Kategori: Bilim & Teknoloji

  • Mektepli kadın pilotlar THK Üniversitesinde yetişiyor

    Mektepli kadın pilotlar THK Üniversitesinde yetişiyor

    Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1925 yılında Türkiye’de havacılığı sevdirme misyonuyla kurulan ve Türkiye’nin ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen gibi isimleri yetiştiren THK, genç nesillere havacılık tutkusunu aşılamak amacıyla çalışmalarına devam ediyor. THK, farklı mesleklerden gelen ancak ortak tutkuları uçmak olan kadınlara verdiği eğitimlerle bu kişilerin havacılık dünyasına kazandırılması konusunda da önemli bir rol üstleniyor.

    “BU MESLEĞİN ÖNÜ AÇIK”THK Uçuş Akademisinde görevli uçuş öğretmeni Koray Turgut, eğitim süreci ve pilotluk mesleğinin geleceği hakkında değerlendirmelerde bulundu. Akademinin simülatör bölümünün, “uçuş eğitiminin en önemli safhası” olduğunu belirten Turgut, “Burada 35 saati simülatörden, 15 saati gerçek uçuşta olmak üzere eğitimler veriyoruz. Ayrıca havada tatbik edemediğimiz her şeyi tatbik ederek, öğrencilerimizi acil durumlara hazırlıyoruz.” dedi. Eğitimleri İngilizce ve Türkçe olarak verdiklerini dile getiren Turgut, uçuş eğitimlerinin ortalama 1,5-2 yıl sürdüğünü söyledi. Mezun öğrencilerin ticari pilot lisansı aldıklarını anlatan Turgut, “Ticari pilot lisansı alan öğrencilerimiz hava yolu şirketlerine iş başvurusunda bulunabiliyor, business jetlerde uçabiliyor ya da uçuş öğretmenliği eğitimi alıp uçuş okullarında uçuş öğretmeni olarak görev yapabiliyor.” diye konuştu. Turgut, eğitimlerin entegre ve modüler olmak üzere ikiye ayrıldığının altını çizerek, 18-24 ay süren modüler eğitimi halihazırda bir işte çalışan ancak havacılığa gönül vermiş kişilerin tercih ettiğini belirtti.

    THK Üniversitesi öğrencilerinin yer aldığı pilotaj bölümüne de değinen Turgut, şunları kaydetti: “Burada öğrencilerin uçuş eğitimleri 4 yıl sürüyor. Bunun bir kısmı yer dersi, teorik dersler, diğer kısmında da uçuş eğitimlerini tamamlıyorlar. Özellikle pandemiden sonra havacılık ciddi anlamda gelişmeye devam ediyor. Bu mesleğin önü açık. Uzun vadede bütün hava yolu şirketleri hem destinasyonlar hem yeni yeni uçaklar satın alıyor. Dolayısıyla havacılık meraklıları, havacılığa gönül vermiş herkesi THK yerleşkesine bekliyoruz. Pilotaj eğitimine başvurmak için öğrencilerimizin iki yolları var. Biri üniversite sınavına girip üniversitenin pilotaj eğitimini kazanmaları, burslu ya da burssuz fark etmez. Diğeri de burada 1,5 ila 2 yıl süren uçuş eğitimlerine katılmak. Üniversite çağını geçmiş, üniversite sınavına girmeseler de herhangi bir hobi amaçlı olabilir, daha sonrasında ticari amaçlı olabilir pilotaj eğitimine başlayabilirler. Burası Atatürk’ün kurumu, milletin kurumu. Herkesi burada ağırlamaktan büyük memnuniyet duyarız.”

    “BU MESLEĞİ YAPMAK İNSANA EKSTRA BİR GURUR VERİYOR”

    THK Üniversitesi Pilotaj Bölümü 3. sınıf öğrencisi Nesrin Kutluata da pilotluğun kendisi için çocukluk hayali olduğunu dile getirerek, bu süreçte en büyük destekçilerinin anne ve babası olduğunu söyledi. Okuldaki eğitmenlerinin çok tecrübeli olduklarını vurgulayan Kutluata, “Teorik ve pratik eğitimin dengeli bir şekilde verilmesi bizi uçuşlara çok donanımlı hazırlıyor. Pilotluğu düşünenlere söyleyebileceğim, cesaretli olsunlar ve hayallerinin peşinden koşsunlar.” dedi. Aynı bölüm öğrencilerinden Reyyan Çiftçioğlu da pilot olmaya bir arkadaşının etkisiyle karar verdiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı: “Üniversite sınavına hazırlanırken bir arkadaşım pilot olmak istediğini söylemişti. O an ‘Ben de yapabilirim’ dedim ve bu yolculuk böyle başladı. Babam benden bile daha heyecanlı ve beni sürekli motive ediyor. Pilotluk çok zorlu bir süreç, çok çalışmak ve asla pes etmemek gerekiyor. Zaman zaman ‘yapamayacağım’ hissi gelse de sonunda başarılıyor. Bu mesleği yapmak insana ekstra bir gurur veriyor. Mezun olduktan sonra hedefim iyi bir hava yolu şirketinde uçmak.”

    “BABAMIN MESLEK AŞKI BENİ PİLOT OLMAYA İTTİ”

    THK Uçuş Akademisi öğrencilerinden Birce Güngör de eğitimini tamamlamasına az bir süre kaldığına işaret ederek, aslında mimar olduğunu fakat mezun olduktan sonra pilotluğa adım atmaya karar verdiğini anlattı. THK’nin sunduğu avantajlara, deneyimli öğretmenlere ve teknik ekibin kalitesine dikkati çeken Güngör, “Bu nedenle THK’yi tercih ettim. Hep istediğim bir şeydi pilot olmak. Babam beni pilot olmaya teşvik etti, kendisi de mesleğini çok severek yapan bir pilot. Ondan gördüğüm bu sevgi ve meslek aşkı beni pilot olmaya itti. Hava yolu firmalarında gelebileceğim en yüksek noktaya kadar ulaşmayı amaçlıyorum. Arkadaşlarıma tavsiyem, pilotluğu istiyorlarsa kesinlikle korkmadan büyük bir hevesle yapmaları. Çünkü uçarkenki özgürlük hissi gerçekten çok güzel.” dedi. Hacettepe Üniversitesi İstatistik Bölümünden mezun olduktan sonra pilotaj eğitimine başlayan Gamze Ceylan da 18 aylık bir eğitim aldığını, çocukluk yıllarından beri pilotluğu güçlü bir kadın mesleği olarak gördüğünü söyledi. Ceylan, “Üniversite bittikten sonra biraz daha eğitim sürecini araştırdım ve THK’nin benim için daha avantajlı olduğunu gördüm. Şu an ‘İyi ki o adımı atmışım’ diyorum. İyi ki başlamışım ve iyi ki bu havada bu duyguyu tatmışım.” ifadelerini kullandı. Babasının kendisine çok destek olduğunu anlatan Ceylan, “Hacettepe İstatistik Bölümünü bitirdikten sonra iş arayışındayken kendisi benim yerime uçuş okullarını araştırmış. Sonra ‘Gamze bak böyle böyle seçeneklerin var, hangisini istersen’ diye yöneltince benim aklımda zaten daha da kesinleşti. Hedefim bir hava yolunda geniş gövdeli uçak uçurmak. Arkadaşlarıma tavsiyem cesur olmaları ve istedikleri mesleğe dair ilk adımı atmaları.” değerlendirmesinde bulundu. >>>AA

  • HÜRJET’ler İspanya’daki tren kazası kayıpları anısına uçtu

    HÜRJET’ler İspanya’daki tren kazası kayıpları anısına uçtu

    Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) pilotları, İspanya’ya ihracat sözleşmesi imzalanan HÜRJET uçaklarıyla kazada yaşamını yitirenler anısına uçtu. HÜRJET pilotları uçuş sırasında İspanyolca “Bu uçuş, İspanya’nın Adamuz kasabasında meydana gelen trajik tren kazasında hayatını kaybedenlerin anısına, derin bir acı ve saygıyla ithaf edilmiştir.” yazılı dövizler taşıdı. TUSAŞ’ın konuya ilişkin paylaşımında da “Bu uçuş, İspanya’nın Adamuz kasabasında yaşanan elim tren kazasında hayatını kaybedenlerin hatırasına saygıyla adanmıştır. Kazada hayatını kaybedenlerin acısını paylaşıyor; İspanya halkına başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.” ifadelerine yer verildi. Malaga-Madrid seferini yapan, 317 yolcunun bulunduğu, İryo şirketine bağlı hızlı trenin son üç vagonu 18 Ocak pazar günü yerel saatle 19.39’da (TSİ 21.39) Kurtuba’ya bağlı Adamuz beldesi yakınlarında raydan çıkmış, bu sırada karşı yönden gelip Huelva’ya doğru giden ve 100 yolcu taşıyan Renfe şirketine bağlı tren raylara devrilen vagonlara çarpmıştı. Kazada 40’tan fazla kişi yaşamını yitirmiş, İspanya’da kaza sebebiyle dün 3 günlük “ulusal yas” ilan edilmişti. HÜRJET’in İspanya’ya ihracatına yönelik 2,6 milyar avro değerinde anlaşma yapılmıştı. >>>AA

    Türkiye’nin ilk jet motorlu süpersonik eğitim uçağı HÜRJET, İspanya’nın Adamuz kasabasında yaşanan tren kazasında hayatını kaybedenlerin hatırasına saygı uçuşu yaptı.
    Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) pilotları, İspanya’ya ihracat sözleşmesi imzalanan HÜRJET uçaklarıyla kazada yaşamını yitirenler anısına uçtu. HÜRJET pilotları uçuş sırasında İspanyolca “Bu uçuş, İspanya’nın Adamuz kasabasında meydana gelen trajik tren kazasında hayatını kaybedenlerin anısına, derin bir acı ve saygıyla ithaf edilmiştir.” yazılı dövizler taşıdı. ( TUSAŞ – Anadolu Ajansı )
  • Trafikte 370 bin elektrikli otomobil var

    Trafikte 370 bin elektrikli otomobil var

    Türkiye İstatistik Kurumu verilerinden derlenen bilgiye göre, Türkiye’de geçen yıl trafiğe kayıtlı otomobil sayısı 17 milyon 373 bin 581 olarak hesaplandı. Diğer yakıt türlerine göre karbon emisyonu daha az olan, enerji verimliliği sağlayan ve sessiz çalışarak gürültü kirliliğini azaltmaya yardımcı olan elektrikli araçların sayısı, şarj istasyonlarının da artmasıyla beraber son yıllarda önemli ölçüde artış gösterdi. Söz konusu artışta, Türkiye’nin otomobili Togg’un piyasaya girmesi ve kullanıcı tercihlerinin bu yöne kayması da etkili oldu.

    ELEKTRİKLİ OTOMOBİL ARTIŞ ORANI 2025’TE YÜZDE 102’YE YAKLAŞTI

    Trafiğe kayıtlı elektrikli otomobil sayısı, 2015’te yalnızca 565 iken, 2024’te 183 bin 776’ya, Aralık 2025 itibarıyla da 370 bin 591’e ulaştı. 2025’te yıllık bazda artış oranı, yaklaşık yüzde 102 olarak kayıtlara geçti. Geçen yıl itibarıyla elektrikli otomobillerin kayıtlı otomobiller içindeki payı, yüzde 2,1 olarak hesaplandı. 2024’te ise bu oran, yüzde 1,1 seviyesindeydi.

    TRAFİĞE KAYITLI HİBRİT OTOMOBİLLERDE ARTIŞ SÜRÜYOR

    Hibrit türdeki otomobillere ilişkin veriler de ilk kez 2011’de 23 adet olarak kayıtlara geçti. Trafiğe kayıtlı hibrit otomobillerin sayısı, 2019’da 13 bin 877’ye çıkarken, 2023 sonu itibarıyla 222 bin 328, 2024’te ise 391 bin 296 olarak kayıtlara geçti. Bu sayı, 2025 itibarıyla 697 bin 27’ye çıktı. Hibrit türdeki otomobillerin toplam içindeki payı, 2024’te yüzde 2,4 iken, 2025’te yüzde 4’e yükseldi. >>>AA

  • COBRA II ile tarihi ihracatta hedefler sarsılmadı

    COBRA II ile tarihi ihracatta hedefler sarsılmadı

    Otokar, Romanya Milli Savunma Bakanlığı’nın şirketi C.N. Romtehnica S.A’nın (Romtehnica) açtığı ve 857 milyon avro büyüklüğündeki 4×4 Taktik Tekerlekli Hafif Zırhlı Araç Alımı İhalesi kapsamında üretim ve teslimatlara devam ederken önemli bir gelişme yaşandı. Yapılan sözleşme doğrultusunda Romtehnica’ya ilk 278 adedi Otokar tesislerinde, kalan kısmı ise Romanya’da üretilmek üzere toplam 1059 aracın 2025 yılı son çeyreğinden başlayarak 5 yıl içerisinde teslim edilmesi öngörülüyordu. Romtehnica, Romanya’da üretilecek kısım için sözleşme takvimindeki yerel üretim hazırlıklarına yönelik ara hedeflerin zamanında yerine getirilmediği iddiasıyla güncel kurla yaklaşık 1 milyar 880 milyon lira, Otokar tesislerinde üretilecek ilk parti teslimatlardan bugüne kadar satışı tamamlanan 194 adet aracın geç teslim edilmesi nedeniyle de 72 milyon lira tutarında tazminat talepleri iletti. Otokar, yasal haklar saklı kalmak kaydıyla konunun çözümü için ilgili makamlarla görüşmelerine devam ediyor. Otokar Genel Müdürü Aykut Özüner, ihale doğrultusunda bugüne kadar yürütülen çalışmalar, ortaya çıkan tazminat talepleri ve projenin seyrine ilişkin soruları yanıtladı. Türkiye’de ürettikleri 278 COBRA II aracının tamamının Romanya’ya sevkiyatlarının tamamlandığını bildiren Özüner, “Bu araçların şu ana kadar 194 adedi Romanya ordusu envanterine girdi. Kalan araçların kabul işlemleri de aralık ayından bu yana sürüyor.” dedi. Romanya sözleşmesi ile ilgili cezai işlemlerin ve tazminat taleplerinin nedenine ilişkin soruya Özüner, “İş planında birçok alt süreç ve hedefler yer alıyor. Bazı ara hedeflerin zamanında yapılmadığı iddialarıyla tazminat talebiyle karşılaştık. Sözleşmenin gerektirdiği gizlilik nedeniyle ilave bilgi paylaşamıyoruz. İlgili konuda hukuki itirazlarımızı yaptık. Romanya makamlarının konuyu titizlikle ve bütün taraflar için en doğru şekilde çözeceklerinden kuşku duymamaktayız.” yanıtını verdi.

    SÖZLEŞMENİN GELECEĞİ

    “Bu tazminat talebi projenin gidişatını etkiler mi? Sözleşmenin iptali söz konusu mu?” sorularına karşılık Özüner, şöyle konuştu: “Uluslararası savunma sanayi sözleşmelerinde ‘ara hedef değerlendirmeleri’ sırasında bu tarz gelişmeler yaşanabiliyor. Dünyada pek çok örneği de mevcuttur. Son gelişmelerle ilgili olarak bir taraftan müşterimizle karşılıklı iyi niyet ve sorumluluk hissi çerçevesinde görüşmelerimiz devam ederken, diğer yandan da projeye olan odağımız tüm hızı ile devam etmektedir. Sözleşmenin iptali söz konusu değildir.” Özüner, “Romanya’da üretilecek olan kalan 781 aracın üretime başlaması ve banttan iniş takvimi netleşti mi? Son durum projeyi nasıl etkileyecek?” soruları üzerine, şu değerlendirmelerde bulundu: “Halihazırda Romanya’da üretim yapmaya hazır durumdayız ve bu çerçevede faaliyetler devam ediyor. Zamanlama vermemiz şu an için mümkün değil, ancak şunu özellikle belirtmek isteriz, Romanya ordusuna araç tedarikinin ötesinde, Otokar bu projeye ‘Romanya’ya modern, NATO standartlarında bir kara platformu tesisi kazandırmak amacıyla’ başladı ve bu amacımız halen en kuvvetli şekilde devam ediyor. Sağlıklı bir şekilde savunma sanayi üretimi yapılması ve Romanya’dan ihracat yapabilecek ve NATO tedarikçisi olacak yetkinlikte bir tesisin ülkeye kazandırılması için çalışmalarımız büyük bir hassasiyet ile sürüyor. Romanya Savunma Bakanlığı’na bu taahhüdümüzü yerine getirmek konusunda en ufak bir çekincemiz yok. Bazı ara hedeflerin yerel sebeplerle gecikmesi projenin toplam zamanlamasını ve hedefini etkilemeyecektir.”

    “ÜLKEDEKİ TESİSİMİZİN STRATEJİK BİR MERKEZ HALİNE GELMESİNİ BEKLİYORUZ”

    “Bu tazminat talebinin diğer projelerini etkileyip etkilemeyeceği” sorusuna da Aykut Özüner, “Güncel durum zamanlama ve iş planındaki ara hedeflere ilişkindir. Teknik yeterlilik, kapasite ya da üretim kalitesi ile ilgili bir memnuniyetsizlik söz konusu değildir. Teslim ettiğimiz araçların kullanımına başlandı. Kaldı ki Otokar, NATO ve Birleşmiş Milletler operasyonları dahil 40’tan fazla ülkede 70’ten fazla son kullanıcıya gerçekleştirdiği teslimatlar ile defalarca rüştünü ispat etmiş küresel bir markadır. Romanya Savunma Bakanlığı’nın bizi tercih etmesinin temel sebebi de bu yetkinliklerimizdir. Bugün itibari ile 194 aracımızın Romanya ordusu tarafından kullanımına başlanmıştır. Benzer uygulamalar dünyada pek çok savunma projesinde görülebilmektedir. Diğer projelerimizi etkilemesini beklemiyoruz.” yanıtını verdi. Romanya’da COBRA II araçlarının yerel üretiminin yapılacağı fabrikanın öncelikli müşterisinin Romanya Silahlı Kuvvetleri olacağını vurgulayan Özüner, “Hedeflerimizden biri de ilerleyen dönemlerde buradan SAFE programı kapsamında bölgeye ihracat yapılması. Bu sebeple Romanya’nın savunma sanayi hedefleri kapsamında ve Otokar’ın Avrupa’da büyüme hedefleri doğrultusunda, ülkedeki tesisimizin stratejik bir merkez haline gelmesini bekliyoruz.” diye konuştu.

    “ULUSLARARASI PAZARLARDA PEK ÇOK FARKLI İHTİYACI TAKİP EDİYORUZ”

    “Romanya’nın paletli zırhlı araç (ZMA) ihalesinde Otokar’ın TULPAR modelinin şansı ve COBRA II projesinin paletli araç konusunda nasıl bir referans sağladığı?” sorusuna karşılık Özüner, şunları kaydetti: “Bildiğiniz gibi daha önce 2017 yılında Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) ihtiyaçları doğrultusunda dönemin en büyük ve en önemli 8×8 taktik tekerlekli zırhlı araç sözleşmesini imzaladık ve teslimatları başarıyla tamamladık. İlerleyen dönemlerde Avrupalı rakiplerimizi geride bırakarak Estonya’dan çok kritik bir sipariş aldık ve yine teslimatları başarıyla tamamladık. Romanya, Estonya, BAE gibi anlaşmalar bizim globaldeki başarılarımızın hem en güzel örnekleri hem de en önemli referansları oldu. Farklı coğrafyalarda önemli görevler üstleniyoruz ve elde ettiğimiz başarılardan gurur duyuyoruz. Özellikle Avrupa’daki başarılarımız gelişmekte olan ülkelerde de ses getiriyor. Uluslararası pazarlarda pek çok farklı ihtiyacı takip ediyoruz. Romanya’nın paletli ihalesi, bunlardan sadece biri… Henüz yayınlanmış bir ihale içeriği yok. Somut gelişmeler oldukça tabii ki kamuoyu ile paylaşacağız. Gelecek dönemde daha farklı işlere imza atmayı ve global pazarlarda büyümeyi hedefliyoruz.”

    “FARKLI ÜLKELERDEKİ YAPILANDIRMALARIMIZI DA KUVVETLENDİRİYORUZ”

    COBRA II’ye yönelik proje ile Romanya’da üretim teknolojileri ve mühendislik kabiliyet gelişimine büyük katkı sağladıklarını dile getiren Özüner, “Çok boyutlu ve kapsamlı bir teknoloji transferi söz konusu. COBRA II araçlarının Romanya’daki üretimi, kaynaktan kesime, boyadan montaja kadar tüm aşamaları kapsayacak. Tüm bunların yanında ülkeye test kabiliyetleri de kazandırılacak.” dedi. Otokar’ın “Türkiye’de üret, dünyaya sat” modelinden “yerelde üret, dünyaya sat” modeline geçişine ilişkin değerlendirmeler yapan Aykut Özüner, ulusal güvenlik ve ekonomik kalkınma açısından savunma sanayinde yerli üretim kabiliyetlerine ve teknolojiye sahip olmanın öneminin son dönemde tüm coğrafyalarda daha fazla vurgulanmaya başlandığını belirtti. Özüner, “Otokar olarak gözlemlediğimiz bu ihtiyaca cevap verebilecek şekilde, yerel iş birlikleri, ortak ürün geliştirme ve yerel üretim modelini benimsiyor, küresel pazarlarda dost ve müttefik ülkeler için güçlü bir iş ortağı olmayı hedefliyoruz. Uzun süredir bu stratejilerimiz arasında yer alan bir konu. Bu doğrultuda farklı ülkelerdeki yapılandırmalarımızı da kuvvetlendiriyoruz. Bugün BAE’de, Romanya’da, Kazakistan’da var olan iştirak şirketlerimiz bu hedefimizin en somut göstergeleri.” diye konuştu. >>>AA

  • İlk elektrikli zırhlı personel taşıyıcısı E-ZPT görücüye çıktı

    İlk elektrikli zırhlı personel taşıyıcısı E-ZPT görücüye çıktı

    MKE tarafından M113 serisi zırhlı personel taşıyıcının modernize edilmesi ile üretilen E-ZPT, Mehmetçiğin sahadaki beklentilerini karşılamak üzere en son teknoloji ürünler ile donatılarak adeta baştan yaratıldı. Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın envanterine girmesi planlanan E-ZPT’nin sahadaki kabiliyetleri Anadolu Ajansı tarafından görüntülenirken, E-ZPT Proje Yöneticisi ve Kıdemli Mühendis Halil Çelik, ürünün özelliklerini ve kalifikasyon sürecini anlattı. Çelik, aracın Mehmetçiğin sahadaki gücüne güç katacağını vurgulayarak, “E-ZPT, muharebe sahasını yakından takip ederek ve okuyarak oluşturduğumuz, yeni nesil teknolojilerle donattığımız aracımız. Tamamen elektrikli tahrik sistemine sahip. Bugün de ilk seri üretim aracın kabul testlerini tamamladık.” ifadelerini kullandı. Kalifikasyon testlerine 14 Ekim 2024’te başladıklarını ve bu kapsamda 376 gün aralıksız test yaptıklarını belirten Çelik, “Birçok zorlu testten geçti. Muharebe sahasını simüle eden bir sürü test yaptık. Özellikle 3 bin kilometre dayanıklılık sürüşleri yaptık. 800 kilometre asfalt testleri, 1600 kilometre yine muharebe sahasını simüle eden arazi testleri ve 600 kilometre stabilize testlerini icra ettik.” şeklinde bilgi verdi. Çelik, performans testleri kapsamında yüzde 60 dik eğim, yüzde 30 yan eğim, hendek geçme gibi testlerin yanı sıra artı 49 ve eksi 32 derecedeki çevresel testleri de başarıyla tamamladıklarını söyledi.

    “12,7 MİLİMETRELİK UKS SİSTEMİ VAR”

    E-ZPT’nin elektrikli bir araç olması ve üzerinde birçok yeni nesil teknolojiyi barındırması sebebiyle elektromanyetik uyumluluk (EMI) ve elektromanyetik girişim (EMC) testlerini de başarıyla gerçekleştirdiklerini belirten Çelik, şunları anlattı: “Aracımızda otomatik infilak bastırma sistemi var. Yangın söndürme sistemi var. Aracımızda bununla ilgili testleri yaptık. Yine yeni nesil teknoloji kapsamında araçta UKS sistemi yani ‘uzaktan komutalı silah sistemi’ de var, 12,7 milimetre. Bununla ilgili tüm atışlı testlerimizi ilgili senaryolarda icra başarıyla tamamladık. Tüm bu testlerimize Kara Kuvvetleri Komutanlığımız ve ilgili birimleri, Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü ve ilgili fabrikalarımız bizimle beraber hem destek oldular hem de ilgili testleri beraber icra ettik. Yine aynı şekilde seri üretim kabul muayene testlerini de aynı birimlerle icra ettik.”

    Halil Çelik, E-ZPT’yi üretirken Mehmetçiğin halihazırda kullandığı M113 serisi zırhlı personel taşıyıcı araçları baz aldıklarını belirterek, şöyle devam etti: “Modernizasyon kapsamında aldık. Yalnız sadece gövdeyi bıraktık. Onun haricinde tüm birimleri yeni nesil teknolojilerle, buna yürüyüş takımları, süspansiyon sistemi de dahil olmak üzere tamamen yenilendi. Gövde harici tamamen yenilenmiş vaziyette. İçerisindeki tüm kontrol donanımları yeni nesil teknoloji, sürücü görüş sistemleri yeni nesil teknoloji, çevresel görüntüleme sistemleri, farkındalık kameraları aracın çevresinde donatılmış vaziyette. İnfilak bastırma sistemi, bağlı şirketimiz Makine ve Teknoloji Fabrikası’nın üretimi olan KBRN maskelerimiz var.”

    “JENERATÖR DESTEĞİYLE 650 KİLOMETRELİK MENZİLE SAHİP”

    Aracın elektrikli olması nedeniyle menzilinin de önemli olduğuna dikkati çeken Çelik, aracın iki tarafında da bulunan pil paketleriyle arazi koşullarına göre değişen 150 kilometrelik bir menzil alanı olduğunu söyledi.

    Çelik, E-ZPT’nin aynı zamanda jeneratör beslemesine de sahip olduğunu belirterek, menzilin jenaratör desteği sayesinde 650 kilometreye çıkabildiğini ifade etti. Jeneratör desteği için aracın durmasına gerek olmadığına dikkati çeken Çelik, “Araç hareket halindeyken, kabiliyetlerini gösterirken jeneratör beslemesini yapabiliyor. Buradaki önemli husus her iki tarafta da iki tane elektrik motorumuz var. Bu araç tahriklerini tamamen elektrik motorundan alıyor. Dolayısıyla daha yüksek bir torka, daha yüksek güce ve askerimizi muharebe koşullarında rahat ettirecek hareket kabiliyeti yüksek yeteneklere sahip.” şeklinde konuştu. Çelik, elektrikli zırhlı personel taşıyıcıda hızlı şarj desteği de olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:  “Bu aracın askerimize edindirdiği kazanımlardan bir tanesi de çok kısa sürede hızlanabiliyor. 0’dan 50 kilometre/saat hıza yine testlerle de doğruladığımız şekilde 8 saniye gibi kısa bir sürede çıkabiliyor. Aynı zamanda frenleme mesafeleri de çok iyi. Yine yaptığımız testlerde 8-10 metre civarında bir frenleme mesafesiyle durabiliyor. Bu araçların zaten pivot yeteneği hali hazırda vardı. Elektrik motoruyla da çok stabil bir pivot yani kendi ekseni etrafında dönüş de sağlayabiliyor. Araç şarj süresine de değinecek olursak hızlı şarj ile yüzde 20’den yüzde 80’e 1,5 saat gibi kısa bir sürede şarj olabiliyor. Araç içerisinde bir şoför, bir komutan ve bir nişancı 3 kişi bu şekilde, 4 de mürettebat olmak üzere 7 personel taşıyabiliyor.”

    E-ZPT’yi, Mehmetçiğin sahada ihtiyacı olan tüm unsurlar dikkate alınarak geliştirdiklerini belirten Çelik, “Makine ve Kimya Endüstrisi olarak, günümüz harp sahasını yakından okuyarak, yüksek teknolojili ürünlere sahip, etkili, basit, ucuz yaklaşımıyla yeni nesil teknolojili ürünler üretmeye devam ediyoruz. Elektrikli zırhlı personel taşıyıcı aracımız da bu ürünlerden bir tanesi.” ifadelerini kullandı.

    ELEKTRİKLİ ZIRHLI PERSONEL TAŞIYICI (E-ZPT)

    MKE tarafından geliştirilen araç, yüzde 100 elektrikli tahrik sistemine sahip ve bu sayede daha düşük akustik ve termal iz bırakıyor. E-ZPT, yüksek güvenlikli batarya yapısı sayesinde düşük bakım ve onarım maliyeti sunarken, farklı tiplerdeki faydalı yüklerle de tam uyumlu çalışabiliyor. Araçta, sürücü kamerası, iç konuşma sistemi, telsiz sistemi, GPS-INS sistemi, uzaktan kontrol seçeneği, çevresel görüntüleme kamerası, sürücü ve komutan ekranı, araç veri ekranının yanı sıra dahili ısıtma ve soğutma sistemi de bulunuyor. Tam dolu kapasiteyle yaklaşık 15 ton ağırlığa ulaşabilen araç, 2,5 tonluk faydalı yük kapasitesine, 2,25 metre yüksekliğe, 5,35 metre uzunluğa ve 2,7 metre genişliğe sahip. >>>AA

  • “Uçan karakol” GÖKÇERİ sınırları zorluyor

    “Uçan karakol” GÖKÇERİ sınırları zorluyor

    TÜRKPORT Savunma Sanayi, havadan daha hafif bir gazın (helyum, hidrojen veya sıcak hava) sağladığı kaldırma kuvvetiyle gökyüzünde asılı kalan “aerostat” hava araçlarına yönelik çalışmalarını yeni bir boyuta taşıdı. “Hava balonu” olarak da anılan bu sistemler, balon ve zeplin gibi gökyüzünde süzülerek uzun süre ve yüksek faydalı yük kapasitesiyle görev yapıyor.

    Yerli çözüm GÖKÇERİ hava aracı, gövde boyutlarına göre taktik, operasyonel ve stratejik sınıf kategorilerine ayrılıyor. 8 yıllık ARGE süreçleri sonunda imal edilen sızdırmaz çeper sistemi He-set ile uluslararası rakiplere göre yüzde 34,5 daha hafif, yüzde 28,6 daha sızdırmaz kabiliyetlere sahip bir çözüme ulaşıldı. Bu sayede, aynı faydalı yük görevi yapabilen ürünleri daha küçük boyutlarda, daha kullanışlı üretmek mümkün oldu. Geçen yıl temmuz ayında taktik sınıfta (küçük gövdeli-15 metre) yer alan hava aracının test ve doğrulama faaliyetleri bitirilerek Şırnak Gabar Petrol Bölgesi’nde petrol kuyularının güvenliği için göreve başlandı. Devam eden çalışmalar kapsamında operasyonel sınıf (orta gövdeli-21 metre) yeni ürünün test ve doğrulama faaliyetleri ile ilk gerçek görev uçuşu bu yıl tamamlandı. Bu çalışmalar sırasında her GÖKÇERİ hava aracına bir şehit ismi veriliyor. Operasyonel sınıf gövdeli hava aracına da 1995 yılında gerçekleştirilen sınır ötesi harekatta şehit olan Jandarma Komando Üsteğmen İsmail Öz’ün adı vererek ilk görev uçuşu yapıldı.

    GÖRECEK, TAKİP EDECEK, VURACAK

    Operasyonel sınıf GÖKÇERİ, 6 aylık yoğun çalışma sonunda 7 farklı tipte faydalı yükle görev yapabilir noktaya getirildi. Araca, gece-gündüz kamera, alçak irtifa radar, hard-kill silah, kamikaze dron, baz istasyon, telsiz röle ve elektronik harp sistemleri entegre edildi. GÖKÇERİ hava aracının operasyonel sınıf gövdesi için gerçekleştirilen ilk görev uçuşunda, 1750 feet irtifadan 10 kilometre yarıçapta izleme, gözetleme değerlendirme ve raporlama görevleri yerine getirildi. Üzerine entegre gece-gündüz gimbal kamera, alçak irtifa radar, elektronik harp ve silah sistemleriyle havalanan hava aracı, alçak irtifadaki İHA ve diğer tehditler için izleme, takip ve imha görevlerini yerine getirebilecek bir kapasiteye sahip bulunuyor.

    Entegre silah ve kamikaze dron sistemleri, hava aracının 10 kilometre yarı çaplı görev alanında tespit edilen hedefleri imha kabiliyetine ulaşmasını sağladı. Yeni dönemde güdümlü füze sistemleriyle yeni testler gerçekleştirilerek olası sınır koruma, kritik tesis güvenliği gibi görevlere hazırlıklar yapılacak. Kendini koruma amacıyla hard kill ve soft kill dron karşı tedbir sistemlerine sahip hava aracı, üs bölgeleri, sınır bölgeleri, önemli alan ve bina güvenliği görevleri için maliyet etkin çözümler sunuyor. GÖKÇERİ, son uçuşunda, radar görünmezlik kabiliyetine sahip yapısıyla olası güdümlü atışlara karşı kendi korumasını yaptı, üzerindeki tüm dijital veri alışverişini yere bağlı iplerden birisine gömülü bulunan fiber optik kabloyla yer kontrol sistemine iletti. Böylece elektronik harp saldırılarına karşı korunmuş, karşı saldırılara da hazır hale getirilmiş oldu.

    SIRADA STRATEJİK SINIF VE DAHA AĞIR YÜKLER VAR

    TÜRKPORT, çalışmalarını stratejik sınıf aerostat üretimi ile yeni bir boyuta taşımaya hazırlanıyor. Bu yıl yürütülecek çalışmalarla stratejik sınıf aerostat üretimi ile 680 kilograma kadar faydalı yük taşıyan sistemlere imza atılması hedefleniyor. Bu yönde üretim, doğrulama ve test faaliyetleri planlanırken ihracat çalışmaları da çok yönlü sürdürülüyor.

    AEROSTAT YATIRIMI İLKLERİ DE GETİRDİ

    GÖKÇERİ üretimi için Ankara Uzay ve Havacılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde (HAB) gerçekleştirilen yatırımlarla bir dizi ilke de imza atıldı. Daha önce Türkiye’de TOBB tarafından belirlenen imalat kodları kapsamında aerostat üretimi için herhangi bir nace kodu (imalat standardını belirleyen işyeri kodu) bulunmadığı için bu ürüne ait üretim tesisi kurulamıyordu. TOBB uzmanlarının özel çalışmaları, Ankara Sanayi Odası ve TOBB tarafından koordine edilen heyetlerin teknik ve idari değerlendirmeleri sonucu aerostat üretimi için ilk kez nace kodu üretimi yapıldı. GÖKÇERİ için 8 ay süren çalışmalar sonucunda Türkiye’de ilk kez bu tip hava araçları için yerli malı belgesi düzenlendi. HAB’da 5 bin metrekare kapalı alana kurulan Türkiye’nin ilk aerostat tesisinde sızdırmaz kumaşın üretimi, kesimi, birleştirilmesi, test ve doğrulama faaliyetleri, yer kontrol sistemlerinin imalat, montaj, yazılım entegrasyonu, sensör entegrasyonu, yazılım testleri ve gömülü sistemlerin tek çatı altında üretilebilir hale geldi. >>>AA

  • 81 ilden gazeteciler, dijital gelecek için İstanbul’da

    81 ilden gazeteciler, dijital gelecek için İstanbul’da

    Program kapsamında gerçekleştirilen konuşmaların ardından, etkinliğin anlam ve önemine uygun olarak hatıra fotoğrafı çekildi, Prof. Dr. Burhanettin Duran’a hediye takdiminde bulunuldu. >>>Berna TÜRKSOY

  • Türksat 5A, Türkiye’nin uydu haberleşmesini üst lige taşıdı

    Türksat 5A, Türkiye’nin uydu haberleşmesini üst lige taşıdı

    Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin ilk 5’inci nesil uydusu Türksat 5A’nın faaliyetteki 5’inci yılına ilişkin değerlendirmede bulundu. Türksat 5A’nın üretim sözleşmesinin 2017 yılında Türksat AŞ ile Airbus Defence and Space arasında imzalandığını dile getiren Uraloğlu, “İmzanın ardından Airbus’ın Fransa (Toulouse) tesislerinde üretimi tamamlanan Türksat 5A, 8 Ocak 2021’de SpaceX’in Falcon 9 roketiyle ABD’deki Cape Canaveral Üssü’nden uzaya gönderildi. Uydumuz, 4 Mayıs’ta yörüngesine yerleşti.” ifadesini kullandı. Uraloğlu, Türksat 5A’nın faaliyete geçmesiyle Türkiye’nin uzay ve haberleşme alanındaki rekabet gücünün arttığını, uydu işletmeciliğinde bölgesel merkez olma hedefinin güçlendiğini söyledi. Türksat 5A’nın 12 kilovat elektrik gücüne sahip olduğunu, Türkiye’nin 31 derece doğu yörüngesindeki frekans ve yörünge haklarını 35 yıla yakın süreyle güvence altına aldığını anlatan Uraloğlu, “28 Haziran 2021’de hizmet giren uydu, Türkiye, Avrupa, Orta Doğu, Kuzey ve Güney Afrika ile deniz havzalarını (Akdeniz, Ege, Karadeniz) kapsayan geniş bir coğrafyada TV yayıncılığı ve veri haberleşmesi hizmeti sunmaya başladı.” diye konuştu.

    TÜRKSAT 5A, YAYIN VE İLETİŞİM HİZMETLERİNE ÖNEMLİ KATKI VERDİ

    Uraloğlu, bu hamleyle Türkiye’nin, yeni ku-band frekansını dünyada ilk kullanan ülkeler arasına adını yazdırdığına işaret ederek, Türkiye’nin uydu haberleşme kapasitesini artırmak amacıyla fırlatılan Türksat 5A uydusunun, geniş kapsama alanı ve yüksek veri iletim kapasitesiyle yayın ve iletişim hizmetlerine önemli katkı sağladığını bildirdi. Türksat 5A’nın, özellikle Orta Asya bölgesinde askeri iletişim hizmetlerinde, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgelerinde de TV yayıncılığı alanında TÜRKSAT’ın hizmet kalitesini ve Türkiye’nin uydu haberleşmesini bir üst lige taşıdığına dikkati çeken Uraloğlu, şunları kaydetti: “Türksat 5A’nın sağladığı yüksek kapasite, 8K gibi yüksek çözünürlüklü yayıncılık teknolojileri için gereken bant genişliği ihtiyacını karşılayarak yayın kalitesini artırdı. Türksat 5A, kullandığı elektrikli itki sistemi sayesinde ömrünü 35 yılın üzerine çıkardı. Bu teknoloji, uydunun 2056 yılına kadar görev yapmasına olanak tanırken, yakıt için ayrılan kütlenin ekipmanlara aktarılmasıyla kapasitesi önemli oranda arttı. Uluslararası denizcilik faaliyetlerinde ve mobil sistemlerde yoğun şekilde kullanılan uydumuz, Arap dünyasının uydu operatörü olan Arabsat gibi global operatörlere de hizmet sunarak TÜRKSAT için önemli bir ihracat geliri oluşturdu.” >>>AA

  • BYD zirvede… Tesla, dünyanın en çok satan elektrikli araç üreticisi unvanını kaybetti

    BYD zirvede… Tesla, dünyanın en çok satan elektrikli araç üreticisi unvanını kaybetti

    Tesla, 2025 yılında 1,64 milyon araç teslim ederek bir önceki yıla göre yüzde 9 düşüş yaşadı. Bu, üst üste ikinci yıl satışlarda yaşanan gerileme olarak kayıtlara geçti. Şirketin bu yılki performansı, ABD’de sağlanan elektrikli araç vergi indirimlerinin sona ermesi ve sert yurtdışı rekabeti nedeniyle olumsuz etkilendi.

    Geçen yıl 2,26 milyon araç satan Çinli rakip BYD, Tesla’yı geçerek dünyanın en büyük elektrikli araç üreticisi unvanını aldı. Tesla için bu durum, daha önce neredeyse durdurulamaz görünen yükselişin beklenmedik bir yavaşlama sinyali olarak değerlendiriliyor.

    Tesla’nın dördüncü çeyrek satışları 418.227 adet olarak gerçekleşti. Analistlerin FactSet anketinde belirttiği ve düşürülmüş hedef olan 440.000 adet hedefinin altında kaldı. Satışlarda yaşanan düşüş, ABD’de 7.500 dolarlık elektrikli araç vergi indirimlerinin Eylül sonunda kaldırılmasının doğrudan etkisi olarak gösteriliyor.

    Tesla hisseleri Cuma günü öğleden sonra işlemlerde yaklaşık yüzde 3 düşüşle 436,85 dolara geriledi. Tüm olumsuz gelişmelere rağmen, yatırımcılar CEO Elon Musk’ın robotaksi hizmetleri ve insansı robotlar alanında hedeflerini gerçekleştirebileceğine inanıyor. Bu iyimserlik Tesla hisselerinin 2025 yılını yaklaşık yüzde 11 kazançla tamamlamasına yansıdı.

  • (Video) Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün;  “ALTAY’ın Kalbi Yerli Güçle Atacak

    (Video) Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün; “ALTAY’ın Kalbi Yerli Güçle Atacak

    Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığından (SSB) yapılan açıklamaya göre, SSB koordinasyonunda yürütülen çalışmalar neticesinde, milli ana muharebe tankı ALTAY için geliştirilen yerli ve milli BATU motorunun kabul testleri başarıyla tamamlandı.

    BATU motorunun transmisyona yönelik test ve kalifikasyon faaliyetleri de planlandığı şekilde devam ediyor.

    2018 yılında başlayan BATU motor geliştirme sürecinde mühendislik altyapısı, test imkanları, tedarik zinciri ve insan kaynağı açısından önemli açıklarla yola çıkılırken, gelinen noktada, simülasyon, üretim ve test kabiliyetleri kazanılarak motorlar başarıyla geliştirildi ve testleri tamamlandı.

    ALTAY Tankı’nın yüksek hareket kabiliyetini karşılayacak şekilde tasarlanan BATU motoru, düşük yakıt tüketimi, uzun ömür, yüksek irtifa ve zorlu iklim koşullarına uygunluk gibi kriterlerde üstün performans gösteriyor.

    Tankın mobilitesini sağlayan BATU Güç Grubu, motor, transmisyon ve soğutma paketi bileşenlerinden oluşuyor. BATU motorunun hazır hale gelmesiyle birlikte, yerli transmisyonun kalifikasyonu öncelikli hedef haline geldi, bu yönde çalışmalar son hızla devam ediyor.

    SSB Başkanı Haluk Görgün, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

    “BATU Motor, Türkiye’nin savunma sanayiinde ulaştığı mühendislik olgunluğunun ve stratejik vizyonunun ete kemiğe bürünmüş halidir. Bu motor yerli ve milli imkanlarla geliştirilmiş, ülkemizin bu alandaki dışa bağımlılığını sona erdirecek niteliktedir. ALTAY’ın hareket kabiliyetinin tam olarak yerlileştirilmesi için gerekli olan transmisyonun geliştirme faaliyetleri başarıyla devam etmektedir. Dolayısıyla biz bu başarıyı bir nihai nokta olarak değerlendirmiyor, yeni bir başlangıç olarak görüyoruz. Savunma sanayiinde tam bağımsız Türkiye idealini bir devlet politikası olarak sürdürmeye, bu kabiliyetleri her alana yaymaya devam edeceğiz.”

  • ÇELİKKUBBE Hava Savunması Güçlendi

    ÇELİKKUBBE Hava Savunması Güçlendi

     

    HİSAR-A Kabul Atışı Başarıyla Tamamlandı

    Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, ÇELİKKUBBE hava savunma mimarisinin kritik unsurlarından HİSAR-A sisteminin, seri üretim hattından çıkan füzelerle yapılan kabul atışını başarıyla gerçekleştirdiğini duyurdu.

    Atış Detayları

    Ateş İdare Cihazı (AİC) tarafından tespit ve takibi yapılan yüksek hızlı hedefe, Füze Fırlatma Sistemi (FFS) üzerinden gerçekleştirilen atışta, IIR arayıcı başlıklı HİSAR-A füzesi tam angajman sağladı ve hedef etkisiz hâle getirildi.

    Seri Üretim Partisi Göreve Hazır

    Bu başarıyla birlikte, yeni nesil HİSAR FFS konfigürasyonu ve arayıcı başlıklı HİSAR-A füzelerinden oluşan seri üretim partisi görevine hazır hale geldi.

    HİSAR-A’nın Önemi

    Gelişmiş sensör, güdüm ve angajman kabiliyetleriyle HİSAR-A, alçak irtifa hava savunmasının omurgasında yer alıyor ve ÇELİKKUBBE’nin sahadaki caydırıcılığını güçlendiren temel unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.

    Katkı Sağlayan Kurumlar

    Başarıda emeği geçen ASELSAN ve ROKETSAN ekipleri ile Millî Savunma Bakanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı personeli tebrik edildi. Prof. Dr. Görgün, bu atışın gök vatanın semalarına atılan kararlı bir imza ve millî mühendisliğin güçlü ifadesi olduğunu vurguladı.

  • Türk savunma sanayisi 2025’te ilklere imza attı

    Türk savunma sanayisi 2025’te ilklere imza attı

    Türk savunma sanayisi yıl boyunca muharebe sahasında ortaya çıkan yeni ihtiyaçlara ve geleceğin muharebe ortamına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi, var olan ürünlere yeni yetenekler kazandırdı.

    Savunma ve havacılık sektörü, ihracatta son yıllarda kırdığı rekorlarını daha da yukarıya taşıyarak 2025 tamamlanmadan 8,6 milyar dolara ulaştı. Bir dizi yeni ürün ilk kez ihraç edildi.

    İhracat başarısına da katkı sağlayan gelişmeler yıl boyunca yoğun şekilde devam etti.

    Ocak ayında ASELSAN’ın yerli ve milli teknolojisi ANTIDOT 2-U/S Elektronik Destek Podu, Baykar’ın Bayraktar TB2 platformunda başarıyla test edildi.

    Türk Havacılık ve Uzay Sanayii’nin (TUSAŞ) geliştirdiği insansız hava aracı ANKA, ROKETSAN’ın L-UMTAS füzesiyle 15 bin feetten hedefi tam isabetle vurdu. ANKA III insansız hava aracı ASELSAN’ın TOLUN mühimmatıyla gövde içerisinden mühimmat atışını başarıyla gerçekleştirdi. HİSAR-O hava ve füze savunma sistemi, kızılötesi arayıcı başlığıyla gerçekleştirilen test atışında hedefini tam isabetle etkisiz hale getirdi.

    TAYFUN vurdu, Bayraktar TB2T-AI SİHA uçtu

    Şubat ayında ROKETSAN tarafından geliştirilen yerli ve milli füze TAYFUN, uzun menzilli test atışında hedefini tam isabetle vurdu. Türkiye’nin ilk yerli ve milli havadan havaya görüş ötesi füzesi GÖKDOĞAN, atış testinde hedef uçağı imha etti.

    TUSAŞ tarafından geliştirilen T625 GÖKBEY Genel Maksat Helikopteri, yoğun kış şartlarında alçak irtifa soğuk hava testlerini başarıyla tamamladı. ASELSAN ve TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirilen Türkiye’nin milli ve yerli nokta hava savunma sistemi olan GÖKSUR, su üstü platformundan ilk atışını icra etti.

    ASELSAN’ın GÖKTAN Projesi’nde atışlı testler başarıyla tamamlandı. Bayraktar TB2’nin, turbo motor ve gelişmiş yapay zekaya sahip yeni versiyonu Bayraktar TB2T-AI SİHA, test uçuşlarına başlayarak gökyüzündeki yerini aldı. Bayraktar KIZILELMA, Aerodinamik Sistem Tanımlama Testi’ni başarıyla geçti.

    MURAD AESA Radarı gökyüzünde, Bayraktar TB3’ten ilk atış

    Mart ayında Bayraktar AKINCI Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA), ASELSAN’ın MURAD AESA Radarı ile ilk uçuşunu gerçekleştirdi. ROKETSAN’ın geliştirdiği KARA ATMACA füzesi, atışlı test faaliyetinde en uzun menzilli ve süreli uçuşunu gerçekleştirerek kendi rekorunu tazeledi.

    TÜBİTAK SAGE ve ASELSAN tarafından geliştirilen GÖZDE Güdüm Kiti yüksek hızda hareket eden hedefi tam isabetle vurdu. HAVELSAN, Gemi Veri Dağıtım Sistemi’nde kullanılan ve yurt dışından alınan ticari tipteki elektronik kartları millileştirdi.

    Baykar, dünyanın en büyük savunma şirketlerinden Leonardo ile başta insansız sistemler olmak üzere yapay zeka ve uzay konularında da işbirliği anlaşması imzaladı. Bayraktar KIZILELMA, test takviminde yer alan Aerodinamik Sistem Tanımlama Testi’ni başarıyla geçti.

    ASELSAN’ın GÖKBERK mobil lazer silah sistemi, FPV dronlara karşı yapılan testte, tehditlerin farklı senaryolarda tespiti, otomatik takibi ve imhasını başarıyla gerçekleştirdi.

    Bayraktar AKINCI TİHA, 100 bin uçuş saatini başarıyla tamamladı. ROKETSAN’ın gemisavar füzesi ATMACA’nın denizaltından atılan versiyonu Kapsüllü ATMACA’nın ilk atış testi başarılı oldu.

    ANKA III insansız hava aracı, ASELSAN’ın LGK-82 mühimmatını ateşleyerek hedefi başarıyla vurdu. SOM-J seyir füzesi, su üstü bir platforma karşı yapılan ilk test atışını tam isabet sağladı.

    Baykar’ın KEMANKEŞ 1 Yapay Zeka Tabanlı Mini Seyir Füzesi, Azami Uçuş ve Dalış Testi’ni başarıyla tamamladı. ROKETSAN’ın geliştirdiği LEVENT yakın hava savunma sistemi deniz platformundan ilk kez yapılan test atış testinde sınavı geçti.

    Bayraktar TB3, ROKETSAN tarafından geliştirilen İHA-122 süpersonik füze ile gerçekleştirdiği ilk atış testinde hedefi tam isabetle vurdu.

    HÜRJET ses hızını aştı, AKSUNGUR yerli motorla 40 bin feete çıktı

    Nisan ayında Türk savunma sanayisi, Kale Jet Motorları’nın KTJ-3200 Turbojet Füze Motoru ile ilk kez jet motoru ihracatına imza attı. TUSAŞ’ın insansız hava aracı AKSUNGUR, ASELSAN üretimi LGK81 ve LGK82 mühimmatları ile hedefi tam isabetle vurdu.

    Bayraktar TB2, otonom virilden kurtarma manevrasını başarıyla gerçekleştirerek dünya havacılık tarihinde bu manevrayı yapan ilk SİHA oldu. TÜBİTAK BİLGEM tarafından geliştirilen radar sinyal algılayıcı taktik elektronik destek podu F-16 EDPOD, gerçek radar sistemlerine karşı gerçekleştirilen testleri başarıyla tamamladı.

    TUSAŞ tarafından geliştirilen Türkiye’nin ilk milli jet eğitim uçağı HÜRJET, 1,2 mach hıza ulaşarak ses hızını aştı, süpersonik jet eğitimi alanında bir eşiği daha geride bıraktı. STM’nin yerli ve milli imkanlarla geliştirdiği insansız otonom sualtı aracı STM NETA’nın ilk deniz testi yapıldı.

    Bayraktar TB2, Baykar üretimi TM100 motoruyla 2. test uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. AKSUNGUR, TEI’nin yerli ve milli olarak geliştirdiği PD170 motoruyla gerçekleştirdiği uçuşta 40 bin feet yüksekliğe çıktı. Bu uçuşla milli motor TEI-PD170 en yüksek irtifasına ulaştı.

    Mayıs ayında T625 GÖKBEY, ilk deniz aşırı uçuşunu başarıyla tamamladı. Gelişmiş yapay zeka ve turbo motor gücüyle donatılan yeni nesil Bayraktar TB2T-AI SİHA, 37 bin 96 feet’e çıktığı uçuşla kendi irtifa rekorunu kırdı.

    Bayraktar AKINCI, ROKETSAN tarafından geliştirilen TEBER-83 güdüm kitinin ilk atış testini başarıyla tamamladı. Türkiye’nin milli insansız otonom su altı aracı STM NETA Mavi Vatan’a açıldı.

    STM’nin geliştirdiği KarguFPV kamikaze dron ilk test atışında hedefini başarıyla vurdu. STM, yerli imkanlarla geliştirdiği Çok Maksatlı Destek Gemisi (MRSS) tasarımını ilk kez Malezya’da düzenlenen fuarda tanıttı.

    Endonezya’ya 48 KAAN için imzalar atıldı, Baykar İtalyan havacılık devini satın aldı

    Haziran ayında Bayraktar TB3 SİHA, TCG Anadolu gemisindeki testlerinde önemli bir aşamayı daha geride bırakarak 100 sortiyi geçti.

    DeltaV tarafından geliştirilen iki kademeli hibrit roket sistemiyle gerçekleştirilen testte, 200 kilometrenin üzerinde irtifaya ulaşarak hibrit roket motorlarıyla erişilen irtifa rekoru kırıldı. TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirilen uzun menzilli seyir füzesi SOM, yerli turbojet motoruyla yapılan test atışında hedefi tam isabetle vurdu.

    Türkiye ile Endonezya arasında Endonezya’ya 48 milli muharip uçak KAAN ihraç edilmesine yönelik anlaşma imzalandı.

    KAPLAN Zırhlı Personel Taşıyıcı, ilk kez Endonezya’da düzenlenen fuarda sergilendi. Bayraktar AKINCI TİHA, ROKETSAN’ın ÇAKIR seyir füzesiyle gerçekleştirdiği alçak irtifa seyir ve otonom hedef tanıma atış testini başarıyla tamamladı.

    Baykar ve Leonardo, insansız teknoloji geliştirecek LBA Systems adını taşıyan ortak girişimlerinin kurulduğunu duyurdu. KEMANKEŞ 1 Yapay Zeka Tabanlı Mini Seyir Füzesi, Bayraktar AKINCI TİHA’dan yapılan atışlı testte havadaki hedefleri tam isabetle vurdu.

    İtalya’nın 140 yıllık havacılık devi Piaggio Aerospace’in Baykar tarafından satın alma süreci resmen tamamlandı.

    TAYFUN BLOK-4, GÖKHAN, GAZAP, HAYALET ilk kez vitrine çıktı

    Temmuz ayında KEMANKEŞ 1 yer hedeflerini başarıyla imha etti. ASELSAN’ın geliştirdiği YILDIRIM-100 Yönlendirilmiş Kızılötesi Karşı Tedbir Sistemi, harp başlıklı gerçek füzelerin kullanıldığı etkinlik testlerini başarıyla tamamladı.

    17. Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı (IDEF 2025) 22-27 Temmuz 2025 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirildi. STM, tasarımcısı ve ana yüklenicisi olduğu Türkiye’nin ilk milli hücumbotunun modelini ilk kez IDEF 2025’te tanıttı.

    ROKETSAN da IDEF’te “AKATA kapsüllü ATMACA”, “GÖKBORA görüş menzili ötesi havadan havaya füze”, “TAYFUN BLOK-4 hipersonik füze”, “EREN yüksek hızlı çok amaçlı dolanan mühimmat”, “300 ER balistik füze sistemi” ve “Şimşek-2 uydu fırlatma aracı”nın tanıtımını gerçekleştirdi. ASELSAN ise IDEF 2025’te CENK 350-N Radarı’nı tanıttı. Makine ve Kimya Endüstrisi AŞ (MKE) dron tehditlerine karşı katmanlı ve entegre bir çözüm sunan TOLGA Dron Savunma Sistemi’ni IDEF’te sergiledi.

    TÜBİTAK ise milli ramjet motorlu hava-hava füzesi GÖKHAN’ı ilk kez IDEF 2025’te görücüye çıkardı. IDEF’te ayrıca TUSAŞ, HÜRJET’in ihracatına yönelik Airbus ile yeni anlaşma imzaladı.

    Milli Savunma Bakanlığı AR-GE Merkezi tarafından geliştirilen uçak bombaları GAZAP ve HAYALET, ilk kez IDEF 2025’te vitrine çıktı.

    120 binden fazla kişinin ziyaret ettiği IDEF 2025’te toplam 9 milyar dolarlık sözleşme hacmine ulaşıldı.

    Türk savunma sanayisinin tek seferdeki en büyük yatırımı

    Ağustosta ASELSAN tarafından 460 milyon dolar değerinde 47 araçtan oluşan Çelik Kubbe Entegre Hava Savunma Sistemi alt bileşenlerinin teslimatı gerçekleştirildi.

    ASELSAN’ın 6 bin 500 dönüm alanda, 1,5 milyar dolar yatırımla hayata geçireceği Cumhuriyet tarihinin tek seferdeki en büyük savunma sanayi yatırımı Oğulbey Teknoloji Üssü’nün temeli atıldı.

    ROKETSAN’ın lazer güdümlü füzesi CİRİT, PUSU Silah Sistemi’nden ilk kez hava hedefine yönelik gerçekleştirilen atışta hedefi başarıyla vurdu. Bayraktar AKINCI, milli mühimmatlar LGK-82, ALPAGUT ve EREN ile başarılı atış testleri gerçekleştirdi. Bayraktar TB2T-AI SİHA, 40 bin 23 feet yüksekliğe çıkarak kendi sınıfında irtifa rekoru kırdı.

    Bayraktar TB3 ilk kez envantere girdi

    Eylül ayında dünya havacılık tarihinde kısa pistli bir gemiden tam otonom kalkış ve buraya iniş yapabilen ilk SİHA olan Bayraktar TB3, ilk kez güvenlik güçlerinin hizmetine girdi.

    MİLGEM 6-12’nci İstif Sınıfı fırkateynlerin Tedariki Projesi kapsamında inşa edilen 8’inci gemi TCG İçel’in (F-518) denize indirme töreni İstanbul’da yapıldı.

    ASELSAN, Yakın Hava Savunma Sistemi KORKUT 100/25’i yurt dışında ilk kez vitrine çıkardı. SANCAR Silahlı İnsansız Deniz Aracı, atış testlerini başarıyla tamamladı ve envantere girdi.

    ALTAY kışlanın yolunu tuttu, Bayraktar KIZILELMA tarihe geçti

    Ekimde Bayraktar KIZILELMA, TOLUN ve TEBER-82 mühimmatları ile yaptığı ilk atış testini başarıyla gerçekleştirdi. Milli kamikaze dron KarguFPV, zırh delici harp başlığıyla hedefi vurdu.

    Türkiye’nin milli silahlı insansız hava araçları, DENİZKURDU-I/2025 Tatbikatı kapsamında TCG Anadolu ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden havalanarak hedeflerini başarıyla imha etti. SOM-J seyir füzesinin ve hava-hava füzeleri BOZDOĞAN ve GÖKDOĞAN’ın test atışları başarıyla tamamlandı. Bayraktar KIZILELMA, MURAD 100-A AESA radar performans test uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Milli Hücumbot Projesi kapsamında üretilen ilk blok, İstanbul Denizcilik Tersanesi’nde düzenlenen törenle kızağa alındı.

    ALTAY tankının seri üretiminin de gerçekleştirileceği BMC’nin Kahramankazan tesisi resmen açıldı, ilk tankların teslimatı gerçekleştirildi.

    Milli ramjet ateşlendi

    Kasım ayında Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile ASELSAN ve Roketsan arasında ÇELİK KUBBE alt bileşenlerini de içeren uzay, hava savunma, tanksavar ve stratejik savunma sistemlerine yönelik 6,5 milyar dolarlık seri üretim sözleşmeler imzalandı.

    ROKETSAN’ın HİSAR-D RF hava savunma füzesi, atışlı test faaliyetinde alçak irtifada seyreden hedefini tam isabetle vurdu. Silahlı insansız deniz aracı MARLİN 100 EW, uzaktan komutalı stabilize deniz silah sistemiyle atış testini başarıyla tamamladı.

    Skydagger, taktik FPV kamikaze dron ürün ailesinin yeni üyeleri Skydagger 15 Plus ve Skydagger Mini’yi ilk kez Mali’deki fuarda sergiledi.

    ASELSAN tarafından geliştirilen Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN, Bayraktar KIZILELMA’ya entegre edilerek uçuş gerçekleştirdi. SİPER 1 Uzun Menzilli Hava Savunma Füzesi, otonom batarya atışında hedefi tam isabetle vurdu.

    ROKETSAN’ın LEVENT Yakın Hava Savunma Sistemi, ilk kez gerçek bir hava hedefine başarıyla atış gerçekleştirdi.

    DeltaV Uzay Teknolojileri tarafından geliştirilen ramjet itki sisteminin testi başarıyla tamamlandı.

    Bayraktar KIZILELMA, Sinop açıklarında gerçekleştirilen testte havacılık tarihinde görüş ötesi hava-hava füzesi kullanarak jet motorlu bir hava hedefini vuran dünyadaki ilk insansız savaş uçağı oldu.

    İnsansız hava araçlarının yeni gözü ASELFLIR-600

    Yılın son ayında ise Akdeniz’de bulunan TCG Anadolu’dan havalanan Bayraktar TB3 SİHA’nın veri bağı üzerinden yönetilen ASELSAN Albatros-S kamikaze insansız deniz aracı deniz üstündeki hedefi etkisiz hale getirdi.

    ANKA III insansız hava aracının kritik otopilot testleri başarıyla tamamlandı. Seri üretim ve teslimat faaliyetleri devam eden TAYFUN Füze ve Silah Sistemi son atışında da hedefini tam isabetle vurdu.

    Bayraktar AKINCI TİHA, ASELFLIR-600 Elektro-Optik Keşif, Gözetleme ve Hedefleme Sistemi ile performans uçuşu gerçekleştirdi.

    ASELSAN Gaziantep Kayar Bilezik Fabrikası Yatırımı Ortaklık Sözleşmesi İmza Töreni gerçekleştirildi.

    ASELSAN tarihindeki tek seferde en büyük ihracat sözleşmelerinden birini 410 milyon dolarlık elektronik harp sistemlerine yönelik olarak Polonya ile imzaladı.

  • YouTube’da Yeni Kullanıcılara Gösterilen Videoların %20’si Kalitesiz Yapay Zekâ İçeriklerinden Oluşuyor

    YouTube’da Yeni Kullanıcılara Gösterilen Videoların %20’si Kalitesiz Yapay Zekâ İçeriklerinden Oluşuyor

    Yapay Zekâ Saçmalığı YouTube’u Ele Geçirdi

    Video düzenleme şirketi Kapwing’in araştırmasına göre, YouTube’un algoritması yeni kullanıcılara gösterdiği videoların önemli bir kısmını düşük kaliteli yapay zekâ içerikleri oluşturuyor. 15.000 popüler kanal incelendiğinde 278 kanalın yalnızca yapay zekâ içeriklerine dayandığı belirlendi. Bu kanallar yılda 117 milyon dolar gelir sağlıyor.

    Yeni Hesapta İlk 500 Videonun 104’ü Yapay Zekâ Ürünü

    Araştırmacılar, yeni bir YouTube hesabı açarak ilk 500 videoyu inceledi. Bunlardan 104’ü yapay zekâ tarafından üretilmiş, üçte biri ise dikkat çekmek için düşük kaliteli içeriklerden oluşuyordu. Bu durum, sosyal medya platformlarında hızla büyüyen ve bağımlılık yapan bir içerik çağını işaret ediyor.

    Küresel Popüler Yapay Zekâ Kanalları

    Kapwing verilerine göre, Hindistan merkezli Bandar Apna Dost kanalı 2,4 milyar izlenmeye ulaştı. Singapur merkezli Pouty Frenchie kanalı ise 2 milyar izlenme ile özellikle çocuk izleyicilere hitap ediyor. Pakistan merkezli The AI World kanalı ise felaket sahnelerini konu alan yapay zekâ videolarıyla 1,3 milyar görüntülenmeye ulaştı.

    Yapay Zekâ İçerik Ekosistemi ve Gelir

    Yapay zekâ içerik üreticileri, algoritmaların önerileri sayesinde gelir elde ediyor. Ancak içerik ekosistemi dolandırıcılarla dolu ve viral içerik oluşturma kursları yapanlar genellikle daha fazla kazanç sağlıyor. Araştırmalar, insan yaratıcılığının algoritmalar karşısında daha az etkili olduğunu gösteriyor.

    YouTube’un Açıklaması

    YouTube sözcüsü, üretken yapay zekânın bir araç olduğunu ve hem yüksek hem de düşük kaliteli içerik üretmek için kullanılabileceğini belirtti. Platform, kullanıcıları yüksek kaliteli içeriklerle buluşturmaya odaklanmayı sürdürecek ve topluluk kurallarını ihlal eden içerikleri kaldıracak.

  • Gmail’de Yeni Dönem: Kullanıcılar Artık E-Posta Adreslerini Değiştirebilecek

    Gmail’de Yeni Dönem: Kullanıcılar Artık E-Posta Adreslerini Değiştirebilecek

    Google’dan Gmail İçin Radikal Değişiklik

    Yıllardır katı kurallarıyla bilinen Google, Gmail kullanıcılarını yakından ilgilendiren önemli bir yeniliğe hazırlanıyor. Bugüne kadar Gmail adreslerinin değiştirilmesine izin vermeyen şirket, bu politikayı değiştirerek kullanıcıların e-posta adreslerini güncelleyebilmesinin önünü açıyor.

    Sızan Belgeler Özelliği Ortaya Çıkardı

    Yeni özellik, Google’ın Hintçe hazırlanan resmi bir destek belgesinin fark edilmesiyle gündeme geldi. Belgelerde yer alan bilgilere göre kullanıcılar, gmail.com uzantılı mevcut adreslerini tamamen yeni bir isimle değiştirebilecek. Bu değişiklik hakkı 12 ayda bir kullanılabilecek ve toplamda üç kez adres güncellemesine izin verilecek.

    Eski Adresler Aktif Kalacak

    Dikkat çeken detaylardan biri de eski e-posta adreslerinin silinmeyecek olması. Kullanıcılar, hem eski hem de yeni adreslerine gelen e-postaları aynı gelen kutusunda görmeye devam edecek. Bu durum özellikle profesyonel hayatta isim değişikliği yapanlar veya eski adreslerinden vazgeçmek isteyenler için önemli bir kolaylık sunuyor.

    Siber Güvenlik Riskleri Gündemde

    Uzmanlar, bu tür büyük sistem değişikliklerinin siber saldırganlar için fırsat oluşturabileceğine dikkat çekiyor. Özellikle e-posta adresi değiştirme bahanesiyle gönderilen sahte bildirimler ve oltalama saldırılarında artış yaşanabileceği belirtiliyor. Gmail adresinin aynı zamanda Google hizmetlerine giriş anahtarı olması, riskleri daha da artırıyor.

    Kullanıcılara Önemli Uyarı

    Güvenlik uzmanları, kullanıcıların resmi Google kanalları dışında gelen hiçbir bağlantıya tıklamaması gerektiğini vurguluyor. Google’ın yeni özelliği dünya genelinde kademeli olarak kullanıma sunması beklenirken, kullanıcıların sabırlı olması ve yalnızca resmi güncellemeleri takip etmesi öneriliyor.

  • Asgari ücreti kimse tahmin edemedi: Sadece onlar bildi!

    Asgari ücreti kimse tahmin edemedi: Sadece onlar bildi!

    Birçok uzmanın yanıldığı süreçte, yapay zekaların büyük çoğunluğu hedefi on ikiden vurdu.

    GROK SADECE 75 TL İLE KAÇIRDI

    Yapay zeka modelleri arasında en isabetli tahmini Elon Musk’ın geliştirdiği Grok yaptı. Grok’un 28.000 TL‘lik tahmini, açıklanan 28.075 TL’lik rakama en çok yaklaşan öngörü oldu. ChatGPT, Gemini ve Claude gibi popüler modeller de tahmin bantlarıyla gerçekleşen rakamı büyük ölçüde yakaladı.

    MODELLERİN ASGARİ ÜCRET TAHMİN TABLOSU

    Piyasada lider konumdaki botların 2026 asgari ücret öngörüleri şu şekildeydi:

    • Grok: 28.000 TL

    • Gemini: 27.500 – 29.000 TL

    • Claude: 28.000 – 29.000 TL

    • ChatGPT: 28.500 – 29.500 TL

    • DeepSeek: 30.000 – 35.000 TL

    DEEPSEEK BEKLENTİLERİN ÇOK ÜZERİNDE KALDI

    Tahmin yarışında dikkat çeken tek istisna DeepSeek oldu. Diğer modeller 27-29 bin TL bandında yoğunlaşırken, DeepSeek 30 bin TL’nin üzerinde bir rakam öngörerek gerçekleşen asgari ücretin oldukça uzağında kaldı.

    Dört ana yapay zeka modelinin tahminlerinin birbirine bu kadar yakın olması ve resmi rakama yaklaşması, veri analitiği ve enflasyon projeksiyonlarının yapay zeka tarafından ne kadar isabetli işlenebildiğini bir kez daha kanıtladı.

  • Hayatımızın vazgeçilmezi Yapay Zekaya nasıl yatırım yapmalıyız?

    Hayatımızın vazgeçilmezi Yapay Zekaya nasıl yatırım yapmalıyız?

    Şirketler Yapay Zekâyı Kendi Bünyesinde mi Eğitmeli, Yoksa Hazır Sistemleri mi Kullanmalı?

    Yapay zekâ artık yalnızca bir teknoloji başlığı değil; şirketlerin rekabet gücünü, verimliliğini ve hatta hayatta kalma şansını belirleyen stratejik bir unsur. Ancak bugün birçok yönetim kurulu aynı kritik soruyla karşı karşıya: Yapay zekâyı şirket içinde sıfırdan mı geliştirmeli, yoksa mevcut büyük yapay zekâ platformları üzerinde mi konumlanmalı?

    Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Yanıt, şirketin ölçeğine, veri yapısına, faaliyet gösterdiği sektöre ve uzun vadeli hedeflerine bağlı olarak değişiyor.

    Kendi Yapay Zekâsını Eğiten Şirketler: Kontrol ve Bağımsızlık

    Yapay zekâyı şirket içinde geliştirmek; veri güvenliği, özelleştirme ve kurumsal bilgi birikiminin korunması açısından önemli avantajlar sunar. Özellikle finans, savunma, sağlık ve medya gibi veri hassasiyetinin yüksek olduğu sektörlerde, bu yaklaşım stratejik bir zorunluluk hâline gelebilir.

    Kendi modelini eğiten şirket:

    • Verisinin nerede ve nasıl kullanıldığını bilir,
    • Algoritmayı iş süreçlerine birebir uyarlayabilir,
    • Dışa bağımlılığı azaltır.

    Ancak bu yolun ciddi maliyetleri vardır. Güçlü donanım altyapısı, nitelikli yapay zekâ mühendisleri, sürekli güncelleme ve bakım ihtiyacı; özellikle KOBİ’ler için sürdürülebilir olmayabilir. Ayrıca teknoloji çok hızlı ilerlediği için, bugün yapılan yatırımın birkaç yıl içinde güncelliğini yitirme riski de bulunur.

    Mevcut Yapay Zekâ Platformlarını Kullananlar: Hız ve Ölçeklenebilirlik

    Diğer tarafta ise OpenAI, Google, Microsoft, Amazon gibi küresel oyuncuların sunduğu hazır yapay zekâ altyapıları yer alıyor. Bu sistemler:

    • Düşük başlangıç maliyetiyle hızlı devreye alınabilir,
    • Sürekli güncellenir ve gelişir,
    • Küresel ölçekte test edilmiş güvenilir altyapılara sahiptir.

    Özellikle pazarlama, müşteri hizmetleri, içerik üretimi, veri analizi gibi alanlarda hazır modeller üzerine özelleştirme yapmak, şirketlere ciddi hız kazandırır.

    Ancak burada da riskler vardır. Verinin üçüncü taraf sistemlerde işlenmesi, regülasyonlar açısından soru işaretleri doğurabilir. Ayrıca uzun vadede platform bağımlılığı, maliyetlerin öngörülemez hâle gelmesine yol açabilir.

    Hibrit Model: Gerçekçi ve Akılcı Bir Yol

    Günümüzde giderek daha fazla şirketin tercih ettiği yaklaşım ise hibrit model. Yani:

    • Kritik ve hassas veriler şirket içinde tutularak,
    • Genel amaçlı yapay zekâ yetenekleri dış platformlardan sağlanıyor.

    Bu model, hem maliyetleri kontrol altında tutuyor hem de esneklik sağlıyor. Özellikle Türkiye’de faaliyet gösteren orta ölçekli şirketler için bu yaklaşım daha gerçekçi görünüyor.

    Sonuç: Soru “Hangisi Daha İyi?” Değil, “Hangisi Bana Uygun?”

    Yapay zekâ yatırımı bir teknoloji kararı değil, stratejik bir gelecek kararıdır. Şirketler “Herkes ne yapıyor?” sorusundan önce şu soruları sormalı:

    • Verim ne kadar kritik?
    • Rekabet avantajım nerede?
    • Beş yıl sonra nasıl bir organizasyon olmak istiyorum?

    Doğru cevap, bu soruların kesişim noktasında yatıyor. Yapay zekâyı kimin eğittiğinden çok, onu kim daha akıllı kullanıyor, asıl farkı yaratan unsur olacak.

  • Dijital yayıncılıkta tarihi adım: Oscar Ödülleri’nin yeni yayın haklarını YouTube aldı

    Dijital yayıncılıkta tarihi adım: Oscar Ödülleri’nin yeni yayın haklarını YouTube aldı

    BBC’nin haberine göre, 2029-2033 yılları arasındaki Oscar Ödül törenleri Google’ın sahibi olduğu video platformu YouTube’dan canlı yayınlanacak.

    Bu anlaşmayla dünya genelindeki iki milyar YouTube kullanıcısının, Hollywood’daki ödül törenini, öncesi ve sonrasındaki etkinlikleri para ödemeden izleyebileceği açıklandı.

    ABD’deki izleyicilerse, ödül törenini canlı izleyebilmek için YouTube TV abonesi olmak zorunda.

    Anlaşmayla ilgili yapılan açıklamada, birçok farklı dilde altyazı ve seslendirme özellikleri sayesinde, ödül töreninin küresel izleyici için çok daha erişilebilir olacağı vurgulandı.

    Anlaşma kırmızı halı, sahne arkası ve Vali’nin Balosu gibi Oscar’a eşlik eden birçok etkinliğin de yayın haklarını kapsıyor.

    Amerika Birleşik Devletleri’nde verilen ve Oscar ödülleri olarak bilinen Akademi Ödülleri, 1970’lerden bu yana Amerikan ABC televizyonundan yayınlanıyor.

    2026’daki Oscar Ödül töreni 15 Mart’ta yapılacak.

    Oscar Ödülleri 2028 yılında 100. kez verilecek ve o yıl, törenin ABC televizyonundan yayınlanacağı son yıl olacak.

    Dijital yayıncıların sinemadaki etkisi

    Törenlerin ilk kez dijital bir mecradan yayınlanacak olması sektör için büyük bir kırılma anlamına da geliyor.

    Sinema endüstrisinin uzun zamandır, dijital video yayıncılarının sektör üzerindeki etkisine dair kuşkuları var.

    Genç kuşakların değişen izleme alışkanlıkları, Hollywood’un da son seneleri sıkıntılı geçirmesine neden oldu.

    YouTube CEO’su Neal Mohan anlaşmanın duyulmasından sonra yaptığı açıklamada Oscarlar için “en önemli kültürel kurumlarımızdan biri” dedi ve ortaklığın “Oscar’ın köklü mirasına sadık kalırken, yeni kuşaktan yaratıcı gençlere ve film tutkunlarına ilham vereceğini” belirtti.

    Bu yılki Oscarlar, törenin ABC televizyonuyla birlikte ilk kez Disney’in dijital yayın platformu Hulu’da da gösterilmesi sayesinde ABD’de 19,69 milyon kişi tarafından izlendi.

    Disney, törenin son beş yılın en çok izlenen Oscar’ı olduğunu açıkladı.

    Akademi ödülleri 10 yıl önce ortalama 40 milyon kişi tarafından takip ediliyordu.