Kategori: Gündem

  • Dünya Kupasını kim aldı? Arjantin mi, İspanya mı? İşte tarihi finalin tüm detayları…

    Dünya Kupasını kim aldı? Arjantin mi, İspanya mı? İşte tarihi finalin tüm detayları…

    Futbol dünyasının en büyük ve en prestijli organizasyonu olan 2026 FIFA Dünya Kupası, unutulmayacak bir dev finalle şampiyonunu buldu. ABD, Kanada ve Meksika’nın ortaklaşa ev sahipliği yaptığı tarihi turnuvada, bir tarafta Lionel Messi liderliğindeki unvanını korumak isteyen son şampiyon Arjantin, diğer tarafta ise turnuva boyunca sergilediği baskın futbolla göz dolduran İspanya karşı karşıya geldi.

    İşte dev finalden öne çıkanlar ve İspanya’nın tarihi zaferinin detayları…

    2026 Dünya Kupası’nı Kim Kazandı? Uzatmalarda Gelen Altın Gol!

    Tüm dünyanın kilitlendiği dev finalin normal süresinde iki takım da savunma disiplininden ödün vermedi ve 90 dakika golsüz eşitlikle tamamlandı. Uzatma devrelerine geçildiğinde ise İspanya hücum hatlarında baskısını artırdı.

    Mücadelenin kaderini belirleyen an uzatma dakikalarında yaşandı. İspanya’nın yetenekli hücum oyuncusu Ferran Torres, ağları havalandırarak takımını 1-0 öne geçirdi. Kalan kısa sürede Arjantin’in beraberlik çabaları sonuç vermeyince, İspanya sahadan galibiyetle ayrılarak 2026 FIFA Dünya Kupası şampiyonu oldu.

    İspanya Tarihinde İkinci Kez Dünya Kupası’nı Müzesine Götürdü

    Dünya Kupası tarihinde 17. kez boy gösteren ve turnuvanın en köklü ekipleri arasında yer alan İspanya, bu tarihi zaferle birlikte şampiyonluk sayısını 2’ye çıkardı.

    Matadorlar, ilk Dünya Kupası şampiyonluğunu 2010 yılında Güney Afrika’da düzenlenen turnuvada Hollanda’yı uzatmalarda yenerek kazanmıştı. Arjantin karşısında alınan bu zaferle birlikte İspanya, 16 yıl aradan sonra ikinci kez dünya futbolunun en büyük kupasını müzesine götürmeyi başardı.

  • ÖSYM YKS sonuçları açıklanıyor: İşte sorgulama ekranı!(sonuc.osym.gov.tr)

    ÖSYM YKS sonuçları açıklanıyor: İşte sorgulama ekranı!(sonuc.osym.gov.tr)

    Milyonlarca üniversite adayının geleceğini şekillendirecek olan 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) değerlendirme sürecinde kritik dönemece girildi. Temel Yeterlilik Testi (TYT), Alan Yeterlilik Testleri (AYT) ve Yabancı Dil Testi (YDT) olmak üzere üç farklı oturumda ter döken adaylar, sınav sonuçlarının ilan edileceği ana kilitlendi.

    İşte 2026-YKS sonuç sorgulama adımları, ÖSYM sınav takvimi ve üniversite tercih sürecine dair tüm detaylar…

    YKS Sonuçları Açıklandı mı? Ne Zaman Açıklanacak?

    Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından yayımlanan 2026 yılı sınav takvimine göre YKS sonuçlarının 22 Temmuz 2026 Çarşamba günü kamuoyuna ilan edilmesi öngörülüyor.

    Öte yandan, ÖSYM’nin geçmiş yıllarda değerlendirme süreçlerini erken tamamlayarak YKS sonuçlarını ilan edilen resmi takvim tarihinden 1 ila 3 gün önce sabahın ilk saatlerinde sürpriz bir şekilde erişime açtığı biliniyor. 20 Temmuz itibarıyla ÖSYM sistemlerinde hazırlıklar devam etmekte olup, olası bir erken açıklama durumunda T.C. Kimlik Numarası ve şifre ile sistemden sorgulama yapılabilecek.

    Adım Adım YKS Sonuç Sorgulama Formülü

    ÖSYM sonuç sistemi erişime açıldığı andan itibaren adaylar puan ve başarı sıralamalarını şu adımları izleyerek öğrenebilecek:

    İnternet tarayıcınızdan ÖSYM’nin resmi sonuç sayfası olan sonuc.osym.gov.tr veya ais.osym.gov.tr adresine gidin.

    Ana ekranda aktif olarak duyurulan “2026-YKS Sonuçları” bağlantısına tıklayın.

    T.C. Kimlik Numaranız ve ÖSYM Aday Şifreniz ile sisteme giriş yapın. (Şifresini hatırlamayan adaylar “e-Devlet ile Giriş Yap” butonunu kullanarak da erişim sağlayabilir).

    Giriş işleminin ardından TYT, AYT ve YDT testlerindeki doğru-yanlış sayılarınız, ham puanlarınız, yerleştirme puanlarınız ve Türkiye geneli başarı sıralamalarınız ekrana gelecektir.

    2026 YKS Tercih Süreci Ne Zaman Başlayacak?

    Sınav sonuçlarının erişime açılmasının ardından ÖSYM tarafından 2026-YKS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu yayımlanacak. Üniversite tercih sürecinin Temmuz ayının son haftası ya da Ağustos ayının ilk günlerinde başlaması bekleniyor. Adaylara tercihlerini ÖSYM AİS üzerinden iletmeleri için yaklaşık 10 günlük bir başvuru süresi tanınacak.

  • İzmit Belediyesi’ne operasyon: CHP İlçe Başkanı Gökhan Ercan gözaltında!

    İzmit Belediyesi’ne operasyon: CHP İlçe Başkanı Gökhan Ercan gözaltında!

    Kocaeli ve siyaset gündemi, sabahın ilk saatlerinde İzmit Belediyesi’ne düzenlenen sürpriz bir emniyet operasyonuyla sarsıldı. Savcılık koordinesinde yürütülen geniş kapsamlı bir soruşturma çerçevesinde hareket geçen Mali Suçlarla Mücadele ekipleri, sabah saatlerinde belediyenin ana hizmet binasının bulunduğu Belsa Plaza’ya giriş yaptı.

    İşte Belsa Plaza’da devam eden polis aramaları, gözaltına alınan isimler ve İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet hakkındaki iddialara dair son durum…

    CHP İzmit İlçe Başkanı Gökhan Ercan Gözaltına Alındı

    Soruşturma kapsamında polis ekipleri tarafından ilk olarak CHP İzmit İlçe Başkanı Gökhan Ercan’ın gözaltına alındığı öğrenildi. Ercan’ın emniyete götürülerek ifade işlemlerine başlandığı bildirilirken, soruşturmanın dosya içeriği ve gözaltı gerekçelerine ilişkin gizlilik kararı çerçevesinde hareket edildiği kaydedildi.

    Fatma Kaplan Hürriyet Hakkında Gözaltı Kararı

    Operasyonun en dikkat çeken gelişmelerinden biri ise İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet hakkında yaşandı.

    Edinilen ilk bilgilere göre, yürütülen soruşturma dosyası kapsamında Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet hakkında da gözaltı kararı çıkarıldığı öne sürüldü. Emniyet güçlerinin Hürriyet’in evinde arama gerçekleştirdiği iddiaları gündeme bomba gibi düşerken, konuya ilişkin Kocaeli Valiliği veya Cumhuriyet Başsavcılığı gibi resmi makamlardan henüz yazılı veya sözlü net bir açıklama yapılmadı.

    Belsa Plaza Belediye Binasında Arama Çalışmaları

    Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı’nın talimatıyla emniyet mensuplarının Belsa Plaza’da yer alan İzmit Belediyesi idari binasına giriş yaptığı ve ilgili idari birimlerde, evraklarda ile dijital materyaller üzerinde detaylı arama ve inceleme yapmasının beklendiği öğrenildi. Bina çevresinde ve içerisinde emniyet güçlerinin güvenlik önlemleri aldığı görüldü.

  • MHP Genel Başkanı Bahçeli: Türk askerinin Ada’daki mevcudiyeti Kıbrıs Türkü’nün güvenliğinin yegane sigortasıdır

    MHP Genel Başkanı Bahçeli: Türk askerinin Ada’daki mevcudiyeti Kıbrıs Türkü’nün güvenliğinin yegane sigortasıdır

    Bahçeli, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, Akdeniz’in bağrına Türk milletinin irade mührünü vuran aziz şehitleri rahmet ve minnetle, kahraman gazileri şükran ve hürmetle andığını belirtti.

    20 Temmuz 1974’ün Türk milletinin barış arzusunu boyun eğiş zannedenlere karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kudretini, Kurtuluş Harbi’nden sonra bir kez daha yedi cihana gösterdiği tarihi bir safha olduğunu vurgulayan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

    “20 Temmuz 1974, Kıbrıs Türkü’nü yurdundan söküp atmayı, Ada’yı köhne Enosis masallarıyla Yunanistan’a bağlamayı ve Doğu Akdeniz’deki Türk varlığını tasfiye etmeyi amaçlayan kanlı hesabın paramparça edildiği milli bir hüküm günüdür. O gün Türk askeri, Rum-Yunan zihniyetinin asırlık ilhak saplantısını tarihin karanlık sayfalarına hapsetmiş, miadı dolmuş Enosis hülyasını ve yayılmacı emellerini Akdeniz’in sularına gömmüştür.

    Aziz Türk milleti, Kıbrıs Türkü kardeşlerinin kanını yerde koymayacağını, sancağını sahipsiz bırakmayacağını, istikbalini Rum-Yunan zulüm cephesinin insafına terk etmeyeceğini, karşısındaki ittifakın genişliği, tehdidin büyüklüğü ve diplomatik baskıların ağırlığı ne olursa olsun tarihi ve milli sorumluluklarından geri adım atmayacağını bütün dünyaya göstermiştir.”

    “Kıbrıs Türkü, Ada’nın asli sahibidir”

    Devlet Bahçeli, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Anadolu’nun güneydeki emniyet hattı, Doğu Akdeniz’deki milli hak ve menfaatlerin kilit noktası, şehit kanlarıyla vatan kılınan bir Türk yurdu, mazinin emaneti ve milli varlığın devamlılığı olduğunu vurguladı.

    “Ankara ile Lefkoşa’nın kaderi birbirinden ayrılamayacağı gibi, Kıbrıs Türkü’nün güvenliğiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin asayişi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemenliğiyle Türk milletinin Akdeniz’deki itibarı da birbirinden kopartılamaz.” değerlendirmesinde bulunan Bahçeli, şunları kaydetti:

    “Kıbrıs Türkü, Ada’nın asli sahibidir. Lala Mustafa Paşa’nın serdarlığında yürütülen Osmanlı Devleti Kıbrıs Seferi’nin, on bir aylık muhasaranın ardından 1 Ağustos 1571’de Mağusa’nın fethiyle tamamlandığı ve Türk varlığının Ada’da kök saldığı günden bugüne Kıbrıs Türkü, kendi kaderini tayin etme iradesine sahip egemen bir halk, büyük Türk milletinin koparılamaz ve vazgeçilemez bir parçasıdır.

    Bu tarihi hakikat, asırlar boyunca süren kuşatmaların, kanlı saldırıların, yokluk ve yoksunlukların içinden geçerek, vatanını ve bayrağını canından aziz bilen, şehadet mertebesine ve Resul-i Ekrem’in komşuluğuna erişme niyazıyla cepheye koşan bahadırların yazdığı destanlarla tahkim edilmiş ve bugüne kadar taşınmıştır. Helenist yayılmacılığın Kıbrıs Türkü’nün canına, malına, namusuna ve milli kimliğine kastettiği yıllarda, köyler kuşatılmış, ocaklar söndürülmek istenmiş, kadın ve çocuk demeden siviller hedef alınmış, Ada’da Türk milleti soykırıma uğratılmıştır.”

    “Kıbrıs Barış Harekatı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Lefkoşa’nın kalbine indirdiği çelikten bir yumruktur”

    Bahçeli, böylesi bir vahametin içinden doğan Türk Mukavemet Teşkilatı’nın dağınık milli iradeden müşterek bir ülkü doğuran, ülküyü askeri disiplin ile birleştiren, Ada’da Türk milletinin çaresizlik dehlizlerinde kaybolmasını önleyen, bağımsızlık ve hürriyet sevdasını mücadeleyle yüreklerde diri tutan milli bir mukavemet karargahı olduğuna işaret etti.

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Rum-Yunan hattının emperyalist arzularına karşı dirayetini, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 20 Temmuz 1974’te Ada’ya müdahalesine kadar kesintisiz sürdüren Türk Mukavemet Teşkilatı, Kıbrıs’ta yazdığı destanla, isimleri çoğu zaman bilinmese de cesaretleri milli hafızamıza silinmemek üzere kazınan kahraman mücahitlerimizin şahsında ölümsüzleşmiştir.

    Türk Silahlı Kuvvetlerince icra edilen Kıbrıs Barış Harekatı, Kıbrıs Türkü’nü imhaya, Ada’yı ilhaka, Türk varlığını inkara ve Rum-Yunan tahakkümünü ihyaya yönelen istilacı zihniyete karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Lefkoşa’nın kalbine indirdiği çelikten bir yumruktur.”

    “Türk askerinin Ada’daki mevcudiyeti, Doğu Akdeniz’deki barış ikliminin yegane sigortası”

    MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türkiye’nin uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan hak ve yükümlülükleri uyarınca gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekatı’nın yalnız Kıbrıs Türkü’ne değil, Ada’nın tamamına barış ve istikrar getirdiği gerçeğinin, Rum-Yunan zihniyetiyle onların hamileri açısından hazmı ne kadar güç olursa olsun, yarım asrı aşan sükunetin su götürmez gerçek olduğunu vurguladı.

    Bugün Türk askerinin Ada’daki varlığını tartışmaya açanların, Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünü sulandırmaya çalışanların ve 20 Temmuz 1974’te yazılan destanı, sözde işgal söylemiyle karalamaya kalkışanların, Harekattan önce akan Türk kanını, yakılan köyleri, dağıtılan aileleri, Rum-Yunan ikilisinin yol açtığı zulmü bilinçli olarak hasıraltı ettiğine işaret eden Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:

    “Türk askerinin Ada’daki mevcudiyeti, yeni saldırıların önünü kesen caydırıcılığın, Kıbrıs Türkü’nün güvenliğinin ve Doğu Akdeniz’deki barış ikliminin yegane sigortasıdır. Kıbrıs, şehit emanetidir, mücahit mirasıdır, Türk milletinin namus meselesidir, Akdeniz’deki milli varlığımızın kalesidir. Ada’da iki eşit millet ve egemen iki devlet vardır. Ancak Avrupa Parlamentosu’nun 17 Haziran 2026 tarihinde kabul ettiği 2025 Yılı Türkiye Raporu, Avrupa’nın Kıbrıs meselesinde ne derece taraflı, tarihi gerçeklerden kopuk ve Rum-Yunan tezlerinin tesiri altında ikiyüzlülük yarışında ne kadar ileri gidebileceğini bir kez daha gözler önüne sermiştir.

    Kıbrıs Türk halkını egemen bir halk olarak değil, yalnızca Ada’nın ‘meşru bir topluluğu’ olarak tanımlayan bu rapor, Türkiye’ye Kıbrıs Türklerine ‘siyasi alan açması’ çağrısında bulunmakta ve tüketilmiş federasyon modelini tek çözüm seçeneği olarak dayatmaktadır. Kıbrıs Türklüğüne istikamet tayin edecek irade, Brüksel’de değildir. Bu irade, Türk Mukavemet Teşkilatı mücahidinin yıllarca terk etmediği mevziisinde, şehitlerimizin kanıyla sulanan Ada toprağında, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Kıbrıs’ta ortaya koyduğu kararlı müdahalede ve Kıbrıs Türklerinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kuran kudretindedir.”

    “Kıbrıs Türk’tür ve ilelebet Türk kalacaktır”

    Bahçeli, “Kıbrıs Türkü’ne azınlık gömleği biçen, Türkiye’nin Ada’daki meşru varlığını hedef alan ve KKTC’nin, Türk Devletleri Teşkilatı ile İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde geliştirdiği münasebetlerden rahatsızlık duyan Avrupa Parlamentosunun değerlendirmeleri bizim açımızdan siyaseten sakat ve yoklukla maluldür.” ifadelerini kullanarak, yıllardır farklı isim ve ambalajlarla tedavüle sokulan fakat özünde Kıbrıs Türkü’nü Rum idaresine tabi bir unsur haline getirmeyi amaçlayan federasyonun düşlerinin bayatladığını vurguladı.

    Kıbrıs Türklüğünün müktesep haklarını, egemen ve eşit statüsünü yok sayan hiçbir yaklaşımın adil ve kalıcı bir çözüme hizmet etmesinin mümkün olmadığının altını çizen Bahçeli, Kıbrıs Türkünün Rum idaresi altında azınlık statüsüne boyun eğmesinin düşünülemeyeceği gibi egemen eşitliğinin teyit ve tescil edilmesi de ertelenemez bir hak ve tarihi sorumluluk olduğunu belirtti.

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, şunları kaydetti:

    “Kıbrıs’ta iki ayrı devlet varlığının kayıtsız, şartsız, tartışmaya kapatılarak kabul edilmesi, KKTC’nin uluslararası statüsünün diğer devletler nazarında tescil edilmesi kalıcı barışın yegane anahtarıdır. Bu duygu ve düşüncelerle Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünü ve 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramını kutluyor, KKTC’nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı, aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi şükranla ve dualarla yad ediyorum.

    Tarihi Harekat kararını cesaret ve kararlılıkla alan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ile Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan’ı rahmet ve minnetle anıyor, bu kararı eşsiz bir kahramanlık ve vatan sevgisiyle sahada zafere taşıyan şanlı Türk Silahlı Kuvvetlerimize şükranlarımı sunuyorum. Kıbrıs Türk’tür, Türk’ün öz yurdudur ve ilelebet Türk kalacaktır.”>>>AA

  • Antalya’da ormanlık alanda çıkan yangına müdahale ediliyor

    Antalya’da ormanlık alanda çıkan yangına müdahale ediliyor

    Menteşbey ve Sarıhaliller mahalleleri arasındaki ormanlık sahada henüz belirlenemeyen nedenle çıkan yangının ardından durum yetkililere bildirildi.

    İhbar üzerine bölgeye Antalya Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı 3 helikopter, 2 yangın söndürme uçağı, 9 arazöz, 5 su ikmal aracı, 3 ilk müdahale aracı ile çok sayıda orman işçisi sevk edildi. Ekiplerin alevleri kontrol altına almak için havadan ve karadan yürüttüğü müdahale sürüyor.>>>AA

  • Kıbrıs Barış Harekâtı’nın izlerini taşıyan bayrak korunuyor

    Kıbrıs Barış Harekâtı’nın izlerini taşıyan bayrak korunuyor

    Güzelyurt kentinde yaşayan ve 1990 yılında KKTC’ye yerleşen Aynur Gazcıoğlu’na (54) aynı yıl Kıbrıs Türkü komşusu tarafından 20 Temmuz 1974’teki harekatta kullanılan bayraklardan biri emanet edildi.

    Savaşta zarar gören bayrağı 36 yıl boyunca sandıkta muhafaza eden Gazcıoğlu, vatan ve bayrak bilincinin devamı için 52 yıl önceki Kıbrıs Barış Harekatı’nda Mehmetçiğin kullandığı Türk bayrağını torununa bırakarak gelecek nesillere ulaştırmayı hedefliyor.

    AA muhabirine bayrağın öyküsünü anlatan Aynur Gazcıoğlu, “Bayrağı bana harekata tanık olan komşum emanet etti. Ben de bunu torunuma miras olarak bırakacağım. Kıbrıs Türk’ü olan komşum kendisi vefat etmeden önce buraya ilk geldiğimde verdi. Ben de 36 yıldır sandığımda saklıyorum.” diye konuştu.

    Kıbrıs Barış Harekâtı'nın izlerini taşıyan bayrak korunuyor

    Savaş koşullarında deforme olan Türk bayrağının bu hali ile kalabilmesi için özen gösterdiğini aktaran Gazcıoğlu, “Şanlı Türk bayrağı bana Mehmetçiğin emaneti; ben de bunu torunuma miras bırakacağım. Kur’an ve bayrak gibi kavramlar bizim için önemlidir. Türk bayrağı sonsuza kadar yaşayacak.” ifadelerini kullandı.

    Bayrağın 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nın izlerini taşıdığını belirten KKTC vatandaşı Aynur Gazcıoğlu, Türk milletinin milli değerlere ve özellikle bayrağına karşı hassas olduğuna dikkati çekerek, “Şanlı bayrağımız bizim her şeyimizdir.” dedi.

    Kıbrıs Barış Harekâtı'nın izlerini taşıyan bayrak korunuyor

    Kıbrıs Barış Harekatı

    Türkiye, 1960 Zürih ve Londra Antlaşmaları ile tesis edilen garantörlük haklarını kullanarak, Ada’daki anayasal düzeni ve Türk halkının varlığını korumak üzere 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs Barış Harekatı’nı düzenledi.

    Kıbrıs’ta Türkler ve Rumların ortak olduğu 1960’ta kurulan “Kıbrıs Cumhuriyeti”, Ada’yı Yunanistan’a bağlamak isteyen Rumların, silah zoru ile Türkleri önce devletten atması ardından da Kıbrıslı Türklere yönelik öldürme, sürgüne gönderme, kamplarda yaşamaya zorlama faaliyetleri sonucu 1963 yılında çöktü.

    1963’ten 1974 yılına kadar Kıbrıs Türklerine yönelik başta EOKA terör örgütü olmak üzere bazı Rum devlet görevlilerinin de karıştığı öldürme eylemleri sonucu 30 binden fazla Kıbrıslı Türk, can güvenlikleri olmadığı için 100’ün üzerinde köyü terk etmek zorunda kalarak, etrafı Rum silahlı güçleri ile çevrili izole kamplarda yaşamaya zorlandı.

    Yunanistan’daki askeri cunta tarafından desteklenen EOKA lideri Nikos Sampson’un, “Kıbrıs Cumhuriyeti” Cumhurbaşkanı Başpiskopos III. Makarios’u devirmek amacıyla 15 Temmuz 1974’te yaptığı askeri darbe sonucunda Ada’da yaşayan Türklerin durumu daha da kötüleşti.

    Darbe sonucu meşru Cumhurbaşkanı III. Makarios meselenin iç mesele olmadığını ilan ederek, garantör ülkelere (Türkiye, Yunanistan ve İngiltere) duruma müdahale etme çağrısı yaptı.

    Türk Silahlı Kuvvetleri 20 Temmuz 1974 sabahı Kıbrıs’a denizden çıkarma, havadan da indirme harekatı yaparak, Kıbrıs’taki Türk Mukavemet Teşkilatı’na mensup “Mücahitler” ile birleşti.

    Kıbrıs’ta Türk varlığını güvence altına alan Mehmetçik, Rumların ateşkesi bozması ve ateşkes görüşmelerinin başarısız olması sonucu 14 Ağustos 1974’te ikinci harekatı başlattı.

    Türk askeri birliklerinin 16 Ağustos 1974 akşamı Mağusa-Lefkoşa-Güzelyurt hattına ulaşmasıyla Kıbrıs Barış Harekatı’nın ikinci evresi de kesin Türk zaferi ile tamamlandı.>>>AA

  • Afyonkarahisar’da trafik kazası: 1 ölü, 3 yaralı

    Afyonkarahisar’da trafik kazası: 1 ölü, 3 yaralı

    Afyonkarahisar’da kontrolden çıkarak bariyerlere çarpıp ardından refüje giren otomobilde 1 kişi öldü, 3 kişi yaralandı.

    Kaza, Dinar ilçesine bağlı Avşar köyü yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, H.Ö., idaresindeki 20 AUD 79 plakalı otomobil, Avşar köyü yakınlarında sürücüsünün henüz belirlenemeyen bir sebepten ötürü direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıktı. Savrulan araç bariyerlere çarpıp ardından refüje girdi. Kazada sürücü H.Ö., ile araçta bulunan E.Ö., M.A.Ö. ve E.A, yaralandı. Yaralılar olay yerine sevk edilen ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Yaralılardan E.A., yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

    Kazayla ilgili jandarma tarafından inceleme başlatıldı.

  • Dikey Geçiş Sınavı yapıldı

    Dikey Geçiş Sınavı yapıldı

    Sınav, 81 il ve Lefkoşa’daki 103 sınav merkezinde, 624 bina ve 9 bin 904 salonda uygulandı.

    Saat 10.15’te başlayan 2026-DGS’de adaylar, saat 10.00’dan sonra sınav binalarına alınmadı.

    Sayısal ve sözel testlerden 100 sorunun sorulduğu sınavda, adaylara 135 dakika cevaplama süresi verildi. 239 bin 681 adayın başvurduğu sınavda, emniyet görevlileri dahil 32 bin 567 kişi görev yaptı.

    Kimlik kartını kaybeden, nüfus cüzdanı olmayan veya nüfus cüzdanında kimlik numarası ve fotoğraf bulunmayan adaylar için il ve ilçe nüfus müdürlükleri açık bulunduruldu.

    Sınavın sonuçları 13 Ağustos’ta açıklanacak ve sadece 2026-2027 eğitim öğretim yılı için yapılacak yerleştirmede geçerli olacak.

    DGS puanları, adayların sınav sonuçlarından hesaplanan sözel ve sayısal standart puanlarının ve ön lisans öğrenimlerinde elde ettikleri akademik not ortalamalarından hesaplanan ön lisans başarı puanlarının (ÖBP) belli katsayılarla çarpılarak toplanmasıyla elde edilecek.>>>AA

  • Akrep zehri laboratuvarda hayat kurtaran seruma dönüşüyor

    Akrep zehri laboratuvarda hayat kurtaran seruma dönüşüyor

    Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü bünyesindeki Mikrobiyoloji Referans Laboratuvarları ve Biyolojik Ürünler Dairesi Başkanlığında yürütülen üretim kapsamında yılda yaklaşık 10 bin doz antivenom (panzehir) hazırlanıyor.

    Laboratuvar sorumlusu Veteriner Hekim Mehmet Ali Kanat, AA muhabirine, panzehir üretiminde Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinden temin edilen akreplerden yararlanıldığını söyledi.

    Laboratuvara getirilen akreplerin kontrollü koşullarda bakılıp beslendiğini belirten Kanat, “Antivenomu, yani akrep panzehrini, akreplerden belirli aralıklarla zehir sağımı yaparak elde ediyoruz.” dedi.

    Kanat, doğrudan elde edilen venomun üretimde kullanılmadığını belirterek, “Akrepten alınan zehrin içinde farklı doku kalıntıları da bulunuyor. Bunların ayrıştırılması gerekiyor. Aksi halde venom kısa sürede bozulabiliyor. Bu nedenle uzun ve titiz bir saflaştırma sürecinden geçiyoruz.” bilgisini paylaştı.

    Akrep zehri laboratuvarda hayat kurtaran seruma dönüşüyor

    Panzehir üretiminde 10 at kullanılıyor

    Saflaştırılan venomun protein ve enzim analizleriyle kalite kontrol testlerinden geçirildiğini aktaran Kanat, “Bizim akrep panzehri ürettiğimiz atlarımız var. Şu anda panzehir üretiminde kullandığımız 10 atımız var. Bu atlara düşük dozlarda enjeksiyonlar yapıyoruz. Bu enjeksiyonlardan sonra belli aralıklarda bu atlarımızın kanındaki panzehir miktarını ölçüyoruz.” diye konuştu.

    Atların bağışıklık sisteminin oluşturduğu antikor seviyesinin düzenli olarak takip edildiğini dile getiren Kanat, şöyle konuştu:

    “Yeterli düzeye ulaşıldığında atlardan plazma alıyoruz. Daha sonra bu plazmayı tamamen saflaştırıyoruz. Son üründe yalnızca akrep zehrine karşı etkili antikorlar kalıyor. Tüm kontroller yapıldıktan sonra sağlık müdürlüklerimize veriyoruz ve bütün illere dağıtıyoruz. Şu anda Türkiye’nin her yerinde bol miktarda akrep panzehrimiz bulunmakta ve vakaların tedavisinde kullanılmaktadır.”

    Kuzey Afrika ve Orta Doğu’daki akrep türlerine karşı daha etkili

    Türkiye’de üretilen panzehrin özelliğine dikkati çeken Kanat, “Bizim özellikle panzehir üretiminde kullandığımız akreplerimiz, Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki ‘androctonus crassicauda’ adında bir akrep türü. Bunun zehri çok zengin bir protein yapısı bulunuyor. Bu nedenle buna karşı ürettiğimiz bir panzehir neredeyse Kuzey Afrika’da, Orta Doğu’daki birçok akrep sokma vakalarının tedavisinde kullanılmaya uygun bir panzehir. Böyle de bir avantajı var aynı zamanda.” açıklamasında bulundu.

    Akrep zehri laboratuvarda hayat kurtaran seruma dönüşüyor

    Panzehir ihtiyacı yılda 10 bin doz

    Yaz döneminde özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri ile Adana çevresinde akrep sokması vakalarının arttığını ifade eden Kanat, kırsal bölgelerde çadırda veya damda uyuyanların daha fazla risk altında bulunduğunu söyledi.

    Kanat, “Panzehrimiz çok etkili ve bütün merkezlerde bulunduğu için herhangi bir ölüm vakası şu ana kadar görülmüyor. Son yıllarda da ciddi bir ölüm vakası görülmedi.” dedi.

    Bir yıllık bir emek sonunda ancak bir antivenomun üretilebildiğini ifade eden Kanat, “Ülkemizin akrep panzehri ihtiyacı yılda 10 bin doz. Biz bunu rahatlıkla üretiyoruz. Gerekli olduğu durumlarda kapasitemizi de artırabiliriz.” diye konuştu.

    Çadırda kalanlar ve dışarıda yatanlar dikkatli olmalı

    Kanat, akrep sokmalarına karşı uyarılarda da bulundu.

    Özellikle yaz dönemi dışarıda yatanlar ve kırsalda çadırda kalanların kıyafetlerine, ayakkabılarına dikkat etmesi gerektiğine dikkati çeken Mehmet Ali Kanat, şunları kaydetti:

    “Kıyafet içindeki akreplerin sokma vakaları daha şiddetli oluyor. Birkaç yerden sokabiliyorlar. Çizme ve ayakkabı içinde birkaç defa sokabiliyor. Bu da vatandaşın aldığı zehir miktarının artmasına ve daha ciddi sorunlara sebep oluyor. Kıyafetlerini akreplerin giremeyecekleri yerlere asmaları ya da giyerken dikkatli bir şekilde temizlemeleri veya kontrol etmelerini tavsiye ediyoruz.”>>>AA

  • “Alev savaşçıları” yeşil vatan için 7 gün 24 saat nöbette

    “Alev savaşçıları” yeşil vatan için 7 gün 24 saat nöbette

    Alan olarak orman varlığının en fazla olduğu iller arasında bulunan Kastamonu’da, Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri, olası yangınlara karşı sürekli hazır bekliyor.

    İl genelindeki yangın gözetleme kulelerindeki ormancılar ve kameralarla bölge anlık olarak takip edilirken, Yangın Harekat Merkezinde veriler hızlı şekilde değerlendiriliyor.

    Olası yangın durumunda bilgiler hızla ilgili birimlere iletilerek yangın söndürme ekipleri en kısa sürede havadan ve karadan olay yerine varıyor.

    "Alev savaşçıları" yeşil vatan için 7 gün 24 saat nöbette

    Ahlatçık yangın ve gözetleme kulesinde görevli Faruk Ünel, AA muhabirine, kulede 2 vardiya olarak 7 gün 24 saat görev yaptıklarını söyledi.

    Gözlerinin her an ormanlarda olduğuna işaret eden Ünel, “14 senedir bu işi severek yapıyorum. En ufak bir duman veya ihbar halinde hemen Kastamonu Yangın Harekat Merkezi’ne bilgi veriyoruz ve arazözler harekete geçiyor. Yeşil vatanı korumak için buradayız. Kule artık evimiz gibi oldu.” dedi.

    "Alev savaşçıları" yeşil vatan için 7 gün 24 saat nöbette

    Yangınların büyük bölümünün insan kaynaklı olduğunu vurgulayan Ünel, “Yangınların maalesef yüzde 90’ı insan kaynaklı. Daha dikkatli ve duyarlı olursak yeşil vatanımızı daha güzel koruruz. Lütfen ormanlarımıza cam şişe ya da sigara izmariti atmayalım. Yangın gözetleme kulemizde 7 gün 24 saat alev nöbetimiz devam ediyor.” diye konuştu.

    "Alev savaşçıları" yeşil vatan için 7 gün 24 saat nöbette

    “Erken ulaşım, yangına erken müdahalede çok önemlidir”

    Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü Yangın Harekat Merkezi’nde görevli tekniker Serdar Badioğlu ise görevlerinin ormanları yangından korumak için koordinasyonu sağlamak olduğunu anlattı.

    Yangınsız bir sezon geçirmeyi istediklerini belirten Badioğlu, “Yangınla ilgili tüm bilgileri olay yerindeki yangın amirimize anında ulaştırmamız gerekiyor. Erken ulaşım, yangına erken müdahalede çok önemlidir. Burada son teknoloji elektronik sistemleri kullanıyoruz. Araç takip, kameralı gözetleme, yangın karar destek sistemimizin hepsini ekip arkadaşlarımızla beraber kullanmaktayız.” ifadesini kullandı.

    Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğünde bir helikopter ve bir de insansız hava aracı bulunduğuna dikkati çeken Badioğlu, “Helikopterimiz kalktığında ona en doğru koordinatı vermek çok önemli. Su havuzlarının koordinatını iletmek görevlerimizden biri.” bilgisini paylaştı.

    "Alev savaşçıları" yeşil vatan için 7 gün 24 saat nöbette

    “Büyümeden yangın yerine ulaşırsak daha çabuk söndürebiliyoruz”

    İl genelinde 13 aktif yangın kulesi olduğunu, 7’sinde kameralı gözetleme sistemi bulunduğunu aktaran Badioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kulelerdeki arkadaşlarımız da 24 saat görevinin başında. Oradan gelen bilgiler Yangın Harekat Merkezi ya da 112 ihbar servisine düşer. Bu bilgileri anında gerekli mercilere iletiriz. Hedefimiz, en kısa
    zamanda yangın yerine ulaşıp ilk müdahaleyi yapabilmek. Büyümeden yangın yerine ulaşırsak daha çabuk söndürebiliyoruz.”

    Sıcaklık, nem ve rüzgar hızının yangınlarda çok önemli olduğunun altını çizen Badioğlu, “Bu veriler tehlikeli seviyeye geldiğinde alarm durumuna geçiyoruz. Kulelerden gelen bilgiler ve kamera görüntüleri ile İHA’lardan gelen görüntüleri 24 saat izliyoruz. Olumsuz bir durumda anında müdahale ediyoruz. Bölge Müdürlüğümüze tahsisli dikey kalkıp yatay gidebilen İHA, bize anında bilgileri ulaştırıyor.” dedi.>>>AA

  • Çaykur Rizespor’un yeni transferi Ariss, takımına enerji katacak

    Çaykur Rizespor’un yeni transferi Ariss, takımına enerji katacak

    Fransa’nın Bastia takımından transfer edilerek Karadeniz ekibiyle 4 yıllık sözleşme imzalayan 22 yaşındaki savunma oyuncusu, yeni takımıyla Erzurum’daki Yüksek İrtifa Kamp Merkezi’nde yaptığı hazırlıkları tamamladı.

    Genç futbolcu Ariss, AA muhabirine, Erzurum’da yoğun bir tempoda çalışma yaptıklarını söyledi.

    Takımdaki diğer oyuncuların kendisini iyi karşıladığını belirten Ariss, “İçlerine hemen kabul ettiler. Kendimi burada ailenin bir parçası gibi hissediyorum. Bu anlayış zaten takımın içinde varmış.” diye konuştu.

    Ariss, mavi-yeşilli ekibin geçen sezonki performansına değinerek, “Rizespor geçen sezon ligi tarihindeki en iyi sırada tamamladı. Bu hem şehir hem de ekip için çok önemli bir sonuç. Bu sene takıma ben de katıldım ve takım arkadaşlarımla bunu daha iyi yerlere çekmeye, daha iyi yerlerde bitirmeye çalışacağız. Bu anlamda çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” ifadelerini kullandı.

    “Taraftarlarımız agresif bir oyuncu görecek”

    Türkiye’de ilk kez forma giyeceğini ifade eden Ariss, şöyle konuştu:

    “Süper Lig çok dikkati çeken bir lig. İlk kez Türkiye’de, Süper Lig’de oynayacağım ama daha önceden de takip ediyordum. Burada çok önemli takımlar var ve çok zorlu bir lig olacak. Biz de burada kendimizi en iyi şekilde gösterip tekrar ligi iyi bir yerde bitirmek istiyoruz. Beni iyi karşılayan takım arkadaşlarımla çalışmaktan mutluyum. Şehri de kısa bir süre gezme fırsatım oldu ve Rize gerçekten çok güzel bir yer. Takımın enerjisine enerji katacağımı düşünüyorum. Taraftarlarımız agresif bir oyuncu görecek. Sahada enerjisini, her şeyini veren, takımın enerjisini yükselten ve aynı zamanda çok koşan bir oyuncu görecekler. İnşallah çok güzel bir sezon geçireceğiz.”

    Ariss, 2026 Dünya Kupası’nda Fas ve Fransa’nın önemli bir mücadele ortaya koyduğunu, hayalinin Fas Milli Takımı’nda oynamak olduğunu sözlerine ekledi.>>>AA

  • Türk güreşi için “ekim zamanı”

    Türk güreşi için “ekim zamanı”

    Türk güreşinin altyapısını güçlendirerek yeni olimpiyat şampiyonlarını yetiştirmek için hayata geçirilen Türkiye Minikler Güreş Şampiyonası’nın ikincisi, 10 binden fazla sporcunun katılımıyla Ankara’da festival havasında geçiyor.

    Türkiye’nin dört bir yanından sporcuları buluşturan “dev organizasyon”, Ankara Spor Salonu’nda 12 minderde 8-9, 10, 11, 12, 13 ve 14 yaş kategorilerinde gerçekleştiriliyor.

    81 ilden 10 binin üzerinde sporcunun mücadele ettiği 15 Temmuz Türkiye Minikler Şampiyonası, Türk güreş tarihinin en yüksek katılımlı organizasyonu olma özelliği taşıyor.

    25 Temmuz’da tamamlanacak bu önemli altyapı organizasyonu, Türk güreşi adına geleceğe yapılan en önemli yatırımlardan biri olarak öne çıkıyor.

    Başarılı güreşçiler, Güreş Eğitim Merkezlerine kazandırılarak Türk güreşinin yarınlarını oluşturacak yolculuğa ilk adımlarını atacak.

    Başkan Akgül: “Çocuklarımıza güreşi sevdirmenin derdindeyiz”

    Geleceğin şampiyonlarının müsabakalarını salonda takip eden Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Taha Akgül, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Tarihin en büyük katılımlı Türkiye Şampiyonası’nı yaptığımız için çok gururluyum. Çünkü gerçekten bu gençlerimiz her şeyi hak ediyorlar. Onların heyecanı, onların buradaki o istekleri, arzuları bizi çok motive ediyor.” dedi.

    Akgül, 81 ilden çocukları başkentte buluşturduklarını dile getirerek, “Güreş son yıllarda kitlesini, seyircisini kaybetti. Burada ciddi bir organizasyona imza atıp o çocuklarımıza güreşi sevdirmenin derdindeyiz. Katılan her sporcumuza, 10 bin çocuğumuzun hepsine mayosuna kadar burada spor malzemesi, güreş malzemesi veriyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Bunun ciddi bir maliyet olduğuna işaret eden Akgül, “Tabii burada sponsorlarımız oldu. Ben hepsine çok çok teşekkür ediyorum. Başta Gençlik ve Spor Bakanımız Osman Aşkın Bak’a, Spor Toto Teşkilat Başkanlığına ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımıza… Sağ olsunlar, bize destek oldular. Sponsorlarımızın adını tek tek saymayacağım ama bütün emeği geçenlere çok teşekkür ediyorum. Bu malzemelerin dağıtımında onların çok büyük payı oldu.” diye konuştu.

    Türk güreşi için "ekim zamanı"

    “Kısa vadeli plan yapmıyoruz”

    Salonun dışında Etnospor etkinlik alanının kurulduğuna değinen Akgül, “Buraya gelen çocukların aynı zamanda Etnospor’daki geleneksel okçuluğu, mas güreşini, Türklerin obasını, geleneğini de tanıma şansları oluyor. Onlara Türklüğün geleneğini de öğretiyoruz. Yani burası bir kültür kaynaşması.” şeklinde görüş belirtti.

    Şampiyonaya ailelerin de ilgi gösterdiğini söyleyen Akgül, şöyle devam etti:

    “Çok ciddi bir aile katılımı var. Her sene ailelerin katılımı artıyor. Biz, aslında burada aileleri de kazanmayı amaçlıyoruz. Çünkü aileler dışarıdan güreş izlemeye gelmiyorlar ama çocuğuyla beraber güreş izlemeye geliyorlar ve güreş kitlesi oluşmaya başlıyor. Çok güzel müsabakalar oluyor. Bir karnaval havası var, hamdolsun. 9, 10, 11, 12, 13 ve 14 yaş ayrı ayrı güreşiyor. Bu çok değerli. 8-9 yaş ilk kez güreşiyor. Çok değerli, hep ilkler var. 12 minderde ilk kez maç yapılıyor. 10 bin çocuğun buraya getirilmesi, lojistiği, yerleştirilmesi, bunların madalyalarının verilmesi, daha sonra kamplarına ayrılması… Bunlar federasyonumuzun ciddi bir emeği, ciddi bir yükü. Ama biz, bu çocuklar için varız. Bu, uzun vadeli bir yatırım. Allah’ın izniyle Türk güreşi bu yatırımın meyvesini yiyecektir. Federasyonumuzda kısa vadeli plan yapmıyoruz. Allah’ın izniyle biz oluruz, olmayız ama Türk güreşi, Türk Güreş Federasyonu, bu çocukların sayesinde ileride emin ellerde olacaktır.”

    “Yeni Taha Akgüller, Rıza Kayaalpler, Yasemin Adarlar çıkacak mı?” sorusuna Akgül, “Allah’ın izniyle kesinlikle çıkacak, çıkmama ihtimali yok. 10 binde yetenekli 10 kişiyi çıkarsak, 10 tane Taha, Rıza bulsak, Türk güreşini uçururlar. Bu havuzu seneye daha da büyüteceğiz. Bu sene 9 yaşı net güreştirdik, 8’i doktor raporuyla aldık. Seneye 8’lerin hepsini de alacağız. Orada kademeli bir başlangıç yaptık çünkü 8 yaş güreş için küçük bir yaş. Allah’ın izniyle buradaki havuz, buradaki ateş, çocukların heyecanı büyümeye devam edecek. Onların heyecanını hiç bitirmeyeceğiz. Bundan sonraki süreçte gelişim kamplarıyla süreçlerimize devam edeceğiz. Burada dereceye giren, yetenekli sporcuları da Güreş Eğitim Merkezlerine yollayacağız, oraya seçilecekler. Burada şampiyonayı yaptıktan sonra yetenekli güreşçilerin takibi lazım. Onların gelişimlerini de Güreş Eğitim Merkezlerinde birebir yakından hocalarımız, federasyonumuz takip edecek.” yanıtını verdi.

    Türk güreşi için "ekim zamanı"

    “Dünyada ses getirecek uluslararası bir organizasyonun planlamasını yapıyoruz”

    Güreşi, Türkiye’nin dört bir yanına yaymayı hedeflediklerini belirten Akgül, Süper Lig finallerini Cilo Dağları Cennet Cehennem Vadisi eteklerinde düzenlediklerine işaret etti.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da bu organizasyondan övgüyle bahsettiğini hatırlatan Akgül, şunları kaydetti:

    “O organizasyonumuz bizler için çok özeldi. 3 bin rakıma çıkmak, araçların bile gitmediği bir yerde 3 bin kişiyi o alana toplamak kolay değil. Hakkari’nin insanına çok teşekkür ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın övgüsüne mazhar olmak bir federasyon için en büyük başarıdır. Allah razı olsun. Yaptığımız emeği gördü. Dünya güreş camiasında da çok büyük etki yarattı. Gürcistan’a gittim, herkes bunu konuşuyor. Dünyada daha önce açık hava organizasyonları yapıldı ama minderde ilk defa böyle 3 bin rakımlı dağın eteğinde bir organizasyon yapıldı. Bu anlamda Türk Güreş Federasyonu dünyada da bir ilke imza attı. Allah’ın izniyle gelecekte daha da güzel bir uluslararası etkinliğimiz olacak. Bunun da planlamasını yapıyoruz. Çok daha büyük katılımlı, dünyada da yine aynı şekilde ses getirecek bir organizasyonumuz olacak. Bunun da planlamasını yapacağız, daha sonra kamuoyuyla paylaşacağız.”>>>AA

  • Bakan Fidan, Katarlı mevkidaşı Al Sani ile Doha’da bir araya geldi

    Bakan Fidan, Katarlı mevkidaşı Al Sani ile Doha’da bir araya geldi

    Bakanlığın NSosyal hesabından yapılan paylaşıma göre, Fidan, Katar ziyareti kapsamında Katar Dışişleri Bakanı Al Sani ile Doha’da görüştü.

    Bakan Fidan, Katarlı mevkidaşı Al Sani ile Doha'da bir araya geldi

  • Türkiye’de son 6 ayda kapanan her bir şirket yerine 4’ten fazla şirket açıldı

    Türkiye’de son 6 ayda kapanan her bir şirket yerine 4’ten fazla şirket açıldı

    AA muhabirinin Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) verilerinden derlediği bilgiye göre ocak-haziran döneminde kurulan şirket sayısı istikrarlı seyrini sürdürdü.

    Türkiye’de yılın ilk çeyreğinde 28 bin 926 şirket kurulurken 5 bin 34 şirket faaliyetlerini sona erdirdi.

    Yılın ilk yarısında ise 57 bin 62 şirket açılırken 13 bin 484 şirket kapandı. Böylece yılın ilk 6 ayında kapanan her bir şirkete karşılık 4’ten fazla şirket faaliyete başladı.

    Son 6 ayda kurulan şirketlerin türüne bakıldığında limitet şirketlerin ilk sırada olduğu görüldü. Bu dönemde kurulan şirketlerin 2’si kollektif, 5 bin 613’ü anonim, 51 bin 447’si limitet olarak kayıtlara geçti.

    Kurulan şirketlerin üçte birinden fazlası İstanbul’da

    İstanbul, Ankara ve İzmir’de ocak-haziran döneminde kurulan 30 bin 191 şirkete karşılık 8 bin 637 şirket faaliyetlerini sonlandırdı.

    Söz konusu dönemde İstanbul’da 20 bin 872 şirket kuruluşu gerçekleşti, kapananların sayısı 6 bin 733 oldu.

    Ankara’da 6 bin 34 şirket iş başı yaparken 1164’ü kepenk indirdi.

    İzmir’de ise 3 bin 285 şirket kuruldu, 740 şirket kapandı.

    Yılın ilk yarısında en fazla şirket 20 bin 872 adetle İstanbul’da, en az ise 11 ile Bayburt’ta kuruldu.

    En fazla şirket kapanışı ise 6 bin 733 adetle yine İstanbul’da gerçekleşirken Ardahan’da 6 aydır şirket kapanışı gerçekleşmedi.

    Kadın ortakların ilk tercihi limitet şirketler

    Yılın ilk 6 ayında kadın ortaklar en çok limitet şirketleri tercih etti. Ocak-haziran döneminde yeni kurulan limitet şirketlerde 12 bin 254 kadın ortak yer alarak yüzde 16,86’lık paya sahip oldu.

    Anonim şirketlerde ise 1439 kadın ortağın oranı yüzde 14,66 olarak kayıtlara geçti.>>>AA

  • İstanbul’da sigara yasağı ihlaline son 5 yılda 694,6 milyon lira ceza

    İstanbul’da sigara yasağı ihlaline son 5 yılda 694,6 milyon lira ceza

    Türkiye’de 4207 sayılı “Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun” ile ilgili 2008 yılında yapılan düzenlemelerle kamuya açık tüm kapalı alanlarda tütün ürünlerinin tüketilmesi yasaklandı.

    İlgili yasanın kapsamının genişletilmesiyle birlikte 19 Temmuz 2009 tarihinden itibaren özel hukuk kişilerine ait olan lokanta, kahvehane, kafeterya ve birahane gibi işletmelerde de tütün ürünlerinin tüketilmesi yasaklandı. Bu kapsamda, ikamete mahsus konutlar hariç tüm kapalı alanlarda sigara içme yasağı getirildi.

    Bu yasağın getirilmesindeki temel amaç ise sigara kullanmadığı halde başkalarının kullandığı sigara dumanından zarar gören kişilerin korunması oldu.

    Öte yandan, 19 Temmuz 2009 itibarıyla Türkiye, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, tütün kontrolüne yönelik en geniş kapsamlı yasası olan Bermuda, Yeni Zelanda, Uruguay, İngiltere ve İrlanda’dan sonra dünyadaki 6’ncı, Avrupa’daki 3’üncü ülke konumuna geldi.

    5 yılda 1 milyon 349 bin 147 işletme denetlendi

    Sağlık Bakanlığına bağlı ilgili kurumlar tarafından sigara dumanına pasif maruziyetin önlemesi amacıyla ülke genelinde düzenli olarak denetimler gerçekleştiriliyor.

    AA muhabirinin İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünden aldığı bilgiye göre, kentte bu yıl itibarıyla denetim yapan 145 personelden oluşan 65 ekip bulunuyor.

    Denetimler, yetkili ekiplerce “serbest denetim”, “ihbar denetimi, “takip denetimi” ve “çapraz denetim” şeklinde yürütülüyor.

    Kapalı alanda sigara yasağı çerçevesinde ekiplerce, 5 yılda 1 milyon 349 bin 147 işletme denetlenirken, kapalı mekanda tütün kullanımına izin verdiği tespit edilen 25 bin 970 iş yerine 694 milyon 666 bin 994 lira para cezası uygulandı.

    Bu kapsamda, 2022’de 218 bin 157, 2023’te 379 bin 826, 2024’te 308 bin 567 ve 2025’te 332 bin 192 işletmede denetim yapıldı, bu yılın ilk 6 ayında ise 110 bin 405 denetim gerçekleştirildi.

    Denetimlerde yasağa uymayan işletme sayısı ise yıllara göre sırasıyla 3 bin 210, 3 bin 26, 4 bin 950, 8 bin 305 ve 6 bin 479 olarak kayıtlara geçti.

    İhlal tespit edilen işletmelere kesilen idari para cezası yıllara göre artış gösterirken, en fazla ceza tutarı geçen yıl gerçekleşti. Buna göre 2022’de kesilen toplam ceza tutarı 22 milyon 263 bin 642 lira olurken, 2023’te bu rakam 33 milyon 47 bin 275 lira, 2024’te 154 milyon 579 bin 277 lira, 2025’te 278 milyon 960 bin 429 lira oldu.

    Bu yılın ocak-mayıs döneminde ise yasağa uymayan işletmelere 205 milyon 816 bin 371 lira ceza uygulandı.

    Yasağı ihlal eden 681 işletmeye geçici kapatma cezası

    Yasağı ihlal eden bazı işletmelere geçici kapatma cezası da verildi. Bu kapsamda 2022-2026 döneminde kentteki 681 işletmeye kapatma cezası uygulandı.

    Öte yandan, ilgili yıllar arasında yasağı ihlal ettiği tespit edilen 1.958 kişiye de idari para cezası verildi.

    Vatandaşlar, şikayette bulunabiliyor

    Vatandaşlar, sigara yasağına uymayan iş yeri veya şahısları, İl Sağlık Müdürlüğüne bildirebilirken, Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezini (SABİM) 184’ü arayarak şikayette bulunabiliyor.

    Bu kapsamda İstanbul’da, 2022-2026 döneminde ihbar üzerine toplam 36 bin 509 denetimde bulunuldu.

    İstanbul'da sigara yasağı ihlaline son 5 yılda 694,6 milyon lira ceza

    “Sigaradan 8 milyon ölümün 1,2 milyonu pasif duman maruziyetinden”

    Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hasan Volkan Kara, AA muhabirine, dumansız hava sahası uygulamasının dünyada Türkiye’nin öncülük yaptığı konulardan biri olduğunu söyledi.

    İstisnasız bütün kapalı alanları kapsayan bu uygulama sayesinde öldürücülüğü ispatlı tütünün hem vatandaşlara hem de çevreye zarar vermesinin engellenmeye çalışıldığını belirten Kara, “Tütünün, sigaranın dünyaya zarar olarak hesabını yapacak olursak yılda 8 milyon kişi hayatını kaybediyor. 8 milyon çok büyük bir rakam. Çünkü 3,5 yıl süren pandemide toplamda 7 milyon kişi hayatını kaybetti.” ifadelerini kullandı.

    Kara, insanlar sigaradan uzaklaştırılabilirse sigara kaynaklı ölümlerin de engellenebileceğinin altını çizerek, “8 milyon ölümün 1,2 milyonu pasif duman maruziyetinden. Yani kendisi sigara içmeyip dumana maruz kalan insanların hayatlarını kaybetmesi. İşte dumansız hava sahasının önemli konularından biri de bu.” dedi.

    Kapalı alanlarda sigara ve dumanın olmamasının, sigara kullanmayan kişilerin sağlığını korumakla ilgili çok önemli bir davranış olduğunu vurgulayan Kara, şöyle devam etti:

    “Peki sadece dumana maruz kaldığında mı insanların sağlığı tehlikeye giriyor? Maalesef hayır. Sigara içilen, duman teneffüs edilen ortamlarda zararlı madde, partikül ve gazların 3 ila 6 ay boyunca asılı kaldığı, ortama nüfuz ettiği ve bu dönemde kullanılmaya devam edilen ortama girip çıkan insanların hayatını tehlikeye attığını biliyoruz. Bu nedenle dumansız hava sahasının en önemli koruyuculuğu, sigara kullanmayan kişilerin hayatını korumak. Peki dumansız hava sahası bunun dışında bize ne sağlıyor? Bir kere toplumda, Yeşilay, Sağlık Bakanlığı ve bütün otorite, sigara içmenin görünebilir olduğunu ortadan kaldırmak zorundayız. Çocuklar, gençler, çevrelerinde sigara içmeyi normal algılayacak her maruziyetten maalesef olumsuz etkileniyor. Bu nedenle kapalı alanlarda, topluma açık alanlarda, daha doğrusu belirlenen yerler dışında sigara içmenin önüne geçmemiz gerekiyor.”

    “İhlalleri gördüğümüzde lütfen bildirelim”

    Prof. Dr. Kara, Yeşilay ve Sağlık Bakanlığının bu konuda farkındalık arttırıcı eğitim programları yaptığını, ilkokullara, ortaokullarda ve liselerde eğitici eğitimleri verdiğini anlatarak, bununla gelecek nesillerin dumansız, sağlıklı bir ortama kavuşmasını amaçladıklarını dile getirdi.

    Bu kapsamda ücretsiz sigara bırakma tedavileri sunulduğunu kaydeden Kara, “Yeşilay Danışmanlık Merkezlerinde, Sağlık Bakanlığına bağlı sigara bırakma polikliniklerinde, ilaçlar dahil ücretsiz hizmet veriyoruz. Bu şekilde sigara içmeye devam eden kişilerin sayısını ve görünür olmayı azaltmaya gayret ediyoruz. Vatandaş olarak üzerimize ne düşüyor? Bağımlılıklarda en iyi tedavi hiç başlamamak. Sigaranın sağlığa zararlı olduğunu biliyoruz. Bu bilgiyi davranışa çevirmemiz, sigara kullanmamamız lazım. Çevremizde sigara kullanan kimse varsa onu da ikna etmemiz, bu zararlı alışkanlıktan uzak durmasını sağlamamız gerekiyor.” diye konuştu.

    Kara, kapalı birçok ortamda sigaranın kullanılabildiği dönemlerde sigara kullanmayan kişilerin sağlıksız havayı soluma mecburiyetinde kaldığını, şu anki yasaların ise bunun önüne geçtiğini belirtti.

    Bu konuda vatandaşlara da sorumluluk düştüğüne işaret eden Kara, “Temiz, sağlıklı bir hava herkesin hakkı. Bu konuda bizim de çaba içinde olmamız gerekiyor. İhlalleri gördüğümüzde lütfen bildirelim. Sigara kullanan bireylere, olumlu anlamda bırakması yönünde telkinlerde bulunalım. Profesyonel destek almaları için onları yönlendirelim. Çocukların ve gençlerin bu ürünlere başlamaması için elimizden gelen çalışmaları yapalım.” ifadelerini kullandı.>>>AA

  • KKTC Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu: Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale hakkından vazgeçmeyiz

    KKTC Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu: Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale hakkından vazgeçmeyiz

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümü dolayısıyla AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

    Kıbrıs konusunda 60 yıldır süren müzakerelerin başarısız olduğuna dikkati çeken Ertuğruloğlu, şunları söyledi:

    “Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Raif Denktaş’ın da belirttiği gibi, Kıbrıs sorunu bir statü sorunudur. Rum tarafı, bir Helen adasının hakimi, tek sahibi gibi görülürken, Türk tarafı azınlık statüsüne indirgenmek istenmektedir. Eşitlik olmadan masaya oturursanız, eşitlik olmadan kalkarsınız. Bu anlayışla 60 yıllık müzakere süreci başarısız olmuştur.”

    Ertuğruloğlu, Birleşmiş Milletlerin (BM) Rum tarafına “Kıbrıs Cumhuriyeti” statüsü vermesinin Kıbrıs sorununu oluşturduğuna işaret ederek, Avrupa Birliği’nin de (AB) 2004’te benzer bir hataya düştüğünü hatırlattı.

    “BM bu hatayı yaptı, 2004’te AB de aynı hatayı tekrarladı. Şimdi bizden bu hatalarını yasallaştırmamızı bekliyorlar. Çok beklersiniz.” diyen Ertuğruloğlu, AB’nin Kıbrıs meselesi konusunda tarafsız olamayacağına dikkati çekti.

    AB’nin Kıbrıs meselesine burada bir Türk işgali varmış gibi yaklaştığı sürece gerçeklerden uzak kalınacağını vurgulayan Ertuğruloğlu, Kıbrıs’ta Türk ve Rumlara eşit statü verilmediği sürece çözüm olamayacağını kaydetti.

    Ertuğruloğlu, KKTC dış politikasının iki egemen eşit devlet ve eşit uluslararası statü politikasından vazgeçmeyeceğini anlatarak, “Bizim devletimiz var, ana vatanımız var, askerimiz var. Kimse bizi kandırma umuduyla buraya gelmesin.” diye konuştu.

    “İngiltere ve Yunanistan garantörlük görevini yerine getiremedi”

    Bakan Ertuğruloğlu, Kıbrıs konusundaki “garantörler” konusuna da değinerek, “İngiltere ve Yunanistan tarih boyunca garantörlük görevini yerine getirmemiştir. Tek garantörlük görevini yerine getiren Türkiye Cumhuriyeti’dir.” ifadelerini kullandı.

    Kıbrıs meselesinin 1963’ten itibaren başlayan Rum saldırganlığı ve iki ortağın siyasi eşitliğinin yok sayılmasından kaynaklandığının altını çizen Ertuğruloğlu, “Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale hakkından vazgeçmeyiz. Türkiye’nin tek taraflı müdahale hakkı, Kıbrıslı Türkler için vazgeçilmezdir. Biz de bundan asla vazgeçmeyeceğiz.” şeklinde konuştu.

    “Kıbrıs Barış Harekatı sorunun başlangıcı değil, bir anlamda çözümüdür”

    Ertuğruloğlu, Kıbrıs meselesinin 1963’te başladığını, bunu kabullenmeden, “Ada’ya Türkiye’yi 20 Temmuz 1974’te durup dururken müdahale etmiş” gibi gösteren yaklaşımların tarihi gerçekler ile asla bağdaşmadığını söyleyerek, “Kıbrıs Barış Harekatı sorunun başlangıcı değil, bir anlamda çözümüdür.” dedi.

    Türk Silahlı Kuvvetlerinin 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs’a müdahalesiyle Ada’daki Türk halkının bir soykırımdan kurtularak yeniden hayata tutunduğunu hatırlatan Ertuğruloğlu, 52 yıl önce Mehmetçik ve Mücahit’in omuz omuza mücadelesiyle Kıbrıs’ın bir Helen adası olmasının engellendiğini belirtti.

    Türk ordusunun saldırgan değil caydırıcı bir ordu olduğuna dikkati çeken Ertuğruloğlu, Türkiye’nin gücünün her alanda görüldüğünü vurguladı.

    Ertuğruloğlu, Kıbrıs Barış Harekatı’nda şehit olanları rahmetle, gazileri de minnetle andıklarını dile getirerek, Türkiye var olduğu sürece, Kıbrıs Türk halkının, bir daha tarihteki o acı günleri yaşamayacağını sözlerine ekledi.>>>AA

  • Su ürünleri ve hayvansal mamulleri ihracatı ilk yarıda 1,9 milyar doları aştı

    Su ürünleri ve hayvansal mamulleri ihracatı ilk yarıda 1,9 milyar doları aştı

    Ege İhracatçı Birliklerinden (EİB) yapılan açıklamaya göre, aynı dönemde Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği’nin ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16 artışla 949 milyon dolara ulaştı.

    Açıklamada görüşlerine yer verilen Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Ufuk Atakan Demir, birliğin Türkiye’nin sektör ihracatındaki lider konumunu sürdürdüğünü belirtti.

    Demir, “Türkiye genelinde sektörümüz 1 milyar 904 milyon dolar ihracat gerçekleştirirken, birliğimiz yüzde 16 artışla 949 milyon dolar ihracata ulaştı. Böylece ülkemiz sektör ihracatının yarısı yine Ege İhracatçı Birlikleri tarafından gerçekleştirildi.” ifadelerini kullandı.

    Türkiye genelinde su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörünün 2026 yılı ihracat hedefinin 4,3 milyar dolar, 2030 hedefinin ise 5 milyar dolar olduğunu aktaran Demir, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği olarak yıl sonunda 2 milyar dolarlık ihracata ulaşmayı hedeflediklerini kaydetti.

    Su ürünleri ihracatında Türkiye’nin 2027 yılı hedefinin 2,7 milyar dolar, 2030 yılında ise 3,5 milyar dolar olduğunu belirten Demir, “Bu hedeflere ulaşabilmek için yılın ikinci yarısında da yoğun bir uluslararası tanıtım programı yürütmeye devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.>>>AA

  • Türk Hava Kuvvetleri, Kıbrıs Adası’nın güneyinde eğitim uçuşu yaptı

    Türk Hava Kuvvetleri, Kıbrıs Adası’nın güneyinde eğitim uçuşu yaptı

    Bakanlığın NSosyal hesabından yapılan paylaşımda, “Hava Kuvvetleri Komutanlığımıza bağlı çeşitli üslerden havalanan muharip ve destek uçaklarımızın katılımıyla Kıbrıs Adası’nın güneyinde, Akdeniz’in uluslararası hava sahasında eğitim uçuşu gerçekleştirildi. Her zaman, her yerde, göklerimizin yılmaz bekçileriyiz.” ifadesi kullanıldı.>>>AA

  • Dünya Kupası finali öncesi üst düzey güvenlik

    Dünya Kupası finali öncesi üst düzey güvenlik

    Dünya Kupası boyunca “New York New Jersey Stadı” olarak da anılan 82 bin 500 kişilik Metlife Stadı’nda günler öncesinden olağanüstü güvenlik önlemleri alındı.

    Özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın da bugün karşılaşmayı tribünden izleyecek olması nedeniyle ek güvenlik protokolleri, en üst seviyeye çıkarılmış durumda.

    Dünyanın dört bir yanından on binlerce futbolseveri ağırlayacak olan stadyumda ABD Gizli Servisi, federal, eyalet ve yerel güvenlik güçleri girişte sıkı aramalar yaparken, stadyum civarında da binlerce görevli kuş uçurtmayacak.

    Bilet fiyatları cep yakıyor

    Maçı izlemek isteyen on binlerce kişinin stadyuma ulaşımı bugün günün ilk sınavı olacak. Stadyuma çoğunlukla toplu ulaşım ile gidilebileceği için New York ve New Jersey’deki tren ve otobüs istasyonlarından ek seferler düzenlenecek.

    Taraftarların toplu ulaşım için 100 ila 150 dolar arasında ödeme yapması beklenirken yetkililer, yaşanacak yoğunluk nedeniyle gidiş ve dönüşte uzun beklemelere hazırlıklı olunması uyarısında bulunuyor.

    Bugünkü final maçı için farklı internet sitelerinden satılan bilet fiyatları da cep yakıyor. Oyun alanına uzaklığı ve görüş açısına göre fiyatlar 7 bin ile 55 bin dolar arasında değişiyor.

    Tüm bunların üstüne, devam eden sıcak havalar nedeniyle aniden bastırabilecek yaz yağmuru ihtimali de bugünkü karşılaşmada ortaya çıkabilecek sürprizler arasında yer alıyor.

    “Fiyatlandırma açısından herkes için daha iyisini yapabilirlerdi”

    İsmini Edgar olarak veren ve AA mikrofonuna konuşan Honduraslı futbol sever, maçı izlemeye çocuğu ile birlikte geldiğini belirterek, “Çok heyecanlıyız. Bu bizim için bir tür hayatta yapılacaklar listesi gibi bir şey, bu yüzden burada olmaktan mutluyuz.” dedi.

    Edgar, hava durumu konusunda bir endişesi olmadığını belirtirken, ulaştı ve bilet maliyetleri için ise, “Bence fiyatlandırma açısından herkes için daha iyisini yapabilirlerdi.” ifadesini kullandı.

    Edgar’ın oğlu Kieran ise, bugünkü maçta kendisinin İspanya’yı, babasının ise Arjantin’i desteklediğini belirterek, “Bu benim ilk Dünya Kupası stadyumu ziyaretim, özellikle de final maçı için ilk defa geliyorum ve maçı izleyeceğim için çok heyecanlıyım.” diye konuştu.

    Dünya Kupası için Hollanda’dan bir hafta önce Boston’a gelen Timpers ailesinden Noah Timpers de “Bu, dahi çocuk Lamine Yamal ile efsane Lionel Messi’nin karşılaşması olacak. Bu yüzden çok heyecanlıyım ve neler olacağını merak ediyorum.” ifadelerini kullandı.

    Noah’ın kardeşi Sim Timpers da ulaşım ve bilet bulma gibi zorluklar için, “Bilet bulmak ve benzeri şeyler her zaman zordur ve her şey mükemmel olamaz. Bu yüzden, böyle şeyleri kabullenip eğlenmeye çalışmak gayet normal.” dedi.

    50 yaşındaki baba Joes Timpers da, final maçı için zorluklara karşı sabırlı olmaları gerektiğini belirterek, “ABD harika bir deneyim. Stadyumlar muhteşem. Maçların da oldukça iyi olduğunu düşünüyorum.” dedi.>>>AA

  • Dumansız hava sahasında 17 yılda 46 milyonu aşkın denetim yapıldı

    Dumansız hava sahasında 17 yılda 46 milyonu aşkın denetim yapıldı

    Sağlık Bakanlığınca, toplum sağlığını korumak, tütün dumanına maruziyeti önlemek ve tütün kullanımını azaltmak amacıyla yürütülen Dumansız Hava Sahası uygulaması kapsamında 2009’dan bu yana 46 milyonu aşkın denetim gerçekleştirildi.

    AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, 4207 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun kapsamında yürütülen uygulamayla, tütün kullanımının yol açtığı sağlık risklerinin azaltılması ve dumansız yaşam alanlarının korunması hedeflendi.

    Yürürlüğe 19 Temmuz 2009’da giren düzenlemelerle, kahvehane, kafeterya, lokanta ve benzeri işletmelerin kapalı alanlarında tütün ürünü kullanımı yasaklandı. Yapılan düzenlemelerle toplumun yoğun kullandığı bazı açık alanlarda da ilave kısıtlamalar hayata geçirildi.

    Bu kapsamda havaalanları, terminaller, alışveriş merkezleri, sinema ve tiyatrolar ile sağlık kuruluşlarının giriş kapılarının en az 5 metre çevresinde tütün ürünü kullanımı yasaklandı, kamu kurumlarının açık alanlarında oluşturulabilecek sigara içme alanları ise toplam açık alanın yüzde 30’u ile sınırlandırıldı. Bu alanların bina girişlerinden en az 10 metre uzaklıkta olması zorunlu hale getirildi.

    Ayrıca çocuk parkları, yürüyüş yolları ve spor alanlarında tütün ürünü kullanımı tamamen yasaklanarak, çocukların ve gençlerin dumandan korunmasına yönelik önemli bir adım atıldı.

    Dijital denetim altyapısı

    Denetim faaliyetleri, Dumansız Hava Sahası Denetim Sistemi ile dijital ortama taşındı. Planlama, saha koordinasyonu, ihbar yönetimi ve raporlama süreçleri tek merkezden etkin şekilde yürütülmeye başlandı.

    “ALO 184 SABİM” hattı ile “Yeşil Dedektör” mobil uygulaması üzerinden iletilen ihbarların sisteme anlık düşmesi sağlandı. Böylece ihbarların en geç 2 saat içinde değerlendirilerek en yakın denetim ekibine yönlendirilmesine imkan verildi.

    Bu sayede vatandaşların denetim süreçlerine aktif katılımı sağlanırken, ihlallere hızlı ve etkin müdahale imkanı oluşturuldu.

    Türkiye genelinde kesintisiz denetim

    Bakanlık verilerine göre, Türkiye genelinde yaklaşık 1500 denetim ekibi ve 10 bine yakın görevli personelle 7 gün 24 saat esasına göre denetimler gerçekleştiriliyor.

    2009’dan bugüne kadar 46 milyonu aşkın denetim gerçekleştirilirken, Dumansız Hava Sahası uygulamasının sürdürülebilirliği etkin denetim mekanizmasıyla güvence altına alınıyor.

    Denetimler, rutin denetimler, ihbar üzerine gerçekleştirilen denetimler ve iller arası çapraz denetimler olmak üzere 3 farklı yöntemle yürütülüyor.

    İhbar alınması veya ihlal tespit edilmesi halinde ilgili işletmeye 20 gün içinde en az 3 takip denetimi yapılıyor. Denetim ekipleri, en az 2 kişiden oluşurken, ekiplerde kolluk kuvveti temsilcileri de görev alıyor.

    Denetimlerin etkinliğini artırmak amacıyla 81 ilde görev yapan ekipler, farklı illerle eşleştirilerek her ay çapraz denetimler gerçekleştiriyor.>>>AA

  • İki otomobilin çarpıştığı kazada 4 kişi yaralandı

    İki otomobilin çarpıştığı kazada 4 kişi yaralandı

    Afyonkarahisar’ın Bolvadin ilçesinde iki otomobilin çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında 4 kişi yaralandı.

    Kaza, Bolvadin ilçesi Selçuklu Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, M.F.E. idaresindeki 16 CAA 880 plakalı otomobil ile O.K. yönetimindeki 06 CZY 119 plakalı otomobil çarpıştı.

    Kazada sürücüler M.F.E. ve O.K. ile araçlarda yolcu olarak bulunan G.S. ve A.A.E. yaralandı. Yaralılar, olay yerine sevk edilen sağlık ekipleri tarafından yapılan ilk müdahalenin ardından Bolvadin Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

    Kazan’ın ardından polis tarafından inceleme başlatıldı.

  • Adli tatil yarın başlıyor

    Adli tatil yarın başlıyor

    Yargıda, “toplu izin kullanımı” anlamına gelen adli tatil yarın başlayacak.

    Tatil süresince adliyelerde görev yapacak nöbetçi mahkemeler, tutuklusu olan ve acil nitelik taşıyan davalara bakacak. Diğer davalara ise yeni adli yıla kadar ara verilecek.

    Yüksek yargı organları Danıştay ile Yargıtay’da nöbetçi heyetler görev yapacak.

    Danıştayda görev alacak nöbetçi heyet, esastan karar veremeyecek ve yalnızca “yürütmenin durdurulması” taleplerini karara bağlayabilecek.

    Yargıtayda da ceza ve hukuk olmak üzere iki nöbetçi daire görev yapacak. Nöbetçi ceza dairesi, tutuklu sanıklarla ilgili dosyalara bakacak.

    Adli tatil, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 102’nci, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 331’inci, Danıştay Kanunu’nun 86’ncı, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 61’inci maddeleri gereğince, her yıl 20 Temmuz’da başlayıp 31 Ağustos’ta sona eriyor.

    Anayasa Mahkemesi ise adli tatil kapsamına girmiyor.

    Eylülde önemli davaların görülmesine devam edilecek

    Yeni adli yılın başlamasının ardından başkentte kamuoyunca önemli görülen davaların görülmesine devam edilecek.

    Bu kapsamda, 3 Eylül’de Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne ilişkin istinaf mahkemesinin bozma kararının ardından 76 sanığın yargılandığı davaya devam edilecek.

    17 Eylül’de Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) finansman sağladığı gerekçesiyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) kayyum olarak atandığı Maydonoz Döner işletmelerinin Ankara yapılanmasına ilişkin 9 sanığın yargılandığı dava ve 22 Eylül’de kamuoyunda “Aleyna Çakır” olarak bilinen Sema Esen’in ölümüne ilişkin sanık Ümitcan Uygun’un “intihara teşvik etmek, intihar kararını kuvvetlendirme” ve “eziyet etme” suçlarından yargılandığı davanın duruşması görülecek.

    Araç muayene istasyonunda çıkan kavgada polis memuru Melih Okan Keskin’in hayatını kaybetmesine ilişkin, haklarında “kasten yaralama sonucu ölüme neden olma” suçundan açılan davada 4 sanığın yargılanmasına ise 30 Eylül’de devam edilecek.

    14 Ekim’de ise Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu’nun 18 Aralık 2002’de Ankara’daki evinin önünde öldürülmesine ilişkin 10 sanığın yargılanması ve 16 Ekim’de Ankara Büyükşehir Belediyesinin (ABB) 2021-2024 dönemindeki konser harcamalarına ilişkin 14 sanığın yargılanması sürecek.

    İddianamelerin hazırlanması bekleniyor

    Ayrıca yeni adli yılda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, aralarında Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in de bulunduğu şüpheliler hakkında başlatılan “rüşvet” soruşturması ve Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopterinin düşmesine yönelik soruşturmada iddianamelerin hazırlanması bekleniyor.

    Dönemin Büyük Birlik Partisi (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin bulunduğu helikopterin düşmesi sonucu ölümleriyle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında 19 şüpheli 17 Temmuz’da tutuklanmıştı.

    Aralarında Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in de bulunduğu 24 şüpheli ise “suç örgütü kurma”, “rüşvet” ve “ihaleye fesat karıştırma” suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 15 Temmuz’da tutuklanmıştı.>>>AA

  • Bakanlıktan tanıtımlardaki “indirim oyunları”na yakın takip

    Bakanlıktan tanıtımlardaki “indirim oyunları”na yakın takip

    Bakanlık, indirimli satışların tüketiciler üzerindeki yönlendirici etkisi nedeniyle “Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği”ne tam uyum koşulu arıyor.

    Yapılan incelemelerde, “yüzde 50 + yüzde 20 + yüzde 10” gibi üst üste binen yanıltıcı nihai indirim hesaplamalarının tüketicilerde kafa karışıklığı oluşturduğu belirlendi.

    Reklamın ana metninde tüm ürünlerde indirim olduğu belirtilmesine rağmen dipnotlarla birçok ürünün kapsam dışı bırakıldığı, kampanya koşullarının ise okunmayacak kadar küçük ve silik puntolarla sunulduğu tespit edildi. İndirimli satışın başlangıç ve bitiş tarihlerinin bulunmaması ile sadakat kartları üzerinden yapılan indirimlerde referans fiyatın gerçeğe aykırı şekilde yüksek gösterilmesi de üzerinde durulan ihlaller arasında yer aldı.

    CEZALAR MECRA BAZINDA KATLANIYOR

    6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında mevzuata aykırı hareket eden reklam verenler, reklam ajansları ve mecra kuruluşları yaptırıma tabi tutuluyor. Reklam Kurulu, ihlalin niteliğine göre reklamları durdurma, aynı yöntemle düzeltme veya idari para cezası verme yetkisine sahip bulunuyor.

    İdari para cezaları, reklamın yayınlandığı mecraya göre 99 bin 339 liradan başlayıp 39 milyon 916 bin 524 liraya kadar yükselebiliyor. Kurul, ceza miktarını belirlerken elde edilen haksız menfaatin büyüklüğü, tüketicinin uğradığı zarar ve ihlali gerçekleştirenin kusur durumunu dikkate alıyor.

    “ÖNCE UYAR, SONRA CEZALANDIR” STRATEJİSİ

    Ticaret Bakanlığı, hem tüketicilerin mağduriyet yaşamaması hem de işletmelerin ağır cezalarla karşılaşmaması için ilgili meslek kuruluşlarını ve üyelerini bilgilendirdi.

    Bakanlık uzmanları, reklamların mevzuata tam uyumlu hale getirilmesi gerektiğini vurguladı. Spekülatif fiyat hareketlerine yol açan ve dürüstlük kuralına aykırı tüm ticari uygulamaların takibinin titizlikle yapılacağı kaydedildi. >>>AA

  • 500 bin kişi iş ve tayin için taşındı

    500 bin kişi iş ve tayin için taşındı

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından hazırlanan “İç Göç İstatistikleri”nden derlenen bilgiye göre, 2025 yılında 2 milyon 475 bin 19 kişi, iller arasında göç etti.

    Eğitim, hane fertlerine bağımlı göç, medeni durum değişikliği ve daha iyi konut gibi gerekçeler, şehir değişimlerinde temel sebepler oldu. Ancak bunlarla birlikte öğretmen, doktor, memur gibi binlerce çalışanın tayin dönemleri, iş değişiklikleri ve yeni iş bulmak gibi nedenlerle geçen yıl iç göç gerçekleştirenlerin sayısı da 500 bine yaklaştı.

    5 KİŞİDEN BİRİ İŞ GEREKÇESİYLE TAŞINDI

    Verilere göre, geçen yıl 488 bin 643 kişi “tayin/iş değişikliği”, “işe başlamak/iş bulmak” sebepleriyle şehir değiştirirken, söz konusu değer 2024’te 502 bin 2 kişi olarak hesaplanmıştı.

    Böylece, 2025 yılında iç göç gerçekleştiren her 5 kişiden biri, iş gerekçesiyle farklı bir şehre taşındı.

    Ayrıca, geçen yıl iş için göç eden yaklaşık 490 bin kişinin 315 bin 87’sini erkekler, 173 bin 556’sını kadınlar oluşturdu.

    İŞ İÇİN YOLLAR İSTANBUL’A DÜŞTÜ

    Vatandaşların iş için en çok göç ettiği şehir, İstanbul olarak belirlendi. Megakente, geçen yıl iş için taşınanların sayısı 72 bin 141 olurken, başkent Ankara için aynı değer 41 bin 313 oldu. İzmir’e göç edenlerin sayısı ise 24 bin 665 olarak kayıtlara geçti. Ardahan, 819 ile iş nedeniyle en az göç alan il oldu. Bayburt 867, Gümüşhane ise 967 ile iş gerekçesiyle binden az göç alan diğer iller olarak sıralandı. >>>AA