Kategori: Eğitim

  • Türkiye Oyun Politika Belgesi yayımlandı

    Türkiye Oyun Politika Belgesi yayımlandı

    Yeni eğitim öğretim yılına ilişkin tüm illere gönderilen genelgede, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin bütüncül eğitim anlayışı doğrultusunda “Maarifin Kalbinde Oyun” teması esas alınmış, yapılacak planlama ve uygulamaların hazırlanacak ilke ve esaslara uygun şekilde yürütüleceği belirtilmişti.

    AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, bu kapsamda Bakanlık, oyunun çocuğun hakkı, toplumun kültürel mirası ve öğrenmenin temel zeminlerinden biri olarak ele alındığı bütüncül bir çerçeveyle hazırlanan “Türkiye Oyun Politika Belgesi ve Eylem Planı” yayımladı.

    Çocukların oyun hakkının güvence altına alınması, oyun kültürünün yaşatılması, oyunun eğitim ve sosyal hayatın doğal bir parçası haline getirilmesi, çocuklara oyun için gerekli zaman ve güvenli mekanların sağlanması, oyun kültürünün kuşaklar arasında aktarılmasının hedeflendiği planla, paydaşların bu alandaki farkındalıklarının ve becerilerinin de geliştirilmesi amaçlanıyor.

    Çocuğun üstün yararı doğrultusunda fiziksel oyunun önceliklendirilmesi, dijital oyun deneyimlerinin ise dengeli ve gelişimsel açıdan uygun biçimde ele alınması tasarlanan planla, kurumlar arası koordinasyon, veri izleme ve değerlendirme altyapısının güçlendirilmesi de öngörülüyor.

    Bakanlıkça hazırlanan belgede 6 hedef, 29 politika maddesi ve 90 eylem adımı belirlendi.

    Okul öncesinden ortaöğretime kadar tüm eğitim kademeleri ile okul dışındaki öğrenme ortamlarını kapsayan belge, “hayat boyu oyun” anlayışı doğrultusunda yetişkinleri ve ileri yaş gruplarını da kapsıyor.

    Çocuklar, aileler, öğretmenler, okul yöneticileri, yerel yönetimler, üniversiteler ve ilgili sivil toplum kuruluşları ise sürecin temel paydaşları arasında bulunuyor.

    Belgede, “oyun hakkını güvence altına almak”, “oyun kültürünü yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak”, “oyun yoluyla erdemli insan hedefine katkı sağlamak”, “oyunu eğitimin merkezine yerleştirmek”, “çocuklar için nitelikli, güvenli ve bilinçli dijital oyun iklimi geliştirmek” ve “paydaş sorumluluklarını belirlemek” olmak üzere altı hedef doğrultusunda politikalar oluşturuldu.

    Teneffüs ve doğal oyun için ayrılan süre korunacak

    Çocukların oyun hakkının güvence altına alınması kapsamında oyun için ayrılan zaman ve mekan, korunması gereken bir kamusal kaynak olarak ele alınacak.

    Teneffüs ve doğal oyun için ayrılan süre kısaltılmayacak, teneffüs, çocuğun bütüncül gelişimini destekleyen bir öğrenme zamanı olarak değerlendirilecek. Çocukların okul dışındaki zamanlarında da oyun, dinlenme ve serbest etkinliklere alan bırakan bir dengenin gözetilmesi sağlanacak.

    Teneffüs sürelerine ilişkin mevcut uygulamalar, çocuğun oyun ve dinlenme hakkı gözetilerek değerlendirilecek ve ihtiyaç halinde mevzuat düzenlemesi önerileri geliştirilecek.

    Etkili teneffüs tasarımına ilişkin eğitim paydaşları için rehber hazırlanacak, ailelere çocukların okul dışı zamanlarında oyun ve serbest etkinliklere yer verilmesinin önemi konusunda bilgilendirme yapılacak.

    Güvenli ve nitelikli oyun alanları geliştirilecek

    Okul bahçeleri ve oyun alanlarının çocukların güvenliğini tehdit edebilecek riskleri azaltacak şekilde düzenlenmesi ve güvenli oyun ortamlarının oluşturulması esas alınacak.

    Oyun alanlarının tek bir oyun türüyle sınırlandırılmaması, farklı oyunlara imkan sunması, mümkün olduğu ölçüde doğal ögeler içermesi ve farklı yaş gruplarının oyun ihtiyaçlarına cevap vermesi sağlanacak.

    Okul bahçeleri ve oyun alanları için çocuğun üstün yararını gözeten bir tasarım rehberi hazırlanacak. Geleneksel oyun zemin çizgilerinin yanı sıra “konuşan duvarlar” ve etkileşimli fiziki ortamlar gibi düzenlemeler yaygınlaştırılacak.

    Okul bahçeleri ile oyun alanlarının çevre dostu, yeşil ve sürdürülebilir yaşam alanlarına dönüştürülmesine yönelik pilot uygulamalar gerçekleştirilecek.

    “Oyun Yeterliliği Değerlendirme Kılavuzu” oluşturulacak

    Çocukların oyun olanaklarının nitelik, nicelik ve erişilebilirlik açısından değerlendirilmesi amacıyla “Oyun Yeterliliği Değerlendirme Kılavuzu” hazırlanacak.

    Seçilen illerde pilot olarak uygulanacak değerlendirme daha sonra ülke geneline yaygınlaştırılarak periyodik hale getirilecek.

    Elde edilen sonuçların yerel yatırım ve planlama süreçlerinde kullanılması için kurumlar arası işbirliği geliştirilecek.

    Özel gereksinimli ve eğitime erişimi sınırlı çocukların akranlarıyla birlikte oynayabilecekleri erişilebilir oyun alanlarına ilişkin standartlar da belirlenecek.

    Okul bahçelerinde bütün çocukların oyun alanlarına eşit erişimini destekleyen alan paylaşım modelleri geliştirilecek ve pilot uygulamalar yapılacak.

    Ulusal oyun envanteri hazırlanacak

    Geleneksel çocuk oyunlarının korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla “Ulusal Oyun Envanteri” oluşturulacak.

    İl milli eğitim müdürlüklerinin koordinasyonunda saha derlemeleri yürütülecek ve oluşturulan envanter dijital platform üzerinden açık erişime sunulacak.

    UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras kapsamında değerlendirilebilecek oyunlar tespit edilerek bunlara ilişkin başvuru dosyaları hazırlanacak ve geleneksel çocuk oyunları şenlikleri ülke genelinde düzenli hale getirilecek.

    Ayrıca geleneksel çocuk oyunlarının eğitim öğretim içeriklerindeki yeri, kültür aktarımı açısından incelenecek, ders kitabı hazırlama kılavuzlarına oyunların kültürel taşıyıcılık rolüne ilişkin ölçütler eklenecek.

    Çocuklar ile ebeveynleri bir araya getiren okul temelli oyun etkinlikleri yaygınlaştırılacak, yerel oyun belleğinin kayıt altına alınmasına yönelik okul projeleri desteklenecek.

    Türk dünyasının ortak oyun envanterinin oluşturulmasına yönelik çalışma başlatılacak. Bu kapsamda “Türk Dünyası Çocuk Oyunları Şenliği” düzenli hale getirilerek, katılımcı ülke sayısı artırılacak ve dünya çocuk oyunları şenlikleri düzenlenecek.

    Değerlerin oyun yoluyla kazanılması desteklenecek

    Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin “erdemli insan” vizyonu doğrultusunda oyun, değerlerin yaşanarak öğrenildiği, kimlik gelişiminin ve birlikte yaşama kültürünün desteklendiği bir zemin olarak güçlendirilecek.

    Bu kapsamda Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ndeki değerler ile oyun envanteri eşleştirilerek “değer-oyun matrisi” hazırlanacak.

    Değerlerin oyun yaşantıları içinde kazandırılmasına yönelik uygulama kılavuzu oluşturulacak, milli ve kültürel kimliği güçlendiren ve evrensel değerleri içeren oyunların eğitim ortamlarında kullanımına yönelik materyaller geliştirilecek.

    Toplumsal kurallar ve adabımuaşeretin oyun yoluyla deneyimlenmesi de desteklenecek. Adil oyun uygulamaları geliştirilerek eğitim ortamlarında uygulanacak, işbirliğine dayalı oyun uygulamaları okul etkinlik takvimlerine dahil edilecek.

    Öğretmenlerin de oyun yeterliliklerinin artırılması amaçlanıyor

    Belgede, oyunun öğrenme ortamlarındaki kullanımının güçlendirilmesi ve öğretmenlerin oyun pedagojisine ilişkin yeterliklerinin artırılması da temel hedefler arasında yer alıyor.

    Öğretim programlarında doğal oyun, rehberli oyun, eğitsel oyun ve oyunlaştırılmış öğrenme ayrı ayrı tanımlanarak her biri için süre ayrılacak. “Oyunsever öğretmen” anlayışı doğrultusunda oyun pedagojisine ilişkin mesleki gelişim programları hazırlanarak formatör öğretmenler yetiştirilecek.

    Öğretmen yetiştirme lisans programlarında oyun pedagojisi, oyunlaştırılmış öğrenme ve oyunlaştırma içeriklerinin güçlendirilmesi için yükseköğretim kurumlarıyla işbirliği yapılacak.

    Oyunun psikososyal destek işlevinin güçlendirilmesi kapsamında ise kriz ve afet durumlarında oyunun kullanımına ilişkin içerikler güncellenecek.

    Rehber öğretmenlere “oyun yoluyla psikososyal destek eğitimi” verilecek, duygu düzenleme ve psikolojik sağlamlığı destekleyen oyun uygulamaları okul rehberlik programlarına dahil edilecek.

    Yerli ve milli dijital oyun içerikleri desteklenecek

    Çocuklar için dijital esenlik, güvenlik ve mahremiyeti esas alan nitelikli ve bilinçli bir dijital oyun iklimi oluşturulacak. Çocukların yaş ve gelişim özelliklerine uygun dijital oyun içerikleri için ölçütler belirlenecek ve sosyal etkileşime, birlikte oynamaya imkan veren eğitsel dijital oyunlar geliştirilecek.

    Geleneksel oyunlar ile Türk kültürüne ait karakter, mekan, anlatı ve değerlerden beslenen yerli dijital oyun içeriklerinin geliştirilmesi de desteklenecek.

    Ulusal oyun envanteri dijital oyun geliştiricilerinin kullanımına açılacak ve geleneksel oyunlar temalı dijital oyun tasarım yarışmaları düzenlenecek.

    Aileler ve yerel yönetimler sürecin paydaşı olacak

    Ailelerin, çocukların oyun hakkını ve gelişimini destekleyen rolünün güçlendirilmesi amacıyla aile eğitimi programlarına oyun modülü eklenecek.

    “Okul-aile” işbirliğiyle gerçekleştirilecek oyun etkinlikleri okul yıllık planlarına dahil edilecek, çocuğun özerkliğini geliştiren destekleyici ebeveynlik yaklaşımına yönelik içerikler hazırlanacak.

    Yerel yönetimlerle oyun alanlarının planlanması ve bu alanlara güvenli erişimin sağlanması konusunda işbirliği yapılacak. Mahalle ölçeğinde oyun sokaklarının hayata geçirilmesi ve çocuk dostu şehir yaklaşımı doğrultusunda erişilebilir, güvenli ve nitelikli oyun alanlarının oluşturulması desteklenecek.

    Oyuna yönelik çalışmaların kurumlar arası eş güdüm içinde yürütülmesi amacıyla “Ulusal Oyun Koordinasyon Kurulu” kurulacak. Kurul yılda en az iki kez toplanarak, yıllık değerlendirme raporu yayımlayacak.

    “Türkiye Oyun Politika Belgesi ve Eylem Planı”nda yer alan 90 eylem adımının 25’inin kısa vadede, 53’ünün orta vadede, 12’sinin ise uzun vadede hayata geçirilmesi öngörülüyor.

    Öte yandan okullarda planlananlar arasında “beştaş”, “çember çevirme, “halat çekme”, “mendil kapmaca”, “ip atlama”, “mangala” ve “çuval yarışı” gibi geleneksel oyunlar yer alıyor.>>>AA

  • ÖSYM YKS ek tercihler başladı mı? Boş kontenjanlar açıklandı mı?

    ÖSYM YKS ek tercihler başladı mı? Boş kontenjanlar açıklandı mı?

    2026 YKS sürecinde ilk yerleştirme sonuçlarının 18 Ağustos’ta açıklanması ve üniversite kayıtlarının 24-28 Ağustos tarihleri arasında tamamlanmasıyla birlikte ek tercih maratonu başladı. Herhangi bir yükseköğretim programına yerleşemeyen veya istediği sonucu elde edemeyen yüz binlerce aday, gözünü ÖSYM’den gelecek resmi duyuruya çevirdi.

    YKS Ek Tercih Başvuruları Ne Zaman Başlayacak?

    ÖSYM tarafından 2026 YKS ek tercih takvimi henüz resmi olarak açıklanmadı. Ancak geçtiğimiz yıllardaki takvim süreçleri dikkate alındığında, üniversite kayıtlarının tamamlanmasının ardından ÖSYM’nin boş kontenjanları tespit etme ve kılavuzu hazırlama sürecinin ortalama 2-3 hafta sürdüğü biliniyor. Bu paralelde 2026 YKS ek tercih başvurularının eylül ayı ortalarında erişime açılması bekleniyor.

    Ek Yerleştirme Kılavuzu ve Boş Kontenjanlar Yayımlandı mı?

    2026-YKS Ek Yerleştirme Kılavuzu henüz yayımlanmadı. Üniversitelerin ilk kayıt dönemi sonunda kayıt yaptırmayan adaylardan kalan net boş kontenjanlar ile açılan yeni programlar ÖSYM tarafından derleniyor. Kılavuzun yayımlanmasıyla birlikte ön lisans (2 yıllık) ve lisans (4 yıllık) programlarının taban puanları ve boş kontenjan sayıları netlik kazanacak.

    Ek Tercih Başvurusu Nasıl Yapılır ve Kimler Yapabilir?

    YKS ek tercih işlemleri ÖSYM’nin resmi sitesi üzerinden online olarak gerçekleştirilecek:
    • Başvuru Ekranı: Adaylar tercihlerini T.C. kimlik numaraları ve şifreleriyle ÖSYM Aday İşlemleri Sistemi (ais.osym.gov.tr) veya ÖSYM AİS mobil uygulaması üzerinden bireysel olarak yapabilecek.
    • Kimler Tercih Yapabilir?: 2026 YKS’ye girip ilk yerleştirmede hiçbir yükseköğretim programına yerleşemeyen adaylar ek tercih yapma hakkına sahiptir.

    • Kimler Tercih Yapamaz?: İlk yerleştirme sonuçlarına göre bir ön lisans veya lisans programına yerleştirilen (kayıt yaptırsın ya da yaptırmasın) adaylar ek yerleştirme sürecinde tercih hakkından yararlanamaz.
  • “Kur’an-ı Kerim” dersini seçen öğrencilere müjde!

    “Kur’an-ı Kerim” dersini seçen öğrencilere müjde!

    Vakıftan yapılan açıklamaya göre, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı işbirliğiyle 2023’te hayata geçirilen proje, 2026-2027 eğitim-öğretim döneminde de sürdürülecek.

    Bu yıl da ortaokul 5. sınıf ve lise 9. sınıfta seçmeli ders olarak Kur’an-ı Kerim’i tercih eden öğrencilere Kur’an hediye edilecek.

    Proje kapsamında bugüne kadar 50 bin 995 öğrenciye Kur’an ulaştırıldı. 2023-2024 eğitim öğretim döneminde 5 bin 111, 2024-2025 döneminde 25 bin 216, 2025-2026 döneminde ise 20 bin 668 Kur’an hediye edildi.

    "Kur'an-ı Kerim" dersini seçen öğrencilere müjde!

    Bu eğitim öğretim döneminde ise 50 bin Kur’an’ın ulaştırılması hedefleniyor. Dağıtımlar, müftülükler ve TDV şubeleri aracılığıyla gerçekleştirilecek.

    Kur’an-ı Kerim dersini tercih eden ve projeden yararlanmak isteyen öğrenciler, 14 Eylül-31 Ekim tarihleri arasında “https://tdv.org/tr-TR/dersimiseciyorum-basvuruformu” üzerinden taleplerini iletebilecek.

    "Kur'an-ı Kerim" dersini seçen öğrencilere müjde!

    Hayırseverler, öğrencilere Kur’an-ı Kerim ulaştırılmasına katkıda bulunmak amacıyla “KURAN” yazıp 4333’e SMS göndererek 200 lira bağış yapabilecek.

    Ayrıca, “https://bagis.tdv.org/” üzerinden il ve ilçe müftülüklerinden veya TDV mobil uygulaması aracılığıyla da projeye katkı sağlanabilecek.

  • İlkokuldan liseye Medya ve Bilgi Okuryazarlığı kulüpleri

    İlkokuldan liseye Medya ve Bilgi Okuryazarlığı kulüpleri

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, bilgi çağının getirdiği en büyük tehditlerden biri olan dezenformasyon, kara propaganda, algı operasyonları ve provokasyonların sadece toplumsal huzuru değil, geleceğin teminatı olan çocukları da hedef aldığını belirtti.

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak çocukları bu dijital tehditlere ve bilgi kirliliğine karşı zırhlandırmak, hakikatin izinde bilinçli nesiller yetiştirmek amacıyla çok kıymetli bir adımı daha hayata geçirdiklerini aktaran Duran, şunları kaydetti:

    “Dezenformasyonla Mücadele Merkezimizin toplumsal bilinç ve farkındalık çalışmaları kapsamında Milli Eğitim Bakanlığımızın desteği ve işbirliğiyle artık ilkokul, ortaokul ve liselerimizde Medya ve Bilgi Okuryazarlığı Kulüplerimizi kuruyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonu doğrultusunda hayata geçirilen bu önemli çalışma sayesinde çocuklarımız, dijital dünyadaki manipülasyonlara, algı operasyonlarına ve provokasyonlara karşı analitik düşünebilen, doğru bilgiye ulaşabilen ve hakikati savunabilen bilinçli bireyler olarak yetişecek.

    Geleceğimizi koruma yolunda verdikleri güçlü desteklerden dolayı başta Milli Eğitim Bakanımız Yusuf Tekin olmak üzere Bakanlığımızın tüm kıymetli çalışanlarına şükranlarımı sunuyorum. Yeni eğitim öğretim yılının bir kez daha tüm eğitim camiamıza hayırlı olmasını diliyor; öğretmenlerimizi, velilerimizi ve sevgili yavrularımızı Medya ve Bilgi Okuryazarlığı Kulüplerimizde aktif rol almaya davet ediyorum. Mayamız birlik, ilk dersimiz kardeşlik.”>>>AA

  • Yılmaz: Üniversitelerin zihninde duvarlar olmamalı

    Yılmaz: Üniversitelerin zihninde duvarlar olmamalı

    Yılmaz, bir dizi programlara katılmak için geldiği Konya’da, ilk olarak Valiliği ziyaret etti.

    Burada Vali İbrahim Akın’dan kentte yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alan Yılmaz’a, AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen, AK Parti Konya milletvekilleri Ünal Karaman, Hasan Ekici, Meryem Göka, Ziya Altunyaldız ile merkez ilçe belediye başkanları eşlik etti.

    Cevdet Yılmaz, daha sonra Necmettin Erbakan Üniversitesi’nin 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni’ne katıldı.

    Üniversitenin Ahmet Keleşoğlu Yerleşkesi Nezahat Keleşoğlu Konferans Salonu’nda düzenlenen açılış töreninde konuşan Yılmaz, bilgi çağında değişimin tarihte görülmemiş bir hız ve ölçüye ulaştığını söyledi.

    Bilimsel keşiflerin kısa sürede teknolojiye, teknolojik gelişmelerin ise üretim süreçlerinde köklü dönüşümlere yol açabildiğini ifade eden Yılmaz, bu dönüşümlerin ülkeler arasındaki ekonomik dengeleri de etkilediğini dile getirdi.

    Yılmaz, dünyada jeopolitik gerilimlerin, risklerin ve belirsizliklerin arttığı bir dönemden geçildiğine işaret ederek, güç dengelerinin yeniden şekillendiği bu süreçte bilimsel ve beşeri kapasite ile bilgiyi ekonomik ve toplumsal değere dönüştürme becerisinin öne çıktığını vurguladı.

    “Üniversiteler aynı zamanda birer kalkınma kurumudur”

    Üniversitelerin yalnızca eğitim ve araştırma kurumları olmadığına dikkati çeken Yılmaz, şöyle konuştu:

    “Üniversiteler aynı zamanda birer kalkınma kurumudur. İçinde bulunduğu toplumu dönüştürmeyen bir üniversite, gerçek anlamda üniversite rolünü icra edemiyor demektir. Bir üniversite hangi alanla ilgili olursa olsun etrafındaki şehre, topluma açık bir sistem oluşturamıyorsa tam anlamıyla görevini icra edemiyor demektir. Bu noktada da hep şunun altını çizmek istiyorum. Üniversitelerin etrafında fiziki duvarlar olabilir. Hani şartlar gerektiriyorsa onunla ilgili bir problemim yok ama üniversitenin zihninde duvarlar olmamalı. Etrafını zihinsel duvarlarla kapatmış bir üniversitenin, içinde bulunduğu topluma çok büyük bir faydası olamaz. Üniversite açık bir sistem olmak durumunda. Sanayiciyle, çiftçiyle, yerel yönetimle, sivil toplumla etrafında kim varsa bu kesimlerle, paydaşlarla bir araya gelebilen, onlarla birlikte sorun tarif eden, sorunları çözmek için kapasitesini devreye sokan bir üniversite çok kıymetli.”

    Yılmaz: Üniversitelerin zihninde duvarlar olmamalı

    “Bilimi, teknolojiyi erdemle, ahlakla, merhametle, hukukla buluşturmadığınız sürece bunun bir anlamı yok”

    Cevdet Yılmaz, hikmet, marifet, ahlak ve insani değerlerle buluşturma boyutunun da önemli olduğunun altını çizdi.

    Bilim ve teknolojide ilerlemenin tek başına yeterli olmadığını dile getiren Yılmaz, şunları kaydetti:

    “Bilimi, teknolojiyi erdemle, ahlakla, merhametle, hukukla buluşturmadığınız sürece bunun bir anlamı yok. Üniversitenin de burada bir pozisyonunun olması lazım. Gazze’de yaşananları hep birlikte görüyoruz. O zulmü işleyenlerin bir eğitim, teknoloji, bilim problemi yok. Maalesef insanlık tarihinin en ağır suçlarını işleyebiliyorlar. Bir soykırımdan bahsediyoruz. Dolayısıyla üniversitelerin duruşu bu anlamda çok önemli. Bu çerçevede dini, etnik yapısı, milliyeti ne olursa olsun dünyanın neresinde olursa olsun Gazze’deki zulümlere karşı çıkan, karşı koyan tüm üniversiteleri, üniversite mensuplarını ve öğrencilerini Necmettin Erbakan Üniversitesi’nden selamlıyorum.”

    “Konya’nın sanayisi daha katma değerli hale gelmeli”

    Yılmaz, Konya’nın geçmişte tarımıyla öne çıkan önemli bir merkez olduğunu, kentin son yıllarda sanayi alanında da önemli ilerlemeler kaydettiğini aktardı.

    Konya’nın 4 milyar doları aşan ihracatı bulunduğunu ifade eden Yılmaz, kentin sanayi potansiyelinin daha da geliştirilmesi gerektiğini dile getirdi.

    Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, savunma sanayisi, sağlık endüstrileri, enerji ve ulaştırma ekipmanları gibi alanlarda daha katma değerli üretime yönelmenin önemine dikkati çekerek, yeşil ve dijital dönüşümün yakalanması gerektiğini vurguladı.

    Yılmaz, gerçek kalkınmanın, bilginin kitaplarda kalmayıp üretime, gençlerin hayallerine ve toplumun refahına katkı sunduğu zaman başladığını ifade etti.

    Türkiye’de üniversitelerin yaygınlaştırılmasının ve bu kurumlara yapılan yatırımların, toplumun refahına ve ülkenin gelişimine katkı sağlaması amacı taşıdığının altını çizen Yılmaz, “Bu dönem, Sayın Cumhurbaşkanı, 81 vilayette üniversite kurduysa bu sistemi geliştirdiyse ve bütçemizden, vatandaştan topladığımız vergilerle buralara bu kadar ciddi yatırımlar yaptıysak bunun elbette topluma geri dönmesini istiyoruz. Vatandaşımıza refah olarak, daha güçlü bir Türkiye olarak geri dönmesini istiyoruz. Bütün bunların gerçek patronu vatandaşımız, milletimiz, insanımız. Onun kaynaklarıyla oluyor.” ifadesini kullandı

    Yılmaz, bu yatırımların meyvelerini verdiğini, Necmettin Erbakan Üniversitesi’nin kısa sayılabilecek kuruluş geçmişine rağmen dünyayla rekabet eden bir üniversite haline geldiğini bildirdi.

    Yılmaz: Üniversitelerin zihninde duvarlar olmamalı

    “Yeni nesil üniversitelerimizle daha açık sistem üniversitelerimizle Türkiye, dünyada çok daha farklı bir yere gelecek”

    Eğitim yatırımlarının sonuçlarının uzun vadede ortaya çıktığını anlatan Yılmaz, şöyle devam etti:

    “İnşallah yeni nesil üniversitelerimizle daha açık sistem üniversitelerimizle Türkiye, dünyada çok daha farklı bir yere gelecek. Eğitimde de son dönemlerde güzel haberler alıyoruz. OECD’nin yaptığı ‘PISA’ diye bir test var biliyorsunuz. Burada bütün ülkelere gidip ölçüyorlar. Fende, matematikte, dil ve okuma becerilerinde çocukların durumu nasıl’ diye. Bu üç eksenli bir test yapıyorlar. Son yapılan testlerde Türkiye, OECD ülkeleri arasında her 3 alanda da puanını çok ciddi şekilde arttırabilen tek ülke oldu. Hepimiz iftihar ediyoruz bununla. Burada tabii mevcut Milli Eğitim Bakanımızı, ekibini tebrik ediyoruz ama bir taraftan da şunu vurgulamamız lazım. Bu işler bir anda olmuyor. Son 22-23 yılın bir birikimi var burada.”

    “İnsan odaklı bir kalkınma anlayışına sahibiz”

    Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidara geldiği günden bugüne Milli Eğitimi bütçede bir numaralı hale getirdiğini anımsatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bugün 1 milyonu aşkın öğretmenimiz, yüz binlerce yeni yaptığımız dersliğimiz, okullardaki teknoloji kullanımı, müfredatımız, birçok yeniliklerle Türkiye, bugün hakikaten çok önemli bir yere geldi. Bugün anasınıfında yaptığınız bir değişikliğin, iş gücü piyasalarına yansıması en az 20 yılı alır her halde. Eğitim öyle bir alan. Gerçek anlamda kalkınma da bu. İnsan odaklı bir kalkınma anlayışına sahibiz. Bir nesli iyi eğittiğiniz zaman, bir nesli nitelikli hale getirdiğiniz zaman o nesil kendini yeniden üretiyor. Nesiller boyu bir etki oluşturuyorsunuz. Kötüleştiğinde de tersine maalesef bir etki var. Dolayısıyla insan yetiştirme meselesi en kritik mesele. Bunu bir defa başarırsanız bu uzun bir süre kendini yeniden üreterek nesilden nesle aktarılarak devam ediyor ve Türkiye son çeyrek asırda bunu fazlasıyla başardı. Bunun etkilerini inşallah nesiller boyu göreceğiz. Bu kritik ilerlemeye liderlik yapan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve tüm emeği geçenlere huzurunuzda milletimiz adına şükranlar sunuyorum.”>>>AA

  • Öğrencilere yeni eğitim döneminde uyku düzeni uyarısı

    Öğrencilere yeni eğitim döneminde uyku düzeni uyarısı

    Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Levent Öztürk, yaz tatilinde geç yatıp geç kalkmaya alışan öğrencilerin yeni eğitim döneminde uyku düzenlerini kademeli olarak değiştirmeleri gerektiğini belirterek, yeterli uykunun öğrenme ve akademik başarı açısından önemli olduğunu söyledi.

    Öztürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaz döneminde öğrencilerin genellikle geç yatıp geç kalktığını, okulların açılmasıyla erken kalkmanın sorun haline gelebildiğini belirtti.

    Uyku düzeninin okullar açılmadan önce değiştirilmesi gerektiğini ifade eden Öztürk, öğrencilerin kademeli şekilde erken yatmaya ve erken kalkmaya alıştırılması gerektiğini dile getirdi.

    Hafta sonu geç yatıp geç kalkmış bir öğrencinin pazar akşamı bir anda erken yatırılmaya çalışılmasının biyolojik açıdan zorluk oluşturabileceğine dikkati çeken Öztürk, şöyle konuştu:

    “Uyku düzenini bir anda değiştirmek yerine kademeli bir geçiş yapmak gerekiyor. Okullar açılmadan yaklaşık bir hafta önce yatış ve kalkış saatlerini aşamalı olarak erkene çekmek daha doğru olur. Öğrencinin ihtiyaç duyduğu uykuyu mutlaka alması lazım.”

    Öztürk, uyku ihtiyacının yaş gruplarına göre değiştiğini, özellikle ortaokul döneminde 9 ila 11 saat, lise döneminde ise yaklaşık 8-9 saat uykuya ihtiyaç duyulabildiğini anlattı.

    Yeterli uyku alınmadığında öğrenme süreçlerinin olumsuz etkilenebileceğini belirten Öztürk, uyku eksikliğinin öğrencinin psikolojik durumunu da etkileyebileceğini kaydetti.

    Yeterli uykunun öğrencinin çalışma verimini ve öğrendiklerini hatırlama oranını artırdığını vurgulayan Öztürk, şunları söyledi:

    “Uykudan fedakarlık edilmez. Uyku, öğrenme sürecinin önemli bir parçasıdır. Hafta içinde az uyuyup hafta sonu daha uzun uyuyarak bunu telafi etmeye çalışmak doğru değil. Daha uzun uyumak kişiyi daha fazla dinlendirmiyor. Uyku süresi uzadıkça, hızlı göz hareketlerinin görüldüğü REM uykusu dediğimiz dönem artıyor. Bu dönemde beyin uyanıklık kadar aktif çalışıyor ve enerji harcıyor. Dolayısıyla olağan uyku süresini uzatmak, aksine daha fazla yorgunluğa yol açabiliyor.”

    Uyku öncesi elektronik cihaz uyarısı

    İyi bir uyku için hazırlık dönemi oluşturulması gerektiğini belirten Öztürk, özellikle uyku öncesindeki son 1-2 saatte telefon, tablet, bilgisayar ve televizyon gibi elektronik cihazlardan uzak durulmasını önerdi.

    Yatak odasında da bu tür cihazların bulundurulmamasının faydalı olacağını ifade eden Öztürk, biyolojik saatin çevreden gelen uyarılarla kendisini yenilediğini, bunların en önemlilerinden birinin ışık olduğunu söyledi.

    Parlak ışığın uyku için önemli olan melatonin hormonunun salgılanmasını baskıladığını anlatan Öztürk, öğrencilerin uyku öncesinde loş bir ortama geçmeleri gerektiğini dile getirdi.

    Öztürk, uykuya geçişi kolaylaştırmak amacıyla kişisel bakım yapmak, rahat kıyafetler giymek ve ders dışı kısa okumalar yapmak gibi uyku öncesi ritüeller oluşturulabileceğini kaydetti.

    “İdeal olan sabit bir uyku-uyanıklık döngüsünü korumaktır”

    Hafta içi ve hafta sonu farklı uyku düzenlerinin “sosyal jetlag” olarak adlandırılan duruma yol açabileceğini belirten Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İdeal olan, hafta içi ve hafta sonu ayrımı yapmadan sabit bir uyku-uyanıklık saat döngüsünü korumaktır. Hafta içi erken yatıp erken kalkarken hafta sonu geç yatıp geç kalkılması uyku döneminde bir kaymaya neden oluyor. Öğrenciler mümkün olduğunca uyku düzenlerini bozmasınlar. Özellikle uyku öncesindeki son bir saatte telefon, tablet, bilgisayar ve televizyon gibi elektronik cihazların yaydığı ışıktan uzak dursunlar.”

    Prof. Dr. Levent Öztürk, kafeinli içecekler, enerji içecekleri ve kolanın da uyku düzenini olumsuz etkileyebileceğini sözlerine ekledi.>>>AA

  • Milli Eğitim Bakanı Tekin’den yeni eğitim öğretim yılı mesajı

    Milli Eğitim Bakanı Tekin’den yeni eğitim öğretim yılı mesajı

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2026-2027 eğitim öğretim yılının başlayacak olması dolayısıyla mesaj yayımladı.

    Her yeni eğitim öğretim yılının çocuklar için gelişime ve dönüşüme açılan bir kapı olduğunu belirten Tekin, bunun, kendileri için ise Türk milletinin yarınlarına dair taşıdığı büyük mesuliyetin yeniden yapılanması olduğunu kaydetti.

    Milyonlarca öğrencinin okul kapılarından içeri adım atarken duyduğu heyecanı paylaştığını aktaran Tekin, öğretmenlerin emeği, ailelerin desteği ve devletin imkanlarıyla yeni bir yıla başladıklarını vurguladı.

    Yeni eğitim öğretim yılının hayırlı olmasını dileyen Tekin, şunları kaydetti:

    “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile üçüncü eğitim öğretim yılına girerken geride bıraktığımız iki yılın tecrübesini de yanımıza alıyoruz. Modelimizin merkezinde yer alan ‘yetkin ve erdemli insan’ anlayışı, eğitime bakışımızın istikametini tayin ediyor. Çocuklarımızın edindiği bilgiyle ne yaptığı, nasıl düşündüğü, hangi değerleri benimsediği ve nasıl bir şahsiyet geliştirdiğine odaklanıyoruz. Matematiğin kazandırdığı muhakemenin, tarihin verdiği şuurun, edebiyatın incelttiği idrakin, bilimin açtığı imkanların çocuklarımızın hayatında bir karşılık bulmasını arzu ediyoruz. Bilginin şahsiyete ve hayata intikalini sağlamak, maarifin en esaslı meselelerinden biridir.”

    “Yenilenen dijital eğitim imkanlarını hizmetinize sunuyoruz”

    Bakan Tekin, okulun, öğrencilerin merak edeceği, soracağı, araştıracağı, yanılacağı, yeniden deneyeceği, kabiliyetlerini keşfederken kendilerini de tanıyacağı bir yuva olduğunu hatırlatarak, öğrencilerden, öğrendikleri her yeni bilgiyi hayatla buluşturmalarını, karşılaştıkları meseleler üzerinde düşünmelerini, kendi hükümlerini verebilmelerini ve verdikleri kararların mesuliyetini taşımalarını beklediklerini bildirdi.

    Bu yıl öğrencilerin okul hayatlarında oyuna daha fazla yer açtıklarının altını çizen Tekin, öğrencilerin, “Maarifin Kalbinde Oyun” anlayışıyla geleneksel oyunları yeniden hatırlayacaklarını, arkadaşlarının yüzüne bakarak konuşmalarının, birlikte hareket etmelerinin, paylaşmalarının, beklemelerinin, kazanmalarının ve kaybetmelerinin hayatın kıymetli dersleri arasında bulunduğunu yaşayarak öğreneceklerini belirtti.

    Öğrencilerin içinde yaşadıkları dünyanın daha önce hiçbir neslin sahip olmadığı imkanlar sunduğuna işaret eden Tekin, şunları kaydetti:

    “Teknolojiye ulaşmak kolaylaşıyor, bilgi çoğalıyor, yapay zeka hayatımızın pek çok alanını değiştiriyor. Böylesi bir dünyada asıl maharet, teknolojiyi kullanabilmenin yanında ona istikamet verebilecek iradeye sahip olmaktır. Doğru bilgiyi yanlıştan ayırabilmenizi, dijital dünyada mahremiyetinizi korumanızı, gerektiğinde ekranı kapatıp kendi zamanınıza hükmedebilmenizi önemsiyoruz. Yenilenen EBA, MEBİ, DİLİM ve diğer dijital eğitim imkanlarımızı da bu anlayışla sizlerin hizmetine sunuyoruz.”

    “Okul ile aile arasındaki irtibatı daima canlı tutalım”

    Bakan Tekin, öğrencilerin öğretmenlerinden derslerinin bilgisini öğrenirken, insanlara nasıl davranılacağını, emeğe nasıl kıymet verileceğini, adaletin, nezaketin ve vakar sahibi olmanın ne anlama geldiğini de gördüklerini belirtti.

    Mesajında, öğretmenlere yönelik “Bakanlık olarak mesleğinizi huzur ve güven içinde icra edebilmeniz, mesleki müktesebatınızı geliştirebilmeniz ve emeğinizin hak ettiği itibarı görmesi için çalışmaya devam edeceğiz.” ifadesini kullanan Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Öğretmen Eğitimi paketleriyle uygulamada müşterek bir anlayışı güçlendireceklerini, öğretmenlerden gelen değerlendirmeleri eğitim politikalarının kıymetli bir parçası olarak görmeyi sürdüreceklerini vurguladı.

    Tekin, çocuğun yetişmesinde aile ile okulun birbirini anlaması, birbirine güvenmesi ve aynı gaye etrafında buluşmasının büyük önem taşıdığının altını çizdi.

    Öğretmenlerin mesleki birikimi ile velilerin çocuklarına dair bilgisi ve dikkati bir araya geldiğinde, çocukların gelişimini daha yakından takip edebilecekleri güçlü bir zemin oluşacağına işaret eden Tekin, bu ilişkinin karşılıklı hürmet gözeterek sürdürülmesini son derece kıymetli bulduklarını vurguladı.

    Çocukların eğitim yolculuğunda güçlü bir iletişim, dayanışma ve işbirliği içinde hareket etmeyi önemsediklerini belirten Tekin, şunları kaydetti:

    “Bu eğitim öğretim yılında da evlatlarımızın gelişimini gelin, beraber takip edelim, ihtiyaçlarını zamanında fark edelim, okul ile aile arasındaki irtibatı daima canlı tutalım. Çocuklarımızın iyiliği ve geleceği için aynı istikamette yürümeye devam edelim. Her bir evladımızın bu yılın sonunda okula başladığı günden daha bilgili, daha meraklı, daha mahir ve müşfik bir şahsiyet olarak yoluna devam etmesini diliyorum. Rabb’im niyetimizi hayra, gayretimizi berekete vesile kılsın. 2026-2027 eğitim öğretim yılının öğrencilerimize, öğretmenlerimize, ailelerimize ve aziz milletimize hayırlar getirmesini diliyor, bütün maarif ailemizi sevgi ve muhabbetle selamlıyorum.”>>>AA

  • Yeni eğitim öğretim yılının ilk ders zili yarın çalacak

    Yeni eğitim öğretim yılının ilk ders zili yarın çalacak

    Tüm kademelerde yaklaşık 17 milyon öğrenci ve 1,2 milyon öğretmen için yeni eğitim öğretim yılı yarın başlıyor.

    Kademeli olarak 2024-2025 eğitim öğretim yılında başlatılan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”nin öğretim programları, bu yıl ana sınıfı ve uygulama sınıflarında, ilkokul 1, 2 ve 3, ortaokul 5, 6 ve 7, ortaöğretim hazırlık ve 9, 10 ile 11’inci sınıflarda uygulanacak.

    Okul öncesi, ilkokul 1’inci ve ortaokul 5’inci sınıf öğrencilerinin okula uyum süreçlerini desteklemek ve ailelerin eğitim sürecine etkin katılımını sağlamak amacıyla 7-11 Eylül tarihleri arasında “uyum eğitimleri” düzenlendi.

    Bakanlıkça, okullarda ilk hafta Gazze’de yaşananlara yönelik duyarlılık oluşturmak amacıyla “Uçurtmalar Vurulmasın, Gökyüzü Çocuklara Kalsın” etkinlikleri düzenlenecek.

    Etkinlikler, “Çocuklar Oyun Oynamalıdır”, “Çocuklar Güven İçinde Büyümelidir”, “Eğitim Her Çocuğun Hakkıdır” ve “Hiçbir Çocuk Geride Bırakılmamalıdır” olmak üzere 4 tema çerçevesinde gerçekleştirilecek.

    Bu kapsamda çocukların oyun oynama, güven içinde büyüme, eğitim görme ve ayrım gözetilmeksizin sahip oldukları temel haklar çeşitli çalışmalarla ele alınacak. “Uçurtma tasarımları, resim ve sergi çalışmaları, Gazze’deki çocuklara yönelik mesajlar, barış, güvenlik, dayanışma ve eğitim hakkını” konu alan etkinlikler gibi çeşitli çalışmalar yapılacak.

    Valiliklerin koordinesinde, öğrencilerin güvenli katılımına uygun olarak il merkezlerinde belirlenecek alanlarda 18 Eylül’e kadar gerçekleştirilecek etkinliklere velilerin katılımları da teşvik edilecek.

    Ücretsiz ders kitapları hazır

    Bu yıl okul öncesi için 10, ilköğretim için 420, ortaöğretim için 340, özel eğitim için 210 ve mesleki eğitim için 1045 olmak üzere toplam 2 bin 25 farklı dersten oluşan 283 milyon 354 bin 674 ders kitabı öğrenciler için hazır hale getirildi.

    Bununla birlikte, ülke genelinde uygulama birliği sağlamak, öğretmenlere etkin kaynaklar sunmak ve okul-aile-çocuk etkileşimini güçlendirmek amacıyla okul öncesi eğitime başlayacak çocuklar ile birinci sınıf öğrencilerine yönelik “Çocuğumla Okula İlk Adım Defteri” ile temel eğitim ve ortaöğretim kademelerine yönelik “Hakan ile Bilge’nin Türk Dünyası Yolculuğu” ile “Türk Dünyası Kültür Atlası: Bilge ve Hakan’ın Zamanı Aşan Yolculuğu” materyalleri de ilk kez hazırlandı.

    Velilerin randevusuz ziyaretlerine izin verilmeyecek

    Bakanlıkça, bu yıl eğitim öğretimde yapılacak iş ve işlemlere ilişkin tüm illere genelge gönderilmiş, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun ile ortaya konulan milli duruş, Bakanlığın tavizsiz en temel önceliklerinden biri ve eğitim ve öğretim süreçlerinin ana hedeflerinden biri olarak yer almıştı.

    Bu kapsamda Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin bütüncül ruhuna uygun olarak öğrencilerin hiçbir ayrım gözetilmeksizin, anayasal vatandaşlık anlayışı ve eşitlik ilkesi temelinde, milli birlik ve beraberliğe, vatana ve kardeşlik hukukuna sahip çıkacak bilinçle yetiştirilmeleri sağlanacak. Bu amaç doğrultusunda 2026-2027 eğitim ve öğretim yılının ilk haftası ve yıl boyunca Bakanlık tarafından hazırlanan uygulama kılavuzları doğrultusunda etkinlikler düzenlenecek.

    Genelgeye göre, il ve ilçe yürütme kurulları, eğitim öğretim yılı başında toplanarak görev ve sorumlulukları, okul ve çevresine yönelik olası riskleri gözden geçirecek ve planlamalar yapacak.

    Okul ortamlarında giriş-çıkışlar kontrollü sağlanacak, yaya ve araç trafiği ayrılacak, kör noktalar aydınlatılacak, acil durumlarda hızlı ve güvenli tahliyeyi sağlayacak bakım ve onarım çalışmaları tamamlanacak.

    Okulun ve öğrencilerin güvenliğini tehdit edebilecek hususlara ilişkin ihbar ve şikayetler değerlendirilerek önlem alınacak.

    Okullarda cep telefonu kullanılmayacak

    Olumsuz davranışların fiil ve suça dönüşmesini engellemek üzere ilgili kurumlarla eş güdüm halinde tüm koruyucu ve önleyici tedbirler hayata geçirilecek, bu hususta en ufak bir idari zafiyete veya ihmale müsaade edilmeyecek.

    Veli görüşmeleri, ülke genelinde yalnızca “Okul Randevu Sistemi” üzerinden planlanarak yürütülecek. Velilerin randevusuz ziyaretlerine ve öğrencinin velisi veya vasisi olmayan kişilerin okula girişine izin verilmeyecek.

    Öğrencilerin dijital imkanlardan doğru şekilde yararlanmasına yönelik rehberlik çalışmalarına ağırlık verilerek, dijital bağımlılığa neden olan etkenlere yönelik farkındalıkları artırılacak.

    Öğrencilerin sınıf içinde cep telefonu bulundurmamalarına ilişkin uygulamaya devam edilecek ve öğretmenler de sınıf içinde cep telefonu kullanmayacak.

    “Maarifin Kalbinde Oyun” teması esas alınacak

    2026-2027 eğitim ve öğretim yılında, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin bütüncül eğitim anlayışı doğrultusunda “Maarifin Kalbinde Oyun” teması esas alınacak.

    Oyunun, çocuğun öğrenme, gelişim, sosyalleşme, üretme ve kendini ifade etme süreçlerinin ayrılmaz bir parçası olduğu anlayışıyla yaş ve gelişim özelliklerine uygun, güvenli ve kapsayıcı oyun etkinliklerine ve geleneksel çocuk oyunlarına eğitim süreçlerinde yer verilecek.

    Bu çerçevede yapılacak planlama ve uygulamalar, “Milli Eğitim Bakanlığı Oyun Politika Belgesi” ilke ve esaslarına uygun şekilde yürütülecek.

    İlk ara tatil 16-20 Kasım’da

    Yeni eğitim ve öğretim yılında birinci dönem ara tatili 16 Kasım Pazartesi başlayacak ve 20 Kasım Cuma günü sona erecek.

    Yarıyıl tatili 25 Ocak 2027 Pazartesi günü başlayıp 5 Şubat Cuma günü tamamlanacak. İkinci dönemin ilk zili ise 8 Şubat Pazartesi çalacak.

    İkinci dönemin ara tatili 8 Mart Pazartesi günü başlayacak ve 12 Mart Cuma günü sona erecek.

    Öğretmenlerin yıl sonu mesleki çalışmaları 28-30 Haziran tarihlerinde yapılacak.

    2026-2027 eğitim ve öğretim yılı, 25 Haziran Cuma günü tamamlanacak.>>>AA

  • YÖK, üniversitelerde haftanın öne çıkan çalışmalarını paylaştı

    YÖK, üniversitelerde haftanın öne çıkan çalışmalarını paylaştı

    YÖK’ten yapılan açıklamaya göre, Başkent Üniversitesi öğrencilerince geliştirilen yapay zeka destekli “yüz tanımalı otonom güvenlik devriye dronu”, önceden tanımlanan alanlarda otonom devriye gerçekleştirerek nesne, insan ve yüz tanıma işlemlerini gerçek zamanlı yapabiliyor. Sistem, yetkisiz kişi tespit edildiğinde mobil uygulamaya anlık bildirim, konum bilgisi ve canlı görüntü aktarabiliyor.

    Yıldız Teknik Üniversitesi CASMarine Takımı da yüzde 80 yerlilik oranına ulaşan yapay zeka destekli otonom su altı aracı “Velaryon 2.0” ile Norveç’te düzenlenen TAC Challenge 2026’da dünya üçüncüsü oldu.

    Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesinde (ISUBÜ) domates üretiminde ciddi kayıplara yol açan ToBRFV’ye karşı geliştirilen nanoteknoloji ve RNA temelli “Nanorugose” biyopreparatı, laboratuvar ve sera denemelerinde tek uygulama sonrasında virüs miktarını yaklaşık 100 kat azalttı ve hastalık belirtilerini önemli ölçüde hafifletti.

    Boğaziçi Üniversitesinde beynin motivasyonel ve duygusal davranışları nasıl zıt yönlerde şekillendirdiğini ortaya koyan araştırma ise “Journal of Neuroscience” dergisinde yayımlanarak derginin kapak görseli olarak seçildi.

    Sabancı Üniversitesi, İstanbul Gedik Üniversitesi, Inovent AŞ ve GearUP işbirliğinde, Finlandiya’da düzenlenecek NORDEEP 2026 kapsamında çalışma yürütecek.

    Bartın Üniversitesi (BARÜ) de eğitim, araştırma ve kurumsal süreçlerde yapay zekadan güvenli ve sürdürülebilir biçimde yararlanılması amacıyla “BARÜ AI” platformunu kullanıma sundu.

  • PISA 2025 raporunda Türkiye vurgusu

    PISA 2025 raporunda Türkiye vurgusu

    Milli Eğitim Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) tarafından yayımlanan PISA 2025 Uluslararası Raporu’nda Türkiye’nin, ilerlemenin ne kadar hızlı gerçekleşebileceğini ortaya koyan bir performans sergilediği vurgulandı.

    Raporda, bunun, üç yıldan fazla ek öğrenme süresine eş değer bir kazanım anlamına geldiği ifade edildİ.

    OECD tarafından uygulanan PISA 2025 araştırmasının sonuçları, Slovakya’nın başkenti Bratislava’da 8 Eylül’de Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in katıldığı toplantıyla açıklandı. Türkiye, fen bilimleri, matematik ve okuma becerisi alanlarının tümünde hem puanını hem de sıralamasını yükselterek önemli bir başarıya imza attı.

    Türkiye’nin tarihi başarısına OECD tarafından yayımlanan PISA 2025 Uluslararası Raporu’nda da yer verilerek, raporun sunuş ve ön söz bölümlerinde “Türkiye” vurgusu dikkati çekti.

    PISA 2025 Uluslararası Raporu’nun sunuş bölümünde, 90’dan fazla ülkeden yüz binlerce 15 yaşındaki öğrencinin, küresel PISA sınavında soruları yanıtladıkları belirtildi.

    Raporda, PISA’nın öğrenci öğrenme çıktılarına ilişkin ölçümlerinin, okul sistemlerinin kalitesi ve etkililiğine dair en güvenilir ölçütlerden, dolayısıyla ekonomilerin ve toplumların uzun vadeli başarısının en güçlü göstergelerinden biri olduğu vurgulandı.

    PISA’nın hedefinin her zaman nelerin mümkün olduğuna ilişkin beklentileri yükseltmek olduğu kaydedilen sunuş bölümünde, “Temel fikir oldukça basitti: Gençlerin neleri bildiğini ve neleri yapabildiğini, uluslararası düzeyde üzerinde uzlaşılmış bir ölçüt kullanarak değerlendirmek; performansın neden farklılaştığını anlamak için bu sonuçları öğrencilerden, öğretmenlerden, okullardan ve velilerden elde edilen verilerle ilişkilendirmek; ardından da karşılaştırmayı gelişimi sağlayan bir güce dönüştürmek.” ifadelerine yer verildi.

    “PISA bir pusula işlevi görüyor”

    Bir ülkenin başarılı olduğunda, bunun diğer ülkeler için bir referans noktası haline geldiğine dikkati çekilen raporda, politika yapıcıların, “Onlar neyi farklı yapıyor ve biz bundan ne öğrenebiliriz?” diye sormaya başladıklarına işaret edildi.

    Bu anlamda PISA’nın bir sıralama tablosu olmadığı bir pusula işlevi gördüğü kaydedilen raporun sunuş bölümünde, Türkiye’ye ilişkin şu ifadeler kullanıldı:

    “Türkiye, ilerlemenin ne kadar hızlı gerçekleşebileceğini ortaya koydu ve 10 yıl içinde fen bilimleri performansını yaklaşık 70 PISA puanı yükseltti. Bu, üç yıldan fazla ek öğrenme süresine eş değer bir kazanım anlamına geliyor.”

    Türkiye, PISA 2025'te OECD ülkeleri arasında puanını en fazla artıran ülke oldu

    760 binden fazla öğrenci katıldı

    Raporun ön söz bölümünde ise 2025’te, 91 ülke ve ekonomiden yaklaşık 33 milyon 15 yaşındaki öğrenciyi temsil eden 760 binden fazla öğrencinin PISA değerlendirmesine katıldığı bildirildi.

    PISA 2022’de kaydedilen benzeri görülmemiş performans düşüşünün ardından, birçok ülkede öğrenme sonuçlarının büyük ölçüde durgunlaştığı veya düşmeye devam ettiğine işaret edilen raporda, OECD genelinde, 15 yaşındaki öğrencilerin yüzde 20’sinin üç dersin tamamında düşük performans gösterdiği belirtildi.

    “Yüksek performans ve daha kapsayıcı sonuçların birlikte ilerleyebileceğini de göstermiştir”

    Bazı ülkelerin, bu eğilimin dışında kaldığına vurgu yapılan raporda, OECD üyesi ülkeler arasında Kosta Rika, Slovakya, Türkiye ve Birleşik Krallık’ta fen bilimleri alanı puanlarının yükseldiği, OECD üyesi olmayan ülkeler arasında ise Kamboçya, El Salvador, Gürcistan, Ürdün, Moğolistan, Karadağ, Filipinler, Suudi Arabistan, Tayland, Birleşik Arap Emirlikleri, Uruguay ve Özbekistan’da puanların arttığı tespitine yer verildi.

    Raporun ön söz bölümünde, şunlar kaydedildi:

    “Birçok ülke, daha yüksek performans ve daha kapsayıcı sonuçların birlikte ilerleyebileceğini de göstermiştir. Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Karadağ, Katar ve Slovakya, düşük performans gösteren öğrencilerin oranını azaltırken, en iyi performans gösteren öğrencilerin oranını artırmıştır.”

    Yapay zeka konusunda değerlendirmelerin de yapıldığı ön söz bölümünde, yapay zekanın sınıf ortamının bir parçası haline geldikçe, geri bildirim ve kişiselleştirilmiş uygulama için hedefli bir şekilde kullanılması gerektiğinin altı çizildi.

    “Yapay zeka, öğrencilerin çaba gerektiren öğrenme süreçlerine katkıda bulunmalı, onu değiştirmemelidir” tespitine de yer verilen raporda, politika yapıcıların, ortaya konulan bu kanıtlardan yararlanarak öğrencileri hızla değişen bir dünyada başarılı olmaları için gereken bilgi ve becerilerle donatan etkili eğitim sistemleri kurabilecekleri kaydedildi.

  • Uzmanlardan velilere okula uyum sürecinde “sakin ve kararlı tutum” uyarısı

    Uzmanlardan velilere okula uyum sürecinde “sakin ve kararlı tutum” uyarısı

    İbn Haldun Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sefa Bulut ile psikolog Dr. Müge Kiremitçi okulun ilk haftalarında yaşanan adaptasyon güçlükleri, ebeveyn tutumları ve dikkat edilmesi gereken noktaları AA muhabirine değerlendirdi.

    Milli Eğitim Bakanlığınca uygulanan okula uyum ve oryantasyon haftasının çocukların psikolojik gelişimi açısından kritik bir rol oynadığını belirten Prof. Dr. Sefa Bulut, sürecin sağlıklı yürütülmesinde velilere büyük görev düştüğünü söyledi.

    Oryantasyon haftasının pedagojik kazanımlarına değinen Bulut, şu değerlendirmede bulundu:

    “Aslında Milli Eğitim Bakanlığının böyle bir uyum ve oryantasyon haftası uygulaması başlatması pedagojik olarak çok yararlı bir şey. Özellikle ilköğretim için önemli bir uygulama. Çocuklar uyum haftasına geldikleri zaman bir kere duygusal ve psikolojik olarak hazırlanıyorlar ve nasıl bir ortamda bulunacaklarını, nerede oturacaklarını, kimlerle iletişim halinde olacaklarını, tuvaletlerin, kafeteryanın, kütüphanenin ve spor salonunun nerede olduğunu öğreniyorlar.”

    “Biz ne kadar üstüne düşersek çocuk zor bir süreç zannediyor”

    Velilerin kendi kaygı ve panik duygularını çocuklara yansıtmaması gerektiğini vurgulayan Bulut, ebeveynlerin sergilemesi gereken tavrı şu sözlerle anlattı:

    “Çocuklar bizim davranışlarımızı, duygularımızı ve yüzümüzü, sözsüz iletişimimizi de okuyorlar. Bizim de heyecan ve panik yapmamamız gerekir, bunun doğal bir süreç olduğunu çocuğa hissettirmemiz gerekir. Çocuğu okula götüreceksek götürüp bırakıp gelmemiz gerekir, orada çok fazla oyalanmamalıyız, çok fazla aşırı duygusal destek olmayalım ve çocuğa aşırı şekilde bağlanmayalım. Bu aynı zamanda çocuğu da bize bağımlı kılıyor. Biz olayı ne kadar abartır, özen gösterir ve üstüne düşer titizlenirsek çocuk da tabii bunu algılıyor ve bunun zor bir süreç olacağını zannediyor, aslında öyle değil.”

    Bunun normal ve doğal bir süreç olduğunu aktaran Bulut, “Herkes bir yere gidiyor uyum sağlıyor, uyum sağlaması gerekir. O yaş grubu için beklenen istenen davranışlar. Bizim kaygımız bir şekilde çocuğa bulaşıyor çocuğa geçiyor biz kendimiz kaygısız olursak normal nötr olursak çok iyi” dedi.

    “Aşırı korumacı olmayalım”

    Okul dönüşünde iletişim dilinin olumlu yönde tutulması ve vedalaşmalarda aşırı korumacı tavırlardan kaçınılması gerektiğini belirten Bulut, şunları kaydetti:

    “Çocuğa ‘günün nasıl geçti, okul nasıl geçti, bugün neler yaptınız, neler öğrendin, kimlerle tanıştın, ne tür aktiviteler yaptın’ diye pozitif tonda sorular sormalıyız, sorular hep pozitif ve yönlendirici olmalı, biz negatif algı ve düşünce içerisinde olmamamız gerekir”

    Bulut, çocukların bu süreçte kaygılanıp sıkılabileceğini belirterek “Çocuğun bu şekilde bizleri manipüle edip aşırı merhamet duygumuzu harekete geçirip bizi ikna etmesine izin vermeyelim. Bu aşırı korumacılık çocuğun bağımsızlık gelişimini engelliyor, çocuğa, ‘Bak çok güzel şeyler olacak, güzel şeyler göreceksin, ben de böyleydim küçükken gibi kendi hatalarımızı paylaştığımız konuşmalar yapabiliriz. Bu çocuk için rahatlatıcı olur” diye konuştu.

    “Çocuklar kolay adapte olurlar, yeter ki ebeveynlerinin gözündeki kaygıyı görmesinler”

    Okula başlama sürecinin çocuk için güvenli ortamından ayrılarak akran ve yetişkinlerle yeni bağlar kurduğu zorlu bir dönem olduğunu belirten psikolog Kiremitçi, adaptasyon sürecinde ebeveyn tutumlarının kritik önem taşıdığını söyledi.

    Uyum sürecindeki ilk tepkilerin gelişimsel olarak doğal karşılanması gerektiğini vurgulayan Kiremitçi, “Özellikle okulun uyum haftasında ve okulda kalış süresinin uzadığı sonraki ilk iki haftada ağlama, ebeveyne yapışma, sınıfa girmek istememe, ‘annem de benimle gelsin’ diye ısrar etme ya da karın ağrısı gibi bedensel yakınmalar belirli ölçüler çerçevesinde gelişimsel olarak normal kabul edilebilir.” dedi.

    Kiremitçi, çocukların ebeveynlerinin kaygılarını beden dili üzerinden kolayca hissettiğini dile getirerek, vedalaşma anlarının dramatikleştirilmemesi gerektiğini ifade etti.

    Kiremitçi, şöyle devam etti:

    “Biz bu noktada ebeveyn olarak verdiğimiz okula başlatma ve okul seçimi ile ilgili kararımıza, öğretmenimize, okulumuza güveneceğiz. En önemlisi çocuğumuza güveneceğiz. Çocuklar aslında sisteme daha kolay adapte olurlar, yeter ki ebeveynlerinin gözündeki kaygıyı, korkuyu görmesinler.”

    “Vedalaşma anında ebeveyn olarak kısa, net, sıcak ve kararlı olmamız gerekir. Çocuğunuz vedalaşmada zorlanıyorsa çocuğunuzun duygusunu kabul edip sınırı korumak önemlidir.”

    “Ödül sistemi uzun vadede çatışmaları artırabilir”

    Velilerin gizlice okuldan ayrılmasının ya da rüşvet teklif etmesinin güven zedeleyici olduğunu aktaran Kiremitçi, şu uyarılarda bulundu:

    “Çocuğun okula gelmek istememesi durumunda ‘okula gidersen çıkışta çikolata alırım, parka götürürüm gibi’ rüşvetler de kısa süreli olumlu etki yaratsa da uzun vadede çocuğun okula uyum sürecini uzatır ve çocuğun okula ve ödevlere içsel motivasyon kazanmasını engeller. Bu ödül sistemi bir süre sonra çocuk tarafından ‘çikolata almazsan okula gitmem’ gibi tehditlere dönüşür ve ebeveyn-çocuk arasında uzun vadede çatışmaların artmasına, öfke ve şiddet davranışlarına yol açabilir.”

    Tepkilerin yalnızca ağlama olarak değil, içe kapanma, alt ıslatma veya öfke patlamaları şeklinde de görülebileceğini belirten Kiremitçi, belirtilerin şiddetlenmesi durumunda uzmana başvurulması gerektiğini ifade etti. Kiremitçi şöyle konuştu:

    “Her sabah yoğun ağlama krizleri yaşanması, okula gitmeyi sürekli reddetmesi, ebeveynden ayrılacağı zaman panik düzeyinde tepki vermesi, okul saatlerinde uzun süre sakinleşememesi, sınıf etkinliklerine katılamaması, sık tekrarlayan karın ağrısı, mide bulantısı ya da baş ağrısı gibi bedensel yakınmalarda belirgin bir azalma olmuyorsa, aksine giderek şiddetleniyorsa, bu kaygı davranışları ev ortamında da görülüyorsa, çocuğun uykularında bozulma oluyorsa burada daha dikkatli olmak ve profesyonel bir desteğe zaman kaybetmeden mutlaka aile olarak başvurmak gerekir.”

    Ebeveyn olarak ev rutinleri oluşturmanın ve istikrarlı olmanın önemine dikkati çeken Kiremitçi, “Ebeveyn olarak sabah kalkıp kendimizi ve çocuğumuzu okula hazırlamamız, okula gidiş, okuldan dönüş, okul dışı spor veya kültürel aktivitelere gidiş-geliş, beslenme, öz bakım, dinlenme, ödev, oyun zamanı ve uyku saatlerine mümkün olduğunca benzer ve istikrarlı bir düzen oluşturmalıyız.” dedi.

    Kiremitçi, çocukla kurulan iletişim dilini düzenlemek gerektiğine vurgu yaparak, “Ebeveyn olarak yaptığımız ilk hata peş peşe cevabı ‘evet, hayır, iyi, yok…’ gibi tek kelimelik cevabı olan sorular sormaktır. Cevap tek kelimede biter ve çocuğunuz sadece “üüüüüfffff” der veya onu bile demez sessizliğe bürünür. Bu yüzden okuldan alır almaz sorgulama yapmayalım, bırakalım biraz rahatlasın.” diye konuştu.

    Günün en değerli paylaşım anının yatak sohbeti olduğunun altını çizen Kiremitçi, “Uyku zamanı geldiğinde gün boyunca konuşmak istemeyen çocuğunuz tam yatak saatinde okulda kendisini zorlayan veya mutlu eden o günün en önemli konularını sizinle paylaşmak ister. Siz de haklısınız o anı kısa tutup ev işlerine ve ertesi günün hazırlıklarına dönmek istemeyebiliriz. Size en büyük tavsiyem, uyku saatini biraz öne çekin ve o anda yapılacak işlerinizi biraz öteleyin. Çocuğunuzun uyku saatini de geciktirmeden ‘yatak sohbetlerinde’ size günü anlatarak rahatlamasına imkan tanıyın” şeklinde konuştu.

    “Öğretmeni tehdit aracı yapmayın”

    Okul dönüşünde çocukların sorgulanmaması ve duygusal paylaşımlar için alan açılması gerektiğini vurgulayan Kiremitçi, ebeveyn-öğretmen ilişkisine dair şu değerlendirmede bulundu:

    “Özellikle şu konuya da değinmek isterim: Ödev konusunda öğretmeni bir tehdit ya da ceza aracı haline getirmemek gerekir. ‘Ödevini yapmazsan öğretmenin kızar’, ‘Öğretmenini ararım’ gibi ifadeler çocuğun öğretmeniyle kuracağı güven ilişkisine zarar verebilir. Öğretmen, çocuğun gözünde korkulacak ya da cezalandıracak bir figür değil, öğrenme sürecinde ona eşlik eden güvenilir bir birey olmalıdır.”>>>AA

  • ÖZYES sonuçları açıklandı mı? 2026 ÖSYM AİS Spor Bilimleri özel yetenek sınavı sonuç sorgulama ekranı

    ÖZYES sonuçları açıklandı mı? 2026 ÖSYM AİS Spor Bilimleri özel yetenek sınavı sonuç sorgulama ekranı

    Üniversitelerin Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulları ile Spor Bilimleri Fakültelerinde eğitim almak isteyen adayların katıldığı 2026 Spor Bilimleri Özel Yetenek Sınavı (ÖZYES) sonuçları için gözler Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezine (ÖSYM) çevrildi.
    15 – 18 Ağustos 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen parkur sınavlarının ardından, ÖSYM takviminde belirtilen ilan günü geldi. Adaylar, spor bilimleri bölümlerine yerleşebilmek için elde ettikleri puanları öğrenmeye hazırlanıyor.

    2026 ÖZYES Sonuçları Açıklandı mı, Saat Kaçta Açıklanacak?

    ÖSYM tarafından yayımlanan resmi 2026 sınav takvimine göre ÖZYES sonuçları 9 Eylül 2026 Çarşamba günü adayların erişimine sunulacak.
    Sonuçların gün içerisinde ÖSYM’nin veri tabanına yüklenerek sistem üzerinden ilan edilmesi bekleniyor. Adaylara ayrıca fiziki bir sonuç belgesi gönderilmeyecektir.

    ÖZYES Sonuçları Nereden ve Nasıl Sorgulanır?

    ÖZYES sınav sonuçları ÖSYM’nin resmi sonuç açıklama adresi ve Aday İşlemleri Sistemi (AİS) üzerinden öğrenilebilecek. Adayların izlemesi gereken adımlar şu şekildedir:
    • ÖSYM Sonuç Sistemine Giriş: sonuc.osym.gov.tr adresine gidin.
    • Kimlik Doğrulama: T.C. Kimlik Numarası ve Aday Şifrenizi girin.
    • Sonuç Ekranı: “2026-ÖZYES Sınav Sonuçları” sekmesine tıklayarak yerleştirme ve sınav puan bilgilerinizi görüntüleyin.
    Adaylar aynı zamanda mobil cihazlarından ÖSYM AİS mobil uygulaması aracılığıyla da T.C. kimlik numaraları ve şifrelerini girerek sınav sonuçlarına ulaşabilirler.

    Tercih ve Kayıt Süreci Nasıl İşleyecek?

    Sınav sonuçlarının erişime açılmasının ardından üniversitelerin spor bilimleri programlarına hak kazanan adaylar için tercih ve kayıt takvimi başlayacak. Bir yükseköğretim programına yerleşmeye hak kazanan adayların kayıt tarihleri ve gerekli belgeler ÖSYM’nin yerleştirme duyurusuyla birlikte ilan edilecektir.
  • Veliler dikkat: Uyum haftasında idari izin düzenlemesi geldi

    Veliler dikkat: Uyum haftasında idari izin düzenlemesi geldi

    Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Milli Eğitim Bakanlığının “2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” konulu genelgesi doğrultusunda, yeni eğitim öğretim yılında ailelerin çocuklarının okula uyum sürecine daha etkin katılması sağlanacak.

    Uyum eğitimleri ve aile katılım etkinlikleri, Bakanlıkça belirlenen takvim ve program kapsamında, ailelerin sürece aktif katılımı esas alınarak gerçekleştirilecek.

    Bu kapsamda, uyum eğitim programlarından başlayarak ailelerin eğitim sürecine bütüncül bir yaklaşımla etkin katılımının sağlanması ve okul-aile işbirliğinin güçlendirilmesi amaçlanıyor.

    “Ailemle Okul Yolu Programı” yıl boyunca devam edecek

    Aileyi güçlendirecek politikalara yön vermesi amacıyla ilan edilen “Aile ve Nüfus 10 Yılı” çerçevesinde gerçekleştirilecek program kapsamında okul öncesi eğitim, ilkokul 1. sınıf ve ortaokul 5. sınıf öğrenci velilerinin 7-11 Eylül tarihlerindeki uyum haftası eğitimlerine etkin katılımı sağlanacak.

    Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinden kamu kurum ve kuruluşlarına gönderilen yazı doğrultusunda; kamuda çalışan ebeveynlerden biri, talep etmeleri halinde uyum haftası eğitimlerinde öğrencinin kayıtlı olduğu eğitim kurumunun ders saatlerine uygun olarak 3 saati aşmayacak şekilde idari izinli sayılacak.

    Uyum eğitimleriyle başlayacak aile katılımı yalnızca uyum haftasıyla sınırlı kalmayacak. Aile katılımı, gelişim ve rehberlik uygulamaları “Ailemle Okul Yolu Programı” adı altında birbiriyle ilişkilendirilerek eğitim öğretim yılının tamamına yayılacak.>>>AA

  • Dikey Geçiş Sınavı tercihleri başladı mı? Son gün ne zaman?

    Dikey Geçiş Sınavı tercihleri başladı mı? Son gün ne zaman?

    Ön lisans eğitimlerini lisans programlarına tamamlamak isteyen adayların heyecanla beklediği 2026 Dikey Geçiş Sınavı (2026-DGS) tercih süreci resmen başladı. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından yapılan son dakika açıklamasıyla birlikte tercih takvimi ve başvuru esasları netleşti.

    2026 DGS Tercihleri Başladı mı?

    Evet, 2026-DGS tercih işlemleri 27 Ağustos 2026 Perşembe günü saat 10.30 itibarıyla erişime açılmıştır. Adaylar tercihlerini ÖSYM’nin ais.osym.gov.tr adresi üzerinden T.C. Kimlik Numaraları ve aday şifrelerini kullanarak elektronik ortamda yapabilmektedir.

    DGS Tercihleri Ne Zamana Kadar Yapılacak?

    ÖSYM tarafından yayımlanan tercih takvimine göre süreç 7 gün sürecektir:
    • Tercih Başlangıç Tarihi: 27 Ağustos 2026 – Saat 10.30
    • Tercih Bitiş Tarihi: 3 Eylül 2026 – Saat 23.59
    Adayların yerleştirme işlemlerinde mağduriyet yaşamamaları adına tercihlerini 3 Eylül 2026 Perşembe günü saat 23.59’a kadar sistem üzerinden onaylamaları gerekmektedir.

    ÖSYM DGS Tercih Kılavuzu Yayınlandı mı?

    Evet, 2026-DGS Tercih Kılavuzu ve kontenjan tabloları ÖSYM tarafından 27 Ağustos 2026 tarihinde eş zamanlı olarak yayımlanmıştır.

    Tercih Yaparken Dikkat Edilmesi Gerekenler

    1. Tablo-2 İncelemesi: Adayların tercih bildiriminde bulunmadan önce mezun oldukları / olacakları ön lisans alanının hangi lisans programlarına geçiş hakkı tanıdığını gösteren Tablo-2’yi dikkatle incelemesi gerekmektedir. Mezuniyet alanı dışındaki tercihler geçersiz sayılacaktır.
    2. Tercih Hakkı: Adayların toplam 30 tercih hakkı bulunmaktadır. 30 tercihin tamamının doldurulması zorunlu değildir.
    3. Özel Koşullar: Seçilecek lisans programlarının karşısında yer alan özel şart ve koşulların mutlaka kontrol edilmesi önem arz etmektedir.
  • Dikey Geçiş Sınavı tercih işlemleri başladı

    Dikey Geçiş Sınavı tercih işlemleri başladı

    ÖSYM’nin internet sitesindeki duyuruya göre, bugün başlayan tercihler, 3 Eylül’e kadar yapılabilecek.

    Adaylar, tercihlerini bireysel olarak ÖSYM’nin “ais.osym.gov.tr” adresinden T.C. kimlik numaraları ve aday şifreleriyle elektronik ortamda yapabilecek.

    Tercih işlemleri, 3 Eylül saat 23.59’da sona erecek.>>>AA

  • Ortaöğretim KPSS başvuru ne zaman 2026: İşte detaylar

    Ortaöğretim KPSS başvuru ne zaman 2026: İşte detaylar

    Kamu kurumlarında memur olarak görev almak isteyen lise mezunları ile mezun olabilecek durumdaki adayların beklediği 2026 KPSS Ortaöğretim (Lise) başvuru süreci bugün (27 Ağustos 2026) itibarıyla resmen başladı.

    Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) takvimi doğrultusunda adaylar başvurularını dijital ortamda tamamlayabilecek.

    2026 KPSS Ortaöğretim Başvurusu Ne Zaman ve Nasıl Yapılır?

    ÖSYM tarafından yayımlanan kılavuz ve sınav takvimine göre başvuru tarihleri şu şekildedir:

    • Başvuru Tarihleri: 27 Ağustos 2026 – 8 Eylül 2026

    • Geç Başvuru Tarihleri: 15 – 16 Eylül 2026 (Saat 23.59’a kadar)

    Başvuru Adımları:

    Adaylar başvurularını ÖSYM’nin Aday İşlemleri Sistemi (AİS) üzerinden (ais.osym.gov.tr) veya ÖSYM AİS mobil uygulaması aracılığıyla gerçekleştirebilirler. T.C. Kimlik Numarası ve aday şifresi (veya e-Devlet şifresi) ile sisteme giriş yaptıktan sonra “2026-KPSS Ortaöğretim” seçeneği üzerinden eğitim ve kişisel bilgiler onaylanarak işlem tamamlanır.

    2026 KPSS Ortaöğretim Başvuru Ücreti Ne Kadar?

    2026 yılı KPSS Ortaöğretim oturumu için belirlenen sınav ücreti 800 TL‘dir.

    Başvurusunu 15-16 Eylül tarihlerinde geç başvuru gününde tamamlayacak adaylar ise sınav ücretini %50 artırımlı olarak 1.200 TL ödeyecektir. Ödemeler ÖSYM’nin kartlı ödeme sistemi (odeme.osym.gov.tr) veya anlaşmalı bankalar üzerinden yapılabilmektedir.

    2026 KPSS Ortaöğretim Sınav ve Sonuç Takvimi

    • Sınav Tarihi: 25 Ekim 2026 Pazar

    • Sınav Saati ve Süresi: 10.15 (130 dakika)

    • Sonuç Açıklama Tarihi: 19 Kasım 2026

  • KPSS Lisans sınav giriş yerleri sorgulama: Sınav giriş yerleri açıklandı mı?

    KPSS Lisans sınav giriş yerleri sorgulama: Sınav giriş yerleri açıklandı mı?

    Memur adayı yüz binlerce vatandaşın katılım sağlayacağı 2026-KPSS Lisans (Genel Yetenek-Genel Kültür) sınavına kısa bir süre kala heyecan dorukta. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından 6 Eylül 2026 tarihinde düzenlenecek dev sınav öncesinde adaylar sınava girecekleri bina ve salon bilgilerini araştırmayı sürdürüyor.

    2026 KPSS Lisans Sınav Giriş Yerleri Açıklandı mı?

    6 Eylül’de yapılacak 2026-KPSS Lisans sınavı için sınav giriş yerleri henüz ÖSYM tarafından erişime açılmadı.

    ÖSYM’nin sınav uygulama prosedürleri doğrultusunda, adayların sınav giriş belgelerinin 26-28 Ağustos 2026 tarihleri arasında ÖSYM Aday İşlemleri Sistemi (AİS) üzerinden duyurulması bekleniyor.

    KPSS Sınav Giriş Belgesi Nasıl Sorgulanır?

    KPSS sınav giriş yerleri duyurulduğu andan itibaren adaylar belgelerine dijital ortamda erişim sağlayabilecek:

    1. ÖSYM’nin resmi aday işlemleri platformu olan ais.osym.gov.tr adresine gidin.

    2. T.C. Kimlik Numarası ve ÖSYM Aday Şifreniz veya e-Devlet ile Giriş seçeneğini kullanarak sisteme giriş yapın.

    3. Açılan panellerden ilgili “2026-KPSS Lisans Sınava Giriş Belgesi Dökümü” sekmesine tıklayarak belgenizin çıktısını alın.

  • MEB AGS sonuçları: İşte sonuç sorgulama ekranı!

    MEB AGS sonuçları: İşte sonuç sorgulama ekranı!

    Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde öğretmenlik mesleğine adım atmak isteyen binlerce adayın katıldığı MEB Akademi Giriş Sınavı (MEB-AGS) ve Öğretmenlik Alan Bilgisi Testi (ÖABT) sonuçları için kritik güne girildi. 26 Temmuz tarihinde gerçekleştirilen sınavın ardından gözler ÖSYM’den gelecek resmi açıklamaya çevrildi.

    2026 MEB-AGS Sınav Sonuçları Açıklandı mı?

    ÖSYM tarafından yayımlanan 2026 yılı sınav takvimine göre MEB-AGS ve ÖABT değerlendirme süreci tamamlanarak sonuçların 26 Ağustos 2026 Çarşamba (Bugün) açıklanması bekleniyor.

    Sonuçlar henüz sistem üzerinden erişime açılmamış olup, ÖSYM’nin gün içerisinde sonuç açıklama platformu üzerinden ilan etmesi öngörülüyor.

    AGS Sonuçları Nasıl ve Nereden Sorgulanır?

    Sınav sonuçları ilan edildiği andan itibaren adaylar basılı olarak herhangi bir belge almayacak, sonuçlarını dijital ortamda öğrenebilecekler.

    1. ÖSYM’nin resmi sonuç sayfası olan sonuc.osym.gov.tr adresine giriş yapın.

    2. Açılan ekranda ilgili “2026 MEB-AGS / ÖABT Sonuçları” bağlantısına tıklayın.

    3. T.C. Kimlik Numarası ve ÖSYM Aday Şifreniz ile sisteme giriş yaparak puanınızı ve başarı sıralamanızı görüntüleyin.

    Tercih ve Akademi Eğitim Süreci Ne Zaman Başlayacak?

    Sonuçların açıklanmasının ardından adaylar için tercih maratonu başlayacak. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından yayımlanacak tercih kılavuzu doğrultusunda, adayların puanları ve alan başarı sıralamaları dikkate alınarak Akademi eğitimi kontenjan yerleştirmeleri gerçekleştirilecek. Kontenjanlar ve tercih takviminin personel.meb.gov.tr adresi üzerinden duyurulması bekleniyor.

  • KYK yurt başvuruları: 2026-2027 yurt başvurusu ekranı!

    KYK yurt başvuruları: 2026-2027 yurt başvurusu ekranı!

    Gençlik ve Spor Bakanlığı (GSB) Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü (KYGM), milyonlarca üniversite öğrencisinin heyecanla beklediği 2026-2027 akademik yılı KYK yurt başvuru takvimini resmen açıkladı.
    Farklı şehirlerde yükseköğrenim görecek olan öğrenciler için e-Devlet kapısı üzerinden başvuru süreci bugün itibarıyla erişime açıldı.

    KYK Yurt Başvuruları Başladı mı, Saat Kaçta, Ne Zaman Sona Erecek?

    • Başlangıç Tarihi ve Saati: 25 Ağustos 2026 Salı – Saat 10:00 (Başladı)
    • Bitiş Tarihi ve Saati: 29 Ağustos 2026 Cumartesi – Saat 23:59
    • Başvuru Kanalı: e-Devlet Kapısı (turkiye.gov.tr)
    2026-2027 eğitim öğretim döneminde yükseköğretim örgün eğitim programına ilk defa kayıt yaptıran öğrenciler ile 30 Haziran 2026 tarihinden önce kayıtlı olan ara sınıf öğrencileri başvurularını 29 Ağustos saat 23.59’a kadar yapabilecek.

    KYK Yurt Başvurusu Nasıl Yapılır?

    Yurt başvuruları yalnızca e-Devlet platformu üzerinden kabul edilmektedir:
    1. T.C. Kimlik Numarası ve e-Devlet şifreniz ile turkiye.gov.tr adresine veya e-Devlet mobil uygulamasına giriş yapın.
    2. Arama çubuğuna “Gençlik ve Spor Bakanlığı Yurt Başvurusu” yazarak ilgili hizmet ekranına gidin.
    3. Öğrenim bilgileri, aile durumu ve kimlik bilgilerinizi kontrol edip başvuru adımlarını onaylayın.

    Ek Kontenjan ve Yatay Geçiş Yurt Başvuruları Ne Zaman?

    Ek kontenjanla yerleşenler, yatay/dikey geçiş yapanlar, özel yetenek öğrencileri, lisansüstü eğitim alanlar ve artık yıl (uzatmalı) öğrencilerin yurt başvuruları; ilerleyen tarihlerde yükseköğrenim kayıt süreçlerinin tamamlanmasının ardından ayrı bir takvimle alınacaktır.
  • KPSS sınav giriş belgesi ne zaman yayınlanacak 2026: ÖSYM AİS sınav yerleri sorgulama

    KPSS sınav giriş belgesi ne zaman yayınlanacak 2026: ÖSYM AİS sınav yerleri sorgulama

    Kamu Personel Seçme Sınavı (2026-KPSS) Lisans oturumları için adayların heyecanlı bekleyişi devam ediyor. Memur adaylarının katılım sağlayacağı ilk oturum öncesinde sınav yerlerini belirten giriş belgelerinin ne zaman açıklanacağı merak konusu oldu.

    2026 KPSS Lisans Sınav Giriş Belgeleri Açıklandı mı, Ne Zaman Yayımlanacak?

    Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından 2026-KPSS Lisans sınav giriş belgeleri henüz erişime açılmadı.
    ÖSYM, sınav yerlerini gösteren giriş belgelerini genellikle sınav tarihinden yaklaşık 10 gün önce erişime sunuyor. Bu doğrultuda 6 Eylül’de yapılacak olan ilk oturum için belgelerin Ağustos ayının son haftası içerisinde (26-28 Ağustos tarihleri arasında) açıklanması bekleniyor.

    KPSS Sınav Giriş Belgesi Nereden ve Nasıl Alınır?

    Adaylar, sınav bina ve salon bilgilerini içeren belgelerini ilan edildiği andan itibaren şu kanallar üzerinden temin edebilecekler:
    • ÖSYM AİS Web Sitesi: ais.osym.gov.tr adresi üzerinden T.C. Kimlik Numarası ve AİS şifresi ile,
    • e-Devlet Girişi: AİS sisteminde yer alan “e-Devlet ile Giriş Yap” seçeneği kullanılarak,
    • ÖSYM AİS Mobil Uygulaması: Akıllı telefonlara indirilen resmi ÖSYM AİS uygulaması aracılığıyla.

    2026-KPSS Lisans Sınav Takvimi

    ÖSYM’nin ilan ettiği resmi takvime göre lisans oturum tarihleri ve sonuç açıklama takvimi şu şekildedir:
    • Genel Yetenek – Genel Kültür Oturumu: 6 Eylül 2026 Pazar
    • Alan Bilgisi Oturumları: 12 – 13 Eylül 2026
    • KPSS Lisans Sonuç Açıklama Tarihi: 7 Ekim 2026
  • AGS ne zaman açıklanacak? ÖSYM sonuç sorgulama ekranı

    AGS ne zaman açıklanacak? ÖSYM sonuç sorgulama ekranı

    Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde görev almak isteyen binlerce öğretmen adayının katılım sağladığı 2026 Milli Eğitim Bakanlığı Akademi Giriş Sınavı (MEB-AGS) ile Öğretmenlik Alan Bilgisi Testi (ÖABT) oturumlarının ardından gözler ÖSYM’ye çevrildi.
    Sınav maratonunu geride bırakan adaylar, derece ve puanlarını öğrenmek üzere sonuç açıklama sistemini yakından takip ediyor.

    MEB-AGS ve ÖABT Sonuçları Ne Zaman Açıklanacak?

    Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından yayımlanan 2026 Yılı Sınav Takvimi’ne göre MEB-AGS ve ÖABT sonuçları 26 Ağustos 2026 Çarşamba günü adayların erişimine açılacak.
    ÖSYM sonuç duyuruları için net bir saat ilan etmemekle birlikte, sonuçların Çarşamba günü sabah saatlerinden itibaren sistemde olması bekleniyor.

    AGS Sınav Sonuçları Nereden ve Nasıl Öğrenilir?

    Adaylar sınav sonuçlarını T.C. Kimlik Numaraları ve ÖSYM aday şifreleriyle aşağıdaki kanallar üzerinden sorgulayabilecek:
    • Web Adresi: ÖSYM Sonuç Açıklama Sistemi (sonuc.osym.gov.tr)
    • Mobil Uygulama: ÖSYM Aday İşlemleri Sistemi (AİS) Mobil Uygulaması
    Adaylara ayrıca fiziki bir sonuç belgesi gönderilmeyecek; internet ortamında ilan edilen puanlar resmi tebligat niteliği taşıyacak.

    AGS Puanları Ne Kadar Süre Geçerli Olacak?

    2026 MEB-AGS oturumlarından elde edilen puanlar, sonuçların açıklanmasından itibaren bir sonraki yapılması planlanan sınav sonuçlarının ilan edilmesine kadar geçerliliğini koruyacak.
  • AÖF soruları ve cevap anahtarı: Anadolu Üniversitesi Anadolum e-Kampüs giriş ekranı

    AÖF soruları ve cevap anahtarı: Anadolu Üniversitesi Anadolum e-Kampüs giriş ekranı

    Uygulanan sınavın ardından sisteme yüklenecek olan soru kitapçıkları, ders geçme notu ve 4 yanlış 1 doğru kuralına ilişkin tüm detaylar belli oldu.
    AÖF soruları ve cevap anahtarı: Anadolu Üniversitesi Anadolum e-Kampüs giriş ekranı

    AÖF Yaz Okulu Soruları ve Cevapları Nereden, Ne Zaman Erişime Açılacak?

    • Erişim Platformu: Sınav oturumlarının tamamlanmasının ardından soru kitapçıkları ve cevap anahtarları Anadolu Üniversitesi’nin resmi öğrenme yönetim sistemi olan Anadolum e-Kampüs (ekampus.anadolu.edu.tr) üzerinden yayımlanacak.
    • Giriş Yöntemi: Öğrenciler T.C. kimlik numaraları ve şifreleri veya e-Devlet kapısı aracılığıyla sisteme giriş yaparak kendi derslerine ait soru kitapçıklarını PDF formatında görüntüleyebilecek.

    AÖF Yaz Okulu Sınav Sonuçları Ne Zaman Açıklanacak?

    Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi değerlendirme takvimine göre; yaz okulu sınav sonuçlarının, oturumların tamamlanmasını takip eden yaklaşık 15 gün içerisinde resmi öğrenci otomasyonu (aosogrenci.anadolu.edu.tr) üzerinden ilan edilmesi bekleniyor.
    2026 YKS sınav yerleri açıklandı! ÖSYM üzerinden YKS sınav giriş belgesi sorgulama sayfası
    2026 YKS sınav yerleri açıklandı! ÖSYM üzerinden YKS sınav giriş belgesi sorgulama sayfası

    Ders Geçme Notu ve 4 Yanlış 1 Doğru Kuralı

    AÖF sınav puanlamasında uygulanan temel kurallar:
    • Baraj Notu (Alt Sınır): Anadolu Üniversitesi’nde başarı notu alt sınırı 35 olarak uygulanmaktadır. Başarı notu 35’in altında kalan öğrencilere doğrudan FF harf notu verilir.
    • Puan Hesaplama: Değerlendirme sırasında her ders testinde yapılan doğru sayısından, yanlış sayısının dörtte biri (0,25) düşülerek net hesaplanır; ardından 100’lük sisteme çevrilir.
  • Bakanlıktan kırtasiye sektörüne sıkı denetim

    Bakanlıktan kırtasiye sektörüne sıkı denetim

    Bakanlıktan yapılan açıklamada, yaklaşan 2026-2027 eğitim öğretim dönemi öncesinde öğrencilerin güvenli ürünlere ulaşmasını sağlamak ve tüketicilerin ekonomik menfaatlerini korumak amacıyla kırtasiye sektörüne yönelik denetimlerin ülke genelinde sıklaştırıldığı belirtildi. Bu kapsamda, 10-14 Ağustos döneminde gerçekleştirilen denetim ve rehberlik çalışmaları çerçevesinde 81 ilde 3 bin 612 kırtasiye işletmesine gidildiği bilgisi verilen açıklamada, “İşletmelerde gerçekleştirilen raf ve kasa denetimleri kapsamında 479 bin 847 ürün incelendi. Denetimler sırasında mevzuata uyumun sağlanması ve tüketicilerin doğru bilgilendirilmesi amacıyla toplam 2 bin 954 kırtasiye işletmesine gerekli açıklama ve uyarılar yapıldı.” ifadesi kullanıldı.

    367 işletmeye idari yaptırım

    Açıklamada, 5 günlük denetim sürecinde mevzuata aykırılık tespit edilen 367 işletme hakkında idari yaptırım uygulandığı belirtilerek şunlar kaydedildi: “Ticaret Bakanlığı olarak, başta öğrencilerimiz ve velilerimiz olmak üzere tüm tüketicilerimizin güvenli ürünlere ulaşmasını sağlamak, piyasa düzenini korumak ve haksız uygulamalara karşı etkin mücadele yürütmek amacıyla denetimlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Yeni eğitim öğretim dönemi öncesinde kırtasiye sektörüne yönelik denetimlerimiz 81 ilimizde titizlikle ve aralıksız devam edecek.” >>>AA

  • Devlet üniversitelerinde doluluk oranı ne kadar?

    Devlet üniversitelerinde doluluk oranı ne kadar?

    Yükseköğretim Kurulundan (YÖK) yapılan açıklamaya göre, devlet üniversitelerinin örgün programlarındaki 481 bin 684 kontenjanın 479 bin 392’sine yerleştirme yapıldı.

    Yalnızca 2 bin 292 kontenjan boş kaldı. Geçen yıl 5 bin 503 olan boş kontenjan sayısı yüzde 58,3 azaldı.

    Devlet üniversitelerinde lisans programlarının doluluk oranı yüzde 99,15, ön lisans programlarının doluluk oranı yüzde 99,98, toplam doluluk oranı ise yüzde 99,52 olarak gerçekleşti. Ön lisans programlarında yalnızca 37 kontenjan boş kaldı.

    Başarı sırası barajı bulunan tıp, diş hekimliği, eczacılık ve hukuk programlarının, devlet üniversitelerinin yurt içi kampüslerindeki genel kontenjanlarının tamamı doldu.

    2026-YKS yerleştirme sonuçları açıklandı

    Mühendislik programlarında doluluk yüzde 98’i aştı, matematik, fizik, kimya, biyoloji, tarih, coğrafya, işletme ve ekonomi programlarının devlet üniversitelerindeki genel kontenjanlarında da boşluk kalmadı.

    Vakıf yükseköğretim kurumlarındaki genel kontenjanların doluluk oranı ise yüzde 79,7 olarak gerçekleşti.

    Yapay zeka tabanlı programlar yüzde 100 doluluğa ulaştı

    Bu yıl ilk kez açılan İşletme ve Yapay Zeka, Paramedik, Hayvancılık Teknolojileri ve İşletmeciliği, İlaç Üretim Teknolojisi, Laboratuvar Hayvanları, Mobil Güvenlik Teknolojileri, Patlayıcı ve Enerjetik Malzemeler Teknikerliği ve Balıkçılık Teknolojisi programlarının kontenjanlarının tamamı doldu.

    Yapay zeka tabanlı lisans ve ön lisans programları da yüzde 100 doluluğa ulaştı. Yapay Zeka Mühendisliği, Yapay Zeka ve Makine Öğrenmesi, Yapay Zeka ve Veri Mühendisliği, Robotik ve Yapay Zeka, Yapay Zeka Destekli Kodlama ile Yapay Zeka Operatörlüğü programlarında boş kontenjan kalmadı.

    Devlet üniversitelerindeki öğretmenlik programlarının önemli bölümünde de kontenjanların tamamı doldu. Almanca, Coğrafya, Fransızca, Japonca, Matematik, Okul Öncesi, Özel Eğitim, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık, Sınıf, Sosyal Bilgiler, Tarih, Türk Dili ve Edebiyatı ile Türkçe öğretmenliği programları yüzde 100 doluluğa ulaştı.

    Açıköğretim ve uzaktan öğretimde kontenjanlar doldu

    Devlet üniversitelerindeki açıköğretim programları için ayrılan 89 bin 396 kontenjanın tamamına yerleştirme yapıldı. Uzaktan öğretim programlarındaki 8 bin 298 kişilik kontenjan da tamamen doldu. Vakıf üniversitelerinin uzaktan öğretim programlarına ayrılan bin 210 kişilik kontenjanın doluluk oranı yüzde 97,2 oldu. Başarı sırası barajı olan ve olmayan programlarındaki doluluk oranı ise yüzde 79 olarak gerçekleşti.

    1 milyon 279 bin aday tercih yaptı

    2026-YKS’ye giren 2 milyon 255 bin 76 adaydan, 2 milyon 187 bin 747’sinin yerleştirme puanı hesaplandı. Bu adaylardan 1 milyon 279 bin 439’u tercihte bulundu.

    Bu yıl Özel Yetenek Sınavı (ÖZYES) ve KKTC uyruklulara ayrılan kontenjanlar dahil yaklaşık 807 bin kontenjan bulunurken, ÖZYES’e ve KKTC uyruklu adaylara ayrılanlar hariç 766 bin kontenjan için tercih yapıldı.

    Örgün, açık ve uzaktan öğretim programlarının tamamı dikkate alındığında tercihte bulunan adaylardan 730 bin 854’ü bir yükseköğretim kurumuna yerleşme hakkı kazandı.

    Yurt içindeki devlet ve vakıf üniversitelerinin örgün ön lisans ve lisans programlarına yerleşen aday sayısı ise 619 bin 766 oldu.

    Her 10 adaydan 4’ü ilk üç tercihinden birine yerleşti

    Yerleştirme sonuçlarına göre, adayların yüzde 19’u ilk, yüzde 12’si ikinci, yüzde 9’u üçüncü tercihine yerleşti. Böylece adayların yüzde 40’ı ilk 3 tercihinden birini kazandı.

    Dördüncü tercihine yerleşenlerin oranı yüzde 8, beşinci tercihine yerleşenlerin oranı yüzde 7 oldu. Böylece adayların yüzde 55’i ilk beş tercihinden birine yerleşti.

    Tercih yapma hakkına sahip olmasına rağmen herhangi bir tercih yapmayanların oranı tüm adaylarda yüzde 41,5, son sınıf öğrencilerinde yüzde 45,7 olarak gerçekleşti.

    Daha önce ortaöğretimden mezun olan ancak herhangi bir yükseköğretim programına yerleşmemiş adayların ise yüzde 70’i tercihte bulundu.

    “Amacımız Türkiye’yi teknoloji üreten ülkelerden biri haline getirecek nitelikli insan gücünü yetiştirmektir”

    Açıklamada görüşlerine yer verilen YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, yükseköğretime erişimi artırmanın yanı sıra niteliği yükselten ve gençlerimizi Türkiye’nin geleceğine hazırlayan büyük bir dönüşüm gerçekleştirdik.” ifadesini kullandı.

    Özvar, sonuçların arz-talep dengesi gözetilerek yürütülen kontenjan politikasının isabetini gösterdiğini belirtti.

    Hukuk, eczacılık, diş hekimliği, psikoloji ve öğretmenlik başta olmak üzere bazı programların kontenjanlarını yeniden düzenlediklerini vurgulayan Özvar, “Uyguladığımız kontenjan politikasının yerleştirme sonuçlarına olumlu yansımasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Devlet üniversitelerimizde doluluk tarihi bir seviyeye ulaştı, neredeyse boş kontenjan kalmadı. Başarı sırası barajı bulunan tıp, diş hekimliği, eczacılık ve hukuk programlarında yüzde 100 doluluk sağlanması da bu politikanın isabetini açık biçimde gösteriyor.” açıklamasında bulundu.

    Yapay zeka, veri bilimi, siber güvenlik ve dijital teknolojilere yönelik programlarda oluşan güçlü talebin ayrıca önem taşıdığını belirten Özvar, gençlerin tercihlerinin Türkiye’nin gelecekte ihtiyaç duyacağı insan kaynağıyla örtüştüğüne dikkati çekti.

    Özvar, “Bu tablo, öğrencilerimizin geleceğin mesleklerine ilişkin yüksek farkındalığını gösterdiği gibi, yükseköğretim politikalarımızın ülkemizin insan kaynağı ihtiyacıyla uyumlu biçimde ilerlediğini de ortaya koymaktadır. Amacımız Türkiye’yi yapay zeka ve ileri teknolojilerde geliştiren, üreten ve yön veren ülkelerden biri haline getirecek nitelikli insan gücünü yetiştirmektir.” değerlendirmesinde bulundu.

    Bazı programlarda başarı sıralamalarının birkaç binlik dilimlere kadar yükseldiğini belirten Özvar, “Köklü devlet üniversitelerimizin programlarına artık çok daha yüksek başarı sıralamasına sahip öğrenciler yerleşiyor. Bazı programlarda sıralamaların birkaç binlik dilimlere kadar yükselmesi, bu üniversitelerimize yönelik güçlü talebin ve güvenin açık göstergesidir.” ifadelerini kullandı.

    Özvar, öğrencilerin başarısı ve akademisyenlerin birikiminin birleşmesiyle gelecek dönemde daha güçlü bir yükseköğretim tablosunun ortaya çıkacağına inandığını ifade etti.

    Bir yükseköğretim programına yerleşen adayları ve ailelerini kutlayan Özvar, ilk yerleştirmede herhangi bir programa yerleşemeyen adaylara da ek yerleştirme sürecini takip etmeleri çağrısında bulundu.

    Üniversitelerin boş kalan kontenjanlarının YÖK tarafından ÖSYM’ye bildirileceğini belirten Özvar, ek yerleştirme takviminin ÖSYM tarafından ilan edileceğini kaydetti. >>>AA