Kategori: Genel

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bahçeli’yi hedef alan açıklamalar kabul edilemez

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bahçeli’yi hedef alan açıklamalar kabul edilemez

    Vefat eden 26. ve 27. Dönem AK Parti Giresun Milletvekili Cemal Öztürk’e yüce Allah’tan rahmet ve mağfiret niyaz eden Erdoğan, Cemal Öztürk’ü hep nezaketi, çalışkanlığı, tevazulu ve memleketi için çarpan samimi kalbiyle hayırla hatırlayıp, hayırla yad edeceklerini söyledi. Cemal Öztürk’ün ailesine, yakınlarına, Giresunlulara ve AK Parti teşkilatına başsağlığı dileyen Erdoğan, salondakilerle Öztürk’ün ruhu için Fatiha Suresi’ni okudu.

    Ekonomide yılın 3. çeyrek verilerinin geçen aydan itibaren açıklanmaya başladığını aktaran Erdoğan, şöyle konuştu:

    “Kasım ayının ilk günlerinde yılın 9 ayına dair turizm istatistikleri TÜİK tarafından milletimizle paylaşılmıştı. Buna göre, 2025 yılının 9 ayında ülkemizi ziyaret eden kişi sayısı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1,6 artarak, 49 milyon 993 bine çıkmıştı. Turizm gelirlerinde ilk 3 çeyrekte 50 milyar doları yakalamıştık. Böylece tüm zamanların üç çeyrek rekorunu kırmıştık. Pazartesi günü açıklanan büyüme rakamları da oldukça müspet geldi. Ekonomimiz 21 çeyrektir kesintisiz sürdürdüğü büyüme trendini 2025’in 3. çeyreğinde de devam ettirmiştir. Türkiye ekonomisi 3. çeyrekte yıllık bazda yüzde 3,7 büyüyerek istikrarlı seyrini korumuştur. Bu oranla OECD ülkeleri arasında 4’üncü olduk. G20 ülkeleri arasında da 5’inci sırada yer aldık. Tarımda zirai don ve kuraklık kaynaklı hiç arzu etmediğimiz bir küçülme yaşadık. İnşallah bu yıl yağışların da bol ve bereketli olmasıyla tarımın toparlanmasını bekliyoruz. Makine ve teçhizat yatırımlarındaki artış ise üretime ilişkin umutlarımızı daha da güçlendirmiştir. Yıllıklandırılmış milli gelirimiz 1,5 trilyon doları aşmıştır. Büyüme rakamlarımız milletimiz için hayırlı uğurlu olsun.”

    “Hedef, terör belasına son vererek Türk ekonomisini şahlandırmak”

    Erdoğan, Türkiye’nin risk primindeki düşüşe dikkati çekerek, Türkiye’nin kredi risk priminin (CDS) 233 baz puana gerileyerek son 7 yılın en düşük seviyesine indiğini vurguladı.

    Kasım ayı enflasyon rakamlarının bugün açıklandığını anımsatan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Orada da umutlarımızı artıran bir tabloyla karşılaştık. Buna göre, kasım ayı enflasyonumuz 0,87 geldi. Temel mal enflasyonu yüzde 18’ler seviyesine indi. Hizmet enflasyonundaki düşüş ise sürüyor. Deprem konutları ve sosyal konut projelerimizde birlikte kira enflasyonunda hızlı bir gerileme bekliyoruz. Bu güzel haberlerin de ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Her zaman söylediğim gibi Türkiye’nin hedefi, rotası, izleyeceği güzergah bellidir. Bu hedef, 86 milyonun tamamının refahını kalıcı biçimde artırmaktır. Bu hedef, 2028 yılında 1,9 trilyon dolarlık bir ekonomik büyüklüğe ulaşmaktır. Bu hedef, gelecek 3 yıl içinde mal ihracatımızı 375 milyar dolara çıkarmaktır. Bu hedef, yine 3 yıl sonra turizmde 100 milyar dolar gelir elde etmektir. Bu hedef, ülkemize 2 trilyon dolar maliyeti olan terör belasına son vererek Türk ekonomisini şahlandırmaktır.”

    “Hedeflerimizden kopmadık ve kopmuyoruz”

    “Bölgemizdeki sıcak çatışmalara, küresel ekonomideki belirsizliklere, gümrük tarifeleri üzerinden alevlenen ticaret savaşlarına Türkiye’nin önünü kesmek için türlü oyunlar çeviren melun ve meyus odaklara rağmen hamdolsun hedeflerimizden kopmadık ve kopmuyoruz” diyen Erdoğan, “Bizi cesur kılan, bizi her türlü badire karşısında güçlü ve dirençli kılan işte budur. Hedeflerimize ulaşacağımıza olan sarsılmaz inancımızdır.” dedi.

    Ekonomi başta olmak üzere her alanda daha aydınlık bir Türkiye’ye hep beraber ulaşacaklarını dile getiren Erdoğan, “Bu ülkeye yeni bedeller ödetmeyecek, bedel ödetmek isteyenlere de geçit vermeyeceğiz. Suyu bulandırıp bulanık suda sazan avına çıkanların oyunlarına gelmeyeceğiz.” ifadelerini kullandı.

    “KOBİ’lerimize çalışan başına verdiğimiz desteği 3 bin 500 liraya yükseltiyoruz”

    Ekonomide rakamların, oranların ve karşılaştırmaların önemli olduğunu ama asıl önemlisinin 86 milyonun topyekun düşüncesi, fikri ve kanaati olduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Asıl olan esnafın, tüccarın, emeklinin, emekçinin ne dediği ne hissettiğidir. Bu süreçte sadece rakamlara, sadece oranlara bakmıyor, çarşıya, pazara, esnafa, tüccara, reel sektörün kalbinin attığı sanayi bölgelerimize de kulak veriyoruz. Reel sektörden gelen talep ve şikayetleri daima dikkatle dinledik. Bugün de hissiyatımız en üst seviyededir. Kabine toplantımız sonrasında KOBİ’lerimizle ilgili yeni bir müjdemizi paylaştık. Geçen yıl emek yoğun üretim yapan tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya sektörlerinde başlattığımız koruma programını devam ettiriyoruz. İstihdamını koruyan KOBİ’lerimize çalışan başına verdiğimiz aylık 2 bin 500 liralık desteği, 2026 senesinde 3 bin 500 liraya yükseltiyoruz. Büyük ölçekli firmalarımızı da dahil edeceğimiz yeni programla 1 milyon 100 bin istihdamı koruyacak emekçi ve sanayicimizin yanında olacağız. Yeni programımızın ekonomimize hayırlı olmasını diliyorum.”

    “Zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan mevcut düzenin sürdürülebilir olmadığının altını her zeminde çiziyoruz”

    Erdoğan, uluslararası ilişkilerde oldukça yoğun mesai gerçekleştirdiklerini belirtti.

    Güney Afrika’da düzenlenen G20 Liderler Zirvesi kapsamında önemli temaslarda bulunduklarını ifade eden Erdoğan, G20 ülkelerinin dünya ekonomisinin yüzde 85’ini, nüfusunun ise üçte ikisini temsil ettiğini aktardı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, G20 ülkelerinin, iktisadi güçleri, dünya siyasetindeki ağırlıklarıyla küresel sorunlara çözüm arayışında ön plana çıktığını vurguladı.

    G20’nin aktif üyelerinden biri olan Türkiye’nin, çalışmalara gereken desteği verdiğini dile getiren Erdoğan, 2015’teki “Dönem Başkanlığı” sırasında düşük gelirli ülkelerin sesi olduklarını, Johannesburg Zirvesi’nde de “Daha adil bir dünya mümkün” şiarıyla küresel sistemin yapılandırılmasına olan ihtiyacı dile getirdiklerini anlattı.

    Erdoğan, dünya genelinde her 10 kişiden birinin hala aşırı yoksullukla mücadele ettiğinin altını çizerek, “Dünyanın birçok ülkesine gittiğimizde şu ibretlik manzarayla sık sık karşılaşıyoruz, bir yanda dünyanın en pahalı markalarıyla arzı endam eden bir avuç elit varken, diğer yanda günlük bir dolar gelirle hayata tutunmaya çalışan milyonları görüyoruz. Zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan mevcut düzenin sürdürülebilir olmadığının altını her zeminde çiziyoruz.” diye konuştu.

    G20 Zirvesi’ndeki mesajlarının Afrikalılar nezdinde memnuniyetle karşılandığını belirten Erdoğan, Türkiye’nin uluslararası platformlardaki dik ve dirayetli duruşuyla daha fazla takdir topladığını, çağrılarının daha fazla makes bulduğunu, bunda son 20 yılda Afrika’yla ilişkilerin geliştirilmesinin büyük payı olduğunu ifade etti.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 20 yılda Afrika’daki büyük elçiliklerin sayısının 12’den 44’e çıkarıldığını, Afrika ülkelerinin Ankara’daki temsilciliklerinin ise 10’dan 38’e yükseldiğini bildirdi.

    “Afrika ve Afrika halkları bizim kardeşimizdir”

    Afrika kıtasıyla ticaretin 20 yılda 5 milyar dolardan 37 milyar dolar seviyelerine geldiğini, hedefin 50 milyar dolar olduğunu söyleyen Erdoğan, doğrudan yatırımların 10 milyar dolara ulaştığını, Türk şirketlerinin 97 milyar dolar değerinde 2 binden fazla proje üstlendiğini hatırlattı.

    Erdoğan, THY’nin 41 ülkede 64 noktaya ulaşarak Afrika kıtasının en geniş uçuş ağına sahip firmalarından birisi olduğunu aktardı.

    Türkiye Maarif Vakfı’na ait okulların 22 bin öğrenciye eğitim hizmeti verdiğini kaydeden Erdoğan, Türkiye mezunu öğrencilerin kıtada bakan, büyükelçi, bürokrat, işadamı, akademisyen olarak önemli görevlere geldiğine işaret etti.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Afrika ve Afrika halkları bizim kardeşimizdir. Bu kardeşlik hukukunun gereklerini yerine getirmek bizim görevimizdir. Bu hukuka 20 yıl boyunca hiç gölge düşürmedik, inşallah düşürmeyeceğiz. Şunun da bilinmesinde fayda görüyorum, biz her şeyden önce vicdan sahibi bir millet ve devletiz. En yakınımızdan en ücra köşeye kadar ulaşabildiğimiz her yere imkanlarımız ölçüsünde el uzatmak bizim için çekinilecek bir durum değildir. Tam tersine Türkiye’nin alan el konumundan son 23 yılda veren el konumuna gelmesi ülkemiz ve milletimiz adına bir kıvanç vesilesidir. Nasıl 103 bin tonu aşan insani yardımlarımızla Gazze’ye en fazla yardım gönderen ülkelerden biriysek, neredeyse tüm dünyanın derin bir sessizlikle izlediği Sudan’daki trajediye de en fazla hassasiyet gösteren biziz.”

    Erdoğan, AFAD’ın, Türk Kızılay’ın, Türkiye Diyanet Vakfı’nın ve insani yardım vakıflarının Gazze’de olduğu gibi Sudan’daki insani felaketi de hafifletmek için seferberlik ruhuyla koşturduğunu söyledi.

    Akan kanın durması, Sudan’ın daha fazla kaosa sürüklenmemesi için yoğun çaba içerisinde olduklarının altını çizen Erdoğan, büyük ülke ve büyük millet olmak neyi gerektiriyorsa içeride ve dışarıda bu tavır içerisinde olacaklarını belirtti.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizler de takip etmişsinizdir, 2026 yılı Türkiye açısından kelimenin tam anlamıyla bir uluslararası zirveler yılı olacak. COP31 Zirvesi vesilesiyle 200’e yakın ülkeyi Antalya’mızda ağırlayacağız. Temmuz ayında NATO Zirvesi’ni başkentimiz Ankara’da gerçekleştireceğiz. Türk Devletleri Teşkilatı’nın 13’üncü zirvesine ülkemizde ev sahipliği yapacağız. 2026 senesi boyunca da Türkiye’nin itibarına itibar katmayı sürdüreceğiz.” ifadesini kullandı.

    Afrika’yla ilgili Erdoğan’ın açıklamalarının ardından Türkiye-Afrika ilişkilerine ilişkin video izletildi.

    “KIZILELMA, havadan havaya görüş ötesi hedefi vurabilen ilk insansız savaş uçağı oldu”

    Erdoğan, Namık Kemal’in Hürriyet Kasidesi’nden bir bölümü okuyarak, “Günümüz Türkçesiyle ifade edecek olursak, ‘Kendini insan bilenler, halka hizmetten usanmaz. Mert olanlar, ezilenlere yardımdan el çekmez.’” ifadelerini kullandı.

    Gelecek nesillere, devraldıklarından daha ileri bir ekonomi, daha güçlü bir demokrasi, daha caydırıcı bir savunma sanayi, daha itibarlı bir dış politika, daha iyi hizmet üreten bürokrasi teslim etmek amacıyla dur durak bilmeden çalıştıklarının altını çizen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

    “İstiyoruz ki, yarın veya ertesi gün değil, bizden 40-50 sene hatta bir asır sonra bile hayırla, şükranla, minnetle yad edilen eserler bırakalım. İstiyoruz ki, çocuklarımıza her alanda müreffeh ve muzaffer bir ülke emanet edelim. İstiyoruz ki, gençlerimize demokrasi standartları, hukuk standartları yaşam standartları çok yüksek bir Türkiye teslim edelim. İstiyoruz ki, yıllardır halının altına süpürülmüş sorunları çözelim ‘Türkiye Yüzyılı’nın inşasının önündeki büyük, küçük bütün engelleri kaldıralım. Bizim yegane niyetimiz budur. Bizim siyasette varlık gayemiz budur.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen günlerde savunma sanayinde küresel bir başarıya daha imza attıklarını söyleyerek, “KIZILELMA adını verdiğimiz insansız savaş uçağımız, Murat isimli radarımızla tespit edilen bir savaş uçağını GÖKDOĞAN isimli füzemizle havadan havaya tam isabetle vurmayı başardı. Böylece KIZILELMA, havadan havaya görüş ötesi hedefi vurabilen ilk insansız savaş uçağı oldu. Türkiye, hava savunmasında çok stratejik bir imkana sahip olma yolunda ciddi bir üstünlük elde etti. Milletimize bu gururu yaşatan tüm kurumlarımıza, bilim insanlarımıza, çalışanlara ve özel sektörümüze ülkem ve milletim adına buradan samimi tebriklerimi iletiyorum.” ifadelerini kullandı.

    Bu testlerin Sinop’ta yapıldığını ve küresel başarıya bu şehirde ulaşıldığını belirten Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Biliyorsunuz CHP Genel Başkanı, bu testleri, ‘Sinop’ta balıklar rahatsız oluyor’ diyerek eleştirmişti. Biz ona yine Sinoplu Diyojen’in meşhur sözüyle cevap verelim, ‘gölge etme başka ihsan istemez.’ Siz gidin kurultay üstüne kurultay yapın. Siz gidin kendi iç meselelerinizle uğraşın. Siz gidin gırtlağınıza kadar battığınız pisliklerden arının. Siz gidin önce içinizdeki yolsuzluk yapanları ayıklayın. Bize gölge etmeyin o bize yeter. Şimdi çıkmış, artık ismini bile duymaya tahammül edemedikleri selefi Kılıçdaroğlu gibi birilerini ‘cellat’ olmakla itham ediyor. Neymiş, DEM Parti’nin terörsüz Türkiye sürecine katkı vermesi Stockholm Sendromuymuş, yani celladına aşık olmakmış. Yahu insanda biraz utanma olur, mahcubiyet olur. Hadi Türkiye’yi bilmiyorsun. Hadi dış politikadan haberin yok. Hadi ekonomide elifi görsen mertek zannedersin. İnsan bari kendi geçmişini bilir, kendi kara sicilini bilir.

    Şimdi bu beyefendiye sormak lazım. Ya sen ömrün boyunca hiç mi CHP’nin utanç lekeleriyle dolu tarihini okumadın? Tek parti faşizminin bu millete neler yaşattığını hiç mi öğrenmedin? Sen kimin cellat, kimin mağdur olduğunu bilmiyor olabilirsin ama benim Kürt kardeşim kimin cellat olduğunu çok iyi bilir. Şurada, Ulus Meydanı’nda İstiklal Mahkemelerinde alelacele kararlar alıp darağaçlarında iskemleyi kimin devirdiğini milletim gayet iyi bilir. Merhum Menderes’i, Polatkan’ı Zorlu’yu adım adım darağacına kimin taşıdığını milletim bilir. Şimdi ardından timsah gözyaşları döktükleri Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamlarına kimin sessiz kalarak onay verdiğini benim milletim çok iyi bilir. Terörle mücadele adı altında Tunceli’den başlayarak bizim dönemimize kadar Kürt kardeşlerimizin kanını kimin döktüğünü benim milletim çok iyi bilir. Sayın Özel hedef saptırmasın. Kendini boşu boşuna hiç yormasın. Eğer cesareti varsa ve bir cellat görmek istiyorsa aynaya baksın. Kendi tarihine baksın. CHP’nin geçmişine baksın. Celladı orada zaten görecektir.”

    “CHP’nin saklamaya çalıştığı gizli yüzü, niyeti, fikri ve zikri deşifre oluyor”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP’de yönetimin değişmesine rağmen “her şeye çıkar odaklı bakma” anlayışından CHP’nin kurtulamadığını belirtti.

    CHP’nin gözünde kendilerinin “ağa”, geri kalan milyonların ise “maraba” konumunda olduğunu kaydeden Erdoğan, CHP için Kürtlerin oy deposundan ibaret olduğunu söyledi.

    Erdoğan, “Ama artık yutmazlar. Denklem gayet basittir. Hiçbir karşılık beklemeden seçimlerde oy verdiğinizde sizden iyisi yok. Tersi bir durumda ise sizden kötüsü yok. Bakın biz buna daha önce 14-28 Mayıs seçimlerinde deprem bölgesinde şahit olduk. Sırf kendi cumhurbaşkanı adaylarına oy vermediler diye depremzedelerimize günlerce etmediklerini bırakmadılar. Gece vakti misafirhanelerden kovmaktan, sosyal medyadaki edepsizliklere kadar her türlü vicdansızlığı, her türlü hoyratlığı sergilediler. Bugün de aslında aynısı tekerrür ediyor. CHP zihin kodlarındaki faşizmi ve elitizmi dışa vuruyor. CHP’nin saklamaya çalıştığı gizli yüzü, niyeti, fikri ve zikri deşifre oluyor.” diye konuştu.

    AK Parti olarak kendilerinin tavırlarının belli olduğunu kaydeden Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

    “Onlar ne yaparsa yapsın, biz Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Çerkes’iyle, Laz’ıyla tüm Türkiye’yi kucaklamaya devam edeceğiz. Hiçbir ayrım gözetmeden, 86 milyonun her bir ferdini aynı samimiyetle, aynı muhabbetle bağrımıza basacağız. Terörsüz Türkiye sürecindeki çalışmalarla ilgili şu hakikati bugün tarihe kayıt olarak düşmek istiyorum. Bundan 24 sene evvel, 14 Ağustos 2001 tarihinde partimizi kurarken sergilediğimiz irade neyse, 2005 yılında Diyarbakır’da ‘bu sorun benim de sorunumdur’ derken ortaya koyduğumuz cesaret neyse, 2013 yılında, ‘çözüm için baldıran zehri içmek gerekirse, biz o baldıran zehrini de içeriz, yeter ki bu ülkeye huzur gelsin, refah gelsin’ dediğimiz gündeki kararlılığımız neyse, AK Parti olarak bugün de aynı iradeyi, aynı cesareti ve samimiyeti taşıyoruz.

    Partimizin, ittifakımızın ve devletimizin, önce ‘Terörsüz Türkiye’yi ardından ülkemize yönelik terör tehdidinin bertaraf edildiği terörsüz bölgeyi inşa etme azmi tamdır. Cumhur İttifakı, hedef, anlayış ve fikir birliği içindedir. Her fırsatta söylüyorum, bugün tekrar altını çizerek ifade ediyorum, Allah’ın izniyle aziz milletimizin de hayır duasıyla bu sefer başaracağız. Evlatlarımıza terörün karanlık gölgesinin düşmediği bir Türkiye’yi inşallah teslim edeceğiz. Cumhur İttifakı olarak bir siyasi risk alıyorsak sadece elimizi değil gövdemizi de taşın altına koyuyorsak işte bunun için alıyoruz.”

    “MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli’yi hedef alan dünkü açıklamaları asla tasvip etmediğimizi ifade etmek isterim”

    Erdoğan, “Terörsüz Türkiye” süreciyle Türkiye’nin yarım asırlık bir beladan, sorundan, musibetten tamamen kurtulması için çaba gösterdiklerini, Cumhur İttifakı’nın bütün mücadelesinin bunun için olduğunu söyledi.

    Kürdistan Demokrat Partisi Başkanı Mesut Barzani’nin ofisinden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sözlerine yönelik yapılan açıklamayı eleştiren Erdoğan, “İttifak ortağımız MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’yi hedef alan dünkü saygısız ve hadsiz açıklamaları asla tasvip etmediğimizi, kabul edilemez bulduğumuzu burada ifade etmek isterim.” sözlerini sarf etti.

    Gerek Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in gerekse Dışişleri Bakanlığının konuya dair rahatsızlıkları açıkça dile getirdiğini, gerekli diplomatik adımların atıldığını, izahat yapılmasının istendiğini belirten Erdoğan, “Bu vahim hatadan bir an önce dönülmeli ve düzeltilmelidir.” değerlendirmesinde bulundu.

    Bundan sonra “Terörsüz Türkiye” sürecinin biraz daha ivme kazanmasını ümit ettiklerini dile getiren Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “İyimser konuşurken 23 yıllık tecrübelerimizin ışığında elbette şu riskleri de göz ardı etmiyoruz, hedefe yaklaştıkça istismar mekanizmaları daha fazla devreye girecek. Terör bitince işsiz kalacak olanlar, bunu engellemek için daha fazla mesai yapacak. Türkiye’nin bu paslı prangadan kurtulmasını istemeyenler son ana kadar vazgeçmeyecek. Bunların tamamının farkındayız ve hepsine de hazırlıklıyız. İnancım ve samimi duam odur ki sorunları çözmek amacıyla milletimizin Gazi Meclisimize gönderdiği bütün milletvekillerimiz, hayati önemi haiz bu konuda bizimle aynı hissiyatı paylaşır, aynı hedefe yürür. Özellikle tarihi bir sorumluluk üstlenen Komisyonumuzun şimdiye kadar başarıyla yürüttüğü çalışmalarını bundan sonra da milletin ve memleketin menfaatlerini önceleyen bir anlayışla tekemmül ettireceğine inanıyorum. AK Parti olarak biz bugüne kadar olduğu gibi sorumluluk almaya, yapıcı ve ön açıcı olmaya devam edeceğiz.”

    “Etki ajanları milletimizin huzurunu bozmak için yoğun gayret içindeler”

    Erdoğan, ana muhalefetin eski yönetim, yeni yönetim ve paralel yönetim arasında giderek kızışan çatışmalarını örtmek, belediyelerde ortaya çıkan yolsuzluklarını perdelemek için topluma karamsarlık pompaladığını, umutsuzluk yaymaya çalıştığını çok net gördüklerini ve bildiklerini vurguladı.

    Muhalefetin bu noktada yalnız olmadığını da anladıklarını kaydeden Erdoğan, “İçeride ya da dışarıda birtakım etki ajanları milletimizin huzurunu bozmak, milletimizi kutuplaştırmak, özellikle de gençlerimizi umutsuzluğa, karamsarlığa sevk etmek için yoğun gayret içindeler. Bir yandan tarihimizin en yıkıcı depreminin yaralarını sarıyoruz, bir yandan açılıştan açılışa koşuyoruz. Bir yandan ekonomiyi büyütüyoruz, diğer yandan savunma sanayinde küresel rekorlar kırıyoruz yani her alanda büyük bir atılım ve kalkınma seferberliği içindeyiz. Tabii bunları görmek için Türkiye’ye nereden baktığınız son derece önemli.” ifadesini kullandı.

    Türkiye’ye başkalarının ellerine tutuşturduğu gözlüklerle bakanların her şeyi bulanık göreceklerini ancak Türkiye’ye kendi gözüyle ve gözlüğüyle bakanların her alanda yükselen, büyüyen, güçlenen, iddiaları, tezleri olan, ayakları yere sağlam basan özgüvenli bir Türkiye göreceklerini vurgulayan Erdoğan, bu toprakların 1000 yılı aşkın süredir Müslüman Türk hakimiyeti altında olduğunun, bu topraklarda isteyenin istediğine inanmakta özgür olduğunun, isteyenin kendi ibadethanesinde, kendi ibadetini yapmakta özgür olduğunun, bu toprakların hoşgörü toprağı olduğunun altını çizdi.

    Üç kıtada hüküm süren, üç kıtada at koşturan cihan imparatorluğunun bakiyesi Selçuklu’nun, Osmanlı’nın devamı bir ülke olduklarını anlatan Erdoğan, 7 asır önce “Yaratılanı severim, Yaradan’dan ötürü” diyen Yunus Emre’nin sevgi diliyle konuştuklarını, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” buyuran Şeyh Edebali’nin hikmet dolu tavsiyesinin izinden gittiklerini, tarihe ve ecdatlarına baktıklarında insan ve insanı merkeze alan bir devlet anlayışı gördüklerini belirtti.

    “Onlar camileri yıkarken biz burada kiliseleri tamir ediyoruz”

    Avrupa’da zaman zaman birilerinin çıkıp, Türkiye’ye ve İslam ülkelerine dini azınlıklar üzerinden ders vermeye kalktığını söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Oysaki bu coğrafya en az 1000 yıldır kimi komşu devletler, 1400 yıldır kesintisiz İslam hakimiyeti altındadır. Bu coğrafyada Hristiyan var, Musevi var, Ermeni, Rum, Keldani, Ezidi, Süryani ve daha nice topluluk var. 1400 yıldır bu coğrafyada varlar ve özgürce ibadetlerini yerine getiriyorlar. Avrupa’da 1950’lere kadar bunun bir örneğini bulamazsınız, göremezsiniz. Bu topraklarda sayısı az ya da çok onlarca farklı inanış, asırlar boyu huzur içinde yaşamıştır ama Batı’da tarih boyunca bırakın azınlıkları, mezhepler üzerinden kan dökülmüş, milyonlarca insan kırıma uğramıştır. Bizimle Batı arasındaki en temel zihniyet farkı işte budur. Bizim kendimize güvenimiz tam. Onlar camileri yıkarken biz burada kiliseleri tamir ediyoruz çünkü bizim korkumuz yok. Biz kendimize güveniyoruz. Biz gücümüzün farkındayız. Biz devletlerden bir devlet, milletlerden bir millet değiliz. Biz inancımızla, kimliğimizle, ideallerimizle, 3 kıta, 7 iklimde düzen kurmuş Türk milletiyiz. Biz tarihiyle, vicdanıyla, merhametiyle, adaletiyle büyük Türkiye Cumhuriyeti Devleti’yiz.”

    Önce kendilerine güveneceklerini ve özgüven sahibi olacaklarını kaydeden Erdoğan, bu milletin Allah’ın izniyle aşamayacağı hiçbir engelin olmadığını ifade etti.

    AK Parti olarak kuruldukları günden itibaren korku üzerine değil, umut üzerine bir gelecek inşa etmenin mücadelesini verdiklerini dile getiren Erdoğan, “23 yıl boyunca hangi sorunu çözmek için elimizi uzatsak ‘aman bölünürüz, aman parçalanırız’ diye engel çıkardılar. 23 yıl boyunca hangi alanda kısıtlamaları, yasakları kaldırsak, özgürlükleri genişletsek, ‘aman geriye gideriz’ diye korku saldılar. Peki ne oldu? 23 yılda Türkiye bölündü mü, parçalandı mı, geriye gitti mi? Elbette hayır. Tam tersine, Türkiye büyüdü, güçlendi, bir ve beraber oldu, her alanda daha da ileriye gitti.” değerlendirmesinde bulundu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kardeşlerim, unutmayın, önce zihinlerdeki prangaları kırıp atacağız, elimizi, kolumuzu bağlayan, ufkumuzu karartan, vizyonumuzu daraltan zincirlerden kurtulacağız. Önce biz kendimize inanacak, kendimize güvenecek, emin adımlarla geleceğe yürüyeceğiz. Milletimden medyada, sosyal medyada, siyasette her fırsatta, umutsuzluk, karamsarlık yayanlara, bütün bunlara karşı uyanık olmalarını istirham ediyorum.” dedi.

    Gençleri sanal alemde kutuplaştıran, kamplaştıran, umutsuzluğa sevk eden yayınların nereden, kimler tarafından yapıldığını tek tek ortaya çıkardıklarının altını çizen Erdoğan, “Biri, Arap ülkesine yerleşmiş, oradan gençler arasında Arap düşmanlığını yaymaya çalışıyor. Biri, Amerika’ya yerleşmiş, oradan İstanbul’un gençlerini sokağa dökmeye çalışıyor. Biri, İsrail’den yayın yapıyor, burada kışkırtma yapıyor. Farklı maskeler altında hepsi aynı odağa hizmet ediyor. Bunlara aldanmayın, lütfen prim vermeyin. Hiç kimsenin endişesi olmasın, mevcut sorunları da aşacağız, ekonomiyi daha da büyüteceğiz, soframızdaki ekmeği daha da büyüteceğiz. Huzuru, kardeşliği, özgürlüğü, demokrasiyi, güvenliği daha da büyüteceğiz.” sözlerini sarf etti.

    “İnançla, güvenle, özgüvenle inşallah Türkiye Yüzyılı’nı hep birlikte inşa edeceğiz”

    Erdoğan, geleceğe sağlam adımlarla ilerlediklerine, asırların tortularını kaldırarak, engelleri aşarak ilerlediklerine dikkati çekerek, “Biz kendimize güvenirsek, birbirimize güvenirsek, 86 milyon kardeş olursak, Allah’ın izniyle aşamayacağımız engel, erişemeyeceğimiz hedef yoktur. İnanıyorsanız üstünsünüz, inanıyorsanız zafer sizindir. İnançla, güvenle, özgüvenle inşallah Türkiye Yüzyılı’nı hep birlikte inşa edeceğiz. Rabb’im yar ve yardımcımız olsun diyorum.” diye konuştu.

    2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nin, TBMM Genel Kurulu’nda görüşüleceğini anımsatarak, milletvekillerine başarılar dileyen Erdoğan, milletvekillerinin, gerilime, tahriklere, hakaretlere boyun eğmeden, sabırla ve tahammülle bütçe sürecini yönetmelerini beklediğini vurguladı.

  • 2025’te Türkiye’de en çok dinlenen şarkı; BLOK3 – SEVMEYİ DENEMEDİN

    2025’te Türkiye’de en çok dinlenen şarkı; BLOK3 – SEVMEYİ DENEMEDİN

    Dünyanın en çok takipçisi olan internet müzik platformu Spotify, 2025 Yılın Özeti (Wrapped) kapsamında yılın en çok dinlenen sanatçı, şarkı, albüm ve podcast’lerini duyurdu.

    Tüm yılın dinleme alışkanlıklarıyla şekillenen yılın “en”lerini duyuran Spotify, birçok yeni özellik içeren kişiselleştirilmiş kullanıcı deneyimini de dinleyicilerinin kullanımına sundu.

    LİSTELERİN ZİRVESİNDE BU YIL: BLOK3

    2025 yılında Spotify’da en çok dinlenen sanatçı olan BLOK3 aynı zamanda platformun 2025 yılındaki en çok dinlenen şarkısının da sahibi oldu. Spotify’da en çok dinlenen sanatçılar listesinde BLOK3’ü Ati242 takip etti. Listenin üç, dört ve beşincisi ise sırasıyla Semicenk, Era7capone ve Lvbel C5 oldu. Spotify’da en çok dinlenenler arasında her yılın top 10’unda mutlaka yer alan Sezen Aksu, 2025’te de en çok dinlenen kadın sanatçı oldu. Top listelerde rap müziğin ağırlığı hissedilse de Dedublüman, Hande Yener, Ebru Gündeş, manifest, Simge ve Sertab Erener gibi yılın önemli çıkışlarına imza atan sanatçılar, sıkı hayranlarının ilgisiyle Türkçe Pop’u, alternatif rock’ı ve hatta arabesk gibi türleri de ilk 20’ye taşımış oldu.

    EN ÇOK DİNLENEN İLK 100 ŞARKIDAN 98’İ YERLİ

    Spotify’ın 2025 Yılın Özeti kampanyası, en çok dinlenenler listelerinin dışında, tüm yıla yayılan dinleme alışkanlarımız hakkında da çok şey söylüyor. Spotify’ın yeni açıkladığı veriler, Türkiye’deki yerli müzik aşkının bu yıl da artarak devam ettiğini gözler önüne seriyor. 2025’teki yerli müzik dinlenmeleri bir önceki yıla kıyasla yüzde 10’un üzerinde artış gösterirken, bu yıl Spotify’da en çok dinlenen ilk 100 şarkının 98’i yerli şarkılardan oluşuyor.

    YILIN EN ÇOK DİNLENEN ŞARKISI: SEVMEYİ DENEMEDİN

    2025’te Spotify’da en çok dinlenen şarkı BLOK3’ten SEVMEYİ DENEMEDİN olurken, zirveyi takip eden parça Semicenk’ten Sen Kaldın oldu. BLOK3 ve Ati242’nin Keşke’si listede üçüncü sırada yer alırken, onu Era7capone, Poizi ve SNOW’dan SONBAHAR ve Dedublüman ile Aleyna Tilki’nin hiti Sana Güvenmiyorum takip etti.

    KADIN SANATÇILARIN YÜKSELİŞİ DİKKAT ÇEKTİ

    Açıklanan verilere göre kadın sanatçıların dinlenme oranlarındaki yükseliş de dikkat çekti. 2021 yılından bu yana en çok dinlenenler listelerindeki yerli kadın sanatçıların sayısı yüzde 90’dan fazla arttı. Ayrıca, Spotify’ın kadın sanatçıların çalışmalarını güçlendirmek hedefiyle hayata geçirdiği ve 2025 yılı itibariyle 4’üncü yılını geride bırakan EQUAL programı kapsamındaki veriler ışığında ise 2025’in en çok dinlenen EQUAL sanatçılarının zirvesinde Sezen Aksu yer alıyor. Onu Gülşen, Hande Yener ve Ebru Gündeş takip ederken listenin beşinciliğine ise 2025 Eylül ayı EQUAL elçisi olan manifest yerleşti. manifest aynı zamanda 2025’te Spotify üzerinden sosyal medya veya anında mesajlaşma uygulamaları da dahil olmak üzere herhangi bir platformda en çok paylaşılan sanatçı oldu.

    YILIN EN ÇOK DİNLENEN ALBÜMLERİNDE NOSTALJİ RÜZGARI

    En çok dinlenen albümlerde geçen yılın da zirvesinde yer alan Ati242 albümü Manifesto yine birinciliğe yerleşse de 2025 Top 10 listesinde pop sound’larının da ağırlığı kendini hissettirdi. Yılın en büyük çıkışlarından birine imza atan manifest, manifestival albümüyle ikinci en çok dinlenen albüm olurken, onları BLOK3’ün OBSESIF’i, Lvbel C5’in SÖZDE KİMSELER SEVMİYOR’u ve Melike Şahin’in AKKOR’u takip etti. Top 10 albüm listesinin dikkat çekenleri ise 90’ların efsane albümlerinden Divane ile Yaşar, 2014 çıkışlı İkinci Hal albümüyle Bengü ve albümdeki pek çok şarkısı hit olan Festival’le Kenan Doğulu, yılın en çok dinlenen albümleri listesinde nostalji rüzgarları estirdi.

    BAD BUNNY DÜNYA ÇAPINDA EN ÇOK DİNLENEN SANATÇI

    Dünya çapında 19,8 milyarın üzerinde dinlenmeyle Bad Bunny, 2025 yılında Spotify’ın globalde en çok dinlenen sanatçısı oldu. 2024’ün birincisi Taylor Swift ikinci olurken onları sırasıyla The Weeknd, Drake ve Billie Eilish üç, dört ve beşinci olarak takip etti. 2025’in en çok dinlenen şarkısı ise Lady Gaga ve Bruno Mars’tan 1,7 milyardan fazla dinlenen Die With A Smile oldu. İkinci sırada Billie Eilish’ten BIRDS OF A FEATHER ve üçüncü sırada ise ROSÉ ve Bruno Mars’tan APT. yer aldı. İlk beşi tamamlayan diğer şarkılar ise Alex Warren’ın Ordinary’si ve Bad Bunny’nin DtMF parçaları oldu.

    ORTAMLARDA SATILACAK BİLGİ EN ÇOK DİNLENEN PODCAST

    Türkiye’de 2025 yılında en çok dinlenen podcast, Ortamlarda Satılacak Bilgi oldu. Kendine İyi Davran ve Hayalhanem ise listenin ikinci ve üçüncü sırasına yerleşti. Meksika Açmazı en çok dinlenen dördüncü yapım olurken Merdiven Altı Terapi, listede beşinci sırada yer aldı.

    Kişiselleştirilmiş kullanıcı deneyimiyle işte 2025’ün sizin için özeti:

    Spotify’ın özel kişiselleştirilmiş 2025 Yılın Özeti Deneyimine bugün itibariyle Spotify mobil uygulaması (iOS ve Android) üzerinden erişmek mümkün. Kullanıcılar, kişiselleştirilmiş kullanıcı deneyimlerine ana sayfadaki 2025 Özetin akışı üzerinden kolayca ulaşabilirler.

    Spotify, 2025 Özeti’nde kullanıcıların en sevdiği klasik formatları her yıl yenileyerek sunarken 2025 boyunca dinleme alışkanlıklarını daha derinlemesine keşfetmelerini sağlayan neredeyse bir düzine yeni özellik de ekledi. Yenilenen klasiklerikler arasında müzikseverlerin favorisi En Çok Dinlenen Türler, En Çok Dinlediğin Şarkı Tahmin Oyunu, En Çok Dinlediğin Sanatçı Yarışı ve kullanıcıların bu yıl en çok dinledikleri 100 parçanın her birini kaç kez dinlediklerini gösteren En Çok Dinlenen Şarkılar ve bu listeye eşlik eden çalma listesi yer alıyor. Bu yılki yeni özellikler arasında ise kullanıcıların zevklerini yaş gruplarına göre karşılaştıran Dinleme Yaşı; yıl boyunca tekrar tekrar dinlenen albümleri gösteren En Çok Dinlenen Albümler; kullanıcıların küresel olarak sıralamalarını görebildikleri Fan Liderlik Tablosu gibi özellikler yer alıyor. Kullanıcılar ayrıca dinleme stillerine göre altı farklı kulüpten birine dahil ediliyor ve ilk kez, dinleme alışkanlıklarını arkadaşlarıyla canlı bir rekabete dönüştüren yeni bir interaktif oyun olan Wrapped Party’ye katılabiliyorlar.

    İşte 2025 yılı boyunca Spotify’da en çok dinlenenler:

    2025’te Türkiye’de en çok dinlenen sanatçılar:

    • BLOK3
    • Ati242
    • Semicenk
    • Era7capone
    • Lvbel C5
    • UZI
    • Sezen Aksu
    • Poizi
    • Motive
    • AKDO
    • Gülşen
    • Yalın
    • Dedublüman
    • Hande Yener
    • SNOW
    • Ebru Gündeş
    • Ezhel
    • manifest
    • Simge
    • Sertab Erener

    2025’te Türkiye’de en çok dinlenen şarkılar:

    • SEVMEYİ DENEMEDİN – BLOK3
    • Sen Kaldın – Semicenk
    • Keşke – BLOK3, Ati242
    • SONBAHAR – Era7capone, Poizi, SNOW
    • Sana Güvenmiyorum – Dedub Sessions – Dedublüman, Aleyna Tilki
    • ÇIKAR BİRİ KARŞIMA – Poizi, Era7capone, SNOW
    • Gözlerinden Gözlerine – Semicenk
    • git – BLOK3
    • Italy Forma – Ati242
    • napıyosun mesela ? – BLOK3

    2025’te Türkiye’de en çok dinlenen albümler:

    • Manifesto – Ati242
    • manifestival – manifest
    • OBSESIF – BLOK3
    • SÖZDE KİMSELER SEVMİYOR – Lvbel C5
    • AKKOR – Melike Şahin
    • 7EDI – Era7capone
    • Divane – Yaşar
    • Kan – UZI
    • İkinci Hal – Bengü
    • Festival – Kenan Doğulu

    2025’te Türkiye’de en çok dinlenen podcast’ler:

    • Ortamlarda Satılacak Bilgi
    • Kendine İyi Davran
    • Hayalhanem
    • Meksika Açmazı
    • Merdiven Altı Terapi
    • Terapist Koltuğu
    • Dr. Gulec Radio
    • Hikayeden Adamlar
    • Nasıl Olunur
    • Portal ile Yansıma

    2025’te dünya genelinde en çok dinlenen sanatçılar:

    • Bad Bunny
    • Taylor Swift
    • The Weeknd
    • Drake
    • Billie Eilish
    • Kendrick Lamar
    • Bruno Mars
    • Ariana Grande
    • Arijit Singh
    • Fuerza Regida

    2025’te dünya genelinde en çok dinlenen şarkılar:

    • Die With A Smile – Lady Gaga, Bruno Mars
    • BIRDS OF A FEATHER – Billie Eilish
    • APT. – ROSÉ, Bruno Mars
    • Ordinary – Alex Warren
    • DtMF – Bad Bunny
    • back to friends – sombr
    • Golden – HUNTR/X, EJAE, AUDREY NUNA, REI AMI, KPop Demon Hunters Cast
    • luther (with sza) – Kendrick Lamar
    • That’s So True – Gracie Abrams
    • WILDFLOWER – Billie Eilish

    2025’te dünya genelinde en çok dinlenen albümler:

    • DeBÍ TiRAR MáS FOToS – Bad Bunny
    • KPop Demon Hunters – KPop Demon Hunters Cast, HUNTR/X, Saja Boys
    • HIT ME HARD AND SOFT – Billie Eilish
    • SOS Deluxe: LANA – SZA
    • Short n’ Sweet – Sabrina Carpenter
    • MAYHEM – Lady Gaga
    • You’ll Be Alright, Kid – Alex Warren
    • I’m The Problem – Morgan Wallen
    • GNX – Kendrick Lamar
    • Un Verano Sin Ti – Bad Bunny
  • Başkentte ani kalp durmalarına karşı 25 noktaya yerli şok cihazı yerleştirildi

    Başkentte ani kalp durmalarına karşı 25 noktaya yerli şok cihazı yerleştirildi

    Valilikten yapılan açıklamada, Sağlık Bakanlığı ve ASELSAN işbirliğiyle, yerli mühendislik gücü kullanılarak geliştirilen OED projesinin, Türkiye’nin gelişmiş sağlık altyapısını daha da ileriye taşıyan önemli bir teknoloji adımı olarak hayata geçirildiği belirtildi.

    Yapılan planlama doğrultusunda cihazların kentin belirlenen 25 noktaya yerleştirilmesinin tamamlandığı ve halkın hizmetine sunulduğu aktarılan açıklamada, “ASELSAN imzalı yerli OED cihazları, Türkçe sesli komut sistemiyle hastanın kalp ritmini analiz ederek müdahale için şok gerekip gerekmediğine karar vermekte, ambulans ekibi olay yerine ulaşıncaya kadar hastanın hayata tutunmasını sağlayan bir yaşam köprüsü görevi üstlenmektedir.” ifadelerine yer verildi.

    “Kalp durduğunda siz durmayın, OED kullanın.” sloganıyla hayata geçirilen proje kapsamında, cihazların kurulumunun tamamlandığı 25 nokta şöyle:

    “Başkent Millet Bahçesi, Üreğil Millet Bahçesi, Altınköy, Kızılay Karanfil Sokak, Sincan Park, Sincan Lale Meydanı, Ahlatlıbel Atatürk Parkı, 30 Ağustos Zafer Parkı, Ulus Meydanı, Botanik Park, Sıhhiye Köprüsü Altı, Kızılay İzmir Caddesi, Kızılay Sakarya Caddesi, Kızılay Güvenpark, Gölbaşı Mogan Parkı, Tandoğan Meydanı, Sincan Harikalar Diyarı, Kurtuluş Parkı, Göksu Parkı, 50. Yıl Parkı, Batıkent Ali Dinçer Parkı, Altınpark, Esertepe Rekreasyon Alanı, Demetevler Parkı ve Gazi Park (AOÇ).”

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ekonomimiz 21 Çeyrektir Kesintisiz Büyüme Trendini Sürdürüyor

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ekonomimiz 21 Çeyrektir Kesintisiz Büyüme Trendini Sürdürüyor

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda konuşarak, toplantının ülke, millet ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını diledi. Vefat eden 26. ve 27. Dönem AK Parti Giresun Milletvekili Cemal Öztürk’e rahmet dileyen Erdoğan, Öztürk’ün nezaketi, çalışkanlığı ve tevazusunu hatırlatarak ailesine ve teşkilatına başsağlığı temennisinde bulundu.

    Ekonomi Büyüme Rakamları

    Erdoğan, 2025 yılı 3. çeyrek büyüme verilerini paylaşarak, Türkiye ekonomisinin yıllık bazda yüzde 3,7 büyüdüğünü ve OECD ülkeleri arasında 4., G20 ülkeleri arasında 5. sırada yer aldığını söyledi. Tarımda yaşanan küçülmeye rağmen makine ve teçhizat yatırımlarındaki artışın üretime ilişkin umutları güçlendirdiğini belirtti. Yıllıklandırılmış milli gelirin 1,5 trilyon doları aştığını açıkladı.

    Ekonomik Hedefler ve Riskler

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin kredi risk priminin 233 baz puana gerileyerek son 7 yılın en düşük seviyesine indiğine dikkat çekti. Kasım ayı enflasyonunun yüzde 0,87, temel mal enflasyonunun yüzde 18 seviyelerine gerilediğini ve hizmet enflasyonundaki düşüşün sürdüğünü söyledi. Erdoğan, 2028 hedeflerini 1,9 trilyon dolarlık ekonomik büyüklük, 375 milyar dolar ihracat, 100 milyar dolar turizm geliri ve teröre son vererek ekonomik kalkınmayı sürdürmek olarak açıkladı.

    Hedefler ve İstikrar Vurgusu

    Erdoğan, küresel belirsizliklere ve bölgesel çatışmalara rağmen hedeflerden sapılmadığını ve Türkiye’nin dirençli olduğunu belirtti. Ekonomik ve sosyal politikaları, vatandaşın refahını artıracak şekilde sürdürmeye devam edeceklerini ifade etti.

    KOBİ Destekleri

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, KOBİ’lere yönelik yeni destek programını duyurarak, çalışan başına verilen desteğin 2026 yılında 3 bin 500 liraya yükseltileceğini açıkladı. Bu destekle 1 milyon 100 bin istihdamın korunmasının hedeflendiğini belirtti.

    Uluslararası İlişkiler ve Afrika Stratejisi

    Erdoğan, Türkiye’nin G20 zirvelerindeki aktif rolünü ve Afrika ile ilişkilerdeki gelişmeleri anlattı. Son 20 yılda Afrika’daki büyükelçilik sayısının 12’den 44’e, Afrika ülkelerinin Ankara’daki temsilciliklerinin ise 10’dan 38’e çıktığını söyledi. Afrika ile ticaretin 5 milyar dolardan 37 milyar dolara yükseldiğini, doğrudan yatırımların 10 milyar dolara ulaştığını belirtti. THY’nin Afrika’daki uçuş ağı ve Türkiye Maarif Vakfı’nın eğitime katkısı da vurgulandı. Erdoğan, Afrika halklarının Türkiye için kardeş olduğunu ve vicdan sahibi bir millet olarak insani yardımların artırıldığını kaydetti.

    Uluslararası Zirveler ve Türkiye Yüzyılı

    2026 yılında Türkiye’nin uluslararası zirveler yılı olacağını belirten Erdoğan, COP31 Zirvesi, NATO Zirvesi ve Türk Devletleri Teşkilatı zirvesine ev sahipliği yapacaklarını söyledi. “Türkiye Yüzyılı’nın inşasının önündeki engelleri kaldırmak” gerektiğini vurguladı.

    Savunma ve Milli Güvenlik

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, KIZILELMA insansız savaş uçağının hava savunmasında stratejik üstünlük sağladığını belirtti. İç ve dış politikada Türkiye’nin kararlı duruşunu sürdürdüğünü ifade etti.

    Terörsüz Türkiye ve Toplumsal Hedefler

    Erdoğan, Terörsüz Türkiye hedefine Cumhur İttifakı olarak bağlı olduklarını ve ülke genelinde huzuru, kardeşliği, özgürlüğü ve demokrasiyi güçlendireceklerini söyledi. Hedeflerinden sapmayacaklarını ve 86 milyonun birlik ve dayanışmasıyla tüm engelleri aşacaklarını vurguladı.

  • Afyonkarahisar’da sis etkili oluyor

    Afyonkarahisar’da sis etkili oluyor

    AFYONKARAHİSAR (AA) – Afyonkarahisar'da sis nedeniyle görüş mesafesi yer yer 20 metreye kadar düştü.

    Kent merkezi başta olmak üzere çevre yolları güzergahlarında seyreden sürücüler, sis nedeniyle araçlarının farlarını yakarak ilerleyebildi.

    Polis ve jandarma ekipleri, sürücüleri takip mesafelerini korumaları, araçlarının sis farlarını yakmaları ve hız yapmamaları konusunda uyardı.

    Dinar-Çay kara yolu, yoğun sis nedeniyle bir süre ulaşıma kapatıldı.

  • Afyonkarahisar’da asayiş değerlendirme toplantısı yapıldı

    Afyonkarahisar’da asayiş değerlendirme toplantısı yapıldı

    AFYONKARAHİSAR (AA) – Afyonkarahisar Valisi Kübra Güran Yiğitbaşı, aylık basın bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdi.

    İl Emniyet Müdürlüğündeki toplantıda konuşan Yiğitbaşı, 2025 yılı verileri dikkate alındığında kişilere karşı işlenen suçlarda önceki yıla oranla yüzde 4'lük bir azalış sağlandığını kaydetti.

    Aile içi ve kadına yönelik şiddet, kasten yaralama, tehdit ve benzeri suç türlerinde meydana gelen olayların önlenmesi için ilgili birimlerle koordineli şekilde farkındalık çalışmaları yürütüldüğünü, teknik imkanların etkin şekilde kullanıldığını belirten Yiğitbaşı, şöyle devam etti:

    "Uygulanan bu tedbirler sonucunda kişilere karşı işlenen suçlarda önceki dönemlere göre anlamlı bir düşüş sağlanmış, olayların aydınlatılmasında ise yüksek başarı oranı korunmuştur. Malvarlığına karşı işlenen suçlarla mücadele kapsamında, kolluk kuvvetleri tarafından yürütülen geniş kapsamlı analizler, risk odaklı saha çalışmaları, devriye planlamalarının yeniden düzenlenmesi, teknik imkan ve kabiliyetlerin etkin kullanılması ile önleyici kolluk hizmetlerinin güçlendirilmesine yönelik çok yönlü tedbirler hayata geçirilmiştir. Aranan şahısların yakalanmasına yönelik olarak kolluk kuvvetleri tarafından planlı ve hedef odaklı çalışmalar yürütülmüştür. Gerçekleştirilen faaliyetler neticesinde, aranan şahısların yakalanmasında önceki döneme göre yüzde 5 oranında artış sağlanmış, haklarında kesinleşmiş hapis cezası bulunan hükümlüler ile çeşitli suçlardan aranan birçok şahıs yakalanarak adli makamlara teslim edilmiştir."

    Kolluk birimlerince son bir aylık süreçte toplam 1875 uygulama görevi icra edildiğini kaydeden Vali Yiğitbaşı, bu uygulamalar sonucunda 188 bin 902 kişinin sorgusunun yapıldığını ve çeşitli suçlardan aranma kaydı bulunan 909 kişinin yakalandığını ifade etti.

    Terör suçlarına yönelik yapılan çalışmaları da paylaşan Yiğitbaşı, şu bilgileri verdi:

    "FETÖ silahlı terör örgütüne üye olma suçu kapsamında 2 yıl hapis cezası bulunan 1 şahıs yakalanarak cezaevine teslim edilmiştir. Dönem içerisinde FETÖ kapsamında 26 şahıs yakalanmıştır. Narkotik suçlarına yönelik yapılan çalışmalarda kentte yasa dışı kenevir ekimi, uyuşturucu madde kullanma, bulundurma veya ticareti gibi narkotik suçlarına yönelik çalışmalarda 72 olaya müdahale edilmiş, 81 şüpheliye işlem yapılmış, 15 şüpheli tutuklanmıştır."

    Yiğitbaşı, 2 Eylül itibarıyla Eber Gölü'nde yaşanan yangınlar sonrası yasaklama kararı alındığını hatırlatarak, bu kararın bugün itibarıyla kaldırıldığını duyurdu.

    Vali Yiğitbaşı, bölge halkından yüksek hassasiyet ve duyarlılık beklediğini ifade ederek, gölün hep birlikte korunması gerektiğini belirtti.

    Toplantıya, Vali Yardımcısı İhsan Ayrancı, İl Emniyet Müdürü Ahmet Birtan Erol ve İl Jandarma Komutan Yardımcısı Albay Mustafa Ünsal katıldı.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: Özgürlüklerin herkese eşit uygulandığı yeni Türkiye’yi inşallah herkes kabullenecek

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: Özgürlüklerin herkese eşit uygulandığı yeni Türkiye’yi inşallah herkes kabullenecek

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 28. Dönem Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile 18. Dönem İdari Yargı Hakimleri Kura Töreni’ne katıldı.

    Konuşmasına, törenin ülke, millet ve adalet teşkilatı için hayırlara vesile olmasını dileyerek başlayan Erdoğan, eğitim ve staj dönemlerini başarıyla tamamlayarak mesleğe adım atmaya hazırlanan 712 hakim, 492 Cumhuriyet savcısı ve 147 idari hakimi tebrik etti.

    Halihazırda Türkiye genelinde 2 bin 415’i idari yargıda olmak üzere toplam 25 bin 449 hakim ve Cumhuriyet savcısının görev yaptığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “25 bini aşkın hakim ve Cumhuriyet savcımızın 9 bin 812’sini kadın yargı mensuplarımızın teşkil etmesini ayrıca önemli buluyorum. 28. ve 18. dönemde dereceye giren 8 genç arkadaşımızdan 5’inin kadın olması ayrıca takdire şayandır, memnuniyet vericidir. Dönem birincimizin şahsında kendilerini özellikle tebrik ediyorum.” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan, Türkiye’nin kadınları hayatın dışına iten demokrasi ayıplarından kurtuldukça çok farklı bir atmosfer yakaladığını vurgulayarak, şöyle devam etti:

    “Kılık kıyafet yasakları başta olmak üzere önlerinde duran engelleri tek tek kaldırdıkça, büyük memnuniyetle ifade etmek isterim ki, kadınlar kamu bürokrasisinde daha fazla yer almaya, daha görünür olmaya başladı. Ancak bazı çevrelerin bu değişime henüz ayak uyduramadığını görüyoruz. Başörtülü yargı mensuplarımız konusunda edep ve ahlak sınırlarını aşan hazımsızlıklara zaman zaman hepimiz şahit oluyoruz. Akıl, vicdan ve hukukla bağdaşmayan bu tepkileri sadece derin bir teessüf ve taaccüple takip ettiğimizin bilinmesini isterim. Türkiye artık bunları geride bırakmıştır, geride bırakmak zorundadır.

    Belki biraz zaman alacak, belki biraz hazım problemi çekilecek ama özgürlüklerin herkese eşit uygulandığı Yeni Türkiye’yi inşallah herkes kabullenecek. Bilhassa kadınların kamu-özel ayrımı olmadan, hayatın farklı alanlarında onurluca yer almalarına herkes alışacak. Buradan, ülkemizin dört bir yanında en küçük biriminden en yüksek dereceli mahkemesine kadar mesai mefhumu gözetmeksizin çalışan, çabalayan, milletimizin adalet talebini karşılayan yargı mensuplarımıza ve adalet teşkilatı çalışanlarımıza muhabbetlerimi iletiyorum.”

    “Adaletin tecellisi için vicdanı hür, aklı hür birer vatan evladı olarak fedakarca çalışacaksınız”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, hayatını kaybeden yargı mensuplarını rahmetle yad etti, merhum Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz ile birlikte yargı camiasının tüm şehitlerine rahmet diledi.

    Büyük bir heyecanla kura çekimini bekleyen adaylara bir hususu hatırlatmak istediğini söyleyen Erdoğan, “Sevgili genç kardeşlerim, sizler birazdan çekilecek kuralar neticesinde vazifelerinize başlayacak, memleketin her bir köşesinde adalet neferi olarak görev yapacaksınız. Maaşını alıp köşesine çekilen, mesaisi bitince arabasına binip evine dönen biri olarak değil, adalet için, adaletin tecellisi için vicdanı hür, aklı hür, kalbi hür, birer vatan evladı olarak inşallah fedakarca çalışacaksınız.” ifadelerini kullandı.


    Fotoğraf: Doğukan Keskinkılıç/AA

    Şüphesiz mücadelelerin en büyüğünün, hak için verilen vazifelerin en faziletlisinin adalet uğruna yapılanlar olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Sizler, devletimizin adalet neferleri olarak bu mücadelenin kalbindesiniz. İbn Haldun’un veciz ifadesiyle ‘Adalet, halk arasına konulmuş bir terazidir.’ İşte bu terazinin dengesi, eğitimini aldığınız bilgiye dayanan vicdanınızın rehberliğinde, kaleminizden dökülen hükümlerle sağlanacaktır. Talip olduğunuz sorumluluğu layıkıyla ifa etmenin yolu çok çalışmaktan, vicdanlı ve sağduyulu davranmaktan, basiret ve feraset sahibi olmaktan geçiyor. Önünüze gelecek her dosyanın içinde en az bir insanın hikayesi, en az bir insanın istikbali, umudu, hayalleri ve kaderi olduğunu lütfen unutmayın. Her birinizin bugünden itibaren artık bu yüksek hassasiyetlerle, vazifenizi yerine getireceğinize yürekten inanıyorum.

    Duam odur ki, meslek hayatınız boyunca fikrinizde, zikrinizde, hükmünüzde daima adalet olsun. Cenabıallah hepinizin yar ve yardımcısı olsun. Şurası muhakkak ki adalet, devlet ve toplum düzenimizin mihveridir. Varlığı en yüksek fazilet, yokluğu ise toplum hayatı için felakettir. Genceli Nizami, adaletin hayatımızdaki yerini ‘Memleketin direği adalettir her zaman, adalette nasibin saadettir her zaman’ olarak tarif ediyor. Evet, memlekette huzur, refah, saadet ve kalkınmanın köşe taşı adalettir. Bunun için inancımızın da bir gereği olarak ‘Mülk Allah’ındır’ diyor, adaleti de mülkün temeli olarak kabul ediyoruz. Adalet mülkün temeli olduğu gibi dostluğun, kardeşliğin, barış ve huzurun da güvencesidir.”

    Erdoğan, milleti asırlardır maruz kaldığı tehdit ve saldırılardan koruyan en güçlü kalkanın, hiç kuşkusuz, adalete verdiği önem olduğunu belirterek, “Ülkeyi yönetme sorumluluğunu omuzlandığımızda Türkiye’yi eğitim, sağlık, adalet ve emniyet üzerinde yükselteceğimizin sözünü vermiştik. Çok şükür bu sözümüzün arkasında durduk. Geride bıraktığımız 23 yıl boyunca en büyük yatırımları bu alanlara yaptık. En büyük reformları yine bu alanlarda hayata geçirdik.” diye konuştu.

    Adil ve etkin işleyen, toplumun bütün fertlerine güven veren bir yargı sistemi için reform iradesini ilk günden beri canlı tuttuklarını dile getiren Erdoğan, “Reform çalışmalarını, toplumsal talep ve ihtiyaçlar temelinde yenilediğimiz strateji belgeleri ve eylem planlarıyla takvime dayalı, süreli hedefler haline getirdik.” dedi.

    “İnşallah sizlerle omuz omuza bu yolu da sabırla yürüyeceğiz”

    Bir yandan adalet teşkilatının personel yapısını güçlendirirken diğer yandan yeni mahkemeler ihdas ettiklerini belirten Erdoğan, “Göreve geldiğimizde 26 bin 274 olan adalet personeli sayımız yüzde 262 artışla bugün 95 bin 224’e çıktı. Müstakil adliye binalarımızın sayısı 78’den 391’e yükseldi. 2002’de 9 bin 349 olan hakim ve savcı sayımız birazdan çekeceğimiz kuralarla birlikte 26 bin 803’e ulaşacak. Adli yargıda faaliyet gösteren mahkemelerimizin sayısını 3 bin 581’den 8 bin 681’e, idari yargıdaki sayıyı ise 146’dan 239’a çıkardık. Sadece son 2,5 yılda adli ve idari yargıda 3 bin 474 mahkeme ve istinaf dairesi kurduk. Yargıda dosyaların kapatılma süresini kısalttık. Bu alanda pek çok Avrupa ülkesini geride bıraktık. Artık hem adli hem de idari yargı mahkemelerimiz davaları çok hızlı bir şekilde çözüme ulaştırıyor.” ifadelerini kullandı.

    Sadece şu iki istatistiğin bile bu konuda alınan mesafenin görülmesine yardımcı olacağına işaret eden Erdoğan, Avrupa Konseyi Adaletin Etkinliği Komisyonu raporlarına göre Türkiye’de İdari Yargı Mahkemelerinde ortalama dosya görülme süresinin 168 gün olduğunu bildirdi.

    Bu sürenin Fransa’da 314, Almanya’da 308, İtalya’da ise 574 gün olduğuna dikkati çeken Erdoğan, “Bölge idare mahkemelerinde dosyaların görülme süresi ülkemizde 136 gün iken İspanya’da 325, Fransa’da 329, Almanya’da ise 460 gündür. Türkiye bu aşamaya büyük bir özveriyle gelmiştir. Bu olumlu tabloya rağmen önümüzde halen uzun bir yol var. İnşallah sizlerle omuz omuza bu yolu da sabırla yürüyeceğiz.” diye konuştu.

    “Yargı mensuplarının sükuneti zafiyet olarak algılanmamalı”

    “Hakimlik cübbesini giymek ve hüküm makamına oturmak, insanı insan olmaktan kaynaklanan zaaflarından, kusurlarından, noksanlarından tek başına kurtarmaya yetmez” ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle konuştu:

    “Hakimler, savcılar yanılgı nedir bilmeyen hakikat avcıları da değildir. Yargılamaya iştirak edenlerin samimi katkıları olmadan varılacak sonuca, kurulacak hükme hakikatin rengini vermek mümkün olamaz. Bununla birlikte hakim ve savcılarımızın bugün toplumsal algıda tuttukları yer, onları adaletin merkezi figürü haline getirmiştir. Takdir edersiniz ki bu oldukça büyük ve ağır bir sorumluluk demektir. Bu mesuliyeti hakkıyla taşımanın yegane formülü, adalet menziline aklın rehberliğinde, vicdanın nezaretinde yürümektir. Elbette akıl bilgiden beslenmeli, vicdan ön yargıları reddetmelidir. Devleti ve toplumsal düzeni korumak, adaleti tesis etmekle mümkün olur.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bekası için üzerine titredikleri hasletlerin, adil devlet, güçlü millet ve özgür birey olduğunu vurguladı.

    “İstikbalimizden emin olmak istiyorsak, hep beraber bunları korumak ve güçlendirmek mecburiyetindeyiz” ifadesini kullanan Erdoğan, “Burada şunu da özellikle hatırlatmak istiyorum. Yargının kendi doğal mecrasındaki işleyişine, siyaset kurumu ve medya dahil herkesin saygı duyması gerekiyor. İşini yapan, işini doğrulukla, dürüstlükle yapan, Anayasa ve kanunlar çerçevesinde iyi niyetle yapan yargı mensuplarımıza destek olmalıyız. Ancak ve sadece kararlarıyla konuşabilen yargı mensuplarının sükuneti, zafiyet olarak algılanmamalı, bunu hiç kimse istismar etmemeli.” değerlendirmesinde bulundu.

    “Yargıyı bizzat kendileri siyasallaştırıyor”

    Bu konuda yeterince özenli davranılmadığının altını çizen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Özellikle son aylarda yargı mensuplarımızı hedef alan, hatta çoğu zaman tehdide varan sorumsuz bir üslubun siyasete hakim olduğu görülüyor. Bunun sebebi, muhatap olunan iddiaların vahameti ve ciddiyetidir. Her fırsatta hakim ve savcılara parmak sallayarak, tehdit ve taciz ederek adalet sistemini felç etmeye çalışanların en büyük korkusu, adalet önünde maskelerinin düşmesinden duydukları derin endişedir. Hukukun temel prensiplerinden biri şudur: rüşvet, irtikap, ihaleye fesat karıştırma gibi nitelikli suçların işlendiğine dair yeterli suç şüphesine ulaşan savcılık makamı için kamu davası açmak bir tercih değil, yasal bir mecburiyettir. Her fırsatta yargıya parmak sallayanların öncelikle bu hukuk kaidesini öğrenmelerinin şart olduğuna inanıyorum. Yargıya ‘siyasallaştı’ ithamında bulunanlar aslında çirkin üsluplarıyla yargı mensuplarımızı tartışmaların içine çekerek, yargıyı bizzat kendileri siyasallaştırıyor.

    Bunu son derece tehlikeli bulduğumu burada ifade etmek isterim. Hukuk devletini korumak ve adalet idealini yaşatmak sadece yargı mensuplarının, sadece hukuk insanlarının değil, siyasetçi ve gazetecisiyle hepimizin müşterek görevidir. Kabahati sürekli başkalarında arayanlar, çıkarlarına dokunulduğunda üsluplarını kirletenler, artık yargıyı ve işini yapan yargı mensuplarını hedef göstermekten vazgeçmelidir. Her fırsatta vurguluyorum, bugün tekrar ifade ediyorum. Hukukun önünde herkes eşittir. Kimse layüsel değildir. Hukuk devletinde suç işleme imtiyazına sahip sınıflar yoktur ve olamaz. Hukuk ancak meşru çıkarı ve hakkın ali hatırını korur. Bizim de sorumluluğumuz hukukun işlemesine yardımcı olmak, adaletin tecellisine katkı sunmaktır. Adalet ve hukuk sadece mahkemelerin kararlarıyla değil, toplumun her kesiminin hukuka ve adalete sahip çıkmasıyla sağlanabilir. Biz tam 23 yıldır işte bunu yapmanın derdindeyiz. Bundan sonra da demokrasiden, hukuktan, adaletten, özgürlüklerden ödün vermeden çalışmaya devam edeceğiz. Genç hukukçularımızın meslek hayatları boyunca omuzlarında taşıdıkları bu ağır yükün bilinciyle hareket edeceklerine inanıyorum. Rabb’im hepinizin yar ve yardımcısı olsun.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, kura töreninin hayırlı olmasını dileyerek, dereceye giren tüm gençleri tebrik etti.

    Notlar

    Törene, Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Sayıştay Başkanı Metin Yener, Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç da katıldı.

    Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, dönem birincileri Adli Yargı Cumhuriyet Savcısı Adayı Yasemin Cankurtaran, Adli Yargı Hakim Adayı Zehra Yetimler ve İdari Yargı Hakim Adayı Uygar Karakoç’a plaketlerini verdi.

  • AK Parti Sözcüsü Çelik; “Barzani’nin MHP lideri Bahçeli’ye yönelik sözleri kabul edilemez”

    AK Parti Sözcüsü Çelik; “Barzani’nin MHP lideri Bahçeli’ye yönelik sözleri kabul edilemez”

    Çelik, “Burada bir sürü süreç çeşitli kereler denendi. Son süreçte iç cephenin güçlendirilmesi çağrısından sonra sayın Bahçeli’nin tarihi çağrısı Cumhuriyet döneminin en önemli çıkışlarından birisi. Türkiye kendi milli gözüyle yeni bir süreç başlattı. Sayın Cumhurbaşkanımızın devlet kurumlarına talimatıyla bu devlet politikasına dönüştü. ‘Odak noktamızı kaybetmeyelim’ cümlesini çok sık kuruyorum. PKK terör örgütünün unsur, uzantılarıyla fesih ve silahlarının bırakılması. Komisyon yarın bir gün silahlar bırakıldıktan sonra adım atılmak üzere hukuki çerçeveye dönük olarak pusula teşkil edecek.” ifadelerini kullandı. Öte yandan Çelik, “Barzani’nin MHP lideri Bahçeli’ye yönelik sözleri kabul edilemez. Barzani’nin silahlı korumalarının verdiği görüntü nahoştu, İçişleri Bakanlığı soruşturma yürüyor.” diye konuştu.

    Çelik’in konuşmasından bazı satırbaşları şöyle:

    “VATANDAŞLARIMIZIN KİMLİKLERİNİN ÜZÜRİNDEKİ İNKAR VE ASİMİLASYON POLİTİKALARI SONA ERDİRİLDİ”

    Türkiye’nin terörle uzun mücadelesi var. Neticede terör amacına hiçbir şekilde ulaşamamış. Dünyada da Türkiye’de terörle mücadele konusunda hukuka uygunluğuyla ilgili bir eleştiri yok. geçmiş zamanlarda da, bizim iktidarımızdan önce de terörle mücadele yapılırken, terör örgütü mensuplarının silah bırakması, teslim olması, topluma kazandırılması konusunda bir sürü yasal düzenlemeler yapılmış. O zamanki MGK’ya katılan büyüklerimiz, doğrudan terörle mücadeleyi bizzat veren askeri heyetin tekliflerinin çok sayıda toplantılara getirildiğini söyler. Türkiye burada bir çerçeve çizmeye çalışmış. Çeşitli kereler çeşitli denemeler olmuş. Rahmetli Özal zamanında olmuş, rahmetli Erbakan’ın girişimlerinden bahsedilir. Cumhurbaşkanımızın Başbakan olduğu dönemlerde çözüm süreci şeklinde tekrar hükümetimizin döneminde gerçekleşti. Bir sürü safahattan geçtik. Şu görülmüştür; hükümet ve devlet kanadında red, inkar, asimilasyon politikasıyla anılan vesayet döneminde bu sorunda Türkiye’nin kapasitesini büyütürek ortaya çıkan yaklaşım görülmüştür. 2005’te doğmuş birisi şimdi 20 yaşında. Vesayetin en karanlık zamanları, her türlü vesayetin hükümeti kuşattığı zamanlar. Türkiye’nin askeri ve yargı vesayeti ile boğulduğu zamanlar. 12 Ağustos 2005’te sayın Cumhurbaşkanı Başbakan’dı. Diyarbakır’da konuşma yaptı ‘Kürt sorunu benim sorunumdur’ dedi. Bu paradigmatik bir devrimdir. Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı çıkıp ‘Bu benim meselemdir, Türkiye’nin tamamının meselesidir’ diyor. Belli bir etnik mesele değil. Aynı şeyi başörtüsü meselesine de uyarlayabilirsiniz. Vatandaşlarımızın kimliklerinin üzerindeki inkar ve asimilasyon politikaları büyük adımlarla sona erdirilmiştir.

    “TÜRKİYE KENDİ MİLLİ GÖZÜYLE YENİ BİR SÜREÇ BAŞLATTI”

    O zamanlar tekrar o tartışmalara dönersek kamusal alan sivil alan tartışmaları yaparlardı. ‘Herşey olabilir ama öğretmen ve yargıç olamaz’ derlerdi. Belli sembolle ayrımcılık anlamına geliyormuş gibi ilkel zihniyet. Yakın zamanda CHP’de eskiden bakanlık yapmış birisi ‘Ben ve benim gibiler gelirse başörtüsü ile değil ama türbanla mücadele edeceğiz’ gibi ilkel şeyleri söylemiştir. Demokrasi kafada başlayıp kafada başlayan bir şey.

    Burada bir sürü süreç çeşitli kereler denendi. Son süreçte iç cephenin güçlendirilmesi çağrısından sonra sayın Bahçeli’nin tarihi çağrısı Cumhuriyet döneminin en önemli çıkışlarından birisi. Türkiye kendi milli gözüyle yeni bir süreç başlattı. Sayın Cumhurbaşkanımızın devlet kurumlarına talimatıyla bu devlet politikasına dönüştü. Günün sonunda hukuk sistemimizin içindeki imkanlarla oluyor. Bunların hepsine bütün olarak bakmak lazım. ‘Odak noktamızı kaybetmeyelim’ cümlesini çok sık kuruyorum. PKK terör örgütünün unsur, uzantılarıyla fesih ve silahlarının bırakılması. Devlet katı, TSK, istihbarat ve İçişleri ve diğer kurumlarda hazırlıkları var. Milli irade bu işin sahibi olsun diye Yüce Meclis’te komisyon oluşturuldu. Komisyon yarın bir gün silahlar bırakıldıktan sonra adım atılmak üzere hukuki çerçeveye dönük olarak pusula teşkil edecek.

    Ben AB bakanı iken oradaki muhataplarımla en çok yaptığım konuşma şuydu ‘PKK bir terör örgütü fakat ben buraya gelirken aşağıda PKK propagandası yapılan sergi açmışsınız’ derdim. Daha sonra birtakım tedbirler alındı. Birtakım terör örgütlerinin AB Komisyon binasının engellenmesi konusunda. Bizim burada fesih ve silah bırakma dediğimizde söylediğimiz mekanizma açıktır. Silah bırakma tamamlanır, PKK’nın kendisini fesh ettiği, varlığını sona erdirdiğini eylem olarak, teyit mekanizması tarafından teyit edilmesi gerekir. MİT ve TSK bu teyit mekanizmasıdır. Daha sonra devletin başı olan sayın Cumhurbaşkanımıza arz edilir. Artık bu Cumhurbaşkanlığı kararı ile mi olur MGK kararı ile mi olur; PKK terör örgütlüğünden çıkar. Bütün bunlar kademeli olarak ele alınır. Fesih retorikle ilgili bir şey değil. Bir sürü terör örgütü var DEAŞ’ından FETÖ’süne kadar. Feshetmekten anladığımı isim, tabela değişikliği değil. Varlığın sonlandırılmasıdır. 4 ana alanda silahlı yapısı var. Bir de bunların çatısı olan KCK var.

    “BÖLGEDE HALKLARA KÖTÜ NİYET BESLEYEN HERKES TERÖR ÖRGÜTLERİNİ VEKALET SAVAŞLARINDA KULLANIYOR”

    7 Ekim olaylarından 1 gün sonra siyonist çetenin başı Netanyahu ‘Bölge haritaları değişecek David koridorunu kuracağız’ dedi. Bölgede halklara kötü niyet besleyen herkes terör örgütlerini vekalet savaşlarında kullanıyor. Kimin kime ne vaat ettiğini biliyoruz. Ülke ismi vermeyeyim şimdi. Biz tabii bütün komşularımızdan ve müttefiklerimizden bu sürece destek verilmesini arzu ederiz. Müttefiklerimizden de ya çekimser duran ya da silah bırakma sürecini akamete uğratmak isteyen faaliyetler görüyoruz. Bir terörist yakalamıştık. Bu terörist yıllar evvel DEAŞ’ta bulunmuş, oradan çıkmış PKK terör örgütünde faaliyet yürütmüş aynı zamanda batılı bir devletin istihbaratına çalışıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin gözü bütün bunları görüyor. Sürekli olarak sahadıyız.

    TBMM’DEKİ KOMİSYON ÇALIŞMALARI

    TBMM’de doğrudan cezaevlerini ziyaret eden komisyonlar var. TBMM üyeleri çeşitli sebeplerle gerek terörist gerek başka alanlarda mahkumlarla görüşüyor. İhtiyaç duyulduğu için. Böyle bir mesele yürütülürken komisyonun iradesi tecelli etmiş. Netice itibariyle bu görüşme gerçekleşmiş. Komisyon bir sürü faaliyet yürütüyor. Kendi düşüncemize uyan ya da uymayan bir sürü grubu çağırdı ve dinledi. İki tanesi çok aşırı gittiği için, nefret söylemine kaydığı için uyarıldı. Onun dışında karışılmadı. Bütün gruplarla anlaşıyoruz diye bir şey yok. Birisi tutup da terör sona ersin diye çağrı yapıyorsa, terörün sonlanması için inisiyatif alıyorsa, komisyonun bunu değerlendirmesinden daha doğal bir şey olamaz. Sürekli olarak AK Parti’nin uzak durduğu söyleniyor. Halbuki Cumhurbaşkanımız ve genel başkanımız her MYK, MKYK’nın açılışında dışarı kapalı konuşma yapar. Uzun zamandır ilk gündemi terörsüz Türkiye ile ilgili yapılacaklardır.

    Komisyonun kurulması, faaliyetleri de bir karardır. Yarın komisyon bir belge ortaya çıkaracak genel kurula yol göstermek üzere. Bunlar hukuk sistemimizin imkan ve kabiliyetleri içinden oluyor. Tek vatan, tek millet, tek bayrak, tek devleti zedeleyecek adım yok. Herhangi terör örgütüyle ya da yabancı güçle pazarlık sözkonusu değil. AK Parti açısından bakıldığında bu yaz Türkiye’yi 2 kez dolaştı. Teşkilat başkanlığımızın Türkiye Buluşmaları çerçevesinde. AK Parti bu yazı 2 kez Türkiye’yi dolaşarak geçirdi. Bakanlarımız, genel başkan yardımcılarımız, milletvekillerimiz ve bütün arkadaşlarımız katıldı. Bunun birinci gündemi terörsüz Türkiye’dir. Herkes kendi üzerine düşen ödevi yapacak. AK Parti ne yapacağını biliyor. Geçen dönemde de ben Hakan Bey, Efkan Bey aktif olarak o süreçlerin içinde bulunmuştuk. Bugün başka arkadaşlarımızın da tecrübeleri işin içinde.

    Geçen hafta sonu Türkiye’deki gençlik STK’ları platormu Urfa’da ‘Terörsüz Türkiye’ başlığında toplantı düzenledi. Ben ve İlim Yayma Cemiyeti Başkanı sayın Bilal Erdoğan konuşma yaptı. Gençlik platformu 25’e yakın masa kurmuşlar. Terör ve ekonomi, terör ve toplumsal psikoloji üzerine kurulmuş. Her masa soru üretmiş. Biz bu sorulara Bilal Bey’le cevap verdik.

    KOMİSYON’UN İMRALI ZİYARETİ

    Daha öncesinde yapılan açıklama var. Terör örgütünün fesh etmesi ve silah bırakması. Komisyon üyeler İmralı’da sorular sordular. Suriye’deki SDG’nin tasfiyesi ile ilgili sorular sordular. Sonuçta komisyona bilgi verecekler. Komisyon da adımını atacaktır. Bu işlerin bir hassasiyeti vardır. Bu hassasiyete riayet etmek, bazı muhalefetin dediği gibi milletten saklamak anlamına gelmiyor. Farklı partilerin farklı görüşleri olabilir. Sonuçta arkadaşlar gelip komisyona bilgi verecektir. Üye vermiş partiler için sorun yok. Komisyon kapalı görüşme kararı alırken de itiraz ediliyor. Bu işlerin hassasiyeti ve incelikleri var. Esasında az konuşmak çok eylem yapmak. Doğrusu budur. Yoksa bir şeyden çekinildiği yok. Bir parti diyorsa ki ‘bundan niye haberimiz yok’ diye, üye verseydiniz. Her işin bir doğası, usulü var. Bir meselede kullandığımız yöntemi öbür meselede kullanıyor muyuz? MGK toplantısını kapalı yaptığımızda milletten bir şey mi saklamış oluyoruz? Hayır, işleri inceliği var. Partilerin MYK’ları kapalı oluyor. Bunu şeffaf olundu, olunmadı tartışması haline getirmemek lazımdır.

    “SİLAH BIRAKMA SÜRECİNİN KESİNTİSİZ DEVAM ETMESİ LAZIM”

    Bazen günde 1 metre gidersiniz bazen 1 haftada 10 kilometre gidersiniz. Silah bırakma sürecinin kesintisiz devam etmesi lazım. Stratejik akıl kadar sabır da önemli burada. Bunun ikisinin dengesini kuracaksınız. Dünyadaki bu meselelerde en çok dikkat edilmesi gereken husustur. Bu çok vitesli bir süreçtir. Daha kapsayıcı değerlendirmek lazım. Silah bırakma süreci kesintisiz devam etmelidir. Silahların sembolik olarak yakılması tabii ki adımdır. Esas olan tüm silahların bırakıldığı noktaya ilerlemektir. Yol haritası işliyor. Rotada bir sapma yok. Bütün sabotajlara rağmen odağımızı koruyoruz. İnşallah bu hedefe ulaşmak için senkronize şekilde çalışıyoruz.

    “İMRALI ZİYARETİNDEN SONRA 3-4 TANE ZEHİRLİ AÇIKLAMA GELDİ”

    Normalde bir terör örgütü mensubunun terör faaliyetini öven açıklamasının yorumlanmasının çok lüzumu yok. Yürüyen sürece dönük sabotajların nasıl gerçekleştiği çerçevesinde tespitim var. Komisyon kurulduktan sonra örgüt çevrelerinden bu tip mesajlar geldi. İlerleme sağlandıktan sonra psikolojik harp yöntemi, sabotaj girişimi. Zamanlama dikkat çekici. İmralı ziyaretinden sonra, sadece bu açıklama değil 3-4 tane zehirli açıklama geldi. Birinci katman, komisyonun kurulamasına vesile olan PKK terör örgütünün feshinde odak kaybı yaratmaya çalışan bir şey. Esasında bu çağrıyı örgüte kim yaptı. İmralı yaptı. Aslında oraya bir şey söylüyor. İmralı’dan yapılan fesih ve silah bırakma çağrısına karşıt bir çağrı olarak bunu gündemleştiriyor. Bu süreçte değil daha önce bahsettiğim çözüm süreci milli birlik ve kardeşlik projesi döneminde de aynı şeyle karşılaştık. Bu tanıdığımız, iyi bildiğimiz bir yöntem. Bu örgütsel faaliyetinin sektör haline geldiği, birçok çevre ve katmanın karmaşık ilişkiler içinde bunu sürdürmek istediği bir şey.

    SGD VE SURİYE’DEKİ GELİŞMLER

    Dikkatten kaçtı ama SDG ile ilgili konuşurken bir tanesi silah bırakmaya karşı söylem üretirken sonra buna da eklendi. Biz koalisyonun içindeyiz dolayısıyla buna karar veremeyiz diye bir şey söylendi. Birtakım karmaşık ilişkiler vekalet savaşların, birtakım projeler olarak gündeme geliyor. Mesela Suriye bölümünde ’10 Mart anlaşmasını uygulayın’ deyince karşı şeyler söyleniyor ya. Suriye Kürtlerini emperyalizmin lejyoneri yapmayı kazanım olarak düşünülüyor.

    Cumhurbaşkanımız Esad’a daha o zaman ‘Senin ülkende Kürtlerin hiçbir hakkı yok, haklarını ver’ diyordu. O zamana kadar TBMM’de şimdiki DEM partinin selefi olan hiçbir parti gündeme getirmemişti. Suriyeli mültecilerin kendi şehir ve dönüşü güvence altına alınacak deniliyor. En önemlisi 7. madde. 7. madde, bölünmeye yönelik çağrılar, nefret söylemi reddedilecektir’ deniliyordu. ‘Biz Türkiye için tehdit teşkil etmiyoruz’ dediler son toplantılarında. Biz de diyoruz ki, ‘Irak ile yöntemle Suriye’deki yöntem ayrı’. Bu anlaşmanın uygulanması bizim açımızdan SDG’in terör örütü olmaktan çıkmasının ispatıdır. Örgütlerin karakteri böyledir. Konjonktürel duruma bakarlar. Türkiye Cumhuriyeti uyarmıştır ‘kaotik durumlardan kendinize bir şey çıkarmayın’ diye. Burada biz kimseye kötü gözle bakmıyoruz. Ülkemize kötü gözle bakanlara kötü gözle bakıyoruz. Türkmen, Arap, Sünni, Şii, Alevi, Ezidi hepsi kazansın. Ayrılıkçı Dürzi lider dışında hiçbir sorunumuz yok. Onların da haklarını savunuyoruz. İsrail’in ayrılıkçı Dürzi bölgesi ile SDK bölgesini entegre etmesini görüyoruz. Burada doğru olan şudur; bölgedeki Türk, Kürt, Arap ve halkların kazanacağı bir durum.

    Terörsüz bölge çağrısı herkesin hakkını koruyan bir şey. Refahı, güvenliği paylaşması açısından önemli bir şey. Burada net şekilde şu mesajları görüyorsunuz: Türkiye’nin öteden beri burada uyguladığı politika ve tezlerin haklı olduğu görüldü. Küçük terör devletçikleriyle bölgenin parçalanması dünyanın başına herkesin başına eski Afganistan’dan daha beter sorunların açılmasıdır. Biz Barrack’ın söylediğinin hangisini tasvip ediyoruz hangisini tasvip etmiyoruz meselesi değil. Başkan Trump kaç kez sayın Cumhurbaşkanımızın yanında ve olmadığı durumlarda sayın Cumhurbaşkanımızı teyit etti.

    “BARZANİ’NİN İFADELERİ KABUL EDİLEMEZ”

    Sayın Barzani’nin terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecine destek vermesi önemlidir. Sayın Cumhurbaşkanımızla da bir görüşme yapmıştı. Fiilen başkan olduğu dönemde de bir konu hariç bütün konularda Türkiye ile gayet iyi dostluk ilişkisi içinde oldu. O konu da referandum meselesiydi. İyi ilişkilerimiz oldu. Ben KDP’nin kongresine katıldım. Türkiye ile ilgili doğrudan pozitif mesajlar verdi. Orada sadece Türk heyetiyle görüştü. DEAŞ’a karşı oranın korunmasında Türkiye atkif rol üstlendi.

    Bahsettiğiniz görüntü tabii ki nahoş ve olumsuz yorumlara zemin teşkil etti. Bununla ilgili olarak İçişleri Bakanlığı bir soruşturma yürütüyor. Sonuç olarak sayın Barzani’nin aktif görevi yok. Tabii ki güvenliğini sağlanması gerekir Türkiye Cumhuriyeti bu kudrete sahiptir. Biz yayına girmeden onun ofisi adına sayın Bahçeli ile ilgili saygısız mesaj yayınlandı. Sayın Bahçeli’nin önemli bir röportajı yayınlandı Türkgün Gazetesi’nde. Barzani’nin ofisinde bir sözcü yapmış bu açıklamayı. Kaleme alınan metin sayg8sız metin. Irkçı faşist gibi ifadeler kullanılıyor. Sayın Bahçeli’nin bu değerlendirmeyi yaparken sayın Barzani’yi koruyan güvenlikçilerle ilgili değerlendirmesi var ama sayın Barzani’nin şahsına ilişkin bir olumsuz değerlendirmesi yoktur.

    Barzani’nin şahsıyla, ziyaretiyle olumsuz ifade yok, görüntülerle olumsuz ifadeleri var. Ofis sözcüsü ırkçı ve şovenist gibi ifadeler kullanmış. Sayın Bahçeli’nin terörsüz bölge çerçevesinde etrafımızda kurulan saygı sevgi ilişkisi diyor. Orada asıl açıklamayı yapan kişi kimse onun kullandığı dil ırkçı ve şovenist. O açıklama doğrudan sayın Bahçeli’ye karşı saygısız ifadelerdir. Bu kabul edilemez ve mutlaka düzeltilmesi gerekir. Terörsüz bölge için emek veren bütün bir siyasi hayatın gücünü bu işe seferber etmiş, bu uslubun kullanılması akılsızlık, idraksizlik. Bunu kim kaleme almışsa düzeltilmesi gerekir. Sayın Barzani’nin ülkemize ziyareti milletimizin alicenaplığının göstergesidir diyor sayın Bahçeli.

    Orada sayın Bahçeli’nin verdiği mesaj nahoş görüntülerle ilgilidir. Barzani’yle, gelişiyle ilgili bir cümle yok. Ofisin ifadeleri sayın Bahçeli’ye karşı kullanılması asla kabul edilemez. Bu dil terörsüz bölge sürecine zarar verecek bir dil olmuş.

  • “Çözüm bekleyen sorunlar var”

    “Çözüm bekleyen sorunlar var”

    Kavas, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Kavas açıklamasında, “3 Aralık Dünya Engelliler Günü, toplumumuzda farkındalık oluşturmak, eşitlik ve erişilebilirlik alanında atılan adımları değerlendirmek ve engelli bireylerin haklarını güçlendirmek için önemli bir gündür. Bu anlamlı günde Ulusal Otizm Konfederasyonu olarak bir kez daha hatırlatmak isteriz ki; engellilik bir eksiklik değil, çeşitliliğin ve insan olmanın doğal bir parçasıdır. Otizmli bireyler ve aileleri, yaşamın her alanında görünür olmak, anlaşılmak ve desteklenmek için büyük bir mücadele vermektedir. Eğitimden sağlığa, istihdamdan sosyal hayata kadar pek çok alanda hâlâ çözüm bekleyen sorunlar bulunmaktadır. Bu sorunların aşılmasının yolu, toplumsal bilinç, kapsayıcı politikalar ve güçlü dayanışmadan geçmektedir. 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nün, farkındalığın artmasına, toplumun her kesiminde daha kapsayıcı bir yaşam anlayışının güçlenmesine vesile olmasını diliyoruz” ifadelerine yer verdi.

  • Havaalanları ve AVM’lere, kalp rahatsızlığı geçirenler için otomatik şok cihazı geliyor

    Havaalanları ve AVM’lere, kalp rahatsızlığı geçirenler için otomatik şok cihazı geliyor

    Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, ASELSAN tarafından üretilen ‘Otomatik Eksternal Defibrilatör’ (OED) isimli otomatik şok cihazlarının tanıtımını yaptı.Bakanlıkta düzenlenen törene Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammed Atak, Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Doç. Dr. Eray Çınar, Cumhurbaşkanlığı Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu Başkanvekili Prof. Dr. Serkan Topaloğlu katıldı. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, “Bugün Türkiye, afetlerden salgınlara kadar en zorlu durumlarda hızlı ve etkili şekilde müdahale edebilen ülkelerden biridir. Artık sağlıkta dünyayı takip eden değil; deneyimiyle örnek alınan bir Türkiye var” dedi.

    ‘YAŞAM KAPSÜLÜ’

    Memişoğlu, bu sağlam altyapının üzerine bugün, teknolojik bir atılımı daha eklediklerini belirterek, “Acil durumlarda saniyelerin hayati önem taşıdığı o kritik anlar için, ASELSAN iş birliği ve yerli mühendisliğimizin gücüyle geliştirilen otomatik şok cihazı projesini hayata geçiriyoruz. Bu proje, Türkiye’nin sağlık vizyonunda tarihi bir eşiktir. Bizler, ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ düsturunun temsilcileri olarak; teknolojiyi insan hayatının hizmetine sunmayı en büyük görev addediyoruz. ‘Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ vizyonumuz, veriyi bilgiye, bilgiyi ise hikmete ve hizmete dönüştüren bir anlayışı temsil ediyor. Bugün tanıtımını yaptığımız otomatik şok cihazları, kalp durması gibi müdahalenin saniyelerle ölçüldüğü anlarda, ambulans ekibimiz ulaşana kadar vatandaşımızın hayata tutunmasını sağlayacak bir yaşam köprüsüdür. ASELSAN imzalı bu yerli cihazlarımız; kullanıcı dostu ara yüzü, Türkçe sesli komut sistemi, sizi yönlendiren akıllı teknolojisi ile vatandaşlarımızı o anın kahramanı yapabilecek donanımdadır. Cihaz, ritmi analiz eder, şok gerekip gerekmediğine karar verir” diye konuştu.

    ‘İLK YARDIM HAYAT KURTARIR’

    Bakan Memişoğlu, hazırladıkları yönetmeliğe dikkat çekerek, “2026-2028 yıllarını kapsayan stratejik planımız çerçevesinde; havaalanları, AVM’ler, istasyonlar gibi insan yoğunluğunun fazla olduğu alanlarda bu cihazların bulundurulmasını kademeli olarak artıracağız. Nasıl ki ambulanslarımız trafikte milletimizle güçlü bir iş birliği içinde hareket ediyorsa, bu uygulamayla acil sağlık zincirinin ilk halkasını güçlendiriyor, her bir vatandaşımıza ‘kalp durduğunda siz durmayın’ diyoruz. Bu aynı zamanda bir toplumsal dayanışma çağrısıdır. Amacımız; vatandaşlarımızın ilk yardım bilincini güçlendirerek, her kişiyi potansiyel bir hayat kurtarıcı haline getirmektir. Herkesi hayat kurtarmaya hazır, sağlık ordumuzun gönüllü bir üyesi olmaya davet ediyorum. ‘İlk yardım hayat kurtarır’ anlayışını, artık sadece bir motto değil, toplumumuzun ortak bir refleksi haline getirmeliyiz” ifadelerini kullandı.

    ‘GÖKBEY, 2026’DA FİLOMUZA KATILACAK’

    Türkiye’nin sağlık teşkilatının yalnızca kendi vatandaşına değil, ihtiyaç duyan tüm insanlara ulaşabilen bir kapasiteye sahip olduğunun altını çizen Bakan Memişoğlu, “Acil durumlarda hızlıca harekete geçen ve sahayı organize eden yapımız, Türkiye’nin bu alandaki kabiliyetini gösteriyor. Özellikle Gazze’de yaşanan insanlık dramında, dünya sessiz kalıp adeta bir film izler gibi olan biteni izlerken, Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı liderliğinde tarihe geçen bir duruş sergilemiştir. Yaralı kardeşlerimizin ve kanser hastası çocukların ülkemize tahliyesi, Ortadoğu’nun en büyük medikal insani operasyonlarından biri olarak tarihe geçmiştir. Yerli ve milli hamlelerimiz de sadece tıbbi cihazlarla sınırlı değil. Gururla ifade etmek isterim ki; göklerdeki istikbalimiz, yerli helikopterimiz GÖKBEY, 2026 yılında ambulans helikopter filomuza katılarak şifa dağıtmaya başlayacak. GÖKBEY havalandığında sadece bir hasta taşımayacak, Türkiye’nin teknolojik bağımsızlığını ve özgüvenini de göklere taşıyacak. Son 20 yılda acil sağlık hizmetlerinde küresel bir başarı hikayesine imza attık. 480 olan istasyon sayımız bugün 3 bin 500’ü aştı. Ambulans filomuzu 40 kat büyüterek 6 bin 300’ün üzerine çıkardık. 2025’in ilk 10 ayında 6 milyon vatandaşımıza ulaştık. Ekiplerimiz, helikopter ve uçak ambulanslarımızla 5 bin 500’den fazla hastaya müdahale etti” diye konuştu.Programın sonunda acil sağlık ekipleriyle hatıra fotoğrafı çektiren Bakan Memişoğlu, yerli üretim OED cihazlarının tanıtıldığı stantları da gezdi.

  • Afyonkarahisar’da anaokulu öğrencilerine sağlık taraması yapıldı

    Afyonkarahisar’da anaokulu öğrencilerine sağlık taraması yapıldı

    AFYONKARAHİSAR (AA) – Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi (AFSÜ) personeli, 15 Temmuz Şehitler Anaokulunda sağlık taraması gerçekleştirdi.

    Üniversitenin toplum sağlığını geliştirme ve erken tanı farkındalığını artırma misyonu kapsamında yapılan taramada, öğrencilerin genel sağlık durumları değerlendirildi, ağız ve diş sağlığı muayeneleri ile gelişimsel gözlemler yapıldı.

    Taramayı Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Ahmet Afşin Kundak ve Doç. Dr. Ayşe Tolunay Oflu, Dr. Rida Nur Özaslan ve Dr. Ayşe Rabia Aydoğan ile Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Ana Bilim Dalından Huriye İşçi Uluışık gerçekleştirdi.

    15 Temmuz Şehitler Anaokulu Müdürü Hülya Teke, AFSÜ ekibine teşekkür etti.

    Prof. Dr. Kundak da AFSÜ'de, toplum sağlığını desteklemeye yönelik bu tür çalışmaları kararlılıkla desteklediklerini ve sürdürdüklerini kaydetti.

  • Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Duran: Afet haberciliği salt bir gazetecilik pratiği değildir

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Duran: Afet haberciliği salt bir gazetecilik pratiği değildir

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığında düzenlenen Afet Haberciliği Eğitim Paneli’nde yaptığı konuşmada, “Afet Haberciliği: Haberin Felakete Dönüşmesini Engellemek” adlı Avrupa Birliği Erasmus Projesi münasebetiyle bir arada olduklarını belirtti.

    İletişim Başkanı Duran, projenin yürütücüsü Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi ile diğer ortakları Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Konya Büyükşehir Belediyesi Sosyal İnovasyon Ajansı, Slovenya’dan Primorska Üniversitesi ile Ukrayna’dan Kiev Üniversitesi ve İspanya’dan Vigo Üniversitesi’ne teşekkür etti.

    İletişim alanında eğitim gören öğrencilerden sektör profesyonellerine, politika yapıcılarından bilim insanlarına bütün paydaşlara çok önem verdiklerini ifade eden Duran, iletişimin tüm veçheleriyle hayatın her alanına nüfuz ettiği ve hayatı şekillendirdiği böylesi bir dönemde, ortak çalışmalar yapmanın ve geleceği nasıl sağlıklı bir iletişimle yöneteceklerini düşünme ve konuşmanın, sağlıklı iletişim ve medya ekosistemi için de vazgeçilmez önemde olduğunu söyledi.

    “Toplumun lehine ve standartları yüksek olan bir medya sistemi vazgeçilmezimizdir”

    Duran, kurum olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu “Türkiye Yüzyılı, İletişimin Yüzyılı” vizyonu doğrultusunda ülkenin iletişim ekosistemini tahkim etmek ve bunu daha da geliştirmek için var güçleriyle çalıştıklarını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İnsanı ve adaleti merkezine alan, toplumun lehine ve standartları yüksek olan bir medya sistemi vazgeçilmezimizdir. Bu kapsamda, hazırladığımız yayınlar ve eğitim videolarıyla, düzenlediğimiz çeşitli seminer, toplantı ve etkinliklerle iletişimin hem pratiğine hem de teoriğine katkı sunmaya çalışıyoruz. Bununla birlikte yeni işbirliği zeminleri de hazırlıyoruz. Bugünkü panelimizin de bu anlamda kıymetli olduğunu ifade etmek isterim. Bu panel, afet haberciliği konusunda önemli çıktılar ortaya koyacak. Afet haberciliği salt bir gazetecilik pratiği değildir. Aynı zamanda afet anlarında toplumsal dayanışmayı, kamu düzenini, devlet-millet iletişimini ve hatta can güvenliğini ilgilendiren bir uzmanlık alanıdır. Bu yönüyle büyük hassasiyet gerektirir. Malumlarınız, afet zamanlarında insanlarımız bilgi edinme talebi içerisindedir ve bu çok doğal bir durumdur. Bu durumun yüksek yoğunluklu bilgi trafiğini, bir başka ifadeyle enformasyon çağının gereklerini oluşturduğunu görüyoruz. Hızın öncelendiği fakat teyit mekanizmalarının kimi zaman göz ardı edildiği bu bilgi trafiği, bazen telafi edilemeyecek sonuçlar da ortaya çıkarabiliyor.”

    “Sahte bilgiyi ayırt etmenin zorlaştığı bir döneme girdik”

    Duran, gelişen teknolojiye bağlı olarak hızın egemen olduğu bir iletişim ortamının tecrübe edildiğini dile getirdi.

    Birçok sosyal medya mecrası ve teknolojide ortaya çıkan yeniliklerle dünyanın siyaseti, ekonomisi ve iletişiminin yeniden şekillendiğine dikkati çeken Duran, şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Bunun çok önemli bir realite olduğunun farkındayız. Hatta öyle ki büyük güçler arasındaki teknoloji rekabetiyle de birleşen bu iletişim alanı, giderek riskleriyle ve aynı zamanda hegemonya arayışlarıyla da kendisini ortaya koyuyor. Burada, ülkelerin ulusal menfaatlerini, devletlerin güvenliklerini koruyabilmek için kendi otonom stratejik iletişimlerini oluşturmak zorunda kaldıklarını da biliyoruz. Bilgiye ulaşmanın artık kolay olduğu ama gerçek bilgiyle sahte bilgiyi yoğun bir şekilde ayırt etmenin zorlaştığı bir döneme de girdik. Özellikle yapay zekanın etkisiyle bu gerçekten önemli bir husus haline geldi. Dezenformasyon, yalan ve yanıltıcı haber ve kurgusal içerikler o kadar hızlı yayılıyor ki bazen farklı afetler farklı yerlerde gösterilerek çok önemli algılar üretilebiliyor. Böyle bir ahvalde stratejik ve bütünlüklü bir kriz iletişimine sahip olmak gerçekten zaruri görünüyor. Burada bizim için en büyük görev, kurumsallaşmış medyaya ve profesyonel gazetecilere hep birlikte katkı verebilmektir.

    Habercilik hele hele afet dönemlerinde çok önemli ancak habercilerin öncelikle kendi güvenliğini, daha sonra afetzedelerin güvenliğini ve arama kurtarma çalışmalarını engellemeyecek, bunları kolaylaştıracak bir pozisyonda olması gerekir. İnsani değerlerle yaptığımız birçok çalışma var. Ben afet gazeteciliği yapan basın mensuplarımıza tekrar teşekkür ediyorum. Gerçekten zor bir ortamda faaliyet yürütüyorlar. Bunun temelinde insana verilen değer olmasa bu fedakarlık ortaya çıkmaz. Gayretlerin yanı sıra profesyonelliği de önemsememiz gerekir. Zira biz insani değerleri yansıtırken, onlara belki sonrasında zarar verebilecek olan bir profesyonellik dışı konumda da olmamamız gerekiyor.”

    Medya okuryazarlığı

    Duran, gazetecilerin, habercilerin üzerine düşen görevler olduğu gibi toplumun da bu konuda bilinçlenmesinin önem arz ettiğini dile getirdi.

    Medya okuryazarlığının özellikle afet anlarında çok kritik bir unsur olarak öne çıktığını vurgulayan Duran, “Tırnak içinde söylüyorum; günümüzde iletişim, aslında basın mensuplarına bırakılmayacak kadar, önemli hale geldi. Elinde herhangi bir akıllı telefon olan her bir bireyin bir anda haberciye dönüşebildiğini görüyoruz. Özellikle de afet anlarında bu çok daha hızlı olabiliyor. Dolayısıyla hem konvansiyonel hem dijital hem de sosyal medyada içerik üretenlerin, bu içeriklerin nasıl karşılık bulacağı konusunda bir bilinç düzeyi içerisinde olması oldukça kıymetli. Kaynakların sorgulandığı, teyit mekanizmalarının işletildiği, yapay zeka üretimi video ve fotoğraflara duyarlılığın artırıldığı bir medya tüketim bilincini oluşturmak için hep beraber çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.

    “6 Şubat’tan itibaren sadece 5 aylık süreçte 450’ye yakın dezenformasyon tespit ettik”

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Duran, son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de maalesef sel, afet, orman yangını, deprem gibi olağanüstü durumlar yaşadıklarını, bunların kuşkusuz en büyüğünün “asrın felaketi” olarak nitelendirdikleri 6 Şubat depremleri olduğunu söyledi.

    Depremlerden 11 şehirde, 14 milyon insanın doğrudan etkilendiğini hatırlatan Duran, “Ülkemizin tamamını yasa boğan, 53 binin üzerinde canımızı yitirdik. Bu afetin ilk gününden itibaren yaralarımızı hep birlikte milli ruh ve dayanışma içerisinde sarmaya gayret ettik. Bu vesileyle afet sırasında vefat eden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.” ifadelerini kullandı.

    6 Şubat depremlerinde yalan yanlış, eksik bilginin hızla yayıldığına şahit olduklarını, bilgi kirliliği ve yoğun dezenformasyona maruz kaldıklarını vurgulayan Duran, şöyle konuştu:

    “İletişim Başkanlığı olarak dezenformasyonları hızlı biçimde tespit ederek vatandaşlarımıza doğru bilginin ulaştırılmasını sağlamak için mücadele ettik. Bu minvalde 6 Şubat’tan itibaren sadece 5 aylık süreçte 450’ye yakın dezenformasyon tespit ettik ve ifşa ettik. Yine bu süreçte kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için paydaşlarımız ve medya kuruluşlarımızla çok yakın çalıştık. Gazetecilerin sahada işlerini yapabilmesi için mobil basın merkezleri oluşturduk. Gazetecilerin deprem bölgesine ulaşabilmesi için gerekli koordinasyonu sağladık. Uluslararası medya kuruluşlarını doğru, hızlı ve şeffaf şekilde bilgilendirerek uluslararası toplumu bilgilendirdik. Resmi kurum ve yetkililerin yaptığı bilgilendirme ve çağrıların hızlı ve doğru biçimde yayılmasına yardımcı olduk.”

    5 dilde “Afet Haberciliği” kitabı

    Duran, afet haberciliği konusunda medya mensuplarına ve geleceğin gazetecilerine rehberlik etmek için çalışmalarını düzenli olarak sürdürdüklerini belirtti.

    2024 yılında “Doğru Habercilik ve Medya Etiği” kitabını farklı dillerde yayınladıklarını, tecrübeli meslek mensuplarının deneyimlerini aktardıkları afet, kriz, savaş, sağlık, polis adliye haberciliği gibi konularda video çalışmaları yaptıklarını, “Sesinizi Duyuyoruz: Afet ve Kriz Haberciliği” başlıklı sempozyumu gerçekleştirdiklerini anımsatan Duran, Afet Haberciliği Eğitim Paneli ile de çalışmalara devam ettiklerini aktardı.

    Önümüzdeki dönemde de yeni çalışmalar yapacaklarını belirten Duran, “Mevcut proje kapsamında uluslararası düzeyde geçerliliği olan bir afet haberciliği ders müfredatı geliştirilmesini özellikle önemsiyorum. Yine bu çerçevede 5 dilde hazırlanan ‘Afet Haberciliği’ kitabını da son derece kıymetli buluyorum. Bu kitabı sizlerle paylaşacağız. Ümit ediyorum ki hem öğrencilerimize hem hocalarımıza hem bu bilginin peşinde olan bütün medya mensuplarımıza katkı verecektir. Pratik, etik ve güvenlik başlıklarından oluşan bu kitapta yer alan örnek olay incelemeleri ve tavsiyeler vazgeçilmez katkılarda bulunacaktır.” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Duran, panele katkı sunan ve projede emeği geçen herkese teşekkür etti.

  • (Video) Telefondaki ses ‘nefes’ oldu: 112 personelinden hayat kurtaran yönlendirme

    (Video) Telefondaki ses ‘nefes’ oldu: 112 personelinden hayat kurtaran yönlendirme

    TOKAT’ta ‘1 aylık bebeğin nefes borusuna ‘yabancı cisim kaçtı’ ihbarı üzerine 112 Acil Çağrı Merkezi Sağlık Masası’nda görevli personel, anneye ilk yardım talimatları vererek, bebeğin hayatını kurtardı.

  • ‘Türkiye’de HIV Enfeksiyonunda Sessiz Bir Pandemi Var’

    ‘Türkiye’de HIV Enfeksiyonunda Sessiz Bir Pandemi Var’

    Doç. Dr. Şentürk, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Amerika ve Avrupa’da HIV vakalarında düşüş olduğunu, ancak Türkiye’de ciddi artış yaşandığını söyledi. Türkiye’de sessiz bir pandemi yaşandığını belirten uzman, erken tanının önemine dikkat çekti.

    HIV Bulaş Yolları ve Tedavi

    HIV enfeksiyonu cinsel yolla ve kan yoluyla bulaşıyor. Öpüşmek, sarılmak, aynı ortamda bulunmak veya yemek yemekle bulaşmıyor. Erken tanı ve tedavi ile hastalar AIDS evresine ilerlemiyor, neredeyse normal yaşam sürdürüyor ve normal yollarla çocuk sahibi olabiliyor.

    Belirtiler ve Erken Tanının Önemi

    HIV enfeksiyonu, ilk ayda halsizlik, yorgunluk, ateş, boğaz ağrısı, döküntü ve ishal gibi belirtilerle seyredebilir. Çoğu kişi bu bulguları HIV ile ilişkilendirmiyor. Tedavi gecikirse 5-7 yıl içinde AIDS evresi başlıyor ve ciddi belirtiler ortaya çıkıyor. Erken tanı hem yaşam kalitesini artırıyor hem bulaşı engelliyor.

    Tedavi ve Test İmkanları

    Türkiye’de HIV tedavi olanakları birçok Avrupa ülkesine göre oldukça konforlu. Çoğu ilaç geri ödeme kapsamında ve tedavi almak isteyen hiç kimse geri çevrilmiyor. Damgalanma korkusu, test yaptırmanın önündeki en büyük engel. Birçok ilde anonim test merkezleri bulunuyor ve test pozitif çıkarsa kişiye yönlendirme yapılıyor.

    Her Yaş Grubunu Etkiliyor

    HIV enfeksiyonu tüm yaş gruplarını etkiliyor. Doç. Dr. Şentürk, “Erken tanı hem bulaştırıcılığı azaltır hem tedavi başarısını artırır hem de konforlu bir yaşam sağlar” dedi.

  • Türk Mutfağının En Kötü Yemeği

    Türk Mutfağının En Kötü Yemeği

    Dünyanın ünlü gastronomi platformu Taste Atlas, kullanıcı değerlendirmeleriyle oluşturduğu en düşük puan alan Türk yemekleri listesini yayımladı. Türk mutfağının alışılmışın dışında bir listeyle gündeme gelmesi dikkat çekti.

    Kapuska Listenin Zirvesinde Yer Aldı

    Lahananın çeşitli malzemelerle pişirildiği kapuska, platform kullanıcılarından aldığı düşük puanlarla listenin ilk sırasına yerleşti. Kimileri için şifa kaynağı olan, kimileri tarafından ise kokusu nedeniyle tercih edilmeyen kapuska, en kötü Türk yemeği unvanını aldı.

    Listede Tartışmalı Yemekler Dikkat Çekti

    Kapuskanın ardından birçok geleneksel yemeğin de listede yer alması şaşkınlık yarattı. Bazı yemeklerin yöresel tariflere göre değerlendirilmemesi veya uluslararası kullanıcıların damak tadına uymaması düşük puanların nedeni olarak gösterildi.

    En Düşük Puan Alan 10 Türk Yemeği

    Taste Atlas verilerine göre listede yer alan yemekler şöyle sıralandı:

    1. Kapuska
    2. Beyin salatası
    3. Kaymaklı kayısı
    4. Mahluta
    5. Osmanlı macunu
    6. Kuzu kelle
    7. Hoşaf
    8. Türlü
    9. Etli taze fasulye
    10. Hanım göbeği

    Uluslararası Kullanıcılardan Düşük Not

    Listeye dahil edilen yemeklerin çoğu Türkiye’nin birçok bölgesinde geleneksel tariflerle yıllardır yapılmasına rağmen yabancı kullanıcıların malzeme ve lezzet profiline alışkın olmaması düşük oyların sebepleri arasında gösteriliyor.

    Taste Atlas Hakkında

    Taste Atlas, dünya mutfaklarına ait yemekleri, içecekleri ve coğrafi işaretli ürünleri tanıtan uluslararası bir platform olarak biliniyor. Kullanıcı yorumları ve uzman görüşleriyle hazırlanan listeler, ülkelerin gastronomi kültürlerinin küresel çapta tanıtılmasını amaçlıyor.

  • MERZİFON – Mahkum taşıyan midibüsün de karıştığı zincirleme kazada 23 kişi yaralandı

    MERZİFON – Mahkum taşıyan midibüsün de karıştığı zincirleme kazada 23 kişi yaralandı

    Kaza, saat 20.00 sıralarında Amasya–Samsun karayolu Merzifon Kayadüzü mevkisinde meydana geldi.

    Bir otomobil, yeni araç taşıyan bir TIR ve içinde mahkumların bulunduğu midibüs henüz belirlenemeyen nedenle çarpıştı. Çevredeki sürücülerin ihbarı üzerine bölgeye çok sayıda sağlık, polis ve itfaiye ekibi sevk edildi. Kazada ilk belirlemelere göre 12 mahkum, 9 jandarma personeli ve 2 şoförün yaralandığı öğrenildi. Yaralılar, olay yerinde yapılan ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırıldı.

    Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye etrafındaki bütün olumsuzluklara karşın bir istikrar adası

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye etrafındaki bütün olumsuzluklara karşın bir istikrar adası

    Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslenen Erdoğan, dış politikadan sanayiye, ekonomiden güvenliğe birçok konuyu mütalaa ettikleri Kabine Toplantısı’nda aldıkları kararların ülke, millet ve tüm insanlık için hayırlı olmasını diledi.

    Erdoğan, hangi siyasi görüşten, etnik kökenden olursa olsun, Türkiye için çalışan, Türkiye için dertlenen, kalbi Türkiye için atan herkese teşekkür etti.

    Küresel sistemdeki çatırdamaların olumsuz etkilerinin en fazla hissedildiği, kırılgan bir dönemden geçildiğine dikkati çeken Erdoğan, yakın çevreye baktıklarında savaşların, çatışmaların, gerilimlerin, siyasi ve ekonomik dalgalanmaların hiç eksik olmadığının görüldüğünü söyledi.

    Türkiye’nin içinde yer aldığı bölgenin, şairin “Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader.” anlamını bulan sürecin tam ortasında olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Daha önceki konuşmalarımda yaklaşan küresel bir kasırgadan bahsetmiş, bunun farklı kıtalarda taşları yerinden oynatacağına dikkat çekmiştim. Türkiye’nin bu kasırgayı suhuletle yönetebilecek imkan ve kabiliyetleri haiz olduğunu da dile getirmiştim. 2025’in geride bıraktığımız 11 ayını şöyle bir gözden geçirdiğimizde liyakatli, tecrübeli, donanımlı ve çalışkan kadroların yönetiminde ülkemizin başarılı bir şekilde zorlukların üstesinden geldiğini müşahede ediyoruz. Türkiye, etrafındaki bütün olumsuzluklara karşı bir istikrar adası, bir huzur ve güvenlik adası olma vasfını hamdolsun muhafaza ediyor. Muhalefetin karşı çıkmasına rağmen son 23 yılda ülkemize her alanda kazandırdığımız güçlü altyapının değerini bugün çok daha iyi anlıyoruz.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye etrafındaki bütün olumsuzluklara karşın bir istikrar adası

    Bilhassa, finansman imkanlarının bol olduğu dönemlerde yap-işlet-devret modeliyle hayata geçirdiğimiz Avrasya Tüneli, İstanbul Havalimanı, Kuzey Marmara Otoyolu, Osmangazi Köprüsü, İzmir Otoyolu ve Çanakkale Köprüsü gibi pek çok projemizin stratejik önemi bugün ortaya çıkıyor. Diğerleri ile birlikte zamanında 50-51 milyar dolarlık bir bütçe ile hizmete aldığımız projeleri bugün inşa etmeye kalksak ihtiyaç duyulan rakam, dikkatinizi çekiyorum, 90 milyar dolara yaklaşıyor. Bakın bu tutar, sadece yapım maliyetidir. Biz, bu eserleri yıllardır kullanıyoruz. Milletimiz, bunlardan yıllardır istifade ediyor. Bu yatırımlar, Türkiye ekonomisine milyarlarca liralık katma değer sağlıyor.”

    “Vizyonsuzlar korosuna hiçbir zaman kulak asmadık”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece ulaştırmada değil savunma sanayisinden sağlığa birçok alanda benzer bir tablonun söz konusu olduğunu dile getirdi.

    En son koronavirüs salgını döneminde şehir hastanelerinin nasıl hayat kurtardığının hep beraber görüldüğünü anımsatan Erdoğan, şunları ifade etti:

    “İnsansız savaş uçağımız KIZILELMA, dünya havacılık tarihinde bir ilke hafta sonu imza attı yani her alanında bu dinamizmi, bu atılımı yaşıyoruz. Şunu da büyük bir gururla ifade etmek isterim. Şayet biz, siyaseti yapılan her işe kulp takmak olarak gören müzmin muhaliflere itibar etseydik bu muhteşem eserlerin hiçbirini ülkemize kazandıramazdık. Ne Avrasya Tüneli’ni ne Zigana Geçidi’ni ne de bugün dünyanın en iyi havalimanları arasında gösterilen İstanbul Havalimanı’nı yapabilirdik ama biz, bu vizyonsuzlar korosuna hiçbir zaman kulak asmadık. Onların ülkemiz için kurduğumuz hayallerimizle aramıza girmelerine müsaade etmedik. Eser ve hizmet siyasetimizle Türkiye’yi tarihinin en büyük yatırımlarıyla buluşturduk. 238 milyar dolar olan milli gelirimizi yıllık bazda 1,5 trilyon dolara çıkardık. 2028 için hedefimiz, 1,9 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe ulaşmaktır. Bugün TÜİK tarafından yüzde 3,7 olarak açıklanan üçüncü çeyrek büyüme rakamları, doğru yolda olduğumuzu göstermiştir. Türkiye ekonomisi, kesintisiz büyüme trendini 21 çeyreğe taşımıştır. Büyüme rakamlarının ülkemiz ekonomisi için hayırlı olmasını diliyorum.”

    Erdoğan, sadece ekonomi ve yatırımlarda değil temel hak ve özgürlüklerde de çok büyük ilerlemeler kaydettiklerini söyledi.

    Reform hamleleriyle, on yıllardır milli iradenin tepesinde Demokles’in kılıcı misali sallanan vesayete son verdiklerini anlatan Erdoğan, “Milletimize zaten anasının ak sütü gibi helal olan haklarını teslim etmenin yanı sıra demokrasimizin standartlarını yükselttik. Gezi olayları ve 15 Temmuz ihaneti gibi bağımsızlığımıza yönelik kökü dışarıda gelişimleri milletimizle birlikte bozguna uğrattık.” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, terörün her çeşidiyle mücadelede tarihi nitelikte başarılar elde edildiğini söyledi.

    Şimdi bu mücadeleyi taçlandırmak amacıyla hassas bir sürecin yönetildiğini belirten Erdoğan, “Terörsüz Türkiye süreciyle ekonomik şahlanışımızın, huzurumuzun ve kardeşliğimizin önündeki en büyük engellerden birini ortadan kaldırmanın samimi çabası içerisindeyiz” diye konuştu.

    İhtirasları boylarını aşanların aksine, kökleri çok eskiye uzanan kadim bir devlet geleneğine sahip olunduğunun altını çizen Erdoğan, “Merkezinde bulunduğumuz bu coğrafyada tam 1000 yıldır istiklaline halel getirmeden özgürce yaşayan nadir milletlerden biriyiz. Aynı şekilde biz, ayağına çelme takılınca, yoluna engel konulunca, yolu kesilince girdiği yoldan dönecek bir millet de değiliz. Hele hele tehditler karşısında ürkecek, korkacak, çekinecek, tehdit diline boyun eğecek bir millet, böyle bir devlet, böyle bir ülke hiç değiliz” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’nin hedeflerine er ya da geç, öyle veya böyle ama mutlaka ulaşacağının altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Tarihimiz, bunun sayısız örnekleriyle doludur. Tekrar altını çizerek söylüyorum. Kürt, Arap kardeşlerimizle ve bölgemizdeki diğer dost ve kardeş topluluklarla kalplerimiz tam 1000 yıldır beraber atıyor. İnşallah gelecekte de birlikte atmaya devam edecek. İster Sünni, ister Şii olsun, ister Kürt, ister Arap, ister Türkmen olsun, Allah korusun yarın birimizin başı dara düştüğünde başkalarının değil yine birbirimizin kapısını çalacağız, yine birbirimize sığınacağız. Ev sahibi olduğumuz bu coğrafyada daha nice asırlar boyunca kardeşçe kader birliği halinde yan yana yaşayacağız. Bu hakikati ne dönemsel hesaplar değiştirebilir ne de bölgemize dışarıdan monte edilenlerin pervasızlıkları gölgeleyebilir. Coğrafyamız, artık kana, çatışmaya, teröre, komşunun komşuyu kırdığı kör şiddete doymuştur. Biz, meselelere işte bu pencereden bakıyoruz.”

    “Yeni bir dönemin kapıları açılacak”

    Türkiye olarak 86 milyon vatandaş için istediklerini sınırların ötesindeki herkes için de murat ettiklerini dile getiren Erdoğan, şunları söyledi:

    “Bizi birbirimize düşürerek hepimize kaybettirmek isteyen kaos ve katliam şebekelerine karşı kardeşlikle, hep beraber kazanmayı savunuyoruz. Bu coğrafyada geleceğine güvenle bakmak isteyen herkes için de başka bir yol, başka bir çare, başka bir yöntem yoktur ve olamaz. Umuyor ve inanıyorum ki Terörsüz Türkiye süreciyle bölgemizde tesis edeceğimiz kardeşlik kuşağı, bütün kirli hesapları alt üst edecek, asırlık oyunları bozacak, yeni bir dönemin kapılarını açacaktır. Tahriklere kapılmadan, provokasyonlara aldanmadan, öfkenin diline teslim olmadan bu kuşağın kuvveden fiile çıkması için samimiyetle çalışacağız. Hiç kimsenin kuşkusu, endişesi olmasın. 86 milyon omuz omuza, gönül gönüle verecek, birlikte çalışacak ve 21. yüzyılı ‘Türkiye Yüzyılı’ haline inşallah hep birlikte getireceğiz.”

    Erdoğan, 18 Kasım’da HAK-İŞ Konfederasyonunun 50. kuruluş yıl dönümü programında olduğunu anımsatarak, HAK-İŞ ailesinin 50. yaşını bir kez daha kutlayarak sendikal hayata katkıları için teşekkürlerini iletti.

    Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde 20 Kasım’da Aile ve Kültür Sanat Sempozyumu’nun kapanış oturumuna katıldıklarını hatırlatan Erdoğan, “Bu önemli sempozyumda kentleşme, dijital kültür, aile içi iletişim ve nüfus politikaları gibi kritik pek çok konu ele alındı. Milli değerlerimizin odak noktası olan ailenin güçlendirilmesi, demografik yapımızın iyileştirilmesi ve gelecek kuşakların zengin bir aile mirasını devralması için kararlı bir şekilde çalışıyoruz.” dedi.

    “Güney Kore ile ortak projeler geliştirmeye devam ediyoruz”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde öğretmen ve öğrencilerle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir araya geldiklerini belirterek, “Aynı programda kuraları çekilen 15 bin yeni öğretmen adayımızın atama heyecanını paylaştık. Yeni atanan öğretmenlerimizi tekrar tebrik ediyor, ülkemizde ve dünyanın dört bir yanında maarif davamıza omuz veren öğretmenlerimize teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

    Aynı gün Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae Myung’u külliyede ağırladıklarını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Sayın Cumhurbaşkanı’yla Türkiye-Güney Kore arasındaki geniş işbirliği imkanlarını değerlendirdik. Togg’dan sonra Hyundai şirketi de İzmit’teki fabrikasında yüzde 100 elektrikli araç üretmeye başlayacak. Şimdiden hayırlı, uğurlu olsun diyorum. Güney Kore ile savunma sanayisi alanında ortak projeler geliştirmeye devam ediyoruz. Nükleer güç santraline yönelik görüşmelerimiz de sürüyor. Kore Elektrik Şirketi ve Türkiye Nükleer Enerji Anonim Şirketi arasında imzalanan mutabakat zaptıyla süreci bir adım daha ileriye taşımış olduk.”

    Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla 25 Kasım’da düzenlenen programa katıldıklarını belirten Erdoğan, “2026-2030 dönemini kapsayan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 5. Ulusal Eylem Planımızı da program vesilesiyle kamuoyumuzla paylaştık. 5 hedef, 15 strateji ve 130 faaliyetten oluşan yeni eylem planımızın kadınlar için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan, 26 Kasım’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde tertiplenen 2025 TÜSEB Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Töreni’ne katıldıklarını, ödül sahiplerini bir kez daha tebrik ettiğini söyledi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, 27 Kasım’da katolik dünyasının ruhani lideri Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo’yu ve heyetini Ankara’da ağırladıklarını anımsattı.

    Görüşmelerde aile kurumuna yönelik tehditler başta olmak üzere, ortak gündemlerindeki meseleleri ele aldıklarını belirten Erdoğan, Birleşmiş Milletler çatısı altında toplam 160 üyeye ulaşan medeniyetler ittifakı girişiminin ehemmiyetine bir kez daha değindiklerini, Batı’da son dönemde tırmanışa geçen İslam düşmanlığının da gündemlerinin üst sıralarında olduğunu aktardı.

    Gazze’de İsrail’in camileri, okulları, hastane ve kiliseleri de hedef alan insanlık dışı saldırılarına dikkati çektiklerini dile getiren Erdoğan, “Gerek müteveffa Papa Fransuva’nın gerekse Papa 14. Leo’nun Filistin meselesindeki ilkeli duruşunu takdirle karşıladığımızı dile getirdik. Bizim de katkımızla tesis edilen ateşkesin muhafazası, insani yardımların bölgeye ulaştırılması ve Kudüs’ü Şerif’teki tarihi statükonun korunması hususunda taşıdığımız hassasiyeti kendilerine aktardık.” ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Millet olarak, ülke olarak farklı kimlik ve inançları barış içinde yaşatma noktasında eşsiz bir tecrübeye sahibiz. Bizi diğer ülkelerden farklı kılan en önemli özelliklerimizden biri de budur. Bilhassa, içinde bulunduğumuz dönemde bu vasfımızın, tecrübemizin çok değerli olduğuna inanıyorum. Farklı inançtan vatandaşlarımız ülkemizin beşeri zenginliğini oluşturuyor. Bu topraklarda yaşayan tek bir insanımızın dahi ötekileştirilmesine, dışlanmasına, ayrımcılığa maruz kalmasına müsaade etmeyiz, edemeyiz. İnşallah, bundan sonra da özgüvenli bir şekilde inanç ve kültür değerlerimiz ışığında üzerimize ne düşüyorsa yapmaya devam edeceğiz. ’86 milyon olarak biz birlikte Türkiye’yiz, hep birlikte Türkiye’yiz’ demeyi her daim sürdüreceğiz.”

    “Başarıları görmezden geliyorlar”

    Erdoğan, 28 Kasım’da İstanbul Atatürk Havalimanı’nda jandarma, emniyet ve sahil güvenlik teşkilatına kazandırılan 9 bin 200 yeni aracın hizmete alım töreninde olduklarını anımsatarak, yeni araçların hayırlı olmasını diledi.

    Ana muhalefet ve yandaşlarının uzun bir süredir FETÖ’cülerin yurt dışında fonladığı paravan kuruluşların sözde raporları üzerinden suç ve suçluyla mücadeleye gölge düşürmeye çalıştığına dikkati çeken Erdoğan, “Yapıcı eleştirilerle bu mücadeleye destek olmak yerine, maalesef asılsız iddialarla emniyet mensuplarımızın fedakarlıklarını, emeklerini, hepsinden öte elde ettikleri başarıları görmezden geliyorlar. Bunun gece gündüz demeden, kimi zaman canlarını ortaya koyarak görevlerini yapan kolluk kuvvetlerimize haksızlık olduğunu bir defa burada açıkça söylemek mecburiyetindeyim” diye konuştu.

    Uluslararası kuruluşların raporlarına göre dolandırıcılık, hırsızlık, cinsel saldırı, kasten yaralama, uyuşturucu ticareti gibi bu tür suçlarla mücadelede muhalefetin devamlı örnek gösterdiği Avrupa ülkelerinden Türkiye’nin çok iyi seviyede olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Elbette gönlümüz, tek bir müessif olayın dahi yaşanmamasından yanadır. Tek bir insanımızın dahi mağdur olmasını istemeyiz. Ama hükümetimizin suç ve suçlularla mücadelesini eleştirirken insaf sınırlarının aşılmamasını, kolluk kuvvetlerimizin olağanüstü çabalarına saygı gösterilmesini haklı olarak herkesten bekliyoruz. Vatanımız uğruna can veren aziz şehitlerimizi rahmetle yad ediyor, kahraman gazilerimize şükranlarımızı sunuyorum” dedi.

    Erdoğan, 29 Kasım’da bu yıl 4’üncüsü düzenlenen İlim Yayma Ödülleri Töreni’nde ilim yayma ailesinin heyecanına ortak olduklarını hatırlatarak, bilim insanlarını tebrik etti.

    Kendi alanında Türkiye’nin en prestijli ödülleri arasında yer alan İlim Yayma Ödülleri’ne uluslararası boyut kazandırılmasını önemli gördüğünü ifade eden Erdoğan, neredeyse 25 yıldır büyük bir özveriyle millete hizmet eden ilim yayma ailesinin tüm mensuplarına teşekkür edip, çalışmalarında başarılar diledi.

    “Tüm taraflara gerekli uyarılarda bulunuyoruz”

    Bu yıl Güney Afrika Cumhuriyeti’nin ev sahipliğinde düzenlenen G-20 Zirvesi’yle ilgili değerlendirmesini de partisinin grup toplantısında yapacağını dile getiren Erdoğan, Türkiye’nin son 23 yılda Afrika kıtasıyla ilişkilerinde nereden nereye geldiğinin kısa bir icmalini de çıkaracaklarını söyledi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, kabine toplantısında Avrupa Birliği ile ilişkilerde son dönemde yaşanan gelişmeler dahil, dış politikadaki güncel meseleleri de ele aldıklarını belirterek, şunları kaydetti:

    “Birliğe tam üyelik önümüze çıkan engellere rağmen stratejik önceliğimiz olmayı sürdürüyor. Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın Karadeniz’deki seyrüsefer güvenliğini açıkça tehdit eder boyuta geldiği görülüyor. Cuma günü, münhasır ekonomik bölgemizde ticaret gemilerinin hedef alınması endişe verici bir tırmanmayı işaret ediyor. Bilhassa, kendi münhasır bölgemizde seyir, can ve çevre emniyetini tehdit eden bu saldırıları hiçbir şekilde mazur göremeyiz. Bu tarz durumlarla ilgili tüm taraflara gerekli uyarılarda bulunuyoruz. Savaşı bitirmeye dönük son haftalarda yaşanan hareketliliği de yakından takip ediyor, gerekli katkıyı yapmaya hazır olduğumuzu her fırsatta ifade ediyoruz.”

    “Anadolu’da 4 yeni sanayi koridoru oluşturacağız”

    Kabinenin bir diğer gündeminin de sanayide dönüşüm olduğunu aktaran Erdoğan, iktidarları döneminde sanayiyi güçlendirmek, üretimi büyütmek ve katma değeri artırmanın daima öncelikleri olduğunu vurguladı.

    Erdoğan, organize sanayi bölgelerinin sayısını 191’den 371’e yükselttiklerini anımsatarak, şunları ifade etti:

    “52 endüstri bölgesi kurduk. Planlı sanayi alanlarımızın büyüklüğünü 48 bin hektardan 155 bin hektara çıkardık. Teknolojik dönüşümü hızlandırmak için proje bazlı devlet destekleri HIT-30 ve stratejik yatırım teşvikleri ile çok sayıda yatırımın önünü açtık. Bu programlarda bugüne dek desteklediğimiz 3,6 trilyon lira tutarında 308 yatırım ile 120 bin kişilik istihdam sağladık. Şimdi ülkemizin önündeki yeni fırsatları değerlendirerek sanayileşmeye hız kazandıracağız. Sanayi alanları master planı ile planlı sanayi alanlarımızın büyüklüğünü 350 bin hektara ulaştıracağız. Anadolu’da 4 yeni sanayi koridoru oluşturacağız. Hem mevcut organize sanayi bölgelerimiz hem de yeni mega endüstriyel bölgelerin demir yolu bağlantıları ile limanlara erişimini sağlayacağız.”

    “Topyekün yeni bir kalkınma seferberliğine çıkıyoruz”

    Geçen yıl emek yoğun üretim yapan tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya sektörlerinde KOBİ’lere yönelik istihdamı koruma programı başlattıklarını anımsatan Erdoğan, istihdamını koruyan KOBİ’lere çalışan başına aylık 2 bin 500 lira destek verdikleri bu programla 15 bin KOBİ’de 416 bin istihdamı koruduklarını, 22 bin ilave istihdam oluşturduklarını aktardı.

    Söz konusu programı 2026’da aylık destek tutarını 3 bin 500 liraya yükselterek ve büyük ölçekli firmaları da dahil ederek sürdüreceklerini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

    “1 milyon 100 bin istihdamı koruyacak, emekçimizin ve sanayicimizin yanında olacağız. Emek yoğun sektörlerimizdeki işletmelerin batıdaki büyükşehirlerden Anadolu illerimize taşınmasını teşvik ediyoruz. 24 ilimizde kurulacak tesislerde Sosyal Güvenlik Kurumu primlerini 14 yıla kadar hükümet olarak biz karşılıyoruz. Hiçbir sektörümüzü ihmal etmeden, hiçbir şehrimizi ve bölgemizi geride bırakmadan topyekün yeni bir kalkınma seferberliğine çıkıyoruz. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum.”

  • Derbide Puanlar Paylaşıldı; Fenerbahçe – Galatasaray: 1-1

    Derbide Puanlar Paylaşıldı; Fenerbahçe – Galatasaray: 1-1

    Süper Lig’in 14’üncü haftasında Fenerbahçe’nin Galatasaray’ı konuk etti.

    Chobani Stadyumu Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Spor Kompleksi’nde saat 20.00’de başlayan mücadeleyi hakem Yasin Kol yönetti. Kol’un yardımcılıklarını Abdullah Bora Özkara ve Bahtiyar Birinci yaptı.

    Karşılaşmaya Fenerbahçe, “Ederson, Semedo, Skriniar, Oosterwolde, Brown, İsmail Yüksek, Alvarez, Nene, Asensio, Kerem Aktürkoğlu, En-Nesyri” 11’i ile çıktı.

    Galatasaray ise “Uğurcan Çakır, Sanchez, Lemina, Abdülkerim Bardakcı, Kazımcan Karataş, Torreira, İlkay Gündoğan, Sane, Sara, Barış Alper ve Osimhen” 11’i ile sahada yer aldı.

    Daha çok orta saha mücadelesi şeklinde başlayan karşılaşmanın ilk 20 dakikasında iki takım da gol pozisyonu üretemedi.

    Konuk Galatasaray, 27’nci dakikada öne geçti. Rakip yarı sahanın ortasında topla buluşan Sane, rakiplerinden sıyrıldıktan sonra yaptığı vuruşta Oosterewolde’ye çarpan top ağlara gitti: 0-1.

    44’üncü dakikada kullanılan kornerin ardından Galatasaray ceza sahasında oluşan karambolde En-Nesyri vuruşunu yaptı. Alvarez’e çarpan top ağlara gitti. VAR’dan gelen uyarıyla pozisyonu yeniden izleyen hakem Yasin Kol, kornerden gelen topun Skriniar’ın eline çarptığı gerekçesiyle golü iptal etti.

    Mücadelenin ilk yarısı Galatasaray’ın 1-0’lık üstünlüğüyle tamamladı.

    İkinci yarının ilk 15 dakikasında maçın temposu zaman zaman artsa da gol sesi duyulmadı.

    60’ıncı dakikada Sanchez’in son çizgiden içeri çevirdiği topa Sane yerden sert vurdu. Skriniar’a çarpan top direğin dibinden dışarı çıktı.

    90+5’te Fenerbahçe eşitliği yakaladı. Sol kanatta topla buluşan Levent’in ortasında Jhon Duran penaltı noktası yakınında yaptığı kafa vuruşuyla topu ağlara gönderdi: 1-1.

    Karşılaşma 1-1’lik beraberlikle sona erdi.

  • (Video) Çanakkale Savaşı kahramanlarından Seyit Onbaşı’nın askerlik şubesindeki fotoğrafı ortaya çıktı

    (Video) Çanakkale Savaşı kahramanlarından Seyit Onbaşı’nın askerlik şubesindeki fotoğrafı ortaya çıktı

    Seyit Onbaşı’ya ait Edremit Askerlik Şubesi Başkanlığının 172 numaralı defterindeki künye, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığınca yürütülen araştırmalar sonucu ortaya çıkarılarak ilk kez paylaşıldı.

    Görev yaptığı Rumeli Mecidiye Tabyası’nda top mermisini sırtlayarak namluya süren ve İngiliz zırhlısı Ocean’ı batırarak tarihe adını yazdıran Seyit Onbaşı’nın askerlik belgesi Havran’a getirilerek Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu ve Çanakkale Valisi Ömer Toraman tarafından Seyit Onbaşı Anıt Müzesi’ne teslim edildi.

    Kaşdemir, gazetecilere yaptığı açıklamada, Çanakkale Savaşları’yla alakalı araştırma ve inceleme çalışmalarının yoğun bir arşiv taramasıyla devam ettiğini söyledi. Bu çalışmalar esnasında Seyit Onbaşı’nın askerlik şubesine kaydındaki belgeye ulaştıklarını belirten Kaşdemir, “Seyit Onbaşı Türk ordusuna mensup olduğu anda, askere alındığı anda devletimiz onu nasıl kaydetmişse, bilgileriyle beraber, fotoğrafıyla beraber o arşiv kaydına ulaştık ve onu da şu anda köyündeki müzeye hediye olarak teslim ettik.” dedi. Kaşdemir, Seyit Onbaşı’nın Çanakkale Savaşları’nın kahramanlarından olduğunun altını çizerek, “Onların o büyük kahramanlıklarına biz ne yapsak haklarını ödeyemeyiz, borcumuzu ödeyemeyiz ama bizim çalışmamız şudur, onları unutmadık, unutmayacağız ve onları asla da unutturmayacağız.” ifadelerini kullandı.

    Seyit Onbaşı’nın 3. kuşak torunu Muhammet Yıkar da ortaya çıkan bu yeni fotoğraf karşısında duygusal anlar yaşadığını anlattı. Yıkar, şimdiye kadar dedesinin sadece 50 yaşındaki son fotoğrafını ve Atatürk ile karşılaştığı yıllara ait fotoğraflarını bildiğini dile getirerek, “Bu dördüncü fotoğrafını hiç görmemişim, bugün geldi. Alan Başkanlığı tarafından incelenmiş. Onlar bir belge çıkartmış. O belgeyi ve fotoğrafı ben de şimdi görüyorum. Duygularım kabarık. 20 yaşındaki resmi o.” diye konuştu.

  • Dijital çağda iyilik ve liderliği konuştular

    Dijital çağda iyilik ve liderliği konuştular

    Sağlık alanında eğitim gören gençlerle bir araya gelen Vali Yiğitbaşı, iyilik, liderlik ve dijital çağın sunduğu imkânlar üzerine kapsamlı bir sohbet gerçekleştirdi. Programda, teknolojinin insanlığa hizmet eden bir araca dönüşmesi için gençlerin üstleneceği rolün önemine dikkat çeken Vali Yiğitbaşı, gönüllülük faaliyetlerinin dijital çağda daha geniş kitlelere ulaşabileceğini belirtti. Her fırsatta gençlerin sosyal sorumluluk projelerine olan ilgisinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Yiğitbaşı, “İyiliği büyütmek için çalışan gençlerimizin her biriyle gurur duyuyoruz” dedi. Kamp süresince gençlerin sorularını yanıtlayan Vali Yiğitbaşı ve eşi, sağlık sektöründe liderlik, insani yardım çalışmaları ve gönüllülüğün geleceği üzerine deneyim paylaşımında bulundu. Yeryüzü Doktorları Derneği’nin gençlik odaklı projeleri, katılımcılar tarafından ilgiyle takip edildi.

  • Trump’ın Maduro’ya ültimatom: Ülkeyi hemen terk et

    Trump’ın Maduro’ya ültimatom: Ülkeyi hemen terk et

    Donald Trump’ın, Venezuela lideri Nicolas Maduro ile yaptığı son görüşmede, kendisine derhal iktidarı bırakması için ültimatom verdiği bildiriliyor. Ancak Venezuela lideri, bu talebi reddetti.

    ABD Başkanı Pazar günü gazetecilere yaptığı açıklamada, görüşmenin gerçekleştiğini doğrulayarak, “İyi ya da kötü geçtiğini söyleyemem, bu bir telefon görüşmesiydi” dedi.

    21 Kasım’da gerçekleştiği düşünülen son derece sıra dışı görüşmede ele alınan konulara ilişkin ne ABD ne de Venezuela hükümeti tarafından daha fazla ayrıntı paylaşılmadı.

    Ancak Miami Herald’a konuşan kaynaklar , ABD Başkanı’nın, Trump’ın Venezuela’nın kuzey kıyılarına büyük bir deniz kuvveti konuşlandırması emrini verdiği dört aylık baskı kampanyasının odak noktasındaki Güney Amerikalı mevkidaşına “açık bir mesaj” gönderdiğini söyledi.

    Trump’ın, “Kendinizi ve yakınlarınızı kurtarabilirsiniz, ancak ülkeyi hemen terk etmelisiniz” dediği ve Maduro, eşi ve oğluna güvenli geçiş hakkının “sadece derhal istifa etmeyi kabul etmesi halinde” verildiği bildirildi.

    Ancak Venezuela Devlet Başkanı’nın derhal istifa etmeyi reddettiği ve dünya çapında yargılanmama ve siyasi kontrolü devrederek silahlı kuvvetler üzerindeki kontrolü elinde tutma gibi bir dizi karşı talepte bulunduğu iddia ediliyor.

    Gazete, Trump ile Maduro arasında daha fazla doğrudan temas olmadığını belirtirken, Maduro’nun Trump’ın Venezuela hava sahasını “tamamen kapattığını” açıklamasının ardından geçen hafta sonu ikinci bir görüşme talep ettiği bildirildi . Miami Herald, “Maduro hükümeti… herhangi bir yanıt alamadı” iddiasında bulunarak, ilk görüşmenin Brezilya, Katar ve Türkiye tarafından arabuluculuk edildiğini belirtti.

    Trump’ın Maduro’ya ültimatom verdiği iddiasının sızdırılmasına rağmen, birçok gözlemci ABD başkanının bu tehditleri büyük çaplı bir askeri eylemle destekleme niyetinde olduğuna şüpheyle yaklaşıyor.

    Venezuela’nın üst düzey yetkilileriyle düzenli temasları olan bir kaynak geçen ay Wall Street Journal’a yaptığı açıklamada , “Maduro ve yandaşlarının çoğu ABD’nin askeri tehditlerini bir blöf olarak görüyor” dedi .

    Venezuela lideri, 2013’teki seçiminden bu yana, Trump’ın ilk dönemindeki “maksimum baskı” kampanyası, birkaç kitlesel protesto dalgası, tarihi bir ekonomik çöküş, 2018’deki suikast girişimi ve Maduro’nun eski diplomat Edmundo González’e kaybettiğine inanılan geçen yılki başkanlık seçimlerindeki bariz yenilgi de dahil olmak üzere bir dizi kriz atlattı.

    Wall Street Journal Pazar günü, Trump yönetimini Venezuela üzerindeki baskıyı artırmaya çağırdı ve “Maduro’yu devirmenin ABD’nin ulusal çıkarına olduğuna” inandığını belirtti. Gazetenin yayın kurulu ise, “Maduro ayrılmayı reddeder ve Trump onu devirmek için harekete geçmekten kaçınırsa, kaybeden Trump ve ABD’nin güvenilirliği olacaktır” dedi.

    Barışçıl bir çözüm bulma çabasıyla Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro, Maduro rejimi ile Venezuela muhalefeti arasında görüşmelerin yapılması için Kolombiya’nın Kartagena kentini olası bir yer olarak önerdi.

    Maduro, Pazar günü Venezuela devlet medyasında yayınlanan Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’ne yazdığı mektupta, ABD’yi “Venezuela’nın gezegendeki en büyük petrol rezervlerine ölümcül askeri güç kullanarak el koymaya çalışmakla” suçladı.

  • Uzun süredir kayıp olan Rubens tablosu açık artırmada 2,7 milyon dolara satıldı

    Uzun süredir kayıp olan Rubens tablosu açık artırmada 2,7 milyon dolara satıldı

    Barok ustalarından Peter Paul Rubens’in uzun süredir kayıp olan tablosu , Fransa’da düzenlenen müzayedede 2,3 milyon avroya (2,7 milyon dolar) satıldı. Bu, istenen fiyatın çok üzerinde bir rakam.

    1613 yılında resmedilen ve çarmıha gerilmiş İsa Mesih’i tasvir eden eser, dört asırdan fazla süre saklı kaldıktan sonra geçen yıl müzayedeci Jean-Pierre Osenat tarafından Paris’teki bir malikanede ortaya çıkarıldı.

    Müzayede evi pazar günü tabloyu 1-2 milyon avroya satmayı planlayan Osenat, tabloyu satışa hazırladığı sırada buldu.

    Rubens, bu yılın başlarında yaptığı açıklamada, resmin 17. yüzyıl Flaman ustası Rubens’in “yeteneğinin zirvesindeyken” çizdiği “bir başyapıt” olduğunu söyledi.

    Sotheby's Küresel Genel Merkezi Büyük Açılışı NEW YORK, NEW YORK - 7 KASIM: Gustav Klimt'in Bildnis Elisabeth Lederer (Elisabeth Lederer Portresi) adlı eserinin önünde duran bir sanat danışmanı, 7 Kasım 2025'te New York'taki Sotheby's'de düzenlenen basın ön gösterimi sırasında bir kadın tarafından filme alındı. Tablonun 150 milyon doların üzerinde bir fiyata satılacağı tahmin ediliyor. Sotheby's, yarın Madison Avenue'deki Marcel Breuer binasında yeni küresel genel merkezini açıyor. Alan, müzayede ön gösterimleri sona erene kadar halka açık ve ücretsiz olacak. Yaklaşan satışlar arasında Leonard A. Lauder Koleksiyonu, Cindy ve Jay Pritzker Koleksiyonu, Şimdi ve Çağdaş Müzayede, Exquisite Corpus Müzayedesi ve 18-21 Kasım 2025 tarihleri ​​arasında yapılması planlanan Modern Gün Müzayedesi yer alıyor. (Fotoğraf: Alexi Rosenfeld/Getty Images)
    Gustav Klimt portresi 236,4 milyon dolara satıldı ve bu, müzayedede satılan en pahalı ikinci sanat eseri oldu.

    Alıcı primi de dahil olmak üzere ücretler düşüldükten sonra toplam fiyat 2,94 milyon avroya (3,41 milyon dolar) yükseldi.

    Müzayede evi, tanıtım materyalinde tablo hakkında çok az şey bilindiğini, yalnızca Rubens’in bir akranının tablonun bir gravürünü yaptığını belirtti. Daha sonraki tarihçiler bu gravürü tanımladılar ve tabloyu hiç görmemiş olmalarına rağmen varlığını katalogladılar.

    Müzayede evine göre, tablo 19. yüzyıl Fransız akademisyen ressam William-Adolphe Bouguereau tarafından satın alınmış ve ailesine miras kalmıştır. Osenat, tablonun Flaman barok sanatının ustası hakkındaki araştırmalarıyla tanınan Alman sanat tarihçisi Nils Büttner tarafından doğrulandığını söyledi.

    Büttner, müzayede öncesinde yaptığı açıklamada, Rubens’in sıklıkla çarmıha gerilmeleri resmettiğini ancak “çarmıha gerilmiş İsa’yı çarmıhta cansız bir beden olarak nadiren resmettiğini” söyledi.

    “Yani bu, İsa’nın yan yarasından kan ve su çıktığını gösteren tek resimdir ve Rubens bunu sadece bir kez resmetmiştir.”

    Osenat, ürünün kökeninin X-ışını görüntüleme ve pigment analizi gibi yöntemlerle belgelendirildiğini söyledi.

    Osenat, “Bu, barok resim sanatının başlangıcı. Çarmıha gerilmiş, yalnız, aydınlık ve karanlık ve tehditkar bir gökyüzüne karşı canlı bir şekilde öne çıkan bir İsa tasvir ediliyor.” dedi.

    Rubens kilise için pek çok eser üretti ancak 105,5 x 72,5 cm (42 x 29 inç) boyutlarındaki tablonun özel bir koleksiyoncu için yapılmış olması muhtemeldi.

     

  • Alperen Şengün’ün Yıldızlaştığı Maçta Rockets, Jazz’ı Farklı Geçti

    Alperen Şengün’ün Yıldızlaştığı Maçta Rockets, Jazz’ı Farklı Geçti

    Durant Dönüş Maçında Etkiliydi

    İki maç aradan sonra parkelere dönen Kevin Durant 25 sayı, 7 ribaunt ve 4 asist üretti. Steven Adams ise kenardan gelerek 13 sayı, 12 ribauntla çift haneli katkı verdi.

    Jazz Cephesinde Çabalar Yetersiz Kaldı

    Utah Jazz’da Ace Bailey 19 sayı, Lauri Markkanen 18 sayı ve 8 ribauntla oynadı. Jusuf Nurkic ise 14 sayı, 9 asist ve 6 ribauntla mücadele etti ancak takımını galibiyete taşıyamadı.

    Lakers İç Saha Serisini Sürdürdü

    Los Angeles Lakers, New Orleans Pelicans’ı 133-121 mağlup ederek üst üste 7. galibiyetini elde etti. LeBron James’in oynamadığı maçta Luka Doncic 34 sayı, 12 ribaunt ve 7 asistle öne çıktı. Austin Reaves 33 sayı, Deandre Ayton ise 22 sayı ve 12 ribauntluk katkı verdi.

    Pelicans Mücadelesi Yeterli Olmadı

    Konuk ekipte Bryce McGowens 23 sayı, Saddiq Bey 22 sayı ve 11 ribauntla oynadı ancak galibiyet için yeterli olmadı.

    Thunder Serisini 12 Maça Çıkardı

    Oklahoma City Thunder, Portland Trail Blazers’ı 123-115 mağlup ederek galibiyet serisini 12 maça çıkardı. Shai Gilgeous-Alexander 26 sayıyla takımının en skorer ismi oldu. Chet Holmgren 19 sayı, Jalen Williams ise 16 sayı ve 8 ribaunt kaydetti.

    Avdija’nın Triple Double’ı Yetmedi

    Blazers’ta Deni Avdija’nın 31 sayı, 19 ribaunt ve 10 asistlik triple double performansı mağlubiyeti önleyemedi.

  • Cep Telefonu Aboneliklerinde Yeni Düzenleme: Kullanılmayan Hatlar 3 Ayda Kapanacak

    Cep Telefonu Aboneliklerinde Yeni Düzenleme: Kullanılmayan Hatlar 3 Ayda Kapanacak

    TBMM’ye sunulan torba yasa tasarısı, Elektronik Haberleşme Kanunu’na eklemeler yaparak mobil aboneliklerde önemli değişiklikleri gündeme taşıyor. Yeni düzenlemeyle, elektronik kimlik doğrulama özelliği bulunmayan belgelerle abonelik açılması mümkün olmayacak. Kimlik doğrulaması, kimlik belgesiyle birlikte yüz veya parmak izi özetine ilişkin biyometrik veriler ya da kimlik doğrulayıcı şifre üzerinden yapılacak.

    Yabancı Uyruklular İçin Yeni Kurallar

    Yabancı ülke vatandaşları ve göçmenlerin aboneliklerinde ek doğrulama gerekecek. Elektronik kimlik doğrulama belgesine sahip olmayan yabancıların kimlik ve biyometrik verileri, Göç İdaresi Başkanlığı’ndan teyit edilecek. Bu uygulama diplomatlar ve aileleri için geçerli olmayacak.

    Kullanılmayan Hatlar 3 Ayda Kapanacak

    Tasarıya göre işletmeciler, abonelerin hayatta olup olmadığını 3 ayda bir resmi makamlardan kontrol edecek. Hayatta olmadığı teyit edilen veya teyit edilemeyen abonelerin hatları iptal edilecek.

    Aboneliklere Sınırlandırma Getiriliyor

    BTK’nın belirleyeceği sınırın üzerinde yeni hat açılmasına izin verilmeyecek. İşletmeciler, belirlenen sınırın üzerindeki hatlara hizmet sunamayacak.

    Yabancı Uyruklulara Özel Numara Verilecek

    Yabancı uyruklu gerçek kişiler için mobil hatlara özel numara tanımlanacak. Kimliği teyit edilemeyen yabancıların hatları, başvuru süresi sonunda bir ay içinde operatör tarafından kapatılacak. Düzenlemeye aykırı davranan şirketlere hat başına 20 bin lira ceza uygulanacak.

    Yabancılara 6 Ay Uyum Süresi

    Yabancı uyruklu aboneler, hatlarını yeni düzenlemeye uygun hale getirmek için 6 ay süreye sahip olacak. Bu düzenlemenin, suç amacıyla kullanılan hatların tespiti ve hızlı bir şekilde kapatılmasını hedeflediği belirtiliyor.

    Suçla Mücadelede Yeni Adım

    Tasarıda, çoklu hat açma ve kimlik doğrulama zafiyetleri nedeniyle mobil hatların dolandırıcılık ve diğer suçlarda sıkça kullanıldığı ifade ediliyor. Yeni düzenlemeyle suçta kullanılan hatların hızla kapatılması amaçlanıyor.