Kategori: Afyonkarahisar

  • KAĞNI

    KAĞNI

    Şimdiki gençler bilmez kağnıyı.

    Kurtuluş Savaşının önemli unsurudur kağnı.

    iki veya dört tekerlekli, dingili tekerlekle birlikte dönen öküz arabasıdır.

    Öyle ki

    Nazım Hikmet şiirinde diyor ki

    kadınlar,

    bizim kadınlarımız

    şimdi ayın altında

    kağnıların ve hartuçların peşinde

    harman yerine kehriban başlı sap çeker gibi

    aynı yürek ferahlığı,

    aynı yorgun alışkanlık içindeydiler.

    Ve onbeşlik şarapnelin çeliğinde

    ince boyunlu çocuklar uyuyordu.

    Ve ayın altında kağnılar

    yürüyordu

    Akşehir üzerinden Afyon`a doğru…

    Diyerek tarihe not düşünüyordu.

    104 yıl öncesine bakalım

    Kurtuluş Savaşı’nın dönüm noktası Sakarya Meydan Savaşı sonrası (13 Eylül 1921) Meclis’te “artık taarruza geçelim” fikri oluştu.

    Mustafa Kemal Paşa 20 Temmuz 1922’de TBMM’den dördüncü kez Başkomutanlık yetkisini aldı.

    Gizlice hazırlıklar Haziran’da başladı.

    Emperyalist güçler bizim gücümüzü hafife alıyor ve küçümsüyordu.

    28 Temmuz’da Akşehir’de düzenlenen bir futbol maçı, aslında Mustafa Kemal’in ordu ve kolordu komutanlarını toplayıp taarruz planını son kez gözden geçirdiği gizli toplantının kılıfıydı.

    Mustafa Kemal ve silah arkadaşları gizlice Kocatepe’ye geçti.

    26 Ağustos sabahı saat 05.30’da top ateşiyle başlayan Türk taarruzu başladı

    Türk süvari ve piyade birlikleri şafakla birlikte Afyon’un güneyinden Yunan hatlarını yardı, Kocatepe’den idare edilen taarruz hedefe vardı.

    30 Ağustos’ta Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin kesin sonucu alındığında Yunan kuvvetlerinin önemli bölümü kuşatılarak, imha ya da esir edildi.

    31 Ağustos Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa Zafertepe-Çalköy’de bir araya geldi. Muharebe haritasını serecek masa yoktu haritayı kağnı üzerine serdiler.

    Yunan ordusuna toparlanma ve yeni bir savunma hattı kurma fırsatı vermeden İzmir’e ilerleme konusunda burada karar birliğine vardılar.

    Ve ‘Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir İLERİ’ emri geldi.

    9 Eylül’de İzmir işgal altından kurtuldu.

    Burada bir hatırlatma yapalım

    Yunan Başkomutanı General Trikupis’i Afyonlu Ahmet Çavuş yakalayıp esir aldı.

    Türk ordusu 9 Eylül’de İzmir’e ulaştı, 11 Ekim’de imzalanan Mudanya Ateşkes Antlaşması sahadaki başarıyı diplomasi masasına taşıdı.

    Zaferin resmî bir bayrama dönüşmesi ise 1924’te Dumlupınar’da, Mustafa Kemal’in de katıldığı büyük bir anma töreni düzenlenmesiyle başladı.

    26 Ağustos 1071’de Türk milletinin gitmemek üzere Anadolu’ya gelmesinden 851 yıl sonra aynı irade 30 Ağustos 1922’de bir kez daha tescilleniyordu.

    Doğrusunu isterseniz büyük Zafer ile bu milletin beka meselesi sadece masa başında değil, bir kağnının üzerine serilen haritanın savaş meydanında tatbik edilmesiyle çözüldü.

    Başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile emperyalist güçlere karşı canıyla, kanıyla savaşan ecdadımıza Allah tan rahmet diliyorum. Büyük Zaferimiz kutlu olsun.

    Mutlu ve aydınlık yarınlara…

  • Mavi gözlerin baktığı zirve: Kocatepe

    Mavi gözlerin baktığı zirve: Kocatepe

    Tarih, milletimizin yazdığı büyük destanın en önemli sayfasını 26 Ağustos 1922’de açtı.

    O gün, Anadolu’nun dört bir yanından yükselen inanç dolu sesler, vatanın her karış toprağına yazıldı. Yedi yaşındaki çocuktan yetmişlik dedeye kadar herkes, Kuva-i Milliye ruhuyla kenetlendi. Önderlik eden bir lider vardı; mutlak başarıya inanan, gözünü kırpmadan en zorlu mücadeleye atılan Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Onun komutası altında, Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi başladı. Bu, sadece bir savaş değil; özgürlüğe atılan en büyük adımdı.

    ++++

    KOCATEPE’DE ŞAFAKLA GELEN KARAR

    Bugün, milletimizin kaderini değiştiren o büyük yürüyüşün 103. yılındayız. Takvim yaprakları 26 Ağustos 1922’yi gösterdiğinde, Türk ordusu sessiz ama kararlı adımlarla tarih yazmak üzere harekete geçmişti. Gece boyunca Ahır Dağları’nın eteklerinde ilerleyen Mehmetçik, Yunan kuvvetlerinin geceleri savunmasız bıraktığı Ballıkaya mevkiinden sızarak düşman hatlarının gerisine yöneldi. Bu sessiz ilerleyiş, aslında büyük bir fırtınanın habercisiydi. Günün ilk ışıklarıyla birlikte, Anadolu’nun kalbinde bir zirvede üç büyük isim belirdi: Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa… Kocatepe’nin doruğunda, elleri dürbünlerinde, gözleri ufukta… Komuta heyeti artık yerini almıştı. Büyük Taarruz’un ilk adımı atılmış, milletin kaderi yeniden yazılmaya başlanmıştı.

    ++++

    BÜYÜK TAARRUZ’UN BAŞINDA GAZİ VARDI

    26 Ağustos 1922 gecesi, Anadolu’nun kaderini belirleyecek destansı bir mücadele başladı. Afyon’un derin sessizliğini, Türk topçularının 04:30’da başlattığı taciz atışları bozdu. Saat 05:00’te düşmanın kritik noktalarına yoğun topçu ateşiyle vurulurken, 06:00 itibarıyla Türk piyadeleri ileri atıldı. Tınaztepe’ye ulaşan Mehmetçik, dikenli telleri aşarak süngü hücumuyla Yunan savunmasını kırdı ve tepeyi ele geçirdi. Bu taarruzun her anında, her kararıyla bir lider vardı: Gazi Mustafa Kemal Paşa. Savaş meydanlarının içinden gelen, cepheyi bilen, milleti tanıyan bir komutan… Büyük Taarruz’u bizzat yöneten Gazi Paşa’nın askeri zekâsı ve stratejik öngörüsü, taarruzun başarıyla ilerlemesinde belirleyici oldu. Saatler ilerledikçe Türk ordusu hız kesmedi. 09:00’da Belentepe özgürleştirildi, hemen ardından Kalecik-Sivrisi düşman işgalinden temizlendi. Gün sonunda 1. Ordu birlikleri, Büyük Kalecik’ten Çiğiltepe’ye kadar 15 kilometrelik bir hatta düşmanın birinci savunma hattını tamamen ele geçirmişti. Anadolu, toprağına vurulan zincirleri birer birer kırıyordu.

    ++++

    27 AĞUSTOS: AFYONKARAHİSAR’IN ŞANLI KURTULUŞU

    27 Ağustos 1922 sabahı, Anadolu toprakları yeni bir güne uyanırken Türk ordusu yeniden ileri atıldı. Tüm cephelerde başlatılan genel taarruz, süngü hücumlarıyla destekleniyor, her karış toprak insanüstü bir mücadeleyle geri alınıyordu. Mehmetçik, yalnızca bir düşmana karşı değil; yılların zulmüne, açlığa, yoksulluğa ve yorgunluğa rağmen inancını yitirmeyen bir milletin umudunu taşıyarak savaşıyordu. Yoğun çatışmaların ardından, Afyonkarahisar nihayet özgürlüğüne kavuştu. Stratejik bir zaferdi bu… Sadece bir şehir değil, Türk ordusunun kalbi de artık burada atıyordu. Başkomutanlık Karargâhı ve Batı Cephesi Komutanlığı, Afyonkarahisar’a taşındı. Zafer artık yakındı, fakat durmak yoktu. 28 ve 29 Ağustos günlerinde süren başarılı taarruzlar, düşmanı köşeye sıkıştırdı. 5. Yunan Tümeni kuşatma altına alındı. Geri çekilme yolları kesildi. Artık sadece savaşarak değil, stratejik deha ile kazanılacak bir safhadaydı mücadele. Komutanlar bir araya geldi, durumu değerlendirdi. Alınan karar netti: Düşman ya teslim olacak ya da tamamen yok edilecekti. Zaferin ayak sesleri artık tüm cephelerde yankılanıyordu.

    ++++

    30 AĞUSTOS: KESİN ZAFER VE BAŞKOMUTANLIK MEYDAN MUHAREBESİ

    30 Ağustos 1922 Çarşamba sabahı, Türk ordusu Büyük Taarruz’u kesin ve kesin bir zaferle taçlandırdı. Bu son aşama, tarihimize “Başkomutanlık Meydan Muharebesi” olarak geçti. Düşman ordusu dört bir yandan kuşatılmış, ateş hatları arasında kalan birlikler ya yok edilmiş ya da esir alınmıştı. Kütahya düşman işgalinden kurtuldu. Anadolu’daki Yunan kuvvetlerinin yarısı imha edilmiş ya da teslim olmuş, geriye kalanlar ise üç ayrı grup halinde geri çekilmek zorunda kalmıştı. Bu kritik gelişmeler üzerine Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, Yunan ordusunun kalan kısmını tamamen yok etmek için büyük bir plan yaptı. Mustafa Kemal Paşa’nın efsanevi emri gecikmedi: “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!”

    1 Eylül’de başlayan takip harekâtıyla Türk ordusu, düşman kuvvetlerini İzmir, Dikili ve Mudanya’ya doğru sürükledi. 2 Eylül’de Uşak’ta, Yunan ordusunun Başkomutanı General Nikolaos Trikupis ve 6.000 askeri esir alındı. Böylece 15 günde tam 450 kilometre yol kat eden Türk ordusu, 9 Eylül 1922 sabahı İzmir’e girdi. Yüzbaşı Şerafettin Bey Hükümet Konağı’na, 5. Süvari Tümeni öncüsü Yüzbaşı Zeki Bey Kumandanlık Dairesi’ne, 4. Alay Komutanı Reşat Bey ise Kadifekale’ye Türk bayrağını gururla çekti. 1 Eylül’de Uşak, 2 Eylül’de Eskişehir, 6 Eylül’de Balıkesir ve Bilecik, 7 Eylül’de Aydın, 8 Eylül’de Manisa düşman işgalinden kurtarılmıştı. Büyük Taarruz, milletin sonsuza dek özgür olacağının ilanıydı.

    ++++

    MUSTAFA KEMAL ATATÜRK VE GİZLİ HAZIRLIKLARIN SIRRI

    103 yıl önce bugün, Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde başlayan Büyük Taarruz, Türk milletinin zafer destanına dönüştü. 20 Temmuz 1922’de kendisine dördüncü kez başkomutanlık yetkisi verilen Mustafa Kemal Paşa, işgalcilere karşı hazırlıklarını son derece gizlilik içinde yürüttü. Bu gizliliğin ardında iki kritik sebep vardı: Öncelikle, ihtiyaç duyulan cephane ve malzemeyi zamanında ve yeterli miktarda toplamak; ardından da savaşa katılacak asker sayısını maksimum seviyeye çıkarmak. Bu hazırlıklar sırasında, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak, Garp Cephesi Komutanı İsmet İnönü ve Birinci Ordu Komutanı Nureddin İbrahim Konyar, gizli toplantılar yaparak taarruzun en ince ayrıntılarını planladı. O kadar ustaca yürütüldü ki, büyük taarruz öncesinde diplomatlara bir çay partisi bile verildi; düşman ve dünya gözleri bu hazırlıkların asıl amacından uzaklaştırıldı. Türk ordusu, yaklaşık 207 bin askerle mücadeleye katılırken, Yunan ordusunun gücü yaklaşık 225 bin askerle daha fazlaydı. Ayrıca Yunanlar, silah ve cephane bakımından da Türk ordusuna göre üstünlük sağlamıştı. Hava desteğinde ise Türk ordusunun gücü oldukça sınırlıydı. Tüm bu zorluklara rağmen, milli mücadelenin kahramanları zaferi kazanacak inançla ve kararlılıkla yürüdüler.

    ++++

    İŞTE O GECENİN DETAYLARI: 26 AĞUSTOS’UN İLK SAATLERİ

    26 Ağustos’un erken saatlerinde, sisin etkisiyle bir saat geciken topçu ateşi sabahın ilk ışıklarıyla birlikte başladı. Yaklaşık yarım saat süren yoğun bombardıman, Yunan mevzilerinde büyük tahribata yol açtı. Ardından piyade birliklerinin hızlı taarruzu, Tınaztepe, Belentepe ve Kalecik bölgelerinin kısa sürede geri alınmasını sağladı. Bu sırada cephe gerisine sızan süvari birlikleri, Yunan ordusunun İzmir-Afyon arasındaki iletişim hattını kesmeyi başardı. Düşman birlikleri geri çekilmeye başladığında, Türk askerleriyle Yunanlar arasında şiddetli çatışmalar yaşandı. Türk ordusu, düşmanı durdurmadan takip etti ve 27 Ağustos sabahı Afyon’a girdi. Afyon’un kurtuluşu, cepheye moral ve güç veren halk tarafından büyük coşkuyla karşılandı. Bu zafer, Yunan ordusunun demiryolu hakimiyetini kaybetmesine ve sıkışmasına yol açtı. Bu kanlı savaşta Türk ordusu yaklaşık 2.500 kayıp verirken, Yunan ordusundaki ölü sayısı 8 bini aştı. Ve 30 Ağustos 1922, yıllar süren Kurtuluş Savaşı’nın zaferle taçlandığı gün olarak tarih sayfalarına kazındı.

    ++++

    RAHMET, SAYGI, ÖZLEM VE ŞÜKRANLA ANIYORUZ

    Böylesine bir zafer yüreğimize sığmıyor, her gün kutlamak istiyoruz. Düşman işgalinden kurtarmaya çalışılan o günlerde vatanımızı canı pahasına koruyan başta Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk, aziz silah arkadaşları, gazilerimiz, şehitlerimiz, şanlı ecdadımız ve Yüce Türk Milletinin asil evlatlarını rahmet, saygı, özlem ve şükranla anıyoruz…

    Nazım Hikmet de bu kutlu zaferi, ‘KUVAYİ MİLLİYE ZAFERİ’ diye şiirinde anlatmıştı. İşte o şiir ve dizeleri…

    KUVAYI MİLLİYE’DEN

    Düşündü birdenbire kayalardaki adam

    kaynakları ve yolları düşman elinde kalan bütün nehirleri

    Kim bilir onlar ne kadar büyük

    ne kadar uzundular?

    Birçoğunun adini bilmiyordu

    yalnız, Yunan’dan önce ve Seferberlikten evvel

    geçerdi Gediz’in sularını başı dönerek.

    ++++

    Dağlarda tek

    tek

    ateşler yanıyordu

    Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki

    şayak kalpaklı adam

    nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden

    güzel, rahat günlere inanıyordu

    ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında

    birdenbire beş adım sağında onu gördü.

    Paşalar onun arkasındaydılar.

    O, saati sordu.

    Paşalar: “Üç” dediler,

    Sarışın bir kurda benziyordu.

    Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.

    Yürüdü uçurumun başına kadar,

    eğildi, durdu.

    Bıraksalar

    İnce, uzun bacakları üstünde yaylanarak

    ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak

    Kocatepe’den Afyon ovasına atlayacaktı.

    BİN SELAM OLSUN KUVA-İ MİLLİYE KAHRAMANLARINA…

    Kocatepe ile kalın…

    Sevgiyle kalın… Umutla kalın…

  • Üreticilere dış parazit uyarısı

    Üreticilere dış parazit uyarısı

    Afyonkarahisar İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, hayvan sağlığının korunması ve yetiştiricilikte verimliliğin sürdürülebilmesi amacıyla üreticilere yönelik dış parazitlerle mücadele konusunda bilgilendirme çalışmalarını sürdürüyor.

    Afyonkarahisar’da hayvan sağlığının korunmasına yönelik çalışmalar devam ediyor. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, üreticileri bit, pire, sinek ve kene gibi dış parazitlere karşı alınması gereken önlemler konusunda bilgilendiriyor. Bu kapsamda düzenlenen bilgilendirme toplantısında üreticilere, dış parazitlerin hayvan sağlığı ve verimlilik üzerindeki olumsuz etkileri anlatıldı. Toplantıda ayrıca dış parazitlerle mücadelede kullanılabilecek uygun yöntemler, koruyucu tedbirler ve mücadele uygulamalarının doğru zamanda gerçekleştirilmesinin önemi hakkında teknik bilgiler paylaşıldı.

    Yetkililer, dış parazitlerle etkin mücadelenin hayvanların sağlığının korunmasının yanı sıra yetiştiricilikte verim ve kalite açısından da büyük önem taşıdığını belirtti. Afyonkarahisar İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından hayvan sağlığının korunmasına yönelik bilgilendirme toplantıları ve saha çalışmalarının belirlenen programlar doğrultusunda devam edeceği bildirildi. >>>Haber Merkezi

  • ​GÖRÜNMEZ DUVARLARI YIKMAK

    ​GÖRÜNMEZ DUVARLARI YIKMAK

    Sevgili okurlarım,

    ​  Yazımın başlığında da belirttiğim üzere, bugün hepimizin üzerine düşünmesi gereken bir çağrıyı; “Görünmez Duvarları Yıkmak” çağrısını masaya yatırıyoruz. Bu çağrı, sadece bireysel bir sorumluluk değil; tüm yerel yönetimlerin, yöneticilerin ve karar vericilerin duyması, kulak vermesi ve cevap üretmesi gereken vicdani bir zorunluluktur.

    ​  Geçtiğimiz günlerde, sosyal gönüllü çalışmaların kıymetli ismi, değerli yol arkadaşımız Ali Ertürk’ü ziyaret ettim. O kadar duyarlı, o kadar yüreğe dokunan bir eser kaleme almış ki… Kendisine toplumumuza sunduğu bu değerli rehber için şahsım adına bir teşekkür ziyareti gerçekleştirdim. Kitabını bizzat kendisinden, imzasını alarak teslim almanın mutluluğunu yaşadım.

     Ertürk’ün bu eseri, sadece okunacak bir metin değil; sanki hepimiz için bir ders kitabı niteliğinde. Etkilendiğim bu eseri daha da kalıcı kılmak, bu “yıkım ve inşanın yol haritasını” daha geniş kitlelere ulaştırmak adına herkesi bu kitabı okumaya, üzerinde düşünmeye ve bu duyarlılık hareketine ortak olmaya davet ediyorum.

    ​  Sokağın nabzını tutan, insan hikayelerine dokunan bir kalem olarak, zaman zaman kendi kendime soruyorum: Şehirlerin şaşaalı caddeleri ile o caddelerin hemen arkasında, görünmez duvarların ardında yaşayanların dünyası arasındaki uçurum ne kadar derin?

    ***

    ​  Ali Ertürk’ün “Görünmez Duvarları Yıkmak” isimli eseri, bu derinliği anlamamız için bize sarsıcı bir ayna tutuyor. Kitap, yoksulluğu sadece cüzdanımızdaki paranın eksikliğiyle ölçen o yüzeysel bakışı yerle bir ediyor. Etnik kökenin, cinsiyetin, yaşlılığın ya da engelliliğin ördüğü o duvarlar; sitelerin yüksek çitlerinden çok daha sert, alışveriş merkezlerinin o soğuk, psikolojik eşiklerinden çok daha sinsi.

    ​  Bu duvarların en kalın harcı ise ne yazık ki eğitimdeki fırsat eşitsizliği. Ertürk, yeteneklerin nasıl erken yaşta köreltildiğini, fırsatların kimlik temelli ayrımcılıkla nasıl kısıtlandığını gözler önüne seriyor. Eğitim, sadece bir okul binasına girmek değil; bir bireyin kendi onurunu yeniden inşa etmesi, yeteneklerini keşfetmesi ve toplumun bir parçası olduğunu hissetmesi demektir.

    ​  “Kesişimsellik” kavramı, bizim de her gün sahada, hayatın içinde şahit olduğumuz o acı gerçeği bir formüle döküyor: Dezavantajlar basitçe toplanmıyor, adeta bir çarpan etkisiyle katlanıyor. Bir yanda eğitimden mahrum bırakılan çocuklar, diğer yanda güvencesizliğin soğuk nefesini ensesinde hisseden yoksul ve yaşlı kadınlar… Onların sesi bastırıldıkça, toplumun vicdanı da nasırlaşıyor.

    ​  Peki, biz ne yapıyoruz? “Kimseyi Geride Bırakmama” ilkesini sadece kürsülerde bir slogan olarak mı tekrarlıyoruz, yoksa bu ilkeyi eğitimde fırsat eşitliğini sağlayan bir yönetim disiplinine mi dönüştürüyoruz? Dışlanmanın maliyeti; ekonomik kayıplar, sağlık maliyetleri ve toplumsal çatışma riski olarak bize geri dönüyor.

     Unutmayın, bu faturayı ödemenin maliyeti, dışlanmayı önlemenin maliyetinden çok daha ağır.

    ​  Afyonkarahisar’dan bakınca, bu “yıkım ve inşanın yol haritası” aslında hepimizin elinde. Bir kadının yeteneğini köreltmek yerine inşa etmek, eğitimde fırsatları eşit kılmak ve en önemlisi; her bireyin “ben bu toplumun bir parçasıyım” diyebileceği o aidiyet duygusunu güçlendirmek… Gerçek kalkınma, gökdelenler yükseldiğinde değil, o görünmez duvarlar eğitimle yıkıldığında başlayacak.

    ​  Ancak ; bu güzel çağrıyı hayata geçirecek olan asıl lokomotif, insanın özündeki o saf değerlerdir.

     * Masa başında görevini yaptığını sanıp “bu kadar yeter” diyenlerin değil; sosyal girişimcilerin, aktivistlerin ve STK’ların yüreğinde taşıdığı duyarlılık, sorumluluk ve iyi niyetle bu yollar yürünebilir.

     * Eğer bir insanda vicdan yoksa, atılan her adım sadece kağıt üzerinde kalır. Bir ulus, ancak kendi toplumunun en zayıf halkasını güçlendirip onu sisteme dahil ettiğinde gerçekten güçlü olur.

    ​  Bu kitap; başta tüm yerel yönetimler, karar vericiler, kıymetli ailelerimiz ve kitap okumayı bir yaşam biçimi haline getirmiş herkes için başucu eseri niteliğindedir. Gelin, her birimiz toplumun birer ferdi olarak karşımızdaki insana bakıp:

      “Ben ne yapabilirim? Nasıl destek olabilirim?” sorusunu kendimize soralım. Sahiplenme ve derin bir duyarlılıkla bu kitabı okumaya, duvarların ardındakileri görmeye ve o duvarları bilgiyle, şefkatle, eğitimle birer birer yıkmaya var mısınız?

     “Kalpleri Değil, Görünmez Duvarları  Yıkın!”

      — HAYATI ENGELSİZ SAYIN –

     

     

  • Otomobil traktör römorkuna çarptı: 3 yaralı

    Otomobil traktör römorkuna çarptı: 3 yaralı

    Afyonkarahisar’ın Dinar ilçesinde otomobilin traktöre bağlı römorka çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında 3 kişi yaralandı.

    Kaza, Dinar ilçesine bağlı Gürden köyünde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, M.Ü. (55) idaresindeki 03 L 5045 plakalı otomobil, henüz belirlenemeyen bir sebepten ötürü M.D. (20) yönetimindeki traktöre bağlı römorka arkadan çarptı.

    Kazada otomobil sürücüsü M.Ü. ile traktörde yolcu olarak bulunan N.D. (71) ve N.D. (23) yaralandı. Yaralılar, olay yerine sevk edilen sağlık ekipleri tarafından ambulanslarla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.

    Kazanın ardından jandarma tarafından inceleme başlatıldı. >>>İHA   

  • Jandarma, 67 bin 704 uyuşturucu hap ele geçirdi

    Jandarma, 67 bin 704 uyuşturucu hap ele geçirdi

    Afyonkarahisar’ın Sinanpaşa ilçesine bağlı Düzağaç beldesinde jandarma ekiplerince drone destekli düzenlenen operasyonda 67 bin 704 adet sentetik uyuşturucu hap ele geçirilirken, 1 kişi gözaltına alındı.

    Edinilen bilgilere göre, Afyonkarahisar İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Afyonkarahisar il merkezinde ikamet eden S.Y. (46) isimli şüphelinin Uşak’tan temin ettiği uyuşturucu maddeleri Afyonkarahisar’da satacağı bilgisi üzerine çalışma başlattı. Teknik ve fiziki takibin ardından şüphelinin kullandığı otomobili Düzağaç beldesi girişinde jandarma ekipleri tarafından durduruldu. Dronların da kullanıldığı operasyonda durdurulan araçla yapılan aramada 67 bin 704 adet sentetik uyuşturucu hap ile 1 cep telefonu ele geçirildi. Gözaltına alınan şüphelinin jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edileceği bildirildi. >>>İHA

  • Fatih Mahallesi’nde üstyapı çalışmaları hız kesmiyor

    Fatih Mahallesi’nde üstyapı çalışmaları hız kesmiyor

    Sandıklı Belediye Başkanı Adnan Öztaş, Fatih Mahallesi’nde devam eden 3. etap kilit parke taş döşeme çalışmalarını yerinde inceleyerek ekiplerden bilgi aldı. Çalışmaların altyapısı tamamlanan bölgelerde etaplar halinde sürdüğü belirtildi.

    Sandıklı Belediyesi, ilçe genelinde yürüttüğü üstyapı çalışmalarına aralıksız devam ediyor. Bu kapsamda Fatih Mahallesi’nde sürdürülen 3. etap kilit parke taş döşeme çalışmaları hız kesmeden devam ediyor.

    Sandıklı Belediye Başkanı Adnan Öztaş, çalışma alanını ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında ekiplerden bilgi aldı ve incelemelerde bulundu.

    İncelemeler sırasında değerlendirmelerde bulunan Başkan Öztaş, ilçede taş döşenmeyen sokak bırakmama hedefiyle çalışmaların planlı şekilde sürdürüldüğünü ifade etti.

    Altyapı çalışmaları tamamlanan bölgelerde üstyapı düzenlemelerinin etaplar halinde devam ettiğini belirten Öztaş, vatandaşların daha konforlu ve güvenli ulaşım imkanına kavuşması için belediye ekiplerinin sahadaki çalışmalarını aralıksız sürdürdüğünü kaydetti. >>>Haber Merkezi

  • Yağmur suyu hasadı için ilk incelemeler yapıldı

    Yağmur suyu hasadı için ilk incelemeler yapıldı

    Akarçay Su Verimliliği Projesi devam ediyor

    Afyonkarahisar Tarım ve Orman İl Müdürlüğünden yapılan açıklamada, Küresel Çevre Fonu tarafından desteklenen “Türkiye’de Su Verimliliği ve Su Kaynaklarının Sürdürülebilir Yönetimi İçin Kapasite Geliştirme Projesi” çerçevesinde yürütülecek Akarçay Su Verimliliği Projesinde, yağmur suyu hasadı demonstrasyonlarına yönelik ilk adım atıldı. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik personellerince, demonstrasyon çalışmalarının gerçekleştirileceği sera işletmelerinin belirlenmesi amacıyla arazi etütleri ve yerinde incelemeler yapıldı. Gerçekleştirilen çalışmalarda uygulama alanlarının projeye uygunluğu değerlendirilirken, su verimliliğini artırmaya yönelik örnek uygulamaların hayata geçirilmesi hedefleniyor. >>>İHA 

  • AFYON ALTINI MERMER

    AFYON ALTINI MERMER

    Yaradan, bazı bölgelere servet değerinden doğal kaynaklar vermiş. Arap çöllerinde petrol ürünü ne ise Afyonkarahisar’ın mermeri de bence aynı.

    Hani ekmeğini taştan çıkarılması gibi Afyonkarahisar sanayisinde doğal taş çok önemli yere sahip.

    İşte bu kaynakları iyi değerlendiren ilimizde Salı günü 2.Uluslararası Mermer Fuarı başladı.

    Önce fuarla ilgili bilgileri paylaşayım.

    184 YERLİ YABANCI FİRMA BOY GÖSTERDİ

    Geçen yıl mal ihracatımız 273,4 milyar dolara ulaştı. Bunun 230 milyon doları mermer. Türkiye doğal taşta 2,1 milyar dolar ihracatla, Çin ve İtalya’dan sonra en fazla doğal taş ihraç eden 3’üncü ülke.

    Ülkemizin 2026 ihracat hedefi ise hedefinin 410 milyar dolar olduğunun altını çizelim.

    Afyonkarahisar’a dönersek…

    Bu yıl 40 bin metrekarelik açık alanda gerçekleştirilen fuara 184 blok mermer firması, 65 makine ve iş makinesi firması, 30 mermer sanatları ve el sanatları üreticisi ile kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının da aralarında bulunduğu toplam 308 katılımcı yer alıyor. Geçen seneye göre üçte birlik büyüme var fuarda.

    İhracatta rakamlarını bu kadar detaylı vermemizin sebebi açık ve net. Ülkemizde cari açık en büyük ekonomik mesele. Bu cari açığın kapanması ise ithalatı azaltıp, ihracatı artırmaktan geçiyor.

    O nedenle bu fuar bu mermer ve bu doğal taş önemli ve elzem.

    Afyonkarahisar Valiliği, Afyonkarahisar Belediyesi, Afyonkarahisar İscehisar Mermerciler Derneği, Ege Doğaltaş Derneği, Ticaret ve Sanayi Odası ile Ticaret Borsasının paydaş olduğu bu fuarda şu anda İçişleri Bakan Yardımcısı görevinde olan Vali Kübra Güran Yiğitbaşı’nın imzasını da hatırlatmak lazım.

    TATİLİN YENİ YÜZÜ

    Gelelim toplantıya… Mermer Fuarı toplantısı yeni hizmete giren Sinnada Resort Termaland Otelde oldu. Önce bu otelden bazı bilgileri vereyim. İşadamı Dr. Mustafa Enis Arabacı’nın hayalindeki tesis olmuş… Bin kişilik, 5 yıldızlı, 396 odalı, 280 bin metrekare alana sahip, 27 havuz var, ayrıca bir de bio gölet yer alıyor.

    Gastronomi kenti olan ilimizin otelinde Akdeniz Mutfağından Osmanlı sofrasına, çocuk menüsüne varıncaya kadar her detay düşünülmüş 7 yemek salonu bulunuyor.

    2 bin 250 metrekarelik 2 bin kişilik kongre merkezi yanı sıra 30 kişilikten 1500 kişinin yararlanacağı 7 toplantı salonu mevcut.

    Şu anda 400’den fazla kişiye istihdam yaratan bu tesis tam anlamıyla hizmete girdiğinde 500’e yakın kişiyi istihdam edecek.

    ‘Tatilin yeni Ritüeli’ mottosu ile yola çıkan Sinnada ekibinin çok büyük kısmı profesyonel yönetici ve çalışanlardan oluşuyor.

    Burada iki detayı verelim.

    Sinnada, hem antik bir kent adı hem de günümüzde kültür-sanat ve turizm bağlamında kullanılan bir isimdir.

    Ama ilimizde genelde Şuhut için kullanılıyor. Mustafa Enis Arabacı’nın da Şuhutlu olduğunun altını çizelim.

    Ritüel, Fransızca kökenli bu sözcük insanları bir araya getiren, ortak değerleri pekiştiren ve kültürel kimliği oluşturan önemli unsurlardır. Aynı zamanda bireylerin duygusal deneyimlerini ifade etmelerine ve anlamlandırmalarına yardımcı olur.

    Otel bilgisi bu kadar yeterli. Şimdi sıra otelde yapılan toplantıdaki izlenimlerimize…

    UZMAN GAZETECİLER VE PANEL OLMALI

    Tanıtım toplantısına iki bakan yardımcısı, Vali Naci Aktaş, Belediye Başkanı Burcu Köksal, Milletvekilleri Ali Özkaya, İbrahim Yurdunuseven, Hasan Arslan, Mehmet Taytak, Hakan Şeref Olgun, STK temsilcilerinden oluşan yüzlerce kişi katıldı. Belediye Başkanı Köksal’ın konuşmasının içinde ‘Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın desteğiyle’ mealinde bir cümle sarf etmesi, ‘yeni adresine alışmış’ mesajı verdi.

    Fuar organizasyon firması başkanı ile fuar paydaşları ve diğer konuşmalar derken Vali Naci Aktaş’ın konuşması öncesi salonun yarısı dışarıya çıkmıştı.

    Sonraki fuarlarda bu kadar fazla konuşmacı ve uzun konuşmalara gerek yok

    Ayrıca bu fuarın adı uluslararası olmasına rağmen ulusal düzeyde de daha fazla tanıtım olması adına ülkemizdeki uzman gazetecilerin medya temsilcilerinin davet edilmesi ile daha fazlaca kitleye ulaşır.

    Bu konuşmalarda bir panel yapılarak daha verimli bir hale gelebilir.

    TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na birkaç satır ayırıp yazıya noktayı koyalım.

    Rifat Hisarcıklıoğlu 25 yıldır TOBB Başkanı. Çok sayıda üniversiteden fahri doktora ve birçok ülkeden de nişan plaket ödül alan Kayserili işadamı.

    TSO Başkanı Hüsnü Serteser ve ATB Başkanı Mehmet Mühsürler ile diyalogu sağlam.

    Konuşmasında hem Mühsürler hem de Serteser’e övgüler düzmesi sonbahardaki Ticaret Borsası ve Ticaret Sanayi Odası seçimlerinde Hisarcıklıoğlu tercihini de ortaya koyduğunu gördük.

    Böylesi tanıtımlar ülke ve il ekonomisi açışından önemli.

    Burada emek verenleri destek verenleri katkı sağlayanları tebrik ediyorum.

    Önümüzdeki günlerde daha da güzel etkinliklerde buluşmak dileğiyle mutlu ve aydınlık yarınlara….

  • Afyonkarahisar’da kritik değişim!

    Afyonkarahisar’da kritik değişim!

    24 Ocak 2025 tarihinden bu yana Afyonkarahisar’da başarılı bir grafik çizen ve son olarak şehirdeki sıfır atık projeleriyle dikkat çeken İl Müdürü Merih Karayol’un Ankara’ya görevlendirildiği öğrenildi. Karayol’un, Bakanlık bünyesindeki Yapı İşleri Genel Müdürlüğünde kritik bir göreve getirildiği ifade edildi.

    KOLTUĞUN YENİ SAHİBİ TUNCELİ’DEN GELDİ

    Karayol’un Ankara’ya gidişinin ardından boşalan Afyonkarahisar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü görevine vakit kaybetmeden atama yapıldı. Şehrin yeni çevre ve şehircilik politikalarını yönetecek isim, Tunceli İl Müdürü Melih Melik Kara oldu. >>>ŞAHAN KARTAL

  • Aynı Vergi, Aynı Sorumluluk; Peki Aynı Tanıtım Nerede?

    Aynı Vergi, Aynı Sorumluluk; Peki Aynı Tanıtım Nerede?

    Türkiye turizmi denildiğinde akla ilk gelen görüntüler bellidir; deniz, kum, güneş ve sahil otelleri…

    Uluslararası fuarlarda, reklam kampanyalarında, tanıtım filmlerinde ve dijital mecralarda yıllardır aynı destinasyonlar ön plana çıkarılıyor. Antalya, Bodrum, Marmaris ve Ege kıyıları elbette ülkemizin önemli turizm merkezleridir. Ancak Türkiye turizmi bunlardan ibaret değildir.

    Bugün Afyonkarahisar, Sandıklı, Kütahya, Yalova, Sivas, Nevşehir, Erzurum ve benzeri birçok şehir de ülke turizmine katkı sağlamakta, istihdam oluşturmakta ve yatırım çekmektedir.

    Daha da önemlisi bu şehirlerde faaliyet gösteren turizm işletmeleri de diğer bölgelerdeki işletmelerle aynı vergileri ödemektedir.

    İşte tam da burada önemli bir soru ortaya çıkmaktadır:

    Aynı vergiyi ödüyorsak neden aynı ölçüde tanıtılamıyoruz?

    Bugün konaklama vergisi Türkiye’nin her noktasında uygulanmaktadır. Ancak bu verginin geri dönüşü konusunda bölgesel bir adaletin varlığından söz etmek oldukça güçtür.

    Özellikle termal turizm merkezleri bu durumun en somut örneklerinden biridir.

    Afyonkarahisar yalnızca bir termal şehir değildir. Frig Vadileri, tarihi mirası, gastronomisi, doğal güzellikleri, kültürel değerleri ve sağlık turizmi potansiyeliyle dünyanın dikkatini çekebilecek özelliklere sahiptir.

    Sandıklı ise binlerce yıllık termal kaynakları, Hüdai Kaplıcaları, doğal çamur banyoları ve sağlık turizmi altyapısıyla Türkiye’nin önemli termal destinasyonlarından biridir.

    Ancak uluslararası tanıtımlara baktığımızda bu değerlerin yeterince yer bulamadığını görüyoruz.

    Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın (TGA) yaptığı çalışmalar elbette kıymetlidir. Ancak Türkiye’nin tanıtımı sadece sahil turizmi üzerinden yürütüldüğünde ülkenin sahip olduğu büyük potansiyelin önemli bir bölümü görünmez hale gelmektedir.

    Oysa sağlık turizmi, termal turizm, kültür turizmi, gastronomi turizmi ve doğa turizmi artık dünya turizminde hızla yükselen alanlardır.

    Bugün Avrupa’da milyonlarca insan deniz tatili için değil; sağlık, rehabilitasyon, kültür ve deneyim odaklı seyahat etmektedir.

    Afyonkarahisar tam da bu taleplere cevap verebilecek şehirlerden biridir.

    Bu nedenle konaklama vergisinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

    Vergi oranları;

    – Bölgelere göre,
    – Turizm türlerine göre,
    – Yıldız sınıflarına göre,
    – İşletme belgelerine göre,

    yeniden düzenlenmelidir.

    Ayrıca toplanan vergilerin belirli bir bölümü, o bölgenin tanıtımına ve turizm altyapısına geri döndürülmelidir.

    Örneğin Afyonkarahisar’dan elde edilen turizm gelirlerinin bir kısmı;

    – Uluslararası termal fuarlara,
    – Yabancı basın tanıtımlarına,
    – Dijital reklam kampanyalarına,
    – Direkt uçuş çalışmalarına,
    – Kültür ve gastronomi etkinliklerine,

    aktarılmalıdır.

    Çünkü tanıtım olmadan turizm gelişmez.

    Turizm gelişmeden yatırım büyümez.

    Yatırım büyümeden istihdam oluşmaz.

    Bugün sektörün en büyük sorunlarından biri de personel bulamamaktır.

    Turizm çalışanları için lojman destekleri, eğitim bursları, mesleki gelişim programları ve istihdam teşvikleri hayata geçirilmelidir.

    Konaklama vergilerinden elde edilen gelirlerin bir kısmı doğrudan turizm çalışanlarına ve sektörel eğitimlere aktarılmalıdır.

    Unutulmamalıdır ki güçlü turizm sadece güzel otellerle değil, nitelikli çalışanlarla mümkündür.

    Artık Türkiye turizmini yalnızca deniz, kum ve güneş ekseninde değerlendirme dönemi geride kalmalıdır.

    Yeni dönemde sağlık turizmi, termal turizm, kültür turizmi ve gastronomi turizmi daha fazla desteklenmelidir.

    Çünkü Afyonkarahisar’ın, Sandıklı’nın ve Anadolu’nun sahip olduğu değerler sadece Türkiye’nin değil, dünyanın tanıması gereken zenginliklerdir.

    Aynı vergiyi ödeyen her destinasyon, tanıtımdan da eşit pay almalıdır.

    Turizmde gerçek sürdürülebilirlik ancak bu anlayışla sağlanabilir.

  • AFYONKARAHİSAR TURİZMİNDE YENİ BİR HEYECAN ZAMANI

    AFYONKARAHİSAR TURİZMİNDE YENİ BİR HEYECAN ZAMANI

    Afyonkarahisar turizmi artık yeni bir sinerjiye, yeni bir heyecana ve yeni bir vizyona ihtiyaç duyuyor.

    Aslında elimizde eksik olan çok şey yok. Yıllardır konuştuğumuz gibi; un var, su var, tuz var. Yapmamız gereken tek şey hamuru yoğurmak ve ortaya güçlü bir hikâye çıkarmaktır.

    Bugün Afyonkarahisar, Türkiye’nin en güçlü termal destinasyonlarından biridir. Binlerce yatak kapasitesine, modern tesislere, güçlü yatırımcılara ve deneyimli turizm profesyonellerine sahiptir. Ancak artık sadece otel yapmakla, yatak kapasitesini artırmakla veya yeni tesisler açmakla büyüyebileceğimiz noktayı çoktan geçtik.

    Çünkü günümüz turisti yalnızca konaklayacağı bir oda aramıyor.

    Bir hikâye arıyor.

    Bir deneyim arıyor.

    Bir heyecan arıyor.

    İşte tam da bu noktada Afyonkarahisar’ın sahip olduğu eşsiz değerler devreye giriyor.

    Frig Vadisi’nin binlerce yıllık tarihi…

    Akdağ’ın eşsiz doğası…

    Hüdai’nin şifalı termal suları…

    Afyon mutfağının zengin gastronomik mirası…

    Dünyaya ihraç edilen blok mermer sektörü…

    Motor sporlarının önemli organizasyonlarından MXGP…

    Bütün bunlar tek başına güçlü değerlerdir. Ancak asıl güç bunların bir araya gelmesinden doğacaktır.

    Ne yazık ki yıllardır eksikliğini hissettiğimiz konu da tam olarak budur.

    Afyonkarahisar’ın bugün sürdürülebilir ve ortak bir etkinlik takvimi bulunmamaktadır.

    Her yıl farklı fikirler ortaya çıkmakta, bazı festivaller düzenlenmekte, bazıları ise ilk yılın ardından unutulmaktadır.

    Oysa turizmde başarı tek seferlik organizasyonlarla değil, sürdürülebilir etkinliklerle gelir.

    Örneğin Termal Çamur Festivali…

    Yıllardır farklı şekillerde gündeme gelmiş, çeşitli denemeler yapılmış ancak istenilen noktaya ulaşılamamıştır.

    Bunun en önemli nedenlerinden biri organizasyonların sadece ilçelerin sorumluluğuna bırakılmasıdır.

    Oysa Sandıklı’da yapılan bir festival sadece Sandıklı’nın değildir.

    Afyonkarahisar’ın festivalidir.

    Benzer şekilde Dinar’da yapılacak Marsiyas Müzik Festivali sadece Dinar’a değil, tüm şehrin kültürel değerine katkı sağlayacaktır.

    Akdağ’da gerçekleştirilecek bir Kış Festivali sadece Sandıklı’nın değil, Afyonkarahisar’ın marka değerini yükseltecektir.

    Sorun tam da burada başlıyor.

    İlçeler “merkez destek vermiyor” diye düşünüyor.

    Merkez ise “ilçedeki etkinlik bana ne kazandıracak” anlayışına kapılıyor.

    Sonuçta herkes haklı olduğunu düşünürken Afyonkarahisar kaybediyor.

    Oysa turizmde başarı rekabet ederek değil, birlikte hareket ederek elde edilir.

    Bugün yapılması gereken şey; valilik, belediyeler, kaymakamlıklar, üniversiteler, turizm işletmeleri, ticaret odaları, sivil toplum kuruluşları ve sektör temsilcilerinin ortak akıl masasında buluşmasıdır.

    Ve ortaya yıllık bir “Afyonkarahisar Etkinlik ve Festival Takvimi” çıkarılmasıdır.

    Bu takvimde;

    – Akdağ Kış Festivali,
    – Uluslararası Termal Çamur Festivali,
    – Marsiyas Müzik Festivali,
    – Gastronomi Festivali,
    – Frigya Kültür ve Doğa Günleri,
    – Blok Mermer Tasarım Günleri,
    – Zafer Yolu Yürüyüş ve Bisiklet Organizasyonları,
    – Motofest ve MXGP etkinlikleri,

    birbirini tamamlayan bir bütünün parçaları olarak yer almalıdır.

    Her ay başka bir ilçede, başka bir tema ile Afyonkarahisar’ın hikâyesi yeniden yazılmalıdır.

    Çünkü artık yeni otellerden çok yeni hikâyelere ihtiyacımız var.

    Yeni binalardan çok yeni heyecanlara ihtiyacımız var.

    Yeni yataklardan çok yeni deneyimlere ihtiyacımız var.

    Afyonkarahisar’ın geleceği yalnızca termalde değil;

    termalden gastronomiye,

    gastronomiden tarihe,

    tarihten doğaya,

    doğadan kültür ve sanata uzanan bütünleşik bir turizm anlayışında yatmaktadır.

    Artık konuşma değil, takvim oluşturma zamanıdır.

    Artık fikir üretme değil, birlikte uygulama zamanıdır.

    Çünkü un var.

    Su var.

    Tuz var.

    Şimdi hamuru yoğurma zamanı…

  • Termalin Başkenti Olmak Yetmez, Korumak Gerekir

    Termalin Başkenti Olmak Yetmez, Korumak Gerekir

    Afyonkarahisar…
    Adı anıldığında akla ilk gelen zenginlik kuşkusuz termal sudur. Şifa dağıtan kaynakları, yüzyıllara dayanan kaplıca kültürü ve güçlü tesis altyapısıyla bu şehir, Türkiye’nin termal turizmdeki en önemli merkezlerinden biridir.
    Ancak burada sormamız gereken kritik bir soru var:
    Bu zenginliği gerçekten koruyabiliyor muyuz?
    Nasıl ki Antalya denizi, kumu ve güneşiyle turizmin başkenti olmuşsa;
    Afyonkarahisar da termal suyu ve şifalı çamuruyla aynı potansiyele sahiptir.
    Ama bir farkla…
    Antalya sahip olduğu değeri doğru planlama, doğru kullanım ve güçlü koruma politikalarıyla bugünlere taşıdı.
    Peki biz?
    Termal suyu hâlâ sınırsız bir kaynak gibi mi görüyoruz?
    Yoksa stratejik bir değer olarak yönetebiliyor muyuz?
    Bugün geldiğimiz noktada;
    Kuraklık yaşamıyor olabiliriz.
    Kaynaklarımız hâlâ akıyor olabilir.
    Ancak bu durum, doğru yolda olduğumuz anlamına gelmez.
    Aksine…
    Kullanımın kontrolsüz şekilde arttığı,
    Israfın göz ardı edildiği,
    Planlamanın ikinci plana atıldığı bir süreçteyiz.
    Ve bu gidişat, görünmeyen bir tehlikeyi büyütüyor:
    Değerimizi kaybetme riski.
    Çünkü termal su;
    Sadece bir turizm girdisi değil,
    aynı zamanda bir gelecek meselesidir.
    Büyük Yatırımlar, Büyük Sorumluluk
    Bugün Afyonkarahisar’da;
    Ömer-Gecek Turizm Merkezi, Hüdai Termal Turizm Merkezi, Gazlıgöl bölgesi, Heybeli Kaplıcaları gibi birçok önemli destinasyon, termal turizmin omurgasını oluşturmaktadır.
    Turizm Bakanlığı öncülüğünde yapılan 5 yıldızlı tesis yatırımları, artan konaklama kapasitesi ile birlikte bölgeyi yaklaşık 27.000 yatak kapasitesine ulaşmış, milyon dolarlık yatırımlarla büyüyen dev bir turizm ekosistemine dönüştürmüştür.
    Bu tablo, gurur verici olduğu kadar ciddi bir sorumluluğu da beraberinde getirmektedir.
    Çünkü bu yatırımların tamamı tek bir ana kaynağa bağlıdır:
    Termal su.
    Şayet bu kaynağın yönetiminde hata yapılırsa…
    Yarın yaşanabilecek en küçük bir debi düşüşü, sıcaklık kaybı ya da kaynak zayıflaması;
    sadece birkaç tesisi değil, tüm bölgeyi etkileyebilecek bir krize dönüşebilir.
    Ve daha açık ifade etmek gerekirse;
    Bugün milyon dolarlık yatırımlarla büyüyen bu merkezler,
    yarın termal su kaynaklı bir kriz yaşanması halinde “hayalet şehirlere” dönüşme riskiyle karşı karşıyadır.
    Artık Siyaset Üstü Bir Konudur
    Bu mesele;
    bir kurumun, bir işletmenin ya da bir belediyenin konusu değildir.
    Bu mesele;
    Afyonkarahisar’ın geleceği, turizmi ve ekonomik sürdürülebilirliğidir.
    Bu yüzden;
    Konuya siyaset üstü bir bakış açısıyla yaklaşılmalı,
    Tüm kamu kurumları, yerel yönetimler, yatırımcılar ve işletmeler
    top yekûn hareket etmeli,
    Ve en önemlisi; uzun vadeli bir vizyon ortaya konulmalıdır.
    Bayram Hareketliliği ve Gerçek Tablo
    Ramazan ayından çıkıyoruz…
    Yarın arefe.
    Afyonkarahisar’da yarından itibaren başlayacak süreçte;
    yaklaşık 35.000’in üzerinde konaklama hareketi yaşanacak,
    4 gün boyunca bölge ciddi bir turizm yoğunluğu ile karşı karşıya kalacaktır.
    Bu hareketlilik;
    Otellerde doluluk,
    Şehir içi alışveriş,
    Restoran ve kafe tüketimi,
    Ulaşım ve yol trafiği
    ile birlikte yalnızca turizmi değil, tüm şehir ekonomisini doğrudan besleyen güçlü bir çarpan etkisi oluşturacaktır.
    Yani mesele sadece doluluk değildir;
    ticaret, istihdam ve ekonomik canlılıktır.
    Sonuç: Sürdürülebilirlik Artık Bir Tercih Değil
    İşte tam da bu noktada gerçek soru şudur:
    Bu hareketliliği her yıl daha güçlü şekilde sürdürebilecek miyiz?
    Yoksa günü kurtarıp, geleceği riske mi atacağız?
    Çünkü turizmde sürdürülebilirlik;
    sadece yatak sayısını artırmakla değil,
    kaynağı korumakla mümkündür.
    Eğer bugün daha duyarlı olmazsak;
    yarın ne bu doluluklar kalır,
    ne bu ekonomik hareketlilik,
    ne de bu güçlü turizm kimliği…
    Antalya denizini koruduğu için büyüdü.
    Afyonkarahisar da termalini koruyabildiği sürece büyüyecek.
    Aksi halde…
    Elimizdeki en büyük zenginliği,
    kendi ellerimizle tüketmiş olacağız.

  • Şehit evladının fotoğrafı önünde dua etti

    Şehit evladının fotoğrafı önünde dua etti

    Hava annenin elini öperek içeri alan Kumartaşlı’nın bu davranışı, görenlerin yüreğine dokundu. Şehit annesinin gözlerindeki hüzün ise bir annenin yıllardır dinmeyen evlat acısını bir kez daha ortaya koydu.

    Irak’ın kuzeyindeki Pençe Hakurk Operasyon bölgesinde yürütülen görev sırasında mayın/EYP patlaması sonucu şehit olan kahraman İstihkam Uzman Çavuş Önder Özen’in aziz hatırası dernek binasında dualarla anıldı.

    Şehitler köşesine geçen Hava anne, oğlunun fotoğrafını görünce gözyaşlarına hakim olamadı. Ellerini semaya açıp dua eden acılı annenin yaşadığı o anlar, dernekte bulunan herkesi derinden etkiledi.

    Şehit ailelerinin her zaman yanlarında olduklarını belirten Gazi İsmail Kumartaşlı, “Şehitlerimizin emanetleri bizim baş tacımızdır. Onların acısı bizim acımızdır. Aziz şehidimiz Önder Özen’i rahmet ve minnetle anıyor, kıymetli annesi Hava anneye sabır diliyoruz.” ifadelerini kullandı. >>>Haber Merkezi

  • Hocalar’da Gençlik Haftası coşkusu

    Hocalar’da Gençlik Haftası coşkusu

    Festival programı kapsamında eğlence, spor, sanat, oyun ve bilgi içerikli çok sayıda etkinlik düzenlenirken; ilçe merkezi ile tüm köylerden yaklaşık 700 öğrenci ve vatandaş etkinliklerde bir araya geldi. Program boyunca çocuklar ve gençler çeşitli sportif faaliyetlere katılma imkanı bulurken, sanatsal ve eğitsel etkinliklerle de sosyal gelişimlerine katkı sağlandı.

    Festival süresince düzenlenen okçuluk, masa tenisi, hedef oyunları ve çeşitli sportif aktiviteler katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Çocuklar için hazırlanan oyun alanları ve eğlence etkinlikleri renkli görüntülere sahne olurken, farklı yaş gruplarına hitap eden programlarla birlik ve beraberlik ortamı oluşturuldu.

    Festival, gençlerin fiziksel, sosyal ve kültürel gelişimlerini desteklemeyi amaçladı. >>>Haber Merkezi

  • Afyonkarahisarlı güreşçiler Türkiye şampiyonasında ne yaptı?

    Afyonkarahisarlı güreşçiler Türkiye şampiyonasında ne yaptı?

    Genç A kategorisinde altı derece birden geldi

    Şampiyonanın Genç A kategorisinde mücadele eden Spor Lisesi öğrencisi Saadet Yaşar ile Taşoluk Çok Programlı Anadolu Lisesi öğrencisi Sudenaz Sakin Türkiye ikincisi oldu. Spor Lisesi öğrencisi Rabia Ay ile Recep Tayyip Erdoğan Anadolu Lisesi öğrencisi Nazik Karcı Türkiye üçüncülüğünü kazandı. Spor Lisesi öğrencisi Dilara Naz Battal ile Ahi Evran Ticaret Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencisi Irmak Piyan ise şampiyonayı Türkiye beşincisi olarak tamamladı.

    Genç B kategorisinde takım halinde büyük zafer

    Genç B kategorisinde yarışan Spor Lisesi öğrencisi Yağmur Kök Türkiye ikincisi, Seda Künt ise Türkiye üçüncüsü oldu. Aynı okulun öğrencileri Ravza Sivrikaya ve Sudenaz Aldemir şampiyonayı Türkiye beşincisi olarak bitirdi. Bireysel başarıların yanı sıra Genç B kategorisinde Afyonkarahisar Spor Lisesi takım halinde Türkiye şampiyonu olarak büyük bir başarıya imza attı. Başarılarından dolayı sporcular ve antrenörler Neslihan Erdoğan ile Hakan Erdoğan tebrik edildi.>>>Şahan KARTAL 

  • Kopuz Oda Orkestrası’ndan sanat dolu konser

    Kopuz Oda Orkestrası’ndan sanat dolu konser

    Klasik müziğin seçkin eserlerinin seslendirildiği gecede izleyiciler, orkestra performansıyla keyifli anlar yaşadı. Konserde sahne alan sanatçılar, dinleyicilerden büyük beğeni topladı. Gecede keman performansıyla dikkat çeken Işıl Derin Yıldırım, konserin en çok ilgi gören isimlerinden biri oldu. Belediye, etkinliğe katılan tüm sanatçılara ve vatandaşlara teşekkür ederek kültür ve sanat faaliyetlerinin süreceğini belirtti. >>>Haber Merkezi

  • ÜÇ GÜNDE HEYBEMİZDEN DÖKÜLEN

    ÜÇ GÜNDE HEYBEMİZDEN DÖKÜLEN

    Gazetecilik alanda yapılır. Masa başında kes kopyalama yapıştır haberleri ile gazetecilik yaptığını zannedenler her daim sınıfta kalıyor.

    Bu düstur ile muhabirlikten gelen bir anlayışla herkesin tatil ettiği, gezmelere veya istirahate çekildiği cuma, cumartesi ve pazar günü alanlarda dolu dolu bir zaman yaşadım.

    Cuma 1 Mayıs sonrası Gün FM’de radyo röportajı. Aynı gün ESOB seçimleri, cumartesi günü Basın Odasında Değerli Dostum Ahmet Tunca ile Faruk Bangir yönetimindeki Basın Odası. Cumartesi gecesi AKSAM konseri pazar sabahı Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu ile basın toplantısı ve pazar gecesi kar yağışından dolayı kapanan yolların haberleri. Pazartesi sabahı ise EGEMAX TV’de canlı yayın bağlantısı derken bugüne ulaştık. Şimdi Afyonkarahisar gündeminde öne çıkanları kısa kısa paylaşmak isterim.

    OKULLARDA KAR ENGELİ

    Afyonkarahisar’da yoğun bir hafta geçirdik. Yolların kesiştiği nokta ilimizde 3 Mayıs akşamı yağan kar yağışı sonrası Antalya yolunu bağlayan Damlalı rampası Şuhut yolu, Ankara yolundaki Köroğlu beli ve İzmir bağlantısı olan Dumlupınar geçidi gibi bağlantılarda sıkıntı yaşandı.

    Ağır araçların kayması sonucu yol açma çalışmaları da uzun sürdü ve trafik tam anlamıyla felç oldu.

    Trafik Karayolları, Jandarma ve AKUT ekiplerinin sıkıntılı yollarda canla başla mücadele ettiklerinin de altını çizelim.

    Aşırı yağış ve yolların geçit vermemesi üzerine Merkez İlçe, Ege havasına yatkın Dinar, Dazkırı ve Evciler ilçeleri dışındaki ilçelerde taşımalı eğitime bir gün ara verildi.

    Senelerdir görülmeyen bir 3 Mayıs yaşandı.

    Önümüzdeki günlerde artık bahar ve yaz ile tanışmanın zamanı geldi.

    1 MAYIS ÜÇ AYRI ETKİNLİK

    İlimizde 1 Mayıs İşçi Dayanışma ve Emekçi Günü dolasıyla etkinliklerde yapıldı. Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanlığı’nda toplanan partili ve bir kısım işçi, Zafer Meydanı’na kadar yürüdü. Burada Belediye Başkanı Burcu Köksal önemli ve anlamlı bir konuşma yaparak emekçilerin 1 Mayıs Günü’nü kutladı.

    Ve Gün FM mikrofonlarına Başkan Burcu Köksal özel açıklamalarda bulundu. Bir başka 1 Mayıs etkinliği İstasyon meydanında oldu. TÜRK-İŞ İl Temsilcisi Muharrem Uslu burada bir konuşma yaptı. Öğleden sonra ise KESK platformu Zafer Meydanı’nda emekçilerle buluştu. Eğitim-Sen ve Eğitim İş Başkanları konuştu. Sonrasında halaylar çekildi.

    Alanda Cumhuriyet Halk Partisi önceki dönem Parti Meclisi Üyesi olan Yalçın Görgöz ile Afyonkarahisar Belediye Meclis Üyesi Ramazan Akgöz GÜN FM mikrofonlarına düşüncelerini anlattı.

    Ayrıca Eğitim-Sen Afyonkarahisar Şube Başkanı Ender Karaaslan-Hürriyetçi Eğitim Sendikası Başkanı Nizamettin Şenol ile TÜRK-İŞ Başkanı Muharrem Uslu Gündem Özel yayına konuk oldular Gün Radyo’da.

    ESNAFLAR ÜSTÜN DEDİ

    Esnaf Zanaatkar seçiminde 33 oy farkla Cengiz Üstün kazandı. Bu seçim çok önemli bir seçimdi. Cengiz Üstün mevcut başkan olarak gece gündüz çalıştı. Öncesinde ilçe esnaf odası seçimlerinde kendi ekiplerinin kazanması adına yoğun çaba gösterdi. Sandıklı Esnaf Odası seçiminde Ali Çiçek’in kazanması ve Çiçek’in Cengiz Üstün listesinde başkan yardımcısı olması bu seçimde önemli rol oynadı.

    Sabri Can Bekle ve ekibi daha önce adaylığını da açıklayan Mehmet Karagöz ile önceki Başkan A. Kadir Konak’ın desteğini almasına rağmen ilçeden gelen bir aday olmasından dolayı seçimi kazanmasına nefesi yetmedi.

    Siyasi anlamda bakıldığında Dinar’ın CHP’li Belediye Başkanı Veysel Topçu ve CHP’ye yakın esnaflar ile bir kısım MHP’lilerin desteği Sabri Can Bekle’ye, AK Partili bir milletvekili dışındaki partililerin ise desteği Cengiz Üstün’e gitti.

    Sonuçta yeni seçilen yönetimi tebrik ediyorum. Bu seçim ekim ayında yapılacak olan Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerine de bir anlamda antrenmanı gibi olacak.

    Afyonkarahisar’da TSO seçimleri, mevcut Başkan Hüsnü Serteser ile geçen seçimde 1 oy farkla yarışı kaybeden M. Önder Artuk arasında olacak.

    Cengiz Üstün, Serteser’e Sabri Can Bekle ise Artuk’a yakın isimler olarak görünüyor.

    84 YAŞINDA SAHNELERİN TOZUNU ATIYOR

    Cumartesi gecesi AKSAM Türk Sanat Müziği konserinde yerimizi aldık. 15. yıl konserinde tam bir Türk Sanat Müziği ziyafeti çekildi.

    Sahneye 84 yaşındaki ve 8 defa kalp ameliyatı olan Savaş Demiröz’ü görünce, ‘İşte yaşama sevinci bu. Her yaşı doya doya yaşamak lazım. Her şeye rağmen’ demekten kendimi alamadım.

    Emekli Mali Müşavir olan Savaş Demiröz sekizinci ameliyatını geçen sene kalbinden oldu. Söylediği şarkı ise Abdullah Yüce’nin o dillere destan şarkısı ‘Bu ne sevgi ah/Bu ne ızdırap. Zavallı Kalbim ne kadar harap’ idi.

    Konserde bir başka dikkatimi çeken emekli öğretmen Ali Yaman. Sandıklı’da her hafta koro çalışmalarına gelen Ali Yaman 70’li yaşları devirdi. O da sahnede ‘Çile bülbülüm Çile’ şarkısını muhteşem okudu.

    KURUCU LİDER YAZIN VE BOŞ BIRAKIN BAKALIM

    Pazar sabahı Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu basın mensuplarıyla buluştu.

    Çok önemli mesajlar verdi Genel Başkan Ağıralioğlu.

    Açılım sürecini eleştiren Yavuz Ağıralioğlu, ‘Şimdi bir anket yapalım. Kurucu Önder, Kurucu Lider diyerek karşısını boş bırakalım. Verilecek tek bir cevap var. Mustafa Kemal Atatürk. Atatürk varken bebek katili güvenlik güçlerimizi şehit eden Apo’ya Kurucu Lider, Önder derseniz bu olmaz. İşte bu Kurucu lider Atatürk’ün kurduğu partiye yapılanları da tasvip etmiyorum’ dedi.

    3 Mayıs Türkçülük konusunda ise Ağıralioğlu şu görüşlerini paylaştı basın mensuplarıyla “Kökümüz bir, istikbalimiz bir! Tarih boyunca insanlığın miğferi olmuş büyük bir milletin evlatları olarak; dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın kalbi bu topraklarla atan herkesin 3 Mayıs Türkçülük Günü’nü kutluyorum. 3 Mayıs; millet olma bilincinin, ortak dilin, ortak kültürün ve tarih şuurunun güçlü bir ifadesidir. Türkçülük; ayrıştıran değil birleştiren, dışlayan değil kucaklayan bir medeniyet anlayışıdır. Köklerimizden aldığımız güçle birliğimizi ve kardeşliğimizi büyütmeye; dilimizi, kültürümüzü ve milli değerlerimizi yaşatmaya kararlıyız. Bu şuuru yaşatan herkesi saygıyla selamlıyorum”

    Bu açıklaması sonrasında 3 Mayıs Dünya Basın Günü sebebiyle soru üzerine basın mensuplarının çok büyük özellikle de yerel basının sıkıntılar içinde olduğunun altını çizerek bazı örnekler de verdi.

    Biz bu haftayı haber dolu geçirdik.

    Acısıyla tatlısıyla yaşam devam ediyor. Aslında yaşam da bir yarış. Önemli olan yaşamın her anından keyif alabilmek

    Aldığınız nefesin değerini ve kıymetini bilebilmek. Yaşınız işiniz ne olursa olsun layık olduğu ve hak ettiği gibi yaşayabilmek.

    Ülkeye millete, vatana yakışır bir yaşamı yalandan riyadan uzak ilkeli dürüst bir şekilde gerçekleştirenlere ve her daim üretenlere selamlar olsun.

    Mutlu ve aydınlık yarınlara…

  • BEN ÇOK ÜZÜLDÜM SİZDE ÜZÜLMEYE HAZIR OLUN AFYON

    BEN ÇOK ÜZÜLDÜM SİZDE ÜZÜLMEYE HAZIR OLUN AFYON

    Az sonra okuyacağınız detayların ardından lütfen kimse çıkıp da “konumuz bu mu kaldı?” demesin. Çünkü ben bir Gazeteci olarak  inandığım ve sahada bizzat gözlemlediğim her konuyu kamuoyu adına kamu kuruluşlarının bilgisine sunar, gereğinin yapılmasını talep ederim. Müspet ya da menfi sonuç alınana kadar da bir talebin peşini bırakmadan, zaman zaman sayfamdan hatırlatır; konunun muhataplarıyla temasımı telefon ve ziyaretlerle sürdürür, yazdığım her satırın arkasında durur ve süreci okuyucularım adına yakından takip ederim. Zaten EKONOMİA’nın en belirgin farkı da tam olarak budur. Bu nedenle bugünkü yazıyı lütfen vicdan muhasebesiyle okuyun. Kendi terazinizde tartın, öyle karar verin. Hadi buyurun.  Şimdi yavaş yavaş hem okumaya hem de üzülmeye başlayalım.

    BEN DE BİR ENGELLİ EVLADIYIM ASLINDA

    Rahmetli babamın doğuştan sol elinde bir parmağı eksikti. Rahmetli annem de yine doğuştan bel kayması ile dünyaya gelmiş bir insandı. Gariplerim, evlendiklerinden iki yıl sonra doğan abim için dokuz ay boyunca gece gündüz dua etmişler. En büyük korkuları, hafif de olsa iki engelli insandan bir engelli bebek dünyaya gelmesiymiş. Abim doğduktan sonra, hikâyeyi bilen doğum doktorunun müjdesiyle büyük bir mutluluk yaşamışlar. Kendi aralarında, tabir-i caizse abimi “iki körün bir değneği” diye sevdikleri bir ifadeyle anmışlar. Yıllar içerisinde ablam ve benim de engelsiz doğmamızla mutlulukları daha da artmış. Allah yattıkları yerde dinlendirsin inşallah her ikisini de.

    BU NEDENLE BEN ENGELLİLERE KARŞI ÇOK HASSASIMDIR

    Yukarıda anlattığım gerçeğe dayalı olarak engelli insanlara karşı hassasiyetim oldukça yüksektir. Kesinlikle tavizim yoktur empati denilen kavramada ihtiyaç duymamışımdır. Çünkü hafifte olsa iki engelli bir insanın evladı olmak bunun cevabıdır. Yıllarca engelli insanların tümüne “sakat” ifadesinin kullanılmasını hep yadırgamışımdır. Zaman içinde toplumsal vicdanın da gelişmesiyle bu ifadelerin yerini daha saygılı bir dilin alması beni ayrıca mutlu ediyor. Yaklaşık üç hafta önce, dernek isimlerinde yer alan “sakatlar” ifadesinin “engelliler” vb. şekilde değişmesini temenni ettiğim ve Dernek Başkanlığını naif, yardımsever yapısıyla yürüttüğüne inandığım Faruk Özkara’nın yaptığı “Türkiye Sakatlar Derneği Afyonkarahisar Şubesi”’ ni ziyaret ettim. İşte şimdi anlatacağım gerçekler, tam da bu ziyaret sonrası gazeteci gözümle kaleme alındı. Hızla devam edelim.

    ALLAH VAR, UZUN ZAMANDIR GİTMİYORDUM

    Allah var, Faruk Başkan’ın yanına uzun zamandır gitmiyordum. En son çarşıdaki dernek dükkânlarından Fuar Alanı’na taşındıklarını o gün öğrendim. Tarif alıp fuar alanına gittiğimde derneklerinin, birleştirilerek genişletilmeye çalışılmış aşağıda fotoğrafını gördüğünüz iki konteynırdan oluştuğunu gördüm ve açıkçası ciddi anlamda şaşırdım. Bir an, deprem bölgelerinde gördüğümüz geçici konteynır yapılarını hatırladım. Küçük ve dar bir alanda masa, sandalye ve mutfağın iç içe geçtiği bir düzen vardı. Açıkçası üzüldüm, içim acıdı. İnanıyorum ki sizlerin de acıdı. Devam edelim.

    İŞİN GARİP TARAFI NE BİLİYOR MUSUNUZ

    Engelli bireyler için oldukça sınırlı bir alan oluşturulmuş. Konteynır kapısı dar olduğu için tekerlekli ve akülü sandalyelerin önemli bir kısmı içeriye giremiyor. İçeriye giriş mümkün olsa bile, içeride rahat hareket edilebilecek geniş bir alanın bulunmadığı açıkça görülüyor. Isınma ise elektrikli ısıtıcı ile sağlanmaya çalışılıyor. Önceki dernek yerinde doğalgaz sistemi ve parke bir zemin bulunduğunu bildiğim için mevcut durumun daha sınırlı imkânlar sunduğu net şekilde anlaşılıyor.

    BEN ŞOK OLDUM, HADİ SİZ DE BUYURUN ŞİMDİ

    Konteynır içinde bulunan mini mutfak için su hattı çekilmiş olması olumlu bir detay. Sıkı durun şimdi. Engelliler Derneğinde en yakın lavabo ve tuvalet yaklaşık 200-300 metre civarında yürüme mesafesinde bulunuyor. Dileyen herkes yerinde gözlemleyebilir. Engelsiz biri olarak benim için bile bu mesafe hissedilirken, engelli bireyler açısından ne kadar zorlayıcı olabileceğini takdirlerinize ve gözlerinizi kapatarak empatinize bırakıyorum. Başlı başına bu kabul edilebilir bir şey değil zaten.

    AFYON MECLİSLERİNİN VE EŞRAFININ BİLGİSİNE

    Bu şehirde yaşayan insanların da benimle aynı duyarlılığı taşıdığına yürekten inanıyorum. Çeşitli derneklerin bulunduğu Ataköy Mahallesi’nde belirlenen bir yerleşim alanı bulunuyor. Bahsettiğimiz derneğin yönetici ve üyelerinin belirlenen alana gitmeleri de kendi içlerinde büyük bir çoğunlukta fikirsel ve bedensel olarak oldukça zor görünüyor. Bu nedenle önümüzdeki günlerde yapılacak olan Afyonkarahisar Belediye Meclisi, Afyonkarahisar İl Genel Meclisi, Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası Meclisleri dâhil tüm kurum meclislerinin toplantılarında bu konu ile ilgili gündem dışı konu olarak değerlendirilmesinin faydalı olacağını düşünüyorum. Bu şehrin ticaret, sanayi, borsa STK kuruluşları, esnaf odaları, iş insanları ve hayırseverlerinin; engelli vatandaşlarımızın daha uygun şartlarda bir araya gelebileceği bir ortam oluşturulması noktasında destek vereceğine kalpten inanıyorum. Bu konuda atılacak her adımın büyük bir değer taşıyacağı kanaatindeyim.

    NE YAPILABİLİR DERSENİZ ÇOK BASİT

    Fuar alanında yer sorunu olmadığı görülüyor. Tek katlı, 80–100 metrekarelik prefabrik bir yapının bu dernek için oldukça uygun bir çözüm olabileceğini düşünüyorum. Maliyet açısından 1 milyon TL’nin altında olan bu tür bir desteğin, şehirdeki iş insanları ve kurumlar için rahatlıkla ulaşılabilir olduğunu iyi biliyorum. Bu noktada bir farkındalık oluşturmak adına bu yazıyı kaleme alma vesilesi bana; en kısa zamanda bu yüreği güzel insanlarımızı mutlu etme vesilesi bu şehrin olsun İnşallah.

    BÖYLE BİR SENET NE YAZIK Kİ YOK

    Hiç kimsenin hayatı boyunca engelli olmayacağına dair bir garantisi yok. Bir engelli bireyin temel ihtiyaçları için, hatta lavabo ve tuvalet ihtiyacı için uzun mesafeler kat etmek zorunda kalması 750 bini aşan nüfusuyla Afyonkarahisar’da yaşayan hepimizin durup düşünmesi gereken bir durumdur. Bu durumun yani bir konteynır derneğin bu şehre yakışmadığını açık ve net olarak görüyorum. İstense yarın çözülebilecek bir eksiktir bu şehrin güç dinamikleri için bu konu. Bu nedenle ilgili herkesin, Dernek Başkanı Faruk Özkara ile iletişime geçerek çözüm üretme noktasında kendilerine katkı sunmasını temenni ediyorum. İletişim konusunda ayrıca bende yardımcı olabilirim. Hadi inşallah güzel haberlere diyelim. Olması gerekeni ivedilikle bu şehrin engelli güzel yüreklerine hediye edelim.

  • CHP Salar Belde Başkanlığı binası törenle açıldı!

    CHP Salar Belde Başkanlığı binası törenle açıldı!

    Siyaset dünyası Salar’da buluştu

    Yerel yönetim ve siyaset dünyasını bir araya getiren açılış törenine; CHP il ve ilçe yöneticileri, partililer ve çok sayıda vatandaş katıldı. Açılışta yapılan konuşmalarda, beldelerdeki siyasi etkinliğin artırılmasının önemi vurgulanırken, yerel sorunlara daha hızlı ve yerinde çözümler üretilmesi noktasında yeni binanın stratejik bir merkez olacağı ifade edildi.

    Vatandaşlarla bağ güçlendirilecek

    Açılış kurdelesinin kesilmesinin ardından katılımcılar yeni hizmet binasını gezerek incelemelerde bulundu. CHP temsilcileri, Salar Belde Başkanlığı’nın sadece bir siyasi ofis değil, aynı zamanda vatandaşların taleplerini iletebileceği ve çözüm yolları arayabileceği bir danışma noktası olarak işlev göreceğini belirtti.

    Parti içi çalışmalara yeni soluk

    Belde teşkilatının çalışmalarına yeni bir ivme kazandırması beklenen binanın açılışı, çekilen hatıra fotoğraflarıyla sona erdi. Partililer, Salar’daki bu yeni yapılanmanın seçim çalışmaları ve saha faaliyetleri için büyük önem taşıdığını kaydetti.>>>>Şerafettin KAZAK

  • 33 YIL 9 AY SONRA DEVAMINI GETİRİRMİSİN BURCU BAŞKAN

    33 YIL 9 AY SONRA DEVAMINI GETİRİRMİSİN BURCU BAŞKAN

    ŞİMDİ SİZE ÖYLE BİR HİKÂYE ANLATACAĞIM Kİ

    Başlıktan da okuduğunuz gibi az sonra size anlatacağım geçmiş hikâye, bugün Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal dâhil; 33 yıl 9 ay gerisine kadar tüm Afyonkarahisar Belediye Başkanlarının pek bilmediğini tahmin ettiğim ve bu bilginin kamuoyunda ve belediye resmî arşivleri hafızasında bireysel olarak yeterince görünür olmadığını düşündüğüm bir hikâye. Kısaca belirttiğim yılda Burcu Köksal 12, Mehmet Zeybek 38, Burhanettin Çoban 30, Abdullah Kaptan 37 ve Hayrettin Barut henüz 35 yaşında. Düşünün, doğup büyüdüğüm Eskişehir’den, Afyonkarahisar’a Dünya Gazetesi temsilcisi olarak gelmeme henüz daha 8 yıl var; ben gazeteciliğe daha yeni başlamışım Eskişehir’de yaşım 19. Velhasıl,  bu noktada 1989 ve 1994 yılları arasında Belediye Başkanlığı yapmış olan merhum Mehmet Sami Hancıoğlu’nu rahmetle analım; çünkü hikâyenin özünde kendisi var. Allah yattığı yerde dinlendirsin. Hadi buyurun başlayalım.

    GAZETECİLİK YA. İŞTE BİR ANDA AKLIMA GELDİ

    Yaklaşık 2 hafta önce Belediye Başkanı Burcu Köksal, Afyonkarahisarlı devlet adamı merhum Ali Çetinkaya’nın ölüm yıl dönümünde bir önceki yıla göre daha fazla anma etkinliği gerçekleştirdi. Hatta Çetinkaya’nın kabri, kendisi döneminde tadilat ve çevre düzenlemesi ile daha farklı bir boyuta getirildi. Ali Çetinkaya demek aslında; Balıkesir’in önemli ilçelerinden ve ülke turizminin önemli lokomotiflerinden olan AYVALIK demek. Hatta Başkan Hanım, yanılmıyorsam 2025 Ağustos ayında Ayvalık Belediye Başkanını ziyaret etti. İşte hikâye tam bu noktada 33 yıl 9 ay önce başlıyor.

    HANCIOĞLU BİRÇOK KEZ AYVALIK’A GİDİYOR

    Merhum Belediye Başkanı M. Sami Hancıoğlu, görevi sırasında birçok kez Ayvalık’a gidiyor. Bunu o dönem genç bir birey olan aile bireylerinden oğlu Mustafa Hancıoğlu da kesin ve net olarak doğruladığını ifade etti. Ayvalık halkının gönlünde Ali Çetinkaya’nın ismi çok farklı; çünkü kendisi Ayvalık’ın kurtuluşu noktasında önemli ve o bölgede görevli olan bir subay ve Ayvalık halkı ile Millî Mücadele’de müthiş iş birlikleri var. Ayvalık ilçesinde hâlâ bugün anılan ve yakından tanınan Ali Çetinkaya, Ayvalık için çok önemli bir isim. Bu noktada Hancıoğlu, aslen Afyonlu olan Ali Çetinkaya ve onu çok seven Ayvalık arasında önemli kültürel çalışmalar başlatıyor. Mevcut şu anda Ayvalık’ta bulunan anıtı, kendisi döneminde Afyon mermerleri ile restore ediliyor, çevre düzenlemesi yaptırılıyor. Ayvalık’ta ikinci büst için girişimler yapıyor. Öte yanda, Ayvalık sivil toplum kuruluşları ile güzel çalışmalar gerçekleştiriyor.

    ÇOK ÖNEMLİ MESAİLER HARCANIYOR O DÖNEMDE

    Aynı başlıkta belirttiğim gibi yapılan karşılıklı çalışmalar, heyetlerin ve başkanların 1992 yılları içerisinde çeşitli Afyon ve Ayvalık ziyaretleri, önemli bir kültürel destinasyon oluşturuyor. Bu bağlamda çalışmaların fidesi kök tutuyor, meyve vermeye başlıyor. İşte tam bu noktada anlattığım hikâyenin ana özü başlıyor. Yani yazının en başında dediğim mevcut ve geçmiş belediye başkanları, hatta Ayvalık Belediye Başkanları dâhil kimsenin belki de bilmediğini tahmin ettiğim mevzu başlıyor. Hukuken iddia başkadır, tahmin başkadır. Bu bağlamda tahmin ifademi tekrar ifade ediyorum.

    AYVALIK AFYONU KARDEŞ BELEDİYE İLAN EDİYOR; İYİ Mİ

    Afyon Belediye Başkanı M. Sami Hancıoğlu isteği üzerine Ayvalık sivil toplum kuruluşları ve Ayvalık Belediyesi, Ali Çetinkaya ile ilgili talepleri kabul ediyor. Afyon Belediyesinin gösterdiği ilgi ve kültürel desteklerden dolayı Ayvalık Belediye Meclisi, 29 Mayıs 1992 tarihli oturumunda 089 numaralı resmî kararıyla Ayvalık ilçesi ve belediyesinin Afyon Belediyesi ile Kardeş Kent ve Belediye olmasının ilan edilmesi kararını oy birliğiyle kabul ediyor. Meclis kararı ile ilan edilen bu kararın bildirimi ve gereği için Afyon Belediyesine iletilmesi kararın sonuna ekleniyor. Karar doğal olarak Afyon’a ulaşıyor ve Afyon Belediye Yazı İşleri resmî kayıtlarına giriyor. İlgili resmî meclis kararının fotoğrafını aşağıda sizlerle paylaşıyorum.

    İŞTE BUNDAN SONRA NE OLDU BİLMİYORUZ

    Bu karar Afyon Belediyesine ulaşıyor ve resmî kayıt ve dosyalara giriş yapıyor. İşin garip tarafı, Afyon Belediyesine ulaşan bu yazının, Afyon Belediye Meclisinde Ayvalık Belediyesi tarafından gönderilen meclis kararındaki ilanın talebi ve değerlendirilmesine bağlı kabulü konusu ile gündeme gelmesi gerekiyor. İşte buna istinaden Afyonkarahisar Belediyesi geçmiş dönem meclis tutanaklarında bu konuyla ilgili yaptığım araştırmada, aynı yılın takip eden aylarında ve dönemin Belediye Başkanı Mehmet Sami Hancıoğlu’nun görev süresinin bitimi olan 1994 yılına kadar yapılan meclis toplantıları kararları tutanaklarında bu konu ile ilgili bir karara ulaşamadık. Kısaca, Ayvalık’ın, Afyonu Kardeş Kent ve Belediye ilan ettik kararı sonrasında Afyon Belediye Meclisinden karşılık verilmemiş.

    İŞİN GARİP TARAFI ÇOK FARKLI BİR DÖNEM

    Öte yanda, bahsettiğimiz 1992 Mayıs dönemi ve sonrası Afyonu’da kapsayan ara yerel seçimlerin olduğu, siyaseten oldukça karmaşık ve çalkantılı bir dönem. O noktada istenmeden unutulmuş veyahut atlanmış olabilir mi, bilmiyoruz. Öte yanda dönemin yerel gazetelerini taradığımda, Ayvalık Belediyesinin Afyonkarahisar’ı kardeş kent ve belediye ilan etmesi ile ilgili bir habere ayrıca hiç rastlayamadım. Merhum Hancıoğlu Başkanın çok emek sarf ederek defalarca Ayvalık’a, Ali Çetinkaya konulu ortak çalışmalar için gidip gelmesine karşın; Ayvalık Belediyesinin ilanı konusunun Meclis tutanaklarına gündem olarak girmemesi çok enteresan. Öte yanda dönemin hayatta olan Meclis üyelerinin bir kaçı ile yaptığım telefon görüşmesinde de Ayvalık konusunu Meclis oturumlarından hiç hatırlamadılar. Cevap İnşallah daha ayrıntılı arşiv taramalarında bulunur diyelim.

    ŞİMDİ BURCU BAŞKAN’DAN RİCA EDİYORUM

    Kıymetli Başkan Hanım, araştırarak elde etmiş olduğum bu detaylarda bahsedilen konunun Afyonkarahisar Belediyesinin 1992–1994 meclis tutanaklarında kesinlikle rastlamadık; ama öte yanda encümen kararlarında konu gündeme gelmiş mi, buna bir bakılmasında yarar görüyorum. Encümende görüşülen böyle bir kararın Meclise sevki kesinlikle olur diye ayrıca tahmin ediyorum.  Sizden ricam, 33 yıl 9 ay önce Ayvalık ilçesi ve Belediyemiz tarafından geliştirilen bu fidenin kurumayan köklerini tekrar Ayvalık Belediyesi ve Başkanı Mesut Ergin ile görüşerek hayata geçirmenize öncülük etmeniz olacak. Bu konuyu ivedilikle Afyonkarahisar Belediye Meclisine getirme işlemini lütfen başlatınız. 33 yıl 9 aylık bir gecikme de olsa aradaki açığı kapatmaya vesile olalım.

    NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ DERSENİZ EĞER

    Çünkü Ayvalık, Ali Çetinkaya’yı Afyonkarahisar’dan daha fazla tanıyor ve yakından biliyor. Ayvalık ve Afyonkarahisar arasında zaten çeyrek asırdan biraz daha fazla zaman önce ilan edilen kardeş belediye ve kent çalışmalarını geliştirerek; ilimiz için ayrı, farklı bir kültür turizmi ve karşılıklı iç turizm destinasyonu ve yöresel ürünler noktasında aktif bir ek ticaretin oluşumu, her iki kent için yarar sağlayacaktır. Tüm şehirler yerel turizminin gelişimi için ek destinasyonlar peşindeyken, bizim hazır olan bir sistemi tekrar hayata geçirmemiz karşılıklı iki kentin ekonomisine değerli bir katkı sağlayacaktır. Kısaca 33 yıl 9 ay önce adımı atılan bir çalışmayı araştırmacı gazetecilik vasfı ile bulmak bana vesile olurken; siz, ekibiniz ve Belediye Meclisiniz de geliştirerek karşılıklı somuta geçirme noktasına vesile olun, Başkan Burcu Köksal.

    Bu yazı; belediye arşivlerinde yer alan resmî kayıtlar, dönemin tanık beyanları ve yerel basın taramasına dayanan tarihsel bir araştırma özel köşe yazısıdır.

  • Emniyet sofrasında duygusal buluşma: Şehit emanetleri başköşede ağırlandı

    Emniyet sofrasında duygusal buluşma: Şehit emanetleri başköşede ağırlandı

    Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürü Ahmet Birtan Erol ve eşi Nurten Erol, kentin huzuru için gece gündüz demeden çalışan emniyet personeli ile vatan uğruna can veren şehitlerin ailelerini iftar sofrasında bir araya getirdi. Büyük bir aile tablosunun çizildiği programda, dayanışma ve vefa duyguları ön plana çıktı.

    Şehit aileleri ve gazilerle yakından ilgilenildi

    İftar programı boyunca masaları tek tek gezen Erol çifti, kahraman gaziler ve şehit yakınlarıyla samimi sohbetler gerçekleştirdi. Teşkilatın her bir ferdinin sarsılmaz bir bağla birbirine bağlı olduğunu vurgulayan İl Emniyet Müdürü, bu özel buluşmanın birlik ve beraberliği perçinlediğini ifade etti.

    Emanetlere sahip çıkmak en kutsal görev

    Konuşmasında şehitlerin geride bıraktığı ailelerine sahip çıkmanın kendileri için en mukaddes vazife olduğunu dile getiren Erol, emniyet teşkilatının her zaman yanlarında olacağını belirtti. Afyonkarahisar personelinin büyük bir özveriyle görev yaptığına dikkat çekilen gecede, iftar saati boyunca duygu dolu ve sıcak anlar yaşandı.

    Afyonkarahisar, emniyet, iftar, şehit, gazi, polis, vefa, birlik

    Emniyet Müdürlüğü’nün Ramazan ayı boyunca şehit ailelerine yönelik planladığı diğer ziyaret veya destek programları hakkında bilgi almak ister misin?

  • Milletvekili Arslan’dan Bakan Yardımcısı Yiğitbaşı’na tebrik!

    Milletvekili Arslan’dan Bakan Yardımcısı Yiğitbaşı’na tebrik!

    Milletvekili Arslan, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, ”Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle; İçişleri Bakan Yardımcılığı görevine atanan Afyonkarahisar Valimiz Kübra Güran Yiğitbaşı’yı tebrik ediyor, yeni görevinde muvaffakiyetler diliyorum. Şehrimize kıymetli hizmetleri için teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

  • Afyonkarahisar’da ramazan şenlikleri başladı

    Afyonkarahisar’da ramazan şenlikleri başladı

    Ramazan ayının manevi atmosferini yaşatmak amacıyla düzenlenen etkinliklerde her yaştan vatandaşa hitap eden programlar yer aldı. İftarın ardından sahne alan ramazan davulcuları ve maniler, meydanda nostaljik anlar yaşattı. Sema gösterisi ise izleyenlerden büyük ilgi gördü.

    Çocuklar için hazırlanan etkinlik alanlarında çeşitli oyunlar ve gösteriler düzenlenirken, Hacivat ile Karagöz’ün interaktif sahne performansı miniklere eğlenceli dakikalar sundu.

    Belediye yetkilileri, ramazan ayı boyunca Zafer Meydanı’nda kültürel ve sosyal etkinliklerin devam edeceğini belirterek tüm vatandaşları şenliklere davet etti.