Kategori: Genel

  • Beton Mikseri Çarpan Genç Hayatını Kaybetti

    Beton Mikseri Çarpan Genç Hayatını Kaybetti

    Mardin’in Kızıltepe ilçesi İpek Mahallesi Güney Çevreyolu’nda, dün öğle saatlerinde meydana gelen kazada, 17 yaşındaki Süleyman Çavaş’a beton mikseri çarptı. Yolun karşısına geçmeye çalışan Çavaş, aracın altında kalarak ağır yaralandı.

    Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi yapılan Çavaş, Kızıltepe Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Tüm çabalara rağmen genç hayatını kaybetti.

    Süleyman Çavaş’ın cenazesi otopsi için morga kaldırılırken, beton mikserinin sürücüsü polis merkezine götürüldü. Kazayla ilgili soruşturma devam ediyor.

  • Emirdağ Belediyesi işçileri doğacak dördüncü ve sonraki çocukları için 500’er bin lira yardım alacak

    Emirdağ Belediyesi işçileri doğacak dördüncü ve sonraki çocukları için 500’er bin lira yardım alacak

    AFYONKARAHİSAR (AA) – Afyonkarahisar'da Emirdağ Belediyesi, gelecek yıl işçilerinin doğacak dördüncü ve sonraki çocuklarının her biri için 500 bin lira yardım yapılacağını açıkladı.

    Emirdağ Belediye Başkanı Serkan Koyuncu ile Hizmet-İş Sendikası Afyonkarahisar Şube Başkanı Kemal Erkuş arasında, 1 Ocak 2026'dan geçerli olmak üzere kurum işçilerinin alacağı yardım ve teşvikler için ek protokol imzalandı.

    Koyuncu, yaptığı açıklamada, Hizmet-İş Sendikası ile imzaladıkları ek protokolün belediyede çalışan işçilere hayırlı olması temennisinde bulundu.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ın "Aile Yılı" çalışmalarını önemsediklerini vurgulayan Koyuncu, şunları kaydetti:

    "Nüfusumuz azalıyor ve buna biz idarecilerin müdahale etmesi gerekiyor. Belediyemizde çalışan işçilerimizin dördüncü ve sonraki dünyaya gelecek her bir çocuğu için 500 bin lira doğum yardımı vereceğiz. Türkiye'de bunu hayata geçiren belediye olmanın onur ve gururunu yaşıyoruz."

    Hizmet-İş Sendikası Afyonkarahisar Şube Başkanı Kemal Erkuş da Emirdağ Belediyesi ile Türkiye'ye örnek gösterilecek bir protokole imza attıklarını dile getirdi.

    Belediye işçilerinin alacağı doğum yardımının diğer belediyelere de örnek olmasını temenni eden Erkuş, "Belediye Başkanı Serkan Koyuncu, taşın altına elini koydu. Çok güzel bir sözleşme imzaladık. Kendisine teşekkür ediyoruz." ifadesini kullandı.

  • Taklit ve Tağşiş Yapılan Gıda Listesine 3 Yeni Ürün Eklendi

    Taklit ve Tağşiş Yapılan Gıda Listesine 3 Yeni Ürün Eklendi

    Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından listeye toplam üç yeni ürün eklendi. Yapılan son testlerde, bazı markaların “siyah çay” olarak sattığı ürünlerde gıda boyası tespit edildi. Ayrıca bazı macun ürünlerinde ise ilaç etken maddesi bulunduğu belirlendi.

    Vatandaşlar Uyarıldı

    Bakanlık, tüketicileri listede yer alan ürünlere karşı dikkatli olmaları konusunda uyarıyor ve güvenilir gıda bilgilerini resmi internet sitesi üzerinden takip etmelerini öneriyor.

  • Vergi affı değil, ödeme kolaylığı zamanı geldi

    Vergi affı değil, ödeme kolaylığı zamanı geldi

    Kasım-Aralık ayları içinde herkesin konuşmaya başladığı asgari ücret ne olacak? Ve emekli maaşlarına ne kadar zam yapılacak?

    Önce şunun altını çizmek lazım.

    Asgari ücret veya emekli zammı hesaplama yapılırken sadece enflasyon oranları dikkate alınmıyor.

    Zaten ülkemizde enflasyon rakamları arasında da afaki farkların olduğu bir gerçek.

    Ekonomi ile ilgisi az olan kişiler enflasyonu da aslında yanlış biliyor.

    İktisatta enflasyon

    Enflasyon, ürün ve hizmetlerdeki fiyat artış hızı anlamına gelir. Enflasyonun düşmesi, fiyatların düşmesini değil, fiyat artış hızının yavaşlamasını ifade eder.

    Peyniri Karga yemiş.

    Yani demem o ki;

    Marketten alınan ürünlerin fiyatlarının artması, faturaların kabarması ya da birikimlerin değerini koruma telaşı, gibi unsurlar enflasyonun hayattaki yansımalarıdır. Ekonomistler tarafından sürekli takip edilen enflasyon oranı genellikle aylık ya da yıllık enflasyon verileriyle ölçülen bir göstergedir.

    Peki, bu rakamlar tam olarak neyi anlatır?

    Neden bazen hızla yükselir, bazen ise kontrol altına alınmaya çalışılır?

    Enflasyon, sadece cebinizi değil, iş dünyasından finansal piyasalara, hatta gelir dağılımına kadar her şeyi etkileyen bir domino taşı gibidir.

    Dolayısıyla Türkiye’de ve dünyada ekonomik kararların merkezinde yer alan bu olgu, herkes için farklı anlamlar taşır.

    Biliyoruz ki ürün ve hizmet fiyatlarının artması en çok sabit ve dar gelirliyi etkiliyor. Bir gerçek daha var ki gelir dağılımını da daha fazla bozmaya devam ediyor.

    Tüketiciler için doğrudan satın alma gücünün azalması enflasyonun en önemli etkisidir.

    Aylık enflasyon yükseldikçe aynı gelirle daha az mal ve hizmet alınabilir

    Örneğin aylık geliri Ocak ayında 50 bin lira olan birey Ocak başında 200 kilo peynir alırken aynı birey Kasım ayı içinde 120 kilo alabiliyor.

    80 kilo peyniri kargalar yemiş oluyor.

    Ülkemizde TÜİK’e göre enflasyon oranı yüzde 33 civarı, başka ölçümlere göre ise 2025 enflasyon oranı yüzde 40

    Bu kadar teknik bilgiye göre 2026 yılında emekli maaşı en düşük 24-25 bin asgari ücret ise 28-29 bin arasında olacağını tahmin ediyorum.

    Konkordato ve iflas bir hortumlama yöntemi olmaktan çıkacak

    Geçen hafta açıklama yapan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Vadesi geçtiği halde ödenmemiş vergi ve cezaların toplamı 914,9 milyar lira ancak tahsil kabiliyeti olmayan alacak tutarı da 812,8 milyar lira, bu alacakların yüzde 88,8’inin tahsilat imkanı bulunmuyor” dedi.

    Bu vergilere ayrıntılı baktığımızda 2025 Ocak-Haziran döneminde KDV ve ÖTV’nin toplam vergi gelirleri içindeki payı yüzde 48,44; dolaylı vergilerin payı yüzde 63,26 ve dolaysız vergilerin payı ise yüzde 36,74 olarak gerçekleşti.

    Merkezi yönetim bütçesi 2024 yılı Haziran ayında 275 milyar 280 milyon TL açık vermiş iken 2025 yılı Haziran ayında 330 milyar 176 milyon TL açık vermiştir.

    Ödenmeyen vergimiz ne kadar? 915 milyar Lira bunun da 813 milyar Lirası batık.

    Çünkü ülkemizde öyle bir kesim var ki:

    Devlete vergi ödeyeceğini beyan etmiş. KDV’sini de karşı taraftan almış, cebine atmış sonrada dönmüş yine devlete demiş ki ben battım. İflas ettim. Konkordato istiyorum.

    Devlet demiş ki, peki sana bir şans vereyim. Makinelerin susmasın, çalışmaya devam et ve borçlarını öde.

    Kötü niyetli işadamı ne yapmış?

    Şirketin kaynaklarını yatlara yatırmış, lüks araçlara aktarmış, katlar, villalar almış tabiî ki kendi adına değil. Bir başkasının adına alınmış.

    Lüks ve şatafat içinde yaşamaya devam etmiş.

    İşte benim batık dediğim, 813 milyar lira iç edilmiş.

    Çözüm ne?

    Aslında basit. Konkordato işlemini yasal düzenlemeler yaparak oldukça zorlu hale getirmek lazım.

    Bu vergi veya SGK borçlusu olan kişi ve yakınlarının tapu veya trafik tescili önemli değil, kullandığı iktisap ettiği varlıklarına da el koyacaksın.

    Bunlara yardım ve yataklık edenlerde dahil olmak üzere en ağır yaptırım ve cezalar getireceksin ki tüyü bitmemiş yetimin hakkı olan bu kaynakları hortumlamasının önüne geçilmesi lazım.

    Ekonomik kararlardan etkilenen firmalar zorda

    Şimdi gerçek anlamda ekonomik darboğaz yaşayan bir kesim var. Ücretli, dar gelirliler ve emeklilerin yanı sıra.

    Bunlar yaklaşık 100 milyar lira vergi yine aynı rakama yakın SGK borcu olan dürüst mükellefler.

    Çünkü bu insanlar vergilerini beyan etmişler.

    Ama nakit sıkıntısından dolayı ödemeyi yapamamış.

    İşte bu kesim ödeme kolaylığı bekliyor.

    Yanlış anlaşılmasın vergi affı değil.

    Ödeme kolaylığı olması lazım.

    Vergi affı; stok/kasa affı ile matrah artırımı gibi mekanizmaları topluca ifade eder. Tepkiler de büyük ölçüde bu aflara yönelmektedir.

    Neden?

    Matrah artırımı uygulamasıyla, belirli bir para öder ve vergi incelemesinden kurtulursunuz.

    Stok affında da kayıt dışı stoklarınızı veya kayıt dışı satışlarınızı kurtarmış olursunuz.

    Ama yapılandırma gerçekten farklı bir şey.

    Borcunuzu ödeyemediniz, taksit başvurusunda bulundunuz.

    Yıllık faizi %48 faiz.

    500 bin borcunuz var bir yılda bu rakam 740 bin, iki yılda ise 480 bin faizi ile 980 bin lira oluyor.

    Bu faiz ve zam oranları oldukça yüksek

    Merkez Bankası politika faizini %39,5 seviyesine çekti.

    Yıllık TÜFE, Ekim 2025 itibariyle %32,87.

    Yeniden değerleme oranı ise %25,49.

    Faizler düşüyor, enflasyon düşüyor, yeniden değerleme oranı düşüyor ama kamu alacaklarına yönelik faiz oranları aynı.

    Bu haksızlık.

    Beklenen ne?

    Vergi affı değil altını bir kez daha çizeyim

    Ödeme kolaylığı olması lazım.

    Teminat vermeden taksit imkânı,12, 18 veya 24 ay gibi daha uzun vadeler,

    Ve daha düşük faiz uygulaması yapılmalı.

    Böylece mükellefler rahatlıyor.

    Toplam 33 vergi affı 34. Yolda mı

    Yapılandırmaya başvuran mükellefler ödemelerini hâli yoluna koyuyor. Zaten bir yıl içinde 3 kez ödenmediği takdirde yapılandırma bozuluyor ve hak kaybediliyor;

    Evet süresinde vergi ve SGK primi ödeyenler ile ödeme yapamayanlar arasında adaletsizlik oluyor, tamam.

    Her 2/3 yılda nasılda af çıkacak diyerek devlete borçlanıp kaynaklarını başka alanlara kaydıran art niyetli kişi veya firmalarda var o da tamam.

    Fakat gerçek anlamda ekonomik darboğaza giren özellikle tekstil sektörü gibi bazı işletmelerde taca atılmadan ekonomiye kazandırılması elzemdir.

    Her ne kadar bakanlar veya Cumhurbaşkanı ‘Yok yapmayacağız. Boşuna beklemeyin’ demelerine rağmen en geç bir içinde olabiliyor.

    Bu yüzden vergi affı değil ama ödeme kolaylığının eli kulağında.

    Çünkü,

    Ülkemizde bu zamana kadar her 1.5 yılda vergi affı çıktı. Toplam vergi affı sayısı 33.

    Bakalım 34’üncü kez ödeme kolaylığı çıkacak mı?

    Bekleyip, görelim.

    Mutlu ve aydınlık yarınlar dileğiyle…

  • 1801’den bu yana zamana meydan okuyor

    1801’den bu yana zamana meydan okuyor

    1. yüzyılda Selçuklular döneminde yapılan ‘Kırık Minare’ 1801 yılındaki büyük yangında yok olan Erkmenhisarı köyünde günümüze kadar ulaştı. 1801 yılı çıkan yangında tamamen yok olan ‘Akmescit’in ayakta kalan minaresi, tarlaların ortasında ilginç görünümü ile dikkat çekiyor. Selçuklu eseri minarenin yapımında Polybotum Antik Kenti’nden getirilmiş taşların kullanıldığı biliniyor. Günümüzde tarlaların ortasında kalan minare yapısı ile ziyaretçilerin her dönem ilgisini çekmeyi başarıyor. Erkmen Mahallesi Muhtarı Talip Ergün, minarenin geçmişten kendilerine miras kaldığını ifade ederek, esere olan ilginin ise kendilerini mutlu ettiğini kaydetti. Ergün özellikle fotoğraf meraklılarının hafta sonları ve tatil günlerinde minarenin olduğu bölgeye akın ettiklerini vurguladı.
      AFYONKARAHİSAR’IN BOLVADİN İLÇESİNDE 1801 YILINDA MEYDANA GELEN BÜYÜK YANGINDA ZARAR GÖREN SELÇUKLU MİRASI CAMİNİN MİNARESİ ADET YILLARA MEYDAN OKUYARAK BUGÜNLERE ULAŞMAYI BAŞARDI. (ONUR DAL/AFYONKARAHİSAR-İHA)
      Afyonkarahisar’ın Bolvadin ilçesinde 1801 yılında meydana gelen büyük yangında zarar gören Selçuklu mirası caminin minaresi adet yıllara meydan okuyarak bugünlere ulaşmayı başardı.
      AFYONKARAHİSAR’IN BOLVADİN İLÇESİNDE 1801 YILINDA MEYDANA GELEN BÜYÜK YANGINDA ZARAR GÖREN SELÇUKLU MİRASI CAMİNİN MİNARESİ ADET YILLARA MEYDAN OKUYARAK BUGÜNLERE ULAŞMAYI BAŞARDI. (ONUR DAL/AFYONKARAHİSAR-İHA)
      Afyonkarahisar’ın Bolvadin ilçesinde 1801 yılında meydana gelen büyük yangında zarar gören Selçuklu mirası caminin minaresi adet yıllara meydan okuyarak bugünlere ulaşmayı başardı.

      AFYONKARAHİSAR’IN BOLVADİN İLÇESİNDE 1801 YILINDA MEYDANA GELEN BÜYÜK YANGINDA ZARAR GÖREN SELÇUKLU MİRASI CAMİNİN MİNARESİ ADET YILLARA MEYDAN OKUYARAK BUGÜNLERE ULAŞMAYI BAŞARDI. (ONUR DAL/AFYONKARAHİSAR-İHA)
      Afyonkarahisar’ın Bolvadin ilçesinde 1801 yılında meydana gelen büyük yangında zarar gören Selçuklu mirası caminin minaresi adet yıllara meydan okuyarak bugünlere ulaşmayı başardı.
  • MHP’li Çelikbilek, Yenilikler Çalıştayı’nda

    MHP’li Çelikbilek, Yenilikler Çalıştayı’nda

    MHP Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin himayelerinde, Aile, Kadın ve Sosyal Hizmet Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Selim Yurdakul’un sorumluluğunda gerçekleştirilen çalıştayda; 13 ana başlık ve 70 alt konudan oluşan kapsamlı bir değerlendirme yapıldı. Çalıştaya, alanında uzman 160 bilim insanı katkı sunarken, Av. Nesrin Çelikbilek de “Sağlıkta Hukuk” başlıklı masada görev aldı.

    “ÇALIŞTAYDA YER ALMAKTAN BÜYÜK ONUR DUYDUM”

    Av. Çelikbilek, program sonrası yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Genel Başkanımız sayın Devlet Bahçeli Beyefendi’nin himayelerinde, Aile, Kadın ve Sosyal Hizmet Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız sayın Ahmet Selim Yurdakul beyin sorumluluğunda düzenlenen bu önemli çalıştayda yer almaktan büyük onur duydum. Sağlık politikalarında yeni vizyonların geliştirilmesine katkı sağlayan bu değerli çalıştayın ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.” Çelikbilek ayrıca, çalıştay sonunda Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin imzasını taşıyan teşekkür belgelerinin kendilerine takdim edildiğini belirtti.

  • Son dakika: Sındırgı’da 4.9 büyüklüğünde deprem

    Son dakika: Sındırgı’da 4.9 büyüklüğünde deprem

    Balıkesir Sındırgı’da 4,9 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

    AFAD’ın paylaştığı verilere göre, Balıkesir Sındırgı’da 9 kilometre derinlikte 4,9 büyüklüğünde deprem oldu.

    AFAD’ın paylaşımı şu şekilde:

    DEPREM
    Büyüklük:4.9 (Mw)
    Yer:Sındırgı (Balıkesir)
    Tarih:2025-11-10
    Saat:21:20:51 TSİ
    Enlem:39.23889 N
    Boylam:28.145 E
    Derinlik:9.64 km
    Detay:http://deprem.afad.gov.tr/event-detail/557085
    @afadbaskanlik

  • Afyonkarahisar’da asayiş

    Afyonkarahisar’da asayiş

    AFYONKARAHİSAR (AA) – Afyonkarahisar'da hakkında 193 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla aranan hükümlü, Denizli'nin Tavas ilçesinde yakalandı.

    İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, kentte araması bulunan hükümlülerin yakalanmasına yönelik çalışma başlattı.

    Ekipler, "dolandırıcılık", "karşılıksız çek", "taksirle yaralama" ve "hükümlü tutuklunun kaçması" gibi 13 farklı suçtan hakkında 193 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan M.Ö'nün Denizli'nin Tavas ilçesinde olduğunu tespit etti.

    M.Ö, düzenlenen operasyonla adresinde yakalandı.

    Afyonkarahisar'da getirilen hükümlü, savcılıktaki işlemlerinin ardından cezaevine teslim edildi.

    – Evciler'de hırsızlık şüphelisi yakalandı

    Evciler ilçesinde 3 farklı evden ziynet eşyaları çaldığı öne sürülen şüpheli tutuklandı.

    İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Evciler ilçesinde 3 farklı evden ziynet eşyalarının çalınmasına ilişkin çalışma başlattı.

    Ekipler, şüpheli A.E'yi yakaladı.

    Adresinde gözaltına alınan şüpheli, jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

    Zanlı çıkarıldığı sulh ceza hakimliğince tutuklandı.

  • Prof. Dr. Süleyman Pampal ‘Asıl tehlike burada’ deyip açıkladı: 7 ila 8 arasında bekleniyor

    Prof. Dr. Süleyman Pampal ‘Asıl tehlike burada’ deyip açıkladı: 7 ila 8 arasında bekleniyor

    Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde gece saatlerinde 4,5 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Saat 09:41’de ise 4.4 büyüklüğünde bir deprem daha meydana geldi.

    Sındırgı’daki bu depremleri değerlendiren Prof. Dr. Süleyman Pampal, bölgede depremlerin daha uzun sürmeyeceğini belirtti. Pampal, “Asıl büyük deprem ise Girit–Rodos hattında, 7–8 büyüklüğünde olma ihtimaliyle bekleniyor. Bu bölgede, Simav Fay Zonu üzerinde genellikle 6 civarında depremler yaşanıyor. Zaten şu anda iki tanesini 6,1 büyüklüğünde yaşadık. Artçılarını da yaşıyoruz.” dedi.

    Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) verilerine göre, Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde saat 01.06’da 4,5 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremin 11,01 kilometre derinlikte gerçekleştiği bildirildi.

    SABAH SAATLERİNDE ART ARDA DEPREMLER

    İlk sarsıntının ardından aynı bölgede saat 05.48’de bir deprem daha kaydedildi. Bu depremin de büyüklüğü 4,5 olarak ölçüldü. AFAD verilerine göre sarsıntı, yerin 13,25 kilometre derinliğinde meydana geldi. Ayrıca saat 05.50’de 3.9, saat 05.52’de 3.6, saat 09:41’de ise 4.4 büyüklüğünde artçı depremler meydana geldi.

    Saat 10.02’de ise Sındırgı’da 3.7 büyüklüğünde bir deprem daha gerçekleşti. Bu depremin derinliği 7 km olarak kaydedildi.

    PROF. DR. SÜLEYMAN PAMPAL DEĞERLENDİRDİ

    Prof. Dr. Süleyman Pampal, katıldığı bir televizyon programında, Sındırgı’daki deprem fırtınalarını değerlendirdi.

    Pampal, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

    Bir anormal durum yaşıyoruz. “Anormal durum” dediğimiz, “deprem fırtınası” olarak tanımladığımız süreçte, sayının on beş bini geçtiğini tahmin ediyorum. Çünkü her gün 4–5 arası ve daha küçük depremler olmaya devam ediyor. İki tane 6,1 büyüklüğünde deprem yaşadık. Bu, Simav Fay Zonu’nun Sındırgı civarındaki Sındırgı fayı üzerinde gerçekleşti.

    Benzeri bir durum bu yılın başında Ege Denizi’nin içinde olmuştu. Hatırlarsanız, on binlerce deprem Santorini civarında, yani hem Türkiye’nin kuzeyinde hem de Yunanistan tarafında yaşanmıştı.

    DEPREM FIRTINALARININ NEDENİ: AFRİKA LEVHASI’NIN DALMA HAREKETİ 

    Bunu “aynı fay hattı” olarak değerlendirmek doğru değil. Aynı fay hattında değiller. Ancak bu fırtınaların altında yatan gerçek, güneydeki Afrika levhasının Anadolu’nun altına daldığı Girit–Rodos hattı boyunca gelişen Helenik Yay ve Kıbrıs Yay sistemleridir. Bu hattın kuzeyinde, altta Afrika levhasının uç kısmı yer alıyor. Bu uç kısım derinlere indikçe mağmaya, yani astenosfere yaklaşıyor. Burada sıcaklık çok yüksek olduğu için ergime (erime) meydana geliyor. Ergiyen kütle yükselme eğilimi gösteriyor ve hacmini genişletiyor.

    İşte 2011’de ve bu yılın başında (Ocak, Şubat, Mart aylarında) Ege Denizi’nin içinde bu “deprem fırtınasını” daha büyük ölçekte yaşamıştık. Şimdi bu hareket doğuya doğru kaydı. Bölgede, magmatik aktiviteye bağlı sismik aktivite “deprem fırtınası” şeklinde kendini gösteriyor.

    2011’de de olmuştu. Daha önce 1956’da Santorini civarında yaşanmıştı. Yani bu levha sınırında, güneydeki Afrika ile kuzeydeki Anadolu’nun çarpışma hattında, dalma-batma zonunda, dalan levhanın uç kısmının üstüne denk gelen bölgelerde magmatik aktiviteye bağlı deprem fırtınaları yaşanıyor.

    Burada, Simav Fay Zonu’nun batı kesiminde, Sındırgı fayı üzerinde hareketlilik var. Hemen batısında, Akhisar–Bigadiç arasında uzanan kuzey–güney yönlü Gelenbe fayı bulunuyor. Bu doğrultu atımlı bir fay. Ancak bu fay kırılmıyor. Sındırgı civarındaki doğu–batı yönlü normal fay, kendi içinde parçalanıyor ve güneydoğuya doğru devam ediyor.

    Son dakika: Balıkesir Sındırgıda deprem fırtınası | Prof. Dr. Süleyman Pampal Asıl tehlike burada deyip açıkladı: 7 ila 8 arasında bekleniyor

    “BÜYÜK DEPREMLER ÜRETEN BİR BÖLGE” 

    Burada gelecek için kaygı verici bir durum söz konusu. O da şu: Girit–Rodos hattında, milattan sonra 300’lü yıllardan günümüze kadar 7,5–8 büyüklüğünde yedi deprem meydana gelmiş durumda. Bu, çarpışma hattı yani dalma-batma zonu üzerinde büyük depremler üreten bir bölge. Kuzeydeki bu aktiviteler, bu bölgede daha büyük depremlerin olması için bir hazırlık aşaması gibi değerlendirilebilir.

    “SİLİVRİ’DEN HALİÇ’E KADAR OLAN KESİM KIRILMADI”

    Marmara ise farklı bir mekanizmayla oluşuyor. Marmara’da Anadolu’nun kuzey kolu ve güney kolu var. Güney kolu dediğimiz hat, Bandırma–Gemlik–İznik–Geyve–Pamukova üzerinden Sakarya’ya kadar uzanıyor. Bu fay 1065’ten beri kırılmamış durumda. Kuzeyde ise 17 Ağustos 1999’da, Körfez çıkışına kadar, adalara doğru kırılmış olan bir kol var. 1509’da kırılmıştı. Orada “Adalar Fayı” olarak bilinen kuzeybatı–güneydoğu yönlü bir fay da bulunuyor. O da 1894’te kırıldı.

    Orta Marmara Fayı dediğimiz, Silivri’den Haliç’e kadar olan kesim ise kırılmadı. 1766’da iki büyük deprem üretmişti. 23 Nisan’da 6,1 büyüklüğünde bir deprem yaşadık ancak bu fayın tamamı kırılmadı. Orada hâlâ deprem bekleniyor.

    SİMAV VE MARMARA FAYLARININ FARKI 

    Ancak bu mekanizma, Simav–Sındırgı bölgesindekinden farklı. Marmara’daki fay, kuzeydeki Avrasya levhasıyla Anadolu levhası arasındaki sınırı oluşturan transform fay (doğrultu atımlı fay) sistemidir. Sındırgı civarındaki Simav fayı ise normal faydır, yani çekme gerilmeleri etkisiyle oluşur. Alttaki magmanın hareketiyle yukarıda faylanmalar ve tekrar eden kırılmalar meydana gelir. Marmara’da böyle bir durum söz konusu değildir.

    Dolayısıyla bu iki bölge birbirini doğrudan etkilemez veya tetiklemez. Ancak Marmara’da, tetiklenmeye ihtiyaç duymadan kırılmaya hazır faylar bulunuyor. Bunu da vurgulamak gerekir.

    DEPREM FIRTINALARI NE KADAR SÜRECEK? 

    Deprem fırtınalarının genellikle aylarca yaklaşık 3–5 ay sürdüğünü biliyoruz. Yakın zamanda yaşadığımız gibi, bu da 3 aydan fazladır devam ediyor. Ancak çok daha uzun sürmesini beklemiyorum. Fay zonu oldukça uzun: Akhisar–Bigadiç hattından Sındırgı–Simav–Afyon’a kadar uzanıyor. Simav Fay Zonu’nun devamı Afyon–Akşehir grabeni üzerinden Konya ve Karaman’a kadar gidiyor. Bu hat, İç Anadolu’yu Batı Anadolu’ya bağlayan çok önemli bir fay zonudur.

    Bu bölgede çok sayıda kırılmamış segment var. Batısında hemen Gelenbe fayı bulunuyor. Farklı karakterde faylar mevcut. Bunların kırılması söz konusu olursa, 6 civarında depremler sürpriz olmaz. Ancak bu deprem fırtınasının 6 ay ya da 1 sene sürmesi beklenmez. Önümüzdeki dönemde yavaş yavaş sönümlenecektir.

    OLASI BÜYÜK DEPREM GİRİT–RODOS HATTI’NDA BEKLENİYOR 

    Asıl büyük deprem ise Girit–Rodos hattında, 7–8 büyüklüğünde olma ihtimaliyle bekleniyor. Bu bölgede, Simav Fay Zonu üzerinde genellikle 6 civarında depremler yaşanıyor. Zaten şu anda iki tanesini 6,1 büyüklüğünde yaşadık. Artçılarını da yaşıyoruz.

    Bölgedeki diğer faylar, birbirine az çok mesafesi olan, genellikle doğu–batı yönünde ve normal fay karakterinde. Bunlar kırılmaya devam ediyor. Çünkü batıya doğru stres transferi oluyor. Gelenbe fayı kırılmadığı için enerjiyi boşaltamıyor. Kırılabilse, o enerji orada boşalacak ama bu şekilde biraz daha büyük bir deprem yaşanması olasılığı var.

    Balıkesirliler ve Manisalılar açısından bu durum olağan görünüyor, normal seyrediyor. Ancak tedbirli ve dikkatli olmak şart. Türkiye bir deprem ülkesidir. Hangi lokasyonda oturursak oturalım bunu unutmamalıyız.”

  • “Cumhur İttifakı’nda çatlak yok”

    “Cumhur İttifakı’nda çatlak yok”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan AK Parti MYK toplantısı sona erdi. Toplantı sonrası AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik tplantı sonrası açıklamalarda bulundu.

    AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında parti genel merkezinde gerçekleştirildi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MYK sonrası gazetecilere açıklamalarda bulundu.

    AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in konuşmasından satır başları şöyle:

    Bugünün bizim için neyi ifade ettiğini hatırlamak durumundayız. O zor şartlarda hangi ruhla bu mücadele verildi her zaman bunu 10 kasımlarda hatırlıyoruz.

    Dilovası’nda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz. İster tesis sahipleri ister bürokrat olup ihmali olanlar savcılık soruşturması ile mahkemeye intikal edecektir. Parti olarak bu yargı sürecini yakından takip edeceğiz.

    Karabağ’ın azadlığı için şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Sayın Aliyev’e bir kez daha tebriklerimizi iletiyoruz. Karabağ’ın azadlığı için toprağa düşen her şehit ortak şeref nişanemizdir. Biz yakın çalışma arkadaşları olarak şahidiz ki cumhurbaşkanımız mesaisinin önemli kısmını buna ayırdı ve oradaki cephelerden haberleri yakından takip etti. İki devlet tek millet anlayışı ile konunun takipçisi oldu. Zafer kazanıldı ve ondan sonra barış için bahsedilen mekanizmalar Kafkas için önemlidir. Paşinyan’ın açıklamaları pozitif gündem oluşturuyor. Saha sağ duyulu yaklaşım sergilediğini görüyoruz.

    CUMHUR İTTİFAKINDA KRİZ YOK

    Cumhur İttifakı’nda kriz bekleyen bir sektör var. Marjinal, aşırı uçlarda dolaşan bir takım odaklar var. Bunlara morallerini bozacak cevaplarını veriyoruz. Cumhur ittifakında çatlak kırılganlık yok. Bu şer şebekelerinin bölge barışının başına neler getirmeye çalıştığını görüyoruz. Sayın Bahçeli de ifade etti, bunlar cumhur ittifakı gibi ittifak görmedikleri için cumhur ittifakını koalisyon sanıyor. Cumhur İttifakı 15 temmuz gecesi oluşmuş bir irada. Koalisyonlardaki pazarlıkçı irade ile cumhur ittifakındaki bütünlükçü irada arasında fark var. Cumhur ittifakı krizlerden etkilenecek bir ittifak değil, krizleri aşmayı başaracak ittifaktır. Koalisyonlar krizlerle idare edilir ama cumhur ittifakı bir koalisyon değil.

    11 Kasım günü milli ağaçlandırma yeşil vatan seferberliği günü. Yeşil vatanı güçlendirmek için bütün il ve ilçelerimizde sahada olacağız. Bütün vatandaşlarımızı da davet ediyoruz. Bütün gezegen bize yaratanın emanetidir. ona sahip çıkmak sınırlarımızı korumak gibidir. Doğa bizim kölemiz değil bizim arkadaşımızdır. Doğayı kader arkadaşı olarak görmeliyiz. Bu biricik gezegenimizi, içinde yaşam olan tek gezegeni ve bunun içinde mücevher gibi duran vatanımızı aynı yaklaşım ile ele almalıyız.

    PKK’nın feshi ve silahların bırakılması hedefi belli bir takvim ve yol haritası ile devam ediyor. Hem partimizde bu süreci takip eden, sürecin dilini oluşturan mekanizmamız var.

    Gazze’deki gelişmeleri en önemli gündem maddemiz olarak takip ediyoruz. Yardımların girmesi bizim için çok önemli. Deprem bölgesindeki konteynerlerin oraya gitmesi oradaki hayatı kolaylaştıracaktır. Sadece gıda yardımı girmesini anlamıyoruz. İnsanların hayatını kolaylaştıracak malzemelerin, tıbbi yardımın girmesi gerekiyor. İsrail defalarca bu barış anlaşmalarını ihlal etmiştir ve buna dur demek için iradenin ortaya konması gerekir.

    Sudan’daki katliam gerçekten Siyonistlerden geri kalmayan bir katliam. En güçlü şekilde kınıyoruz. B yapıya karşı kardeş Sudan ile bir ve beraber olduğumuzu bir kere daha tekrarlıyoruz. Arka planda bir sürü tartışmalar yürüyor. Bütün bunların o bölgenin refahını engellemek için ortaya çıktığını görüyoruz.

    Konumuz PKK’nın feshi ve silahların bırakılması. PKK’nın Irak İran Suriye’deki bütün uzantıları ile silah bırakması gerekir ve bunun finansmanını oluşturan illegal boyutunun da feshedilmesi gerekir. TSK ve MİT’in gözü sahada. Gerçekten silah bırakılıyor mu ve bu silah bırakma PKK’nın feshi anlamına geliyor mu bunu teyit edilecek. Geçmişte de bu söylemler oldu ama silah bırakılmadı. Irak’taki yöntem ile Suriye’deki yöntem farklı olabilir. Türkiye’deki unsurların Türkiye dışına çıkması. Sonuç olarak teyit mekanizması ben bunu teyit ediyorum dediğinde, cumhurbaşkanımıza sunulacak. Şu anda sahadaki durumu yakından takip ediyoruz.

    BAHİS SORUŞTURMASI 

    dün EPEY YORUMLAYACAĞIM maç oldu. Bu bahis meselesi gerçekten can sıkıcı mesele. Bunun üzerine sonuna kadar gidilmelidir. Hepimizin hayatında futbolun önemli yeri var. Futbol hayatımıza renk katan en büyük etkinliklerden biri. Bu bahis soruşturmasını üzerine sonuna kadar gidilmeli. Konu yargıya intikal etmiştir. Başsavcılık titizlikle üzerine gidecektir. Zaman zaman duyduğumuz şeyler toplumsal hayata kasteden pisliklerdir. TFF yönetimi cesur ve ahlaki duruş sergilemiştir ve onları tebrik ediyoruz. Biz de futbolseverler olarak en küçük ayrıntısına kadar en küçük süreci takip edeceğiz.

    ERDOĞAN-BAHÇELİ GÖRÜŞMESİ

    Sayın cumhurbaşkanımız ile sayın Bahçeli’nin programına bağlı ama siz Salı Çarşamba Perşembeye odaklanın. Programlarına bağlı olarak bu hafta gerçekleşmesini bekleyebiliriz.

  • Termal oteller bu ara tatilde de revaçta

    Termal oteller bu ara tatilde de revaçta

    Türkiye’nin ilk 5 yıldızlı termal otellerinden Oruçoğlu Termal Otel, önceki dönemlerde olduğu gibi bu ara tatilde de misafirlerine hem sağlık hem de huzur dolu bir deneyim sunuyor.

    Yoğun bir eğitim döneminin ardından öğrenciler ve veliler için sabırsızlıkla beklenen ara tatil başladı. Son yıllarda öne çıkan bir trend ise termal tatil. Özellikle Afyonkarahisar’ın şifalı termal suları, hem dinlenmek hem de bedeni yenilemek isteyenler için en ideal adreslerden biri haline geldi. Bu şifalı kaynakların kalbinde yer alan Oruçoğlu Termal Otel, bu ara tatilde misafirlerine hem sağlık hem de huzur dolu bir deneyim sunuyor.

    Afyonkarahisar, binlerce yıldır şifa arayanların uğrak noktası. Termal su kaynaklarının zenginliğiyle ünlü olan şehir, hem yerli hem de yabancı turistler için bir sağlık cenneti olarak kabul ediliyor. Bölgede çıkan termal sular romatizmal hastalıklar, kas ve eklem ağrıları, cilt rahatsızlıkları gibi birçok soruna iyi geliyor. Tesisin termal suyu da bu doğal zenginliğin en saf ve etkili örneklerinden biri olarak biliniyor.

    Bilimsel araştırmalar, tesisin termal suyunun yüksek mineral içeriği sayesinde cildi beslediğini, kan dolaşımını hızlandırdığını ve vücut direncini artırdığını gösteriyor. Dolayısıyla ara tatil döneminde sadece dinlenmekle kalmayıp aynı zamanda bedensel ve ruhsal anlamda da yenilenmek mümkün.

    Konfor, sağlık ve huzur bir arada

    Afyon’un en köklü termal tesislerinden biri olan Oruçoğlu Termal Otel, uzun yıllardır misafirlerine sadece konaklama değil, aynı zamanda bütüncül bir sağlık deneyimi sunuyor. 5 yıldızlı hizmet anlayışıyla dikkat çeken tesis, modern termal havuzları, SPA merkezleri, masaj ve terapi odaları ile her yaştan misafirin beklentisine hitap ediyor.

    Tesiste termal su, doğrudan kaynağından alınıyor ve hijyenik şartlarda havuzlara aktarılıyor. Bu sayede suyun mineral yapısı bozulmadan misafirlerin hizmetine sunuluyor. Kadın, erkek ve karma havuz seçenekleri ile herkes kendine uygun bir ortam bulabiliyor. Ayrıca özel aile banyoları, mahremiyetine önem veren misafirler için ideal bir seçenek oluşturuyor.

    Ara tatilde ailece şifalı bir kaçamak

    Ara tatil, çocukların okul stresinden uzaklaşıp enerji depolayabilecekleri, ailelerin ise birlikte kaliteli zaman geçirebilecekleri en güzel dönemlerden biri. Otel, bu dönemde aile konseptine uygun aktiviteleri ve çocuk dostu hizmetleriyle dikkat çekiyor. Tesiste çocuklar için özel oyun alanları, mini kulüp etkinlikleri ve eğlenceli aktiviteler düzenleniyor.

    Veliler ise termal havuzlarda ve SPA merkezinde dinlenirken, çocuklar güvenli bir ortamda eğlenebiliyor. Bu yönüyle Oruçoğlu Termal, sadece bir otel değil aynı zamanda ailece yenilenme ve bağ kurma merkezi haline geliyor.

    Sağlıkla dinlenmenin adresi SPA ve wellness deneyimi

    Tesis, termal havuzların yanı sıra zengin bir SPA ve wellness deneyimi de sunuyor. Aromaterapi, Thai masajı, taş terapisi, çamur banyosu gibi uygulamalar, hem bedensel hem zihinsel rahatlama sağlıyor. Özellikle şehir hayatının getirdiği stres ve yorgunluktan arınmak isteyenler için bu terapiler büyük önem taşıyor.

    Termal suyun doğal şifa gücü ile SPA hizmetlerinin birleşimi, tatil süresince misafirlere adeta bir doğal detoks etkisi oluşturuyor. Uzman terapistlerin uyguladığı kişisel bakım seansları sayesinde, ara tatil sonunda sadece dinlenmiş değil, yenilenmiş bir şekilde güne başlanabiliyor.

    Afyon, sadece termal kaynaklarıyla değil; aynı zamanda zengin mutfağıyla da ünlü. Otelin restoranlarında sunulan yöresel lezzetler, damaklarda unutulmaz bir iz bırakıyor. Afyon sucuğu, kaymağı, haşhaşlı tatlılar ve yöresel çorbalar, otelin açık büfe menülerinde özenle yer alıyor. Ara tatil boyunca misafirler, hem sağlıklı hem de lezzetli bir beslenme deneyimi yaşıyor.

    Konforlu bir konaklamanın vazgeçilmez parçası

    Oruçoğlu Termal Otel, ara tatil dönemine özel kampanyalı konaklama paketleri ile misafirlerine avantajlı fiyatlar sunuyor. Erken rezervasyon fırsatları, aile paketleri ve SPA indirimleri sayesinde bu dönem, bütçe dostu bir tatil yapmak isteyenler için büyük bir fırsat. Ayrıca otelin sunduğu ücretsiz otopark, açık büfe kahvaltı ve termal havuz kullanımı gibi hizmetler, konforlu bir konaklamanın vazgeçilmez parçaları arasında yer alıyor.

    Otel, Afyonkarahisar şehir merkezine ve kara yolu bağlantılarına oldukça yakın bir konumda yer alıyor. Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlerden karayoluyla kolaylıkla ulaşılabiliyor. Bu sayede kısa süreli tatiller için ideal bir destinasyon haline geliyor. Ara tatil döneminde şehir hayatından kısa bir kaçış yapmak isteyenler için Afyon’daki bu termal cennet, huzurlu bir mola sunuyor.

    Şifalı sularla yenilen, ara tatilde ailenize zaman ayırın

    Ara tatil, sadece bir dinlenme süreci değil; aynı zamanda ailece birlikte kaliteli vakit geçirmenin, birbirine yeniden bağlanmanın en güzel fırsatı. Tesis, doğal termal kaynakları, aile dostu konaklama seçenekleri ve her yaştan misafire hitap eden aktiviteleriyle bu dönemi unutulmaz bir tatil deneyimine dönüştürüyor. Şifalı suların beden ve ruh üzerindeki yenileyici etkisi, ebeveynlerin stresini azaltırken çocukların da enerjisini yeniliyor.

  • Devlet erkânı Anıtkabir’de

    Devlet erkânı Anıtkabir’de

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki kortejde TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi üyeleri, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, yüksek yargı organlarının başkanları, TSK komuta kademesi, siyasi parti temsilcileri, bürokratlar ve diğer devlet erkanı yer aldı.

    Erdoğan, kırmızı beyaz karanfillerden oluşan ay yıldızlı çelengi, Atatürk’ün mozolesine bıraktı.

    ERDOĞAN ANITKABİR ÖZEL DEFTERİ’Nİ İMZALADI

    Saygı duruşu ardından Erdoğan, Anıtkabir Özel Defteri’ni imzaladı.

    Erdoğan, “Aziz Atatürk, vefatınızın 87.yıl dönümünde zatı alinizi, istiklal harbimizi birlikte yürüttüğünüz silah arkadaşlarınızı ve yüzlerce yıldır vatan topraklarını kanlarıyla sulayan kahraman şehitlerimizi rahmetle yad ediyoruz. En büyük eserim dediğiniz Türkiye Cumhuriyeti’ne tutkuyla sahip çıkıyor, ülkemizin her karışını yeni eserlerle nakış nakış işlemeye devam ediyoruz. İçeride huzurlu ve istikrarlı, dışarıda muteber ve muzaffer bir Türkiye için gece gündüz demeden çalışıyoruz. Emin ve ehil kadroların öncülüğünde Türkiye küresel bir güç olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Ruhun şad olsun” ifadelerini kullandı.

  • Sındırgı “deprem fırtınası” yaşıyor: Yer altında 45 kilometrelik kırılma

    Sındırgı “deprem fırtınası” yaşıyor: Yer altında 45 kilometrelik kırılma

    Sındırgı "deprem fırtınası"nı yaşıyor: Yer altında 45 kilometrelik kırılma

    Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde sismik hareketlilik devam ediyor.

    İlçe en son 05.48’de 4,5, 09.41’de de 4,4 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem çevre illerden de hissedildi.

    "İKİZ DEPREM" 1

    “İKİZ DEPREM”

    Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi ve Afet Yönetim Uzmanı Doç. Dr. Bülent Özmen, Sındırgı ilçesindeki deprem hareketliliğini değerlendirdi.

    10 Ağustos ve 27 Ekim’de meydana gelen, her biri 6,1 büyüklüğündeki iki depremin ardından bölgede çok sayıda artçı sarsıntı yaşandığını belirten Özmen, “Bir bölgede art arda benzer büyüklükte depremler kısa zaman aralığında meydana gelince bunları ‘deprem fırtınası’ olarak adlandırıyoruz. Sındırgı’daki bu iki büyük depremi ise aynı zamanda ‘ikiz deprem’ olarak nitelendirmek gerekir.” diye konuştu.

    "ORTALAMANIN YÜZDE 60'INA YAKINI GERÇEKLEŞTİ" 2

    “ORTALAMANIN YÜZDE 60’INA YAKINI GERÇEKLEŞTİ”

    Bu kadar kısa sürede bu büyüklükte depremlerin yaşanmasının Türkiye’de oldukça nadir görülen bir durum olduğunun altını çizen Özmen, şunları kaydetti:

    “Yapılan incelemelerde, bölgede hem tektonik hareketlere hem de magma sokulumlarına bağlı bir gerilim artışı tespit edildi. Bu nedenle hibrit özellikler gösteren bir deprem süreci yaşandığı değerlendiriliyor.”

    Bölgede yalnızca üç ayda 15 bini aşkın deprem meydana geldiğinin altını çizen Özmen, “Türkiye’nin genel deprem aktivitesine baktığımızda yılda ortalama 25 bin deprem kaydediliyor. Sındırgı bölgesinde ise yalnızca üç ayda bu ortalamanın yüzde 60’ına yakını gerçekleşti.” dedi.

    30 KİLOMETRELİK KIRILMA GERÇEKLEŞTİ 3

    30 KİLOMETRELİK KIRILMA GERÇEKLEŞTİ

    Özmen, 6,1 büyüklüğündeki depremlerde yüzeyde belirgin bir kırık izi görülmemekle birlikte, yerin altında ilk depremde yaklaşık 15 kilometre, ikinci depremde de benzer uzunlukta olmak üzere toplamda yaklaşık 30 kilometrelik bir kırılmanın meydana geldiğini, bu süreçte yer yer 5-10 santimetrelik çökmelerin de oluşmuş olabileceğine dikkati çekti.

    "7 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM MEYDANA GELEBİLİR" 4

    “7 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM MEYDANA GELEBİLİR”

    Sındırgı’daki depremlerin “Simav Fay Zonu” üzerinde meydana geldiğini, bölgenin tarihsel olarak yüksek deprem riski taşıdığını aktaran Özmen, Simav Fayı’nın 7 büyüklüğüne ulaşabilecek bir deprem üretme potansiyeli olduğunu belirtti.

  • Halı sahada dili boğazına kaçtı

    Halı sahada dili boğazına kaçtı

    Olay, 8 Kasım’da Sakarya Adapazarı Karakamış Mahallesi’ndeki halı sahada yaşandı. Arkadaşlarıyla futbol oynayan M.U., topa vurduğu sırada aniden yere yığıldı. M.U.’nun hareketsiz kaldığını gören arkadaşları hemen yanına koşarak durumu sağlık ekiplerine bildirdi.

    Hayati Müdahale Son Anda Yapıldı

    M.U.’nun dilinin boğazına kaçtığı fark eden arkadaşları, hızlı bir müdahaleyle nefes almasını sağladı. Kısa sürede olay yerine gelen sağlık ekipleri, genç adama ilk müdahaleyi yaptıktan sonra hastaneye kaldırdı.

    Sağlık Durumu İyi

    Tedavi altına alınan M.U.’nun kısa sürede iyileşerek taburcu edildiği öğrenildi. Olay anı halı sahanın güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Görüntülerde M.U.’nun topa vurduktan sonra yere yığıldığı ve arkadaşlarının yardıma koştuğu anlar yer aldı.

  • Afyonkarahisar’da, 10 Kasım yad edildi

    Afyonkarahisar’da, 10 Kasım yad edildi

    Afyonkarahisar’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk gerçekleştirilen törenler ile yad edildi.

    Vali Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının 87. yıl dönümü dolayısıyla Kocatepe Parkı’nda düzenlenen 10 Kasım Atatürk’ü Anma Töreni’ne katılarak çelenk sundu. Anma programına kent protokol üyeleri ile birlikte sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve askeri erkan katıldı. Anma programı kent merkezi ile birlikte ilçelerde de yapıldı.

  • Mevlit yemeğinden zehirlenen 94 kişiden 89’u taburcu edildi

    Mevlit yemeğinden zehirlenen 94 kişiden 89’u taburcu edildi

    Mide bulantısı, baş dönmesi ve karın ağrısı şikâyetleriyle tedaviye alınan vatandaşlardan 89’u taburcu edilirken, 4’ü çocuk 5 kişinin tedavisi devam ediyor.

    Olayın ardından hastaneleri ziyaret eden İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Gökhan Demiral, vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileterek sağlık durumları hakkında bilgi aldı. Gece boyunca süren tedavilerin ardından çoğu hasta normale döndü.

  • Çekirdek çitlerken taburenin üzerinde gördüğü telefonu çaldı, ‘şeytana uydum’ dedi

    Çekirdek çitlerken taburenin üzerinde gördüğü telefonu çaldı, ‘şeytana uydum’ dedi

    Olay, 30 Ekim akşamı Seyhan ilçesi Karasoku Mahallesi’nde meydana geldi. Tütün satışı yapan Ahmet M., dükkânını kapatmak için hazırlık yaparken taburenin üzerinde bıraktığı cep telefonu, kaldırımda çekirdek çitleyerek yürüyen 43 yaşındaki Yusuf Şimşek tarafından çalındı. O anlar güvenlik kamerasına yansıdı.

    Polis Soruşturması ve Yakalama

    Hırsızlık ve Yankesicilik Büro Amirliği ekipleri, bölgedeki güvenlik kameralarını inceleyerek şüphelinin kimliğini ve adresini tespit etti. Evine yapılan baskında Yusuf Şimşek gözaltına alındı ve çaldığı cep telefonu ele geçirildi.

    İfade ve Tutuklama

    Emniyette ifadesi alınan Şimşek, “Taburenin üzerinde telefonu görünce çalmaya karar verdim. Şeytana uydum, pişmanım” dedi. Adliyeye sevk edilen şüpheli, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Çalınan telefon sahibine teslim edildi.

    Fotoğraf: Adana, (DHA)
  • Mescidi yanan caminin minaresi 200 yılı aşkın süredir zamana meydan okuyor

    Mescidi yanan caminin minaresi 200 yılı aşkın süredir zamana meydan okuyor

    Afyonkarahisar’ın Bolvadin ilçesinde 1801 yılında meydana gelen büyük yangında zarar gören Selçuklu mirası caminin minaresi adet yıllara meydan okuyarak bugünlere ulaşmayı başardı.

    13. yüzyılda Selçuklular döneminde yapılan ‘Kırık Minare’ 1801 yılındaki büyük yangında yok olan Erkmenhisarı köyünde günümüze kadar ulaştı. 1801 yılı çıkan yangında tamamen yok olan ‘Akmescit’in ayakta kalan minaresi, tarlaların ortasında ilginç görünümü ile dikkat çekiyor. Selçuklu eseri minarenin yapımında Polybotum Antik Kenti’nden getirilmiş taşların kullanıldığı biliniyor. Günümüzde tarlaların ortasında kalan minare yapısı ile ziyaretçilerin her dönem ilgisini çekmeyi başarıyor.

    Erkmen Mahallesi Muhtarı Talip Ergün, minarenin geçmişten kendilerine miras kaldığını ifade ederek, esere olan ilginin ise kendilerini mutlu ettiğini kaydetti. Ergün özellikle fotoğraf meraklılarının hafta sonları ve tatil günlerinde minarenin olduğu bölgeye akın ettiklerini vurguladı.

  • Afyonkarahisar’da trafik kazasında 4 kişi yaralandı

    Afyonkarahisar’da trafik kazasında 4 kişi yaralandı

    AFYONKARAHİSAR (AA) – Afyonkarahisar'ın Dinar ilçesinde şarampole devrilen otomobildeki 4 kişi yaralandı.

    Alınan bilgiye göre, S.A (53) idaresindeki 03 FT 847 plakalı otomobil, Aktoprak köyü yakınlarında şarampole devrildi.

    Kazada sürücü ile otomobildeki Y.Ş (70) S.Y (59) ve D.Ç (49) yaralandı.

    İhbar üzerine olay yerine sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi.

    Ambulanslarla hastaneye kaldırılan yaralıların hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi.

  • Bahçeli’den 10 Kasım mesajı: Atatürk bir milletin diriliş sembolü olmuştur

    Bahçeli’den 10 Kasım mesajı: Atatürk bir milletin diriliş sembolü olmuştur


    Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı,  Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 87. Vefat Yıldönümü dolayısıyla mesaj yayımladı.

    10 Kasım’ın yas tutma günü olmadığını belirten Bahçeli, “Aziz Atatürk’ü daha iyi anlamak, eşsiz hizmetlerini ve eserlerini samimiyetle kavramak için 10 Kasım bir fırsat, bir dönüm, bir tazelenme dönemidir” dedi.

    MHP lideri, “Atatürk esaret altına alınmakla tehdit edilen ve toprakları paylaşılmak istenen bir milletin mücadele ruhu, kurtuluş umudu, diriliş sembolü olarak sivrilmiştir” ifadelerini kullandı.

    Bahçeli açıklamasında şunları kaydetti:

    “Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu, istiklal mücadelemizin lideri, ilk Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ebediyete irtihalinin 87. senesinde hürmet, rahmet ve minnetle anıyoruz.

    Aziz Atatürk 57 yıllık ömrüne birçok başarıyı sığdırmış, bu süre zarfında göz kamaştıran sıçramalara imza atmış, şartlara göre değişmeyen ilke ve ülküleriyle Türk tarihine derin izler, arkasında da büyük eserler bırakmıştır.

    Her kararında, her icraatında, her adımında Türk milletine inanmış, hür ve bağımsız yaşamanın vazgeçilmezliğini rehber edinmiştir.

    Atatürk esaret altına alınmakla tehdit edilen ve toprakları paylaşılmak istenen bir milletin mücadele ruhu, kurtuluş umudu, diriliş sembolü olarak sivrilmiştir.

    Gerek askerlik hizmeti süresince, gerekse de devlet ve siyaset hayatında karamsarlıktan uzak durmuş, müstevlilerin zulüm senaryolarına kahramanca bir mücadeleyle direnerek milli gönüllerde bayraklaşmıştır.

    Gazi Mustafa Kemal meşruiyetten, insanlığın evrensel prensiplerinden ve milletimizin tertemiz iradesinden en ufak bir sapma göstermemiş, taviz vermemiştir.

    Türk tarihinin şahsına yüklediği sorumlulukları ruhen, fikren ve vicdanen gıpta edilecek düzeyde taşımış, sonuçta Türkiye Cumhuriyeti’ni Milli Mücadele’nin hayranlık uyandıran zaferleri üzerine özveri ve özgüven içinde bina etmiştir.

    Bundan dolayı kendisine çok şey borçlu olduğumuz ve aziz hatırasını yaşatmanın mükellefiyetini üstlendiğimiz çok açık bir hakikattir.

    Türkiye Cumhuriyeti yeni yüzyılda kurucu fikir ve felsefeye dayanarak, hatta daha da ilham alarak, milli birlik ve kardeşlik anlayışının refakatinde layık olduğu zirveye muhakkak tırmanacaktır.

    Aziz Atatürk’ün emaneti asla zedelenmeyecek; nitekim güvenli, huzurlu, refah ve barışla bezenen, devamında yükseldikçe yükselen bir Türkiye’ye inanıyorum ki herkes şahit olacaktır.

    Şüphesiz ki 10 Kasım bir ağlama, dövünme ve yas tutma günü değildir. Aziz Atatürk’ü daha iyi anlamak, eşsiz hizmetlerini ve eserlerini samimiyetle kavramak için 10 Kasım bir fırsat, bir dönüm, bir tazelenme dönemidir.

    Doğan her fani gibi Atatürk de ölümü tatmıştır.

    Mühim olan Gazi’nin büyük mirasına leke sürdürmemek, Türkiye Cumhuriyeti’nin payidarlığına zarar verdirmemektedir. Gazi Mustafa Kemal’in “en büyük eserim” diyerek övdüğü Türkiye Cumhuriyeti’ne samimiyet ve sadakatle sahip çıkmak, muhtemel risk ve tehditler karşısında uyanık ve dikkatli olmak her millet evladının görevi olmalıdır.

    Bu düşüncelerle aramızdan ayrılışının 87. yıldönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, Milli Mücadele kahramanlarıyla birlikte aziz şehitlerimizi saygı ve şükran hislerimle anıyor, hepsine Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz ediyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun diyorum.”

  • Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, Selanik’te Atatürk Evi’nin açılışını yaptı ve bir video paylaştı

    Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, Selanik’te Atatürk Evi’nin açılışını yaptı ve bir video paylaştı

    Bakan Ersoy, NSosyal hesabından Selanik Atatürk Evi’nin görüntülerini paylaşarak, “Bir nar ağacının gölgesinde hatıralar yeniden canlanıyor. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’te yeniden hayat bulan mirasının kapılarını bugün yeniden açıyoruz. Selanik’in dar sokaklarından milletimizin hafızasına uzanan bu emaneti ruhuna uygun bir şekilde ve tüm hatırasını koruyarak restore ettik. Ali Rıza Efendi’nin diktiği ağacın hala gölgesini düşürdüğü bu atmosfer bir çocuğun kurduğu hayallerin, bir milletin yolunu nasıl aydınlattığını hissettirecek. TİKA başta olmak üzere, milletimizin gönlünde müstesna bir yere sahip olan bu kıymetli mirası geleceğe taşıyan herkese teşekkür ediyorum” dedi.

    BAKAN ERSOY AÇILIŞ TÖRENİNDE KONUŞTU

    Açılışta konuşan Bakan Ersoy, Atatürk’ün hatırasına sahip çıkmanın yalnızca geçmişe değil, aynı zamanda geleceğe karşı da bir sorumluluk olduğunu vurguladı.

    Ersoy, Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak yalnızca Türkiye’de değil, dünyanın neresinde olursa olsun Türk kültürel varlıklarının sağlıklı biçimde korunmasına büyük önem verdiklerini vurguladı. Bu yaklaşımın en somut örneklerinden birinin Selanik’teki Atatürk Evi olduğunu belirtti.

    Restorasyonu tamamlanan Selanik Atatürk Evi açıldı | Bakan Ersoy açıkladı: Daha önce bilinmeyen belge ve fotoğraflar sergilenecek

    Bakan Ersoy, Mustafa Kemal’in kendileri için taşıdığı anlamın sadece bir devlet adamı olmasından kaynaklanmadığını belirterek, “Onunla kurduğumuz güçlü bağ lider olmasının ötesinde daha derin anlamlar taşıyor. İşte bugün burada toplanmamıza vesile olan çalışmalarımız Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’e olan vefamızın ve onun aziz hatırasına olan saygımızın bir nişanesidir. Unutmamalıyız ki Atatürk’e vefa göstermek, cumhuriyete sahip çıkmak ve değerlerini korumak olduğu gibi aynı zamanda ülkemize ve geleceğimize karşı bir sorumluluğumuzdur. Bu vefayı göstermenin en etkili yolu ise onun düşüncelerine, fikirlerine sahip çıkmak, bu değerler ışığında yolumuza emin adımlarla ilerlemektir.” dedi.

    Restorasyonu tamamlanan Selanik Atatürk Evi açıldı | Bakan Ersoy açıkladı: Daha önce bilinmeyen belge ve fotoğraflar sergilenecek

    CUMHURİYET YÜRÜYÜŞÜNÜN BAŞLADIĞI YER

    Atatürk’ün doğduğu evin, yaşadığı yerlerin ve kişisel eşyalarının onun hayatına dair izler taşıdığına dikkat çeken Ersoy, Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak geçmişe, kültüre ve tarihe duyulan bağlılıkla Atatürk’ün aziz hatırasını yaşatmak için çalıştıklarını vurguladı.

    Restorasyonu tamamlanan Selanik Atatürk Evi açıldı | Bakan Ersoy açıkladı: Daha önce bilinmeyen belge ve fotoğraflar sergilenecek

    Tarihin en zor anlarında alınan kararların, atılan adımların ve bu kararların alındığı mekânların da milletin ortak hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu söyleyen Ersoy, Atatürk’ün doğduğu evin sadece bir yapı olmadığını; Cumhuriyete giden yolun ilk adımlarını barındıran bu evin aslına uygun biçimde yaşatılmasının ve hikâyesinin gelecek kuşaklara aktarılmasının hayati önemde olduğunu dile getirdi.

    Bu tür yapıların ve mirasların geçmişi anlamada, geleceğe yön çizmede eşsiz birer rehber olduğunun da altını çizdi.

    Restorasyonu tamamlanan Selanik Atatürk Evi açıldı | Bakan Ersoy açıkladı: Daha önce bilinmeyen belge ve fotoğraflar sergilenecek

    1953 RUHUNA UYGUN OLARAK YENİDEN HAYATTA

    Bakan Ersoy, Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) aracılığıyla Mustafa Kemal Atatürk’ün 1881 yılında doğduğu eve yönelik çalışmalar başlattıklarını belirterek şöyle konuştu:

    “Selanik’teki Atatürk Evi, 1875 yılından önceki bir tarihte yapılmış, 1878 yılında Ali Rıza Efendi ve Zübeyde Hanım’ın mülkiyetine geçmiştir. Ali Rıza Efendi, 1879’da aynı parsele mevcut evin batısına iki katlı yeni bir ev daha yaptırmış ve bu ev Zübeyde Hanım’ın, eski ev de Ali Rıza Efendi’nin üzerine geçirilmiştir. Mustafa Kemal, 1881 yılında bu evde doğmuş ve babası Ali Rıza Efendi bu evde vefat etmiştir. 10 Kasım 1953’te, Atatürk’ün naaşının Anıtkabir’e taşındığı gün ise bu ev müze olarak açılmıştır. 1953’ün ardından çeşitli dönemlerde bu binada bakım ve onarım çalışmaları yürütüldü. Bakanlık olarak 2022 yılında ise evin restorasyon ve teşhir tanzim çalışmaları için geniş çaplı planlamaları yapıp, 19 Aralık 2024 tarihinde çalışmalara başladık. Çalışma boyunca da tüm süreci yakinen takip ettik. Atatürk Evi’nin restorasyonu kapsamında; iç mekân ve dış mekânda ahşap imalatlar ile tüm elektrik tesisatı yenilenmiş, sandık odası ve hamam özgün haline getirilmiş, çatının genel bakımı yapılmış ve bahçedeki duvarların genel bakımı ile avlu zeminin taş kaplaması tamamlanmıştır. Anı Evi’nin yeni hali Atatürk ve Ailesi Temalı Oda, Zübeyde Hanım’ın Odası, Etnografik Sergi, Evin Tarihçesi Temalı Alan ve Kütüphaneden oluşmaktadır. Proje, binanın bodrum katı evin tarihçesi, orta katı etnografik bilgiler ve üst katı ise Atatürk’ün Selanik yıllarını anlatacak şekilde tasarlandı. Yani bu restorasyon çalışmasını yaparken önceliğimiz Atatürk’ün doğduğu orijinal haline getirmekti. Bu noktada da temel noktamız, evin müze haline dönüştürüldüğü 1953 yılındaki hali oldu.”

    Restorasyonu tamamlanan Selanik Atatürk Evi açıldı | Bakan Ersoy açıkladı: Daha önce bilinmeyen belge ve fotoğraflar sergilenecek

    TARİHİ ESERLER TEK TEK RESTORE EDİLDİ

    Bakan Ersoy, TİKA tarafından yürütülen Selanik Atatürk Evi Restorasyon ve Teşhir-Tanzim Projesi kapsamında önemli eserlerin de restore edildiğini belirtti.

    Ankara Cumhuriyet Müzesi Müdürlüğü envanterine kayıtlı 12 eser ile Selanik Atatürk Evi’nden getirilen bir adet Cumhurbaşkanlığı mührü replikasının yanı sıra, Edirne Müzesi Müdürlüğü’ne ait iki eserin restorasyon ve konservasyonunun Ankara Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından başarıyla tamamlandığını söyledi.

    Restorasyonu tamamlanan Selanik Atatürk Evi açıldı | Bakan Ersoy açıkladı: Daha önce bilinmeyen belge ve fotoğraflar sergilenecek

    Ayrıca, Selanik Atatürk Evi’nden Türkiye’ye getirilen ve Kırşehir Müzesi Müdürlüğü’nde muhafaza edilen 50 demirbaş eşya ile 1005 kitabın da konservasyon sürecinin tamamlandığını, tüm bu eserlerin sergilenmeye hazır hale getirildiğini ifade etti.

    Restorasyonu tamamlanan Selanik Atatürk Evi açıldı | Bakan Ersoy açıkladı: Daha önce bilinmeyen belge ve fotoğraflar sergilenecek

    EŞYALAR EVİNE DÖNDÜ

    Bakan Ersoy, Balkan Savaşları sonrasında Zübeyde Hanım’ın evinden ayrılarak Türkiye’ye geldiğini hatırlatarak, onunla birlikte getirdiği bazı eşyaların bugün yeniden ait olduğu yere, Selanik’teki Atatürk Evi’ne döndüğünü söyledi.

    Mustafa Kemal’in bebeklik dönemine ait eşyalar, Zübeyde Hanım’ın şahsi eşyaları ve Ali Rıza Efendi’ye ait tesbihler gibi aileye ait özel eşyalar ile mobilyaların yıllar sonra yeniden bu eve kazandırıldığını belirten Ersoy, geçmişte zaman zaman Türkiye’de sergilenen bu eserlerin artık ait oldukları yapının içinde yer almasının, evin atmosferine büyük katkı sağlayacağına inandıklarını ifade etti.

    Restorasyonu tamamlanan Selanik Atatürk Evi açıldı | Bakan Ersoy açıkladı: Daha önce bilinmeyen belge ve fotoğraflar sergilenecek

    ATATÜRK’E AİT BELGELER İLK KEZ GÜN YÜZÜNE ÇIKTI

    Bakan Ersoy, müzede yer alacak diğer obje ve belgeler hakkında da bilgi vererek konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Atatürk’e ait az bilinen fotoğraflar, Ali Rıza Bey’in terekesi, Atatürk Evi’nin Ali Rıza Bey ve Zübeyde Hanım tarafından satın alındığına dair 1878 tarihli Osmanlı arşiv belgeleri, Mübadele sonrası Atatürk Evi’nin Zübeyde Hanım’dan Yunanistan Milli Bankası’na devrini gösteren 1925 tarihli Yunanca belge, Dışişleri Bakanlığı ve Selanik Başkonsolosluğu arşivlerinde yer alan plan, proje ve daha önce bilinmeyen fotoğraflar, Ressam Rahmi Pehlivanlı’nın Atatürk Evi tablosu, Celal Bayar’ın Atatürk Evi ziyaretinin video kaydı ve Kemal Zeren’in eserleri de artık müzede sergilenecekler arasında yer almaktadır.”

    Restorasyonu tamamlanan Selanik Atatürk Evi açıldı | Bakan Ersoy açıkladı: Daha önce bilinmeyen belge ve fotoğraflar sergilenecek

    TÜRK–YUNAN DOSTLUĞUNUN SİMGELERİNDEN BİRİ

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Başbakanlığı döneminde 2003 yılında Selanik’e giderek Atatürk’ün doğduğu evi ziyaret ettiğini hatırlatan Ersoy, Erdoğan’ın Atatürk’ün evini ziyaret eden ilk Türk Başbakanı olduğunu ve o ziyarette “Umuyorum ki bu ev, Türkiye ile Yunanistan arasındaki barışın sembolü olsun” ifadelerini kullandığını aktardı.

    Bakan Ersoy, bugün de aynı mesajı en güçlü şekilde yinelediklerini dile getirdi.

    Ersoy, bir milletin geçmişiyle kurduğu ilişkinin, onun geleceğini de şekillendirdiğini belirterek, bu anlayışla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde millet iradesine, bağımsızlığa, hürriyete, demokrasiye ve cumhuriyete bağlı kalarak Atatürk’ün emanetine sahip çıkmayı sürdüreceklerini ifade etti.

    Bakan Ersoy, her yıl özellikle 10 Kasım’da binlerce vatandaşın ziyaret ettiği Selanik Atatürk Evi’nin, 1953 yılındaki özgün haline kavuşturulmasını sağlayan Restorasyon ve Teşhir-Tanzim Projesi’nin hayırlı olmasını temenni etti.

    Restorasyonu tamamlanan Selanik Atatürk Evi açıldı | Bakan Ersoy açıkladı: Daha önce bilinmeyen belge ve fotoğraflar sergilenecek

    Evin atmosferinin, ait olduğu özel eşyaların geri dönmesiyle birlikte 1881 ve sonrasındaki ruhu yeniden yansıtacağına inandığını belirten Ersoy, bu vesileyle Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü ebediyete irtihalinin 87. yılında saygıyla andığını ve katılımcıları en kalbi duygularla selamladığını ifade etti.

    Yunanistan Turizm Bakan Yardımcısı Anna Karamanli, programda yaptığı konuşmada, Türkiye ve Yunanistan’ın yalnızca iki komşu ülke olmadığını, aynı zamanda zorluklarla dolu ama umut vadeden uzun bir tarihsel yolculuğu paylaştığını ifade etti.

    İki ülke arasındaki ilişkilerde son dönemde gözlemlenen dinamizmin, iyi komşuluk ilkeleri ve uluslararası hukuka dayalı ortak bir refah geleceğine olan inancı güçlendirdiğini vurgulayan Karamanli, Selanik’in doğduğu şehir olması sebebiyle burada bulunmanın kendisi için ayrı ve özel bir anlam taşıdığını dile getirdi.

    Karamanli, turizmin yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda insanlar ve kültürler arasında köprüler kuran, fırsatlar yaratan, yerel toplulukları destekleyen ve sürdürülebilir kalkınmayı teşvik eden bir güç olduğunu belirtti. Sınır ötesinden gelen ziyaretçilerin artmasının, bölgesel kalkınmaya, refahın yayılmasına ve dostluk ile güvene dayalı ilişkilerin gelişmesine katkı sağladığını ifade etti.

    Turizm Bakanlığı olarak karşılıklı saygı, sürdürülebilirlik ve yenilikçilik temelinde iş birliklerini güçlendirmek için çalıştıklarını belirten Karamanli, turizmin barış içinde bir arada yaşama ve diyalog kurma açısından da güçlü bir araç olduğuna inandıklarını söyledi. Karamanli, “Bugünkü etkinlik, kültürün sınırları aşarak ortak hafıza ve anlayış alanları yaratma gücünü bizlere bir kez daha hatırlatıyor.” dedi.

    Restorasyonu tamamlanan Selanik Atatürk Evi açıldı | Bakan Ersoy açıkladı: Daha önce bilinmeyen belge ve fotoğraflar sergilenecek

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya, Selanik’teki Atatürk Evi’nin yeniden açılış töreninde yaptığı konuşmada, buranın tarihimizin ve milli kimliğimizin en özel mekânlarından biri olduğunu söyledi.

    Üzerinde “Türk milletinin büyük müceddidi ve Balkan İttihadı’nın müzahiri Gazi Mustafa Kemal burada dünyaya gelmiştir” yazılı levhayla hafızalara kazınan bu evin, TİKA koordinasyonunda yürütülen titiz bir restorasyon sürecinin ardından kapılarını yeniden açtığını belirten Sırakaya, açılışın Türkiye Cumhuriyeti’nin köklerine, ortak hafızasına ve geleceğe duyulan sadakatin somut bir göstergesi olduğunu vurguladı.

    Sırakaya, Atatürk’ün doğduğu bu evin yalnızca bir yapı değil; bir millete umut, bir devlete kurucu irade kazandıran fikrin ve inancın doğduğu yer olduğunu ifade etti. Mustafa Kemal Atatürk’ün bu evin odalarında vatan ve millet sevgisinin ilk kıvılcımlarını yüreğinde taşıdığını belirten Sırakaya, “Çocukluğunun masum merakı, gençliğin fikir arayışı ve liderliğin vakur sorumluluğu bu mekânda yoğrulmuştur.” dedi.

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu, programda yaptığı konuşmada, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün doğduğu bu tarihî mekânda bulunmaktan duydukları gurur ve heyecanı dile getirerek katılımcılara saygılarını sundu.

    Restorasyonu tamamlanan Selanik Atatürk Evi açıldı | Bakan Ersoy açıkladı: Daha önce bilinmeyen belge ve fotoğraflar sergilenecek

    Buranın yalnızca bir bina değil, bir milletin yeniden uyanışının ve o uyanışa giden yolun da başlangıç noktası olduğunu vurgulayan Zorlu, bu mekânda milletine adanmış bir hayatın ve kararlılıkla şekillenmiş bir iradenin izlerinin bulunduğunu ifade etti. Projeyle gösterilen kadirşinaslığın, geçmişten geleceğe uzanan millî hafızayı koruma iradesinin somut bir göstergesi olduğunu belirtti.

    Ecdadın dünyanın neresinde olursa olsun bıraktığı her bir esere sahip çıkma iradesi gösteren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da özellikle teşekkür eden Zorlu, Atatürk Evi’nin bugünkü haline gelmesinde Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yoğun çaba gösterdiğini vurguladı. Yunanistan’daki makamlarla kurulan iş birliği ve koordinasyon sayesinde uzun bir sürecin ardından yapının aslına uygun biçimde yeniden ihya edildiğini söyledi.

    Zorlu, TİKA Başkanı başta olmak üzere projede emeği geçen tüm çalışanlara da teşekkür ederek, bu eserin ortaya çıkmasında herkesin büyük katkısı olduğunu ifade etti.

    MHP Genel Başkan Yardımcısı İlyas Topsakal, programda yaptığı konuşmada, kendilerinin bu projeye gönül vermiş ve sorumluluk yüklenmiş insanlar olarak bu bilinçle hareket ettiklerini ifade etti.

    Bu vesileyle Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a böyle büyük bir projeyi başlatıp başarıyla tamamladığı için şükranlarını sunan Topsakal, sürecin yalnızca bakanlıkla değil; TİKA Başkanı, tüm proje ekibi, Türkiye’nin Atina Büyükelçiliği ve devletin ilgili kurumlarının ortak emeğiyle yürütüldüğünü vurguladı.

    Projenin ince ince işlendiğini belirten Topsakal, özellikle Yunanistan’daki muhatap kurum ve yetkililerin katkılarına da dikkat çekerek, destek veren tüm Yunan makamlarına teşekkür etti.

    Türkiye’nin Atina Büyükelçisi Çağatay Erciyes, programda yaptığı konuşmada, Selanik’teki Atatürk Evi’nin her Türk’ün kalbinde sönmeyen bir ışığın, tükenmeyen bir umudun simgesi olduğunu belirtti.

    Bu evin, Atatürk’e duyulan minnetin yanı sıra geleceğe taşınan barışın, dostluğun ve umudun da sembolü haline geldiğini vurgulayan Erciyes, evin tarihçesine bakıldığında Türk-Yunan dostluğunun ve iki ülke arasındaki karşılıklı saygının somut bir nişanesi olduğuna dikkat çekti.

    Atatürk Evi’nin yıllık ziyaretçi sayısının 500 bine ulaşmasının, Yunanistan ile kültür ve turizm alanlarında yürütülen işbirliğine katkı sağladığını ve bu ilişkilerin derinleşmesine vesile olduğunu ifade etti.

    Bakan Ersoy ve beraberindeki heyet, kurdele kesme töreniyle Atatürk Evi’nin açılışını gerçekleştirdi ve müzeyi gezdiler.

    YENİ MÜZE KONSEPTİ: “BİR TÜRK EVİ”

    Atatürk Evi, yenilenen sergileme düzeniyle ziyaretçilere artık bir “Türk Evi” atmosferi sunacak.

    Üç katlı yapının bodrumu “Evin Tarihçesi”, orta katı “Etnografik Sergi”, üst katı ise “Atatürk’ün Selanik Yılları” temasıyla kurgulandı.

    Müzede yer alacak obje ve belgeler arasında 1.878 tarihli tapu belgeleri, Ali Rıza Efendi’nin terekesi, Afet İnan’ın kroki çizimleri, Selanik Askeri Rüştiyesi’nin fotoğrafları ve Ressam Rahmi Pehlivanlı’nın Atatürk Evi tablosu bulunuyor.

  • İş Dünyası buluşması gerçekleştirildi: Ekonominin kalbi ATSO’da attı

    İş Dünyası buluşması gerçekleştirildi: Ekonominin kalbi ATSO’da attı

    Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası’nda, Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Serteser ve Meclis Başkanı Mustafa Ali Çelikten’in ev sahipliğinde “İş Dünyası Buluşması” gerçekleştirildi. Toplantıya AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili ve TBMM Katip Üyesi İbrahim Yurdunuseven, AK Parti Afyonkarahisar Milletvekilleri Ali Özkaya, Hasan Arslan, Eski Ticaret Bakanı ve AK Parti Ekonomi İşleri Başkan Yardımcısı Cenap Aşcı, AK Parti Ekonomi İşleri Başkan Yardımcısı Zekeriya Aslan, Afyon Kocatepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakaş, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adem Aslan, İl Genel Meclisi Başkanı Mehmet Siper, AK Parti İl Başkanı Turgay Şahin, Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Mühsürler, Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ali Rıza Gürakar, Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Cengiz Üstün, Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu, Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Yeşilay, AK Parti İl Başkan Yardımcısı Mehmet Yaşar Öndüç, AFSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kadir Sayın, MÜSİAD Afyonkarahisar Şube Başkanı Ercan İşlek, Afyonkarahisar İscehisar Mermerciler Derneği Başkanı Remzi Özcan, Afyon Boğaz Mermerciler Derneği Başkanı Mehmet Sıtkı Merdivenci, Uluslararası Girişimci İş Kadınları Derneği Başkanı Melike Akkent, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Sekreteri Yusuf Tür, TOBB Afyonkarahisar Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Funda Güleç Yaman, TOBB Afyonkarahisar Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Mustafa Özkan, ZAFTODER Başkanı Ali Ulvi Gümüşhan, Genel Sekreteri Ali Şenol ve il protokolü katıldı.

    AFYONKARAHİSAR EKONOMİSİNİN YOL HARİTASI MASAYA YATIRILDI

    İş dünyası temsilcileri ile kamu ve siyaset çevrelerinin bir araya geldiği toplantıda, Afyonkarahisar’ın ekonomik gelişimi, üretim, ihracat ve yatırım alanlarında atılabilecek ortak adımlar üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Katılımcılar, sanayi, tarım, turizm ve madencilik gibi sektörlerde kentin rekabet gücünü artıracak ortak projeler üzerine fikir alışverişinde bulundu.

  • Tırın taşıdığı tuğlalar ile tehlikeli yolculuğu kamerada

    Tırın taşıdığı tuğlalar ile tehlikeli yolculuğu kamerada

    Afyonkarahisar’da bir tır sürücüsünün gerektiği şekilde önlem almadan dorsesinde taşıdığı tuğlaları yola düşürerek ilerlediği anlar cep telefonu kamerasıyla görüntülendi.

    Olay, Çobanlar ilçesinde meydana geldi. Trafikte ilerleyen bir sürücü tarafından kayda alınan görüntülerde, tır sürücüsü dorsesinde taşıdığı tuğla yükü ile ilerlerken, rüzgarın şiddetine dayanamayan tuğlalar araç çukura girip çıktıkça dorseden aşağıya düştü. Sürücünün gerekli önlemleri almadan taşıdığı gözlenen tuğlalar trafikte tehlike oluştururken tuğlaların düştüğünü fark eden birçok araç sürücüsü ise tırdan adeta uzak durarak kaçarak uzaklaştı. Tır sürücüsünün durumdan habersiz bir şekilde yıkılma aşamasına gelmiş tuğla yüküyle ilerlemesi ise bu kadarına ’pes’ dedirtti.

  • ÖZEL HABER – “Atatürk’ün açtığı yolu, hatırlamak zorundayız”

    ÖZEL HABER – “Atatürk’ün açtığı yolu, hatırlamak zorundayız”


    “AFYON’U HATIRLAMAK, BİR LİDERİ DEĞİL, ONUN TEMSİL ETTİĞİ TARİHSEL BİLİNCİ HATIRLAMAKTIR”

    Kocaeli Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. İbrahim Şirin, 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü dolayısıyla Gazete 3’e özel bir röportaj verdi. Şirin, Atatürk’ün tarih bilincini “geçmişe bir hamasetle değil, derin bir farkındalıkla bakabilmenin adı” olarak tanımladı ve Afyonkarahisar’ın Kurtuluş Savaşı’ndaki yerini “bir milletin sömürgeleşmeye karşı direnişinin ete kemiğe büründüğü yer” şeklinde ifade etti.

    ATATÜRK’ÜN TARİH BİLİNCİNE DAİR EN BELİRGİN ÖZELLİK: DERİN FARKINDALIK


    Prof. Dr. İbrahim Şirin, Atatürk’ün tarihe bakışının en belirgin özelliğini şu sözlerle açıkladı: “Atatürk’ün tarih bilinci, geçmişe bir hamasetle değil, derin bir farkındalıkla bakabilmenin adıdır. O, tarihi yalnızca geçmişin hikâyesi olarak değil, bir milletin kendi varoluşunu anlamasının ve geleceğini kurmasının aracı olarak görmüştür. Atatürk için tarih, övünmek veya sövmek için değil, kendimizi iyileştirmek için okunur.” Şirin, bu anlayışın tarihi duygusal bir alan olmaktan çıkarıp toplumsal bir bilinç mekânına dönüştürdüğünü vurguladı: “Atatürk, milletin köklerine güvenmeden çağdaşlaşamayacağını biliyordu; ama aynı zamanda geçmişe kör bir bağlılığın da ilerlemeyi engelleyeceğini fark etmişti. Bu yüzden onun tarih yaklaşımı, eleştirel olduğu kadar kurucudur da: Geçmişi yargılamadan ama sorgulayarak, tarihin içinden bir yeniden doğuş imkânı çıkarmıştır.” Atatürk’ün tarih çalışmalarının somut örneklerini de sıralayan Şirin, şöyle devam etti: “Atatürk’ün tarih çalışmaları Türk Tarih Kurumu’nun kuruluşu, tarih kongreleri, ders kitaplarının yeniden yazılması; bu bilincin somut tezahürleridir. Onun gözünde tarih, yalnızca bilgi değil, bir irade meselesidir. Çünkü tarih bilinci olmayan milletler, kendi kaderlerini başkalarının yazdığı hikâyelerin içinde yaşamak zorunda kalırlar.”

    GÜNÜMÜZ TÜRKİYE’SİNDE ÇIKARILMASI GEREKEN DERSLER


    Prof. Dr. İbrahim Şirin

    Prof. Dr. Şirin, günümüz Türkiye’sinde Atatürk’ün tarih anlayışından çıkarılması gereken en temel dersi şu şekilde özetledi: “Bugün Atatürk’ün tarih anlayışından çıkaracağımız en temel ders, tarihin bir propaganda aracı değil, bir düşünme biçimi olduğudur. Tarih, toplumların kendi geçmişleriyle hesaplaşma biçimidir. Atatürk, tarihi bu yönüyle bir öz-eleştiri alanı haline getirmiştir: Kendi hatalarını görebilen, kendi zaaflarını tahlil edebilen bir milletin geleceği sağlam olur.” Tarih eğitimindeki mevcut durumu eleştiren Şirin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ne yazık ki bizde tarih çoğu zaman kronolojiden ibaret, ezberlenen bir ders haline getirilmiştir. Oysa Atatürk, tarih öğretimini bir düşünme biçimine dönüştürmek istemiştir. Kronolojik ezber, insanı düşünmekten alıkoyar; olayların nedenini ve sonucunu kavramayan bir toplum, aynı hataları tekrarlamaya mahkûmdur.” Şirin, tarihin yalnızca “ne oldu”yu değil, “neden oldu” ve “nasıl olabilirdi” sorularını da sordurması gerektiğini belirtti: “Bu yüzden tarih, yalnızca ‘ne oldu’yu anlatmakla yetinmemeli; ‘neden oldu’ ve ‘nasıl olabilirdi’ sorularını da sordurmalıdır. Atatürk’ün tarih anlayışında amaç, geçmişi bilmekten çok, geçmişten öğrenmektir. Bu da ancak analitik düşünceyle mümkündür.” Genç kuşaklara yönelik çağrısını da yineleyen Şirin, “Bugün tarih eğitiminde Atatürk’ün açtığı bu yolu yeniden hatırlamak zorundayız. Genç kuşakları kronolojinin değil, düşüncenin içine çağırmak gerekiyor. Çünkü bir ulusun hafızası, rakamlarla değil, anlamla korunur” dedi.

    10 KASIM’DA AFYON’U HATIRLAMANIN ÖNEMİ


    Prof. Dr. İbrahim Şirin, 10 Kasım’da Atatürk’ü anarken Afyon’un Kurtuluş Savaşı’ndaki rolünü hatırlamanın neden önemli olduğu sorusuna şu yanıtı verdi: “Afyon, Türk tarihinin yalnızca bir cephe hattı değil, bir hafıza mekânıdır. Burası, bir milletin sömürgeleşmeye karşı direnişinin ete kemiğe büründüğü yerdir. Büyük Taarruz’un başladığı bu topraklar, sadece bir savaşın değil, bir zihinsel devrimin de başlangıcı olmuştur.”

    Afyon’u yeniden düşünmenin anlamını da açıklayan Şirin, şunları kaydetti: “Afyon’u bugün yeniden düşünmek, onu sadece bir zaferin sahnesi olarak değil, ulusal bilincin doğduğu bir bilinç coğrafyası olarak yeniden kurmaktır. Bu şehir, işgale karşı direnişin olduğu kadar, teslimiyetin reddinin de mekânıdır. O nedenle Afyon, sadece bir tarihsel olayın değil, bir varoluş bilincinin adıdır.” Şirin, 10 Kasım’da Afyon’u hatırlamanın liderden öte bir anlam taşıdığını vurguladı: “Atatürk’ü 10 Kasım’da anarken Afyon’u hatırlamak, bir lideri değil, onun temsil ettiği tarihsel bilinci hatırlamaktır. Afyon’un yeniden anlamlandırılması, sömürgeleşmeye karşı verilen direnişin toplumsal hafızadaki yerini tazelemek demektir.”

    HAFIZAYI YENİDEN DÜZENLEMEK


    Afyon’un yeniden inşasının yalnızca fiziki bir düzenleme olmadığını belirten Şirin, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu da ancak mekânın yeniden düzenlenmesiyle (müzeleri, anıtları, yürüyüş yolları ve eğitim alanlarıyla) mümkün olur. Ancak burada yeniden düzenlemeden kastedilen yalnızca fiziki bir düzenleme değildir. Asıl mesele, hafızayı yeniden düzenlemektir. Afyon, yalnızca geçmişin bir sayfası değil, bugünün ve yarının da düşünsel dayanak noktası olmalıdır. Çünkü bir millet, hafıza mekânlarına sahip çıkmadıkça kendi kimliğini diri tutamaz.”

    Prof. Dr. Şirin, son olarak şu mesajı verdi: “Afyon’un yeniden kurgulanması, tarihin övünmek için değil, kendini iyileştirmek için kullanılması gerektiğini hatırlatır. Bu topraklar bize sadece ne yaşandığını değil, neyi unutmamamız gerektiğini öğretir. Afyon’un taşıdığı anlam, bir milletin yorgun düşmüş benliğini yeniden dirilten o tarihsel bilinçtir. Ve işte o bilinç, bugün hâlâ Türkiye’nin geleceğini kuracak en güçlü temeldir.”