Kategori: Genel

  • MSB: (Düşürülen İHA) Süreç başarıyla yönetilmiş ve sonuçlandırılmıştır

    MSB: (Düşürülen İHA) Süreç başarıyla yönetilmiş ve sonuçlandırılmıştır

    MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuştu.

    Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK), milletin huzuru ve devletin bekası için ülkeye yönelik risk ve tehdit unsurları ile mücadelesini kararlılıkla sürdürdüğünü vurgulayan Aktürk, “Son bir hafta içerisinde 6 PKK’lı terörist teslim olmuş, operasyon bölgelerinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir.” dedi.

    Aktürk, kaçakçılığın, yasa dışı geçişlerin engellenmesi ve terörle mücadele etkinliğinin artırılması kapsamında sınır güvenliğinde etkili ve modern teknolojiye dayalı tedbirler alındığını belirterek, şu bilgileri paylaştı:

    “Son bir hafta içerisinde 8’i terör örgütü mensubu olmak üzere 192 şahıs yakalanmış, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 9 bin 683 olmuş, engellenen 2 bin 414 şahısla bu yıl engellenen kişi sayısı da 65 bin 277’ye ulaşmıştır. Yine, bu hafta içerisinde Hakkari ve Van hudut hatlarında yapılan arama tarama faaliyetlerinde toplam 284 kilogram uyuşturucu madde ele geçirilmiştir.”

    İsrail

    Tuğamiral Aktürk, İsrail’in, Suriye ve Lübnan’daki saldırıları ve bölgede izlediği yayılmacı politikanın, Gazze’de sağlanan ateşkesi ihlal edici operasyonları ve insani yardım faaliyetlerini engelleyici tutumunun, bölgesel barış ve istikrarı tehdit etmeye devam ettiğini söyledi.

    İsrail’in yürüttüğü politikanın, Birleşmiş Milletlerin (BM) itibarının ve uluslararası hukuka olan inancın, sadece bölge ülkeleri nezdinde değil, dünyada da sorgulanmasına sebep olduğuna vurgu yapan Aktürk, şunları kaydetti:

    “Ayrıca, Gazze’ye insani yardımların kesintisiz ve güvenli şekilde ulaştırılması ve sivillerin acil ihtiyaçlarının karşılanması, geçtiğimiz hafta bölgede meydana gelen sel felaketi nedeniyle daha da elzem hale gelmiştir. Uluslararası toplumun, İsrail’in hem saldırgan eylemlerine hem de insani yardımların bölgeye istenen düzeyde erişmesini geciktirici tutumuna karşı, yaptırım gücü olan bir irade ortaya koyarak adımlar atması gerektiğini vurguluyor, bu minvalde başlatılacak her türlü uluslararası girişime destek vereceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz.”

    Tatbikat ve eğitimler

    TSK’nın harbe hazırlığının en üst seviyede tutulması maksadıyla ulusal ve uluslararası eğitim ve tatbikat faaliyetlerinin de aralıksız sürdürüldüğüne vurgu yapan Aktürk, şöyle devam etti:

    “15 Aralık’ta İstanbul’da başlayan SAT timlerimiz ile Pakistan İkbal Timlerinin yer aldığı Türkiye-Pakistan Ayyıldız Tatbikatı 26 Aralık’a kadar devam edecektir. NATO Daimi Deniz Görev Grubu-2 kapsamında Arnavutluk Deniz Kuvvetlerine ait Lissus tarafından 18-21 Aralık tarihleri arasında İzmir’e liman ziyareti yapılmaktadır. 17-18 Aralık’ta Fransa’da icra edilen ‘Birleşik Görev Kuvveti (CTF) Komutanlar ve Deniz Girişimi Tavsiye Kurulu (MEAB) Toplantısı’na CTF Black ile TURMARFOR Komutan Yardımcılarımız iştirak etmektedir. Mısır Deniz Kuvvetleri heyetinin, deniz güvenliği alanında tecrübe paylaşımı maksadıyla, 21-25 Aralık tarihleri arasında İstanbul’da bulunan Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezi Komutanlığımızı (DGMM) ziyaret etmesi planlanmaktadır.”

    Tuğamiral Aktürk, yerli ve milli savunma sanayisinin gurur verici bir gelişim süreciyle küresel ölçekte kendini kanıtladığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

    “Savunma sanayimiz kara, deniz, hava platformları ile siber alanda geliştirdiği kritik sistemlerle, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin daha güçlü daha donanımlı ve daha hazırlıklı hale getirilmesine katkı sağlamaya devam etmektedir. Bu kapsamda Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda Lazer Arayıcı Başlıklı Uzun Menzilli Tanksavar (L-UMTAS) füze, Orta İrtifa Hava Savunma Füze Sistemi (HİSAR-O), KARAOK Tanksavar Silah Sistemi, modernize edilen M60T tankı ile Bayraktar TB-3 SİHA, muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanarak envantere alınmıştır. Genel maksat helikopteri projesi kapsamında 7’nci T-70 helikopterinin 23 Aralık’ta Hava Kuvvetlerimizin envanterine alınması planlanmaktadır.”

    Aktürk, ayrıca şu bilgileri paylaştı:

    “Pakistan MİLGEM Projesi 2’nci gemisi Khaibar’ın Pakistan Deniz Kuvvetlerine, Açık Deniz ve Karakol Gemisi Projesi kapsamında inşa edilen Akhisar’ın Romanya’ya teslimleri, Koçhisar’a bayrak çekilmesi, Hızırreis denizaltısı, Ç-159 Çıkarma Gemisi ve ULAQ insansız deniz aracının hizmete girişi, Açık Deniz Karakol Gemisi Projesi kapsamında inşa edilecek 7’nci geminin sac kesimi törenlerinin 20 Aralık’ta Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle İstanbul Tersanesi Komutanlığımızda icra edilmesi planlanmaktadır.”

    Aktürk, personel ve askeri öğrenci temin işlemlerinin de devam ettiğini belirterek, MSB’de istihdam edilmek üzere, “2025 Yılı Sürekli İşçi Temini” başvurularının 22-26 Aralık tarihleri arasında alınacağını söyledi.

    Terör örgütü YPG/SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyon sürecine ilişkin sorular üzerine Bakanlık tarafından, “Suriye hükümeti tüm kurum ve birimleriyle yeniden yapılanmaya, ülkede istikrar ve güvenliğin tesisine yönelik gayretli çalışmalarına devam etmektedir. Suriye’nin istikrarı ve güvenliği bölgenin huzuru için kritik öneme sahiptir. Türkiye, bu doğrultuda Suriye hükümetiyle yakın işbirliğini sürdürmeye ve ‘tek devlet, tek ordu’ ilkesini desteklemeye kararlıdır. Bu konuyla ilgili Türkiye olarak muhataplarımızla gerekli koordinasyonları yapıyor ve süreci yakından takip ediyoruz.” açıklaması yapıldı.

    Karadeniz’de kontrolden çıktığı tespit edilen ve vurularak düşürülen insansız hava aracına ilişkin sorular üzerine şu bilgiler paylaşıldı:

    “15 Aralık 2025 tarihinde, Karadeniz yönünden hava sahamıza yaklaşan bir İHA tespit edilmesi üzerine, ilgili tüm birimlerimizce yürürlükteki mevzuat ve standart operasyonel prosedürler çerçevesinde tespit, teşhis ve takip süreci derhal başlatılmıştır. Süreç söz konusu İHA’nın irtifa, sürat ve boyut olarak tespitinin güçlüğü ve düşük radar kesit alanına sahip olması nedeniyle tek bir sensör verisine dayanmaksızın radar, elektro-optik, elektronik harp ve erken ihbar sistemlerinden elde edilen çoklu verilerin karşılıklı doğrulaması esas alınarak yürütülmüştür.

    Yapılan değerlendirmeler neticesinde, hava sahası emniyetinin muhafazası ile vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğinin korunması amacıyla, kontrolden çıktığı anlaşılan İHA, F-16 uçaklarımız tarafından takip edilmiş, prosedürlerin tamamlanmasını müteakip en uygun yerde kontrollü bir müdahaleyle düşürülmüştür. Hava sahasına ilişkin alınan tüm kararlar, sivil hava trafiği dahil olmak üzere hava sahası emniyetinin korunması, yerleşim alanlarına yönelik risklerin önlenmesi ve elde edilen verilerin bütüncül değerlendirilmesi esaslarına dayalı olarak, yüksek hassasiyetle verilmektedir. Bu kapsamda uygulanan yöntem, yerleşim alanlarına yönelik riskleri bertaraf eden, sivil havacılık faaliyetlerinin emniyetini de önceleyen en ihtiyatlı ve güvenli yaklaşım olarak icra edilmiştir.

    Havada vurularak imha edilen İHA’nın, çok küçük parçalara ayrılarak geniş bir alana dağıldığı değerlendirilmektedir. Bu durum sahada tek parça veya bütünlük arz eden enkaz tespitini zorlaştırmaktadır.”

    Bu çerçevede, arama-tarama ve teknik inceleme faaliyetlerinin ilgili birimlerce titizlikle sürdürüldüğü belirtilerek, şunlar kaydedildi:

    “Doğrulama süreçleri tamamlanmadan olay hakkında yapılan spekülatif değerlendirme ve dezenformasyon içerikli iddialara itibar edilmemesi önem arz etmektedir. Hava sahamızın kontrolü, radar, erken ihbar, elektronik harp ve önleme unsurlarını kapsayan, katmanlı ve entegre bir mimariyle 7 gün 24 saat esasına göre sağlanmaktadır. Hava savunma sistemlerinden beklenen, hava sahasına giren unsurların tespiti, teşhisi, takibi ve imhasıdır.

    Bahse konu İHA ile ilgili süreç başarıyla yönetilmiş ve sonuçlandırılmıştır. Hava savunma sistemimizin zafiyet içinde olduğu yönündeki iddialar da gerçeği yansıtmamaktadır. Elde edilen tecrübeler ışığında tespit, teşhis ve reaksiyon süreçleri düzenli olarak gözden geçirilmekte, operasyonel prosedürler ve teknik kabiliyetler sürekli olarak geliştirilmektedir. Tüm bunlara ilave olarak, Ukrayna-Rusya arasında devam eden savaş dolayısıyla Karadeniz’in güvenliğine yönelik bu tür olumsuzluklar konusunda her iki tarafın da daha dikkatli olmaları hususunda muhataplarımız ikaz edilmiştir.”

  • Afyonkarahisar’da asayiş

    Afyonkarahisar’da asayiş

    AFYONKARAHİSAR (AA) – Afyonkarahisar'ın Dinar ilçesinde bir araçta silah ele geçirilmesine ilişkin 2 şüpheliye yasal işlem uygulandı.

    İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, şüphe üzerine durdurduğu bir araçta yaptığı aramada ruhsatsız tüfek, 2 şarjör ve 42 fişek ele geçirildi.

    Ekipler, araçtaki 2 şüpheliye yasal işlem uyguladı.

    – Sandıklı'da bir apartmanın çatısında çıkan yangın söndürüldü

    Şirinevler Mahallesinde 5 katı bir apartmanın çatısında henüz bilinmeyen nedenle yangın çıktı.

    İhbar üzerine olay yerine itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi.

    Ekiplerin müdahalesiyle söndürülen yangında çatıda hasar meydana geldi.

  • Boşanma davasında ilginç karar: İşsiz erkeğe nafaka

    Boşanma davasında ilginç karar: İşsiz erkeğe nafaka

    Tire’de yaşayan S.B. ile Ş.B, 2023 yılının Kasım ayında evlendi. Yaklaşık iki sene evli kalan çift, ağustos ayında geçimsizlik gerekçesiyle boşanma kararı aldı. Aile mahkemesi sıfatıyla Tire 2’nci Asliye Hukuk Mahkemesi’nde boşanma davası açıldı. Taraflar anlaşmalı boşanma için uzlaşma sağlayamadı ve birbirlerinden nafaka talep etti. 20 Kasım’da boşanma davasının ikinci duruşması görüldü. Duruşmaya taraflar ve avukatları katıldı.

    İşsiz kalan kocaya “tedbir nafakası” talebi kabul gördü

    Duruşmada söz alan S.B.’nin avukatı A. İslam Gezer, müvekkilinin işten çıkarıldığını ve işsiz olduğunu belirtip, bu sebepten ötürü tedbir nafakası talebinde bulundu. Ş.B.’nin avukatı ise talebin reddinin verilmesini istedi.

    Tarafları dinleyen hakim, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını dikkate alarak pastane işleten Ş.B.’nin, S.B.’ye dava tarihinden itibaren aylık 5 bin liralık tedbir nafakasının yargılama kesinleşmesine kadar ödenmesine karar verdi.

    “Tedbir nafakasında kusur dahi aranmaz”

    S.B.’nin avukatlarından A. İslam Gezer, “Tedbir nafakası, sosyal ve ekonomik açıdan zayıf olan tarafı desteklemek amacıyla öngörülmüş maddi bir tedbirdir. Mahkemece tedbir nafakasına hükmedilirken, esas alınan temel unsur, tarafların sosyal ve ekonomik durumudur. Tedbir nafakası kararı verilirken kusur dahi aranmaz. Kadın ve erkek kanun önünde eşit haklara sahip olduğundan, erkeğin sosyal ve ekonomik açıdan zayıf olması halinde de bu nafakaya erkek lehine hükmedilmesi mümkündür. Bahse konu davada da erkeğin işsiz olduğu ve ekonomik ile sosyal açıdan desteklenmesi gerektiği anlaşıldığından, erkek lehine tedbir nafakasına hükmedilmiştir” dedi.

    ‘Mahkemenin kararı kalıplaşmış algıları yıktı’

    S.B.’nin avukatlarından Elif Büşra Berber ise “Toplumda boşanma aşamasındaki nafakanın yalnızca kadın ve çocuklar lehine hükmedildiği yönündeki yerleşik algı gerçeği yansıtmamakta olup, kanunun ve adaletin ruhuna da aykırıdır. Kaldı ki koşullarının mevcut olması halinde, bu tedbir nafakası dava sonrasında da erkek lehine hükmedilecek yoksulluk nafakasına dönüşebilir. Sayın mahkemece, Medeni Kanun hükümleri ile kadın ve erkeğin eşit haklara sahip olduğu, nafaka kurumunun getiriliş amacı da göz önünde bulundurularak yerinde bir karar verilmiş ve erkek lehine tedbir nafakasına hükmedilmiştir. Mahkemenin bu kararı, toplum nezdinde oluşmuş ve kalıplaşmış algıları yıkmakla birlikte, kanunun tam olarak tatbik edilmesi halinde ulaşılmak istenen amaca hizmet etmiştir” diye konuştu.

  • ASKİ Genel Müdürü Akçay, “Sadece Çamlıdere ve Kesikköprü’yle birlikte devam edersek, bu su bize 200 gün gider.”

    ASKİ Genel Müdürü Akçay, “Sadece Çamlıdere ve Kesikköprü’yle birlikte devam edersek, bu su bize 200 gün gider.”

    Akçay, Çamlıdere Barajı’nda, barajlardaki doluluk oranının son durumuna ilişkin açıklamalarda bulundu.

    Barajın ölü hacimde yaklaşık 110 milyon metreküp su bulunduğunu ifade eden Akçay, yapılan çalışmalarla bu suyun da Ankara halkına verilebileceğini belirtti.

    Barajdaki suyun kendi cazibesiyle kanala aktarılamadığını ve bu nedenle yüzer platformlar kurulduğuna dikkati çeken Akçay, “Yüzer platformlar vasıtasıyla dikey pompalarla suyu alttan alıyoruz ve yukarıdaki su alma yapısının içerisine boşaltıyoruz ve oradan da tünele girip Ankara’ya su geliyor.” ifadesini kullandı.

    Çamlıdere Barajı’ndaki su rezervinin özellikle kurak dönemlerde kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Akçay, 2007-2008 yıllarında yaşanan kuraklıkta da benzer bir sistemle ölü hacimden su alındığını hatırlattı.

    Akçay, o dönemde kurulan altyapının zamanla kullanılamaz hale geldiğini belirterek, mevcut ihtiyaç doğrultusunda yeniden imalat yapıldığını aktardı.

    Yeni yapılan yüzer platformların kısa sürede devreye alınacağı bildiren Akçay, “İki gün içinde inşallah birinci platformu, daha sonra da bir hafta içinde de ikinci platformu devreye alacağız. Ancak aldığımız birinci platform bile şu anda Ankara’nın ihtiyacı olan suyu karşılamakta bize yeterli suyu verecek, orada bir sorunumuz yok.” diye konuştu.

    Son dönemlerde suyun en az tüketildiği saatlerde uygulanan kontrollü verilmesine dair olumlu sonuçlar aldıklarını aktaran Akçay, şunları kaydetti:

    “Fiziki kayıp kaçağı düşürebilmek, Ankara’daki kayıp kaçağı oranını azaltabilmek için özellikle gecede en az su tüketilen saatlerde basınç uygulaması yaparak kayıp kaçağı azaltıyoruz. Ondan sonra sisteme tekrar aynı miktarda suyu vererek, sistemin herhangi bir şekilde gündüz vakitlerinde etkilenmemesini sağlayarak Ankara’nın suyunu gece saatlerinde kaybetme durumunu ortadan kaldırıyor, kayıp kaçağı azaltarak suyu koruyoruz. Ankara genelinde bunu uyguluyoruz ve çok iyi sonuçlar alıyoruz.”

    Akçay, kontrollü su uygulaması sayesinde mevcut suyun daha verimli kullanıldığını ve bu yöntemle daha geniş alanlara su ulaştırılabildiğini belirterek, daha önce yeterli su alamayan bazı bölgelere su temininin artırıldığını ifade etti.

    Ankara halkına su tüketimi konusunda çağrıda bulunan Akçay, mevcut su kaynaklarının korunmasının hayati önem taşıdığına dikkati çekti.

    Geçmişte Ankara’da kişi başına verilen su miktarının İstanbul’un yaklaşık iki katı olduğunu hatırlatan Akçay, uygulanan tasarruf ve kontrol politikaları sayesinde bu farkın büyük ölçüde kapandığını, alınan önlemler sayesinde olumlu sonuç aldıklarını belirtti.

    Yağışların uzun süredir yetersiz olduğunu ve kentin kurak bir dönemden geçtiğini belirten Akçay, barajlardaki su seviyelerinin düşmeye devam ettiğini vurguladı.

    Mevcut durumda su ihtiyacının önemli bir bölümünün rezervlerden karşılandığını bildiren Akçay, bu durumun ancak kontrollü ve tasarruflu kullanım ile sürdürülebileceğini ifade etti.

    Rezervlerden kullanılan su miktarının azaltılmasının herkesin göstereceği duyarlılıkla mümkün olacağını kaydeden Akçay, su tüketiminde gerekli önlemler alındığı takdirde 2026’nın ciddi bir sorun yaşanmadan geçirilebileceğini dile getirdi.

    Kesikköprü Barajı’ndan temin edilen içme suyu miktarının yapılan çalışmalarla günlük yaklaşık 600 bin metreküp seviyesine çıkarıldığını belirten Akçay, “Ankara’da susuz kaldık” noktasında olmadıklarını söyledi.

    Akçay, “Çamlıdere Barajı’nın ölü hacminde yaklaşık 110 milyon metreküp su bulunuyor. Sadece Çamlıdere ve Kesikköprü’yle birlikte devam edersek, bu su bize 200 gün gider. Ama bu rahat rahat 2026’yı da geçeriz anlamına gelmiyor. Şu anda iki barajdan ölü hacimden su alıyoruz. Bunlar, Eğrekkaya ve Akyar Barajı. Buradan aldığımız miktarları da dikkate alırsanız şu anda aktif doluluk yaklaşık yüzde 5 civarında. Ama işin içerisine Kesikköprü de dahil edilirse ki oradaki doluluk oranı yüzde 100 çok daha farklı bir noktaya geliyoruz. Sürekli oradan su almaya devam ediyoruz.” diye konuştu.

  • AK Parti’den Aday Olacağı Öne Sürülmüştü… Kenan İmirzalıoğlu Siyasete Gireceği İddialarını Yanıtladı

    AK Parti’den Aday Olacağı Öne Sürülmüştü… Kenan İmirzalıoğlu Siyasete Gireceği İddialarını Yanıtladı

    ABD’de yaşayan Tolga Karel, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Kenan İmirzalıoğlu’nun 2028 genel seçimlerinde AK Parti’den milletvekili adayı olacağını iddia etti. Karel paylaşımında, “2028 AK Parti milletvekili adayı Kenan’a şimdiden hayırlı olsun” ifadelerini kullandı. Bu açıklama kısa sürede gündeme oturdu.

    İmirzalıoğlu’ndan yanıt

    Ünlü oyuncu Kenan İmirzalıoğlu, iddialara ilişkin açıklama yaptı. Gazeteci Müge Dağıstanlı’nın aktardığına göre İmirzalıoğlu, siyasete girmeyi düşünmediğini belirterek, “Siyasetten uzak durmayı tercih ediyorum. Benim işim oyunculuk” dedi.

    Oyunculuk kariyerine devam

    Kenan İmirzalıoğlu, açıklamasıyla kariyerine odaklanacağını ve siyasete yönelik herhangi bir planının olmadığını net bir şekilde ifade etti.

  • Afyonkarahisar’da kaçakçılık operasyonunda bir kişi yakalandı

    Afyonkarahisar’da kaçakçılık operasyonunda bir kişi yakalandı

    AFYONKARAHİSAR (AA) – Afyonkarahisar'da düzenlenen kaçakçılık operasyonunda bir kişi gözaltına alındı.

    İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, sahte kaçak parfüm üretimi yapan M.D'ye ait depoda arama yaptı.

    Yapılan aramada, kaçak parfüm ele geçirildi.

    Şüpheli hakkında işlem yapıldı.

  • Trafiğe kasımda 183 bin 172 aracın kaydı yapıldı

    Trafiğe kasımda 183 bin 172 aracın kaydı yapıldı

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), kasım ayına ilişkin motorlu kara taşıtları istatistiklerini açıkladı. Buna göre, kasımda trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 3,1 azalışla 183 bin 172’ye geriledi. Söz konusu dönemde, kaydı silinen taşıt sayısı ise yaklaşık yüzde 13 artarak, 5 bin 21’e çıktı. Böylece, trafikteki toplam taşıt sayısı, 178 bin 151 artış kaydetti. Aynı ayda, trafiğe kaydı yapılan taşıtların yüzde 52,4’ünü otomobil, yüzde 29,9’unu motosiklet, yüzde 12,8’ini kamyonet, yüzde 2,1’ini traktör, yüzde 1,6’sını kamyon, yüzde 0,6’sını minibüs, yüzde 0,4’ünü otobüs ve yüzde 0,2’sini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu. Kasımda trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısında, bir önceki aya göre yüzde 2,6 artış oldu.

    TRAFİĞE KAYITLI TAŞIT SAYISI, 33 MİLYONU AŞTI

    Trafiğe kayıtlı araç sayısı, kasımda geçen yılın aynı ayına göre, yüzde 7,4 artarak 31 milyon 67 bin 698’den 33 milyon 371 bin 446’ya yükseldi. Kasım ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı taşıtların yüzde 51,6’sını otomobil, yüzde 21,1’ini motosiklet, yüzde 14,7’sini kamyonet, yüzde 6,9’unu traktör, yüzde 3,1’ini kamyon, yüzde 1,6’sını minibüs, yüzde 0,7’sini otobüs ve yüzde 0,3’ünü özel amaçlı taşıtlar oluşturdu. Devri yapılan 897 bin 877 taşıttan, yüzde 67,8’i otomobil, yüzde 14,9’u kamyonet, yüzde 9,6’sı motosiklet, yüzde 3,5’i traktör, yüzde 1,9’u kamyon, yüzde 1,6’sı minibüs, yüzde 0,5’i otobüs ve yüzde 0,2’si özel amaçlı taşıtlar olarak kaydedildi.

  • Afyonkarahisar’da “Al Fadimem” Türküsü araştırıldı

    Afyonkarahisar’da “Al Fadimem” Türküsü araştırıldı

    AFYONKARAHİSAR (AA) – Afyonkarahisar'ın İscehisar ilçesinde TÜBİTAK projesi kapsamında "Al Fadimem" Türküsü hakkında araştırma yapıldı.

    Faruk Öksüz Anadolu İmam Hatip Lisesi Tarih Öğretmeni Faruk Karakuş danışmanlığında 12. Sınıf öğrencisi Ertuğrul Meriç Boydemir, Türk Dili ve Edebiyatı alanında TÜBİTAK 2204 – A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması kapsamında Türkünün gerçek hikayesi ile ilk sözleri birinci elden kaynaklarla derledi.

    Proje kapsamında halk kültürünün önemli taşıyıcılarından biri olan Türkülerde zamanla yaşanan söz ve anlam değişimleri araştırıldı.

    Bu kapsamda, İscehisar ve Bayat ilçelerinde "Al Fadimem" Türküsünün kahramanlarıyla aynı dönemde yaşamış akraba ve komşularıyla görüşmeler yapıldı.

    Görüşmeler sonucunda bilgiler ile Türkü'nün il sözlerinin yer aldığı bir kasette ses kaydı bulundu.

    Saha çalışmaları sonucunda, günümüzde bilinen sözlerden farklı olarak Türkünün daha önce kayıt altına alınmamış kıtaları derlendi.

    Proje kapsamında elde edilen bulgular, yapay zeka desteğiyle seslendirildi ve Türkü ile hikaye animasyonlarla dijital ortama aktarıldı.

  • Ocak 2026’da Kar Yağışı Beklentinin Altında Kalabilir

    Ocak 2026’da Kar Yağışı Beklentinin Altında Kalabilir

    Kış sezonu ılık geçebilir

    Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerinden derlenen bilgilere göre, 2025-2026 kış sezonunun Türkiye genelinde uzun yıllar ortalamalarına kıyasla daha ılık geçmesi öngörülüyor. Küresel iklim değişikliği ve atmosferik salınımların etkisiyle ocak, şubat ve mart aylarında sert kış koşullarının baskın olmayacağı değerlendiriliyor.

    Sıcaklıklar normallerin üzerinde seyredecek

    Güncel tahminlere göre Ocak 2026’da hava sıcaklıklarının iç ve batı kesimler başta olmak üzere yurt genelinde mevsim normallerinin 1 ila 2 derece üzerinde olması bekleniyor. Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde ılık hava dalgalarının etkisiyle don ve buzlanma olaylarının daha az görüleceği öngörülüyor.

    Yağış rejiminde değişim bekleniyor

    Yetkililer, sıcaklık artışına bağlı olarak yağış rejiminde de değişiklik olacağına dikkat çekiyor. Ege ve Karadeniz bölgelerinde yağışların mevsim normallerinin üzerinde, diğer bölgelerde ise normaller civarında gerçekleşeceği tahmin ediliyor. Kıyı kesimlerde yağışların ağırlıklı olarak yağmur ve sağanak şeklinde olması bekleniyor.

    Üç büyükşehirde kar ihtimali düşük

    İstanbul’da ocak ayı boyunca yağışların çoğunlukla yağmur ve sağanak şeklinde etkili olacağı, kent merkezinde kalıcı kar örtüsü ihtimalinin zayıf olduğu belirtiliyor. Balkanlar üzerinden gelebilecek kısa süreli soğuk hava dalgalarıyla yüksek kesimlerde karla karışık yağmur ve hafif kar geçişleri görülebileceği ifade ediliyor.

    Ankara’da sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle kar yağışlı gün sayısının azalacağı tahmin ediliyor. Zaman zaman kar yağışı görülse de yerde kalma süresi ve kar kalınlığının geçmiş yılların ortalamasının altında kalması bekleniyor.

    İzmir’de ise ocak ayında kar yağışı öngörülmüyor. Kentte sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların etkili olacağı, sıcaklıkların normallerin üzerinde seyretmeye devam edeceği bildiriliyor.

    Kar yağışı sınırlı bölgelerde etkili olacak

    Meteoroloji uzmanları, kar yağışının daha çok Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz’in yüksek kesimlerinde etkili olacağını, yurdun büyük bölümünde yağmurun baskın olacağını vurguluyor. Uzmanlar, kar yağışının yer altı su kaynaklarını beslemesi açısından önemine dikkat çekerek, bu kış genelinde kar yağışlarının geçmiş yıllara göre daha az olacağını belirtiyor.

  • Tabureler havada uçuştu: Sokak savaş alanına dönüştü

    Tabureler havada uçuştu: Sokak savaş alanına dönüştü

    Erzincan merkezinde yer alan Alparslan Türkeş İş Merkezi arkasındaki çay ocakları mevkisinde akşam saatlerinde korku dolu anlar yaşandı. Aralarında daha önceden husumet olduğu belirtilen iki grup, henüz bilinmeyen bir nedenle tartışmaya başladı. Tartışmanın kısa sürede kavgaya dönüşmesiyle taraflar çevredeki tabureleri birbirlerine fırlatmaya başladı. Meydan muharebesini andıran görüntülerde vatandaşlar büyük panik yaşarken, kavga sırasında çok sayıda taburenin havada uçuştuğu görüldü.

    POLİS GELMEDEN KAÇTILAR

    Çevredeki vatandaşların cep telefonu kameralarıyla saniye saniye kaydettiği olayda, saldırgan grubun polis ekipleri bölgeye ulaşmadan hemen önce olay yerinden kaçarak uzaklaştığı tespit edildi. Kavga sırasında vücutlarının çeşitli yerlerinden darbe alan yaralıların olduğu öğrenilirken, çevredeki işletmelerde maddi hasar meydana geldi.

    KAVGA HASTANE ÖNÜNDE YENİDEN ALEVLENDİ

    Olayın sıcaklığı henüz geçmemişken, aynı grupların bir süre sonra Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi önünde tekrar karşı karşıya geldiği öğrenildi. Hastane bahçesinde yeniden alevlenen kavgaya güvenlik güçleri müdahale etti. Yaşanan her iki olayla ilgili olarak emniyet birimleri tarafından kimlik tespiti ve inceleme çalışmaları başlatıldı.

  • Beşik gibi sallandı: Güne depremle başladılar!

    Beşik gibi sallandı: Güne depremle başladılar!

    Türkiye’nin deprem kuşağındaki hareketliliği devam ederken, sabaha karşı bir kötü haber de Hatay’dan geldi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre, Hatay’ın Hassa ilçesi saatler 04.15’i gösterdiğinde 4 büyüklüğündeki bir sarsıntıyla sarsıldı. Geceyi uykuda yakalayan deprem, çevre illerde de hissedilince kısa süreli bir paniğe neden oldu.

    DEPREMİN KÜNYESİ VE AYRINTILAR

    AFAD’dan alınan resmi verilere göre sarsıntının detayları şu şekilde:

    • Merkez Üssü: Hatay – Hassa

    • Büyüklük: 4 (Mw)

    • Saat: 04.15

    • Derinlik: 7.41 Kilometre (Yere yakın olması hissedilirliği artırdı)

    OLUMSUZ BİR DURUM VAR MI?

    Depremin hemen ardından Valilik ve AFAD koordinesinde saha tarama çalışmaları başlatıldı. Yapılan ilk incelemelere ve gelen ihbarlara göre:

    Depremde şu ana kadar herhangi bir can kaybı veya yaralanma bildirilmedi.

    Bölgedeki binalarda ciddi bir hasar tespit edilmediği öğrenildi.

    Sarsıntı, komşu iller olan Gaziantep ve Osmaniye’nin bazı ilçelerinden de hafif şekilde hissedildi.

  • 16 yıldır Habertürk’teydi… Tanınmış köşe yazarının işine son verildi

    16 yıldır Habertürk’teydi… Tanınmış köşe yazarının işine son verildi

    Habertürk’te sıcak gelişmeler yaşanmaya devam ediyor.

    TMSF’nin kayyum atadığı, son olarak Mehmet Akif Ersoy ve Ela Rümeysa Cebeci’nin “uyuşturucu skandalının” patlak verdiği kanalda uzun yıllardır yöneticilik ve yazarlık yapan Muharrem Sarıkaya’nın da bir ay kadar önce işine son verildi.

    Medyaradar’ın haberine göre, iki ay kadar önce kalp kapakçığı ameliyatı geçiren ve raporlu olan Muharrem Sarıkaya’nın ameliyatı sonrası yönetimin takındığı bazı tutumları dolayısıyla karşılıklı anlaşarak ilişkisini kestiği bildirildi. Habertürk’te yönetici, program yapımcısı ve yazar olarak görev yapan Sarıkaya’nın tüm kurumsal bağı sonlandırıldı.

    Muharrem Sarıkaya daha önce Habertürk Ankara Grup Temsilciliği görevini yürütmüş, bu görevden ayrılmasının ardından köşe yazarlığının yanı sıra, Yolların Hikayesi, Ekosistemlere Yeni Bakışlar ile tartışma programlarını sunmaya devam etmişti.

    MUHARREM SARIKAYA KİMDİR?

    1961 yılında Nevşehir ilinin ilçesi Hacıbektaş’da doğdu. Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nin İşletme Bölümü’nden 1982 yılında mezun oldu.

    Gazeteciliğe, Ankara’da Barış gazetesinde 1979 yılında başladı. Ekspres gazetesinde çalıştı. ÇGD ödülünü aldı. Hürriyet Gazetesi Ankara temsilcisi oldu. Uzun yıllar Hürriyet Gazetesi’nde görev yapan Muharrem Sarıkaya ardından Sabah Gazetesi’ne transfer oldu, Sabah’ta yazar ve Ankara Temsilcisi olarak 5 Nisan 2009 tarihine kadar görev yaptı.

    18 Haziran 2009 tarihinde Çiğdem Toker’in istifasıyla boşalan Habertürk gazetesi, Habertürk TV ve Haberturk.com’un Ankara Temsilciliği görevine getirilen Muharrem Sarıkaya, 2012 yılında bu görevden alındı. Ancak yazar ve yorumcu olarak Habertürk’te görev yapmaya devam etti.

    Muharrem Sarıkaya, 1 Nisan 2020 tarihinde Ciner Medya’nın Ankara temsilcisi oldu ve Haber Türk Ankara temsilciliğine getirildi.

    Habertürk TV’nin Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Başkanı Fatma Şahin’in konuk olduğu canlı yayında Muharrem Sarıkaya, sosyal medyaya yansıyan İHA Gaziantep kameramanı Ahmet Demir’e tokat attığı görüntüleri sonrasında gelen tepkilere karşı 20 Aralık 2021 tarihinde Ciner Medya Grubu Ankara Temsilciliği görevinden istifa etti.

  • Ankara’ya VIP devlet protokol havalimanı geliyor

    Ankara’ya VIP devlet protokol havalimanı geliyor

    Etimesgut Askerî Hava Meydanı’nda modernizasyon

    Ankara’daki Etimesgut Askerî Hava Meydanı, büyük bir dönüşüm ve modernizasyon sürecine başladı. NATO Zirvesi’ne hazırlanan havalimanı, genişletme çalışmaları ve devlet konukevi inşaatıyla dikkat çekiyor.

    Proje Sera İnşaat tarafından yürütülüyor

    AirportHaber’den Ali Kıdık’ın haberine göre, projenin yapım çalışmalarını Sera İnşaat üstlendi. Şirket, daha önce birçok havalimanının geliştirilmesi, yeniden inşaatı ve büyütülmesi konularında deneyim sahibi.

    Pist ve apron çalışmaları

    Yenileme kapsamında pistin uzunluğu 500 metre artırılarak 3.000 metreye, genişliği ise 60 metreye çıkarılacak. Ayrıca iki büyük apron alanı inşa edilecek; 160×400 metre ve 113×600 metre ölçülerindeki bu alanlarda 45 ila 50 uçak aynı anda park edebilecek. Boeing 747 ve Airbus A380 gibi büyük gövdeli uçaklar hariç, diğer tüm uçakların iniş-kalkışı mümkün olacak.

    VIP ve devlet protokolü odaklı havalimanı

    Meydan yalnızca VIP ve devlet protokol uçaklarının kullanımına açık olacak. 2.400 metrekarelik Şeref Salonu / Devlet Konukevi, devlet başkanları ve başbakanların karşılanması, ağırlanması ve uğurlanması için kullanılacak.

    Ankara’nın yeni protokol havalimanı

    Etimesgut Askerî Hava Meydanı’nın modernizasyonunun tamamlanmasının ardından Ankara, yeni devlet protokol havalimanına kavuşmuş olacak. Proje, 7-9 Temmuz 2026’da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde tamamlanması hedefleniyor.

  • Afyonkarahisar’da satranç turnuvası yapıldı

    Afyonkarahisar’da satranç turnuvası yapıldı

    AFYONKARAHİSAR (AA) – Afyonkarahisar'da küçükler ve yıldızlar satranç il birinciliği müsabakaları tamamlandı.

    2025 Küçükler ve Yıldızlar İl Birinciliği Satranç Turnuvası, Spor Kompleksi Çiğiltepe Salonu'nda gerçekleştirildi.

    Farklı yaş kategorilerinde düzenlenen turnuvaya 111 sporcu katıldı.

    7 yaşından 17 yaşına kadar genel ve kızlar kategorilerinde düzenlenen müsabakalar, sonucunda düzenlenen ödül töreni ile turnuva sona erdi.

    Turnuvada dereceye giren sporcular, 7 yaş genel birinci Oğuz Ata Gürsoy, ikinci Ayaz Altunbaş ve üçüncü Ahmet Koray Aydın, 7 yaş kızlar, birinci Ayşe Kevser Ay ikinci Ekin Geçener ve üçüncü Eylül Turan, 8 yaş genel, birinci Deniz Tun ikinci Mustafa Doruk Kahveci üçüncü Adnan Emir Yıldız, 8 yaş kızlar, birinci Ela Yıldırım ikinci Hatice Defne Gökmen üçüncü Kumsal Nida Deniz, 9 yaş genel birinci Çağan Açık ikinci Mete Uyanık, üçüncü Doruk Erdal, 10 yaş genel birinci Abdullah Aydın, ikinci Mir Tuna Demir ve üçüncü Uzay Kitiş, 11 yaş genel, birinci İsmail Mert Odabaş, ikinci Doruk Alp Uçar ve üçünücü Kerem Yeşilkaya, 12 yaş genel, birinci Ahmet Kerem Akkoyun, ikinci Başar Kitiş ve üçüncü Göktuğ Ali Aydoğan, 13 yaş genel, birinci Efe Baş, ikinci Ata Beki ve üçüncü Selim Emre Ercan, 14 yaş genel, birinci Atalay Canlı, ikinci Enes Sert ve üçüncü Eren Sert, 15 yaş genel, birinci Öymen Saraç, ikinci Yusuf Asım Demirel ve üçüncü Mustafa Ergün, 16 yaş genel, birinci İbrahim Esad Genelioğlu, ikinci Selami Furkan Kartal, 17 yaş genel, birinci Onur Öztürk ve ikinci Umut Ocak oldu.

    9 yaş genel birincisi Çağan Açık, 5 yaşından beri satranca ilgisinin olduğunu kaydetti.

  • TBMM Başkanı Kurtulmuş: Terörü ilanihaye Türkiye gündeminden kaldıracağız

    TBMM Başkanı Kurtulmuş: Terörü ilanihaye Türkiye gündeminden kaldıracağız

    TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 16’ncı Büyükelçiler Konferansı kapsamında, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve beraberindeki büyükelçileri, TBMM Tören Salonu’nda kabul etti.

    Kabulde konuşan Kurtulmuş, Büyükelçiler Konferanslarının dış politikada istişare zemini oluşturduğunu belirterek, devam etmesi temennisinde bulundu.

    Asyalıların, “İlginç zamanlarda yaşayasın” sözünü aktararak, bunu bazı kesimlerin beddua, bazı kesimlerin de tavsiye olarak değerlendirdiğini söyleyen Kurtulmuş, tarih boyunca ilginç zamanlar yaşandığını, içinde bulunulan dönemde de bu zamanlardan en ilginçlerinin yaşandığını ifade etti.

    Dünyadaki değişimlerin uluslararası ilişkilere de yansıdığının altını çizen Kurtulmuş, belirsizliklerin yüksek olduğu dönemde bulunulduğunu dile getirdi. Kurtulmuş, bölgesel güç ve küresel aktör olma iddiası bulunan Türkiye’nin, tedbirlerini de bu döneme göre alması gerektiğine dikkati çekti.

    Kurumların zorlandığı, uluslararası kurumların da zorlanmanın ötesinde büyük oranda fonksiyonsuz hale geldiği dönemden geçildiğini belirten Kurtulmuş, bu dönemde çok kutupluluğun gelişmeye başladığını söyledi.

    Kurtulmuş, küreselleşmenin ve bölgeselleşme eğilimlerinin eş zamanlı yürüdüğünü de aktardı.

    Yüksek teknolojilerin büyük hızla geliştiğine işaret eden Kurtulmuş, bunun uluslararası ilişkileri de etkilediğini kaydetti.

    “Yeni fırsatların ortaya çıktığı dönemden geçiyoruz”

    İklim değişikliğinin, devletler ve kıtalar arasındaki ilişkileri de etkilediğini dile getiren Kurtulmuş, kuraklığın Afrika başta olmak üzere bazı bölgelerde uluslararası sorun haline geldiğini belirtti.

    Kurtulmuş, gıda güvenliğinin, enerji ve ulaştırma hatları arasındaki bağlantısallığın da yeni gerilimlerin, yeni anlaşmaların merkezine oturduğunu anlatarak, “Düne göre alışık olmadığımız yeni durumların, yeni çelişkilerin, yeni çatışmaların, yeni gerilimlerin olduğu, ama aynı zamanda yeni fırsatların da ortaya çıktığı dönemden geçiyoruz.” diye konuştu.

    Geçmiş dönemlerin “Uzay çağı”, “Sanayi toplumu” şeklinde tanımlandığını vurgulayan Kurtulmuş, bu dönemde de yeni bir eşikte olunduğunu kaydetti. Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu yeni eşiği tanımlamak gerekirse, ‘yeni zamanların eşiği’ olarak tanımlanabilir. Önümüze yeni, belirgin ve ilginç zamanların geldiği aşikardır. Bizim de Türkiye olarak bütün bu süreçlerdeki devasa geniş alana yayılmış gelişmeleri yakından takip etmek, buna göre hareket etmek mecburiyetimiz vardır. Türk dış politikası olarak, özellikle son yıllarda fevkalade etkin ve ciddi atılımlar içerisinde olduğumuzu hepimiz iftiharla izliyoruz. Türk dış politikası, öncelikle ilkeli, kararlı şekilde yoluna devam ediyor. Hele hele böyle bir dünyada, ‘Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ anlayışıyla, günü gün ederek dış politikayı kurmanın mümkün olmadığını çok iyi biliyor ve Türkiye olarak buna göre hareket ediyoruz.”

    Türkiye’nin dış politikasının, barış, istikrar ve güven ekseninde bir dünyayı tasarlamak, buna ilişkin eldeki imkanları kullanmak için güçlü anlayış içinde bulunduğunu kaydeden Kurtulmuş, bölgedeki sorunların çözülebilmesi için de barış, istikrar ve güven perspektifini koruduklarını vurguladı.

    “Prensipli müzakereler ilkesinden asla ayrılmadığımızı görüyoruz”

    Rusya-Ukrayna Savaşı, Kafkaslar’daki gerilimler ve Gazze’de ateşkesin sağlanması konularında Türkiye’nin tutumlarını hatırlatan Kurtulmuş, istikrarsız dünyada hiç kimsenin güvende olmayacağına dikkati çekti.

    Dış politikayı güçlü şekilde kurgulamaya çalıştıklarının altını çizen Kurtulmuş, şunları kaydetti:

    “Prensipli müzakereler ilkesinden asla ayrılmadığımızı görüyoruz. Yani bir masada başka sözü, başka bir muhatabımıza karşı diğer masada başka teklifi getirmiyoruz. Herkese açık yüreklilikle, prensipler çerçevesinde müzakerelerimizi yaparak barışın, istikrarın ve güvenin sağlanması için olağanüstü çaba sarf ediyoruz. İnsani diplomasi vasıtasıyla dünyanın dört bir tarafındaki ihtiyaç sahibi insanlara en kısa sürede ve en etkin şekilde ulaşabilmeyi başarıyoruz. Bunun için gayret sarf ediyoruz.”

    Kurtulmuş, Filistinlilere ve Afrika halklarına desteği sağlamak için diplomasinin etkin kullanıldığını vurguladı.

    Türkiye’nin, “lider diplomasisinde” örnek olduğunun altını çizen Kurtulmuş, şöyle konuştu:

    “Sayın Cumhurbaşkanı’mızın şahsında Türkiye, bugün dünyada lider diplomasisini en iyi şekilde uygulayan birkaç ülkeden birisidir. Liderin üzerinden, liderin güçlü liderlik vasıfları ve karakteri üzerinden birçok zor meselenin nasıl çözüldüğünü hepimiz biliyoruz. Türkiye’nin bu süreçte en önemli dış politika artılarından birinin de güçlü lider diplomasisi olduğunun altını çizmek isterim. Türkiye’nin dış politikadaki bir başka özelliği ise çok taraflı ve etkin diplomasiyi inşa etmiş olmasıdır. Artık Türkiye’nin, herhangi bir bölgenin, ülkenin kuyruğuna takılıp, herhangi bir paktın ‘peyk’i olarak durması mümkün değildir. Türkiye’nin yönü, her zaman söylediğimiz gibi ne Doğu’ya dönük ne sadece Batı’ya dönüktür. Türkiye, ne şu tarafın uydusu, ne bu tarafın yörüngesinde bulunan ülkedir. Türkiye’nin, iddia ettiğimiz, ısrarla vurguladığımız gibi bir tek ekseni vardır, o da Türkiye eksenidir.”

    Türk dış politikasının, etkin çabalarıyla Türkiye eksenini tahkim etmek için gayret gösterdiğini belirten Kurtulmuş, bu konudaki çalışmaları dolayısıyla Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a teşekkür etti.

    Kurtulmuş, dış politikada küresel bakış açısına sahip Türkiye’nin, barış paktının kurulabilmesi, yeni küresel sistemin hakkaniyet ve adalet üzerinde inşa edilmesi için her platformda yeni dünya düzeninin şart olduğunu dile getirdiğini anlattı.

    Yakın zamanlarda yeni, adil, küresel bir dünya sisteminin kurulacağını aktaran Kurtulmuş, bunda da Türkiye’nin öncü olacağını söyledi.

    Dış politika yürütülürken bazı ilkelerin de özümsenmesi gerektiğinin altını çizen Kurtulmuş, Türk dış politikasının iddialı, kararlı ve tutarlı olduğunu ifade etti.

    Kurtulmuş, Türkiye’ye iddiasız olmanın yakışmayacağının, iddiası bulunmayan Türkiye’nin de ayakta duramayacağını kaydetti.

    “Sözümüzün meşruiyetinin arkasındaki en büyük güç ise bizatihi milletin iradesidir”

    TBMM Başkanı Kurtulmuş, Türk dış politikasında 4 temel ilkenin pusula olması gerektiğini belirterek, bunlardan ilkinin “tutarlılık” olduğunu vurguladı. Zikzak çizmeyen, bir o tarafa bir bu tarafa dönmeyen, sözünü güçlü bir şekilde söyleyen, bu sözü de hem yumuşak gücüyle hem de sert gücüyle tahkim eden bir Türkiye’nin olması gerektiğinin altını çizen Kurtulmuş, ikinci pusulanın da “meşruiyet” olduğunu ifade etti.

    Meşruiyeti olmayan bir sözün, ne kadar güçlü olursa olsun karşılığının olmadığını belirten Kurtulmuş, “Bizim anladığımız sözümüzün meşruiyetinin arkasındaki en büyük güç ise bizatihi milletin iradesidir. Sadece iç politikada değil, dış politikada da meşruiyetimizi milletin iradesinden alır, milli iradeden alır, milletin gücünden alırız. Onun için bu toplantımızın milli iradenin merkezi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında yapılmasını da fevkalade önemsediğimi ifade etmek isterim.” dedi.

    Türk dış politikasının üçüncü temel pusulasının da “vicdan” olduğunu aktaran Kurtulmuş, şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Devlet yönetimleri, dış politika, ülkeler arasındaki ilişkiler sadece matematik denklemlerden ibaret değildir. Mutlaka ve mutlaka vicdanı işin orta yerine koymak ve vicdanı da pusulamızın önemli unsurlarından biri haline getirmek zorundayız. Aksi takdirde bugün dünyada çok sayıda örneğini gördüğümüz gibi vicdansızların elinde koskoca dünya zıvanadan çıkar ve kendi özelliklerini kaybeder, insani özelliklerini kaybeder. Bu vicdan pusulamız dolayısıyla bugün Türkiye, özellikle Gazze diplomasisi çerçevesinde insanlık cephesinin öncüsü olmuştur. Başta Cumhurbaşkanı’mız, her birimiz, hepimiz, devleti yöneten bütün arkadaşlarımız, her bir unsurumuz, sivil toplum kuruluşlarımız bütün vesilelerle her şeyi vesile ittihaz ederek, diyelim ki çevreyle ilgili bir uluslararası konferansta bile mutlaka konuyu, Gazze’deki haksızlığa, insanlık suçlarına ve soykırıma getirmiş ve bu konuda insanlık cephesinin uyanmasına vesile olan en önemli ülkelerden birisi olmuşuz. Bundan dolayı iftihar ederiz. Bu vicdani yaklaşımımız dolayısıyla insanlık tarihinin gördüğü bu en büyük krizlerden birisinde, tarihin doğru tarafında durduk, insanlığın yanında durduk ve insanlık cephesini harekete geçirdik.”

    Kurtulmuş, “zaman, zamanın ruhu” kavramının da dördüncü pusula olduğunu ifade etti.

    Zamanın ruhuna uygun olmayan fikirlerin, ne kadar güçlü şekilde telaffuz edilirse edilsin başarıya ulaşmasının mümkün olmadığını dile getiren Kurtulmuş, “Biz de zamanın çok hızlı aktığını biliyoruz, işlerin çok hızlı geliştiğini biliyoruz. Ama burada hem sakin, aklı başında işlerimizi yürüteceğiz hem de işlerimizi en hızlı şekilde yapacağız. Sakin olmakla hızlı olmak birbirinin rakibi değil, birbirinin tamamlayıcısı iki temel unsurdur. Bu ilkeler çerçevesinde dış politikamızı sürdürdüğümüz müddetçe bugün bizim için çok ilerde gibi görülen birçok hususun da yakın dönemde gerçekleştiğine bizzat şahit olacağız. Türkiye bütün bu özellikleriyle ve söylediklerimin hepsini hayata geçirme kararlılığıyla bir bölgesel güç olma ve küresel aktör olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.” şeklinde konuştu.

    “Kültürel diplomasi ve parlamenter diplomasi çalışmalarımızı en güçlü şekilde sürdürmeye devam edeceğiz”

    Dış politikanın, içinde bulunulan dönemde karmaşık ve çok katmanlı bir hal aldığını söyleyen Kurtulmuş, “Dış politika, sadece bir tek kurumumuzun başa çıkabileceği kadar yalın bir iş değildir artık. Bunun için dış politikanın çok farklı alanlarda tezahür ettiğini, bu alanlarda da Türkiye’nin gerçekten güçlü bir şekilde yol aldığını sizlerle paylaşmak isterim.” dedi.

    Kültürel diplomasinin, yeni dönemin en etkin diplomasi alanlarından biri olduğuna işaret eden Kurtulmuş, Türkiye’nin özellikle gönül coğrafyasındaki insanlara ulaşabilmek için dış politikada önemli bir enstrüman olarak kullandığı kültürel diplomasi kurumlarının her gün kapasitesini daha fazla güçlendirdiğini belirtti.

    Türkiye’nin, parlamenter diplomasiyi dünyada en iyi kullanan ülkelerden biri olduğunun altını çizen Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bir taraftan komisyonlarımız, bir taraftan dostluk gruplarımız, bir taraftan Meclis Başkanlığımız olarak dünyanın her yerinde, hemen hemen her hafta arkadaşlarımız ikili ya da çok taraflı temaslarını gerçekleştiriyor, Türkiye’nin tezlerini dünyanın en ücra noktasına kadar anlatıyor ve özellikle oralarda kurdukları ilişkilerle birlikte de dostluk köprülerini dünyanın en uzak noktalarıyla oluşturuyor. İnşallah bu kültürel diplomasi ve parlamenter diplomasi alanındaki çalışmalarımızı da en güçlü şekilde sürdürmeye devam edeceğiz.”

    “Terörsüz Türkiye süreci, çok şükür kısa bir süre içerisinde önemli bir noktaya gelmiştir”

    Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda yürütülen çalışmalara işaret eden Kurtulmuş, Türkiye’nin, içinde bulunduğu bölgede güçlü bir şekilde ayakta durmaktan başka şansının bulunmadığını vurguladı.

    Türkiye’nin güçlü olması için gayretle mücadele ettiklerini belirten Kurtulmuş, şunları kaydetti:

    “Son dönemlerde, özellikle son 25-30 yıllık süre içerisinde bu bölgenin ikinci Sykes-Picot planlarıyla nasıl paramparça edilmeye çalışıldığını, nasıl etnik ve mezhebi çatışmalar ekseninde bölündüğünü, birbirlerine şimdiye kadar düşman edilememiş olan halkların düşman edilmesi için nice hain emperyal planların yapıldığını çok iyi biliyoruz. Bu çerçevede aradaki husumetin kalıcı hale getirilmesi için, ellerine silah verdikleri vekil unsurlar vasıtasıyla halkların arasına düşmanlık kurmak için neler yaptıklarını gayet iyi biliyoruz. Bu süreçlerde en büyük bedel ödemiş ülkelerden birisi de Türkiye’dir.

    Cumhuriyet’imizin 102. yılındayız. Bu 102 yılın 50 yılı terörle geçmiş olan bir ülkeyiz. Cumhuriyet tarihimizin yarısında terör belasıyla uğraşmış olan bir ülkeyiz. On binlerce insanımız ölmüş, binlerce güvenlik kuvvetimiz şehit olmuş. Aynı şekilde bu ülkenin muazzam kaynakları terörle mücadele ya da terörün açtığı zararlar dolayısıyla kaybedilmiş. 2013 yılında bizzat bizim yaptığımız bir araştırmada o günkü rakamlarla terörün alternatif maliyetleriyle birlikte toplam Türkiye’ye verdiği zarar 1,3 trilyon dolardı. Herhalde bu rakam güncellenirse en az bunun iki katı olduğu aşikardır. Dolayısıyla Türkiye’nin bu bölgede sözünü güçlendirmek ve dünyada etkin bir ülke olmak için terör meselesini artık geride bırakması, tarihin tozlu raflarına bırakması lazım. Bunun için başından itibaren söylediğimiz iç kaleyi tahkim etmeden dışarıdan gelecek olan saldırılara karşı ayakta duramayız. Türkiye’nin iç kaleyi tahkim etmek amacıyla başlatmış olduğu Terörsüz Türkiye süreci, çok şükür kısa bir süre içerisinde önemli bir noktaya gelmiştir. Ümit ediyoruz ki en kısa sürede örgütün içeride ve dışarıda bütün bileşenleriyle birlikte silah bırakma çağrısına uyarak kendisinin fesih sürecinin tamamlanmasıyla birlikte artık bu meselenin tamamen ortadan kalkacağı aşikardır.”

    – “(Komisyon) Nihai bir raporla ümit ederim ki ittifakla aldığı bir kararla Türkiye kamuoyuyla paylaşacaktır”

    Terörsüz Türkiye’nin aynı zamanda “terörsüz bölge” demek olduğunu dile getiren Kurtulmuş, “Terörsüz Türkiye’nin sağlanması, Suriye’de terörün bitmesi, Irak’ta terörün bitmesi, Lübnan’da terörün bitmesi, bölge ülkelerinde gerçekten huzur ve güvenliğin gelmesi anlamına gelecektir.” dedi.

    Kurtulmuş, Türkiye’nin güvenlik kurumları ve istihbarat birimleri terör örgütüyle bir şekilde bu sürecin nasıl gerçekleştirileceğiyle ilgili süreci yönetirken, diğer yandan da Türkiye’de ilk sefer, geçmiş dönemden farklı olarak siyasetin, yani milli iradenin bizatihi bu meseleyi gözetlemek ve yönetmek için bir kararlılık oluşturduğunu vurguladı.

    Süleyman Demirel, Turgut Özal ve Necmettin Erbakan’ın zamanlarında da terör örgütü PKK’nın bitirilmesiyle ilgili çalışmaların yapıldığını, maalesef terörün bitmesini istemeyen odakların çabalarıyla bütün bu süreçlerin akim kaldığını söyleyen Kurtulmuş, aynı şekilde AK Parti iktidarları döneminde, 2013 yılında bu sürecin belli bir olgunluğa geldiğini ancak o dönem başta FETÖ olmak üzere birtakım unsurlar tarafından sürecin heba edildiğini kaydetti.

    Şu an sürecin kararlılıkla sürdürüldüğüne işaret eden Kurtulmuş, TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu hakkında bilgi verdi.

    Kurtulmuş, komisyon çalışmalarında gelinen aşamaya dikkati çekerek, “Geldiğimiz noktada partiler bugün yarın artık son olarak bize raporlarını verecekler ve en sonunda komisyon bu çalışmalarının sonucunu nihai bir raporla, yine ümit ederim ki ittifakla aldığı bir kararla Türkiye kamuoyuyla paylaşacaktır.” ifadesini kullandı.

    Terörün bitirilmesiyle ilgili dünya deneyimlerini ve Türkiye’yi kıyaslayan Kurtulmuş, “Çatışma çözümlerinde başka ülke örneklerinde 8-10 yılda gelinen noktaya Türkiye’nin 6-7 ay gibi kısa bir süre içerisinde gelmesi fevkalade önemlidir. Ümit ediyorum, bu demokratik olgunluk düzeyi yüksek tartışmaların sonucunda Türkiye demokrasisi bakımından önemli bir tecrübeyi Türk demokrasi tarihine kazandırmış olacağız. Partiler bir araya gelebilir. Taban tabana zıt fikirleri olabilir ama memleketin ortak meselesinde ortak istikamette fikirlerini ortaya koyarlar ve çözüme ulaşmak için gayret sarf ederler.” diye konuştu.

    Terörsüz Türkiye sürecinin başarıya ulaşmasıyla, çatışma çözümlerinde “Türkiye modeli”nin ortaya konulacağını, bu modelin de dünyanın birçok üniversitesinde, uluslararası ilişkilerle ilgili eğitim veren yerlerde okutulacağını dile getiren Kurtulmuş, “İnşallah bu süreç başarıyla sona erdirilecektir. Bu sefer biz kazanacağız. Bu sefer Türkiye kazanacak. Bu sefer emperyalistler, onların oyuncakları bunu kazanamayacak. Ne olursa olsun inşallah Türkiye kazanacak, milletimiz kazanacak ve terörü ilanihaye Türkiye’nin gündeminden kaldıracağız.” değerlendirmesinde bulundu.

    Programın ardından TBMM Başkanı Kurtulmuş, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve büyükelçilerle TBMM Şeref Merdivenleri’nde fotoğraf çektirdi.

  • (Video) Cumhurbaşkanı Erdoğan: Biriz, beraberiz, kardeşiz, hep birlikte Türkiye’yiz

    (Video) Cumhurbaşkanı Erdoğan: Biriz, beraberiz, kardeşiz, hep birlikte Türkiye’yiz

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslendi.

    Ulaştırmadan güvenliğe kadar pek çok konuyu görüştükleri bir kabine toplantısını daha tamamladıklarını belirten Erdoğan, toplantının ve aldıkları kararların ülke, millet ve tüm insanlık için hayırlar getirmesini diledi.

    Orhun Kitabeleri’ndeki “Bir şey yufka iken delmek kolaymış. İnce olanı koparmak kolay. Yufka kalın olursa onu delmek zor. İnce yoğun olursa kırmak zor imiş.” ifadelerini aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:

    “86 milyon birlik ve beraberlik içinde, birbirimizden güç ve cesaret alarak hamdolsun her alanda büyük bir atılım halindeyiz. Dünyada, merkezinde bölgemizin olduğu sancılı bir dönüşüm yaşanırken, Türkiye olarak belirlediğimiz hedeflere doğru adım adım kararlılıkla ilerliyoruz. Milletçe hep beraber güzel günlere her gün biraz daha yaklaşmanın umudunu ve heyecanını yaşıyoruz. Önümüze çıkan engeller ne kadar büyük olursa olsun, Allah’ın izniyle bunları aşacak iradeye, azme ve cesarete fazlasıyla sahibiz. Tarihi tecrübelerimizden özellikle aldığımız güç ile bizi güçlü kılan, bizi dirayetli kılan Türk, Kürt, Arap, Laz, Çerkes, Sünni, Alevi fark etmeksizin birbirimize olan sarsılmaz bağlılığımızdır. Her zaman söylediğim gibi biriz, beraberiz, kardeşiz. Hep birlikte Türkiye’yiz. Bunu kimsenin bozmasına, kimsenin dinamitlemesine izin vermeyeceğiz. Kimi zaman kadınları kimi zaman Alevi canlarımızı kimi zaman Kürt kardeşlerimizi hedef alan hadsiz söylemler karşısında nefret siyasetine prim vermeyecek, tam tersine birbirimize daha sıkı kenetlenecek, kardeşliğimizi yüceltmenin yollarını arayacağız.”

    “Ülkemize ve milletimize zarar gelmesine izin vermedik”

    Mevlana’dan aldıkları ilhamla toprağa sevgiden başka hiçbir tohum ekmediklerini dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bundan sonra da ne bu topraklara ne de bölgemize sevgiden, iyilikten, güzellikten, merhametten başka tohum ektirmeyeceğiz. Her zaman kucaklayıcı olacağız. Kimsenin dünya görüşüne, yaşam tarzına, ideolojisine bakmadan 86 milyonun ebedi kardeşliğini büyütecek, muhabbetimizi, dayanışmamızı büyütecek, ekmeğimizi, aşımızı büyütecek, milletimizle birlikte bölgemizdeki tüm kardeşlerimizin refahını, huzurunu, barış ve istikrarını büyütecek, yolumuza bu anlayışla devam edeceğiz.”

    Hangi siyasi partiden olursa olsun kendisini izleyen ve dinleyen tüm vatandaşlara seslenen Erdoğan, “Hiç endişeniz olmasın. Muhalefetin iş bilmezliğine bakıp asla umutsuzluğa kapılmayın. Emanetiniz emin ve ehil ellerdedir. Liyakatli kadrolar Türkiye’de iş başındadır. 23 yıldır sizin emanetinize hamdolsun zerre miskal gölge düşürmedik. En zorlu badirelerin bile üstesinden gelmeyi hamdolsun başardık. Hiçbir şart altında ülkemize ve milletimize zarar gelmesine izin vermedik. Bundan sonra da sizin emanetinize gözümüz gibi bakmayı sürdüreceğiz.” diye konuştu.

    “Asla yorulmuyor, kesintisiz bir şekilde çalışıyoruz”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, halka hizmetin Hakk’a hizmet olduğu düsturuyla gece gündüz demeden, ülke ve millet için koşturmaya devam ettiklerini belirterek, şöyle devam etti:

    “Millete hizmet yolunda, medeniyetimizi güçlendirme yolunda sınır tanımıyor, asla yorulmuyor, kesintisiz bir şekilde çalışıyoruz. Son kabine toplantımızdan bu yana yine sizin için, 86 milyonun huzur ve esenliği için gecemizi gündüzümüze kattık. 2 Aralık’ta eğitim ve staj dönemlerini başarıyla nihayete erdiren 712’si hakim, 492’si cumhuriyet savcısı, 147’si idari hakim olmak üzere toplam 1351 yeni yargı mensubumuzun atamasını gerçekleştirdik. Kendilerini tebrik ediyor, adaletin tecellisi yolunda ortaya koyacakları çabalar için her birine şimdiden teşekkürlerimi iletiyorum.”

    Hükümet olarak adalet teşkilatını gerek insan kaynağı gerekse fiziki ve teknik altyapı bakımından sürekli güçlendirdiklerini vurgulayan Erdoğan, “Son 23 yılda adalet personeli sayımızı 26 bin 274’ten 95 bin 224’e, hakim ve savcı sayımızı ise 9 bin 349’dan 26 bin 803’e ulaştırdık. Aynı dönemde müstakil adliye binalarımızın sayısını 78’den 391’e çıkardık. Adli ve idari yargıdaki mahkemelerimizin sayısını önemli ölçüde artırdık.” ifadelerini kullandı.

    “AİHM kararlarına uyma oranımız yüzde 90”

    Türkiye’nin yargıdaki dosyaların kapatılma sürelerini kısaltıp, bu alanda birçok Avrupa ülkesini geride bıraktığına dikkati çeken Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu:

    “Aynı şekilde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına uyma oranımız yüzde 90 ile Avrupa Konseyine üye ülkelerin çok üzerindedir. İhlal kararlarına ilişkin oranlarda da yüzde 1,09 ile Konsey’e üye ülkelerin ortalama ihlal oranından daha düşük bir seviyedeyiz. İnşallah bunu daha da aşağı çekeceğiz. Türkiye’yi bu konuda acımasızca eleştirenlerin AİHM kararlarını yıllardır uygulayamayan birçok ülke ile ilgili seslerini çıkarmadıklarını görüyoruz. Yine bu çevreler Gazze soykırımında 270 gazeteciyi katleden İsrail’in sözde Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye’nin ve Filistin’in önünde olmasına hiçbir tepki göstermiyor. Bu çarpık tabloda hiçbir sorun, sıkıntı görmüyor. Fakat söz konusu Türkiye olunca bakıyorsunuz hakkaniyet kayboluyor, objektiflik ortadan kalkıyor, nesnelliğin yerini ideolojik at gözlükleri alıyor. Biz elbette bunlara aldırmayacağız. Adalet teşkilatımızı güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğiz.”

    “Bugün 520 binden fazla vatandaşımız evde bakım hizmetlerinden istifade ediyor”

    4 Aralık’ta Dünya Engelliler Günü Buluşması vesilesiyle engelliler ve kıymetli aileleriyle bir araya geldiklerini ifade eden Erdoğan, programda çalışmalarıyla öne çıkan kurumlara erişilebilirlik ödüllerini takdim ettiklerini söyledi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, engelli vatandaşların hayat yolculuklarında önlerine çıkan bariyerleri aşmaları için tüm imkanları seferber ettiklerini anımsattı.

    Kamudaki engelli memur sayısını, 2002’den bugüne, 15 kattan fazla artırarak 83 bine ulaştırdıklarını, sosyal yardım ve destek hizmetlerini etkin bir şekilde devreye aldıklarını vurgulayan Erdoğan, “23 sene önce evde bakım hizmetlerinden yalnızca 5 bin kişi yararlanıyordu. 100 katın üzerinde bir artışla bugün 520 binden fazla vatandaşımız evde bakım hizmetlerinden istifade ediyor.” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan, hukuki ve idari düzenlemelerle, işverenlere sağladıkları teşviklerle, devlet olarak hayatın her sahasında engelli vatandaşlara dönük hizmet ve destekleri devam ettireceklerini belirtti.

    “Birbirimizi elbette eleştireceğiz ama kırıcı ve yıkıcı da olmayacağız”

    5 Aralık’ta “Kadınla Yükselen Şehirler” temasıyla tertip edilen Uluslararası Yerel Yönetimlerde Kadın Zirvesi’ne iştirak ettiklerini anlatan Erdoğan, şunları söyledi:

    “Ülkemizin yanı sıra dünyanın dört bir yanında başarılarıyla temayüz etmiş hanım kardeşlerimizin katıldığı zirvede çok önemli meseleler ele alındı. 5 Aralık aynı zamanda ülkemizdeki kadınların seçme ve seçilme hakkını elde edişinin 91. yıl dönümüydü. AK Parti olarak kadın haklarının tam ve etkin şekilde kullanılması için göreve geldiğimiz ilk günden itibaren devrim niteliğinde adımlar attık. Eğitim görme ve seçilme hakkı başta olmak üzere anayasamızda kayıtlı hak ve özgürlükleri yasaklarla, baskılarla ayrımcı uygulamalarla ellerinden alınan hanım kardeşlerimizin önündeki engellerin tamamını ortadan kaldırdık. Tek parti döneminin kötü mirasını, 28 Şubat zihniyetinin utanç lekelerini bir daha geri gelmemek üzere tarihin çöp sepetine yolladık.

    Bu vesileyle, bütçe görüşmeleri esnasında partimizin grup başkanvekiline yönelik, ana muhalefet partisi milletvekilinin edep sınırlarını aşan çirkin ifadelerini esefle karşıladığımızı burada ifade etmek istiyorum. Grup başkanvekilimiz şahsında kadın milletvekillerine ve gazi Meclis’e yapılan saygısızlığı şiddetle kınıyorum. Siyasette nezakete herkes dikkat etmeli, siyasetin seviyesini düşürecek bu tür yakışıksız ifadelerden uzak durulmalıdır. Milleti temsil edenler evvel emirde millete örnek olacak bir siyasi üsluba sahip olmalıdır. Polemiklerin ve atışmaların sertleştiği bütçe maratonunda herkesten üslup noktasında biraz daha özenli davranmalarını önemle rica ediyorum. Birbirimizi elbette eleştireceğiz ama kırıcı ve yıkıcı da olmayacağız.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün vefat haberini derin bir teessürle öğrendiği Manisa Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay’a Allah’tan rahmet, Durbay’ın ailesi, yakınları, CHP camiası ve Manisa halkına başsağlığı diledi.

    Macaristan ile 10 milyar dolar ticaret hedefi

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, 8 Aralık’ta Türkiye-Macaristan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin 7. Toplantısı vesilesiyle Macaristan Başbakan Viktor Orban ve heyetini İstanbul’da ağırladıklarını dile getirdi.

    Toplantılar neticesinde ilişkileri bir üst noktaya taşıyacak 16 anlaşmanın imzalandığını anımsatan Erdoğan, “6 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine ulaşmamıza çok az kaldı. Sayın Orban ile bu rakamı 10 milyar dolara yükseltmeyi hedefliyoruz. Macaristan, Türk Devletleri Teşkilatı’nın çalışmalarına da çok önemli katkılar yapıyor. Mayıs 2025’te Budapeşte’de düzenlenen gayri resmi zirve Avrupa Birliği sınırları içerisinde yapılan ilk Türk Dünyası Zirvesi olarak tarihe geçti.” diye konuştu.

    “Uluslararası toplum ve kuruluşlar, sorunları çözmek yerine seyretmiştir”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, 9 Aralık’ta Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilişinin 77. yıldönümü münasebetiyle düzenlenen İnsanlık İçin Güçlü Türkiye programına katıldıklarını vurguladı.

    1948’de ilan edilen bu önemli belgedeki ilke ve değerlerin insan merkezli medeniyet mimarisinin tam kalbinde yer aldığına dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

    “İnsanı yaratılmışların en şereflisi olarak gören inanç ve kültür değerlerimiz, milletimizin insana odaklanmasını asıl yatırımı insana yapmasını, dünyaya hak, adalet ve merhamet penceresinden bakmasını adeta zorunlu kılmıştır. Bölgemizde son yıllarda patlak veren çatışmalara baktığımızda yaşam hakkı başta olmak üzere beyannamenin ayaklar altına alındığını görüyoruz. İsrail’in Gazze’de 2 yıl boyunca tüm dünyanın gözleri önünde pervasızca işlediği savaş ve soykırım suçları bunun en somut delilidir. Aynı şekilde komşumuz Suriye’de Baas rejimi 13,5 sene boyunca kimyasal saldırılardan işkencelere varıncaya kadar insan haklarına ilişkin ne kadar kural, kaide, değer, ilke, norm varsa hepsini ihlal etmiştir. Uluslararası toplum ve kuruluşlar, dünyanın farklı yerlerinde meydana gelen bu ihlallerin önüne geçememiş, sorunları çözmek yerine sadece seyretmiştir. Türkiye, devleti ve milletiyle Gazze’de, Suriye’de, Somali’de, Yemen’de, Libya’da, hülasa kan ve gözyaşıyla ıslanmış bölgelerin tamamında barış ve hakkaniyet odaklı çalışmalarıyla dünyaya insan hakları dersi vermiştir. İnşallah bu şekilde de yola devam edeceğiz.”

    “Türkmen kardeşlerimizle işbirliğimizi gelecekte daha da güçlendireceğiz”

    Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonunun (TİSK) 29. Olağan Genel Kurulu’na iştirak ettiklerini anımsatan Erdoğan, gerek çalışma barışı gerekse sosyal diyaloğun oluşması ve sürdürülmesinde aktif sorumluluk üstlenen TİSK camiasına teşekkür etti.

    TİSK Genel Kurulu’nun ardından, Türkmenistan’ın Daimi Tarafsızlığını İlanının 30. Yıl Dönümü etkinliklerine katılmak üzere Aşkabat’a gittiklerini hatırlatan Erdoğan, Türkmenistan ile ortak tarih, dil, din ve kültüre dayanan münasebetlerin karşılıklı saygı ve müşterek menfaat temelinde her geçen gün güçlendiğini vurguladı.

    İş insanlarının Türkmenistan’ın bağımsızlığından bu yana 55 milyar dolar tutarında, bini aşkın projeyi başarıyla tamamladıklarını aktaran Erdoğan, halihazırda firmaların 10 milyar dolar büyüklüğünde 19 projeyi başarıyla yürüttüğünü söyledi.

    Erdoğan, 2024 yılında 2 milyar doları aşan ikili ticaret hacmini 5 milyar dolara yükseltmenin gayreti içinde olduklarını dile getirdi.

    Türkmenistan’da, Türkmenistan Milli Lideri ve Halk Maslahatı Başkanı Gurbangulu Berdimuhammedov ve Türkmenistan Devlet Başkanı Serdar Berdimuhammedov’un yanı sıra Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile görüşmeler gerçekleştirdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkmen kardeşlerimizle işbirliğimizi gelecekte daha da güçlendireceğiz.” diye konuştu.

    “Tersanelerimiz, küresel gemi siparişlerinde 9’uncu sıraya yerleşti”

    Erdoğan, Kabine Toplantısı’nda Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının yatırımlarla ilgili kapsamlı bir sunumu olduğunu aktardı.

    “Türkiye’yi denizcilikte küresel aktör haline getirmek için yatırımlarımızı artırıyor, filomuzu büyütüyor, uluslararası işbirliklerimizi derinleştiriyoruz.” diyen Erdoğan, Türkiye’nin 2025’in ilk yarısında 53,1 milyon dedveyt ton kapasiteye ulaşarak, dünya deniz ticareti filo listesinde 10’uncu sıraya yükseldiğini söyledi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Dünyanın en fazla konteyner elleçleyen ilk 100 limanı arasında olan Ambarlı, Kocaeli, Tekirdağ ve Mersin limanlarımıza bu yıl ilk kez Aliağa Limanımızı da ekledik. 2025 sonu itibarıyla limanlarımızda elleçlenen yük miktarının 550 milyon tona ulaşmasını öngörüyoruz. Sayısını 85’e çıkardığımız tersanelerimiz, dünyanın dört bir yanından aldığı 61 gemi siparişiyle küresel gemi siparişlerinde 9’uncu sıraya yerleşti. Dünyanın en büyük tam elektrikli feribotu, ilk bataryalı tam elektrikli liman römorkörü, dünyanın ilk yüzer balık çiftliği ve Türk donanma tarihindeki ilk havuzlu helikopter gemisi gibi gurur projelerimizi tek tek hayata geçiriyoruz.

    Deniz dibi kıyı yapıları ve balıkçı barınakları tarama faaliyetlerimiz sürüyor. Bunun yanında ‘yol medeniyettir’ şiarıyla ulaştırma yatırımlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. ‘Ne kadar çok yol yaparsak, trafik o kadar çok sıkışır’ diyen beceriksizler gibi olmadık. İktidarlarımız döneminde ulaştırma ve haberleşme altyapısına kamu olarak yaklaşık 300 milyar doların üzerinde yatırım yaptık. 6 bin 101 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol mesafemiz, 30 bin 14 kilometreye çıktı. 1714 kilometre olan otoyol uzunluğumuz 3 bin 796 kilometreyi buldu. Türkiye’yi hızlı trenle biz tanıştırdık. Toplam 2 bin 32 kilometre uzunluğunda hızlı tren ağı inşa ettik. Ayrıca 2 bin 971 kilometre uzunluğunda demir yolu ağını, toplam 10 bin 561 kilometre uzunluğunda elektrikli ve sinyalli hattı milletimizin hizmetine sunduk. 11 bin 668 kilometre uzunluğundaki demir yollarımızı komple yeniledik.”

    “Siyaseti millete hizmet vasıtası olarak gördük”

    Şehirlerin kent içi ulaşımını raylı sistemlerle donatarak rahatlattıklarını belirten Erdoğan, 12 şehre toplam 1033 kilometre uzunluğunda raylı sistem kazandırdıklarını, bunun 162 kilometresini İstanbul’da inşa ettiklerini söyledi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Şimdi de başkentimiz için önemli bir adım atıyoruz. Yatırım Programı’na aldığımız Esenboğa Havalimanı Metro Hattı’nın inşasına 2026 yılında ‘Bismillah’ diyoruz. İlk etapta Kuyubaşı istasyonundan aktarma yapılarak planlanan hattı, Gar’dan başlayacak şekilde yeniden tasarladık. Toplam 36 kilometre uzunluğunda 12 istasyondan oluşacak Gar-Kuyubaşı-Esenboğa Havalimanı metro hattımızın yapımına önümüzdeki yıl başlamayı hedefliyoruz. Projemizin şimdiden Ankaralı kardeşlerimize hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.

    Şurası bir gerçek ki halkın kaynakları hiç edilmediği, talan edilmediği, ona buna peşkeş çekilmediği takdirde bu şehre de bu ülkeye de ziyadesiyle yeter. Tabii bunun için öncelikle milletin verdiği yetkiye emanet nazarıyla bakmak ve ona ihanet etmemek gerekiyor. Biz siyasi hayatımız boyunca da 23 yılı deviren iktidarlarımız boyunca da iğne ucu kadar dahi olsa emanete leke bulaştırmamaya hassasiyet gösterdik. Siyaseti bir ikbal kapısı, rant kapısı olarak değil, millete hizmet vasıtası olarak gördük. İnşallah son nefesimize kadar bu istikamet üzere olmaya devam edeceğiz. Rabb’im bizi millete ve memlekete hizmet yolundan ayırmasın diyorum.”

    Erdoğan, Kabine Toplantısı’nın Türkiye için hayırlara vesile olmasını temenni etti.

  • Bahçeli: Türk dili; millet olma şuurunu besleyen temel sütundur

    Bahçeli: Türk dili; millet olma şuurunu besleyen temel sütundur

    Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 15 Aralık Dünya Türk Dili Ailesi Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

    Bahçeli, 15 Aralık Dünya Türk Dili Ailesi Günü’nün, kökleri mazinin derinliklerine uzanan ve istikbale yönelen büyük Türk milletinin ortak hafızasını, irfanını ve tarihsel yürüyüşünü idrak etmeye imkân sunan müstesna bir gün olduğunu vurguladı. Türk dilinin millet olma şuurunu besleyen, tarih bilincini canlı tutan ve kültürel sürekliliği sağlayan temel bir unsur olduğuna dikkat çeken Bahçeli, Altaylardan Balkanlara, Hazar Havzası’ndan Akdeniz’e uzanan geniş coğrafyada Türkçenin taşıdığı anlam dünyasının birlik fikrini pekiştiren, dirliği esas alan ve kardeşlik hukukunu muhafaza eden bir medeniyet tasavvurunu yansıttığını ifade etti.

    Bahçeli’nin açıklaması şöyle:

    15 Aralık Dünya Türk Dili Ailesi Günü; kökü mazinin derinliklerine uzanan, istikbale yönelen büyük Türk milletinin müşterek hafızasını, irfanını ve tarihsel yürüyüşünü idrak etmeye imkân sunan müstesna bir gündür.

    Türk dili; millet olma şuurunu besleyen, tarih bilincini diri tutan ve kültürel sürekliliği temin eden temel sütundur. Altaylardan Balkanlara, Hazar havzasından Akdeniz’e uzanan geniş coğrafyada Türkçenin taşıdığı anlam dünyası; birlik fikrini pekiştiren, dirliği esas alan ve kardeşlik hukukunu muhafaza eden bir medeniyet tasavvurunu yansıtmaktadır. Bu itibarla, Türkçenin tarihsel derinliğini ve ifade kudretini tahkim etmek; onu yozlaşmadan, yabancılaşmadan ve anlam kaybından uzak tutarak gelecek nesillere güçlü, sahih ve köklü bir miras halinde intikal ettirmek, kültürel sürekliliğin teminatı olmanın yanında milli varlığın korunmasına yönelik stratejik bir sorumluluk mahiyeti taşımaktadır. 15 Aralık Dünya Türk Dili Ailesi Günü vesilesiyle; Türk diline emek veren ilim insanlarını, münevverleri ve gönül erlerini selamlıyor; Türk milletinin diliyle, kültürüyle ve ülküsüyle ilelebet var olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

  • “Boraltan faciası, CHP’nin Türkiye tarihine geçmiş bir kara lekesidir”

    “Boraltan faciası, CHP’nin Türkiye tarihine geçmiş bir kara lekesidir”

    Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, partisinin kongre merkezinde “AK Parti Türk Dünyası Vizyon Belgesi Tanıtım Programı”nda konuştu.

    Konuşmasına, katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, program vasıtasıyla Lefkoşa’dan Taşkent’e, Bakü’den Aşkabat’a, Bişkek’ten Astana ve Budapeşte’ye selam ve sevgilerini gönderdiğini belirtti.

    AK Parti Türk Devletleri ve Akraba Topluluklar Başkanlığınca hazırlanan vizyon belgesinin tanıtım töreninde bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, “Tanıtım toplantımızın Türk dünyası ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Türk Devletleri ve Akraba Topluluklar Başkanlığımızı gerek vizyon belgesi gerekse bu anlamlı program dolayısıyla canıgönülden tebrik ediyorum.” ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: CHP, Türk dünyasına şaşı bakıyor

     “15 Aralık Dünya Türk Dili Ailesi Günü’nü idrak ediyoruz”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünün aynı zamanda özel bir anlamı olduğuna işaret ederek, UNESCO tarafından Türkiye’nin de çağrısıyla ilan edilen “15 Aralık Dünya Türk Dili Ailesi Günü”nün idrak edildiğini anımsattı.

    “Türk dünyasının ve yeryüzünün farklı köşelerinde aynı dili konuştuğumuz, aynı hayali kurduğumuz, kalplerimizin beraber çarptığı tüm kardeşlerimizin Türk Dili Ailesi Günü kutlu olsun diyorum.” ifadelerini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti;

    “Kelimenin tam anlamıyla bir hazan mevsimi yaşadık”

    İşgalin ve zulmün dayanılmaz boyutlara ulaştığı 1930’larda Özbekistan’ın yiğit evladı Süleyman Çolpan, daha sonra kurşuna dizilerek bedelini hayatıyla ödeyeceği şiirinde şöyle sesleniyordu: “Güzel Türkistan sana ne oldu? Seher vaktinde güllerin soldu. Çemenler berbat, kuşlar hem feryat. Hepsi de mahsun olmaz mı dilşad? Bilmem niçin kuşlar ötmez bahçelerinde?” Evet, son iki asrımız sadece milletimiz için değil, bütün Türk dünyası için zorluklarla, sıkıntılarla, çilelerle ve işgallerle geçti. Kültür coğrafyamızın birçok bölgesinde o toprağın kadim kimlikleri, dilleri, inanç değerleri yasaklandı; halklar parçalandı. Kelimenin tam anlamıyla bir hazan mevsimi yaşadık.

    Azerbaycanlı şair Rüstem Behrudi bir dönem adeta Türk dünyasının kaderi haline gelen manzarayı bakın nasıl anlatıyor; ‘O hangi millettir, kaderi sırdır? Yüz ada bölündü yine de birdir.’ Türklerin birbiriyle kucaklaşmaması, kaynaşmaması, tek yürek, tek bilek olmaması için tüm yollar denendi. Kimliğini savunan, değerlerine sahip çıkan münevverler Turancılıkla suçlanarak ya hapse atıldı, ya sürgün edildi ya da Süleyman Çolpan gibi nicesi kurşunların, dar ağaçlarının kurbanı oldu. Tabii burada şunun da ifade edilmesi gerekir; Türk dünyasının varlığından bahsetmek sadece sınırlarımızın ötesinde değil, 1940’ların tek parti döneminde ülkemizde de yasaklanmıştı.

    “Boraltan faciası, CHP’nin Türkiye tarihine geçmiş bir kara lekesidir”

    Mesela 1944 yılında sırf Türkiye dışındaki soydaşlarımızla ilgilendikleri için birçok aydın, yazar, sanat erbabı ‘Turancı’ denilerek tabutluklara konulmuş ve işkence görmüştür. Yani tek parti döneminde Türkiye dışında da Türk var demek suç sayılıyor, yıllarca tabutluklarda işkence görmek anlamına geliyordu. Bakın sadece bununla da kalmadılar; Türkiye’ye sığınan Azerbaycan Türklerini Boraltan Köprüsü’nde kurşuna dizileceklerini bilerek katillerine teslim etmiş, tarihe ‘Boraltan Faciası’ olarak geçen bir utanç lekesi bulaştırmışlardır.

    Boraltan faciası, CHP’nin Türkiye tarihine geçmiş bir kara lekesidir. Boraltan faciası, hem milletimizin hem de Azerbaycan Türklerinin zihin ve gönül dünyasında iyileşmesi uzun yıllar alan derin yaralar açmıştır. Tek parti zihniyetinin önümüzdeki temsilcisi olan ve günümüzde de yerini koruyan CHP, Türk dünyasına halen şaşı bakmayı, yanlış pencereden bakmayı sürdürmektedir. Karabağ’ın 44 gün süren vatan muharebesinde bunu bir kez daha gördük. Ülkemizin düşmanlarının servis ettiği söylentiler üzerinden dikkatinizi çekiyorum; Türkiye’yi Azerbaycan’a destek vermekle suçladılar.

    “Milletimizi mahcup ettiler, utandırdılar”

    Hatırlayın, CHP’nin dış politikasını yöneten isim çıktı aynen şunu söyledi; ‘Maalesef gelen haberlerde Türkiye’den Azerbaycan’a silah yardımı yapıldığı ve söylentilere göre cihatçı grupların Azerbaycan’a gönderildiği ifade ediliyor’ dedi. Tıpkı 1945 yılında Boraltan faciasında olduğu gibi Karabağ’ın azatlık mücadelesinde de yanlış yaptılar, milletimizi mahcup ettiler, utandırdılar. Bakın sadece Karabağ’da değil, onun öncesinde Suriye ihtilafında da aynı basiretsizliğe, aynı vicdansızlığa şahit olduk. Suriye halkının tepesine varil bombaları yağarken, CHP’nin devrik genel başkanı grup kürsüsünden şunları söylüyordu: ‘Bayırbucak’tan söz ediyorlar. Ne bayırı kaldı ne bucağı kaldı. Hala dünyadan haberleri yok bunların.’

    CHP bu. Başka bir şey beklemeyin. Evet, son yıllarda yaşadığımız iki önemli meselede de CHP’nin tavrı bu oldu. Yeni genel başkanın geçtiğimiz günlerde bir televizyon programında, elinde binlerce soydaşımızın kanı olan Baas diktasını sekülerlik üzerinden aklamaya çalışması, daha ileri giderek CHP ile Baas rejimi arasında özdeşlik kurması, bu zihniyetin halen devam ettiğinin işaretidir. Alevi canlarımızla ilgili partimize yönelik iftiraları ise bühtandan öte apaçık bir provokasyondur, 86 milyonun kardeşliğini kundaklama teşebbüsüdür. Partimize oy veren milyonlarla birlikte Alevi vatandaşlarımızı da derinden yaralayan bu çirkin yakıştırmaları biz reddediyoruz.

    “Kardeş Cumhuriyetlerin bağımsızlığını tanıyan ilk ülke Türkiye oldu”

    Türkiye’yi soydaşlarıyla birlikte gönül coğrafyasındaki tüm kardeşlerinden, hatta bütün dünyadan izole ederek yönetmeye çalışanlar maalesef bu büyük ülkeyi yıllarca içine kapattı, yalnız hale getirdi. 1974’teki Kıbrıs Barış Harekatı’na kadar 80’lerde Jivkov’un asimilasyon dayatmasına kadar sınırlarımız dışındaki Türklerle yeterince ilgilenilmedi. Bakınız bu ilgisizliğe son veren 8. Cumhurbaşkanımız Özal olmuştur. 1990’ların hemen başında Sovyetlerin dağılmasıyla birlikte yeni bir dönem başladı. 1991 yılında Türk Cumhuriyetleri bağımsızlıklarına kavuşurken kardeş Cumhuriyetlerin bağımsızlığını tanıyan ilk ülke Türkiye oldu. 1992 senesinde Türkiye’nin girişimleriyle Türk dili konuşan ülkeler devlet başkanları zirveleri düzenlenmeye başlandı.

    Merhum Turgut Özal’ın şu sözü çok anlamlıdır, “Türkiye’nin önünde hacet kapıları açılmıştır. 21. asır Türk ve Türkiye asrı olacaktır.” Merhum Özal’dan sonra rahmetli Demirel de Türk dünyasıyla ilişkilerin geliştirilmesine büyük önem vermiştir. Elbette ülkemizde bu mücadelenin bayraktarlığını son nefesine kadar Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi’nin kurucusu ve ilk genel başkanı rahmetli Alparslan Türkeş yapmıştır. Bu vesileyle Türkiye’nin Türk dünyasıyla kucaklaşması için kalemiyle, kelamıyla gayret gösteren herkesi bir kez daha rahmetle yâd ediyorum. Onların özlemini çektiği birlikteliği, dayanışmayı ve kardeşlik iklimini, son 23 yıldır attığımız adımlarla biz gerçeğe dönüştürüyoruz. İsmail Gaspıralı’nın işaret ettiği “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarına uygun şekilde Türk Devletleri ile işbirliğimizi her alanda güçlendiriyoruz.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: CHP, Türk dünyasına şaşı bakıyor

    “Türk Dünyası 2040 Vizyon Belgesi’ni kabul ettik”

    2009 yılında 9. Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi’nde Türk Konseyi’nin kuruluşuna dair Nahçıvan Anlaşması imzalandı. Türk Konseyi’nin kurucu belgesi Nahçıvan Anlaşması, Türk dünyası açısından bir dönüm noktasını teşkil etti. 2021 senesinde Türk devletlerinin bağımsızlığının 30. yıl dönümünün kutlandığı İstanbul Zirvesi’nde işbirliğimizi bir üst aşamaya çıkardık ve Türk Devletleri Teşkilatı olarak yola devam etme kararı aldık. Zirvede ayrıca Türk Dünyası 2040 Vizyon Belgesi’ni kabul ettik. Teşkilatımızın gözlemci üyelerinden Macaristan’da düzenlenen zirvede ise teklifimiz üzerine 2021 Mart’ın Türk Devletleri Teşkilatı Nevruz Anma ve Kutlama Günü olarak kutlanmasını kararlaştırdık.

    “Türk dünyasıyla aramızda yeni köprüler kurduk”

    Geride bıraktığımız 34 yıllık süreçte Türk devletleri olarak eğitimden ticarete, güvenlikten enerjiye, kültürden sanata kadar her alanda geçmişle kıyas dahi yapılamayacak sıkı bağlar geliştirdik. TİKA, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Türkiye Maarif Vakfı, Türkiye Diyanet Vakfı, Yunus Emre Enstitüsü gibi kurumlarımız aracılığıyla Türk dünyasıyla aramızda yeni köprüler kurduk. Bugün bütün bu çabaları çok daha güçlü bir şekilde geleceğe taşıyacak yeni bir adım atıyoruz. Türk halklarının birikimini, tecrübesini ve hedeflerini aynı ufukta buluşturan bu belge, gelecek yüzyılın inşasında önemli bir rehber niteliğindedir. Merhum Erol Güngör, Türk dünyasının birliğinin ortak bir tarih ve kültür şuuruna dayanması gerektiğini vurgulamıştı. Mümtaz Turhan Hoca da Türk dünyasının birliği için önce ortak bir alfabe ve ortak bir edebiyat dili oluşturmanın şart olduğunu ifade etmişti.

    Bu anlayışla vizyon belgemizi altı lehçede ve ortak alfabe ile hazırladık. Belgemiz, AK Parti’nin küresel sorumluluk bilinciyle Türk dünyasında birlik ve beraberliği pekiştirme iradesinin en somut göstergesidir. Türk devletleri arasındaki entegrasyonun derinleştirilmesini ve çok boyutlu işbirliklerinin kurumsal bir çerçevede güçlendirilmesini amaçlıyoruz. Ekonomik kalkınma, kültürel dayanışma, stratejik işbirlikleri ve bölgesel barışın sağlanması vizyon belgemizin merkezinde yer alıyor. Belge hazırlanırken mevcut uluslararası anlaşmaları, ikili ve çok taraflı işbirliklerini, bölgesel ve özellikle küresel gelişmeleri dikkate aldık. Türk Devletleri Teşkilatı’nın kurumsal yapısını, Türk dünyasındaki siyasi ve ekonomik dönüşümleri, partimizin dış politika perspektifini belgeyi hazırlarken rehber edindik.

    “Türk dünyasının geleceğine yönelik planlar, somut projelere dönüşüyor”

    Türk Dünyası Vizyon Belgemiz birbirine bağlı 6 bölüm ve 61 alt başlıkta bütüncül bir yaklaşım geliştiriyor. Ekonomik entegrasyon hedeflerinden kültürel işbirliklerine, enerji güvenliğinden ulaştırma ağlarına, eğitimden gençlik politikalarına kadar geniş bir yelpazede düzenlenmiş bölümler, Türk devletlerinin mevcut potansiyelini verimli biçimde harekete geçirmeyi hedefliyor. Özellikle son dönemde attığımız karşılıklı adımlarla ülkelerimiz arasında artan güven, bu hedeflerin uygulanabilirliğini daha da güçlendiriyor. Böylece Türk dünyasının geleceğine yönelik planlar, soyut önerilerin ötesine geçerek somut projelere dönüşüyor.

    “Türk devletleri ile dış ticaretimizi 100 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz”

    Belgenin bir diğer önemli yönü kapsamlı bir kurumsal yapılanma teklifidir. Koordinasyonu güçlendiren, karar alma mekanizmalarını hızlandıran ve ortak projelerin takibini mümkün kılan bir yönetim modeli sunuyoruz. Bu adımlar sayesinde işbirlikleri daha sistematik bir çerçeveye kavuşacak, alınan kararlar daha hızlı ve etkili şekilde hayata geçirilecektir. Birçok başlığın yanında bilhassa ekonomik alandaki stratejiler, vizyon belgemizin bel kemiğini oluşturmaktadır. Ticaret hacminin genişletilmesi, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve ortak pazar hedefi, mevcut ekonomik ilişkilerin yeni bir düzeye taşıyacaktır. Enerji koridorları, lojistik hatlar ve dijital altyapı çalışmalarının birbirini tamamlayan unsurlar haline gelmesi, Türk dünyasını küresel düzlemde yükselen bir ekonomik güç odağına dönüştürecektir. Türk devletleri ile dış ticaretimizi inşallah orta vadede 60 milyar dolara, uzun vadede 100 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz.

    Ulaştırma ve lojistik stratejileri de bu vizyonun önemli halkalarındandır. Orta koridor, Bakü’den Nahçıvan’a uzanan koridor ve Hazar geçişli hatların bütünleşik bir sistem haline getirilmesi Türk devletleri arasındaki ticaret akışını hızlandıracaktır. Dil, tarih, edebiyat ve sanat alanlarındaki birçok katmanlı çalışmalar kültürel bağların canlı tutulmasına katkı sağlayacaktır. Gençlik programları, değişim mekanizmaları ve ortak akademik ağların kurulması, gelecek kuşakların birbirini daha iyi tanımasını ve ilişkilerin sürekliliğini güvence altına alacaktır.

    “Tehditlere karşı ortak hareket etme, dayanışmayı somutlaştırıyor”

    Belgenin güvenlik perspektifi ise bölgesel barışın pekiştirilmesine yönelik detaylı bir yaklaşım sunuyor. Terörle mücadele başta olmak üzere çeşitli tehditlere karşı ortak hareket etme iradesi, Türk devletleri arasındaki dayanışmayı somutlaştırıyor. Burada şunun da altını çizmek isterim: Türk dünyası olarak güçlenen birlikteliğimizi, tüm insanlığın barış, huzur ve dayanışmasının da güçlenmesi olarak görüyoruz. Çevre, iklim, sürdürülebilirlik başlıkları çağın gereklilikleri doğrultusunda ayrıntılı biçimde belgede ele alındı. Yeşil dönüşüm hedeflerinin koordineli şekilde yürütülmesi, ekolojik hassasiyetin politikalarımızda güçlü bir yer edinmesini sağlayacaktır. Su kaynaklarının korunması, doğal afetlere karşı dayanıklı şehirlerin inşası ve karbon nötr hedefinin desteklenmesi, Türk dünyasının çevre politikalarında ortak bir duruş geliştirilmesine imkan veriyor.

    Vizyon belgesinin en dikkat çekici yanı, dil ve kültürel ortaklığa dayalı genişleyen bir coğrafi ufka sahip olmasıdır. Soydaş ve akraba topluluklarımızla birlikte Türk dünyasının etki alanını genişleten bir bakış açısı ortaya koyuyoruz. Bu stratejik bakış, gönül coğrafyamızda insan ve kalkınma odaklı, kültürel derinliğe dayalı bir diplomasi anlayışını esas almaktadır. Türk Devletleri Teşkilatı’nın kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesi, ortak dış politika mekanizmalarının oluşturulması, ayrıca Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası tanınırlığının artırılması gibi hedeflere de belgemizde yer verdik. Bununla birlikte bölgesel entegrasyonun sürdürülebilir olması için finansal mekanizmaların kurulması hayati önem taşıyor. Kamu-özel sektör işbirliği modelleri, dijital finans çözümleri ve uluslararası yatırımcıların bölgeye çekilmesi gibi kritik hususların üzerinde durduk.

    Türkiye’nin sanayi, teknoloji, tarım, enerji ve lojistik alanlarında sahip olduğu birikim bu noktada önemli imkanlar sunmaktadır. Burada şu hususu da özellikle vurgulamak istiyorum: Vizyon belgemizin ayırt edici yönlerinden biri, işbirliğimizi derinleştirmeye dönük pek çok somut öneri ortaya koymasıdır. Türk Dünyası Verimlilik Ajansı, Yapay Zeka ve Dijital Dönüşüm Merkezi, Çevre Fonu, Acil Müdahale ve Sağlık Destek Birimi ile Ortak Dil Platformu kurulması gibi teklifler müşterek ve müreffeh geleceğimizin inşasında önemli alternatifler olacaktır.

    “Düşünce ve araştırma merkezi kurmayı planlıyoruz”

    Son olarak şu müjdeyi de sizlerle paylaşmak isterim: Bu kapsamlı vizyon belgesini hayata geçirebilmek gayesiyle bir düşünce ve araştırma merkezini kurmayı planlıyoruz. Merkezimizin Türk dünyasına şimdiden hayırlı olmasını diliyorum. Biliyorsunuz 2026 senesi Türkiye için uluslararası zirveler yılı olacaktır. COP 31 zirvesi vesilesiyle 200’e yakın ülkeyi Antalya’mızda ağırlayacağız. Temmuz ayında ise NATO zirvesini Ankara’da gerçekleştireceğiz. Türk Devletleri Teşkilatı’nın 13. zirvesine de ev sahipliği yapacağız.

    Türk dünyası olarak bizi birbirimize bağlayan sadece tarih kitaplarında okuduğumuz satırlar değildir. Bizleri bir arada tutan aynı semaya bakan gözlerin, aynı rüzgarı hisseden gönüllerin kardeşliğidir. Her ziyaretimizde, her zirvemizde şunu çok net görebiliyoruz: Türk dünyası, Balkanlardan Hazar’a, oradan Taşkent’e, Bişkek’e kadar uzanan geniş coğrafyada düşünen, üreten ve yön veren bir merkez olma potansiyeline ziyadesiyle sahiptir. Bu potansiyeli harekete geçirecek irade, azim, vizyon ve cesaret de Türk dünyası liderlerinde ve halklarında hamdolsun fazlasıyla vardır. Biz bunun için samimiyetle çalışmaya inşallah devam edeceğiz.

    AK Parti Türk Dünyası Vizyon Belgesi ile bugün işte bu yönde kıymetli bir adım atıyor, kararlılığımızı çok net ortaya koyuyoruz. Bugünkü organizasyona özellikle birinci derecede emeği geçen Genel Başkan Yardımcım Kürşat Zorlu kardeşimi huzurlarınızda tebrik ediyorum. Tabii bu organizasyona gerçekten Türk devletlerinden iştirak eden tüm kardeşlerime huzurunuzda teşekkür ediyorum. Malum; biriz, beraberiz, iriyiz, hep birlikte kardeşiz ve bugün bunu sizlerle beraber yaşadık.

  • Afyonkarahisar’da 20 ton kaçak akaryakıt ele geçirildi

    Afyonkarahisar’da 20 ton kaçak akaryakıt ele geçirildi

    AFYONKARAHİSAR (AA) – Afyonkarahisar'ın Sandıklı ilçesinde düzenlenen operasyonda 20 ton kaçak akaryakıt ele geçirildi, 3 şüpheli gözaltına alındı.

    İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince, kaçakçılık faaliyetlerinin önlenmesi ve tespitine yönelik çalışma başlatıldı.

    Çalışmalar kapsamında, ilçeye bağlı bir köyde iki ay süren takip neticesinde "kaçak akaryakıt üretim tesisi" olarak kullanıldığı tespit edilen bir depoya düzenlenen operasyonda 20 ton kaçak akaryakıt ele geçirildi.

    Ekipler, olayla ilgili 3 şüpheliyi gözaltına aldı.

  • Afyonkarahisar’da uyuşturucu operasyonunda 4 kişi gözaltına alındı

    Afyonkarahisar’da uyuşturucu operasyonunda 4 kişi gözaltına alındı

    AFYONKARAHİSAR (AA) – Afyonkarahisar'da uyuşturucu operasyonunda 4 kişi gözaltına alındı.

    İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince, il merkezinde bulunan bir mahallede çalışma yapıldı.

    Yapılan çalışmalarda, bir peçeteye emdirilmiş uyuşturucu madde, 4,04 gram uyuşturucu madde, 51 sentetik ecza maddesi, bir av tüfeği ve bir ruhsatsız tabanca ele geçirildi.

    Konuyla ilgili olarak E.U, E.G, F.K. ve O.K. gözaltına alındı.

  • Birçok ilde kar yağışı ve soğuk hava etkili oldu

    Birçok ilde kar yağışı ve soğuk hava etkili oldu

    Ankara – İstanbul Kara yolunun Abant Kavşağı, Bakacak, Karanlıkdere ve Seymenler mevkilerinde gece etkili olan yağmur, sabah saatlerinde yerini kar yağışına bıraktı.
    Bölgede görev yapan karayolları ekipleri yolda tuzlama çalışması gerçekleştirdi.

    Geçişin Düzce kesiminde yer alan Taşaltı mevkisinde ise etkili olan sis görüş mesafesini düşürdü.

    Karayolları ve trafik ekipleri, sürücüleri güzergahta etkili olan kar yağışına karşı dikkatli seyretmeleri konusunda uyardı.

    Anadolu Otoyolu’nun Dörtdivan-Çamlıdere geçişinde kar yağışı etkili oluyor

    Anadolu Otoyolu’nun Bolu Dörtdivan ile Ankara Çamlıdere kesiminde kar yağışı etkili oluyor.

    Otoyolun Dörtdivan-Çamlıdere kesiminde gece saatlerinde etkili olan sağanak, yerini kara bıraktı.

    Hava sıcaklığının sıfırın altında 1 dereceye kadar düştüğü bölgede, yer yer kar yağışı etkili oluyor.

    Yüksek kesimler ile yol kenarlarında kar görülürken, bölgede ulaşım normal seyrinde ilerliyor.

    Kocaeli

    Samanlı Dağları’nın 1640 rakımlı zirvesinde yer alan Kartepe Kayak Merkezi ve Kuzuyayla Tabiat Parkı yağışla beyaza büründü.

    Güzergahları kullanan sürücüleri kar yağışı konusunda uyaran Kocaeli İl Jandarma Komutanlığına bağlı trafik ekipleri, araçlarda kış lastiği kontrolü gerçekleştiriyor.

    Ekipler, karla mücadele çalışmalarının daha etkin yürütülebilmesi için sürücüleri, araçlarını yol kenarlarına park etmemeleri, kış lastiği ve zincir olmadan yüksek kesimlere çıkmamaları konusunda uyarıyor.

    Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ekipleri de yolların ulaşıma kapanmaması için kar küreme ve tuzlama çalışması yürütüyor.

    Karabük

    Karabük’ün yüksek bölgeleri, etkili olan kar yağışının ardından beyaz örtüyle kaplandı.

    Safranbolu’nun Sarıçiçek Yaylası ve Ömür Ahmet Kıran mevkileri ile Karabük-Bartın kara yolunun 1030 rakımlı Ahmetusta Geçidi gece saatlerinden itibaren etkili olan yağışın ardından beyaza büründü.

    Kar yağışının ardından bölgede oluşan manzara dronla görüntülendi.

    Bolu

    Bolu’nun Abant, Kartalkaya ve Gerede Arkut Dağı Kayak Merkezi bölgelerinde kar yağışı sürüyor.

    Abant Gölü Milli Parkı’nda gece başlayan kar yağışı devam ediyor. Yağışın ardından beyaza bürünen milli parkta kış manzaraları oluştu.

    Konaklamak ve günübirlik tatil için Abant’a gelen tatilciler, kar altında yürüyüş yaptı, fotoğraf çektirdi.

    Karayolları ekipleri, kar kalınlığının 10 santimetreye yaklaştığı Abant Gölü etrafında küreme çalışması yaptı.

    Bölgedeki kış manzarası havadan da görüntülendi.

    Öte yandan, kar yağışı Gerede Arkut Dağı ve Kartalkaya Kayak Merkezinde de etkili oldu. Arkut Dağı’nda kar kalınlığı 15 santimetreye yaklaşırken, Kartalkaya’da ise 10 santimetreyi geçti.

    Trabzon

    Trabzon Büyükşehir Belediyesine bağlı ekipler, kar yağışının ardından Çaykara, Şalpazarı ve Maçka ilçelerine bağlı mahallelerde yol temizleme çalışması yürüttü.

    Ekipler, yollarda buzlanma riskine karşı tuzlama çalışması gerçekleştirdi.

    Öte yandan, Maçka’nın Üçgedik Mahallesi’nde kar nedeniyle kayarak yoldan çıkan bir araç, ekiplerin müdahalesiyle bulunduğu yerden kurtarıldı.

    Yüksek kesimlerde devam eden kar yağışı nedeniyle sürücülerin kış lastiği ve zincir kullanmaları konusunda dikkatli olmaları gerektiği belirtildi.

    Artvin

    Artvin ve ilçelerindeki yüksek kesimlerde kar yağışı etkili oldu.

    Kentte hava sıcaklığının hissedilir derecede düşmesiyle Yusufeli, Şavşat, Borçka ve Ardanuç ilçelerine bağlı yüksek rakımlı köy ve yaylalara kar yağdı.

    Kentin en önemli turizm merkezlerinden Atabarı Kayak Merkezi, Kafkasör Yaylası ve Borçka Karagöl Tabiat Parkı ve Şavşat Karagöl Sahara Milli Parkı da beyaz örtüyle kaplandı.

    Kar kalınlığı Kafkasör Yaylası’nda 20, Atabarı Kayak Merkezinde ise 40 santimetreye ulaştı.

    Şavşat ilçesinde ulaşıma kapanan 5 köy yolunun açılması için İl Özel İdaresi ekiplerince çalışma başlatıldı.

    Bayburt

    Bayburt’ta sabah saatlerinde başlayan kar yağışı etkisini sürdürüyor.

    Kar yağışıyla kent merkezi beyaza büründü, cadde ve sokaklar ile park halindeki araçlar karla kaplandı.

    Karayolları ekipleri, şehirlerarası yollarda trafiğin aksamaması için bazı noktalarda karla mücadeleye devam ediyor.

    Trafik ekipleri ise sürücüleri dikkatli olmaları konusunda uyarıyor.

    Ordu

    Ordu’da sabah saatlerinde yüksek kesimlerde başlayan kar yağışı etkisini sürdürüyor.

    Kar yağışıyla Kabadüz, Gölköy ve Gürgentepe ilçeleri beyaza büründü.

    Öte yandan, belediye ve karayolları ekipleri trafiğin aksamaması için bazı noktalarda çalışma yürütüyor.

    Çankırı

    Çankırı’nın yüksek kesimlerinde kar yağışı etkili oldu.

    Çerkeş ilçesinde etkili olan kar yağışı nedeniyle D-100 kara yolunda olumsuzluk yaşanmaması için ekipler çalışmalarını sürdürüyor.

    Polis ekipleri, sürücülere dikkatli olmaları konusunda uyarılarda bulunuyor.

  • Trabzonspor ile Beşiktaş Papara Park’ta 3-3 Berabere Kaldı

    Trabzonspor ile Beşiktaş Papara Park’ta 3-3 Berabere Kaldı

    Papara Park’ta gollü mücadele
    Süper Lig’in 16’ncı haftasında Trabzonspor, Papara Park’ta Beşiktaş ile karşı karşıya geldi. Büyük çekişmeye sahne olan mücadele 3-3 eşitlikle tamamlandı.

    Beşiktaş ilk yarıda üstünlüğü aldı
    Karşılaşmanın 18’inci dakikasında Abraham’ın golüyle öne geçen Beşiktaş, 22 ve 31’inci dakikalarda Cerny’nin golleriyle farkı açtı. Trabzonspor, 25’inci dakikada Muçi’nin golüyle skoru 1-2’ye getirdi. İlk yarı Beşiktaş’ın 3-1 üstünlüğüyle sona erdi.

    Kırmızı kart oyunun seyrini değiştirdi
    38’inci dakikada El Bilal Toure’nin Ozan Tufan’a yaptığı faul sonrası VAR incelemesiyle kırmızı kart görmesi, Beşiktaş’ı sahada 10 kişi bıraktı.

    Trabzonspor’dan geri dönüş
    İkinci yarıda baskısını artıran Trabzonspor, 63’üncü dakikada Ouali’nin golüyle farkı bire indirdi. 84’üncü dakikada Zubkov’un golüyle eşitliği sağlayan bordo-mavililer, mücadeleyi bırakmadı ancak kalan dakikalarda başka gol olmadı.

    Son anlarda kaçan galibiyet
    Uzatma dakikalarında Muçi ve Augusto ile gole yaklaşan Trabzonspor, direğe takıldı. Karşılaşma 3-3 beraberlikle tamamlandı.

    Muçi’ye ödül verildi
    Karşılaşma öncesinde Muçi’nin TÜMOSAN Konyaspor maçında attığı gol, Süper Lig’de kasım ayının en güzel golü seçildi. Ödülünü Trabzonspor Genel Sekreteri Sami Karaman verdi.

    Tribünlerde yoğun ilgi
    Trabzonspor taraftarı karşılaşmaya büyük ilgi gösterirken, Beşiktaş taraftarları güvenlik gerekçesiyle stada alınmadı. Misafir tribünleri ev sahibi takım taraftarları doldurdu.

  • AKÜ Hukuk’ta Denetimli Serbestlik Uygulamaları Ele Alındı

    AKÜ Hukuk’ta Denetimli Serbestlik Uygulamaları Ele Alındı

    Hukuk Fakültesi Konferans Salonunda gerçekleştirilen Afyonkarahisar Denetimli Serbestlik Müdürü Mahmut Kıran, Sosyolog Ergün Tetik ve Sosyolog Pınar Poyraz Karadede’nin konuşmacı olarak seminere; Dekan Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Hasibe Sena Akkışla ile akademik personel ve öğrenciler katıldı.

    “YENİ YAŞAM BAHÇESİ: BAĞIMLILIKTAN ÖZGÜRLÜĞE” PROJESİ


    Seminerin açılış konuşmasını yapan Afyonkarahisar Denetimli Serbestlik Müdürü Mahmut Kıran, denetimli serbestliğin haklarında adli merciler tarafından karar verilen şüpheli, sanık ve hükümlülerin kendilerine yüklenen yükümlülükler çerçevesinde cezalarının infaz edilmesini sağlayan bir sistem olduğunu ifade etti. Kıran, “Denetimli serbestlikte asıl olan; cezanın toplum içerisinde infazı, davranış değişikliği yaratma süreci, suç tekrarının önlenmesi, takip, rehabilitasyon ve topluma entegrasyondur” dedi. Denetimli serbestlik kapsamında Afyonkarahisar’da yürütülen projeler hakkında bilgi veren Kıran, “Afyonkarahisar’da yürüttüğümüz ‘Yeni Yaşam Bahçesi: Bağımlılıktan Özgürlüğe’ adlı bir projemiz var. Bu proje Türkiye’de ilk olarak İstanbul’da uygulandı. Üniversite öğrencilerini de bu projeye katılmaya davet ediyoruz. Proje kapsamında eğitim binası, sera (gül, lavanta, üzüm yetiştiriciliği) ve serbest tarım alanları oluşturarak kişilerin bitkilerle uğraşarak terapi edilmelerini planlıyoruz” diye konuştu.

    “TEMEL HEDEF, ÇOCUKLARIN TOPLUMA KAZANDIRILMASIDIR”

    Sosyolog Ergün Tetik ise denetimli serbestlikte cezaevinden tahliye edilen hükümlülerin değerlendirilmesi sürecinde Araştırma Değerlendirme Formu’nu (ARDEF) kullandıklarını belirtti. Tetik, “Bu formda yükümlünün cezaevine girme nedeni, suç geçmişi, adli sicil kaydı, nüfus ve meslek bilgileri, öfke kontrol durumu, madde kullanımı gibi sorular yer alır. Bu sorular neticesinde kişinin risk durumu belirlenir” dedi. Türkiye’de UNICEF ile yürütülen “Denetimli Serbestlik Gençlik Programı” olduğunu kaydeden Tetik, “Temel hedef, çocukların suça bulaşmadan ve cezaevine girmeden topluma kazandırılmasıdır. Ancak çocuk dosyalarında ARDEF uygulanmaz; çocuk hakkında açılan davalar ve suç geçmişi incelenerek veri oluşturulur. Çocuklarla yetişkinlerin suç ortamında bir arada bulunmasını istemiyoruz; bu nedenle çocuklar için ayrı girişler ve ayrı bekleme alanları mevcuttur” diye konuştu. Sosyolog Pınar Poyraz Karadede ise Eğitim İyileştirme Servisi olarak suçun tekrarının önlenmesi ve bireye umut, topluma güven mottosuyla hareket etmeyi amaçladıklarını söyledi. Karadede, “Cezanın yanında rehabilitasyon ve iyileştirme sürecini de kapsayan, sosyolojik ve psikolojik yaklaşımları içeren bir süreç yürütüyoruz. Biz sahada meslek elemanları (psikolog, sosyolog, öğretmen, sosyal çalışmacı) olarak bu iş ve işlemleri yürütüyoruz” şeklinde konuştu. Seminer, soru cevap bölümünün ardından sona erdi.

  • CHP’nin gölge kabinesi belli oldu

    CHP’nin gölge kabinesi belli oldu

    Cumhuriyet Halk Partisi’nin 39’uncu Olağan Kurultay’da delege tarafından seçilen ve partiyi iktidara taşıyacağı söylenen yeni kadrosu içinden belirlenen MYK’nın ardından parti programını Türkiye’nin dört bir yanına taşıması için oluşturulan gölge kabine belli oldu.

    Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Yürütme Kurulu’nda, parti tüzüğüne uygun olarak, Parti Meclisi üyesi ya da milletvekili olmayan iki yeni isim yer aldı. Bu isimler; Milli Savunma Politika Kurulu Başkanı Emekli Koramiral Atila Kezek ve Tarım Politika Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu oldu.

    CAO Yürütme Kurulu iki haftada bir kez Genel Başkan Özgür Özel’in başkanlığında toplanacak. Genel Başkan Özgür Özel’e toplantılarda, Politika Kurulu Başkanlarının yanısıra, CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ve CAO Genel Koordinatörü Bülent Tezcan eşlik edecek. CAO Yürütme Kurulu ilk toplantısını, 16 Aralık Salı günü saat 13.30’da Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nde gerçekleştirecek.

    Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) altında çalışmalarını sürdürecek gölge kabine üyeleri ve görevleri şöyle:

    1- Adalet Politika Kurulu Başkanı: Şule Özsoy Boyunsuz

    2- Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı: Aylin Nazlıaka

    3- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Politika Kurulu Başkanı: Gamze Taşcıer

    4- Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Politika Kurulu Başkanı: Seyit Torun

    5- Dışişleri Politika Kurulu Başkanı: Ömer Kaya Türkmen

    6- Enerji ve Tabii Kaynaklar Politika Kurulu Başkanı: Ümit Özlale

    7- Gençlik ve Spor Politika Kurulu Başkanı: Sevgi Kılıç

    8- Hazine ve Maliye Politika Kurulu Başkanı: Kerim Rota

    9- İçişleri Politika Kurulu Başkanı: Murat Bakan

    10-Kültür ve Turizm Politika Kurulu Başkanı: Seda Kaya Ösen

    11-Millî Eğitim Politika Kurulu Başkanı: Suat Özçağdaş

    12-Millî Savunma Politika Kurulu Başkanı: Atilla Kezek

    13-Sağlık Politika Kurulu Başkanı: Kayıhan Pala

    14-Sanayi ve Teknoloji Politika Kurulu Başkanı: Yalçın Karatepe

    15-Tarım ve Orman Politika Kurulu Başkanı: Sencer Solakoğlu

    16-Ticaret Politika Kurulu Başkanı: Emre Kartaloğlu

    17-Ulaş]rma ve Altyapı Politika Kurulu Başkanı: Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu

    18-Cumhurbaşkanlığı’na Bağlı Kuruluşlar Politika Başkanı: Barış Övgün

    Koordinasyon Kurulu üyeleri de belli oldu

    Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nin politika oluşturma süreçlerinin koordinasyonunun ve idari yönetiminin sağlanması amacıyla oluşturulan Koordinasyon Kurulu da şöyle:

    1- Bülent Tezcan (Genel Koordinatör)

    2- Emine Uçak

    3- Ece Güner