona Erdi

    Büyük Taarruz Kısa Film Festivali Ödül Töreniyle Sona Erdi

    Afyonkarahisar’da gerçekleştirilen kapanış töreni, protokol konuşmalarıyla başladı. Ardından Türk sinemasının usta ismi Türkan Şoray’a Onur Ödülü takdim edildi. Salondaki davetliler tarafından ayakta alkışlanan Şoray, aldığı ödülün kendisi için büyük bir gurur olduğunu ifade etti.

    Program, finalist filmlere verilen ödül töreni ile devam etti. Gecede farklı kategorilerde ödül kazanan kısa filmler büyük beğeni topladı.

    Festivalin finalinde ise “Gazze’nin Özgür Sesleri” konseri düzenlendi. Etkinlik, sanatseverlerin yoğun ilgisiyle coşkulu bir atmosferde tamamlandı.

  • Albay Murat Kaya’dan AFSİAD’a Ziyaret: Afyonkarahisar’da İş Birliği ve Güven Vurgusu

    Albay Murat Kaya’dan AFSİAD’a Ziyaret: Afyonkarahisar’da İş Birliği ve Güven Vurgusu


    Kamu ve Sivil Toplum Arasında Köprü

    Afyonkarahisar İl Jandarma Komutanı Albay Murat Kaya, kentteki kurumlar ve sivil toplum kuruluşlarıyla ilişkileri güçlendirme çalışmaları kapsamında Afyonkarahisar Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’ni (AFSİAD) ziyaret etti. İade-i ziyaret çerçevesinde gerçekleşen buluşma, kentin sosyal ve ekonomik gelişimine yönelik iş birliğini artırma amacı taşıyordu.

    Ekonomik Potansiyel ve Güven Ortamı

    Ziyarette, Albay Murat Kaya, AFSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kadir Sayın ve Yönetim Kurulu Üyesi Nail Demirel ile bir araya geldi. Görüşmede, Afyonkarahisar’ın ekonomik potansiyeli ve sanayi sektörünün güvenli bir ortamda büyümesi için gerekli adımlar ele alındı. Kamu kurumlarıyla özel sektör arasındaki iş birliğinin, kentin sürdürülebilir kalkınması için kritik olduğu vurgulandı.

    Jandarmanın Katkılarına Teşekkür

    AFSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kadir Sayın, jandarma teşkilatının Afyonkarahisar’da huzur ve güven ortamının sağlanmasındaki rolüne dikkat çekti. Sayın, Albay Kaya’ya teşekkürlerini sunarak, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Görüşmenin sonunda, Kadir Sayın tarafından Albay Kaya’ya günün anısına bir hediye takdim edildi.

    AFSİAD’dan Anlamlı Mesaj

    Dernek tarafından yapılan resmi paylaşımda, ziyaretin nazik bir jest olduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi: “Nazik ziyaretleri dolayısıyla Afyonkarahisar İl Jandarma Komutanı Albay Murat Kaya’ya teşekkür eder, görevinde başarılar dileriz.” Bu açıklama, jandarma ile sivil toplum arasındaki olumlu diyaloğu yansıttı.

    Geleceğe Yönelik İş Birliği

    Albay Kaya’nın AFSİAD ziyareti, Afyonkarahisar’da kamu ve özel sektör arasındaki iletişimin güçlendirilmesi adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. AFSİAD, benzer ziyaretler ve iş birlikleriyle kentin ekonomik ve sosyal gelişimine katkıda bulunmayı sürdüreceğini ifade etti.

  • BİZ ŞUHUT İLÇESİNE SÜS HAVUZU YAPMADIK; ŞUHUTLU ŞEHİT VE GAZİLERİN MÜZESİNİ YAPTIK SAYIN BAŞKAN. – Son Dakika Haberleri

    BİZ ŞUHUT İLÇESİNE SÜS HAVUZU YAPMADIK; ŞUHUTLU ŞEHİT VE GAZİLERİN MÜZESİNİ YAPTIK SAYIN BAŞKAN. – Son Dakika Haberleri

     

    EVLADIM GİBİ OLAN İKİ ÇALIŞMAM VARDIR BU DÜNYA DA

    Birkaç kez 2 yıldır EKONOMİA Sayfasında yazdığım yazılarda konu bağlantıları geldikçe ifade ettim. Şahsımı yakından tanıyan insanlarında bildiği gibi doğup, büyüdüğüm Eskişehir’den 26 yıl önce Afyonkarahisar’a Dünya Gazetesi Bölge Temsilcisi olarak geldikten sonra yıllar içerisinde ayrıca Afyonkarahisar’a fikir ve proje üretimini yaparak kazandırmaya vesile olduğum iki değerli çalışma vardır. Onlardan birincisi Afyonkarahisar Merkezde 2017 yılında hayata geçirdiğimiz Türkiye’nin ilk Yumurta Müzesi ve 2021 yılında Şuhut İlçesin de hayata geçirdiğimiz Şuhutlu Şehit ve Gaziler Hatıra Merkezi projesi. Bu nokta da, bu iki proje şahsımın kendi öz evlatları gibidir. Çünkü bu projeler başta büyük bir emek, iş birliği, organizasyon, inanç ve bir azmin eseridir. Kısaca bu Şehrin Kültür hayatına Gazetecilik mesleğimle birlikte hayal gücümü katarak vesile olduğum iki önemli yağmur damlasıdır. Bu doğrultuda, İlimiz Eski Valilerinden Mustafa Tutulmaz, Şuhut Belediye Başkanı Recep Bozkurt ve İş İnsanı Mehmet Kumartaşlı’ya katkıları için yürekten teşekkür ediyorum.

     

     

    BAŞKANI BİR ARAYIM DEMEKLE BAŞLADI HERŞEY

    Muhittin Özaşkın, Mhp den seçilen şu anda ki Şuhut Belediye Başkanı. Aynı zamanda Eğitimci, tarih alt yapısı oldukça zengin bir Öğretmen kendisi. Başkan beye, geçtiğimiz Ağustos ayının ikinci haftası telefon açarak Makama ziyarete gelmek istediğimi belirttim ve ziyaret ettim. Sohbet esnasında, 2021 yılında faaliyete geçirdiğimiz Şuhutlu Şehit ve Gaziler Hatıra Merkezi projesinin daha fazla gelişimi için ne yapabiliriz; bu projeyi Şuhut İlçesi için tasarlayan bir insan olarak daha fazla tanıtma noktasında üzerime düşeni yapmaya hazırım başkanım dedim. İnanın hepsi bu kadar.

     

    ŞUHUTLU İNSANLARDAN HİÇ BAKILMIYOR DİYE DUYDUM DEDİM

    Manşette gördüğünüz gibi aynısını dedim Başkana. 20 Yıldan fazla Şuhut’u bilir, gidip gelirim.  En az yılda 2-3 düğün, doğum ya da cenazeye giderim. Bireysel aile dostluklarım çok fazladır Şuhut İlçesinde. Bu nokta da Şuhutlu Şehit ve Gaziler Hatıra Merkezine Belediye hiç bakmıyor diye duyumlar alıyorum Şuhutlu çeşitli dostlardan. Başkanım biraz orayla hep birlikte ilgilenelim mi dedim kendisine. Başkan bey bu söylediğim cümleyi bir aldı ve farklı bir konuma çevirdi ki gerisini sormayın gitsin. Sanırım eşref saatine de denk gelmedik Başkan Hocanın, şansızlık bu ya. Karşılıklı baya bir cümlelerin belini büktük. Öğrencilerde bazen fikirler nezdin de Hocalar ile tartışır diyelim geçelim.

    16 AYDIR  BEN SİZDEN ŞUNU BEKLEDİM SEVGİLİ BAŞKAN

    2024 yılında göreve geldiğinizin ikinci ayında Makamınızda size yaptığım hayırlı olsun ziyaretimde sizden şunu bekledim Sevgili Başkan. “Murat bey, benden önceki Belediye Başkanımızla el ele vererek İlçemize çok özel bir eser kazandırmaya vesile olmuşsunuz. Şuhut ve Büyük Taarruz önemi açışından baktığımızda İlçemizdeki Atatürk Evinden sonra ziyaretçiler için ikinci önemli bir destinasyon kazandırılmış İlçemize. Biliyorsunuz Ben başta MHP liyim ve tarihçi özelliği olan bir eğitimciyim hatta kardeşim Şuhut Yerel Tarih Araştırmacısı. Bu yönüm hep birlikte bu projeye daha farklı değerler katmaya yarar sağlayacaktır. Bana 1 yıl müsaade edin ben yeni Belediye Başkanı olarak hem İlçeyi hem de Belediyeyi tanıyayım sonra o güzel esere daha neler katabiliriz, hep birlikte değerlendirelim merak etmeyin; demenizi bekledim.” O gün bunu demediğiniz gibi üzgünüm, geriye dönük 16 ay içerisinde çeşitli vesileyle 3 kez ziyaret ettiğim Hatıra Merkezinin genel nizam ve temizliğini de ne yazık ki bıraktığınızı ve atıla bırakmaya başladığınızı içim burkularak gördüm.

     

    MAZGALLARIN İÇİNDEN YABANİ OTLAR ÇIKMIŞTI

    Mesela biz Hatıra Merkezi Avlusunda bulunan gülleri çok özel bir ırk olduğu için İlçe dışından getirttik. Diktik ve düzenli olarak Park Bahçeler Ekiplerine bakımlarını teslim ettik. Her çiçek sezonu oradaki saksılara aynı ekipler Hatıra Merkezinde içinde çiçek alımı yapıp yeni çiçekler ekerken; bugün güllerin kuruduğu, saksılarda yabani otların bittiği hatta mazgalların içerisinden bile otların boy verdiği bir yer olmuş orası. Temizlik ekiplerinin haftada bir gelerek meydan temizliğini severek yaptığı, Belediye itfaiyesinin belli zamanlarda ana avlu ve cam salonu yıkadığı bir sistem vardı orda. Kademe ekipleri bir yer akmasın, kokmasın diye mekik dokurlardı orada. Ne yazık ki önceden Belediyeniz tarafından rutin yapılan bu işlem ve bakımların hepsi sonlandırılmış Sevgili Başkan.

     

    FOTOĞRAFTA BULUNAN TAŞLARA İYİ BAKIN SAYIN ÖZAŞKIN

    Şehit ve Gazi bilinçlerinin daha fazla oluşması adına biz proje kapsamında orayı ziyaret eden İlk-Orta ve Lise Öğrencilerine beyaz taşlar koyduk. Lütfen fotoğraf içinde yer alan taşların üzerindeki mesajları dikkatle okuyun. Bir Eğitimci olarak orayı gezen öğrencilerin Şuhutlu Şehit ve Gaziler Hatıra Merkezi konusunda duyarlı olduklarını zaten fark edeceksiniz. Sizden sadece az bir şey duyarlılık rica ediyoruz hepsi bu kadar.  Şuhutlu Şehit ve Gaziler Hatıra Merkezinin mevcut alanın temizliğinden, bakım onarımı ve peyzajına kadar bir dizi destek bekliyoruz. Kısaca, önceden yapıldığı gibi sistematik, sürekli tekrarlayan, haftalık takvimde yapılan işlemleri bekliyoruz. Bu sistemi ezbere bilen birçok Yönetici arkadaş hala sizle çalışmaya devam ediyor, onlar biliyor bu işleyişi. Kısaca mevcudu korumaya ve gelecek nesillere aktarılmasına yardımcı olun sizden istediğim sadece bu.

    BU ARADA YÜREKTEN BİR TEŞEKKÜRÜ İLETEYİM

    Bu arada size bu ziyaretimden bir iki gün sonra ve yaklaşan Zafer Haftası öncesi Hatıra Merkezinde genel bir temizlik harekâtı başlattığınız ve saksıları çiçeklendirdiğiniz için teşekkürler. 25 Ağustos etkinliklerinde Şuhut’a geldiğimde Hatıra Merkezin de gözlemlerim beni mutlu etti.  Sizden ricam bu bakım ve çalışmaların önceden olduğu gibi haftalık yapılması talimatını vermeniz. Mümkünse lütfen mazgallardan ve ana avlu taşları arasından yabani otlar boy vermesin artık. Şuhutlu Şehit ve Gazilere yakışan şekilde yemyeşil ve tertemiz olsun sürekli orası. Şuhut Merkez ve 37 Köyünün Şehit ve Gazilerinin isimleri orada temsil ediliyor çünkü.

     

    ASLINDA SİZİN YAPTIĞINIZI YAPIYORUM YANLIŞ ANLAMAYIN

    Uzun sözün özeti, siz nasıl Şuhut Belediyesinin bütçelerine dürüstçe sahip çıkıyorsanız; bende evladım gibi gördüğüm Şehit ve Gazi Hatıra Merkezine sahip çıkıyorum Sayın Başkan. Aslında sizin yaptığınızı yapıyorum ben. Eğer bu projeyi aynı zamanda bir Gazeteci olmayıp yapmış olsaydım bile; bu serzeniş ve emeğime sahip çıkışımı bir şekilde iletirdim size. Kısaca, Şuhut İlçesinde manevi değeri yüksek olan bir hizmete emek verdiğim için tüm çabam ve serzenişim. Fark aynı zamanda Gazetecide olunca sayfamda kaleme almam ve bu satırlara dökmem;  hepsi bu kadar. Bu vesileyle, EKONOMİA Sayfası okuyucuları, Şuhut Halkı, Şuhutlu ve Afyonkarahisar’lı  tüm Şehit Aileleri ve Gazileri ve Afyonkarahisar Kamuoyu adına, ŞUHUTLU Şehit ve Gaziler Hatıra Merkezine ilginizi bu konuda fazlasıyla ve ziyadesiyle bundan sonra göstereceğinize yürekten inanıyor; ilerleyen dönemlerde bu ricamız ile ilgili göstereceğiniz hassasiyetinize dair teşekkür yazılarımızı bu sayfada yayınlamaktan duyacağım memnuniyet ve taahhüdü bilgilerinize sunuyorum.

     

    ŞÜKÜR TEKRAR KAVUŞTURANA SİZLERE

     

    EKONOMİA Sayfamız da verdiğimiz iki aylık bir dinlenme zamanından ardından tüm kıymetli okuyucularımıza en derin selam ve sevgilerimi sunuyorum. Bugün başladığımız 2025-2026 yeni yazı sezonumuzda kısmetse 2026 yılı Temmuz ayı sonuna kadar “Afyonkarahisar Adına Her şey” sloganı ile her hafta kendi gündemimizi oluşturmaya ve eksiklerin tamamlanması noktasında Kurum ve Kuruluşlardan Kamuoyu adına arz ve rica etmeye devam edeceğiz.  Tabi ki yanlışa yanlış, doğruya doğru ve takdir edilecek tüm her şeyin hakkını vererek; tarafsız – objektif ve kendi kalemimizin nezaket ve çizgisinden gram ödün vermeden her hafta Salı sabahları yazmaya Gazete 3 sayfalarında devam edeceğiz. Yeni yazı sezonumuz hayırlı olsun İnşallah. Cenabı Allah iki yıldır yazdığımız yazılarda sizlere karşı beni utandırmadığı gibi; bu yılda bizleri sizlere utandırmasın. Müsaadelerinizle ilk yazımızla birlikte konumuza giriş yapalım. Hadi buyurun. Allah Kalemimizi açık etsin.