Kategori: Genel

  • Ankara–İzmir Hızlı Tren Projesi Hakkında Kamuoyuna Bilgilendirme

    Ankara–İzmir Hızlı Tren Projesi Hakkında Kamuoyuna Bilgilendirme

    Erg inşaattan yapılan açıklama şöyle:

    Basın Açıklaması / Kamuoyu Bilgilendirmesi

    Son günlerde bazı siyasi açıklamalarda Ankara–İzmir Hızlı Tren Projesi’ne ilişkin eksik ve yanıltıcı
    değerlendirmeler yapıldığını kamuoyunun bilgisine sunma ihtiyacı doğmuştur.

    Ankara–İzmir Hızlı Tren Projesi, basit bir “tarih ertelemesi” meselesi değildir. Bu proje;

    1. * Güzergâh ve proje revizyonları,

    2. * Zorlu jeolojik ve zemin koşulları,

    3. * Finansman yapıları,

    4. * Uluslararası teknik standartlar,

    5. * Pandemi süreci, küresel tedarik zinciri sorunları ve deprem sonrası değişen kamu öncelikleri gibi
    çok sayıda teknik, yapısal ve dışsal etkenin birlikte yönetildiği, yüksek mühendislik gerektiren büyük ölçekli bir altyapı yatırımıdır.

    Proje süresince:

    1. * Çalışmalar hiçbir aşamada durmamış,

    2. * Sahada fiilen imalatlar devam etmiş,

    3. * Teknik gereklilikler doğrultusunda projeler güncellenmiş,

    4. * Kamu kaynaklarının etkin, verimli ve kalıcı şekilde kullanılması esas alınmıştır.

    “Ray paslandı, takvim eskidi” gibi ifadeler; sahada gece gündüz çalışan mühendislerin, teknisyenlerin
    ve emekçilerin ortaya koyduğu somut çalışmaları görmezden gelen, teknik karşılığı olmayan slogan
    niteliğinde değerlendirmelerdir.

    Hızlı tren projeleri, siyasi söylemlerle değil; mühendislik, planlama ve disiplinle tamamlanır.

    Hedef nettir:

    Ankara–İzmir hattını ve bu hattın önemli duraklarından biri olan Afyonkarahisar’ı, güvenli,
    sürdürülebilir ve uzun yıllar hizmet verecek modern bir demiryolu altyapısıyla buluşturmaktır.
    Kamuoyunun, polemiklerden ziyade sahadaki fiili ilerlemeyi ve ortaya konan emeği esas almasını
    önemsiyoruz.

    Saygıyla Duyurulur.

  • Cam, lastik ve poşet atıklarıyla dayanıklılığı yüksek yol kaplama malzemesi ürettiler

    Cam, lastik ve poşet atıklarıyla dayanıklılığı yüksek yol kaplama malzemesi ürettiler

    AFYONKARAHİSAR (AA) – ARİF YAVUZ – Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) ile Maribor Üniversitesi'ndeki akademisyenler tarafından 2 yıldır yürütülen proje çerçevesinde cam, araç lastiği, poşet gibi atık maddelerin ilave edilmesiyle dayanıklılığı yüksek yol kaplama malzemesi üretildi.

    Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunun (TÜBİTAK) uluslararası ikili işbirliği projesi kapsamında Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) ile Slovenya'nın Maribor Üniversitesi akademisyenleri, 2023-2025 yılları arasında "Yol Kaplama Tabakaları İçin Farklı Atık Malzemelerin Kullanımı" konulu bilimsel çalışmalar gerçekleştirdi.

    AKÜ Mühendislik Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Süleyman Gücek'in yürütücülüğünü yaptığı projede, Türkiye ve Slovenya'nın farklı şehirlerinden temin edilen zemin ve asfalt örnekleri, laboratuvar ortamında analiz edildi.

    Akademisyenlerin, örneklenen zemine yüzde 23, asfalt karışıma ise yüzde 4 oranında cam, araç lastiği ve poşet gibi ilave ettiği atıklar sayesinde yol tabakasının dayanıklılığın iki kat artırıldığı tespit edildi.

    Gücek, AA muhabirine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın öncülüğünde 2017'den bu yana Türkiye'de atık malzemeler üzerine ciddi çalışmalar yapıldığını söyledi.

    Bilim insanlarının da atık projeleri destekleyen akademik çalışmalar yaptığını dile getiren Gücek, "Biz de yol mühendisliği konusunda atık maddeler üzerinde araştırmalar yaptık. Uluslararası bir projede Maribor Üniversitesi'ndeki akademisyenlerle birlikte çalışmalarımızı yürüttük. Projemizde yol ömürlerini artırmak için çalışmalar yaptık. Doğru zemin üzerine doğru asfalt dizaynını yapmayı amaçladık." dedi.

    – "Normalde 5-15 yıl olan yol ömrünün 10-30 yıla çıkabildiğini tespit ettik"

    Gücek, numuneler üzerinde cam, poşet ve araç lastiklerinin atık maddelerini kullanarak mukavemet testleri yaptıklarını vurguladı.

    Laboratuvar sonuçlarında atık madde kullandıkları zemin örneklerinin basınç dayanım ve taşıma gücü oranlarının diğer numunelere göre olumlu artışlar gösterdiğini belirten Gücek, şunları kaydetti:

    "Genel itibarıyla dünyadaki normal bir asfalt yolun ömrü 5 ila 15 yıl arasında olduğunu söyleyebiliriz. Bu değişim zemin yapısı ve iklim koşullarına bağlıdır. Özellikle yük taşıma gücü zayıf olan zeminlerde asfalt yolda deformasyonlar ve çökmeler oluşur. Bizim laboratuvar çalışmalarımızda atık maddelerle iyileştirdiğimiz zemin üzerine yapılan asfaltla yol ömrünü iki katına çıkardığımızı görmüş olduk. Yani normalde 5-15 yıl olan yol ömrünün 10-30 yıla çıkabildiğini tespit ettik. Bu çalışma, çevresel bir kazanım olmasının yanı sıra daha dayanıklı, uzun ömürlü ve ekonomik altyapılar için güçlü bir mühendislik çözümü sunduğunu da ortaya koymaktadır."

    – "Yeni geliştirdiğimiz asfalt karışımımız daha düşük maliyetli ve faydalı"

    Projede görev alan AKÜ Mühendislik Fakültesi Ulaştırma Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cahit Gürer de atık maddelerin dünyanın önemli bir sorunu olduğunu ve geri kazanmanın da ciddi maliyet oluşturduğunu bildirdi.

    Bu atıkları çok fazla işleme sokmadan asfalt karışımda kullandıklarına dikkat çeken Gürer, "Atıkların kullanıldığı 15 malzeme konfigürasyonu hazırladık. Bilimsel testlerde bunların en iyisini tespit ettik. Yeni asfalt karışımımız daha düşük maliyetli ve faydalı. Dünya ve Türkiye'de ilerleyen süreçte yol yapan kurumlar ve idareler, atık malzemelerin kullanılması konusunu mercek altına alacaklar. Biz de onlarla işbirliğine hazırız." ifadesini kullandı.

  • Büyük kapışma başlıyor: İşte Survivor 2026 kadrosu

    Büyük kapışma başlıyor: İşte Survivor 2026 kadrosu

    Gelenekselleşen açılış tarihi değişmedi; Survivor 2026, 1 Ocak Perşembe günü TV8 ekranlarında izleyicisiyle buluşacak. İşte yeni sezonun merakla beklenen yarışmacıları…

    ÜNLÜLER TAKIMI

    • Bayhan: Şarkıcı

    • Keremcem: Şarkıcı ve Oyuncu

    • Mert Nobre: Eski Futbolcu

    • Meryem Boz: Milli Voleybolcu

    • Dilan Çıtak: Şarkıcı

    • Murat Arkın: Oyuncu

    • Selen Görgüzel: Oyuncu ve Şarkıcı

    • Serhan Onat: Oyuncu

    • Seren Ay Çetin: Milli Boksör

    • Deniz Çatalbaş: Oyuncu ve Model

    GÖNÜLLÜLER TAKIMI

    Zorlu parkurlarda ünlülere meydan okuyacak olan Gönüllüler takımı da dinamik ve atletik isimlerden seçildi. İşte gönüllüler takımı…

    Engincan Tura, Eren Semerci, Erkan Bilben, Onur Alp Çam, Ramazan Sarı, Lina Hourich, Gözde Bozkurt, Nisanur Güler, Başak Cücü ve Sude Demir.

  • RATEM’de Sandık Günü: Yayıncılık Sektörü Yeni Başkanını Belirliyor

    RATEM’de Sandık Günü: Yayıncılık Sektörü Yeni Başkanını Belirliyor

    Genel kurulda, mevcut Başkan Aydın Şerbetçioğlu ile başkan adayı Vedat Gündoğan’ın oluşturduğu listeler üyelerin oyuna sunuldu. Seçim sürecinde telif hakları, yayıncıların ekonomik şartları, sektörde yaşanan yapısal sorunlar ve geleceğe yönelik beklentiler öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.

    Sektör temsilcileri, genel kuruldan çıkacak sonucun RATEM’in önümüzdeki dönemde izleyeceği politikalar açısından belirleyici olacağına dikkat çekti. Oy verme işleminin tamamlanmasının ardından yapılacak sayım ile birlikte, RATEM’in yeni başkanı ve yönetim kurulu netlik kazanacak.

    Seçim sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte, yayıncılık camiasında yeni dönemin yol haritasının da şekillenmesi bekleniyor.

  • Bugün Türklerin Kadim Yeni Yılı, Nardugan Bayramı Kutlanıyor

    Bugün Türklerin Kadim Yeni Yılı, Nardugan Bayramı Kutlanıyor

    Nardugan Bayramı Nedir?

    Nardugan veya Nartugan kelimesi, Moğolca Nar (Güneş) ve Tuqan (doğan) kelimelerinin birleşiminden oluşur ve “Doğan Güneş” anlamına gelir. Bu bayram, Türklerin uzun yıllardır sahip olduğu bir gelenek olup, yeniden doğuşu simgeler. Diğer Paktıgan ve Koçagan bayramlarıyla birlikte kutlanır.

    Ayaz Ata ve Nardugan Ritüelleri



    Nardugan Bayramı’nda Ayaz Ata figürü öne çıkar. Ayaz Ata, Noel Baba’ya benzer ve kimsesizlere yardım eden bir karakterdir. Yanında Kar Kızı bulunur. Bayramda evler temizlenir, güzel kıyafetler giyilir, büyükler ziyaret edilir, aileler sofralarda bir araya gelir, sohbetler edilir ve eğlenceler düzenlenir.

    Nardugan Bayramı Ne Zaman Kutlanır?



    Nardugan Bayramı, 21 Aralık’ta kutlanır. Bu tarih, gecelerin en uzun olduğu ve gündüzlerin yavaş yavaş uzamaya başladığı gündönümüne denk gelir. Türk kültüründe güneş ve gündüz bolluk ve bereketle ilişkilendirilir; bayramda Güneş’in yeniden güç kazanması sevinçle karşılanır.

    Hayat Ağacı ve Ağaç Süsleme Geleneği



    Nardugan Bayramı’nda yeryüzünün ortasında bir hayat ağacı olduğu düşünülür. İnsanlar dilek tutup ağaç dallarına kurdeleler bağlar ve ağaç altında armağan bırakır. Bu ritüel, günümüzdeki Noel ve yılbaşı ağaç süsleme geleneğinin kökeni olarak kabul edilir. Akçam ağacı Orta Asya’da yetişir ve bu gelenek Hunların Avrupa’ya göçüyle Hristiyan kültürüne geçmiştir.

    Nardugan Bayramı Duası

    Yılın en uzun gecesinde güneşi esir alan karanlık güçlerden korunmak için Gök Tanrısı Ülgen ve Umay Ana’ya dualar edilir. İnsanlar, güneşin özgür doğuşunu sağlamak için dileklerde bulunur ve doğanın yeniden canlanmasını kutlar.

  • VİZYONDAKİLER…

    VİZYONDAKİLER…

    James Cameron’un merakla beklenen yeni filmi “Avatar: Ateş ve Kül” izleyici ile buluştu. Sully ailesi, Neteyam’ın kaybının acısıyla mücadele ederken Pandora’da yeni tehditlerle, özellikle Kül Halkı ve RDA’nın bitmeyen tehdidiyle yüzleşmek zorunda kalır.

    İzleyenin yüreğine dokunacak bir film var sinemalarda… Bombalar altında yaşam savaşı veren Gazze’deki çocukların dramından sadece bir parça bu film. “Hind Rajab’ın Sesi…” Filmde Gazze’de ateş altında kalan küçük bir kızı kurtarmak için verilen mücadele perdeye yansıtılıyor.

    Tarihi bir dram filmi “Doğudan Fragmanlar”, konusu ve işleyişi bakımından dikkat çekiyor. Kış mevsiminin ön planda gösterildiği film, 1916’da Rus işgalinin Trabzon’u tehdit ettiği bir dönemde, iki kadının başından geçen zorlu bir yolculuğa yer veriyor. Güldestan Yüce, Turgay Atalay ve Elvin Köse başrollerde…

    Haftanın animasyon filmi “Şahinbey: Saatin Sırrı”, Gaziantep savunmasını araştıran bir grup çocuğun, saati bulduktan sonra başlarına geleni anlatıyor.

  • Sadettin Saran’ın ifadesi ortaya çıktı

    Sadettin Saran’ın ifadesi ortaya çıktı

    Uyuşturucu soruşturması kapsamında ‘şüpheli’ olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ifadeye çağırılan Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sadettin Saran’ın ifadesi ortaya çıktı. Saran savcılık ifadesinde, “Ela Rümeysa ile tahmini olarak 3 sene önce bana mesaj atmasından dolayı tanışmıştık. Bu vesile ile telefon numaralarımızı aldık ve konuşmalara başladık” dedi.

    ‘UYUŞTURUCU YETİŞTİRMEKLE UZAKTAN YAKINDAN ALAKAM YOKTUR’

    Sadettin Saran’ın, 31.05.2025 tarihinde Ela Rümeysa Cebeci’ye, “Tamam pazar teyitleşiriz, sende var mı ondan? Pazar sabahtan teyitleşelim. Olma ihtimali yüzde 70. Asos’a gideceğim, birazdan geç dönmem herhalde, tamam? Konuşuruz, hadi bay bay” şeklinde mesaj attığı, devamında Ela Rümeysa Cebeci’nin de, “Ben Escobar mıyım, nereden bulayım, sen yetiştiriyordun ya başkanım, yolla bir kaç dal takılalım, haberleşiriz” şeklinde cevap verdiği soruldu. Saran cevaben, “Mesaj içerikleri doğrudur ancak tarihleri noktasında yanlışlık olabilir. Bu yazışmalar yaklaşık 17-18 ay önceki yazışmalardır. Mesaj içerikleri daha önce izlediğim filmden dolayı kendi aramızda yaptığımız bir espridir. Benim uyuşturucu yetiştirme ile uzaktan yakından hiçbir alakam olamaz. İzlediğimiz filmden dolayı filmin konusu ile ilgili olduğu için kendi aramızda yaptığımız bir espridir. Bu mesajlaşmalar da şaka amaçlıdır” dedi.

    ‘BAHÇEDEN TOPLA GETİR’ ŞEKLİNDEKİ MESAJLAŞMALAR SORULDU

    Saran’ın Cebeci’ye, “Kızım laf dinlemiyorsun ki, yavaş yavaş diyorum. Böyle obsesif insanlar gibi böyle şey yapıyorsun, bir ayarında bırak. Her şeyi abartıyorsun ya, neyse. Habertürk’te bir sürü insanı işten çıkarıyorlarmış, doğru mu ha? Bir de baskı yapıyorlar galiba diye. Cebecinin ise cevaben, “Ama var ya ne HD rüyalar gördüm ve böyle düşüncesizce uyudum, acayip rahatlatıyor. Müthiş bir şeymiş o, bahçeden topla getir bana bir dahakine. Evet evet, çok kafa isimler, kafaları kelle alıyorlar. Esra Hanım’ı gönderdiler, 3 gün önceki Esra Hanım çok uzun yıllardır Didem Ciner’in sağ koluydu, Show’un başındaydı. İnsanları, spikerleri falan çıkarma değil, kafaları koparıyorlar. Bakalım neler olup bitecek, bekleyip göreceğiz ama bir dizayn var. Lütfen sen de Kenan Bey ile aranı düzelt, bak bu benim için çok önemli bir şey, çok mutlu olurum bunu yaparsan” şeklindeki mesajlaşmaları soruldu. Saran cevaben, “Ben Kenan Tekdağ’ın kötü kalpli ve tehlikeli bir insan olduğunu bildiğim için, Ela Rümeysa TV100 kanalından Show TV’ye geçerken kendisini uyardım. Kenan’ın kötü kalpli, tehlikeli ve karanlık ilişkileri olduğunu söyledim. Ondan dolayı Kenan Tekdağ ile mesajlar atmış olabilir. Yine mesaj içeriğinde yer alan ‘Müthiş bir şeymiş o, bahçeden topla getir bana bir dahakine’ ifadesi ise yine aynı şekilde izlediğimiz bir filmdeki repliklerden kaynaklı, kendi aramızda metafor şeklinde geliştirdiğimiz bir espridir” dedi.

    ‘ŞARAPTAN BAHSEDİYORUM’

    Öte yandan Saran ile Ela Rümeysa Cebeci arasında geçen “İyi misin?, Çok içtik?” şeklindeki mesajları soruldu. Saran cevaben, “Çok içtik, şeklindeki mesajım Hırvatistan’dan bana gelen özel bir şaraptı. Ondan bahsediyorum. O akşam Ela ile içtiğimiz şaraptan bahsediyorum. Ben akşam puro içtim. Ela da Vozol sigara içti. O akşam şarabı da çok fazla içti. Bir şişeden ben yarım kadeh içtim. Geri kalanını da Ela içti. Ela’nın ‘Kafam hala güzel, o nasıl bir şeydi’ şeklindeki mesajı bu şarabın tamamını içmesinden kaynaklıdır. Benim kesinlikle böyle bir şeyle alakam olamaz. Hatta Ela Rümeysa’ya en son birkaç hafta önce ilk gözaltına alınıp bırakıldıktan sonra bir geçmiş olsun mesajı da attım. Kendisi de bana, ‘İnan ben böyle bir şey yapmadım’ tarzında cevap vermişti. Birlikte uyuşturucu madde içmiş olsaydık bana böyle bir cevap vermezdi ya da ‘Bana inan’ demezdi. Ben de ona ‘Sana inanmak istiyorum’ şeklinde cevap vermiştim” ifadelerini kullandı.

    ‘BU KADAR ALENİ KONUŞMAMIZ İŞİN ESPRİ OLDUĞUNU GÖSTERMEKTEDİR’

    Yine Cebeci ile arasında geçen, “Bana gelirken ot getirmeyi unutma ama sarılmamış, doğal halde”, “Öyle yok bende”, “E hani ekmiştin” şeklindeki mesajları sorulması üzerine Saran cevaben, “Yukarıdaki savunmam ile aynıdır. Bu mesajlar dediğim gibi izlediğimiz filmlerdeki konuşmalarda metafor şeklinde yapılan esprilerdir. Zaten bu kadar aleni bir şekilde konuşmamız da bu işin espri olduğunu göstermektedir. Gerçek olsa bu kadar aleni konuşulmazdı. Benim bu hayatta tek bir bağımlılığım var, o da spordur. Sadece benim kanser olduğum dönemde, annem ile babamın son hastalık ve ölüm süreçlerinde, Fenerbahçe başkanlık seçimlerinde ve iftiraya uğradığım süreçte pek çok kişi tarafından tarafıma organik sakinleştiriciler verilmişti. Ben de bunları hatırladığım kadarıyla kullandım. Bunların içerisinde uyuşturucu etken maddesi olduğunu düşünmüyorum” dedi.

    ‘İLK TEST POZİTİF ÇIKMIŞ OLABİLİR ANCAK KRİMİNAL SONUCUNU BEKLEMEK İSTERİZ’

    Saran ifadesinin devamında, “İstanbul’daki evimde misafir odası olarak kullanılan odada, cam kutu şeklinde kapağında GoStak yazılı kavanoz şeklindeki madde uyuşturucu madde kalıntısı değildir. Cam kavanozun içerisinde kızımın muhtelif ilaçları vardı. Büyük ihtimalle camdaki kalıntılar bu ilaçların tozlarıdır. Zaten inceleme sonucunda anlaşılacaktır. Assos’taki evimde yapılan aramada çıkan maddelere ilişkin olarak; o evde çalışan hizmetliyi aradım. ‘Bunlar ne?’ diye sordum. Assos’taki evimde tahmini 20 gün önce kadın basketbol takımını ağırlamıştım. Bahçeye çok fazla sinek gelmişti. Bu sinekleri uzaklaştırmak için lavanta veya türevi yaprakları evde çalışan hizmetlinin yaktığını söylemişti. Daha sonra mangal yaptıktan sonra da arılar geldi. Arıları uzaklaştırmak için yine evde çalışan hizmetli kahve yakmış. Ele geçen maddeler de kahve, lavanta ve adaçayı yakılması sonucu kalıntılardır. Maddeler üzerinde yapılan ilk testte maddelerin uyuşturucu madde olduğuna dair sonuç çıkması sorusuna ilişkin savunmam ise; bu maddenin ilk testi pozitif çıkmış olabilir. Ancak kriminal sonucunun beklenmesini talep ederiz. Biz Assos’taki villada çok fazla misafir ağırlarız. Büyük davetler veririz. Davetlere 100’ün üzerinde insan katılır. Hatta en son 21 Ağustos’ta kızımın düğününde 400 kişiden fazla insan vardı. Zaten bulunduğu yerler evin içerisi değildir, bahçede bulunmuştur. Bu davetlerin birinde ya da benim olmadığım bir zamanda bir başkası tarafından kullanılıp atılmışsa bilgim yoktur. Çıkan maddeler üzerinde parmak izi incelemesi yapılmasını talep ederiz. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum” dedi.

  • (VİDEO) TURİSTİK DOĞU EKSPRESİ YOLA ÇIKIYOR

    (VİDEO) TURİSTİK DOĞU EKSPRESİ YOLA ÇIKIYOR

    Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Turistik Doğu Ekspresi’nin, 2025–2026 kış sezonu seferlerine yarın başlayacağını açıkladı. Bakan Uraloğlu, “Turistik Doğu Ekspresi, bu sezon toplam 60 sefer yapacak, 10 bin 800 yolcuya eşsiz bir deneyim sunacak” dedi.

    Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Turistik Doğu Ekspresi’nin 2025-2026 kış sezonu seferlerine ilişkin açıklama yaptı. Bakan Uraloğlu, 2019 yılından bu yana binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlayan trenin, Türkiye’nin kültürel mirasını, doğal güzelliklerini ve tarihi dokusunu raylar üzerinde tanıtmayı sürdüreceğini söyledi. Bakan Uraloğlu, “Turistik Doğu Ekspresi’nin 2025-2026 kış sezonu seferleri yarın başlayacak, 1 Mart 2026 tarihine kadar devam edecek.” ifadesini kullandı.

    Turistik Doğu Ekspresi, 2025-2026 Sezonunda 60 Sefer Yapacak

    Bakan Uraloğlu, “Trenimiz Ankara–Kars hattında 22 Aralık 2025-27 Şubat 2026 tarihleri arasında pazartesi, çarşamba ve cuma, Kars–Ankara yönünde ise 1 Mart 2026’ya kadar çarşamba, cuma ve pazar günleri olmak üzere toplam 60 sefer yapacak, 10 bin 800 yolcuya eşsiz bir deneyim sunacak.” bilgisini paylaştı.

    Turistik Doğu Ekspresi’nin, rotası boyunca yolcularına sadece manzara değil, şehirlerin kültürünü tanıma fırsatı da sunacağını kaydeden Bakan Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Ankara–Kars yönünde Erzincan’da 2 saat 30 dakika, Erzurum’da 4 saat, dönüşte ise İliç’te 3 saat, Divriği’de 2 saat 30 dakika ve Sivas’ta 3 saat duruş yapılacak. Bin 360 kilometrelik güzergâhta duruşlar dahil yaklaşık 33 saat süren yolculukta, karla kaplı dağlar, vadiler ve tarihi yapılar kartpostal tadında manzaralar sunacak.”

    Uraloğlu ayrıca, her biri 10 kompartımanlı 8 yataklı vagon ve bir yemek vagonundan oluşan trenin 160 yolcu kapasitesine sahip olduğunu belirterek yataklı kompartımanlarda iki kişinin konaklayabildiğini söyledi.

    Turistik Doğu Ekspresi 2019’dan Bu Yana 81 Binin Üzerinde Yolcu Taşıdı

    Turistik Doğu Ekspresi’nin, başta gençler ve doğa tutkunları olmak üzere her kesimden büyük ilgi gördüğünü söyleyen Uraloğlu, “Trenimiz, 2019’dan bu yana 81 binin üzerinde yolcuyu misafir ederek Türkiye’nin en özel turizm markalarından biri haline gelmiştir” dedi.

  • Kuzey Yarım Küre kışı ‘en uzun gece’ ile karşıladı

    Kuzey Yarım Küre kışı ‘en uzun gece’ ile karşıladı

    Güneş ışınlarının Oğlak Dönencesi’ne dik açıyla gelmesiyle gerçekleşen kış gündönümü, astronomik olarak kış mevsiminin başlangıcı sayılıyor. Bu tarihte güneş ışınları Kuzey Yarım Küre’ye yıl içindeki en dar açıyla ulaşırken, Güney Yarım Küre’de ise yaz mevsiminin başlangıcı ve yılın en uzun gündüzü yaşanıyor.

    Türkiye’de en uzun gece Sinop’ta

    Türkiye genelinde de yarın yılın en kısa gündüzü ve en uzun gecesi yaşandı. Coğrafi konumu gereği ülkenin en kuzeyinde yer alan Sinop, yaklaşık 15 saat 6 dakika ile en uzun geceyi yaşayan il oldu.

    Yurdun en güneydeki Hatay ise yaklaşık 14 saatlik gece süresiyle en uzun geceyi en kısa sürede tamamlayan şehir olarak kayıtlara geçecek.

    Günler uzamaya başlıyor

    Uzmanlardan alınan bilgiye göre, 21 Aralık’tan itibaren güneşin gökyüzündeki en güney noktasına ulaşmasının ardından Kuzey Yarım Küre’de günler tekrar uzamaya, geceler ise kısalmaya başlayacak.

    Bu süreç, 21 Mart ilkbahar ekinoksuna kadar devam edecek. Kış gündönümüyle birlikte güneş ışınlarının atmosferde katettiği yolun uzaması, Kuzey Yarım Küre’de enerji kaybının artmasına ve sıcaklıkların düşüş eğilimine girmesine neden oluyor.

    Kış gündönümü nedir?

    Güneş ışınlarının Oğlak Dönencesi’ne (23° 27′ Güney paraleli) dik geldiği an olan kış gündönümünde, Kuzey Yarım Küre’de kış, Güney Yarım Küre’de ise yaz mevsimi başlar.

    Bugünden sonra Kuzey Yarım Küre’de gölge boyları en uzun seviyeye ulaşırken, güneş ışınlarının geliş açısı kademeli olarak büyümeye başlar.

  • (Video) Cumhurbaşkanı Erdoğan: 300 metre uzunluğundaki uçak gemimizin inşa süreçlerini başlattık

    (Video) Cumhurbaşkanı Erdoğan: 300 metre uzunluğundaki uçak gemimizin inşa süreçlerini başlattık

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda Deniz Platformlarının Hizmete Giriş, Bayrak Çekme ve İlk Sac Kesim Töreni’nde konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı konuşmada, çok özel bir program vesilesiyle katılımcılarla bir arada bulunmaktan memnuniyet duyduğunu söyledi.

    Pakistanlı misafirlere “Türkiye’ye hoş geldiniz.” diyen Erdoğan, mavi vatanın dört bir yanında büyük bir adanmışlıkla görev yapan tüm çalışanlara teşekkür etti.

    “Türkiye için çalışan, mavi vatanın muhafazası ve gerektiğinde müdafaası için gecesini gündüzüyle birleştiren herkesten Cenabıallah razı olsun.” ifadesini kullanan Erdoğan, asırlardır nazlı hilalin özgürce dalgalanması için toprağa düşen şehitleri rahmetle andığını, gazilere şükranlarını sunduğunu belirtti.

    Türk tersaneciliği ve donanması açısından çok büyük bir gurur anına hep beraber şahitlik ettiklerini dile getiren Erdoğan, bu gururu yaşatan İstanbul Tersane Komutanlığının işçisinden mühendisine bütün mensuplarını tebrik etti.

    Ülkedeki tersanelere güvenmekte ne kadar haklı olduklarının bugün bir kez daha görüldüğünü dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

    “Malumunuz, Pakistan Deniz Kuvvetlerinin ihtiyacını karşılamak üzere eylül 2018 tarihinde dört adet MİLGEM inşa sözleşmesi imzalamıştık. İlk gemi PNS Babur’u 24 Mayıs 2024 tarihinde Pakistan’a teslim ettik. Bugün de her türlü test ve tecrübe faaliyetlerini başarıyla tamamlayan PNS Khaibar’ın teslimini yapıyoruz. Projenin dördüncü gemileri, Karaçi Tersanesi’nde inşa ediliyor. Üçüncü gemi PNS Bedir’in haziran 2026 sonunda, dördüncü gemi PNS Tarık’ın ise 2027 yılının ilk çeyreğinde teslimi planlanıyor. En son teknolojiyle donatılmış bu gemilerin kardeş Pakistan donanmasına şimdiden hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.”

    “Hızırreis denizaltımızı bugün hizmete veriyoruz”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, kökleri ortak tarihin derinliklerine uzanan ve asırlardır sınanarak bugünlere gelen Türkiye-Pakistan dostluğunun Allah’ın izniyle kıyamete kadar devam edeceğini, serpileceğini ve güçleneceğini vurguladı.

    Denize uğurlanan ve bayrak çekilen platformların alın terinin, aklın, emeğin, cesaretin ve adanmışlığın eseri olduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bunların en başında havadan bağımsız tahrik sistemi ve gelişmiş solar yetenekleriyle sessiz derinliklerin milli bekçisi olacak TCG Hızırreis denizaltımız vardır. Hızırreis denizaltımızı, bugün hizmete veriyoruz. Hizmete aldığımız bir başka platformumuz, yeni tip çıkarma gemimiz Ç-159’dur. Bu platform, hem askeri harekatlarda hem de barış dönemindeki insani yardım operasyonlarında fırtınalı sularda görev yapacaktır. ULAQ silahlı insansız deniz aracımız, bir diğer kıvanç kaynağımızdır. Dijital dönüşümün, yapay zeka tabanlı otonom sistemlerin denizlerdeki sembolü olan ULAQ, geleceğin harekat sahasının öncülerindendir. ULAQ SİDA’nın bir başka özelliği, Türk mühendislerinin geliştirdiği yüzde 90 yerlilik oranına sahip marin motorunu kullanmasıdır. Her üç deniz platformunun da hayırlı olmasını temenni ediyorum.”

    TCG Koçhisar karakol gemisinin de mavi vatandaki hak ve hukuku koruma iradesinin nişanesi olduğunu dile getiren Erdoğan, “Barış zamanında milletimize hizmet edecek, kriz zamanlarında caydırıcı gücümüz olacak Koçhisar’ı mayıs sonunda donanmamıza katacağız. Bugün ayrıca açık deniz karakol gemimiz Seferihisar’ın sac kesimini gerçekleştireceğiz. Şimdiden hayırlı, uğurlu olsun diyorum.” şeklinde konuştu.

    “Şurası bir gerçek ki, savunmada başarı ancak bütüncül bir stratejiyle elde edilir”

    Erdoğan, “Türkiye olarak savunma sanayii alanında yürüttüğümüz her projede ürün geliştirmekle kalmıyor, ekosistemi, insan kaynağını ve teknoloji üretim kapasitesini de büyütmeyi hedefliyoruz.” diye konuştu.

    Savunma Sanayii İcra Komitesinde aldıkları kararları, “önce millet, önce devlet” anlayışıyla ilgili kurumların koordinasyonunda tek tek hayata geçirdiklerini kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Şurası bir gerçek ki, savunmada başarı ancak bütüncül bir stratejiyle elde edilir. Havada güçlü olmadan, denizde etkin olmadan, karada caydırıcı olamazsınız. Hamdolsun, biz tüm bu alanlarda çok güçlü bir varlık gösteriyoruz. Kapasitemizi günden güne artırıyor, imkan ve kabiliyetlerimizi aralıksız geliştiriyor, kendi teknolojimizi yine kendimiz üretiyoruz. Savunma sektöründeki 3 bin 500’ü aşkın firmamız, 100 bini aşkın insan kaynağımız varını yoğunu Türkiye’nin güvenli yarınlarına vakfediyor. Araştırma ve geliştirme çalışmalarından tasarıma, yazılımdan seri üretime, tüm süreçleri yerli ve milli kaynaklarımızla yönetiyoruz. Şu anda, savunma ihracatında dünyanın en büyük 11’inci ülkesiyiz. Son 11 aylık dönemde savunma ve havacılık ihracatımız geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 30 artarak 7 milyar 445 milyon dolara ulaştı. Sadece kasım ayı ihracatımız, önceki kasım ayına kıyasla yüzde 22 artışla 742 milyon dolar oldu. Bu sabah itibarıyla 8,6 milyar doları aşmış buluyoruz. Kendimize inandık. Türk savunma sanayiine güvendik. Kısa sürede işte bu rakamları yakaladık. Elbette burada durmayacağız.”

    2028 için hedef 11 milyar dolarlık ihracat

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2028 için belirledikleri hedefin 11 milyar dolarlık ihracatla “savunma ve havacılık ihracatında” dünyada ilk 10’a girmek olduğuna işaret etti.

    Bu hedefe doğru sağlam adımlarla ilerlediklerine dikkati çeken Erdoğan, “Şunu da burada büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim; Dünyada kendi savaş gemisini geliştirip denize indiren 10 ülkeden biri Türkiye’dir.” ifadelerini kullandı.

    Türk tersanelerinin bugüne kadar dünyanın birçok ülkesine farklı ebatta 140’ın üzerinde deniz platformu ihraç ettiğini aktaran Erdoğan, güvenlik kuvvetlerinin kendi ürettiği araç, ekipman ve mühimmatlarla havada, karada ve denizde adeta destan yazdığını kaydetti.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sahadan aldığımız verileri titiz bir şekilde analiz ediyor, geri bildirimler ışığında mevcut teknolojimizi daha da ileri noktalara taşıyoruz. Tüm bunları yaparken doktrin ve pratik arasındaki dengeyi birbirlerini besleyecek şekilde en verimli surette temin ediyoruz.” dedi.

    Erdoğan, başkanı olduğu Savunma Sanayii İcra Komitesi’nde aldıkları kararlar çerçevesinde başlayan projelerin meyvelerini birer birer topladıklarını belirtti.

    Dört ay önce sistemler sistemi Çelik Kubbe’yi envantere kattıklarını, geçen ay insansız savaş uçağı Kızılelma’nın dünya havacılık tarihinde bir ilki başardığını hatırlatan Erdoğan, “Ana muhalefetin ‘Balıklar rahatsız oluyor.’ diyerek testlerimizi eleştirdiği Sinop’ta Kızılelma’mız jet motorlu bir hedefi görüş ötesi hava-hava füzesiyle vurarak etkisiz hale getirdi. Bir diğer stratejik projemiz olan Bayraktar TB3 envantere girdi. TCG Anadolu’nun ağabeyi olacak 300 metre uzunluğundaki uçak gemimizin inşa süreçlerini başlattık. İnsansız araçlardan fırkateyne kadar tüm deniz platformlarında hem kendi ihtiyaçlarımızı hem de dost ve müttefiklerimizin taleplerini karşılıyoruz.” diye konuştu.

    Erdoğan, Savunma Sanayii Başkanlığı’nın, Askeri Fabrika ve Tersane İşletme Anonim Şirketi’nin (ASFAT), askeri ve sivil tersanelerin uyum, işbirliği ve güç birliği içerisinde çalıştıklarını, imal ve inşa ettiklerini, ürettikleri ürünleri dünyanın farklı ülkelerine ihraç ettiklerini söyledi.

    “Yüzde 20 yerli sermayeyle başlatıp şu anda yüzde 80 yerli sermayeye ulaştık”

    Buradaki başarıyı görmek için uzaklara gitmeye gerek olmadığını kaydeden Erdoğan, “Türkiye’nin savunma sanayiinde son 23 senede katettiği mesafeyi görmek için öyle 70’leri, 60’ları deşelemeye de gerek yok. Bunun için geçtiğimiz haftalarda kamuoyumuzla paylaşılan projelere ve çalışmalara bakmak fazlasıyla kafidir. Füzelerden tüfeklere, insansız araçlardan roketlere, deniz toplarından elektronik harp sistemlerine sektörün tamamında büyük bir dinamizm var, üretkenlik var, maşallah heyecan ve gayret var. Buradan kamu, özel ayrımı yapmadan Türk savunma sanayiinin gelişmesi ve güçlenmesi için ter döken tüm firmalarımıza, oralarda çalışan tüm kardeşlerime ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Sizlerin şahsında sektördeki tüm kardeşlerimden şunu rica ediyorum. Moralimizi bozmaya çalışanlara lütfen aldırmayın. Cesaretimizi kırmak için uğraşanlara lütfen prim vermeyin. Televizyon ekranlarında, sosyal medyada ve gazete köşelerinde sağa sola karamsarlık aşılayan felaket tellallarına lütfen kulak asmayın. Biz bugüne kadar ne yaptıysak, unutmayın, bunlara rağmen yaptık. Yüzde 20 yerli sermayeyle başlatıp şu anda yüzde 80 yerli sermayeye biz ulaştık. Eğer biz çalışırsak, biz hedeflerimizden kopmadan mücadele edersek, evelallah bunların hiçbiri bizim önümüzü kesemez, şevkimizi kıramaz. Bizi yolumuzdan çevirmeye çalışanlara inat hep beraber, omuz omuza verecek, çok daha kararlı bir şekilde hedeflerimize yürüyeceğiz.”

    “Bizim kimsenin toprağında, egemenliğinde gözümüz yok”

    Bugün hem “Mavi Vatan”ın güvenliği hem Pakistan’ın savunma kapasitesi açısından çok stratejik adımlar attıklarını kaydeden Erdoğan, “Yakın gelecekte inşallah başka müjdelerimiz olacak. Başarılarımıza yenilerini ekleyecek, karada, denizde, havada ve elbette siber vatanda caydırıcılığımızı artıracak projeleri tek tek devreye alacağız. Kendimizle birlikte komşularımızın, müttefiklerimizin ve kardeşlerimizin güvenliğine katkı sunmaya devam edeceğiz.” dedi.

    Erdoğan, her fırsatta vurguladığı bir hususu tekrar hatırlatmak istediğini belirterek, “Bizim kimsenin toprağında, egemenliğinde gözümüz yok. Biz hiçbir ülkeyle gerilim istemiyoruz. Kriz, kavga, çatışma istemiyoruz. Komşularımız için huzur ve istikrardan başka bir şey murat etmiyoruz. Türkiye olarak herkesin emin olabileceği, güven duyabileceği, en zor, en sıkıntılı günlerinde sırtını yaslayabileceği bir ülke biziz. Bununla birlikte biz, hak ve hukukunun çiğnenmesine müsaade etmeyen ve asla etmeyecek olan bir ülkeyiz. Bugün hayata geçirdiğimiz bütün bu yatırımlarımız savaşa hazırlanmak için değil, barışı, istiklali, istikbali korumak içindir.” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu önemli platformların Türk Donanması ile Pakistan Deniz Kuvvetleri için hayırlı olmasını dileyerek, emeği geçen herkese, tüm kurumlara ve tersanelere şükranlarını sundu.

    Dost ve kardeş Pakistan halkına selamlarını ve muhabbetlerini gönderdiğini ifade eden Erdoğan, “Tüm gemilerimizin denizleri sakin, pruvası inşallah neta olsun.” dedi.

    Notlar

    Törende, İstanbul Tersanesi Komutanı Tümamiral Recep Erdinç Yetkin, inşa edilen gemilere ilişkin katılımcılara bilgi verdi.

    Program kapsamında Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Pakistan Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Naveed Ashraf ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler birer konuşma yaptı.

    Konuşmaların ardından ADKG-7 Gemisi Seferihisar’ın sac kesimi gerçekleştirildi.

    Protokol üyeleriyle fotoğraf çekiminin yapıldığı törende, PNS Khaibar’ın komutanlık sembolü Pakistan Deniz Kuvvetleri Komutanı Ashraf’a teslim edildi.

    Ayrıca, PNS Khaibar ve Koçhisar gemilerinin bayrakları ile Hızırreis, Ç-159 ve ULAQ platformlarının flandraları Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından gemi komutanlarına verildi.

    Tören, PNS Khaibar, Hızırreis ve Ç-159 gemi komutanlarının ant içmesi, personelin gemilere sevk edilmesi ve bayrak ile flandraların toka edilmesiyle devam etti.

    Program, aile fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, törenin ardından PNS Khaibar gemisini ziyaret etti.

  • Mezarlıkta park halindeki otomobilde iki gencin cansız bedeni bulundu

    Mezarlıkta park halindeki otomobilde iki gencin cansız bedeni bulundu

    İki gencin vücutlarında kesici alet yaralanmalarına rastlanırken, olayın intihar mı yoksa cinayet mi olduğu araştırılıyor.
    Olay, akşam saatlerinde Asri Mezarlık içerisinde meydana geldi. Mezarlıkta park halinde bulunan bir otomobilde hareketsiz duran iki kişiyi fark eden vatandaşlar, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.
    Osmaniye’de mezarlık içerisinde iki kişinin cansız bedeni bulundu. Fotoğraf: Osmaniye, (DHA)
    Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde, araçta bulunan Veysel Ç. (19) ile Eylül K.’nin (17) hayatını kaybettiği belirledi. Vücutlarında kesici alet yaralanmalarına rastlanan gençlerin cenazeleri, olay yerinde yapılan incelemelerin ardından otopsi için Adli Tıp Kurumu’nun morguna kaldırıldı.
    Olayın intihar mı yoksa cinayet mi olduğu araştıran polis, soruşturmaya çok yönlü olarak devam ediyor. 
  • Polisten kaçarak ters yöne giren araç faciaya yol açtı: 5 ölü

    Polisten kaçarak ters yöne giren araç faciaya yol açtı: 5 ölü

    Çanakkale-Lapseki karayolu üzerinde gece saatlerinde, sürücüsünün kimliği henüz öğrenilemeyen bir otomobil, iddiaya göre polisin ‘dur’ ihtarına uymayarak hızla kaçmaya başladı.

    Polis ekiplerinin takibe aldığı otomobil, Kangırlı sapağında ters yöne girip, bu sırada karşı yönden gelen başka bir otomobile çarptı.

    Fotoğraf: AA

    Çevredekilerin ihbarı üzerine kaza yerine sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrollerde 5 kişinin hayatını kaybettiği belirlendi. Kazada yaralanan 1 kişi ambulansla hastaneye kaldırıldı.

    Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.

    Polisten kaçarak ters yöne giren araç faciaya yol açtı: 5 ölü

  • “Yarın sabah Türkiye’ye döneceğim ve hiçbir şeyden çekinmiyorum”

    “Yarın sabah Türkiye’ye döneceğim ve hiçbir şeyden çekinmiyorum”

    Eski Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy’un da tutuklandığı uyuşturucu soruşturması kapsamında Fenerbahçe Kulüp Başkanı Saadettin Saran şüpheli sıfatıyla ifade vermeye çağrıldı. Saran’ın yurt dışında olduğu ve transfer görüşmeleri nedeniyle Türkiye’de bulunmadığı belirtildi.

    Soruşturma kapsamında Saran’ın evinde polis ekipleri tarafından arama gerçekleştirildi. Yetkililer, soruşturma kapsamının genişletilmeye devam ettiğini duyurdu.

    Saran, SÖZCÜ’ye yaptığı açıklamada, “Yarın sabah Türkiye’ye döneceğim ve hiçbir şeyden çekinmiyorum” dedi. İfade işlemlerinin dönüşüyle birlikte yapılacağı bildirildi.

    Gazeteci Barış Terkoğlu, Saran’ın yurt dışında transfer görüşmeleri yürüttüğünü ve Türkiye’ye dönmesinin ardından ifadeye gideceğini aktardı.

  • Vali Yiğitbaşı’ndan esnafla gönül buluşması

    Vali Yiğitbaşı’ndan esnafla gönül buluşması

    Vali Yiğitbaşı, Uzun Çarşı Demirciler Geçidi’nde yeni açılan Frigya Gazozcusu’nu ziyaret ederek işletme sahibi Nuran Yılmaz ile sohbet etti. Ticari yolculuğuna Frigya Kadın Ürünleri Pazarı’nda başlayan ve Ayazini köyündeki ilk dükkânıyla üretimini sürdüren Nuran Yılmaz’ın, şimdi de şehrin kalbinde hizmet vermesinin gurur verici olduğunu ifade eden Yiğitbaşı, kadın emeğinin yerel ekonomiye kattığı değere dikkat çekti. İşletmede Türkiye’nin dört bir yanından getirilen yaklaşık 150 çeşit gazozun yanı sıra el yapımı özel gazozların da bulunduğu belirtildi.

    “TIPKI ÇOCUKLUĞUMUZDAKİ UNUTULMAZ TATLAR GİBİ”

    Vali Yiğitbaşı, paylaşımında ürünlerin nostalji yaşattığını ifade etti: “Nuran Hanım’ın emeğiyle, ilgisiyle şehrimizin merkezinde de hizmet verecek bu güzel işletmede, Türkiye’nin dört bir yanından gelen yaklaşık 150 çeşit gazoz ile birlikte el yapımı özel gazozlar da bulunuyor. Bu ürünler bize güzel bir nostalji yaşattı. Tıpkı çocukluğumuzdaki unutulmaz tatlar gibi… Yolunuz, bahtınız açık olsun Nuran hanım. Hayırlı, bereketli kazançlar diliyoruz.”

    “SAMİMİYETLERİ İÇİN ESNAFLARIMIZA TEŞEKKÜR EDİYORUM”

    Program kapsamında Demirciler Geçidi’nde üç kuşaktır faaliyet gösteren Yumuk Ticaret’e de uğrayan Vali Yiğitbaşı, işletme sahibi Veli Yumuk ile görüştü. Ardından Burmalı Mahallesi’nde yer alan ve uzun yıllardır mesleğini sürdüren Foto Bilgin’i ziyaret eden Yiğitbaşı, fotoğrafçı Mustafa Bilgin’in mesleğine olan bağlılığının gençler için önemli bir örnek teşkil ettiğini vurguladı. Ziyaret sırasında Ankara Polatlı’dan gelen misafirlerle de sohbet eden Vali Yiğitbaşı, bu anı hatıra fotoğrafıyla ölümsüzleştirdi. Vali Yiğitbaşı, “Anlamlı sohbetleri, samimiyetleri için esnaflarımıza teşekkür ediyor, bereketli ve hayırlı kazançlar diliyoruz” dedi.

    “BİR ARAYA GELMEKTEN MEMNUNİYET DUYDUK”

    Vali Yiğitbaşı’nın bir diğer durağı ise Ertuğrul Gazi Mahallesi’ndeki Otogar Taksi Durağı oldu. Taksi şoförleriyle bir araya gelen Yiğitbaşı, “Programlarımız sırasında bizleri çay içmeye davet eden taksi şoförlerimizle bir araya gelmekten memnuniyet duyduk. Samimi sohbetleri ve misafirperverlikleri için kendilerine teşekkür ediyor, hayırlı ve bereketli kazançlar diliyorum” ifadelerine yer verdi.

  • SON DAKİKA _ Ünlülere uyuşturucu soruşturması: Sadettin Saran’ın evinde arama yapılıyor!

    SON DAKİKA _ Ünlülere uyuşturucu soruşturması: Sadettin Saran’ın evinde arama yapılıyor!

    Uyuşturucu dosyası kapsamında Fenerbahçe Kulüp Başkanı ve iş insanı Sadettin Saran şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldı. Yurt dışında olan Saran’ın evinde ise ekipler arama yapıyor.

    Yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında süreç genişletilerek devam ediyor. Dosya çerçevesinde Fenerbahçe Kulüp Başkanı iş insanı Sadettin Saran, şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldı. Saran’ın yurt dışında bulunduğunun tespit edilmesi üzerine, soruşturma makamları tarafından ikametinde arama işlemi başlatıldığı öğrenildi.

    SADETTİN SARAN ŞÜPHELİ SIFATIYLA İFADEYE ÇAĞRILDI

    Emniyet birimleri tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturması derinleşerek sürüyor. Soruşturmanın kapsamı genişletilirken, dosyada adı geçen Fenerbahçe Kulüp Başkanı ve iş insanı Sadettin Saran hakkında işlem başlatıldı. Saran, yürütülen tahkikat doğrultusunda şüpheli sıfatıyla ifade vermek üzere emniyete davet edildi.

    YURT DIŞINDA BULUNAN SARAN’IN EVİNDE ARAMA İŞLEMİ GERÇEKLEŞTİRİLİYOR

    Konuyla ilgili edinilen bilgilere göre Sadettin Saran’ın şu anda yurt dışında bulunduğu belirlendi. İş insanının Türkiye’ye dönüş yapmasının ardından emniyet birimlerine giderek ifade vereceği bildirildi. Yaşanan son gelişmeler ışığında, ekipler tarafından şu dakikalarda Saran’ın evinde arama çalışmalarının yapıldığı kaydedildi.

  • SON DAKİKA – Kahramanmaraş’ta 4.2 büyüklüğünde deprem

    SON DAKİKA – Kahramanmaraş’ta 4.2 büyüklüğünde deprem


    Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesinde bugün saat 16.12’de 4.2 büyüklüğünde deprem kaydedildi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından açıklanan verilere göre deprem yerin 10.82 kilometre derinliğinde gerçekleşti.

    AFAD’dan Açıklama

    AFAD, depremle ilgili olarak vatandaşları dikkatli olmaya ve gerekli önlemleri almaya çağırdı. Yetkililer, artçı sarsıntıların olabileceğine dikkat çekti.

    Vatandaşlardan İlk Tepkiler

    Deprem kısa süreli paniğe yol açarken, herhangi bir can veya mal kaybı bilgisi henüz paylaşılmadı. Göksun ilçesinde bazı vatandaşlar evlerinden çıktığı ve güvenli alanlara geçtiği öğrenildi.

  • “Türkiye hayvancılıkta ithalata teslim edilemez”

    “Türkiye hayvancılıkta ithalata teslim edilemez”

    Avrupa ülkelerinde tarım ve hayvancılığın yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak görülmediğine dikkat çeken Uysal, “Avrupa’da çiftçiler, yalnızca 90 bin tonluk et ve hayvansal ürün ithalatı gündeme geldiğinde meydanlara inmekte, traktörleriyle başkentleri kilitlemekte ve hükümetlerden yerli üreticiyi koruyan politikalar talep etmektedir. Çünkü Avrupa, tarımı ve hayvancılığı yalnızca bir ekonomik faaliyet değil; ulusal güvenlik, gıda egemenliği ve toplumsal istikrar meselesi olarak görmektedir” değerlendirmesinde bulundu.

    “ON BİNLERCE TON ET İTHALATINA NEDEN SESSİZ KALINMAKTADIR?”

    Uysal, Türkiye’de ise çok daha ağır bir tabloyla karşı karşıya olunduğunu belirten Uysal, uluslararası raporlara göre 2026 yılında yaklaşık 450 bin baş sığır ve 70 bin ton kırmızı et ithalatı öngörüldüğünü hatırlattı: “Türkiye’de ise tablo çok daha vahimdir. Uluslararası resmi raporlara ve sektör verilerine göre Türkiye, 2026 yılında yaklaşık 450 bin baş sığır ve 70 bin ton kırmızı et ithal edecektir. Bu rakamlar, Türkiye’yi canlı hayvan ithalatında dünyanın en üst sıralarına taşırken; yerli üretici ise sessizce üretimden çekilmeye zorlanmaktadır. Avrupa’da çiftçiler 90 bin tonluk ithalat için ayağa kalkıyorken, Türkiye’de yüz binlerce canlı hayvan ve on binlerce ton et ithalatına neden sessiz kalınmaktadır?”

    “HAYVANCILIKTA İTHALAT, BİR POLİTİKA DEĞİL, İFLASTIR”

    Yerli üreticinin artan yem ve girdi maliyetleri altında ezildiğini ifade eden Uysal, damızlık hayvanların kesime gönderilmesinin üretim kapasitesini bilinçli biçimde daralttığını savundu: “Bugün gelinen noktada: Yerli üretici, artan yem ve girdi maliyetleri altında ezilmektedir. Damızlık hayvanlar kesime gitmekte, üretim kapasitesi bilinçli şekilde daraltılmaktadır. Et ve Süt Kurumu üzerinden yürütülen ithalat politikaları, geçici fiyat baskılama amacıyla kalıcı yapısal sorunları derinleştirmektedir. Hayvancılık, planlı üretimden koparılmış; ithalatla yönetilen bir kriz alanına dönüştürülmüştür. Bu politika; ne üreticiyi korumaktadır, ne tüketiciye ucuz ve sağlıklı gıda sunmaktadır, ne de Türkiye’nin gıda güvenliğini sağlamaktadır. Açıkça ifade ediyoruz: Hayvancılıkta ithalat, bir politika değil; iflastır. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey ithalata dayalı geçici pansumanlar değil, Yerli üretimi esas alan, yemden damızlığa kadar bütüncül ve planlı bir hayvancılık politikasıdır.”

    “ÇİFTÇİYİ VE BESİCİYİ MERKEZE ALAN POLİTİKALAR GELİŞTİRİLMELİ”

    Açıklamasının sonunda siyasi iktidara çağrıda bulunan Uysal, hayvancılığın bir kriz yönetimi alanı olmaktan çıkarılarak stratejik bir sektör olarak ele alınması gerektiğini vurguladı: “Siyasi iktidarı; Yerli üreticiyi göz göre göre tasfiye eden bu ithalatçı anlayışı terk etmeye, Avrupa’da olduğu gibi çiftçiyi ve besiciyi merkeze alan politikalar geliştirmeye, Hayvancılığı bir kriz yönetimi alanı olmaktan çıkarıp stratejik bir sektör olarak ele almaya çağırıyoruz. Türkiye üretir. Yeter ki ithalat lobilerinin değil, çiftçinin sözü esas alınsın.”

  • Afyonkarahisar Devlet Hastanesinde uygulanan tedaviyle şeker hastasının ayağı kesilmekten kurtarıldı

    Afyonkarahisar Devlet Hastanesinde uygulanan tedaviyle şeker hastasının ayağı kesilmekten kurtarıldı

    AFYONKARAHİSAR (AA) – ARİF YAVUZ – Uşak'ta yaşayan şeker hastası Mehmet Yıldırım, damar tıkanıklığı nedeniyle kesilme ihtimali olan ayağı, yara oluşan iki parmağı alınarak kurtarıldı.

    Uşak Dikilitaş Mahallesi'nde yaşayan ve 20 yıldır şeker hastalığıyla mücadele eden Mehmet Yıldırım'ın ayaklarında, 2022 yılında damar tıkanıklığı başladı.

    Yaklaşık 3 ay önce de parmaklarında çürüme görülen ve bir süre hastanede tedavi gören Yıldırım, daha sonra Afyonkarahisar Devlet Hastanesi Diyabetik Ayak ve Yara Bakım Ünitesine başvurdu.

    Şeker hastası olduğu için ayağının kesilme ihtimali bulunan Yıldırım'ın, doktorların iki başarılı cerrahi müdahalesiyle sağ ayağındaki çürüyen iki parmağı alındı.

    Yaklaşık 1,5 ay süren tedavisi sonucunda ayağı kurtarılan Yıldırım, önümüzdeki günlerde taburcu olmaya hazırlanıyor.

    Genel Cerrahi Servisi Diyabetik Ayak ve Yara Bakım Ünitesi Sorumlusu Opr. Dr. Hilmi Uyar, AA muhabirine, Uşak'tan gelen hasta Mehmet Yıldırım'ın şeker hastalığı nedeniyle ayak parmaklarında yara oluştuğunu ve çürümeye başladığını söyledi.

    Hastanın Uşak'taki farklı hastanelere müracaatları sonrası Afyonkarahisar Devlet Hastanesi Diyabetik Ayak ve Yara Bakım Ünitesine yönlendirildiğini dile getiren Uyar, şöyle konuştu:

    "Biz poliklinikte hastamızı değerlendirdik. Diyabet hastalarında genellikle ayak parmaklarında yaralar oluşur. Bu yaraların önü alınmazsa ayağın kesilmesine kadar ilerleyebilecek düzeydedir. Diyabetik yaralar oluşan hastaların da yüzde 60'ında ampütasyon ihtimali vardır. Tedavisine başladığımız hastamızın önce çürüyen parmaklarını aldık ve pansumanlarına devam ettik. Girişimsel radyoloji ünitemizde hastanın ayak damarlarında tespit edilen tıkanıklar açıldı. Şu an için hastamızın ayağını kesilmekten kurtardık."

    -"Hastanın sağlık durumunda herhangi bir sıkıntımız yok"

    Uyar, hastanın bütün tedavilerinin uygulandığını ve son aşamasında olduklarını vurguladı.

    Yaranın kapanmasının uzun bir süreç alabileceğine dikkati çeken Uyar, "İnşallah bir hafta içinde taburculuğunu planlıyoruz. Hastanın sağlık durumunda herhangi bir sıkıntımız yok. Her şey gayet iyi. Biz, hastayı taburcu ederken evde kendilerinin pansuman edebileceği düzeye getirdikten sonra gönderiyoruz." dedi.

    -"Tedavimiz olmasaydı belki ayağımı kaybederdik"

    Hasta Mehmet Yıldırım da ayağındaki yaranın tedavisi için tavsiye üzerine Afyonkarahisar'a geldiğini kaydetti.

    Şeker hastalığı ile 20 yıldır mücadele ettiğini aktaran Yıldırım, "Allah, kimsenin başına bu hastalığı vermesin. Ayağımda oluşan çürüme nedeniyle iki parmağım ameliyatla alındı. Tedavimiz olmasaydı belki ayağımı kaybedecektim. Allah'a şükür, bu yara ile çürümeden kurtulduk. Doktorumuza ve sağlık çalışanlarımıza çok teşekkür ediyoruz." diye konuştu.

  • (Video) Cumhurbaşkanı Erdoğan: Filistin halkının yanında eğilmeden, bükülmeden dimdik duruyoruz

    (Video) Cumhurbaşkanı Erdoğan: Filistin halkının yanında eğilmeden, bükülmeden dimdik duruyoruz

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülleri Töreni’nde, ödüllerini takdim edecekleri ilim, kültür ve sanat erbaplarını ayrı ayrı tebrik etti.

    Ödül sahiplerinin biyografi videolarını hep beraber izlediklerini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Zihinlerinde oluşan nüveleri kalplerinin süzgecinden geçirerek ülkemize ve dünyaya çok kıymetli eserler kazandıran ödül sahiplerimize şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. Aynı şekilde çok titiz ve hassas bir değerlendirme süreci sonunda ödüle layık görülen isimleri tespit eden seçici kurul üyelerimizi de kutluyorum. Sözlerimin hemen başında kısa süre önce ebediyete uğurladığımız Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri sahibi iki ismi burada özellikle anmak istiyorum. 28 Eylül’de vefat eden Şair Yavuz Bülent Bakiler ile neyzenlerin kutbu Niyazi Sayın’ı hürmetle yad ediyor, Cenabıallah’tan rahmet diliyorum. Ülke ve millet olarak gerçekten de kendilerine çok şey borçlu olduğumuz bu iki değerimizi unutmayacak her zaman şükranla hatırlayacağız. Kayıplarımız sebebiyle bir yanımız yaprak döküyor olsa da diğer yanımız hamdolsun çiçek açmaya, şıvga vermeye, boy atmaya devam ediyor.”

    Erdoğan, bu yılki bilim ve kültür ödülünü Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün’e takdim ettiklerini anımsattı.

    “Süleyman Seyfi Öğün Hocamız, kütüphanesiyle dışarıda gürül gürül akan dünya arasındaki irtibatı kesmeyen nadir akademisyenlerimizden biridir.” ifadesini kullanan Erdoğan, şunları söyledi:

    “Hocamızın siyaset, ekonomi, felsefe, toplum ve kültürde meydana gelen değişimlere farklı açılardan mercek tutan çalışmaları hem kapsamlı hem de derinlikli bir yapı arz ediyor. Onun eserlerine baktığımızda düşünce geleneğimizin bugüne kadarki serencamını da görebiliyoruz. Hocamızı tebrik ediyor. Daha nice çalışmayla ilim ve fikir müktesebatımıza önemli katkılar yapmasını temenni ediyorum.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu seneki resim ödülünün sahibinin kıymetli ressam Yalçın Gökçebağ olduğunu hatırlattı.

    Yarım asırlık sanat yolculuğunda Anadolu’yu resme, resmi de Anadolu’ya taşıyan Yalçın Gökçebağ’ın Cumhuriyetin ilk kuşak ressamlarından devraldığı hazineyi yeni bir seziş ve bakış açısıyla tuvale döktüğünü vurgulayan Erdoğan, “Renkleri adeta şiire dönüştürdüğü tablolarında bu toprakların sesi duyuluyor. Çizgilerinde insanın ve tabiatın güzellikleri okunuyor. Özgün, canlı ve masalları andıran eserleriyle Türk resminde önemli bir yer tutan Yalçın Gökçebağ’ı tüm kalbimle kutluyorum.” dedi.

    Erdoğan, müzik ödülünü de Prof. Dr. Yalçın Tura’ya tevcih ettiklerini dile getirdi.

    Türk müziğinin yaşayan duayenlerinden biri olan Tura’nın hafızalara kazanan onlarca film ve dizinin müziğini beslediğine dikkati çeken Erdoğan, “Cemal Reşit Rey, Seyfettin Asal ve Demirhan Atlı gibi usta isimlerden eğitim alan hocamız hem musiki bilimine hem de Türk müzik teorisine çok kıymetli katkılar yaptı. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Müzik Bölümünü kurarak seçkin bir eğitim yuvasını ülkemize kazandırdı. Hem akademik çalışmaları hem de gönüllerimizde taht kuran beste ve güfteleri için Türk müziğine hediye ettiği tüm değerler için kendisine teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, arkeoloji ödülünü ise Prof. Dr. Fahri Işık’a takdim ettiklerini ifade etti.

    Malatya’nın Türkiye ve dünya arkeolojisine armağan ettiği bir bilim insanı olan Fahri Işık’ın kazı biliminde bugüne kadar doğru kabul edilen yanlışları tek tek ortaya çıkardığını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Kitaplarıyla, makaleleriyle, araştırmalarıyla Anadolu’nun binlerce yıllık zengin tarihine ışık tuttu. Kazı bölgelerinde kimi zaman çadırlarda, kimi zaman köy evlerinde kalarak, Patara başta olmak üzere pek çok antik kentte nadide eserleri gün yüzüne çıkardı. Türk arkeolojisine büyük katkılar yapan Fahri Işık Hocamız’ı gönülden tebrik ediyor, kazı biliminde paradigma değiştiren çalışmalarından ötürü kendisini kutluyorum.”

    Bu yılın fotoğraf ödülünü Filistinli gazeteci ve fotoğrafçı Ali Jadallah’a vereceklerini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

    “Gazze’de iki yıl boyunca devam eden vahşi soykırımı fotoğraf kareleri ile tüm dünyaya ifşa eden, objektifiyle gerçekleri ‘medeni’ denilen, dünyanın yüzüne çarpan Ali kardeşimiz aynı zamanda Anadolu Ajansımızın foto muhabiri olarak sahada görev yapıyor. Onun kadrajından yansıyanlar sadece Gazze’deki katliamın vardığı korkunç boyutları değil, Filistin halkının haklı, onurlu ve haysiyetli direnişini de tüm ihtişamıyla insanlığın gündemine getirdi. Çektiği fotoğraflar uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Güney Afrika Cumhuriyeti’nin İsrail aleyhine Uluslararası Adalet Divanı’a açtığı davada bu fotoğraflar kanıt olarak sunuldu. Canını hiçe sayıp hakikatin deklanşörüne basarak Gazze’deki zulmü fotoğraflarla belgeleyen Ali Jadallah kardeşimi şahsım, milletim ve tüm mazlumlar adına tebrik ediyorum. Bu vesileyle sırf Gazze’deki vahşete kamera tuttukları için İsrail tarafından katledilen 37’si kadın, 283 basın mensubunu burada rahmetle anıyorum. İsrail’in acımasızca öldürdüğü gazetecilerin kahramanca mücadelesini bugün bir kez daha saygıyla selamlıyorum.”

    “Türk basın kuruluşları yürekli bir duruş sergiledi”

    İsrail hükümetinin susturmaya ve engellemeye çalışmasına rağmen vicdanlı yüreklerin ve hakikatin peşinde koşan gerçek gazetecilerin canları pahasına Filistin’de olan bütün olup bitenleri gözler önüne sermeye devam ettiğini vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:

    “Hakkı haykırmayı şiar edinmiş bir ülke ve yönetim olarak biz de Filistin halkının yanında eğilmeden, bükülmeden dimdik duruyoruz. Gazze soykırımında TRT ve Anadolu Ajansımız başta olmak üzere Türk basın kuruluşları gerçekten yürekli bir duruş sergiledi. İletişim Başkanlığımız Gazze’de canice katledilen basın mensuplarının fedakarlıklarını kayda almak amacıyla geçen hafta ‘Gerçeğin Katli-İsrail’in Gazeteciliğe Karşı Savaşı’ isimli bir kitap yayınladı. Gazze’de yaşananların unutulmaması ve adaletin tecellisi için bundan sonra da her cephede mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, insanın başlı başına bir sanat şaheseri olduğunu ifade ederek, eski zamanlardan itibaren insanın yeryüzünde karşılaştığı her nesneyi, her durumu, her ses ve rengi sanatın malzemesi olarak gördüğünü aktardı.

    İnsanlık ailesinin, içinden çıkardığı dehalarla, sanatçı ruhlarla muazzam bir sanat birikimi meydana getirdiğini belirten Erdoğan, “Bugün mirasçısı olduğumuz kültür ve medeniyet iklimi, büyük sanatçıların inşa ve ibda ettiği müşterek zenginliğimizdir. Bu zenginlik aynı zamanda devamlılık düşüncesinin de neticesidir. Şüphesiz dünya hayatında insanoğlunun acılarının, sevinçlerinin var olma çabasının en güçlü kanıtlarından biri de kültür ve sanattır. İnsan var oldukça sanat da var olacaktır. İnsan yaşadıkça sanat da yaşayacak, kendisini yenileyecek, yeni ufuklar keşfedecek, kendini yeniden üretmeye devam edecektir.” diye konuştu.

    “Türk şiiri milli hissiyatımızın da tapu senedidir”

    Arif Nihat Asya’nın “San’at” şiirinin, “Sen mermeri yaratırsın. Ben ondan saray yaparım. Suya ektiğin kamışı keser, biçer, ney yaparım? Bir yalıncık gönderirsin. Tarar, süsler, bey yaparım. Gökte öksüz dilimi bayrağıma ay yaparım. Yeter ki versen ben ondan mutlaka bir şey yaparım.” dizelerini okuyan Erdoğan, mimarinin, musikinin, şiirin, resmin ve cümle sanatın özetinin insanın, dünyayı ve ötesini anlama çabası olduğunu söyledi.

    “Sanat dünyayı daha anlamlı kıldığı için sanattır.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Sanat insana değer kattığı için, insanı tekemmül ettirdiği için sanattır. Sanat bize başka hiçbir şeyin veremeyeceği bir coşkuyu, muhayyileyi ve duyguyu verdiği için sanattır. İşte tam da bunun içindir ki sanat ayrıştırmaz, birleştirir. Tabii burada şu gerçeğin özellikle vurgulanması gerekiyor, Türkçenin her büyük şairi, her büyük yazarı bizim medarı iftiharımızdır. Dil, kültür, sanat, düşünce ve mimari alanında eser veren münevverlerimizin tamamı bizim için birer kutup yıldızıdır. Nasıl ki Selimiye’siz bir Edirne, Süleymaniye’siz bir İstanbul tahayyül edemiyorsak, Mimar Sinan’sız bir Türkiye’yi de düşünemeyiz. Itri, Dede Efendi, Şevki Bey, Sadettin Kaynak, Neşet Ertaş ve daha nice dev isim olmadan Türk müziğini tasavvur edemeyiz. Yunus Emre’den Karacaoğlan’a, Fuzuli’den Mehmet Akif’e, Nedim’den Yahya Kemal’e, Nefi’den Nazım Hikmet’e, Şeyh Galip’ten Sezai Karakoç’a, Türk şiiri sadece lisanımızın değil, milli hissiyatımızın da tapu senedidir. İlim, kültür ve sanatta sahip olduğumuz bu köklü miras inşallah asırlar boyunca dünya kültür ve sanat birikimini beslemeye devam edecektir.”

    “Sanat beğenilerinin yeknesak hale gelmesi ciddi risk oluşturuyor”

    Küreselleşme ile kültürel tek tipleşmenin dünyayı etkisi altına aldığı bir dönemden geçildiğine dikkati çeken Erdoğan, “Her alanda sınırsız tüketimi teşvik eden, insanı edilgen hale getiren bu cendereden ancak köklerimize tutunarak kurtulabiliriz. Kendi mirasımız ve birikimimizden beslenen sanat yine bu tek tipleşme dalgasına karşı tabiri caizse bir dalga kıran işlevi görecektir.” dedi.

    Erdoğan, şöyle konuştu:

    “Bunu özellikle şunun için söylüyorum. Bugün popüler olan pek çok filmin, dizinin, müzik eserinin coğrafyadaki etkisine ve nüfuzuna baktığımızda sanatın dönüştürücü gücünün nelere kadir olduğunu hepimiz görebiliyoruz. Tüketim alışkanlıklarının, yaşam tarzlarının, yemek kültürünün, giyim kuşamın tek tipleşmesi gibi sanat beğenilerinin yeknesak hale gelmesi de bizatihi sanat için ciddi risk oluşturuyor. Özgün ve yetkin olanı törpülüyor. Sıradanlaşma ve tek tipleşme insanın fıtratı gereği farklı olmasını ve sanatçı özgürlüğünü tehdit ediyor. Kuşkusuz sanat şahsi ve muhteremdir. Fakat yeryüzünde önüne çıkan her şeyi öğüten, herkesi birbirine benzeten küresel tüketim çarkı insanın biricikliğini yok etmenin yanı sıra bireyin yeteneklerini de aynı tornadan geçirmektedir. Neoliberal kültür, adına trend denilen ve hemen her gün değişen yeni kutsalıyla insana dair pek çok güzelliği tahrip etmektedir.”

    “Ahlakı dışlayan her trend yüzeyselliğe mahkum olmaktan kurtulamaz”

    Yapay zeka mahsulü şiirlerin, kitapların, şarkıların, resimlerin, sinema filmlerinin yüz milyonlara ulaştığını ve gerçekle sanal arasındaki farkın büyük oranda kaybolduğu bugünlerde kendilerini yarın neyin beklediğini tam olarak bilemediklerini belirten Erdoğan, “Şurası bir gerçek ki milli kimliği, milli kültürü, değeri, ideali, erdemi, ahlakı dışlayan her trend yüzeyselliğe mahkum olmaktan kurtulamaz. Hiçbir derinliği, özgünlüğü olmayan, günlük üretilip, günlük tüketilen işlerle maalesef biz de bu küresel fırtınanın önünde duramayız.” dedi.

    “Küresel kültür savaşlarında yerli ve milli olan kültür değerlerimizi evrensel bir bakış açısıyla harmanlamalı, yeniden üretmeli, yeniden inşa etmeliyiz.” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Bir siyasetçi olarak bunun asla kolay olmadığını, çok ciddi emek ve gayret gerektirdiğini elbette biliyorum. Ama bunu yapacak imkana, birikime ve kapasiteye ziyadesiyle sahibiz. Her yaş ve her kesimden insanımızı etkileyen bu cendereden çıkış yolunu tarih boyunca olduğu gibi topluma mihmandarlık eden sanatçılarımızın, mütefekkirlerimizin, münevverlerimizin kültür ve sanat erbabımızın göstereceğine inanıyorum. Açıkçası bunu sizlerden istirham ediyorum. Bilim adına, sanat adına, edebiyat adına, düşünce adına, kültür adına taş üstüne taş koyan herkesin hangi görüşten olursa olsun her bir insanımızın başımızın üstünde yeri olduğunu burada tekrar dile getirmek istiyorum. Evrensele yelken açarken yerli kalabilen, memleketi ve milleti için hayal kurabilen, en sert eleştirileri yaparken dahi yıkmayan kültür, sanat ve bilim insanlarımızın desteğiyle inşallah bu mücadeleyi yürüteceğiz.”

    Törenden notlar

    Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri Töreni, ödüle layık görülen isimlerin biyografilerinin anlatıldığı videoların izlenmesi ile başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görülen isimleri açıklamıştı.

    Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’ne, “Bilim ve Kültür” dalında akademisyen Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün, “Resim” dalında Yalçın Gökçebağ, “Müzik” dalında besteci Yalçın Tura, “Anadolu Arkeolojisi” dalında arkeolog ve akademisyen Prof. Dr. Fahri Işık, “Fotoğraf” dalında ise Gazze’de görev yapan AA foto muhabiri Ali Jadallah ödüle layık görülmüştü.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından, salonda bulunan Süleyman Seyfi Öğün, Yalçın Gökçebağ, Yalçın Tura ile Fahri Işık’a ödüllerini verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, tekerlekli sandalye ile ödülünü almaya gelen Yalçın Tura için, “Üstadımız 92 yaşında. Bu yaşta böyle bir ödülü almak inanıyorum ki herkese nasip olmaz. Tebrik ediyoruz.” dedi.

    Gazze’de görevde olan AA foto muhabiri Ali Jadallah’ın ödülünü ise eşi Dua İsavi ve çocukları, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldı.

    Ali Jadallah’ın eşi Dua İsavi, “Ali’nin bizlerle olmasını temenni ediyorum. Gazze’den çıkması gerçekten çok zor. Sadece bana ve çocuklarıma izin verdiler. Anadolu Ajansı çok yardımcı oldu. Türkiye hükümetine, Türkiye Cumhuriyeti ve Türkiye halkına çok teşekkür ediyorum. Her zaman yanımızda durdular.” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan da eşinin yanında olması temennisinde bulunan Dua İsavi’ye, “Biz her türlü yola başvuracağız. İnşallah, Ali’yi sana da bize de kavuşturacağız.” ifadesini kullandı.

    Programda, foto muhabiri Ali Jadallah’ın video mesajına da yer verildi.

    Jadallah, mesajında şunları kaydetti:

    “Ben, Gazze’den Anadolu Ajansı’nın foto muhabiri Ali Jadallah. Sayın Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, değerli hanımlar ve beyefendiler. Bu prestijli kültür ödüllerinde, acılarla dolu ama insanlık onuruna ve yaşama isteğine hala sıkıca tutunan Gazze’den sizlere bu video mesajıyla seslenmek benim için onurdur. Sayın Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına, kültüre ve sanata olan güçlü destekleri ve ortak insani değerleri teşvik etme konusundaki kurumsal bağlılığı için en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti’nin hem liderliğinin hem de halkının Gazze ve sakinlerine karşı sergilediği gerçek insani duruş ve samimi destek için de minnettarlığımı ifade ediyorum. Gazze’de olaylar rutin haberler olarak değil, olağanüstü bir insanlık gerçekliğinin canlı tanıkları olarak belgeleniyor. Bu nedenle de bana duydukları güven, sarsılmaz destekleri ve fotoğrafçılığın sadece bir aktarım aracı değil, aynı zamanda tarihi bir sorumluluk ve yaşayan bir vicdan olduğuna dair derin inançları için Anadolu Ajansına, tüm yöneticilere ve meslektaşlarıma en derin şükran ve takdirlerimi sunuyorum. Bu inanç, kurumun yayınlarında ve özellikle de ‘Kanıt’, ‘Tanık’ ve ‘Sanık’ kitaplarında açıkça somutlaşmıştır. Şehit düşmüş babam ve kardeşlerimin burada yanımda olmalarını ne kadar çok isterdim. Allah onlara rahmet eylesin. Bu durumda yanımda olsalardı da bu unvan ve madalyayla hep birlikte gurur duyabilseydik. Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören öncesinde, ödüle layık görülenleri ve ailelerini program öncesinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde kabul etti.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödüle kayık görülenler, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu üyeleriyle hatıra fotoğrafı çektirdi.

    Törene, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, AK Parti genel başkan yardımcıları, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç ile Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz ve TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı da katıldı.

  • Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ismi değişiyor: Yeni teşkilat yapısı yolda

    Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ismi değişiyor: Yeni teşkilat yapısı yolda

    Emniyette yapısal dönüşüm süreci
    İçişleri Bakanlığı, yaklaşık 350 bin personeli bünyesinde barındıran Emniyet Genel Müdürlüğü için kapsamlı bir yapısal değişikliğe hazırlanıyor. Hazırlanacak yeni teşkilat kanunu ile Emniyet Genel Müdürlüğü’nün adı Emniyet Başkanlığı olarak değiştirilecek.

    Yeni teşkilat kanunu Meclis’e sunulacak
    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Emniyet teşkilatına ilişkin yeni teşkilat kanununun hazırlandığını açıkladı. Yerlikaya, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün kurumsal kapasitesini artırmak ve günümüz ihtiyaçlarına cevap verecek bir yapıya kavuşturmak amacıyla bu çalışmaların sürdüğünü belirtti. Yapılan düzenleme kapsamında, teşkilat bünyesindeki bazı daire başkanlıklarının genel müdürlük seviyesine çıkarılması planlanıyor. Çalışmaların tamamlanmasının ardından kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulacak ve Genel Kurul’da görüşülecek.

    Polisler için yeni mesai sistemi

    Yapılacak düzenlemeler yalnızca teşkilat yapısıyla sınırlı kalmayacak. Yaklaşık 350 bin polisi kapsayan yeni bir çalışma sistemi de hayata geçirilecek. Emniyet teşkilatında 12 saat mesai, 36 saat dinlenme modeli uygulanacak.

    Bakan Yerlikaya’dan mesai açıklaması

    İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, yeni mesai sistemine ilişkin detayları daha önce Meclis’teki bütçe görüşmeleri sırasında paylaşmıştı. Yerlikaya, personel eksikliği nedeniyle bugüne kadar uygulanamayan dört gruplu 12-36 sistemine yeni personel alımlarıyla birlikte geçileceğini ve hazırlıkların tamamlandığını ifade etti. Yeni düzenlemenin önümüzdeki yıl tamamlanması hedefleniyor.

  • (Video) Sanatçı Onur Akın’a, klip çekimi sırasında at çarptı

    (Video) Sanatçı Onur Akın’a, klip çekimi sırasında at çarptı

    KLİP çekimi için geldiği Kayseri’de sanatçı Onur Akın’a, yılkı atı çarptı. Durumu iyi olan Akın, o anları sosyal medyadan paylaştı.Sanatçı Onur Akın, ‘Sen Gidersen’ adlı şarkısının klip çekimi için Kayseri’nin Hacılar ilçesine, yılkı atların bulunduğu Hürmetçi Sazlığı’na geldi. Akın’a, çekim sırasında bir yılkı atı çarptı. Akın, atın çarpması ile yere düştü. Durumu iyi olan Onur Akın, “Karlı bir havada çekim yaptığımız için, yerin çamur olması bir yerimin kırılmasını önledi sanıyorum. Atların yerdeyken üstüme basıp, beni ezmemesi de büyük bir şans oldu. Az kalsın sanat için nalları ben dikiyordum, Allah korudu” dedi. Diğer yandan Akın, o anları sosyal medya hesabından paylaştı.
  • Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri 2025’te Sahiplerini Buluyor

    Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri 2025’te Sahiplerini Buluyor

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, mesaisini Ankara’da sürdürüyor. Erdoğan, 2025 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri törenine katılarak ödül kazanan sanatçı, gazeteci ve bilim insanlarına ödüllerini takdim edecek. Tören, saat 18.00’de Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

    Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri, her yıl bilim ve kültür, resim, müzik, Anadolu arkeolojisi ve fotoğraf dallarında başarılı sanatçı ve bilim insanlarına veriliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yılın ödül kazananlarını 29 Ekim Özel Programı’nda kamuoyuna açıklamıştı.

    2025 yılı kapsamında bilim ve kültür dalında Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün, resim dalında Yalçın Gökçebağ, müzik dalında besteci Yalçın Tura ödüle layık görüldü. Anadolu arkeolojisi dalında arkeolog ve akademisyen Prof. Dr. Fahri Işık ödül alacak. Fotoğraf dalındaki ödül ise Gazze’de görev yapan Anadolu Ajansı foto muhabiri Ali Jadallah’a verilecek.

    Törende Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’nin kültür ve sanat politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunması ve mesajlar vermesi bekleniyor.

  • Bahçeli’den Öcalan Mitingi açıklaması: Hiçbir mahsuru yok

    Bahçeli’den Öcalan Mitingi açıklaması: Hiçbir mahsuru yok

    DEM Parti öncülüğündeki Demokratik Toplum Platformu’nun, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’a özgürlük talebi kapsamında 4 Ocak 2026 Pazar günü Diyarbakır’da düzenleyeceği mitingle ilgili soruya MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yanıt verdi. Bahçeli, söz konusu mitingin hukuki çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

    Devlet Bahçeli, ifade ve düşünce özgürlüğünün meşru sınırlar içinde herkes için geçerli olduğunu belirterek, yürürlükteki yasa ve anayasa hükümleri kapsamında her siyasi partinin toplantı, gösteri ve açık hava mitingi düzenleme hakkı bulunduğunu söyledi. Demokrasinin temel ilkelerinin bu konuda açık olduğunu vurguladı.

    CHP’nin bugüne kadar çok sayıda miting düzenlediğini, diğer siyasi partilerin de salon ve açık hava toplantıları yaptığını hatırlatan Bahçeli, DEM Parti’nin miting yapmasının büyütülecek bir konu olmadığını dile getirdi. Bahçeli, 4 Ocak 2026’da düzenlenecek mitingin kanaatine göre hiçbir mahsurlu yanı olmadığını ifade etti.

    Bahçeli, PKK’nın kurucu önderliğinin 27 Şubat 2025 tarihli çağrısında cezaevinden çıkma ya da özgürlük talebinin yer almadığını hatırlattı. Bu çağrının bağlayıcı olduğunu belirten Bahçeli, bu çerçevenin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.

    DEM Parti ve terör örgütünün tüm bileşenlerinin 27 Şubat çağrısına aykırı tutum sergilemesinin, Terörsüz Türkiye hedefini yavaşlatabileceğini değerlendiren Bahçeli, mitingde taleplerin dile getirilmesine itirazı olmadığını ancak çağrının gölgelenmemesi gerektiğini ifade etti.

    Bahçeli, açıklamasının sonunda Diyarbakırlılara selam göndererek, olağan bir gelişmeye olağanüstü anlamlar yüklemenin sonuç getirmeyeceğini belirtti.

  • Odatv’de Yazı İşleri Müdürü Can Özçelik İstifa Etti

    Odatv’de Yazı İşleri Müdürü Can Özçelik İstifa Etti

    Odatv Yazı İşleri Müdürü olarak görev yapan gazeteci Can Özçelik, görevinden ayrıldığını sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla duyurdu. Özçelik, 31 Aralık itibarıyla görevinden kendi isteğiyle ayrıldığını bildirdi.

    Paylaşımında Odatv’de beş yıldır Yazı İşleri Müdürü olarak görev yaptığını belirten Özçelik, bu süreçte önemli haberlere imza atarak Türkiye gündemini belirlediklerini ifade etti.

    Can Özçelik, açıklamasında özgür habercilik ortamı sunduğunu belirttiği Odatv’ye teşekkür ederek, görev süresi boyunca destek verenlere de mesaj gönderdi.